Ahlak ve Değerler

53 soru

Soru 1Soru

Murat, apartmanına yeni taşınan komşusunun akşam geç saatlerde evine gelen misafirlerini pencereden sürekli gözetlemekte, onların kim olduğunu ve ne amaçla geldiklerini öğrenmek için apartman görevlisinden bilgi almaya çalışmaktadır. Elde ettiği kısıtlı ve belirsiz bilgilerle komşusunun kesinlikle yasa dışı işler peşinde olduğu kanaatine varan Murat, bu iddiasını diğer komşularla da paylaşmıştır.

Buna göre Murat'ın sergilediği davranışlar, İslam ahlakında yerilen;

I. tecessüs,
II. haset,
III. suizan

kötü davranışlarından hangileriyle doğrudan ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncüllerde yer alan tecessüs ve suizan kötü davranışları
Doğru seçenek, birinci ve üçüncü öncülleri içeren gruptur. Parçada Murat'ın komşusunun özel yaşamını gözetleyerek ve hakkında bilgi toplayarak 'tecessüs' yaptığı görülmektedir. Ardından, yeterli kanıtı olmaksızın komşusunun yasa dışı işler yaptığı yargısına vararak 'suizan'da bulunmuştur. Bu iki davranış İslam ahlakında kesin olarak yasaklanmış ve yerilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Murat'ın komşusunu pencereden izlemesi ve apartman görevlisinden gizlice bilgi edinmeye çalışması eylemini tanımlamak.
Bu eylemler, başkalarının gizli yönlerini ve özel hayatlarını merak edip araştırmayı ifade eden 'tecessüs' kötü davranışı kapsamına girer. Dolayısıyla birinci öncül doğrudur.
İslam ahlakında bireylerin özel hayatlar��nın gizliliğinin korunması esastır ve tecessüs yasaklanmıştır.
2
Murat'ın elde ettiği kısıtlı bilgilerle komşusunun yasa dışı işler yaptığı kanaatine varmasını değerlendirmek.
Kesin bir kanıt veya bilgi olmadan başkaları hakkında kötü, olumsuz tahmin ve varsayımlarda bulunmak 'suizan' kapsamında yer alır. Dolayısıyla üçüncü öncül doğrudur.
Zan ile hareket etmek, insanları haksız yere suçlamaya yol açtığı için dinen yerilmiştir.
3
Parçada haset kavramının (ikinci öncül) yer alıp almadığını kontrol etmek.
Haset, başkasındaki nimetin veya başarının kıskanılması ve onun elinden çıkmasının istenmesidir. Parçada komşunun sahip olduğu bir nimete karşı Murat'ın kıskançlık beslediğine dair hiçbir bilgi yoktur. Dolayısıyla ikinci öncül elenir.
Kötü davranışların kavramsal sınırlarını doğru çizerek ilişkisiz kavramları elemek gerekir.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında yerilen kötü davranışlardan tecessüs ve suizan kavramlarının tanımları ve olaylar üzerinden analizi.
Soru 2Soru

İslam ahlakı, bireyin hem kendi iç dünyasında hem de toplumsal ilişkilerinde huzur ve adaleti sağlamasını hedefler. Bu doğrultuda toplumsal bağları zedeleyen bazı davranışlar dinen yasaklanmış ve yerilmiştir.

Aşağıdaki sol sütunda bu yasaklanan davranışlara dair örnek senaryolar, sağ sütunda ise bu senaryolarda öne çıkan ahlaki kavramlar verilmiştir. Sol sütundaki durumları sağ sütundaki uygun kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kadir, iş arkadaşının aldığı terfiyi bir türlü kabullenememekte, onun başarısından derin bir rahatsızlık duyarak elindeki bu konumu ve imkanları kaybetmesini içten içe arzulamaktadır.
Zeynep, komşularının evde olmadığı saatleri takip ederek onların kargo paketlerini incelemekte, eve kimlerin girip çıktığını kapı deliğinden gözetleyerek özel hayatlarına dair gizli bilgileri edinmeye çalışmaktadır.
Murat, o sırada yanlarında bulunmayan bir sınıf arkadaşının bazı kişisel kusurlarını ve hoşlanmayacağı davranışlarını, diğer arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde gıyab��nda konuşarak dile getirmektedir.
Ayşe, sokakta karşılaştığı bir dostunun telaşla yanından geçip selam vermemesini, onun kendisini bilerek umursamadığı ve küçümsediği şeklinde yorumlayarak zihninde olumsuz yargılar oluşturmaktadır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kadir'in durumu Haset, Zeynep'in durumu Tecessüs, Murat'ın durumu Gıybet, Ayşe'nin durumu ise Suizan kavramıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmeler yapıldığında Kadir'in durumu kıskançlık ve nimetin elden çıkmasını isteme anlamına gelen haset ile; Zeynep'in durumu insanların mahremiyetini ve gizli hallerini araştırma anlamına gelen tecessüs ile; Murat'ın durumu birinin gıyabında hoşnut olmayacağı şekilde konuşma anlamına gelen gıybet ile; Ayşe'nin durumu ise delilsiz ve olumsuz fikir yürütme olan suizan ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kadir'in arkadaşının terfisine ve başarısına karşı gösterdiği tutumu değerlendirmek.
Kadir, arkadaşının elindeki imkanların kaybolmasını dilemektedir. Bu tanım İslam ahlakında haset (kıskançlık) kavramına karşılık gelir.
Haset, başkasındaki nimetin gitmesini istemek olarak tanımlanır.
2
Zeynep'in komşularını gözetlemesini ve özel bilgilerini edinmeye çalışmasını incelemek.
Zeynep başkalarının gizli hallerini, mahremiyetini araştırmaktadır. Bu eylem İslam'da tecessüs olarak adlandırılır.
Tecessüs, insanların gizli durumlarını ve kusurlarını araştırma eylemidir.
3
Murat'ın arkadaşı hakkında gıyabında konuşmasını analiz etmek.
Murat, bir kimsenin arkasından duyduğunda hoşlanmayacağı şeyleri konuşmaktadır. Bu durum gıybet tanımıyla eşleşir.
Gıybet, bir insanın arkasından hoşlanmayacağı şekilde konuşmaktır.
4
Ayşe'nin arkadaşının selam vermemesi üzerine geliştirdiği olumsuz düşünceyi yorumlamak.
Ayşe, arkadaşının niyeti hakkında kanıtsız biçimde kötü ve olumsuz yargılarda bulunmaktadır. Bu durum suizandır.
Suizan, bir kimse hakkında kesin bilgiye dayanmadan kötü ve olumsuz düşünceler beslemektir.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında yerilen kötü davranışlar ve bunların günlük hayattaki karşılıkları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Değerlerin oluşum sürecinde ve bu değerlerin toplumsal hayata yansımasında din, akıl, örf-âdet ve kültür gibi kaynaklar aktif rol oynamaktadır.

Buna göre, sol tarafta verilen açıklama ve örnekleri sağ taraftaki değer kaynaklarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Toplumda uzun süre uygulanarak yerleşik hale gelen, dinin temel ilkeleriyle çelişmediği sürece değerlerin aktarımında köprü vazifesi gören yazısız kurallar bütünü.
İnsanın yaratılıştan getirdiği temiz fıtratı koruyarak iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmesini sağlayan ve ahlaki değerlerin kavranmasında aracı olan zihni yeti.
Toplumsal hayatın merkezinde yer alarak adaleti, doğruluğu, yardımlaşmayı ibadet bilinciyle harmanlayan ve değerlere nihai yaptırım gücü kazandıran ilahi kaynak.
Bir toplumun tarihsel süreçte ürettiği maddi ve manevi ögelerin tamamını kapsayan, değerlerin sonraki nesillere dil, sanat ve edebiyat yoluyla aktarılmasını sağlayan geniş havza.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki yazısız toplumsal kurallara dair açıklama örf ve âdetlerle; yaratılıştan gelen ayırt etme yetisi selim akılla; ilahi vahiy kaynaklı yaptırım gücü dinle; maddi ve manevi değerleri aktaran geniş havza ise kültürle eşleşmelidir.
Sol taraftaki yazısız kurallar ve dinle uyum vurgusu örf ve âdetlerle; yaratılıştan gelen temiz fıtrat ve ahlaki ayırt etme yetisi selim akılla; ilahi vahiy ve nihai yaptırım gücü dinle; maddi ve manevi ögelerin tamamını içeren aktarım havzası ise kültür kavramıyla örtüşmektedir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki 'yazısız kurallar bütünü' ve 'dinle çelişmediği sürece köprü vazifesi görme' vurguları analiz edilir.
Bu özelliklerin örf ve âdetleri tanımladığı belirlenir ve birinci ifade örf ve âdetler kavramıyla eşleştirilir.
Örf ve âdetler, toplumsal mutabakatla oluşan ve dinin onayından geçen geleneksel normlardır.
2
İkinci ifadedeki 'yaratılıştan gelen temiz fıtrat', 'iyiyi kötüden ayırt etme' ve 'zihni yeti' kavramları incelenir.
Bu niteliklerin selim akıl kavramını işaret ettiği saptanır ve ikinci ifade selim akılla eşleştirilir.
Selim akıl, önyargılardan arınmış, insanı doğru bilgiye ve ahlaki erdeme ulaştıran akıl türüdür.
3
Üçüncü ifadedeki 'ilahi kaynak', 'ibadet bilinci' ve 'nihai yaptırım gücü' ifadeleri değerlendirilir.
Bu özelliklerin dini temsil ettiği anlaşılır ve üçüncü ifade din kavramıyla eşleştirilir.
Din, aşkın bir otoriteye (Allah'a) dayandığı için değerlerin en güçlü ve değişmez referans kaynağıdır.
4
Dördüncü ifadedeki 'maddi ve manevi ögelerin tamamı' ile 'dil, sanat ve edebiyat yoluyla aktarım' vurguları çözümlenir.
Bu bütünsel yapının kültürü tanımladığı görülür ve dördüncü ifade kültürle eşleştirilir.
Kültür, toplumun ürettiği tüm değerlerin dil ve sanat gibi kanallarla geleceğe aktarıldığı havzadır.

Anahtar Kavram

Değerlerin oluşmasında rol oynayan din, selim akıl, örf-âdet ve kültür kaynaklarının ayırt edilmesi.
Soru 4Soru

Bir toplumun tarihsel süreçte ürettiği ve nesiller boyu aktardığı alışkanlıklar bütünü olan örf ve adetler, o toplumun değer yargılarının şekillenmesinde önemli bir kaynaktır. Ancak İslam medeniyeti havzasına giren toplulukların eski gelenekleri, vahyin belirlediği temel ahlaki ilkelerin süzgecinden geçirilmiştir. Örneğin, İslam öncesi dönemdeki cömertlik ve misafirperverlik gibi erdemli adetler din tarafından desteklenip evrensel birer ahlaki değere dönüştürülürken; kabilecilik taassubu, faiz ve haksız kazanç gibi yerleşik uygulamalar ise yasaklanmıştır.

Bu parçadaki bilgilerden yola çıkılarak din ile örf-adet ilişkisinin değerlerin oluşumundaki rolü hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örf ve adetlerin değer boyutuna taşınmasında din, ahlaki ilkelere uygun olan gelenekleri onaylayıp koruyan denetleyici bir rol oynar.

Cevap

Örf ve adetlerin değer boyutuna taşınmasında din, ahlaki ilkelere uygun olan gelenekleri onaylayıp koruyan denetleyici bir rol oynar.
Örf ve adetlerin değer boyutuna taşınmasında dinin, ahlaki ilkelere uygun olan gelenekleri onaylayıp koruyan denetleyici bir rol oynaması ifadesi doğrudur. Çünkü parçada İslam'ın, cömertlik ve misafirperverlik gibi ahlaka uygun adetleri koruyup geliştirdiği; ancak dine aykırı olan kötü uygulamaları yasakladığı belirtilmiştir. Bu durum dinin, gelenekleri ahlaki ilkeler doğrultusunda denetleyip süzgeçten geçirdiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel vurguyu belirleyin.
Parçada örf ve adetlerin toplumsal değerlerin oluşumunda önemli olduğu, ancak İslam'ın bu gelenekleri vahiy süzgecinden geçirdiği belirtilmektedir.
Soruda sorulan din-örf ilişkisinin değerlerin oluşumundaki rolünü anlamak için metnin ana düşüncesini kavramak gerekir.
2
Örnekleri analiz edin.
Cömertlik gibi ahlaka uygun olan adetlerin korunduğu, kabilecilik ve faiz gibi aykırı uygulamaların ise yasaklandığı görülür.
Dinin gelenekleri tamamen yok saymadığını veya tamamen kabul etmediğini, aksine bir elemeye tabi tuttuğunu (denetleyici rolünü) doğrulamak için örnekler incelenmelidir.
3
Seçenekleri bu bilgiler doğrultusunda değerlendirin.
Dinin, ahlaki ilkelere uygun gelenekleri onaylayıp koruyan denetleyici rol oynadığı sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için parçanın getirdiği denetim ve onaylama mantığı ile eşleşen ifadeyi bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Değerlerin Oluşumunda Din ile Örf ve Adet İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

Hz. Muhammed, henüz yirmili yaşlarının başında olan Muaz b. Cebel'i Yemen'e kadı (hâkim) ve muallim (öğretmen) olarak görevlendirmiştir. Yola çıkmadan önce ona, karşılaştığı hukuki ve toplumsal meseleleri neye göre çözeceğini sormuş; Muaz da sırasıyla Allah'ın kitabı (Kur'an), Peygamber'in sünneti ve kendi gör��şüyle (içtihat) karar vereceğini ifade etmiştir. Hz. Peygamber bu cevaptan son derece memnun kalmış ve Allah'a hamdetmiştir.

Bu tarihi olay ve diyalog, İslam'ın gençliğe verdiği değer ve toplumsal sorumluluk yükleme ilkesi açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gençlerin liyakat, bilgi ve adalet ilkeleri doğrultusunda idari ve hukuki sorumluluklar üstlenmesine güvenildiğine

Cevap

Gençlerin liyakat, bilgi ve adalet ilkeleri do��rultusunda idari ve hukuki sorumluluklar üstlenmesine güvenildiğine
Doğru olan yargı, gençlerin liyakat, bilgi ve adalet ilkeleri doğrultusunda idari ve hukuki sorumluluklar üstlenmesine güvenildiğidir. Hz. Muhammed'in genç bir sahabeyi kadı ve yönetici olarak Yemen gibi önemli bir bölgeye tayin etmesi, onun bilgi birikimine ve karar alma yetisine duyulan güvenin açık bir kanıtıdır. Ayrıca diyalogda Muaz'ın hukuki meseleleri çözerken aklını kullanacağını (içtihat) belirtmesi ve Hz. Peygamber'in bunu takdir etmesi, İslam'ın gençleri toplumsal adaletin inşasında liyakat sahibi, etkin bireyler olarak gördüğünü doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihi olayı analiz edin.
Hz. Peygamber'in yirmili yaşlarındaki Muaz b. Cebel'i Yemen'e kadı (hâkim) ve yönetici olarak görevlendirdiği görülür.
Genç sahabenin yetkilendirilmesi ve karar alma yöntemlerinin sorgulanması, onun toplumsal sorumluluk ve idari/hukuki alandaki rolünü belirlemek için önemlidir.
2
Diyalogda geçen bilgi ve karar verme kaynaklarını değerlendirin.
Muaz b. Cebel sırasıyla Kur'an, sünnet ve kendi görüşünü (içtihat/akıl) kullanacağını belirtmiş, Hz. Peygamber de bu rasyonel ve sistematik yaklaşımı onaylamıştır.
Karar verme sürecinin vahiy, sünnet ve selim akla dayalı olması, İslam'ın bilgiye ve liyakate dayalı yönetimi benimsediğini gösterir.
3
Elde edilen verileri İslam'ın gençlik ve toplumsal değerler vizyonuyla ilişkilendirin.
İslam dini, gençleri pasif alıcılar olarak değil; adaletin tesisi, eğitim ve yönetim gibi kritik toplumsal alanlarda aktif, sorumlu ve güvenilir aktörler olarak konumlandırır.
Toplumsal değerlerin inşasında gençlerin bilgi, adalet ve liyakatle görevlendirilmesi doğrudan bu ilkeye dayanır.

Anahtar Kavram

İslam dini gençliğe değer verir, onları toplumsal adaleti tesis edecek hukuki ve idari rollerde liyakat ve bilgi doğrultusunda görevlendirerek sorumluluk bilinci kazandırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Aşağıda sol sütunda İslam ahlak felsefesindeki temel erdemler, sağ sütunda ise bu erdemlerin nefsin kuvveleriyle ilişkisini ve dengelenme (itidal) durumlarını açıklayan tanımlar verilmiştir. Bu erdemleri ilgili tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hikmet
Şecaat
İffet
Adalet

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hikmet ile 'zihni kuvvelerin dengeli kullanımı...'; Şecaat ile 'insanın öfke duygusunu kontrol altında tutarak...'; İffet ile 'insandaki yeme, içme ve bedensel arzuların...'; Adalet ile 'akıl, öfke ve arzu kuvvelerinin...' açıklamaları eşleşmelidir.
İslam ahlak felsefesinde ahlaki yetkinlik nefsin üç temel gücünün (akıl, öfke ve şehvet) dengelenmesiyle oluşur. Aklın dengeli hali hikmet, öfkenin dengeli hali şecaat, arzuların dengeli hali iffettir. Bunların tümünün ahenk içinde bulunması ise adalet erdemini doğurur. Doğru eşleşme bu felsefi esasa uygun olarak yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Aklın dengeli (itidal) kullanımıyla oluşan ahlaki erdemi tespit etmek.
Zihni kuvvelerin (akıl) dengeli kullanımı hikmet erdemini oluşturur. Bu erdem, kurnazlık (cerbeze) ile ahmaklık/cehalet uçlarının tam ortasındadır.
Klasik İslam ahlak teorisinde akıl kuvvesinin dengeli haline hikmet adı verilir.
2
Öfke duygusunun akıl ve din sınırlarında dengelenmesiyle oluşan ahlaki erdemi tespit etmek.
Öfke (gadab) kuvvesinin dengeli kullanımı şecaat erdemini oluşturur. Bu erdem, korkaklık ile tehevvür (aşırı saldırganlık) arasındaki dengeyi kurar.
Öfke kuvvesinin itidal hali şecaat (cesaret) olarak tanımlanır.
3
Bedensel arzu ve isteklerin akıl ve din kontrolünde dengelenmesiyle oluşan ahlaki erdemi tespit etmek.
Bedensel arzuların (şehvet) dengeli kullanımı iffet erdemini oluşturur. Bu erdem, fücur (aşırı şehvet) ile humud (hislere karşı isteksizlik) arasındaki dengeyi sağlar.
Şehvet/arzu kuvvesinin itidal hali iffet erdemidir.
4
Nefsin tüm bu kuvvelerinin uyumunu ve hakka riayeti sağlayan üst erdemi tespit etmek.
Hikmet, şecaat ve iffet erdemlerinin bir arada uyum içinde bulunmasıyla adalet erdemi ortaya çıkar. Adalet, hak sahibine hakkını teslim etmeyi ifade eder.
Adalet, nefsin tüm kuvvelerinin dengeli ve uyumlu çalışmasının bir sonucudur.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında nefsin kuvveleri (akıl, öfke, arzu) ve bunların itidal (orta yol) halleri olan temel erdemlerin (hikmet, şecaat, iffet, adalet) tanınması.
Soru 7Soru

Kınalızade Ali Efendi, ahlak anlayışında erdemlerin tek başına mutlak bir iyilik üretemeyeceğini belirtir. Ona göre, bir insanın ölçülü (iffetli) olması değerlidir; ancak bu iffet, adaletin ve toplumsal yararın gerektirdi��i durumlarda hak aramaktan geri durma boyutuna ulaşırsa uyuşukluğa dönüşür. Benzer şekilde, haksızlığa karşı çıkma iradesi olan şecaat, eğer aklın kılavuzluğundan (hikmet) ve hakkaniyet ölçüsünden (adalet) yoksun kalırsa, körü körüne bir tehevvüre (saldırganlığa) evrilir. Dolayısıyla İslam ahlakında erdemler, ancak birbirlerinin sınırlarını çizdiklerinde ve birbirlerine zemin hazırladıklarında ahlaki bir olgunluk (itidal) meydana getirebilirler.

Bu parçadan hareketle İslam ahlak felsefesindeki 'erdem' kavramıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erdemler, tek başlarına mutlak birer ahlaki gaye olmayıp ancak birbirlerini tamamlayan ve dengeleyen dinamik bir bütünlük içinde değer kazanırlar.

Cevap

Erdemler, tek başlarına mutlak birer ahlaki gaye olmayıp ancak birbirlerini tamamlayan ve dengeleyen dinamik bir bütünlük içinde değer kazanırlar.
Parçada ahlaki erdemlerin izole edilmiş bağımsız yapılar olmadığı, aksine birbirlerini sınırlayıp tamamladıkları sürece ahlaki olgunluğu sağlayabildikleri açıklanmıştır. Örneğin, hikmet ve adaletle dengelenmeyen bir şecaatin (cesaretin) saldırganlığa (tehevvüre) dönüşeceği belirtilmiştir. Bu durum, erdemlerin tek başlarına birer gaye olmaktan ziyade birbirleriyle kurdukları dengeli ilişki sayesinde değer kazandıklarını doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel savı belirlemek amacıyla metni analiz etmek.
Metinde iffet ve şecaat gibi erdemlerin tek başlarına kaldıklarında uyuşukluğa veya tehevvüre (saldırganlığa) dönüşebileceği belirtilmiştir.
Yazarın erdemlerin yalnız başlarına mutlak bir iyilik üretemeyeceğine dair iddiasını temellendirmek.
2
Erdemler arasındaki ilişkiyi tasvir eden ifadeleri incelemek.
Erdemlerin ancak birbirlerinin sınırlarını çizdiklerinde ve birbirlerine zemin hazırladıklarında ahlaki olgunluk (itidal) meydana getirebildikleri görülmüştür.
Erdemlerin ilişkisel ve dinamik yapısını kavramak.
3
Seçenekleri analiz ederek parçanın ana düşüncesiyle eşleşen yargıyı saptamak.
Erdemlerin tek başlarına mutlak birer gaye olmayıp birbirlerini dengeleyen bir bütünlük içinde değer kazanacağını ifade eden yargının parçayla tam olarak örtüştüğü belirlenmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İslam ahlak felsefesinde ahlaki erdemlerin (hikmet, iffet, şecaat, adalet) ilişkisel bütünlüğü ve dengelenmesi (itidal).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

İslam ahlakının temel kaynakları ve ahlaki değerlerin oluşumundaki unsurlarla ilgili aşağıdaki kavramları, açıklamaları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kur'an-ı Kerim
Sünnet
Örf ve Âdetler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kur'an-ı Kerim birinci kaynak, Sünnet peygamberi örnek modeli, Örf ve âdetler ise ikincil toplumsal kaynaktır.
İslam ahlakının kaynağı vahye dayanır; Kur'an-ı Kerim bu ahlakın teorik ve ilahi esaslarını bildirirken, Sünnet ise Hz. Peygamber'in yaşantısı üzerinden ahlaki değerlerin pratik uygulamasını gösterir. Örf ve âdetler ise vahyin çizdiği sınırlar içinde ahlakı besleyen toplumsal uygulamalardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların İslam ahlakındaki niteliğini belirleyin.
Kur'an-ı Kerim'in vahiyle bildirilen ilahi kelam, Sünnet'in peygamberin pratik ahlakı ve Örf-âdetlerin ise vahye aykırı olmayan toplumsal gelenekler olduğu belirlenir.
Doğru eşleştirme yapabilmek için kaynakların hiyerarşik ve niteliksel farklarını anlamak gerekir.
2
Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalar ile eşleştirin.
Kur'an-ı Kerim birinci açıklamayla, Sünnet ikinci açıklamayla ve Örf-âdetler üçüncü açıklamayla eşleşir.
Her bir kavramın tanımı, sağlanan açıklamalardaki anahtar ifadelerle (vahiy, kutsal kitap; söz, fiil ve takrir; kültürel uygulamalar) doğrudan örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakının Kaynakları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Aşağıdaki tabloda ahlak ve değer alanına ait bazı temel kavramlar ile bu kavramların tanımları verilmiştir. Verilen kavramları doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahlak
Değer
Norm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahlak kavramı huyları ve iradeli davranışları tanımlayan üçüncü açıklamayla; değer kavramı ortak toplumsal ilkeleri tanımlayan birinci açıklamayla; norm kavramı ise kuralları tanımlayan ikinci açıklamayla eşleşmektedir.
Ahlak bireysel huyları ve iradeli davranışları, değer toplumsal ortak ilkeleri, norm ise toplumsal standart ve kuralları ifade ettiğinden yapılan eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların sözlük ve terim anlamlarını incelemek.
Ahlakın bireysel manevi nitelik ve davranışlarla, değerlerin toplumsal ortak ilkelerle, normların ise toplumsal kurallarla ilişkili olduğu tespit edilir.
Kavramlar arasındaki farkı ortaya koyarak doğru eşleştirmeyi gerçekleştirmek.
2
Belirlenen anlamları verilen tanımlarla eşleştirmek.
Ahlak kavramı huyları ve iradeli davranışları tanımlayan üçüncü açıklamayla; değer kavramı ortak toplumsal ilkeleri tanımlayan birinci açıklamayla; norm kavramı ise standart ve kuralları tanımlayan ikinci açıklamayla eşleşir.
Kavram-tanım eşleşmesini tamamlamak.

Anahtar Kavram

Ahlak, değer ve norm kavramlarının tanımları ve kapsamları.
Soru 10Soru

İslam ahlakında insanın ruhsal güçlerinin dengeli olmasıyla ortaya çıkan temel erdemler tanımlanmıştır. Buna göre; insanın yeme, içme, barınma ve bedensel hazlar gibi arzu ve isteklerini aklın ve dinin kılavuzluğunda yöneterek aşırılıktan kaçınmasını sağlayan temel ahlaki erdem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İffet

Cevap

İnsanın bedensel arzu ve hazlarını aklın ve dinin denetiminde tutarak ölçülü davranmasını sağlayan erdem iffet olarak adlandırılır.
İnsanın bedensel hazlarını, yeme içme gibi isteklerini aklın ve dinin ölçülerine göre sınırlandırması ve kontrol etmesi iffet erdemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda tanımlanan ahlaki erdemin hangi ruhsal güçle ve davranış boyutuyla ilgili olduğunu belirleme
Tanım; yeme, içme ve bedensel hazlar gibi arzu duygusunun denetlenmesi ve ölçülü kılınmasıyla ilgilidir.
İslam ahlakında her erdem, ruhun belirli bir gücünün dengelenmesiyle ortaya çıkar.
2
Seçeneklerdeki kavramların tanımlarını gözden geçirme ve arzu gücünün dengelenmesiyle oluşan erdemi seçme
Arzu gücünün dengelenmesi iffet erdemini oluşturur.
Doğru erdem kavramına ulaşmak için tanımların eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

İslam ahlakındaki temel erdemlerden iffet kavramının tanımı ve mahiyeti
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

İslam ahlak düşüncesinde erdemler, insan ruhunda bulunan temel kuvvelerin (akıl, öfke ve arzu) dengelenmesiyle (itidal) ilişkilendirilir. Bu yaklaşıma göre:

* Bilme ve anlama yetisi olan aklın (kuvve-i akliyye) dengeli kullanımı hikmet erdemini;
* Kendini savunma ve direnme yetisi olan öfkenin (kuvve-i gadabiyye) dengelenmesi şecaat (cesaret) erdemini;
* Bedensel hazlara karşı duyulan arzunun (kuvve-i şeheviyye) kontrol edilmesi ise iffet erdemini doğurur.

Bu üç gücün birbirine boyun eğerek kendi sınırlarında kalması ve ahenk içinde çalışması ise adalet erdemini oluşturur. Bu dengenin bozulması ise aşırılık (ifrat) veya yetersizlik (tefrit) durumlarını ortaya çıkararak ahlaki kusurlara yol açar.

Buna göre, İslam ahlakındaki değerlerin mahiyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahlaki erdemler; insani dürtü ve yeteneklerin tamamen bastırılıp yok edilmesini değil, onların akli ve ruhi bir dengeyle (itidal) yönlendirilmesini esas alır.

Cevap

Ahlaki erdemlerin insani dürtü ve yeteneklerin tamamen bastırılıp yok edilmesini değil, onların akli ve ruhi bir dengeyle yönlendirilmesini esas aldığını belirten ifade doğrudur.
İslam ahlak felsefesinde erdemlerin (şecaat, iffet, hikmet) insan doğasındaki kuvvelerin (öfke, arzu, akıl) yok edilmesiyle değil, dengelenmesi (itidal çizgisine ulaştırılması) ile kazanılacağı vurgulanır. Doğru cevap, ahlaki erdemlerin insani yeteneklerin bastırılması yerine akli ve ruhi bir dengeyle yönlendirilmesini esas aldığını ifade eden açıklamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen ahlaki erdemler (hikmet, şecaat, iffet, adalet) ve bu erdemlerin kaynaklandığı insani yetiler (akıl, öfke, arzu) arasındaki ilişki analiz edilir.
Erdemlerin, bu insani yetilerin yok edilmesiyle değil, dengelenmesi (itidal çizgisine ulaştırılması) ile oluştuğu tespit edilir.
Ahlakın ve değerlerin mahiyetini kavramak için erdemlerin insan doğası üzerindeki etkisini doğru çözümlemek gerekir.
2
Seçenekler bu denge (itidal) ilkesine göre değerlendirilir.
Erdemlerin dürtüleri bastırmak yerine akli ve ruhi dengeyle yönlendirmeyi hedeflediği sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek için ahlaki kavramların sınırlarını ve tanımlarını doğru yorumlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Ahlaki Erdemler ve İtidal (Denge)
Soru 12Soru

Hucurât Suresi 12. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin..."

İslam ahlak felsefesinde bu ayette zikredilen yerilen kötü davranışlar (suizan, tecessüs ve gıybet) arasındaki psikolojik ve toplumsal nedensellik ilişkisiyle ilgili;

I. Zihinsel düzeydeki olumsuz bir ön yargı olan suizan, bireyi eylemsel boyutta bir mahremiyet ihlali olan tecessüse yönlendiren temel motivasyon kaynağıdır.
II. Tecessüs yoluyla başkalarının gizli hallerini ve kusurlarını araştırmak, elde edilen eksik veya çarp��tılmış bilgilerin gıybet ve iftira gibi dilsel günahlara malzeme yapılmasına zemin hazırlar.
III. Ayetteki sıralama, ahlaki yozlaşmanın bireyin zihnindeki niyet ve düşünce sapmasıyla başlayıp eyleme döküldüğünü ve en nihayetinde toplumsal ilişkileri tahrip eden bir dilsel iletişime dönüştüğünü gösterir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III
I, II ve III öncüllerini içeren seçenek doğrudur. Çünkü Hucurât Suresi 12. ayetteki yasaklar rastgele sıralanmamıştır. Süreç, zihinsel düzeyde başlayan bir ön yargı ve kötü zan ile (suizan) tetiklenir; bu zan insanı başkalarının gizli hallerini araştırmaya (tecessüs) sevk eder; tecessüs ile elde edilen mahrem bilgiler ise dedikodu ve arkadan konuşma (gıybet) yoluyla toplumsal ilişkilere zarar veren sözel eylemlere dönüşür. Bu durum ahlaki bozulmanın zihinden topluma doğru yayılım şemasını tam olarak yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet meali üzerinde geçen ahlaki kavramları tanımlama
Zan (suizan), tecessüs (kusurları araştırma) ve gıybet (arkadan çekiştirme) kavramları tespit edilir.
Sorunun çözümü için öncelikle ayette geçen kavramların niteliğinin anlaşılması gerekir.
2
Kavramlar arasındaki nedensellik ve aşamalandırma ilişkisini inceleme
Zihindeki olumsuz düşüncenin (suizan) eyleme (tecessüs) dönüştüğü, bu eylemden elde edilen malzemenin ise sözel günahlara (gıybet) yol açtığı görülür.
Ayetteki sıranın tesadüfi olmayıp psikolojik ve sosyolojik bir gelişim sürecini takip ettiğini belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Öncülleri elde edilen analizle karşılaştırma
I, II ve III numaralı öncüllerin tamamının ayetteki bu mantıksal ve ahlaki akışı doğru biçimde modellediği doğrulanır.
Yargıların doğruluğunu kesinleştirmek ve doğru seçeneğe ulaşmak için son değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında kötü davranışların bilişsel, davranışsal ve toplumsal boyutları ve aralarındaki nedensel ilişkiler
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 13Soru

İslam ahlakının şekillenmesinde Kur'an-ı Kerim ve sünnet iki temel kaynak olarak kabul edilir. Kur'an-ı Kerim ahlaki ilkeleri ortaya koyarken, Hz. Peygamber de sünnetiyle bu ilkelerin hayata nasıl geçirileceğini insanlığa göstermiştir. Örneğin, Hz. Aişe'ye Hz. Peygamber'in ahlakı sorulduğunda o, 'Onun ahlakı Kur'an'dı.' demiştir.

Buna göre, İslam ahlakının kaynakları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kur'an ve sünnet, teorik ilkeler ile bunların pratik uygulaması olarak birbirini tamamlayan bir bütün oluşturur.

Cevap

Kur'an ve sünnetin, teorik ilkeler ile bunların pratik uygulaması olarak birbirini tamamlayan bir bütün oluşturması
Kur'an ve sünnetin, teorik ilkeler ile bunların pratik uygulaması olarak birbirini tamamlayan bir bütün oluşturduğunu belirten yargı doğrudur. Çünkü metinde Kur'an'ın ilkeleri belirlediği, sünnetin ise bu ilkelerin pratik hayata yansıması olduğu ve aralarında tam bir bütünlük bulunduğu (Peygamber ahlakının Kur'an olması üzerinden) ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen bilgileri ve Hz. Aişe'nin hadisini analiz etmek
Metinde Kur'an'ın ilkeleri ortaya koyduğu, Hz. Peygamber'in ise bu ilkeleri hayatıyla somutlaştırdığı belirtilmektedir. Hz. Aişe'nin 'Onun ahlakı Kur'an'dı' ifadesi de bu iki kaynak arasındaki ayrılmaz bütünlüğü vurgular.
Soruda verilen öncüllerin İslam ahlakının temel kaynakları olan Kur'an ve Sünnet arasındaki ilişkiyi nasıl tanımladığını anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Seçenekleri değerlendirerek doğru yargıya ulaşmak
İslam ahlakının vahiy (Kur'an) ve bunun pratik uygulaması (sünnet) ile bir bütün oluşturduğu sonucuna ulaşılır.
Çıkarımın doğruluğunu seçeneklerle karşılaştırarak teyit etmek için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

İslam ahlakının temel kaynakları Kur'an-ı Kerim ve sünnettir. Kur'an teorik ilkeleri sunarken sünnet bu ilkelerin pratik hayattaki uygulanış biçimidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 14Soru

Ahlak ve değer kavramlarının mahiyeti; bu kavramların kaynağı, geçerliliği ve toplumsal hayattaki işlevleri bakımından farklı kuramsal boyutlarla ele alınmaktadır. Aşağıda verilen değer boyutlarını, bu boyutların mahiyetini açıklayan en uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Değerlerin Nesnel (Objektif) Boyutu
Değerlerin Öznel (Subjektif) Boyutu
Değerlerin Dinî Kaynaklı Boyutu
Değerlerin Örfî Kaynaklı Boyutu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Değerlerin Nesnel Boyutu genelgeçer ve evrensel tanımı içeren birinci ifadeyle; Değerlerin Öznel Boyutu kişisel ve zamana bağlı değişkenliği savunan ikinci ifadeyle; Değerlerin Dinî Kaynaklı Boyutu ilahi iradeyi temel alan üçüncü ifadeyle; Değerlerin Örfî Kaynaklı Boyutu ise gelenek ve görenekleri temel alan dördüncü ifadeyle eşleşmelidir.
Verilen kavramların mahiyetleri ile tanımları incelendiğinde; evrensellik ve insan zihninden bağımsızlık vurgusu nesnel boyuta; görecelik ve kişisellik vurgusu öznel boyuta; ilahi irade ve vahiy vurgusu dinî kaynaklı boyuta; gelenek, görenek ve yazısız kurallar vurgusu ise örfî kaynaklı boyuta karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Nesnel (objektif) kavramının ahlak ve değer felsefesindeki tanımı tespit edilir.
Nesnel boyutun insanın kişisel eğilimlerinden bağımsız, evrensel ve mutlak bir gerçekliği ifade ettiği bulunur ve birinci tanım ile eşleştirilir.
Değerin kaynağının özneden bağımsızlığını anlamak amacıyla bu adım atılır.
2
Öznel (subjektif) kavramının ahlak ve değer felsefesindeki tanımı analiz edilir.
Öznel boyutun kişiden kişiye, zamandan zamana ve kültürden kültüre değişen göreli yapıyı temsil ettiği bulunur ve ikinci tanım ile eşleştirilir.
Değerlerin rölatif ve özneye bağlı yapısını belirlemek amacıyla bu adım uygulanır.
3
Dinî kaynaklı değerlerin varoluşsal temeli incelenir.
Dinî değerlerin aşkın bir kaynağa, yani ilahi iradeye ve vahiye dayandığı saptanır ve üçüncü tanım ile eşleştirilir.
Kutsal kaynaklı ahlak anlayışını ayırt etmek amacıyla bu adım gerçekleştirilir.
4
Örfî kaynaklı değerlerin sosyolojik temeli incelenir.
Örfî değerlerin gelenekler, görenekler ve toplumsal birikimden doğan yazısız kurallar olduğu saptanır ve dördüncü tanım ile eşleştirilir.
Toplumsal ve tarihsel kaynaklı normatif yapıyı tespit etmek amacıyla bu adım tamamlanır.

Anahtar Kavram

Değerlerin nesnel, öznel, dinî ve örfî mahiyetleri ile kaynakları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

İslam ahlak sisteminin şekillenmesinde kaynakların hiyerarşisi ve birbiriyle olan ilişkisi büyük önem taşır. Bu sistemin ana çerçevesini çizen Kur'an-ı Kerim, evrensel ahlak ilkelerini ortaya koyarak inananlara rehberlik eder. Sünnet ise Kur'an’ın getirdiği bu genel ilkelerin günlük yaşamdaki pratik uygulamalarını, detaylarını ve ahlaki örnekliğini sergiler. Ancak İslam düş��ncesinde ahlaki değerlerin tek kaynağı vahiy değildir; insanın doğuştan getirdiği selim akıl da iyi ile kötüyü ayırt etme yeteneğine sahiptir. Bununla birlikte akıl, vahyin belirlediği temel ahlak s��nırlarını aşarak tek başına bağımsız ve mutlak ahlak kuralları koyucu bir konuma yerleştirilemez. Toplumsal örf ve adetler de dinin özüne ve ahlak prensiplerine ters düşmediği sürece ahlakın yardımcı bir kaynağı olarak kabul edilir.

Buna göre İslam ahlakının kaynakları ve yapısıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beşerî akıl ve toplumsal örf, vahyin belirlediği çerçeveden bağımsız olarak tek başlarına mutlak ahlak kuralları inşa edebilir.

Cevap

Beşerî akıl ve toplumsal örfün vahyin belirlediği çerçeveden bağımsız olarak tek başlarına mutlak ahlak kuralları inşa edebileceği iddiası
Beşerî akıl ve toplumsal örfün bağımsız ve mutlak kurallar koyabileceğini savunan ifade doğrudur çünkü parçada aklın tek başına kural koyucu olmadığı, örfün de dinin temel esaslarıyla çelişmemesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu yargı parçadan çıkarılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde Kur'an, sünnet, akıl ve örf ilişkisini analiz etmek.
Kur'an'ın temel çerçeveyi çizdiği, sünnetin pratik uygulamayı gösterdiği, aklın ve örfün ise vahyin çizdiği sınırlara tabi olduğu belirlenir.
Soruda hangi çıkarımın söylenemeyeceğini bulmak için metindeki kaynak ilişkilerini netleştirmek gerekir.
2
Aklın ve örfün işlevine dair sınırları incelemek.
Metinde aklın bağımsız kural koyucu olmadığı, örfün de ancak dinin özüyle çelişmediği sürece yardımcı kaynak olduğu vurgulanmaktadır.
Beşerî kaynakların (akıl ve örf) vahiy karşısındaki hiyerarşik konumunu tespit etmek için gereklidir.
3
Seçenekleri değerlendirerek parçayla çelişen yargıyı tespit etmek.
Beşerî akıl ve toplumsal örfün bağımsız ve mutlak kurallar koyabileceğini savunan ifadenin metinle tamamen çeliştiği görülür.
Çelişen ifade, söylenemeyecek olan doğru cevabı temsil eder.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakının Kaynakları
Soru 16Soru

İslam ahlakında yer alan bazı temel erdemler ile bu erdemlerin tanımları aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Aşağıdaki ahlaki erdemleri, bu erdemlerin doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Adalet
İffet
Tevazu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Adalet kavramı üçüncü tanım ile, iffet kavramı birinci tanım ile, tevazu kavramı ise ikinci tanım ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; hak sahibine hakkını teslim etmeyi ifade eden adalet üçüncü tanım ile, nefsin isteklerini kontrol etmeyi ifade eden iffet birinci tanım ile ve alçakgönüllülüğü ifade eden tevazu ise ikinci tanım ile eşleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımlardaki temel kavramsal anahtarları tespit etmek.
Birinci tanımda 'nefsin arzu ve isteklerini kontrol etme', ikinci tanımda 'alçakgönüllü davranma', üçüncü tanımda ise 'hak sahibine hakkını teslim etme' ifadeleri anahtar niteliklerdir.
Kavram eşleştirmesini doğru yapabilmek için tanımların en ayırt edici unsurlarını belirlemek gerekir.
2
Tespit edilen anahtar nitelikleri sol taraftaki erdemlerle ilişkilendirmek.
Hak gözetmek adaletle, nefsi kontrol etmek iffetle, alçakgönüllülük ise tevazuyla eşleşir.
Kavramsal tanımların İslam ahlakındaki yerleşik karşılıklarıyla doğru biçimde bağdaştırılması hedeflenmektedir.

Anahtar Kavram

İslam ahlakında adalet, iffet ve tevazu erdemlerinin kavramsal tanımları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 17Soru

İslam ahlakının kaynakları ve bu kaynakların ahlak sisteminin inşasındaki rolleri dikkate alındığında, solda verilen kavramlar ile sağda verilen işlevsel açıklamaların doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kur'an-ı Kerim
Sünnet
Akl-ı Selim
Örf ve Âdetler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kur'an-ı Kerim kavramı birincil ilahi vahiy açıklamasıyla, Sünnet kavramı uygulamalı ve somut örneklik açıklamasıyla, Akl-ı Selim kavramı vahyi kavramaya yarayan insani yeti açıklamasıyla, Örf ve Âdetler kavramı ise naslara aykırı olmayan yardımcı toplumsal kabuller açıklamasıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede Kur'an-ı Kerim kuramsal ve evrensel birincil vahiy kaynağı olarak, Sünnet bu vahyin pratik ve somut örnekliği olarak, akl-ı selim vahyi anlama ve hayata uyarlama yetisi olarak, örf ve adetler ise naslara aykırı olmayan toplumsal kabuller olarak eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Ahlakın mutlak kaynağı olan ve evrensel kuralları (külli kaideleri) belirleyen birincil ilahi vahyin hangisi olduğunu tespit etmek.
Kur'an-ı Kerim bu tanıma uymaktadır ve birinci kavram onun açıklamasıyla eşleşir.
Kur'an, İslam ahlakının teorik ve mutlak temelini oluşturur.
2
Kur'an'da bildirilen ahlak ilkelerinin hayata nasıl aktarılacağını gösteren somut, uygulamalı örnekliği bulmak.
Hz. Peygamber'in Sünnet'i bu tanıma uymaktadır ve ikinci kavram onun açıklamasıyla eşleşir.
Sünnet, vahiyle gelen ahlak ilkelerinin yaşayan örnekliğini sunar.
3
Vahyi anlamada, yorumlamada ve hayata uygulamada aracı olan insani yetiyi belirlemek.
Akl-ı selim bu işlevi yerine getiren insani yeti olarak tanımlanır ve üçüncü kavram onunla eşleşir.
İslam ahlakında akıl, vahyin getirdiği ilkeleri anlama ve uygulama aracıdır.
4
İslam ahlakının ikincil düzeyde başvurduğu ve dinin naslarına aykırı olmayan toplumsal alışkanlıkları belirlemek.
Örf ve âdetler bu tanıma uymaktadır ve dördüncü kavram onunla eşleşir.
Örf, naslarla çatışmadığı sürece ahlaki kuralların belirlenmesinde yardımcı bir kaynaktır.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakının Kaynakları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 18Soru

İslam ahlakında insanın hem kendine hem de çevresine karşı dürüst, güvenilir ve tutarlı bir duruş sergilemesi beklenir. Bireyin verdiği sözleri tutması, yaptığı anlaşmalara bağlı kalması ve kendisine duyulan güveni boşa çıkarmaması bu duruşun en temel göstergelerindendir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan 'Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz veren, sözünden sorumludur.' (İsrâ suresi, 34. ayet) ifadesi de bu ahlaki tutumu desteklemektedir.

Buna göre, metinde ve ayette bahsedilen ahlaki erdem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahde vefa

Cevap

Ahde vefa
Doğru cevap ahde vefadır. İslam ahlakında verilen sözlerin tutulması, yapılan akitlere (anlaşmalara) sadık kalınması 'ahde vefa' kavramı ile ifade edilir. Ayette geçen 'Verdiğiniz sözü yerine getirin' emri de doğrudan bu erdemle ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde ve ayette geçen anahtar kelimeleri belirleme
Metinde geçen 'verilen sözleri tutmak', 'anlaşmalara bağlı kalmak' ve ayette geçen 'sözünden sorumlu olmak' ifadeleri tespit edilir.
Soruda istenen ahlaki kavramın tanımını metin üzerinden analiz etmek.
2
Bu anahtar kavramları seçeneklerdeki erdemlerle eşleştirme
Sözünde durma ve anlaşmalara sadık kalma erdeminin İslam ahlakındaki karşılığının ahde vefa olduğu belirlenir.
Doğru kavrama ulaşarak soruyu çözmek.

Anahtar Kavram

Ahde vefa, verilen sözü tutmak ve anlaşmalara sadık kalmaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 19Soru

İslam ahlak felsefesinde erdemler, insan ruhunun kuvvelerinin itidal (denge) üzere bulunmasıyla açıklanır. Bu kuvvelerden biri olan 'şehvet' (arzulama) gücünün akıl ve dinin rehberliğinde dengelenmesiyle 'iffet' erdemi ortaya çıkar. İffet; sadece cinsel arzuların kontrolü değil, yeme-içmeden harcamaya kadar tüm beşerî isteklerde ölçülü olmayı ifade eder. İffetin aşırılığı (ifrat) şehvetperestlik iken, eksikliği (tefrit) ise meşru arzulardan ve hayattan tamamen el etek çekmek anlamına gelen 'humud' (duyarsızlık) durumudur. Dolayısıyla iffet, arzuları yok etmeyi değil, onları akıl ve din sınırları içinde yönetmeyi amaçlar.

Bu parçadaki açıklamalardan hareketle, iffet erdemini içselleştirmiş bir bireyin aşağıdakilerden hangisini yapması beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşılaştığı haksızlıklar karşısında sessiz kalarak dünya işlerinden ve sosyal sorumluluklardan tamamen uzak durması

Cevap

Karşılaştığı haksızlıklar karşısında sessiz kalarak dünya işlerinden ve sosyal sorumluluklardan tamamen uzak durması
İffet erdemi, arzuları tamamen yok etmeyi veya hayattan tamamen koparak pasifleşmeyi değil, dengeli ve ölçülü bir yaşam sürmeyi gerektirir. Haksızlıklara karşı suskun kalıp dünyadan ve sorumluluklardan el etek çekmek iffet değil, onun tefrit (yetersizlik) boyutu olan 'humud' (duyarsızlık) durumudur. Bu nedenle bu tutum iffetli bir bireyden beklenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen iffet tanımını ve bu erdemin ifrat ile tefrit sınırlarını (şehvetperestlik ve humud) analiz etmek.
İffetin aşırılığının şehvetperestlik, yetersizliğinin ise meşru arzulardan ve dünyadan el etek çekmek anlamına gelen 'humud' (duyarsızlık) olduğu belirlenir.
İffet erdeminin sınırlarını doğru çizmek ve doğru değerlendirme yapabilmek için bu analiz gereklidir.
2
İffetli bir bireyden beklenen dengeli ve ölçülü tutumları seçeneklerle karşılaştırmak.
Tüketimde sadelik, meşru nimetlerden helal dairesinde yararlanma, edep sınırlarını koruma ve arzuları akılla yönetme gibi davranışların iffet erdemine uygun olduğu görülür.
Seçeneklerdeki olumlu tutumların iffet erdemiyle doğrudan ilişkisini kurabilmek amacıyla bu karşılaştırma yapılır.
3
İffetin tefrit boyutu olan 'humud' durumunun davranışsal karşılığını tespit etmek.
Haksızlıklar karşısında susup sosyal sorumluluklardan ve dünyadan tamamen uzaklaşmanın, iffet erdemiyle değil, bir ahlaki zafiyet olan humud durumuyla örtüştüğü saptanır.
İffetli bir bireyden beklenemeyecek olan seçeneği kesin olarak belirlemek için bu tespit yapılır.

Anahtar Kavram

İffet erdemi, onun ifrat ve tefrit boyutları (şehvetperestlik ve humud) ve bu erdemin sosyal/bireysel hayattaki yansımaları.
Soru 20Soru

İslam ahlakında bireysel ve toplumsal hayatı güzelleştiren çeşitli olumlu tutum ve erdemler yer almaktadır. Aşağıda sol sütunda verilen ahlaki erdemleri, sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tevazu
Haya
Hilm
Sıdk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tevazu kavramı alçakgönüllü davranma tanımıyla; haya kavramı utanma duygusu tanımıyla; hilm kavramı öfkeyi yenerek yumuşak huylu davranma tanımıyla; sıdk kavramı ise söz ve eylemlerde dürüst olma tanımıyla eşleşmektedir.
Verilen ahlaki erdemlerin tanımları incelendiğinde; alçakgönüllülüğü ifade eden tevazu üçüncü açıklama ile, utanma duygusunu ifade eden haya birinci açıklama ile, öfkeyi yenebilme olgunluğunu ifade eden hilm dördüncü açıklama ile ve dürüstlüğü ifade eden sıdk ikinci açıklama ile tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tevazu erdeminin tanımını belirleme.
Tevazu, kibirlenmeme ve alçakgönüllü olma anlamına gelir. Bu yüzden üçüncü açıklama ile eşleşir.
Kavramın kökenindeki alçakgönüllülük anlamını bulmak.
2
Haya erdeminin tanımını belirleme.
Haya, fıtri bir utanma duygusu olup insanı kötülüklerden korur. Bu yüzden birinci açıklama ile eşleşir.
Utanma ve ahlaki çekince özelliklerini haya kavramıyla bağdaştırmak.
3
Hilm erdeminin tanımını belirleme.
Hilm, öfkeyi kontrol etme ve yumuşak huylu olma durumudur. Bu yüzden dördüncü açıklama ile eşleşir.
Ağırbaşlılık ve sakinlik özelliklerini hilm kavramıyla ilişkilendirmek.
4
Sıdk erdeminin tanımını belirleme.
Sıdk, doğruluk ve dürüstlük demektir. Bu yüzden ikinci açıklama ile eşleşir.
Özü sözü bir olma ve dürüstlük ilkelerini sıdk kavramıyla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İslam ahlakındaki temel erdemler (tevazu, haya, hilm, sıdk) ve tanımları
Tahmini Süre:1m 0s
Sayfa 1 / 3Sonraki