Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6981Soru

İstanbul'un fethinin hemen ardından Fatih Sultan Mehmed; köklü bir Türk ailesine mensup olan veziriazam Çandarlı Halil Paşa'yı idam ettirmiş, devlet yönetiminde kul (devşirme) kökenli devlet adamlarını daha aktif görevlere getirmiş ve devlet görevlilerinin mallarına el konulmasını sağlayan müsadere sistemini kurumsallaştırmıştır.

Bu uygulamalarla Fatih Sultan Mehmed'in aşa��ıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın mutlak otoritesine rakip olabilecek alternatif güç odaklarının ve aristokratik ailelerin oluşmasını engellemek

Cevap

Padişahın mutlak otoritesine rakip olabilecek alternatif güç odaklarının ve aristokratik ailelerin oluşmasını engellemek
Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinin ardından merkezi otoriteyi rakipsiz kılmak istemiştir. Bu doğrultuda güçlü Türk ailelerinin devlet yönetimindeki etkisini kırmak için Çandarlı sülalesinin gücünü tasfiye etmiş ve gücünü doğrudan padişahın iradesine borçlu olan devşirme (kul) sistemini yerleştirmiştir. Müsadere sistemi ise devlet adamlarının servet biriktirerek padişahın otoritesine meydan okuyacak aristokratik aileler kurmasını engellemiştir. Dolayısıyla bu uygulamaların ortak amacı padişaha rakip olabilecek alternatif güç odaklarının kurulmasını engellemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'un fethinden sonra gerçekleştirdiği iç politika hamlelerini analiz etmek.
Çandarlı Halil Paşa'nın idamı ile Türk kökenli aristokratik ailelerin devlet üzerindeki nüfuzu kırılmış, devşirmelerin ön plana çıkarılmasıyla doğrudan padişaha bağlı bir bürokrasi kurulmuş ve müsadere sistemiyle nesiller boyu zenginleşen güçlü ailelerin oluşması engellenmiştir.
Padişahın gücünü sınırlayabilecek yerel güç odaklarının veya hanedan benzeri yapıların kurulmasını önlemek ve merkezi otoriteyi mutlak kılmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Merkezi Otoritenin Güçlendirilmesi ve Fatih Dönemi İç Politikası
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6982Soru

Uluslararası örgütlerin coğrafi etki alanları (küresel veya bölgesel) ile Türkiye'nin bu örgütlerle olan ilişkileri (kurucu üye, sonradan üye veya üye olmayan) farklılık gösterir.

Aşağıda verilen uluslararası örgütleri, bu örgütlerin ölçek ve Türkiye'nin üyelik durumu özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
Avrupa Birliği (AB)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) - Bölgesel ölçekli ve Türkiye kurucu üye; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) - Küresel ölçekli askeri ve Türkiye 1952'de üye; Avrupa Birliği (AB) - Bölgesel ölçekli ve Türkiye üye değil.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) bölgesel ölçekli olup Türkiye kurucu üyesidir. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) küresel ölçekli askeri bir örgüt olup Türkiye 1952'de üye olmuştur. Avrupa Birliği (AB) ise bölgesel ölçekli bir örgüt olup Türkiye üye değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Örgütlerin küresel veya bölgesel ölçekte olup olmadığını tespit edin.
KEİ bölgesel bir ekonomik örgüttür. NATO küresel ölçekli askeri bir ittifaktır. AB bölgesel ölçekli siyasi ve ekonomik bir birliktir.
Örgütleri doğru gruplandırmak eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Türkiye'nin bu örgütlerdeki üyelik statüsünü belirleyin.
Türkiye KEİ'nin kurucu üyesidir. NATO'ya 1952 yılında (sonradan) üye olmuştur. AB'ye ise üye değildir (aday ülkedir).
Üyelik statüsü eşleştirmedeki temel ayırt edici kriterdir.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin ölçeklerine ve Türkiye'nin üyelik durumlarına göre ayırt edilmesi
Soru 6983Soru

Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde kullanılan aşağıdaki enerji kaynaklarını, yıllık elektrik üretimindeki paylarına göre en yüksek paya sahip olandan en düşük paya sahip olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'nin yıllık elektrik üretiminde payı en yüksek olan kaynak kömürdür. Onu sırasıyla doğal gaz, rüzgar ve jeotermal enerji takip etmektedir. Bu doğrultuda doğru sıralama: Kömür - Doğal Gaz - Rüzgar - Jeotermal şeklindedir.
Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kömür en yüksek paya sahiptir. Onu doğal gaz izler. Yenilenebilir enerji kaynakları içinde rüzgarın payı jeotermalden daha fazladır. Dolayısıyla doğru sıralama en yüksekten en düşüğe kömür, doğal gaz, rüzgar ve jeotermal şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin güncel elektrik üretim verilerinde kömürün (linyit ve ithal kömürün) payını belirleme.
Kömürün toplam elektrik üretimindeki payının yaklaşık %30-35 ile en yüksek olduğu belirlenir.
Sıralamanın ilk basamağını oluşturmak için en yüksek paya sahip kaynağın bulunması gerekir.
2
Kalan kaynaklar arasından payı en yüksek olan doğal gazın konumunu belirleme.
Doğal gazın elektrik üretimindeki payının yaklaşık %20-25 olduğu ve kömürün hemen ardında yer aldığı saptanır.
İkinci sıradaki kaynağın belirlenmesi için kalan kaynaklar arasında karşılaştırma yapılır.
3
Rüzgar ve jeotermal enerjinin paylarını karşılaştırma.
Rüzgar enerjisinin payının (~%10-11) jeotermal enerjinin payından (~%3-4) yüksek olduğu tespit edilir.
Son iki kaynağın kendi arasındaki sıralamasını netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kullanılan kaynakların üretim payları ve bu kaynakların önem sırası.
Soru 6984Soru

Türkiye'de uygulanan veya planlanan bölgesel kalkınma projeleri, kendilerine özgü coğrafi potansiyellere ve sosyoekonomik sorunlara göre şekillendirilmiş işlevsel planlama bölgeleridir. Bu projelerin her birinin öncelikli hedefleri ve gerekçeleri farklılık göstermektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen öncelikli kalkınma hedefleri ve coğrafi gerekçelerini, sağ sütundaki bölgesel kalkınma projeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Havzadaki su kaynaklarının kirliliğini önleme, erozyon kontrolü ve taşkın yönetimi gibi tamamen ekolojik ve akarsu havzası yönetimi odaklı hedefler
Demir-çelik ve taş kömürüne dayalı monosektörel (tek sektöre dayalı) sanayi yapısının yarattığı istihdam daralmasını engellemek amacıyla alternatif sekt��rler geliştirme odaklı hedefler
Yayla koridoru boyunca ekoturizm faaliyetlerini geliştirmeyi, kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım ağlarını g��çlendirerek ekonomik entegrasyonu sağlamayı amaçlayan hedefler
Göksu Nehri'nin sularını Mavi Tünel vasıtasıyla havzaya aktararak tarımda sulama yetersizliğini çözmeyi ve yeraltı su seviyesini korumayı amaçlayan hedefler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmeler sırasıyla: Ekolojik ve akarsu yönetimi odaklı hedefler Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) ile; monosektörel sanayi yapısının çeşitlendirilmesi Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBKP) ile; yayla turizmi ve kıyı-iç kesim entegrasyonu Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ile; havza dışı su aktarımı ve sulama Konya Ovası Projesi (KOP) ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler, projelerin bölgesel çıkış noktalarına dayanmaktadır. ZBKP demir-çelik ve madenciliğe bağlı tek yönlü ekonomiyi aşmayı; YHGP akarsu havzasındaki ekolojik tahribatı ve taşkınları önlemeyi; DOKAP yaylalar arası turizm ve ulaşım entegrasyonunu sağlamayı; KOP ise havza dışından su taşıyarak tarımsal kuraklığı ve aşırı yeraltı suyu kullanımını engellemeyi hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleştirilecek hedeflerin hangi coğrafi sorunları ve ekonomik özellikleri barındırdığını analiz etmek.
Monosektörel yapının ZBKP ile, nehir havzası erozyon/taşkın yönetiminin YHGP ile, yayla koridoru turizminin DOKAP ile ve havza dışı su transferinin KOP ile ilgili olduğu tespit edilir.
Her bölgesel kalkınma projesinin kendine has coğrafi gerekçeleri ve vizyon projeleri bulunmaktadır.
2
Tespit edilen hedefleri ilgili işlevsel planlama bölgeleriyle eşleştirmek.
ZBKP, YHGP, DOKAP ve KOP için doğru eşleştirmeler tamamlanır.
Soruda istenen doğru kavram-proje eşleşmelerine ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Bölgesel Kalkınma Projelerinin Amaçları ve Coğrafi Gerekçeleri
Soru 6985Soru

Amasya Genelgesi’nin "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Millî Mücadele’nin hem yöntemini hem de amac��nı ortaya koyan ihtilalci bir beyanname niteliğindedir.

Bu kararın, dönemin yürürlükte olan anayasal düzeni (18761876 Kanun-i Esasi) çerçevesinde doğurduğu en belirgin hukuki ve siyasi çelişki aşağ��dakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasanın egemenlik hakkını Osmanlı hanedanına veren monarşik ilkesine karşın, karar yetkisini millet iradesine teslim etmesi

Cevap

Anayasanın egemenlik hakkını Osmanlı hanedanına veren monarşik ilkesine karş��n, karar yetkisini millet iradesine teslim etmesi
Doğru yanıt, anayasanın egemenliği Osmanlı hanedanına veren ilkesine karşın, genelgenin karar yetkisini millet iradesine bırakmasıdır. 18761876 Kanun-i Esasi'ye göre egemenlik hakları padişaha aitken genelge, kararı millete devretmeyi öngörerek mevcut monarşik ve teokratik otoritenin hukuki meşruiyet tabanına açıkça karşı çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin ilgili maddesinde geçen 'milletin azim ve kararı' ifadesinin siyasi anlamını analiz etmek.
Bu ifadenin milli egemenliğe (halk iradesine) dayalı yeni bir yönetim düzenini öngördüğünü saptamak.
Genelgenin ihtilalci niteliğini ve getirdiği siyasi yeniliği belirlemek.
2
Dönemin yürürlükte olan anayasası olan 18761876 Kanun-i Esasi'nin egemenlik ilkesini incelemek.
Mevcut anayasaya göre egemenlik haklarının Osmanlı hanedanına ve padişaha ait olduğunu tespit etmek.
Genelge maddesi ile mevcut hukuki düzen arasındaki kavramsal farkı ortaya koymak.
3
Elde edilen verileri birleştirerek genelgenin yarattığı çelişkiyi belirlemek.
Milletin kararına yapılan vurgunun, hanedan egemenliğine dayanan mevcut anayasal monarşiye doğrudan karşı çıkmak (hukuki ve siyasi çelişki yaratmak) anlamına geldiği sonucuna ulaşmak.
Soruda istenen en belirgin hukuki ve siyasi çelişkiyi netleştirmek.

Anahtar Kavram

Amasya Genelgesi'nin İhtilalci Niteliği ve Kanun-i Esasi ile Çelişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6986Soru

İnsanlık tarihinde yerleşmelerin ortaya çıkması ve gelişim sürecinde şehirlerin geçirdiği dönüşüm aşamaları dikkate alındığında, aşağıda verilen gelişim evrelerinin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şehirlerin gelişim evrelerinin geçmişten g��nümüze doğru kronolojik sıralaması: İlk olarak verimli tarım toprakları çevresindeki tarım şehirlerinin ortaya çıkışı, ardından Coğrafi Keşifler ile liman-ticaret şehirlerinin gelişmesi, daha sonra Sanayi Devrimi ile maden havzalarındaki sanayi şehirlerinin kuruluşu ve son olarak günümüzdeki küresel finans ve bilişim merkezlerinin şekllenmesi şeklindedir.
Şehirleşme tarihi incelendiğinde; tarım devrimiyle nehir boylarındaki ilk yerleşmelerin doğuşu en eski aşamadır. Bunu Coğrafi Keşifler sonrasında canlanan okyanus ticaretiyle liman şehirlerinin büyümesi izler. Daha sonra Sanayi Devrimi ile fabrika ve maden şehirleri ortaya çıkmış, en son ise günümüz küreselleşme çağındaki bilgi ve finans merkezleri olan megakentler oluşmuştur. Dolayısıyla kronolojik sıralama bu yöndedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk şehir yerleşmelerinin ortaya çıkış faktörünü belirlemek
Tarihteki ilk şehirler Neolitik Dönem'de tarım devrimiyle ve sulanabilir nehir ovalarında (artı ürün üretimiyle) ortaya çıkmıştır. Bu durum kronolojik sıralamada ilk aşamayı temsil eder.
Tarihsel süreçte yerleşik hayatın ve şehirleşmenin ilk basamağı tarımdır.
2
Coğrafi Keşiflerin şehirleşme üzerindeki etkisini değerlendirmek
Sanayi Devrimi öncesinde, Coğrafi Keşifler ve deniz ticaretinin okyanuslar boyu yayılmasıyla liman şehirleri bölgesel ve uluslararası önem kazanmıştır.
Liman ticareti, sanayileşmeden önceki ticari büyüme evresini oluşturur.
3
Sanayi Devrimi'nin şehirlerin yapısına etkisini incelemek
18. yüzyıldan itibaren kömür ve demir gibi maden kaynaklarına yakın alanlarda sanayi tesislerinin kurulmasıyla kitlesel iş gücü göçü alan sanayi şehirleri gelişmiştir.
Sanayi şehirleri, tarım ve klasik liman şehirlerinden sonra gelen modernleşme sürecidir.
4
Bilgi çağının ve küreselleşmenin yansımalarını analiz etmek
Günümüzde (20. ve 21. yüzyıl) bilgi teknolojileri, finans, borsa ve çok uluslu şirketlerin merkezleri olan küresel şehirler (New York, Tokyo vb.) en son aşamada yer alır.
Hizmet ve finans odaklı küresel şehirleşme, sürecin en güncel evresidir.

Anahtar Kavram

Şehirleşme sürecinin tarihsel aşamaları ve gelişim evreleri
Soru 6987Soru

Türkiye'deki önemli maden ve enerji kaynakları ile ilişkili tesislerin/çıkarım alanlarının coğrafi dağılışını bilmek YKS hazırlığında oldukça önemlidir.

Aşağıdaki maden çıkarma veya işleme merkezlerini, Türkiye dilsiz haritası üzerindeki coğrafi konumları göz önüne alındığında en batıdan en doğuya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Maden çıkarma ve işleme merkezlerinin batıdan doğuya doğru doğru sıralaması: Bandırma (Bor işleme tesisleri) - Seydişehir (Alüminyum tesisleri) - Divriği (Demir yatakları) - Murgul (Bakır işletmeleri) şeklindedir.
Verilen merkezlerin coğrafi konumları batıdan doğuya doğru incelendiğinde; Bandırma (Balıkesir) en batıda, Seydişehir (Konya) iç-güney kesimde, Divriği (Sivas) doğu-orta kesimde ve Murgul (Artvin) ise en doğuda (Gürcistan sınırına yakın) yer almaktadır. Bu durum Türkiye'nin batıdan doğuya uzanan boylam dereceleriyle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen merkezlerin hangi illerde bulunduğunu tespit edin.
Bandırma Balıkesir'de, Seydişehir Konya'da, Divriği Sivas'ta, Murgul ise Artvin'de yer almaktadır.
Madenlerin ve işleme tesislerinin hangi ilde olduğunu bilmek, Türkiye haritası üzerindeki göreceli konumlarını belirlemenin ilk adımıdır.
2
Bu illerin Türkiye'nin batı-doğu yönündeki konumlarını (boylam derecelerini) karşılaştırın.
Balıkesir en batıda (2828^\circ Doğu), Konya İç Anadolu'da (3232^\circ Doğu), Sivas İç Anadolu'nun doğusunda (3838^\circ Doğu), Artvin ise en doğuda (413041^\circ 30' Doğu) yer almaktadır.
Türkiye'de doğuya gidildikçe boylam dereceleri büyür.
3
Elde edilen coğrafi verilere dayanarak merkezleri batıdan doğuya doğru sıralayın.
Sıralama sırasıyla Bandırma, Seydişehir, Divriği ve Murgul şeklinde olmalıdır.
Boylam derecesi en küçük olandan en büyük olana doğru yapılan sıralama batıdan doğuya doğru sıralamayı verir.

Anahtar Kavram

Maden ve sanayi tesislerinin Türkiye coğrafyasındaki dağılımı ve boylam ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6988Soru

Yumuşama (Detente) Dönemi'nde Doğu ve Batı blokları arasında nükleer savaş riskini azaltmaya yönelik diplomatik temaslar artarken, diğer yandan bölgesel çatışmalar ve bu çatışmaları çözmeye yönelik girişimler de devam etmiştir.

Buna göre, Yumuşama Dönemi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru doğru sıralaması: Küba Füze Buhranı'nın yaşanması (1962), Taşkent Deklarasyonu'nun imzalanması (1966), Nixon Doktrini'nin ilan edilmesi (1969) ve SALT-I Antlaşması'nın imzalanması (1972) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin yılları sırasıyla; Küba Füze Buhranı 1962, Taşkent Deklarasyonu 1966, Nixon Doktrini'nin ilanı 1969 ve SALT-I Antlaşması'nın imzalanması 1972'dir. Dolayısıyla geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralama bu düzendedir.

Adım Adım Çözüm

1
Her gelişmenin gerçekle��tiği tarihi belirlemek
Olayların yılları sırasıyla; Küba Füze Buhranı için 1962, Taşkent Deklarasyonu için 1966, Nixon Doktrini için 1969 ve SALT-I Antlaşması için 1972 olarak tespit edilir.
Doğru kronolojik sıralama yapabilmek amacıyla tarihsel verilerin netleştirilmesi gerekir.
2
En eski tarihli olayı belirleyerek sıralamayı başlatmak
1962 yılında yaşanan Küba Füze Buhranı en eski gelişmedir ve ilk sıraya yerleştirilir.
Küba Füze Buhranı, blokları doğrudan çatışmanın eşiğine getirerek Yumuşama sürecine zemin hazırlayan en erken tarihli gelişmedir.
3
Kalan olayları yıllarına göre geçmişten günümüze dizmek
Küba Buhranı'nı (1962) sırasıyla Taşkent Deklarasyonu (1966), Nixon Doktrini (1969) ve SALT-I Antlaşması (1972) izlemektedir.
Yumuşama Dönemi'ndeki bölgesel kriz çözümleri, doktrin açıklamaları ve silahsızlanma antlaşmaları bu tarih sırasına uygun şekilde gelişim göstermiştir.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi diplomatik, askeri ve bölgesel gelişmelerinin kronolojik sırası
Soru 6989Soru

İki savaş arası dönemde (1919-1939) Avrupa ve dünyada totaliter ile otoriter rejimlerin yükselişine ve güç kazanmasına ortam hazırlayan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İtalya'da faşist yönetimin kurulması (1922) -> Sovyetler Birliği'nde Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın uygulanmaya başlanması (1928) -> Adolf Hitler'in Almanya şansölyeliğine getirilmesi (1933) -> İspanya İç Savaşı'nın patlak vermesi (1936)
Verilen gelişmelerin tarihsel sıralaması şu şekildedir: İlk olarak 1922 yılında İtalya'da faşist rejimin temellerini atan Roma Yürüyüşü gerçekleşmiştir. Ardından 1928 yılında Sovyetler Birliği'nde Stalin'in mutlak otoritesini pekiştiren Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı yürürlüğe girmiştir. Üçüncü sırada 1933 yılında Adolf Hitler'in Almanya şansölyesi olması yer alır. Son olarak 1936 yılında totaliter rejimlerin müdahil olduğu İspanya İç Savaşı başlamıştır. Dolayısıyla doğru sıralama; İtalya'daki faşist iktidarın kuruluşu, Sovyet planının uygulanması, Hitler'in şansölyeliği ve İspanya İç Savaşı'nın patlak vermesi şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaylar��n meydana geliş yıllarını tespit etme
Roma Yürüyüşü ve Mussolini'nin başbakanlığı 1922, Sovyet Birinci Beş Yıllık Planı 1928, Hitler'in şansölye olması 1933 ve İspanya İç Savaşı'nın başlangıcı 1936 olarak saptanır.
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için her bir totaliter veya otoriter gelişmenin kesin tarihi bulunmalıdır.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıraya koyma
1922 -> 1928 -> 1933 -> 1936 dizilimi elde edilir.
Soru kökünde istenen geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralama bu şekilde tamamlanır.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönemde Totaliter Rejimlerin Gelişim Evreleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6990Soru

Cittaslow (Sakin Şehir) hareketi, küreselleşmenin şehirleri tek tipleştirmesine karşı yerel kimliği, geleneksel yaşamı, yerel üretimi ve çevre korumayı esas alan uluslararası bir belediyeler birliğidir. Türkiye'de de bu birliğe üye olan yerleşmeler, kendilerine özgü coğrafi özellikleri ve yerel değerleri doğrultusunda Cittaslow kriterlerini yerine getirerek ön plana çıkmaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen sakin şehirler ile sağ sütunda verilen bu şehirlerin Cittaslow kriterleri ve coğrafi özellikleri doğrultusundaki açıklamalarını doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Seferihisar
Halfeti
Şavşat
Akyaka

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki sakin şehirler ile sağ sütundaki coğrafi ve yerel özellik açıklamaları şu şekilde eşleşmektedir: Seferihisar (ilk sakin şehir, yerel tohum bankası, üretici pazarları, yenilenebilir enerji), Halfeti (baraj suları altında kalan alanlar, taş evler, karagül), Şavşat (geleneksel ahşap mimari, heyelan set gölleri, dağlık yerleşme), Akyaka (ahşap-taş sentezi mimari, Azmak Çayı, rüzgâr sörfü).
Tüm eşleştirmeler coğrafi konum, bölgesel fiziki/beşerî coğrafya özellikleri ve sakin şehir kriterleri dikkate alınarak yapılmıştır. Seferihisar ilk sakin şehir, Halfeti baraj suları altında kalan karagülüyle ünlü yerleşme, Şavşat ahşap mimarisi ve heyelan set gölleriyle tanınan Karadeniz yerleşmesi, Akyaka ise Azmak Çayı ve özgün mimari tarzıyla bilinen Ege beldesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin ilk sakin şehri unvanına sahip yerleşkeyi ve kendine özgü özelliklerini belirleme.
Seferihisar'ın 2009'da Türkiye'nin ilk sakin şehri seçildiği, yerel tohum bankası çalışmaları ve yenilenebilir enerji kullanımıyla çevre kriterlerini uyguladığı tespit edilerek birinci açıklamayla eşleştirilir.
Cittaslow Türkiye ağının başlangıç noktasını ve üyelik kriterlerini doğru tespit etmek.
2
Baraj gölü suları altında kalan alanları ve karagül çiçeğiyle bilinen nehir kıyısı sakin şehrini belirleme.
Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinin Birecik Barajı suları altında kalan tarihi dokusu ve mikroklima ürünü karagül ile ikinci açıklamayla eşleştiği belirlenir.
Güneydoğu Anadolu coğrafyasındaki Cittaslow yerleşmesini karakteristik özellikleri doğrultusunda tanımak.
3
Geleneksel ahşap mimari ve heyelan set göllerine sahip Karadeniz sakin şehrini bulma.
Artvin'in Şavşat ilçesinin coğrafi yapısı, zengin ormanları ve Karagöl gibi heyelan set gölleriyle üçüncü açıklamayla eşleştiği tespit edilir.
Karadeniz Bölgesi'ndeki Cittaslow yerleşmelerinin fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerini ayırt etmek.
4
Azmak Çayı ve Nail Çakırhan mimari tarzıyla bilinen Güney Ege sakin şehrini bulma.
Muğla'nın Akyaka beldesinin Azmak Çayı sulak alan koruma çalışmaları ve özgün mimari tarzıyla dördüncü açıklamayla eşleştiği görülür.
Ege kıyılarındaki sakin şehirlerin ekolojik ve mimari kriterlerini analiz etmek.

Anahtar Kavram

Sakin Şehirler (Cittaslow) kriterleri ve Türkiye'deki üye yerleşmelerin coğrafi özellikleri
Soru 6991Soru

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin kendi topraklarını korumak amacıyla mücadele ettiği savunma cephelerinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama şu şekildedir: İtilaf Devletleri'nin petrol bölgelerini ele geçirmek amacıyla Basra'ya asker çıkarmasıyla Irak Cephesi'nin açılması -> Irak Cephesi'nde Kut'ül Amare'de Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun İngiliz tümenini esir alması -> Mustafa Kemal Paşa'nın Suriye Cephesi'nde İngiliz ilerleyişini Halep'in kuzeyinde durdurarak bir savunma hattı oluşturması -> Fahreddin Paşa komutasındaki Osmanlı birliklerinin Mondros Mütarekesi imzalanmış olmasına rağmen Medine'yi savunmaya devam etmesi.
Irak Cephesi'nin açılması (Kasım 1914), Kut'ül Amare Muharebesi (Nisan 1916), Suriye-Filistin Cephesi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın savunma hattı kurması (Ekim 1918) ve Mondros Mütarekesi sonrasında da Medine savunmasının devam etmesi (Ocak 1919) kronolojik olarak sırasıyla gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Irak Cephesi'nin açılış tarihini belirleme
Irak Cephesi, İngilizlerin Kasım 1914'te Basra'ya asker çıkarmasıyla I. Dünya Savaşı'nın başlarında açılmıştır.
Kronolojik sıralamanın ilk basamağını oluşturur.
2
Kut'ül Amare Muharebesi'nin gerçekleştiği tarihi belirleme
Kut'ül Amare'de Halil Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun zaferi 29 Nisan 1916'da gerçekleşmiştir.
Bu olay, cephenin açılmasından sonraki bir aşamada yer alır.
3
Mustafa Kemal Paşa'nın Suriye Cephesi'ndeki savunma hattını belirleme
Mustafa Kemal Paşa, Halep'in kuzeyinde İngilizleri Ekim 1918'de (Mondros Mütarekesi'nden hemen önce) durdurmuştur.
Savaşın son yılına ait bir gelişmedir.
4
Mondros sonrası Medine Müdafaası'nın durumunu değerlendirme
Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918'de imzalanmış, Medine savunması ise Ocak 1919'a kadar sürmüştür.
Kronolojik olarak en son gerçekleşen olaydır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı savunma cephelerindeki kritik gelişmelerin kronolojik takvimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6992Soru

Aşağıdaki dünya haritasında üç farklı alan renklendirilerek numaralandırılmıştır.

[Harita]

Haritada gösterilen alanlarda egemen olan veya bu alanlarda geniş yayılış gösteren kültür bölgeleriyle ilgili;

I. 1 numaralı alanda İngiliz kültürel unsurlarının yaygınlaşmasıyla Batı kültür bölgesinin sınırlarının genişlemesi,
II. 2 numaralı alanda İspanyol ve Portekiz kültürünün etkisiyle Latin Amerika kültür bölgesinin şekillenmesi,
III. 3 numaralı alanda İslamiyet'in kabul edilmesiyle İslam kültür bölgesinin sınırlarının genişlemesi

gelişmelerinden hangileri, Coğrafi Keşifler sonrasında gerçekleşen küresel göç ve sömürgecilik dalgalarının doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci öncüllerde belirtilen Kuzey Amerika, Avustralya ve Latin Amerika bölgelerindeki kültürel değişimler Coğrafi Keşifler sonrasına aitken, üçüncü öncüldeki Kuzey Afrika ve Orta Doğu'nun İslam k��ltür bölgesine dahil olması Coğrafi Keşifler öncesi dönemde gerçekleşmiştir.
Kuzey Amerika, Avustralya ve Latin Amerika kültür bölgelerinin günümüzdeki baskın kültürel yapısı, 15. yüzyıl sonunda başlayan Coğrafi Keşifler ve ardından gelen Avrupa kökenli göç ve sömürgecilik faaliyetlerinin doğrudan bir sonucudur. Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da İslam kültür bölgesinin sınırlarının genişlemesi ise Coğrafi Keşifler'den yüzyıllar önce, 7. yüzyıldan itibaren gerçekleşen erken dönem İslami yayılma süreçlerine dayanır. Bu nedenle birinci ve ikinci gelişmeler Coğrafi Keşifler sonrasındaki sürecin ürünüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi Keşifler'in zaman dilimini ve etki mekanizmasını analiz etmek.
Coğrafi Keşifler 15. yüzyılın sonlarında (1492 ve sonrası) başlamış ve Avrupalı güçlerin yeni kıtalarda sömürge kolonileri kurmasıyla küresel göçlere yol açmıştır.
Hangi kültürel yayılmaların bu dönemin sonrasına denk geldiğini belirlemek için zaman sınırını çizmek gerekir.
2
Öncülleri tek tek tarihsel ve coğrafi açıdan değerlendirmek.
Kuzey Amerika ve Avustralya'da İngiliz (Batı) kültürünün yayılması ile Orta ve Güney Amerika'da İspanyol/Portekiz (Latin Amerika) kültürünün yayılması 15. yüzyıl sonrasındaki kolonileşme sürecinin ürünüdür. Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki İslami kültürün yayılışı ise 7. yüzyılda İslamiyet'in doğuşu ve erken fetihlerle başlamıştır.
Her bir kültür bölgesinin sınır genişlemesinin Coğrafi Keşifler ile olan kronolojik ve nedensel bağını kurmak gerekir.
3
Sonuca ulaşmak ve doğru öncülleri birleştirmek.
Birinci ve ikinci gelişmeler Coğrafi Keşifler sonrasındaki sömürgeciliğin doğrudan bir sonucuyken, üçüncü gelişme bu süreçten çok daha önce tamamlanmıştır.
Soru kökündeki 'Coğrafi Keşifler sonrasında gerçekleşen küresel göç ve sömürgecilik dalgalarının doğrudan sonucu' kriterini sağlayan seçenekleri seçmek.

Anahtar Kavram

Kültür Bölgelerinin Oluşumu ve Tarihsel Yayılışı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6993Soru

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen bazı inkılaplar ve uygulamalar ile bu adımların doğrudan ilgili olduğu temel Atatürk ilkelerinin eşleştirilmesi gerekmektedir.

Aşağıda verilen inkılap ve uygulamaları, karşılarında yer alan ilgili oldukları temel Atatürk ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılarak Diyanet İşleri Başkanlığının kurulması
Aşar vergisinin kaldırılmasıyla köylü üzerindeki ağır vergi yüküne son verilmesi
Yabancı işletmelerin elindeki demiryollarının satın alınarak millileştirilmesi
Özel sektör��n yetersiz kalması üzerine sanayi yatırımlarının doğrudan devlet bütçesiyle yapılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması Laiklik ilkesiyle; Aşar vergisinin kaldırılması Halkçılık ilkesiyle; yabancı demiryollarının millileştirilmesi Milliyetçilik ilkesiyle; büyük sanayi yatırımlarının devlet eliyle yapılması ise Devletçilik ilkesiyle eşleşmektedir.
Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması din işlerinin devlet işlerinden ayrılması yönüyle laiklik; Aşar vergisinin kaldırılması köylünün üzerindeki ağır yükün kaldırılması yönüyle halkçılık; yabancı demiryollarının millileştirilmesi ulusal ekonomi ve bağımsızlık yönüyle milliyetçilik; fabrikaların doğrudan devlet bütçesiyle yapılması ise devletçilik ilkesi ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk uygulamanın analiz edilmesi
Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması din ve devlet işlerinin ayrılmasıyla ilgili olduğundan laiklik ilkesi ile eşleşir.
Laiklik ilkesi, devlet yönetiminin ve kurumlarının dini esaslara değil akıl, bilim ve hukuk kurallarına dayanmasını öngörür.
2
İkinci uygulamanın analiz edilmesi
Aşar vergisinin kaldırılması toplumsal eşitlik ve halkın refahını artırma amaçlı olduğundan halkçılık ilkesi ile eşleşir.
Halkçılık ilkesi, toplumda hiçbir sınıfa ayrıcalık tanınmamasını, adalet ve eşitliği temel alır.
3
Üçüncü uygulamanın analiz edilmesi
Yabancı işletmelerin millileştirilmesi milli bağımsızlık ve ulusal ekonomiyle ilgili olduğundan milliyetçilik ilkesi ile eşleşir.
Milliyetçilik ilkesi, Türk milletinin bağımsızlığını ve kendi kaynaklarına kendisinin egemen olmasını savunur.
4
Dördüncü uygulamanın analiz edilmesi
Devlet eliyle fabrikaların kurulması devletin doğrudan ekonomik yatırımlar yapmasıyla ilgili olduğundan devletçilik ilkesi ile eşleşir.
Devletçilik ilkesi, özel sektörün yetersiz kaldığı durumlarda devletin iktisadi alana müdahale etmesini ve yatırımlara öncülük etmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkelerinin kapsamı ve bu ilkeler doğrultusunda gerçekleştirilen inkılapların eşleştirilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6994Soru

Transit taşımacılık; başlangıç ve varış noktaları Türkiye sınırları dışında olan, ancak taşımacılık faaliyetinin Türkiye toprakları, kara suları veya hava sahası kullanılarak gerçekleştirilmesidir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye üzerinden gerçekleştirilen transit taşımacılık faaliyetine örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak'tan çıkarılan ham petrolün boru hattıyla Ceyhan Limanı'na taşınması ve buradan gemilerle başka ülkelere ulaştırılması

Cevap

Irak'tan çıkarılan ham petrolün boru hattıyla Ceyhan Limanı'na taşınması ve buradan gemilerle başka ülkelere ulaştırılması
Transit taşımacılıkta hem başlangıç hem de varış noktasının ülke sınırları dışında olması gerekir. Irak petrolünün boru hatlarıyla Türkiye topraklarından geçirilerek Ceyhan Limanı üzerinden diğer ülkelere ulaştırılması bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Transit taşımacılık kavramının tanımını analiz etme.
Transit taşımacılıkta yükün başlangıç (çıkış) ve varış (hedef) noktalarının Türkiye sınırları dışında olması, Türkiye'nin ise yalnızca bir geçiş (köprü) güzergahı olarak kullanılması gerektiği belirlenir.
Soruda istenen transit taşımacılık örneğini doğru tespit edebilmek için kavramsal çerçeveyi netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki taşımacılık faaliyetlerinin başlangıç ve varış noktalarını değerlendirme.
Irak petrolünün Ceyhan üzerinden dünya pazarlarına sunulmasında başlangıç noktası Irak, varış noktası ise diğer tüketici ülkelerdir. Türkiye bu süreçte boru hatlarıyla geçiş kolaylığı sağlamaktadır.
Tanıma uyan tek seçeneğin belirlenmesi için her bir seçenekteki coğrafi hareketin sınır ötesi yönü incelenir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin coğrafi konumunun transit taşımacılığa etkisi ve transit taşımacılığın tanımı.
Soru 6995Soru

Aşağıdaki karasal biyomları, bu biyomlara ait karakteristik bitki örtüsü, toprak ve hayvan topluluğu özellikleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tayga (İğne Yapraklı Orman) Biyomu
Tundra Biyomu
Savan Biyomu
Çöl Biyomu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tayga biyomu soğuğa dayanıklı boreal ormanları ve podzol topraklar ile; Tundra biyomu permafrost topraklar ve likenler ile; Savan biyomu uzun boylu otlar ve zürafa, zebra gibi canlılar ile; Çöl biyomu ise kaktüsler ve susuzluğa dayanıklı develer ile eşleşir.
Doğru eşleştirmeler, biyomların sıcaklık, yağış, toprak tipi ve bu koşullara uyum sağlamış karakteristik canlı türlerinin analizine dayanmaktadır. Tayga boreal ormanları ve podzolle; tundra permafrost topraklar ve likenlerle; savan tropikal uzun otlar ve büyük memelilerle; çöl ise kurakçıl kaktüsler ve develerle doğru şekilde eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci biyomu analiz etme
Tayga biyomunun sert karasal iklimde yetişen iğne yapraklı boreal ormanları, soğuk nemli bölge toprakları olan podzollar ve samur gibi kürk hayvanları ile eşleştiği belirlenir.
Sert karasal iklimin uzun kış koşulları ve iğne yapraklı ağaç formasyonu bu biyomun ayırt edici özellikleridir.
2
İkinci biyomu analiz etme
Tundra biyomunun kutup altı kuşağındaki donmuş permafrost topraklar ve ağaç yetişmesini engelleyen düşük sıcaklıklarda gelişen liken/yosun toplulukları ile eşleştiği belirlenir.
Toprağın yılın büyük bölümünde donmuş olması ve kısa yaz döneminde bataklığa dönüşmesi tundranın temel ekolojik sınırıdır.
3
Üçüncü biyomu analiz etme
Savan biyomunun tropikal kuşaktaki uzun boylu otlar (savanlar), kurak mevsime dayanıklı akasya ağaçları ve zürafa, leopar gibi büyük memeliler ile eşleştiği belirlenir.
Yazı yağışlı tropikal iklim koşulları bu gür ot topluluklarının ve bu otlarla beslenen büyük otoburların varlığını destekler.
4
Dördüncü biyomu analiz etme
Çöl biyomunun yüksek günlük sıcaklık farkları, kurakçıl kaktüsler ve deve gibi su depolayan organizmalarla eşleştiği belirlenir.
Aşırı kuraklık ve su kıtlığı bitki ve hayvanlarda su tasarrufu sağlayan adaptasyonları zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Karasal Biyomların İklim, Toprak, Bitki Örtüsü ve Hayvan Toplulukları ile İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6996Soru

Osmanlı Devleti'nin demokratikleşme ve anayasallaşma sürecinde yayımlanan belgeler ile bu belgelerin temel niteliklerini gösteren açıklamaları doğru şekilde e��leştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tanzimat Fermanı
Islahat Fermanı
Sened-i İttifak
Kanun-ı Esasi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekilde olmalıdır: Tanzimat Fermanı ile tüm tebaanın can ve mal güvenliğini koruyan kanun üstünlüğü belgesi; Islahat Fermanı ile gayrimüslim tebaaya yönelik hakları genişleten ferman; Sened-i İttifak ile padişahın yetkilerini ayanlar karşısında sınırlandıran sözleşme; Kanun-ı Esasi ile ilk Osmanlı anayasası.
Doğru eşleştirmede, Sened-i İttifak ayanlarla yapılan yetki kısıtlamasıyla; Tanzimat Fermanı tüm tebaanın haklarını koruyan kanun üstünlüğü belgesiyle; Islahat Fermanı gayrimüslimlerin haklarını genişleten belgeyle; Kanun-ı Esasi ise ilk Osmanlı anayasasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Sened-i İttifak'ın niteliğini belirlemek.
Sened-i İttifak'ın 1808 yılında padişah ile ayanlar arasında imzalanan ve padişahın yetkilerini kısıtlayan ilk belge olduğu, ancak genel halk hakları içermediği belirlenmiştir.
Belgelerin amaçlarını ve muhataplarını birbirinden ayırmak için ilk aşamadır.
2
Tanzimat Fermanı'nın niteliğini belirlemek.
Tanzimat Fermanı'nın 1839'da tüm Osmanlı tebaasının (Müslüman ve gayrimüslim) haklarını güvence altına alarak hukukun üstünlüğü ilkesini getirdiği saptanmıştır.
Belgenin tüm tebaayı kapsayan eşitlikçi yapısını tespit etmek gerekir.
3
Islahat Fermanı'nın niteliğini belirlemek.
Islahat Fermanı'nın 1856'da dış baskılarla ilan edildiği ve sadece gayrimüslimlerin haklarını genişletmeye odaklandığı ayırt edilmiştir.
Tanzimat'taki genel eşitlik ilkesi ile Islahat'taki gayrimüslim odaklı ayrıcalıkları ayrıştırmak şarttır.
4
Kanun-ı Esasi'nin niteliğini belirlemek.
Kanun-ı Esasi'nin 1876'da ilan edilen Osmanlı Devleti'nin ilk anayasası olduğu ve meşrutiyet yönetimine geçilerek parlamentonun açılmasını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasal düzene geçiş aşamasını belirleyerek son eşleştirmeyi tamamlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde demokratikleşme hareketleri, padişahın yetkilerinin sınırlandırılması ve anayasallaşma süreci.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6997Soru

Türkiye'de bir maden yatağının ekonomik olarak işletmeye açılabilmesi için bazı şartların sağlanması gerekmektedir. Bir bölgede keşfedilen yeni bir bakır yatağında yapılan fizibilite çalışmaları sonucunda, yatakta toplam cevher miktarının milyonlarca tonu bulduğu ancak bu cevherin içindeki saf bakır oranının işletme maliyetlerini karşılayamayacak kadar düşük olduğu tespit edilmiş ve maden ocağı işletmeye açılmamıştır.

Buna göre, maden ocağının işletmeye açılmamasının temel gerekçesi, coğrafi kavramlar açısından aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak açıklanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezervin yeterli olmasına rağmen tenörün düşük olması

Cevap

Rezervin yeterli olmasına rağmen tenörün düşük olması
Doğru yanıt, rezervin yeterli olmasına rağmen tenörün düşük olduğunu belirten seçenektir. Metinde geçen 'toplam cevher miktarının milyonlarca tonu bulduğu' ifadesi maden rezervinin yüksek ve yeterli olduğunu; 'saf bakır oranının işletme maliyetlerini karşılayamayacak kadar düşük olduğu' ifadesi ise tenörün yetersiz olduğunu doğrudan açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen bilgileri madencilik kavramları ile eşleştirin.
Milyonlarca tonluk toplam cevher miktarı 'rezerv' kavramına, saf bakır oranı ise 'tenör' kavramına karşılık gelmektedir.
Soruda verilen durumun hangi coğrafi kavramlarla ilgili olduğunu doğru tespit etmek gerekir.
2
Madencilik kavramlarının niceliksel durumlarını analiz edin.
Toplam cevher miktarı (rezerv) milyonlarca ton olduğu için yeterlidir; ancak saf bakır oranı (tenör) düşük olduğu için işletme ekonomik değildir.
Yatırımcının madeni açmama kararının arkasındaki gerekçeyi belirlemek için kavramların düzeylerini değerlendirmek gerekir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru gerekçeyi sunan seçeneği bulun.
Rezervin yeterli, tenörün ise düşük olduğunu belirten seçenek doğru cevaptır.
Kavramsal analizi tamamlayıp doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Madenlerin işletilmesinde rezerv ve tenör kavramlarının önemi
Soru 6998Soru

Ülkelerin bölgesel ya da küresel çıkarları doğrultusunda üye oldukları uluslararası örgütlerin kuruluş amaçları, etki alanları ve üyelik yapıları farklılık gösterir.

Buna göre, bölgesel ölçekte faaliyet gösteren ve ekonomik iş birliğini hedefleyen, aynı zamanda Türkiye'nin de kurucu üye olarak yer aldığı teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)

Cevap

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan bölgesel bir örgüttür. Türkiye bu örgütün kuruluşuna öncülük etmiş olup kurucu üyelerinden biridir. Bu nedenle doğru cevap Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Örgütlerin etki alanını (küresel/bölgesel) belirleme
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) ve Avrupa Birliği (AB) bölgesel; Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Birleşmiş Milletler (BM) küresel ölçeklidir.
Soruda istenen bölgesel ölçek kriterini sağlayan örgütleri bulmak.
2
Örgütlerin işlevlerini (ekonomik, askeri, siyasi) belirleme
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ), Avrupa Birliği (AB) ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ekonomik; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) askeri; Birleşmiş Milletler (BM) ise siyasi işlevlidir.
Soruda istenen ekonomik örgüt kriterini sağlayanları filtrelemek.
3
Türkiye'nin üyelik ve kuruculuk durumunu kontrol etme
Türkiye, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (KEİ) kurucu üyesidir. Avrupa Birliği'ne (AB) üye değildir. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'ne (OPEC) üye değildir.
Kurucu üyelik şartını sağlayan tek seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Uluslararası Örgütlerin Sınıflandırılması ve Türkiye'nin Üyelik Durumu
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6999Soru

İstanbul'un fethine giden süreçte Osmanlı Devleti ve Bizans İmparatorluğu, kuşatmanın gidişatını kendi lehlerine çevirmek amacıyla çeşitli askeri, diplomatik ve lojistik hazırlıklar yapmışlardır. Aşağıda, tarafların yaptığı bazı hazırlıklar ve bu hazırlıkların stratejik amaçları karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan hazırlıkları sağ sütundaki uygun stratejik amaçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rumeli Hisarı'nın (Boğazkesen) inşa edilmesi
Sınır boylarına akıncı birlikleri gönderilerek Balkanlar'a yönelik askeri önlemler alınması
Haliç'in girişine kalın demir zincirler çekilmesi
Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesi kararının onaylanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rumeli Hisarı'nın (Boğazkesen) inşa edilmesi -> Karadeniz üzerinden gelebilecek lojistik ve askeri yardımların önünü kesmek; Sınır boylarına akıncı birlikleri gönderilerek Balkanlar'a yönelik askeri önlemler alınması -> Kuşatma esnasında batı sınırlarından gelebilecek muhtemel Haçlı veya Macar müdahalelerini engellemek; Haliç'in girişine kalın demir zincirler çekilmesi -> Osmanlı donanmasının Haliç yönündeki görece zayıf deniz surlarına yaklaşmasını önlemek; Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesi kararının onaylanması -> Avrupa Hristiyan dünyasını harekete geçirerek askeri ittifak ve destek devşirmek.
Doğru eşleştirmede; Rumeli Hisarı'nın inşası Karadeniz üzerinden gelebilecek lojistik ve askeri yardımların önünü kesmekle; Balkanlar'a akıncıların gönderilmesi kuşatma esnasında batı sınırlarından gelebilecek muhtemel Haçlı veya Macar müdahalelerini engellemekle; Haliç zincirinin çekilmesi Osmanlı donanmasının Haliç yönündeki görece zayıf deniz surlarına yaklaşmasını önlemekle; Kiliselerin birleşmesi ise Avrupa Hristiyan dünyasını harekete geçirerek askeri ittifak ve destek devşirmekle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Rumeli Hisarı'nın konumunu ve amacını analiz etme
Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı'nın tam karşısına, boğazın en dar yerine inşa edilmiştir. Amacı, Bizans'ın Karadeniz'den alacağı özellikle Ceneviz menşeli yardımların kesilmesidir. Dolayısıyla Karadeniz üzerinden gelebilecek yardımların kesilmesi amacıyla eşleşir.
Osmanlı Devleti'nin jeopolitik hazırlıklarının stratejik hedefini tespit etmek.
2
Osmanlı Devleti'nin balkan siyasetini ve akıncı faaliyetlerini kuşatma bağlamında inceleme
Kuşatma sırasında Avrupa'dan gelebilecek olası bir Haçlı veya Macar ordusunu durdurmak amacıyla Balkan sınırlarına akıncılar gönderilmiştir. Bu durum, batı sınırlarından gelebilecek muhtemel müdahaleleri engelleme amacıyla eşleşir.
Kuşatmanın güvenliğini dış tehditlere karşı koruma amacını anlamak.
3
Bizans İmparatorluğu'nun Haliç zincirinin askeri fonksiyonunu değerlendirme
Bizans'ın kara surları çok güçlü olmasına rağmen deniz surları (özellikle Haliç kıyısındakiler) daha zayıftı. Haliç zinciri, Osmanlı gemilerinin bu zayıf surlara yaklaşmasını önlemek için çekilmiştir. Dolayısıyla Osmanlı donanmasının Haliç surlarına yaklaşmasını önleme amacıyla eşleşir.
Bizans savunma stratejilerindeki coğrafi ve askeri önlemleri çözümlemek.
4
Bizans'ın dini-diplomatik girişimlerinin siyasi hedeflerini saptama
Halkın muhalefetine rağmen kiliselerin birleştirilmesinin kabul edilmesi, Katolik dünyasının lideri olan Papa'nın çağrısıyla Bizans'a askeri yardım (Haçlı ordusu) gönderilmesini sağlamaya yöneliktir. Bu durum, Hristiyan dünyasından destek devşirme amacıyla eşleşir.
Bizans'ın diplomatik çabalarının ardındaki siyasi ve dini motivasyonu anlamak.

Anahtar Kavram

İstanbul'un Kuşatması öncesinde Osmanlı ve Bizans taraflarının aldığı askeri, lojistik ve diplomatik önlemler ile bu önlemlerin stratejik amaçları.
Soru 7000Soru

Avrupa'da XVII. yüzyılda sekülerleşme ve rasyonalizm fikirlerinin yaygınlaşması, dinin devlet ve toplum düzenindeki etkisinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bu durum uluslararası ilişkilerde de kendini göstermiş ve Westphalia Barışı ile modern ulus-devletler hukukunun temelleri atılmıştır. Buna göre, Yeni Çağ Avrupa’sında yaşanan bu zihinsel ve siyasi değişimler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sürecin sonuçları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonalist ve seküler düşüncenin etkisiyle hanedan egemenliklerine son verilip doğrudan modern demokratik cumhuriyetlerin kurulması

Cevap

Rasyonalist ve seküler düşüncenin etkisiyle hanedan egemenliklerine son verilip doğrudan modern demokratik cumhuriyetlerin kurulması
Yeni Çağ'da rasyonalizm ve sekülerleşme, dinin devlet üzerindeki etkisini azaltıp modern egemen devletlerin kurulmasını sağlasa da, bu devletler demokratik cumhuriyetler değil mutlak monarşilerdir. Hanedan egemenliklerinin yıkılarak ulusal egemenliğe dayalı demokratik cumhuriyetlerin yaygınlaşması Yakın Çağ'da, Fransız İhtilali sonrasında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla hanedan egemenliğine son verilip doğrudan modern demokratik cumhuriyetlerin kurulması bu sürecin sonuçları arasında yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yeni Çağ Avrupa'sındaki düşünsel (rasyonalizm, sekülerleşme) ve siyasi (Westphalia) değişimlerin temel niteliklerini belirlemek.
Bu süreç kilisenin gücünün kırılmasını, seküler hukukun gelişmesini ve ulus-devlet modelinin güçlenmesini sağlamıştır.
Değişimin devlet yapıları üzerindeki etkisini anlamak.
2
Westphalia Barışı sonrasında ortaya çıkan devlet yönetim modellerini incelemek.
Ortaya çıkan modern devletler demokratik cumhuriyetler değil, egemenlik alanları sınırlandırılmış mutlak monarşilerdir.
Yönetim biçimlerinin dönemsel özelliklerini doğru tespit etmek.
3
Cumhuriyet ve hanedan dışı yönetimlerin yaygınlaşma zamanını analiz etmek.
Demokratik cumhuriyetlerin ve halk egemenliğinin yaygınlaşması Yakın Çağ'da Fransız İhtilali ile gerçekleşmiştir. Bu durum Yeni Çağ'daki Westphalia dönemi için bir anakronizmdir.
Tarihsel süreçler arasındaki kronolojik ve kavramsal ayrımı yapmak.

Anahtar Kavram

Yeni Çağ Avrupa'sında sekülerleşme, rasyonalizm ve Westphalia Barışı ile ortaya çıkan modern seküler egemen devlet yapısı.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 350 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin