Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7421Soru

Bilim felsefesinde bilimin doğasını, işleyişini ve sınırlarını açıklamaya çalışan farklı yaklaşım ve kuramlar bulunmaktadır. Aşağıdaki bilim felsefesi yaklaşımları ile bu yaklaşımların temel iddialarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilimi önermeler arası mantıksal ilişkilerden ibaret bir yapısal sonuç olarak gören mantıkçı pozitivist model
Bilimi bilim insanları topluluğunun sosyo-kültürel değerlerinden bağımsız olamayacak bir eylemlilik süreci olarak gören kuram
Bilimselliğin sınırını doğrulamada değil, kuramın yanlışlanabilme potansiyelinde gören eleştirel yaklaşım
Bilimde kuralları ve tek tipleştirici yöntemleri reddeden çoğulcu ve kural karşıtı yaklaşım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Mantıkçı pozitivist model ile mantıksal sembolleştirmelere odaklanan iddia; sosyo-kültürel eylemlilik süreci kuramı ile paradigmalar arası devrimsel dönüşüm iddiası; yanlışlanabilme potansiyelini savunan eleştirel yaklaşım ile tek bir aksi örneğin teoriyi çürütebileceği iddiası; kural karşıtı yaklaşım ile metodolojik kuralların yaratıcılığı engellediği iddiası.
Mantıkçı pozitivist model bilimi tamamlanmış önermelerin sembolik analiziyle sınırlandırırken; sosyo-kültürel yaklaşım paradigma değişimlerini esas alır. Yanlışlanabilirlik teorilerin çürütülme riskini almasını şart koşarken, yöntem anarşizmi mutlak metot kurallarına karşı çıkar. Bu nedenle eşleşmeler doğrudan bu felsefi temellere dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Mantıkçı pozitivist modelin odağını belirleme.
Mantıkçı pozitivist model, teorilerin mantıksal yapısına odaklanan iddia ile eşleşir.
Mantıkçı pozitivizm, bilimi sadece mantıksal sembolleştirme ve dil analizleri üzerinden inceler.
2
Sosyo-kültürel süreci temel alan kuramın odağını belirleme.
Sosyo-kültürel eylemlilik süreci kuramı, paradigmalar arası devrimsel dönüşüm iddiası ile eşleşir.
Thomas Kuhn'un yaklaşımı, bilimi tarihsel paradigmalar ve bilim topluluğunun sosyo-psikolojik eylemleriyle açıklar.
3
Yanlışlanabilirlik odaklı eleştirel yaklaşımın odağını belirleme.
Yanlışlanabilirlik odaklı eleştirel yaklaşım, tek bir aksi örneğin teoriyi çürütebileceği iddiası ile eşleşir.
Karl Popper'a göre tümevarımsal doğrulama mantıksal olarak geçersizdir; teori ancak yanlışlanmaya açık olduğu sürece bilimseldir.
4
Kural karşıtı yaklaşımın odağını belirleme.
Kural karşıtı yaklaşım, metodolojik kuralların yaratıcılığı engellediği iddiası ile eşleşir.
Feyerabend'in anarşist bilim kuramı, mutlak yöntem kurallarının bilimin önünü tıkadığını ve metodolojik çoğulculuğun gerektiğini savunur.

Anahtar Kavram

Bilim felsefesindeki temel modeller (Mantıkçı pozitivizm, Paradigmalar, Yanlışlanabilirlik ve Yöntemsel anarşizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7422Soru

Türkiye'nin ekonomi politikasında yaşanan değişimler, coğrafi mekânın şekillenmesinde ve nüfus hareketlerinde doğrudan etkili olmuştur. Örneğin bir dönemde; tarımda makineleşmenin (özellikle traktör kullanımının) hızla artması kırsal iş gücü ihtiyacını azaltarak kırdan kente göçü tetiklemi��, aynı zamanda demir yolu yapımı yerine kara yolu taşımacılığına ağırlık verilmesi iç ticaretin yönünü ve sanayinin mekânsal dağılışını derinden etkilemiştir.

Buna göre, bahsedilen bu mekânsal ve toplumsal dönüşümlerin yaşanmasına yol açan ekonomi politikaları Türkiye'de hangi dönemde uygulanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1950 - 1960 Dönemi

Cevap

1950 - 1960 Dönemi
Tarımda hızlı makineleşme (traktör sayısının artması), kırsal iş gücü fazlasının ortaya çıkması ve kırdan kente göçün hızlanması ile demir yollarından kara yollarına geçişi hedefleyen ulaşım politikaları, Türkiye ekonomi tarihinde Demokrat Parti dönemine yani 1950-1960 yıllarına denk gelmektedir. Bu dönemde liberal ekonomi politikaları izlenmiş, tarımsal kredi ve desteklerle tarım sektörü makineleşmiş, kara yolu yapımına büyük yatırımlar yapılarak iç pazar bütünleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen coğrafi ve demografik değişimleri analiz edin.
Tarımda makineleşme (traktör kullanımı) ve ulaşımda demir yollarından kara yollarına geçiş öncelikleri belirlenmiştir.
Soruda hedeflenen ekonomi dönemini ayırt etmek için ayırt edici mekânsal özellikleri belirlemek gerekir.
2
Bu değişimlerin Türkiye ekonomi tarihindeki dönemlerle kronolojik eşleştirmesini yapın.
Tarımda makineleşmenin Marshall Planı yardımlarıyla büyük ivme kazandığı ve ulaşımda kara yolu politikasının benimsendiği dönem Demokrat Parti (1950-1960) yıllarıdır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında demir yolu yatırımları ve devletçilik hâkimken, 1950'li yıllarda liberal yönelim ve kara yolu önceliği öne çıkmıştır.
3
Seçenekleri değerlendirerek doğru dönemle eşleştirin.
Bahsedilen coğrafi sonuçlar 1950-1960 dönemine uymaktadır.
1950-1960 arası uygulanan politikaların doğrudan mekânsal ve toplumsal sonuçları olan kırdan kente göç ve iç ticaretin kara yollarıyla canlanması bu dönemin en belirgin özelliğidir.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomi Politikalarının Mekânsal ve Demografik Sonuçları
Soru 7423Soru

Öğrenme psikolojisinde klasik ve edimsel koşullanma süreçleri, organizmanın çevreyle etkileşimi sonucu geliştirdiği davranış değişikliklerini açıklar.

Buna göre, sol sütundaki koşullanma kavramlarını sağ sütundaki günlük yaşam senaryolarıyla doğru şekilde e��leştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Klasik Koşullanmada Genelleme
Edimsel Koşullanmada Genelleme
Olumsuz Pekiştirme
I. Tip Ceza

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Klasik Koşullanmada Genelleme -> Köpekten korkan çocuğun diğer beyaz nesnelerden korkması; Edimsel Koşullanmada Genelleme -> Annesine yardım edip övgü alan çocuğun babasına da yardım etmesi; Olumsuz Pekiştirme -> Sürücünün güneş gözlüğü takıp rahatlaması; I. Tip Ceza -> İzinsiz konuşan öğrenciye öğretmenin kızması.
Doğru eşleştirmede; refleksif korku tepkisinin benzer uyarıcılara yayılması Klasik Koşullanmada Genelleme ile, istemli yardım etme davranışının benzer kişilere yayılması Edimsel Koşullanmada Genelleme ile, rahatsız edici ışıktan kurtulmak için gözlük takma davranışının pekişmesi Olumsuz Pekiştirme ile, izinsiz konuşan öğrencinin ortama eklenen itici bir uyarıcıyla (öğretmenin kızması) karşılaşması ise I. Tip Ceza ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik koşullanmadaki genelleme kavramını incelemek.
Refleksif ve duyusal korku tepkisinin benzer uyarıcılara yayılması aranır. Köpekten korkan çocuğun diğer beyaz nesnelerden korkması bu kapsama girer.
Klasik koşullanma refleksif ve irade dışı duyusal süreçlerle ilgilenir.
2
Edimsel koşullanmadaki genelleme kavramını incelemek.
İstemli bir davranışın benzer bir ortamda tekrarlanması aranır. Annesine yardım edip pekiştirilen çocuğun babasına da yardım etmesi bu kapsama girer.
Edimsel koşullanmada istemli davranışlar ve bu davranışların sonuçları esastır.
3
Olumsuz pekiştirme ile ceza farkını belirlemek.
Rahatsız edici durumdan kurtulmayı sağlayan güneş gözlüğü takma davranışı olumsuz pekiştirme, ortama itici uyarıcı eklenen öğretmenin kızması durumu ise I. Tip ceza ile eşleştirilir.
Olumsuz pekiştirme davranışı artırırken, ceza davranışı azaltmayı hedefler.

Anahtar Kavram

Klasik ve Edimsel Koşullanma İlkeleri, Olumsuz Pekiştirme ve Ceza Farkı
Soru 7424Soru

MÖ 6. yüzyıl - MS 2. yüzyıl felsefesinde insan, ahlak ve toplumsal yaşama dair geliştirilen düşünceler filozoflar ve felsefe okulları arasında önemli farklılıklar göstermektedir.

Aşağıda verilen filozof ve düşünce okullarını, karşılarında yer alan ahlak ve siyaset anlayışlarına dair temel görüşleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sofistler
Sokrates
Platon
Aristoteles

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Sofistler - uzlaşımsal ve göreli ahlak anlayışı; Sokrates - erdemin bilgiyle özdeşleştirilmesi ve maieutik sorgulama; Platon - ruh-devlet paralelliği ve sınıfsal erdemler; Aristoteles - insanın toplumsal/siyasal canlı olması ve altın orta ilkesi.
Filozofların ve okulların ahlak, insan ve toplum görüşleri kendi felsefi sistemlerinin doğrudan bir sonucudur. Sofistler göreli ahlakı ve yasaların uzlaşımsallığını, Sokrates erdem ve bilgi birliğini, Platon ruh ve devlet sınıfları arasındaki paralelliği, Aristoteles ise siyasal hayvan nitelemesi ve altın orta erdemini savunarak doğru eşleşmeleri oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sofistlerin ahlak ve toplum anlayışını değerlendirmek
Sofistlerin yasaların yapaylığını (nomos) ve ahlaki kuralların göreliliğini vurguladığı görüş tespit edilir.
Sofistler, doğa ile insan yapımı uzlaşıları ayırarak evrensel bir ahlak yasasının olamayacağını iddia ederler.
2
Sokrates'in ahlak felsefesinin temellerini incelemek
Sokrates'in ahlakı bilgiye dayandıran nesnelci/rasyonalist tutumu ve maieutik (doğurtma) yöntemiyle eşleştirilir.
Sokrates'e göre erdem bilgidir, kötülük ise bilgi eksikliğinden kaynaklanır; sorgulama yoluyla bu evrensel ahlaki ilkeler zihinden çıkarılır.
3
Platon'un ideal devlet ve toplum teorisini analiz etmek
Platon'un insan ruhundaki akıl, cesaret ve arzu ögelerini devlet yapısındaki yöneticiler, koruyucular ve işçiler sınıflarıyla eşleştirdiği görüş belirlenir.
Platon'un ahlak ve siyaset kuramı organik bir devlet modeline dayanır; ruhun kısımları ile toplumsal sınıflar birbirinin kopyasıdır.
4
Aristoteles'in insan ve erdem kuramını incelemek
Aristoteles'in insanı doğası gereği siyasal bir varlık olarak nitelemesi ve ahlaki eylemde ölçülülüğü (altın orta) savunmasıyla eşleştirme yapılır.
Aristoteles'e göre insan potansiyelini ancak bir topluluk (polis) içinde ve aşırılıklardan kaçınarak erdemli davranmakla gerçekleştirebilir.

Anahtar Kavram

MÖ 6. Yüzyıl - MS 2. Yüzyıl Felsefesinde İnsan, Ahlak ve Toplum Görüşleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7425Soru

Azot döngüsünün işleyiş sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, atmosferik azotun toprağa bağlanmasından başlayarak tekrar atmosfere geri dönmesine kadar geçen süreçteki doğal sırasına göre ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; atmosferik fiksasyon, nitrifikasyon (nitrata dönüştürme), asimilasyon (bitki bünyesine alıp besin zincirine aktarma) ve son olarak denitrifikasyon (atmosfere geri verme) şeklinde olmalıdır.
Azot döngüsü sırasıyla; azotun toprağa bağlanması (fiksasyon), bitkilerin emebileceği forma getirilmesi (nitrifikasyon), canlı bünyesine katılması (asimilasyon) ve tekrar gaz halinde atmosfere salınması (denitrifikasyon) aşamalarını takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Azotun atmosfere göre durumunu belirleme
Atmosferdeki serbest azot gazı (N2N_2) yıldırım, şimşek gibi fiziksel olaylarla ya da baklagillerin köklerinde yaşayan bakteriler vasıtasıyla toprağa bağlanır.
Azot döngüsünün başlayabilmesi için öncelikle havadaki serbest azotun toprağa geçmesi gerekir.
2
Topraktaki azot formlarının elverişli hale getirilmesi
Topraktaki azotlu bileşikler nitrifikasyon bakterileri sayesinde önce nitrite, sonra nitrat tuzlarına (NO3NO_3^-) dönüştürülür.
Bitkiler serbest azotu veya amonyağı doğrudan kullanamazlar; topraktaki azotun nitrata dönüşmesi şarttır.
3
Azotun biyotik sisteme katılması
Bitkiler kökleri vasıtasıyla nitrat tuzlarını alır, organik madde sentezinde kullanır ve besin zinciriyle hayvanlara aktarır.
Azotun canlıların yapısına katılarak biyolojik dolaşıma girmesi asimilasyon yoluyla olur.
4
Azotun atmosfere iade edilmesi
Topraktaki bazı bakteriler (denitrifikasyon bakterileri) azotu gaz haline getirerek atmosfere geri salar.
Döngünün kapanması ve atmosferdeki azot dengesinin korunması için azotun gaz olarak atmosfere dönmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Azot döngüsünün birbirini izleyen temel kimyasal ve biyolojik aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7426Soru

Bilinç durumları ve bu durumlara eşlik eden beyin dalgaları (EEG) üzerine çalışan bir araştırmacı, sağlıklı bir yetişkinin aktif uyanıklıktan derin uykuya geçiş sürecini incelemektedir. Bu geçiş sırasında gözlemlenen zihinsel durumlar ve beyin dalgası özellikleri aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Bu durumları, bilincin uyanıklık ve uyarılma düzeyinin en yüksek olduğu (en aktif) durumdan en düşük olduğu (en derin uyku) duruma doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Zihinsel aktivitenin en yoğun olduğu aktif uyanıklık durumu (Beta), gözlerin kapatılmas��yla belirginleşen pasif uyanıklık durumu (Alfa), uykuya geçişin ilk aşaması olan hafif uyku evresi (Teta) ve dış dünya ile bağın koptuğu derin uyku evresi (Delta) şeklindedir.
Aktif uyanıklıktan derin uykuya geçiş süreci, beyin dalgalarının frekansında (saniyedeki devir sayısı) kademeli bir düşüşe karşılık gelir. En aktif zihinsel süreçlerden en derin uyku durumuna doğru sıralama; Beta dalgalarının baskın olduğu aktif uyanıklık, Alfa dalgalarının baskın olduğu pasif uyanıklık (gevşeme), Teta dalgalarının baskın olduğu hafif uyku ve Delta dalgalarının baskın olduğu derin uyku şeklinde gerçekleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyanıklık düzeyinin ve beyin dalgası frekansının en yüksek olduğu aktif uyanıklık evresini (Beta dalgaları) belirleme.
Zihinsel aktivitenin en yoğun olduğu aktif uyanıklık durumu ilk sıraya yerleştirilir.
Problem çözme ve dikkat gerektiren durumlarda beyin en aktif halindedir ve saniyede 133013-30 Hz frekansında Beta dalgaları üretir.
2
Uyanık ancak gevşemiş durumda olunan pasif uyanıklık evresini (Alfa dalgaları) belirleme.
G��zlerin kapatılmasıyla belirginleşen pasif uyanıklık durumu ikinci sıraya yerleştirilir.
Zihin uyanık olsa da dinlenme halindedir; frekans saniyede 8128-12 Hz (Alfa) olup Beta'ya göre daha düşüktür.
3
Uykuya geçişin başladığı hafif uyku evresini (Teta dalgaları) belirleme.
Hafif uyku evresi üçüncü sıraya yerleştirilir.
Birey artık uyanık değildir, uykunun ilk evresindedir ve beyin dalgası frekansı saniyede 474-7 Hz (Teta) seviyesine inmiştir.
4
Uyanıklık düzeyinin en düşük olduğu derin uyku evresini (Delta dalgaları) belirleme.
Derin uyku evresi dördüncü sıraya yerleştirilir.
En düşük uyarılma seviyesidir ve saniyede 0.530.5-3 Hz frekansındaki en yavaş beyin dalgaları (Delta) bu evrede gözlenir.

Anahtar Kavram

Bilinç Düzeyleri ve EEG Beyin Dalgaları (Beta, Alfa, Teta, Delta)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7427Soru

Küresel iklim değişimi, sera etkisi ve bu süreçlere karşı alınan küresel önlemlerle ilgili;

I. Atmosferde biriken karbondioksit (CO2CO_2) ve metan (CH4CH_4) gibi sera gazları, yeryüzünden geri yansıyan uzun dalgalı yer radyasyonunu (ısı enerjisini) soğurarak doğal sera etkisini kuvvetlendirir.
II. Ozon tabakasının (O3O_3) kloroflorokarbon (CFC) gazlarıyla seyrelmesi sonucu yeryüzüne ulaşan ultraviyole (UV) ışınlarının artışı, küresel sıcaklık artışının doğrudan ve temel nedenidir.
III. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması, sera gazı salınımlarını sınırlandırarak küresel iklim değişiminin olumsuz etkilerini azaltmayı hedefleyen başlıca uluslararası sözleşmelerdir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncüller doğrudur. Atmosferdeki sera gazları yer radyasyonunu tutarak sera etkisini artırır, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması ise bu salınımı azaltmayı hedefler. İkinci öncül ise yanlıştır çünkü ozon tabakasının seyrelmesi küresel ısınmanın doğrudan nedeni değildir.
Birinci öncülde belirtilen sera gazlarının yer radyasyonunu tutarak sıcaklığı artırması ve üçüncü öncülde belirtilen Kyoto Protokolü ile Paris Anlaşması'nın sera gazı salınımını azaltma hedefleri bilimsel ve tarihsel olarak doğrudur. Bu iki öncülün birlikte yer aldığı ifade doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün doğruluğunu sera etkisi mekanizması açısından analiz etmek.
Doğal sera etkisinin atmosferdeki sera gazlarının (CO2CO_2, CH4CH_4 vb.) yeryüzünden yansıyan kızılötesi (uzun dalgalı) ışınları tutmasıyla gerçekleştiği belirlenir. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
Küresel ısınmanın temel fiziksel mekanizmasını anlamak ve doğruluğunu test etmek.
2
İkinci öncülü küresel iklim değişimi ile ozon tabakası seyrelmesi arasındaki fark açısından değerlendirmek.
Ozon tabakasının seyrelmesi yeryüzüne daha fazla UV (ultraviyole) ışını ulaşmasına neden olur ancak küresel iklim değişiminin doğrudan ve birincil nedeni değildir. Küresel ısınmanın nedeni sera gazı birikimidir. Bu nedenle ikinci öncül yanlıştır.
Öğrenciler arasında çok yaygın olan küresel ısınma ile ozon tabakasının seyrelmesi kavram kargaşasını tespit etmek.
3
Üçüncü öncülü uluslararası çevre sözleşmelerinin amaçları kapsamında incelemek.
Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması'nın sera gazı salınımlarını (emisyonlarını) azaltarak küresel sıcaklık artışını sınırlandırmayı hedefleyen temel uluslararası sözleşmeler olduğu doğrulanır. Bu nedenle üçüncü öncül doğrudur.
Küresel iklim değişimine karşı alınan uluslararası önlemlerin kapsamını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Küresel iklim değişiminin nedenleri, sera etkisi mekanizması ve bu sürece yönelik uluslararası önlemler
Soru 7428Soru

Küresel ölçekte sürdürülebilir kalkınma ve çevresel planlama ilkeleri doğrultusunda hayata geçirilen çeşitli kentsel projeler ve yerel uygulamalar bulunmaktadır. Bu uygulamalar, çevresel sorunları azaltırken sosyal ve ekonomik faydaları bir arada sunmayı hedefler.

Aşağıda verilen çevresel planlama ve sürdürülebilirlik uygulamalarını, bu uygulamaların temelini oluşturan planlama ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Curitiba (Brezilya) Kentsel Planlama Modeli
Katmandu Vadisi (Nepal) Katı Atık Yönetimi
Masdar Şehri (BAE) Sürdürülebilir Kent Deneyi
Kopenhag (Danimarka) İklim Uyum Planı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Curitiba (Brezilya) kentsel planlama modeli entegre arazi kullanımı ve ulaşım planlamasıyla; Katmandu Vadisi (Nepal) katı atık yönetimi toplumsal katılıma dayalı yönetimle; Masdar Şehri (BAE) projesi ekolojik tasarım ve karbon nötr teknolojiyle; Kopenhag (Danimarka) iklim uyum planı ise yeşil altyapı çözümleriyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede, Curitiba'daki kentsel planlama modeli entegre arazi kullanımı ve ulaşım sistemiyle doğrudan örtüşür. Katmandu Vadisi'ndeki geri dönüşüm ve kompostlaştırma faaliyeti yerel toplulukların katılımıyla sürdürüldüğü için katılımcı yönetimdir. Masdar Şehri projesi ekolojik tasarım ve sıfır karbon/atık teknolojilerine dayanır. Kopenhag İklim Uyum Planı ise sel ve taşkın gibi iklim olaylarına karşı ekosistem tabanlı uyumu esas alır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulamaların coğrafi ve kentsel niteliklerini incelemek.
Curitiba'nın toplu taşıma odaklı kentsel gelişim, Katmandu'nun yerel atık yönetimi, Masdar'ın sıfır karbon/atık kenti ve Kopenhag'ın sel kontrolü odaklı olduğu belirlenir.
Senaryoların temel amaçlarını saptayarak doğru ilkelerle ilişkilendirmek için ilk adımdır.
2
Sürdürülebilirlik ve çevresel planlama ilkelerini analiz etmek.
Entegre arazi kullanımı, topluluk katılımı, ekolojik tasarım ve ekosistem tabanlı uyum gibi kuramsal çerçeveler tanımlanır.
Eşleştirmenin teorik altyapısını oluşturmak.
3
Senaryolar ile ilkeleri eşleştirmek.
Curitiba toplu taşıma-arazi entegrasyonuna, Katmandu katılımcı atık yönetimine, Masdar karbon nötr ekolojik tasarıma, Kopenhag ise iklim uyumuna atanır.
Her bir uygulamanın karakteristik özelliğinin en uygun sürdürülebilirlik ilkesiyle örtüşmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

Çevresel planlama projeleri, kentsel sürdürülebilirlik ilkeleri, atık yönetimi modelleri ve iklim değişikliğine uyum stratejileri.
Soru 7429Soru

Aşağıda verilen psikolojinin alt dalları ile bu alt dalların çalışma alanlarını gösteren açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gelişim Psikolojisi
Klinik Psikoloji
Endüstri ve Örgüt Psikolojisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişim Psikolojisi - Bebeklikten yaşlılığa kadar yaşa bağlı değişimlerin incelenmesi; Klinik Psikoloji - Ruhsal rahatsızlıkların teşhis ve tedavi süreçleri; Endüstri ve Örgüt Psikolojisi - İş ortamındaki verimliliğin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi.
Gelişim psikolojisi yaşa bağlı fiziksel, bilişsel ve sosyo-duygusal süreçleri incelediği için gelişimsel değişimleri konu alan açıklamayla; klinik psikoloji psikolojik rahatsızlıkların teşhis ve tedavisiyle ilgilendiği için tedavi süreçlerini içeren açıklamayla; endüstri ve örgüt psikolojisi ise iş yaşamını düzenlediği için iş ortamındaki verimlilikle ilgili açıklamayla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişim Psikolojisi alt dalının tanımı incelenir.
Gelişim kavramı doğrudan yaşa bağlı değişimlerle ilgilidir. Bu nedenle yaşa bağlı değişimlerin incelenmesini içeren açıklama ile eşleştirilir.
Yaşam boyu gelişim süreçlerini tanımlamak hedeflenmiştir.
2
Klinik Psikoloji alt dalının tanımı incelenir.
Klinik ortamlar terapi, teşhis ve tedavi süreçleri ile özdeşleşmiştir. Bu sebeple ruhsal rahatsızlıkların teşhis ve tedavi süreçleriyle eşleştirilir.
Psikopatoloji ve ruh sağlığı alanındaki müdahaleleri ayırt etmek amaçlanmıştır.
3
Endüstri ve Örgüt Psikolojisi alt dalının tanımı incelenir.
Endüstri ve örgüt kavramları doğrudan çalışma hayatı, verimlilik ve organizasyonel düzen ile ilgilidir. Bu doğrultuda iş ortamındaki verimlilik ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi açıklamasıyla eşleştirilir.
İş dünyasındaki insan davranışlarını inceleyen disiplini bulmaktır.

Anahtar Kavram

Psikolojinin Alt Dalları
Soru 7430Soru

Psikolojideki bazı ekoller ve yaklaşımlar ile bu yaklaşımların insan davranışını açıklamada kullandıkları temel kuramsal odaklar aşağıda verilmiştir. Sol sütunda yer alan yaklaşımları, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

��şlevselci Yaklaşım (Fonksiyonalizm)
Gestalt Yaklaşımı (Bütüncül Psikoloji)
Hümanistik Yaklaşım (İnsancıl Psikoloji)
Biyolojik Yaklaşım (Nörobiyolojik Yaklaşım)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İşlevselci Yaklaşım, organizmanın çevreye uyum sağlamasındaki pratik faydaları inceleyen açıklamayla; Gestalt Yaklaşımı, zihnin uyarıcıları bir bütün halinde nasıl organize ettiğini araştıran açıklamayla; Hümanistik Yaklaşım, insanın özgür iradesini ve kendini gerçekleştirme eğilimini merkeze alan açıklamayla; Biyolojik Yaklaşım ise davranışları beyin loblarının işlevleri, sinir sistemi ve hormonal salgılarla açıklayan ifadeyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; İşlevselci Yaklaşım organizmanın çevreye uyumundaki pratik faydalara; Gestalt Yaklaşımı zihinsel süreçlerin ve algının parçalanamaz bütünsel yapısına; Hümanistik Yaklaşım özgür irade ve kendini gerçekleştirme potansiyeline; Biyolojik Yaklaşım ise sinir sistemi ve hormonal salgılar gibi fizyolojik temellere odaklanan tanımlarla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İşlevselci yaklaşımın kuramsal amacını belirleme
İşlevselcilik (fonksiyonalizm) zihnin çevreye uyum sağlamadaki faydasına odaklandığından, organizmanın çevreye uyumu ve pratik faydalarıyla ilgili olan açıklamayla eşleşir.
Ekolün uyum ve fayda eksenindeki temel tezini saptamak.
2
Gestalt yaklaşımının algıdaki bütünlük ilkesini arama
Gestalt kuramı, algı ve yaşantının parçalanamaz bütünsel yapısını savunduğu için zihnin uyarıcıları bütün halinde organize etmesiyle ilgili açıklamayla eşleşir.
Bütünlük ve organizasyon vurgusunun Gestalt ekolüne ait olduğunu doğrulamak.
3
Hümanistik yaklaşımın insan merkezli kabullerini bulma
Hümanistik (insancıl) psikoloji özgür irade, öznel deneyim ve kendini gerçekleştirme kavramlarına odaklanır; bu yüzden insanın öznel dünyası ve kendini gerçekleştirmesini ele alan açıklamayla eşleşir.
Bireyin biricikliği ve potansiyeli odaklı hümanist görüşü tespit etmek.
4
Biyolojik yaklaşımın fizyolojik vurgusunu tespit etme
Biyolojik yaklaşım davranışların altında yatan sinir sistemi, beyin lobları ve hormon gibi biyolojik yapıları incelediğinden, bu fizyolojik ögeleri içeren açıklamayla eşleşir.
Fizyolojik ve nörolojik süreçlerle davranışın bağını kurmak.

Anahtar Kavram

Psikolojideki ekollerin ve yaklaşımların temel kuramsal kabulleri ve çalışma alanları
Soru 7431Soru

Türkiye coğrafyası üzerine araştırma yapan bir uzman, ülkede gerçekleşen bazı taşımacılık faaliyetlerini şu şekilde örneklendirmiştir:

I. Irak'tan boru hatlarıyla Ceyhan Limanı'na taşınan ham petrolün buradan tankerlerle dünya pazarlarına gönderilmesi
II. Konya Ovası'nda üretilen buğdayın un fabrikalarında işlenmek üzere İzmir'e demiryolu ile taşınması
III. Çin'den yola çıkan ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattını kullanan bir yük treninin Marmaray üzerinden geçerek Almanya'ya ulaşması
IV. Rusya'dan gemilerle Trabzon Limanı'na indirilen kömürün karayolu ile Erzurum'daki sanayi tesislerine taşınması

Bu faaliyetlerden hangileri transit taşımacılık kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III
I ve III numaralı öncüllerde belirtilen ulaştırma faaliyetlerinde yükün başlangıç ve nihai varış noktaları Türkiye sınırları dışındadır. Türkiye bu süreçte sadece coğrafi konumu nedeniyle bir geçiş güzergahı (transit koridor) olarak kullanılmaktadır. Bu durum transit taşımacılık tanımına tam olarak uyar.

Adım Adım Çözüm

1
Transit taşımacılık kavramının tanımını hatırla.
Transit taşımacılık; başlangıç ve varış noktaları ülke sınırları dışında olan, ancak taşıma faaliyetinin söz konusu ülke toprakları, kara suları veya hava sahası üzerinden gerçekleştirildiği uluslararası ulaştırma türüdür.
Öncüllerin hangilerinin bu tanıma uyduğunu belirlemek amacıyla bir ölçüt belirlemek gerekir.
2
Verilen taşımacılık örneklerini başlangıç ve bitiş noktalarına göre analiz et.
I. öncülde kaynak ülke Irak, varış yeri ise dünya pazarlarıdır ve Türkiye köprü görevi görür (Transit). II. öncülde taşımacılık tamamen Türkiye sınırları içinde başlayıp biter (İç ticaret). III. öncülde kaynak ülke Çin, varış ülkesi Almanya'dır ve yük Türkiye'den geçer (Transit). IV. öncülde kömür Türkiye'ye ithal edildikten sonra ülke içindeki başka bir şehre taşınmaktadır (İç ticaret/dağıtım).
Her bir öncülün coğrafi sınırlarını ve ticaret türünü ayırt edebilmek amacıyla bu analiz gerçekleştirilir.
3
Bulunan sonuçları birleştirerek doğru seçeneği işaretle.
I ve III numaralı faaliyetlerin transit taşımacılık olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda transit taşımacılık sınıfına girenlerin sorulması nedeniyle doğru cevabı netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Transit taşımacılık ile iç ticaret ve ithalat dağıtımı arasındaki farklar
Soru 7432Soru

Osmanlı Devleti’nde anayasal düzene geçiş, parlamentonun açılması ve meşrutiyet rejiminin gelişimi sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Kanun-i Esasi’nin ilan edilerek I. Meşrutiyet Dönemi'nin başlatılması (1876), 93 Harbi gerekçe gösterilerek Meclis-i Mebusan'ın süresiz tatil edilmesi (1878), II. Meşrutiyet'in ilan edilmesi (1908) ve 31 Mart Vakası'nın bastırılmasının ardından Kanun-i Esasi'de padişahın yetkilerini kısıtlayan değişikliklerin yapılması (1909).
Kronolojik sıralama 1876 (Kanun-i Esasi'nin ilanı), 1878 (Meclisin tatil edilmesi), 1908 (II. Meşrutiyet'in ilanı) ve 1909 (Anayasa değişiklikleri) şeklindedir. Bu durum anayasal gelişmelerin tarihsel akışına tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk anayasal adımın belirlenmesi
1876 yılında Kanun-i Esasi'nin ilanı ve I. Meşrutiyet'in başlaması ilk sıraya yerleştirilir.
Osmanlı Devleti'nde anayasal düzene geçişin başlangıç noktası bu olayd��r.
2
I. Meşrutiyet'in sona ermesinin tarihsel yerinin belirlenmesi
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) gerekçe gösterilerek meclisin kapatılması ikinci sıraya yerleştirilir.
Bu gelişmeyle anayasal yönetime ara verilmiş ve İstibdat Dönemi'ne geçilmiştir.
3
Meşrutiyet'in yeniden ilanının konumlandırılması
1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanı üçüncü sıraya yerleştirilir.
İstibdat Dönemi'ni sona erdiren ve meşruti idareyi yeniden başlatan süreçtir.
4
Anayasa revizyonunun ve padişah yetkilerinin kısıtlanmasının belirlenmesi
31 Mart Vakası sonrası yapılan 1909 Kanun-i Esasi değişiklikleri son sıraya yerleştirilir.
Bu değişiklikler meşrutiyetin ilanından sonra rejime yönelik isyanın bastırılmasıyla gerçekleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

Meşrutiyet Dönemleri, Kanun-i Esasi ve Fikir Akımları

Alternatif Yöntem

Olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini takip etmek kronolojiyi hatırlamayı kolaylaştırır: Anayasa ilan edilir -> Meclis açılır -> Savaş bahanesiyle kapatılır -> Uzun bir aradan sonra meşrutiyet tekrar ilan edilir -> Rejime karşı isyan çıkar -> İsyan bastırılınca padişahın yetkileri daraltılır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7433Soru

Beşerî faaliyetlerin tetiklediği küresel iklim değişiminin başlangıcından kıyı alanlarında meydana getirdiği sosyoekonomik etkilere kadar uzanan neden-sonuç zincirini göz önünde bulundurarak, aşağıda verilen olayları ilk gerçekleşenden son ger��ekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama sırasıyla; sera gazı oranının artışı, sera etkisinin kuvvetlenmesi, küresel sıcaklık artışı, buzulların erimesi ve kıyı alanlarının sular altında kalması şeklinde gerçekleşir.
Küresel iklim değişimine bağlı zincirleme süreçler, beşerî faaliyetlerin sera gazı oranını artırmasıyla başlar. Bu gazlar yer radyasyonunu daha fazla tutarak sera etkisini kuvvetlendirir. Sera etkisinin artması küresel sıcaklıkları yükseltir. Sıcaklık artışı buzulların erimesine ve deniz seviyesinin yükselmesine yol açar. Sonuç olarak kıyı alanları sular altında kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Atmosferdeki sera gazı salınımının beşerî faaliyetlerle artışını belirleme.
İlk aşama olarak sera gazı konsantrasyonunun artması gerçekleşir.
Süreci başlatan temel girdi beşerî emisyonlardır.
2
Artan gazların yer radyasyonunu tutma üzerindeki etkisini analiz etme.
Sera etkisinin kuvvetlenmesi ve yer radyasyonunun daha fazla tutulması gerçekleşir.
Karbondioksit ve metan gibi sera gazları kızılötesi ışınları soğurarak ısının uzaya kaçmasını engeller.
3
Sera etkisinin kuvvetlenmesinin küresel sıcaklıklara etkisini saptama.
Küresel ortalama sıcaklıklar yükselir ve iklim rejimleri değişir.
Atmosferde biriken ısı enerjisi küresel ısınmaya yol açar.
4
Sıcaklık artışının buzullar üzerindeki etkisini inceleme.
Karasal buzullar erir and deniz seviyeleri yükselir.
Sıcaklık artışı buzulların erimesini ve okyanus sularının termal genişlemesini tetikler.
5
Deniz seviyesi yükselmesinin kıyı çizgisi üzerindeki etkisini belirleme.
Kıyı ovaları ve deltalar sular altında kalarak zarar görür.
Su seviyesinin yükselmesi kıyıdaki alçak alanları su altında bırakarak ekolojik ve sosyoekonomik zararlara yol açar.

Anahtar Kavram

Sera gazlarının artışı ile küresel iklim değişimi ve kıyı ekosistemleri üzerindeki zincirleme etkileri arasındaki neden-sonuç ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7434Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren ülkenin kalkınmasını sağlamak amacıyla farklı dönemlerde çeşitli ekonomi politikaları ve uygulamalar hayata geçirilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen ekonomik gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ekonomik gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması (1923), Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun kabul edilmesi (1927), Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanmaya başlanması (1934) ve Devlet Planlama Teşkilatının kurulması (1960) şeklindedir.
Doğru sıralama geçmişten günümüze doğru sırasıyla; İzmir İktisat Kongresi (1923), Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927), Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1934) ve Devlet Planlama Teşkilatının kurulması (1960) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in kuruluş aşamasında atılan ilk ekonomik adım tespit edilir.
1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi ilk sırada yer alır.
Yeni devletin ekonomi politikasının temellerinin atıldığı ilk büyük organizasyondur.
2
Kongre kararları sonrasında özel sektörü desteklemeye yönelik atılan yasal adım belirlenir.
1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu ikinci sırada yer alır.
Özel sermayeyi güçlendirerek sanayileşmeyi hızlandırmak amaçlanmıştır.
3
Özel sektörün başarısızlığı ve küresel kriz sonrası geçilen devletçi modelin ilk uygulaması belirlenir.
1934 yılında yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı üçüncü sırada yer alır.
Devletin doğrudan sanayi yatırımları yaptığı planlı dönemin başlangıcıdır.
4
Cumhuriyet tarihindeki daha geniş kapsamlı planlama teşkilatının kuruluşu bulunur.
1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatının kurulması dördüncü sırada yer alır.
Ülke kaynaklarının rasyonel kullanımı için planlı kalkınma döneminin kurumsal altyapısını oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomi Tarihindeki Dönemsel Değişimler ve Temel Kilometre Taşları
Soru 7435Soru

Aristoteles, *Nikomakhos'a Etik* adlı eserinde hocası Platon'un ahlak kuramının temelini oluşturan 'İyi İdeası'na şu eleştiriyi yöneltir: 'Eğer her şey için ortak, tek ve kendi başına var olan bir iyi varsa, bu iyi ya insan tarafından eylemlerle gerçekleştirilebilir ya da elde edilebilir bir şey olmalıdır. Oysa Platon'un iddia ettiği aşkın İyi İdeası, insanın pratik yaşamında eylemleriyle ulaşabileceği bir iyi değildir. Tıpkı bir hekimin hastasını tedavi ederken soyut ve genel bir iyi kavramını değil, doğrudan o hastanın sağlığını hedeflemesi gibi, ahlakın amacı da insanın dünyadaki somut eylemleriyle gerçekleştirebileceği pratik iyiyi bulmaktır.'

Buna göre Aristoteles'in ahlak anlayışını, Platon'un ahlak anlayışından ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahlaki değerlerin aşkın ve duyular üstü bir dünyadan ziyade, insanın bu dünyadaki pratik eylemlerinde ve erdemli yaşam tarzında aranması gerektiğini savunması

Cevap

Ahlaki değerlerin aşkın ve duyular üstü bir dünyadan ziyade, insanın bu dünyadaki pratik eylemlerinde ve erdemli yaşam tarzında aranması gerektiğini savunması
Aristoteles, ahlakın soyut ve aşkın bir dünyadaki 'İyi İdeası'na değil, insanın bu dünyadaki somut eylemlerine ve pratik yaşamına dayanması gerektiğini savunur. Metindeki hekim örneği de genel bir iyinin değil, hastanın somut sağlığının hedeflenmesi gerektiğini göstererek ahlaki değerlerin pratik yaşamdaki erdemlerle şekillendiğini doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen Aristoteles'in Platon'a yönelik eleştirisini analiz etmek.
Aristoteles'in Platon'un aşkın 'İyi İdeası'nı, insanın dünyadaki pratik yaşamı ve somut eylemleriyle ulaşılamaz bulduğu için eleştirdiği görülür.
Platon'un idealist ahlak kuramı ile Aristoteles'in dünyevi ve pratik ahlak kuramı arasındaki temel farkı belirlemek.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin Aristoteles'in felsefesine ve metindeki argümana uygunluğunu değerlendirmek.
Aristoteles'in ahlakı pratik eylemlere ve erdemli yaşama dayandırdığı, ahlaki değerleri aşkın bir dünyaya yerleştiren Platon'dan bu yönüyle ayrıldığı belirlenir.
Doğru cevaba ulaşmak için teorik ve pratik iyi ayrımını netleştirmek.
3
Çeldirici seçeneklerde yer alan kavramsal yanılgıları tespit etmek.
Diğer seçeneklerin rasyonalizm-empirizm karışıklığı, doğruluk-gerçeklik karışıklığı, bilim-felsefe yaklaşım farkı ve hatalı argümantasyon gibi çeşitli kavramsal yanılgılar barındırdığı görülür.
Yanlış seçenekleri ahlak felsefesinin temel kavramları ve bilgi kuramları açısından elemek.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in Platon'un İyi İdeası eleştirisi ve pratik ahlak anlayışı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7436Soru

Mantıkçı pozitivistlere göre, bir önermenin anlamlı ve dolayısıyla bilimsel olabilmesi, onun olgusal olarak doğrulanabilmesine bağlıdır. Doğrulanamayan önermeler metafizikseldir ve bilim dışı kabul edilmelidir. Karl Popper ise bu yaklaşıma karşı çıkarak tümevarım yöntemiyle nihai bir doğrulamaya ulaşmanın mantıksal olarak imkânsız olduğunu savunur. Ona göre, ne kadar çok beyaz kuğu gözlemlersek gözlemleyelim, bu durum 'Bütün kuğular beyazdır.' önermesinin doğruluğunu kesin olarak kanıtlamaz; çünkü gelecekte siyah bir kuğunun ortaya çıkma olasılığı her zaman mevcuttur. Bu nedenle bilimsel olanı olmayan ayırt etmede ölçüt doğrulama değil, kuramın hangi koşullarda geçersiz kılınabileceğinin ortaya konması, yani yanlışlanabilirliktir.

Bu parçaya göre Karl Popper'ın sınır çekme (demarkasyon) problemi bağlamında mantıkçı pozitivizme yönelttiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümevarımsal doğrulama yönteminin mantıksal açıdan kesin bilgi sağlayamayacağı ve bilimsellik sınırı için yanlışlanabilirlik ölçütünün esas alınması gerektiği

Cevap

Tümevarımsal doğrulama yönteminin mantıksal açıdan kesin bilgi sağlayamayacağını ve bilimsellik sınırı için yanlışlanabilirlik ölçütünün esas alınması gerektiğini belirten ifade.
Karl Popper parçada, mantıkçı pozitivistlerin 'doğrulanabilirlik' ilkesine dayanarak bilimsel önermeleri metafiziksel önermelerden ayırma girişimini eleştirmektedir. Popper, tümevarım yöntemiyle nihai doğrulamaya ulaşmanın mantıksal olarak imkânsız olduğunu, çünkü gelecekteki gözlemlerin geçmişteki gözlemleri yalanlayabileceğini savunur. Bu nedenle bilimsel olmanın ölçütünün doğrulama değil, kuramın yanlışlanabilme açık kapısı barındırması olduğunu ifade eder. Dolayısıyla doğru yanıt, tümevarımsal doğrulamanın kesin bilgi vermeyeceğini ve yanlışlanabilirliğin ölçüt olması gerektiğini savunan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mantıkçı pozitivizmin bilimsellik ölçütü olan doğrulanabilirlik ve bunun dayandığı tümevarım yöntemi analiz edilir.
Tümevarımın gözlemlerden hareketle kesin genel yasalara ulaşmada mantıksal bir güvence sunmadığı saptanır.
Popper'ın pozitivizme yönelttiği yöntemsel eleştirinin temelini anlamak için.
2
Popper'ın beyaz ve siyah kuğu örneği üzerinden geliştirdiği argüman incelenir.
Gelecekteki tek bir olumsuz gözlemin (siyah kuğu), geçmişteki tüm doğrulayıcı verileri geçersiz kılabileceği fark edilir.
Doğrulama ölçütünün neden yetersiz kaldığını mantıksal olarak temellendirmek için.
3
Popper'ın önerdiği alternatif sınır çekme (demarkasyon) ölçütü tespit edilir.
Bilimselliğin ölçütünün doğrulanabilirlik değil, yanlışlanabilirlik olması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Parçadan çıkarılabilecek nihai felsefi sonucu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Karl Popper'ın yanlışlanabilirlik ilkesi ve sınır çekme problemi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7437Soru

İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru, 23 Şubat 1945'te Türkiye; fiilen savaşa katılmayacak olmasına rağmen Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir.

Türkiye'nin bu kararı almasında etkili olan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalta Konferansı'nda alınan kararlar doğrultusunda kurulacak olan Birleşmiş Milletler Teşkilatına kurucu üye olarak katılabilmek

Cevap

Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurucu üyeleri arasında yer alabilmek amacıyla Almanya ve Japonya'ya savaş ilan edilmesi.
Müttefik Devletler, Şubat 1945'te gerçekleştirdikleri Yalta Konferansı'nda, yeni kurulacak olan Birleşmiş Milletler Teşkilatına yalnızca 1 Mart 1945 tarihine kadar Mihver Devletleri'ne savaş ilan etmiş ülkelerin kurucu üye olarak kabul edileceğini kararlaştırmışlardır. Türkiye, savaş sonrası uluslararası düzenin dışında kalmamak ve teşkilatın kurucu üyelerinden biri olmak amacıyla 23 Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İkinci Dünya Savaşı'nın son dönemindeki diplomatik gelişmeleri analiz etmek.
Müttefik Devletler'in Yalta Konferansı'nda (Şubat 1945) yeni kurulacak Birleşmiş Milletler Teşkilatına üye olabilmek için 1 Mart 1945 tarihine kadar Mihver Devletleri'ne savaş ilan etme şartı getirdiğini belirlemek.
Türkiye'nin savaş ilanı kararının arkasındaki dış diplomatik baskıyı ve motivasyonu anlamak.
2
Türkiye'nin bu kararı alma amacını değerlendirmek.
Türkiye'nin savaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninde ve Birleşmiş Milletler'de kurucu üye olarak yer alarak uluslararası alanda yalnız kalmamayı hedeflediğini ortaya koymak.
Savaş ilanı kararının doğrudan sonucunu ve Türkiye'nin dış politika hedefini saptamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı sonundaki diplomatik hamleleri ve Birleşmiş Milletler'e katılım süreci.
Soru 7438Soru

Bizim algılarımızın ve bilincimizin dışında, kendi başına duran maddesel bir dış dünyadan söz etmek tutarlı değildir. Çevremizdeki tüm nesneler, yalnızca duyularımız aracılığıyla zihnimizde oluşan izlenimlerin birer toplamıdır. Bu nedenle bir şeyin var olması, onun bir özne tarafından algılanıyor olmasına bağlıdır.

Bu parçada dile getirilen görüşler, varlık felsefesindeki (ontoloji) aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın ilk ve en temel ögesinin düşünce (idea) olduğunu savunan idealist yaklaşım

Cevap

Varlığın ilk ve en temel ögesinin düşünce (idea) olduğunu savunan idealist yaklaşım
Parçada savunulan 'var olmak algılanmış olmaktır' ilkesi, varlığın ancak zihinsel bir süreçle ve düşünceyle (idea) mümkün olduğunu savunan idealist yaklaşıma (öznel idealizme) aittir. Bu yaklaşım, bilincin dışında bağımsız bir madde dünyası olmadığını öne sürer.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen temel ontolojik iddiayı analiz etmek.
Varlığın zihinden bağımsız olamayacağı ve var olmanın algılanmaya bağlı olduğu tezi saptanır.
Parçadaki temel felsefi görüşü doğru tanımlamak için.
2
Bu tezin hangi felsefi akıma ait olduğunu belirlemek.
Düşünceyi ve bilinci varlığın merkezine koyan idealist akım ile eşleşir.
Seçenekler arasından doğru ontolojik tavrı bulmak için.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek kavramsal analiz yapmak.
Bilimsel yaklaşım, realizm, rasyonalizm ve hikmet seçenekleri elenir.
Yanıtın doğruluğunu teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Varlık Felsefesinin Temel Yaklaşımları (İdealizm)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7439Soru

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar�� olan çok sektörlü ve entegre bir bölgesel kalkınma projesidir. Projenin hayata geçirilmesiyle bölgede çok yönlü değişimler yaşanmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen GAP'ın kalkınma boyutları ile sağ sütunda verilen bölgedeki somut gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tarımsal Yapı ve Ürün Çeşitliliği
Sosyal Yapı ve Toplumsal Gelişim
Enerji Üretimi ve Altyapı Yatırımları
Çevresel Sürdürülebilirlik ve Koruma

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tarımsal Yapı ve Ürün Çeşitliliği - Sulu tarımla birlikte pamuk ekim alanlarının artması ve nadasın azalması; Sosyal Yapı ve Toplumsal Gelişim - Çok Amaçlı Toplum Merkezlerinin (ÇATOM) kurulması; Enerji Üretimi ve Altyapı Yatırımları - Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde kurulan barajlarla elektrik üretilmesi; Çevresel Sürdürülebilirlik ve Koruma - Tuzlanmayı önlemek amacıyla drenaj kanallarının açılması
Eşleştirmede kalkınma boyutları bölgedeki gerçek çıktılarıyla birebir örtüşmektedir. Sulu tarımla birlikte pamuk ekim alanlarının genişlemesi tarımsal yapı boyutunu; kadın ve gençlere mesleki eğitim sunan ÇATOM'lar sosyal boyutu; barajlardaki hidroelektrik santralleri enerji altyapısı boyutunu; aşırı sulamadan kaynaklanan tuzlanmayı önleyen drenaj çalışmaları ise projenin çevresel koruma boyutunu temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal Yapı ve Ürün Çeşitliliği ifadesi analiz edilir.
Bu boyutun tarım metotları, ürün deseni ve nadas alanlarındaki değişimlerle eşleşmesi gerektiği bulunur ve pamuk ekimi ile nadas alanlarının daralması maddesiyle ilişkilendirilir.
GAP'ın en temel hedeflerinden biri tarımda sulama olanaklarını artırarak tarımsal üretimi çeşitlendirmektir.
2
Sosyal Yapı ve Toplumsal Gelişim ifadesi analiz edilir.
Bu boyutun insan odaklı, eğitim, istihdam ve sosyal uyum projeleriyle eşleşmesi gerektiği bulunur ve Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) maddesiyle ilişkilendirilir.
GAP sadece ekonomik değil, aynı zamanda bölge halkının refahını artırmayı hedefleyen entegre bir sosyal projedir.
3
Enerji Üretimi ve Altyapı Yatırımları ifadesi analiz edilir.
Bu boyutun baraj inşası ve hidroelektrik enerji üretimiyle eşleşmesi gerektiği bulunur ve nehirler üzerinde kurulan barajlarla elektrik üretilmesi maddesiyle ilişkilendirilir.
GAP kapsamında kurulan Atatürk ve Karakaya gibi devasa barajlar Türkiye'nin hidroelektrik üretiminde çok önemli bir yere sahiptir.
4
Çevresel Sürdürülebilirlik ve Koruma ifadesi analiz edilir.
Bu boyutun sulamanın getirdiği ekolojik sorunları engelleme çalışmalarıyla eşleşmesi gerektiği bulunur ve tuzlanmayı önlemek için drenaj kanallarının açılması maddesiyle ilişkilendirilir.
Bölgede kontrolsüz sulama nedeniyle oluşan tuzlanma ve çölleşme riskini azaltmak projenin ekolojik koruma hedefleri arasındadır.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) çok sektörlü kalkınma boyutları ve bunların sahadaki somut uygulamaları.
Soru 7440Soru

Küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş amaçları, coğrafi etki alanları ve üye ülkeleri farklılık gösterir. Türkiye, jeopolitik konumu ve dış politika stratejileri doğrultusunda uluslararası örgütlerde aktif roller üstlenmektedir; bazı örgütlerin kuruluşuna öncülük ederken, bazılarına sonradan katılmış, bazılarında ise üye statüsü bulunmamaktadır.

Buna göre, Türkiye'nin ilişkide olduğu uluslararası örgütler ve bu örgütlerin özellikleri hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO); küresel ölçekli askeri bir örgüt olup Türkiye bu örgüte 1952 yılında sonradan üye olmuştur.

Cevap

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO); küresel ölçekli askeri bir örgüt olup Türkiye bu örgüte 1952 yılında sonradan üye olmuştur.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), askeri amaçla kurulmuş küresel ölçekli bir örgüttür. Türkiye, 1952 yılında bu örgüte sonradan üye olmuştur. Bu nedenle bu ifade tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki örgütlerin coğrafi etki alanlarını (küresel veya bölgesel) sınıflandırın.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) küresel, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) bölgesel, NATO küresel, Avrupa Birliği (AB) bölgesel ve D-8 küresel ölçeklidir.
Soruda yer alan örgütlerin etki alanlarını doğru belirlemek, seçenekleri elemede ilk adımdır.
2
Türkiye'nin bu örgütlere üyelik durumunu ve kurucu/sonradan katılan statüsünü analiz edin.
Türkiye; İİT, KEİ ve D-8 örgütlerinin kurucu üyesidir. NATO'ya 1952 yılında sonradan üye olmuştur. Avrupa Birliği'ne ise üye değildir.
Türkiye'nin örgütlerdeki üyelik statüsü ve katılım yıllarını değerlendirerek doğru seçeneği belirlemek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Sınıflandırılması ve Türkiye'nin Üyelik Durumu
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 372 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin