Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7401Soru

Sosyoloji toplumu ve toplumsal ilişkileri incelerken, toplumu oluşturan bireylerin ruhsal dünyasını ve davranışlarının içsel nedenlerini göz ardı edemez. Örneğin, bir topluluktaki işsizlik oranının artması toplumsal bir durum olarak sosyolojinin konusuyken, işsiz kalan bir bireyin yaşadığı umutsuzluk ve depresyon gibi durumlar bireysel düzeyde incelenmelidir. Bu nedenle sosyologlar, toplumsal yapı ile birey arasındaki bu etkileşimi açıklarken diğer bir sosyal bilim dalından destek alırlar.

Bu parçada belirtilen durum, sosyolojinin aşağıdaki bilim dallarından hangisiyle olan ilişkisini doğrudan örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psikoloji

Cevap

Psikoloji
Doğru cevap psikoloji seçeneğidir. Parçada sosyolojinin toplumsal olayları (işsizlik) incelerken bireyin içsel dünyasını ve ruhsal durumunu (depresyon, umutsuzluk) göz ardı edemeyeceği, bu nedenle bireysel davranışları inceleyen bilim dalıyla ortak çalıştığı belirtilmektedir. Birey davranışlarını ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalı psikoloji olduğu için sosyoloji bu noktada psikolojiden yararlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme.
Metinde sosyolojinin toplumsal olayları incelerken bireyin içsel yaşantılarını, ruhsal dünyasını ve depresyon gibi bireysel durumları inceleyen başka bir bilimle iş birliği yaptığı belirlenmiştir.
Metnin ana fikrini ve incelenen bilim dallarının özelliklerini tespit etmek için.
2
Seçeneklerdeki bilim dallarının konularını değerlendirme.
Bireysel ruhsal süreçleri ve davranışları inceleyen bilim dalının psikoloji olduğu, bu nedenle sosyolojinin iş birliği yaptığı disiplinin psikoloji olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi (Sosyoloji-Psikoloji İlişkisi)
Soru 7402Soru

Uluslararası örgütlerin sınıflandırılması ve Türkiye'nin bu örgütlerdeki rolü hakkında araştırma yapan bir öğrenci, aşağıdaki tabloyu hazırlamıştır. Ancak öğrenci tablonun bazı satırlarında hata yapmıştır.

Örgüt AdıÖlçeğiKuruluş AmacıTürkiye'nin Üyelik Durumu
NATOKüreselAskeriKurucu Üye (I)
KEİBölgesel (II)EkonomikKurucu Üye
D-8Bölgesel (III)EkonomikKurucu Üye
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)KüreselSiyasiÜye (IV)
OECDKüreselEkonomikKurucu Üye (V)

Buna göre, öğrencinin hazırladığı tabloda numaralandırılmış bilgilerden hangileri hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III
Tabloda verilen bilgiler incelendiğinde; Türkiye, NATO'ya kurucu üye olarak değil, 1952 yılında sonradan üye olmuştur. D-8 (Gelişen Sekiz Ülke) ise üyelerinin farklı kıtalarda yer almasından dolayı bölgesel değil, küresel ölçekli bir örgüttür. Bu nedenle I ve III numaralı bilgiler hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
NATO'nun kuruluş sürecini ve Türkiye'nin üyelik durumunu incelemek.
Türkiye, NATO'ya kurucu üye olarak değil, 1952 yılında sonradan üye olmuştur. Dolayısıyla I numaralı bilgi hatalıdır.
Türkiye'nin askeri örgütlerdeki tarihsel rolünü ve üyelik sürecini doğru belirlemek.
2
D-8 örgütünün coğrafi yapısını ve etki alanını analiz etmek.
D-8 üyeleri (Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır, Nijerya) farklı kıtalara yayıldığı için bölgesel değil, küresel ölçekli bir örgüttür. Dolayısıyla III numaralı bilgi hatalıdır.
Örgütlerin üye yapısına ve coğrafi dağılışına göre ölçeğini doğru sınıflandırmak.
3
KEİ, İİT ve OECD bilgilerinin doğruluğunu kontrol etmek.
KEİ bölgesel bir örgüttür (II doğru), Türkiye İİT üyesidir (IV doğru) ve OECD kurucu üyesidir (V doğru). Bu bilgilerde hata yoktur.
Tablonun diğer kısımlarındaki bilgileri doğrulayarak hatalı olmayan seçenekleri elemek.

Anahtar Kavram

Küresel ve bölgesel örgütlerin ölçek, amaç ve üyelik özelliklerinin ayırt edilmesi
Soru 7403Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomi tarihinde uygulanan ekonomi politikaları ile bu dönemlerin temel özelliklerini belirleyen gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1923-1929 Dönemi
1930-1950 Dönemi
1950-1960 Dönemi
1963-1980 Dönemi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1923-1929 Dönemi liberal politikalarla (İzmir İktisat Kongresi, Aşar vergisinin kaldırılması), 1930-1950 Dönemi devletçilikle (Sümerbank, Etibank'ın kurulması), 1950-1960 Dönemi dışa açık ekonomiyle (makineleşme, kara yolları, Marshall Planı), 1963-1980 Dönemi ise planlı kalkınmayla (Devlet Planlama Teşkilatı, ithal ikameci sanayileşme) eşleşmektedir.
Cumhuriyet dönemi ekonomi politikaları tarihsel süreçte dört ana evreye ayrılır: 1923-1929 liberalizm dönemi, 1930-1950 devletçilik dönemi, 1950-1960 dışa açık serbest piyasa ve altyapı dönemi, 1963-1980 ise planlı kalkınma dönemidir. Her dönem, kendine has sosyo-ekonomik ve küresel koşullara göre şekillenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarına denk gelen 1923-1929 dönemini analiz etmek.
İzmir İktisat Kongresi kararları doğrultusunda özel sektöre dayalı liberal politikaların izlendiği ve tarımı rahatlatmak için Aşar vergisinin kaldırıldığı görülür.
Dönemin temel karakteri olan özel girişimciliğin teşvik edilmesi ile liberal ekonomi açıklaması eşleşir.
2
Dünya Ekonomik Bunalımı sonrasını kapsayan 1930-1950 dönemini analiz etmek.
Özel sermaye yetersizliği nedeniyle devletçilik ilkesinin benimsendiği ve kamu bankaları (Sümerbank, Etibank) aracılığıyla sanayileşme adımlarının atıldığı tespit edilir.
1929 Büyük Buhranı'nın getirdiği zorunluluklar devletin ekonomiye doğrudan müdahalesini ve yatırım yapmasını gerektirmiştir.
3
Siyasi ve ekonomik yapının değiştiği 1950-1960 dönemini analiz etmek.
Kara yolları yatırımlarının ön plana çıktığı, tarımda makineleşmenin ve dış yardımların (Marshall Planı) etkisiyle özel sektörün canlandığı belirlenir.
Bu dönemde demir yolları yerine kara yollarına öncelik verilmiş ve tarımsal üretimde traktör kullanımı yaygınlaşmıştır.
4
1960 Anayasası sonrasındaki planlı dönemi (1963-1980) analiz etmek.
Devlet Planlama Teşkilatının kurularak beş yıllık kalkınma planlarının uygulamaya koyulduğu ve ithal ikameci sanayinin benimsendiği görülür.
Ekonomik büyümenin düzenli ve planlı bir şekilde yürütülmesi için planlı kalkınma modeli tercih edilmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye Cumhuriyeti ekonomi politikasının tarihsel süreçteki yapısal değişimleri ve dönemsel nitelikleri.
Soru 7404Soru

Yoğun bir sınav hazırlık sürecinde olan bir öğrenci, masasında ders çalışırken sayfaları çevirdiğini ancak son birkaç dakikadır okuduğu hiçbir şeyi hatırlamadığını fark eder. Aynı öğrenci, geceleri yatağına yatıp uykuya dalmak üzereyken de odada kimse olmamasına rağmen bazı sesler duyduğunu belirtir.

Bu öğrencinin yaşadığı bu iki durumla ilgili psikolojideki bilinç ve farklı bilinç durumları çerçevesinde yapılan aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sayfaları hatırlamadan çevirmesi zihnin otomatik olarak işlediği pasif bilinç durumuna; uykuya geçiş esnasında duyduğu sesler ise uyanıklıktan uykuya geçiş evresindeki farklı bir bilinç durumuna örnektir.

Cevap

Sayfaları hatırlamadan çevirmesi zihnin otomatik olarak işlediği pasif bilinç durumuna; uykuya geçiş esnasında duyduğu sesler ise uyanıklıktan uykuya geçiş evresindeki farklı bir bilinç durumuna örnektir.
Doğru yanıt olan seçenek, öğrencinin ders çalışırken sayfaları çevirmesini zihnin arka planda otomatik olarak işlediği pasif bilinç durumuna; uykuya dalış esnasında ortamda ses olmamasına rağmen duyduğu sesleri ise uyanıklıktan uykuya geçiş evresindeki farklı bir bilinç durumuna doğru bir şekilde bağlamaktadır. Psikoloji biliminde, dikkatimizi vermeden yaptığımız otomatik eylemler pasif bilincin, uykuya dalış gibi geçiş süreçleri ise farklı bilinç durumlarının karakteristik örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Öğrencinin ders çalışırken okuduğu sayfaları hatırlamamasına rağmen sayfa çevirmeye devam etmesi durumunu analiz edin.
Bu durum, dikkatin başka bir alanda yoğunlaştığı ve motor becerilerin otomatik pilotta yapıldığı pasif (edilgin) bilinç durumuna karşılık gelir.
Zihin aktif odaklanma yapmadan rutin işleri arka planda sürdürdüğünde pasif bilinç etkindir.
2
Öğrencinin uykuya dalmak üzereyken ortamda ses olmamasına rağmen bazı sesler işitmesi durumunu analiz edin.
Bu durum, normal uyanıklık bilincinin dışında, uyanıklıktan uykuya geçiş evresinde (hipnagogik süreçte) ortaya çıkan farklı bir bilinç durumudur.
Uyku, rüya, hipnoz, meditasyon ve uykuya dalma süreçleri uyanıklıktan farklı bilinç hallerini oluşturur.
3
Her iki analizi birleştiren seçeneği tespit edin.
Seçenekler arasından ilk durumun pasif bilinç, ikinci durumun ise uyanıklıktan uykuya geçişteki farklı bir bilinç durumu olduğunu belirten ifade doğru yanıt olarak seçilir.
Kavramların psikoloji literatüründeki tanımlarıyla tam uyum sağlayan tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Bilinç ve Farklı Bilinç Durumları (Aktif/Pasif Bilinç, Uykuya Geçiş)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7405Soru

Bir nöropsikoloji araştırmasında, katılımcıların farklı bilinç durumlarındayken beyin dalgaları (EEG) ve dış uyarılara verdikleri tepki süreleri incelenmiştir. Araştırma verilerine göre:

- Katılımcılar karmaşık bir matematiksel problemi çözerken yüksek frekanslı Beta dalgaları kaydedilmiş, dış uyarılara en hızlı ve seçici tepki bu evrede verilmiştir.
- Katılımcılar gözleri kapalı şekilde sakinleştiklerinde (meditasyon) Alpha dalgaları baskın hale gelmiş, çevreye olan farkındalıklarının sürdüğü ancak tepki verme eğilimlerinin azaldığı görülmüştür.
- Uykuya geçişin ilk aşamalarında (NREM Evre 1) Theta dalgaları gözlenmiş, katılımcıların dış uyarılara duyarlılığı azalsa da tamamen kaybolmamıştır.
- Derin uyku evresinde (NREM Evre 4) ise yavaş ve yüksek genlikli Delta dalgaları ölçülmüş, bu evrede uyandırılan katılımcıların çevreye uyum sağlamakta zorlandığı ve geçici bir yönelim bozukluğu yaşadığı rapor edilmiştir.

Buna göre, bilinç ve farklı bilinç durumlarına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilinç durumlarındaki değişimler, hem beyindeki elektriksel aktivitenin örüntüsünü hem de bireyin çevresel uyarıcıları işleme ve onlara yanıt verme kapasitesini eş zamanlı olarak yapılandırır.

Cevap

Bilinç durumlarındaki değişimlerin hem beyindeki elektriksel aktivitenin örüntüsünü hem de bireyin çevresel uyarıcıları işleme ve onlara yanıt verme kapasitesini eş zamanlı değiştirmesi
Doğru seçenek, bilinç durumlarındaki değişimlerin hem beyindeki elektriksel dalgaları (EEG) hem de çevreye verilen tepkileri (uyarıcıları işleme kapasitesini) eş zamanlı olarak değiştirdiğini ifade etmektedir. Bu durum metindeki Beta, Alpha, Theta ve Delta dalgaları ile bunlara eşlik eden tepki süreleri arasındaki paralellikle birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki deneyi analiz ederek farklı bilinç durumlarını ve bunlara eşlik eden EEG dalgaları ile tepki sürelerini belirlemek.
Aktif odaklanmada Beta dalgaları ve hızlı tepki; meditasyonda Alpha dalgaları ve azalan tepki; hafif uykuda Theta dalgaları; derin uykuda ise Delta dalgaları ve uyum zorluğu tespit edilir.
Bilinç durumları ile fizyolojik/davranışsal göstergeler arasındaki ilişkiyi netleştirmek.
2
Farklı bilinç durumlarının beyin dalgaları ve tepki süreleri üzerindeki ortak etkisini yorumlamak.
Bilinçli farkındalık düzeyindeki her değişimin, hem zihinsel/fizyolojik bir karşılığı (elektriksel aktivite) hem de davranışsal/bilişsel bir yansıması (dış uyaranları işleme ve tepki verme) olduğu sonucuna ulaşılır.
Seçeneklerdeki doğru yargıyı belirlemek amacıyla verileri sentezlemek.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru seçeneği tespit etmek.
Bilinç durumlarının hem elektriksel dalgaları hem de uyarıcı işleme kapasitesini eş zamanlı değiştirdiğini belirten yargı doğru kabul edilir; bağımlı-bağımsız değişken karışıklığı, algı sapmaları (illüzyon/halüsinasyon), davranışçı-bilişsel yaklaşım çelişkisi ve bellek ket vurması içeren çeldiriciler elenir.
Bilimsel hata veya kavramsal yanılgı içeren seçenekleri eleyerek kesin sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Bilinç ve Farklı Bilinç Durumları (EEG Dalgaları ve Farkındalık Düzeyleri)
Soru 7406Soru

Küresel iklim değişimi, beşerî faaliyetler sonucu atmosferin sera etkisinin kuvvetlenmesiyle başlayan ve yeryüzünde zincirleme çevresel etkilere yol açan karmaşık bir süreçtir.

Aşağıda verilen küresel iklim değişimiyle ilgili süreçler ile bu süreçlerin doğrudan yol açtığı sonuçları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Küresel sıcaklık artışıyla birlikte kutup ve dağ buzullarının hızla erimesi
Sanayileşme, fosil yakıt tüketimi ve geniş ölçekli ormansızlaşma
Yeryüzündeki buz örtülerinin küçülerek koyu renkli yüzeylerin artması
Sıcaklık ve yağış rejimlerinin değişmesiyle iklim kuşaklarının kayması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Buzulların erimesi ile kıyıların sular altında kalması; fosil yakıt kullanımı ile sera gazı birikiminin artması; buz örtülerinin azalması ile albedo oranının düşmesi; iklim kuşaklarının kayması ile canlı türlerinin göç etmesi/yok olması eşleşmektedir.
Küresel iklim değişimine bağlı olarak eriyen buzullar kıyı ovalarının su altında kalmasına yol açar; beşerî kökenli fosil yakıt tüketimi sera gazı birikimini artırır; buzulların erimesi yansıtıcılığı azaltarak (albedo düşüşü) yeryüzünün daha çok enerji soğurmasına neden olur; iklim kuşaklarının kayması ise canlıların yaşam alanlarını değiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Buzul erimelerinin kıyı bölgelerindeki fiziki coğrafya üzerindeki etkilerini tespit etmek.
Eriyen buzullar deniz seviyesini yükselterek kıyı ekosistemlerini ve delta ovalarını sular altında bırakır.
Küresel sıcaklık artışıyla eriyen buzulların doğrudan deniz seviyesi yükselmesine yol açtığı bilgisini kullanmak.
2
Beşerî kaynaklı sera gazı salınımlarını ve ormansızlaşmanın sonuçlarını belirlemek.
Sanayi faaliyetleri ve fosil yakıt kullanımı atmosfere büyük miktarda sera gazı salarken, ormansızlaşma karbon yutaklarını azaltarak bu birikimi hızlandırır.
Beşerî faaliyetlerin atmosferin bileşimi üzerindeki etkilerini analiz etmek.
3
Buz alanlarının azalması ile yeryüzünün yansıtma gücü (albedo) arasındaki ilişkiyi incelemek.
Yansıtıcı beyaz buzulların yerini daha az yansıtıcı olan koyu renkli deniz ve kara yüzeylerinin alması albedoyu düşürür, bu da soğurulan güneş energisini artırır.
Buzulların erimesinin yeryüzünün enerji bilançosundaki pozitif geri besleme mekanizmasını anlamak.
4
İklim elemanlarındaki değişimlerin biyolojik sistemler ve canlılar üzerindeki etkilerini değerlendirmek.
İklim kuşaklarının yer değiştirmesi ekolojik nişlerin kaymasına sebep olur, bu da canlıları göç etmeye zorlar ya da nesillerini tehlikeye sokar.
Sıcaklık ve yağış değişimlerinin biyomların coğrafi dağılışı üzerindeki doğrudan sonuçlarını saptamak.

Anahtar Kavram

Küresel iklim değişiminin nedenleri, mekanizmaları (sera etkisi, albedo) ve çevre üzerindeki zincirleme sonuçları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7407Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; idari olarak köy sınırları içerisinde yer alan ancak köy merkezinden uzakta kurulmuş küçük yerleşim birimleridir. Bu yerleşmelerin bir kısmı tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yıl boyunca sürdürüldüğü kalıcı yerleşmeler iken, bir kısmı ise mevsimlik faaliyetlere bağlı olarak yılın sadece belirli dönemlerinde kullanılan geçici yerleşmelerdir.

Aşağıdaki tabloda Türkiye'deki bazı köy altı yerleşmelerine ait özellikler verilmiştir:

YerleşmeSüreklilik DurumuTemel Ekonomik FaaliyetEn Yaygın Görüldüğü Yerler
I. DivanKalıcıTarım ve HayvancılıkBatı Karadeniz
II. MezraGeçiciTarım ve HayvancılıkDoğu ve Güneydoğu Anadolu
III. ObaGeçiciGöçebe HayvancılıkToroslar
IV. ÇiftlikKalıcıTarım ve HayvancılıkMarmara ve Ege
V. KomGeçiciHayvancılıkDoğu Anadolu

Buna göre, tabloda numaralandırılmış köy altı yerleşmelerinden hangisinin süreklilik durumu yanlış sınıflandırılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II

Cevap

II numaralı Mezra yerleşmesinin süreklilik durumu yanlış sınıflandırılmıştır.
Mezra yerleşmesi; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olan, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yıl boyunca sürdürüldüğü sürekli (kalıcı) bir köy altı yerleşmesidir. Tabloda ise geçici yerleşmeler arasında gösterilerek hata yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen köy altı yerleşmelerinin süreklilik durumlarını tek tek incelemek.
Divan, çiftlik ve mezranın kalıcı (sürekli); oba ve komun ise geçici yerleşmeler olduğunu hatırlamak.
Köy altı yerleşmelerinin geçici ve kalıcı özelliklerine göre doğru gruplandırılmasını kontrol etmek amacıyla bu işlem gerçekleştirilir.
2
Tablodaki sınıflandırmayı gerçek coğrafi bilgilerle karşılaştırmak.
Mezra yerleşmesinin karşısında 'Geçici' yazarken, gerçekte tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin sürekli yapıldığı kalıcı bir yerleşme olduğunu tespit etmek.
Yanlış olan sınıflandırmayı doğrudan saptayabilmek için bu karşılaştırma gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki köy altı yerleşmelerinin sürekliliklerine göre sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7408Soru

Protagoras'a göre, rüzgâr üşüyen için soğuk, üşümeyen için ise soğuk değildir. Dolayısıyla hiçbir şey kendiliğinden ne sıcak ne de soğuktur; her şey yalnızca onu algılayan özneye göre bir nitelik kazanır. Bu rölativist (göreli) yaklaşım ahlaki değerler ve yasalar için de geçerlidir. Sokrates ise bu görüşe karşı çıkarak ahlakın kişilerin anlık algılarına ya da çıkarlarına indirgenemeyeceğini, her insan için geçerli olan ortak ahlaki doğruların bulunduğunu savunur. Bunun yolu da kavramların tümel tanımlarına ulaşmaktır.

Buna göre Sokrates'in, Sofistlerin bilgi ve ahlak anlayışına karşı çıkışının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahlaki değerlerin ve doğru bilginin kişiden kişiye değişmeyen, nesnel ve tümel bir karaktere sahip olduğunu savunması

Cevap

Ahlaki değerlerin ve doğru bilginin kişiden kişiye değişmeyen, nesnel ve tümel bir karaktere sahip olduğunu savunması
Sokrates, Sofistlerin rölativist bilgi ve ahlak anlayışına karşı çıkar. Ona göre ahlaki değerler ve yasalar kişilerin algılarına veya çıkarlarına göre değişmez; nesnel, değişmez ve herkes için geçerli (tümel) doğrular mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada sunulan Protagoras'ın (Sofistlerin) bilgi ve ahlak görüşü analiz edilir.
Sofistlerin bilginin ve ahlakın rölatif (göreli) olduğunu, yani kişiye ve algıya göre değiştiğini savunduğu tespit edilir.
Sokrates'in karşı çıktığı temel tezi doğru konumlandırmak.
2
Sokrates'in Sofist rölativizmine karşı geliştirdiği temel tez incelenir.
Sokrates'in, ahlakın kişisel algılara indirgenemeyeceğini ve herkes için geçerli nesnel doğruların (tümel tanımların) bulunduğunu savunduğu görülür.
Sokrates'in felsefi çıkış noktasını anlamak.
3
Elde edilen sonuçlar doğrultusunda seçenekler elenerek doğru cevaba ulaşılır.
Sokrates'in karşı çıkışının temelinde bilginin ve ahlakın nesnel ve tümel olduğunu savunmasının yattığı belirlenir.
Doğru seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Sokrates ve Sofistlerin Bilgi ve Ahlak Görüşlerinin Karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7409Soru

Bir eğitim kurumunda öğrencilerin ders çalışma alışkanlıklarını geliştirmek isteyen iki uzman arasında şu tartışma yaşanmaktadır:

I. Uzman: "Öğrencilerin daha verimli çalışmasını sağlamak için başarılı davranışlarını ödüllendirmeli, onları düzenli aralıklarla pekiştirmeliyiz. Zira davranışlar, dışarıdan gelen bu pekiştireçlerin sıklığına göre şekillenir."

II. Uzman: "Ödüller geçici bir çözüm sunabilir ancak asıl odaklanmamız gereken nokta, öğrencilerin ders çalışma sürecini zihinlerinde nasıl anlamlandırdıkları, dikkatlerini nasıl odakladıkları ve bilgiyi hafızalarında nasıl organize ettikleridir."

Buna göre, uzmanların savunduğu psikolojik yaklaşımlar sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davranışçı yaklaşım - Bilişsel yaklaşım

Cevap

Davranışçı yaklaşım - Bilişsel yaklaşım
Birinci uzman, davranışların dışsal ödüller ve pekiştireçlerle şekillendiğini belirterek gözlenebilir eylemlere ve çevresel etkenlere odaklanan davranışçı yaklaşımı savunmaktadır. İkinci uzman ise bilginin zihinde nasıl organize edildiği, işlendiği ve anlamlandırıldığı gibi içsel süreçleri vurgulayarak bilişsel yaklaşımın ilkelerini dile getirmektedir. Dolayısıyla sırasıyla davranışçı ve bilişsel yaklaşımlar savunulmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci uzmanın ifadesini analiz etmek.
Birinci uzman davranışların ödüllendirilmesi ve pekiştirilmesinden bahsetmektedir; bu durum gözlenebilir davranışları ve çevre etkisini temel alan davranışçı yaklaşımın (behaviorism) konusudur.
Doğru yaklaşımı belirlemek için uzmanın odaklandığı temel kavramları saptamak gerekir.
2
İkinci uzmanın ifadesini analiz etmek.
İkinci uzman zihinsel anlamlandırma, dikkat ve bilgiyi hafızada organize etme süreçlerini vurgulamaktadır; bu durum doğrudan bilişsel yaklaşımın (cognitive approach) çalışma alanıdır.
Uzmanların sırasını belirleyip doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Psikolojideki ekoller (Davranışçılık ve Bilişsel Yaklaşım) ve aralarındaki temel farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7410Soru

Güney Kore'nin başkenti Seul'de yer alan Cheonggyecheon Deresi, 1950'li yıllardan sonra hızlı nüfus artışı ve plansız şehirleşme sonucunda betonla kaplanarak üzerine yükseltilmiş otoyol inşa edilmiştir. 2003 yılında başlatılan kentsel dönüşüm ve çevresel planlama projesiyle otoyol yıkılmış, dere yatağı temizlenerek yeşil alanlara dönüştürülmüştür.

Bu dere restorasyon projesinin ardından gözlemlenen;

I. Bölgedeki kentsel ısı adası etkisinin hafiflemesi ve yerel rüzgâr koridorlarının oluşması,
II. Ulaşım planlamasındaki değişikliklerle toplu taşıma kullanımının artması ve karbon salımının azalması,
III. Dere yatağında su kalitesinin iyileşmesiyle sucul ve karasal biyoçeşitliliğin canlanması,
IV. Yakın çevredeki gayrimenkul değerlerinin yükselmesi ve turizm odaklı yeni iş kollarının oluşması

gelişmelerinden hangileri bu projenin doğrudan "ekolojik" sürdürülebilirliğe katkı sağladığını g��steren kanıtlardandır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III
Doğru seçenek, dere yatağının restorasyonunun doğrudan ekolojik sisteme olan katkılarını içeren maddeleri kapsamaktadır. Kentsel ısı adası etkisinin hafiflemesi ve rüzgâr koridorlarının oluşması (ısı dengesi), toplu taşıma kullanımının artarak karbon salımının azalması (hava kalitesi) ve sucul/karasal biyoçeşitliliğin canlanması (ekosistem sağlığı) doğrudan ekolojik sürdürülebilirlik kapsamına girer.

Adım Adım Çözüm

1
Cheonggyecheon Deresi Restorasyon Projesi'nin etkilerini ekolojik ve ekonomik boyutlarına g��re sınıflandırmak.
I, II ve III numaralı maddeler ekolojik (çevresel/doğal) yararları temsil ederken; IV numaralı madde ekonomik (maddi/finansal) yararları temsil etmektedir.
Ekolojik sürdürülebilirlik; biyoçeşitliliğin korunması, iklim dengesi, hava ve su kalitesi gibi doğal sistemlerin korunmasını hedefler. Ekonomik sürdürülebilirlik ise mali kazanç, istihdam ve turizm gibi unsurları kapsar.
2
Ekolojik sürdürülebilirlik kriterine uyan maddeleri seçmek.
I (ısı adası etkisinin azalması), II (karbon salımının düşmesi) ve III (biyoçeşitliliğin canlanması) öncülleri doğrudan ekolojik yarar sağlar.
Bu üç madde de doğal çevre elemanlarının (hava, su, canlı yaşamı) kalitesini artırarak ekolojik dengenin korunmasına doğrudan hizmet eder.
3
Ekonomik sürdürülebilirliğe giren maddeleri ayıklamak.
IV numaralı madde (gayrimenkul değerleri ve turizm iş kolları) elenir.
Maddi kazanç ve istihdam olanakları ekonomik boyutla ilgilidir, doğrudan ekolojik sürdürülebilirlik göstergesi değildir.

Anahtar Kavram

Çevresel Planlama ve Sürdürülebilirlik İlkeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7411Soru

Aşağıda sol sütunda psikoloji tarihindeki bazı ekollerin kuramsal açıklamaları, sağ sütunda ise bu ekollerin adları verilmiştir. Sol sütunda yer alan açıklamaları, sağ sütundaki uygun ekollerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilinçli deneyimlerin kimyasal bileşikler gibi daha basit unsurlara (duyumlar ve imgeler) ayrıştırılabileceğini savunarak, deneysel çalışmalarda bireyin kendi zihinsel durumunu rapor etmesine dayanan içebakış yöntemini temel alır.
Evrimsel teoriden etkilenerek zihnin yapısından ziyade işlevine odaklanır; algı, bellek ve öğrenme gibi zihinsel süreçlerin insanın çevreye uyum sağlama mücadelesindeki pratik faydalarını inceler.
Doğrudan gözlemlenemeyen zihinsel durumların incelenmesini reddederek, psikolojinin yalnızca çevresel girdiler ile organizmanın gözlenebilir çıktıları arasındaki nedensel ilişkileri inceleyen nesnel bir doğa bilimi olması gerektiğini savunur.
Yaşantıyı atomistik öğelere indirgeyen yaklaşımlara karşı çıkarak, zihnin gelen uyarıcıları aktif bir şekilde organize ettiğini ve algısal alanın örgütlenme yasaları çerçevesinde bir bütün olarak kavranması gerektiğini öne sürer.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci açıklama Yapısalcı Yaklaşım ile, ikinci açıklama İşlevselci Yaklaşım ile, üçüncü açıklama Davranışçı Yaklaşım ile ve dördüncü açıklama Gestalt Yaklaşımı ile eşleşmelidir.
Kuramsal açıklamalar incelendiğinde; içebakış yöntemini kullanarak bilinci duyum ve imge gibi yapısal ögelerine ayıran görüş yapısalcılıktır. Zihnin işlevine ve çevreye adaptasyona odaklanan görüş işlevselciliktir. Zihinsel süreçleri reddedip uyarıcı-tepki ilişkisine ve gözlenebilir davranışa odaklanan görüş davranışçılıktır. Yaşantının bütünsel olarak örgütlendiğini savunan görüş ise Gestalt yaklaşımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kuramsal açıklamanın anahtar kavramlarını belirleyin.
İlk açıklamada yer alan 'basit unsurlara (duyumlar ve imgeler) ayrıştırma' ve 'içebakış yöntemi' ifadeleri, zihnin yapısını ve parçalarını araştıran Yapısalcı Yaklaşım'a işaret eder.
Bu kavramlar doğrudan psikolojiyi laboratuvar düzeyinde başlatan Wilhelm Wundt ve Edward Titchener'ın yapısalcı ekolünün temel yöntemidir.
2
İkinci açıklamanın anahtar kavramlarını inceleyin.
İkinci açıklamada geçen 'zihnin yapısından ziyade işlevine odaklanma' ve 'çevreye uyum sağlama' ifadeleri, İşlevselci Yaklaşım ile örtüşür.
William James ve John Dewey tarafından geliştirilen bu ekol, faydacılık ve çevreye adaptasyon süreçleri üzerine odaklanır.
3
Üçüncü açıklamanın anahtar kavramlarını analiz edin.
Üçüncü açıklamadaki 'zihinsel durumların reddedilmesi' ve 'gözlenebilir çıktılar ile çevresel girdiler' vurgusu, Davranışçı Yaklaşım'ı tanımlar.
John Watson ve B.F. Skinner'ın davranışçı psikolojisi zihni kara kutu olarak görür ve sadece ölçülebilir tepkilerle ilgilenir.
4
Dördüncü açıklamanın anahtar kavramlarını değerlendirin.
Dördüncü açıklamada yer alan 'yaşantıyı atomistik öğelere indirgememe' ve 'bütün olarak kavranması gerektiği' düşüncesi, Gestalt Yaklaşımı'na aittir.
Gestalt yaklaşımının temel ilkesi, bütünün kendini oluşturan parçaların toplamından daha büyük ve farklı bir anlam taşımasıdır.

Anahtar Kavram

Psikolojide Ekoller ve Yaklaşımlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7412Soru

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), sadece su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesini değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı da hedefleyen çok sektörlü bir bölgesel gelişim projesidir.

Buna göre, projenin sol sütunda verilen uygulamalarını, sağ sütunda verilen temel hedef veya bölgesel sonuçları ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santrali
Şanlıurfa Tünelleri
Pamuk ekim alanlarının genişlemesi
Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santrali enerji üretimi ile; Şanlıurfa Tünelleri suların tarım alanlarına ulaştırılması ile; Pamuk ekim alanlarının genişlemesi tarıma dayalı sanayinin gelişmesi ile; Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) ise kadınların eğitime ve toplumsal hayata entegrasyonu ile eşleşmektedir.
Eşleştirmelerin tamamı doğru yapılmıştır: Atatürk Barajı enerji üretimiyle, Şanlıurfa Tünelleri nehir sularının tarım alanlarına taşınmasıyla, pamuk üretimi tekstil sanayisinin gelişmesiyle ve ÇATOM ise kadınların toplumsal hayata entegrasyonuyla doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulamaların ve hedeflerin analiz edilmesi
Atatürk Barajı'nın hidroelektrik enerji üretimiyle ilişkili olduğu belirlenir.
Atatürk Barajı, Türkiye'nin en büyük hidroelektrik santraline ev sahipliği yaparak enerji üretimine katkıda bulunur.
2
Sulama altyapısı ile tarım alanlarının eşleştirilmesi
Şanlıurfa Tünelleri'nin sulama amacıyla suları ovalara taşıdığı belirlenir.
Bu tüneller, Fırat Nehri'nin suyunu Şanlıurfa-Harran gibi kurak tarım alanlarına ulaştıran ana sulama tünelleridir.
3
Tarımsal değişimin endüstriyel sonuçlarının analiz edilmesi
Pamuk üretiminin artması ile tekstil/çırçır sanayisinin gelişmesi eşleştirilir.
Sulu tarımla birlikte pamuk ekiminin artması, hammaddeye yakınlık avantajıyla bölgede tekstil sanayisinin kurulup gelişmesini tetiklemiştir.
4
Sosyal kalkınma projelerinin değerlendirilmesi
ÇATOM uygulamasının kadınların sosyal ve ekonomik yaşama katılımı hedefiyle eşleştiği saptanır.
Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM), GAP'ın insani ve sosyal boyutunu güçlendirmek için doğrudan kadın odaklı projeler yürütmektedir.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) çok sektörlü (tarım, enerji, sosyal, sanayi) yapısı ve bölgesel etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7413Soru

MÖ 6. Yüzyıl - MS 2. Yüzyıl felsefesinde insan, ahlak ve toplum konuları filozoflar taraf��ndan farklı açılardan ele alınmıştır. Aşağıda sol sütunda bu dönem filozoflarının öne sürdüğü bazı temel kavramsal yaklaşımlar, sağ sütunda ise bu yaklaşımların açıklamaları yer almaktadır. Sol sütundaki yaklaşımları sağ sütundaki doğru açıklamaları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Protagoras'ın "insan her şeyin ölçüsüdür" önermesi
Sokrates'in "hiç kimse bilerek kötülük yapmaz" ilkesi
Platon'un ideal devletindeki "iş bölümü ve sınıfların uyumu" tasarımı
Aristoteles'in "altın orta" (mesotes) erdem öğretisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Protagoras'ın rölativist yakla��ımı, Sokrates'in bilgi-erdem özdeşliği, Platon'un toplumsal iş bölümü tasarımı ve Aristoteles'in altın orta öğretisi sırasıyla doğru tanımlarıyla eşleştirilmelidir.
Doğru eşleştirmede, rölativizmin öncüsü olan Protagoras toplumsal yasaların uzlaşımsal doğasına yönelirken; Sokrates ahlaki eylemi bilgiye dayandırır. Platon devletteki adaleti ruhsal ve toplumsal sınıfların uyumuyla tanımlarken, Aristoteles karakter erdemlerini aşırılıklardan uzak durup dengede kalma (altın orta) yetisi olarak belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Protagoras'ın rölativist bilgi ve ahlak anlayışını yansıtan kavramsal tanımı belirlemek.
Protagoras'ın 'insan her şeyin ölçüsüdür' önermesi, evrensel nesnelliği reddeden rölativist açıklamayla eşleşir.
Sofist felsefenin insanı ve bilgiyi merkeze alan görelilik anlayışını ayırt etmek.
2
Sokrates'in bilgi ile erdem arasındaki kurduğu zorunlu ilişkiyi çözümlemek.
Sokrates'in 'hiç kimse bilerek kötülük yapmaz' ilkesi, ahlaki eylemin temelini entelektüel kavrayışa ve cehaletin önlenmesine bağlayan açıklamayla eşleşir.
Sokratik ahlak entelektüalizminin bilgi ve eylem ilişkisini anlamak.
3
Platon'un ideal devletindeki toplumsal düzen ve adalet formülasyonunu incelemek.
Platon'un 'iş bölümü ve sınıfların uyumu' tasarımı, ruhsal yetiler ile toplumsal sınıfların işlevsel dengesini savunan açıklamayla eşleşir.
Platon'un siyaset felsefesinde adalet ve devlet yapısının rasyonel temellerini kavramak.
4
Aristoteles'in ahlak anlayışında erdemin nasıl kazanıldığını ve ölçüsünü belirlemek.
Aristoteles'in 'altın orta' öğretisi, aşırılık ile eksiklik arasındaki dengeyi ve toplumsal alışkanlık pratiğini vurgulayan açıklamayla eşleşir.
Aristotelesçi etik anlayışında karakter erdemlerinin pratik akılla ilişkisini kurmak.

Anahtar Kavram

MÖ 6. Yüzyıl - MS 2. Yüzyıl Felsefesinde İnsan ve Toplum Görüşleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 7414Soru

Felsefede bilgi ve varlık ilişkisini anlamlandırmak amacıyla kullanılan temel kavramlar ile bu kavramların açıklamaları aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki kavramları, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gerçeklik
Doğruluk
Tutarlılık
Çelişki

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gerçeklik kavramı zihinden bağımsız nesnel varoluşu belirten açıklamayla; Doğruluk kavramı yargının nesnesiyle uyuşmasını belirten açıklamayla; Tutarlılık kavramı önermelerin kendi içindeki uyumunu belirten açıklamayla; Çelişki kavramı ise birbiriyle bağdaşmayan önermelerin bir arada bulunmasını belirten açıklamayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; zihinden bağımsız nesnel varoluşu temsil eden açıklama gerçeklikle, zihindeki bir yargının bu varoluşla uyuşmasını belirten açıklama doğrulukla, sistem içi uyumluluk tutarlılıkla ve çelişen yargıların bir arada bulunması ise çelişkiyle eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Varlık ve bilgi alanındaki kavramları birbirinden ayırt etmek.
Zihinden bağımsız dış dünyadaki nesnel durumu temsil eden ilk açıklamanın varlıksal bir özellik olan 'Gerçeklik' ile, bu gerçekliğe dair yargının nesnesiyle uyuşmasını belirten ikinci açıklamanın ise bilgiye ait bir özellik olan 'Doğruluk' ile uyuştuğu tespit edilir.
Gerçeklik varlığın, doğruluk ise bilginin bir niteliğidir.
2
Düşünce sisteminin iç yapısına dair özellikleri belirlemek.
Önermelerin kendi içindeki uyumunu ve çelişmeme durumunu ifade eden üçüncü açıklamanın 'Tutarlılık' ile, birbiriyle bağdaşmayan önermelerin bir arada bulunmasını belirten dördüncü açıklamanın ise 'Çelişki' ile eşleştiği belirlenir.
Tutarlılık sistem içi uyumdur, çelişki ise mantıksal uyumsuzluktur.

Anahtar Kavram

Doğruluk, gerçeklik, tutarlılık ve çelişki kavramlarının ayrımı ile mantıksal ilişkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7415Soru

İnsan zihninin dış dünyadan gelen uyarıcıları nasıl aldığını, bu bilgileri nasıl işleyip bellek süreçlerinde depoladığını ve gerektiğinde nasıl geri çağırdığını inceleyen psikoloji alt dalı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilişsel psikoloji

Cevap

Bilişsel psikoloji
Bilişsel psikoloji; algı, bellek, öğrenme, dil, düşünme ve karar verme gibi zihinsel süreçleri ve bilginin işlenişini inceleyen psikoloji alt dalıdır. Soruda belirtilen bilginin dış dünyadan alınması, işlenmesi, bellek süreçlerinde depolanması ve geri çağrılması gibi süreçler tamamen bilişsel psikolojinin araştırma konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Zihinsel süreçlerin (algılama, bellek, bilgi işleme) hangi psikoloji alt dalı tarafından incelendiğini belirlemek.
Bu süreçlerin doğrudan bilişsel psikolojinin araştırma alanına girdiğini tespit etmek.
Bilişsel psikoloji; algı, dikkat, bellek, dil ve düşünme gibi doğrudan gözlenemeyen zihinsel süreçleri konu edinir.

Anahtar Kavram

Bilişsel Psikoloji ve Çalışma Alanı
Soru 7416Soru

Yusuf Akçura, 19041904 yılında yayımlanan "Üç Tarz-ı Siyaset" adlı makalesinde, Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemek amacıyla savunulan fikir akımlarını analiz etmiştir. Yazar, imparatorluk sınırları içindeki tüm tebaayı eşit kabul ederek ortak bir kimlik oluşturmayı hedefleyen Osmanl��cılık fikrinin artık uygulanamayacağını belirtmiştir.

Yusuf Akçura'nın bu değerlendirmesine yol açan ve Osmanlıcılık akımının başarısız olduğunu gösteren en temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkanlar'daki gayrimüslim toplulukların milliyetçilik akımın��n etkisiyle bağımsızlık isyanlarını sürdürmesi ve ortak Osmanlı kimliğini reddetmesi

Cevap

Balkanlar'daki gayrimüslim toplulukların milliyetçilik akımının etkisiyle bağımsızlık isyanlarını sürd��rmesi ve ortak Osmanlı kimliğini reddetmesi
Osmanlıcılık akımı, din ve ırk farkı gözetmeksizin tüm tebaayı eşit kabul ederek ortak bir Osmanlı milleti yaratmayı hedeflemiştir. Ancak Balkanlar'daki gayrimüslim toplulukların kendi bağımsız devletlerini kurmak istemeleri ve isyanları sürdürmeleri, bu fikrin geçerliliğini yitirmesine ve başarısız olmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yusuf Akçura'nın Osmanlıcılık eleştirisinin temel mantığını anlamak.
Osmanlıcılık fikrinin, tüm unsurları eşit birer Osmanlı vatandaşı yaparak devleti bir arada tutmayı amaçladığını belirlemek.
Başarısızlık gerekçesini ararken bu fikrin hangi pratik engel nedeniyle uygulanamadığını saptamak gerekir.
2
Dönemin tarihi gelişmelerini değerlendirmek.
Balkanlar'daki Hristiyan tebaanın Osmanlı kimliği yerine kendi ulusal devletlerini kurma amacı gütmesinin Osmanlıcılık hedefini çökerttiğini görmek.
Fransız İhtilali sonrası yayılan milliyetçilik hareketleri, Osmanlıcılık idealinin pratikte karşılık bulmasını engellemiştir.
3
Seçeneklerdeki kavramsal hataları ayıklayarak doğru seçeneğe ulaşmak.
Balkan topluluklarının bağımsızlık mücadelesini sürdürmesinin Osmanlıcılığın başarısızlığını kanıtladığını saptamak.
Doğru gerekçe ile tarihi olguları eşleştirmek hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlıcılık fikir akımının başarısız olma gerekçesi ve Balkan milliyetçiliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7417Soru

Küresel ve bölgesel örgütlerin kuruluş amaçları, etki alanları ve üye ülkeleri farklılık göstermektedir. Aşağıda verilen uluslararası örgütleri, sağda yer alan kendilerine özgü açıklama ve özelliklerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Avrupa Birliği (AB)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ)
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Avrupa Birliği (AB) -> Bölgesel ölçekte faaliyet gösteren, üye ülkeler arasında gümrük birliği ve tek pazar gibi derin bir ekonomik ve siyasi entegrasyonu amaçlayan, Türkiye'nin üye olmadığı örgüt; Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) -> Bölgesel ölçekli, üye ülkelerin coğrafi yakınlığından ve potansiyellerinden yararlanarak ekonomik iş birliğini artırmayı amaçlayan, merkez binası İstanbul'da bulunan ve Türkiye'nin kurucu üyesi olduğu örgüt; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) -> Küresel ölçekli, üye ülkelerin ortak savunma ve güvenlik politikalarını yürütmek amacıyla askeri amaçla kurulan, Türkiye'nin 1952 yılında üye olduğu örgüt; Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) -> Küresel ölçekli, dünya petrol rezervlerinin büyük kısmını elinde bulunduran ülkelerin pazar ve fiyat dengesini korumak için kurduğu ekonomik nitelikli örgüt.
Verilen örgütlerin ölçekleri (küresel/bölgesel), kuruluş amaçları (siyasi, askeri, ekonomik) ve Türkiye'nin üyelik durumları dikkate alındığında eşleştirmeler şu şekildedir: Avrupa Birliği, bölgesel ölçekli siyasi/ekonomik bir örgüt olup Türkiye üye değildir. Karadeniz Ekonomik İşbirliği, bölgesel ölçekli ekonomik bir örgüt olup Türkiye kurucu üyedir. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), küresel ölçekli askeri bir örgüt olup Türkiye 1952'de üye olmuştur. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), küresel ölçekli ekonomik bir örgüt olup Türkiye üye değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Avrupa Birliği'nin (AB) özelliklerini inceleme
AB, bölgesel ölçekli siyasi ve ekonomik bir örgüttür. Türkiye üye değildir. Bu özelliklere sahip tanım belirlenir.
AB'nin bölgesel etki alanını ve Türkiye'nin üyelik durumunu tespit etmek amacıyla bu adım uygulanır.
2
Karadeniz Ekonomik İşbirliği'nin (KEİ) özelliklerini inceleme
KEİ, bölgesel ölçekli ekonomik bir iş birliği örgütüdür. Merkezi İstanbul'dadır ve Türkiye kurucudur. Bu tanım belirlenir.
KEİ'nin coğrafi etki alanını, merkezini ve Türkiye'nin kurucu üyelik rolünü doğrulamak için bu adım uygulanır.
3
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) özelliklerini inceleme
NATO, küresel ölçekli askeri bir savunma örgütüdür. Türkiye 1952'de üye olmuştur. Bu tanım belirlenir.
NATO'nun askeri kuruluş amacını ve Türkiye'nin üyelik yılını eşleştirmek amacıyla bu adım uygulanır.
4
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) özelliklerini inceleme
OPEC, petrol rezervlerine sahip ülkelerin kurduğu küresel ölçekli ekonomik bir karteldir. Türkiye üye değildir. Bu tanım belirlenir.
OPEC'in küresel ekonomik hedeflerini ve Türkiye'nin üye olmadığını doğrulamak amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Ölçekteki Örgütlerin Etki Alanı, Amaçları ve Üyelik Durumları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7418Soru

Sağlıklı bir bireyde, aktif uyanıklık halinden derin uykuya geçiş sürecinde beyinde baskın hale gelen dalga türleri ve bunlara eşlik eden bilinç durumları aşağıda verilmiştir. Bu durumları, bilincin dış dünyaya açıklık ve farkındalık düzeyinin en yüksek olduğu durumdan en düşük olduğu duruma doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Beta dalgalarının baskın olduğu aktif uyanıklık durumu, Alpha dalgalarının gözlendiği dingin uyanıklık durumu, Theta dalgalarının belirdiği hafif uyku durumu ve Delta dalgalarının baskın olduğu derin uyku durumu şeklindedir.
Doğru sıralama, beyindeki elektriksel aktivitenin frekansının en yüksek olduğu (en aktif) Beta dalgalarından başlayıp sırasıyla Alpha, Theta ve en düşük frekanslı (en derin uyku) Delta dalgalarına doğru ilerler.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif uyanıklık durumundaki beyin dalgası tespit edilir.
Dış dünyayla yoğun etkileşim ve problem çözme süreçlerinde Beta dalgaları (1330 Hz13-30\text{ Hz}) baskındır. Bu durum bilincin en açık olduğu evredir.
Sıralamaya bilincin en açık olduğu en yüksek farkındalık düzeyinden başlanmalıdır.
2
Dingin uyanıklık durumundaki beyin dalgası belirlenir.
Birey gözlerini kapattığında ve rahatladığında, fakat henüz uykuya dalmadığında Alpha dalgaları (812 Hz8-12\text{ Hz}) baskın hale gelir.
Aktif uyanıklıktan hafif uykuya geçişin köprüsü olan sakinleşme evresini konumlandırmak gerekir.
3
Hafif uyku durumundaki beyin dalgası bulunur.
Uykuya geçişin ilk aşamalarında (N1 evresi) beyinde Theta dalgaları (47 Hz4-7\text{ Hz}) gözlenir ve bilinç dış dünyaya kapanmaya başlar.
Uyanıklık evrelerinden sonra uykunun ilk ve en hafif evresinin sıralanması gerekir.
4
Derin uyku durumundaki beyin dalgası belirlenir.
Uykunun en derin evrelerinde (N3 yavaş dalga uykusu) en yavaş beyin dalgaları olan Delta dalgaları (0.54 Hz0.5-4\text{ Hz}) baskınlaşır.
Bilincin dış dünyaya karşı duyarlılığının en düşük olduğu evre sıralamanın sonuna yerleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Bilinç Düzeyleri ve EEG Beyin Dalgaları İlişkisi
Soru 7419Soru

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri belirlenirken ham maddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım kolaylığı ve tüketim merkezlerine (pazar) yakınlık gibi coğrafi faktörler göz önünde bulundurulur. Bazı sanayi kolları ham maddenin çabuk bozulabilir olması veya taşıma maliyetinin yüksek olması nedeniyle doğrudan ham madde kaynağının yakınına kurulurken, bazıları ise ithalat kolaylığı veya büyük tüketici nüfusa ulaşmak amacıyla liman kentleri ya da büyük şehirlerin çevresinde yoğunlaşır.

Aşağıda Türkiye haritası üzerinde bazı sanayi tesislerinin bulunduğu beş farklı alan numaralandırılarak gösterilmiştir:
- I numaralı alan: İzmit (Petrol rafinerisi)
- II numaralı alan: Rize (Çay fabrikası)
- III numaralı alan: Seydişehir (Alüminyum tesisi)
- IV numaralı alan: Elazığ (Ferrokrom tesisi)
- V numaralı alan: Batman (Petrol rafinerisi)

Buna göre, haritada numaralandırılarak gösterilen alanlardaki sanayi tesislerinden hangisinin kuruluş yeri seçiminde ham maddeye yakınlık belirleyici olmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I numaralı alanda yer alan petrol rafinerisi

Cevap

I numaralı alanda yer alan petrol rafinerisi
I numaralı alanda yer alan İzmit (Kocaeli) petrol rafinerisinin kuruluş yeri seçiminde ham maddeye yakınlık etkili olmamıştır. Türkiye'de petrol üretiminin neredeyse tamamı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde (özellikle Batman çevresinde) yapılmaktadır. İzmit'te petrol çıkarılmadığı için buradaki rafinerinin (İPRAŞ) kuruluşunda zengin tüketici nüfusa yakınlık (pazar) ve ham petrolün deniz yoluyla taşınabilmesini sağlayan liman imkanları (ulaşım) belirleyici olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmış alanlarda bulunan sanayi tesislerini ve bu tesislerin ham madde kaynaklarıyla olan ilişkisini incelemek.
Çay fabrikası (Rize), alüminyum tesisi (Seydişehir), ferrokrom tesisi (Elazığ) ve petrol rafinerisi (Batman) doğrudan ham maddeye yakın konumlandırılmıştır. Kocaeli/İzmit'teki petrol rafinerisi ise bölgede petrol çıkarılmamasına rağmen kurulmuştur.
Her tesisin kuruluş amacını ve ham maddesinin kaynağını belirlemek, ham maddeye yakınlığın etkisini ölçmek için gereklidir.
2
Kocaeli/İzmit'teki petrol rafinerisinin (İPRAŞ) kuruluş yerinin seçilme nedenlerini analiz etmek.
Kocaeli, Türkiye'nin en büyük tüketim merkezlerinden biridir (pazar) ve gelişmiş bir deniz yolu ulaşım ağına (liman) sahiptir. Ham petrol ithal edilerek liman yoluyla tesise getirilmekte ve işlenmektedir.
Ham maddeye yakınlık dışındaki belirleyici kuruluş yeri faktörlerini ortaya koymak.
3
Elde edilen analiz doğrultusunda doğru seçeneği belirlemek.
İzmit'teki rafinerinin kuruluş yerinin belirlenmesinde pazar ve ulaşım kolaylığı etkili olmuştur, dolayısıyla ham maddeye yakınlık belirleyici faktör değildir.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye uygun olarak ham maddeye yakın kurulmayan tesisi işaret etmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'de sanayi kollarının kuruluş yeri seçimini etkileyen coğrafi faktörler ve dağılışları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7420Soru

İkinci Dünya Savaşı s��recinde Türkiye'de iç ve dış politikada yaşanan aşağıdaki gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralamasını yapınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Savaşın ekonomik etkilerini hafifletmek amacıyla hükûmete geniş yetkiler veren Millî Korunma Kanunu'nun kabul edilmesi (1940) -> İngiltere'ye sipariş edilen askerî malzemeleri teslim alacak personeli taşıyan Refah Şilebi'nin Akdeniz'de batırılması (1941) -> Olağanüstü savaş koşulları nedeniyle tarım kesimini vergilendirmeyi amaçlayan Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu'nun çıkarılması (1943) -> Kurulacak olan Birleşmiş Milletler Teşkilatına kurucu üye olabilmek amacıyla Almanya ve Japonya'ya resmen savaş ilan edilmesi (1945).
Verilen tarihî gelişmelerin kronolojik akışı incelendiğinde; Millî Korunma Kanunu 1940'ta, Refah Şilebi Faciası 1941'de, Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu 1943'te ve Almanya ile Japonya'ya yönelik resmî savaş ilanı 1945'te gerçekleşmiştir. Bu durum geçmişten günümüze doğru kronolojik sırayı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Millî Korunma Kanunu'nun kabul tarihinin belirlenmesi
Ocak 1940 olarak saptanır.
Savaşın patlak vermesinin hemen ardından Türkiye'nin iç piyasada fiyatları ve üretimi kontrol altına almak için attığı ilk büyük adımdır.
2
Refah Şilebi Olayı'nın gerçekleştiği dönemin saptanması
Haziran 1941 olarak saptanır.
Türkiye'nin tarafsızlığını korurken İngiltere ile askerî malzeme alımı kapsamında yürüttüğü personel transferi sırasında meydana gelen tarihî bir olaydır.
3
Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe giriş tarihinin saptanması
Haziran 1943 olarak saptanır.
Savaşın uzamasıyla bozulan mali yapıyı düzeltmek ve tarım kesiminden kaynak oluşturmak amacıyla çıkarılan olağanüstü dönem vergisidir.
4
Almanya ve Japonya'ya savaş ilan edilmesinin amacının ve tarihinin incelenmesi
Şubat 1945 olarak saptanır.
Savaşın sonuna doğru Müttefik Devletlerin Yalta Konferansı'ndaki kararı doğrultusunda, Birleşmiş Milletler kurucu üyeliği hakkı kazanmak için atılan diplomatik adımdır.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'nin uyguladığı olağanüstü iç ekonomi politikaları ile savaşın diplomatik ve askerî gelişmeleri.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 371 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin