Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6361Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde cepheler arasındaki askeri ve diplomatik etkileşim, TBMM Hükümetinin stratejik hamlelerini doğrudan etkilemiştir.

Buna göre, Doğu Cephesi’ndeki askeri ve diplomatik gelişmelerin Güney Cephesi’ne olan yansımaları ve bu cephelerin genel özellikleriyle ilgili;

I. Doğu Cephesi'nde kazanılan zaferin ardından buradaki düzenli ordu birliklerinin tamamının Güney Cephesi'ne kaydırılarak Fransız işgaline son verilmesi,
II. Doğu'da Ermenistan'a karşı elde edilen diplomatik başarının (Gümrü Antlaşması), TBMM'nin güneydeki işgalci güç olan Fransa karşısındaki siyasi otoritesini ve pazarlık gücünü artırması,
III. Her iki cephede de Ermeni iddialarına karşı mücadele edilmesi ve bu mücadelelerin nihai olarak TBMM'nin hukuki varlığını tanıyan uluslararası antlaşmalarla sonuçlanması

değerlendirmelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Doğu ve Güney cephelerindeki mücadelelerin niteliğini ve diplomatik sonuçlarını doğru açıklayan II ve III numaralı öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.
Doğu Cephesi'nde kazanılan askeri başarı ve ardından imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM'nin uluslararası arenadaki ilk siyasi başarısıdır. Bu durum TBMM'nin güney sınırını işgal eden Fransa karşısındaki prestijini ve pazarlık gücünü doğrudan artırmıştır. Ayrıca Doğu Cephesi'nde Ermeni ordusuyla savaşılırken, Güney Cephesi'nde de işgalci Fransızlarla iş birliği yapan silahlı Ermeni çetelerine karşı direniş gösterilmiştir. Her iki cephe de nihayetinde TBMM'nin hukuki varlığını resmen tanıyan uluslararası antlaşmalarla (Gümrü ve Ankara Antlaşmaları) sonuçlanmıştır. Bu nedenle II ve III numaralı ifadelerin yer aldığı seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki askeri birlik sevkiyatı bilgisinin incelenmesi
Doğu Cephesi'ndeki zaferden sonra Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu'ya bağlı düzenli birliklerin güneye değil, asıl mücadele alanı olan Batı Cephesi'ne sevk edildiği; Güney Cephesi'nde ise Fransızlara karşı düzenli ordu yerine Kuvayı Milliye'nin direniş gösterdiği tespit edilir. Bu nedenle birinci öncül yanlıştır.
Milli Mücadele'deki cepheler arası askeri hareketliliğin yönünü ve cephelerin savunma güçlerini doğru analiz etmek.
2
İkinci öncüldeki askeri-diplomatik etkileşimin analiz edilmesi
Doğu'da Ermenistan'a karşı kazanılan askeri zafer ve sonrasındaki Gümrü Antlaşması, TBMM'nin ilk uluslararası siyasi zaferi olup, TBMM'nin prestijini artırmış ve Fransa'nın güneydeki işgal planlarını gözden geçirmesinde etkili olmuştur. Bu nedenle ikinci öncül doğrudur.
Bir cephedeki diplomatik başarının diğer cephedeki işgalci güçlerin politikalarına olan dolaylı etkisini kavramak.
3
Üçüncü öncüldeki düşman unsurları ve antlaşmaların değerlendirilmesi
Doğu Cephesi'nde doğrudan Ermenistan Devleti ile savaşılmış; Güney Cephesi'nde ise işgalci Fransız ordusunun yanında silahlandırılan Ermeni intikam alayları ve çeteleriyle mücadele edilmiştir. Her iki cephe de TBMM'nin varlığını hukuken tanıyan antlaşmalarla (Gümrü ve 1921 Ankara Antlaşması) kapanmıştır. Bu nedenle üçüncü öncül doğrudur.
Cephelerdeki ortak tehdit odağını (Ermeni iddiaları) ve bu süreçlerin TBMM'nin tanınmasıyla sonuçlanan diplomatik boyutunu belirlemek.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney Cepheleri askeri ve diplomatik ilişkileri
Soru 6362Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin temel esaslarını yansıtan sol sütundaki tarihî sözleri, bu sözlerin doğrudan hedeflediği sağ sütundaki açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." kararı
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir." vecizesi
"Yurtta sulh, cihanda sulh." düsturu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: 1. söz bağımsızlık ve egemenlik hedefiyle, 2. söz akılcılık ve bilimsellik esasıyla, 3. söz ise iç ve dış barış ilkesiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; bağımsızlık ve millet iradesi vurgusu taşıyan birinci söz dış bağımsızlık ve iç egemenlikle; ilim ve feni rehber edinen ikinci söz akılcılık ve bilimsellikle; barışçı dış politikayı ifade eden üçüncü söz ise millî menfaatler temelinde barış ve iş birliğiyle doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci sözün (Amasya Genelgesi kararı) analiz edilmesi
Sözdeki 'bağımsızlık' ifadesinin millî bağımsızlığı, 'milletin azim ve kararı' ifadesinin ise ulus egemenliğini hedeflediği tespit edilir.
Sözün ihtiva ettiği temel siyasi kavramları belirlemek.
2
İkinci sözün (ilim ve fen vurgusu) analiz edilmesi
Hayattaki en gerçek yol göstericinin bilim ve fen olduğu belirtilerek akılcılık ve bilimsellik esasıyla ilişkilendirilir.
Atatürkçü düşüncenin bilimsel ve rasyonel dayanaklarını saptamak.
3
Üçüncü sözün (yurtta sulh, cihanda sulh) analiz edilmesi
Hem yurt içindeki toplumsal huzuru hem de dünya barışını hedefleyen dış politika esasının barışçılık olduğu anlaşılır.
Sistemin uluslararası ve toplumsal barış vizyonunu kavramak.

Anahtar Kavram

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin Temel Esasları ve Bütünleyici İlkeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6363Soru

Asya Hun Devleti'nde devlet yönetimi, idari yapı ve egemenlik anlayışına dair bazı kavramlar ile bu kavramların açıklamaları aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki kavramlar ile sağ sütundaki açıklamaların doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tanhu (Şanyü)
İkili Teşkilat
Kurultay
Kut İnancı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tanhu unvanı hükümdarlık unvanıyla, İkili Teşkilat idari bölünmeyle, Kurultay devlet meclisiyle ve Kut İnancı egemenliğin ilahi kaynağıyla eşleşir.
Tanhu unvanı hükümdarlığın simgesi olup büyüklük anlamına gelir. İkili teşkilat federal yapıyı ve idari bölünmeyi ifade eder. Kurultay, boy beylerinin katılımıyla toplanan meclistir. Kut inancı ise egemenliğin ilahi kaynağını ve veraset anlayışını belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Tanhu (Şanyü) kavramının incelenmesi
Bu kavram, Asya Hun Devleti'nde Teoman'dan itibaren kullanılan ve büyüklük, genişlik anlamına gelen hükümdarlık unvanıdır. Dolayısıyla ikinci açıklama ile eşleşir.
İlk Türk devletlerindeki hükümdarlık unvanlarının bilinmesi gerekir.
2
İkili Teşkilat kavramının incelenmesi
Bu sistem, devletin doğu (asıl hükümdar) ve batı (yabgu) olarak iki idari bölgede yönetilmesini öngörür. Dolayısıyla üçüncü açıklama ile eşleşir.
İlk Türk devletlerindeki federal/idari yapının analiz edilmesi gerekir.
3
Kurultay kavramının incelenmesi
Kurultay, boy beylerinin katıldığı, kararların görüşüldüğü ancak son kararın hükümdara ait olduğu danışma meclisidir. Dolayısıyla dördüncü açıklama ile eşleşir.
İlk Türklerde karar alma organlarının yapısının bilinmesi gerekir.
4
Kut İnancı kavramının incelenmesi
Kut inancı, yönetme yetkisinin Tanrısal kaynaklı olduğunu belirtir ve kan yoluyla hanedana geçtiği için ülkenin hanedanın ortak malı sayılması töresini doğurur. Dolayısıyla birinci açıklama ile eşleşir.
İlk Türk devletlerinde veraset ve egemenlik meşruiyeti kavramının çözümlenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti Yönetim Teşkilatı ve Egemenlik Anlayışı
Soru 6364Soru

II. Mahmud Dönemi'nde devlet teşkilatının modernleştirilmesi ve bürokratik işlerin uzmanlaşması amacıyla kurulan aşağıdaki meclis ve kurulları, üstlendikleri temel görev alanlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali
Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye
Dar-ı Şura-yı Askeri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali idari işler ve hükümet işleyişiyle; Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye adalet, yargı ve kanun tasarısı hazırlamayla; Dar-ı Şura-yı Askeri ise askeri reformların planlanması ve ordu işleriyle eşleşmektedir.
Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali hükümet ve bürokrasi işleriyle, Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye adalet ve yasama hazırlıklarıyla, Dar-ı Şura-yı Askeri ise ordu işleriyle ilgilenmiştir. Bu yapılanma modern devlet yönetimindeki ihtisaslaşmanın bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumların isimlerindeki kelime kökenlerini ve görev alanlarını analiz edin.
'Bab-ı Ali' hükümeti ve sivil bürokrasiyi, 'Ahkam-ı Adliye' adalet sistemini, 'Askeri' ise ordu işlerini ifade etmektedir.
Osmanlı modernleşmesinde yeni kurulan kurumların adları doğrudan görev alanlarını yansıtır.
2
Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali'nin görevini saptayın.
Bab-ı Ali, sadrazamlık makamı ve sivil idareyi temsil ettiği için bu şura idari işler ve hükümet işleyişi ile görevlidir.
Devlet işlerinde uzmanlaşmanın sağlanması amacıyla idari kanadı düzenlemek amaçlanmıştır.
3
Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye'nin görevini saptayın.
Adliye ifadesine uygun olarak yargı, üst düzey memurların muhakemesi ve kanun taslaklarının hazırlanmasından sorumludur.
Hukuksal denetim ve yasama hazırlıklarının tek çatı altında toplanması hedeflenmiştir.
4
Dar-ı Şura-yı Askeri'nin görevini saptayın.
Yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun idari, mali ve askeri işlerini yürütmek için kurulmuştur.
Yeni ordunun organizasyonel ihtiyaçlarını karşılamak zorunlu hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi meclis reformları ve yönetimde uzmanlaşma
Soru 6365Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluş ve yükselme döneminde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama sırasıyla: Nişabur'da hutbe okunması (1038), Pasinler Savaşı (1048), Bağdat Seferi (1055) ve Ani Kalesi'nin fethidir (1064).
Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; Nişabur'da hutbe okunması (1038), Pasinler Savaşı (1048), Bağdat Seferi (1055) ve Ani Kalesi'nin fethidir (1064).

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kuruluşu ve bağımsızlık adımı belirlenir.
Tuğrul Bey'in 1038 yılında Nişabur'da hutbe okutması devletin bağımsızlık ilanıdır ve ilk sıradadır.
Hutbe okutmak Türk-İslam geleneğinde egemenliğin en erken ve temel sembollerindendir.
2
Anadolu coğrafyasına yönelik ilk büyük askeri mücadele tespit edilir.
1048 yılındaki Pasinler Savaşı ikinci sırada yer alır.
Devletin kurulmasından sonra batı yönündeki genişleme siyasetinin Bizans ile ilk büyük karşılaşmasıdır.
3
İslam dünyasındaki siyasi liderlik adımı tespit edilir.
Tuğrul Bey'in 1055 yılındaki Bağdat Seferi üçüncü sıradadır.
Bizans'a karşı kazanılan zaferin ardından Abbasi halifesini Şii baskısından kurtarmak amacıyla yapılmıştır.
4
Yükselme dönemi fetih faaliyetleri kronolojiye eklenir.
Sultan Alp Arslan'ın 1064 yılında gerçekleştirdiği Ani Kalesi'nin fethi son sıradadır.
Alp Arslan, Tuğrul Bey'in ölümünün (1063) ardından tahta geçmiş ve bu stratejik bölgeyi fethetmiştir.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluş ve genişleme sürecindeki dönüm noktaları
Soru 6366Soru

Yazar, okuyucuyla adeta karşılıklı konuşuyormuş gibi içten ve yalın bir üslupla kaleme aldığı bu yazılarında, hayata dair iyimser bir bakış açısı sunar. Günlük yaşamın küçük ayrıntılarından yola çıkarak çalışmanın, dürüstlüğün, aile bağlarının ve insan sevgisinin önemini vurgular. Radyo konuşmalarından derlenen ve gençlere hitap eden tatlı dilli bu sohbetlerin yer aldığı eser, Cumhuriyet Dönemi öğretici metinleri içinde söyleşi (sohbet) türünün en karakteristik örneklerinden biri kabul edilir.

Bu parçada söz edilen yazar ve eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şevket Rado - Eşref Saat

Cevap

Şevket Rado - Eşref Saat
Parçada sözü edilen radyo konuşmalarından derlenmiş olması, söyleşi (sohbet) türünde samimi bir dille kaleme alınması ve gençlere iyimserlik aşılaması özellikleri doğrudan Şevket Rado'nun Eşref Saat adlı eseriyle uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını (radyo konuşmalarından derlenmesi, söyleşi/sohbet türünde yazılması, iyimser bir bakış açısı sunması) incelemek.
Metinde tanıtılan eserin radyo konuşmalarına dayanan ve gençlere yaşama sevinci aşılayan bir sohbet kitabı olduğu belirlenir.
Edebi türün ve eserin yazılış amacının doğru saptanması için bu ilk adım gereklidir.
2
Cumhuriyet Dönemi öğretici metin yazarlarını ve bu türdeki ünlü eserlerini karşılaştırmak.
Söyleşi (sohbet) türünde radyo programları yapan ve bu konuşmalarını 'Eşref Saat' başlığı altında toplayan yazarın Şevket Rado olduğu bilgisine ulaşılır.
Yazar ve eser eşleştirmesini kesinleştirmek için seçeneklerdeki diğer isimler elenir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Öğretici Metinleri ve Söyleşi (Sohbet) Türü
Soru 6367Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi; dogmalara dayanmayan, kaynağını akıl ve bilimden alan, Türk milletinin ihtiyaçlarından doğmuş dinamik bir dünya görüşüdür. Bu sistemin en önemli özelliği, zamana göre kendini güncelleyebilmesi ve durağan bir yapıya sahip olmamasıdır.

Buna göre Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin;

I. Laikliğin bir gereği olan akılcılık ve bilimsellik esasına dayanması,
II. Millî egemenliğin tek bir zümre yerine tüm ulusa ait olduğunu kabul etmesi,
III. İnkılapçılık ilkesi doğrultusunda çağın gereksinimlerini karşılamayan kurumları kaldırması

özelliklerinden hangileri bu sistemin doğrudan "dinamik ve yenilikçi" bir nitelik kazanmasında etkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin dinamik ve yenilikçi yapıda olmasını sağlayan temel esaslar; laikliğin bir gereği olan akılcılık ve bilimsellik esası ile inkılapçılık ilkesidir. Dolayısıyla doğru seçenek I ve III ifadelerini içeren seçenektir.
Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin dinamik olmasını ve kendini sürekli yenilemesini sağlayan iki temel sütun vardır: İlki, aklı ve bilimi rehber edinerek kalıplaşmış ve dogmatik fikirleri reddetmesi (akılcılık ve bilimsellik); ikincisi ise çağın gerisinde kalan kurumların yerine çağdaş olanların kurulmasını hedeflemesidir (inkılapçılık). Bu nedenle akılcılık ve bilimsellik ile inkılapçılık özelliklerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin dinamizm ve yenilenme özelliklerinin hangi esaslara dayandığını belirlemek gerekir. Sistemin durağanlaşmasını önleyen en temel düşünsel dayanak akılcılık ve bilimselliktir, eylemsel dayanak ise inkılapçılıktır.
Dinamik yapının düşünsel (akıl ve bilim) ve eylemsel (inkılapçılık) ayakları tespit edilir.
Soruda istenen 'dinamik ve yenilikçi' niteliklerin hangi öncüllerle eşleştiğini bulabilmek için kuramsal arka plan oluşturulur.
2
Verilen öncüller tek tek incelenerek analiz edilir.
I. öncüldeki akılcılık ve bilimselliğin dogmaları reddederek değişime açık olmayı sağladığı; III. öncüldeki inkılapçılığın ise çağ dışı kalan kurumların yerine yenilerinin gelmesini (yenilikçilik) sağladığı görülür. II. öncüldeki millî egemenliğin ise yönetim biçimi (Cumhuriyetçilik) ile ilgili olduğu belirlenir.
Öncüllerin hangilerinin doğrudan dinamik ve yenilikçi yapıya etki ettiğini, hangilerinin ise farklı bir amaca (siyasi rejim/egemenlik) hizmet ettiğini ayırt etmek gerekir.
3
Elde edilen analiz sonuçlarına göre doğru öncüller birleştirilerek nihai sonuca ulaşılır.
Doğrudan dinamik ve yenilikçi yapıya katkı sağlayan unsurların I ve III olduğu belirlenir.
Çelişkili durumlardan kaçınarak kesin doğru olan kombinasyonu seçeneklerle eşleştirmek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin nitelikleri ve dinamik yapısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6368Soru

Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışında iklim, bitki örtüsü ve nüfus gibi unsurlar belirleyici olmaktadır. Aşağıda verilen hayvancılık faaliyetlerini, Türkiye'de en yoğun yapıldıkları coğrafi alanlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kümes Hayvancılığı
Büyükbaş Mera Hayvancılığı
İpek Böcekçiliği

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekilde olmalıdır: Kümes Hayvancılığı büyük tüketim merkezlerine yakın alanlarla; Büyükbaş Mera Hayvancılığı yaz yağışlarıyla yeşeren gür otlakların bulunduğu Erzurum-Kars Platosu ile; İpek Böcekçiliği ise dut ağacı yaygınlığına bağlı olarak Güney Marmara ve Diyarbakır çevresi ile eşleşmelidir.
Kümes hayvancılığı iklim dışı şartlara bağlı olup pazar odaklı dağılış gösterirken, büyükbaş mera hayvancılığı yaz yağışlı yüksek platolardaki gür çayırlara, ipek böcekçiliği ise dut ağaçlarının varlığına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu durum coğrafi dağılışta hem doğal (iklim, bitki örtüsü) hem de beşeri (pazar, tüketim) unsurların farklı hayvancılık kolları üzerinde baskın olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kümes hayvancılığının yer seçimindeki temel faktör belirlenir.
Kümes hayvancılığının kapalı tesislerde yapıldığı ve pazar alanlarına (büyük tüketim merkezlerine) yakın kurulduğu tespit edilir.
Modern entansif hayvancılık yöntemlerinde iklimden ziyade pazarlama koşullarının belirleyici olduğunu anlamak.
2
Büyükbaş mera hayvancılığının ihtiyaç duyduğu doğal çevre şartları analiz edilir.
Bu faaliyetin uzun boylu gür otlaklar gerektirdiği ve bu çayırların da yaz yağışlı Erzurum-Kars Platosu'nda bulunduğu sonucuna ulaşılır.
Mera hayvancılığının doğal bitki örtüsü ve yağış rejimiyle olan doğrudan ilişkisini kurmak.
3
İpek böcekçiliği faaliyetinin ham madde bağımlılığı değerlendirilir.
Tırtılların beslendiği dut yapraklarının yoğun üretildiği Güney Marmara ve Diyarbakır çevresi ile ipek böcekçiliği eşleştirilir.
Geleneksel tarımsal ham madde kaynaklarının hayvancılık türleri üzerindeki coğrafi etkisini açıklamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını belirleyen doğal ve beşeri faktörlerin analizi
Soru 6369Soru

Türkiye'de enerji kaynaklarının dağılışı ve bu kaynakları kullanan elektrik santrallerinin coğrafi özellikleri hakkında hazırlanan bir araştırma raporunda, haritada numaralandırılan alanlarla ilgili bazı değerlendirmelere yer verilmiştir.

Buna göre, haritada numaralandırılarak gösterilen alanlardaki enerji kaynakları ve bu kaynaklara dayalı elektrik üretimiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V numaralı alanda kurulmuş olan hidroelektrik santralleri, modern baraj ve türbin teknolojileri sayesinde havzadaki yıllık yağış dalgalanmalarından ve kuraklık dönemlerinden tamamen bağımsız olarak kesintisiz enerji üretimi gerçekleştirmektedir.

Cevap

V numaralı alanda kurulmuş olan hidroelektrik santrallerinin, modern baraj ve türbin teknolojileri sayesinde havzadaki yıllık yağış dalgalanmalarından ve kuraklık dönemlerinden tamamen bağımsız olarak kesintisiz enerji üretimi gerçekleştirdiğini savunan değerlendirme yanlıştır.
Doğru cevap olan değerlendirme yanlıştır çünkü hidroelektrik santrallerinde elektrik üretimi doğrudan akarsuyun taşıdığı su miktarına ve dolayısıyla yağış rejimine bağlıdır. Gelişmiş baraj teknolojileri suyun yönetimini kolaylaştırsa da, kuraklık dönemlerinde veya yıllık yağış dalgalanmalarında su girdisi azalacağı için elektrik üretimi kesintisiz sürdürülemez.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmı�� alanların coğrafi konumlarını ve bu konumlarla ilişkili enerji kaynaklarını belirleyin.
I numaralı yer Ege (jeotermal), II numaralı yer Zonguldak (taş kömürü), III numaralı yer Muğla (linyit), IV numaralı yer Güneydoğu Anadolu (hidroelektrik/Fırat), V numaralı yer ise Doğu Karadeniz (hidroelektrik/akarsu potansiyeli) olarak eşleşmektedir.
Soruda verilen öncüllerin ve seçeneklerin doğruluğunu harita üzerinden kontrol edebilmek için ilk olarak coğrafi konum tespiti yapılmalıdır.
2
Her bir seçenekteki enerji kaynağı-doğal çevre ilişkisini ve santral özelliklerini analiz edin.
Jeotermal enerjinin iklimden etkilenmediği bilgisi, taş kömürünün I. Jeolojik Zaman ürünü olup Çatalağzı'nda kullanıldığı bilgisi, Muğla'daki santrallerin linyit kullandığı ve kirlilik yarattığı bilgisi ile hidroelektrik santrallerinin iklime bağımlı olduğu bilgileri coğrafi gerçeklerle uyuşmaktadır.
Seçeneklerdeki doğru ifadeleri eleyerek yanlış olan seçeneğe ulaşmak hedeflenmektedir.
3
Teknolojinin doğal faktörler üzerindeki sınırlandırıcı etkisini tamamen yok edip edemeyeceğini sorgulayın.
Modern teknolojilerin barajların verimliliğini artırabileceği ancak su kaynağı (yağış) olmadan enerji üretiminin kesintisiz sürdürülemeyeceği sonucuna ulaşılır. Doğu Karadeniz'deki akarsu santralleri de kurak periyotlardaki debi düşüşlerinden doğrudan etkilenir.
Teknolojik gelişmelerin doğa üzerindeki etkisini abartarak doğal sınırları tamamen ortadan kalkmış gibi kabul eden kavram yanılgısını tespit etmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de enerji kaynaklarının verimliliği, üretim potansiyeli ve elektrik üretimi üzerinde doğal coğrafi faktörlerin (iklim, jeolojik yapı, yer şekilleri) belirleyici rolü ile hidroelektrik üretimin iklimsel dalgalanmalara olan duyarlılığı.
Soru 6370Soru

Aşağıda bir mercan resifi ekosistemindeki besin zincirinde yer alan bazı canlılar verilmiştir. Bu canlıları, fotosentezle üretilen enerjinin besin zinciri boyunca aktarılması sürecinde, her bir basamağın bünyesinde depolanan toplam enerji miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mercan resifi besin zincirinde yer alan canlıların bünyelerinde depolanan enerji miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralaması resif köpekbalığı, papağan balığı, mercan polipleri ve zooxanthellae algleri şeklindedir.
Besin zincirindeki enerji piramidinde, üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe her basamakta enerjinin yaklaşık %90'ı ısı olarak kaybedilir ve yalnızca %10'u aktarılır. Bu duruma ekolojide %10 kuralı denir. Dolayısıyla, besin zincirinin en üst halkasında yer alan resif köpekbalığı en az enerjiye sahipken, en alt halkasında yer alan üretici konumundaki zooxanthellae algleri en fazla enerjiye sahiptir. Bu sebeple en az enerjiden en fazla enerjiye doğru doğru sıralama resif köpekbalığı, papağan balığı, mercan polipleri ve zooxanthellae algleri şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Canlıların besin zincirindeki trofik basamaklarını (beslenme rollerini) belirleyin.
Zooxanthellae algleri üretici (1. basamak), mercan polipleri otçul/birincil tüketici (2. basamak), papağan balığı ikincil tüketici (3. basamak) ve resif köpekbalığı üçüncül tüketici/üst yırtıcı (4. basamak) olarak belirlenir.
Enerji akışının yönünü ve basamaklar arasındaki ilişkileri kurabilmek için canlıların beslenme hiyerarşisini bilmek gerekir.
2
Besin piramidindeki enerji aktarım kuralını (%10 kuralı) uygulayın.
Güneşten gelen enerjinin her trofik basamakta sadece %10'u bir üst basamağa aktarılır, %90'ı ise solunum ve ısı kaybı ile çevreye dağılır. Bu nedenle enerji piramidin tabanından tavana doğru gidildikçe azalır.
Hangi basamakta en az, hangi basamakta en fazla enerji depolandığını saptamak için ekolojik verimlilik yasasını kullanmak gerekir.
3
Canlıları en az enerji depolayandan en fazla enerji depolayana doğru sıralayın.
En üst basamaktaki resif köpekbalığı en az enerjiye sahiptir, dolayısıyla sıralama resif köpekbalığı (üçüncül tüketici) -> papağan balığı (ikincil tüketici) -> mercan polipleri (birincil tüketici) -> zooxanthellae algleri (üretici) şeklinde gerçekleşir.
Soru kökünün bizden istediği sıralama yönü 'en az olandan en fazla olana' şeklindedir.

Anahtar Kavram

Besin zincirinde enerji akışı ve %10 kuralı
Soru 6371Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Doğu ve Güney cephelerinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, gerçekleştikleri tarihlere göre geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Maraş’ta halk direnişiyle Fransızların şehri tahliye etmesi (Şubat 1920), Kazım Karabekir komutasındaki birliklerin Kars’ı geri alması (Ekim 1920), Ermenistan ile Gümrü Antlaşması’nın imzalanması (Aralık 1920) ve Fransa ile Ankara Antlaşması’nın imzalanması (Ekim 1921) şeklindedir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru yapıldığında; Maraş'ın işgalden kurtarılması (Şubat 1920), Kars'ın geri alınması (Ekim 1920), Gümrü Antlaşması (Aralık 1920) ve Ankara Antlaşması (Ekim 1921) sıralaması elde edilir. Bu sıralama olayların gerçekleşme tarihleriyle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Maraş Savunması'nın tarihini tespit etme
Güney Cephesi'nde Kuvayıyımilliye direnişiyle Maraş'ın Fransızlar tarafından tahliye edilmesi Şubat 1920'de gerçekleşmiştir.
Milli Mücadele'deki ilk bölgesel başarıların tarihsel sırasını belirlemek.
2
Kars'ın geri alınış tarihini tespit etme
Kazım Karabekir komutasındaki XV. Kolordu'nun Doğu Cephesi taarruzu sonucunda Kars'ı kurtarması Ekim 1920'de gerçekleşmiştir.
Doğu Cephesi askeri safhasının seyrini kronolojik sıraya koymak.
3
Gümrü Antlaşması'nın tarihini tespit etme
Doğu sınırlarını belirleyen ve Ermenistan ile imzalanan Gümrü Antlaşması 3 Aralık 1920'de imzalanmıştır.
Doğu Cephesi'ndeki askeri zaferin diplomatik sonucunun zamanlamasını saptamak.
4
Ankara Antlaşması'nın tarihini tespit etme
Güney Cephesi'ni kapatan Ankara Antlaşması 20 Ekim 1921'de imzalanmıştır.
Fransa ile yapılan ve diplomatik bir dönüm noktası olan antlaşmanın son sırada yer aldığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney cephelerindeki askeri ve diplomatik gelişmelerin tarihsel sıralaması.
Soru 6372Soru

Atatürk Dönemi’nde gerçekleştirilen toplumsal inkılaplar; toplumsal yapıda eşitliği sağlamayı, sınıf bilincini ortadan kaldırmayı ve bireyler arasında imtiyaz (ayrıcalık) ifade eden durumları sonlandırmayı amaçlamıştır.

Buna göre, aşağıdaki düzenlemelerden hangisinin doğrudan bu amaç doğrultusunda gerçekleştirildiği savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miladi takvimin kabul edilmesi ve uluslararası saat sistemine geçilmesi

Cevap

Miladi takvimin kabul edilmesi ve uluslararası saat sistemine geçilmesi
Miladi takvimin kabul edilmesi ve uluslararası saat sistemine geçilmesi, toplumsal alanda ayrıcalıkları ortadan kaldırmayı değil; uluslararası ilişkilerde, ticarette ve devlet işlerinde yaşanan ikilikleri gidermeyi, batılı ülkelerle uyum sağlamayı amaçlar. Bu nedenle toplumsal eşitlik sağlama veya imtiyazları kaldırma amacı taşımaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünün analiz edilmesi
Soruda Atatürk Dönemi'nde toplumsal eşitliği sağlamak ve ayrıcalıkları kaldırmak amacı taşımayan düzenlemenin bulunması istenmektedir.
Toplumsal alanda yapılan inkılapların farklı alt amaçları (eşitlik sağlama, çağdaşlaşma, uluslararası uyum) bulunmaktadır.
2
Seçeneklerdeki inkılapların amaçlarının değerlendirilmesi
Soyadı Kanunu, unvanların yasaklanması, dinsel kıyafet kısıtlamaları ve tekke-zaviyelerin kapatılması doğrudan eşitlikçi (halkçı) toplumsal düzen kurmayı amaçlar.
Bu düzenlemeler sınıf, unvan ve dini statü farklarından kaynaklanan sosyal ayrıcalıkları ortadan kaldırmaktadır.
3
Miladi takvim ve saat düzenlemesinin amacının belirlenmesi
Takvim ve saat reformu, uluslararası ilişkilerde, ticarette ve ekonomik hayatta yaşanan uyumsuzlukları ve ikilikleri gidermeyi hedefler. Eşitlikçi bir toplum yapısı kurmakla doğrudan ilişkili değildir.
Bu reform doğrudan uluslararası entegrasyon ve pratik yaşamın düzenlenmesi amacı taşır.

Anahtar Kavram

Toplumsal inkılapların halkçılık (eşitlik) ve uluslararası uyum eksenindeki amaç farklılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6373Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de gizli bir oturumda kabul edilen ve 17 Şubat 1920'de kamuoyuna ilan edilen Misak-ı Millî kararları, İtilaf Devletleri'nin beklentilerinin aksine, Türk milletinin bağımsızlık konusundaki kararlılığını dünyaya duyurmuştur. Bu gelişme üzerine İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal etmiş ve meclisi dağıtmıştır.

Bu bilgilere göre, Misak-ı Millî'nin kabulü ile İstanbul'un resmen işgali arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Misak-ı Millî'nin ulusal bağımsızlığı hedefleyen kararlarının Mebusan Meclisinde kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin meclis iradesini yok sayarak İstanbul'u resmen işgal etmesine zemin hazırlamıştır.

Cevap

Misak-ı Millî'nin ulusal bağımsızlığı hedefleyen kararlarının Mebusan Meclisinde kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin meclis iradesini yok sayarak İstanbul'u resmen işgal etmesine zemin hazırlamıştır.
Doğru olan seçenek, Misak-ı Millî'nin ulusal bağımsızlığı hedefleyen kararlarının Mebusan Meclisinde kabul edilmesinin İtilaf Devletleri'nin meclis iradesini yok sayarak İstanbul'u resmen işgal etmesine zemin hazırladığını açıklamaktadır. Bağımsızlık kararlarının ilan edilmesi İtilaf Devletleri'nin planlarını bozmuş, onlar da meclisi basıp dağıtarak ve şehri resmen işgal ederek tepki göstermişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî'nin kabul edildiği kurumsal yapı tespit edilir.
Misak-ı Millî, henüz Ankara'da TBMM açılmadan önce, İstanbul'da toplanan Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilmiştir.
Öğrencinin meclis aidiyeti konusundaki yaygın kavram yanılgısını önlemek.
2
Misak-ı Millî kararlarının içeriği ile İtilaf Devletleri'nin çıkarları karşılaştırılır.
Kararlar tam bağımsızlığı, kapitülasyonların reddedilmesini ve vatan sınırlarını savunduğu için İtilaf Devletleri'nin işgal planlarına tamamen aykırıdır.
İşgale yol açan temel siyasi anlaşmazlığı ve gerilimi analiz etmek.
3
İşgalin doğrudan gerekçesi ile sonuçları arasında neden-sonuç ilişkisi kurulur.
Mebusan Meclisinin bağımsızlık kararını ilan etmesi üzerine İtilaf Devletleri meclisi dağıtmak, mebusları sürgüne göndermek ve milli iradeyi sindirmek için İstanbul'u resmen işgal etmiştir.
Olayların gelişim sürecini ve işgalin temel nedenini doğru yorumlamak.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilmesi ve buna tepki olarak İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal edip meclisi kapatması arasındaki neden-sonuç ilişkisi.
Soru 6374Soru

Mustafa Kemal’in subaylık yıllarındaki askeri faaliyetleri ve görev yerleri göz ön��ne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sofya’da ataşemiliter olarak görev yaptığı sırada bölgedeki Türklerin sosyal ve kültürel durumlarıyla yakından ilgilenmiş, Bulgar parlamentosunun çalışmalarını izleyerek meclis yapısı hakkında deneyim kazanmıştır.

Cevap

Sofya’da ataşemiliter olarak görev yaptığı sırada bölgedeki Türklerin sosyal ve kültürel durumlarıyla yakından ilgilenmiş, Bulgar parlamentosunun çalışmalarını izleyerek meclis yapısı hakkında deneyim kazanmıştır.
Doğru olan seçenekte belirtildiği üzere, Mustafa Kemal'in Sofya ataşemiliterliği sırasında parlamentoyu izlemesi ve Türklerin durumuyla ilgilenmesi onun meclis yapısı ve parlamenter demokrasi konusundaki fikirlerinin olgunlaşmasına doğrudan katkı sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in askerlik hayatının ilk dönemlerindeki görev yerlerini ve bu yerlerdeki faaliyetlerini kronolojik olarak sıralama.
Şam (1905), Selanik (1907), Trablusgarp (1911), Sofya (1913) ve I. Dünya Savaşı Cepheleri (Çanakkale-1915, Kafkas-1916, Suriye-1917).
Seçeneklerdeki olayların zaman ve mekan tutarlılığını test etmek amacıyla kronolojik çerçeve çizilir.
2
Seçeneklerde verilen bilgilerin tarihsel doğruluğunu ve kavramsal/kronolojik hatalar içerip içermediğini analiz etme.
Sofya ataşemiliterliği seçeneğinde verilen parlamentoyu izleme ve Türklerin durumuyla ilgilenme bilgileri tamamen doğrudur. Diğer seçeneklerde ise sırasıyla Şam dönemiyle 31 Mart Vakası'nın karıştırılması (anakronizm), Uşi Antlaşması'ndaki geçici devrin kalıcı sanılması, Çanakkale ve Kafkas cephelerinin kronolojik sırasının karıştırılması (anakronizm) ve Suriye Cephesi'nin taarruz cephesi olarak nitelendirilmesi (cephe sınıflandırma hatası) mevcuttur.
Yanlış seçeneklerdeki tarihsel yanılgıları tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Mustafa Kemal'in askeri görevleri, fikir dünyasının şekillenmesi ve I. Dünya Savaşı cephelerindeki faaliyetleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6375Soru

Aşağıda verilen ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirleyen kriterler ile bu kriterlerin açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İnsani Gelişme Endeksi (İGE)
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)
Sektörel İstihdam Oranı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İnsani Gelişme Endeksi (İGE) ile gelir, eğitim ve yaşam süresini ölçen endeks açıklaması; Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) ile üretilen mal ve hizmetlerin parasal değeri açıklaması; Sektörel İstihdam Oranı ile çalışan nüfusun iş kollarına dağılımı açıklaması eşleşmelidir.
İnsani Gelişme Endeksi (İGE), yaşam süresi ve eğitim gibi sosyal boyutları içeren çok boyutlu yapısıyla ilgili açıklamayla; Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH), üretilen mal ve hizmetlerin toplam parasal değeriyle; Sektörel İstihdam Oranı ise çalışan nüfusun tarım, sanayi ve hizmet alanlarına dağılımıyla doğrudan eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İnsani Gelişme Endeksi (İGE) kavramını inceleme.
İGE'nin yaşam süresi, eğitim ve gelir düzeyi gibi sosyal ve ekonomik boyutları bir araya getiren bir endeks olduğu tespit edilir.
Çok boyutlu sosyal gelişmişlik kriterini doğru açıklamayla eşleştirmek için.
2
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) kavramını inceleme.
GSYİH'nin ülkede üretilen mal ve hizmetlerin yıllık parasal değerini doğrudan ölçen saf ekonomik bir büyüklük göstergesi olduğu belirlenir.
Ekonomik üretim hacmini ölçen kriteri doğru tanımıyla eşleştirmek için.
3
Sektörel İstihdam Oranı kavramını inceleme.
Bu kavramın, aktif nüfusun tarım, sanayi ve hizmet gibi sektörler içerisindeki payını ifade ettiği ve gelişmiş ülkelerde hizmet sektörünün en yüksek paya sahip olduğu belirlenir.
Nüfusun çalışma kollarına göre dağılımını ifade eden kriteri doğru açıklamayla eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde kullanılan sosyoekonomik göstergeler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6376Soru

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde hammaddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık ve ulaşım kolaylığı gibi coğrafi faktörler belirleyici olmaktadır. Aşağıdaki sanayi tesislerini, yer seçimlerinde en fazla etkili olan birincil coğrafi kuruluş faktörüyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Samsun Bakır İşletmesi
Karabük Demir-Çelik Fabrikası
Konya Şeker Fabrikası

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Samsun Bakır İşletmesi - Ulaşım (Liman ve Hinterland), Karabük Demir-Çelik Fabrikası - Enerji Kaynağı (Taş Kömürü), Konya Şeker Fabrikası - Hammaddeye Yakınlık (Çabuk Bozulan Ürün) şeklinde eşleşir.
Samsun Bakır İşletmesi ulaşım avantajı nedeniyle liman kentinde kurulmuştur. Karabük Demir-Çelik Fabrikası, taş kömürüne (enerji kaynağına) yakın olması amacıyla Batı Karadeniz'de yer alır. Konya Şeker Fabrikası ise şeker pancarının çabuk bozulabilir yapısından dolayı hammadde kaynağına yakın kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Samsun Bakır İşletmesi'nin kuruluş gerekçesini değerlendirmek.
Samsun'da bakır çıkarılmadığı, Karadeniz liman ulaşımı sayesinde Küre ve Murgul bakırlarının işlenmek üzere buraya getirildiği anlaşılır.
Samsun'un gelişmiş ulaşım (liman) imkanlarının tesisin yer seçimindeki ana etken olduğunu doğrulamak.
2
Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın kuruluş gerekçesini incelemek.
Bölgede demir yatakları bulunmadığı, ancak demiri eritmek için gerekli yüksek ısıyı sağlayan taş kömürü (enerji kaynağı) yataklarının Zonguldak'ta yer aldığı saptanır.
Üretim sürecinde enerji ihtiyacının yüksek olması nedeniyle tesisin enerji kaynağına yakın kurulduğunu belirlemek.
3
Konya Şeker Fabrikası'nın ham madde ile ilişkisini analiz etmek.
Şeker pancarının tarladan söküldükten sonra hızlıca işlenmesi gerektiği, bu nedenle fabrikaların tarım alanlarının yakınına kurulduğu belirlenir.
Konya'nın geniş pancar ekim alanlarına sahip olması nedeniyle fabrikanın hammaddeye yakınlık ilkesiyle kurulduğunu saptamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki sanayi tesislerinin yer seçimini etkileyen coğrafi faktörler ve bu faktörlerin tesisler özelindeki dağılımı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6377Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaların genel nitelikleri ile bu ayaklanmaların somut örnekleri aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki ayaklanma özelliklerini, sağ sütundaki uygun isyan örnekleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstanbul Hükümeti'nin doğrudan organize ettiği ve Hilafet makamının gücünü kullanmayı amaçlayan ayaklanmalar
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortaklaşa yürüttüğü propagandalar ve kışkırtmalar sonucu Anadolu'da çıkan yerel ayaklanmalar
Başlangıçta Millî Mücadele yanlısı olup düzenli ordunun kurulması kararına karşı çıkarak merkezi otoriteye isyan edenlerin ayaklanmaları
İtilaf Devletleri'nin desteğiyle Anadolu topraklarında bağımsız devletler kurmayı amaçlayan gayrimüslim unsurların ayaklanmaları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki İstanbul Hükümeti'nin doğrudan organize ettiği ayaklanmalar sağ sütundaki Anzavur Ahmet ve Kuva-yi İnzibatiye Ayaklanmaları ile; İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortak kışkırtmasıyla çıkan yerel ayaklanmalar Bolu, Düzce, Yozgat ve Konya Ayaklanmaları ile; düzenli orduya katılmayı reddeden eski Kuva-yi Milliyecilerin ayaklanmaları Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe Ayaklanmaları ile; bağımsız devlet kurmayı amaçlayan gayrimüslim ayaklanmaları ise Pontus Rum ve Ermeni Ayaklanmaları ile eşleşir.
Birinci TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaların nitelikleri ve örnekleri doğru eşleştirildiğinde; İstanbul Hükümeti'nin doğrudan çıkardığı isyanlar Anzavur Ahmet ve Kuva-yi İnzibatiye ile; ortaklaşa çıkarılan yerel isyanlar Bolu, Düzce, Yozgat ve Konya isyanları ile; eski Kuva-yi Milliyecilerin çıkardığı isyanlar Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ile; azınlık isyanları ise Pontus ve Ermeni isyanları ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul Hükümeti'nin doğrudan organize ettiği ayaklanmayı belirlemek.
Anzavur Ahmet ve Kuva-yi İnzibatiye (Hilafet Ordusu) isyanlarının doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından TBMM'yi etkisiz kılmak amacıyla çıkarıldığı tespit edilir.
Bu ayaklanmalar doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından planlanmış, finanse edilmiş ve askeri güç olarak kullanılmıştır.
2
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortaklaşa kışkırttığı yerel ayaklanmaları tespit etmek.
Bolu, Düzce, Yozgat ve Konya isyanlarının, işgalci güçlerin desteği ve İstanbul Hükümeti'nin kışkırtmalarıyla çıkan yerel ayaklanmalar olduğu belirlenir.
Halkın dini ve saltanata bağlılık duyguları istismar edilerek TBMM otoritesi bu bölgelerde sarsılmak istenmiştir.
3
Eski Kuva-yi Milliye şeflerinin çıkardığı ayaklanmaları gruplandırmak.
Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe'nin, kurulmakta olan düzenli ordunun komutası altına girmeyi reddederek isyan ettikleri saptanır.
Merkeziyetçi devlet ve ordu yapısının kurulması sürecinde kişisel nüfuz ve bağımsız hareket etme arzuları isyana yol açmıştır.
4
Azınlıkların bağımsızlık amaçlı çıkardığı isyanları belirlemek.
Pontus Rum ve Doğu Anadolu Ermeni isyanlarının kendi devletlerini kurmayı amaçlayan azınlık isyanları olduğu anlaşılır.
Mondros Mütarekesi'nin işgal maddelerine ortam hazırlamak ve Wilson İlkeleri doğrultusunda çoğunluk oluşturduklarını iddia ederek bağımsızlık elde etmek istemişlerdir.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM Dönemi Ayaklanmaları ve Sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6378Soru

Küresel deniz ticaretinde kullanılan su yolları oluşum kökenlerine göre doğal yollarla meydana gelmiş boğazlar ve insan eliyle inşa edilmiş yapay kanallar olarak ikiye ayrılır.

Buna göre, aşağıdaki ulaşım yollarından hangisi oluşum yönüyle diğerlerinden farklıdır (doğal bir boğazdır)?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cebelitarık Boğazı

Cevap

Doğal süreçlerle oluşmuş bir boğaz olan Cebelitarık Boğazı
Cebelitarık Boğazı, Atlas Okyanusu ile Akdeniz'i birleştiren ve jeolojik süreçlerle kendiliğinden oluşmuş doğal bir su yoludur (boğazdır). Bu nedenle oluşum bakımından insan eliyle açılmış kanallardan ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen su yollarının oluşum türlerini (doğal boğaz veya yapay kanal) belirlemek.
Süveyş, Panama, Kiel ve Korint'in beşeri/yapay kanallar olduğunu; Cebelitarık'ın ise doğal bir boğaz olduğunu hatırlamak.
Soruda bizden doğal kökenli olan boğazı bulmamız istenmektedir.
2
Cebelitarık Boğazı'nın konumunu ve oluşum özelliklerini kontrol etmek.
Atlas Okyanusu ile Akdeniz arasında yer alan Cebelitarık'ın tektonik süreçler neticesinde açılmış doğal bir su yolu olduğunu doğrulamak.
Doğru cevabın doğal bir su yolu olduğundan emin olmak.

Anahtar Kavram

Doğal boğazlar ile insan yapımı kanalların oluşum kökenlerine göre ayırt edilmesi
Tahmini Süre:45s
Soru 6379Soru

3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen kanunlarla Halifelik kaldırılmış, Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti lağvedilmiştir. Aynı gün kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim öğretim birleştirilmiştir.

Bu inkılapların birlikte gerçekleştirilmesiyle yeni devlet düzeninde aşağıdakilerden hangisinin doğrudan engellenmek istendiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet yönetiminde sivil ve milli egemenlik ilkesinin üzerinde hiçbir dini veya askeri vesayetin bulunmaması

Cevap

Devlet yönetiminde sivil ve milli egemenlik ilkesinin üzerinde hiçbir dini veya askeri vesayetin bulunmaması
3 Mart 1924'te gerçekleştirilen siyasi inkılaplar, devlet yönetimindeki dini (Şeriye ve Evkaf Vekaleti) ve askeri (Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti) unsurların sivil kabine ve karar alma mekanizması üzerindeki etkisini tamamen kırmayı amaçlamıştır. Bu durum, milli iradenin ve sivil otoritenin üzerinde herhangi bir vesayet odağının bulunmamasını sağlayarak cumhuriyet rejimini güvence altına almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
3 Mart 1924 kanunlarının kapsamını ve kaldırılan kurumların işlevlerini belirleme.
Halifelik dini-siyasi bir liderlik makamıdır. Şeriye ve Evkaf Vekaleti, din işlerini yürüten ve hükümette yer alan bir bakanlıktır. Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti ise ordunun yönetiminden sorumlu askeri bir bakanlıktır.
Her bir kurumun devlet yapısındaki rolünü analiz ederek inkılapların ortak amacını saptamak gerekir.
2
Bu kurumların hükümet ve karar alma mekanizması üzerindeki etkilerini analiz etme.
Din işlerinin ve askeri yönetimin doğrudan bakanlık (vekalet) düzeyinde temsil edilmesi, sivil siyasi iradenin kararları üzerinde din ve ordu vesayetinin oluşmasına yol açmaktaydı.
Vesayet kurumlarının tasfiyesinin milli egemenliğin tam anlamıyla tecelli etmesi için neden gerekli olduğunu anlamak.
3
İnkılapların ortak hedefi ile seçenekleri karşılaştırma.
Laik, demokratik ve sivil bir devlet yapısının kurulması hedeflenmiştir. Bu durum, sivil idare üzerinde dini ve askeri herhangi bir vesayetin barındırılmaması amacını doğrular.
Doğru seçeneğe ulaşarak yanlış kavramsal çıkarımları elemek.

Anahtar Kavram

Laik ve Sivil Devlet Düzeninin Kurulması (Vesayetin Engellenmesi)
Soru 6380Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde yararlanılan aşağıdaki kaynakları, ülke genelinde ilk kez ticari amaçla elektrik üretimine başlandığı tarihlere göre eskiden yeniye (geçmişten günümüze) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'de ticari elektrik üretimine başlama sıralaması geçmişten günümüze doğru sırasıyla: Linyit kömürüne dayalı santraller (1950'ler), Jeotermal santraller (1984), Rüzgar santralleri (1998) ve Lisanslı güneş santralleri (2010'lar) şeklindedir.
Türkiye'de elektrik üretiminde linyit kömürünün kullanımı 1950'lerde başlarken, jeotermal enerji 1984'te, rüzgar enerjisi 1998'de ve lisanslı güneş enerjisi santralleri 2010'lu yıllarda elektrik şebekesine dahil edilmiştir. Bu durum linyit, jeotermal, rüzgar ve güneş sıralamasını doğru kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Linyit kömürünün elektrik üretimindeki tarihsel başlangıç dönemini belirlemek.
Tunçbilek (1956) ve Soma (1957) termik santrallerinin işletmeye açılmasıyla linyitten elektrik üretimi 1950'lerde başlamıştır ve en eski döneme aittir.
Linyit yatakları, Türkiye'nin elektrik ihtiyacını karşılamak için yerli kömür hamlesi kapsamında erken dönemde devreye sokulmuştur.
2
Jeotermal kaynağa dayalı elektrik üretiminin başlangıç tarihini saptamak.
Türkiye'nin ilk jeotermal elektrik santrali olan Denizli-Sarayköy Santrali 1984 yılında faaliyete başlamıştır.
Kırıklı fay yapılarına bağlı olarak Ege Bölgesi'ndeki jeotermal potansiyelin elektrik enerjisine dönüştürülmesi 1980'li yıllarda gerçekleşmiştir.
3
Rüzgar gücünden ticari elektrik üretiminin başlangıç yılını tespit etmek.
İzmir-Çeşme'de kurulan ilk ticari rüzgar enerjisi santrali (Ares RES) 1998 yılında elektrik üretimine başlamıştır.
Rüzgar enerjisi teknolojilerinin Türkiye'de ticari anlamda yaygınlaşmaya başlaması 1990'ların sonunu bulmuştur.
4
Güneş enerjisine dayalı lisanslı elektrik üretimi başlangıcını belirlemek.
Şebekeye bağlı büyük ölçekli ve lisanslı güneş enerjisi santralleri (örneğin Konya Kızören GES) 2010'lu yılların ortalarından itibaren şebekeye dahil edilmiştir.
Güneş paneli teknolojilerinin maliyetinin düşmesi ve yasal düzenlemelerin tamamlanması en güncel dönemde (2010'lar sonrası) gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik üretiminde kullanılan enerji kaynaklarının devreye alınma süreçleri ve tarihsel gelişim sırası.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 319 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin