Atatürkçülük, Atatürk İnkılapları ve Türk Dış Politikası

30 soru

Soru 1Soru

TBMM, 1 Kasım 1922'de aldığı kararla saltanatı kaldırmış; böylece egemenliğin millete ait olduğu ilkesinin önündeki en önemli siyasi engel aşılmı��tır. Ancak bu gelişme, devletin başkanının kim olacağı ve devletin yönetim şeklinin ne olacağı gibi yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir.

Bu parçada bahsedilen devlet başkanlığı ve yönetim şekli (rejim) tartışmalarını kesin olarak çözüme kavuşturan siyasi inkılap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet'in ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyet'in ilan edilmesi
Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle devletin yönetim şekli netleşmiş ve cumhurbaşkanlığı makamı kurularak devlet başkanlığı sorunu çözülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel arka planı ve ortaya çıkan sorunları analiz etme
Saltanatın 1 Kasım 1922'de kaldırılmasıyla 'devlet başkanlığı' ve 'yönetim şekli (rejim)' konularında bir belirsizlik ve tartışma ortamının oluştuğu saptanır.
Mevcut durumdaki siyasi boşluğun ve sorunun kaynağının ne olduğunu belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların niteliğini ve kronolojisini değerlendirme
Seçenekler arasından devlet rejimi ve başkanlık sorununu doğrudan çözen gelişmenin 29 Ekim 1923'teki Cumhuriyet'in ilanı olduğu belirlenir.
Cumhuriyet'in ilanı ile devletin adı Türkiye Cumhuriyeti, yönetim şekli cumhuriyet olarak belirlenmiş ve cumhurbaşkanı seçilerek devlet başkanlığı krizi çözülmüştür.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet'in İlanı ve Devlet Rejiminin Belirlenmesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2Soru

1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile aile hukuku, miras ve ekonomi gibi alanlarda kadın-erkek eşitliğini sağlamaya yönelik önemli adımlar atılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1926 Türk Medeni Kanunu ile kadınlara tanınan haklardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye ve milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi

Cevap

Belediye ve milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi
Türk kadınlarına belediye ve milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi, 1926 yılındaki Türk Medeni Kanunu ile değil; 1930, 1933 ve 1934 yıllarında anayasada ve ilgili kanunlarda yapılan değişikliklerle gerçekleşmiştir. Türk Medeni Kanunu siyasi hakları kapsamaz, yalnızca sosyal, hukuki ve ekonomik alanlarda düzenlemeler içerir. Bu nedenle belediye ve milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının verilmesi seçeneği doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun içeriğini ve kapsadığı alanları incelemek.
1926 Türk Medeni Kanunu'nun aile, miras, borçlar ve eşya hukuku gibi sosyal ve ekonomik alanları düzenlediğini, ancak siyasi hakları kapsamadığını tespit etmek.
Medeni Kanun'un hangi alanlarda düzenleme yaptığını belirlemek, seçenekleri elemek için gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen hakların hangi alanlara ait olduğunu ve ne zaman verildiğini analiz etmek.
Tek eşlilik, resmi nikah, mahkemede tanıklık eşitliği, miras eşitliği ve meslek seçme özgürlüğü gibi hakların sosyal ve ekonomik haklar olup 1926 Medeni Kanunu ile verildiğini; seçme ve seçilme hakkının ise siyasi bir hak olup 1930-1934 yılları arasında yapılan anayasa değişiklikleriyle tanındığını belirlemek.
Sosyal haklar ile siyasi haklar arasındaki farkı ve bunların kronolojik olarak hangi hukuki düzenlemelerle yapıldığını ayırt etmek.
3
Soruda istenen 'Medeni Kanun ile tanınmayan hakkı' tespit etmek.
Siyasi hakların (seçme ve seçilme) 1926 Türk Medeni Kanunu kapsamında yer almadığı sonucuna ulaşmak.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye uygun olarak doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

1926 Türk Medeni Kanunu ile kadınlara tanınan sosyal, hukuki ve ekonomik haklar ile daha sonra verilen siyasi haklar arasındaki fark.
Soru 3Soru

3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Türkiye sınırlarındaki bütün bilim ve eğitim kurumları Maarif Vekaletine bağlanmış, medreseler kapatılmış ve yabancı/azınlık okullarının müfredatına Türkçe, tarih, coğrafya gibi kültür derslerinin konulması zorunlu tutulmuştur.

Buna göre, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun uygulamaları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisinin hedeflendiği savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada faaliyet göstermesinin yasal güvence altına alınması

Cevap

Geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada faaliyet göstermesinin yasal güvence altına alınması
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, ülkede farklı müfredat ve anlayışla eğitim veren kurumları tek çatı altında birleştirmiştir. Bu doğrultuda medreselerin kapatılmasıyla geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada varlığını sürdürmesi engellenmiş, eğitimdeki ikilik sonlandırılmıştır. Dolayısıyla, geleneksel eğitim kurumları ile modern okulların bir arada faaliyet göstermesinin yasal güvence altına alınması hedeflendiği savunulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun getirdiği temel değişiklikleri analiz etme
Tüm okulların tek bir merkeze (Maarif Vekaleti) bağlandığı ve medreselerin kapatılarak eğitimde ikiliğin önlendiği saptanır.
Yasanın eğitim birliğini ve laikleşmeyi amaçlayan yönünü anlamak için bu adım gereklidir.
2
Yabancı ve azınlık okullarına getirilen kuralların amacını belirleme
Türkçe, tarih, coğrafya gibi derslerin zorunlu hale getirilmesiyle bu okulların milli egemenlik ve milli kültür politikalarına uygun hale getirilmesi hedeflenmiştir.
Yasanın millileştirme ve bağımsızlık yönünü analiz etmek amacıyla gerçekleştirilir.
3
Eğitimde ikilik yaratacak durumların ortadan kaldırılmasını değerlendirme
Geleneksel medrese eğitimi ile çağdaş okulların bir arada yaşaması eğitimde ikiliğe yol açacağından, medreselerin kapatılması bu birlikteliği reddetmek anlamına gelir.
Seçeneklerdeki geleneksel eğitim kurumlarının korunması ifadesinin yasanın ruhuyla çeliştiğini teyit etmek için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliğin ve laikleşmenin sağlanması, eğitimdeki ikiliklerin sonlandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

1 Kasım 1928'de kabul edilen Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun'un ardından, ülkede okuryazar oranını artırmak ve halka yeni alfabeyi öğretmek amacıyla 'Millet Mektepleri' açılmıştır. Bu mekteplerde, genç yaşlı her yaştan vatandaşa okuma yazma eğitiminin yanı sıra temel yaşam ve vatandaşlık bilgileri de verilmiştir.

Buna göre, Millet Mekteplerinin açılmasıyla aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkedeki bütün eğitim kurumlarını tek bir merkeze bağlayarak öğretim birliğini sağlamak

Cevap

Ülkedeki bütün eğitim kurumlarını tek bir merkeze bağlayarak öğretim birliğini sağlamak
Ülkedeki bütün eğitim kurumlarının tek bir merkez altında toplanması ve öğretim birliğinin sağlanması, 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun temel amacıdır. 1928'de açılan Millet Mekteplerinin ise ana amacı yeni harfleri halka öğretmek ve okuryazarlık oranını artırmaktır. Dolayısıyla öğretim birliğini sağlama amacı Millet Mekteplerine ait bir özellik olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Millet Mekteplerinin açılma amacını ve işlevini belirlemek.
Millet Mektepleri, Harf İnkılabı sonrasında yeni harfleri halka öğretmek ve okuryazarlık oranını artırmak için açılmıştır.
Soruda verilen paragraftaki bilgileri çözümlemek ve Millet Mekteplerinin kapsamını anlamak.
2
Öğretim birliğinin hangi inkılapla sağlandığını tespit etmek.
Ülkedeki bütün eğitim kurumlarının tek merkezden yönetilmesi 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile gerçekleşmiştir.
Millet Mekteplerinin işlevi ile öğretim birliği (Tevhid-i Tedrisat) arasındaki farkı ayırt etmek.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan (savunulamayacak olan) amacı bulmak.
Öğretim birliğini sağlamaya yönelik ifadenin Millet Mektepleri ile ilgili olmadığı belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki hedeflerin tamamı Millet Mekteplerinin işlevleriyle örtüşürken, öğretim birliği ifadesi Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na aittir.

Anahtar Kavram

Millet Mektepleri ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu arasındaki amaç farkı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

TBMM’nin açılması, saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ilan edilmesi gibi gelişmeler doğrudan halk iradesinin yönetime yansımasını sağlamıştır. Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmalar, Türk milletinin kendi geleceği hakkında karar verme hakkına dayanmaktadır. Bu durum, Atatürk'ün aşağıdaki ilkelerinden hangisi ile doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetçilik

Cevap

Cumhuriyetçilik ilkesi, doğrudan millet egemenliğini ve halkın kendi kendini yönetmesini temel alır.
Cumhuriyetçilik ilkesi, millet egemenliğini ve halkın yönetimde söz sahibi olmasını doğrudan savunur. Paragrafta verilen TBMM'nin açılması, saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ilanı gibi inkılaplar, egemenliğin halka geçmesini sağlayan temel siyasi adımlardır. Bu nedenle doğru cevap cumhuriyetçilik seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki 'TBMM'nin açılması', 'saltanatın kaldırılması' ve 'cumhuriyetin ilanı' gelişmelerini incelemek.
Bu gelişmelerin tamamının ülkeyi yönetme yetkisini kişilerden alıp millete vermeyi amaçladığı görülür.
Yönetim yetkisinin millete geçmesi ulusal egemenliğin kurulması anlamına gelir.
2
Ulusal egemenlik, halk iradesi ve yönetim biçimini doğrudan düzenleyen Atatürk ilkesini tespit etmek.
Bu kavramların doğrudan cumhuriyetçilik ilkesinin temelini oluşturduğu belirlenir.
Cumhuriyetçilik, egemenliğin millete ait olmasını öngören yönetim anlayışıdır.

Anahtar Kavram

Milli egemenlik ve cumhuriyetçilik ilişkisi
Soru 6Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında milli ve bağımsız bir ekonomi oluşturmak amacıyla birçok önemli adım atılmıştır. Aşağıda bu dönemde ekonomi alanında yapılan bazı inkılaplar ve bu inkılapların temel özellikleri verilmiştir. Bu inkılaplar ile ilişkili oldukları temel özellikleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aşar Vergisinin Kaldırılması
Kabotaj Kanunu'nun Çıkarılması
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun Kabulü
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın Uygulanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekildedir: Aşar Vergisinin Kaldırılması - Tarımla uğraşan köylünün üzerindeki ağır vergi yükünü kaldırarak toplumsal adaleti ve üretimi artırmayı hedefleyen halkçı uygulama; Kabotaj Kanunu'nun Çıkarılması - Türk kara sularında deniz ticareti ve taşımacılığı hakkını yalnızca Türk gemilerine ve vatandaşlarına tanıyarak iktisadi bağımsızlığı güçlendiren yasal düzenleme; Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun Kabulü - Özel sermaye birikimini desteklemek ve yerli üreticinin fabrika açmasını kolaylaştırmak amacıyla hazırlanan liberal nitelikli kanun; I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın Uygulanması - Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında ��zel sektörün yetersiz kalması üzerine temel tüketim mallarının üretimini devlet eliyle gerçekleştirmeyi amaçlayan program.
Yapılan eşleştirmede her inkılap kendi özgün amacıyla eşleşmektedir: Aşar vergisinin kaldırılması köylünün yükünü azaltarak toplumsal refahı ve üretimi artırmayı hedeflemiştir. Kabotaj Kanunu denizlerde milli hakimiyeti sağlayarak iktisadi bağımsızlığı getirmiştir. Teşvik-i Sanayi Kanunu özel sektörü canlandırmaya yönelik liberal bir adım iken, I. Beş Yıllık Sanayi Planı kriz ortamında devlet eliyle yürütülen planlı kalkınma modelini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Aşar Vergisinin kaldırılmasının amacını belirleme
Bu vergi köylüden alınan ağır bir ürün vergisiydi. Kaldırılması köylüyü rahatlatmış ve halkçılık doğrultusunda toplumsal adalete hizmet etmiştir. Bu nedenle tarımla uğraşan köylünün üzerindeki vergi yükünü hafifletmeye dair açıklamayla eşleşir.
İnkılabın hedef kitlesini ve toplumsal etkisini analiz etmek doğru eşleştirmeyi sağlar.
2
Kabotaj Kanunu'nun temel niteliğini belirleme
Kabotaj Kanunu denizlerdeki egemenlik hakkıyla ilgilidir. Bu yasa yabancıların deniz ticareti tekelini kaldırarak bu hakkı Türk vatandaşlarına vermiştir ve doğrudan iktisadi bağımsızlığı (milliyetçilik) amaçlar. Bu yönüyle deniz ticaret hakkına ilişkin açıklamayla eşleşir.
Yasanın ulusal egemenlik ve deniz ticareti kapsamını kavramak gerekir.
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun amacını saptama
Bu kanun özel sektöre teşvikler (vergi indirimi, arsa tahsisi vb.) sunarak sanayileşmeyi özel girişimciler yoluyla gerçekleştirmek amacıyla çıkarılmıştır. Dolayısıyla liberal nitelikli ve özel sermayeyi destekleyen kanun açıklamasıyla eşleşir.
Devletçilik öncesi dönemdeki özel girişimi destekleme çabasını anlamak önemlidir.
4
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya geçiş nedenini belirleme
Özel sektörün sermaye yetersizliği ve 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın getirdiği zorluklar nedeniyle sanayileşme devlet eliyle yürütülmüştür. Bu plan devletçilik ilkesinin bir gereği olarak temel sanayi tesislerinin kurulmasını öngörür. Bu nedenle devlet eliyle planlı sanayileşme açıklamasıyla eşleşir.
Küresel krizlerin ve yerel sermaye yetersizliğinin devletçi politikalara geçişteki rolünü belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Ekonomi alanında yapılan inkılapların amaçları, yöntemleri (liberal/devletçi) ve ilişkili oldukları temel ilkeler (milliyetçilik, halkçılık, devletçilik).
Soru 7Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin 1932-1939 yılları arasında yürüttüğü dış politikada yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sıralaması: Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olması (1932) -> Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) -> Sadabat Paktı (1937) -> Hatay'ın Türkiye'ye katılması (1939)
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olması (1932), Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması (1936), Sadabat Paktı'nın kurulması (1937) ve Hatay'ın ana vatana katılması (1939) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihleri belirleyin.
Milletler Cemiyeti üyeliği: 1932, Montrö Boğazlar Sözleşmesi: 1936, Sadabat Paktı: 1937, Hatay'ın Türkiye'ye katılması: 1939.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir olayın gerçekleştiği yılı doğru tespit etmek gerekir.
2
Belirlenen tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralayın.
1932 < 1936 < 1937 < 1939 şeklinde bir sıralama elde edilir.
Soru kökünde gelişmelerin kronolojik olarak sıralanması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Türk dış politikasındaki gelişmelerin kronolojik sırası ve dönem özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

Yeni Türk Devleti'nin biçimleniş sürecinde atılan adımların her biri, ulusal egemenliğin tam olarak gerçekleştirilmesi ve devlet yapısının çağdaşlaştırılması amacına hizmet etmiştir. Örneğin; saltanatın kaldırılmasıyla egemenliğin kaynağı kişisellikten çıkarılmış, cumhuriyetin ilanıyla devletin adı ve rejimi netleşmiş, halifeliğin kaldırılmasıyla da laik devlet yapısının önündeki önemli bir siyasi engel ortadan kaldırılmıştır. Bu süreçte inkılapların birbirini takip eden mantıksal bir sıra içinde gerçekleştirilmesine özen gösterilmiştir.

Buna göre, siyasi alanda yapılan inkılaplar ve bu inkılapların gelişim süreciyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halifeliğin kaldırılmasıyla laik hukuk düzenine geçiş süreci kolaylaşmış ve bu reformun sağladığı siyasi ortam sayesinde saltanat kaldırılarak milli iradenin tek temsilcisi TBMM olmuştur.

Cevap

Halifeliğin kaldırılmasıyla laik hukuk düzenine geçiş süreci kolaylaşmış ve bu reformun sağladığı siyasi ortam sayesinde saltanat kaldırılarak milli iradenin tek temsilcisi TBMM olmuştur.
Doğru cevap olarak belirlenen yargı, kronolojik bir hata barındırmaktadır. Saltanat 1 Kasım 1922'de, halifelik ise daha sonra, 3 Mart 1924'de kaldırılmıştır. Dolayısıyla halifeliğin kaldırılmasının saltanatın kaldırılmasına zemin hazırlaması tarihsel gerçeklikle bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen inkılaplar arasındaki neden-sonuç ve kronolojik ilişkiyi analiz edin.
Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923) ve Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) sırasıyla gerçekleşmiştir.
Olayların kronolojik sırasını bilmek, hangisinin diğerine zemin hazırladığını doğru belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen kronolojik ve nedensel iddiaları tarihsel gerçeklerle karşılaştırın.
Halifeliğin kaldırılmasının saltanatın kaldırılmasına zemin hazırladığı iddiasının kronolojik olarak imkansız olduğu görülür, çünkü saltanat daha önce kaldırılmıştır.
Kronolojik hata barındıran seçeneği tespit etmek sorunun doğru cevabına ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Siyasi inkılapların kronolojik sırası ve neden-sonuç ilişkileri
Soru 9Soru

Yeni Türk devletinde saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılması gibi siyasi inkılaplar birbirini tamamlayan bir zincirin halkaları olarak gerçekleşmiştir. Saltanatın kaldırılmasıyla ulus egemenliğinin önündeki en büyük engellerden biri aşılmış, cumhuriyetin ilanı ile devletin rejimi ve başkanlığı netleşmiş, halifeliğin kaldırılmasıyla ise laikleşme sürecinin önü açılmış ve rejim karşıtlarının odak noktası haline gelebilecek eski düzenin kalıntıları tasfiye edilmiştir.

Siyasi alanda yapılan bu inkılaplar ve tarihsel süreç göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetin ilanı öncesinde ortaya çıkan hükümet bunalımı, halifelik makamının kaldırılması ve böylece yürütme yetkisinin tek elde toplanmasıyla çözüme kavuşturulmuştur.

Cevap

Cumhuriyetin ilanı öncesinde ortaya çıkan hükümet bunalımı, halifelik makamının kaldırılması ve böylece yürütme yetkisinin tek elde toplanmasıyla çözüme kavuşturulmuştur ifadesi söylenemez.
Cumhuriyetin ilanı öncesinde, Ali Fethi Okyar Hükümeti'nin istifası sonrasında yeni hükümetin kurulamaması üzerine ortaya çıkan hükümet bunalımı (Ekim 1923 Sonbahar Bunalımı), 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilanı ve kabine sistemine geçilmesi sayesinde aşılmıştır. Halifelik ise bu olaydan aylar sonra, 3 Mart 1924'te kaldırılmıştır. Dolayısıyla bu bunalımın halifeliğin kaldırılmasıyla çözüldüğü iddiası kronolojik ve tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun olumsuz soru köküne dikkat edilerek siyasi inkılapların gerekçeleri ve kronolojik ilişkileri analiz edilir.
Saltanatın kaldırılması (Kasım 1922), Cumhuriyetin ilanı (Ekim 1923) ve Halifeliğin kaldırılması (Mart 1924) olaylarının sırası ve neden-sonuç ilişkileri belirlenir.
Olaylar arasında kurulacak yanlış mantıksal veya kronolojik bağları ayırt etmek.
2
Cumhuriyetin ilanı öncesinde yaşanan hükümet bunalımının (Ekim 1923 Sonbahar Bunalımı) nedeni ve çözüm yöntemi incelenir.
Bunalım, Meclis Hükümeti sisteminde hükümetin kurulamamasından kaynaklanmış ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilanıyla kabine sistemine geçilerek çözülmüştür.
Hükümet bunalımının gerçek çözüm mekanizmasını saptamak.
3
Halifeliğin kaldırılmasının bu bunalımla ilgisi değerlendirilir.
Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924), bu bunalımdan aylar sonra gerçekleşmiş bir inkılaptır ve yürütme yetkisiyle bir ilgisi yoktur. Dolayısıyla hükümet bunalımının çözümü halifeliğin kaldırılmasıyla olmamıştır.
Yanlış olan ve söylenemeyecek olan yargıyı doğrulamak.

Anahtar Kavram

Siyasi İnkılapların Kronolojisi, Neden-Sonuç İlişkileri ve Rejim Değişikliği Dinamikleri
Soru 10Soru

Yeni Türk Devleti'nde 1 Kasım 1922 tarihinde saltanatın kaldırılmasıyla milli egemenliğin önündeki en önemli engellerden biri aşılm��ş olsa da bu gelişme devletin yönetim şekli (rejim) ve devlet başkanlığı gibi temel konularda belirsizliklerin doğmasına yol açmıştır. Ekim 1923'te yaşanan hükümet bunalımı (Ali Fethi Okyar Hükümeti'nin istifası) ise bu belirsizliklerin acilen çözülmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

Bu doğrultuda gerçekleştirilen aşağıdaki inkılaplardan hangisi, hem devlet başkanlığı hem de devletin rejim tartışmalarını doğrudan sonlandırarak ulusal egemenliği kurumsal bir yapıya kavuşturmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet'in ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyet'in ilan edilmesi
Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle birlikte yeni kurulan devletin adı ve yönetim şekli netleşmiş, böylece rejim belirsizliği ortadan kalkmıştır. Aynı zamanda ilk cumhurbaşkanının seçilmesiyle devlet başkanlığı sorunu çözüme kavuşturulmuş ve meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilerek hükümet bunalımı aşılmıştır. Bu durum milli egemenlik ilkesinin devletin yapısında kurumsallaşmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılmasının ardından ortaya çıkan siyasi durumun analiz edilmesi
Saltanatın 1 Kasım 1922'de kaldırılmasıyla devlet başkanlığı sorunu ve yeni devletin rejiminin ne olacağı tartışmaları başlamıştır.
Siyasi alandaki belirsizliklerin kaynağını tespit etmek.
2
Sözü edilen sorunları çözen inkılabın belirlenmesi
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle devletin adı 'Türkiye Cumhuriyeti' olmuş, rejimi belirlenmiş ve ilk cumhurbaşkanı seçilerek devlet başkanlığı sorunu çözülmüştür.
Rejim ve devlet başkanlığı krizine doğrudan çözüm getiren gelişmeyi bulmak.
3
Doğru seçeneğin doğrulanması
Cumhuriyet'in ilan edilmesi seçeneğinin soruda belirtilen rejim ve devlet başkanlığı belirsizliklerini doğrudan sonlandıran ve ulusal egemenliği kurumsallaştıran gelişme olduğunun netleştirilmesi.
Diğer seçeneklerin neden doğru cevap olamayacağını eleyerek cevabı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet'in ilanı ile devlet başkanlığı ve rejim belirsizliğinin giderilmesi
Soru 11Soru

Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecinde gerçekleştirilen siyasi inkılaplar ile bu inkılapların temel amaç ve sonuçları aşağıda verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki inkılapları sağ sütundaki en uygun açıklama ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Saltanatın Kaldırılması
Ankara'nın Başkent İlan Edilmesi
Cumhuriyetin İlanı
Halifeliğin Kaldırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saltanatın Kaldırılması ulusal egemenliğin önündeki engelleri kaldırarak iki başlılığı önlemiştir; Ankara'nın Başkent İlan Edilmesi idari merkezi resmileştirmiştir; Cumhuriyetin İlanı hükümet bunalımını çözerek devlet rejimini belirlemiştir; Halifeliğin Kaldırılması ise laikleşme sürecini hızlandırarak eski rejime dönüş yollarını kapatmıştır.
Siyasi alanda gerçekleştirilen inkılaplar, devletin yapısını ve yönetim biçimini şekillendirmiştir. Saltanatın kaldırılmasıyla iki başlılık giderilmiş ve ulusal egemenlik pekişmiştir. Ankara'nın başkent ilanı idari merkezi sabitlemiştir. Cumhuriyetin ilanı hükümet bunalımını çözmüş ve devlet rejimini adlandırmıştır. Halifeliğin kaldırılması ise laikleşme sürecini hızlandırarak eski rejime dönüş yollarını kapatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılmasının önemini analiz etmek.
Kişisel egemenliğe son verilerek ulusal egemenliğin önünün açılması ve iki başlılığın sona ermesi tespit edilir.
Saltanatın kaldırılması doğrudan hanedanın siyasi egemenliğine son vermiştir.
2
Ankara'nın başkent yapılmasının nedenlerini incelemek.
Millî Mücadele'nin idari merkezinin yeni devletin resmi başkenti olarak kabul edilmesi belirlenir.
Coğrafi güvenlik ve stratejik önem başkent tercihinde belirleyici olmuştur.
3
Cumhuriyetin ilanının getirdiği çözümleri değerlendirmek.
Hükümet bunalımının çözülmesi ve yeni rejimin adının konması eşleştirilir.
Meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçiş cumhuriyetin ilanıyla gerçekleşmiştir.
4
Halifeliğin kaldırılmasının etkilerini belirlemek.
Laikliğe geçişin en büyük adımının atılması ve eski rejime dönüşün engellenmesi saptanır.
Halifelik makamı eski düzenin son dinsel-siyasi sığınağı konumundaydı.

Anahtar Kavram

Siyasi alanda yapılan inkılapların neden ve sonuç ilişkileri çerçevesinde ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecinde gerçekleştirilen aşağıdaki siyasi inkılapları, bu inkılapların temel gerekçe, amaç ve sonuçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922)
Ankara'nın başkent ilan edilmesi (13 Ekim 1923)
Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)
Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saltanatın kaldırılması Lozan'daki ikilik planlarını bozma ve kişisel egemenliği sonlandırma açıklamasıyla; Ankara'nın başkent yapılması şehrin coğrafi/stratejik konumu ve mücadele merkezi olmasıyla; Cumhuriyetin ilanı rejim tartışmalarını bitirme ve kabine sistemine geçme amacıyla; Halifeliğin kaldırılması ise laikleşme ve çift başlılığı önleme amacıyla eşleşir.
Siyasi inkılaplar, kendi dönemsel gerekçeleri ve sonuçlarıyla doğru şekilde eşleştirilmiştir. Saltanatın kaldırılması Lozan'daki ikilik planlarını bozmakla; Ankara'nın başkent yapılması şehrin coğrafi/stratejik konumu ve mücadele merkezi olmasıyla; Cumhuriyetin ilanı rejim tartışmalarını bitirme ve kabine sistemine geçme amacıyla; Halifeliğin kaldırılması ise laikleşme ve çift başlılığı önleme amacıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi inkılapların gerekçelerini analiz etmek.
Saltanatın kaldırılması, Lozan'a tek temsilci gitme ve ulusal egemenliği güçlendirme amacı taşır.
İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı öncesinde Türk tarafında ikilik çıkarma girişimlerine karşı siyasi bütünlük sağlamak gerekmiştir.
2
Ankara'nın başkent seçilme nedenlerini ve Cumhuriyetin ilanının getirdiği çözümleri belirlemek.
Ankara coğrafi konumu nedeniyle başkent olurken, Cumhuriyetin ilanı ekim 1923'teki hükümet bunalımını çözmüş ve devlet başkanlığı sorununu gidermiştir.
Siyasi tıkanıklıkları gidermek ve idari yapıyı kurumsallaştırmak hedeflenmiştir.
3
Halifeliğin kaldırılmasının etkisini değerlendirmek.
Halifeliğin kaldırılması, laiklik ilkesini pekiştirmiş ve hilafet makamının eski rejim taraftarlarının sığınağı haline gelmesini engelleyerek çift başlılığı bitirmiştir.
Laik ve çağdaş bir ulus devlet inşa etme yolundaki en kritik engeli kaldırmak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türk dış politikasının 1923-1932 yılları arasındaki öncelikli hedefi, Lozan'dan arta kalan sorunları ç��züme kavuşturmak ve egemenlik haklarını koruyarak uluslararası alanda barışçı bir denge kurmaktı. Bu süreçte Türkiye, farklı devletlerle egemenlik hakları, sınırlar ve nüfus gibi konularda kritik diplomatik m��cadeleler yürütmüştür.

Buna göre, sol sütundaki tarihsel gelişmeleri, sağ sütundaki bu gelişmelerin yaşandığı ilgili devletlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Milletler Cemiyeti'nin tavsiye kararı doğrultusunda şekillenen ve Haliç Konferansı ile başlayan ikili görüşmeler sonucunda Musul'un Misak-ı Milli sınırları dışında kalmasıyla neticelenen sınır sorunu
Türk Hükümeti'nin egemenlik haklarını koruma kararlılığı doğrultusunda, okullarda Türkçe, tarih ve coğrafya derslerinin T��rk öğretmenler tarafından okutulması zorunluluğuna karşı gösterilen diplomatik tepkilerin reddedilmesiyle çözülen kriz
Lozan Barış Antlaşması'ndaki 'etabli' (yerleşik) kavramının sınırlandırılması konusundaki görüş ayrılıklarının savaş eşiğine getirdiği, ancak 10 Haziran 1930 Ankara Antlaşması ile çözülen nüfus değişimi süreci
Batı dünyası ile ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde, Türkiye'nin uluslararası yalnızlıktan kurtulmak ve doğu sınırlarının güvenliğini pekiştirmek amacıyla 1925 yılında imzaladığı Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Musul Sorunu İngiltere ile, Yabancı Okullar Sorunu Fransa ile, Nüfus Mübadelesi Yunanistan ile ve Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması Sovyetler Birliği ile eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı, 1923-1932 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikada karşılaştığı sorunların ve yürüttüğü diplomasinin doğru devletlerle eşleştirilmesiyle sağlanır. Musul meselesi İngiltere ile, yabancı okullar krizleri Fransa ile, nüfus mübadelesi Yunanistan ile, 1925 Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması ise Sovyetler Birliği ile doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Musul Sorunu'na odaklanılması
Milletler Cemiyeti kararı ve İngiltere ile yürütülen diplomatik süreçlerin Musul Sorunu'nu doğrudan İngiltere ile ilişkilendirdiği görülür.
Musul, Irak sınırında yer aldığı için bu sınırın tespiti doğrudan Irak'ı mandası altında bulunduran İngiltere ile yürütülmüştür.
2
Yabancı Okullar meselesinin analiz edilmesi
Türkiye'nin egemenlik hakları gereği iç hukuk kurallarına uymasını zorunlu kıldığı yabancı okulların en yoğun şekilde Fransa'ya ait olması nedeniyle krizin Fransa ile yaşandığı saptanır.
Fransa, Lozan sonrasında Türkiye'deki Katolik okullarının ayrıcalıklı statüsünü korumak için müdahale girişimlerinde bulunmuş ancak Türkiye egemenlik hakları gereği bunu bir iç mesele olarak görerek reddetmiştir.
3
Nüfus Mübadelesi ve etabli krizinin incelenmesi
Lozan'daki nüfus değişimi maddelerinin yorumlanması ve İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin 'etabli' sayılması krizinin Yunanistan ile yaşandığı anlaşılır.
1930 Ankara Antlaşması ile çözülen bu kriz, Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus yapısını düzenleyen doğrudan bir ikili ilişkidir.
4
Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması'nın değerlendirilmesi
1925 yılında imzalanan bu antlaşmanın, Türkiye'nin Musul Sorunu yüzünden İngiltere ile yaşadığı gerginlik ve uluslararası yalnızlık döneminde Sovyetler Birliği ile yapıldığı belirlenir.
Türkiye, batılı güçler karşısında denge kurmak ve doğu sınırlarını güvence altına almak için Sovyetler Birliği ile yakınlaşmıştır.

Anahtar Kavram

Lozan Sonrası Türk Dış Politikası (1923-1932) Dönemindeki Temel Sorunlar ve İlgili Devletler
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 14Soru

1925 yılında çıkarılan bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatılmış; şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, çelebilik ve büyücülük gibi unvanların kullanılması yasaklanmıştır. Bu düzenlemeyle hem din sömürüsünün engellenmesi hem de toplumsal alanda sınıf veya zümre üstünlüğü belirten unvanların sonlandırılarak eşitliğin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Buna göre, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının;
I. laik devlet düzeninin kurumsallaşması,
II. toplumsal yapıda imtiyazsız ve eşitlikçi bir düzenin kurulması,
III. ekonomik bağımsızlığın ve millî sanayinin güçlendirilmesi
durumlarından hangilerine doğrudan katkı sağladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması hem din sömürüsünü engelleyerek laikleşmeye hem de toplumsal alanda ayrıcalıklı unvanları sonlandırıp eşitliği sağlayarak halkçılığa doğrudan katkı sağlamıştır. Dolayısıyla doğru yanıt birinci ve ikinci öncülleri birlikte içeren seçenektir.
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasıyla din sömürüsünün önüne geçilerek laik devlet düzeninin kurumsallaşması sağlanmış, şeyhlik, dervişlik gibi ayrıcalık bildiren unvanların yasaklanmasıyla da toplumsal alanda eşitlikçi bir yapı kurulmuştur. Bu nedenle birinci ve ikinci öncülleri birlikte içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen durumların tekke ve zaviyelerin kapatılması kanunu ile ilişkisini analiz etme.
Kanunun dini sömürüyü engelleme amacı laiklik ilkesiyle, ayrıcalık belirten unvanları yasaklaması ise eşitlik (halkçılık) ilkesiyle örtüşmektedir.
Toplumsal alanda yapılan bu inkılabın hangi Atatürk ilkelerine doğrudan hizmet ettiğini belirlemek gerekir.
2
Ekonomik bağımsızlık ve millî sanayiye ilişkin üçüncü öncülü değerlendirme.
Üçüncü öncül ekonomi alanında yapılan düzenlemelerle ilgili olup toplumsal alandaki bu reformla doğrudan ilişkili değildir.
Toplumsal ve dini nitelikteki reformların etki alanlarını ekonomik reformlardan ayırt etmek gerekir.
3
Doğru öncülleri birleştirerek sonuca ulaşma.
Birinci ve ikinci öncüllerin doğru, üçüncü öncülün ise yanlış olduğu belirlenerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Tüm öncülleri mantıksal ve tarihsel açıdan doğru değerlendirip doğru seçeneği belirlemek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının laiklik ve halkçılık ilkeleriyle ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında iktisadi bağımsızlığı sağlamak amacıyla atılan adımlara rağmen, özel girişimciliği destekleyen Teşvik-i Sanayi Kanunu'ndan beklenen verim alınamamış ve 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın da etkisiyle devlet, ekonomiye doğrudan müdahale etmek zorunda kalmıştır. Bu doğrultuda I. Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanarak temel sanayi yatırımları devlet eliyle gerçekleştirilmiştir.

Bu bilgilere dayanarak Yeni Türk Devleti'nin ekonomi politikalarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel sektörün yetersizliği karşısında devletçi uygulamalara geçiş, dönemin konjonktürel şartlarının ve mecburiyetlerin bir sonucu olarak şekillenmiştir.

Cevap

Özel sektörün yetersizliği karşısında devletçi uygulamalara geçiş, dönemin konjonktürel şartlarının ve mecburiyetlerin bir sonucu olarak şekillenmiştir.
Doğru seçenekte ifade edildiği gibi, Yeni Türk Devleti'nde devletçi ekonomi modeline geçiş, keyfi bir ideolojik tercih olmayıp özel teşebbüsün sermaye birikiminin yetersiz olması ve 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın getirdiği zorlu şartlar nedeniyle ortaya çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın analiz edilmesi
Cumhuriyet'in ilk yıllarında başlangıçta özel sektörü destekleyen politikaların (Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi) uygulandığı ancak yetersiz kalındığı ve 1929 Dünya Buhranı ile devletçiliğe geçildiği saptanır.
Soruda verilen tarihsel arka planın ana fikrini ve neden-sonuç ilişkilerini doğru kavramak.
2
Devletçiliğe geçiş nedenlerinin yorumlanması
Devletçilik politikasının isteğe bağlı ideolojik bir tercihten ziyade, özel sektörün sermaye yetersizliği ve dışsal ekonomik kriz (buhran) nedeniyle zorunlu olarak benimsendiği anlaşılır.
Metindeki 'zorunda kalmıştır' ifadesinden hareketle devletçiliğin konjonktürel bir zorunluluk olduğunu netleştirmek.
3
Seçeneklerin elenmesi
Kabotaj Kanunu'nun devletçilik yerine milliyetçilikle ilgili olduğu, kronolojik olarak Teşvik-i Sanayi'nin planlı sanayiden önce geldiği, devletçiliğin özel sektörü yasaklamadığı ve dış dünyadan tamamen izole olunmadığı belirlenerek yanlış seçenekler elenir.
Çeldiricilerdeki kavramsal, kronolojik ve ilkesel hataları tespit ederek tek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi ekonomi politikalarında devletçilik ilkesine geçişin konjonktürel ve yapısal gerekçeleri
Soru 16Soru

Yeni Türk Devleti'nde 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen bir kanunla halifelik makamı kaldırılmıştır. Bu tarihi gelişme, sadece dinî bir unvanın sona ermesi değil, aynı zamanda devletin ve toplumsal yapının çağdaşlaşma sürecinde atılan en köklü adımlardan biridir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi halifeliğin kaldırılmasının doğrudan sonuçlarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı öncesinde yaratmak istediği çift başlılığın önlenmesi

Cevap

İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı öncesinde yaratmak istediği çift başlılığın önlenmesi
Doğru cevap olan 'İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı öncesinde yaratmak istediği çift başlılığın önlenmesi' ifadesi, 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasının gerekçesi ve sonucudur. Halifeliğin kaldırılması 3 Mart 1924'te gerçekleşmiş olup, Lozan Konferansı'ndaki temsil sorunuyla doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve verilen bilgiyi analiz etme
Halifeliğin kaldırılmasının (3 Mart 1924) doğrudan sonuçları arasında yer almayan seçeneği bulmamız istenmektedir.
Soruda olumsuz bir ifade olan 'değildir' kelimesi kullanılmıştır. Bu nedenle halifeliğin kaldırılmasıyla ilişkisi olmayan veya farklı bir inkılapla ilişkili olan seçeneği aramalıyız.
2
Seçenekleri tarihsel olaylar ve neden-sonuç ilişkileri bağlamında değerlendirme
Lozan Konferansı'ndaki çift başlılığın önlenmesi, 1 Kasım 1922'de gerçekleştirilen saltanatın kaldırılmasının doğrudan bir gerekçesi ve sonucudur.
İtilaf Devletleri Lozan Konferansı'na hem TBMM'yi hem de İstanbul Hükümeti'ni davet etmiştir. Bu ikiliği sonlandırmak için TBMM konferanstan hemen önce saltanatı lağvetmiştir.
3
Halifeliğin kaldırılması ile saltanatın kaldırılması arasındaki farkı teyit etme
Halifeliğin kaldırılması 1924 yılında laikleşme ve cumhuriyeti pekiştirme amacıyla yapılmışken, Lozan Konferansı süreci ve saltanatın kaldırılması 1922 yılında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla bu iki olayın neden-sonuç ilişkileri birbirinden farklıdır.
Öğrencilerin en çok yaptığı hatalardan biri, saltanatın kaldırılması ile halifeliğin kaldırılmasının neden ve sonuçlarını karıştırmaktır.

Anahtar Kavram

Siyasi alanda yapılan inkılapların neden ve sonuç ilişkileri, özellikle saltanatın kaldırılması ile halifeliğin kaldırılmasının ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Atatürk, Türk dilinin kendi benliğine, güzelliğine ve yüksek halkçılık değerine kavuşması için dil çalışmalarına büyük önem vermiştir. Bu doğrultuda Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak, dilin öz güzelliğini ortaya çıkarmak ve onu zengin bir bilim dili haline getirmek amacıyla atılan adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Dil Kurumunun kurulması

Cevap

Türk Dil Kurumunun kurulması
Türkçeyi yabancı kelimelerden arındırarak sadeleştirmek, dilin öz güzelliğini ortaya çıkarmak ve onu zengin bir bilim dili haline getirmek amacıyla 1932'de Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Bu nedenle doğru cevap Türk Dil Kurumunun kurulmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen dil çalışmalarının amacını ve kapsamını analiz etmek.
Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması, kendi öz benliğine kavuşturulması ve bilim dili haline getirilmesi hedeflenmiştir.
Soruda hedeflenen alanın doğrudan dil (Türkçe) çalışmaları olduğu tespit edilmelidir.
2
Eğitim ve kültür alanında bu hedefe yönelik kurulan kurumu belirlemek.
Dil alanındaki araştırmaları ve sadeleştirme faaliyetlerini yürütmek üzere 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurulmuştur.
Seçeneklerde yer alan kurumlar arasından dil çalışmalarını doğrudan üstlenen yapı belirlenmelidir.

Anahtar Kavram

Türk Dil Kurumunun kuruluşu ve dil devrimi
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

Yeni Türk Devleti'nde toplumsal alanda gerçekleştirilen inkılapların temel amaçlarından biri de toplumdaki sınıfsal ayrıcalıkları belirten unvanları kaldırarak kanun önünde eşitliği sağlamaktır.

Buna göre, aşağıdaki inkılaplardan hangisi doğrudan bu amaca hizmet etmek üzere gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soyadı Kanunu'nun çıkarılması

Cevap

Soyadı Kanunu'nun çıkarılması
Soyadı Kanunu'nun çıkarılması (1934), devlet işlerinde ve günlük yaşamda ortaya çıkan karışıklıkları gidermeyi hedeflerken, kanuna bağlı olarak çıkarılan ek bir düzenlemeyle 'ağa, paşa, efendi, bey, hazretleri' gibi eski dönemden kalan ve toplumsal ayrıcalık ifade eden unvanlar yasaklanmıştır. Bu durum, toplumda ayrıcalıklı bir sınıfın oluşmasını engelleyerek kanun önünde eşitliği (halkçılık ilkesini) ve toplumsal alandaki demokratikleşmeyi doğrudan pekiştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda hedeflenen 'toplumsal sınıfsal ayrıcalıkların kaldırılması' ve 'kanun önünde eşitlik sağlanması' kavramlarının hangi ilke ve alanla ilişkili olduğunu belirlemek.
Bu hedef doğrudan Atatürk'ün halkçılık ilkesi kapsamında toplumsal alanda yapılan düzenlemelerle ilgilidir.
Sorunun odaklandığı inkılap türünü ve temel amacı saptamak.
2
Seçeneklerdeki inkılapların işlevlerini inceleyerek unvanları kaldıran ve eşitlik getiren yasayı bulmak.
Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesiyle birlikte toplumsal karmaşanın önüne geçilirken; ağa, paşa, efendi gibi eski unvanların yasaklandığı ve eşitlik ilkesinin hayata geçirildiği tespit edilir.
Doğru cevaba ulaşmak için toplumsal reformları analiz etmek.

Anahtar Kavram

Soyadı Kanunu ve toplumsal eşitlik (Halkçılık)
Soru 19Soru

Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türk dış politikasında ulusal egemenliğin pekiştirilmesi, tam bağımsızlığın sağlanması ve Lozan'dan kalan pürüzlerin giderilmesi amacıyla diplomatik adımlar atılmıştır.

Aşağıda 1923-1932 yılları arasında Türk dış politikasında yaşanan bazı gelişmeler verilmiştir.

Bu gelişmeleri en erken tarihliden en geç tarihliye doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı sırasıyla; Musul Sorunu için Haliç Konferansı'nın toplanması (1924), Osmanlı borçlarına dair Paris Antlaşması'nın imzalanması (1928), Adana-Mersin Demiryolu hattının satın alınarak millileştirilmesi (1929) ve Yunanistan ile nüfus mübadelesi (etablis) sorununun Ankara Antlaşması ile kesin olarak çözülmesi (1930) şeklindedir.
Türk dış politikasında 1923-1932 yılları arasındaki gelişmeler kronolojik olarak incelendiğinde; Musul Sorunu için toplanan Haliç Konferansı 1924 yılında gerçekleşmiştir. Osmanlı borçlarının taksitlendirilmesini düzenleyen Paris Antlaşması 1928 yılında imzalanmıştır. Adana-Mersin Demiryolu'nun yabancı imtiyazından alınarak millileştirilmesi 1929 yılında yasalaşmıştır. Yunanistan ile nüfus mübadelesi (etablis) sorununun kesin çözümü ise 1930 tarihli Ankara Antlaşması ile sağlanmıştır. Bu sıralama olayların doğru akışını vermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihleri belirleme
Gelişmelerin yılları: Haliç Konferansı (1924), Borçlar Paris Antlaşması (1928), Adana-Mersin Demiryolu millileştirmesi (1929) ve Mübadele Ankara Antlaşması (1930).
Sıralama yapabilmek için öncelikle her gelişmenin hangi yıllarda meydana geldiği saptanmalıdır.
2
Tarihleri eskiden yeniye doğru sıralama
1924 < 1928 < 1929 < 1930 sıralaması elde edilir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze (en erken tarihten en geç tarihe) doğru yapılır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması sonrası dönemde Türk dış politikasında (1923-1932) kronolojik gelişmeler ve egemenlik mücadeleleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde hukuk alanında gerçekleştirilen aşağıdaki inkılapları, laikleşme ve demokratikleşme adımlarının kronolojik gelişimini dikkate alarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması (1924), Türk Medeni Kanunu'nun kabulü (1926), Anayasa'dan devletin dini ibaresinin çıkarılması (1928) ve Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (1934) şeklindedir.
Cumhuriyet döneminde hukuk alanındaki laikleşme ve demokratikleşme adımları aşamalı bir sıra izlemiştir. İlk olarak dini hukuk yapısının kurumsal temeli olan Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti kaldırılmış (1924), ardından toplumsal eşitliği kuran Medeni Kanun kabul edilmiş (1926), sonrasında anayasadaki din ibaresi çıkartılmış (1928) ve en son siyasi eşitlik kadınlara seçme seçilme hakkı verilerek (1934) tamamlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Laikleşme yolundaki ilk kurumsal düzenlemenin belirlenmesi
Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin 3 Mart 1924'te kaldırılması ilk sıraya yerleştirilir.
Laik hukuk düzenine geçilmeden önce dini kurumlara dayalı eski idari ve hukuki yapıların tasfiye edilmesi gerekiyordu.
2
Toplumsal ve medeni alandaki köklü hukuk reformunun tarihlendirilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 17 Şubat 1926'da kabul edilmesi ikinci sıraya yerleştirilir.
Hukuk alanında birliği sağlamak ve aile yapısını çağdaşlaştırmak amacıyla din temelli Mecelle yerine laik karakterli İsviçre Medeni Kanunu kabul edilmiştir.
3
Anayasanın laikleşme sürecinin tespit edilmesi
1924 Anayasası'ndan 'Devletin dini İslâm'dır' ibaresinin 10 Nisan 1928'de çıkarılması üçüncü sıraya yerleştirilir.
Hukuk sisteminin laikleşmesi doğrultusunda anayasadaki teokratik unsurların temizlenmesi aşamalı bir gereklilikti.
4
Siyasi haklar alanındaki demokratikleşme reformunun belirlenmesi
Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının 5 Aralık 1934'te verilmesi son sıraya yerleştirilir.
Medeni Kanun ile sosyal ve ekonomik hakları kazanan Türk kadını, 1930'lu yıllarda aşamalı olarak elde ettiği siyasi haklarını 1934'te milletvekilliği hakkı ile tamamlamıştır.

Anahtar Kavram

Hukuk alanındaki inkılapların laikleşme, çağdaşlaşma ve demokratikleşme süreçleri doğrultusunda kronolojik gelişimi
Sayfa 1 / 2Sonraki
Atatürkçülük, Atatürk İnkılapları ve Türk Dış Politikası Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin