Paragrafta Anlam
1306 soru
(I) Edebi yapıtlarda mekân, olayların üzerinde cereyan ettiği edilgen bir fon ya da coğrafi bir dekor olmanın ötesinde, anlatının kurucu ögelerinden biridir. (II) Yazar, dış dünyadaki fiziksel çevreyi kendi algı süzgecinden geçirip yeniden üreterek kurmaca dünyaya aktarırken ona simgesel ve psikolojik anlamlar yükler. (III) Roman veya öyküdeki karakterlerin iç dünyaları, ruhsal çalkantıları ve çatışmaları çoğunlukla içinde bulundukları mekânın atmosferiyle somutlaşır ve görünürlük kazanır. (IV) Realist yazarların çevre tasvirlerinde nesnel gerçekliğe bağlı kalma çabası, okurun anlatılan dünyaya olan inandırıcılık duygusunu pekiştirmeyi amaçlar. (V) Bu yönüyle mekân, sadece kahramanın hareket alanını belirlemekle kalmaz; adeta karakterin psikolojik durumunu yansıtan ve anlatının gidişatını yönlendiren canlı bir aktöre dönüşür.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Yirmi yılı aşkın bir süredir bu zirvedeki küçük istasyonda, rüzgârın yönünü ve karın kalınlığını ölçüyorum. Aşağıdaki vadide hayat durmaksızın akıp giderken benim burada payıma düşen; sadece bulutların göçünü izlemek ve gecenin sessizliğini dinlemek oldu. Kimi dostlarım bu yalnızlığı bir tür sürgün olarak görse de ben burayı, tabiatın kalbini dinlediğim bir sığınak olarak kabul ettim. Elbette dondurucu fırtınaların kapıyı zorladığı gecelerde, doğanın devasa gücü karşısında kendi küçük varlığımın çaresizliğini derinden hissederim. Ancak bu çaresizlik beni yıldırmıyor; aksine, varoluşun o sade ve yalın gerçeğine daha çok yakınlaştırıyor. Her sabah cihazların başına geçerken içimde uyanan o tarifsiz saygı, buraya ait olduğumun en büyük kanıtı. İnsanların hırslarından uzak bu yükseklik, bana kendi sınırlarımı gösterirken aynı zamanda ruhuma hiç tatmadığım bir sükûnet bağışladı.
Bu parçada kendisinden böyle söz eden bir meteoroloji gözlemcisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıda verilen paragrafları, bu paragraflarda ağır basan anlatım biçimlerinin temel tanımlarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Göz kırpma, gözün nemlenmesini sağlayan ve dışarıdan gelebilecek zararlı maddelere karşı koruma oluşturan istemsiz bir reflekstir. İnsanlar günde ortalama 15-20 bin kez göz kırparlar ve bu işlem milisaniyeler içinde gerçekleşir. Bu refleks, gözün kornea tabakasını sürekli olarak nemli tutarak net görmemize yardımcı olur. Göz kırpma eylemi sırasında göz kapakları, gözyaşı bezlerinden salgılanan sıvıyı gözün yüzeyine eşit olarak dağıtır. Bu durum, bir arabanın sileceklerinin ön camı temizlemesine benzer; camın sürekli temiz ve şeffaf kalmasını sağlar. Göz kırpma sıklığı, kişinin odaklanma durumuna göre değişir; örneğin kitap okurken veya bilgisayar ekranına bakarken bu sayı ciddi oranda azalır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
(I) Müzeler, insanlığın ortak mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma görevini üstlenen kurumlardır. (II) Bu mekânlar, tarih boyunca üretilen sanatsal ve kültürel değerleri sergileyerek ziyaretçilerin geçmişle bağ kurmasını sağlar. (III) Geçmiş dönemlere ait eserlerin sergilenmesi, toplumların tarihsel gelişim süreçlerini anlamamıza yardımcı olur. (IV) Müze ziyaretçilerinin sayısı son yıllarda büyük şehirlerde belirgin bir artış göstermiştir. (V) Böylelikle bireyler, sadece kendi kültürlerini değil, dünya tarihindeki farklı uygarlıkların birikimlerini de yakından tanıma fırsatı bulurlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Aşağıdaki numaralanmış yazar üsluplarına dair değerlendirmeleri, bu değerlendirmelerde vurgulanan veya ihlal edilen anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Gaston Bachelard, bilimsel zihnin oluşum sürecini temellendirirken 'epistemolojik engel' kavramını ortaya atar. Ona göre bilimsel bilgiye giden yol, pürüzsüz ve birikimsel bir doğrultuda ilerlemekten ziyade, gündelik deneyimin ve sezgisel kabullerin inşa ettiği zihinsel engellerin sürekli olarak aşılması ve yıkılmasıyla mümkündür. İnsan zihni, doğası gereği bilinmeyeni bilinenle, karmaşık olanı ise gündelik yaşamdan aşina olduğu basit benzetmelerle açıklama eğilimindedir. Örneğin, ilk bakışta nesnelerin doğrudan gözlemlenmesinden elde edilen duyusal veriler, bilimsel birer gerçeklik gibi görünse de aslında zihnin arınması gereken ilk engellerdir. Bachelard’a göre ilk deneyim, bilimsel kuram��n inşasında güvenilir bir temel oluşturmak şöyle dursun, nesnelliğin önündeki en büyük bariyerdir; çünkü zihni ilk gözlemin aldatıcı cazibesine hapsederek eleştirel mesafeyi yok eder. Dolayısıyla gerçek bilimsel ilerleme, olguların doğrudan tasvir edilmesiyle değil, bu ilk sezgisel algıların kökten reddedilmesi ve 'hayır diyen bir felsefe' ile zihnin kendi alışkanlıklarıyla hesaplaşması sonucu gerçekleşir. Bilim, sağduyunun bittiği ve onunla bağların koparıldığı yerde başlar. Bu yönüyle yeni bir bilimsel kuram, eski bilgilerin üzerine eklenen yeni tuğlalar değil; o tuğlaların üzerine basılan zeminin yeniden sorgulanması ve gerekirse yıkılmasıyla doğan köklü bir zihinsel dönüşümdür.
Bu parçadan hareketle Gaston Bachelard'ın bilimsel ilerleme anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıda verilen paragrafları, bu paragraflarda kullanılan anlatım biçimlerinin en belirgin özellikleriyle doğru şekilde nasıl eşleştirirsiniz?
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Yıllardır bu küçük serada, çölün o amansız sıcağından kurtardığım nadide bir kaktüs çiçeğinin açmasını bekliyorum. (I) Her sabah erkenden uyanıp toprağın nemini parmaklarımla kontrol etmek, ona hak ettiği şefkati göstermek benim için bir görevden öte, yaşam biçimi haline geldi. (II) Çevremdekiler bu çabamı beyhude bulup durdu, bir çiçeğin peşinden ömrümü heba ettiğimi söylediler ama ben onların bu sığ ve karamsar bakışlarına hiçbir zaman kulak asmadım. (III) Geçen k��ş yaşanan o beklenmedik don olayında çiçeği koruyacak önlemleri zamanında almadığım için yapraklarının bir kısmının sararmasına yol açtım ve bu ihmalim içimde hâlâ ince bir sızı olarak durur. (IV) Yine de tüm bu zorluklara rağmen, bir gün o eşsiz çiçeğin tüm ihtişamıyla serpileceğine ve seramı renklendireceğine dair inancımı en ufak bir tereddüt duymadan koruyorum.
Buna g��re, parçada numaralanmış cümleleri yansıttıkları baskın duygu veya karakter özelliğiyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
(I) Portre fotoğrafçılığında ışık, öznenin duygusal derinliğini ve karakterini yansıtmanın en güçlü aracı olarak kabul edilir. (II) Klasik dönemden bu yana fotoğraf ustaları, yanal ışık ve gölge oyunlarıyla derinlik algısını artırarak yüzdeki çizgilerin arkasındaki anlamı aramışlardır. (III) Özellikle doğal ışığın kontrol edilemeyen anlık değişimi, fotoğrafçıyı sezgisel bir yaratıcılığa ve benzersiz anları yakalamaya yönlendirir. (IV) Günümüz dijital dünyasında ise geleneksel ışık kurulumlarının ve fiziki stüdyo donanımlarının yerini gelişmiş yazılımlar ve yapay zekâ simülasyonları almaktadır. (V) Artık çekim sonrasında tek bir bilgisayar programı aracılığıyla yapay ışık kaynaklarının açısı, yoğunluğu ve hatta rengi milimetrik olarak değiştirilebilmektedir. (VI) Bu yeni teknolojik imkânlar, fotoğrafçıya çekim anındaki fiziki koşullardan bağımsız olarak hayal ettiği atmosferi masa başında kurgulama özgürlüğü sunmaktad��r.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Bergama’daki antik kütüphanenin loş dehlizlerine adım attığınızda, zamanın durduğunu hissedersiniz. Duvarlardaki solgun freskler, yüzyıllar öncesinin hikâyelerini fısıldar gibidir. Yüksek tavanlardan süzülen ince toz zerreleri, parşömen kokan havada asılı kalmıştır. Burası, sadece bir taş yığını değil; bilginin korunduğu kutsal bir sığınaktır. Bazı ara��tırmacılar, dijital arşivlerin bu tür fiziksel mekânların yerini tamamen alacağını savunuyor. Oysa kütüphanenin kokusunu içine çekmeden, o kalın ciltlerin ağırlığını hissetmeden yapılan bir okuma, ruhsuz bir veri taramasından başka nedir ki? Gerçek bir kütüphane, insanı geçmişe bağlayan canlı bir köprüdür; dijital ekranlar ise sadece bu köprünün soğuk birer fotoğrafıdır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Gençlik yıllarımda, ��nüme serilen uçsuz bucaksız zamanı hiç bitmeyecek bir hazine sanırdım. Günlerimi, geleceğe dair büyük planlar yapıp hiçbirini hayata geçirmeyerek, sadece rüzgârın beni savurduğu yöne doğru sürüklenerek geçirdim. Kütüphanemin rafında açılmadan bekleyen o nadide eserler, yarım bırakılmış resim tuvalim ve hiç başlanmamış mektuplar... Şimdi aynaya her baktığımda, saçlarımdaki beyazların arasında eriyip giden o altın fırsatları görüyorum. Keşke o günlerde zamanın değerini biraz olsun kavrayabilseydim, ellerimden kayıp giden günleri daha anlamlı işlerle doldurabilseydim. Bugün geriye dönüp baktığımda elimde kalan tek şey, o üretken olabileceğim yılları hoyratça harcamış olmanın getirdiği o derin iç sızısı.
Bu parçadaki yazarın içinde bulunduğu baskın duygu aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıda karışık olarak verilen cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanmış doğru dizilimini belirleyiniz.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Bir yazarın üslubunu biçimlendiren en önemli unsurlardan biri, dildeki tercihidir. Edebi eserlerde, düşüncelerin sanatsal bir kaygı güdülmeden, dilin doğal imkânları kullanılarak aktarılması, okurun metne nüfuz etmesini kolaylaştırır. Yazarın, imgelerin arkasına sığınarak karmaşık ve anlaşılması güç dünyalar kurmaktansa gerçeği olduğu gibi, söz sanatlarına boğmadan doğrudan sunması, anlatıma içten ve gösterişsiz bir hava katar. Bu tavır, okurda yapay bir çabadan uzak durulduğu izlenimini uyandırır.
Bu parçada vurgulanan anlatım ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Bir sanatçının anlatımında pürüzsüzlük araması son derece doğaldır ancak bunu yaparken kelime tasarrufunu elden bırakmamalıdır. Bir yazarın 'yaşanmış eski hatıralarını kendi iç dünyasındaki gizli sırlarıyla' harmanladığını söylemesi, sözcük seçimi bakımından sorunludur. Hatıra zaten yaşanmış olandır, sır ise doğası gereği gizlidir. Bu tür kullanımlar anlatımın niteliğini zedeler.
Bu parçada eleştirilen yazarın anlatımında, aşağıdaki anlatım ilkelerinden hangisinin ihlal edildiği söylenebilir?
Yıllardır bu daracık makine dairesinde, film şeritlerinin çıkardığı o ritmik sesle adeta zamanı durdurarak ömür tükettim. (I) Şimdilerde dijital ekranların soğuk ışığı salonları birer birer kaplarken köhneleşmiş emektar makinemizin dişlilerine bakıp 'Ne güzel günlerdi o telaşlı, heyecanlı koşturmalarımız,' diyorum iç çekerek. (II) Teknolojinin bu amansız, durdurulamaz hızına ayak uyduramadık belki de; devir tamamen değişti ve biz oyunun dışında kaldık, artık bunu olgunlukla kabullenmekten başka seçeneğimiz kalmadı. (III) Ama yine de o eski gümüş beyazı perdelerden süzülen ışık huzmesinin salonda yarattığı büyüleyici, masalsı atmosferi hiçbir modern teknolojiye değişmem; bu loş mekân benim sığınağımdı. (IV) Şimdi koca salon bomboş kalmış olsa dahi her sabah makine dairesine girip o eski projektörü özenle temizlemekten, paslı dişlileri yağlamaktan asla vazgeçmeyeceğim.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle yansıtılan baskın duygu veya karakter özellikleri aşağıda verilmiştir.
Buna göre, parçadaki numaralanmış cümleleri ifade ettikleri baskın duygu veya karakter özellikleri ile eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
(I) Güneş saatleri, zamanı Güneş'in gökyüzündeki konumuna göre ölçen en eski zaman ölçme araçlarındandır. (II) Bu saatler, yatay veya dikey bir yüzey üzerine yerleştirilen bir milin gölgesinin hareket etmesi esasına dayanır. (III) İlk örneklerine Antik Mısır ve Babil'de rastlanan bu araçlar, yüzyıllar boyunca zamanı belirlemede insanlığın ana başvuru kaynağı olmuştur. (IV) Günümüzde ise zamanı ölçmek için mekanik ve dijital saat teknolojileri tercih edilmektedir. (V) Bu modern saatler, içlerindeki mekanik çarklar veya elektrik devreleri sayesinde zamanı günün her saatinde, bulutlu havalarda bile kesintisiz gösterir. (VI) Hatta son yıllarda yaygınlaşan akıllı saatler, zaman�� göstermenin ötesine geçerek sağlık ve spor verilerimizi de takip etmektedir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Aşağıdaki sol sütunda verilen numaralanmış yazar üsluplarına dair değerlendirmeleri, sağ sütunda verilen uygun anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Yukarıda karışık olarak verilen cümlelerin anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturabilmesi için doğru sıralama nasıl olmalıdır?
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Eleştirmenler, son yapıtımdaki dilin süssüz, sanatsız ve tamamen gündelik konuşma dilinin içtenliğiyle kurulduğunu belirterek beni takdir ediyorlar. Bu saptama kısmen doğrudur; ben de yazarken kelimeleri özenle seçip onları allayıp pullamaktan hoşlanmam. Ancak bu tutum, metnin kapılarının okura zahmetsizce açıldığı anlamına gelmez. Cümlelerimin her biri, dikkatli bir zihnin kazdıkça yeni koridorlar bulacağı, ilk bakışta görünmeyen zengin birer anlam deposudur. Dolayısıyla kolay okunabilen bu satırların ardında, okuru uzun uzun düşündürecek bir derinlik gizlidir.
Bu parçada yazarın kendi yapıtlarıyla ilgili olarak vurguladığı anlatım nitelikleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?