Doğal Sistemler

46 soru

Soru 21Soru

Yeryüzünde biyoçeşitliliğin oluşumu ve dağılışı üzerinde fiziki faktörler (iklim, yer şekilleri, toprak), paleocoğrafya (kıtaların kayma hareketleri, iklim değişiklikleri) ve biyolojik faktörler (insan faaliyetleri ve diğer canlılar) etkilidir.

Buna göre, aşağıdaki coğrafi olguların hangisinde, biyoçeşitlili��in dağılışını etkileyen temel faktör yanlış eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekvatoral yağmur ormanlarında bitkilerin ı��ık rekabetinden dolayı dikey tabakalaşma göstermesi - Paleocoğrafya faktörleri

Cevap

Ekvatoral yağmur ormanlarında bitkilerin ışık rekabetinden dolayı dikey tabakalaşma göstermesi - Paleocoğrafya faktörleri
Ekvatoral yağmur ormanlarında bitkilerin ışık rekabetinden dolayı dikey tabakalaşma göstermesi, günümüzün nem ve sıcaklık koşullarında gelişen fiziki (klimatik) bir adaptasyondur. Paleocoğrafya ise geçmiş jeolojik dönemlerdeki kıtaların kayması ve küresel iklim değişikliklerini kapsar. Bu nedenle bu olgu paleocoğrafya faktörüyle yanlış eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen coğrafi olguların bilimsel olarak hangi faktör grubuna girdiğini belirlemek için analiz yapılır.
Akdeniz havzası ile Kaliforniya'daki maki topluluklarının klimatik faktörlerle; Panama Kara Köprüsü'ndeki tür geçişlerinin paleocoğrafyayla; dağlık alanlardaki bitki farklılaşmasının jeomorfolojik faktörlerle; sulak alan tahribatının ise biyolojik faktörlerle ilişkili olduğu belirlenir.
Eşleştirmelerin hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu ayırt etmek için.
2
Dikey tabakalaşma gösteren orman yapısının paleocoğrafik bir faktör olup olmadığı incelenir.
Bu durumun, nemli ve sıcak iklim ortamında hızlı büyüyen ağaçların güneş ışığından yararlanmak için girdikleri rekabetten kaynaklandığı ve fiziki (klimatik) bir faktör olduğu tespit edilir. Paleocoğrafya ise geçmiş jeolojik dönemlerdeki kıta hareketlerini ve iklim değişimlerini inceler.
Yanlış eşleştirilmiş seçeneği kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin dağılışında rol oynayan fiziki (klimatik, jeomorfolojik), paleocoğrafik ve biyolojik faktörlerin ayrımı.
Soru 22Soru

Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar geçen süreçte beşeri faaliyetler nedeniyle atmosferdeki sera gazı oranları artmış ve bu durum küresel iklim değişimine yol açmıştır. Küresel iklim değişiminin doğal sistemler üzerinde zincirleme etkileri bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi küresel iklim değişiminin hidrosfer (su küre) üzerindeki doğrudan etkilerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi

Cevap

Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi
Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi ifadesi doğrudur. Küresel sıcaklık artışının okyanus ve denizler üzerindeki en doğrudan fiziksel etkisi, karalardaki buzul kütlelerinin erimesi ve ısınan suyun genleşmesiyle deniz seviyelerinin yükselmesidir. Bu süreç doğrudan hidrosferi (su küre) etkiler.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen hidrosfer (su küre) kavramının kapsamını belirlemek.
Hidrosfer; okyanuslar, denizler, buzullar, göller, akarsular ve yeraltı sularından oluşan su küreyi ifade eder.
Küresel iklim değişiminin hangi ortamı doğrudan etkilediğini sınıflandırabilmek için bu tanımlama gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen olayların hangi doğal sistemle (küreyle) doğrudan ilişkili olduğunu analiz etmek.
Buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi doğrudan hidrosfer ile ilgilidir. Karbondioksit artışı atmosferle, deprem ve volkanizma litosferle (yer kabuğu), biyom sınırlarının değişimi ise biyosferle (canlılar küresi) ilgilidir.
Doğru seçeneği bulmak için seçeneklerdeki olayların etki alanlarını ayırt etmek gerekir.
3
Hidrosfer üzerindeki doğrudan etkiyi gösteren seçeneği belirlemek.
Buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyelerinin yükselmesi doğrudan hidrosfer üzerindeki bir etkidir.
Sıcaklık artışının su kütleleri üzerindeki en net ve doğrudan fiziksel sonucu budur.

Anahtar Kavram

Küresel iklim değişiminin hidrosfer üzerindeki etkileri
Soru 23Soru

Azot döngüsü; atmosfer, toprak, bitkiler ve hayvanlar arasında gerçekleşen son derece karmaşık biyokimyasal aşamalardan oluşur. Atmosferdeki serbest azot gazının (N2N_2) canlılar tarafından kullanılıp tekrar atmosfere geri dönmesi sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, döngünün mantıksal akışına göre ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Azot döngüsünün doğru sıralaması sırasıyla; atmosferdeki azotun bağlanması (fiksasyon), bitkilerin alabileceği nitrata dönüştürülmesi (nitrifikasyon), bitkiler tarafından organik besin yapımında kullanılması (asimilasyon), canlı atıklarının ayrıştırılarak amonyağa çevrilmesi (pütrifikasyon) ve son olarak azot gazı şeklinde atmosfere geri salınmasıdır (denitrifikasyon).
Azot döngüsünün doğru sıralaması, azot elementinin ekosistemdeki akış yönünü takip eder. Döngü ilk olarak atmosferdeki serbest azotun fiziksel veya biyolojik fiksasyonla toprağa geçmesiyle başlar. Toprağa geçen azotun bitkiler tarafından emilebilmesi için nitrifikasyon bakterilerince nitrata dönüştürülmesi gerekir. Dönüşen nitrat bitkiler tarafından asimile edilerek organik besin zincirine sokulur. Canlılar öldüğünde veya atık ürettiğinde saprofitler devreye girerek bu organik azotu amonyağa ayrıştırır. Son olarak topraktaki fazla azot, denitrifikasyon bakterileri tarafından serbest azot gazına çevrilerek atmosfere iade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Azotun atmosferden toprak ekosistemine giriş aşamasını belirlemek
Atmosferdeki serbest azotun (N2N_2) fiziksel (yıldırım, şimşek) ya da biyolojik (azot bağlayıcı bakteriler) yollarla toprağa bağlanması (fiksasyon) ilk sırada gerçekleşir.
Döngünün başlayabilmesi için gaz halindeki azotun öncelikle toprak ortamına katılması şarttır.
2
Topraktaki azotun bitkilerce kullanılabilir forma getirilme sürecini incelemek
Toprağa bağlanan azotun nitrit ve nitrat bakterileri tarafından nitrat tuzlarına çevrilmesi (nitrifikasyon) ikinci sırada gelir.
Bitkiler serbest azotu doğrudan kullanamazlar, bu yüzden azotun kullanılabilir nitrat formuna yükseltgenmesi gerekir.
3
Azotun canlılar dünyasına geçiş ve organik maddeye dönüşme adımını belirlemek
Nitrat tuzlarının bitki kökleriyle alınması ve protein gibi organik besinlerin sentezinde kullanılarak besin zincirine katılması (asimilasyon) üçüncü sırada yer alır.
Bu aşamayla birlikte azot inorganik formdan organik forma geçerek canlıların yapısına dahil olur.
4
Canlı yapısındaki azotun ölüm ve atık yollarıyla tekrar toprağa dönüşünü incelemek
Ölen canlıların ve atıkların ayrıştırıcılar tarafından parçalanarak amonyağa dönüştürülmesi (pütrifikasyon) dördüncü sırada gerçekleşir.
Organik atıkların tekrar inorganik azot döngüsüne katılabilmesi için amonyaklaşma reaksiyonu gereklidir.
5
Azotun atmosfere geri dönerek döngünün kapanmasını sağlamak
Topraktaki azot bileşiklerinin denitrifikasyon bakterileri tarafından serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürülerek atmosfere verilmesi son sırada gerçekleşir.
Atmosferdeki azot dengesinin korunması ve döngünün tamamlanması için gaz salınımı son adım olmalıdır.

Anahtar Kavram

Azot Döngüsü Aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

Kuvaterner'de yaşanan buzul çağlarında, kuzey yarım kürenin yüksek enlemlerindeki soğuk iklim koşulları güneye doğru genişlemiştir. Bu süreçte, soğuğa uyum sağlayamayan birçok karasal tür g��neydeki daha ılıman alanlara (sığınaklara) göç etmek zorunda kalmıştır. Buzul döneminin sona ermesi ve sıcaklıkların tekrar artmasıyla birlikte ise bu türlerin bir kısmı kuzeye geri dönerken, bir kısmı da güneydeki yüksek dağlık alanların üst kuşaklarında yaşamaya devam etmiştir.

Bu parçada anlatılan durum, biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışında aşağıdakilerden hangisinin etkisini örneklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paleocoğrafya ve iklim değişimlerinin türlerin göç ve yayılış yolları üzerindeki belirleyici rolünü

Cevap

Paleocoğrafya ve iklim değişimlerinin türlerin göç ve yayılış yolları üzerindeki belirleyici rolünü
Parçada açıklanan buzul ve buzul arası dönemlerdeki sıcaklık değişimleri ve türlerin bu değişimlere bağlı olarak göç etmesi, sığınak alanlarına çekilmesi veya dağ yamaçlarında kalması süreci; paleocoğrafya (geçmişteki coğrafi koşullar) ve iklim değişimlerinin türlerin göç yolları ile yeryüzündeki dağılışını nasıl şekillendirdiğini doğrudan göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen tarihsel durum analiz edilir.
Kuvaterner buzul çağlarında sıcaklıkların düşmesiyle soğuğa dayanıksız türlerin güneye göç ettiği, buzul sonrası dönemde ise sıcaklıkların artmasıyla türlerin bir kısmının kuzeye döndüğü, bir kısmının ise yüksek dağ yamaçlarında kaldığı belirlenir.
Canlıların yer değiştirme hareketinin temelindeki iklimsel ve coğrafi değişimi anlamak.
2
Bu sürecin biyoçeşitliliği etkileyen faktörler içindeki yeri tespit edilir.
Canlıların geçmiş jeolojik dönemlerdeki iklim dalgalanmalarına bağlı olarak göç etmesi ve sığınak alanlarında varlığını sürdürmesi, paleocoğrafya ve iklim değişimlerinin dağılış üzerindeki etkisini gösterir.
Olayın coğrafi faktörler altında doğru şekilde sınıflandırılmasını sağlamak.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin Dağılışını Etkileyen Paleocoğrafya ve İklim Faktörleri
Soru 25Soru

Karbon ve oksijen döngüleri; litosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer arasında sürekli bir madde alışverişiyle gerçekleşir. Döngü içerisindeki bazı süreçler karbon salınımına (kaynak) neden olurken, bazı süreçler ise karbonun depolanmasını (yutak) sağlar.

Buna göre;
I. Deniz tortullarının ve karbonatlı kayaçların kimyasal ayrışmaya uğraması
II. Derin denizlerdeki fitoplanktonların fotosentez faaliyetleri
III. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil kaynakların yanması
IV. Bataklıklarda anaerobik koşullarda organik maddelerin birikerek turba oluşturması

süreçlerinden hangileri atmosferdeki karbondioksit (CO2CO_2) miktarını doğrudan artıran (salınım/kaynak) faktörler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Deniz tortullarının ve karbonatlı kayaçların kimyasal ayrışması ile fosil kaynakların yanması süreçlerini içeren seçenek doğrudur.
Karbon döngüsünde, karbonatlı kayaçların kimyasal ayrışması ve fosil yakıtların yanması atmosfere karbondioksit (CO2CO_2) salınımı gerçekleştiren kaynak süreçlerdir. Bu nedenle bu iki süreci içeren seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon döngüsündeki kaynak (salınım) ve yutak (tüketim) mekanizmalarını belirlemek.
Karbon salınımı yapan süreçler atmosfere karbondioksit gazı verirken, yutak süreçleri atmosfer veya hidrosferdeki karbonu çekerek depolar.
Soruda hangi süreçlerin atmosferdeki karbon miktarını doğrudan artıran (salınım) faktörler olduğu sorulmaktadır.
2
I ve III numaralı süreçleri analiz etmek.
Karbonatlı kayaçların kimyasal yollarla ayrışması ve fosil yakıtların yanması sonucunda karbondioksit gazı açığa çıkar.
Kayaç ayrışması ve yanma reaksiyonları karbonu gaz fazına geçirerek atmosfere salar.
3
II ve IV numaralı süreçleri analiz etmek.
Fitoplanktonların fotosentez yapması sudaki çözünmüş karbondioksiti tüketerek organik maddeye çevirir. Bataklıklarda turba oluşumu ise karbonun biyolojik kalıntılar şeklinde depolanmasını sağlar (yutak).
Fotosentez ve kömürleşme/turbalaşma süreçleri karbon tüketimine neden olur.
4
Doğrudan karbon salınımına neden olan süreçleri birleştirmek.
I ve III numaralı süreçler salınım (kaynak) özelliğindedir.
Atmosferdeki karbondioksit miktarını doğrudan artıran süreçler I ve III'tür.

Anahtar Kavram

Karbon döngüsünde karbonun kaynak (salınım) ve yutak (tüketim/depolama) alanları arasındaki hareket mekanizması.
Soru 26Soru

Sucul ekosistemlerde biyoçeşitlilik ve canlı dağılımı; suyun derinliği, ışık geçirgenliği, sıcaklık ve oksijen miktarı gibi fiziksel ve kimyasal faktörlere bağlı olarak de��işen ekolojik bölgelere göre şekillenir.

Buna göre, aşağıda verilen canlı grupları ve adaptasyon özelliklerini, sucul ekosistemlerin yaşam alanını oluşturan ekolojik bölgeler ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Güneş ışığının ulaştığı açık su yüzeyinde asılı kalan ve akıntıyla sürüklenen mikroskobik fotosentetik üreticiler ile bunlarla beslenen birincil tüketiciler
Güneş ışığının tabana kadar ulaşabildiği sığ kıyı kuşağında, zemine tutunarak gelişen köklü saz, kamış gibi bitkiler ve bunlarla beslenen böcek larvaları
Güneş ışığının tamamen yok olduğu, yüksek basınç ve düşük sıcaklık şartlarının hüküm sürdüğü derin su katmanlarında ışık üreterek avlanan veya kemosentez yapan canlılar
Su kütlelerinin dip çamurlarında veya tortul tabakalarında yaşayan, organik madde atıklarını ayrışt��rarak madde döngüsüne katkı sağlayan organizmalar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Canlıların ve ekolojik adaptasyonların sucul ekosistemlerdeki derinlik ve ışık bölgeleriyle doğru eşleşmesi şu şekildedir: Açık su yüzeyindeki planktonlar limnetik bölge ile; sığ kıyılardaki köklü bitkiler litoral bölge ile; karanlık ve derin sulardaki ışık üreten canlılar profundal/abisal bölge ile; dip çamurundaki ayrıştırıcılar ise bentik bölge ile eşleşir.
Canlıların sucul ekosistemlerdeki dağılımı fiziksel koşullarla doğrudan ilişkilidir. Mikroskobik planktonlar ışık alan açık su yüzeyi olan limnetik bölge ile; sığ kıyılardaki köklü bitkiler litoral bölge ile; derin, karanlık ve yüksek basınçlı alanlardaki biyolüminesans canlılar profundal/abisal bölge ile; zemin çamurundaki ayrıştırıcılar ve bentozlar ise bentik bölge ile doğru eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sucul ekosistemlerde derinlik ve ışık geçirgenliğine göre ayrılan ekolojik bölgelerin tanımlarını analiz edin.
Litoral bölgenin sığ kıyıları, limnetik bölgenin açık ve ışıklı üst suları, profundal/abisal bölgenin ışıksız derin suları, bentik bölgenin ise taban sedimentini temsil ettiğini belirleyin.
Eşleştirmeyi doğru yapabilmek için her ekolojik bölgenin temel fiziksel özelliklerini ayırt etmek gerekir.
2
Canlı gruplarının adaptasyonlarını ve habitat tercihlerini bölgelerin özellikleri ile ilişkilendirin.
Mikroskobik planktonların açık su yüzeyine, köklü bitkilerin ışık alan sığ zeminlere, ışık üreten canlıların karanlık derinliklere, ayrıştırıcıların ise organik birikimin yoğun olduğu tabana ait olduğunu saptayın.
Canlıların morfolojik ve fizyolojik adaptasyonları, yaşadıkları ortamın çevre şartlarına (ışık, basınç, besin) göre şekillenir.
3
Belirlenen ilişkiler doğrultusunda sol taraftaki canlı özelliklerini sağ taraftaki ekolojik bölgelerle eşleştirin.
Eşleşmeleri gerçekleştirin: sol_1 - sağ_1, sol_2 - sağ_2, sol_3 - sağ_3, sol_4 - sağ_4.
Her canlının ekolojik nişi, ilgili bölgenin sunduğu yaşamsal şartlarla tam uyumluluk gösterir.

Anahtar Kavram

Sucul ekosistemlerin dikey yöndeki ekolojik bölgeleri ve bu alanlardaki canlı adaptasyonları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru

Bozkır ekosisteminde yer alan bir besin zincirindeki enerji akışı ve madde döngüsüyle ilgili;

I. Üretici basamağından üst trofik basamaklara doğru gidildikçe bir üst basamağa aktarılan enerji miktarı her seviyede azalarak devam eder.
II. Besin piramidinde üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe, birey sayısı azalsa da aktarılan toplam enerji miktarı artış gösterir.
III. Ayrıştırıcılar, organik atıkları inorganik maddelere dönüştürerek sistemdeki madde döngüsüne katkı sağlar ve piramidin tüm basamaklarında faaliyet göstererirler.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncüllerin doğru olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, birinci ve üçüncü öncüllerin doğru olduğunu ifade etmektedir. Birinci öncülde belirtildiği gibi, besin zincirinde üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe her trofik seviyede enerjinin büyük kısmı kaybedildiğinden üst basamaklara aktarılan enerji miktarı sürekli azalır. Üçüncü öncülde belirtildiği gibi, ayrıştırıcılar organik maddeleri inorganik maddelere dönüştürerek ekosistemdeki madde döngüsünü tamamlar ve besin piramidinin her basamağındaki canlıların atıklarıyla beslendikleri için tüm basamaklarda aktif olarak faaliyet gösterererek döngüye katkı sağlarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün doğruluğunu analiz etmek.
Üretici basamağından üst basamaklara doğru gidildikçe enerjinin yalnızca yaklaşık %10\%10'unun aktarıldığı ve kalan %90\%90'ının ısı veya metabolik faaliyetler ile kaybedildiği (%10\%10 kuralı) doğrulanır.
Besin zincirinde enerjinin yukarı doğru azalarak aktarıldığı ilkesini kontrol etmek.
2
İkinci öncülün doğruluğunu analiz etmek.
Besin piramidinde yukarı doğru gidildikçe aktarılan toplam enerji miktarının artmadığı, aksine büyük oranda azaldığı belirlenir. Dolayısıyla ikinci öncül yanlıştır.
Besin piramidinde yukarıya doğru enerji akışındaki değişim kuralını uygulamak.
3
Üçüncü öncülün doğruluğunu analiz etmek.
Ayrıştırıcıların (bakteri, mantar vb.) ekosistemdeki her trofik basamaktan gelen organik atıkları inorganik maddelere (mineral, su vb.) dönüştürerek tekrar üreticilerin kullanımına sunduğu ve piramidin her düzeyinde aktif olduğu doğrulanır.
Ayrıştırıcıların ekosistemdeki rolünü ve besin zincirindeki yerini belirlemek.
4
Doğru öncülleri bir araya getirerek sonucu tespit etmek.
Birinci ve üçüncü öncüllerin doğru, ikinci öncülün ise yanlış olduğu belirlenerek doğru cevaba ulaşılır.
Seçenekler arasından doğru kombinasyonu bulmak.

Anahtar Kavram

Ekosistemlerde Enerji Akışı ve Besin Zinciri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

Aşağıdaki şemada bir tundra ekosistemindeki besin piramidi ve bu piramitteki trofik (beslenme) basamakları gösterilmiştir.

Şemadaki bilgilere göre, bu ekosistemdeki enerji akışı ve madde döngüsü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Likenlerden kutup kurtlarına doğru gidildikçe aktarılan enerji miktarı her basamakta azalarak devam eder.

Cevap

Likenlerden kutup kurtlarına doğru gidildikçe aktarılan enerji miktarı her basamakta azalarak devam eder.
Besin piramidinde aşağıdan yukarıya doğru gidildikçe (üreticilerden tüketicilere) enerji aktarımı azalarak gerçekleşir. Her basamakta enerjinin yaklaşık %10\%10'u üst basamağa iletildiği için en az enerji üst basamaktaki tüketicilere ulaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Besin piramidinde üreticilerden tüketicilere doğru olan enerji akış yönünü ve miktarını analiz etmek.
Likenlerden kutup kurtlarına doğru gidildikçe enerjinin sadece %10\%10'unun bir üst trofik basamağa aktarıldığını (%10\%10 kuralı) belirlemek.
Enerji piramidinde her üst basamağa geçişte enerjinin büyük kısmının kaybedildiğini anlamak, aktar��lan enerji miktarının azaldığı sonucuna ulaştırır.
2
Diğer ekolojik parametrelerin (biyokütle, biyoakümülasyon) piramitteki değişim yönlerini değerlendirmek.
Yukarı doğru gidildikçe toplam biyokütlenin azaldığı, biyolojik birikimin (zehirli madde miktarı) ise arttığı gerçeğini ortaya koymak.
Bu parametrelerin doğru analizi, biyokütlenin arttığını veya kimyasal birikimin en az üst basamakta olduğunu savunan seçenekleri elemeyi sağlar.
3
Ayrıştırıcıların ve üreticilerin ekolojik rollerini incelemek.
Üreticilerin (likenler) Güneş enerjisini bağladığını, ayrıştırıcıların ise tüm basamaklardaki ölü organik maddeleri ayrıştırdığını doğrulamak.
Bu ekolojik rollerin belirlenmesi, üretici olarak ren geyiklerini gösteren veya ayrıştırıcıları tek bir basamakla sınırlandıran seçenekleri elemeye yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Ekosistemlerde Enerji Akışı ve Besin Zinciri Parametreleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

Aşağıda bir mercan resifi ekosistemindeki besin zincirinde yer alan bazı canlılar verilmiştir. Bu canlıları, fotosentezle üretilen enerjinin besin zinciri boyunca aktarılması sürecinde, her bir basamağın bünyesinde depolanan toplam enerji miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mercan resifi besin zincirinde yer alan canlıların bünyelerinde depolanan enerji miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralaması resif köpekbalığı, papağan balığı, mercan polipleri ve zooxanthellae algleri şeklindedir.
Besin zincirindeki enerji piramidinde, üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe her basamakta enerjinin yaklaşık %90'ı ısı olarak kaybedilir ve yalnızca %10'u aktarılır. Bu duruma ekolojide %10 kuralı denir. Dolayısıyla, besin zincirinin en üst halkasında yer alan resif köpekbalığı en az enerjiye sahipken, en alt halkasında yer alan üretici konumundaki zooxanthellae algleri en fazla enerjiye sahiptir. Bu sebeple en az enerjiden en fazla enerjiye doğru doğru sıralama resif köpekbalığı, papağan balığı, mercan polipleri ve zooxanthellae algleri şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Canlıların besin zincirindeki trofik basamaklarını (beslenme rollerini) belirleyin.
Zooxanthellae algleri üretici (1. basamak), mercan polipleri otçul/birincil tüketici (2. basamak), papağan balığı ikincil tüketici (3. basamak) ve resif köpekbalığı üçüncül tüketici/üst yırtıcı (4. basamak) olarak belirlenir.
Enerji akışının yönünü ve basamaklar arasındaki ilişkileri kurabilmek için canlıların beslenme hiyerarşisini bilmek gerekir.
2
Besin piramidindeki enerji aktarım kuralını (%10 kuralı) uygulayın.
Güneşten gelen enerjinin her trofik basamakta sadece %10'u bir üst basamağa aktarılır, %90'ı ise solunum ve ısı kaybı ile çevreye dağılır. Bu nedenle enerji piramidin tabanından tavana doğru gidildikçe azalır.
Hangi basamakta en az, hangi basamakta en fazla enerji depolandığını saptamak için ekolojik verimlilik yasasını kullanmak gerekir.
3
Canlıları en az enerji depolayandan en fazla enerji depolayana doğru sıralayın.
En üst basamaktaki resif köpekbalığı en az enerjiye sahiptir, dolayısıyla sıralama resif köpekbalığı (üçüncül tüketici) -> papağan balığı (ikincil tüketici) -> mercan polipleri (birincil tüketici) -> zooxanthellae algleri (üretici) şeklinde gerçekleşir.
Soru kökünün bizden istediği sıralama yönü 'en az olandan en fazla olana' şeklindedir.

Anahtar Kavram

Besin zincirinde enerji akışı ve %10 kuralı
Soru 30Soru

Azot döngüsü; atmosfer, litosfer, biyosfer ve hidrosfer arasında gerçekleşen ve canlılığın devamı için hayati önem taşıyan bir biyojeokimyasal döngüdür. Bu döngü esnasında azot elementinin kimyasal formu değişmekte ve farklı aktörler süreçte rol oynamaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen azot döngüsü süreçlerini sağ sütundaki en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nitrifikasyon
Denitrifikasyon
Biyotik Azot Fiksasyonu
Abiyotik Azot Fiksasyonu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nitrifikasyon süreci amonyağın nitrit ve nitrata dönüştürülmesi açıklamasıyla; Denitrifikasyon süreci nitratın serbest azot gazı olarak atmosfere verilmesi açıklamasıyla; Biyotik Azot Fiksasyonu baklagil köklerindeki bakterilerin azotu bağlaması açıklamasıyla; Abiyotik Azot Fiksasyonu ise yıldırım ve şimşek gibi yüksek enerjili doğa olaylarıyla azotun bağlanması açıklamasıyla eşleşir.
Nitrifikasyon, topraktaki zararlı amonyağın bitkilerin alabileceği nitrata dönüşmesidir. Denitrifikasyon, topraktaki azotun atmosfere gaz olarak verilmesidir. Biyotik azot fiksasyonu canlı organizmalarla (bakterilerle) gerçekleşirken, abiyotik azot fiksasyonu yıldırım, şimşek gibi cansız fiziksel olaylarla gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Nitrifikasyon teriminin biyokimyasal tanımını ve amacını belirleme.
Nitrifikasyonun amonyağın bitkilerin kullanabileceği nitrit ve nitrat tuzlarına dönüştürülmesi süreci olduğu belirlenmiştir.
Topraktaki azot formlarının bitkiler tarafından asimile edilebilmesi için bu dönüşüm şarttır.
2
Denitrifikasyon sürecinin döngüdeki rolünü analiz etme.
Denitrifikasyonun topraktaki bağlı azotu serbest gaz haline getirip atmosfere geri salma süreci olduğu belirlenmiştir.
Bu süreç döngünün tamamlanmasını sağlar ve atmosferdeki azot dengesini korur.
3
Biyotik ve abiyotik azot fiksasyonu (bağlanması) yollarını karşılaştırma.
Baklagil köklerindeki Rhizobium bakterilerinin yaptığı bağlamanın canlı kaynaklı (biyotik), yıldırım ve şimşek gibi fiziksel olayların yaptığı bağlamanın ise cansız kaynaklı (abiyotik) olduğu belirlenmiştir.
Azotun atmosfere bağlanma mekanizmalarının kökenini ayırt etmek doğru eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Azot Döngüsü Süreçleri ve Aktörleri
Soru 31Soru

Klimatolojik kökenli bir ekstrem olay olan kuraklık; meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik olmak üzere birbirini izleyen üç temel aşamada gelişim gösterir. Yağış miktarındaki belirgin azalışla başlayan bu süreç, zamanla toprak neminin tükenmesine ve nihayetinde su rezervlerinin azalmasına kadar uzanır.

Buna göre, bir bölgede yaşanan kuraklık sürecinde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi, kuraklığın 'hidrolojik' aşamaya ulaştığının doğrudan kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin önemli ölçüde düşmesi

Cevap

Akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin önemli ölçüde düşmesi
Kuraklığın son aşaması olan hidrolojik kuraklık, su döngüsündeki havza bazlı su rezervlerinin (akarsu debileri, göller, barajlar ve yer altı su seviyeleri) belirgin şekilde azalmasıyla karakterize edilir. Bu nedenle akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin önemli ölçüde düşmesi, kuraklığın hidrolojik aşamaya ulaştığının doğrudan kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuraklık türlerini ve aşamalarını tanımlama.
Kuraklık; meteorolojik (yağış azlığı), tarımsal (toprak nemi azlığı) ve hidrolojik (su kaynaklarının tükenmesi) olarak üç aşamaya ayrılır.
Sürecin hangi aşamada hangi belirtiyi verdiğini anlamak için kavramsal ayrımın yapılması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen durumların hangi kuraklık aşamasına ait olduğunu analiz etme.
Yağış azlığı meteorolojik; tarımsal verim kaybı tarımsal; akarsu ve yer altı su seviyelerindeki düşüş ise hidrolojik kuraklık aşamasına aittir.
Her bir durumun su döngüsündeki karşılığını tespit ederek hidrolojik aşamanın göstergesini bulmak gerekir.
3
Köken olarak klimatolojik olmayan seçeneği eleme ve doğru seçeneği belirleme.
Heyelan olayı jeolojik/jeomorfolojik kökenlidir. Akarsu debilerinin ve yer altı su seviyelerinin düşmesi ise doğrudan hidrolojik aşamanın kanıtıdır.
Ekstrem doğa olaylarının köken ayrımına dikkat ederek ve kuraklığın nihai su rezervleri üzerindeki etkisini değerlendirerek sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kuraklığın gelişim aşamaları ve hidrolojik etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru

Tarımda verimliliği artırmak amacıyla aşırı azotlu gübre kullanımı ve tarım topraklarının yanlış sulanması gibi beşerî faaliyetler, azot döngüsünün doğal işleyişini bozmaktadır. Özellikle tarım alanlarının aşırı sulanması sonucu toprak gözeneklerinin tamamen suyla dolması, topraktaki oksijen miktarını azaltarak anaerobik (oksijensiz) bir ortamın oluşmasına yol açar.

Bu durum, azot döngüsünde yer alan aşağıdaki süreçlerden hangisinin hızlanmasına ve dolayısıyla topraktaki kullanılabilir azot miktarının azalarak verimliliğin düşmesine neden olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denitrifikasyon

Cevap

Toprağın aşırı sulanmasıyla oluşan oksijensiz ortamda denitrifikasyon süreci hızlanır, bu da topraktaki azotu serbest gaza dönüştürerek atmosfere verir ve toprak verimliliğini düşürür.
Toprağın aşırı sulanması sonucu oksijensiz kalan ortamda, havasız koşullarda yaşayabilen (anaerobik) denitrifikasyon bakterileri faaliyete geçer. Bu bakteriler, toprakta bitkilerin alabileceği formda bulunan nitratı (NO3NO_3^-) serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürerek atmosfere verirler. Bu süreç denitrifikasyon olarak adlandırılır ve topraktaki kullanılabilir azot miktarını azaltarak verimliliği düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
Toprakta aşırı sulama sonucu oluşan oksijensiz ortamın etkisini analiz etmek.
Oksijensiz ortamda anaerobik bakterilerin faaliyetinin artacağı belirlenir.
Toprak gözeneklerinin suyla dolması oksijen girişini engeller ve anaerobik bakteriler için uygun ortam yaratır.
2
Anaerobik ortamda hızlanan azot döngüsü sürecini tespit etmek.
Bu ortamda denitrifikasyon bakterilerinin nitratı serbest azot gazına dönüştürdüğü saptanır.
Denitrifikasyon süreci, topraktaki bağlı azotu gaz hâlene getirerek atmosfere geri verir.
3
Sürecin toprak verimliliği üzerindeki sonucunu değerlendirmek.
Topraktaki kullanılabilir azot miktarının azalmasıyla verimliliğin düştüğü sonucuna ulaşılır.
Bitkiler azotu serbest gaz olarak değil, nitrat tuzları şeklinde alabildiği için denitrifikasyon toprağı azot yönünden fakirleştirir.

Anahtar Kavram

Denitrifikasyon süreci ve toprağın azot dengesindeki rolü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 33Soru

Kuraklık; yavaş gelişen, başlangıcı ve bitişi net olarak tespit edilemeyen ancak etkileri uzun yıllar süren hidrolojik kökenli ekstrem bir doğa olayıdır. Yağış yetersizliği ile başlayan bu sürecin zamanla farklı aşamalara evrildiği bilinmektedir.

Buna göre, kuraklığın başlangıcından itibaren ortaya çıkan aşağıdaki aşamaları ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuraklık aşamalarının gelişim sırası: ilk olarak ya��ışların azalması (meteorolojik kuraklık), ardından toprak neminin kaybolması (tarımsal kuraklık), daha sonra yüzey ve yer altı sularının azalması (hidrolojik kuraklık) ve son olarak da bu durumun beşerî ve ekonomik faaliyetleri etkilemesi (sosyoekonomik kuraklık) şeklindedir.
Kuraklığın gelişim süreci incelendiğinde; ilk olarak atmosferik olaylara bağlı olan meteorolojik kuraklık (yağış azlığı) meydana gelir. Yağış yetersizliğinin devam etmesiyle toprak nemi kaybolur ve tarımsal kuraklık başlar. Sürecin daha da uzaması yüzey ve yer altı su rezervlerinin azalmasına, yani hidrolojik kuraklığa yol açar. En nihayetinde su kıtlığı tarım, enerji ve sanayi gibi beşerî faaliyetleri etkileyerek sosyoekonomik kuraklığa dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Meteorolojik kuraklık evresinin belirlenmesi
Kuraklık sürecinin ilk olarak atmosferik nem eksikliği ve uzun süreli yağış azlığı ile başladığı tespit edilir.
Kuraklık olayının ana tetikleyicisi iklimsel parametrelerdeki sapmalardır.
2
Tarımsal kuraklık evresine geçişin analizi
Yağış yetersizliğinin öncelikle toprak nemini etkilediği ve tarımsal üretimi sınırlandırdığı belirlenir.
Toprak, yağış azlığından atmosferden hemen sonra doğrudan etkilenen ilk unsurdur.
3
Hidrolojik kuraklık aşamasının konumlandırılması
Toprak nemindeki kayıpların ve sızmanın azalmasının akarsu, göl ve yer altı sularını besleyemediği saptanır.
Hidrolojik rezervlerin (akarsu, göl, yer altı suyu) tükenmesi zaman alır ve toprak nemi kaybından sonra belirginleşir.
4
Sosyoekonomik kuraklığın son aşama olarak belirlenmesi
Fiziksel su yetersizliğinin insan faaliyetlerine yansıyan nihai boyutu analiz edilir.
Toplumsal ve ekonomik etkiler, su kaynaklarının tükenmesinin doğrudan bir sonucu olarak en son ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Kuraklık türlerinin gelişim sırası ve hidrolojik ekstrem olayların gelişim aşamaları
Soru 34Soru

Sucul ekosistemlerde canlıların dağılışını etkileyen faktörler ile su döngüsü arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırmacı aşağıdaki bilgilere ulaşmıştır:

I. Denizel su ekosistemlerinde derinlere inildikçe sıcaklık, ışık geçirgenliği ve oksijen miktarı azaldığı için biyoçeşitlilik genel olarak derinlikle doğru orantılı olarak artış gösterir.
II. Akarsuların yukarı çığırlarında (kaynak kısmı) akış hızının yüksek ve yatağın dar olması canlı çeşitliliğini sınırlandırırken; aşağı çığırlarında (ağız kısmı) akış hızının azalması ve besin maddesi birikiminin fazla olması canlı çeşitliliğini artırır.
III. Gölleri besleyen akarsuların su döngüsündeki kesintiler veya aşırı kullanım nedeniyle göle ulaşamaması, gölün su seviyesini düşürürken buharlaşma nedeniyle tuzluluk oranını artırır ve göl ekosistemindeki biyoçeşitliliği olumsuz etkiler.

Buna göre, araştırmacının ulaştığı yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Akarsuların aşağı çığırında biyoçeşitliliğin fazla olduğunu belirten ikinci öncül ile göl sularının azalmasının tuzluluk oranını artırarak ekosistemi olumsuz etkilediğini belirten üçüncü öncül doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek; akarsuların ağız kısmında besin maddelerinin fazla olması sebebiyle biyoçeşitliliğin yüksek olduğunu ve göllere ulaşan tatlı su miktarının azalmasının göl tuzluluğunu artırarak ekosistemi olumsuz etkilediğini doğru bir şekilde açıklayan öncülleri barındırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

Birinci öncüldeki denizel su ekosistemlerinde derinlik ve biyoçeşitlilik ilişkisini analiz etmek.
Işık geçirgenliği, sıcaklık ve oksijen miktarının derinlere inildikçe azalması nedeniyle denizlerde biyoçeşitliliğin derinlikle ters orantılı olarak azaldığı belirlenir. Bu nedenle birinci öncül yanlıştır.
Sucul biyomların dikey dağılışını etkileyen fiziksel faktörlerin doğru bilinip bilinmediğini ölçmek için.
İkinci öncüldeki akarsu yatağı boyunca canlı çeşitliliği değişimini değerlendirmek.
Akarsuların yukarı çığırında hızlı akış ve dar yatak canlı yaşamını zorlaştırırken, aşağı çığırında (ağız kısmında) biriken besin maddeleri ve yavaşlayan akış hızı canlı çeşitliliğini artırır. İkinci öncül doğrudur.
Akarsu ekosistemlerinin boyuna kesitindeki biyoçeşitlilik farklarını tespit etmek için.
Üçüncü öncüldeki su döngüsü kesintilerinin göl ekosistemine kimyasal etkilerini incelemek.
Gölleri besleyen su kaynaklarının azalması göl su seviyesini düşürür, buharlaşma ile biriken mineraller gölün tuzluluğunu artırır ve bu kimyasal değişim sucul biyoçeşitliliğe zarar verir. Üçüncü öncül doğrudur.
Su döngüsü elemanları ile göl ekosisteminin kimyasal dengesi arasındaki ilişkiyi kurmak için.

Anahtar Kavram

Sucul Ekosistemlerde Biyoçeşitliliğin Dağılışı ve Su Döngüsü İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

Aşağıda karbon ve oksijen döngüsünde rol oynayan bazı doğal ve beşeri süreçler ile bu süreçlerin döngüdeki etkileri verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki süreçleri sağ s��tundaki uygun etkileriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Deniz canlılarının kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaçların çökelmesi
Klorofilli bitkilerin güneş ışığı yardımıyla karbondioksit (CO2CO_2) ve su (H2OH_2O) kullanarak organik madde sentezlemesi
Atmosferdeki su buharının ultraviyole ışınların etkisiyle hidrojen ve oksijene ayrışması (fotoliz)
Sanayi tesislerinde, ulaşımda ve konutlarda fosil yakıtların yakılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Deniz canlılarının kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaçların çökelmesi süreci karbonun litosferde uzun süreli depolanması (karbon yutağı) ile; klorofilli bitkilerin fotosentez yapması döngüde hem karbon tüketimi hem de oksijen üretimi gerçekleştiren temel biyotik faaliyet ile; su buharının fotolizi oksijenin fotosentez dışındaki en önemli doğal kaynağı ile; fosil yakıtların yakılması ise atmosfere hızlı ve yoğun şekilde karbon salınması ile eşleşir.
Deniz canlılarının kabuk oluşturması karbonun litosferde depolanmasını (yutak) sağlar. Fotosentez faaliyeti karbonu tüketip serbest oksijen üretir. Fotoliz, fotosentez haricindeki en önemli oksijen kaynağıdır. Fosil yakıtların yakılması ise beşeri olarak atmosfere karbondioksit salınımına yol açar. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler döngünün temel işleyişine tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon yutağı sürecini belirleme
Deniz canlılarının kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaç çökelmesi, karbonu litosferde depolar ve karbon yutağı oluşturur.
Kalsiyum karbonat birikimi, karbon döngüsünde karbonun hidrosferden litosfere aktarılarak uzun süreli depolandığı temel süreçtir.
2
Hem karbon tüketen hem oksijen üreten süreci belirleme
Klorofilli bitkilerin karbondioksit ve su kullanarak besin üretmesi fotosentezdir; bu süreçte karbondioksit tüketilir ve oksijen üretilir.
Fotosentez, biyosferde karbon ve oksijen döngüsünü eş zamanlı yürüten en temel biyotik faaliyettir.
3
Fotoliz sürecinin etkisini belirleme
Su buharının ultraviyole ışınlarla hidrojen ve oksijene ayrışması (fotoliz), atmosferdeki oksijenin fotosentez dışındaki ana kaynağıdır.
Fotoliz, atmosferde biyolojik olmayan (abiyotik) yollarla serbest oksijen (O2O_2) üretimini sağlayan kimyasal bir süreçtir.
4
Antropojenik karbon salınımını belirleme
Sanayi ve konutlarda fosil yakıtların yakılması, atmosfere hızlı ve yoğun karbondioksit (CO2CO_2) salınımı yapan beşeri bir faaliyettir.
Fosil yakıtların yanması, litosferde milyonlarca yıldır depolanmış olan karbonun atmosfere salınmasına neden olan en etkili beşeri süreçtir.

Anahtar Kavram

Karbon ve Oksijen Döngüsünde Salınım (Kaynak), Tüketim ve Depolama (Yutak) Süreçleri
Soru 36Soru

Doğadaki karbon; atmosfer, litosfer, hidrosfer ve biyosfer arasında sürekli döngü halindedir. Bu döngü sırasında karbonun bazı süreçlerle doğaya salınımı gerçekleşirken, bazı süreçlerle de yutak alanlarında depolanması (tüketimi) sağlanır. Coğrafi süreçler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi karbon döngüsünde yutak (tüketim) alanı oluşturarak atmosferdeki karbondioksit miktarının azalmasına katkı sağlayan bir süreç değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karbonatlı kayaçların çeşitli dış etkenlerle kimyasal yollardan aşınması ve ayrışması

Cevap

Karbonatlı kayaçların çeşitli dış etkenlerle kimyasal yollardan aşınması ve ayrışması
Karbonatlı kayaçların kimyasal yollarla aşınması ve ayrışması sürecinde, kayaç yapısında bağlı bulunan karbon elementleri serbest kalarak karbondioksit gazı şeklinde atmosfer ya da hidrosfere katılır. Bu durum karbonun depolanmasını değil, tam aksine ortama salınmasını sağlar. Dolayısıyla bu süreç bir yutak alanı oluşturmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon döngüsündeki yutak (tüketim) ve kaynak (salınım) süreçlerini sınıflandırın.
Fotosentez, kabuk oluşumu, fosil yakıt oluşumu ve okyanusların gaz soğurması karbonu azaltan (tüketen) yutak süreçleridir. Solunum, yanma, volkanizma ve kayaç ayrışması ise karbonu artıran (salan) kaynak süreçleridir.
Soruda atmosferdeki karbondioksit miktarını azaltmayan, yani yutak olmayan seçeneği bulmak amaçlanmaktadır.
2
Seçeneklerdeki kimyasal kayaç ayrışması sürecini analiz edin.
Karbonatlı kayaçların (kalker, dolomit) kimyasal yollarla aşınması ve çözünmesi sonucunda, kayaç yapısındaki karbon serbest kalır ve atmosfere veya su ortamlarına karbondioksit (CO2CO_2) olarak salınır.
Kayaç ayrışmasının karbon salınımına yol açan bir süreç olduğunu belirlemek doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Karbon Döngüsünde Kaynak (Salınım) ve Yutak (Tüketim) Mekanizmaları
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 37Soru

Aşağıda, doğadaki su döngüsü (hidrolojik döngü) esnasında gerçekleşen bazı olaylar karışık olarak verilmiştir:

I. Atmosferde dikey yönlü hareket eden nemli hava kütlesinin soğuyarak bulutları oluşturması
II. Karaya düşen suların yer çekimi etkisiyle toprak gözeneklerinden süzülerek yer alt�� su tablasını beslemesi
III. Okyanus yüzeyindeki suyun güneş enerjisi etkisiyle sıvı halden gaz haline geçerek atmosfere yükselmesi
IV. Yer altında biriken suların eğim yönünde hareket ederek kaynaklar veya taban suları aracılığıyla göl ya da denizlere dökülmesi
V. Bulutları oluşturan su damlacıklarının yer çekimi etkisiyle karasal yüzeye geri dönmesi

Buna göre, bir su molekülünün okyanustan buharlaşmasıyla başlayan döngü sürecindeki olayların ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Su döngüsü sürecindeki doğru sıralama şu şekildedir: İlk olarak okyanus yüzeyindeki su buharlaşır, ardından atmosferde yükselen buhar yoğunlaşarak bulutları oluşturur, bulutlardaki su damlacıkları yağış olarak yere düşer, düşen sular toprağa sızar ve son olarak yer altı akışıyla göl veya denizlere dökülerek döngüyü tamamlar.
Su döngüsü sırasıyla buharlaşma, yoğunlaşma, yağış, sızma ve yer altı akışı şeklinde gerçekleştiği için doğru sıralama okyanustan buharlaşma, havada bulut oluşumu, karaya yağış düşmesi, toprağa sızma ve yer altı akışıyla denizlere dökülme şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Buharlaşma aşamasını tespit etme
Güneş enerjisi etkisiyle okyanustan suyun buharlaşarak yükselmesi birinci aşamadır.
Döngünün başlangıcı suyun sıvı halden gaz haline geçerek atmosfere taşınmasıdır.
2
Yoğunlaşma aşamasını tespit etme
Nemli havanın soğuyarak bulutları oluşturması ikinci aşamadır.
Atmosferdeki su buharının sıvı veya katı forma geçmesi (yoğunlaşma) yağıştan önce gerçekleşir.
3
Yağış aşamasını tespit etme
Suyun yer çekimiyle karasal yüzeye geri dönmesi üçüncü aşamadır.
Yoğunlaşan su damlacıklarının yer çekimi etkisiyle yeryüzüne inmesi yağışı temsil eder.
4
Sızma aşamasını tespit etme
Suyun yer altına sızması dördüncü aşamadır.
Yeryüzüne düşen suların yer altına geçiş süreci sızma olarak adlandırılır.
5
Yer altı akışı aşamasını tespit etme
Yer altındaki suların göl veya denizlere dökülmesi beşinci aşamadır.
Yer altı akışı ile sular tekrar başlangıç havzasına ulaşarak döngüyü tamamlar.

Anahtar Kavram

Hidrolojik döngünün aşamaları (buharlaşma, yoğunlaşma, yağış, sızma ve yer altı akışı) ve bunların ardışık gerçekleşme sırası.
Soru 38Soru

Depremler, volkanik faaliyetler veya heyelanlar gibi jeolojik ve jeomorfolojik kökenli ekstrem doğa olayları okyanuslarda dev dalgalara (tsunami) yol açabilir. Aşağıda bir tsunaminin oluşumundan kıyıya ulaşıp afete dönüşmesine kadar geçen süreçte yaşanan aşamalar karı��ık olarak verilmiştir.

Buna göre, bu aşamaların kronolojik olarak ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama sırasıyla; fay hattındaki kırılma ile suyun dikey hareketi, açık denizde hızlı ve düşük yüksekliğe sahip dalgaların yayılması, kıyıya yaklaşırken sürtünme nedeniyle yavaşlayan dalgaların yükselmesi, kıyıya çarpmadan önce deniz suyunun geri çekilmesi ve en son olarak dev dalgaların karayı istila etmesi şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralamada tsunami; tektonik tetiklenme (fay kırılması), açık denizdeki yayılım, sığ denizde yavaşlayıp yükselme, kıyıda suyun çekilmesi ve nihayetinde kıyı istilası aşamalarını izler.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum tetikleyicisini belirleme
Tsunaminin başlangıcı deprem veya taban kırılmasıdır (ilk adım).
Enerjinin suya aktarılması için ilk hareket deniz tabanında olmalıdır.
2
Açık deniz yayılımını analiz etme
Dalgaların açık denizde düşük genlikle çok hızlı yayılması gerçekleşir (ikinci adım).
Derin denizlerde dalga boyu geniş, yüksekliği azdır.
3
Kıyıya yaklaşma etkisini inceleme
Derinliğin azalmasıyla hızın düşmesi ve dalga yüksekliğinin artması gerçekleşir (üçüncü adım).
Sığlaşan deniz tabanı dalgaya sürtünme uygulayarak enerjiyi dikey olarak yığar.
4
Kıyıdaki geçici çekilmeyi saptama
Deniz suyunun kıyıdan aniden geri çekilmesi gözlenir (dördüncü adım).
Dalganın önündeki alçak basınç/dalga çukuru suyun kıyıdan çekilmesine sebep olur.
5
Son darbeyi belirleme
Kıyı şeridinin aşılması ve karanın istila edilmesi gerçekleşir (beşinci adım).
Biriken devasa su kütlesinin karaya çarpması son aşamadır.

Anahtar Kavram

Tsunami oluşumu ve yayılma aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 39Soru

Aşağıdaki haritada, Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde yer alan ve Orta Atlas Sırtı üzerinde bulunan İzlanda adası gösterilmiştir. İzlanda, jeolojik yapısı gereği sık sık ekstrem volkanik püskürmelere sahne olmaktadır.

Buna göre, İzlanda'da meydana gelebilecek ekstrem bir volkanik patlamanın, aşağıda verilen olaylardan hangisine doğrudan yol açması beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okyanus yüzey sıcaklıklarının aşırı artmasına bağlı olarak saatteki hızı 120 km/sa120\text{ km/sa} değerini aşan tropikal siklonların tetiklenmesi

Cevap

Okyanus yüzey sıcaklıklarının aşırı artmasına bağlı olarak saatteki hızı 120 km/sa120\text{ km/sa} değerini aşan tropikal siklonların tetiklenmesi
Doğru cevap, tropikal siklonların oluşumunu belirten seçenektir. Tropikal siklonlar, okyanus yüzey sıcaklığının yüksek olduğu tropikal kuşakta (3030 derece enlemleri arasında) hava basıncı farklarıyla oluşan meteorolojik olaylardır. İzlanda gibi kutba yakın soğuk kuşakta bulunan aktif bir volkanik adadaki patlama, tropikal siklonları doğrudan tetikleyemez.

Adım Adım Çözüm

1
İzlanda'nın jeolojik konumunu ve volkanizmanın doğasını analiz etme.
İzlanda, levhaların ayr��m sınırında (Orta Atlas Sırtı) yer alan, jeolojik kökenli ekstrem olayların yaygın olduğu aktif bir alandır.
Sorudaki köken analizini doğru yapabilmek için öncelikle b��lgedeki hâkim ekstrem doğa olayını belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen ekstrem olayların kökenlerini ve volkanizma ile ilişkilerini değerlendirme.
Geçici soğuma, lahar, tsunami ve asit yağmurları volkanizmanın doğrudan veya dolaylı olarak tetikleyebileceği jeolojik, jeomorfolojik ve klimatolojik sonuçlardır. Ancak tropikal siklonlar sıcak okyanus sularında oluşan tamamen bağımsız meteorolojik kökenli olaylardır.
Hangi olayın volkanik patlamayla doğrudan tetiklenemeyeceğini belirlemek için ilişkileri sınıflandırmak gerekir.
3
Doğru seçeneği belirleme.
Tropikal siklonların oluşumu volkanik faaliyetlere bağlı değildir, dolayısıyla doğrudan tetiklenmesi beklenemez.
Soruda istenen 'beklenemez' durumunu netleştirmek.

Anahtar Kavram

Jeolojik kökenli ekstrem olayların diğer ekstrem olaylarla olan nedensellik ilişkisi ve sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

Dünya Meteoroloji Örgütüne (WMO) göre, bir bölgede günlük maksimum sıcaklıkların, uzun yıllar ortalamasının 5C5^\circ\text{C} ve daha fazla üzerinde, ardışık en az 5 gün boyunca devam etmesi durumuna "sıcak hava dalgası" (ekstrem yüksek sıcaklık) adı verilir.

Aşağıdaki tabloda, Akdeniz kıyısında yer alan bir merkezin temmuz ayındaki uzun yıllar günlük maksimum sıcaklık ortalaması ile bu merkeze ait bir haftalık sıcaklık ölçüm değerleri verilmiştir:

* Temmuz Ayı Uzun Yıllar Günlük Maksimum Sıcaklık Ortalaması: 30C30^\circ\text{C}

GünlerÖlçülen Sıcaklık (C^\circ\text{C})
Pazartesi3333
Salı3636
Çarşamba3737
Perşembe3636
Cuma3535
Cumartesi3636
Pazar3434

Tablodaki veriler dikkate alındığında, bu merkezde yaşanan meteorolojik ekstrem olay ve etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosferdeki bu ani ve ekstrem sıcaklık artışı, yer kabuğunun altındaki magma tabakasını genleştirerek tektonik depremleri tetiklemiştir.

Cevap

Atmosferdeki bu ani ve ekstrem sıcaklık artışının tektonik depremleri tetiklediğini öne süren ifade yanlıştır, çünkü depremler jeolojik kökenli olaylardır.
Söylenemeyecek olan ve dolayısıyla doğru cevap olan ifade, ekstrem sıcaklık artışının tektonik depremleri tetiklediğini iddia eden seçenektir. Depremler tamamen yer kabuğunun altındaki iç kuvvetlere (tektonik süreçlere) bağlı olarak gelişen jeolojik kökenli olaylardır ve atmosferik sıcaklık değişimleri ile hiçbir ilişkisi yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) sıcak hava dalgası tanımına göre verileri analiz etmek.
Merkezde temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 30C30^\circ\text{C} olup, sıcak hava dalgası eşiği 35C35^\circ\text{C}'dir (30+530 + 5). Salı gününden cumartesi gününe kadar ardışık 5 gün boyunca ölçülen sıcaklıklar bu eşik değerdedir veya üzerindedir (36,37,36,35,3636, 37, 36, 35, 36). Dolayısıyla bu dönemde meteorolojik kökenli bir sıcak hava dalgası yaşanmıştır.
Meteorolojik ekstrem olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini ve sınırlarını tespit etmek.
2
Ekstrem sıcaklıkların çevre ve beşeri sistemler üzerindeki etkilerini değerlendirmek.
Sıcaklık ve buharlaşma artışının baraj seviyelerini düşürmesi, klimaların elektrik tüketimini artırması ve kuruyan otların orman yangını riskini yükseltmesi coğrafi açıdan bilimsel olarak doğru ve beklenen durumlardır.
Meteorolojik ekstremlerin çevreye ve insan faaliyetlerine etkilerini doğrulamak.
3
Jeolojik kökenli afetler ile meteorolojik olayların ilişkisini incelemek.
Depremler, yer kabuğunun altındaki levha hareketleri ve fay hatlarındaki gerilmeler sonucu oluşan jeolojik olaylardır. Atmosferik sıcaklık veya basınç değişimlerinin magma tabakasını etkilemesi veya fay hatlarını tetiklemesi fiziksel olarak imkansızdır.
Ekstrem doğa olaylarının köken farkını ve tetikleyici mekanizmalarını ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Meteorolojik kökenli ekstrem sıcaklıklar (sıcak hava dalgaları) ve bunların jeolojik kökenli olaylardan farkı
ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki