Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6381Soru

Atatürk Dönemi'nde toplumsal yapıyı laikleştirmek, çağdaşlaştırmak ve sınıf farkı gözetmeyen eşitlikçi bir düzen kurmak amacıyla çeşitli kanunlar çıkarılmıştır. Aşağıdaki inkılap hareketlerini kabul edildikleri kronolojik sıraya göre eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumsal alandaki inkılapların kronolojik sırası: Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925), Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi (21 Haziran 1934), Efendi, Bey, Paşa gibi unvan ve lakapların kaldırılması (26 Kasım 1934) ve son olarak bazı kisvelerin mabetler dışında giyilmesinin yasaklanması (3 Aralık 1934) şeklindedir.
Toplumsal alanda yapılan inkılapların doğru kronolojik sıralaması: Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (1925), Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi (Haziran 1934), Efendi, Bey, Paşa gibi unvan ve lakapların kaldırılması (Kasım 1934) ve son olarak bazı kisvelerin mabetler dışında giyilmesinin yasaklanması (Aralık 1934) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk aşamada 1920'li yılların ortalarında gerçekleştirilen din temelli toplumsal kurumların düzenlenmesini belirlemek.
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kanunu 30 Kasım 1925'te kabul edilmiştir. Bu adım ilk sıradadır.
Laik devlet ve toplum yapısının oluşturulması yolundaki erken dönem reformlarından biridir.
2
1930'lu yılların ortalarında, resmi ve sosyal ilişkilerde eşitliği hedefleyen temel yasayı belirlemek.
Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934'te kabul edilmiştir. Bu adım ikinci sıradadır.
Toplumda ayrıcalıkları kaldırmadan önce her vatandaşın bir soyadına sahip olması hukuki eşitlik için ön şarttır.
3
Soyadı Kanunu'nun ardından, eski toplumsal hiyerarşiyi ve ayrıcalıkları simgeleyen unvanların kaldırılma zamanını saptamak.
Efendi, Bey, Paşa gibi unvan ve lakapların kaldırılmasına dair kanun 26 Kasım 1934'te kabul edilmiştir. Bu adım üçüncü sıradadır.
Soyadı Kanunu ile getirilen eşitlikçi yapıyı pekiştirmek için eski feodal ve hiyerarşik unvanların yasaklanması gerekmiştir.
4
Son olarak laiklik ilkesini kıyafet alanında tamamlayan yasal düzenlemenin tarihini tespit etmek.
Dini kıyafetlerin (kisvelerin) mabetler dışında giyilmesini yasaklayan kanun 3 Aralık 1934'te kabul edilmiştir. Bu adım son sıradadır.
Toplumsal alanda laikleşmeyi tamamlayıcı nitelikteki son önemli kıyafet reformudur.

Anahtar Kavram

Toplumsal alanda gerçekleştirilen inkılapların kronolojik gelişimi, laiklik ve halkçılık ilkeleri doğrultusunda toplumu modernleştirme ve eşitleme amacı taşır.
Soru 6382Soru

Türkiye'de jeolojik yapının karmaşık olması ve farklı jeolojik dönemlere ait arazilerin bulunması maden çeşitliliğini artırmıştır. Ülkemizde maden çeşitliliğinin en fazla olduğu yer Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki Yukarı Fırat Bölümü'dür. Ancak bu durum, bölgenin Türkiye genelinde en fazla maden rezervine sahip ya da madencilikten en fazla gelir elde eden yer olmasını sağlamamıştır.

Bu durum, madenler ve madencilik faaliyetleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisini kanıtlar niteliktedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maden rezerv miktarı ile maden çeşitliliği her zaman doğru orantılı değildir; çeşitliliğin fazla olması rezervlerin de yüksek olacağı anlamına gelmez.

Cevap

Maden rezerv miktarı ile maden çeşitliliği her zaman doğru orantılı değildir; çeşitliliğin fazla olması rezervlerin de yüksek olacağı anlamına gelmez.
Maden rezerv miktarı ile maden çeşitliliği arasında her zaman doğrudan ve doğru orantılı bir ilişki bulunmamaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi'nde maden türü (çeşitliliği) oldukça fazla olmasına rağmen, madenlerin rezervlerinin dağınık veya yetersiz olması nedeniyle ekonomik olarak işletilme oranları düşüktür. Bu durum, çeşitliliğin fazla olmasının rezervlerin de yüksek olacağı anlamına gelmediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etme.
Doğu Anadolu Bölgesi'nin maden çeşitliliğinde birinci sırada yer almasına karşın maden üretimi ve ekonomik gelirde aynı sırada yer almadığı belirlenir.
Maden çeşitliliği ile maden üretimi ve rezerv ilişkisindeki temel tezi tespit etmek amacıyla.
2
Maden çeşitliliği ve rezerv arasındaki kavramsal farkı değerlendirme.
Maden çeşitliliğinin fazla olmasının, madenlerin rezerv miktarlarının veya tenörlerinin de kesinlikle yüksek olacağı anlamına gelmediği anlaşılır.
Öğrencinin maden çeşitliliği ile rezerv miktarını karıştırmasını engellemek ve kavramsal netlik sağlamak için.
3
Yargıları karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşma.
Maden rezerv miktarı ile maden çeşitliliğinin her zaman doğru orantılı olmadığını belirten ifadenin doğru cevap olduğu saptanır.
Soruda istenen çıkarımı doğru bir şekilde tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Maden Çeşitliliği ve Rezerv Kavramlarının Farkı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6383Soru

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyılda egemenlik hakları, toprak bütünlüğü ve Boğazlar üzerinde yaşadığı diplomatik gelişmelere dair aşağıda verilen olayları kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin geçmişten günümüze kronolojik sıralaması: Doğu Sorunu tabirinin Viyana Kongresi'nde kullanılması (1815), Hünkar İskelesi Antlaşması (1833), Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) ve Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması Viyana Kongresi (1815), Hünkar İskelesi Antlaşması (1833), Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) ve Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği yılları tespit etmek
Doğu Sorunu kavramının ortaya çıkışı 1815, Hünkar İskelesi Antlaşması 1833, Balta Limanı Ticaret Antlaşması 1838 ve Londra Bo��azlar Sözleşmesi 1841 yılındadır.
Kronolojik sıralama yapabilmek için diplomatik gelişmelerin tarihsel sıralamasını netleştirmek gerekir.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralamak
1815 < 1833 < 1838 < 1841 sıralaması elde edilir.
Soruda olayların geçmişten günümüze kronolojik sıralanması istenmektedir.
3
Olayları sıralamayla eşleştirmek
Doğu Sorunu (1815) -> Hünkar İskelesi Antlaşması (1833) -> Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) -> Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) doğru sıralamadır.
Tarihsel kronolojiye göre olaylar sıralanarak nihai çözüme ulaşılır.

Anahtar Kavram

Boğazlar Sorunu ve Doğu Sorunu çerçevesindeki diplomatik gelişmelerin kronolojisi
Soru 6384Soru

Mustafa Kemal, Manastır Askerî İdadisinde öğrenim gördüğü sırada patlak veren 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'na (Dömeke Meydan Muharebesi) gönüllü olarak katılmak istemiş ancak henüz öğrenci olduğu için bu isteği gerçekleşmemiştir. Osmanlı ordusunun savaş meydanında büyük bir zafer kazanmasına rağmen, Avrupalı devletlerin müdahalesiyle imzalanan İstanbul Antlaşması'nda Osmanlı Devleti diplomatik açıdan istediği sonucu alamamış ve Girit'e özerklik verilmiştir. Mustafa Kemal, bu durumun kendisinde derin bir üzüntü ve sorgulama yarattığını anılarında dile getirmiştir.

Buna göre, yaşanan bu tarihsel süreç Mustafa Kemal'in fikir dünyasında aşağıdakilerden hangisini öncelikle kavramasına zemin hazırlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askerî zaferlerin, etkin bir d��ş politika ve güçlü bir diplomasiyle taçlandırılması gerektiğini

Cevap

Askerî zaferlerin, etkin bir dış politika ve güçlü bir diplomasiyle taçlandırılması gerektiğini
1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda Osmanlı ordusunun sahada kesin bir askeri başarı elde etmesine karşın, Avrupalı devletlerin müdahalesi ile diplomatik masada Girit'e özerklik verilmesi, askeri güç ile elde edilen kazanımların güçlü bir dış politika ve diplomasi ile korunması gerektiği gerçeğini ortaya koymuştur. Mustafa Kemal bu durumu gözlemleyerek askeri dehanın yanı sıra siyasi ve diplomatik dehanın da devlet yönetiminde ayrılmaz bir bütün olduğunu kavramıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihsel olay ile ortaya çıkan sonucu ilişkilendiriniz.
Osmanlı Devleti'nin 1897 savaşını sahada kazanmasına karşın diplomatik masada kaybetmesi ve Girit'e özerklik verilmesi gerçeği tespit edilir.
Askerî eylemler ile siyasi-diplomatik sonuçlar arasındaki çelişkiyi belirlemek amacıyla.
2
Bu olayın Mustafa Kemal üzerindeki etkisini fikir dünyası bağlamında analiz ediniz.
Mustafa Kemal'in askerî başarıların dış politika ve diplomasiyle korunması gerektiği fikrine ulaştığı görülür.
Mustafa Kemal'in gençlik döneminde edindiği dış politika vizyonunu anlamak amacıyla.
3
Seçenekleri analiz ederek kavramsal hataları eleyiniz.
Savaş meydanındaki zaferlerin güçlü diplomasiyle taçlandırılması gerektiği yönündeki seçenek belirlenir. Cumhuriyet fikri (anakronizm), ümmetçilik (fikir akımı yanılgısı), ıslahat fermanı ve On İki Ada (kronolojik hata) seçenekleri elenir.
Çıkarımla örtüşen en doğrudan ve doğru yargıya ulaşmak amacıyla.

Anahtar Kavram

Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisi yıllarındaki fikir gelişimi, askerlik hayatı öncesindeki dış politika ve diplomasi bilinci.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6385Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde yaşanan;

I. Eski Türk veraset anlayışının devam ettirilerek ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması,
II. Taşradaki meliklerin eğitiminden sorumlu atabeylerin, merkezi otoritenin zayıflaması üzerine bağımsız hareket etmeye başlaması,
III. İkta sahiplerinin kendilerine tahsis edilen toprakların gelirleriyle devlete asker (sipahi) yetiştirmesi

durumlarından hangilerinin, devletin siyasi birliğinin bozulmasında ve parçalanmasında doğrudan rol oynadığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Siyasi birliğin bozulmasında ve devletin parçalanmasında; hanedan üyeleri arasında ülkenin paylaştırılması (I) ve atabeylerin bağımsızlık ilan etmesi (II) doğrudan etkilidir. İkta sistemindeki askeri üretim (III) ise merkezi yapıyı koruma amacı taşır. Bu nedenle doğru cevap 'I ve II' öncüllerini barındıran seçenektir.
Büyük Selçuklu Devleti'nin parçalanmasında ve siyasi birliğinin bozulmasında, 'ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması' (I) ve 'atabeylerin bağımsızlıklarını ilan etmesi' (II) doğrudan etkilidir. Dolayısıyla doğru yanıt 'I ve II' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eski Türk veraset anlayışının Büyük Selçuklu Devleti üzerindeki etkisini analiz edin.
Ülkenin hanedanın ortak malı sayılması prensibi nedeniyle topraklar bölünmüş, bu durum taht kavgalarına ve siyasi birliğin bozulmasına (parçalanmaya) yol açmıştır. Dolayısıyla I. öncül doğrudur.
Veraset sisteminin Selçuklu devlet yapısında yarattığı siyasi bölünmeyi saptamak.
2
Atabeylik sisteminin merkezi otorite zayıfladığında ortaya çıkardığı sonuçları değerlendirin.
Meliklerin hocası olan atabeyler, merkez zayıflayınca kendi bölgelerinde bağımsızlık ilan ederek devletin parçalanmasında doğrudan rol oynamışlardır. Dolayısıyla II. öncül doğrudur.
Atabeylik kurumunun siyasi bütünlüğe olan etkisini belirlemek.
3
İkta sisteminin işlevini siyasi bütünlük açısından inceleyin.
İkta sahiplerinin asker yetiştirmesi (sipahi), tarımsal sürekliliği ve taşra güvenliğini sağlayan, merkezi devlete bağlılığı artıran kurumsal bir yapıdır; parçalanmaya yol açmaz. Dolayısıyla III. öncül yanlıştır.
İkta sisteminin merkeziyetçi rolünü kavrayıp parçalanma nedeni olmadığını ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nde merkezi otorite, veraset sistemi ve atabeylik kurumunun siyasi birliğe etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6386Soru

Türkiye’de kara ve demir yolu ulaşım ağlarının genel uzanış doğrultusu incelendiğinde, bu hatların büyük oranda doğu-batı yönünde yoğunlaştığı görülmektedir.

Ulaşım hatlarının bu doğrultuda uzanmasında etkili olan temel doğal faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağ sıralarının genelde doğu-batı doğrultusunda uzanması

Cevap

Dağ sıralarının genelde doğu-batı doğrultusunda uzanması
Türkiye'de dağ sıraları alp orojenezi nedeniyle genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanır. Kara ve demir yolları da en az engebeli ve yapım maliyeti en düşük olan bu doğal olukları (vadi ve çöküntü alanlarını) takip ettiği için genel uzanışları doğu-batı yönündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki ulaşım hatlarının uzanış doğrultusu ile yeryüzü şekilleri arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Ulaşım hatlarının doğu-batı doğrultulu olduğu tespit edilir.
Ulaşım sistemlerinin fiziki coğrafya şartlarından nasıl etkilendiğini anlamak için.
2
Ulaşım yollarının yönünü tayin eden temel jeomorfolojik özelliği belirlemek.
Dağların uzanış doğrultusunun (doğu-batı) yol yapımını bu yönde kolaylaştırdığı, kuzey-güney yönünde ise geçitlerle sağlandığı belirlenir.
Yol yapım maliyetini en aza indiren doğal faktörü saptamak için.

Anahtar Kavram

Ulaşım sistemlerinin uzanış yönü ile dağların uzanış doğrultusu arasındaki ilişki
Soru 6387Soru

1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’deki toplumsal ve siyasal gelişmeler, edebiyatta da yansımasını bulmuş; ��zellikle şiirde estetik kaygıların yanı sıra ideolojik yönü ağır basan, halkın sorunlarını, işçi sınıfının mücadelesini ve sınıfsal çatışmaları konu edinen yeni bir toplumcu gerçekçi dalga ortaya çıkmıştır. Bu dönem şairleri; şiirlerini geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla açık, anlaşılır ve söylev (hitabet) üslubuna yakın ortak bir dil kullanmışlardır.

Buna göre, aşağıdaki şairlerden hangisi bu parçada sözü edilen şiir anlayışının temsilcilerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edip Cansever

Cevap

Edip Cansever
Edip Cansever, 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiir anlayışının değil; soyutlama, imgecilik ve anlam kapalılığını savunan İkinci Yeni şiir hareketinin kurucu ve öncü isimlerindendir. Diğer şairler ise 1960 sonrasının toplumcu çizgisinde eserler vermişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru öncülünde verilen özellikler (ideolojik yön, halkın sorunları, sınıfsal çatışmalar, söylev üslubu, açık dil) analiz edilir.
Bu özelliklerin 1960 Sonrası Toplumcu Şiir anlayışına ait olduğu belirlenir.
Parçadaki edebi yönelimi tespit etmek, doğru şair grubunu bulmanın ilk adımıdır.
2
Seçeneklerde yer alan şairlerin Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatındaki şiir yönelimleri incelenir.
İsmet Özel, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram ve Süreyya Berfe'nin 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirin önde gelen isimleri olduğu saptanır.
Edebi hareketlerin temsilcilerini doğru eşleştirmek hatalı seçenekleri elememizi sağlar.
3
Edip Cansever'in edebi kişiliği ve bağlı olduğu edebi topluluk değerlendirilir.
Edip Cansever'in soyut, kapalı ve imgeci bir dil benimseyen İkinci Yeni şiir akımının en önemli temsilcilerinden biri olduğu görülür. Dolayısıyla toplumcu şiir anlayışına ait değildir.
Uyumsuz olan seçeneği belirleyerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

1960 Sonrası Toplumcu Şiir ve Temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6388Soru

Lozan Barış Antlaşması ile kapitülasyonların kaldırılmasının ardından, 1 Temmuz 1926 tarihinde y��rürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında gemi işletme ve limanlar arasında yük ve yolcu taşıma hakkı yalnızca Türk vatandaşlarına ve Türk bayrağı taşıyan gemilere tanınmıştır.

Bu düzenlemenin temel amacı ve ilişkili olduğu doğrudan Atatürk ilkesi aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk karasularında ekonomik egemenliği ve bağımsızlığı sağlamak - Milliyetçilik

Cevap

Türk karasularında ekonomik egemenliği ve bağımsızlığı sağlamak - Milliyetçilik
Türk karasularında ekonomik egemenliği ve bağımsızlığı sağlamak amacıyla çıkarılan Kabotaj Kanunu, denizlerimizi millileştirdiği için doğrudan Milliyetçilik ilkesiyle ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kabotaj Kanunu'nun içeriğini ve Lozan Antlaşması sonrası bağımsızlık adımları ile ilişkisini analiz etmek.
Kabotaj Kanunu'nun Türk karasularında ticaret ve ulaşım hakkını yalnızca Türk gemi ve vatandaşlarına verdiğini tespit etmek.
Kanunun kapsamını anlayarak milli egemenlik boyutuyla bağlantı kurmak.
2
Düzenlemenin hangi ekonomik ve milli amaca hizmet ettiğini belirlemek.
Yabancı devletlerin denizlerimizdeki ayrıcalıklarına son verilerek denizlerimizde ekonomik bağımsızlığın sağlandığını belirlemek.
Kanunun getirdiği temel kazanımı ortaya koymak.
3
Elde edilen amacın Atatürk ilkeleriyle ilişkisini kurmak.
Ekonomik bağımsızlık ve millileştirme çalışmalarının doğrudan Milliyetçilik ilkesi kapsamında olduğunu saptamak.
Soruda istenen ilke-inkılap ilişkisini doğru tamamlamak.

Anahtar Kavram

Kabotaj Kanunu'nun milli ekonomi ve bağımsızlık (Milliyetçilik) üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6389Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde adalet işleri şer'i ve örfi olmak üzere iki ana kola ayrılmıştır. Şer'i yargı sistemi, kendi içinde dikey bir hiyerarşik yapıya sahip olup yerel mahkemelerden en üst temyiz ve şikâyet merciine kadar uzanan bir kademelenme göstermektedir.

Buna göre, Türk-İslam devletlerinde şer'i hukuk sisteminde yer alan aşağıdaki kurum ve görevlileri, yetki genişliği ve karar mercisi açısından en üstten en alta doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şer'i yargı sistemindeki en üst makam Divan-ı Mezalim'dir. Ardından başkentteki başkadı olan Kadıü'l-Kudat, eyalet ve şehirlerdeki Kadı ve en alt basamakta yer alan yardımcı yargıç olan Naib gelir.
Türk-İslam devletlerinde şer'i yargının en üst basamağında kararların son inceleme yeri olan Divan-ı Mezalim yer alır. Teşkilatın başkentteki genel yöneticisi Kadıü'l-Kudat'tır. Taşradaki bağımsız yargıç olan Kadı üçüncü sırada, onun yetki devriyle kasaba veya köylerde görev yapan yardımcısı Naib ise en alt basamakta bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Şer'i yargı sistemindeki en üst kuruluşu belirleme
Sultanın başkanlık ettiği Divan-ı Mezalim'in en yüksek yargı ve temyiz organı olduğu tespit edilir.
Divan-ı Mezalim, kadı kararlarına yapılan itirazları inceleme ve devlet adamlarını yargılama yetkisine sahip en üst mercidir.
2
Merkezi şer'i yargı yöneticisini belirleme
Başkentte bulunan Kadıü'l-Kudat'ın (başkadı) yargı teşkilatının başı olduğu belirlenir.
Kadıü'l-Kudat, yerel kadıların atama ve denetiminden sorumlu olup yetki bakımından Divan-ı Mezalim'den sonra gelir.
3
Yerel mahkeme hakimini belirleme
Eyalet ve şehirlerdeki bağımsız şer'i davalara bakan Kadı'nın konumu belirlenir.
Kadı, doğrudan davaları çözmekle görevli yerel yargıç olup kadı vekili olan naiblerin amiridir.
4
Yargı hiyerarşisinin en alt basamağını belirleme
Kadı yardımcısı veya vekili olan Naib'in en alt sırada yer aldığı tespit edilir.
Naib, kadının yetki alanındaki daha küçük yerleşimlerde veya onun adına görev yapan yardımcı hakimdir.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti ve Türk-İslam Devletlerinde Şer'i Yargı Teşkilatı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6390Soru

Cumhuriyet döneminde ulusal ekonominin inşası sürecinde tarım, ticaret, sanayi ve finans alanlarında yapısal düzenlemelere gidilmiştir.

Aşağıda verilen iktisadi düzenlemeleri, bu düzenlemelerin temel amaçları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aşar Vergisinin Kaldırılması
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun Kabul Edilmesi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Kurulması
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın Hazırlanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aşar Vergisinin Kaldırılması tarımsal üretimi canlandırmak amacıyla; Teşvik-i Sanayi Kanunu özel sektörü teşvik etmek amacıyla; Merkez Bankası para politikasını bağımsızlaştırmak amacıyla; Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ise devlet eliyle planlı sanayileşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yapılan inkılapların her biri farklı ekonomik ihtiyaçlara cevap vermiştir: Tarımda aşar vergisi kaldırılarak köylünün yükü hafifletilmiş, sanayide önce özel sektörü desteklemek için Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmış, başarısız olunca planlı devlet yatırımı olan Beş Yıllık Sanayi Planı'na geçilmiş, para politikasında ise Merkez Bankası kurularak finansal bağımsızlık sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal düzenlemeyi tespit etme
Aşar vergisinin tarım üreticileri üzerindeki olumsuz etkisini kaldırarak tarımsal canlılık hedeflenmiştir.
Aşar vergisi doğrudan köylü kesimini ilgilendiren geleneksel bir toprak vergisidir.
2
Özel sektörü destekleyen kanunu belirleme
Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel teşebbüse muafiyetler sağlanarak sanayi yatırımları özendirilmiştir.
Yeni kurulan devletin ilk dönemlerinde özel sermaye birikimi yetersiz olduğundan teşvik yasası çıkarılmıştır.
3
Finansal bağımsızlık adımını ilişkilendirme
Merkez Bankası'nın kurulması ile para politikaları millileştirilmiştir.
Bağımsız bir ekonomi için milli paranın kontrolünün ulusal bir bankada olması gerekir.
4
Planlı devletçi modele geçişi çözümleme
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile büyük ölçekli fabrikaların devlet eliyle kurulması planlanmıştır.
1929 ekonomik krizinin ardından özel sektörün sanayileşmeyi gerçekleştiremeyeceği anlaşıldığından devletçi plan uygulamaya konulmuştur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet döneminde milli iktisat politikaları çerçevesinde yapılan inkılapların sektörel amaçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6391Soru

Aşağıda Batı edebiyatında ortaya çıkan akımların temel ilkeleri ile bu akımların Türk edebiyatındaki yansımaları verilmiştir. Sol sütundaki açıklamaları, sağ sütundaki en uygun edebî kavram veya sanatçıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aklın ve sağduyunun denetiminde, evrensel insan doğasını ele alarak seçkin bir dil ve biçim mükemmelliğiyle eser vermeyi amaçlayan edebî akım.
Hristiyanlık mucizelerine, millî tarihe, doğaya ve insan ruhunun sınırsız coşkunluğuna yönelip klasik kuralların dışına çıkan edebî akım.
Klasisizm akımının rasyonel ve kuralcı yapısını benimseyerek Türk edebiyatında Molière'den tiyatro uyarlamaları ve çevirileri yapan Tanzimat dönemi yazar ve bürokratı.
Romantizmin coşkun duygu dünyasını, vatan ve hürriyet gibi toplumsal temalarla sentezleyerek eserlerinde kendi kişiliğini gizlemeden yansıtan şair ve yazar.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki açıklamaların sağ sütundaki kavramlarla doğru eşleşmesi şu şekildedir: İlk açıklama Klasisizm ile, ikinci açıklama Romantizm ile, üçüncü açıklama Ahmet Vefik Paşa ile ve dördüncü açıklama Namık Kemal ile eşleşmelidir.
Kavramların ve sanatçıların temel edebi eğilimleri göz önünde bulundurulduğunda akıl ve sağduyu Klasisizmle, coşkunluk ve duygu Romantizmle, Molière uyarlamaları Ahmet Vefik Paşa ile, vatan ve hürriyet temalı coşkulu eserler ise Namık Kemal ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki edebi nitelikleri analiz etmek.
Cümledeki 'akıl', 'sağduyu', 'evrensel insan doğası' ve 'biçim mükemmelliği' ifadelerinin Klasisizm akımının temel prensipleri olduğu belirlendi.
Klasisizm akıl ve sağduyuyu temel alarak evrensel değerleri ve kusursuz formu hedefler.
2
İkinci cümledeki edebi nitelikleri analiz etmek.
Cümledeki 'millî tarih', 'doğa', 'insan ruhunun sınırsız coşkunluğu' ve 'klasik kuralların dışına çıkma' ifadelerinin Romantizm akımını işaret ettiği tespit edildi.
Romantizm, klasik kuralları reddederek coşkun duyguları ve millî ögeleri ön plana çıkarır.
3
Üçüncü cümledeki yazar tanımını ve edebi yönelimini değerlendirmek.
Tanzimat Dönemi'nde Molière'den tiyatro uyarlamaları ve çevirileri yapan klasik akım temsilcisinin Ahmet Vefik Paşa olduğu belirlendi.
Ahmet Vefik Paşa, tiyatro çeviri ve adaptasyonlarıyla Türk tiyatrosunda klasik kuralcılığı uygulayan ana figürdür.
4
Dördüncü cümledeki yazar tanımını ve edebi yönelimini değerlendirmek.
Romantizmin coşkun duygu dünyasını vatan ve hürriyet kavramlarıyla birleştirerek eser veren Tanzimat yazarının Namık Kemal olduğu belirlendi.
Namık Kemal, coşkun romantik üslubuyla 'vatan şairi' olarak bilinir ve eserlerinde kişiliğini gizlemez.

Anahtar Kavram

Klasisizm ve Romantizm akımlarının temel felsefi ilkeleri ile Tanzimat edebiyatındaki temsilcileri
Soru 6392Soru

Ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturan üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri çeşitli doğal ve beşeri faktörlerin kontrolünde gerçekleşir. Bu faktörler, ekonomik faaliyetlerin coğrafi dağılışın�� ve gelişimini doğrudan etkiler.

Buna göre, sol sütundaki örnek durumlar ile sağ sütundaki bu durumları etkileyen temel coğrafi faktörleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karabük ve Ereğli'de demir madeni çıkarılmamasına rağmen bu bölgede demir-çelik fabrikalarının kurulması
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin çevresinde besi ve kümes hayvancılığı tesislerinin yoğunlaşması
Doğu Karadeniz Bölümü'nün dik ve engebeli yamaçlarında tarımda makine kullanımının oldukça sınırlı olması
Antalya kıyılarında hasat edilen yaş sebzelerin frigorifik (soğutmalı) tırlarla Rusya pazarına ulaştırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karabük ve Ereğli'deki demir-��elik üretimi enerji kaynağına yakınlıkla, metropoller çevresindeki hayvancılık tüketim merkezlerine yakınlıkla, Doğu Karadeniz'deki sınırlı makine kullanımı yery��zü şekilleriyle, yaş sebze ihracatı ise modern ulaşım teknolojisi ve altyapısıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; demir-çelik sanayisinin Karabük ve Ereğli'ye kurulması enerji kaynağıyla (taş kömürü), büyük metropoller çevresindeki hayvansal üretim tesisleri tüketim potansiyeliyle (pazar), Doğu Karadeniz'deki makineleşme engelleri yeryüzü şekilleriyle (eğim ve engebe), Rusya'ya yapılan sebze sevkiyatı ise modern dağıtım altyapısıyla (frigorifik ulaşım teknolojisi) eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Karabük ve Ereğli demir-çelik fabrikalarının kuruluş yerinin analiz edilmesi
Tesislerin hammaddeye (demir cevherine) değil, demiri eritmek için gerekli olan yüksek kalorili taş kömürüne (enerji kaynağı) yakın kurulduğu belirlenir.
Sanayi üretiminde yer seçimini etkileyen doğal faktörlerden enerji kaynağı ilişkisini doğrulamak.
2
Büyük şehirlerin çevresindeki besi ve kümes hayvancılığı tesislerinin incelenmesi
Bu tesislerin metropollerin çevresinde toplanmasının ana nedeninin, bozulabilir hayvansal gıdaların geniş tüketici nüfusa hızla ulaştırılması olduğu anlaşılır.
Tüketim faktörünün üretimin dağılışı üzerindeki beşeri etkisini açıklamak.
3
Doğu Karadeniz'de tarımsal makineleşmenin kısıtlı olmasının sebebinin bulunması
Bölgenin morfolojik yapısındaki eğim ve engebenin tarım makinesi kullanımını engellediği sonucuna varılır.
Yer şekillerinin tarımsal üretim üzerindeki doğal sınırlayıcı etkisini tespit etmek.
4
Yaş sebze taşımacılığında kullanılan modern yöntemlerin değerlendirilmesi
Soğutmalı araçlarla uzak pazarlara yapılan sevkiyatın dağıtımı kolaylaştıran modern ulaşım teknolojileriyle ilgili olduğu tespit edilir.
Dağıtımı etkileyen beşeri faktörlerin ticaretteki rolünü vurgulamak.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim faaliyetlerinin lokasyon ve süreç yönetimini etkileyen doğal (enerji kaynağı, yer şekilleri) ve beşeri (pazara yakınlık, ulaşım teknolojisi) faktörler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6393Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretimi gerçekleştiren santrallerin coğrafi özellikleri, hammadde temini ve üretim koşulları hakkında araştırma yapan bir coğrafyacının ulaştığı aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırklareli (Hamitabat) ve İstanbul (Ambarlı) termik santralleri, Marmara Bölgesi'ndeki zengin yerli linyit yataklarına yakın kurulmuş olup hammaddeye yakın yer seçimi ilkesine örnek oluşturur.

Cevap

Kırklareli (Hamitabat) ve İstanbul (Ambarlı) termik santrallerinin yerli linyit yataklarına bağlı olarak kurulduğu ve hammaddeye yakınlık ilkesine dayandığı yargısı yanlıştır.
Kırklareli (Hamitabat) ve İstanbul (Ambarlı) termik santralleri linyit yataklarına yakın kurulmamıştır; bu santraller ithal ve yerli doğal gaz ile çalışmaktadır. Marmara Bölgesi'nde linyit yatakları bulunsa da, bu iki santralin yer seçiminde tüketim merkezlerine (sanayi ve nüfus yoğunluğuna) yakınlık ile doğal gaz boru hatları/ithalat limanlarına yakınlık belirleyici olmuştur. Bu nedenle linyit yataklarına yakın kuruldukları ve hammaddeye yakınlık ilkesine örnek oluşturdukları yönündeki ifade coğrafi açıdan yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Santrallerin kullandığı enerji kaynaklarını ve yakıt türlerini belirleyin.
Hamitabat ve Ambarlı santralleri doğal gaz kullanırken; Çatalağzı taş kömürünü, Sarayköy ve Germencik jeotermali (sıcak su/buhar), Atatürk ve Karakaya barajları ise suyu (hidroelektrik) kullanır.
Her santralin enerji kaynağı türünü netleştirmek, kuruluş yeri kriterlerini doğru analiz etmenin temelidir.
2
Santrallerin kuruluş yerlerinin belirlenmesindeki coğrafi ve ekonomik etkenleri inceleyin.
Doğal gaz santrallerinin sanayi ve nüfusun yoğun olduğu büyük tüketim merkezlerine (Marmara) ve boru hatlarına yakın kurulduğu; jeotermal santrallerin fay hatlarına bağlı olduğu; hidroelektrik santrallerin ise akarsu potansiyeline göre yer seçtiği belirlenir.
Yargıların doğruluğunu test etmek için hammaddeye yakınlık, pazara yakınlık ve doğal çevre koşullarının etkilerini karşılaştırmak gerekir.
3
Yanlış olan coğrafi bilgiyi tespit edin.
Hamitabat ve Ambarlı santrallerinin Marmara Bölgesi'ndeki linyit yataklarına yakın kurulduğu iddiasının yanlış olduğu, bu tesislerin doğal gazla çalıştığı ve tüketim/pazara yakınlık odaklı konumlandırıldığı sonucuna ulaşılır.
Coğrafi eşleştirmeler ve lokasyon teorileri arasındaki çelişkiyi bularak soruyu çözümlemek hedeflenir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Elektrik Üreten Santrallerin Dağılışı ve Kuruluş Yeri Seçim Kriterleri
Soru 6394Soru

Aşağıda verilen Türkiye'deki ticaret merkezlerini, iç ticaretteki etki alanlarının genişliği ve ticaret hacimlerinin büyüklüğüne göre en geniş/en fazla olandan en dar/en az olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'deki ticaret merkezlerinin ticaret hacmi ve etki alanlarına göre büyükten küçüğe doğru sıralaması İstanbul, İzmir ve Kars şeklindedir.
İstanbul, Türkiye'de nüfus, sanayi ve ulaşımın en çok geliştiği merkez olarak ulusal/küresel düzeyde en büyük ticaret hacmine sahiptir. İzmir, bölgesel ölçekte ticaret ve sanayi merkezi olarak ikinci sırada gelir. Kars ise sanayi faaliyetlerinin az olması sebebiyle yerel etki alanı ile en düşük ticaret hacmine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un iç ticaretteki konumunu belirlemek.
İstanbul, Türkiye'nin en büyük nüfus, sanayi, ulaşım ve finans merkezi olması sebebiyle iç ticaretteki payı en fazla ve etki alanı en geniş olan kenttir. İlk sıraya yerleştirilir.
Nüfus yoğunluğu, sanayi üretimi ve ulaşım ağlarının gelişmişliği ticaret hacmini doğrudan artırır.
2
İzmir'in iç ticaretteki konumunu belirlemek.
İzmir, bölgesel ölçekte büyük bir ticaret ve liman kentidir. İstanbul'dan sonra ikinci sıraya yerleştirilir.
Ege Bölgesi'nin ticaret merkezi olan İzmir, İstanbul'a kıyasla daha dar ama Kars'a kıyasla oldukça geniş bir bölgesel etki alanına sahiptir.
3
Kars'ın iç ticaretteki konumunu belirlemek.
Kars, sanayi faaliyetlerinin azlığı ve nüfusunun düşüklüğü nedeniyle ticaret hacmi en az olan ve yerel etkiye sahip olan kenttir. Son sıraya yerleştirilir.
Ekonomik faaliyetlerin tarım ve hayvancılıkla sınırlı olması ticaret hacmini yerel düzeyde tutmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki şehirlerin fonksiyonel özellikleri, iç ticaret hacimleri ve etki alanlarının coğrafi analizi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6395Soru

Mustafa Kemal Paşa’nın 24 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisine sunduğu ve meclis tarafından kabul edilen önergede yer alan, *"Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah kaymakamı ikame etmek doğru değildir."* kararı kabul edilmi��tir.

Bu kararın alınmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclisin üzerinde herhangi bir vesayet odağının bulunmadığını göstererek bağımsız ve sürekli bir yönetim iradesi ortaya koymak

Cevap

Meclisin üzerinde herhangi bir vesayet odağının bulunmadığını göstererek bağımsız ve sürekli bir yönetim iradesi ortaya koymak
Önergedeki bu maddeyle, Büyük Millet Meclisinin geçici bir kurul olmadığı, aksine kalıcı ve tam bağımsız bir yönetim organı olarak çalışacağı vurgulanmıştır. 'Padişah kaymakamı ikame etmek doğru değildir' ifadesiyle, meclisin padişahın vekili veya İstanbul Hükümeti'nin bir uzantısı gibi hareket etmeyeceği, kararlarında tamamen özgür olacağı belirtilmiştir. Bu durum, meclisin üzerinde hiçbir güç veya vesayet odağı tanınmadığını ve milli iradeye dayalı bağımsız bir devletin kurulduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Önergede geçen 'geçici bir hükümet başkanı tanımama' ve 'padişah kaymakamı atamama' kararının siyasi gerekçesi analiz edilir.
Bu kararla meclisin geçici bir organ olmadığı, kararlarında tamamen bağımsız ve kalıcı bir iradeye sahip olduğu sonucuna ulaşılır.
Meclisin üzerinde herhangi bir gücün veya vesayet makamının kabul edilmediğini anlamak için önerge maddesinin hukuki niteliği belirlenmelidir.
2
Seçeneklerde yer alan ifadeler ile önerge maddesinin amacı karşılaştırılır.
Meclisin üzerinde başka hiçbir vesayet odağının (padişah veya İstanbul Hükümeti) bulunmadığını gösteren seçeneğin doğru amaç olduğu tespit edilir.
Milli egemenlik ilkesinin gereği olarak meclisin tam bağımsızlığını ve sürekliliğini savunan seçeneği belirlemek gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin milli egemenlik ve tam bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde kurucu ve kalıcı niteliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6396Soru

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakal��m

Dil, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında bu dizelerin aşağıdaki şairlerden hangisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Turgut Uyar

Cevap

Turgut Uyar
Verilen şiir alıntısı, İkinci Yeni akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Turgut Uyar'ın 'Göğe Bakma Durağı' adlı ünlü şiirine aittir. Alışılmamış bağdaştırmaların (bebe dişlerinden güneşler), çağrışıma dayalı soyut söyleyişin ve serbest nazım biçiminin kullanılması, İkinci Yeni'nin imgeci ve kapalı şiir dünyasının tipik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin biçimsel ve dilsel özelliklerini analiz etmek.
Dizelerin serbest ölçüyle yazıldığı, 'bebe dişlerinden güneşler', 'kaçamak ışıklar' gibi alışılmamış bağdaştırmalar ve imgeler içerdiği görülmektedir.
Şiirde kullanılan biçim ve imge dünyası, yazıldığı edebi topluluğun (akımın) belirlenmesinde en önemli ipucudur.
2
Edebi akım ve topluluk özelliklerini eşleştirmek.
Yoğun imge kullanımı, soyut anlatım, anlam kapalılığı ve dilin alışılmış kalıplarının dışına çıkılması Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde İkinci Yeni topluluğunun karakteristik özellikleridir.
Tespit edilen üslup özelliklerinin Cumhuriyet Dönemi'ndeki hangi şiir eğilimine ait olduğunu bulmak gerekir.
3
Şiirin ait olduğu şairi belirlemek.
İkinci Yeni topluluğunun en önemli temsilcileri Cemal Süreya, İlhan Berk, Edip Cansever, Ece Ayhan ve Turgut Uyar'dır. 'Göğe Bakma Durağı' başlığını taşıyan bu dizeler Turgut Uyar'a aittir.
Bulunan akım özellikleri ile şairlerin bireysel tarzlarını eşleştirerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

İkinci Yeni şiirinin dil, üslup özellikleri ve temsilcileri
Soru 6397Soru

Aşağıda verilen doğal kaynakları (sol sütun), tarihsel süreçteki ekonomik önemleri ve kullanım alanlarıyla (sağ sütun) doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taş kömürü
Jeotermal akışkan
Toprak örtüsü
Orman varlığı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taş kömürü - Sanayi Devrimi ve demir-çelik sanayisi ile ilgili olan açıklamayla; Jeotermal akışkan - kaplıca ve elektrik üretimi ile ilgili olan açıklamayla; Toprak örtüsü - tarım, tuğla, seramik ve çimento sanayisi ile ilgili olan açıklamayla; Orman varlığı - selüloz, kağıt ve mobilya sanayisi ile ilgili olan açıklamayla eşleşmelidir.
Doğal kaynaklar ekonomik ve tarihsel niteliklerine göre eşleştirildiğinde; Sanayi Devrimi ve demir-çelik sanayisi ile ilgili olan açıklama taş kömürünü; kaplıca ve elektrik üretimi ile ilgili olan açıklama jeotermal akışkanı; tarım, tuğla, seramik ve çimento sanayisi ile ilgili olan açıklama toprak örtüsünü; selüloz, kağıt ve mobilya sanayisi ile ilgili olan açıklama ise orman varlığını belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal kaynakların yenilenebilirlik durumlarını ve ekonomik özelliklerini incelemek.
Taş kömürü tükenebilir/yenilenemeyen; orman, toprak ve jeotermal ise yenilenebilir kaynaklar sınıfında tanımlanmıştır.
Doğal kaynakların sınıflandırılması, onların kullanım potansiyelini ve sürdürülebilirlik sınırlarını belirler.
2
Taş kömürünün ekonomik ve tarihsel önemini eşleştirmek.
Sanayi Devrimi ile demir-çelik üretimi ve buharlı makinelerdeki kritik rolü sebebiyle tükenebilir enerji kaynağı olan taş kömürü üçüncü açıklama ile eşleşir.
Kömürün yüksek kalori değeri ve tarihi önemi onun ayırt edici özelliğidir.
3
Jeotermal akışkanın kullanım alanlarını belirlemek.
Jeotermal enerji yeraltı suyu döngüsüne bağlı yenilenebilir bir kaynak olup, kaplıcalar ve jeotermal elektrik üretimiyle dördüncü açıklama ile eşleşir.
Jeotermal enerjinin kökeni ve modern elektrik üretimindeki yeri doğrudan ekonomiyle ilişkilidir.
4
Toprak ve orman kaynaklarının sanayideki ham madde rollerini ayırt etmek.
Toprak seramik ve çimento sektörüyle (ikinci açıklama), orman ise kağıt ve mobilya sektörüyle (birinci açıklama) eşleşir.
Toprak ve orman kaynaklarının sanayi kollarındaki farklı ham madde girdileri bu kaynakların ekonomik fonksiyonlarını ayrıştırır.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların sınıflandırılması (tükenebilir, yenilenebilir, daimi) ve bunların tarihsel süreçte gelişim gösteren ekonomik sektörlerle (sanayi kollarındaki ham madde ve enerji girdisi olarak) ilişkisi.
Soru 6398Soru

Azot döngüsü; atmosfer, litosfer, biyosfer ve hidrosfer arasında gerçekleşen ve canlılığın devamı için hayati önem taşıyan bir biyojeokimyasal döngüdür. Bu döngü esnasında azot elementinin kimyasal formu değişmekte ve farklı aktörler süreçte rol oynamaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen azot döngüsü süreçlerini sağ sütundaki en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nitrifikasyon
Denitrifikasyon
Biyotik Azot Fiksasyonu
Abiyotik Azot Fiksasyonu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nitrifikasyon süreci amonyağın nitrit ve nitrata dönüştürülmesi açıklamasıyla; Denitrifikasyon süreci nitratın serbest azot gazı olarak atmosfere verilmesi açıklamasıyla; Biyotik Azot Fiksasyonu baklagil köklerindeki bakterilerin azotu bağlaması açıklamasıyla; Abiyotik Azot Fiksasyonu ise yıldırım ve şimşek gibi yüksek enerjili doğa olaylarıyla azotun bağlanması açıklamasıyla eşleşir.
Nitrifikasyon, topraktaki zararlı amonyağın bitkilerin alabileceği nitrata dönüşmesidir. Denitrifikasyon, topraktaki azotun atmosfere gaz olarak verilmesidir. Biyotik azot fiksasyonu canlı organizmalarla (bakterilerle) gerçekleşirken, abiyotik azot fiksasyonu yıldırım, şimşek gibi cansız fiziksel olaylarla gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Nitrifikasyon teriminin biyokimyasal tanımını ve amacını belirleme.
Nitrifikasyonun amonyağın bitkilerin kullanabileceği nitrit ve nitrat tuzlarına dönüştürülmesi süreci olduğu belirlenmiştir.
Topraktaki azot formlarının bitkiler tarafından asimile edilebilmesi için bu dönüşüm şarttır.
2
Denitrifikasyon sürecinin döngüdeki rolünü analiz etme.
Denitrifikasyonun topraktaki bağlı azotu serbest gaz haline getirip atmosfere geri salma süreci olduğu belirlenmiştir.
Bu süreç döngünün tamamlanmasını sağlar ve atmosferdeki azot dengesini korur.
3
Biyotik ve abiyotik azot fiksasyonu (bağlanması) yollarını karşılaştırma.
Baklagil köklerindeki Rhizobium bakterilerinin yaptığı bağlamanın canlı kaynaklı (biyotik), yıldırım ve şimşek gibi fiziksel olayların yaptığı bağlamanın ise cansız kaynaklı (abiyotik) olduğu belirlenmiştir.
Azotun atmosfere bağlanma mekanizmalarının kökenini ayırt etmek doğru eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Azot Döngüsü Süreçleri ve Aktörleri
Soru 6399Soru

Klimatolojik kökenli bir ekstrem olay olan kuraklık; meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik olmak üzere birbirini izleyen üç temel aşamada gelişim gösterir. Yağış miktarındaki belirgin azalışla başlayan bu süreç, zamanla toprak neminin tükenmesine ve nihayetinde su rezervlerinin azalmasına kadar uzanır.

Buna göre, bir bölgede yaşanan kuraklık sürecinde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi, kuraklığın 'hidrolojik' aşamaya ulaştığının doğrudan kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin önemli ölçüde düşmesi

Cevap

Akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin önemli ölçüde düşmesi
Kuraklığın son aşaması olan hidrolojik kuraklık, su döngüsündeki havza bazlı su rezervlerinin (akarsu debileri, göller, barajlar ve yer altı su seviyeleri) belirgin şekilde azalmasıyla karakterize edilir. Bu nedenle akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin önemli ölçüde düşmesi, kuraklığın hidrolojik aşamaya ulaştığının doğrudan kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuraklık türlerini ve aşamalarını tanımlama.
Kuraklık; meteorolojik (yağış azlığı), tarımsal (toprak nemi azlığı) ve hidrolojik (su kaynaklarının tükenmesi) olarak üç aşamaya ayrılır.
Sürecin hangi aşamada hangi belirtiyi verdiğini anlamak için kavramsal ayrımın yapılması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen durumların hangi kuraklık aşamasına ait olduğunu analiz etme.
Yağış azlığı meteorolojik; tarımsal verim kaybı tarımsal; akarsu ve yer altı su seviyelerindeki düşüş ise hidrolojik kuraklık aşamasına aittir.
Her bir durumun su döngüsündeki karşılığını tespit ederek hidrolojik aşamanın göstergesini bulmak gerekir.
3
Köken olarak klimatolojik olmayan seçeneği eleme ve doğru seçeneği belirleme.
Heyelan olayı jeolojik/jeomorfolojik kökenlidir. Akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin düşmesi ise doğrudan hidrolojik aşamanın kanıtıdır.
Ekstrem doğa olaylarının köken ayrımına dikkat ederek ve kuraklığın nihai su rezervleri üzerindeki etkisini değerlendirerek sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kuraklığın gelişim aşamaları ve hidrolojik etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6400Soru

Tarımda verimliliği artırmak amacıyla aşırı azotlu gübre kullanımı ve tarım topraklarının yanlış sulanması gibi beşerî faaliyetler, azot döngüsünün doğal işleyişini bozmaktadır. Özellikle tarım alanlarının aşırı sulanması sonucu toprak gözeneklerinin tamamen suyla dolması, topraktaki oksijen miktarını azaltarak anaerobik (oksijensiz) bir ortamın oluşmasına yol açar.

Bu durum, azot döngüsünde yer alan aşağıdaki süreçlerden hangisinin hızlanmasına ve dolayısıyla topraktaki kullanılabilir azot miktarının azalarak verimliliğin düşmesine neden olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denitrifikasyon

Cevap

Toprağın aşırı sulanmasıyla oluşan oksijensiz ortamda denitrifikasyon süreci hızlanır, bu da topraktaki azotu serbest gaza dönüştürerek atmosfere verir ve toprak verimliliğini düşürür.
Toprağın aşırı sulanması sonucu oksijensiz kalan ortamda, havasız koşullarda yaşayabilen (anaerobik) denitrifikasyon bakterileri faaliyete geçer. Bu bakteriler, toprakta bitkilerin alabileceği formda bulunan nitratı (NO3NO_3^-) serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürerek atmosfere verirler. Bu süreç denitrifikasyon olarak adlandırılır ve topraktaki kullanılabilir azot miktarını azaltarak verimliliği düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
Toprakta aşırı sulama sonucu oluşan oksijensiz ortamın etkisini analiz etmek.
Oksijensiz ortamda anaerobik bakterilerin faaliyetinin artacağı belirlenir.
Toprak gözeneklerinin suyla dolması oksijen girişini engeller ve anaerobik bakteriler için uygun ortam yaratır.
2
Anaerobik ortamda hızlanan azot döngüsü sürecini tespit etmek.
Bu ortamda denitrifikasyon bakterilerinin nitratı serbest azot gazına dönüştürdüğü saptanır.
Denitrifikasyon süreci, topraktaki bağlı azotu gaz hâlene getirerek atmosfere geri verir.
3
Sürecin toprak verimliliği üzerindeki sonucunu değerlendirmek.
Topraktaki kullanılabilir azot miktarının azalmasıyla verimliliğin düştüğü sonucuna ulaşılır.
Bitkiler azotu serbest gaz olarak değil, nitrat tuzları şeklinde alabildiği için denitrifikasyon toprağı azot yönünden fakirleştirir.

Anahtar Kavram

Denitrifikasyon süreci ve toprağın azot dengesindeki rolü
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 320 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin