Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6241Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan;

* "Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir."
* "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, genelgeyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kurtuluş mücadelesinin gerekçesi ortaya konulmuş ve bu mücadelenin ulus iradesine dayandırılacağı ilan edilmiştir.

Cevap

Kurtuluş mücadelesinin gerekçesi ortaya konulmuş ve bu mücadelenin ulus iradesine dayandırılacağı ilan edilmiştir.
Verilen hükümlerden 'Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir' ifadesi Millî Mücadele'nin gerekçesini belirtmektedir. 'Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ifadesi ise mücadelenin yöntemini (milletin azim ve kararı) ortaya koymakta ve doğrudan ulusal egemenliğe vurgu yapmaktadır. Bu nedenle kurtuluş mücadelesinin gerekçesi ortaya konulmuş ve bu mücadelenin ulus iradesine dayandırılacağı ilan edilmiştir ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin birinci maddesi olan 'Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir' ifadesini analiz etme.
Bu ifadenin Millî Mücadele'nin gerekçesini (nedenini) ortaya koyduğu belirlenir.
Mücadelenin neden başlatıldığını açıklamak için mevcut tehlikenin belirtilmesi gerekir.
2
Genelgenin üçüncü maddesi olan 'Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ifadesini inceleme.
Bu ifadenin mücadelenin yöntemini (milletin azim ve kararı) ve amacını (milletin bağımsızlığı) belirlediği saptanır.
Milletin kendi kararının vurgulanması, mücadelenin halk iradesine (ulusal egemenliğe) dayandırılacağını gösterir.
3
Her iki maddeyi bütüncül olarak değerlendirip ortak bir sonuca ulaşma.
Genelgenin hem mücadeleye girişme nedenini (gerekçe) hem de bu mücadelenin millet iradesiyle yürütüleceğini (yöntem ve egemenlik) bir arada sunduğu yargısına ulaşılır.
Tarihsel belgelerin maddeleri arasındaki mantıksal bağlar bütünsel bir yorum yapmayı gerektirir.

Anahtar Kavram

Amasya Genelgesi'nde yer alan ihtilalci ve ulusal egemenlikçi kararların analizi, gerekçe ve yöntem ayrımının yapılması.
Soru 6242Soru

Millî Edebiyat Dönemi'nin bağımsız sanatçıları Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı'nın sanat anlayışları ve eserleri üzerine çalışan bir öğrenci, aşağıdaki tabloda yer alan eserleri ve bu eserlerin tematik/üslupsal özelliklerini eşleştirmek istemektedir.

Buna göre, sol sütundaki eserlerin sağ sütundaki doğru edebi açıklamalarla eşleşmesini sağlayınız.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Süleymaniye Kürsüsünde
Süleymaniye'de Bayram Sabahı
Fatih Camii
Açık Deniz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süleymaniye Kürsüsünde manzumesi İslami uyanış ve didaktik söylev diliyle; Süleymaniye'de Bayram Sabahı şiiri Osmanlı ruhunu mimari ve tarihsel estetikle; Fatih Camii manzumesi halkın yoksulluğunu realist tasvirlerle; Açık Deniz şiiri ise fetih ruhunu ve tarihsel derinliği neo-klasik aruz estetiğiyle yansıtan nitelikleriyle eşleşmelidir.
Süleymaniye Kürsüsünde, didaktik söylev dili ve İslami birlik idealiyle; Süleymaniye'de Bayram Sabahı, mimari estetik ve Osmanlı ruhunun birleşimiyle; Fatih Camii, yoksul insanların hayatına eğilen sosyal realizmle; Açık Deniz ise coğrafi genişleme arzusunu barındıran tarih felsefesiyle eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler şairlerin kendilerine özgü şiir estetiklerini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütunda verilen eserlerin hangi şairlere ait olduğunu ve genel edebi yönelimlerini belirleyin.
Süleymaniye Kürsüsünde ve Fatih Camii Mehmet Âkif Ersoy'a; Süleymaniye'de Bayram Sabahı ve Açık Deniz ise Yahya Kemal Beyatlı'ya aittir.
Eserlerin yazarlarını tespit etmek, onların edebi anlayışlarıyla (sosyal realizm ile neo-klasisizm karşılaştırması) bağlantı kurmayı sağlar.
2
Mehmet Âkif Ersoy'un sosyal realist ve didaktik şiir anlayışı ile eserlerini eşleştirin.
Süleymaniye Kürsüsünde eseri İslami uyanış ve vaiz söyleviyle; Fatih Camii eseri ise yoksul halkın tasviriyle eşleşir.
Mehmet Âkif, sanatını toplumun hizmetine sunan didaktik ve sosyal gerçekçi bir çizgiye sahiptir.
3
Yahya Kemal Beyatlı'nın neo-klasik, tarihi ve estetik şiir anlayışı ile eserlerini eşleştirin.
Süleymaniye'de Bayram Sabahı eseri Osmanlı tarihi ve mimari ihtişamla; Açık Deniz eseri ise fetih arzusuyla eşleşir.
Yahya Kemal, tarihsel sürekliliği ve estetik mükemmelliği aruz musikisiyle işlemeyi hedefler.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi bağımsız sanatçılarından Mehmet Âkif Ersoy'un sosyal realizmi ile Yahya Kemal Beyatlı'nın neo-klasik ve estetik şiir anlayışının ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6243Soru

Hitit Kanunları'nda hırsızlık, yaralama veya mala zarar verme gibi suçlar için çoğunlukla çalınan malın misliyle ödenmesi veya maddi tazminat verilmesi öngörülürken; Babil'deki Hammurabi Kanunları'nda benzer durumlar ve fiziksel zararlar için sıklıkla kısas cezaları uygulanmıştır.

Bu karşılaştırmaya göre, Hitit hukuk kurallarının Babil hukuk kurallarından ayrılan bu temel özelliği aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk sistemlerinde kısas yöntemi yerine maddi tazminat esasına dayanan kurallar geliştirmeleriyle

Cevap

Hukuk sistemlerinde kısas yöntemi yerine maddi tazminat esasına dayanan kurallar geliştirmeleriyle
Hitit kanunlarında hırsızlık, yaralama veya mala zarar verme gibi suçların çoğunlukla çalınan malın misliyle ödenmesi veya maddi tazminat verilmesi şeklinde çözülmesi, bu hukuk sisteminin kısas yöntemi yerine maddi tazminat esasına dayalı ve daha insancıl kurallar geliştirdiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etme
Hitit kanunlarında tazminat ödenmesi öngörülürken, Babil (Hammurabi) kanunlarında kısas esasına dayalı cezaların uygulandığı tespit edilir.
Soruda verilen temel ayrım noktasını netleştirmek için.
2
Seçenekleri değerlendirme ve kavrama dayalı çıkarım yapma
Hititlerin tazminat esası ve medeni hukuk alanındaki insancıl yaklaşımının bu farkın nedeni olduğu bulunur. Pankuş'un mutlak gücü, tarih öncesi yazılı kaynaklar, laik hukuk ve satraplık gibi diğer seçeneklerin tarihsel hatalar ve kavram kargaşaları içerdiği belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak ve yanlış yorumları elemek için.

Anahtar Kavram

Hitit Kanunları ve Tazminat Esası
Soru 6244Soru

Ekosistemlerdeki enerji akışı ve besin zincirinde görev alan bazı canlı türleri ile bu canlıların ekolojik özellikleri aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki canlı türleri ile sağ sütundaki ekolojik özellikleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fitoplankton
Zooplankton
Katil Balina (Orka)
Ayrıştırıcı Bakteriler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki canlıların sağ sütundaki ekolojik özellikleriyle doğru eşleşmesi şu şekildedir: Fitoplankton - Fotosentez süreciyle güneş enerjisini kimyasal bağ enerjisine dönüştürüp besin zincirinin ilk halkasını oluşturan birincil üretici; Zooplankton - Üreticileri tüketerek bünyelerindeki enerjiyi ikinci trofik düzeye aktaran ve otçul beslenen birincil tüketici; Katil Balina - Besin zincirinin en üst basamağında yer alan ve dokularında biyobirikim oranı en yüksek düzeye ulaşan canlı grubu; Ayrıştırıcı Bakteriler - Besin piramidinin her basamağında faaliyet göstererek organik atıkları inorganik bileşiklere dönüştüren ve madde döngüsünü tamamlayan grup.
Doğru eşleştirmede; üretici konumundaki tek hücreli su bitkileri olan fitoplanktonlar fotosentez yoluyla güneş enerjisini bağlayan özellik ile eşleşir. Zooplanktonlar, üreticilerle beslenen hayvansal tüketiciler olduğundan birincil tüketici özelliğiyle eşleşir. Katil balina gibi üst düzey tüketiciler, besin zincirinde yukarı çıkıldıkça biriken toksik maddelerin (biyobirikim) en yüksek olduğu gruptur. Ayrıştırıcı bakteriler ise besin zincirinin her basamağındaki organik atıkları parçalayıp inorganik maddelere dönüştürerek madde döngüsünü tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Üretici basamağındaki canlının belirlenmesi
Fitoplankton, klorofil taşıyan mikroskobik bir üreticidir. Güneş ışığını fotosentezle kimyasal enerjiye çeviren özellik ile eşleşir.
Su ekosistemlerinde besin zincirinin ilk halkasını üretici organizmalar oluşturur.
2
Birincil tüketici basamağındaki canlının belirlenmesi
Zooplankton, fitoplanktonla beslenen otçul mikroskobik hayvansaldır. Üreticileri doğrudan tüketerek enerjiyi aktarma özelliğiyle eşleşir.
Üreticilerden doğrudan beslenen organizmalar birincil tüketici (otçullar) sınıfına girer.
3
Biyobirikim (toksik madde birikimi) özelliğine göre üst düzey tüketicinin belirlenmesi
Katil balina (Orka), besin zincirinin en tepesinde yer alır. Enerji piramidinde yukarı doğru çıkıldıkça biyobirikim arttığı için bu canlıda biyobirikim en fazladır.
Besin zincirinde yukarı çıkıldıkça enerji miktarı %90\%90 oranında azalırken, kimyasal kirleticilerin vücutta birikme oranı (biyobirikim) katlanarak artar.
4
Ayrıştırıcı canlı rolünün belirlenmesi
Ayrıştırıcı bakteriler organik maddeleri parçalayarak inorganik bileşiklere dönüştürür ve piramidin tüm basamaklarında yer alır.
Ayrıştırıcılar besin zincirinin belirli bir basamağıyla sınırlı kalmayıp tüm seviyelerde madde döngüsüne katkı sunarlar.

Anahtar Kavram

Ekosistemlerde enerji akışı ve besin zincirindeki trofik düzeyler, enerji aktarımı ve biyobirikim ilişkileri
Soru 6245Soru

XIX. yüzyılda Kırım Savaşı ve 93 Harbi gibi büyük askeri kayıpların ardından Kafkasya ve Balkanlar'dan Osmanlı Devleti'nin elinde kalan topraklara yoğun göç hareketleri yaşanmıştır. Osmanlı Hükümeti, bu göç dalgalarını yönetebilmek amacıyla Muhacirin Komisyonu'nu kurmuş, göçmenlerin iaşe ve ibate ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmış ve onları Anadolu ile Rumeli'deki boş arazilere yerleştirmiştir.

Buna göre, bu göç hareketlerinin Osmanlı Devleti üzerindeki etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göçmenlerin boş arazilere yerleştirilerek klasik tımar (dirlik) sisteminin yeniden canlandırılması

Cevap

Göçmenlerin boş arazilere yerleştirilerek klasik tımar (dirlik) sisteminin yeniden canlandırılması söylenemez.
Göçmenlerin boş arazilere yerleştirilmesi tarımsal üretimi artırmak ve onları üretici kılmak amacıyla yapılmıştır. Ancak klasik dirlik (tımar) sistemi XIX. yüzyılda (özellikle Tanzimat Dönemi ile birlikte) tamamen kaldırılmış ve işlevini yitirmiştir. Bu nedenle göçler vasıtasıyla tımar sisteminin yeniden canlandırıldığını söylemek tarihsel açıdan büyük bir yanılgı (anakronizm) oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen bilgileri ve XIX. yüzyıl Osmanlı sosyal-ekonomik yapısını analiz edin.
XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'ne yoğun göçlerin gerçekleştiği, bu göçlerin yönetimi için komisyon kurulduğu ve göçmenlerin boş arazilere yerleştirildiği belirlenir.
Soru kökündeki öncülleri doğru değerlendirmek için.
2
Seçeneklerde verilen etkileri XIX. yüzyılın tarihi gerçekleriyle karşılaştırın.
Boş arazilerin tarıma açılması, demografik yapıda Müslüman oranının artması, hazineye yük binmesi ve asayiş sorunları dönemin gerçekleriyle uyuşurken; tımar sisteminin canlandırılması ifadesinin uyuşmadığı tespit edilir.
Yanlış olan seçeneği ayırt etmek için.
3
Tımar sisteminin kaldırılma tarihini ve dönem şartlarını hatırlayın.
Tımar sisteminin Tanzimat Fermanı (1839) sonrasında resmi olarak kaldırıldığı ve XIX. yüzyılın ikinci yarısında uygulanamayacağı gerçeği netleştirilir.
Tarihsel anakronizmi belirleyip doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

XIX. Yüzyıl Osmanlı Göç Hareketleri ve Sosyal-Ekonomik Etkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6246Soru

Doğa olayları, oluştukları ortamlara ve kökenlerine göre jeolojik-jeomorfolojik kökenli ile meteorolojik-klimatolojik kökenli gibi farklı sınıflara ayrılır.

Aşağıdaki dünya haritasında, yeryüzünde farklı dönemlerde ekstrem düzeyde gerçekleşmiş beş doğa olayı ve yaşandığı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir:

- I: Meksika Körfezi çevresinde etkili olan Katrina Kasırgası
- II: İzlanda'da gerçekleşen Eyjafjallajökull volkanik patlaması
- III: Akdeniz Havzası'nda meydana gelen büyük bir deprem
- IV: Hint Okyanusu'nda dev dalgalara yol açan tsunami
- V: Himalayalar'ın yamaçlarında görülen büyük heyelanlar

Buna göre, haritada numaraland��rılan alanların hangisinde gerçekleşen ekstrem olay, oluşum kökeni yönüyle diğer dördünden farklı bir grupta yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I

Cevap

I numaralı alanda gerçekleşen Katrina Kasırgası (Meteorolojik/Klimatolojik kökenlidir; diğer ekstrem olaylar ise jeolojik ve jeomorfolojik kökenlidir).
Meksika Körfezi'nde gerçekleşen kasırga, atmosferdeki basınç farkları ve sıcaklık koşullarına bağlı olarak geliştiğinden meteorolojik/klimatolojik kökenlidir. Diğer tüm seçeneklerdeki olaylar (volkanizma, deprem, tsunami, heyelan) ise doğrudan yer kabuğu hareketleri ya da yeryüzü şekillerine bağlı olarak ortaya çıkan jeolojik-jeomorfolojik ekstrem olaylar grubundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada verilen ekstrem doğa olaylarının kökenlerini belirleme.
Katrina Kasırgası atmosfer kökenlidir (meteorolojik/klimatolojik). Volkanizma, deprem ve tsunami yer kabuğu kökenlidir (jeolojik). Heyelan ise yer şekilleri ve kütle hareketi kökenlidir (jeomorfolojik).
Olayların köken farklılıklarını ortaya koyarak sınıflandırma yapabilmek i��in.
2
Elde edilen sınıfları karşılaştırarak farklı grupta olanı tespit etme.
Meteorolojik kökenli olan I numaralı olay tek kalırken; II, III, IV ve V numaralı olaylar jeolojik-jeomorfolojik (yer kökenli) başlığı altında toplanır.
Soruda istenen 'farklı kökene sahip' seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Ekstrem doğa olaylarının oluşum kökenlerine göre jeolojik-jeomorfolojik ve meteorolojik-klimatolojik şeklinde sınıflandırılması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6247Soru

Mustafa Kemal Atatürk, yeni kurulan devletin yönetim esaslarını açıklarken şu ifadelere yer vermiştir:

*"Bizim hükümet şeklimiz, tam bir halk hükümetidir ve bu hükümetin esası, milletin kendi kaderine bizzat el koymasıdır."*

Atatürk'ün bu ifadesiyle vurguladığı yönetim anlayışı ve millî egemenlik ilkesi;

I. Saltanatın kaldırılarak millî egemenliğin tek temsilcisinin TBMM hâline getirilmesi,
II. Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilerek aile ve toplum hayatında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması,
III. Kadınlara belediye ve milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi

gelişmelerinden hangilerinin doğrudan gerekçesini oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III numaralı öncülleri içeren seçenektir.
Doğru yanıt, Saltanatın kaldırılmasını ve Kadınlara seçme/seçilme hakkının verilmesini içeren öncüldür. Atatürk'ün sözünde geçen 'halk hükümeti' ve 'milletin kendi kaderine bizzat el koyması' ifadeleri, yönetim biçimi olarak halkın egemenliğini (cumhuriyetçilik) ve yönetime katılımını (siyasi halkçılık) vurgulamaktadır. Saltanatın kaldırılması, egemenliği şahıstan alıp millete vererek bu ilkenin doğrudan ilk adımını oluşturur. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi ise halkın tamamının bu egemenliği kullanabilmesini sağlayarak halk hükümeti anlayışını olgunlaştırır. Bu iki gelişme de siyasi niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözünü analiz ederek hangi ilkelere vurgu yapıldığını belirleme.
Sözde geçen 'halk hükümeti' ve 'milletin kendi kaderine bizzat el koyması' ifadelerinin cumhuriyetçilik (millî egemenlik) ve siyasi halkçılık ilkeleriyle doğrudan ilişkili olduğu belirlenir.
Öncülleri bu yönetim ve egemenlik anlayışı çer��evesinde değerlendirebilmek için temel kavramların sınırlarını çizmek gerekir.
2
I. öncülü (Saltanatın kaldırılması) değerlendirme.
Saltanatın kaldırılması, kişisel egemenliğe son vererek milletin kendi kaderine bizzat el koymasını (millî egemenliği) sağladığı için bu sözün doğrudan bir gerekçesi ve sonucudur.
Saltanatın kaldırılması siyasi yapıyı doğrudan cumhuriyetçilik ilkesine uygun hâle getiren temel inkılaptır.
3
II. öncülü (Türk Medeni Kanunu) değerlendirme.
Türk Medeni Kanunu, sosyal ve hukuki alanda kadın-erkek eşitliğini sağlamıştır (halkçılık) ancak siyasi hakları (seçme ve seçilme) kapsamadığından, doğrudan 'halk hükümeti' (yönetim şekli) veya 'milletin kendi kaderine el koyması' (millî egemenlik) gerekçesiyle açıklanamaz.
1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun'da kadınlara siyasi haklar verilmemiştir; bu nedenle yönetim biçimiyle doğrudan ilişkisi yoktur.
4
III. öncülü (Kadınlara seçme ve seçilme hakkı) değerlendirme.
Kadınlara siyasi hakların verilmesi, halkın tamamının yönetime katılmasını sağlayarak 'halk hükümeti' anlayışını tamamlar ve millî egemenliği tam anlamıyla gerçekleştirir.
Seçme ve seçilme hakkı, halkın yönetimde bizzat söz sahibi olmasını sağlayan doğrudan siyasi bir haktır.
5
Doğru seçeneğe ulaşma.
Analizler sonucunda I ve III numaralı gelişmelerin Atatürk'ün sözünde geçen yönetim ve egemenlik anlayışıyla doğrudan ilişkili olduğu, II numaralı gelişmenin ise bu kapsamda yer almadığı görülür.
Sorulan soruya uygun öncülleri bir araya getirerek nihai sonuca ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ve Halkçılık ilkelerinin bütünlüğü ile Türk Medeni Kanunu'nun siyasi haklar içermediği gerçeği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6248Soru

İlk Çağ medeniyetlerinde uygulanan yönetim sistemleri ve hukuki düzenlemeler ile bu uygulamaların temel özelliklerinin eşleştirilmesi amaçlanmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen hukuk ve yönetim kavramlarını sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hitit Aile Hukuku
Urkagina Reformları
Solon Yasaları
Satraplık Sistemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hitit Aile Hukuku evlilik, miras ve kadın haklarını düzenleyen kurallarla; Urkagina Reformları tapınak sömürüsünü önleyen ilk yazılı yasalarla; Solon Yasaları borç köleliğini kaldıran Atina reformlarıyla; Satraplık Sistemi ise Pers eyalet yönetimi ve müfettişlik denetimiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Hitit aile hukuku medeni haklarla, Urkagina reformları Sümerlerin sosyal-ekonomik hak koruyucu ilk yazılı yasalarıyla, Solon yasaları Atina'da borç köleliğini kaldıran düzenlemelerle, satraplık sistemi ise Perslerin merkeziyetçi eyalet yönetimiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hitit medeniyetinin hukuk yapısı incelenir.
Hitit kanunlarında yer alan evlilik sözleşmesi, boşanma ve miras gibi düzenlemelerin modern medeni hukuk özellikleri gösterdiği ve kadın haklarını koruduğu belirlenir. Bu durum Hitit Aile Hukuku ile eşleşir.
Anadolu medeniyetlerinde hukukun aile yapısını koruyucu niteliğini saptamak.
2
Mezopotamya'daki Sümer hukuku ve Urkagina yasaları değerlendirilir.
Urkagina'nın rahiplerin halkı sömürmesine karşı yaptığı borç silme ve hak koruma reformlarının tarihin ilk yazılı kanunları olduğu tespit edilir. Bu durum Urkagina Reformları ile eşleşir.
Yazılı hukukun ortaya çıkışındaki sosyo-ekonomik nedenleri anlamak.
3
Yunan şehir devletlerindeki demokratikleşme süreçleri analiz edilir.
Atina'da Solon'un borçlar yüzünden insanların köle olmasını yasaklayan ve sınıf ayrıcalıklarını servete göre yeniden düzenleyen reformlar yaptığı bulunur. Bu durum Solon Yasaları ile eşleşir.
Ege ve Yunan medeniyetlerindeki sınıf mücadelesinin hukuksal çözümlerini belirlemek.
4
Pers İmparatorluğu'nun idari yapısı gözden geçirilir.
Geniş sınırlara sahip Perslerin ülkeyi satraplıklara ayırdığı ve valileri denetlemek için müfettişler (kralın kulakları/gözleri) kullandığı doğrulanır. Bu durum Satraplık Sistemi ile eşleşir.
İlk Çağ imparatorluklarında merkezi otoriteyi sağlama yöntemlerini analiz etmek.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyetlerinde sosyal, idari ve ekonomik yapıların hukuk kuralları ve yönetim biçimleri üzerindeki belirleyici etkisi.
Soru 6249Soru

Birinci TBMM Dönemi'nde meclise yönelik ayaklanmaların bastırılması ve millî otoritenin güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen faaliyetler ile bu faaliyetlerin doğrudan hedeflediği amaç ve nitelikleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rıfat Börekçi öncülüğünde Anadolu ulemasının karşı fetva yayımlaması
Meclis milletvekillerinin yargı gücünü üstlenerek seyyar mahkemelerde görev alması
Ahmet Anzavur Ayaklanması ve Hilafet Ordusu unsurlarına karşı askeri mücadele yürütülmesi
Anadolu Ajansı'nın kurulması ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin çıkarılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Anadolu ulemasının karşı fetva yayımlaması 'Dinî duyguların istismar edilmesini engelleyerek direnişin meşruiyet zeminini korumak' amacı ile; milletvekillerinin yargı gücünü üstlenerek seyyar mahkemelerde görev alması 'Yasama meclisinin yürütme ve yargı yetkilerini kendisinde toplayarak olağanüstü gücünü fiilen tesis etmesi' amacı ile; Ahmet Anzavur Ayaklanması ve Hilafet Ordusu unsurlarına karşı askeri mücadele yürütülmesi 'Boğazlar çevresindeki İngiliz çıkarlarını savunmak adına doğrudan merkezî yönetimce kışkırtılan tehdidi bertaraf etmek' amacı ile; Anadolu Ajansı'nın kurulması ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin çıkarılması ise 'İşgal güçleri ile saltanatın menfi propagandalarını etkisiz kılmak için haber akışını denetim altında tutmak' amacı ile eşleşir.
Anadolu ulemasının karşı fetva yayımlaması dinî meşruiyeti koruma amacını; milletvekillerinin yargıç sıfatıyla mahkemelerde görev alması güçler birliğini fiilen hayata geçirerek meclis otoritesini süratle kurma amacını; Anzavur Ayaklanması ve Hilafet Ordusu'na karşı yürütülen askeri mücadele doğrudan İstanbul Hükümeti'nin İngiliz desteğiyle kurduğu tehdidi kırma amacını; Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Milliye ise yalan haber ve propagandayı önleyerek haber akışını denetim altında tutma amacını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci TBMM'nin dinî meşruiyeti sağlamaya yönelik adımlarını analiz ediniz.
İstanbul Hükümeti'nin şeyhülislam fetvasına karşı Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi ve ulemanın yayımladığı fetvanın halk nezdinde direnişin meşruiyetini savunduğu görülür.
Dinî duyguların istismarının engellenmesi ve millî hareketin meşruluğunun kanıtlanması hedeflenmiştir.
2
Meclisin yargı yetkisini kendi içinden atadığı üyeler aracılığıyla kullanmasının anayasal niteliğini değerlendiriniz.
İstiklal Mahkemelerinde milletvekillerinin yargıç olarak görev alması, meclisin yargı gücünü doğrudan yürütüp güçler birliği ilkesini hayata geçirdiğini doğrular.
Olağanüstü savaş koşullarında otoritenin süratle tesis edilmesi amaçlanmıştır.
3
Anzavur ve Hilafet Ordusu (Kuva-yı İnzibatiye) ayaklanmalarının kaynağını ve stratejik konumunu inceleyiniz.
Bu ayaklanmalar doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından organize edilmiş olup İngilizlerin Boğazlar bölgesindeki güvenlik kaygılarıyla desteklenmiştir.
Marmara ve Boğazlar hattındaki işgal karşıtı potansiyeli kırmak ve İngiliz kontrolünü güvenceye almak istenmiştir.
4
TBMM'nin kamuoyu ve basın üzerindeki stratejik adımlarını saptayınız.
Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Milliye gibi organlar, işgalci ve iş birlikçilerin propagandalarına karşı doğru haber akışını sağlamıştır.
İç ve dış kamuoyunda direnişin haklılığını anlatmak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin açılması, otorite kurma çabaları ve ayaklanmalara karşı alınan tedbirler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6250Soru

Lozan Barış Konferansı görüşmelerinde Türk heyeti; Türkiye sınırları içindeki yabancı okulların ayrıcalıklı statülerine son verilerek Türk kanun ve yönetmeliklerine tabi tutulması konusunda tavizsiz bir tutum sergilemiş ve bu talebini antlaşma metnine dahil ettirmeyi başarmıştır.

Bu hükümle yeni Türk devletinin doğrudan aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsız devlet anlayışı doğrultusunda egemenlik haklarını korumayı ve dış güçlerin iç işlerine müdahalelerini engellemeyi

Cevap

Bağımsız devlet anlayışı doğrultusunda egemenlik haklarını korumayı ve dış güçlerin iç işlerine müdahalelerini engellemeyi
Lozan Antlaşması'nda yabancı okulların Türk kanun ve yönetmeliklerine tabi tutulması kararı, dış güçlerin bu okulları kendi siyasi amaçları doğrultusunda kullanmasını ve Türkiye'nin iç işlerine karışmasını engellemiştir. Bu karar doğrudan ulusal egemenliği pekiştirmeyi ve bağımsız devlet anlayışını korumayı amaçlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki yabancı okullar maddesinin içeriğini analiz etme.
Yabancı okulların tamamen Türk kanunlarına tabi kılınması ve yabancı denetimin sona erdirilmesi hükmüne ulaşılır.
Soruda verilen bilginin temel amacını belirlemek için öncelikle ilgili hükmün ne anlama geldiğini anlamak gerekir.
2
Yabancı okulların dış devletlerin müdahalesinden kurtarılmasının egemenlik ve bağımsızlık kavramlarıyla ilişkisini kurma.
Osmanlı döneminde yabancı devletlerin bu okulları bahane ederek iç işlerine karıştığı gerçeğinden hareketle, yeni düzenlemenin bu müdahaleleri önlediği sonucuna varılır.
Alınan kararın doğrudan ulusal egemenlik ve iç işlerinin korunması amacına hizmet ettiğini göstermek.
3
Doğru seçeneği belirleme ve diğer çeldiricileri eleme.
Bağımsız devlet anlayışı ve egemenlik haklarının korunması ile ilgili ifadenin doğru cevap olduğu saptanır; ertelenen konular, anakronizm içeren güncel mevzuat iddiaları ve denizcilikle ilgili Kabotaj Kanunu elenir.
En kapsamlı ve tarihsel açıdan doğru olan yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda egemenlik ve bağımsızlık kararları (Yabancı Okullar Sorunu)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6251Soru

Atatürk Dönemi'nde eğitim ve kültür alanında ulusal kimliği güçlendirmek, eğitimi çağdaşlaştırmak ve laikleştirmek amacıyla pek çok düzenleme hayata geçirilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Medreselerin kapatılması (1924), Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un kabul edilmesi (1926), Millet Mektepleri'nin açılması (1928) ve Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması (1932) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması geçmişten günümüze şu şekildedir: Medreselerin kapatılması (11 Mart 1924), Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un kabul edilmesi (2 Mart 1926), Millet Mektepleri'nin açılması (24 Kasım 1928) ve Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması (12 Temmuz 1932). Bu sıralamayı takip eden seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin kronolojik tarihlerini belirleme
Medreselerin kapatılması 1924 yılında, Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun 1926 yılında, Millet Mektepleri'nin açılması 1928 yılında ve Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması 1932 yılında gerçekleşmiştir.
Olayları geçmişten günümüze sıralayabilmek için her bir inkılabın ve gelişmenin tarihini do��ru tespit etmek gerekir.
2
Tarihleri eskiden yeniye doğru sıralama
Gelişmelerin yılları 1924, 1926, 1928 ve 1932 olarak geçmişten günümüze doğru dizilir.
Kronolojik sıralama kuralları gereği en erken tarihte gerçekleşen olay en başa yazılır.
3
Doğru sıralama kombinasyonunu oluşturma
Medreselerin kapatılması (II) -> Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (IV) -> Millet Mektepleri'nin açılması (I) -> Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kurulması (III) şeklinde sıralama tamamlanır.
Belirlenen tarihlere göre doğru sıralama şeması oluşturulmuştur.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi eğitim ve kültür inkılaplarının kronolojik gelişimi ve amaçları
Soru 6252Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde, İstanbul Hükümeti’nin milli hareketi padişah ve halifeye karşı bir ayaklanma ve dinsizlik olarak nitelendiren Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi fetvasına karşı; Ankara Müftüsü Rıfat Efendi ve 150’den fazla Anadolu müftüsünün imzasıyla karşı bir fetva (Ankara Fetvası) yayımlanmıştır. Bu fetvada, işgal altındaki bir hilafet merkezinden verilen emir ve fetvaların şer’an geçersiz olduğu, vatanı ve hilafeti müdafaa edenlerin dinen haklı bir mücadele yürüttüğü ilan edilmiştir.

Bu tarihsel gelişme ve Ankara Fetvası’nın yayımlanma süreci dikkate alındığında;

I. Birinci TBMM’nin yasama yetkisini kullanarak dini ve toplumsal alanda bağlayıcı kararlar aldığı,
II. Milli Mücadele’nin halk nezdindeki meşruiyetini korumak ve toplumsal desteğin kırılmasını önlemek amacıyla dini referanslara başvurulduğu,
III. İstanbul Hükümeti’nin, elindeki dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak ve halkı isyana teşvik etmek için bir araç olarak kullandığı

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Milli Mücadele'nin meşruiyetini korumak için dini referanslara başvurulduğunu belirten ikinci yargı ile İstanbul Hükümeti'nin dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak için kullandığını belirten üçüncü yargı doğrudur.
Doğru cevap, milli mücadelenin meşruiyetini korumak için dini referanslara başvurulduğunu belirten ikinci yargı ile İstanbul Hükümeti'nin dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak için kullandığını belirten üçüncü yargıyı içeren seçenektir. Fetva yayımlamak dini bir görüş beyanı olup TBMM'nin yasama gücüyle gerçekleştirdiği resmi bir devlet tasarrufu değildir. Dolayısıyla birinci yargı yanlıştır, ikinci ve üçüncü yargılar ise doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle öncülde verilen tarihsel bilgiler analiz edilir ve İstanbul Hükümeti ile Ankara arasındaki fetva mücadelesinin niteliği belirlenir.
Milli Mücadele'nin askeri ve siyasi boyutunun yanı sıra dini meşruiyet üzerinden de bir mücadeleye sahne olduğu anlaşılır.
Soruda verilen yargıların doğruluk derecesini test edebilmek için tarihsel bağlamı doğru kurmak gerekir.
2
Birinci öncül incelenir: Fetva yayımlanmasının meclisin yasama yetkisi (kanun yapma gücü) ile bir ilgisi olup olmadığı sorgulanır.
Fetva, din görevlileri (müftüler) tarafından yayımlanan şer'i bir görüştür; TBMM'nin çıkardığı bir kanun (yasama faaliyeti) değildir.
Yasama gücünün niteliği ile dini fetva arasındaki farkı ayırt etmek, öğrencilerin meclisin hukuki işleyişini doğru anlamasını sağlar.
3
İkinci öncül incelenir: Ankara Fetvası'nın vatanı savunanların haklılığını savunması ve İstanbul'un fetvalarının geçersizliğini vurgulaması değerlendirilir.
Bu fetvanın, halkın desteğini korumak ve meşruiyet sağlamak amacıyla dini referanslara dayandığı tespit edilir.
Halkın dini hassasiyetlerinin Milli Mücadele'ye zarar vermesini önlemek amacıyla bu adımın atıldığını doğrulamak gerekir.
4
Üçüncü öncül incelenir: İstanbul Hükümeti'nin Şeyhülislam Dürrizade vasıtasıyla yayımlattığı fetvanın amacı analiz edilir.
İstanbul Hükümeti'nin dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak ve halk nezdinde gayrimeşru kılmak için kullandığı doğrulanır.
İki tarafın da dini argümanları kendi meşruiyetlerini sağlamak ve karşı tarafı etkisiz kılmak için kullandığını belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde meşruiyet mücadelesi ve propaganda savaşları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6253Soru

Jeolojik zamanlar boyunca meydana gelen iklim değişimleri ve kıtaların kayma hareketleri (paleocoğrafya faktörleri), canlıların yeryüzündeki dağılışını ve biyoçeşitliliği derinden etkilemiştir. G��nümüzde aralarında aşılması zor okyanuslar bulunan farklı kıtalardaki benzer iklim bölgelerinde, ortak kökene sahip akraba türlerin (kesintili/disjant dağılış gösteren canlılar) bulunması bu durumun en önemli kanıtlarından biridir.

Buna göre, aşağıda belirtilen canlı dağılış özelliklerinden hangisi, günümüz iklim koşullarının benzerliğinden ziyade doğrudan kıtaların kayması ve paleocoğrafik süreçlerin bir sonucu olarak açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güney Amerika'nın güney uçları ile Avustralya ve Yeni Zelanda'da ortak genetik kökene sahip yalancı kayın (Nothofagus) ağaçlarının doğal olarak yayılış göstermesi

Cevap

Güney Amerika'nın güney uçları ile Avustralya ve Yeni Zelanda'da ortak genetik kökene sahip yalancı kayın (Nothofagus) ağaçlarının doğal olarak yayılış göstermesi
Doğru yanıt, yalancı kayın ağaçlarının Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda'daki kesintili dağılışını belirten seçenektir. Bu durum, bu karaların jeolojik geçmişte Gondwana süper kıtası altında birleşik olduğunu ve kıtaların kayması (levha tektoniği) sonucu birbirinden ayrıldığını kanıtlar. Bu dağılış günümüzdeki iklim koşullarının benzerliğinden ziyade doğrudan paleocoğrafik süreçlerin bir ürünüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen bitki ve hayvan dağılışlarının nedenlerini analiz etmek.
Akdeniz Havzası-Avustralya, Kuzey Amerika-Orta Asya, Kuzey Afrika-Avustralya içleri ve yüksek enlemlerdeki tayga ormanları örneklerinin tamamında günümüzdeki iklim koşullarının (sırasıyla Akdeniz, karasal step, çöl ve sert karasal) benzerli��ine bağlı olarak gelişen biyom benzerlikleri görülmektedir.
Günümüz iklim koşullarının doğrudan kontrol ettiği biyom kuşaklarını belirlemek.
2
Paleocoğrafya (kıtaların kayması ve jeolojik geçmişteki iklim değişimleri) etkisini yansıtan örneği belirlemek.
Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda günümüzde birbirine çok uzak ve aralarında devasa okyanuslar bulunan kara parçalarıdır. Bu alanlarda yalancı kayın (Nothofagus) ağaçlarının doğal olarak bulunması, bu karaların Mesozoik ve Erken Tersiyer'de Gondwana adlı tek bir kıta iken üzerinde bu bitkinin yayılış gösterdiğini, kıtaların parçalanıp uzaklaşmasıyla da bu canlı grubunun farklı kıtalarda izole olarak kaldığını (disjant dağılış) gösterir.
Okyanuslarla ayrılmış uzak kıtalardaki ortak genetik kökenli türlerin varlığının jeolojik süreçlerle açıklanması.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen paleocoğrafya faktörleri (kıtaların kayması ve jeolojik iklim değişimleri)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6254Soru

Balkan Savaşları (1912-1913) sürecinde ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili olarak;

I. Trablusgarp Savaşı sırasında İtalya'nın işgal etme riski nedeniyle Uşi Antlaşması ile geçici olarak İtalya'ya bırakılan On İki Ada, Balkan Savaşları bittikten sonra İtalya'nın adaları Osmanlı Devleti'ne iade etmek istemesine rağmen Osmanlı Devleti'nin güvenlik gerekçesiyle adaları teslim almaktan kaçınması üzerine İtalya'da kalmıştır.
II. Balkan Savaşları sonrasında bölgede kalan Türklerin dini, kültürel ve sosyal haklarını güvence altına almak amacıyla imzalanan antlaşmalardaki hükümler, Osmanlı Devleti'nin egemenliğini kaybettiği topraklarda da istimalet politikasını sürdürmeyi başardığının bir kanıtıdır.
III. I. Balkan Savaşı'nın kaybedilmesi ve Edirne'nin elden çıkması üzerine yaşanan Bab-ı Ali Baskını adıyla bilinen askeri darbe sonucunda hükümet değişikliği yaşanmış ancak padişah ve devletin yönetim rejimi değişmemiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız III

Cevap

Yalnız III ifadesini içeren seçenektir.
Doğru olan yargı yalnız üçüncü öncüldür. Çünkü Bab-ı Ali Baskını hükümeti devirmeye yönelik bir askeri darbedir, padişah değişikliği ya da meşrutiyet rejiminin kaldırılması gibi bir sonuç doğurmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki Uşi Antlaşması ve On İki Ada'nın durumunu değerlendirmek.
On İki Ada'n��n Osmanlı Devleti'ne iade edilmemesinin sebebi Osmanlı'nın adaları almaktan kaçınması değil, İtalya'nın adaları geri vermeye yanaşmamasıdır. Dolayısıyla bu öncül yanlıştır.
Uşi Antlaşması'nın fiili sonuçlarını analiz etmek.
2
İkinci öncüldeki istimalet politikası kavramını değerlendirmek.
İstimalet, Osmanlı'nın kendi topraklarındaki gayrimüslimlere uyguladığı hoşgörü politikasıdır; kaybedilen topraklardaki Müslüman Türklerin haklarını koruma mücadelesi ise azınlık hakları konusudur. Dolayısıyla bu öncül yanlıştır.
Osmanlı hoşgörü politikası (istimalet) ile azınlık hakları kavramlarını ayırt etmek.
3
Üçüncü öncüldeki Bab-ı Ali Baskını'nın siyasi sonuçlarını değerlendirmek.
Bab-ı Ali Baskını hükümet değişikliğine yol açmış bir darbedir; padişah değişmemiş, meşrutiyet rejimi sürmüştür. Dolayısıyla bu öncül doğrudur.
Bab-ı Ali Baskını'nın hükümet darbesi niteliğini analiz etmek.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları'nın Siyasi ve Toplumsal Sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6255Soru

Cumhuriyet Dönemi tiyatrosunda 1950'li yıllardan itibaren toplumsal değişimlerin aile yapısı üzerindeki etkileri sıklıkla işlenmiştir. Bu dönemde yazılan önemli bir oyunda; geçim sıkıntısı çeken bir ailenin hayalleri, çatışmaları ve bir arada kalma mücadelesi ele alınır. Oyundaki karakterlerden Tarık bir araba alıp zengin olmanın, Sevda sinema oyuncusu olmanın hayalini kurarken; en küçük kardeş Fazıl resim yapmaya meraklıdır. Baba Alican ise tüm zorluklara rağmen ailesini bir arada tutmaya çalışır.

Bu parçada sözü edilen tiyatro eseri ve yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ocak - Turgut Özakman

Cevap

Ocak - Turgut Özakman
Parçada tasvir edilen aile yapısı, ekonomik sıkıntılar karşısındaki dayanışma ve Tarık, Sevda, Fazıl ile baba Alican karakterleri, Turgut Özakman'ın 'Ocak' adlı oyununun belirleyici unsurlarıdır. Eser, yazarın en tanınmış aile dramlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen karakter isimlerini (Tarık, Sevda, Fazıl, Alican) ve ailenin geçim sıkıntısı temasını incelemek.
Bu karakterlerin Cumhuriyet Dönemi tiyatrosunun aile dramı türündeki önemli bir eserine ait olduğu belirlenir.
Eser tespiti yapabilmek için ayırt edici şahıs kadrosunu analiz etmek gerekir.
2
Karakterlerin hayalleri (araba sevdası, artist olma isteği) ile babanın aileyi bir arada tutma (ocak) mücadelesini ilişkilendirmek.
Bu olay örgüsünün ve karakterlerin Turgut Özakman'ın 'Ocak' adlı oyununa ait olduğu kesinleşir.
Karakterlerin bireysel arzuları ve eserin genel teması, yazarın edebi üslubuyla örtüşmektedir.
3
Seçeneklerdeki yazar-eser eşleştirmelerini kontrol ederek doğru cevaba ulaşmak.
Ocak eserinin yazarının Turgut Özakman olduğu belirlenerek doğru eşleştirme seçilir.
Eserin adıyla birlikte yazarının da doğru verilmiş olması gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunda aile dramı, yazar-eser-karakter eşleştirmesi
Soru 6256Soru

Aşağıda sol tarafta yer alan doğal kaynak gruplarını, sağ tarafta verilen oluşum ve yenilenebilirlik açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dalga ve rüzgâr
Orman ve su
Taş kömürü ve linyit
Petrol ve doğal gaz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dalga ve rüzgâr, kullanıldıkça eksilmeyen daimi kaynaklarla; Orman ve su, belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklarla; Taş kömürü ve linyit, bitkisel kökenli katı fosil yakıtlarla; Petrol ve doğal gaz ise denizel kökenli sıvı/gaz fosil kaynaklarla eşleşir.
Doğal kaynaklar yenilenebilirlik durumlarına göre daimi kaynaklar (dalga, rüzgâr), belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklar (orman, su) ve yenilenemeyen fosil yakıtlar (taş kömürü, linyit, petrol, doğal gaz) olarak ayrılır. Katı fosil yakıtlar karasal bitkisel kökene sahipken, sıvı ve gaz fosil yakıtlar denizel mikroorganizma kökenlidir. Eşleştirme bu bilimsel sınıflandırmaya uygun olarak kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Daimi tükenmeyen kaynak grubunu tespit etme
Dalga ve rüzgâr kaynakları belirlenmiştir.
Dalga ve rüzgâr gücü, doğanın kendi döngüsü içinde sürekli yenilenen ve kullanım miktarı ne olursa olsun tükenmeyen daimi kaynaklar sınıfındadır.
2
Belirli şartlarda yenilenebilen kaynakları tespit etme
Orman ve su kaynakları belirlenmiştir.
Su ve ormanlar biyolojik ve hidrolojik çevrimler ile kendilerini yenilese de, aşırı kirletme veya kontrolsüz kullanım durumunda tükenebilir hale gelebilir.
3
Katı fosil yakıtlar grubunu tespit etme
Taş kömürü ve linyit kaynakları belirlenmiştir.
Bu kaynaklar, jeolojik zamanlardaki gür bitki topluluklarının oksijensiz ortamda kömürleşmesiyle oluşan ve yakıldığında yüksek oranda karbon salan katı yakıtlardır.
4
Sıvı ve gaz halindeki fosil kaynakları tespit etme
Petrol ve doğal gaz kaynakları belirlenmiştir.
Denizlerdeki mikroorganizma kalıntılarının tortul tabakalar altında sıcaklık ve basınçla dönüşmesi sonucu oluşan petrol (sıvı) ve doğal gaz (gaz) yenilenemeyen fosil kaynaklardır.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların yenilenebilirlik durumlarına ve oluşum kökenlerine göre sınıflandırılması
Soru 6257Soru

II. Mahmud Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nde merkezî otoriteyi güçlendirmek, idari yapıyı modernize etmek ve dış politikadaki gelişmelere ayak uydurmak amacıyla pek çok reform gerçekleştirilmiştir. Aşağıdaki reform hareketlerini kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sened-i ��ttifak'ın imzalanması (1808), Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (1826), Takvim-i Vekayi'nin çıkarılması (1831) ve Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın imzalanması (1838) şeklinde kronolojik olarak sıralanmalıdır.
Sened-i İttifak (1808), Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (1826), Takvim-i Vekayi'nin çıkarılması (1831) ve Balta Limanı Ticaret Antlaşması'nın imzalanması (1838) tarihsel olarak bu sırayı takip etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
II. Mahmud Dönemi'nde meydana gelen olayların tarihleri belirlenir.
Sened-i İttifak (1808), Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (1826), Takvim-i Vekayi (1831) ve Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) olarak tespit edilir.
Olayları kronolojik sıraya koyabilmek için öncelikle gerçekleşme yıllarının bilinmesi gerekir.
2
Belirlenen yıllar en eskiden en yeniye doğru sıralanır.
1808 < 1826 < 1831 < 1838 sıralaması elde edilir.
Sıralamanın geçmişten günümüze doğru kronolojik düzeni takip etmesi hedeflenir.
3
Tarih sıralamasına uygun olarak olaylar dizilir.
Sened-i İttifak -> Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması -> Takvim-i Vekayi -> Balta Limanı Ticaret Antlaşması sıralaması tamamlanır.
Olayların gerçekleşme yılları arasındaki zamansal ilişki doğrultusunda doğru kronolojik dizilim elde edilir.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi reformlarının kronolojik gelişimi ve sebep-sonuç ilişkileri.
Soru 6258Soru

Cumhuriyet'in ilanından sonra eğitim alanında gerçekleştirilen köklü düzenlemelerin başında 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu gelmektedir. Bu kanun ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bütün bilim ve öğretim kurumları Maarif Vekaletine (Milli Eğitim Bakanlığına) bağlanmıştır.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun bu hükmüyle;
I. ülkede eğitim alanında yaşanan kültürel ve kurumsal ikiliğin sona erdirilmesi,
II. eğitim hizmetlerinin devletin denetimi, gözetimi ve güvencesi altına alınması,
III. yükseköğretim kurumlarının idari ve bilimsel özerkliğinin anayasal güvenceye kavuşturulması
durumlar��ndan hangilerinin doğrudan amaçlandığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, ülkede var olan farklı eğitim kurumlarının yarattığı kültürel ve kurumsal ikiliği ortadan kaldırmayı ve eğitimi tek bir elden, devlet denetiminde yürütmeyi doğrudan amaçlamıştır. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüller doğrudur. Yükseköğretimde idari ve bilimsel özerklik ise bu kanunun doğrudan hedefleri arasında yer almayıp, 1933 yılındaki Üniversite Reformu'nun getirdiği bir düzenlemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun temel amacını ve hükmünü analiz etmek.
Kanunla tüm eğitim kurumlarının Maarif Vekaletine bağlanarak eğitimde birliğin hedeflendiği belirlenir.
Eğitimde birliği sağlamak, Osmanlı'dan kalan çok başlı eğitim sistemini sonlandırmak için gereklidir.
2
Öncülleri Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kapsamı ve amaçları doğrultusunda değerlendirmek.
Birinci öncülde belirtilen eğitimdeki kültürel ve kurumsal ikiliğin sona erdirilmesi ve ikinci öncülde belirtilen eğitim hizmetlerinin devlet denetimine alınması amaçlarının doğrudan bu kanunla ilişkili olduğu görülür.
Okulların tek bir bakanlığa bağlanması doğrudan devlet denetimini sağlar ve farklı müfredat uygulayan kurumların yarattığı kültürel ikiliği ortadan kaldırır.
3
Üçüncü öncülü değerlendirerek diğerlerinden ayırt etmek.
Yükseköğretimde idari ve bilimsel özerklik konusunun 1924 tarihli bu kanunun doğrudan amaçları arasında yer almadığı, 1933 Üniversite Reformu'nun bir parçası olduğu tespit edilir.
Tevhid-i Tedrisat merkeziyetçi bir yapı öngörürken, yükseköğretim özerkliği daha sonraki akademik reformların konusudur.

Anahtar Kavram

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve eğitimde birlik ilkesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6259Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunda tarihî temalı oyunlarıyla tanınan yazar, bu eserinde Osmanlı İmparatorluğu'nun zirve dönemindeki bir taht mücadelesini ele alır. Eser; iktidar hırsı, entrikalar ve anne olma içgüdüsü arasında sıkışan bir kadının, eşi padi��ahı yönlendirerek veliaht şehzadeyi ölüme sürüklemesini trajik bir dille sahneler. Bu parçada söz edilen tiyatro oyunu ve yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hürrem Sultan - Orhan Asena

Cevap

Hürrem Sultan - Orhan Asena
Parçada bahsedilen veliaht şehzadenin ölüme sürüklenmesi ve padişahı yönlendiren güçlü kadın figürü teması, Orhan Asena'nın ünlü tarihî trajedisi Hürrem Sultan oyununa aittir. Bu eser, yazarın iktidar ve insan psikolojisi üzerine kurduğu en önemli yapıtlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını (taht mücadelesi, veliaht şehzadenin ölüme sürüklenmesi, padişahı yönlendiren güçlü kadın figürü) analiz etmek.
Bahsedilen olayların Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Hürrem Sultan ve Şehzade Mustafa olayına işaret ettiğinin belirlenmesi.
Eserin konusunu tespit ederek seçenekleri daraltmak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
2
Cumhuriyet Dönemi tiyatrosunda bu konuyu ele alan eseri ve yazarını belirlemek.
Hürrem Sultan adlı eserin Orhan Asena tarafından yazıldığının saptanması.
Tespit edilen konunun edebi karşılığını yazar ve eser bazında doğrulamak için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk tiyatrosunda tarihî dramlar, özellikle Orhan Asena'nın Hürrem Sultan oyunu ve tarihî şahsiyetlerin trajedileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6260Soru

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde bağımsızlık hareketinin teşkilatlanması ve hukuki meşruiyet kazanması sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama sırasıyla; Millî Mücadele'nin gerekçesinin ilanı, manda ve himayenin ilk reddi, cemiyetlerin birleştirilmesi, İstanbul Hükümeti ile görüşmeler ve son olarak Misak-ı Millî'nin kabulü şeklinde olmalıdır.
Kronolojik sıralama Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Amasya Görüşmeleri ve Misak-ı Millî'nin kabulü şeklinde gerçekleşmiştir. Bu süreç Millî Mücadele'nin fikri temellerinin atılmasından, örgütlenmesine ve en nihayetinde millî mecliste yasallaşmasına giden yolu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
22 Haziran 1919 tarihinde yayımlanan Amasya Genelgesi, amaç, gerekçe ve yöntemi belirleyen ilk adımdır.
Milli Mücadele'nin fiili ve fikri başlangıcı bu ihtilal bildirisiyle başlamıştır.
2
Erzurum Kongresi'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi'nde millî sınırlar ilk kez çizilmiştir.
Genelgeden sonra toplanan ilk bölgesel kongre olması nedeniyle kronolojide ikinci sırada yer alır.
3
Sivas Kongresi'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi'nde tüm cemiyetler birleştirilmiştir.
Erzurum Kongresi'ndeki kararların ulusallaştırıldığı bir sonraki aşamadır.
4
Amasya Görüşmeleri'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
20-22 Ekim 1919 tarihleri arasında İstanbul Hükümeti ile yapılan görüşmelerle Temsil Heyeti hukuken tanınmıştır.
Kongrelerin ardından temsil gücü artan heyet ile resmi temas kurulmuştur.
5
Misak-ı Millî'nin kabulünü belirlemek.
28 Ocak 1920 tarihinde Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Millî kararları son aşamadır.
Amasya Görüşmeleri sonucunda açılması kararlaştırılan meclisin aldığı en önemli karardır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi hazırlık safhasının kronolojik akışı ve olaylar arası neden-sonuç ilişkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 313 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin