Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6661Soru

Türkiye, Soğuk Savaş Dönemi’nde Sovyetler Birliği’nin yayılmacı politikalarına karşı sınırlarının güvenliğini korumak amacıyla çeşitli bölgesel ve küresel ittifaklara katılmıştır. Bu doğrultuda 1953 yılında Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında imzalanan Balkan Paktı, ittifakın üye yapısı d��şünüldüğünde dönemin bloklaşma mantığı açısından sıra dışı bir nitelik taşımaktadır.

Balkan Paktı'nın bu sıra dışı niteliği, aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yugoslavya'nın Sovyet nüfuzundaki Doğu Bloku'ndan kopmuş bağımsız bir sosyalist devlet olarak Batı Bloku üyeleriyle ortak güvenlik arayışına girmesi

Cevap

Yugoslavya'nın Sovyet nüfuzundaki Doğu Bloku'ndan kopmuş bağıms��z bir sosyalist devlet olarak Batı Bloku üyeleriyle ortak güvenlik arayışına girmesi
Balkan Paktı'nın imzalandığı dönemde Türkiye ve Yunanistan NATO üyesi olarak Batı Bloku'nda yer alırken, Yugoslavya sosyalist bir rejimle yönetilmekteydi. Klasik Soğuk Savaş bloklaşmasında bu iki tarafın ittifak yapması beklenmezdi. Ancak Yugoslavya, 1948 yılında lideri Tito ile SSCB lideri Stalin arasındaki anlaşmazlık neticesinde Kominform'dan çıkarılarak Doğu Bloku'ndan kopmuştu. Bu durum, Sovyet tehdidine karşı Yugoslavya'nın Batı Bloku üyeleriyle bölgesel düzeyde güvenlik iş birliğine girmesini sağlayarak paktın sıra dışı niteliğini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Paktı'nın (1953) üye devletleri olan T��rkiye, Yunanistan ve Yugoslavya'nın Soğuk Savaş bloklaşmasındaki konumlarını belirlemek.
Türkiye ve Yunanistan'ın Batı Bloku (NATO) üyesi, Yugoslavya'nın ise sosyalist bir devlet olduğunu saptamak.
Paktın üye yapısındaki ideolojik tezatlığı ve sıra dışı durumun hangi ülkeden kaynaklandığını anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Yugoslavya'nın SSCB ve Doğu Bloku ile olan ilişkilerinin tarihsel seyrini analiz etmek.
Yugoslavya'nın 1948 yılında Tito-Stalin anlaşmazlığı neticesinde Kominform'dan ihraç edildiğini ve Sovyet güdümünden çıktığını hatırlamak.
Sosyalist bir devlet olan Yugoslavya'nın, Batı Bloku ülkeleriyle hangi siyasi zemin üzerinde ittifak kurabildiğini açıklayabilmek için.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda seçenekleri değerlendirerek doğru yargıya ulaşmak.
Yugoslavya'nın Doğu Bloku'ndan bağımsız hareket edebilen bir sosyalist devlet olmasının Batı Bloku üyeleriyle bölgesel ittifak kurmasını mümkün kıldığını saptamak.
Soruda sorulan sıra dışı niteliğin temel diplomatik ve siyasi gerekçesini ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde Doğu Bloku içindeki ayrılıklar (Tito-Stalin Çatışması) ve Türkiye'nin bölgesel ittifak politikaları
Soru 6662Soru

Klasik Dönem Osmanlı Devleti'nde tımar sisteminin işleyişine dair şu kurallar uygulanmıştır:

* Sipahi, kendisine tahsis edilen dirlik toprağını satamaz, devredemez veya vakfedemezdi.
* Üretimi aksatmamak amacıyla toprağı üst üste üç yıl sebepsiz boş bırakan sipahiden veya köylüden toprak hakkı geri alınırdı.
* Sipahi, reayadan kanunnamelerde belirlenen oranların dışında fazladan vergi talep edemezdi.

Bu bilgilere göre, Osmanlı tımar sistemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet, toprağın mülkiyetini kendi elinde tutarak dirlik sahiplerinin yerel birer feodal güce dönüşmesini engellemiştir.

Cevap

Devlet, toprağın mülkiyetini kendi elinde tutarak dirlik sahiplerinin yerel birer feodal güce dönüşmesini engellemiştir.
Osmanlı Devleti, tımar sisteminde toprağın mülkiyetini kendi elinde tutarak dirlik sahiplerinin toprak üzerinde kalıcı ve miras bırakılabilir haklar elde etmesini önlemiştir. Böylece taşrada merkezi otoriteye rakip olabilecek bağımsız feodal güçlerin oluşması engellenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde belirtilen toprağın satılamaması, devredilememesi ve boş bırakıldığında geri alınması kurallarının ne anlama geldiğini analiz etmek.
Bu kurallar, dirlik sahibinin (sipahi) veya köylünün toprak üzerinde mülkiyet hakkının olmadığını, mülkiyetin devlete ait olduğunu gösterir.
Osmanlı toprak rejiminde dirlik ve kullanım haklarının sınırlarını belirlemek.
2
Dirlik sahiplerinin yetkilerinin sınırlandırılması ve vergi toplama oranlarının belirlenmesi kurallarının siyasi amacını değerlendirmek.
Mülkiyetin devlette kalması ve sipahinin keyfi vergi toplayamaması, sipahilerin toprak üzerinde mutlak kişisel egemenlik kurmasını engelleyerek merkezi otoriteyi korur.
Sistemin taşradaki gücü sınırlandırma ve feodal yapıların oluşmasını engelleme amacını kavramak.

Anahtar Kavram

Osmanlı tımar sisteminde toprak mülkiyeti yetkisinin devlette kalması (miri arazi rejimi) ve merkezi otoritenin korunması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6663Soru

Sıcaklık ve yağış koşullarının yıl boyunca yüksek olduğu, bitki örtüsünün geniş yapraklı, her mevsim yeşil kalan ve çok katmanlı ormanlardan oluştuğu biyomda, biyoçeşitlilik diğer biyomlara göre oldukça zengindir.

Buna göre, yukarıda özellikleri belirtilen karasal biyom aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tropikal yağmur ormanları biyomu

Cevap

Tropikal yağmur ormanları biyomu
Doğru seçenek olan tropikal yağmur ormanları biyomunda, sıcaklık ve yağış koşulları yıl boyunca yüksek seyreder. Bu durum, geniş yapraklı, her mevsim yeşil kalan ve çok katmanlı gür ağaç topluluklarının oluşmasına zemin hazırlar. Biyoçeşitliliğin de yeryüzünde en zengin olduğu karasal biyomdur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen iklim ve bitki örtüsü özelliklerini analiz etmek.
Yıl boyunca yüksek sıcaklık ve bol yağış alan, geniş yapraklı ve sürekli yeşil kalan gür ormanların varlığı tespit edilmiştir.
Bu özellikler doğrudan ekvatoral bölgedeki iklim koşullarını ve bu koşullara uyum sağlamış bitki örtüsünü işaret eder.
2
Belirlenen özelliklerin karasal biyomlarla eşleştirilmesi.
Bu gür, çok katmanlı ve biyoçeşitliliği en zengin olan biyomun Tropikal Yağmur Ormanları Biyomu olduğu anlaşılmıştır.
Diğer biyomlar (tundra, çöl, savan, tayga) kuraklık, düşük sıcaklık veya belirgin kurak dönemler gibi farklı kısıtlayıcı çevre koşullarına sahiptir.

Anahtar Kavram

Tropikal yağmur ormanları biyomunun iklim, bitki örtüsü ve biyoçeşitlilik özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 6664Soru

İkinci Dünya Savaşı sonrasında değişen küresel güç dengeleri, Türkiye’nin iç ve dış politik kararlarını doğrudan etkilemiştir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) Doğu Anadolu’dan toprak ve Boğazlar’da üs talep etmesi karşısında Türkiye, güvenliğini sağlamak için Batı Bloku ile yakın ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Batı dünyasının bir parçası olma hedefi, sadece dış politika ittifaklarını değil, ülke içindeki demokratikleşme adımlarını da hızlandırmıştır.

Bu doğrultuda, aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin Soğuk Savaş Dönemi’nde Batı Bloku’na entegre olma ve güvenliğini sağlama amacıyla gerçekleştirdiği girişimlerden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu sınırlarını güvence altına almak amacıyla İran, Irak ve Afganistan ile Sadabat Paktı’nın kurulması

Cevap

Doğu sınırlarını güvence altına almak amacıyla İran, Irak ve Afganistan ile Sadabat Paktı’nın kurulması
Sadabat Paktı, İkinci Dünya Savaşı öncesinde, 1937 yılında İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Orta Doğu'daki yayılmacı politikalarına önlem olarak Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır. Bu gelişme kronolojik olarak Soğuk Savaş Dönemi (1945 ve sonrası) öncesine denk geldiği için Türkiye'nin Batı Bloku'na entegre olma amacıyla gerçekleştirdiği hamlelerden biri olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel dönemi analiz edin.
Soğuk Savaş Dönemi, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden (1945) itibaren SSCB ve ABD önderliğindeki blokların mücadele ettiği dönemi kapsamaktadır.
Soruda istenen eylemlerin Soğuk Savaş Dönemi sınırları içerisinde olup olmadığını tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan politik hamlelerin kronolojik tarihlerini ve amaçlarını değerlendirin.
Birleşmiş Milletler üyeliği (1945), Çok partili hayata geçiş (1945-1946), Kore Savaşı ve NATO üyeliği (1950-1952), Balkan Paktı (1953) yıllarında gerçekleşmiş olup doğrudan Soğuk Savaş Dönemi ve Batı Bloku'na entegrasyonla ilgilidir. Sadabat Paktı ise 1937 yılında imzalanmıştır.
Türkiye'nin Soğuk Savaş Dönemi'nde attığı adımlar ile İki Savaş Arası Dönem'deki (1919-1939) dış politika adımlarını birbirinden ayırmak gerekir.
3
Sadabat Paktı'nın tarihsel amacını inceleyin.
Sadabat Paktı, İtalya'nın Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki yayılmacı emellerine karşı bölgesel sınır güvenliğini sağlamak amacıyla 1937'de kurulmuştur.
Sadabat Paktı'nın Soğuk Savaş Dönemi bloklaşmalarıyla veya Sovyet tehdidine karşı Batı Bloku'na katılma amacıyla ilişkili olmadığını doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye'nin dış politika stratejileri ve Batı Bloku'na entegrasyon süreci
Soru 6665Soru

1962 yılında yaşanan Küba Buhranı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği liderlerinin olası bir nükleer savaşı ve yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla Moskova ile Washington arasında kurdukları doğrudan iletişim hattı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırmızı Hat

Cevap

Kırmızı Hat
Küba Buhranı'nın nükleer bir felaket riskini ortaya çıkarması üzerine, ABD ve SSCB liderlerinin kriz anlarında doğrudan ve hızlı bir şekilde iletişim kurabilmesi amacıyla Moskova ile Washington arasında kurulan doğrudan telefon/telgraf hattına 'Kırmızı Hat' (Hotline) adı verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Küba Buhranı'nın sonuçlarını analiz etmek.
1962 Küba Buhranı, ABD ve SSCB'yi nükleer savaşın eşiğine getirmiştir.
Soru kökündeki ipucunu (1962 Küba Buhranı sonrası doğrudan iletişim hattı) değerlendirmek.
2
İki süper güç arasında kurulan doğrudan iletişim mekanizmasını belirlemek.
Bu krizden sonra liderlerin doğrudan görüşebilmesi için Washington-Moskova arasında 'Kırmızı Hat' (Hotline) adı verilen doğrudan iletişim hattı kurulmuştur.
Sorunun cevabını oluşturan tarihsel terimi saptamak.

Anahtar Kavram

Küba Buhranı sonrası Yumuşama Dönemi'ne geçiş ve Kırmızı Hat
Tahmini Süre:45s
Soru 6666Soru

Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından TBMM Hükümeti ile Fransa arasında 20 Ekim 1921 tarihinde Ankara Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmanın imzalanması üzerine İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, parlamentoda yaptığı konuşmada: 'Fransa'nın Ankara Hükümeti ile ayrı bir antlaşma imzalaması, müttefikler arası dayanışmaya indirilmiş ağır bir darbedir.' değerlendirmesinde bulunmuştur.

Buna göre, İngiltere Dışişleri Bakanı'nın bu ifadesi ve Ankara Antlaşması'nın içeriği birlikte değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı Cephesi'ndeki askeri başarının, İtilaf Devletleri arasındaki diplomatik birlikteliği sarsarak TBMM'nin dış politikadaki hareket alanını genişlettiği

Cevap

Batı Cephesi'ndeki askeri başarının, İtilaf Devletleri arasındaki diplomatik birlikteliği sarsarak TBMM'nin dış politikadaki hareket alanını genişlettiği yönündeki ifadedir.
Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransa, TBMM'yi resmen tanımış ve Güney Cephesi'ndeki savaş durumunu sonlandırmıştır. İngiliz Bakan Lord Curzon'un bu antlaşmayı 'müttefikler arası dayanışmaya indirilmiş ağır bir darbe' olarak nitelendirmesi, İtilaf Devletleri arasındaki ortak hareket etme politikasının sarsıldığını gösterir. Bu durum TBMM'nin uluslararası politikada elini güçlendirmiş ve manevra alanını genişletmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'un konuşmasını analiz etmek.
Curzon'un 'müttefikler arası dayanışmaya indirilmiş ağır bir darbe' ifadesiyle Fransa'nın tek taraflı olarak TBMM ile anlaşmasından duyduğu rahatsızlığı tespit etmek.
Soru kökündeki alıntının İtilaf Devletleri arasındaki siyasi/diplomatik ayrılığı işaret ettiğini anlamak.
2
Sakarya Meydan Muharebesi ile Ankara Antlaşması arasındaki ilişkiyi kurmak.
Batı Cephesi'ndeki büyük askeri zaferin (Sakarya), Fransa'yı savaştan çekilmeye ve TBMM ile masaya oturmaya zorladığını belirlemek.
Askeri başarıların diplomatik sonuçları nasıl şekillendirdiğini ortaya koymak.
3
Diplomatik sonuçların TBMM'nin konumuna etkisini değerlendirmek.
İtilaf Devletleri bloğunun bölünmesiyle TBMM'nin dış politikada daha güçlü bir pozisyona ulaştığını ve manevra alanının genişlediğini çıkarımlamak.
Doğru cevaba ulaşmak için askeri zafer ile diplomatik kazanım arasındaki köprüyü tamamlamak.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi'ndeki askeri başarıların uluslararası diplomatik ilişkilere ve İtilaf Devletleri arasındaki ittifak yapısına etkisi.
Soru 6667Soru

Gelişmekte olan ülkelerin tamamında nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikalar izlendiği yönündeki genel kanı coğrafi gerçeklerle uyuşmamaktadır. Ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak potansiyeli, nüfus yoğunluğu ve geleceğe yönelik stratejik hedefleri, gelişmişlik düzeylerinden bağımsız olarak farklı nüfus politikaları benimsemelerine yol açabilmektedir.

Buna göre, aşağıdaki ülkelerden hangisi, gelişmekte olan bir ülke olmas��na rağmen nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalar uygulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazakistan

Cevap

Kazakistan, geniş yüz ölçümüne rağmen düşük nüfus yoğunluğu ve gelecekteki iş gücü ihtiyacı nedeniyle nüfus artış hızını artırıcı politikalar uygulayan gelişmekte olan bir ülkedir.
Kazakistan seçeneği doğrudur çünkü Kazakistan geniş topraklarına kıyasla az bir nüfusa (düşük nüfus yoğunluğuna) sahip gelişmekte olan bir ülkedir. Bu demografik yapısı nedeniyle, ekonomik kalkınmasını sürdürmek ve iş gücü açığını kapatmak amacıyla nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalar izler.

Adım Adım Çözüm

1
Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile nüfus politikaları arasındaki genel ilişkiyi analiz etmek.
Gelişmiş ülkelerin çoğunlukla nüfusu artırıcı, gelişmekte olan/az gelişmiş ülkelerin ise genellikle azaltıcı politika izlediği bilinmektedir.
Soruda belirtilen istisnai durumu (gelişmekte olup nüfusu artırmak isteyen ülkeyi) bulmak için temel kuralı belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ülkelerin demografik özelliklerini ve nüfus politikalarını değerlendirmek.
Kenya, Nijerya, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerin yüksek nüfus artış hızları nedeniyle nüfusu azaltıcı politikalar izlediğini; Kazakistan'ın ise geniş topraklara ve düşük nüfus yoğunluğuna sahip olup nüfusu artırıcı politikalar uyguladığını saptamak.
Gelişmekte olan her ülkenin nüfusu azaltmak istemediği istisnasını coğrafi verilere dayanarak doğrulamak.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Kazakistan, gelişmekte olan bir ülke olmasına rağmen nüfusunu artırma yönünde politikalar uygulayarak genel yanılgıyı çürütmektedir.
Soruda istenen kriterlere uyan tek ülkenin Kazakistan olduğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Gelişmişlik düzeyi ile nüfus politikaları arasındaki ilişkide istisnai durumlar ve ülkelerin demografik dinamikleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6668Soru

Aşağıda verilen Çanakkale Cephesi'nde görev almış tarihi şahsiyetleri, cephedeki önemli görevleri ve başarılarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mustafa Kemal
Seyit Onbaşı
Cevat Paşa (Çobanlı)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mustafa Kemal - Anafartalar ve Conkbayırı'nda kazandığı askeri başarılarla ��n plana çıkan komutan; Seyit Onbaşı - Mecidiye Tabyası'nda kaldırdığı ağır top mermisiyle İngiliz Ocean zırhlısının vurulmasını sağlayan asker; Cevat Paşa (Çobanlı) - Çanakkale Deniz Savaşları'ndaki savunma başarısı sebebiyle '18 Mart Kahramanı' unvanını alan Müstahkem Mevki Komutanı.
Doğru eşleştirmede, her tarihi şahsiyet Çanakkale Cephesi'nde üstlendiği kritik rol ile eşleştirilmiştir. Mustafa Kemal kara muharebelerindeki (Anafartalar, Conkbayırı) liderliğiyle, Seyit Onbaşı tabyadaki bireysel kahramanlığıyla, Cevat Paşa ise deniz savunmasını koordine eden müstahkem mevki komutanı olarak '18 Mart Kahramanı' unvanıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in Çanakkale Cephesi'ndeki rolünü belirlemek.
Mustafa Kemal'in Anafartalar ve Conkbayırı'ndaki kara savaşlarında üstün askeri başarılar gösterdiği tespit edildi.
Tarihi şahsiyetlerin muharebe alanlarındaki rollerini eşleştirmek için bu adım gereklidir.
2
Seyit Onbaşı'nın Çanakkale Cephesi'ndeki rolünü belirlemek.
Seyit Onbaşı'nın Mecidiye Tabyası'nda ağır top mermisini tek başına kaldırarak Ocean zırhlısını vurduğu tespit edildi.
Bireysel askeri kahramanlıkları doğru şahsiyetlerle ilişkilendirmek amacıyla bu adım yapılır.
3
Cevat Paşa'nın (Çobanlı) Çanakkale Cephesi'ndeki görevini ve unvanını belirlemek.
Cevat Paşa'nın Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı olduğu ve 18 Mart Deniz Zaferi'ndeki başarısı nedeniyle '18 Mart Kahramanı' unvanını aldığı tespit edildi.
Komutanların üstlendikleri görevler ile unvanlarını eşleştirmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'ndeki önemli şahsiyetler ve askeri başarılar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6669Soru

Atatürk, halkı oluşturan çeşitli meslek gruplarından bahsettiği bir söylevinde şu ifadeleri kullanmıştır:

"Bizim düşüncemizde; çiftçi, çoban, amele, tüccar, sanatkâr, asker, doktor kısacası herhangi bir sosyal müessesede faal bir vatandaşın hak, menfaat ve hürriyeti eşittir."

Atatürk'ün bu ifadesiyle toplumsal eşitliği ve ayrıcalıksız bir toplum düzenini vurgulaması, aşağıdaki ilkelerden hangisinin doğrudan bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halkçılık

Cevap

Halkçılık
Atatürk'ün söylevinde toplumun tüm kesimlerinin haklar bakımından eşit olduğu ve hiç kimseye ayrıcalık tanınamayacağı vurgulanmıştır. Toplumsal eşitliği, ayrıcalıksız bir toplum düzenini ve kanun önünde eşitliği savunan Atatürk ilkesi halkçılık olduğu için doğru yanıt halkçılıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün söylevinde geçen anahtar kelimeleri analiz etmek
Sözde geçen 'çiftçi, çoban, amele, tüccar...' gibi meslek gruplarının 'hak, menfaat ve hürriyet' bakımından eşit olduğu belirtilmiştir.
Soruda hedeflenen temel ilkeyi bulmak için verilen tarihsel metindeki ana vurgunun (toplumsal eşitlik) saptanması gerekir.
2
Eşitlik kavramını Atatürk ilkeleriyle ilişkilendirmek
Kanun önünde eşitlik, ayrıcalıksız toplum ve sosyal adalet kavramları doğrudan halkçılık ilkesinin temel kabulleridir.
Saptanan kavramsal vurgunun en uygun ilke ile eşleştirilmesi amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesinin kanun önünde eşitliği, sınıf ayrımının reddini ve toplumsal adaleti esas alması
Tahmini Süre:50s
Soru 6670Soru

Aşağıda şehirlerin tarihsel gelişim sürecindeki bazı temel aşamaları verilmiştir. Bu aşamaları, geçmişten günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şehirlerin tarihsel gelişim sırası: Tarımsal üretimin başlamasıyla nehir kenarlarında ilk yerleşik hayata geçilmesi ve ilk tarım şehirlerinin kurulması, ardından Sanayi Devrimi ile birlikte makineli üretime geçilmesi ve fabrika çevrelerinde nüfusun hızla artarak büyük sanayi şehirlerinin ortaya çıkması, son olarak da günümüzde bilgi, teknoloji ve finans sektörlerinin gelişmesiyle küresel etkiye sahip modern metropollerin ve küresel şehirlerin önem kazanması şeklinde olmalıdır.
Şehirleşme süreci tarihsel olarak Neolitik Dönem'deki tarım devrimiyle başlamış, Sanayi Devrimi ile küresel boyutta hız kazanmış ve günümüzdeki teknoloji/finans odaklı küresel şehir ağıyla en son aşamasına ulaşmıştır. Bu nedenle kronolojik sıralama tarım çağı, sanayi çağı ve bilgi çağı şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk yerleşmelerin ve tarım şehirlerinin ortaya çıkış zamanını belirleme.
Tarımsal üretime geçiş (Neolitik Çağ) en eski dönemdir.
Şehirlerin ortaya çıkışındaki ilk tetikleyici unsur insanların tarımsal üretime ve yerleşik hayata geçmesidir.
2
Sanayi şehirlerinin ortaya çıkış zamanını belirleme.
Sanayi Devrimi (18. ve 19. yüzyıl) orta dönemi temsil eder.
Makineli üretim ve fabrikalaşma, kırdan şehre büyük göç dalgaları yaratarak sanayi şehirlerini oluşturmuştur.
3
Modern ve küresel şehirleşmenin zamanını belirleme.
Bilgi, teknoloji ve finans odaklı küresel şehirleşme (20. ve 21. yüzyıl) en güncel dönemdir.
Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler şehirlerin son ve en gelişmiş evresini oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Şehirlerin tarihsel gelişim evreleri kronolojisi
Soru 6671Soru

Osmanlı askeri ve siyasi yapısının deniz aşırı coğrafyalarda güç kazanması, Karesioğulları Beyliği'nin ilhakından başlayarak Akdeniz'in bir Türk gölü hâline gelmesine kadar uzanan stratejik bir kurumsallaşma ve fetih sürecini kapsamaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen Osmanlı denizcilik teşkilatlanması ve Akdeniz hâkimiyetine dair gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama Karesioğulları Beyliği'nin katılması (1345), Gelibolu Tersanesi'nin inşası (1390), Barbaros Hayreddin Paşa'nın Kaptan-ı Derya olması (1534), Cerbe Deniz Savaşı (1560) ve Kıbrıs'ın fethi (1571) şeklinde olmalıdır.
Doğru kronolojik sıralama Osmanlı denizciliğinin gelişim aşamalarını yansıtmaktadır: Öncelikle Karesioğulları Beyliği'nin alınmasıyla (1345) denizciliğe başlanmış, ardından Gelibolu Tersanesi kurulmuş (1390), yükselme döneminde Barbaros Hayreddin Paşa Kaptan-ı Derya olmuş (1534), Batı Akdeniz için Cerbe Deniz Savaşı kazanılmış (1560) ve son olarak Kıbrıs fethedilmiştir (1571).

Adım Adım Çözüm

1
Karesioğulları Beyliği'nin ilhak edilme tarihini belirleme
Karesioğulları Beyliği'nin Orhan Gazi döneminde (1345) alınması, Osmanlı denizcilik faaliyetlerinin ve askeri tersane birikiminin ilk adımıdır.
Kuruluş döneminin en erken denizcilik faaliyetini tespit etmek.
2
Gelibolu Tersanesi'nin kuruluş tarihini belirleme
Yıldırım Bayezid döneminde (1390'lar) kurulan Gelibolu Tersanesi, Osmanlı donanmasının kurumsal üretim tesisidir.
Denizcilikteki kurumsallaşma aşamalarını kronolojik sıraya koymak.
3
Barbaros Hayreddin Paşa'nın Osmanlı hizmetine giriş tarihini belirleme
Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1534) Barbaros Hayreddin Paşa Kaptan-ı Deryalık makamına getirilmiş ve Cezayir doğrudan Osmanlı toprağı olmuştur.
Yükselme dönemi deniz yönetiminin kurumsallaşmasını konumlandırmak.
4
Cerbe Deniz Savaşı'nın tarihini belirleme
Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 1560 yılında Cerbe Deniz Savaşı'nı kazanarak Batı Akdeniz hâkimiyetini pekiştirmiştir.
16. yüzyılın ortalarındaki önemli deniz zaferini sıralamak.
5
Kıbrıs Adası'nın fetih tarihini belirleme
II. Selim döneminde 1571 yılında Venediklilerden Kıbrıs'ın fethedilmesi, Doğu Akdeniz ticaret yollarının güvenliğini tamamlayan son büyük adımdır.
16. yüzyılın son çeyreğindeki stratejik fethi belirlemek.

Anahtar Kavram

Osmanlı denizciliğinin gelişim aşamaları, kurumsal tersane yapılanmaları ve Akdeniz'deki stratejik fetihlerin kronolojisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6672Soru

Yeni Çağ ve Yakın Çağ Avrupa'sında yaşanan düşünsel ve iktisadi değişimlere ait kavramlar ile bu kavramların temel açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Merkantilizm
Sekülerleşme
Rasyonalizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Merkantilizm kavramı dış ticareti ve değerli maden birikimini öne çıkaran tanım ile; Sekülerleşme kavramı toplumsal yaşamın dünyevileşmesini öngören tanım ile; Rasyonalizm kavramı ise aklı temel alan felsefi yaklaşım ile eşleşmelidir.
Merkantilizm zenginlik kaynağını altın ve gümüşe bağlayan iktisadi modelle, sekülerleşme hayatın dünyevileşmesiyle, rasyonalizm ise bilginin kaynağında aklı gören yaklaşımla doğru biçimde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkantilizm kavramının ekonomik boyutunu tespit etmek.
Değerli maden birikimini (altın ve gümüş) zenginliğin ölçütü kabul eden iktisadi sistem tanımıyla eşleştiği belirlenir.
Merkantilizm, Yeni Çağ Avrupa'sında sömürgecilik ve maden birikimine dayalı ticaret politikasını temsil eder.
2
Sekülerleşme kavramının sosyo-kültürel etkisini incelemek.
Toplumsal ve kurumsal yapıların dinî etkilerden arındırılarak dünyevileştirilmesi süreci ile eşle��tiği saptanır.
Sekülerleşme, Rönesans ve Reform süreçleriyle hız kazanan dünyevileşme hareketini tanımlar.
3
Rasyonalizm kavramının bilgi felsefesindeki yerini belirlemek.
Doğru bilgiye ulaşmada aklı ve mantıksal çıkarımları temel alan felsefi yaklaşım ile eşleştiği görülür.
Aydınlanma Dönemi'nin temelini oluşturan rasyonalizm, doğrudan akılcılık anlamına gelir.

Anahtar Kavram

Yeni ve Yakın Çağ Avrupa'sındaki Düşünsel ve İktisadi Gelişmeler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6673Soru

Kurtuluş Savaşı Millî Mücadele Dönemi Batı Cephesi'nde yaşanan askerî gelişmeler ve bu gelişmelerin diplomatik sonuçlarıyla ilgili a��ağıdaki olayları kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların kronolojik olarak eskiden yeniye doğru doğru sıralaması şu şekildedir: İlk olarak düzenli orduya geçiş sürecinin hızlandırılması, ardından Londra Konferansı daveti ile TBMM Hükümetinin varlığının hukuken kabul edilmesi, sonrasında K��tahya-Eskişehir yenilgisi üzerine ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi ve en son olarak Sakarya Zaferi sonrasında Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanması gerçekleşmiştir.
Kronolojik sıralama incelendiğinde, Kuva-yı Milliye'den düzenli orduya geçiş kararı (Kasım 1920) ilk sırada yer alır. Ardından I. İnönü Muharebesi sonrasındaki Londra Konferansı (Şubat-Mart 1921) gelir. Kütahya-Eskişehir yenilgisinin ardından ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi (Temmuz 1921) üçüncü sıradadır. Son olarak Sakarya Muharebesi'nin ardından Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması (Ekim 1921) gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Düzenli orduya geçiş kararının tarihsel yerini belirleme
Gediz Taarruzu'ndaki başarısızlık sonrasında Kasım 1920'de düzenli ordu kurulmuştur.
Bu gelişme, Batı Cephesi'ndeki ilk büyük yapısal değişiklik olup sıralamanın ilk basamağını oluşturur.
2
Londra Konferansı davetinin tarihsel konumunu saptama
I. İnönü Savaşı'nın (Ocak 1921) ardından Şubat 1921'de Londra Konferansı toplanmıştır.
Düzenli ordunun ilk askeri zaferinin ardından gelen diplomatik aşamadır.
3
Ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilme tarihini belirleme
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ndeki başarısızlık sonucu Temmuz 1921'de gerçekleşmiştir.
Londra Konferansı'ndan sonra, Sakarya Meydan Muharebesi'nden ise önce yaşanan bir askeri kriz yönetimi adımıdır.
4
Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'nın tarihini tespit etme
Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından 20 Ekim 1921'de imzalanmıştır.
Sakarya Nehri'nin doğusunda yapılan savunmanın zaferle taçlanmasından sonraki nihai diplomatik sonuçtur.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Batı Cephesi Kronolojisi ve Askeri-Diplomatik Korelasyon
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6674Soru

Soğuk Savaş Dönemi'nde Doğu ve Batı bloklarının siyasi, askeri ve ideolojik alanlarda örgütlenmesini sağlayan aşağıdaki kavramları, karşılarında verilen uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Truman Doktrini
Varşova Paktı
Eisenhower Doktrini
Kominform

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Truman Doktrini - Türkiye ve Yunanistan'a askeri/ekonomik yardım; Varşova Paktı - Doğu Bloku askeri savunma ittifakı; Eisenhower Doktrini - Ortadoğu ülkelerine destek; Kominform - Komünist partiler arası koordinasyon birliği.
Yapılan eşleştirmeler, Soğuk Savaş Dönemi'nde tarafların kurduğu teşkilatların ve ilan ettiği doktrinlerin coğrafi ve işlevsel kapsamlarıyla tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Truman Doktrini'nin hedefini saptamak.
Truman Doktrini'nin Türkiye ve Yunanistan'a komünizm tehdidine karşı yapılan askeri ve mali yardımları kapsadığı belirlenir.
İlk kavramın doğru tanımıyla eşleştirilmesi gerekir.
2
Varşova Paktı'nın amacını belirlemek.
Varşova Paktı'nın Doğu Bloku ülkelerinin askeri savunma ittifakı olduğu saptanır.
Askeri örgütlenmenin doğru tanımlanması hedeflenir.
3
Eisenhower Doktrini'nin bölgesel kapsamını incelemek.
Eisenhower Doktrini'nin Ortadoğu'da komünizmin yayılmasını engellemeye yönelik ABD destek programı olduğu görülür.
Bölgesel doktrinin doğru eşleştirilmesi amaçlanır.
4
Kominform'un işlevini analiz etmek.
Kominform'un komünist partiler arasında siyasi koordinasyonu ve ideolojik birliği sağlamak için kurulduğu sonucuna ulaşılır.
Siyasi koordinasyon mekanizmasının doğru kavranması gerekir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bloklaşma Adımları ve Doktrinleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6675Soru

Yeryüzünde karasal biyomların coğrafi dağılışı üzerinde enlemin (sıcaklık ve yağış koşullarının) etkisi belirgindir. Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık değerlerinin azalmasına bağlı olarak biyomlar belirgin bir kuşaklaşma gösterir.

Buna göre, aşağıda verilen karasal biyomları Ekvator'dan kutuplara doğru ardışık olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karasal biyomların Ekvator'dan kutuplara doğru doğru sıralanışı sırasıyla Tropikal Yağmur Ormanı Biyomu, Savan Biyomu, Ilıman Yaprak Döken Orman Biyomu ve Tundra Biyomu şeklindedir.
Karasal biyomların Ekvator'dan kutuplara doğru sıralaması enlem derecelerine ve sıcaklık/yağış değişimlerine göre sırasıyla Tropikal Yağmur Ormanı Biyomu (0°-10°), Savan Biyomu (10°-20°), Ilıman Yaprak Döken Orman Biyomu (30°-50°) ve Tundra Biyomu (60°-70°) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekvator çizgisi üzerinde yer alan ilk biyomu belirlemek.
Tropikal Yağmur Ormanı Biyomu ilk sırada yer alır.
Bu biyom 0°-10° enlemleri arasında, doğrudan Ekvatoral iklim bölgesinde yer almaktad��r.
2
Ekvatoral kuşağın hemen dışındaki subtropikal bölgedeki biyomu belirlemek.
Savan Biyomu ikinci sıraya yerleştirilir.
Savan biyomu 10°-20° enlemleri arasında yer alıp Tropikal Yağmur Ormanları kuşağının komşusudur.
3
Orta kuşak nemli iklim bölgesinde yer alan biyomu belirlemek.
Ilıman Yaprak Döken Orman Biyomu üçüncü sıraya yerleştirilir.
Dört mevsimin yaşandığı nemli orta kuşak enlemlerinde (30°-50°) bu biyom yaygındır.
4
Yüksek enlemlerde, kutup altı kuşağındaki biyomu belirlemek.
Tundra Biyomu son sıraya yerleştirilir.
60°-70° enlemleri arasındaki soğuk kutup altı iklim bölgesinde tundra biyomu hâkimdir.

Anahtar Kavram

Karasal biyomların enlemsel dağılış sıralaması

Alternatif Yöntem

Sıralamayı yaparken biyomların yıllık ortalama sıcaklık ihtiyacını en yüksek olandan en düşük olana doğru düşünmek de aynı enlemsel sıralamayı elde etmenizi sağlar.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6676Soru

Osmanlı Devleti’nin son döneminde imparatorluğun çöküşünü engellemek amacıyla çeşitli fikir akımları ortaya atılmış ve bu akımlar dönemin aydınları ile yöneticileri tarafından savunulmuştur. Ancak zamanla yaşanan askeri ve siyasi gelişmeler, bu fikir akımlarının uygulanabilirliğini doğrudan etkilemiştir.

Bu bağlamda;

I. Namık Kemal gibi Genç Osmanlılar tarafından savunulan ve tüm tebaayı eşit kabul eden Osmanlıcıl��k fikri, Balkan Savaşları sonrasında gayrimüslim halkların neredeyse tamamının devletten ayrılmasıyla geçerliliğini fiilen yitirmiştir.

II. Mehmet Akif (Ersoy) gibi isimlerin savunduğu ve halifenin birleştirici gücünü esas alan İslamcılık (Ümmetçilik) akımı, I. Dünya Savaşı sürecinde Şerif Hüseyin önderliğindeki bazı Arap gruplarının İngilizlerle iş birliği yapmasıyla büyük bir darbe almıştır.

III. Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi isimlerin öncülük ettiği Türkçülük akımı, Osmanlıcılık ve İslamcılık siyasetlerinin başarısız olması üzerine güç kazanmış; ancak Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrılmasıyla beraber tamamen tasfiye edilerek yerini Adem-i Merkeziyetçilik fikrine bırakmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci öncüllerde verilen Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının tarihsel süreçte önemini kaybetmesine neden olan olaylar ve temsilcileriyle ilgili değerlendirmeler doğruyken, Türkçülük akımının tasfiye edildiğini belirten üçüncü öncül yanlıştır. Bu nedenle doğru cevap 'I ve II' yargılarını içeren seçenektir.
Osmanlıcılık akımı, tüm Osmanlı tebaasını din, dil ve ırk farkı gözetmeksizin eşit birer vatandaş kabul ederek imparatorluğun bütünlüğünü korumayı hedeflemiştir. Ancak Balkan Savaşları ile gayrimüslim tebaanın neredeyse tamamının bağımsızlığını kazanarak Osmanlı Devleti'nden ayrılması, bu fikrin pratik olarak uygulanamayacağını kanıtlamış ve akım geçerliliğini yitirmiştir. İslamcılık (Ümmetçilik) akımı ise halifenin nüfuzunu kullanarak dünya Müslümanlarını bir çatı altında toplamayı amaçlamıştır. I. Dünya Savaşı'nda cihat ilan edilmesine rağmen Mekke Emiri Şerif Hüseyin gibi bazı Arap liderlerin İngilizlerle ittifak kurarak Osmanlı ordusuna karşı ayaklanması, bu fikrin birleştirici gücüne büyük bir darbe vurmuştur. Dolayısıyla birinci ve ikinci öncüllerdeki ifadeler tarihsel olarak doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlıcılık fikir akımının temel hedefini ve bu hedefin tarihsel süreçteki geçerliliğini yitirdiği olayları analiz etmek.
Namık Kemal ve Genç Osmanlılar tarafından savunulan Osmanlıcılık akımının, Balkan Savaşları'yla Balkanlardaki gayrimüslim tebaanın ayrılması sonucu fiilen önemini yitirdiği tespit edilir. Bu durum birinci öncülü doğrular.
Osmanlıcılık fikrinin çöküş nedeni olan Balkan Savaşları ilişkisi doğru kurulmuştur.
2
İslamcılık (Ümmetçilik) akımının temsilcilerini ve akımın zayıflamasına neden olan temel gelişmeleri değerlendirmek.
Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerin savunduğu İslamcılık fikrinin, I. Dünya Savaşı'nda Şerif Hüseyin liderliğindeki Arap İsyanı ile büyük zarar gördüğü belirlenir. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
Halifeliğin birleştirici gücünün zayıfladığı olay ile akım arasındaki sebep-sonuç ilişkisi tarihsel gerçeklerle uyuşmaktadır.
3
Türkçülük ak��mının Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki ve sonrasındaki durumunu analiz ederek üçüncü öncülün doğruluğunu test etmek.
Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi isimlerin sistemleştirdiği Türkçülük akımının, I. Dünya Savaşı sonrasında tasfiye edilmediği, aksine Millî Mücadele ve cumhuriyetin kuruluş döneminde temel ideoloji haline geldiği görülür. Bu nedenle üçüncü öncülün yanlış olduğu anlaşılır.
Türkçülük akımının Cumhuriyet dönemindeki sürekliliği ve kurucu rolü, onun tasfiye edildiği iddiasını çürütmektedir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin dağılmasını önlemeye yönelik fikir akımlarının tarihsel süreçteki kırılma noktaları ve etkililiklerini kaybetme nedenleri.
Soru 6677Soru

Aşağıda biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen fiziki ve beşerî faktörler ile bu faktörlerin ekosistemler üzerindeki etkilerine dair ��rnek durumlar verilmiştir. Sol sütundaki faktörleri, sağ sütundaki doğru örnek durumlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yüksek engebeli dağlık alanlarda yükseltiye bağlı olarak sıcaklığın düzenli şekilde azalması
Toprak gözenekliliğinin az olması ve geçirimsiz killi tabakaların varlığı
Endüstriyel tarım faaliyetleri kapsamında tek bir ürün türünün geniş alanlarda yetiştirilmesi
Yıllık sıcaklık farkının az, nem ve yağış miktarının yıl boyunca çok yüksek olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki 'yükseltiye bağlı sıcaklığın azalması' ifadesi sağ sütundaki 'bitki örtüsünün dikey yönde kuşaklar oluşturması' ile; 'geçirimsiz killi tabakaların varlığı' ifadesi 'kök çürümesine hassas türlerin elenmesi' ile; 'monokültür tarım' ifadesi 'yerel biyoçeşitliliğin azalması' ile; 'sıcaklık ve nemin yıl boyu yüksek olması' ifadesi ise 'tür zenginliği en fazla olan orman biyomunun gelişmesi' ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; dağlık alanlardaki dikey sıcaklık değişimi dikey bitki kuşaklarıyla, toprağın geçirimsiz killi yapısı kök oksijensizliğiyle, monokültür tarım beşerî tahribatla ve yıl boyu nemli/sıcak iklim ise ekvatoral orman zenginliğiyle doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Yükselti ve sıcaklık arasındaki fiziki ilişkinin bitki örtüsünün dağılışı üzerindeki etkisini incelemek.
Dağlık alanlarda yükseldikçe sıcaklığın azalması, bitki türlerinin yamaç boyunca dikey yönde kuşaklar oluşturmasına neden olur.
Sıcaklık ve yer şekillerinin (yükselti) biyoçeşitlilik üzerindeki fiziki etkisini belirlemek için.
2
Toprağın fiziksel özelliklerinin (killi ve gözeneksiz yapı) bitki kök sistemleri ve yaşam alanları üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Geçirimsiz killi topraklar su birikimine ve havasızlığa yol açarak kök çürümesine duyarlı bitki türlerinin bölgede yaşamasını engeller.
Toprağın fiziksel yapısının biyoçeşitlilik dağılışını nasıl sınırladığını açıklamak için.
3
Modern insan faaliyetlerinin (beşerî faktörlerin) biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini analiz etmek.
Monokültür tarım, doğal bitki örtüsünü tek tipe indirgeyerek genetik çeşitliliği ve ekosistemdeki biyoçeşitliliği azaltır.
Beşerî faktörlerin biyoçeşitliliğe olan doğrudan etkisini saptamak için.
4
İklim elemanlarından sıcaklık ve yağışın sürekliliğinin biyom zenginliği üzerindeki rolünü belirlemek.
Yıl boyu yüksek sıcaklık ve yağış alan ekvatoral bölgelerde, dikey tabakalaşmanın ve tür çeşitliliğinin en fazla olduğu yağmur ormanları biyomu gelişir.
İklimin biyoçeşitlilik dağılışındaki en temel fiziki faktör olduğunu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin dağılışında fiziki (iklim, yer şekilleri, toprak) ve beşerî faktörlerin (tarım ve arazi kullanımı) rolleri ve yeryüzündeki somut etkileri.
Soru 6678Soru

Yumuşama (Detente) Dönemi'nde meydana gelen aşağıdaki tarihi gelişmeleri, bu gelişmelerin temel özellikleri veya sonuçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

SALT-I Antlaşması
Küba Buhranı
Camp David Antlaşmaları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

SALT-I Antlaşması stratejik silahların sınırlandırılmasıyla, Küba Buhranı Jüpiter füzelerinin sökülmesine yol açan nükleer krizle, Camp David Antlaşmaları ise Mısır-İsrail barışıyla eşleşir.
SALT-I Antlaşması nükleer silahları sınırlandıran ilk adım, Küba Buhranı füzeler üzerinden nükleer savaşa yaklaşılması, Camp David Antlaşmaları ise Mısır-İsrail barışıdır.

Adım Adım Çözüm

1
SALT-I Antlaşması'nın amacını analiz etmek.
Bu antlaşmanın nükleer silahları sınırlandıran ilk resmi adım olduğu tespit edilir.
Yumuşama Dönemi'nin silahsızlanma çabalarını doğru kavramak için gereklidir.
2
Küba Buhranı'nın gelişimini ve sonucunu incelemek.
ABD ve SSCB'nin nükleer savaşın eşiğine geldiği ve Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin sökülerek çözüldüğü kriz belirlenir.
Krizin küresel etkilerini ve Türkiye üzerindeki sonuçlarını anlamak için önemlidir.
3
Camp David Antlaşmaları'nın taraflarını ve önemini belirlemek.
Mısır ile İsrail arasında imzalandığı ve Orta Doğu'da barışı sağlayan diplomatik adım olduğu görülür.
Bölgesel çatışmaların diplomasiyle çözülme çabalarını kavramak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi diplomatik girişimleri ve kriz yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6679Soru

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda kendi topraklarını korumak amacıyla savunma cephelerinde savaşırken, müttefiklerine destek göndermek amacıyla da kendi sınırları dışında yardım cepheleri açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda müttefiklerine yardım etmek amacıyla sınırları dışında mücadele ettiği cephelerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Galiçya Cephesi

Cevap

Galiçya Cephesi
Galiçya Cephesi, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin kendi toprakları dışında, müttefiklerine (Avusturya-Macaristan ve Almanya) destek olmak ve Rus ilerleyişini durdurmak amacıyla asker gönderdiği yardım cephelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'ndaki Osmanlı cephelerinin kategorilerini (taarruz, savunma, yardım) hatırlayın.
Taarruz cepheleri Kafkasya ve Kanal; savunma cepheleri Çanakkale, Irak-Basra, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen; yardım cepheleri ise Galiçya, Makedonya ve Romanya'dır.
Soruda istenen 'müttefiklerine yardım amacıyla sınır dışında savaşılan yardım cephesi' kavramını doğru sınıflandırmak için.
2
Seçeneklerde yer alan cephelerin bu sınıflandırmadaki yerini belirleyin.
Galiçya bir yardım cephesidir; Hicaz-Yemen, Irak-Basra ve Suriye-Filistin savunma cepheleridir; Kafkasya ise taarruz cephesidir.
Doğru seçeneği belirlemek ve yanlış olanları elemek için.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerin nitelikleri (Savunma, Taarruz ve Yardım Cepheleri)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6680Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında karşı karşıya gelinen aşağıdaki sorunları, bu sorunların doğrudan ilgili olduğu devletler ve açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Musul Sorunu
Hatay Sorunu
Nüfus Mübadelesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Musul Sorunu, İngiltere ile yaşanan sınır anlaşmazlığıyla; Hatay Sorunu, Fransa mandasındaki Suriye sınırları içerisinde kalan bölgeyle; Nüfus Mübadelesi ise Yunanistan ile yaşanan yerleşiklik sorunuyla eşleşir.
Musul Sorunu İngiltere ile, Hatay Sorunu Fransa ile, Nüfus Mübadelesi ise Yunanistan ile doğrudan ilgilidir. Bu sorunlar sırasıyla sınır anlaşmazlıkları, toprak bütünlüğü ve nüfus değişimi başlıkları altında Atatürk dönemi Türk dış politikasının en önemli gündem maddelerini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Musul Sorunu'nun taraflarını ve niteliğini belirlemek.
Musul Sorunu, Lozan'da çözülemeyip sonraya bırakılan ve İngiltere ile ikili görüşmeler ile Milletler Cemiyeti zemininde yürütülen sınır sorunudur.
Musul bölgesindeki petrol kaynakları üzerinde hak iddia eden İngiltere ile Misakımilli sınırlarını korumak isteyen Türkiye karşı karşıya gelmiştir.
2
Hatay Sorunu'nun taraflarını ve gelişimini analiz etmek.
Hatay, Suriye sınırları içerisinde Fransa mandasında kalmış; Fransa'nın Suriye'den çekilmesiyle bağımsız devlet olmuş ve ardından anavatana katılmıştır.
Hatay'ın çoğunluğunun Türk nüfusundan oluşması ve Misakımilli hedefleri doğrultusunda Türkiye konuyu Fransa ile diplomatik yollardan müzakere etmiştir.
3
Nüfus Mübadelesi sorununun kapsamını ve muhatabını tespit etmek.
Lozan Antlaşması gereği yapılması öngörülen Türk ve Rum nüfus değişiminin Yunanistan ile yaşanan yerleşiklik (etablis) anlaşmazlığıyla tıkanmasıdır.
İstanbul'daki Rumların ve Batı Trakya'daki Türklerin göç muafiyeti şartları üzerindeki anlaşmazlık iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi dış politikasındaki başlıca ikili diplomatik sorunlar ve çözümleri
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 334 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin