Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6961Soru

Türkiye'de otomotiv sanayisine ait üretim tesislerinin Kocaeli, Bursa, Sakarya ve İzmir gibi merkezlerde yoğunlaşmasında bu alanların aşağıdaki özelliklerinden hangisi öncelikli olarak etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelişmiş ulaşım ağlarına sahip olmaları ve geniş tüketici pazarına yakın bulunmaları

Cevap

Gelişmiş ulaşım a��larına sahip olmaları ve geniş tüketici pazarına yakın bulunmaları
Türkiye'de otomotiv sanayi tesislerinin Marmara ve Ege bölgelerinde yoğunlaşmasının temel sebebi, bu alanların gelişmiş kara, deniz ve demir yolu ulaşım ağlarına sahip olması ile yoğun nüfuslu büyük tüketici pazarlarına yakınlığıdır. Bu coğrafi konum avantajı, hem ham maddelerin fabrikalara kolayca getirilmesini hem de üretilen araçların yurt içi ve yurt dışı pazarlara düşük maliyetle ulaştırılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Otomotiv sanayisinin kuruluş yeri kriterlerini analiz etmek.
Otomotiv sanayisi gibi yüksek katma değerli montaj sanayilerinde, ağır ham maddelerin taşınması yerine üretilen nihai ürünlerin pazara kolayca ulaştırılmasının ve limanlar aracılığıyla ihraç edilmesinin daha önemli olduğu belirlenir.
Hammaddeye yakınlık yerine ulaşım ve pazar faktörlerinin öncelikli olduğunu anlamak.
2
Fabrikaların yoğunlaştığı illerin coğrafi konum avantajlarını değerlendirmek.
Kocaeli, Bursa, Sakarya ve İzmir gibi illerin hem otoyol ve demir yolu bağlantılarının güçlü olduğu hem de büyük limanlara sahip olarak geniş pazar alanlarının merkezinde yer aldığı tespit edilir.
Soruda verilen illerin ortak coğrafi avantajını doğru seçeneğe bağlamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de otomotiv sanayisinin coğrafi dağılışını belirleyen temel faktörler ulaşım imkânları ve tüketici pazarına yakınlıktır.
Soru 6962Soru

Osmanlı Devleti'nin Ankara Savaşı öncesinde girdiği siyasi gerilimden başlayıp Fetret Devri'nin son bulmasına kadar uzanan süreçte meydana gelen aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Söz konusu gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Osmanlı sınır şehri Sivas'ın Timur orduları tarafından kuşatılarak tahrip edilmesi (1400), Ankara Savaşı'nın kaybedilmesi ve Yıldırım Bayezid'in esaretiyle Anadolu Türk siyasi birliğinin bozularak beyliklerin yeniden kurulması (1402), Musa Çelebi'nin Edirne'de tahtı ele geçirmesi ve Bizans'ın şehzadeleri kışkırtma politikasına karşılık İstanbul'u kuşatması (1411), Çelebi Mehmed'in Çamurlu Derbendi Savaşı'nda kardeşi Musa Çelebi'yi mağlup ederek tahtı tek başına ele geçirmesidir (1413).
Tarihsel kronolojiye göre olaylar şu şekilde gerçekleşmiştir: İlk olarak Sivas'ın Timur tarafından yağmalanması (1400) ile gerilim tırmanmıştır. İkinci olarak Ankara Savaşı (1402) ile fetret süreci ve beyliklerin yeniden kuruluşu gerçekleşmiştir. Üçüncü olarak taht mücadeleleri esnasında Musa Çelebi İstanbul'u kuşatmıştır (1411). Son olarak ise Çelebi Mehmed kardeşini yenerek devleti tek çatı altında toplamış ve fetret dönemini sonlandırmıştır (1413). Bu sebeple sıralama ilk gelişmeden son gelişmeye doğru bu şekilde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ankara Savaşı öncesindeki sınır çatışmalarını ve diplomatik gerilimi belirleme
Timur'un 1400 yılında Sivas'ı istila etmesi ilk sıraya yerleştirilmiştir.
Bu olay, iki Türk hükümdarı arasındaki siyasi sürtüşmenin sıcak çatışmaya dönüştüğü ilk büyük adımdır.
2
Fetret Devri'nin başlangıcını ve siyasi kırılma noktasını tespit etme
1402 yılındaki Ankara Savaşı ve ardından Anadolu Türk birliğinin dağılması ikinci sıraya yerleştirilmiştir.
Yıldırım Bayezid'in esir düşmesiyle taht boşluğu oluşmuş, beylikler bağımsızlığını kazanmış ve Fetret Devri başlamıştır.
3
Şehzadelerin kendi aralarındaki mücadele ve dış politika adımlarını analiz etme
Musa Çelebi'nin Edirne'yi ele geçirip 1411'de İstanbul'u kuşatması üçüncü sıraya yerleştirilmiştir.
Bizans'ın şehzadeler üzerindeki bölücü politikasına karşı gerçekleştirilen bu kuşatma, Fetret Devri'nin en kritik bölgesel askeri hamlelerinden biridir.
4
Merkezi otoritenin yeniden kurulmasını ve taht kavgalarının bitişini saptama
Çelebi Mehmed'in 1413 yılında Çamurlu Derbendi Savaşı ile Musa Çelebi'yi yenip tek padişah olması son sıraya yerleştirilmiştir.
Bu askeri başarıyla taht kavgaları son bulmuş, Osmanlı birliği yeniden sağlanmış ve Fetret Devri kapanmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Kuruluş Dönemi'nde Ankara Savaşı öncesi gerilimden Fetret Devri'nin sonuna kadar yaşanan siyasi ve askeri kronoloji
Soru 6963Soru

Doğal kaynaklar; tükenme durumları, kendilerini yenileme hızları ve kökenlerine göre çeşitli sınıflara ayrılmaktadır. Aşağıda verilen doğal kaynak gruplarını, karşılarında yer alan tükenme durumları ve kullanım özelliklerini açıklayan tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Taş Kömürü ve Linyit
Jeotermal ve Akarsu (Su)
Rüzgâr ve Güneş
Toprak ve Orman

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Taş Kömürü ve Linyit ile fosil kökenli tükenebilen kaynaklar tanımı; Jeotermal ve Akarsu ile belirli şartlarda kendini yenileyen döngüsel kaynaklar tanımı; Rüzgâr ve Güneş ile tükenmeyen daimi kaynaklar tanımı; Toprak ve Orman ile tahribatla verimsizleşebilen yüzey kaynakları tanımı eşleşir.
Taş kömürü ve linyit fosil yakıtlar olarak tamamen tükenebilen (yenilenemeyen) gruptadır. Rüzgâr ve güneş, atmosferik ve kozmik kökenli olup hiçbir koşulda tükenmeyen daimi kaynaklardır. Jeotermal ve akarsular, yer altı rezerv beslenmesi ve kirlenme engeli gibi belirli şartlara bağlı yenilenebilen kaynaklardır. Toprak ve orman ise aşırı kullanım veya tahribatla verimlilik döngüsünü kaybedebilen belirli şartlarda yenilenebilir yüzey kaynaklarıdir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal kaynakların genel yenilenebilirlik kriterleri gözden geçirilir.
Doğal kaynakların daimi tükenmeyenler, belirli şartlarda kendini yenileyenler ve tamamen tükenenler olmak üzere üç temel kategoriye ayrıldığı tespit edilir.
Eşleştirilecek kaynakların hangi temel grupta yer aldığını anlamak için bu sınıflandırma gereklidir.
2
Taş kömürü ve linyit kaynaklarının özellikleri değerlendirilir.
Bu kaynakların fosil yakıt olduğu ve rezervlerinin sınırlı olup kullanıldıkça tükendiği belirlenir. Bu durum birinci tanımdaki açıklama ile eşleşir.
Kömür türleri jeolojik zamanlarda oluşur ve tüketildiğinde kısa vadede yerine konulamaz.
3
Jeotermal ve akarsu kaynaklarının sürdürülebilirlik koşulları analiz edilir.
Bu kaynakların yer içi sıcaklığa ve su döngüsüne bağlı olduğu, ancak reenjeksiyon ve su kalitesinin korunması gibi belirli şartlar altında yenilenebildiği belirlenerek ikinci tanım ile eşleştirilir.
Öğrencilerin en çok yanılgıya düştüğü bu grupta, kaynakların daimi olmadığı, belirli kullanım kurallarına bağlı olduğu vurgulanmalıdır.
4
Rüzgâr, güneş ile toprak, orman gruplarının özellikleri incelenerek eşleştirme tamamlanır.
Rüzgâr ve güneşin daimi kaynaklar olduğu (üçüncü tanım), toprak ve ormanın ise erozyon ve çölleşme riski taşıyan yüzey kaynakları olduğu (dördüncü tanım) belirlenir.
Güneş ve rüzgâr atmosferik/kozmik kökenliyken, toprak ve orman doğrudan biyosfer ve litosfer süreçleriyle sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların tükenebilirlik ve kendini yenileme hızlarına göre daimi, belirli şartlarda kendini yenileyebilen ve tükenebilen (yenilenemeyen) olarak sınıflandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6964Soru

Türkiye, dünya genelindeki bor minerali rezervlerinin yaklaşık %73'üne sahiptir. Kütahya-Emet, Eskişehir-Kırka ve Balıkesir-Bigadiç gibi alanlarda zengin yatakları bulunan bu maden; cam, seramik, jet yakıtı ve temizlik malzemeleri gibi pek çok sanayi kolunda kullanılmaktadır. Türkiye, bu devasa rezerv potansiyeline rağmen bor ihracatından elde ettiği ekonomik katma değeri hedeflenen seviyeye ulaştıramamıştır.

Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bor minerallerinin katma değeri yüksek uç ürünler yerine, daha çok ham veya yarı işlenmiş kimyasallar şeklinde ihraç edilmesi

Cevap

Bor minerallerinin katma değeri yüksek uç ür��nler yerine, daha çok ham veya yarı işlenmiş kimyasallar şeklinde ihraç edilmesi
Madenlerin dış ticaretteki katma değerini belirleyen en temel faktör, hammadde olarak mı yoksa işlenmiş sanayi ürünü (mamul/uç ürün) olarak mı satıldıklarıdır. Türkiye, zengin bor rezervlerine sahip olmasına rağmen, bu madeni uçak gövdesi, nano-teknolojik malzemeler veya özel kimyasallar gibi yüksek fiyatlı nihai ürünlere dönüştürmek yerine, büyük ölçüde ham bor cevheri ya da asit borik gibi yarı işlenmiş kimyasallar olarak ihraç etmektedir. Bu durum, elde edilen toplam ihracat gelirinin ve katma değerin düşük kalmasına neden olmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Bor madeninin coğrafi önemi ve rezerv durumu analiz edilir.
Türkiye'nin dünya bor rezervlerinin yaklaşık %73'üne sahip olduğu, yani hammadde bakımından küresel lider konumda bulunduğu belirlenir.
Madenin dış ticaretteki potansiyelini anlamak için rezerv üstünlüğünü saptamak gerekir.
2
Rezerv üstünlüğüne rağmen elde edilen ekonomik katma değerin neden düşük olduğu sorgulanır.
Madenlerin hammadde veya yarı mamul olarak satılmasının düşük gelir getirdiği, sanayide işlenip uç ürün (nihai teknolojik ürün) hâline getirilerek ihraç edildiğinde ise yüksek gelir sağladığı ilkesi uygulanır.
Maden ekonomisinde katma değerin hammadde işleme düzeyiyle ilişkisini kurmak gerekir.
3
Seçenekler değerlendirilerek en temel gerekçe tespit edilir.
Borun uç ürün olarak değil, ham veya yarı işlenmiş olarak ihraç edilmesinin düşük gelir getiren temel neden olduğu sonucuna varılır.
Ulaşım, tenör düşüklüğü veya yasal kısıtlama gibi diğer seçeneklerin coğrafi gerçeklerle uyuşmadığı veya birincil neden olmadığı elenerek netleştirilir.

Anahtar Kavram

Madenlerin hammadde, yarı mamul ve mamul madde olarak ihraç edilmesinin ülke ekonomisindeki katma değer ve dış ticaret gelirleri üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6965Soru

Yeni Türk Devleti’nde gerçekleştirilen toplumsal ve ekonomik alandaki inkılaplar; bir yandan milli bağımsızlığı ve iç piyasadaki egemenliği pekiştirmeyi hedeflerken, diğer yandan da batılı devletlerle ticari ilişkilerde entegrasyonu sağlamayı ve iç piyasadaki standart farklılıklarından doğan karmaşayı gidermeyi amaçlamıştır.

Buna göre yapılan;

I. Uluslararası saat ve takvim sisteminin kabul edilmesi,
II. Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girmesi,
III. Uzunluk ve ağırlık ölçü birimlerinin değiştirilmesi

düzenlemelerinden hangileri doğrudan "uluslararası ticari ilişkilerde yaşanan aksaklıkları giderme ve batılı ülkelerle entegrasyon sağlama" amacına yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Uluslararası saat ve takvim sisteminin kabul edilmesi ile uzunluk ve ağırlık ölçü birimlerinin değiştirilmesi (I ve III)
Doğru cevap, uluslararası saat ve takvim sisteminin kabul edilmesi ile uzunluk ve ağırlık ölçü birimlerinin değiştirilmesini içeren seçenektir. Osmanlı Devleti'nde kullanılan geleneksel takvim, saat ve ölçü birimleri, Batı dünyasıyla yürütülen ticari ilişkilerde hesaplama ve uyum sorunlarına yol açmaktaydı. Bu iki inkılapla uluslararası standartlar kabul edilerek batı dünyasıyla ticari ilişkilerdeki pürüzler giderilmiştir. Kabotaj Kanunu ise Türk karasularında deniz ticareti hakkını millileştirerek ulusal bağımsızlığı sağlamayı amaçlamış olup, doğrudan dış dünyaya entegrasyon amacı taşımamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapların amaçlarının analiz edilmesi
Öncüllerde sunulan inkılapların (saat, takvim, kabotaj ve ölçü birimleri) hangi temel amaçlarla yapıldığı tespit edilir.
Her bir inkılabın iç egemenlik, milli bağımsızlık veya uluslararası entegrasyon amaçlarından hangisine hizmet ettiğini ayırt etmek gerekir.
2
Kabotaj Kanunu'nun niteliğinin incelenmesi
Kabotaj Kanunu'nun Türk karasularında gemi işletme hakkını millileştirerek doğrudan iç egemenliği ve milli bağımsızlığı (milliyetçilik) güçlendirdiği, batı dünyasıyla entegrasyon sağlama amacı taşımadığı belirlenir.
Kabotaj Kanunu'nun hedefini doğru yorumlayarak çeldirici seçenekleri elemek hedeflenir.
3
Saat, takvim ve ölçü birimlerindeki değişikliklerin incelenmesi
Uluslararası saat ve takvim sisteminin kabulü ile ölçü birimlerinin değiştirilmesinin, Osmanlı'dan kalan geleneksel sistemlerin batı ile ticarette yarattığı uyumsuzlukları ve pürüzleri giderdiği belirlenir.
Bu iki düzenlemenin ortak paydasının uluslararası ticari standartlara uyum sağlamak olduğunu görerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Toplumsal ve Ekonomik Alandaki İnkılaplar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6966Soru

Aşağıda verilen şehirler ile bu şehirlerin tarihsel süreçte ortaya çıkmasında veya gelişmesinde etkili olan temel coğrafi ve ekonomik faktörleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Babil (Mezopotamya)
Şam (Suriye)
Essen (Almanya)
Tokyo (Japonya)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Babil şehri verimli tarım alanları ve su kaynakları ile; Şam şehri tarihî ticaret yolları ve kervan ticareti ile; Essen şehri taş kömürü yatakları ve demir-çelik sanayisi ile; Tokyo şehri ise küresel finans, teknoloji ve idari yönetim fonksiyonları ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; antik çağda Mezopotamya'da sulamalı tarımın başlamasıyla kurulan Babil ilk tarımsal şehirleşmeyle, İpek Yolu üzerindeki Şam ticaret yollarıyla, Ruhr Havzası'nda kömüre bağlı demir-çelik tesislerinin kurulduğu Essen Sanayi Devrimi'yle ve küresel finans ile yönetim merkezi olan Tokyo modern küresel metropolleşmeyle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk şehirlerin ortaya çıkış faktörünü belirleme
Babil'in Mezopotamya'da su kaynakları ve verimli tarım arazilerinin kesişiminde kurulduğunu tespit etme ve tarımsal faaliyetlerle eşleştirme.
İlk şehir yerleşmelerinin ortaya çıkışı tarımsal üretime ve su kaynaklarına bağlıdır.
2
Tarihî yollar üzerindeki ticaret şehirlerini belirleme
Şam'ın önemli kervan yollarının üzerinde yer alarak ticaret fonksiyonu ile büyüdüğünü belirleme.
Ulaşım ve ticaret yolları tarih boyunca şehirlerin büyümesini hızlandırmıştır.
3
Sanayi Devrimi'nin şehirleşmeye etkisini analiz etme
Essen'in Ruhr Havzası'ndaki kömür yataklarına bağlı demir-çelik sanayisiyle geliştiğini belirleme.
Sanayi Devrimi ile yer altı kaynakları ve fabrika üretimi şehirleri büyütmüştür.
4
Modern ve küresel etkiye sahip şehirlerin özelliklerini eşleştirme
Tokyo'nun küresel finans, yönetim ve teknoloji odağı olarak en geniş etki alanına ulaştığını analiz etme.
Günümüzde küresel metropoller sanayi sonrası hizmet ve finans sektörüyle dünya çapında etki yaratır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin tarihsel süreçteki gelişim evreleri, ortaya çıkışlarında etkili olan coğrafi ve ekonomik fonksiyonlar ile bu fonksiyonların etki alanlarına yansıması.

Alternatif Yöntem

Şehirlerin gelişimini kronolojik sıraya koyarak (Antik Dönem: Babil -> Orta/Yeni Çağ: Şam -> Yakın Çağ Sanayi: Essen -> Günümüz: Tokyo) eşleştirmeyi kolaylaştırmak.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6967Soru

Ekosistemlerdeki besin zinciri ve enerji akışı, canlıların beslenme ilişkilerine ve üstlendikleri ekolojik rollere göre şekillenir. Aşağıda, tropikal bir mangrov ekosisteminde yer alan bazı canlılar ve bu canlıların besin zincirindeki işlevsel rolleri verilmiştir. Buna göre, sol sütunda verilen canlılar ile sağ sütunda verilen ekolojik rolleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mangrov ağaçları (fotosentetik bitkiler)
Çürükçül bakteriler ve mantarlar
Yengeçler ve karidesler (döküntüyle beslenen omurgasızlar)
Balıkçıl kuşlar ve yalıçapkınları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mangrov ağaçları üreticilerle, çürükçül bakteriler ve mantarlar ayrıştırıcılarla, yengeçler ve karidesler birincil tüketicilerle, balıkçıl kuşlar ve yalıçapkınları ise ikincil/üçüncül tüketicilerle eşleşmelidir.
Mangrov ağaçları güneş enerjisini sabitleyerek besin üreten klorofilli organizmalardır, bu nedenle üretici rolündedir. Çürükçül bakteri ve mantarlar organik kalıntıları inorganik elementlere dönüştürerek ayrıştırıcı rolünü üstlenirler. Mangrov yaprak döküntüleri ve tortularla beslenen karides ve yengeçler birinci tüketici düzeyindedir. Bu omurgasızları avlayan yırtıcı kuşlar ise zincirin daha üstünde yer alan ikincil/üçüncül tüketicilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klorofilli organizmalar olan mangrov ağaçlarının besin zincirindeki rolünü analiz etme.
Mangrov ağaçları güneş enerjisini kullanarak organik besin ürettikleri için üretici grubundadır.
Fotosentez yapan bitkiler ekosistemin birincil üreticileridir.
2
Ekosistemdeki mikroorganizmaların (bakteriler ve mantarlar) fonksiyonunu inceleme.
Bu canlılar organik atıkları parçaladıkları için ayrıştırıcı rolü üstlenirler.
Ayrıştırıcılar, organik maddeleri inorganik maddelere dönüştürerek madde döngüsünü kapalı bir sistem haline getirirler.
3
Döküntü ve organik tortularla beslenen yengeçler ve karideslerin konumunu belirleme.
Üreticilerden çıkan organik döküntüleri doğrudan tükettikleri için birincil tüketici (detritivor) düzeyindedirler.
Üretici kaynaklı organik maddeleri tüketen ilk tüketici grubu birincil tüketicilerdir.
4
Diğer hayvanlarla beslenen yırtıcı kuşların (balıkçıllar, yalıçapkınları) trofik düzeyini saptama.
Bu canlılar diğer tüketicileri avladıklarından ikincil veya üçüncül tüketici olarak piramidin üstünde yer alırlar.
Etçil beslenen predatörler, besin zincirinin daha üst trofik basamaklarında konumlanır ve enerjinin en az aktarıldığı gruptadır.

Anahtar Kavram

Ekosistemde besin zinciri boyunca maddelerin ve enerjinin aktarılmasında canlıların üstlendikleri trofik roller ve işlevler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6968Soru

Türkiye'de turizm faaliyetlerinin yıl içine dağılışı ve turizm sezonunun süresi; coğrafi konum, iklim özellikleri ve turizm faaliyetinin türüne bağlı olarak belirgin farklılıklar gösterir.

Haritada konumları gösterilen turizm merkezlerini, aktif turizm sezonu sürelerinin en kısadan en uzuna doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama Ayder Yaylası (I), Uludağ (II), Çeşme Kıyıları (III) ve Alanya Kıyıları (IV) şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralama Ayder Yaylası, Uludağ, Çeşme ve Alanya şeklinde olmalıdır. Karadeniz yaylalarında sisli ve yağışlı gün sayısı fazla olduğu için aktif turizm süresi en kısadır. Uludağ'da karın yerde kalma süresi kış aylarıyla sınırlıdır. Çeşme'de deniz suyu sıcaklığı Alanya'ya göre daha geç yükseldiği için deniz sezonu Alanya'dan kısadır. Alanya ise en güneyde yer aldığı için en uzun deniz sezonuna sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin coğrafi konumlarını ve yapılan turizm faaliyetlerini belirleme
Ayder Yaylası'nda yayla, Uludağ'da kış, Çeşme ve Alanya'da kıyı turizmi yapılmaktadır.
Turizm faaliyetinin türü ve coğrafi koşulları sezon süresini belirleyen temel faktörlerdir.
2
Yayla ve kış turizmi sürelerini karşılaştırma
Ayder Yaylası'nın sezonu (yaklaşık 22 ay), Uludağ'ın sezonundan (yaklaşık 343-4 ay) daha kısadır.
Karadeniz'deki yüksek yağışlı gün sayısı yayla turizmini çok dar bir yaz dönemine sıkıştırırken, Uludağ'da karın yerde kalma süresi kış boyunca devam eder.
3
Ege ve Akdeniz kıyı turizmi sürelerini karşılaştırma
Çeşme kıyılarındaki sezon (yaklaşık 454-5 ay), Alanya kıyılarındakinden (yaklaşık 676-7 ay) daha kısadır.
Alanya'nın daha güney enlemde olması, deniz suyu sıcaklığının daha erken yükselmesine ve daha geç soğumasına yol açarak sezonu uzatır.
4
Tüm merkezleri en kısadan en uzuna doğru sıralama
Sıralama I, II, III ve IV şeklinde gerçekleşir.
Mevsimsellik süreleri sırasıyla yaklaşık 22 ay, 343-4 ay, 454-5 ay ve 676-7 aydır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de turizm türlerinin coğrafi ve iklimsel koşullara bağlı olarak mevsimsel sürelerinin değişmesi
Soru 6969Soru

Modern tarım yöntemlerinden biri olan dikey tarım tesisinde, yıl boyunca kesintisiz ürün elde etmek için yapay ışıklandırma ve otomatik besin püskürtme sistemleri kurulmuştur. Elde edilen taze sebzeler, soğutmalı tırlarla büyük şehirlerdeki süpermarket zincirlerinin depolarına sevk edilmektedir. Ayrıca tüketicilerin sağlıklı beslenme bilincinin artması ve organik ürünlere olan talebinin yükselmesi, bu tesisten yapılan alımları doğrudan artırmıştır. Buna göre, dikey tarım tesisinin faaliyetleri ve pazar ilişkisi göz önüne alındığında, paragrafta geçen unsurların üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini etkileyen beşerî faktörlerle eşleştirilmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru sırayla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretim: Teknolojik imkanlar ve modern tarım yöntemleri / Dağıtım: Ulaşım ağları ve soğuk zincir lojistiği / Tüketim: Tüketici alışkanlıkları ve değişen talepler

Cevap

Üretim: Teknolojik imkanlar ve modern tarım yöntemleri / Dağıtım: Ulaşım ağları ve soğuk zincir lojistiği / Tüketim: Tüketici alışkanlıkları ve değişen talepler
Üretim sürecinde kullanılan yapay ışıklandırma ve otomatik besin püskürtme sistemleri üretimdeki teknolojik imkanları; ürünlerin taze kalması için soğutmalı tırlarla sevk edilmesi dağıtım sürecindeki ulaşım ağlarını; sağlıklı beslenme bilincinin artması ve organik tarıma yönelim ise tüketim sürecindeki tüketici alışkanlıklarını doğrudan yansıtmaktadır. Bu nedenle eşleştirme doğru yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki üretim unsurlarını analiz etmek
Yapay ışıklandırma ve otomatik besin püskürtme sistemleri gibi modern teknolojik imkanların üretim aşamasına ait olduğu belirlenir.
Üretim sürecinde verimlilik ve kapasite artışı sağlayan modern teknolojiler üretimi etkileyen beşerî faktörlerdir.
2
Paragraftaki dağıtım unsurlarını analiz etmek
Soğutmalı tırlarla süpermarket zincirlerinin depolarına yapılan sevkıyatın dağıtım aşamasına ait olduğu belirlenir.
Üretilen malların tüketiciye veya pazara ulaştırılması için kullanılan ulaşım yolları ve lojistik çözümler dağıtımı etkileyen beşerî faktörlerdir.
3
Paragraftaki tüketim unsurlarını analiz etmek
Sağlıklı beslenme bilincinin artması ve organik ürünlere olan talebin yükselmesinin tüketim aşamasına ait olduğu belirlenir.
Tüketicilerin ihtiyaçları, zevkleri ve satın alma alışkanlıkları tüketim aşamasını etkileyen temel beşerî faktörlerdir.

Anahtar Kavram

Üretim, Dağıtım ve Tüketimi Etkileyen Beşerî Faktörler
Soru 6970Soru

Türkiye'nin 2023 Turizm Stratejisi kapsamında belirlenen aşağıdaki turizm gelişim koridorları ile bu koridorların kapsadığı alanları ve temel hedeflerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kış Koridoru
İnanç Koridoru
İpek Yolu Koridoru
Yayla Koridoru

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kış Koridoru Doğu Anadolu'daki Erzincan, Erzurum, Kars, Ardahan ve Ağrı illeriyle; İnanç Koridoru Mersin'in Tarsus ilçesinden başlayarak Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin hattıyla; İpek Yolu Koridoru Adapazarı, Bolu ve Ankara ekseninde yer alan Sapanca, Taraklı, Göynük, Mudurnu ve Beypazarı gibi tarihi sivil mimari merkezleriyle; Yayla Koridoru ise Doğu Karadeniz bölümünde Samsun'dan Artvin'e kadar uzanan hat ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Kış Koridoru Erzurum-Kars-Ardahan çevresindeki kayak merkezlerini, İnanç Koridoru Tarsus'tan başlayıp Mardin'e uzanan dini miras aksını, İpek Yolu Koridoru Sapanca-Beypazarı arasındaki tarihi Osmanlı yerleşimlerini, Yayla Koridoru ise Doğu Karadeniz dağlarındaki doğa ve eko-turizm alanlarını birleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Kış Koridoru'nun coğrafi sınırlarını ve amac��nı tespit etmek.
Bu koridor Türkiye'nin doğusunda yer alan Erzincan, Erzurum, Kars, Ardahan ve Ağrı illerindeki kış turizmi potansiyelini birleştirmeyi hedefler.
Kış turizminin geliştiği Palandöken, Sarıkamış gibi merkezlerin bu illerde bulunması doğru eşleştirmeyi sağlar.
2
İnanç Koridoru'nun güzergahını ve dini merkezlerini analiz etmek.
Tarsus, Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin gibi farklı dinlerin ortak kültürel mirasını barındıran yerlerin inanç turizmi koridorunda yer aldığını belirlemek.
Bu iller Hristiyanlık, İslamiyet ve Musevilik gibi dinlere ait çok sayıda tarihi tapınak ve kutsal mekana ev sahipliği yapar.
3
İpek Yolu Koridoru'nun tarihi ve kültürel kapsamını incelemek.
Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Sapanca, Taraklı, Göynük, Mudurnu ve Beypazarı gibi geleneksel Osmanlı mimarisine sahip sivil yerleşim alanlarını bu koridorla eşleştirmek.
Bu ilçeler tarihi ticaret yolları üzerinde kurulmuş ve geleneksel dokusunu korumuş kültürel çekim merkezleridir.
4
Yayla Koridoru'nun sınırlarını belirlemek.
Samsun'dan Artvin'e kadar uzanan Karadeniz dağlarındaki yayla alanlarını ve buralardaki eko-turizm faaliyetlerini bu koridorla eşleştirmek.
Doğu Karadeniz bölümü, Türkiye'de yaylacılık ve doğa turizmi potansiyelinin en yoğun olduğu bölgedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Turizm Projeleri ve Gelişim Koridorları
Soru 6971Soru

Türkiye'de kır yerleşmelerinin önemli bir parçasını oluşturan köy altı yerleşmeleri; meskenlerin süreklilik durumu, yürütülen temel ekonomik faaliyetler ve kuruldukları alanların fiziki coğrafya özellikleri bakımından farklıl��k gösterir. Aşağıdaki haritada bazı köy altı yerleşmelerinin yaygın olarak görüldüğü alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Haritada işaretli alanlar ve buralarda yaygın olan yerleşme türleri ile ilgili;

I.I. II numaralı alanda yaygın olan divanlar, tarımsal faaliyetlerin yıl boyu sürdürülebilmesiyle kalıcı yerleşme özelliği kazanmıştır.
II.II. IIII numaralı alanda çadır düzeniyle kurulan obalar, temel geçim kaynağının hayvancılığa dayanması nedeniyle geçici yerleşmeler sınıfında yer alır.
III.III. IIIIII numaralı alanda yaygın olan dalyanlar, dik kıyıların varlığı ve akıntılar sayesinde deniz balıkçılığının yıl boyunca kesintisiz yapıldığı kalıcı köy altı yerleşmeleridir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IIII

Cevap

Birinci ve ikinci ifadeleri içeren seçenek doğrudur. Divanlar kalıcı, obalar ise geçici köy altı yerleşmeleridir. Dalyanlar ise geçici balıkçılık yerleşmeleri olup Karadeniz kıyılarında değil Ege kıyılarında yaygındır.
Divan yerleşmeleri kalıcı tarım yerleşmeleri olup Batı Karadeniz'de yaygındır. Obalar ise hayvancılık faaliyetlerine dayalı geçici yerleşmelerdir ve Toroslar'da yaygındır. Dalyanlar ise geçici karakterdedir ve Ege kıyılarında görülür; Karadeniz kıyıları dalyan kurulumuna uygun değildir. Bu nedenle birinci ve ikinci ifadeler doğru, üçüncü ifade ise yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerinin süreklilik durumunun analiz edilmesi
Divan yerleşmelerinin tarımsal faaliyetlerin yıl boyu yapılması nedeniyle kalıcı yerleşme; oba yerleşmelerinin ise hayvancılığa dayalı olması nedeniyle geçici yerleşme olduğu belirlenir. Bu doğrultuda birinci ve ikinci öncüllerin doğru olduğu tespit edilir.
Yerleşmelerin kalıcı ve geçici olarak sınıflandırılmasının temel ölçütünü kavramak.
2
Dalyan yerleşmelerinin coğrafi ve fonksiyonel özelliklerinin değerlendirilmesi
Dalyan yerleşmelerinin geçici karakterde olduğu ve genellikle Ege Bölgesi'nin korunaklı körfezlerinde balıkçılık amacıyla kurulduğu bilinir. Kuzey Anadolu kıyıları dik ve açık deniz özelliklerine sahip olduğu için dalyan yerleşmelerine uygun değildir. Bu nedenle üçüncü öncülün yanlış olduğu belirlenir.
Dalyanların fiziki coğrafya şartları ile dağılış ilişkisini kurarak hatalı öncülü elemek.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi
Birinci ve ikinci öncüllerin doğru, üçüncü öncülün ise yanlış olduğu sentezlenerek birinci ve ikinci ifadeleri barındıran seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna ulaşılır.
Tüm öncülleri karşılaştırarak nihai cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Kır yerleşmelerinin kalıcı ve geçici olarak sınıflandırılması ile coğrafi dağılışı
Soru 6972Soru

Yumuşama (Detente) Dönemi'nde, süper güçler doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınırken bölgesel çatışmalarda ara buluculuk rolleri üstlenerek küresel nüfuzlarını artırmayı hedeflemişlerdir. Bu durumun bir örneği olarak, 1965 yılında Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir meselesi yüzünden patlak veren savaşı sonlandırmak amacıyla SSCB'nin ara buluculuğunda taraflar bir araya gelmiştir. Yapılan diplomatik görüşmeler neticesinde taraflar, askeri birliklerini savaş öncesi sınırlara çekmeyi kabul etmişlerdir.

Buna göre, metinde bahsedilen ve Hindistan ile Pakistan arasındaki çatışmayı dindiren bu diplomatik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşkent Deklarasyonu

Cevap

Taşkent Deklarasyonu
Hindistan ile Pakistan arasında Keşmir egemenliği yüzünden çıkan 1965 savaşını sonlandırmak ve iki devleti barıştırmak amacıyla SSCB'nin ara buluculuğuyla Ocak 1966'da imzalanan belge Taşkent Deklarasyonu'dur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki ipuçlarını analiz etme
Gelişmenin Hindistan ve Pakistan arasında, Keşmir meselesi yüzünden çıkan 1965 savaşını çözmek amacıyla ve SSCB ara buluculuğunda gerçekleştiği belirlenir.
Soruda istenen tarihsel olayı tanımlayabilmek için coğrafi aktörler (Hindistan, Pakistan, Keşmir) ve diplomatik ara bulucu (SSCB) tespit edilmelidir.
2
Seçeneklerdeki antlaşma ve deklarasyonların kapsamını değerlendirme
Taşkent Deklarasyonu'nun Hindistan ve Pakistan arasındaki savaşı bitirdiği; Camp David'in Mısır-İsrail ilişkilerini düzenlediği; Helsinki Nihai Senedi'nin Avrupa güvenliğine odaklandığı; SEATO ve Bağdat Paktı'nın ise savunma paktları olduğu ayırt edilir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için seçeneklerde verilen tarihsel terimlerin içerikleriyle soru kökündeki olay eşleştirilmelidir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Metinde özellikleri verilen antlaşmanın 1966 yılında imzalanan Taşkent Deklarasyonu olduğu sonucuna ulaşılır.
1965 Keşmir Savaşı'nı durduran diplomatik belge doğrudan Taşkent Deklarasyonu'dur.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi'ndeki bölgesel çatışmalardan biri olan Keşmir Sorunu ve bu sorunun çözümünde SSCB'nin ara bulucu rolüyle imzalanan Taşkent Deklarasyonu.
Soru 6973Soru

Birinci Dünya Savaşı sonras��nda Japonya'da ordu üzerindeki denetimini artıran militarist kadrolar, Batılı sömürgeci güçlerin Asya'daki varlığını sona erdirme iddiasıyla "Asya Asyalılarındır" öğretisini savunmuşlardır. Ancak bu doktrin, pratikte Asya halklarının bağımsızlığını sağlamaktan ziyade, Japonya'nın bölgedeki ham madde kaynaklarını ele geçirme ve yayılmacı bir hegemonya kurma politikasının temel gerekçesi haline gelmiştir.

Japonya'nın bu süreçte izlediği yayılmacı politikanın somut bir adımı olarak;

I. 1931 yılında Mançurya'yı işgal ederek burada kendisine bağlı kukla bir devlet kurması,
II. Milletler Cemiyeti'nden çekilerek silahsızlanma antlaşmalarını feshetmesi,
III. İtalya'nın Habeşistan'ı işgaline karşı Milletler Cemiyeti yaptırımlarına öncülük etmesi

gelişmelerinden hangileri gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Mançurya'nın işgal edilmesi ve Milletler Cemiyeti'nden çekilerek silahsızlanma antlaşmalarının feshedilmesi gelişmelerini içeren I ve II öncüllerinin yer aldığı seçenektir.
Japonya'nın iki savaş arası dönemdeki yayılmacı dış politikası, 1931'de Mançurya'yı işgal etmesi ve bu süreçte uluslararası tepkilere karşı çıkarak Milletler Cemiyeti'nden ayrılıp silahsızlanma sınırlandırmalarını feshetmesiyle somutlaşmıştır. İtalya'nın Habeşistan'ı işgaline karşı Milletler Cemiyeti yaptırımlarına öncülük etmesi ise tarihsel gerçekliğe aykırıdır; zira Japonya o tarihte cemiyet üyesi olmadığı gibi İtalya ile ittifak ilişkisi kurma yolundadır. Dolayısıyla doğru yanıt I ve II öncüllerini içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Japonya'nın iki savaş arası dönemde benimsediği militarist ve yayılmacı dış politikanın özelliklerini analiz etmek.
Japonya'nın Batı sömürgeciliğine karşı Asya'da kendi hegemonyasını kurmak amacıyla askeri ve diplomatik adımlar attığı belirlenmiştir.
Soruda verilen 'Asya Asyalılarındır' doktrininin uygulamadaki yansımalarını doğru tespit edebilmek için.
2
Birinci öncülde yer alan Mançurya'nın işgalini değerlendirmek.
1931 yılında Mançurya'nın işgal edilmesi ve burada Mançukuo adlı kukla devletin kurulması, Japonya'nın yayılmacı politikasının en somut askeri adımıdır.
İşgalin yayılmacılık kapsamında olup olmadığını doğrulamak için.
3
İkinci öncülde yer alan Milletler Cemiyeti'nden çekilme ve silahsızlanma antlaşmalarının feshedilmesini incelemek.
Japonya, Mançurya işgali sonrası Milletler Cemiyeti'nin kınama kararlarına tepki olarak 1933'te cemiyetten çekilmiş ve ardından Washington Deniz Sınırlandırması Antlaşması gibi silahsızlanma sınırlarını tanımayacağını ilan etmiştir.
Diplomatik ve askeri sınırlamaların reddedilmesinin yayılmacılıkla ilişkisini kurmak için.
4
Üçüncü öncülde yer alan İtalya'nın Habeşistan'ı işgaline karşı yaptırım uygulama iddiasını analiz etmek.
Japonya, Habeşistan'ın işgaline karşı Milletler Cemiyeti yaptırımlarına öncülük etmemiş, aksine cemiyetten ayrılmış ve daha sonra İtalya ile Mihver Devletleri çatısı altında bir araya gelmiştir.
Üçüncü öncülün tarihsel geçerliliğini denetlemek için.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönem'de Japonya'nın Militarist ve Yayılmacı Dış Politikası
Soru 6974Soru

Osmanlı Devleti'nin modernleşme ve demokratikleşme sürecinde önemli dönüm noktaları olan Tanzimat Fermanı (1839) ile Islahat Fermanı (1856), imparatorluğun dağılmasını önlemek ve toplumsal yap��yı yeniden düzenlemek amacıyla ilan edilmiştir. Bu fermanların kapsamları, hitap ettikleri kitleler ve getirdikleri yenilikler açısından belirgin farkları bulunmaktadır.

Tarih dersinde bu iki fermanın karşılaştırmalı analizini yapan bir öğretmenin aşağıdaki ifadelerinden hangisi tarihsel açıdan yanlış bir bilgi içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Fermanı II. Mahmud döneminde ilan edilerek padişahın yetkilerini ilk kez yasalarla sınırlandırırken; Islahat Fermanı Sultan Abdülmecid döneminde ilan edilerek gayrimüslimlere devlet memuru olma hakkı vermiştir.

Cevap

Tanzimat Fermanı'nın II. Mahmud döneminde ilan edildiğini ve padişahın yetkilerini ilk kez sınırlandırdığını belirten, aynı zamanda Islahat Fermanı ile padişah dönemlerini farklılaştıran karşılaştırma cümlesi tarihsel açıdan yanlıştır.
Tarihsel açıdan yanlış olan ifade, Tanzimat Fermanı'nın II. Mahmud döneminde ilan edildiğini savunan seçenektir. Tanzimat Fermanı, II. Mahmud'un vefatından sonra tahta geçen Sultan Abdülmecid döneminde, 3 Kasım 1839'da ilan edilmiştir. Dolayısıyla hem Tanzimat hem de Islahat fermanları Sultan Abdülmecid döneminde yayımlanmıştır. Ayrıca padişahın yetkilerini sınırlayan ilk belge Tanzimat Fermanı değil, 1808 tarihli Sened-i İttifak'tır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği dönemin padişahını tespit etme.
Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839'da Sultan Abdülmecid döneminde ilan edilmiştir. Bu belgenin II. Mahmud döneminde ilan edildiği bilgisi kronolojik olarak yanlıştır.
Fermanın ilan edildiği padişahı doğru belirlemek kronolojik anachronizm hatalarını önlemek için gereklidir.
2
Osmanlı Devleti'nde padişahın yetkilerini kısıtlayan ilk belgenin niteliğini inceleme.
Padişahın yetkilerini sınırlandıran ilk belge II. Mahmud döneminde imzalanan 1808 tarihli Sened-i İttifak'tır. Tanzimat Fermanı ise padişahın kendi gücünün üstünde kanun gücünü kabul ettiği ilk belgedir.
Demokratikleşme adımlarının kronolojik sırasını ve ilk kısıtlamaları belirlemek anayasal gelişim sürecini anlamak için şarttır.
3
Islahat Fermanı'nın ilan edildiği padişah dönemini ve içeriğini doğrulama.
Islahat Fermanı 1856'da yine Sultan Abdülmecid döneminde ilan edilmiştir. Bu fermanda gayrimüslimlere devlet memurluğuna girebilme hakkı verilmiştir.
Her iki fermanın aynı padişah (Sultan Abdülmecid) dönemine ait olduğunu saptayarak verilen ifadedeki yanlışlığı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat fermanlarının ilan edildiği dönemler, padişahlar ve bu fermanların kapsamlarındaki temel farklar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6975Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde ulusal bağımsızlığın ve ulusal egemenliğin sağlanması yolunda yayımlanan genelgeler ve toplanan kongreler, tarihi süreçte farklı siyasi, askeri ve idari kararlara ev sahipliği yapmıştır.

Aşağıda verilen tarihi kararlar ve gelişmeleri, ait oldukları kongre veya genelgelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İşgallere karşı ulusal bilincin uyandırılması amacıyla askeri ve sivil makamlardan protesto mitingleri düzenlenmesinin istenmesi
Milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet düzenine geçileceğinin ilk işareti sayılarak ihtilal bildirisi niteliği taşıması
Hristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak imtiyazlar verilemeyeceğinin ilk kez kararlaştırılması
Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil edecek şekilde genişletilerek yürütme yetkisini kullanan ulusal bir kurul haline gelmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İşgallere karşı protesto mitingleri istenmesi Havza Genelgesi ile, milli egemenlik ve ihtilal vurgusu Amasya Genelgesi ile, azınlıklara ayrıcalık verilemeyeceği kararı Erzurum Kongresi ile, Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil etmesi ve yürütme yetkisini kullanması ise Sivas Kongresi ile eşleşmektedir.
Eşleştirmede; Havza Genelgesi işgallere karşı protesto mitingleri düzenlenmesiyle, Amasya Genelgesi ulusal egemenliğe dayalı ihtilal niteliğiyle, Erzurum Kongresi azınlıklara imtiyaz verilemeyeceğinin ilk kez karara bağlanmasıyla, Sivas Kongresi ise Temsil Heyeti'nin yetkilerinin tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilmesi ve ilk kez yürütme yetkisini kullanmasıyla doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kararın (miting ve protestolar) analiz edilmesi
İşgallerin kınanması amacıyla mitinglerin düzenlenmesi kararı Havza Genelgesi'ne aittir, bu nedenle ilk sol öge Havza Genelgesi ile eşleşir.
Mustafa Kemal, Samsun'a çıktıktan sonra milli bilinci uyandırmak için Havza'dan genelge yayımlamıştır.
2
İkinci kararın (ihtilal bildirisi) analiz edilmesi
Milletin azim ve kararı vurgusu ile ihtilal bildirisi niteliğindeki belge Amasya Genelgesi'dir, bu nedenle ikinci sol öge Amasya Genelgesi ile eşleşir.
Genelge, mevcut yönetimin yetersizliğini belirterek millet iradesine vurgu yapmıştır.
3
Üçüncü kararın (azınlık imtiyazları) analiz edilmesi
Azınlıkların ayrıcalık alamayacağı kararı ilk kez Erzurum Kongresi'nde kabul edilmiştir, bu nedenle üçüncü sol öge Erzurum Kongresi ile eşleşir.
Erzurum Kongresi'nde bağımsızlığa zarar verecek imtiyazlar kesin bir dille reddedilmiştir.
4
Dördüncü kararın (Temsil Heyeti'nin yetkileri) analiz edilmesi
Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil etmesi ve yürütme gücünü kullanması Sivas Kongresi'ne aittir, bu nedenle dördüncü sol öge Sivas Kongresi ile eşleşir.
Sivas Kongresi'nde Temsil Heyeti ulusal hale getirilmiş ve Ali Fuat Paşa'yı atayarak bir hükümet gibi davranmıştır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'ndeki genelge ve kongrelerin kapsamları ve aldıkları kararların hukuki ve siyasi sonuçları.
Soru 6976Soru

Türkiye'de bazı maden işleme tesisleri, hammaddenin çıkarıldığı alanların yakınına kurulurken bazıları ise liman kolaylığı, enerji kaynağına yakınlık veya su kaynaklarına erişim gibi coğrafi ve ekonomik faktörlere bağlı olarak farklı yerlerde kurulmuştur.

Aşağıdaki haritada, Türkiye'de çıkarılan bazı madenler ile bu madenlerin işlendiği tesisler arasındaki nakliye yönleri ve tesislerin kuruluş gerekçeleri numaralandırılarak verilmiştir:

* I. Küre (Kastamonu) \rightarrow Samsun Bakır İşletmesi: Ulaşım (Liman ve hinterlant kolaylığı)
* II. Divriği (Sivas) \rightarrow Ereğli Demir-Çelik Fabrikası: Enerji kaynağına yakınlık (Taşkömürü yatakları)
* III. Guleman (Elazığ) \rightarrow Elazığ Ferro-Krom Fabrikası: Hammaddeye yakınlık
* IV. Seydişehir (Konya) \rightarrow Seydişehir Al��minyum Fabrikası: Hammaddeye yakınlık
* V. Hekimhan (Malatya) \rightarrow İskenderun Demir-Çelik Fabrikası: Hammaddeye yakınlık

Buna göre, yukarıda verilen nakliye ve tesis eşleştirmelerinden hangisinin kuruluş gerekçesi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

Hekimhan (Malatya) ile İskenderun Demir-Çelik Fabrikası nakliyesinin gerekçesi olarak 'Hammaddeye yakınlık' gösterilen seçenektir.
İskenderun Demir-Çelik Fabrikası'nın kuruluş yerinin belirlenmesinde hammaddeye yakınlık etkili olmamıştır. Bu tesisin İskenderun'da kurulmasında, deniz ulaşımı (liman kolaylığı) sayesinde ithal kömürün getirilmesi ve üretilen demir-çelik ürünlerinin pazarlanmasındaki kolaylıklar ile su kaynaklarının varlığı belirleyici olmuştur. Bu doğrultuda, V numaralı eşleştirmede sunulan 'Hammaddeye yakınlık' gerekçesi coğrafi olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada verilen maden çıkarma yerleri ile işleme tesislerini incelemek.
I numaralı güzergah Küre'den Samsun'a bakır naklini, II numaralı güzergah Divriği'den Ereğli'ye demir naklini, III numaralı güzergah Elazığ'da krom işletilmesini, IV numaralı güzergah Seydişehir'de boksit işletilmesini, V numaralı güzergah ise Hekimhan'dan İskenderun'a demir naklini temsil etmektedir.
Maden çıkarma ve işleme merkezleri arasındaki coğrafi ilişkileri tespit etmek.
2
Her bir tesisin kuruluş yeri gerekçelerini değerlendirmek.
Samsun'da bakır işletmesinin kurulması liman ve ulaşım kolaylığına, Ereğli'de demir-çelik işletmesinin kurulması taşkömürü (enerji kaynağı) varlığına, Elazığ'da krom ve Seydişehir'de alüminyum tesislerinin kurulması hammadde varlığına dayanır. Bu gerekçelerin tümü coğrafi prensiplere uygundur.
Kuruluş yeri faktörlerinin bilimsel doğruluğunu kontrol etmek.
3
V numaralı İskenderun Demir-Çelik Fabrikası'nın kuruluş faktörünü analiz etmek.
İskenderun'da demir yatakları bulunmamaktadır; hammadde Malatya (Hekimhan-Hasançelebi) ve Sivas (Divriği) yörelerinden taşınmaktadır. Tesisin İskenderun'da kurulmasının ana sebebi, ithal kömür ve mamul madde nakliyesi için uygun olan liman (ulaşım) imkanları ile soğutma suyuna erişim kolaylığıdır. Dolayısıyla 'Hammaddeye yakınlık' ifadesi coğrafi olarak yanlıştır.
Hatalı gerekçeyi tespit ederek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde etkili olan faktörlerin (hammadde, ulaşım, enerji kaynağı) mekansal dağılım analizi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6977Soru

Tarihsel süreçte şehirlerin ortaya çıkışı, nüfus büyüklükleri ve etki alanlarının genişlemesi üzerinde tarım, sanayi, ticaret, finans ve yönetim gibi fonksiyonel özellikler belirleyici olmuştur. Bir şehrin küresel, bölgesel ya da yerel ölçekteki etki alanı, sahip olduğu bu fonksiyonel özelliklerin gücüyle yakından ilişkilidir.

Buna göre, şehirlerin gelişimi ve etki alanları ile ilgili aşa��ıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatikan ve Brüksel gibi şehirlerin nüfus miktarları görece az olmasına rağmen, üstlendikleri dini ve idari fonksiyonlar nedeniyle küresel ölçekte etki alanına sahip olmaları fonksiyonel güçleriyle açıklanır.

Cevap

Vatikan ve Brüksel gibi şehirlerin nüfus miktarları görece az olmasına rağmen, üstlendikleri dini ve idari fonksiyonlar nedeniyle küresel ölçekte etki alanına sahip olmaları fonksiyonel güçleriyle açıklanır.
Vatikan ve Brüksel örneğini içeren ifade doğrudur çünkü bir şehrin etki alanının sınırlarını belirleyen temel unsur nüfusunun büyüklüğü değil, sahip olduğu fonksiyonların küresel düzeydeki gücüdür. Vatikan Hristiyan dünyasının yönetim merkezi, Brüksel ise Avrupa Birliği'nin idari başkenti olduğu için küresel etkiye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin ortaya çıkış ve gelişim süreçlerindeki temel etkenleri analiz etmek.
İlk şehirlerin tarım ve su kaynaklarına bağlı ortaya çıktığı, Sanayi Devrimi ile sanayi şehirlerinin geliştiği, günümüzde ise finans, idari ve dini fonksiyonların küresel etkiyi belirlediği sonucuna varılır.
Şehirlerin tarihsel süreçteki fonksiyonel değişimlerini ve etki alanlarını doğru değerlendirmek için bu analiz gereklidir.
2
Nüfus miktarı ile etki alanı arasındaki farkı incelemek.
Bir şehrin etki alanının sadece nüfusunun büyüklüğüne bağlı olmadığı, Vatikan (dini) ve Brüksel (idari) gibi düşük nüfuslu şehirlerin küresel etkiye sahip olabildiği görülür.
Öğrencilerin en çok düştüğü 'yüksek nüfus = küresel etki alanı' yanılgısını test etmek ve ayırt etmek için bu adım gereklidir.
3
Seçenekleri bu bilgiler doğrultusunda değerlendirerek doğru yargıya ulaşmak.
Vatikan ve Brüksel örneğini içeren seçeneğin coğrafi ilkelerle tamamen uyuştuğu belirlenir.
Tüm seçenekler analiz edilerek en doğru akademik açıklama tespit edilmiş olur.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Özellikleri ve Etki Alanları İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6978Soru

Aşağıda üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri arasındaki etkileşime dair bazı örnek durumlar ile bu durumların coğrafi açıklamaları verilmiştir. Örnek durumları en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuş gribi gibi salgın hastalık dönemlerinde beyaz et tüketiminin azalmasının, kümes hayvancılığı yapan tesislerin üretim kapasitelerini düşürmelerine yol açması.
Doğu Karadeniz'de toplanan çay yapraklarının tazeliğini kaybetmeden işlenebilmesi için çay fabrikalarının doğrudan çay tarım alanlarının yakınında kurulması.
Frigorifik (soğutmalı) taşımacılık teknolojisindeki gelişmelerin, Akdeniz kıyılarında üretilen yaş sebze ve meyvelerin İskandinav ülkelerinde yıl boyu tüketilmesini sağlaması.
Modern sanayi tesislerinin yoğun olduğu Marmara Bölgesi'ndeki fabrikalarda çalı��acak iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla ülkenin diğer bölgelerinden buraya yoğun göç dalgalarının yaşanması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci örnek durum tüketim-üretim etkileşimiyle; ikinci örnek durum hammaddenin bozulabilirliği ve üretim yeri seçimiyle; üçüncü örnek durum modern dağıtımın tüketim alanını genişletmesiyle; dördüncü örnek durum ise üretimin iş gücü talebi üzerinden nüfus dağılışını etkilemesiyle eşleşmektedir.
Kuş gribi nedeniyle tüketimin durması tüketimin üretimi sınırlamasını gösterir; çay fabrikalarının hammaddeye yakınlığı bozulabilirlik ve hammaddeye bağımlılık ilişkisini gösterir; soğutmalı taşımacılık dağıtımın tüketim alanını genişletmesini gösterir; Marmara'daki sanayi üretimi ise iş gücü talebiyle nüfus dağılışının değişmesini açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci örnek durumdaki tüketim ve üretim ilişkisini analiz etmek.
Tüketimin (beyaz et tüketiminin azalması) üretimi (tesislerin kapasite düşürmesi) doğrudan kısıtladığı görülür. Bu durum 'tüketim sürecindeki değişimlerin üretim miktarı üzerindeki etkisi' açıklamasıyla eşleşir.
Tüketim faaliyetlerinin durması veya azalması, üreticilerin arz miktarını azaltmasına ve üretimi durdurmasına neden olur.
2
İkinci örnek durumdaki hammadde ve üretim yeri ilişkisini analiz etmek.
Çayın çabuk bozulması dağıtım süresini kısıtlar ve fabrikaların hammadde yakınına kurulmasını zorunlu kılar. Bu durum 'üretim tesislerinin yer seçiminde hammadde kaynağına yakınlığın ve bozulabilirliğin belirleyici olması' ile eşleşir.
Bozulabilir ürünlerin işlenmesinde taşıma (dağıtım) süresi kritik olduğu için üretim doğrudan hammadde sahasında gerçekleştirilir.
3
Üçüncü örnek durumdaki ulaşım/dağıtım teknolojisi ve tüketim ilişkisini analiz etmek.
Frigorifik taşımacılık (dağıtım) sayesinde Akdeniz ürünlerinin İskandinavya'da tüketilmesi sağlanmıştır. Bu durum 'dağıtım imkanlarının gelişmesinin tüketim alanını küresel ölçekte genişletmesi' ile eşleşir.
Gelişmiş dağıtım yöntemleri, üretilen malların çok daha uzak pazarlara bozulmadan ulaştırılmasını ve tüketiciye sunulmasını sağlar.
4
Dördüncü örnek durumdaki üretim ve beşeri yapı ilişkisini analiz etmek.
Marmara Bölgesi'ndeki yoğun sanayi üretimi iş gücü talebi yaratarak göçe neden olmuştur. Bu durum 'ekonomik faaliyetlerin geliştiği yerlerde nüfusun mekansal dağılışının değişmesi' ile eşleşir.
Üretim faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgeler cazibe merkezi haline gelerek nüfus hareketlerini ve dolayısıyla beşeri yapıyı şekillendirir.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerinin birbirleriyle etkileşimi ve ekonomik faaliyetler ile nüfus üzerindeki etkileri.
Soru 6979Soru

Türkiye'de dağların kıyıya paralel uzandığı alanlarda kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım genellikle geçitler vasıtasıyla sağlanır. Aşağıdaki ge��itler ile bu geçitlerin birbirine bağladığı coğrafi alanları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Zigana Geçidi
Gülek Geçidi
Belen Geçidi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Zigana Geçidi - Doğu Karadeniz kıyı kuşağını iç kesimlerdeki Gümüşhane ve Doğu Anadolu'ya bağlayan geçit; Gülek Geçidi - Çukurova (Adana) yöresini Orta Toroslar üzerinden İç Anadolu Bölgesi'ne bağlayan geçit; Belen Geçidi - Hatay'ın İskenderun kıyı kesimini Amanos Dağları üzerinden Amik Ovası'na ba��layan geçit şeklinde eşleşir.
Türkiye'de dağların uzanış doğrultusu kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı sınırlandırmıştır. Karadeniz kıyı kuşağını iç kesimlere bağlayan Zigana Geçidi, Çukurova'yı İç Anadolu'ya bağlayan Gülek Geçidi ve İskenderun'u Amik Ovası'na bağlayan Belen Geçidi dağlık engelleri aşmak için kullanılan temel geçitlerdir. Bu nedenle eşleştirmeler coğrafi konumlara göre tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Geçitlerin Türkiye coğrafyasındaki konumlarını ve bulundukları dağ sıralarını tespit etmek.
Zigana Kuzey Anadolu Dağları'nda, Gülek Orta Toroslar'da, Belen ise Amanos Dağları'nda yer alır.
Geçitlerin coğrafi konumları, bağladıkları bölgelerin belirlenmesinde temel etkendir.
2
Her geçidin bağladığı merkezleri ve kıyı-iç kesim ilişkisini analiz etmek.
Zigana Trabzon'u Gümüşhane'ye, Gülek Adana'yı İç Anadolu'ya, Belen ise İskenderun'u Amik Ovası'na bağlar.
Geçitlerin hangi ulaşım hatlarını oluşturduğunu belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Geçit isimleri ile bu geçitlerin fonksiyonlarını karşılıklı olarak eşleştirmek.
Zigana - Doğu Karadeniz/Gümüşhane, Gülek - Adana/İç Anadolu ve Belen - İskenderun/Amik Ovası eşleştirmesi tamamlanır.
Soruda istenen doğru eşleştirme kombinasyonuna ulaşmak amacıyla bu adım yapılır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de dağların uzanışının ulaşım üzerindeki etkileri ve geçitler
Soru 6980Soru

Yeni Çağ Avrupa'sında yaşanan düşünsel ve iktisadi gelişmeler, geleneksel yapıların çözülmesinde ve modern devlet anlayışının kurulmasında büyük rol oynamıştır. Aşağıda verilen Avrupa'daki düş��nürler ile iktisadi kavramları, kendileriyle ilgili en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

John Locke
Jean Jacques Rousseau
Merkantilizm
Nicolaus Copernicus

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

John Locke'un bireysel hakları savunması ve zihni boş bir levhaya benzetmesi, Jean Jacques Rousseau'nun toplum sözleşmesi teorisiyle halk egemenliğini geliştirmesi, Merkantilizmin zenginliği altın ve gümüş birikimine dayandırması ve Nicolaus Copernicus'un Güneş merkezli evren kuramını ortaya atması do��ru eşleştirmelerdir.
Yeni Çağ Avrupa'sındaki dönüşümlerin her biri farklı bir alana etki etmiştir. John Locke liberal haklar ve boş levha kuramıyla, Jean Jacques Rousseau toplum sözleşmesi ve halk iradesiyle, Merkantilizm kıymetli maden birikimine dayalı ticaret modeliyle, Copernicus ise Güneş merkezli evren tasarımıyla eşleştiğinde tarihsel bilgiler tamamen doğrulanmış olur.

Adım Adım Çözüm

1
John Locke'un felsefi teorilerini analiz etmek.
John Locke, zihni boş bir levha (tabula rasa) olarak tanımlamış ve liberal devlet teorisini kurmuştur. Bu açıklama üçüncü tanım ile örtüşmektedir.
Locke'un modern liberalizme ve insan zihnine dair düşüncelerinin tarihsel karşılığını saptamak.
2
Jean Jacques Rousseau'nun eserlerini ve siyasi etkilerini incelemek.
Rousseau, toplum sözleşmesi kuramını geliştirerek halk egemenliğine dayalı bir devlet düzenini savunmuştur ve Fransız İhtilali'ni etkilemiştir. Bu açıklama ikinci tanım ile örtüşmektedir.
Rousseau'nun toplumsal sözleşme ve egemenlik anlayışını doğru kavramla ilişkilendirmek.
3
Merkantilizm kavramının iktisadi içeriğini değerlendirmek.
Merkantilizm, Yeni Çağ'da devletlerin gücünü kıymetli maden stoku ile ölçen ve devlet müdahaleli dış ticareti öngören iktisat politikasıdır. Bu açıklama birinci tanım ile örtüşmektedir.
Yeni Çağ Avrupa'sının en temel iktisat modelinin ayırt edici özelliklerini bulmak.
4
Nicolaus Copernicus'un bilim tarihindeki yerini tespit etmek.
Copernicus, kilisenin Yer merkezli teorisine karşı Güneş merkezli evren teorisini kurarak bilim devriminin kapısını aramıştır. Bu açıklama dördüncü tanım ile örtüşmektedir.
Astronomi alanında kilise dogmasını sarsan bilimsel dönüşümün mimarını belirlemek.

Anahtar Kavram

Avrupa'daki Düşünsel ve İktisadi Değişimler
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 349 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin