Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 641Soru

İnsan vücudunda dolaşım ve lenf sistemine ait bazı damarlar ve yapılar ile bu yapıların temel görevleri aşağıda karışık olarak verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki yapıları sağ sütundaki uygun işlevsel tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sol Karıncık
Akciğer Atardamarı
Lenf Düğümleri
Kapı Toplardamarı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol Karıncık - Oksijence zengin kanı aort aracılığıyla sistemik dolaşıma dahil eder; Akciğer Atardamarı - Karbondioksit oranı yüksek kanı temizlenmesi için ilgili solunum organına taşır; Lenf Düğümleri - Sıvı içerisindeki mikroorganizmaları süzerek vücut savunmasında rol oynar; Kapı Toplardamarı - Sindirim kanalından emilen besinleri kontrol edilmek üzere karaciğere iletir.
Sol karıncık temiz kanı vücuda pompalar, akciğer atardamarı kirli kanı akciğere taşır, lenf düğümleri lenfi süzerek bağışıklık sağlar ve kapı toplardamarı besinleri bağırsaklardan karaciğere iletir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalbin bölümlerini ve bağlantılı damarları analiz edin.
Sol karıncığın vücuda temiz kan pompaladığını, akciğer atardamarının ise kalpten akciğere kirli kan götürdüğünü belirleyin.
Dolaşım sisteminin yönünü ve kanın oksijen içeriğini doğru eşleştirmek için gereklidir.
2
Lenf sisteminin temel işlevlerini değerlendirin.
Lenf düğümlerinin süzme ve akyuvar üretimi gibi bağışıklık görevlerini üstlendiğini tespit edin.
Lenf sisteminin dolaşım sistemiyle olan fonksiyonel farkını ayırt etmek için önemlidir.
3
Karaciğerin kan giriş yollarını hatırlayın.
Kapı toplardamarının sindirim sistemi ile karaciğer arasındaki köprü olduğunu doğrulayın.
Sindirim sonrası besinlerin izlediği yolu anlamak için kritik bir bilgidir.

Anahtar Kavram

İnsan dolaşım ve lenf sistemindeki yapı-görev ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 642Soru

Sosyoloji, toplumsal gerçekliği anlamaya çalışırken ahlaki veya siyasi bir reçete sunmayı hedeflemez. Örneğin, suç oranlarındaki artışı inceleyen bir araştırmacı, suçluları cezalandırmak ya da toplumu ahlaken ıslah etmek için kurallar koymaya kalk��şmaz; bunun yerine suçu besleyen toplumsal dinamikleri, göç, işsizlik ve kentleşme gibi olgularla ilişkisi çerçevesinde tespit etmeye odaklanır. Sosyoloğun bu tavrı, onun toplumsal olguları kendi değer yargılarından bağımsız bir biçimde ele almasını gerektirir.

Buna göre, parçada sosyolojinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal olguları değer yargılarından bağımsız, nesnel ve betimleyici bir biçimde ele alması

Cevap

Toplumsal olguları değer yargılarından bağımsız, nesnel ve betimleyici bir biçimde ele alması
Doğru seçenek parçada belirtilen sosyolojinin temel bilimsel tavrını yansıtmaktadır. Parçada sosyolojinin kural koyucu (normatif) bir alan olmadığı, toplumsal olguları değer yargılarından uzak bir biçimde, nesnel ve var olan durumu betimleyecek şekilde incelemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel vurguyu analiz etme
Parçada sosyologların suç oranları gibi toplumsal olguları incelerken 'ıslah etmek', 'cezalandırmak' ya da 'kurallar koymak' gibi amaçlar taşımadığı, yani normatif (kural koyucu) davranmadığı belirlenmiştir.
Sosyolojinin bir bilim olarak olanı (mevcut durumu) inceleme özelliğini ayırt etmek.
2
Değer yargılarından bağımsız olma ilkesini seçeneklerle eşleştirme
Sosyoloğun değer yargılarından bağımsız, nesnel ve betimleyici çalışması gerektiğini savunan seçeneğin doğru olduğu belirlenmiştir. 'İdeal düzen', 'ahlaki denetim' ve 'üstün görme' gibi ifadelerin sosyolojinin bilimsel tarafsızlık ilkesiyle çeliştiği tespit edilmiştir.
Doğru cevaba ulaşmak ve çeldiricileri elemek.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin normatif olmaması (olanı incelemesi, olması gerekeni değil) ve değer yargılarından bağımsız (nesnel) olması.
Soru 643Soru

Aile kurumunun yapısını, sınırlarını ve işleyişini düzenleyen sosyolojik kurallar ile yerleşim pratikleri farklı toplumsal yapılarda çeşitlilik gösterir. Aşağıda sol sütunda aile ve evlilik yapısına dair sosyolojik kavramlar, sağ sütunda ise bu kavramların tanımları verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Neolokal yerleşim
Egzogami
Matrilokal yerleşim
Endogami

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Neolokal yerleşim kavramı, evlenen çiftin anne ve babadan bağımsız olarak yeni bir hane kurması tanımıyla; egzogami kavramı, bireyin kendi grubu dışındaki kişilerle evlenmesini zorunlu kılan kural tanımıyla; matrilokal yerleşim kavramı, erkeğin kadının ailesinin konutuna yerleşerek yaşamını sürdürmesi tanımıyla; endogami kavramı ise bireyin yalnızca kendi grubu veya soyu içerisinden evlenmesini öngören kural tanımıyla eşleşmektedir.
Sosyolojide aile kurumu incelenirken eşlerin yerleşim biçimleri ve eş seçimi kuralları temel sınıflandırmaları oluşturur. Yeni evlenen çiftin bağımsız hane kurması neolokal yerleşimdir. Kadının ailesinin yanına yerleşilmesi matrilokal yerleşimdir. Grup dışı evlilik egzogami, grup içi evlilik ise endogamidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşim yerine dayalı kavramların analiz edilmesi
Neolokal yerleşim kavramının yeni konut açmakla, matrilokal yerleşim kavramının ise kadın tarafının yanına yerleşmekle ilişkili olduğu belirlenir. Bu doğrultuda neolokal kavramı bağımsız yeni hane kurma tanımıyla, matrilokal kavramı ise kadının ailesinin yanına yerleşme tanımıyla eşleştirilir.
Yerleşim biçimlerini belirleyen kelime kökenlerinden hareketle tanımları doğru tespit etmek.
2
Eş seçimi kurallarına dayalı kavramların analiz edilmesi
Egzogami (dıştan evlilik) kavramının grup dışından evlenmeyi zorunlu kıldığı, endogami (içten evlilik) kavramının ise grup içinden evlenmeyi öngördüğü saptanır. Egzogami dış grup evliliğiyle, endogami ise iç grup evliliğiyle eşleştirilir.
Toplumsal eş seçimi kurallarının işlevlerini ve tanımlarını doğru ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Aile içi yerleşim biçimleri ve evlilik kuralları (neolokal, matrilokal, egzogami, endogami)
Soru 644Soru

İnsan sindirim sisteminde gerçekleşen kimyasal sindirim olayları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besinlerin su ve enzimler yardımıyla yapı birimlerine (monomerlere) kadar parçalanmasıdır.

Cevap

Kimyasal sindirim, besinlerin su ve enzimler kullanılarak monomerlerine parçalanması sürecidir.
Kimyasal sindirimin özü, karmaşık yapıdaki (polimer) besinlerin, su molekülleri eklenerek ve spesifik enzimler katalizörlüğünde en küçük yapı taşlarına (monomer) ayrıştırılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sindirim çeşitlerini ayırt etme.
Mekanik sindirim besin yüzeyini artırırken, kimyasal sindirim bağları koparır.
Soruda kimyasal sindirime ait doğru tanım istenmektedir.
2
Enerji kullanımını değerlendirme.
ATPATP harcanmaz.
Sindirim bir hidroliz (suyla parçalanma) reaksiyonudur ve hidrolizde ATPATP tüketilmez.
3
Tanımları karşılaştırma.
Büyük moleküllerin su ve enzimle monomerlere dönüşmesi seçeneği doğrudur.
Bu ifade kimyasal sindirimin bilimsel tanımıdır.

Anahtar Kavram

Kimyasal Sindirim ve Hidroliz Mekanizması
Tahmini Süre:45s
Soru 645Soru

Bitkilerde su ve minerallerin topraktan alınarak yapraklara kadar taşınması sürecinde farklı fiziksel kuvvetler ve biyolojik mekanizmalar rol oynar. Aşağıda verilen taşınma mekanizmalarını, bu mekanizmaların temel özelliklerini ifade eden açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kök Basıncı
Kılcallık
Kohezyon-Gerilim Teorisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kök Basıncı iyon birikimiyle oluşan ozmotik itme kuvvetiyle, Kılcallık adhezyon kuvvetiyle dar borularda yükselmeyle, Kohezyon-Gerilim Teorisi ise terleme sonucu oluşan çekme kuvveti ve suyun kendi içindeki çekim gücüyle eşleşir.
Doğru eşleştirme, kök basıncının ozmotik kökenli bir itme kuvveti olduğunu, kılcallığın dar borulardaki adhezyon etkisini temsil ettiğini ve kohezyon-gerilimin terleme (çekme) ile moleküller arası çekimi (kohezyon) birleştirdiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kök basıncı mekanizmasını analiz etme.
Kök hücrelerinin topraktan aktif taşıma ile mineral alması, kök ozmotik basıncını artırır ve suyun içeri girerek ksileme itilmesini sağlar.
Kök basıncı bir 'itme' kuvvetidir.
2
Kılcallık etkisini inceleme.
Su molekülleri ile odun borularının (ksilem) iç yüzeyi arasındaki adhezyon kuvveti, suyun yer çekimine karşı bir miktar yükselmesini sağlar.
Kılcallık, boru çapı daraldıkça artan bir fiziksel etkidir.
3
Kohezyon-gerilim teorisini değerlendirme.
Stomalardan yapılan terleme (transpirasyon) bir negatif basınç (gerilim) yaratır; bu gerilim, su molekülleri arasındaki kohezyon sayesinde tüm su sütununun yukarı çekilmesini sağlar.
Bu mekanizma bitkilerde su taşınmasındaki en baskın kuvvettir.

Anahtar Kavram

Bitkilerde suyun ksilemde taşınmasını sağlayan temel fiziksel kuvvetler (itme, çekme ve tutunma).

Daha Fazla Pratik

Minerallerin kök emici tüyleriyle topraktan alınma sürecinde ATP harcandığını, ancak suyun pasif olarak ozmosla girdiğini hatırlayarak mineral taşınımı ile su taşınımını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 646Soru

Karahanlılar, İslamiyet'i kabul ettikten sonra da veraset sisteminde 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışını sürdürmüş ve ülkeyi doğu-batı olarak ikiye bölerek yönetmişlerdir. Ayrıca saray ve ordu dilinin yanı sıra resmi dilde ve edebiyatta da Türkçeyi kullanmışlardır.

Bu bilgilere göre Karahanlılar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi SÖYLENEMEZ?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taht kavgalarını tamamen engelleyecek kesin bir veraset düzeni kurdukları

Cevap

Taht kavgalarını tamamen engelleyecek kesin bir veraset düzeni kurdukları
Karahanlıların sürdürdüğü 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışı, hanedana mensup tüm erkek üyelerin taht üzerinde hak iddia edebilmesine neden olmuştur. Belirli bir veraset sırası veya tek bir veliaht sistemi bulunmadığından bu durum sık sık taht kavgalarına yol açmıştır. Dolayısıyla Karahanlıların taht kavgalarını tamamen engelleyecek kesin bir veraset düzeni kurdukları söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Karahanlıların veraset anlayışını analiz etmek.
Karahanlıların geleneksel 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışını sürdürdüğü görülür.
Bu anlayış taht üzerinde hak sahibi olan hanedan üyesi sayısını artırarak taht kavgalarına doğrudan zemin hazırlar.
2
Karahanlıların teşkilatlanma ve dil politikalarını incelemek.
İkili teşkilatın ve Türkçenin resmi dil olarak korunmasının geleneksel yapıyı sürdürdüğü anlaşılır.
Bu durum Karahanlıların milli kimliğini koruduğunu ve Türk-İslam kültür sentezini başlattığını doğrular.
3
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak söylenemeyecek olanı belirlemek.
Geleneksel veraset anlayışının taht kavgalarını önleyen kesin bir düzen sağlamadığı sonucuna ulaşılır.
Hanedanın ortak malı anlayışı taht kavgalarını engelleyecek kesin bir veraset kuralı içermez.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam devletlerinde veraset sistemi, yönetim teşkilatı ve milli kimliğin korunması.
Soru 647Soru

Millî Edebiyat Dönemi’nde herhangi bir edebî topluluğa dâhil olmayarak sanat yaşamlarını bağımsız sürdüren Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı, edebiyat tarihimizde kendilerine özgü yönelimleriyle öne çıkmışlardır. Sanat anlayışları ve şiir pratikleri açısından birçok noktada ayrılan bu iki sanatçının şiir dünyası incelendiğinde bazı ortak paydalar da göze çarpar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı’nın şiir anlayış ve uygulamalarındaki ortak özelliklerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiirlerinde aruz ölçüsünü baskın biçimde tercih etmeleri

Cevap

Şiirlerinde aruz ölçüsünü baskın biçimde tercih etmeleri
Şiirlerinde aruz ölçüsünü baskın biçimde tercih etmeleri ifadesi her iki sanatçı için de ortaktır. Mehmet Âkif Ersoy, manzum hikâyeleri dâhil tüm eserlerini aruzla kaleme almıştır. Yahya Kemal Beyatlı da hece ölçüsüyle yazdığı tek şiiri olan 'Ok' dışındaki bütün şiirlerinde aruzu tercih etmiş ve aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların ölçü tercihlerini analiz etmek
Mehmet Âkif Ersoy'un tüm şiirlerinde aruz ölçüsünü kullandığı; Yahya Kemal Beyatlı'nın ise 'Ok' şiiri hariç tüm eserlerinde aruz ölçüsünü tercih ettiği belirlenir.
Her iki şairin biçimsel ve teknik özelliklerini karşılaştırarak ortak yönü bulmak.
2
Sanatçıların şiir türü ve temalarını karşılaştırmak
Mehmet Âkif'in didaktik-realist ve manzum hikâye tarzında yazdığı, Yahya Kemal'in ise saf şiir ve estetik odaklı lirik şiirler yazdığı görülür; dolayısıyla toplumsal realizm ortak bir özellik değildir.
Seçeneklerdeki diğer yargıların neden ortak özellik olamayacağını temellendirmek.

Anahtar Kavram

Millî Edebiyat Dönemi Bağımsız Sanatçılarının (Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı) ortak biçimsel özellikleri ve ölçü tercihleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 648Soru

Lise öğrencileri arasında sosyal medya kullanım sürelerinin artması ile akademik başarı düzeyleri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir sosyolog, araştırmasında elde ettiği verileri analiz ettikten sonra raporuna şu değerlendirmeyi eklemiştir:

"Gençlerin sosyal medyada geçirdikleri sürenin artması, ders çalışma sürelerini azaltarak akademik başarılarını düşürmektedir. Bu durum genç neslin gelişimi açısından son derece kaygı vericidir; dolayısıyla aileler sosyal medya kullanımını tamamen yasaklamalı ve gençleri kitap okumaya yönlendirmelidir."

Buna göre sosyoloğun raporuna eklediği değerlendirme, sosyoloji biliminin aşağıdaki özelliklerinden hangisiyle çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal olayları ahlaki yargılardan uzak, olduğu gibi (olgusal) incelemesi

Cevap

Toplumsal olayları ahlaki yargılardan uzak, olduğu gibi (olgusal) incelemesi
Sosyoloji biliminin en temel özelliklerinden biri normatif (kural koyucu) olmaması, yani olanı olduğu gibi inceleyip olması gereken hakkında ahlaki veya siyasi bir reçete sunmamasıdır. Araştırmacının gençlerin sosyal medya kullanımını 'kaygı verici' olarak nitelemesi ve ailelere/okullara yönelik yasaklama önerisi getirmesi, bilimsel nesnellik ve olgusallık ilkeleriyle doğrudan çelişmektedir. Bu durum, sosyolojinin olanı olduğu gibi ahlaki yargılardan uzak inceleme ilkesine aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmacının rapordaki ifadelerini ve önerilerini incelemek.
Araştırmacı 'kaygı vericidir' diyerek ahlaki bir yargı belirtmiş ve 'yasaklanmalıdır' diyerek olması gerekene yönelik bir reçete sunmuştur.
Sosyoloğun bilimsel sınırları aşan normatif (kural koyucu) ifadelerini tespit etmek.
2
Bu ifadeleri sosyolojinin temel bilimsel ilkeleriyle karşılaştırmak.
Sosyoloji pozitif bir bilimdir; ahlak felsefesi veya siyaset gibi topluma şekil vermeye çalışmaz, olanı olduğu gibi nesnel ve olgusal olarak inceler.
Metindeki hatanın sosyolojinin hangi bilimsel karakteriyle doğrudan çeliştiğini belirlemek.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin normatif olmama (olanı inceleme, olması gerekeni söylememe) özelliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 649Soru

13. yüzyılda Anadolu'da Moğol baskısının yol açtığı otorite boşluğu ve toplumsal sarsıntılar döneminde Ahi Evran öncülüğünde kurulan Ahilik teşkilatı, fütüvvet prensipleri doğrultusunda esnafı örgütlemiştir. Teşkilat; meslek ahlakı, kalite kontrolü ve adil fiyatlandırma gibi ekonomik uygulamaların yanı sıra zaviyelerde sunduğu dini-tasavvufi eğitimle de toplumsal dayanışmayı güçlendirmiştir.

Bu bilgilere göre, Ahilik teşkilatının Anadolu'nun İslamlaşması ve toplumsal düzenin yeniden tesisi sürecindeki rolüyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İktisadi hayatı ahlaki ve manevi değerlerle harmanlayarak toplumsal bütünleşmeye katkı sağladığına

Cevap

İktisadi hayatı ahlaki ve manevi değerlerle harmanlayarak toplumsal bütünleşmeye katkı sağladığına
İktisadi hayatı ahlaki ve manevi değerlerle harmanlayarak toplumsal bütünleşmeye katkı sağladığına dair yargı doğrudur. Çünkü paragrafta teşkilatın meslek ahlakı, kalite kontrolü gibi ekonomik uygulamaları, zaviyelerdeki dini-tasavvufi eğitim ile birleştirerek toplumsal dayanışmayı güçlendirdiği belirtilmiştir. Bu durum, ekonomik faaliyetlerin manevi dinamiklerle desteklenerek toplumda birlik oluşturduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını ve tarihsel bağlamı belirlemek
13. yüzyıl Anadolu'sundaki Moğol istilası sonrası otorite boşluğu ve Ahi Evran liderliğindeki Ahilik teşkilatının dini-ahlaki esnaf yapılanması tespit edilmiştir.
Ahiliğin ortaya çıktığı dönemin koşullarını ve temel niteliklerini anlamak analizin ilk aşamasıdır.
2
Teşkilatın hem iktisadi hem de manevi işlevlerini değerlendirmek
Meslek ahlakı, kalite ve fiyat denetimi gibi ekonomik rollerin; zaviye eğitimi ve fütüvvet ahlakı gibi manevi yönlerle birleştirildiği görülmüştür.
Ahiliğin çok boyutlu yapısının toplumsal dayanışma üzerindeki etkisini ortaya koymak gerekir.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu analizlerle karşılaştırarak doğru yargıyı saptamak
Teşkilatın iktisadi hayatı manevi değerlerle kaynaştırarak sosyal bütünleşmeye katkı sunduğu yargısına ulaşılmıştır.
Doğrudan çıkarılabilecek en kapsamlı ve doğru akademik sonuca ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Ahilik teşkilatının toplumsal, ekonomik ve dini işlevleri ile Anadolu'nun İslamlaşması ve imar edilmesindeki rolü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 650Soru

Aşağıda ilk Türk-İslam devletlerine ait bazı kültürel eserler, hükümdarlar ve kurumsal yapılar ile bunlarla ilişkili terim ve isimler verilmiştir. Sol sütunda yer alan tanımları, sağ sütundaki doğru kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karahanlılar Dönemi'nde Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınan, Türk-İslam tarihinin ilk siyasetnamesi kabul edilen eser
Gazneliler hükümdarı olup Hindistan'a düzenlediği 17 sefer ile İslamiyet'in bu bölgede yayılmasını sağlayan ve sultan unvanını ilk kullanan lider
Mısır'da kurulan ilk Türk-İslam devleti olan Tolunoğulları tarafından inşa edilen, din ve ırk ayrımı gözetmeyen hastaneler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Karahanlılar dönemi ilk siyasetname - Kutadgu Bilig; Hindistan'a 17 sefer düzenleyen sultan - Gazneli Mahmut; Tolunoğulları dönemindeki hastaneler - Maristan.
Doğru eşleştirmeler yapıldığında; ilk Türkçe siyasetname Kutadgu Bilig, Hindistan fatihi Gazneli Mahmut ve Tolunoğulları hastanesi maristan kavramlarıyla eşleşir. Boşta kalan kavram ise şehzade eğitmeni anlamına gelen Atabey'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Edebî eser tanımını analiz ederek ilişkili kavramı bulmak.
Karahanlılar Dönemi'nde Yusuf Has Hacib tarafından yazılan ve ilk Türk-İslam siyasetnamesi olan eserin Kutadgu Bilig olduğu belirlenir.
Kültür ve edebiyat alanındaki temel gelişmeleri doğru eşleştirmek.
2
Siyasi lider ve askeri faaliyet tanımını analiz ederek ilişkili hükümdarı bulmak.
Hindistan'a 17 sefer düzenleyen ve halifeden sultan unvanını alan hükümdarın Gazneli Mahmut olduğu tespit edilir.
Siyasi olaylar ile hükümdar faaliyetlerini doğru şekilde ilişkilendirmek.
3
Sosyal devlet kurumu tanımını analiz ederek ilişkili mimari yapıyı bulmak.
Mısır'da Tolunoğulları tarafından inşa edilen ve her kesime hizmet veren hastanelerin maristan olduğu belirlenir.
İlk Türk-İslam devletlerindeki kurumsal ve mimari yapıların işlevlerini ayırt etmek.
4
Eşleşmeyen çeldirici kavramı belirlemek.
Atabey kavramının şehzade eğitmeni anlamına geldiği ve verilen tanımların hiçbirinde yer almadığı için boşta kalacağı tespit edilir.
Çeldirici kavramın işlevini belirleyerek hatalı eşleştirmeyi önlemek.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam Devletleri'nde kültür, teşkilat, mimari ve önemli hükümdarların faaliyetleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 651Soru

I. ve II. Köktürk Devletleri döneminde görev yapmış hükümdarlar ile devlet adamlarının Türk tarihi açısından üstlendikleri roller ve gerçekleştirdikleri faaliyetler oldukça önemlidir. Buna göre, sol sütunda verilen Köktürk dönemi siyasi figürlerini sağ sütundaki tarihi faaliyetleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mukan Kağan
İstemi Yabgu
Kapgan Kağan
Vezir Tonyukuk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mukan Kağan - I. Köktürk Devleti'nin en parlak dönemi; İstemi Yabgu - İpek Yolu ittifakları; Kapgan Kağan - Türk boylarının birleştirilmesi; Vezir Tonyukuk - II. Köktürk'ün kurulması ve yazıt diktirmesi
Doğru eşleştirmede; I. Köktürk Devleti'nin en parlak dönemini yaşatıp Avarların siyasi varlığına son veren Mukan Kağan, batıda Sasaniler ve Bizans ile İpek Yolu için diplomatik ilişkiler kuran İstemi Yabgu, II. Köktürk Devleti'nde tüm Türk boylarını tek bayrakta birleştiren Kapgan Kağan ve II. Köktürk Devleti'nin kuruluşunda rol oynayıp adına anıt diktiren Vezir Tonyukuk eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Köktürk Devleti'nin en parlak dönemi ve Avar hakimiyetine son verilmesiyle ilgili eşleştirmeyi yapın.
Mukan Kağan, babası Bumin Kağan'dan sonra tahta geçmiş ve devleti en parlak dönemine ulaştırarak Avar varlığına son vermiştir. Bu nedenle Mukan Kağan, Avarların Orta Asya'daki siyasi varlığına son veren hükümdar tanımıyla eşleşir.
Mukan Kağan'ın I. Köktürk Devleti dönemindeki en belirgin askeri ve siyasi başarısını saptamak.
2
I. Köktürk Devleti'nin batı kanadını yöneten ve İpek Yolu mücadelesi veren kişiyi bulun.
İstemi Yabgu, ülkenin batı kanadını yönetmiş ve İpek Yolu kontrolü için Sasaniler ve Bizans ile ittifaklar kurmuştur.
İstemi Yabgu'nun dış politika ve İpek Yolu üzerindeki etkisini belirlemek.
3
II. Köktürk Devleti'nin sınırlarını genişleten ve boyları birleştiren hükümdarı tespit edin.
Kapgan Kağan, fetihçi politikasıyla Orta Asya'daki tüm Türk boylarını tek bir bayrak altında toplamış ve devleti en geniş sınırlarına ulaştırmıştır.
Kapgan Kağan'ın II. Köktürk dönemi askeri faaliyetlerini ayırt etmek.
4
Kutluk Devleti'nin kuruluşunda rol oynayan ve yazıtı olan devlet adamını eşleştirin.
Vezir Tonyukuk, Kutluk Kağan ile birlikte II. Köktürk Devleti'nin kurucuları arasında yer alır, devletin vezirliğini yapmış ve kendi adına yazıt diktirmiştir.
Vezir Tonyukuk'un kurucu devlet adamı rolünü ve kültürel faaliyetini saptamak.

Anahtar Kavram

Köktürk Kağanları ve Devlet Adamlarının Tarihi Faaliyetleri
Soru 652Soru

Sanayi öncesi geleneksel toplumlarda üretim ve tüketim birliği sağlayan, bireyin eğitiminden güvenliğine kadar pek çok alanda temel işlevleri üstlenen geniş aile yapısı; modernleşme, kentleşme ve sanayileşme süreçleriyle birlikte önemli bir dönüşüme uğramıştır. Bu süreçte geniş aileden çekirdek aileye geçiş hızlanırken ailenin bazı yapısal ve işlevsel özellikleri de değişmiştir.

Buna göre, modern çekirdek aileye geçişle birlikte aile kurumunda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailenin, çocukların sosyalleşmesindeki birincil rolünü tamamen yitirerek bu işlevi bütünüyle eğitim ve kitle iletişim kurumlarına devretmesi

Cevap

Ailenin, çocukların sosyalleşmesindeki birincil rolünü tamamen yitirerek bu işlevi bütünüyle eğitim ve kitle iletişim kurumlarına devretmesi
Modern çekirdek aile, toplumsal değişmeyle birlikte üretim, eğitim ve koruma gibi birçok işlevini uzmanlaşmış kurumlara devretmiş olsa da çocuğun ilk sosyalleşmesi (birincil sosyalleşme) ve bireyin duygusal desteğe olan ihtiyacını karşılama hususlarında birincil grup olma özelliğini korumaktadır. Dolayısıyla bu işlevlerin tamamen dış kurumlara devredilmesi beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Modern çekirdek aile ile geleneksel geniş aile arasındaki yapısal ve işlevsel farkları analiz etmek.
Modernleşmeyle birlikte ailenin üretim, eğitim ve güvenlik gibi birçok işlevini diğer kurumlara devrettiği ancak çocuk yetiştirme ve duygusal destek gibi birincil işlevlerini koruduğu belirlendi.
Toplumsal değişimin aile üzerindeki etkilerini doğru yorumlayabilmek.
2
Seçeneklerde verilen durumları modern çekirdek ailenin özellikleri ve sınırları çerçevesinde değerlendirmek.
Ailenin birincil sosyalleşme rolünü tamamen kaybettiği yönündeki ifadenin sosyolojik gerçeklikle uyuşmadığı ve bu işlevin bütünüyle devredilemeyeceği tespit edildi.
Beklenmeyen veya yanlış olan değişimi belirleyerek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Aile Kurumu ve Yapısı
Soru 653Soru

Anadolu'nun Türkleşip İslamlaşması ve toplumsal birliğinin sağlanmasında öncü rol oynayan sufiler ile bu şahsiyetlerin tarihsel faaliyetlerine dair açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Yunus Emre
Hacı Bektaş-ı Velî
Ahi Evran

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî evrensel hoşgörü anlayışıyla (right_3), Yunus Emre sade Türkçe şiirleriyle (right_2), Hacı Bektaş-ı Velî göçebe Türkmenlerin yerleşik hayata uyumuyla (right_4), Ahi Evran ise esnaf teşkilatı Ahilik vasıtasıyla iktisadi düzeni kurmasıyla (right_1) eşleşmektedir.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî evrensel hoşgörü anlayışıyla (right_3), Yunus Emre tasavvufu sade Türkçe ile yaymasıyla (right_2), Hacı Bektaş-ı Velî göçebe Türkmenlerin yerleşik düzene uyumuyla (right_4), Ahi Evran ise Ahilik teşkilatı vasıtasıyla iktisadi hayatı düzenlemesiyle (right_1) eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihi şahsiyetlerin toplumsal rollerini belirlemek.
Mevlânâ, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Velî ve Ahi Evran'ın Anadolu'daki kültürel, sosyal ve ekonomik etkileri analiz edilir.
Şahsiyetlerin her birinin ayırt edici işlevlerini ortaya koymak gerekir.
2
Açıklamalarda geçen anahtar kavramları şahsiyetlerle ilişkilendirmek.
Esnaf teşkilatı Ahi Evran ile, Türkçe şiir Yunus Emre ile, evrensel hoşgörü Mevlânâ ile, konar-göçerlerin uyumu ise Hacı Bektaş-ı Velî ile eşleştirilir.
Her sufinin tarihsel süreçteki özgün katkısını doğru eşleştirmek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Anadolu'nun İslamlaşmasında rol oynayan sufilerin toplumsal ve kültürel işlevleri
Soru 654Soru

Bir sosyolog, son yıllarda yaygınlaşan uzaktan çalışma (home-office) modelinin aile içi ilişkiler üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. Sosyolog, yaptığı saha çalışmasında uzaktan çalışan bireylerin aile üyeleriyle geçirdikleri sürenin arttığını ancak bu durumun iş ve ev rollerinin birbirine karışmasıyla zaman zaman çatışmalara yol açtığını saptamıştır. Sosyolog, elde ettiği bulguları raporlaştırırken uzaktan çalışma modelinin aile yapısını 'bozduğunu' ya da 'geliştirdiğini' iddia etmemiş, yalnızca mevcut durumu ve ilişkiler ağını olduğu gibi ortaya koymuştur.

Bu araştırmacının tavrı, sosyoloji biliminin aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan örneklendirir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal olayları ve olguları normatif (kural koyucu) olmayan bir tutumla, olduğu gibi incelemesini

Cevap

Toplumsal olayları ve olguları normatif (kural koyucu) olmayan bir tutumla, olduğu gibi incelemesini
Doğru cevap, araştırmacının toplumsal olayları iyi ya da kötü şeklinde yargılamadan, normatif olmayan (olanı olduğu gibi inceleyen) nesnel tutumudur. Paragrafta sosyoloğun uzaktan çalışma modelinin aile yapısını 'bozduğunu' veya 'geliştirdiğini' söylemekten kaçındığı, yani değer yargısında bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durum sosyolojinin değer dışılık ve nesnellik ilkesine karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki araştırmacının yöntemi ve raporlama tarzı analiz edilir.
Araştırmacının uzaktan çalışma modelinin aile içi ilişkilere etkisini incelerken herhangi bir değer yargısında (iyi/kötü, bozucu/geliştirici) bulunmadığı belirlenir.
Sosyoloğun bilimsel sınırları aşmadan, sadece 'olanı' betimleme gayreti saptanmalıdır.
2
Elde edilen bu nesnel ve yargıdan uzak duruş sosyolojinin temel bilimsel özellikleri ile ilişkilendirilir.
Bu tavrın sosyolojinin normatif olmama (değer dışılık) ve olguları olduğu gibi inceleme özelliğine karşılık geldiği sonucuna ulaşılır.
Sosyoloji bir bilim olarak değer yargısı bildirmez ve kural koymaz.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin değer dışı (normatif olmayan) ve olgusal olması
Soru 655Soru

Edebiyat öğretmeni ile bir öğrenci arasında geçen konuşmada Millî Edebiyat Dönemi'nin iki önemli bağımsız ismi hakkında şu değerlendirmeler yapılmıştır:

Öğretmen: "Dönemin genel eğilimi olan sade dille hece ölçüsünü kullanma anlayışına katılmamışlar; aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayarak bağımsız bir çizgi çizmişlerdir. Peki, bu iki şairi birbirinden ayıran temel sanatsal farklar nelerdir?"
Öğrenci: "Birinci şair, toplumsal faydayı gözeterek manzum hikâyelerinde sokaktaki halkın yaşamını, yoksulluğu ve toplumsal yozlaşmayı tüm gerçekliğiyle şiire taşımıştır. İkinci şair ise tarihsel bilinçle hareket etmiş; Osmanlı geçmişine, İstanbul'un güzelliklerine, aşk ve ölüm temalarına yönelerek saf şiir anlayışının öncülerinden biri olmuştur."

Bu diyalogda sözü edilen şairler sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde verilen eserlerin sahibidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süleymaniye Kürsüsünde - Kendi Gök Kubbemiz

Cevap

Süleymaniye Kürsüsünde ve Kendi Gök Kubbemiz eserlerinin sırasıyla verildiği seçenek doğrudur.
Diyalogdaki birinci şair, sokaktaki insanın yaşamını realist biçimde ve manzum hikâye türünde ele alan Mehmet Âkif Ersoy'dur. İkinci şair ise neo-klasik yönelimli, İstanbul ve tarih sevdalısı saf şiir öncüsü Yahya Kemal Beyatlı'dır. Süleymaniye Kürsüsünde eseri Mehmet Âkif Ersoy'a ait Safahat'ın bir parçası iken, Kendi Gök Kubbemiz ise Yahya Kemal'in şiirlerini topladığı başyapıtıdır. Bu yüzden bu iki eserin sırasıyla verildiği seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogda tasvir edilen şairlerin sanatsal özelliklerini analiz etme
Birinci şair manzum hikaye, sosyal realizm ve toplumsal fayda yönüyle Mehmet Âkif Ersoy'dur. İkinci şair ise tarih, İstanbul ve saf şiir estetiği ile Yahya Kemal Beyatlı'dır.
Diyalogdaki şairlerin kimliklerini doğru saptamak çözümün temelidir.
2
Belirlenen şairlerin eserlerini seçeneklerdeki sıralamaya göre eşleştirme
Süleymaniye Kürsüsünde Mehmet Âkif Ersoy'a, Kendi Gök Kubbemiz ise Yahya Kemal Beyatlı'ya aittir.
Şairlerin eser eşleştirmesini yaparak doğru seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Millî Edebiyat Dönemi Bağımsız Sanatçıları (Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı)
Soru 656Soru

Gazneliler, egemenlik kurdukları Doğu İran, Afganistan ve Kuzey Hindistan coğrafyalarında çok uluslu ve kozmopolit bir toplum yapısını yönetmek durumunda kalmışlardır. Orduda ve sarayda Türkçe konuşan ve Türk kültürünü yaşatan askeri aristokrasi egemenken, halkın çoğunluğunu Farslar, Hintliler ve Afganlar oluşturmuştur.

Gaznelilerin bu etnik ve sosyal yapısı dikkate alındığında, bu durumun devletin siyasi ve toplumsal geleceğine olan en belirgin etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal ve kültürel bağların zayıf kalması nedeniyle büyük askeri yenilgilerin ardından devletin hızla yıkılış sürecine girmesi

Cevap

Toplumsal ve kültürel bağların zayıf kalması nedeniyle büyük askeri yenilgilerin ardından devletin hızla yıkılış sürecine girmesi
Gaznelilerde ordunun ve yönetim kadrosunun Türk, halkın ise Hint, Fars ve Afgan gibi unsurlardan oluşması devlet ile toplum arasında güçlü bağların kurulmasını engellemiştir. Bu durum, Dandanakan gibi büyük askeri yenilgilerin ardından halkın devleti sahiplenmemesine ve devletin hızlı bir şekilde yıkılış sürecine girmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gaznelilerin etnik ve toplumsal yapısının analiz edilmesi.
Yönetici kadro ve ordunun ağırlıklı olarak Türklerden oluştuğu, halkın ise Fars, Hint ve Afgan kökenli topluluklardan meydana geldiği görülür.
Soru kökündeki etnik ve sosyal verilerin doğru çözümlenmesi için gereklidir.
2
Bu kozmopolit yapının devlet ile toplum ilişkilerine etkisinin değerlendirilmesi.
Yöneten sınıf ile yönetilen halk arasında güçlü bir toplumsal ve kültürel bağın (ortak aidiyet duygusunun) kurulamadığı tespit edilir.
Farklı etnik kökenlerin siyasi ve sosyal yapıda yaratacağı zayıflığı anlamak için gereklidir.
3
Kozmopolit yapının devletin siyasi ömrü üzerindeki nihai sonucunun belirlenmesi.
Ortak bağların zayıflığı nedeniyle, Dandanakan Savaşı gibi büyük askeri mağlubiyetlerin ardından halk desteğinin bulunmaması sonucu devletin hızla yıkılış sürecine girdiği belirlenir.
Devletin siyasi geleceğine olan en belirgin etkiyi ortaya koymak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam devletlerinde (özellikle Gaznelilerde) etnik yapının devletin siyasi ömrü ve toplumsal bütünlüğü üzerindeki etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 657Soru

Orhun Kitabeleri'nde (Kül Tigin Yazıtı) yer alan; "Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Ondan sonra Tanrı irade ettiği için, devletim ve kısmetim olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti giydirdim, fakir milleti zengin ettim." ifadeleri hükümdarın millete karşı sorumluluklarını ortaya koymaktadır.

Buna göre, kitabelerde geçen bu ifadelerden hareketle Köktürk Devleti'nin yönetim anlayışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarın halkın ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olduğu sosyal devlet anlayışının var olduğu

Cevap

Hükümdarın halkın ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olduğu sosyal devlet anlayışının var olduğu
Orhun Kitabeleri'nde geçen halkı beslemek, giydirmek ve zenginleştirmek gibi eylemler, devletin halkın refahını ve ekonomik durumunu iyileştirme amacını taşıdığını gösterir. Bu durum, yönetimde halkın refahını gözeten sosyal devlet ilkesinin benimsendiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Orhun Kitabeleri'ndeki metinde yer alan 'fakir milleti zengin ettim, çıplak milleti giydirdim' ifadeleri incelenir.
Hükümdarın halkın temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetlerde bulunduğu tespit edilir.
Yazıttaki ifadelerin yönetim anlayışı açısından ne anlama geldiğini belirlemek için metin analizi gereklidir.
2
Tespit edilen bu faaliyetler genel siyaset ve yönetim kavramlarıyla ilişkilendirilir.
Devletin halkın refahını sağlamaya yönelik bu tür eylemlerinin 'sosyal devlet' anlayışını yansıttığı sonucuna ulaşılır.
Tarihi metinlerdeki yönetim uygulamalarının modern siyasi kavramlardaki karşılığını doğru analiz etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Orhun Kitabeleri ve Köktürk yönetimindeki sosyal devlet anlayışı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 658Soru

Aile kurumu; otorite paylaşımı, soy çizgisinin takibi, evlilik pratikleri ve yerleşim yeri gibi farklı ölçütlere göre sınıflandırılmaktadır. Aşağıda aile yapısıyla ilgili sosyolojik kavramlar ve bu kavramların açıklamaları verilmiştir. Buna göre, sol sütunda verilen aile kavramları ile sağ sütundaki sosyolojik açıklamaların doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Egaliter aile
Bilateral aile
Neolokal yerleşim
Egzogami

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Egaliter aile karar alma süreçlerinin eşler arasında paylaşıldığı modelle; bilateral aile soyun hem anne hem baba tarafından izlendiği sistemle; neolokal yerleşim çiftin bağımsız yeni bir ev açmasıyla; egzogami ise kendi grubu dışından biriyle evlenme kuralıyla eşleşir.
Egaliter aile yetki ve kararların eşler arasında paylaşıldığı yapıyla, bilateral aile soyun anne ve baba taraflarından ortak izlendiği kuralla, neolokal yerleşim bağımsız konut edinmeyle, egzogami ise grup dışından evlenmeyle doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların sosyolojik anlamlarını ve hangi boyutla (otorite, soy, mekân, evlilik) ilişkili olduğunu belirleme
Egaliter otoriteyle, bilateral soyla, neolokal yerleşimle, egzogami ise evlilik kuralıyla ilişkilendirilir.
Kavramların temel sınıflama alanlarını belirlemek eşleştirme sürecinde yanlış eşleştirmeleri en aza indirir.
2
Otorite ve soy ilişkilerini gösteren tanımları eşleştirme
Yetki ve karar almanın paylaşıldığı tanım egaliter aile ile; çift yönlü soy takibini açıklayan tanım ise bilateral aile ile eşleşir.
Anahtar kelimeler üzerinden tanımlarla kavramlar arasında doğrudan bağlantı kurulur.
3
Mekânsal pratikler ve evlilik kurallarını gösteren tanımları eşleştirme
Bağımsız yeni konut kurma tanımı neolokal yerleşim ile; grup dışından eş seçme zorunluluğu ise egzogami ile eşleşir.
Yerleşim kuralları ve eş seçimi standartlarının sosyolojik karşılıklarını saptamak için bu eşleştirme tamamlanır.

Anahtar Kavram

Aile tipleri, soy çizgileri, yerleşim kuralları ve evlilik biçimleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 659Soru

Türkiye Selçuklu Devleti'nin otoritesinin zayıfladığı geç dönemlerde, Anadolu halkı göçler ve dış baskılar nedeniyle büyük bir kaos yaşamıştır. Bu süreçte tekkeler ve zaviyeler etrafında toplanan manevi önderler, toplumun sosyal ve kültürel dengesini korumada öncü olmuşlardır. Dervişler, ıssız geçitlerde güvenliği sağlayıp tarımı canlandırırken, göçebe Türkmen topluluklarının yerleşik hayata uyum sağlamasında da etkin bir rol oynamışlardır.

Buna göre, sözü edilen sufi ve dervişlerin faaliyetleriyle ilgili olarak;

I. Sosyal istikrarın ve asayişin yeniden tesis edilmesine destek verdikleri,
II. Göçebelerin yerleşik yaşama entegrasyonunu kolaylaştırdıkları,
III. Siyasi parçalanmışlığa son vererek Anadolu genelinde merkeziyetçi bir krallık tesis ettikleri

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II öncüllerini içeren seçenektir.
Sufi ve dervişlerin hem asayiş ve sosyal istikrarın sağlanmasında rol oynadıkları hem de göçebe toplulukların yerleşik hayata uyum sağlamasına öncülük ettikleri metinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda birinci ve ikinci öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen sufi ve dervişlerin toplumsal faaliyetlerini analiz etmek.
Dervişlerin ıssız geçitlerde güvenliği sağlayarak tarımı canlandırdıkları ve göçebe toplulukların yerleşik hayata geçmesini kolaylaştırdıkları tespit edilmiştir.
Öncüllerle karşılaştırmak üzere metindeki temel olguları ortaya çıkarmak gerekmektedir.
2
Birinci ve ikinci öncülleri metinden elde edilen bulgularla doğrulamak.
Dervişlerin asayişi sağlaması birinci öncüldeki 'sosyal istikrarın ve asayişin yeniden tesis edilmesi' ifadesiyle; göçebeleri yönlendirmeleri ise ikinci öncüldeki 'yerleşik yaşama entegrasyonun kolaylaştırılması' ifadesiyle doğrudan uyuşmaktadır. Bu nedenle I ve II. öncüller doğrudur.
Seçenekleri elemek için doğru yargıları saptamak.
3
Üçüncü öncülün tarihsel gerçekliğini ve metinle olan uyumunu değerlendirmek.
Sufi ve dervişlerin merkeziyetçi bir krallık kurduğu bilgisi hem metinde yer almamaktadır hem de Türkiye Selçuklu Devleti'nin zayıfladığı ve beyliklerin kurulduğu dönemin tarihi gerçekliğiyle çelişmektedir. Bu nedenle III. öncül yanlıştır.
Hatalı olan öncülü belirleyerek nihai cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Anadolu'nun İslamlaşmasında sufi ve dervişlerin üstlendiği sosyal, ekonomik ve kültürel roller
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 660Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar geçen tarihsel süreçte meydana gelen aşağıdaki gelişmelerin, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Tuğrul Bey'in Nişabur'da hutbe okutması, Abbasi halifesinin Tuğrul Bey'e 'Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı' unvanını vermesi, Bağdat Nizamiye Medresesi'nin açılması ve son olarak Katvan Savaşı'nın kaybedilmesi şeklinde gerçekleşmelidir.
Büyük Selçuklu Devleti'nin kronolojisi incelendiğinde; bağımsızlık ilanı niteliğindeki Nişabur hutbesi (1038), halifenin Tuğrul Bey'i koruyucu ilan etmesi (1055), eğitim ve propaganda amaçlı Nizamiye Medreseleri'nin açılması (1067) ve Moğol kökenli Karahitaylar karşısındaki Katvan yenilgisi (1141) sırasıyla gerçekleştiğinden doğru sıralama bu şekildedir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin bağımsızlık sürecini başlatan gelişmeyi tespit etmek
Tuğrul Bey'in 1038'de Nişabur'da hutbe okutmasının ilk sırada olduğu belirlenir.
Bu olay Dandanakan Savaşı (1040) öncesinde Selçukluların bağımsızlık iddiasının ilk somut kanıtıdır.
2
İslam dünyasının liderliğinin üstlenildiği dönemi belirlemek
Halifenin Tuğrul Bey'e unvan vermesinin (1055) ikinci sırada olduğu bulunur.
Bağdat Seferi ile Abbasi halifeliğinin Şii Büveyhoğulları baskısından kurtarılması üzerine bu unvan verilmiştir.
3
Devletin kültürel ve idari teşkilatlanma adımlarını kronolojik sıraya koymak
Bağdat Nizamiye Medresesi'nin açılışının (1067) üçüncü sırada yer aldığı saptanır.
Alp Arslan döneminde Bâtınilik propagandasına karşı fikrî koruma sağlamak adına inşa edilmiştir.
4
Devletin yıkımına zemin hazırlayan son siyasi ve askeri olayı bulmak
Katvan Savaşı yenilgisinin (1141) kronolojinin son halkası olduğu belirlenir.
Sultan Sencer döneminde gerçekleşen bu savaş, Selçuklu gücünün kırılmasına ve devletin dağılmasına neden olmuştur.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti siyasi ve kurumsal kronolojisi
ÖncekiSayfa 33 / 437Sonraki