Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6341Soru

Aşağıdaki tarım yöntemlerini, bu yöntemlerin temel özellikleri ve uygulanma amaçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nadas Yöntemi
Seracılık Yöntemi
Entansif (Modern) Tarım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nadas yöntemi, toprağın nem biriktirmesi için boş bırakılmasıyla; seracılık, kış ılıklığı olan yerlerde örtü altı üretimle; entansif tarım ise modern yöntemlerle yüksek verim alınmasıyla eşleşmelidir.
Nadas yöntemi kuraklıktan dolayı toprağı dinlendirmeyi amaçlar ve bu nedenle toprağın boş bırakılmasıyla eşleşir. Seracılık, kış sıcaklıklarının yüksek olduğu bölgelerde örtü altında üretim yapmayı ifade ettiği için örtü altı üretimle eşleşir. Entansif tarım ise gübreleme ve sulama gibi modern girdilerle yüksek verim almayı hedeflediği için yüksek verimli modern yöntemle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas yönteminin tanımı ve amacını incelemek.
Nadasın kurak bölgelerde toprağın dinlendirilmesi yöntemi olduğu belirlenir.
Nadas yönteminin yağış yetersizliğinden dolayı yapıldığını bilmek doğru eşleştirmeyi buldurur.
2
Seracılık yönteminin uygulanma koşullarını incelemek.
Seracılığın kış ılıklığı olan kıyı kesimlerde örtü altında yapılan tarım olduğu belirlenir.
Seracılığın sıcaklık kontrolü gerektirdiğini bilmek doğru eşleştirmeyi sağlar.
3
Entansif tarım yönteminin özelliklerini incelemek.
Entansif tarımın yüksek yatırım ve modern girdilerle yüksek verim elde etme yöntemi olduğu belirlenir.
Entansif tarımın modern tarım uygulamalarını kapsadığını bilmek doğru eşleştirmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'de uygulanan tarım yöntemlerinin (nadas, seracılık, entansif tarım) özellikleri ve uygulanma koşulları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6342Soru

II. Mahmud Dönemi'nde, taşradaki idari ve askeri denetimi artırmak amacıyla tımar sistemine fiilen son verilmiş, taşra yöneticileri maaşa bağlanmış ve güvenliği sağlamak üzere eyaletlerde Redif birlikleri kurulmuştur. Bu reformların doğrudan sonucu olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşradaki askeri ve idari yetkilerin doğrudan merkezî otoritenin denetimi altına girmesi

Cevap

Taşradaki askeri ve idari yetkilerin doğrudan merkezî otoritenin denetimi altına girmesi
Tımar sisteminin kaldırılması ve memurların maaşa bağlanmasıyla birlikte taşradaki yerel askeri güçlerin yerine doğrudan merkeze bağlı eyalet yöneticileri geçmiş ve asayişi sağlamak üzere kurulan Redif birlikleri sayesinde askeri yetkiler merkeze devredilmiştir. Bu durum merkezî otoritenin taşra üzerindeki denetimini en üst seviyeye çıkarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
II. Mahmud Dönemi'nde yapılan idari ve askeri reformların genel amacı incelenir.
Bu dönemdeki temel amacın devlet otoritesini merkezîleştirmek olduğu belirlenir.
Tımar sisteminin kaldırılması, taşra idaresini doğrudan merkeze bağlama çabalarının en önemli parçasıdır.
2
Tımar sisteminin kaldırılmasının askeri ve idari alandaki boşluğu nasıl doldurduğu değerlendirilir.
Tımar sahiplerinin yerine maaşlı memurların görevlendirilmesi ve Redif birliklerinin kurulmasıyla taşranın denetiminin doğrudan merkeze geçtiği görülür.
Bu adımlar, yerel ve kontrolsüz güç odaklarının oluşmasını engelleyerek merkezî denetimi sağlar.
3
Seçeneklerdeki diğer düzenlemeler ve kavramlar kronolojik/kavramsal açıdan elenir.
Feodal mülkiyet, narh/gedik karmaşası, Kanun-i Esasi ve Tanzimat Fermanı gibi anachronistic veya kavramsal açıdan hatalı olan seçenekler elenir.
Bu elenen seçenekler ya farklı dönemlere aittir ya da Osmanlı toprak düzeniyle çelişen yanlış kavramlar içerir.

Anahtar Kavram

II. Mahmud Dönemi İdari ve Askeri Reformları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6343Soru

Sivas-Divriği'deki demir ocaklarından çıkarılan demir cevherinin işlenip otomobil olarak İstanbul'daki bir tüketiciye ulaşma sürecindeki aşamalar aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, bu ekonomik faaliyetlerin ham maddeden tüketiciye doğru (üretim, dağıtım ve tüketim sırasına göre) doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Divriği'deki demir cevherinin çelik levhaya dönüştürülmesi, bu levhaların Kocaeli'deki otomotiv fabrikasına taşınarak araç gövdesi yapımında kullanılması, tamamlanan otomobillerin bayilere sevk edilmesi ve son olarak İstanbul'daki tüketicinin aracı kullanmaya başlaması şeklindedir.
Ekonomik faaliyet zincirinde önce ham madde çıkarılır ve işlenir (üretim), ardından elde edilen ürünler işlenecekleri veya tüketilecekleri alanlara sevk edilir (dağıtım) ve son olarak nihai kullanıcı tarafından kullanılır (tüketim). Bu doğrultuda ham maddeden nihai tüketime giden sıralama; cevherin işlenmesi (üretim), çelik levhaların taşınarak otomobile dönüştürülmesi (dağıtım ve ikincil üretim), otomobillerin bayilere sevk edilmesi (dağıtım) ve tüketicinin otomobili kullanması (tüketim) şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birincil üretim aşamasını belirleme
Divriği'den çıkarılan cevherin Karabük'te çelik levhaya dönüştürülmesi (üretim) ilk sırada yer alır.
Ham maddenin çıkarılıp işlenmesi diğer tüm aşamaların ön koşuludur.
2
Ara ürünün taşınması ve ikincil üretim aşamasını belirleme
Çelik levhaların Kocaeli'deki otomotiv fabrikasına taşınarak şasi yapımında kullanılması ikinci sırada yer alır.
İlk aşamada üretilen çelik, başka bir üretim sürecine girdi sağlamak üzere dağıtılmalıdır.
3
Nihai ürünün dağıtım aşamasını belirleme
Montajı tamamlanan otomobillerin bayilere sevk edilmesi üçüncü sırada yer alır.
Üretilen nihai tüketim malının tüketicilere sunulabilmesi için pazarlara dağıtılması gerekir.
4
Tüketim aşamasını belirleme
İstanbul'daki tüketicinin otomobili kullanmaya başlaması son sırada yer alır.
Tüketim, üretim ve dağıtım zincirinin en son aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Ekonomik faaliyetlerin (üretim, dağıtım, tüketim) ardışık ve birbirine bağlı zincirleme yapısı ile bu süreçleri etkileyen faktörler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6344Soru

Mustafa Kemal'in askerlik hayatında önemli yer tutan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mustafa Kemal'in askerlik hayatına dair bu gelişmeler sırasıyla; Sofya Ataşemiliterliği'ndeyken cephe görevi istemesi (1914), Çanakkale Cephesi'ndeki savunma başarıları (1915), Kafkas Cephesi'nde Muş ve Bitlis'i geri alması (1916) ve Suriye Cephesi'nde İngilizleri durdurması (1918) şeklindedir.
Mustafa Kemal'in askeri ve diplomatik faaliyetlerinin zaman dizini incelendiğinde; I. Dünya Savaşı öncesinde Sofya'da diplomatik görevdeyken savaşın başlamasıyla aktif cephe görevi istemesi ilk sıradadır. Ardından I. Dünya Savaşı süresince sırasıyla Çanakkale Cephesi (1915), Kafkas Cephesi (1916) ve en son Suriye Cephesi (1917-1918) görevleri yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in görev yaptığı cephelerin ve diplomatik görevlerinin kronolojik tarihlerini belirleyin.
Sofya görevi 1913-1915 yılları arasındadır (Savaşın patlak vermesi 1914). Çanakkale Cephesi 1915 yılında, Kafkas Cephesi 1916 yılında, Suriye Cephesi ise 1917-1918 yıllarında gerçekleşmiştir.
Olayların doğru kronolojik sıraya konulabilmesi için her bir gelişmenin gerçekleştiği zaman diliminin bilinmesi gerekir.
2
Belirlenen tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralayın.
Sıralama; Sofya Ataşemiliterliği'ndeyken cephe görevi talep etmesi, Çanakkale Cephesi, Kafkas Cephesi ve Suriye Cephesi şeklinde gerçekleşir.
Mustafa Kemal'in I. Dünya Savaşı'ndaki cephe sırası Çanakkale, Kafkas ve Suriye şeklinde kronolojik bir akış izler.

Anahtar Kavram

Mustafa Kemal'in askerlik hayatı ve I. Dünya Savaşı'nda savaştığı cephelerin kronolojik sırası.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6345Soru

T��rkiye'de elektrik enerjisi üretimi sağlanan aşağıdaki kaynakları, toplam elektrik üretimindeki payı en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğal gaz - Rüzgar enerjisi - Jeotermal enerji
Türkiye'de elektrik üretiminde kullanılan kaynakların güncel payları incelendiğinde doğal gaz, rüzgar ve jeotermal enerjiye göre belirgin şekilde üst sırada yer almaktadır. Yenilenebilir kaynaklar arasında ise rüzgar enerjisinin elektrik üretimine katkısı, jeotermal enerjinin katkısından oldukça fazladır. Dolayısıyla en yüksek paydan en düşüğe sıralama Doğal gaz, Rüzgar enerjisi ve Jeotermal enerji şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin elektrik üretiminde bu üç kaynak arasından en büyük paya sahip olan birincil kaynağı belirleyin.
Doğal gaz elektrik üretiminde yaklaşık %20-25'lik pay ile bu listede ilk sıradadır.
Fosil kaynaklar, Türkiye'nin baz yük elektrik ihtiyac��nı karşılamada hala baskın bir konumdadır.
2
Geriye kalan rüzgar ve jeotermal kaynakların üretim paylarını kıyaslayın.
Rüzgar enerjisi yaklaşık %10-11'lik bir paya sahipken, jeotermal enerjinin payı yaklaşık %3-4 seviyelerindedir.
Rüzgar enerjisi potansiyeli ve kurulu gücü, jeotermal enerjiye göre coğrafi olarak çok daha geniş bir alana yayılmıştır.
3
Kaynakları en yüksek üretim payından en düşüğe doğru sıralayın.
Doğal gaz, rüzgar enerjisi ve jeotermal enerji şeklinde doğru sıralama oluşturulur.
Elektrik üretimindeki güncel payların büyüklük ilişkisi Doğal gaz > Rüzgar > Jeotermal şeklindedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kullanılan kaynakların oransal dağılımı
Soru 6346Soru

Türkiye'de tarımsal üretim; uygulanan yöntemler, iklim özellikleri ve sulama imkânları gibi doğal ve beşeri faktörlere bağlı olarak bölgeler arasında farklılık gösterir. Aşağıdaki tabloda, iki farklı tarım alanında (I. ve II. tarım alanları) uygulanan tarım yöntemleri ve bu yöntemlerin bazı özellikleri karşılaştırılmıştır:

ÖzellikI. Tarım AlanıII. Tarım Alanı
Uygulanan YöntemEntansif (Modern) TarımEkstansif (Geleneksel) Tarım
Üretimin İklime BağımlılığıDüşükYüksek
Yıllık Üretim Miktarındaki DalgalanmaDüşükYüksek
Birim Alandan Alınan VerimYüksekDüşük

Bu bilgilere göre, söz konusu tarım alanlarındaki üretim, dağıtım ve tüketim faaliyetleriyle ilgili aşa��ıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. tarım alanındaki yüksek verimlilik ve üretimdeki kararlılık, bu bölgedeki ürünleri ham madde olarak kullanan sanayi kolları için güvenli ve sürekli bir ham madde akışı sağlar.

Cevap

I. tarım alanındaki yüksek verimlilik ve üretimdeki kararlılığın, bu bölgedeki ürünleri ham madde olarak kullanan sanayi kolları için güvenli ve sürekli bir ham madde akışı sağlayacağını belirten yargı doğrudur.
I. tarım alanında uygulanan entansif (modern) tarım yöntemi sayesinde birim alandan alınan verim yüksek ve üretimdeki yıllık dalgalanma düşüktür. Bu durum, bu bölgedeki tarımsal ürünleri ham madde olarak kullanan şeker, konserve gibi sanayi kollarının ham madde tedarikinde süreklilik ve güvenilirlik sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen tarım alanlarının özelliklerini analiz etmek.
I. alanda entansif (modern) tarım uygulanırken iklime bağımlılık ve üretim dalgalanması düşük, verim yüksektir. II. alanda ise ekstansif (geleneksel) tarım uygulandığından tam tersi durum geçerlidir.
Soruda istenen doğru yargıyı bulabilmek için her iki bölgenin üretim özelliklerini belirlemek gerekir.
2
Üretimdeki istikrarın ve verimliliğin diğer sektörler (sanayi/dağıtım) üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Entansif tarımın uygulandığı I. tarım alanında üretimdeki dalgalanmanın az olması, bu tarımsal ürünleri işleyen sanayi tesislerine düzenli bir ham madde akışı (üretim-dağıtım ilişkisi) sağlar.
Tarıma dayalı sanayi kollarının (şeker, konserve vb.) kesintisiz çalışabilmesi, ham madde tedarikindeki istikrara doğrudan bağlıdır.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketimi etkileyen doğal ve beşeri faktörler ile tarım yöntemlerinin (entansif/ekstansif) bu süreçler üzerindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6347Soru

XIX. yüzyılda Boğazlar Meselesi'nin uluslararası bir boyut kazanmas��nda etkili olan gelişmelerden biri de Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1833 yılında imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması’dır. Bu antlaşmanın sekiz yıllık yürürlük süresinin dolması üzerine İngiltere liderliğinde toplanan Londra Konferansı sonucunda 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır.

Bu sözleşme ile Boğazlar'ın barış zamanında tüm yabancı savaş gemilerine kapatılması ve bu durumun Avrupalı büyük devletlerin ortak garantisi altına alınmasının Osmanlı Devleti üzerindeki en doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazlar üzerinde Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu tek taraflı karar yetkisinin ve mutlak egemenliğinin sınırlandırılması

Cevap

Boğazlar üzerinde Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu tek taraflı karar yetkisinin ve mutlak egemenliğinin sınırlandırılması
Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar ilk kez uluslararası çok taraflı bir statüye kavuşmuş ve bu durum Avrupalı büyük devletlerin ortak garantisi altına alınmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki tek taraflı tasarruf yetkisini ortadan kaldırmış ve mutlak egemenlik haklarını doğrudan kısıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin getirdiği uluslararası statüyü analiz etmek.
Sözleşmeyle Boğazlar'ın barış zamanında yabancı savaş gemilerine kapatılması kararı alınmış ve bu durum Avrupalı devletlerin ortak güvencesine bağlanmıştır.
Sözleşmenin Boğazlar'ın yönetimi üzerindeki hukuki etkisini anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Sözleşmenin getirdiği ortak garantörlük sisteminin Osmanlı egemenlik hakları ile ilişkisini kurmak.
Osmanlı Devleti, kendi toprak parçası olan Boğazlar hakkında tek başına karar alma ve tasarrufta bulunma yetkisini kaybederek egemenlik haklarının kısıtlanmasını kabul etmiştir.
Sözleşmenin Osmanlı Devleti üzerindeki en doğrudan siyasi ve hukuki etkisini tespit etmek amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin Osmanlı egemenlik hakları üzerindeki sınırlandırıcı etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6348Soru

Yorulduk Ömür Hanım, yorulduk...
Dünya bir kaza yeri, insan insana çarpıyor.
Kırılıyor bazı yerlerimiz, yara bere içinde kalıyoruz.
Sonra geçip gidiyoruz hiçbir şey olmamış gibi.

Dil, üslup ve tema özellikleri dikkate alındığında bu dizelerin aşağıdaki şiir anlayışlarından hangisine mensup bir şair tarafından yazıldığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1980 Sonrası Şiir

Cevap

1980 Sonrası Şiir
Dizeler incelendiğinde, anlatımcı (anlatısal) bir üslubun benimsendiği, günlük konuşma dilinin içtenliğiyle bireysel/varoluşsal bir hüznün (yalnızlık, hayal kırıklığı, insan ilişkilerindeki yabancılaşma) işlendiği görülür. İdeolojik bir söylemden uzak olan, İkinci Yeni'nin aşırı soyut imge dünyasını reddedip daha düz yazıya yakın, lirik ve anlatısal bir yapı sunan bu şiir anlayışı 1980 Sonrası Şiir'in tipik özelliklerini yansıtmaktadır. Bu dizelerin yazarı Şükrü Erbaş da bu dönemin önemli temsilcilerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin dil ve üslup özelliklerini (anlatısal ton, düz yazıya yakınlık, konuşma dilinin içtenliği) çözümlemek.
Şiirde kapalı imgeleme dayanmayan, anlat��sal ve lirik bir üslubun öne çıktığı görülür.
Şiirin ait olduğu edebi eğilimi belirlemek için biçimsel ve üslupsal ipuçlarını değerlendirmek gerekir.
2
Şiirin temasını (bireysel yorgunluk, varoluşsal yalnızlık, günlük hayata dair sorgulamalar) belirlemek.
Şiirin toplumsal-siyasi bir ideolojiyi savunmadığı, bireysel bir hüzne odaklandığı tespit edilir.
İdeolojik veya estetik kaygıların yönünü bularak toplulukları elemeyi kolaylaştırmak.
3
Elde edilen verileri seçeneklerdeki şiir topluluklarının özellikleri ile karşılaştırmak.
İkinci Yeni'nin kapalılığından uzak, toplumcu şiirin ideolojisinden bağımsız olan ve 1980 sonrası şiirinin anlatısal, bireysel ve lirik yapısına uyan şair Şükrü Erbaş'ın tarzıyla örtüşen eğilimi saptamak.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

1980 Sonrası Şiir anlayışının dil, üslup ve tema özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6349Soru

Aşağıdaki şemada bir tundra ekosistemindeki besin piramidi ve bu piramitteki trofik (beslenme) basamakları gösterilmiştir.

Şemadaki bilgilere göre, bu ekosistemdeki enerji akışı ve madde döngüsü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Likenlerden kutup kurtlarına doğru gidildikçe aktarılan enerji miktarı her basamakta azalarak devam eder.

Cevap

Likenlerden kutup kurtlarına doğru gidildikçe aktarılan enerji miktarı her basamakta azalarak devam eder.
Besin piramidinde aşağıdan yukarıya doğru gidildikçe (üreticilerden tüketicilere) enerji aktarımı azalarak gerçekleşir. Her basamakta enerjinin yaklaşık %10\%10'u üst basamağa iletildiği için en az enerji üst basamaktaki tüketicilere ulaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Besin piramidinde üreticilerden tüketicilere doğru olan enerji akış yönünü ve miktarını analiz etmek.
Likenlerden kutup kurtlarına doğru gidildikçe enerjinin sadece %10\%10'unun bir üst trofik basamağa aktarıldığını (%10\%10 kuralı) belirlemek.
Enerji piramidinde her üst basamağa geçişte enerjinin büyük kısmının kaybedildiğini anlamak, aktar��lan enerji miktarının azaldığı sonucuna ulaştırır.
2
Diğer ekolojik parametrelerin (biyokütle, biyoakümülasyon) piramitteki değişim yönlerini değerlendirmek.
Yukarı doğru gidildikçe toplam biyokütlenin azaldığı, biyolojik birikimin (zehirli madde miktarı) ise arttığı gerçeğini ortaya koymak.
Bu parametrelerin doğru analizi, biyokütlenin arttığını veya kimyasal birikimin en az üst basamakta olduğunu savunan seçenekleri elemeyi sağlar.
3
Ayrıştırıcıların ve üreticilerin ekolojik rollerini incelemek.
Üreticilerin (likenler) Güneş enerjisini bağladığını, ayrıştırıcıların ise tüm basamaklardaki ölü organik maddeleri ayrıştırdığını doğrulamak.
Bu ekolojik rollerin belirlenmesi, üretici olarak ren geyiklerini gösteren veya ayrıştırıcıları tek bir basamakla sınırlandıran seçenekleri elemeye yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Ekosistemlerde Enerji Akışı ve Besin Zinciri Parametreleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6350Soru

Hazar Havzası'nda üretilen ham petrolün, Türkiye üzerinden ulusal ve uluslararası pazarlara ulaştırılması sürecinde gerçekleşen beşeri ve doğal faktörlere bağlı aşamalar aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Bu aşamaların coğrafi açıdan hammadde kaynağından başlayarak nihai tüketiciye kadar uzanan süreç sırasına göre doğru dizilişini belirleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süreç sırasıyla petrolün Hazar Havzası'ndan çıkarılması, BTC Boru Hattı ile Ceyhan Limanı'na nakledilmesi, deniz yolu tankerleriyle Aliağa Rafinerisi'ne taşınması, rafineride akaryakıta dönüştürülerek istasyonlara sevk edilmesi ve nihayetinde araç sahipleri tarafından tüketilmesidir.
Süreç hammadde çıkarımı ile başlar (birincil üretim), boru hattıyla limana ulaştırılır (dağıtım), deniz yoluyla rafineriye sevk edilir (dağıtım), rafineride mamul maddeye dönüştürülüp iç piyasaya sunulur (üretim-dağıtım) ve nihayetinde araçlarda kullanılarak tüketilir (tüketim).

Adım Adım Çözüm

1
Hammadde üretim kaynağının belirlenmesi
Hazar Havzası'nda sondajla ham petrol çıkarılması.
Ekonomik faaliyet zincirinin ilk adımı her zaman hammadde temini yani birincil üretimdir.
2
Birincil taşıma kanalının belirlenmesi
Petrolün BTC Boru Hattı ile Ceyhan Limanı'na nakledilmesi.
Hazar Havzası kapalı bir havza olup açık denizlere doğrudan çıkışı bulunmadığından karasal boru hatlarıyla Akdeniz gibi açık deniz limanlarına taşınması gerekir.
3
Sanayi tesisine ulaştırma kanalının belirlenmesi
Liman terminalinden Aliağa Rafinerisi'ne tankerlerle deniz yolu sevkiyatı yapılması.
Liman terminaline gelen petrolün işlenip mamul maddeye dönüştürüleceği rafineriye sevk edilmesi gerekir.
4
İkincil üretim ve iç pazara dağıtımın belirlenmesi
Aliağa Rafinerisi'nde petrolün akaryakıta dönüştürülerek kara yolu tankerleriyle istasyonlara sevk edilmesi.
Rafineride işleme ikincil sanayi üretimidir, ardından mamul maddenin tüketim noktalarına dağıtımı başlar.
5
Tüketim aşamasının belirlenmesi
İstasyonlarda araçlara yakıt dolumu yapılarak tüketilmesi.
Tüketiciyle buluşma, bu ekonomik zincirin son halkasını oluşturur.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim sektörleri arasındaki ilişkiler ile ulaşım sistemlerinin bu süreçteki rolü
Soru 6351Soru

Yeni Türk Devleti'nde toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmak, laik ve eşitlikçi bir düzen oluşturmak ve uluslararası ilişkilerdeki aksaklıkları gidermek amacıyla birçok inkılap yapılmıştır. Aşağıdaki sol sütunda verilen inkılapları, sağ sütundaki temel toplumsal amaçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
Miladi takvim ve uluslararası saatin kabul edilmesi
Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi
Şapka İktisası Hakkında Kanun'un çıkarılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması toplumsal alanda dini duyguların istismarının önlenmesiyle; Miladi takvim ve uluslararası saatin kabulü Batı dünyasıyla ilişkilerdeki uyumsuzlukların giderilmesiyle; Soyadı Kanunu toplumsal eşitliğin sağlanması ve resmi karışıklıkların önlenmesiyle; Şapka İktisası Hakkında Kanun ise dış görünümde çağdaş ve ortak bir kimlik oluşturulmasıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; tekke ve zaviyelerin kapatılması dini sömürünün engellenmesi ve laikleşmeyle, miladi takvim ve saat düzenlemesi Batı dünyasıyla ilişkilerin uyumlu hale getirilmesiyle, Soyadı Kanunu toplumsal eşitlik ve bürokratik düzenin sağlanmasıyla, Şapka Kanunu ise dış görünümde çağdaşlaşma ve birlik sağlanmasıyla ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasının amacı belirlenir.
Bu kurumların kapatılması, dini duyguların sömürülmesini önlemiş ve laik yapıyı güçlendirmiştir.
Toplumsal laikleşme ve batıl inançlarla mücadele hedeflenmiştir.
2
Miladi takvim ve uluslararası saatin kabulünün gerekçesi analiz edilir.
Avrupa devletleriyle olan ticari ve resmi ilişkilerdeki uyuşmazlıklar giderilmiştir.
Zaman ölçülerinde birliği sağlayarak uluslararası entegrasyonu kolaylaştırmak amaçlanmıştır.
3
Soyadı Kanunu'nun toplumsal işlevi incelenir.
Resmi belgelerde isim benzerliğinden kaynaklanan sorunlar çözülmüş ve ayrıcalık belirten unvanlar kaldırılarak eşitlik sağlanmıştır.
Halkçılık ilkesi doğrultusunda toplumsal eşitliği kurmak ve devlet işlerini düzenlemek hedeflenmiştir.
4
Şapka İktisası Hakkında Kanun'un hedefleri değerlendirilir.
Halkın giyim kuşamda çağdaş ve ortak bir dış görünüme kavuşması sağlanmıştır.
Toplumda çağdaşlaşma ve modern bir dış görünüm birliği oluşturulmak istenmiştir.

Anahtar Kavram

Toplumsal Alanda Yapılan İnkılapların Amaçları ve Etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6352Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Millî'nin kabulü ve İstanbul'un işgali sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama Amasya Görüşmeleri'nde tavsiye kararının alınması, mecliste Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, Misak-ı Millî'nin kabulü, Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifa etmesi ve İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama; Ekim 1919'da Amasya Görüşmeleri ile meclisin toplanma yerinin kararlaştırılması, Ocak 1920'de meclisin açılarak Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, 28 Ocak 1920'de Misak-ı Millî'nin kabulü, 3 Mart 1920'de İtilaf baskısıyla Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifası ve nihayet 16 Mart 1920'de İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Görüşmeleri'nin tarihinin belirlenmesi.
Amasya Görüşmeleri Ekim 1919'da gerçekleşmiştir.
Meclisin toplanma yeri tartışmalarının başlangıcını saptamak için bu olay ilk sıraya konur.
2
Felah-ı Vatan Grubu'nun kuruluş tarihinin belirlenmesi.
Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de açıldıktan kısa süre sonra, Ocak ayının ortalarında bu grup kurulmuştur.
Meclisin açılması ve iç örgütlenmesinin tamamlanması, Misak-ı Millî kararlarının alınmasından önce gerçekleşen bir adımdır.
3
Misak-ı Millî'nin kabul tarihinin tespit edilmesi.
Kararlar 28 Ocak 1920'de meclisteki gizli oturumda kabul edilmiştir.
Bu beyanname meclis grubunun kurulmasından sonra, hükûmet krizlerinden ve işgalden önce ilan edilmiştir.
4
Ali Rıza Paşa kabinesinin istifa sürecinin incelenmesi.
Kabine, Misak-ı Millî kararlarına tepki gösteren İtilaf Devletleri'nin baskısıyla 3 Mart 1920'de istifa etmiştir.
Hükûmetin istifası, Misak-ı Millî'nin kabulünün doğrudan bir sonucu olup resmî işgalden hemen önce gerçekleşmiştir.
5
İstanbul'un resmen işgal tarihinin belirlenmesi.
İstanbul resmen 16 Mart 1920'de işgal edilmiş ve meclis basılmıştır.
İşgal, Misak-ı Millî kararlarının mecliste kabul edilmesine ve hükûmet değişikliklerine İtilaf Devletleri'nin nihai tepkisidir ve bu sıralamadaki son olaydır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin kabul süreci ve bu sürecin İstanbul'un işgaline yol açan siyasi gelişmeleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6353Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi, Türk milletinin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasını hedefleyen, birbiriyle uyumlu ilkelerden ve temel esaslardan oluşan dinamik bir bütündür. Bu sistemin unsurları olan bazı temel esaslar ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve yapılandırılması sürecindeki tarihsel uygulamaların e��leştirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin temel esaslarını, sağ sütunda verilen ilgili tarihsel uygulamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Millî Egemenlik
Millî Kültürün Geliştirilmesi
Akılcılık ve Bilimsellik
Uluslararası Barış ve İnsancıllık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki 'Millî Egemenlik' esası Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla; 'Millî Kültürün Geliştirilmesi' Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulmasıyla; 'Akılcılık ve Bilimsellik' pozitif bilimlerin eğitime hâkim kılınmasıyla; 'Uluslararası Barış ve İnsancıllık' ise Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na öncülük edilmesiyle eşleşmektedir.
Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin her bir temel esası, cumhuriyetin kuruluş yıllarında somut kurumsal veya siyasi adımlarla hayata geçirilmiştir. Millî egemenlik halkın yönetime katılımını (Büyük Millet Meclisinin açılması), millî kültürün geliştirilmesi millî kimliğin araştırılmasını (Türk Tarih ve Dil Kurumları), akılcılık ve bilimsellik akıl dışı dogmaların reddedilmesini (pozitif bilimlerin eğitime hâkim kılınması), uluslararası barış ve insancıllık ise dünya barışına katkı sunmayı (Balkan Antantı ve Sadabat Paktı) gerektirir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler tarihsel gerçeklerle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin temel esaslarının kavramsal tanımlarını analiz etmek
Millî egemenlik halk iradesini; millî kültür öz kimliği; akılcılık pozitif bilimleri; uluslararası barış ise dış politikadaki dostane paktları temsil eder.
Kavramların kapsamını doğru belirlemek, uygulamalarla ilişki kurabilmek için gereklidir.
2
Sağ sütundaki tarihsel uygulamaların hangi kavramsal amaca hizmet ettiğini belirlemek
Meclisin açılması siyasi iradeye (egemenlik), kurumların açılması kültüre, eğitim reformu bilime, paktlar ise dış barışa yöneliktir.
Her bir inkılap hamlesinin veya dış politika adımının gerisindeki temel felsefeyi çözümlemek gerekir.
3
Kavramlar ve uygulamalar arasında birebir eşleşme sağlamak
Her sol sütun ögesi, sağ sütundaki en uygun tarihsel gelişmeyle eşleşir ve açıkta hiçbir öge kalmaz.
Düşünce sistemi ile pratik uygulamalar arasındaki nedensellik ilişkisini kurarak nihai sonuca ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin temel esasları ve bu esasların tarihsel uygulamalarla ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6354Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla getirilmesi gereken yazar ve eser adını yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında kendine özgü alaycı, nükteli ve adeta söyleşir gibi kurguladığı deneme üslubuyla öne çıkan ; İstanbul'un sosyal tarihini, edebiyat çevrelerini ve geçmişteki renkli hayatını deneme-günlük-anı sınırında bir dille anlatmıştır. Yazarın Beyoğlu'nun geçmişini, oradaki yazar ve sanatçı çevrelerini, kültürel değişimi ele aldığı ünlü eseri , bu benzersiz tarzın en olgun örneklerinden biri kabul edilir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklara sırasıyla Salah Birsel ve Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu getirilmelidir.
Parçada bahsedilen alaycı, nükteli, günlük konuşma diline yakın söyleşme üslubu Salah Birsel'in en belirgin özelliğidir. İstanbul'un geçmişteki sosyal hayatını, yazar çevrelerini ve Beyoğlu'nu anlattığı başyapıtı ise Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu'dur. Bu nedenle birinci boşluğa yazarın adı, ikinci boşluğa ise bu eserin adı getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki üslup ve konu ipuçlarını analiz etme
Kendine özgü alaycı, nükteli, söyleşir gibi bir üslup kullanan ve İstanbul'un sosyal tarihini, kahvehanelerini, edebiyat çevrelerini anlatan yazarın deneme türünde önemli bir isim olduğu tespit edilir.
Doğru yazarı belirlemek için üslup ve konu özelliklerini ortaya koymak gerekir.
2
Yazar ve eser eşleştirmesini tamamlama
Bahsedilen üslup özellikleri Salah Birsel'e aittir. Yazarın Beyoğlu'nun geçmişini anlattığı en önemli yapıtı ise Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu'dur.
Öğretici metinler alanındaki yazar-eser birikiminden yararlanarak boşlukları doğru şekilde doldurmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi'nde deneme türü, yazar üslupları ve eserleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6355Soru

Asya Hun Devleti'nin kuruluş sürecinden yıkılışına kadar yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Teoman Dönemi'nde Türk boylarının tek çatı altında toplanması, Mete Han'ın onlu teşkilatı kurması, Çin ile ilk vergi antlaşmasının imzalanması ve son olarak Hohanyeh ile Çiçi arasındaki egemenlik mücadelesi sonucu devletin ikiye bölünmesi şeklindedir.
Asya Hun Devleti'nde siyasi gelişim süreci sırasıyla; kurucu Teoman'ın boy birliğini sağlaması, ardından Mete Han'ın ordu teşkilatını kurarak Çin ile vergiye dayalı antlaşma imzalaması ve en nihayetinde taht kavgaları sonucu devletin ikiye bölünmesi şeklinde ilerlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kuruluş ve siyasi birliğini sağlayan ilk hükümdar Teoman Dönemi gelişmesini en başa yerleştirmek
Teoman'ın boyları birleştirmesi ilk sıraya konur.
Siyasi birlik sağlanmadan devlet teşkilatlanması ve geniş çaplı dış fetihler gerçekleştirilemez.
2
Teoman'dan sonra tahta çıkan ve askeri reform yapan Mete Han Dönemi'nin başlangıcını belirlemek
Mete Han'ın onlu teşkilatı kurması ikinci sıraya konur.
MÖ 209 yılındaki bu reform, Hun askeri gücünün temelini oluşturmuştur.
3
Askeri teşkilatlanmanın ardından yapılan büyük dış politika hamlelerini konumlandırmak
Çin'in vergiye bağlandığı antlaşmanın imzalanması üçüncü sıraya konur.
Mete Han'ın askeri gücü etkin kullanmasıyla Çin Han hanedanına karşı üstünlük kurulmuş ve MÖ 200'de vergi antlaşması imzalanmıştır.
4
Veraset kavgaları ve dış baskıların doruğa ulaştığı bölünme sürecini son aşama olarak seçmek
Hohanyeh ile Çiçi arasındaki ayrılık dördüncü sıraya konur.
MÖ 58 yılında yaşanan bu egemenlik tartışması devletin Doğu ve Batı olarak bölünmesiyle sonuçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti Tarihsel Gelişim Basamakları ve Teşkilatlanma Kronolojisi
Soru 6356Soru

Kardeşim sen paylaşıyorsun benimle
Aynı ekmeği, aynı hüznü, aynı gökyüzünü;
Ve biliyorsun ki yürüyeceğiz o aydınlık yolda
Emeğin ve kardeşliğin bayrağıyla yan yana.

Dil, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında bu dizelerin aşağıdaki şairlerden hangisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ataol Behramoğlu

Cevap

Dizelerdeki açık, coşkulu, hitabete dayalı anlatım ile emek, kardeşlik ve ortak mücadele temaları 1960 sonrası toplumcu şiir anlayışını yansıtmaktadır. Bu anlayışın en önemli temsilcilerinden biri Ataol Behramoğlu'dur.
Verilen dizelerdeki 'emek', 'kardeşlik', 'yol' gibi temalar ve açık, anlaşılır, hitabete dayalı söyleyiş tarzı 1960 sonrası toplumcu şiir hareketinin tipik özellikleridir. Ataol Behramoğlu bu akımın Türk edebiyatındaki en önemli temsilcilerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Şiir parçasının tema ve anahtar kelimelerini belirleme
Şiirde 'ekmek', 'emek', 'kardeşlik', 'aydınlık yol' ve birlikte 'yürümek' gibi dayanışma ve mücadele içeren kavramlar öne çıkmaktadır.
Şiirin hangi edebi eğilime veya döneme ait olduğunu tespit etmek için öncelikle tematik çerçeveyi çizmek gerekir.
2
Şiirin dil ve üslup özelliklerini inceleme
Şiirde okura doğrudan hitap eden ('Kardeşim sen...'), anlaşılır, sloganik olmayan ancak coşkulu ve çağrıcı bir üslup kullanılmıştır.
Toplumcu şiir anlayışı, kitleleri harekete geçirmek amacıyla açık ve hitabet gücü yüksek bir dil kullanır; bu durum İkinci Yeni'nin soyut diliyle çelişir.
3
Seçeneklerdeki şairlerin edebi yönelimlerini karşılaştırarak doğru şairi saptama
Edip Cansever İkinci Yeni'ye, Melih Cevdet Garip'e, Ziya Osman Yedi Meşale'ye, Cahit Zarifoğlu ise mistik şiire mensuptur. Ataol Behramoğlu ise 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirin en belirgin temsilcisidir.
Belirlenen tema ve üslubun Cumhuriyet Dönemi şiir yönelimlerindeki karşılığını bularak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

1960 Sonrası Toplumcu Şiirin Tematik ve Üslup Özellikleri ile Temsilcileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6357Soru

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta egemenliğin hiçbir makam veya merci tarafından ulusa devredilemeyeceğini, ulusun bu gücü bizzat kendi eline aldığını belirtmiştir. Bu doğrultuda 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırılmış, ancak hilafet makamının varlığı bir süre daha korunmuştur. Daha sonra Cumhuriyet ilan edilmiş ve 3 Mart 1924'te ise halifelik kaldırılarak siyasi yapının laikleşmesi yönünde nihai bir adım atılmıştır.

Bu tarihsel süreç ve inkılapların uygulanış yöntemi dikkate alındığında, siyasi alanda gerçekleştirilen düzenlemelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laik devlet düzenine geçiş süreci, toplumsal ve siyasi koşulların olgunlaşması beklenerek aşamalı bir stratejiyle yürütülmüştür.

Cevap

Laik devlet düzenine geçiş sürecinin, toplumsal ve siyasi koşulların olgunlaşması beklenerek aşamalı bir stratejiyle yürütüldüğü yargısı doğrudur.
Siyasi alandaki inkılaplar (saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılması) bir plan dahilinde, toplumsal ve siyasi şartlar elverişli hale geldikçe gerçekleştirilmiştir. Saltanat kaldırıldığında halifeliğe dokunulmaması, toplumun henüz hazır olmaması ve meclis içindeki dengelerin gözetilmesiyle doğrudan ilgilidir. Bu durum, laik devlet düzenine geçişin aşamalı bir stratejiyle yürütüldüğünü gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen kronolojik sırayı ve inkılapların niteliklerini analiz etmek
Saltanatın kaldırılması (1922), Cumhuriyetin ilanı (1923) ve Halifeliğin kaldırılmas�� (1924) adımlarının belirli bir sıra ve zamanlama dahilinde yapıldığı belirlenir.
Siyasi alanda yapılan inkılapların yöntemini ve zamanlamasını tespit etmek için tarihsel sıralamayı anlamak gerekir.
2
Saltanat ile halifeliğin kaldırılması arasındaki ilişkiyi ve toplumsal hazırbulunuşluğu değerlendirmek
Saltanatın kaldırılmasına rağmen halifeliğin bir süre daha korunmasının, toplumdaki hazırbulunuşluk düzeyine ve siyasi dengelere göre hareket edildiğini gösterdiği anlaşılır.
İnkılapların aşamalı olarak gerçekleştirilmesinin ardındaki temel nedeni (toplumsal/siyasi dengeler) ortaya koymak için gereklidir.
3
Ulaşılan sonuçları seçeneklerle karşılaştırmak
Gelişmelerin aşamalı bir stratejiyle yürütüldüğünü ifade eden yargının doğru cevap olduğu görülür.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru yargıya ulaşmak için son değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Siyasi Alanda Yapılan İnkılapların Aşamalı Gerçekleştirilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6358Soru

Türkiye'de doğal çevre şartları ile hayvancılık faaliyetleri arasında yakın bir ilişki vardır. Özellikle yaz yağışlarının fazla olmasına bağlı olarak gür çayırların geniş yer kapladığı Erzurum-Kars Platosu'nda, geleneksel yöntemlerle yapılan en yaygın hayvancılık faaliyeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyükbaş mera hayvancılığı

Cevap

Büyükbaş mera hayvancılığı
Yaz yağışlarıyla yeşeren gür ve uzun boylu çayırların yaygın olduğu Erzurum-Kars Platosu'nda, bu doğal bitki örtüsüne bağlı olarak geleneksel yöntemlerle yapılan en yaygın faaliyet büyükbaş mera hayvancılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum-Kars Platosu'nun iklim ve bitki örtüsü özelliklerini belirleme
Bölgede sert karasal iklim egemendir, yaz yağışları belirgindir ve bu yağışlar gür çayırların yetişmesini sağlar.
Hayvancılık faaliyetleri ile bitki örtüsü arasındaki doğal ilişkiyi kurmak.
2
Çayır bitki örtüsünün hangi hayvancılık türü için uygun olduğunu tespit etme
Gür ve uzun boylu ot toplulukları (çayırlar) büyükbaş hayvanların beslenmesi için en uygun ortamı oluşturur.
Doğal otlak koşullarının hayvan türü üzerindeki seçici etkisini belirlemek.
3
Geleneksel (mera) yöntemlerle yapılan faaliyeti seçme
Doğal çayırlara bağlı olarak yapılan bu faaliyet büyükbaş mera hayvancılığıdır.
Doğal çevre koşullarına bağımlı geleneksel hayvancılık türünü netleştirmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'de bitki örtüsü ve iklim koşullarının geleneksel mera hayvancılığı türlerinin dağılışı üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 6359Soru

Bir ülkenin sahip olduğu doğal kaynakların zenginliği, o ülkenin gelişmişlik düzeyini belirleyen tek ya da en önemli kriter değildir. Doğal kaynakları son derece kısıtlı olmasına ra��men beşeri ve teknolojik sermayesini etkili kullanarak yüksek bir gelişmişlik seviyesine ulaşan ülkeler de bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki ülkelerden hangisi doğal kaynaklar bakımından fakir olmasına rağmen gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelere örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Japonya

Cevap

Japonya
Japonya seçeneği doğrudur çünkü Japonya yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece fakir bir ülke olmasına karşın; eğitimli nüfusu, yüksek teknolojisi, sanayisi ve sermayesi sayesinde dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline gelmiştir. Bu durum, gelişmişlik düzeyini belirleyen kriterlerde beşeri ve teknolojik kapasitenin, doğal kaynak varlığından daha belirleyici olabildiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirleyen kriterler ile doğal kaynak ilişkisini analiz etmek.
Doğal kaynakların tek başına gelişmişlik getirmeyeceği, kaynak yetersizliğinin ise teknoloji ve eğitimle telafi edilebileceği anlaşılır.
Gelişmişlik kriterlerinin beşeri, teknolojik ve ekonomik boyutlarını ayırt etmek için bu analiz gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen ülkelerin doğal kaynak potansiyellerini ve gelişmişlik durumlarını karşılaştırmak.
Japonya'nın yer altı ve yer üstü kaynakları yönünden fakir olmasına rağmen yüksek gelişmişlik düzeyine sahip tek seçenek olduğu belirlenir.
Soru kökündeki 'doğal kaynak yönünden fakir ama gelişmişlik düzeyi yüksek' kriterini sağlayan ülkeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Doğal kaynak varlığı ile gelişmişlik düzeyi arasındaki ilişki ve beşeri/teknolojik sermayenin gelişmişlik üzerindeki belirleyici rolü.
Tahmini Süre:45s
Soru 6360Soru

Çin yıllığı *Shiji*’de yer alan bilgilere göre; Asya Hun Devleti'nde sol (doğu) ve sağ (batı) olmak üzere iki büyük idari kanat bulunmaktaydı. Büyük Şanyü doğuda otururken, batı topraklarının idaresi genellikle hanedan mensubu prensler tarafından yürütülürdü. Ayrıca Hun kurultayında boy beyleri ve askeri yöneticiler yılda belirli zamanlarda bir araya gelerek devlet işlerini, vergi durumunu ve askeri seferleri karara bağlardı.

Bu bilgilere dayanarak Asya Hun Devleti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke topraklarında mutlak ve sınırlandırılamaz merkeziyetçi bir yönetim anlayışının hâkim olduğuna

Cevap

Ülke topraklarında mutlak ve sınırlandırılamaz merkeziyetçi bir yönetim anlayışının hâkim olduğuna
Doğru cevap, ülke topraklarında mutlak ve sınırlandırılamaz merkeziyetçi bir yönetim anlayışının hâkim olduğunu iddia eden ifadedir. Paragrafta devletin doğu ve batı olmak üzere iki büyük idari kanada ayrılması (ikili teşkilat) ve devlet işlerinin kurultayda boy beyleriyle birlikte kararlaştırılması, gücün tek elde toplanmadığını ve mutlak bir merkeziyetçi yapının bulunmadığını gösterir. Bu nedenle bu yargıya ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen tarihsel kaynak atıflarının incelenmesi.
Giriş kısmındaki 'Çin yıllığı Shiji' ifadesi, Asya Hun Devleti'ne ait bilgilerin komşu medeniyetlerin (Çin) yazılı kaynaklarından öğrenildiğini doğrular.
Hun dönemine ait doğrudan Türkçe yazılı kaynakların olmaması nedeniyle komşu devletlerin belgeleri birincil veri kaynağıdır.
2
Metindeki idari yapı (doğu-batı kanatları ve prenslerin rolü) unsurlarının analiz edilmesi.
Ülkenin doğu ve batı olarak iki idari bölgeye ayrılması ve batının hanedan prenslerince yönetilmesi, ikili teşkilatlanma yapısını ve hanedan üyelerinin taşra yönetimindeki etkisini doğrular.
Bu yapı, geniş toprakların yönetimini kolaylaştırmak amacıyla uygulanan federatif bir modeldir.
3
Metinde geçen 'kurultay' kavramının ve karar alma mekanizmasının değerlendirilmesi.
Kurultayda boy beylerinin ve komutanların devlet işlerini görüşüp karara bağlaması, yönetimde ortak karar mekanizmalarının ve danışma nitelikli kurulların olduğunu gösterir.
Hükümdarın yetkilerinin kurultay gibi yapılarla paylaşıldığı veya sınırlandırılabildiği anlaşılır.
4
Elde edilen tüm bulguların 'merkeziyetçilik' kavramı ile karşılaştırılması.
Hem ikili teşkilatlanma hem de kurultay yapısı, gücün tek bir merkezde toplanmasını engellediği için mutlak ve bölünmez bir merkeziyetçilik anlayışıyla çelişir.
Federatif eğilimler gösteren bu yapıda mutlak ve sınırlandırılamaz bir merkeziyetçiliğin varlığından söz edilemez.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti'nin Devlet Teşkilatlanması ve Yönetim Yapısı
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 318 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin