Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7061Soru

Türkiye’nin dış politikasında ve küresel ilişkilerinde yön belirleyici olan jeopolitik konumunun analizi yapılırken kullanılan unsurlar; fiziki coğrafyaya dayalı "statik (değişmeyen) unsurlar" ile beşerî, ekonomik ve siyasi coğrafyaya dayalı "dinamik (değişen) unsurlar" olarak sınıflandırılır. Genellikle statik unsurlar dinamik unsurların gelişmesi için bir zemin hazırlasa da bazı durumlarda dinamik unsurlardaki değişimler statik unsurların önem derecesini doğrudan etkileyebilir.

Buna göre, Türkiye’nin jeopolitiğiyle ilgili aşağıdaki durumlardan hangisi, dinamik unsurların zamanla değişerek ülkenin sahip olduğu statik unsurlardan birinin stratejik değerini doğrudan etkilediğine örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik faaliyetlerinin ve deniz ticaret hacimlerinin artmasıyla, İstanbul ve Çanakkale boğazlarının küresel ölçekteki stratejik öneminin yükselmesi

Cevap

Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik faaliyetlerinin ve deniz ticaret hacimlerinin artmasıyla, İstanbul ve Çanakkale boğazlarının küresel ölçekteki stratejik öneminin yükselmesi
Doğru cevap, Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik faaliyetlerinin ve deniz ticaret hacimlerinin artmasıyla boğazların öneminin yükselmesidir. Bu seçenekte, dinamik bir süreç olan bölgesel ekonomik ve ticari gelişmelerin, fiziki (statik) bir unsur olan boğazların stratejik/jeopolitik değerini doğrudan etkilediği belirtilmiştir. Diğer durumlarda ise fiziki coğrafya özellikleri (iklim, jeolojik yapı, yarımada olma, su kaynakları) gibi statik unsurların beşerî ve ekonomik faaliyetleri (turizm, sanayi, ulaşım, tarım) etkilemesi söz konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Jeopolitiğin statik ve dinamik unsurlarını belirlemek.
İstanbul ve Çanakkale boğazları, nehirler, yarımada olma, jeolojik yapı ve iklim özellikleri fiziki coğrafya ile ilişkili oldukları için statik (değişmeyen) unsurlardır. Ekonomik faaliyetler, ticaret hacmi, turizm, sanayi ve tarımsal üretim ise beşerî ve ekonomik coğrafya ile ilişkili oldukları için dinamik (değişen) unsurlardır.
Soruda istenen etkileşimin yönünü doğru analiz edebilmek için öncelikle hangi unsurların statik, hangilerinin dinamik olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki etkileşimin yönünü analiz etmek.
İklimin turizmi etkilemesi (statik -> dinamik), jeolojik yapının sanayiyi etkilemesi (statik -> dinamik), yarımada konumunun taşımacılığı etkilemesi (statik -> dinamik) ve nehirlerin tarımsal sulamayı etkilemesi (statik -> dinamik) süreçlerini barındırır. Karadeniz havzasındaki ticari gelişmelerin (dinamik) boğazların stratejik önemini etkilemesi ise dinamik bir unsurun statik bir unsura olan etkisidir.
Sorunun kökünde belirtilen 'dinamik unsurların zamanla değişerek statik unsurların değerini etkilemesi' yönündeki ilişkiyi bulmak.
3
Doğru seçeneği doğrulamak.
Karadeniz ticaret hacminin artmasının boğazların değerini etkilemesi durumu aranan dinamik -> statik etkileşim yönüne tam olarak uymaktadır.
Sorunun kökündeki şartı sağlayan tek seçeneğin bu olduğunu kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Jeopolitik konumun statik (fiziki) ve dinamik (beşerî/ekonomik) unsurları arasındaki nedensellik ilişkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7062Soru

I. Dünya Sava��ı sürecinde İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti topraklarını paylaşmak amacıyla kendi aralarında yaptıkları gizli antlaşmalar ve bu antlaşmaların dünya kamuoyuna duyurulması sürecindeki aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama: İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'nın yapılması, Sykes-Picot Antlaşması'nın imzalanması, Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın yapılması ve Bolşevik yönetiminin gizli antlaşmaları ifşa etmesi şeklindedir.
Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması 1915 yılındaki İstanbul (Boğazlar) Antlaşması ile başlar, 1916 yılındaki Sykes-Picot Antlaşması ve 1917 yılındaki Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ile devam eder. Son olarak, 1917 yılının sonunda Bolşevik Rusya'nın gizli antlaşmaları ifşa etmesiyle süreç tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin gerçekleştiği tarihleri belirleme
İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'nın Mart-Nisan 1915'te, Sykes-Picot'nun Mayıs 1916'da, Saint-Jean-de-Maurienne'in Nisan 1917'de imzalandığı ve gizli antlaşmaların ifşasının ise Aralık 1917'de gerçekleştiği belirlenir.
Doğru kronolojik sıralamayı oluşturabilmek için her bir olayın gerçekleşme zamanını netleştirmek gerekir.
2
Tarihleri eskiden yeniye doğru sıralama
İstanbul (Boğazlar) Antlaşması -> Sykes-Picot Antlaşması -> Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması -> Gizli Antlaşmaların İfşası sıralaması elde edilir.
Soruda bizden kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru bir sıralama yapılması istenmiştir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Sırasındaki Gizli Antlaşmaların Kronolojik Gelişimi ve Paylaşım Planları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7063Soru

İkinci Dünya Savaşı yıllar��nda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill arasında Ocak 1943'te Adana'da, ardından Aralık 1943'te ise Kahire'de üst düzey diplomatik görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde müttefikler, Türkiye'nin kendi yanlarında savaşa fiilen katılmasını talep etmişlerdir. Türkiye ise ilkesel olarak müttefiklerin yanında savaşa katılmayı kabul etmekle birlikte, fiili katılımı ertelemeyi başarmıştır. Türkiye'nin Adana ve Kahire görüşmelerinde savaşa fiili katılımı geciktirmek adına öne sürdüğü temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk ordusunun savunma gücü ve teçhizat bakımından yetersiz olması gerekçe gösterilerek talep edilen askerî yard��mların müttefiklerce tam olarak karşılanmaması

Cevap

Türk ordusunun savunma gücü ve teçhizat bakımından yetersiz olması gerekçe gösterilerek talep edilen askerî yardımların müttefiklerce tam olarak karşılanmaması
Türkiye, müttefiklerin savaşa katılma yönündeki yoğun baskılarını savuşturmak amacıyla ordusunun teknik yetersizliğini ve savunma kapasitesindeki eksiklikleri ileri sürmüştür. Adana ve Kahire Konferanslarında bu eksikliklerin giderilmesi için müttefiklerden yardım talep edilmiş, müttefiklerin bu yardımları tam ve zamanında ulaştıramaması ise savaşa fiilen girilmesini ertelemek için en güçlü diplomatik koz olarak kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Adana ve Kahire konferanslarının tarihsel amacını analiz edin.
Müttefik devletler (özellikle İngiltere), Türkiye'nin jeopolitik konumundan yararlanarak onu savaşa dahil etmeye çalışmıştır.
Söz konusu konferansların uluslararası niteliğini kavramak.
2
Türkiye'nin savaş dışı kalmak için yürüttüğü aktif tarafsızlık stratejisini değerlendirin.
İsmet İnönü liderliğindeki Türk diplomasisi, savaşa girmeyi tamamen reddetmek yerine şartlı kabul stratejisi izlemiştir.
Türkiye'nin diplomatik manevra alanını belirlemek.
3
Türkiye'nin müttefiklere sunduğu somut teknik şartı tespit edin.
Türk ordusunun modern silahlara ve yeterli askerî malzemeye sahip olmadığı, müttefiklerin bu eksiklikleri tam olarak gidermesi gerektiği şart koşulmuştur. Bu yardımlar tamamlanmadığı için Türkiye fiilen savaşa katılmamıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için en önemli askeri-diplomatik argümanı belirlemek.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin dış politikası ve aktif tarafsızlık stratejisi çerçevesindeki diplomatik görüşmeleri (Adana ve Kahire Konferansları)
Soru 7064Soru

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye, savaşın getirdiği yıkımdan korunmak ve toprak bütünlüğünü güvence altına almak amacıyla etkin bir denge politikası yürütmüştür. Hem Müttefik hem de Mihver devletleriyle ilişkilerini diplomatik çerçevede sürdüren Türkiye, savaşın gidişatına göre kararlar almıştır.

Bu politika çerçevesinde Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı yıllarında (1939-1945) gerçekleştirdiği diplomatik girişimler ve imzaladığı antlaşmalar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde yaşanan dış politika gelişmelerinden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyetler Birliği'nin Boğazlar üzerindeki taleplerine karşı Batı ittifakının desteğini almak amacıyla Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesindeki askeri ve ekonomik yardımların fiilen uygulanmaya başlanması

Cevap

Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesindeki yardımların uygulanmaya başlanması seçeneği, İkinci Dünya Savaşı yıllarında değil, savaştan sonraki Soğuk Savaş döneminde (1947-1948 yılları ve sonrasında) gerçekleştiği için savaş dönemi gelişmelerinden biri değildir.
Doğru yanıt, Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesindeki yardımların fiilen uygulanmaya başlanmasını içeren seçenektir. Çünkü bu iki gelişme İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1947 ve 1948 yıllarında Soğuk Savaş koşullarında ortaya çıkmıştır. Savaş dönemi (1939-1945) dış politikası kapsamında yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) boyunca izlediği dış politika stratejilerini ve imzaladığı antlaşmaları kronolojik ve tematik olarak inceleyin.
Savaşın başlangıcında İngiltere ve Fransa ile Karşılıklı Yardım Antlaşması imzalandığı, 1941'de ise Almanya ile Dostluk ve Saldırmazlık Paktı yapılarak tarafsızlık politikasının dengelendiği görülür.
Türkiye'nin savaşa fiilen girmeden her iki blokla da ilişkilerini sürdürme amacını doğrulamak için.
2
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin savaş sürecindeki rolünü ve savaş ilanının nedenlerini analiz edin.
Türkiye, Montrö'den doğan haklarını kullanarak Boğazlar'ı savaşan devletlerin gemilerine kapatmıştır. Savaşın sonuna doğru ise Yalta Konferansı kararları gereği Birleşmiş Milletler kurucu üyeliği için Mihver devletlerine savaş ilan etmiştir.
Boğazlar üzerindeki egemenliğin korunması ve savaş sonrasındaki uluslararası düzende yer alma hedefini değerlendirmek için.
3
Truman Doktrini ve Marshall Planı'nın tarihsel arka planını ve dönemini kontrol edin.
Bu iki gelişme, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra başlayan Soğuk Savaş sürecinde, SSCB tehdidine karşı ABD'nin Türkiye ve Yunanistan'a yönelik başlattığı yardım politikalarıdır.
Bu politikaların savaş dönemi (1939-1945) dışındaki bir zaman dilimine ait olduğunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Sürecinde Türkiye'nin Dış Politikası ve Denge Sratejisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7065Soru

Aşağıdaki dünya haritasında, Kuzey Yarım Küre'nin yüksek enlemlerinde geniş bir kuşak oluşturan belirli bir karasal biyomun coğrafi dağılışı taranarak gösterilmiştir.

Haritada dağılışı gösterilen bu biyom ve bu biyomdaki ekolojik özellikler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sert kış şartlarına uyum sağlamış, soğuğa dayanıklı iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (tayga) ile bu ormanlar altında gelişen podzol topraklar, biyomun en belirgin özelliklerindendir.

Cevap

Sert kış şartlarına uyum sağlamış, soğuğa dayanıklı iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (tayga) ile bu ormanlar altında gelişen podzol topraklar, biyomun en belirgin özelliklerindendir.
Haritada koyu renkli olarak taranmış alanlar iğne yapraklı orman (tayga/boreal ormanlar) biyomunun yayılış alanıdır. Bu biyom, sert karasal iklimin hüküm sürdüğü yüksek enlemlerde (Kanada, İskandinavya ve Sibirya) görülür. Düşük sıcaklıklara dayanıklı çam, göknar ve ladin gibi iğne yapraklı ağaçlar bu biyomun karakteristik bitki örtüsüdür. Soğuk ve nemli iklim koşullarında yıkanmanın etkisiyle oluşan podzol topraklar da bu biyomun zeminini kaplar. Dolayısıyla iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar ve podzol topraklar ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada taranmış olarak gösterilen bölgenin coğrafi konumu ve iklim özelliklerini analiz etmek.
Haritada taranmış alanlar Kanada'nın kuzey kesimleri, İskandinavya ve Sibirya'yı kapsamaktadır. Bu alanlar sert karasal iklimin hâkim olduğu bölgelerdir.
Bölgenin hangi biyom tipine ait olduğunu belirlemek için konum ve iklim ilişkisini kurmak gerekir.
2
Sert karasal iklim bölgelerinde görülen biyom türünü ve bunun bitki örtüsü ile toprak yapısı özelliklerini belirlemek.
Bu iklim tipinde iğne yapraklı orman (tayga) biyomu yaygındır. Nemli ve soğuk bu iklim şartlarında podzol adı verilen toprak tipi gelişmiştir.
Biyomun canlılar ve cansız çevre unsurları (toprak) arasındaki karakteristik ilişkilerini tespit etmek için.
3
Seçenekleri inceleyerek doğru olan biyom özelliğini doğrulamak ve yanlış seçeneklerdeki kavramsal yanılgıları ayırt etmek.
İğne yapraklı ormanlar ve podzol topraklar biyomun temel özelliklerindendir ifadesi kesin olarak doğrudur.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak ve diğer çeldiricilerdeki paleocoğrafya, azot döngüsü, ozon tabakası ve heyelan/erozyon yanılgılarını elemek.

Anahtar Kavram

İ��ne yapraklı orman (tayga) biyomunun coğrafi dağılışı, iklim, toprak ve bitki örtüsü adaptasyonları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7066Soru

Türkiye'de bir maden arama şirketinin Sivas Divriği yakınlarında keşfettiği yeni bir demir yatağına ait hazırlanan teknik raporda şu bilgilere yer verilmiştir:

* Bölgedeki toplam işletilebilir maden cevheri miktarı oldukça fazladır ve uzun yıllar üretime katkı sağlayacak boyuttadır.
* Ancak çıkarılan cevher içindeki saf demir oranı düşük olduğundan, metalin taş ve topraktan arındırılması yüksek maliyetli tesis yatırımları gerektirmektedir.

Buna göre, raporda belirtilen demir yatağının özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezervi yüksek, tenörü düşüktür.

Cevap

Rezervi yüksek, tenörü düşüktür.
Rapor incelendiğinde, maden yatağında bulunan toplam işletilebilir maden miktarı (rezerv) oldukça fazla olarak nitelendirilmiş; buna karşın cevher içindeki saf metal oranının (tenör) düşük olduğu ve arındırma işleminin yüksek maliyet gerektirdiği belirtilmiştir. Dolayısıyla yatağın rezervinin yüksek, tenörünün ise düşük olduğu söylenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen teknik rapordaki kavramsal ifadeleri belirlemek.
Toplam işletilebilir maden miktarının rezervi, saf demir oranının ise tenörü temsil ettiği saptanır.
Rezerv ve tenör kavramlarının coğrafi tanımlarını doğru yapabilmek için.
2
Rapordaki verileri bu kavramlarla ilişkilendirmek.
Toplam cevher miktarının fazla olması rezervin yüksek olduğunu, saf demir oranının düşük olması ise tenörün düşük olduğunu gösterir.
Verilen durum analizinin coğrafi terimlerle ifadesini bulmak için.
3
Seçenekler arasından rezervin yüksek, tenörün düşük olduğunu belirten doğru yargıyı seçmek.
Rezervin yüksek, tenörün düşük olduğu seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Çelişen ya da kavramları yanlış eşleştiren diğer seçenekleri elemek için.

Anahtar Kavram

Madenlerde rezerv ve tenör kavramlarının tanımları ile işletilebilirlik ilişkisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7067Soru

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde ham maddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım imkânları ve pazar gibi coğrafi faktörler belirleyicidir. Bazı sanayi kolları ham maddenin çabuk bozulabilir olması veya taşıma maliyetinin yüksekliği nedeniyle doğrudan ham madde kaynağı çevresinde kurulurken, bazıları ise ham maddenin ithal edilmesi veya mamul maddenin pazarlanması kolaylığı nedeniyle liman kentlerinde ya da büyük tüketim merkezlerinde yoğunlaşmıştır.

Aşağıdaki haritada üç farklı sanayi tesisinin yer aldığı merkezler numaralandırılarak gösterilmiştir.

Bu merkezlerdeki sanayi tesisleri ve kuruluş yeri seçimleriyle ilgili;

I.I. II numaralı merkezde gübre fabrikasının kurulmasında, bu alanda zengin yerli fosfat yataklarının bulunması belirleyici olmuştur.
II.II. IIII numaralı merkezde kâğıt fabrikasının konumlandırılmasında, ham madde kaynağına yakınlık ve üretim sürecinde ihtiyaç duyulan su kaynaklarının bolluğu etkili olmuştur.
III.III. IIIIII numaralı merkezde yer alan gübre fabrikasının kuruluş yeri seçiminde, bölgede çıkarılan yerli ham madde kaynağına yakınlık esas alınmıştır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IIII ve IIIIII

Cevap

İkinci ve üçüncü ifadelerin birlikte doğru olduğu seçenek doğru cevaptır.
İkinci ve üçüncü öncüller doğrudur. Muğla (Dalaman) çevresi zengin orman varlığına ve su kaynaklarına sahip olduğundan kâğıt sanayisi için uygun koşulları sağlar (ham maddeye yakınlık). Mardin (Mazıdağı) ise Türkiye'de yerli fosfat yataklarının çıkarıldığı tek alan olup gübre fabrikasının kuruluşunda doğrudan ham maddeye yakınlık rol oynamıştır. Bandırma'da ise yerli fosfat yatağı bulunmadığından tesis ulaşım ve ithalat kolaylığına dayalı kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritadaki merkezleri ve burada yer alan sanayi tesislerini tanımlama
II numaralı merkez Bandırma (Balıkesir) gübre sanayisi, IIII numaralı merkez Muğla (Dalaman) kâğıt sanayisi, IIIIII numaralı merkez ise Mardin (Mazıdağı) gübre sanayisidir.
Soruda verilen öncüllerin doğruluğunu harita üzerindeki coğrafi konumlarla eşleştirmek için.
2
II numaralı merkezin kuruluş yeri faktörünü inceleme
Bandırma'da gübre sanayisinin kuruluşu yerli fosfat yataklarına dayanmaz. Burası ithal fosfatın liman yoluyla getirilmesi ve ulaşım/pazar kolaylığı nedeniyle seçilmiştir. Dolayısıyla birinci ifade yanlıştır.
Gübre üretiminde yerli kaynak ile ithalat ayrımını analiz etmek için.
3
IIII numaralı merkezin kuruluş yeri faktörünü inceleme
Muğla (Dalaman) orman varlığı açısından zengindir ve kâğıt fabrikalarının üretim sürecinde yüksek miktarda suya ihtiyaç duyulur. Bu nedenle kâğıt fabrikasının kurulmasında ham madde ve su kaynaklarına yakınlık etkilidir. İkinci ifade doğrudur.
Kâğıt sanayisindeki orman ürünleri ve su kaynağı ilişkisini doğrulamak için.
4
IIIIII numaralı merkezin kuruluş yeri faktörünü inceleme
Mardin (Mazıdağı), Türkiye'nin en önemli ve tek aktif yerli fosfat (gübre ham maddesi) yataklarının bulunduğu yerdir. Buradaki fabrikanın kurulmasında doğrudan ham maddeye yakınlık esas alınmıştır. Üçüncü ifade doğrudur.
Güneydoğu Anadolu'daki fosfat yataklarının sanayi tesisiyle ilişkisini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de kimya (gübre) ve orman ürünleri (kâğıt) sanayi kollarının coğrafi dağılışını belirleyen ham madde, ulaşım ve pazar faktörleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7068Soru

Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinin lideri Ebulfeyz Elçibey, 'Bizim mücadelemiz sadece siyasi bir rejim değişikliği ya da yeni bir devlet kurma arayışı değildir; bu mücadele, on yıllardır maruz kaldığımız kültürel asimilasyona karşı milli kimliğimizi, dilimizi ve tarihimizi koruma davasıdır.' demiştir.

Elçibey'in bu ifadesinden hareketle, SSCB'nin dağılma sürecinde Türk cumhuriyetlerinde ortaya çıkan bağımsızlık hareketleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi egemenlik arayışının, milli ve kültürel varlığı koruma gayesiyle doğrudan bütünleştiği

Cevap

Siyasi egemenlik arayışının, milli ve kültürel varlığı koruma gayesiyle doğrudan bütünleştiği
Ebulfeyz Elçibey'in ifadesinde siyasi bağımsızlığın yanı sıra dil, tarih ve kültür gibi milli değerlerin asimilasyona karşı korunmasının önemi vurgulanmıştır. Bu durum, siyasi egemenlik arayışının kültürel ve milli kimliği koruma gayesiyle iç içe geçtiğini ve bir bütün oluşturduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Ebulfeyz Elçibey'in verilen sözündeki temel vurguyu analiz etmek.
Elçibey'in, mücadelenin sadece yeni bir devlet kurmak (siyasi bağımsızlık) değil, asimilasyona karşı dil, tarih ve kültürü (milli kimlik) korumak olduğunu belirttiği tespit edilir.
Soru kökünün bizden istediği çıkarımı doğru yapabilmek için öncüldeki anahtar kavramları belirlemek gerekir.
2
Çıkarılan bu temel vurguyu seçeneklerle karşılaştırmak.
Siyasi egemenlik ile kültürel ve milli varlığın korunmasının bir bütün olarak ele alındığı seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Elçibey'in sözünde geçen iki ana unsurun (yeni devlet kurma ve kültürel asimilasyona karşı durma) birbiriyle ilişkisini yansıtan yargıyı bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

SSCB'nin Dağılma Süreci ve Türk Cumhuriyetlerinin Bağımsızlık Mücadelesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7069Soru

XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşanan iç isyanlar, askeri ve mali çözülmelerle ilgili;

I. Tımar sisteminin aksaması taşrada güvenlik zafiyetine yol açmış ve Celali İsyanları'nın yayılmasını hızlandırmıştır.
II. Kapıkulu Ocaklarına devşirme kanununa aykırı olarak asker alınması, askeri disiplini bozarken hazine üzerindeki ulufe yükünü artırmıştır.
III. Taşradaki ayaklanmaların temel çıkış noktasını, Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik ve bağımsızlık fikirleri oluşturmuştur.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II ifadeleri doğrudur.
Birinci ve ikinci öncüllerde yer alan yargılar tarihsel olarak doğrudur. Tımar sisteminin bozulması taşrada güvenlik zafiyeti yaratarak Celali İsyanları'na zemin hazırlamış, Kapıkulu sistemine kanun dışı asker alımı ise ulufe harcamalarını artırmıştır. Üçüncü öncül ise kronolojik olarak tutarsızdır (anakronizm).

Adım Adım Çözüm

1
Tımar sisteminin etkilerini analiz etme.
Tımar sisteminin bozulması taşra güvenliğini sarsmış, dirlik sahiplerinin asker yetiştirememesine ve işsiz kalan köylülerin Celali isyanlarına katılmasına yol açmıştır. Dolayısıyla birinci öncül doğrudur.
Tımar ve Celali isyanları arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurmak.
2
Kapıkulu askerî sistemindeki değişimi değerlendirme.
Devşirme nizamına aykırı şekilde yeniçeri ocağına asker alınması, ocak disiplinini çökertmiş ve maaş alan asker sayısını kontrolsüzce artırarak maliyeye büyük yük getirmiştir. Dolayısıyla ikinci öncül doğrudur.
Askeri bozulmanın hazineye olan mali etkisini saptamak.
3
Fransız İhtilali ve milliyetçilik akımının zaman dilimini inceleme.
Fransız İhtilali 1789'da gerçekleşmiştir. 17. yüzyıldaki Celali, Merkez (İstanbul) veya Suhte isyanlarında milliyetçilik ya da bağımsız devlet kurma fikri bulunmamaktadır. Dolayısıyla üçüncü öncül yanlıştır.
Tarihsel kronolojiyi test ederek anakronizmi tespit etmek.

Anahtar Kavram

XVII. Yüzyıl Osmanlı Askeri, Mali ve Sosyal Çözülmeleri
Soru 7070Soru

Küresel ölçekte doğal afetlerin coğrafi dağılışı ve bu afetlere karşı alınabilecek önlemler hakkında araştırma yapan bir afet yönetim kuruluşu, hazırladığı raporda bazı bölgelerdeki baskın doğal afet riskini ve bu riski azaltmaya yönelik en öncelikli tedbiri şu şekilde açıklamıştır:

* I. Bölge (Kuzey Amerika'nın güneydoğu kıyıları): Tropikal siklon (kasırga) riskine karşı sığınakların inşa edilmesi ve meteorolojik erken uyarı sistemlerinin entegre edilmesi.
* II. Bölge (Kuzey Afrika'da Sahel kuşağı): Kuraklık ve çölleşme riskine karşı yeşil kuşak projeleri ile kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin ekiminin yaygınlaştırılması.
* III. Bölge (İskandinav Yarımadası'nın doğusu): Şiddetli deprem ve tsunami riskine karşı binaların sismik izolatörlerle güçlendirilmesi ve kıyı koruma duvarlarının yapılması.
* IV. Bölge (Güney Asya'da Ganj Havzası): Muson yağmurlarının neden olduğu sel ve taşkın riskine karşı akarsu yataklarının ıslah edilmesi ve taşkın ovalarının yerleşime kapatılması.
* V. Bölge (Güney Amerika'da And Dağları kuşağı): Eğimli ve engebeli yamaçlarda çığ ve kütle hareketleri (heyelan) riskine karşı yamaçların taraçalandırılması ve koruyucu bariyerlerin kurulması.

Buna göre, raporda belirtilen bölgelerin coğrafi özellikleri dikkate alındığında, hangi bölge için öngörülen doğal afet riski ve buna yönelik geliştirilen koruyucu önlem coğrafi gerçeklerle uyuşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. B��lge

Cevap

III. Bölge (İskandinav Yarımadası'nın doğusu)
Doğru cevap olarak belirlenen III. Bölge (İskandinav Yarımadası'nın doğusu - İsveç ve Finlandiya'yı kapsayan alan), jeolojik açıdan oldukça yaşlı ve kararlı bir yapıya sahip olan Baltık Kalkanı üzerinde yer alır. Aktif levha sınırlarına ve okyanus çukurluklarına çok uzak olan bu bölgede şiddetli deprem ve tsunami görülme olasılığı son derece düşüktür. Bu nedenle sismik izolatör kullanılması ve kıyı koruma duvarlarının yapılması gibi önlemler bu bölge için birinci öncelikli koruyucu tedbirler olamaz ve coğrafi gerçeklerle uyuşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Raporda sunulan beş bölgenin küresel harita üzerindeki konumlarını ve jeolojik/klimatik özelliklerini belirlemek.
I. Bölge tropikal sıcak okyanus kıyıları, II. Bölge çöl sınırı yarı kurak kuşağı, III. Bölge eski yaşlı masif kalkan arazisi, IV. Bölge bol yağışlı muson havzası, V. Bölge ise genç kıvrım dağ kuşağıdır.
Doğal afetlerin türü ve dağılışı doğrudan o bölgenin jeolojik yapısı, iklim koşulları ve yer şekilleriyle ilişkilidir.
2
Her bölgeye atfedilen afet risklerinin o bölgenin fiziki coğrafyasıyla uyumunu kontrol etmek.
I. Bölge tropikal siklonlar, II. Bölge kuraklık, IV. Bölge sel ve taşkın, V. Bölge ise çığ ve kütle hareketleri yönünden yüksek risk taşır. Ancak III. Bölge olan Doğu İskandinavya (İsveç-Finlandiya çevresi) aktif levha sınırlarından uzakta yer alan çok kararlı bir yapıya (Baltık Kalkanı) sahip olduğundan deprem ve tsunami riski yok denecek kadar azdır.
Deprem ve tsunami gibi tektonik afetlerin görülebilmesi için levha sınırları, okyanus hendekleri veya aktif fay hatlarının varlığı gerekir. Eski kıta çekirdeklerinde bu koşullar bulunmaz.
3
Coğrafi gerçeklerle uyuşmayan eşleştirmeyi seçerek doğru cevaba ulaşmak.
III. Bölge için belirtilen risk ve bu riske karşı önerilen deprem/tsunami önlemleri bölgenin kararlı jeolojik yapısıyla uyuşmamaktadır. Bu nedenle doğru cevap III. Bölge seçeneğidir.
Baltık Kalkanı üzerinde yer alan kararlı arazilere sahip bir bölgede deprem ve tsunamiye karşı sismik izolatör veya tsunami duvarı gibi önlemlerin öncelikli tedbir olarak planlanması coğrafi açıdan yanlıştır.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin küresel coğrafi dağılışı, levha sınırları ile kararlı masif arazilerin konumu ve afetlere uygun koruyucu önlemlerin belirlenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7071Soru

İnsanlar, yaşamlarını sürdürmek ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla doğal çevre üzerinde çeşitli değişiklikler yaparlar. Bu değişikliklerin bir kısmı doğal sistemlerin işleyişine zarar vererek çevre kirliliğine ve çeşitli çevre sorunlarına yol açar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan insan faaliyetlerinin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerine örnek gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Volkanik patlamalar sırasında atmosfere yayılan küllerin güneş ışınlarını engellemesi

Cevap

Volkanik patlamalar sırasında atmosfere yayılan küllerin güneş ışınlarını engellemesi
Volkanik patlamalar, gücünü yerin derinliklerindeki magmadan alan jeolojik kökenli doğal süreçlerdir. Bu olayların meydana gelmesinde veya çevreye olan etkilerinde doğrudan ya da dolaylı bir insan müdahalesi veya faaliyeti söz konusu değildir. Dolayısıyla, bu durum doğal sistemlerin kendi işleyişinin bir parçasıdır ve insan faaliyetlerinin olumsuz etkisi olarak nitelendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki olumsuz ifadenin ve temel kavramın analiz edilmesi
Soruda doğrudan insan faaliyeti (beşerî süreç) sonucu oluşmayan, yani doğal bir süreçle gerçekleşen çevre olayının tespit edilmesi istenmektedir.
Soruyu doğru yanıtlamak için seçeneklerdeki olayların kökeninin (beşerî mi yoksa doğal mı) ayırt edilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların kökenlerinin değerlendirilmesi
Termik santraller, tarımda kimyasal gübre kullanımı, sanayi atıkları ve açık ocak madenciliği doğrudan insan faaliyetleridir. Volkanik patlamalar ise tamamen doğal süreçlerin bir sonucudur.
Doğal süreçlerle beşerî süreçleri birbirinden ayırmak sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

İnsan ve Doğal Çevre Etkileşimi
Tahmini Süre:45s
Soru 7072Soru

Türkiye ekonomisinde tarım, hayvancılık, sanayi ve ulaşım sektörleri fiziki ve beşerî coğrafya faktörlerinin yakın etkileşimi altında gelişme göstermektedir. Bu etkileşim sürecinin doğru analiz edilmesi, ülke kaynaklarının verimli kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır.

Buna göre, Türkiye ekonomisini etkileyen coğrafi faktörlerle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ege Bölgesi'nde dağların kıyıya dik uzanması kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı kolaylaştırarak İzmir Limanı'nın hinterlandını genişletmiş, Doğu Anadolu'da ise yüksek ve engebeli yer şekilleri ulaşım maliyetlerini artırarak sanayi yatırımlarının bu bölgede sınırlı kalmasında temel bir fiziki engel oluşturmuştur.

Cevap

Ege Bölgesi'nde dağların kıyıya dik uzanmasının kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı kolaylaştırarak İzmir Limanı'nın hinterlandını genişlettiğini, Doğu Anadolu'da ise yüksek ve engebeli yer şekillerinin ulaşım maliyetlerini artırarak sanayi yatırımlarının sınırlı kalmasında temel bir fiziki engel oluşturduğunu belirten değerlendirme doğrudur.
Ege Bölgesi'nde dağların kıyıya dik uzanması ulaşımı kolaylaştırıp İzmir Limanı'nın hinterlandını genişletirken, Doğu Anadolu'daki yüksek ve engebeli yer şekilleri ulaşım maliyetlerini artırarak sanayi yatırımlarının sınırlı kalmasına yol açmıştır. Bu değerlendirme fiziki coğrafya-ekonomi ilişkisini tam ve doğru şekilde açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas yöntemiyle ilgili değerlendirmeyi analiz etmek.
Nadasın sulama yetersizliği sebebiyle toprağın nem biriktirmesi için boş bırakma uygulaması olduğu, aktif bir gübreleme tekniği olmadığı saptanır.
Nadasın tanımı ve amacına yönelik yaygın kavram yanılgısını elemek.
2
Besi ve ahır hayvancılığıyla ilgili değerlendirmeyi analiz etmek.
Besi ve ahır hayvancılığının modern, kapalı alanlarda yapılması nedeniyle iklim koşullarından etkilenmediği ve yıldan yıla dalgalanma göstermediği saptanır.
Mera hayvancılığı ile besi hayvancılığı arasındaki farkları ve bunların iklimle ilişkisini ayırt etmek.
3
Transit ticaretle ilgili değerlendirmeyi analiz etmek.
Transit ticaretin, başka ülkelerin mallarının Türkiye üzerinden geçişini ifade ettiği, yerli malların iç pazardaki dağıtımıyla ilgisi olmadığı belirlenir.
Transit ticaret ile iç ticaret kavramlarını birbirinden ayırmak.
4
Jeopolitik unsurların değişebilirlik durumlarını analiz etmek.
Fiziki unsurların değişmeyen (statik), beşerî unsurların ise değişebilen (dinamik) özellikler olduğu saptanır.
Jeopolitik konum unsurlarının zaman içindeki değişkenliğini doğru gruplandırmak.
5
Ege ve Doğu Anadolu bölgelerindeki fiziki şartların ekonomik etki analizini değerlendirmek.
Ege'deki dik uzanışın ulaşım ve hinterlanda olumlu etkisi ile Doğu Anadolu'daki engebenin ulaşım maliyeti ve sanayiye olumsuz etkisinin doğru ifade edildiği görülür.
Fiziki coğrafya özelliklerinin bölgesel düzeyde ekonomik faaliyetlere yansımasını doğru neden-sonuç ilişkileriyle ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisini Etkileyen Fiziki ve Beşerî Coğrafi Faktörler
Soru 7073Soru

Türkiye'de hazırlanan bölgesel kalkınma projelerinin öncelikli hedefleri belirlenirken, o bölgelerin coğrafi özellikleri ve sahip oldukları ekonomik kaynaklar göz önünde bulundurulur. Örneğin; Güneydoğu Anadolu Projesi'nde (GAP) tarımda sulama ve enerji üretimi öncelikliyken, Zonguldak-Bartın-Karabük Projesi'nde (ZBKP) taş kömürü havzası ve demir-çelik sanayisinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.

Bu durum, bölgesel kalkınma projelerinin amaçlarının belirlenmesinde aşağıdakilerden hangisinin temel alındığını gösterir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgelerin sahip olduğu doğal kaynaklar ve ekonomik potansiyelin

Cevap

Bölgelerin sahip olduğu doğal kaynaklar ve ekonomik potansiyelin
Bölgesel kalkınma projelerinin amaçlarının belirlenmesinde, bölgelerin sahip olduğu doğal kaynaklar ve ekonomik potansiyelin temel alınması doğrudur. Çünkü Türkiye'deki bölgesel kalkınma projeleri, her bölgenin kendi coğrafi potansiyeline (örneğin Güneydoğu Anadolu Projesi'nde sulama ve tarım, Zonguldak-Bartın-Karabük Projesi'nde ise madencilik ve demir-çelik sanayisi) uygun olarak geliştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki örnekleri analiz etmek
Güneydoğu Anadolu Projesi'nin tarımda sulama ve enerjiye, Zonguldak-Bartın-Karabük Projesi'nin ise madencilik ve sanayiye odaklandığı belirlenir.
Her projenin o bölgeye özgü kaynakları ve ihtiyaçları hedeflediğini anlamak için örneklerin karşılaştırılması gerekir.
2
Projelerin amaçlarının belirlenmesindeki temel kriteri seçmek
Projelerin amaçlarının belirlenmesinde en temel kriterin bölgelerin sahip olduğu doğal kaynaklar ve ekonomik potansiyeller olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda verilen örnekler, projelerin bölgesel farklılıklara ve yerel kaynaklara göre şekillendiğini gösteren en doğrudan kanıttır.

Anahtar Kavram

Bölgesel kalkınma projelerinin amaçları, uygulandıkları bölgelerin coğrafi koşulları, doğal kaynakları ve ekonomik potansiyellerine göre belirlenir.
Soru 7074Soru

Türk kültürü, köklü tarihi boyunca çok geniş bir coğrafyaya yayılmış; yayıldığı bölgelerde derin izler bırakarak diğer kültürlerle etkileşime girmiştir. Aşağıdaki haritada Türk kültürünün tarihsel süreçte yayılış gösterdiği ve çeşitli somut kültürel miras eserleri bıraktığı bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

[Harita]

Buna g��re, numaralandırılmış alanlar ve Türk kültürü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: T��rk kültürünün tarihsel süreçte ilk ortaya çıktığı ve çevre coğrafyalara yayıldığı ana merkez (kültür ocağı) IIIIII numaralı alan (Anadolu) olup, kültüre ait tüm maddi ve manevi unsurlar ilk olarak bu havzada gelişmiştir.

Cevap

Türk kültürünün tarihsel süreçte ilk ortaya çıktığı ve çevre coğrafyalara yayıldığı ana merkez (kültür ocağı) III numaralı alan (Anadolu) olup, kültüre ait tüm maddi ve manevi unsurlar ilk olarak bu havzada gelişmiştir.
Türk kültürünün tarihsel süreçte ilk ortaya çıktığı coğrafi merkez (kültür ocağı) Anadolu değil, Orta Asya'dır. Anadolu, Türk kültürünün sonradan göçler yoluyla yayıldığı ve özellikle Selçuklu ile Osmanlı dönemlerinde İslamiyet'in kabulüyle birlikte harmanlanıp geliştiği bir yayılma alanıdır. Bu yüzden Anadolu'yu kültür ocağı olarak tanımlayan seçenek coğrafi ve tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Harita üzerindeki numaralı alanları ve temsil ettikleri coğrafi bölgeleri belirleyin.
II numaralı alan Balkanlar'ı, IIII numaralı alan Kuzey Afrika/Mısır'ı, IIIIII numaralı alan Anadolu'yu, IVIV numaralı alan Orta Asya'yı ve VV numaralı alan Kuzey Hindistan'ı göstermektedir.
Kültürün yayılış alanlarını doğru analiz edebilmek için coğrafi konum tespiti şarttır.
2
Türk kültürünün 'kültür ocağı' kavramını ve bu ocağın coğrafi konumunu değerlendirin.
Türk kültürünün doğduğu, şekillendiği ilk coğrafi bölge (kültür ocağı) Orta Asya'dır (haritada IVIV numaralı alan). Anadolu (IIIIII numaralı alan) ise Türklerin sonradan göç ederek yerleştiği ve kültürü yaydığı bir bölgedir.
Kültür ocağının neresi olduğunu bilmek, Anadolu'nun bir yayılma alanı olduğunu ayırt etmeyi sağlar ve öğrencilerin sıkça düştüğü Anadolu'yu kültür ocağı sanma yanılgısını engeller.
3
Seçeneklerde verilen maddi ve manevi kültür ögeleri ile mimari eser-bölge eşleştirmelerini kontrol edin.
Balkanlar'da Mostar Köprüsü'nün bulunması, Kuzey Afrika'da Tolunoğulları Camii'nin yer alması ve dil-örf gibi ögelerin manevi, mimari yapıların ise maddi olması doğru eşleştirmelerdir.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olan tek ifadeyi kesinleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Türk Kültürünün Maddi/Manevi Unsurları, Kültür Ocağı ve Yayılış Alanları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7075Soru

Mustafa Kemal Atatürk'ün farklı alanlardaki hedefleri ve devlet anlayışını yansıtan aşağıdaki sözlerini, ilgili oldukları temel Atatürk ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine ve millî geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etme gereği öğretilmelidir.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. (...) Yeni Türkiye Devleti'nin yapısının temeli egemenliktir. Egemenlik, hiçbir renk, hiçbir sınır ve hiçbir ko��ul altında ortaklık kabul etmez.
Devletin iktisadi faaliyete girişmesi, özel teşebbüs ve şahsi çalışmaları kısıtlamak için değil, aksine memleketin kalkınmasını hızlandırmak ve toplumsal refahı sağlamak içindir.
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı duyarız. Biz sadece din işlerini, devlet ve millet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'nin bağımsızlığına ve milli benliğe vurgu yapan birinci ifade Milliyetçilik; milli egemenlik ve devlet yapısının temeline değinen ikinci ifade Cumhuriyetçilik; devletin iktisadi faaliyete katılımını açıklayan üçüncü ifade Devletçilik; din ve vicdan hürriyeti ile din işlerinin devlet işlerinden ayrılmasını belirten dördüncü ifade ise Laiklik ilkesiyle eşleşmektedir.
Verilen ifadeler incelendiğinde; bağımsızlık ve milli gelenek vurgusu içeren birinci ifade Milliyetçilik; egemenliğin millete ait olduğunu vurgulayan ikinci ifade Cumhuriyetçilik; devletin ekonomiye müdahalesini anlatan üçüncü ifade Devletçilik; din ve vicdan hürriyeti ile din işlerinin devlet işlerinden ayrılmasını temel alan dördüncü ifade ise Laiklik ile doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki anahtar kavramları analiz etme.
'Türkiye'nin bağımsızlığı', 'kendi benliği' ve 'millî gelenekler' ifadeleri tespit edilmiştir.
Milli değerlerin korunması ve dış tehditlere karşı milli duruşun savunulması, doğrudan Milliyetçilik ilkesini işaret eder.
2
İkinci ifadedeki anahtar kavramları analiz etme.
'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ve 'milli irade' vurguları tespit edilmiştir.
Yönetme yetkisinin millete ait olması ve halkın iradesinin üstün tutulması, doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesiyle ilgilidir.
3
Üçüncü ifadedeki anahtar kavramları analiz etme.
'Devletin iktisadi faaliyete girişmesi' ve 'kalkınma' ifadeleri tespit edilmiştir.
Devletin ekonomik alanda yatırımlar yapması ve kalkınmayı planlaması, Devletçilik ilkesinin temel uygulamasıdır.
4
Dördüncü ifadedeki anahtar kavramları analiz etme.
'Vicdan hürriyeti', 'din işleri' ve 'devlet işlerinin ayrılması' vurguları tespit edilmiştir.
İnanç özgürlüğünün güvenceye alınması ve din ile devlet işlerinin ayrılması, Laiklik ilkesinin en belirgin özelliğidir.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkelerinin Temel Kavramları ve Söylevlerle İlişkilendirilmesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7076Soru

Türkiye'nin jeopolitik önemini ve konumunun unsurlarını inceleyen bir coğrafyacı, ülkenin sahip olduğu çeşitli özellikleri jeopolitiğin statik (değişmeyen) ve dinamik (değişen) bileşenlerine göre sınıflandırmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen Türkiye'ye ait özellikleri sağ sütunda verilen en uygun jeopolitik unsur sınıflandırmasıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü elinde bulundurması
TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi uluslararası boru hatlarıyla küresel enerji koridoru rolünü üstlenmesi
Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu'daki kriz alanlarında aktif dış politika ve barış diplomasisi yürütmesi
Alp-Himalaya kıvrım dağ kuşağında yer alması nedeniyle engebeli ve dağlık bir topoğrafyaya sahip olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolü, değişmeyen su unsurları ile; enerji koridoru rolü, değişen ekonomik değerler ile; barış diplomasisi, değişen politik değerler ile; engebeli topoğrafya ise değişmeyen fiziki coğrafya özellikleri ile eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı jeopolitiğin temel sınıflamasına uygundur: Boğazlar değişmeyen su unsurudur; enerji koridoru rolü dinamik ekonomik değerdir; kriz bölgelerindeki diplomasisi dinamik politik değerdir; dağlık topoğrafya ise değişmeyen fiziki coğrafyadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci özelliğin (boğazlar) analiz edilmesi
İstanbul ve Çanakkale boğazları fiziki coğrafya ve su kütlelerine ait olduğundan değişmeyen (statik) unsurdur. Su yollarını temsil eden seçenekle eşleşir.
Boğazlar doğal su yollarıdır ve insan ömrü veya tarihi süreçlerde konumları değişmeyen unsurlar arasında yer alır.
2
İkinci özelliğin (enerji hatları) analiz edilmesi
TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları ekonomik faaliyetlerin, ticaretin ve ulaşım ağlarının bir parçasıdır. Ekonomik değerleri temsil eden seçenekle eşleşir.
Enerji koridoru olma özelliği, yeni boru hatlarının inşası veya jeopolitik anlaşmalarla zaman içinde değişebilen (dinamik) ekonomik bir unsurdur.
3
Üçüncü özelliğin (dış politika) analiz edilmesi
Türkiye'nin kriz bölgelerindeki barış diplomasisi ve aktif siyasi hamleleri politik değerleri temsil eden seçenekle eşleşir.
Dış politika stratejileri, yönetim biçimleri ve bölgesel güç dengeleri zaman içinde değişebilen (dinamik) politik unsurlardır.
4
Dördüncü özelliğin (topoğrafya) analiz edilmesi
Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alma ve dağlık yapı fiziki coğrafya özellikleri ile eşleşir.
Yer şekilleri ve jeolojik yapı, doğanın sunduğu ve insan müdahalesiyle kısa sürede değiştirilemeyen statik (değişmeyen) bir unsurdur.

Anahtar Kavram

Jeopolitik Konumun Statik (Değişmeyen) ve Dinamik (Değişen) Unsurları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7077Soru

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin uyguladığı iç ve dış politikalara ilişkin aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Türkiye ile Fransa ve İngiltere arasında Ankara'da Üçlü Karşılıklı Yardım Antlaşması'nın imzalanması (Ekim 1939), Millî Korunma Kanunu'nun kabul edilmesi (Ocak 1940), Türkiye ile Almanya arasında Dostluk ve Saldırmazlık Paktı'nın imzalanması (Haziran 1941) ve İkinci Kahire Konferansı'nın gerçekleştirilmesi (Aralık 1943).
Kronolojik sıralama Üçlü Karşılıklı Yardım Antlaşması (Ekim 1939) ile başlar, Millî Korunma Kanunu (Ocak 1940) ve Türk-Alman Dostluk ve Saldırmazlık Paktı (Haziran 1941) ile devam eder ve İkinci Kahire Konferansı (Aralık 1943) ile son bulur. Bu sıralama Türkiye'nin savaş yıllarında izlediği hassas denge politikasının kronolojik aşamalarını yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin gerçekleştiği tarihleri ve dönem koşullarını belirlemek.
Üçlü Karşılıklı Yardım Antlaşması Ekim 1939, Millî Korunma Kanunu Ocak 1940, Türk-Alman Dostluk Paktı Haziran 1941 ve İkinci Kahire Konferansı Aralık 1943 tarihlidir.
Kronolojik sıralamayı doğru kurabilmek için olayların kesin tarihsel konumunu bilmek gerekir.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru dizmek.
Ekim 1939 < Ocak 1940 < Haziran 1941 < Aralık 1943 sıralaması elde edilir.
Kronolojik olarak en erken tarihten en geç tarihe doğru sıralama yapılması istenmektedir.
3
Dizilen olayları madde numaralarıyla eşleştirmek.
Sıralama Üçlü Karşılıklı Yardım Antlaşması (Ekim 1939) -> Millî Korunma Kanunu (Ocak 1940) -> Türk-Alman Dostluk ve Saldırmazlık Paktı (Haziran 1941) -> İkinci Kahire Konferansı (Aralık 1943) şeklindedir.
Elde edilen tarihsel sıralamanın madde ID'leri ile doğru biçimde eşleştirilip sonuca varılması gerekir.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Dönemi Türkiye'nin İç ve Dış Politikası Kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7078Soru

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. ve 24. maddeleri, Osmanlı topraklarının işgal edilmesine zemin hazırlayan en kritik hükümler arasındadır. Ancak bu iki maddenin hedefleri ve kapsamları birbirinden farklıdır.

Buna göre, antlaşmanın 24. maddesinde yer alan 'Vilayet-i Sitte'de karışıklık çıkması halinde bu bölgelerin işgal edilebileceği' yönündeki hükmün, genel işgal yetkisi veren 7. maddeden farklı olarak hedeflediği özel amaç aşağıdakilerden hangidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu illerinde bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasına zemin hazırlamak

Cevap

Doğu illerinde bağıms��z bir Ermeni devletinin kurulmasına zemin hazırlamak
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinde geçen 'Vilayet-i Sitte' (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) illerinde karışıklık çıkması durumunda buraların işgal edilebileceği hükmü, İtilaf Devletleri'nin Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurma planına hizmet etmektedir. 7. madde tüm Anadolu için genel bir işgal yetkisi tanırken, 24. madde bu bölgeye özel olarak odaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin amaçlarını karşılaştırın.
7. madde İtilaf Devletleri'ne güvenlik gerekçesiyle herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı tanırken, 24. madde doğrudan Vilayet-i Sitte (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) bölgesine odaklanmıştır.
Soruda istenen iki madde arasındaki temel farkı ve 24. maddenin özel amacını belirlemek.
2
Vilayet-i Sitte bölgesine yönelik siyasi hedefleri analiz edin.
İtilaf Devletleri, Wilson İlkeleri'nde yer alan çoğunluk esasına dayalı egemenlik prensibini aşarak Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasını amaçlamış, 24. maddeyi de bu plana zemin hazırlamak için antlaşmaya ekletmişlerdir.
24. maddenin arkasındaki özel siyasi hedefi ortaya çıkarmak.
3
Seçenekleri değerlendirerek doğru hedefe ulaşın.
Doğu illerinde bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasına zemin hazırlamak seçeneği, 24. maddenin 7. maddeden ayrılan özel hedefini tam olarak karşılamaktadır.
Doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin amaçları arasındaki farklar ve Vilayet-i Sitte maddesinin özel hedefi
Soru 7079Soru

SSCB'nin (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) 1991 yılında resmen dağılmasıyla birlikte Kafkasya ve Orta Asya coğrafyasında bağımsızlığını ilan eden Türk Cumhuriyetleri, kendi ulusal kimliklerini inşa etme ve bağımsız devlet yapılarını kurma sürecine girmişlerdir. Bu süre��te her bir cumhuriyetin bağımsızlık mücadelesinde ve kurucu iktidar döneminde ön plana çıkan liderler olmuştur.

Buna göre, sol sütunda verilen bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri ile sağ sütunda verilen bu cumhuriyetlerin bağımsızlık süreciyle özdeşleşen kurucu/öncü liderlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Azerbaycan
Kazakistan
Özbekistan
Türkmenistan

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Azerbaycan - Ebulfeyz Elçibey, Kazakistan - Nursultan Nazarbayev, Özbekistan - İslam Kerimov, Türkmenistan - Saparmurat Niyazov eşleştirmesi doğrudur.
Doğru eşleştirme; Azerbaycan'ın bağımsızlık hareketinin öncüsü Ebulfeyz Elçibey, Kazakistan'ın kurucu lideri Nursultan Nazarbayev, Özbekistan'ın ilk cumhurbaşkanı İslam Kerimov ve Türkmenistan'ın kurucu cumhurbaşkanı Saparmurat Niyazov şeklinde olmalıdır. Bu liderler, ülkelerinin SSCB sonrası egemenlik kazanma süreçlerini yönetmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Azerbaycan'ın bağımsızlık sürecini ve liderini belirlemek
Azerbaycan Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Elçibey, SSCB sonrası Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlık mücadelesinde en önemli figürdür.
Azerbaycan ile Ebulfeyz Elçibey eşleştirilir.
2
Kazakistan'ın bağımsızlık sürecini ve liderini belirlemek
Kazakistan'ın bağımsızlığını ilan etmesinden itibaren uzun yıllar devlet başkanlığı yapan kurucu lider Nursultan Nazarbayev'dir.
Kazakistan ile Nursultan Nazarbayev eşleştirilir.
3
Özbekistan'ın bağımsızlık sürecini ve liderini belirlemek
Özbekistan'ın bağımsızlık sürecinde devlet başkanlığını üstlenen ve ülkenin ilk cumhurbaşkanı olan lider İslam Kerimov'dur.
Özbekistan ile İslam Kerimov eşleştirilir.
4
Türkmenistan'ın bağımsızlık sürecini ve liderini belirlemek
Türkmenistan'ın bağımsızlığını kazanmasının ardından devlet başkanlığı yapan ve 'Türkmenbaşı' unvanını alan kurucu lider Saparmurat Niyazov'dur.
Türkmenistan ile Saparmurat Niyazov eşleştirilir.

Anahtar Kavram

SSCB'nin dağılması sonrası kurulan Türk Cumhuriyetleri ve kurucu liderleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7080Soru

Aşağıda verilen Türk kültürünün yay��lış alanları ve kavramları ile bu alanlara ait coğrafi özellikleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk Kültür Ocağı
Balkanlar
Kuzey Afrika
Anadolu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk Kültür Ocağı -> Hazar Denizi'nin doğusundan Altay Dağları'na uzanan bölge (Orta Asya); Balkanlar -> Mostar Köprüsü ve Alaca Camii; Kuzey Afrika -> Tolunoğulları ve Mehmet Ali Paşa Camii; Anadolu -> Kültürün geliştiği ancak köken (doğuş) yeri olmayan coğrafya.
Doğru eşleştirmeler, Türk kültürünün coğrafi doğuş yeri olan Orta Asya'yı (kültür ocağı), batı yönündeki Avrupa yayılış sahası olan Balkanlar'ı (Mostar Köprüsü ve Alaca Camii), güneydeki Akdeniz havzası yayılış sahası olan Kuzey Afrika'yı (Mehmet Ali Paşa Camii ve Tolunoğulları) ve kültürün en önemli gelişim alanı olmasına rağmen ilk kökeni olmayan Anadolu'yu doğru coğrafi özellikleriyle ilişkilendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk kültür ocağı kavramının tanımlanması ve coğrafi yerinin belirlenmesi.
Kültür ocağının Orta Asya coğrafyası olduğunun saptanması.
Kültürün ilk doğduğu yerin coğrafi sınırlarını doğru belirlemek.
2
Balkanlar bölgesindeki kültürel izlerin ve somut eserlerin belirlenmesi.
Mostar Köprüsü ve Alaca Camii'nin bu bölgeyle eşleşmesi.
Batıya göçler sırasında Avrupa'da bırakılan kalıcı izleri tespit etmek.
3
Kuzey Afrika'daki Türk varlığının ve eserlerinin analiz edilmesi.
Tolunoğulları ve Mehmet Ali Paşa Camii'nin bu bölgeye ait olduğunun belirlenmesi.
Akdeniz'in güneyindeki kültürel yayılış sınırlarını doğrulamak.
4
Anadolu'nun Türk kültür tarihindeki yeri ile kültür ocağı kavramı arasındaki farkın çözümlenmesi.
Anadolu'nun kültürün zenginleştiği ikinci yurt olmasına rağmen ilk çıkış yeri olmadığının fark edilmesi.
Coğrafi köken ile sonradan yurt edinilen alan ayrımını yaparak kavramsal yanılgıyı önlemek.

Anahtar Kavram

Türk Kültürünün Coğrafi Kökeni (Ocağı), Yayılış Alanları ve Somut Miras Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 354 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin