Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7081Soru

Türkiye'de uygulanan bölgesel kalkınma projeleri ve bu projelerin öncelikli amaçları eşleştirilmek istenmektedir. Aşağıdaki bölgesel kalkınma projelerini karşılarında verilen en temel amaçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)
Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBKP)
Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)
Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) - tarımsal sulama ve enerji üretimi; Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBKP) - kömür işletmelerine bağlı ekonomik yapıyı çeşitlendirme; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) - yayla turizmi ve ulaşım altyapısı; Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) - havzadaki erozyon, taşkın ve kirlilikle mücadele eşleşmesi doğrudur.
Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamlı sulama ve enerji yatırımlarıyla tarımsal üretimi; Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi kömür işletmelerinin küçülmesi sonucu sanayiyi çeşitlendirmeyi; Doğu Karadeniz Projesi ulaşım altyapısını geliştirerek yayla turizmini canlandırmayı; Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi ise akarsu havzasındaki erozyon, taşkın ve çevre kirliliğini önlemeyi amaçlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Projelerin odak alanlarını belirlemek
GAP için tarımsal üretim ve sulama; ZBKP için kömür ve sanayi; DOKAP için yaylacılık ve ulaşım; YHGP için ise havza koruması gibi belirgin temalar belirlenir.
Her bölgesel kalkınma projesinin kendine özgü bir çıkış noktası ve doğal/beşerî koşullardan kaynaklanan ana hedefleri bulunur.
2
Projeleri ilgili hedefleriyle eşleştirmek
GAP -> sulama ve sosyo-ekonomik yapı; ZBKP -> madencilik kaynaklı daralmayı önleme ve sanayi çeşitlendirmesi; DOKAP -> yaylacılık ve turizm; YHGP -> erozyon, taşkın ve kirlilik sorunlarını çözme ile eşleştirilir.
Projelerin uygulandığı bölgelerin coğrafi nitelikleri bu eşleştirmeleri doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Bölgesel kalkınma projelerinin öncelikli amaçları ve hedefleri.
Soru 7082Soru

1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi ve Doğu Akdeniz ile Orta Doğu'ya yönelik yayılmacı politikalar izlemesi, bölgedeki sınır güvenliğini tehlikeye düşürmüştür. Bu durum karşısında Türkiye, doğu ve güney sınırlarını güvence altına almak amacıyla bölge ülkeleriyle diplomatik ilişkilerini yoğunlaştırmıştır.

Bu gelişmeler doğrultusunda, Atatürk Dönemi'nde Türkiye'nin öncülüğünde İran, Irak ve Afganistan'ın katılımıyla imzalanan bölgesel güvenlik ve saldırmazlık paktı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadabad Paktı

Cevap

Atatürk Dönemi'nde doğu ve güney sınırlarının güvenliğini sağlamak amacıyla Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan pakt Sadabad Paktı'dır.
Sadabad Paktı, 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmış olup İtalya'nın yayılmacı emellerine karşı doğu ve güney sınırlarının güvenliğini sağlamayı hedeflemiştir. Soru kökündeki tüm coğrafi, dönemsel ve katılımcı ülke kriterlerini karşılayan tek seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki ipuçlarını analiz etmek.
Tehdidin İtalya'nın Habeşistan'ı işgali olduğu, amacın doğu ve güney sınırlarını korumak olduğu ve katılımcıların İran, Irak, Afganistan olduğu belirlenir.
Sorunun hangi coğrafi bölgeye ve hangi döneme ait olduğunu tespit etmek amacıyla bu analiz yapılır.
2
Seçeneklerdeki antlaşmaların coğrafi kapsamını ve katılımcılarını değerlendirmek.
Balkan Antantı ve Akdeniz Paktı'nın batı ve deniz sınırlarıyla ilgili olduğu, Briand-Kellogg Paktı'nın ise küresel nitelikte olduğu belirlenerek elenir.
Sadece doğu ve güney sınırlarını kapsayan ve belirtilen ülkelerle imzalanan bölgesel antlaşmaya odaklanmak gerekir.
3
Kalan seçenekler arasında kronolojik değerlendirme yapmak.
Bağdat Paktı'nın 1955'te (Atatürk Dönemi sonrası) imzalandığı, Sadabad Paktı'nın ise 1937'de (Atatürk Dönemi'nde) imzalandığı tespit edilir ve doğru cevaba ulaşılır.
Soruda belirtilen 'Atatürk Dönemi' sınırlamasına uygun olan tarihi seçeneği belirlemek için kronolojik analiz şarttır.

Anahtar Kavram

Sadabad Paktı ve Atatürk Dönemi dış politikasında bölgesel güvenlik girişimleri
Soru 7083Soru

Türkiye'nin jeopolitik konumu ve bu konumun bölgesel ve küresel etkileriyle ilgili olarak;

I. Hazar Havzası ve Orta Doğu enerji kaynaklarının Avrupa ülkelerine ulaştırılmasını sağlayan uluslararası boru hattı projelerinde (TANAP, BTC vb.) kilit aktör konumuna gelmesi, jeopolitiğin beşerî ve ekonomik (değişen) unsurlarının küresel etkilere sahip olduğunu gösterir.

II. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü elinde bulundurarak Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin açık denizlere çıkışını denetlemesi, jeopolitiğin fiziki coğrafya özelliklerine dayalı değişmeyen unsurlarının bölgesel ve küresel siyasetteki stratejik önemini sürdürdüğünü kanıtlar.

III. Kuzey-Güney ve Doğu-Batı yönlü transit taşımacılıkta kullanılan kara yolu ağlarının engebeli yer şekillerine bağlı olarak yüksek yapım ve işletim maliyetine sahip olması, Türkiye'nin uluslararası ticaretteki rekabet gücünü doğrudan artıran beşerî bir jeopolitik unsurdur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II numaralı yargılar doğrudur.
Hazar ve Orta Doğu enerji kaynaklarının Avrupa'ya nakledilmesindeki transit rolün güçlenmesi beşerî ve ekonomik (değişen) bir jeopolitik unsurdur. Boğazların kontrolü ise fiziki coğrafyaya dayalı değişmeyen bir unsur olup kalıcı stratejik öneme sahiptir. Bu iki unsurun bölgesel ve küresel etkileri doğru değerlendirildiğinden doğru cevap 'I ve II' yargılarını içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
TANAP ve BTC gibi uluslararası enerji boru hatlarının ve Türkiye'nin enerji transit koridoru rolünün jeopolitik unsurlar açısından incelenmesi
Bu rolün beşerî ve ekonomik (değişen) unsurlarla ilgili olduğu ve küresel etkiler yarattığı doğrulanır. Dolayısıyla I. öncül doğrudur.
Boru hatları insan yapımı (beşerî) ve ekonomik projelerdir, jeopolitiğin değişen unsurları arasında yer alır.
2
İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünün jeopolitik öneminin analiz edilmesi
Boğazlar fiziki coğrafya özelliğidir ve jeopolitiğin değişmeyen unsurlarındandır. Karadeniz kıyıdaşlarının açık denizlere erişimini belirlediğinden küresel ve bölgesel düzeyde stratejik öneme sahiptir. Dolayısıyla II. öncül doğrudur.
Coğrafi konum ve boğazlar gibi unsurlar jeopolitiğin değişmeyen fiziki unsurlarıdır.
3
Yer şekillerinin engebeli olmasının transit ticaret maliyetleri ve jeopolitik unsurlar açısından değerlendirilmesi
Engebeli yer şekilleri fiziki bir unsurdur, beşerî değildir. Ayrıca yüksek yapım/işletim maliyetleri rekabet gücünü artıran bir avantaj değil, dezavantaj oluşturur. Dolayısıyla III. öncül yanlıştır.
Fiziki özelliklerin yanlış sınıflandırılması ve ekonomik yansımalarının ters yorumlanmasının tespiti.

Anahtar Kavram

Jeopolitiğin Değişen ve Değişmeyen Unsurlarının Bölgesel ve Küresel Etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7084Soru

Yeryüzünde meydana gelen doğal afetlerin türleri, şiddetleri ve dağılışları coğrafi ��zelliklere bağlı olarak büyük değişiklik gösterir. Afetlerin olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için her bölgenin kendi doğal koşullarına uygun korunma yöntemleri geliştirmesi gerekmektedir.

Aşağıdaki dünya haritasında beş farklı bölge işaretlenerek gösterilmiştir.

[Harita üzerinde işaretlenen bölgeler şunlardır:
- Bölge I: Kuzey Amerika'nın batı kıyıları
- Bölge II: Kuzey Afrika (Sahra Çölü)
- Bölge III: Güneydoğu Asya (Musonlar bölgesi)
- Bölge IV: Orta Asya'nın iç kesimleri
- Bölge V: Güney Amerika'nın batı kıyıları]

Bu bölgelerde yaygın görülen afet türleri ve alınması gereken korunma önlemleriyle ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge IV'te tektonik hareketlere bağlı tsunami riski ile tropikal kasırgalar etkilidir; kıyı çizgisinde dalgakıranlar ve fırtına sığınakları inşa edilmelidir.

Cevap

Orta Asya'nın iç kesimlerinde tsunami riski ile tropikal kasırgaların etkili olduğunu belirten ve kıyı koruma önlemleri öneren ifade coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz.
Orta Asya'nın iç kesimlerinde yer alan bölge deniz ve okyanus etkisine kapalı karasal bir alandır. Bu nedenle bu bölgede okyanus tabanındaki tektonik hareketler sonucu oluşan tsunami dalgalarının görülmesi ya da tropikal kökenli kasırgaların etkili olması coğrafi açıdan mümkün değildir. Tsunami ve tropikal kasırgalar okyanus kıyılarında ve genellikle sıcak kuşakta görülen afetlerdir. Dolayısıyla bu bölge için önerilen kıyı koruma önlemleri de anlamsızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Harita üzerindeki işaretli bölgelerin coğrafi konumlarını ve bu konumların sahip olduğu temel fiziki coğrafya özelliklerini belirlemek.
Bölge I California, Bölge II Sahra Çölü, Bölge III Güneydoğu Asya, Bölge IV Orta Asya'nın iç kesimleri, Bölge V ise And Dağları kuşağıdır.
Afetlerin dağılışı doğrudan iklim, jeolojik yapı ve denize göre konum ile ilişkilidir.
2
Her bölge için verilen afet türlerinin o bölgenin iklim, yer şekilleri ve jeolojik yapısıyla uyumlu olup olmadığını kontrol etmek.
I, II, III ve V numaralı bölgelerdeki afetler coğrafi koşullarla uyumluyken; IV numaralı bölgede (Orta Asya) deniz kıyısı bulunmadığı için tsunami ve tropikal siklon görülmesi mümkün değildir.
Tsunami deniz/okyanus tabanındaki depremlerle tetiklenen dev dalgalardır; kasırgalar ise sıcak okyanuslar üzerinde oluşan tropikal fırtınalardır.
3
Yanlış eşleştirmenin yer aldığı seçeneği saptamak.
Orta Asya'nın karasal iç kesimlerinde tsunami ve tropikal kasırgaların görüleceğini belirten ifadenin yanlış olduğu kesinleşir.
Soruda coğrafi gerçeklerle bağdaşmayan seçenek aranmaktadır.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Dağılışı ve İklim/Konum İlişkisi
Soru 7085Soru

Atmosferde bulunan su buharı (H2OH_2O), karbondioksit (CO2CO_2), metan (CH4CH_4) ve azot oksit (N2ON_2O) gibi gazlar Güneş'ten gelen enerjiyi tutarak yeryüzünün sıcaklık dengesini korur. Bu duruma doğal sera etkisi denir. Ancak beşerî faaliyetler sonucu atmosferdeki sera gazı miktarının aşırı artması, sera etkisinin kuvvetlenmesine ve küresel iklim değişimine yol açar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi yeryüzünde sera etkisinin kuvvetlenerek küresel iklim değişiminin yaşanmasına yol açan doğrudan faktörlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fosil yakıt tüketiminin artmasıyla atmosfere salınan karbondioksit (CO2CO_2) oranının yükselmesi

Cevap

Fosil yakıt tüketiminin artmasıyla atmosfere salınan karbondioksit oranının yükselmesi
Doğru cevap, fosil yakıt tüketiminin artmasıyla karbondioksit oranının yükselmesidir. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil kaynakların yanması sonucu atmosfere salınan karbondioksit (CO2CO_2), en önemli sera gazlarından biridir ve sera etkisini doğrudan kuvvetlendirerek küresel iklim değişimine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Sera etkisinin tanımını ve işleyişini incelemek.
Atmosferdeki bazı gazların ısıyı tutarak yerkürenin sıcaklığını koruduğunu anlamak.
Sera etkisinin temel mekanizmasını kavramak.
2
Seçeneklerde verilen beşerî faaliyetleri sera gazı salınımı açısından değerlendirmek.
Fosil yakıt kullanımının karbondioksit (CO2CO_2) salınımını doğrudan artırdığını ve bunun da sera etkisini kuvvetlendirdiğini belirlemek.
Küresel ısınmanın doğrudan nedenini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Sera Etkisinin Kuvvetlenmesi ve Küresel İklim Değişimi Nedenleri
Soru 7086Soru

Jeopolitik konum analizlerinde fiziki coğrafya özellikleri (statik unsurlar), ülkelerin dış politikalarında uzun vadeli ve kolay kolay değişmeyen yönleri belirler. Beşerî, ekonomik ve siyasi özellikler (dinamik unsurlar) ise bu coğrafi potansiyelin zaman içindeki koşullara ve politikalara göre nasıl yönetildiğini gösterir. Türkiye’nin jeopolitik gücünün artmasında bu iki unsur grubunun birbiriyle uyumlu etkileşimi büyük öneme sahiptir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi statik bir unsurun dinamik bir siyasi/hukuki unsurla desteklenerek Türkiye’nin jeopolitik gücünü ve egemenliğini pekiştirmesine doğrudan örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asya ile Avrupa kıtaları arasında doğal bir su yolu konumunda olan İstanbul ve Çanakkale boğazlarının egemenliğinin, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası alanda tescil edilmesi

Cevap

Asya ile Avrupa kıtaları arasında doğal bir su yolu konumunda olan İstanbul ve Çanakkale boğazlarının egemenliğinin, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası alanda tescil edilmesi
Doğal birer su yolu olan İstanbul ve Çanakkale boğazları fiziki coğrafya özellikleri olarak jeopolitiğin statik (değişmeyen) unsurlarıdır. Bu boğazların statüsünü belirleyen ve Türkiye'ye tam egemenlik hakkı veren Montrö Boğazlar Sözleşmesi ise siyasi ve hukuki bir karar olarak dinamik (değişen) bir unsurdur. Statik bir konum potansiyelinin uluslararası bir sözleşmeyle tescil edilmesi, Türkiye'nin jeopolitik gücünü ve egemenliğini doğrudan pekiştiren bir etkileşim örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Jeopolitiğin statik ve dinamik unsurlarını tanımlayın.
Statik unsurlar fiziki coğrafya (coğrafi konum, yer şekilleri, iklim, su yolları vb.) gibi kolay kolay değişmeyen özelliklerdir. Dinamik unsurlar ise beşerî, ekonomik, siyasi ve hukuki gibi zamanla değişebilen özelliklerdir.
Soruda istenen statik-dinamik etkileşimini doğru analiz edebilmek için temel kavramların sınırlarını çizmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki fiziki konum unsurlarının (statik) siyasi/hukuki kararlarla (dinamik) ilişkisini ve bunun dış politika/egemenlik üzerindeki etkisini inceleyin.
İstanbul ve Çanakkale boğazları fiziki konum itibarıyla statik birer su yoludur. Bu su yolları üzerinde tam egemenlik sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ise siyasi ve hukuki bir karardır (dinamik unsur). Bu sözleşme Türkiye'nin bölgedeki jeopolitik gücünü ve egemenliğini doğrudan ve resmi olarak pekiştirmiştir.
Statik bir coğrafi potansiyelin (boğazlar), dinamik bir hukuki/siyasi enstrümanla (uluslararası sözleşme) nasıl jeopolitik avantaja dönüştürüldüğünü belirlemek gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki ekonomik ve beşerî faaliyetleri eleyin.
Turizm, tarım veya enerji santralleri inşası gibi faaliyetler ekonomik kalkınma ile ilgili olup doğrudan jeopolitik güç ve uluslararası egemenlik kavramıyla (dış politika dengeleriyle) ilişkili değildir.
Yanlış seçeneklerin neden jeopolitik egemenlik kapsamında olmadığını belirleyerek doğru cevabı netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Jeopolitiğin statik (değişmeyen) ve dinamik (değişen) unsurlarının Türkiye'nin jeopolitik konumu üzerindeki etkileşimi
Soru 7087Soru

Ülkelerin jeopolitik konumlarının belirlenmesinde etkili olan faktörler zamana karşı dirençlerine göre statik (değişmeyen) ve dinamik (değişen) unsurlar olarak sınıflandırılır. Statik unsurlar doğa tarafından belirlenen fiziki coğrafya özellikleri iken; dinamik unsurlar beşerî, ekonomik ve siyasi süreçlerle şekillenen ve zaman içinde değişime uğrayabilen özelliklerdir.

Buna göre, Türkiye’nin jeopolitik konumunu oluşturan aşağıdaki özelliklerden hangisi jeopolitiğin dinamik (değişen) unsurları kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demografik yapısı, genç nüfus oranı ve iş gücü potansiyeli

Cevap

Demografik yapısı, genç nüfus oranı ve iş gücü potansiyeli
Demografik yapı, genç nüfus oranı ve iş gücü potansiyeli beşerî coğrafya kapsamında olup zaman içinde değişebilen dinamik karakterdedir. Bu nedenle Türkiye'nin jeopolitik konumundaki dinamik unsurlar arasında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Jeopolitiğin unsurlarını sınıflandırma
Jeopolitiği oluşturan unsurlar statik (fiziki coğrafya özellikleri) ve dinamik (beşerî, ekonomik, siyasi özellikler) olarak iki gruba ayrılır.
Soruda istenen dinamik unsuru belirlemek için bu ayrımın yapılması gerekir.
2
Seçeneklerdeki fiziki ve beşerî özellikleri ayrıştırma
Boğazların varlığı, jeolojik yapı, yarımada olma ve orta kuşak iklim özellikleri doğanın sunduğu fiziki (statik) özelliklerdir. Nüfus ve iş gücü özellikleri ise beşerî (dinamik) özelliklerdir.
Fiziki özelliklerin statik, beşerî özelliklerin ise dinamik olduğunu eşleştirmek çözüme ulaşmayı sağlar.
3
Doğru seçeneği belirleme
Nüfus miktarı, yaş yapısı ve iş gücü potansiyeli zamanla değiştiği için Türkiye'nin jeopolitiğindeki dinamik unsurdur.
Sorunun kökünde istenen dinamik unsur tanımına tam olarak uyan seçeneği seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Jeopolitiğin değişen (dinamik) ve değişmeyen (statik) unsurları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7088Soru

I. Dünya Savaşı'nın son sürecinde ve hemen sonrasında yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayın��z.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Wilson İlkeleri'nin ilanı, Bulgaristan'ın savaştan çekilmesi, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması ve Musul'un işgal edilmesi şeklindedir.
Süreç Wilson İlkeleri ile başlar, Bulgaristan'ın çekilmesiyle devam eder, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasıyle mütareke devrine girilir ve nihayetinde mütarekenin ardından ilk işgaller (Musul) gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihleri saptama
Wilson İlkeleri Ocak 1918'de, Bulgaristan'ın çekilmesi Eylül 1918'de, Mondros Ateşkesi Ekim 1918'de ve Musul'un işgali Kasım 1918'de gerçekleşmiştir.
Doğru sıralama yapabilmek için her bir olayın gerçekleştiği tarihsel dilimin bilinmesi gereklidir.
2
Olaylar arasındaki neden-sonuç bağını kurma
Müttefiklerin savaştan çekilmesiyle yalnız kalan Osmanlı, Wilson İlkeleri'ne güvenerek Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalamış, ardından da işgaller başlamıştır.
Tarihsel kronolojinin mantıksal sırasını kavramak, ezber dışı doğru analiz yapmayı kolaylaştırır.
3
Olayları kronolojik sıraya koyma
Olaylar en eskiden en yeniye doğru sırasıyla Wilson İlkeleri, müttefik bağlantısının kopması, Mondros'un imzalanması ve Musul'un işgali şeklinde sıralanır.
Olayların aylara göre dizilimi bu sonucu vermektedir.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri ve Mondros Ateşkes Antlaşması süreci
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7089Soru

Türkiye'nin Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar uyguladığı ekonomi politikaları ve bu politikaların mekânsal/sektörel sonuçlarıyla ilişkili aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye ekonomi politikasındaki doğru tarihsel sıralama şu şekildedir: Aşar vergisinin kaldırılması (1925) -> I. Beş Yıllık Sanayi Planı (1934) -> Tarımda makineleşme ve karayolu hamlesi (1950'ler) -> Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması (1960) -> 24 Ocak Kararları (1980).
Cumhuriyet dönemi ekonomi politikalarının kronolojik gelişim süreci incelendiğinde; ilk olarak tarımı canlandırmak için 1925'te Aşar vergisi kaldırılmıştır. 1929 Büyük Buhranı sonrasında devletçiliğe geçilerek 1934'te I. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmıştır. 1950'lerde tarımda makineleşme ve karayolu ağırlıklı dönem yaşanmış, ardından 1960'ta DPT'nin kurulmasıyla Planlı Kalkınma Dönemi başlamış ve en son 1980 yılında 24 Ocak Kararları ile dışa açık liberal döneme geçilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarında tarımı desteklemek adına atılan adımları belirleme
Aşar vergisinin 1925'te kaldırılması ilk sıradadır.
Yeni kurulan devletin ekonomik bağımsızlık ve tarımsal kalkınma yolundaki ilk büyük adımlarındandır.
2
Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası devlet öncülüğünde yapılan sanayi hamlesini tespit etme
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın 1934'te uygulanması ikinci sıradadır.
1929 krizinin ardından özel sektörün yapamadığı yatırımları devletin üstlenmesi gerekmiştir.
3
İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen küresel dengeler ve altyapı dönüşümünü inceleme
1950'lerde Marshall Planı desteğiyle tarımda makineleşme ve karayolu yapımına odaklanılması üçüncü sıradadır.
Bu dönemde demiryollarından karayollarına geçiş yapılmış ve tarımda traktör kullanımı yaygınlaşmıştır.
4
Planlı ekonomi ve kalkınma planları döneminin başlangıcını saptama
Devlet Planlama Teşkilatı'nın 1960'ta kurulması dördüncü sıradadır.
Ekonominin kaynaklarını daha verimli ve koordineli kullanmak amacıyla planlı kalkınma dönemine geçilmiştir.
5
Dışa açık serbest piyasa ekonomisine ve küreselleşmeye geçiş adımını belirleme
24 Ocak Kararları ile ihracata dayalı modele geçilmesi (1980) son sıradadır.
İthal ikameci modelin tıkanması üzerine serbest piyasa koşullarına ve dış ticaret odaklı büyümeye yönelinmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye ekonomisinin tarihsel süreçteki yapısal dönüşümleri ve ekonomi politikaları
Soru 7090Soru

Bir maden şirketi, Türkiye'de bakır çıkarımı yapılan iki farklı bölgeden alınan numuneleri analiz etmiştir. Yapılan analiz raporunda şu bilgilere yer verilmiştir:

* I. bölgedeki yatakta yer altında bulunan toplam bakır cevheri miktarı oldukça fazladır ancak bu cevher içindeki saf metal oranı düşüktür.
* II. bölgedeki yatakta yer altında bulunan toplam bakır cevheri miktarı azdır ancak bu cevher içindeki saf metal oranı oldukça yüksektir.

Buna göre, analiz edilen maden yataklarının özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. bölgedeki yatağın rezerv miktarı fazla iken, II. b��lgedeki yatağın tenör oranı daha yüksektir.

Cevap

I. bölgedeki yatağın rezerv miktarı fazla iken, II. bölgedeki yatağın tenör oranı daha yüksektir.
Doğru seçenek, rezerv ve tenör kavramlarının tanımlarıyla tam olarak örtüşmektedir. Toplam maden miktarı fazla olan I. bölgenin rezervi yüksek, saf metal oranı yüksek olan II. bölgenin ise tenörü yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Rezerv ve tenör kavramlarının tanımlarını analiz etme
Rezerv, yer altında bulunan ve işletilebilir durumdaki toplam maden/cevher miktarıdır. Tenör ise bu cevher içindeki saf metal oranıdır.
Soruda verilen öncülleri doğru değerlendirmek için coğrafi terimlerin net olarak bilinmesi gerekir.
2
I. bölgeye ait verileri değerlendirme
I. bölgede 'toplam bakır cevheri miktarı oldukça fazladır' denilmektedir, bu da rezervinin yüksek olduğunu gösterir. 'Saf metal oranı düşüktür' ifadesi ise tenörünün düşük olduğunu gösterir.
Her bir bölge için kavramların eşleştirilmesi sağlanmalıdır.
3
II. bölgeye ait verileri değerlendirme ve karşılaştırma yapma
II. bölgede 'toplam bakır cevheri miktarı azdır' ifadesi rezervin düşük, 'saf metal oranı oldukça yüksektir' ifadesi tenörün yüksek olduğunu gösterir. Dolayısıyla I. bölgenin rezervi, II. bölgenin ise tenörü daha yüksektir.
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak doğru cevaba ulaşmak için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Rezerv ve Tenör Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7091Soru

Gideğeni (göl ayağı) bulunmayan kapalı havza göllerinin suları kimyasal açıdan tuzlu, sodalı veya acı özellik gösterdiğinden, bu göllerdeki biyoçeşitlilik ve canlı türü çeşitliliği gideğeni olan tatlı su göllerine kıyasla daha zengindir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır. Suları tatlı olan açık havza göllerindeki biyoçeşitlilik, suları tuzlu, sodalı veya acı olan kapalı havza göllerine göre her zaman daha fazladır.
İfade yanlıştır çünkü gideğeni bulunmayan göllerin sularında yüksek oranda tuz ve soda birikir. Bu olumsuz kimyasal koşullar sucul biyomlardaki canlı çeşitliliğini kısıtlayıcı bir etki yapar. Bu sebeple tatlı su gölleri biyoçeşitlilik açısından kapalı havza göllerinden çok daha zengindir.

Adım Adım Çözüm

1
Göl gideğeni ve havza özelliklerinin suyun kimyasal yapısına etkisini belirleme
Gideğeni olan göllerin suları tatlı olurken, gideğeni olmayan kapalı havza göllerinin suları tuzlu, sodalı veya acıdır.
Gölün gideğeninin olması suyun sürekli devridaim yapmas��nı sağlayarak aşırı tuzlanma ve mineral birikimini önler.
2
Suyun kimyasal yapısı ile sucul biyoçeşitlilik arasındaki ilişkiyi kurma
Tatlı su gölleri çok çeşitli bitki ve hayvan türünün yaşamasına uygun bir ortam sunarken, aşırı tuzlu ve sodalı göllerde yalnızca bu uç koşullara adapte olabilmiş sınırlı sayıda canlı türü yaşayabilir.
Yüksek kimyasal oranlar organizmaların osmoregülasyon sistemlerini olumsuz etkiler ve yaşam alanını daraltır.

Anahtar Kavram

Göllerin havza yapısı ve su kimyasının sucul biyoçeşitlilik üzerindeki belirleyici etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7092Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında barışın korunması ve ülke güvenliğinin sağlanması amacıyla atılan aşağıdaki adımları, gerçekleştikleri tarihleri esas alarak kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik s��ralama; Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olması (1932), Balkan Antantı'nın imzalanması (1934), Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması (1936) ve Sadabat Paktı'nın kurulması (1937) şeklindedir.
Doğru sıralama Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olması (1932), Balkan Antantı (1934), Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) ve Sadabat Paktı (1937) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen dış politika adımlarının gerçekleştikleri yılları tespit etmek.
Milletler Cemiyeti üyeliği 1932, Balkan Antantı 1934, Montrö Boğazlar Sözleşmesi 1936 ve Sadabat Paktı 1937 yılına aittir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir gelişmenin kesin tarihinin belirlenmesi gerekir.
2
Belirlenen yılları eskiden yeniye doğru sıralamak.
1932, 1934, 1936 ve 1937 kronolojik sıralaması elde edilir.
Soru kökünde geçmişten günümüze (kronolojik) bir sıralama istenmektedir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Kronolojisi ve Çok Taraflı Anlaşmalar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7093Soru

Şehirler, sahip oldukları baskın ekonomik, sosyal veya siyasi faaliyetlere göre çeşitli fonksiyonel özelliklere ayrılırlar. Bir şehrin gelişmesinde birden fazla fonksiyon etkili olabilse de genellikle bir fonksiyon ön plana çıkar.

Aşağıda verilen şehirler ile bu şehirlerin gelişiminde belirleyici olan baskın fonksiyonel özellikleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mekke
Venedik
Ottawa
Bakü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mekke - Dini merkez; Venedik - Turizm merkezi; Ottawa - Siyasi ve idari merkez; Bakü - Maden ve enerji merkezi.
Mekke dini fonksiyonuyla küresel ölçekte etkilidir. Venedik, tarihi ve coğrafi yapısıyla turizm fonksiyonuna sahiptir. Ottawa, Kanada'nın başkenti olarak idari fonksiyona sahiptir. Bakü ise Hazar Havzası'ndaki hidrokarbon kaynaklarıyla madencilik/enerji fonksiyonuyla öne çıkmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin coğrafi konumlarını ve gelişim süreçlerinde ön plana çıkan ekonomik/siyasi faaliyetlerini belirleyin.
Mekke kutsal topraklar/din, Venedik kanallar/turizm, Ottawa başkent/bürokrasi ve Bakü petrol/doğalgaz/madencilik özellikleri taşımaktadır.
Şehirlerin baskın fonksiyonlarını ayırt etmek doğru eşleştirmeyi yapmanın ilk adımıdır.
2
Her şehrin baskın fonksiyonel özelliğini tanım ifadeleriyle eşleştirin.
Mekke dini merkez tanımıyla, Venedik turizm merkezi tanımıyla, Ottawa idari merkez tanımıyla, Bakü ise maden/enerji merkezi tanımıyla eşleşir.
Her şehrin karakteristiği yalnızca bir tanım ile doğrudan örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin ön plana çıkan baskın fonksiyonel özellikleri ve bu özelliklerin etki alanları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7094Soru

Türk kültürü, tarihsel süreçte göçler ve fetihler aracılığıyla çok geniş bir coğrafyaya yayılmış, yayıldığı bölgelerde kalıcı maddi kültür ögeleri ve mimari eserler bırakmıştır. Aşağıda sol sütunda bu kültürün yayılış alanlarına ait bazı özellikler ve mimari eserler, sağ sütunda ise bu özelliklerin ait olduğu coğrafi bölgeler verilmiştir. Sol sütundaki açıklamaları sağ sütundaki doğru coğrafi bölgelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı, şekillendiği ve göçebe yaşam tarzına ait ögelerin doğduğu bölge (kültür ocağı)
Mostar Köprüsü ve Selimiye Camii (Nakoşevci) gibi Osmanlı dönemi mimari eserlerinin yoğunlaştığı yayılış alanı
Tac Mahal ve Agra Kalesi gibi Babür İmparatorluğu dönemi Türk-İslam mimarisi örneklerinin bulunduğu coğrafya
Mehmet Ali Paşa Camii ve Kahire Kalesi gibi Osmanlı dönemi idari ve dini yapılarının yer aldığı yayılış alanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk kültürünün doğduğu bölge (kültür ocağı) Orta Asya ile; Mostar Köprüsü Balkanlar ile; Tac Mahal Güney Asya ile; Mehmet Ali Paşa Camii ise Kuzey Afrika ile eşleşmelidir.
Türk kültürünün ortaya çıktığı kültür ocağı Orta Asya iken; yayıldığı sahalardan Balkanlar'da Mostar Köprüsü, Güney Asya'da Tac Mahal ve Kuzey Afrika'da (Mısır) Mehmet Ali Paşa Camii gibi önemli mimari eserler bırakılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür ocağının yerini belirleme
Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı ve şekillendiği bölge Orta Asya olarak tespit edilir.
Türklerin ana yurdu ve bozkır kültürünün doğuş yeri Orta Asya'dır.
2
Avrupa ve Asya'daki eserleri eşleştirme
Mostar Köprüsü Bosna-Hersek'te (Balkanlar), Tac Mahal ise Hindistan'da (Güney Asya) yer almaktadır.
Tarihsel süreçte kurulan devletlerin (Osmanlı ve Babürlüler) egemenlik sahaları bu eserlerin konumunu belirler.
3
Kuzey Afrika yayılış alanını eşleştirme
Mehmet Ali Paşa Camii ve Kahire Kalesi Mısır'da (Kuzey Afrika) yer almaktadır.
Mısır, Osmanlı döneminde Türk kültürünün Kuzey Afrika'daki en önemli yönetim ve kültür merkezlerinden biri olmuştur.

Anahtar Kavram

Türk Kültürünün Coğrafi Yayılış Alanları ve Maddi Kültürel Miras Eserleri
Soru 7095Soru

Sucul biyomların genel özellikleri ve biyoçeşitliliğin dağılışı ile ilgili;

I. Sıcak ve sığ tropikal denizlerde yer alan mercan resifleri, bünyelerinde barındırdıkları tür çeşitliliği bakımından denizel biyomların en zengin alanlarıdır.
II. Akarsu biyomlarında biyoçeşitlilik akarsu yatağı boyunca aynı kalmayıp, suyun akış hızının en yüksek olduğu kaynak (yukar�� çığır) kesimlerinde plankton ve besin tuzu bolluğuna bağlı olarak en yüksek seviyeye ulaşır.
III. Işık geçirgenliğinin olmadığı derin göl tabanlarında (bentik bölge), fotosentez faaliyetlerinin kesintisiz devam etmesi sayesinde birincil üretim üst katmanlardan daha fazladır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Yalnız I ifadesi doğrudur.
Sıcak ve sığ tropikal denizlerdeki mercan resifleri denizel biyomların en zengin alanlarıdır (I. öncül doğrudur). Akarsuların kaynak kısımları akış hızının yüksek olması nedeniyle canlılar için elverişsizdir (II. öncül yanlıştır). Göllerin ışık almayan derin bölümlerinde fotosentez yapılamadığından birincil üretim gerçekleşmez (III. öncül yanlıştır).

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün incelenmesi
Doğru
Tropikal bölgelerdeki sıcak, sığ ve temiz denizlerde oluşan mercan resifleri, canlılar için barınma, beslenme ve üreme alanları sunarak denizel biyomların en zengin ekosistemlerini oluşturur.
2
İkinci öncülün incelenmesi
Yanlış
Akarsuların kaynak kesimlerinde akış hızı yüksek, su sıcaklığı düşük ve taşınan besin maddesi azdır. Bu koşullar canlıların tutunmasını ve beslenmesini zorlaştırdığı için biyoçeşitlilik düşüktür.
3
Üçüncü öncülün incelenmesi
Yanlış
Göllerin tabanında (bentik bölgede) ışık geçirgenliği yoktur. Fotosentezin gerçekleşmesi için güneş ışığı şart olduğundan, bu karanlık katmanda fotosenteze dayalı birincil üretim yapılamaz; üretim üst (fotik) katmanlardadır.

Anahtar Kavram

Sucul biyomlarda biyoçeşitliliğin ve üretimin dağılışını belirleyen temel fiziksel ve kimyasal faktörler (ışık, akış hızı, sıcaklık ve besin maddeleri).
Soru 7096Soru

Lozan Barış Konferansı'nda alınan kararlara rağmen, Fransa başta olmak üzere bazı Avrupalı devletler Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki yabancı okulların statüsünü ve Türkçe dersi gibi eğitim müfredatı düzenlemelerini uluslararası diplomasi konusu haline getirmek istemişlerdir. Türkiye ise bu okulların kendi ulusal kanunlarına tabi olduğunu ve bu durumun bir iç mesele teşkil ettiğini savunarak yabancı devletlerle herhangi bir müzakereye girişmeyi kesin bir dille reddetmiştir.

Buna göre Türkiye'nin yabancı okullar sorunundaki bu kararlı tutumu;

I. ulusal bağımsızlık ve egemenlik haklarının korunması,
II. uluslararası ittifaklara ve paktlara öncelik verilmesi,
III. iç işlerine yönelik dış müdahalelerin engellenmesi

hedeflerinden hangilerini doğrudan desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III (Ulusal bağımsızlık ve egemenlik haklarının korunması ile iç işlerine yönelik dış müdahalelerin engellenmesi)
Türkiye'nin yabancı okullar konusunu kendi egemenlik sınırları içinde bir iç mesele olarak görmesi ve dış baskılara boyun eğmeyerek kanunlarını uygulaması, ulusal bağımsızlık ile egemenlik haklarının korunduğunu ve iç işlerine müdahalenin engellendiğini gösterir. Bu nedenle 'I ve III' ifadelerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen tarihsel durumu inceleyerek Türkiye'nin yabancı okullar konusundaki tavrını analiz etmek.
Türkiye'nin yabancı devletlerin müzakere taleplerini reddederek konuyu kendi kanunlarına göre çözdüğü görülür.
Soruyu çözebilmek için Türkiye'nin bu tavrının altında yatan temel dış politika motivasyonlarını saptamak gerekir.
2
Verilen öncülleri bu tavrın doğurduğu sonuçlarla karşılaştırmak.
Yabancı okulların iç mesele kabul edilmesi egemenlik haklarını korur (I) ve dış müdahaleyi engeller (III). Ancak bu süreçte uluslararası ittifaklara öncelik verilmesi söz konusu değildir (II).
Hangi öncüllerin doğrudan Türkiye'nin bu kararlı tutumunun hedefleri arasında yer aldığını belirlemek amacıyla bu karşılaştırma yapılır.
3
Doğru seçeneği belirleyerek sorunun çözümünü tamamlamak.
I ve III öncüllerini içeren seçeneğin doğru olduğu belirlenmiştir.
Ulaşılan analiz sonuçlarını nihai cevaba dönüştürmek için.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının Temel İlkeleri ve Yabancı Okullar Sorunu
Soru 7097Soru

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılma süreci ve yeni Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmaları aşamasında yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sırası: Glasnost ve Perestroyka reformlarının yürürlüğe girmesi (1985), Jeltoksan Olayları (1986), Ağustos Darbe Girişimi (Ağustos 1991) ve Alma-Ata Protokolü'nün imzalanması (Aralık 1991) şeklinde olmalıdır.
SSCB'nin dağılma sürecindeki gelişmeler sırasıyla: 1985'te Glasnost ve Perestroyka reformlarının ilanı, Aralık 1986'da Kazakistan'daki Jeltoksan Olayları, Ağustos 1991'de komünist muhafazakarların darbe girişimi ve 21 Aralık 1991'de Alma-Ata Protokolü'nün imzalanması şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Reform politikalarının başlangıcını belirleme
Mihail Gorbaçov'un 1985'te iktidara gelmesiyle başlattığı Glasnost ve Perestroyka politikaları kronolojik olarak ilk sıradadır.
Bu reformlar Sovyet sistemini esneterek dağılmanın önünü açmıştır.
2
Cumhuriyetlerdeki ilk kitlesel milliyetçi tepkiyi tespit etme
Aralık 1986'da Kazakistan'da yaşanan Jeltoksan Olayları ikinci sıradadır.
Reformların yarattığı serbestlik ortamında ortaya çıkan ilk büyük milliyetçi protestodur.
3
Merkezi yönetimin son çırpınışını ve darbe girişimini konumlandırma
1991 yılının Ağustos ayındaki darbe girişimi üçüncü sıradadır.
Muhafazakarların birliği kurtarma çabası başarısız olmuş ve birliğin çöküşünü geri dönülemez hale getirmiştir.
4
Birliğin hukuken sona erdiği belgeyi belirleme
21 Aralık 1991'deki Alma-Ata Protokolü son sıradadır.
Bu protokol ile BDT genişlemiş ve SSCB resmen tarihe karışmıştır.

Anahtar Kavram

SSCB'nin Dağılma Sürecindeki Kronolojik Gelişmeler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7098Soru

Aşağıdaki haritada bir alan koyu renkle gösterilmiştir.

[Görsel: Dünya Haritası]

Haritada koyu renkle gösterilen bu alanda, kereste üretimi ve tarım arazisi açma gibi amaçlarla orman kaynaklarının aşırı ve bilinçsizce tüketilmesi öncelikle aşağıdaki çevresel sorunlardan hangisine yol açar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyoçeşitliliğin hızla azalması ve canlı habitatlarının yok olması

Cevap

Biyoçeşitliliğin hızla azalması ve canlı habitatlarının yok olması
Haritada işaretlenen bölge Amazon Havzası olup, buradaki yağmur ormanlarının tahribatı canlıların yaşam alanlarını doğrudan yok ederek küresel ölçekte büyük bir biyoçeşitlilik kaybına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada koyu renkle gösterilen coğrafi bölgenin tespit edilmesi
Gösterilen alan Güney Amerika kıtasında, Ekvator çizgisi üzerinde yer alan Amazon Havzası'dır. Bu bölge dünyanın en geniş tropikal yağmur ormanlarına sahiptir.
Soruda bahsedilen doğal kaynak kullanımının yapılacağı coğrafi bölgeyi doğru analiz etmek için.
2
Bölgedeki baskın doğal kaynağın ve kullanım şeklinin belirlenmesi
Bölgedeki temel doğal kaynak ormanlardır. Ormanlar kereste elde etmek veya tarım/otlak alanı açmak amacıyla kesilerek tahrip edilmektedir.
Kaynak kullanımının çevre üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koyabilmek için.
3
Orman tahribatının bölgedeki ekolojik dengeye olan öncelikli etkisinin değerlendirilmesi
Dünya üzerindeki canlı türlerinin çok büyük bir kısmını barındıran Amazon yağmur ormanlarının yok edilmesi, bu türlerin yaşam alanlarını (habitat) ortadan kaldırır ve doğrudan biyoçeşitlilik kaybına yol açar.
Doğal kaynak kullanımı ile ortaya çıkan en önemli ve öncelikli çevresel sonucu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Orman kaynaklarının tahribatının ekosistemler ve biyoçeşitlilik üzerindeki çevresel etkileri
Soru 7099Soru

8 Aralık 1991'de Rusya, Ukrayna ve Belarus cumhuriyetleri Beloveja Ormanı'nda bir araya gelerek Sovyetler Birliği'nin sona erdirildiğini ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kurulduğunu ilan etmiştir. Ancak bu kurucu deklarasyonun Kafkasya ve Orta Asya'daki diğer Sovyet cumhuriyetlerini kapsamaması bölgede tepki uyandırmıştır. Bu dışlanmışlığı önlemek ve egemenlik haklarını uluslararası hukuk zemininde tescil ettirmek isteyen yeni Türk cumhuriyetlerinin de kat��lımıyla, 21 Aralık 1991'de BDT'nin kapsamını genişleten ve SSCB'nin resmen dağıldığını dünyaya duyuran tarihi belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alma-Ata Protokolü

Cevap

Alma-Ata Protokolü
Alma-Ata Protokolü, 21 Aralık 1991 tarihinde Kazakistan'ın o dönemki başkenti Alma-Ata'da imzalanmıştır. Bu protokol ile Orta Asya Türk Cumhuriyetleri (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) ve Azerbaycan dahil olmak üzere 11 eski Sovyet cumhuriyeti Bağımsız Devletler Topluluğu'na katılmış, böylece Minsk Anlaşması'nın dar kapsamı genişletilmiş ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) hukuken ve fiilen sona erdiği resmen ilan edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Minsk Anlaşması'nın kapsamını ve oluşturduğu diplomatik dışlanma sorununu analiz etmek.
8 Aralık 1991'de imzalanan Minsk Anlaşması ile BDT kurulmuş ancak bu kurucu deklarasyon Orta Asya ve Kafkasya'daki Türk cumhuriyetlerini dışarıda bırakmıştır.
Yeni kurulan bu birliğin coğrafi sınırlarının ve katılımcı devletlerinin kapsamını belirlemek sorunun çıkış noktasını anlamak için gereklidir.
2
Yeni bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetlerinin egemenlik arayışını ve bu süreçte katıldıkları diplomatik girişimi değerlendirmek.
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi devletlerin katılımıyla yeni bir protokol ihtiyacı doğmuştur.
Türk cumhuriyetlerinin dışlanmasını önlemek ve uluslararası alanda egemen devletler olarak tanınmalarını sağlamak amaçlanmıştır.
3
21 Aralık 1991'de imzalanan belgenin adını ve tarihi önemini tespit etmek.
Kazakistan'ın başkentinde imzalanan Alma-Ata Protokolü ile 11 cumhuriyet BDT'ye dahil olmuş ve SSCB hukuken ve fiilen sona ermiştir.
Tarihi bilgiyi ve belgenin adını doğrudan soruda geçen bilgilerle eşleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) genişlemesi ve SSCB'nin resmi olarak sona ermesinde Alma-Ata Protokolü'nün rolü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7100Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu ve Güney cephelerinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik s��ralaması: Maraş'ta halk direnişinin başarıya ulaşması (12 Şubat 1920), Gümrü Antlaşması'nın imzalanması (3 Aralık 1920), Antep'e 'Gazi' unvanının verilmesi (8 Şubat 1921) ve Fransa ile Ankara Antlaşması'nın yapılması (20 Ekim 1921) şeklindedir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru: Maraş'tan Fransızların çekilmesi (12 Şubat 1920) -> Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920) -> Antep'e Gazi unvanı verilmesi (8 Şubat 1921) -> Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Maraş savunmasının tarihini belirleme
Maraş'ta Fransız ve Ermeni işgaline karşı sivil halkın başlattığı direniş, 12 Şubat 1920'de işgal güçlerinin şehri tahliye etmesiyle zaferle sonuçlanmıştır.
Milli Mücadele'nin Güney Cephesi'ndeki ilk büyük sivil direniş başarılarından birinin tarihsel konumunu tespit etmek gerekir.
2
Gümrü Antlaşması'nın tarihini belirleme
Doğu Cephesi'nde Ermenilere karşı kazanılan zaferin ardından 3 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması imzalanmıştır.
TBMM'nin uluslararası alandaki ilk askeri ve siyasi başarısı olan bu antlaşmanın kronolojik yerini saptamak gerekir.
3
Antep'e Gazi unvanı verilme tarihini belirleme
Antep halkının sivil direnişi sürerken, TBMM tarafından şehre 8 Şubat 1921'de 'Gazi' unvanı verilmiştir.
Kuşatma altındaki şehre moral vermek amacıyla yapılan bu yasal düzenlemenin tarihini belirlemek gerekir.
4
Ankara Antlaşması'nın tarihini belirleme
Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki Türk zaferinin ardından Fransa ile 20 Ekim 1921'de Ankara Antlaşması imzalanarak Güney Cephesi resmen kapanmıştır.
Fransızların Anadolu'dan tamamen çekilmesini sağlayan bu diplomatik gelişmenin tarihsel sürecini netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney Cepheleri Kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 355 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin