Paragrafta Anlam

1306 soru

Soru 341Soru

(I) Edebi yapıtlarda mekân, olayların üzerinde cereyan ettiği edilgen bir fon ya da coğrafi bir dekor olmanın ötesinde, anlatının kurucu ögelerinden biridir. (II) Yazar, dış dünyadaki fiziksel çevreyi kendi algı süzgecinden geçirip yeniden üreterek kurmaca dünyaya aktarırken ona simgesel ve psikolojik anlamlar yükler. (III) Roman veya öyküdeki karakterlerin iç dünyaları, ruhsal çalkantıları ve çatışmaları çoğunlukla içinde bulundukları mekânın atmosferiyle somutlaşır ve görünürlük kazanır. (IV) Realist yazarların çevre tasvirlerinde nesnel gerçekliğe bağlı kalma çabası, okurun anlatılan dünyaya olan inandırıcılık duygusunu pekiştirmeyi amaçlar. (V) Bu yönüyle mekân, sadece kahramanın hareket alanını belirlemekle kalmaz; adeta karakterin psikolojik durumunu yansıtan ve anlatının gidişatını yönlendiren canlı bir aktöre dönüşür.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV numaralı cümle) düşüncenin akışını bozmaktadır.
Dördüncü cümle, metinde mekânın kurmaca dünyadaki ontolojik ve psikolojik işlevine dair kurulan düşünce zincirini kırmaktadır. Diğer cümlelerde mekânın karakterlerin ruh dünyasını yansıtmadaki rolü ve kurucu işlevi anlatılırken, dördüncü cümlede realist yazarların çevre tasvirlerindeki nesnel gerçeklik arayışına ve okur üzerindeki inandırıcılık etkisine geçilerek konu dışı bir ayrıntıya değinilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki her bir cümlenin ana konusunu ve bakış açısını belirleme.
I, II, III ve V numaralı cümlelerin edebi metinlerde mekânın işlevsel, simgesel ve psikolojik rollerine odaklandığı; IV numaralı cümlenin ise realist yazarların tasvir yöntemine ve inandırıcılık amacına odaklandığı görülür.
Metindeki düşünce birliğini ve odak sapmasını tespit etmek.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal bağlantıları inceleme.
V numaralı cümlenin başındaki 'Bu yönüyle' ifadesinin, III numaralı cümledeki karakterlerin iç dünyasının mekânla somutlaşması düşüncesine doğrudan bağlandığı, ancak araya giren IV numaralı cümlenin bu bağı kopardığı fark edilir.
Bağlantı ögelerinin hangi cümleler arasında köprü kurduğunu saptamak.
3
Akışı bozan cümleyi metinden çıkararak sağlamasını yapma.
IV numaralı cümle metinden çıkarıldığında, III numaralı cümleden V numaralı cümleye geçişin anlamsal ve yapısal olarak pürüzsüz hale geldiği doğrulanır.
Akış bozukluğunun kesin olarak giderilip giderilmediğini teyit etmek.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulurken, konunun farklı bir yönüne değinen veya bakış açısını değiştiren cümle aranmalı ve bağlantı ifadeleri (bu yüzden, bu yönüyle vb.) takip edilmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 342Soru

Yirmi yılı aşkın bir süredir bu zirvedeki küçük istasyonda, rüzgârın yönünü ve karın kalınlığını ölçüyorum. Aşağıdaki vadide hayat durmaksızın akıp giderken benim burada payıma düşen; sadece bulutların göçünü izlemek ve gecenin sessizliğini dinlemek oldu. Kimi dostlarım bu yalnızlığı bir tür sürgün olarak görse de ben burayı, tabiatın kalbini dinlediğim bir sığınak olarak kabul ettim. Elbette dondurucu fırtınaların kapıyı zorladığı gecelerde, doğanın devasa gücü karşısında kendi küçük varlığımın çaresizliğini derinden hissederim. Ancak bu çaresizlik beni yıldırmıyor; aksine, varoluşun o sade ve yalın gerçeğine daha çok yakınlaştırıyor. Her sabah cihazların başına geçerken içimde uyanan o tarifsiz saygı, buraya ait olduğumun en büyük kanıtı. İnsanların hırslarından uzak bu yükseklik, bana kendi sınırlarımı gösterirken aynı zamanda ruhuma hiç tatmadığım bir sükûnet bağışladı.

Bu parçada kendisinden böyle söz eden bir meteoroloji gözlemcisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çetin doğa koşulları ve yalnızlık sebebiyle zaman zaman karamsarlığa kapıldığı

Cevap

Çetin doğa koşulları ve yalnızlık sebebiyle zaman zaman karamsarlığa kapıldığı
Yazar, dondurucu fırtınalarda doğanın gücü karşısında kendi küçük varlığının çaresizliğini hissettiğini söylese de bu durumun kendisini yıldırmadığını ('beni yıldırmıyor') ve ruhuna bir sükûnet bağışladığını ifade etmiştir. Dolayısıyla çetin doğa koşulları ve yalnızlığın onda bir karamsarlığa yol açtığı söylenemez. Bu sebeple yazarın zaman zaman karamsarlığa kapıldığını iddia eden yargı metinle çelişmektedir ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ana karakterin (meteoroloji gözlemcisinin) duygu durumuna ve dış dünyaya yönelik ifadelerini incelemek.
Gözlemcinin vadi hayatından uzak, doğayla baş başa bir yaşam sürdüğü ve bunu bir sığınak olarak gördüğü tespit edilir.
Karakterin yalnızlığa yönelik temel tutumunu ve içsel algısını anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Doğa koşullarının karakter üzerindeki psikolojik etkilerini analiz etmek.
Dondurucu fırtınalarda 'çaresizlik' hissettiğini ancak bu hissin kendisini yıldırmadığını, aksine varoluşun sade gerçeğine yaklaştırdığını belirttiği görülür.
Karakterin zorluklar karşısında yılgınlığa düşüp düşmediğini ayırt etmek, doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.
3
Karakterin işine ve çevreye bakışını yansıtan anahtar kelimeleri (saygı, sükûnet, sığınak) değerlendirmek.
İşine derin bir saygı beslediği ve bu izole hayat tarzında huzur bulduğu sonucuna ulaşılır.
Seçeneklerdeki olumlu yargıların metindeki dayanaklarını doğrulamak amacıyla bu değerlendirme yapılır.
4
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak yazarla ilgili söylenemeyecek olan yargıyı saptamak.
Çetin koşullar ve yalnızlık nedeniyle karamsarlığa kapıldığı yargısının, yazarın 'yıldırmıyor' ve 'sükûnet bağışladı' ifadeleriyle çeliştiği belirlenir.
Yazarın duygu dünyasını yanlış yorumlayan çeldiriciyi belirleyip doğru cevaba ulaşmak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Karakter ve Duygu Analizi
Soru 343Soru

Aşağıda verilen paragrafları, bu paragraflarda ağır basan anlatım biçimlerinin temel tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bazı çevreler, dijital çağın getirdiği hızın insan zihnini tembelleştirdiğini ve derinlemesine d��şünme yetimizi elimizden aldığını öne sürüyor. Hatta ekran karşısında geçirilen sürenin artmasıyla birlikte insanın edilgen bir alıcıya dönüştüğü iddia ediliyor. Oysa durum hiç de sanıldı��ı gibi değildir. Bilakis, dijital mecralar bireye bilgiyi sadece tüketme değil, onu anında yeniden üretme ve etkileşime girme fırsatı sunmaktadır. Yeni nesil okur, metnin sınırlarını aşarak yazarla doğrudan bağ kurabilmekte, böylece edilgenlikten sıyrılıp sürecin aktif bir bileşeni hâline gelmektedir. Dolayısıyla dijitalleşmeyi salt zihinsel bir gerileme olarak görmek, onun sunduğu demokratik ve yaratıcı alanı göz ardı etmektir.
Geniş pencerelerinden süzülen solgun ekim güneşi, tozlu masanın üzerindeki sararmış parşömenleri cılız bir ışıkla aydınlatıyordu. Odanın köşesinde, ahşap işlemeleri yer yer aşınmış devasa bir saat, zamanın geçişini ağır adımlarla duyurmaktaydı. Duvardaki çatlaklar boyunca uzanan nem lekeleri, geçmişin izlerini taşıyan düzensiz haritaları andırıyordu. Masanın hemen yanında, üzeri meşin kaplı eski bir koltuk duruyordu; koltuğun yıpranmış kadife minderleri, buraya yıllar boyunca kimsenin oturmadığını fısıldar gibiydi. Havaya yayılan hafif küf kokusu, geçmiş zamanların yaşanmışlıklarını odanın her köşesine sindirmişti.
Saat tam beşe çeyrek kala, perondaki kalabalığı yararak son vagona doğru koşmaya başladı. Elindeki ağır valizi her adımda daha da zor taşıyor, alnından süzülen ter damlalarını eliyle silmeye çalışıyordu. Kondüktörün düdük sesi garda yankılandığında, genç adam trene binip binmemek arasında kararsız kaldı. Tam kapıya yönelmişti ki geriye dönüp istasyonun ��ıkışına doğru hızlı adımlarla yürümeye karar verdi. Valizini yere bırakıp derin bir nefes aldı ve rayların üzerinde yavaşça süzülen trenin arkasından tebessümle baktı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dijitalleşmeyi ele alan birinci paragraf tartışmacı anlatımın özelliğini içeren tanım ile; eski odayı betimleyen ikinci paragraf betimleyici anlatımın özelliğini içeren tanım ile; tren garındaki yolcunun hareketlerini aktaran üçüncü paragraf ise öyküleyici anlatımın özelliğini içeren tanım ile eşleşmelidir.
Dijitalleşmeyi ele alan birinci paragraf tartışmacı anlatımın özelliğini içeren tanım ile; eski odayı betimleyen ikinci paragraf betimleyici anlatımın özelliğini içeren tanım ile; tren garındaki yolcunun hareketlerini aktaran üçüncü paragraf ise öyküleyici anlatımın özelliğini içeren tanım ile eşleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci paragraftaki dilsel ögelerin ve amacın analiz edilmesi.
Birinci paragrafta yazar, dijitalleşmenin insan zihnini tembelleştirdiği kanısına karşı çıkmış, 'oysa durum hiç de sanıldığı gibi değildir' diyerek kendi tezini savunmuştur. Bu durum tartışmacı anlatım biçiminin temel özelliğidir.
Yazarın okurun yerleşik bir düşüncesini değiştirmeye çalışması tartışmacı anlatıma yönlendirir.
2
İkinci paragraftaki dilsel ögelerin ve amacın analiz edilmesi.
İkinci paragrafta 'solgun ekim güneşi', 'tozlu masa', 'aşınmış devasa bir saat' gibi niteleyici sözcüklerle mekânın özellikleri zihinde resim çizecek şekilde tasvir edilmiştir. Bu durum betimleyici anlatım biçiminin temel özelliğidir.
Niteleyici sözcükler ve durağan tasvirler betimleyici anlatıma yönlendirir.
3
Üçüncü paragraftaki dilsel ögelerin ve amacın analiz edilmesi.
Üçüncü paragrafta olaylar (koşması, kararsız kalması, geri dönmesi) kişi ve yer ögelerine bağlı olarak, bir zaman akışı içinde hareketli bir şekilde anlatılmıştır. Bu durum öyküleyici anlatımın temel özelliğidir.
Zaman akışı, olay örgüsü ve hareketlilik öyküleyici anlatıma yönlendirir.

Anahtar Kavram

Paragrafta kullanılan anlatım biçimleri ve bunların ayırıcı nitelikleri
Soru 344Soru

Göz kırpma, gözün nemlenmesini sağlayan ve dışarıdan gelebilecek zararlı maddelere karşı koruma oluşturan istemsiz bir reflekstir. İnsanlar günde ortalama 15-20 bin kez göz kırparlar ve bu işlem milisaniyeler içinde gerçekleşir. Bu refleks, gözün kornea tabakasını sürekli olarak nemli tutarak net görmemize yardımcı olur. Göz kırpma eylemi sırasında göz kapakları, gözyaşı bezlerinden salgılanan sıvıyı gözün yüzeyine eşit olarak dağıtır. Bu durum, bir arabanın sileceklerinin ön camı temizlemesine benzer; camın sürekli temiz ve şeffaf kalmasını sağlar. Göz kırpma sıklığı, kişinin odaklanma durumuna göre değişir; örneğin kitap okurken veya bilgisayar ekranına bakarken bu sayı ciddi oranda azalır.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okura bilgi vermek amacıyla açıklayıcı anlatım biçiminden yararlanılmıştır.

Cevap

Okura bilgi vermek amacıyla açıklayıcı anlatım biçiminden yararlanılmıştır.
Parçada, göz kırpma refleksinin işlevi, sıklığı ve çalışma mekanizması hakkında bilimsel ve nesnel bilgiler verilmiştir. Metnin temel amacı okuyucuyu bilgilendirmek ve konuyu aydınlatmak olduğu için açıklayıcı anlatım biçimi ağır basmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin yazılış amacını belirlemek
Göz kırpma refleksine dair nesnel ve bilimsel bilgilerin aktarıldığı görülmektedir.
Paragrafta baskın olan anlatım biçimini bulmak için öncelikle yazarın amacını anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki anlatım özelliklerini metinle karşılaştırmak
Metinde bilgi verme amacı taşıyan açıklayıcı anlatım biçiminin kullanıldığı saptanmıştır.
Öyküleme, betimleme ve tartışma gibi diğer anlatım biçimlerinin metinde baskın olmadığını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Biçimleri (Açıklayıcı Anlatım)
Soru 345Soru

(I) Müzeler, insanlığın ortak mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma görevini üstlenen kurumlardır. (II) Bu mekânlar, tarih boyunca üretilen sanatsal ve kültürel değerleri sergileyerek ziyaretçilerin geçmişle bağ kurmasını sağlar. (III) Geçmiş dönemlere ait eserlerin sergilenmesi, toplumların tarihsel gelişim süreçlerini anlamamıza yardımcı olur. (IV) Müze ziyaretçilerinin sayısı son yıllarda büyük şehirlerde belirgin bir artış göstermiştir. (V) Böylelikle bireyler, sadece kendi kültürlerini değil, dünya tarihindeki farklı uygarlıkların birikimlerini de yakından tanıma fırsatı bulurlar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV)
Dördüncü cümlede, müzelerin kültürel işlevleri ve bireye katkılarından bahsedilen ana akıştan sapılarak müze ziyaretçilerinin sayısal artışına değinilmiştir. Bu durum konunun odağını değiştirdiği için düşüncenin akışını bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ana konusunu ve sınırlarını belirleyin.
Paragrafın genelinde müzelerin kültürel mirası koruma, geçmişle bağ kurma ve farklı uygarlıkları tanıtma gibi işlevleri ele alınmaktadır.
Akışı bozan cümleyi bulmak için öncelikle metnin genel konusunun çizilmesi gerekir.
2
Cümleler arasındaki bağlantı ögelerini ve anlam ilişkilerini inceleyin.
Birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci cümlelerin birbirini takip eden ve birbirini açıklayan düşüncelerden oluştuğu görülür. Beşinci cümledeki 'Böylelikle' ifadesi, ikinci ve üçüncü cümlelerdeki durumun doğal sonucudur.
Akışı bozan cümleler genellikle bağlantı ifadelerinden yoksun veya bu ifadelere mantıksal olarak uymayan cümlelerdir.
3
Konudan sapan veya farklı bir yönü ele alan cümleyi tespit edin.
Dördüncü cümlede müzelerin işlevleri yerine, büyük şehirlerdeki müze ziyaretçi sayılarının artışından bahsedilerek konunun sayısal/istatistiksel yönüne geçilmiştir.
Aynı konudan bahsetse bile konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaşan cümle akışı bozmaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Düşüncenin Akışını Bozan Cümleyi Bulma
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 346Soru

Aşağıdaki numaralanmış yazar üsluplarına dair değerlendirmeleri, bu değerlendirmelerde vurgulanan veya ihlal edilen anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Yazar, yapıtlarında sözcük israfından kaçınarak anlatımı en aza indirgenmiş bir kelime kadrosuyla kurar. Öyle ki yapıttan tek bir kelimeyi dahi çıkarmak, cümlenin anlamsal bütünlüğünde bir gedik açılmasına yol açar.
II. Yazar, kelimelerin sözlük anlamının dışındaki yan ve mecaz anlamlarıyla zırhlanmış süslü bir anlatıma itibar etmez; düşüncelerini dolambaçlı yollara girmeden, dilin gösterişsiz doğallığıyla aktarır.
III. Yazarın metinde kullandığı bazı ifadeler ve zamirler, okurda birden fazla ve çelişen yargıların doğmasına zemin hazırlamakta; bu da metinde tek ve berrak bir iletinin oluşmasını güçleştirmektedir.
IV. Yazar, hacimce küçük olan bu hikâyesinde, insan ruhunun en derin katmanlarını ve varoluş sancılarını adeta bir kristal gibi yoğunlaştırarak birkaç satıra sığdırmayı başarmıştır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I numaralı yazar değerlendirmesi duruluk ilkesine uygunlukla; II numaralı değerlendirme yalınlık ilkesinin benimsenmesiyle; III numaralı değerlendirme açıklık ilkesinin ihlaliyle; IV numaralı değerlendirme ise özlülük ilkesinin yansıtılmasıyla eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmelerde, sözcük tasarrufunun vurgulanması duruluk ilkesine; süslü anlatımdan kaçınılması yalınlık ilkesine; çokanlamlılık ve belirsizlik oluşması açıklık ilkesinin ihlaline; küçük bir hacme geniş anlamların sığdırılması ise özlülük ilkesine karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk değerlendirme metnini incelemek.
Gereksiz sözcük kullanımından kaçınıldığı ve her kelimenin işlevsel olduğu saptanmıştır.
Bu özellik duruluk anlatım ilkesinin doğrudan tanımıdır.
2
İkinci değerlendirme metnini incelemek.
Sanatlı, mecazlı ve süslü anlatımdan uzak durulduğu, doğal bir dil kullanıldığı saptanmıştır.
Süs ve sanattan uzaklık yalınlık ilkesini tanımlar.
3
Üçüncü değerlendirme metnini incelemek.
Zamir ve ifadelerin çok anlamlılığa ve belirsizliğe yol açtığı saptanmıştır.
Anlamda kapalılık ve birden fazla yargı oluşturma açıklık ilkesinin ihlalidir.
4
Dördüncü değerlendirme metnini incelemek.
Küçük bir hacme derin ve geniş anlam dünyalarının sığdırıldığı saptanmıştır.
Az sözle yoğun anlamlar ifade etmek özlülük ilkesinin göstergesidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 347Soru

35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Gaston Bachelard, bilimsel zihnin oluşum sürecini temellendirirken 'epistemolojik engel' kavramını ortaya atar. Ona göre bilimsel bilgiye giden yol, pürüzsüz ve birikimsel bir doğrultuda ilerlemekten ziyade, gündelik deneyimin ve sezgisel kabullerin inşa ettiği zihinsel engellerin sürekli olarak aşılması ve yıkılmasıyla mümkündür. İnsan zihni, doğası gereği bilinmeyeni bilinenle, karmaşık olanı ise gündelik yaşamdan aşina olduğu basit benzetmelerle açıklama eğilimindedir. Örneğin, ilk bakışta nesnelerin doğrudan gözlemlenmesinden elde edilen duyusal veriler, bilimsel birer gerçeklik gibi görünse de aslında zihnin arınması gereken ilk engellerdir. Bachelard’a göre ilk deneyim, bilimsel kuram��n inşasında güvenilir bir temel oluşturmak şöyle dursun, nesnelliğin önündeki en büyük bariyerdir; çünkü zihni ilk gözlemin aldatıcı cazibesine hapsederek eleştirel mesafeyi yok eder. Dolayısıyla gerçek bilimsel ilerleme, olguların doğrudan tasvir edilmesiyle değil, bu ilk sezgisel algıların kökten reddedilmesi ve 'hayır diyen bir felsefe' ile zihnin kendi alışkanlıklarıyla hesaplaşması sonucu gerçekleşir. Bilim, sağduyunun bittiği ve onunla bağların koparıldığı yerde başlar. Bu yönüyle yeni bir bilimsel kuram, eski bilgilerin üzerine eklenen yeni tuğlalar değil; o tuğlaların üzerine basılan zeminin yeniden sorgulanması ve gerekirse yıkılmasıyla doğan köklü bir zihinsel dönüşümdür.

Bu parçadan hareketle Gaston Bachelard'ın bilimsel ilerleme anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni bilimsel kuramlar, kendilerinden önceki kuramsal birikimlerin doğruluğunu onaylayarak bilginin sürekli ve doğrusal bir biçimde genişlemesini sağlar.

Cevap

Yeni bilimsel kuramların kendilerinden önceki birikimleri onaylayıp doğrusal bir biçimde genişlediğini öne süren yargı Bachelard'ın bilimsel ilerleme anlayışıyla çeliştiği için söylenemez.
Bilimsel ilerlemenin kuramsal birikimlerin onaylanmasıyla ve doğrusal bir şekilde genişleyerek gerçekleştiğini savunan ifade parçadaki düşüncelerle çelişmektedir. Çünkü parçada bilimin birikimsel (kümülatif) olarak ilerlemediği, aksine eski kabullerin sorgulanıp yıkılmasıyla ve sağduyuyla bağların koparılmasıyla doğan zihinsel bir dönüşüm olduğu açıkça belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel tezlerin belirlenmesi
Gaston Bachelard'ın bilimsel gelişimi doğrusal ve birikimsel bir süreç olarak görmediği, zihinsel engellerin ve sağduyunun yıkılmasıyla gerçekleşen bir dönüşüm olarak tanımladığı saptanmıştır.
Soruda Bachelard'ın bilimsel ilerleme anlayışına dair söylenemeyecek olan yargıyı bulmak için öncelikle yazarın temel görüşünü ortaya koymak gerekir.
2
Seçeneklerin parça içeriğiyle karşılaştırılması
Zihnin bilinmeyeni bilinenle açıklaması, ilk duyusal deneyimlerin nesnelliğe engel olması, sezgisel algıların sorgulanması ve sağduyu ile bağların koparılmasına yönelik yargıların parçada doğrudan karşılık bulduğu görülmüştür.
Söylenebilecek (parçayla uyumlu) olan yargıları eleyerek söylenemez olan seçeneğe ulaşmak hedeflenmiştir.
3
Çelişen yargının saptanması
Yeni kuramların eski birikimleri onaylayıp doğrusal olarak genişlediğini iddia eden seçeneğin, parçadaki 'eski bilgilerin üzerine eklenen yeni tuğlalar değil... o zeminin sorgulanması ve yıkılmasıyla doğan köklü bir zihinsel dönüşümdür' ifadesiyle çeliştiği belirlenmiştir.
Bachelard'ın kuramında bilimin doğrusal/birikimsel ilerlemediği vurgulandığı için çelişen bu ifade doğru cevap olarak işaretlenmelidir.

Anahtar Kavram

Çoklu paragraf sorularında yardımcı düşüncelerin tespiti ve parçada yer almayan/çelişen yargının bulunması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 348Soru

Aşağıda verilen paragrafları, bu paragraflarda kullanılan anlatım biçimlerinin en belirgin özellikleriyle doğru şekilde nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Son yıllarda yapay zekânın edebi metinler üretebildiği, gelecekte romancıların veya şairlerin işlevsiz kalacağı sıklıkla ileri sürülüyor. Oysa bu iddia, sanatın en temel unsurlarını göz ardı etmektedir. Bir algoritma, milyonlarca kelimeyi tarayıp kusursuz bir kurgu şablonu oluşturabilir; ancak insanın varoluşsal sancılarını, bir acının yürekte bıraktığı o tarifsiz sızıyı hissederek satırlara dökemez. Yapay zekâ yalnızca geçmişin bir tekrarını sunar, oysa gerçek edebiyat her defasında yeni bir insani deneyimin keşfidir. Dolayısıyla yazarlık, formüllerle açıklanabilecek mekanik bir süreç değil, ruhsal bir aktarımdır.
Köyün çıkışındaki yokuşta, zamanın acımasız dişlileri arasında ezilmiş iki katlı kerpiç bir ev duruyordu. Çatısının sağ köşesi çökmüş, buradaki kiremitler bahçedeki yabani otların arasına saçılmıştı. Rüzgâr estikçe menteşesinden kurtulmuş tahta kapı, gıcırdayarak boşluğa doğru sallanıyordu. Pencere pervazlarındaki mavi boyalar güneşten solmuş, pul pul dökülmüştü; camların yerinde ise örümcek ağlarıyla kaplı koyu bir karanlık hüküm sürüyordu. Bahçedeki kurumuş kuyu bile üzerini kaplayan sarmaşıklarla adeta derin bir uykuya dalmıştı.
Ahmet Efendi, kütüphanenin tozlu rafları arasında saatlerdir aradığı o kadim el yazmasını nihayet en alt raftaki ahşap sandığın içinde buldu. Ellerinin titremesine engel olmaya çalışarak sandığın kapağını yavaşça araladı. Kitabın meşin cildine dokunduğunda duyduğu o kadim koku, onu yıllar öncesine, çocukluğunun o unutulmaz kış günlerine götürdü. Kitabı dikkatle kucağına alıp masasına doğru yürüdü; lambanın sarı ışığı altında sayfaları tek tek çevirmeye başladı. Her sayfada geçmişin izlerini arıyor, zamanın durduğunu hissediyordu.
Kutup ışıkları veya bilimsel adıyla aurora, Güneş'ten gelen yüklü parçacıkların Dünya'nın manyetik alanı ile etkileşime girmesi sonucu gökyüzünde oluşan doğal ışımalardır. Güneş rüzgarlarıyla taşınan elektronlar ve protonlar, atmosferin üst tabakalarındaki oksijen ve azot atomlarıyla çarpışır. Bu çarpışma sırasında enerji kazanan atomlar, temel enerji seviyelerine dönerken dışarıya foton salarlar. Bu fotonlar, özellikle kutup bölgelerinde yeşil, mor ve kırmızı renklerin büyüleyici bir dansı olarak gözlemlenir. Bu olay, tamamen fiziksel enerji aktarımlarının atmosferik bir sonucudur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yapılan eşleştirmede: Yapay zekânın edebi metinler üretmesine dair tartışma metni (birinci metin) okuyucunun fikrini değiştirmeyi amaçlayan özellik ile; terk edilmiş kerpiç evi betimleyen metin (ikinci metin) zihinde görsellik uyandırmayı hedefleyen özellik ile; Ahmet Efendi'nin el yazmasını bulmasını konu alan öyküleyici metin (üçüncü metin) olayları devinim halinde sunan özellik ile; kutup ışıklarını açıklayan nesnel metin (dördüncü metin) ise okuyucuya bilgi vermeyi amaçlayan özellik ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Yapay zekâ hakkındaki tartışma metni okuyucunun fikrini değiştirmeyi amaçlayan özellik ile; kerpiç ev betimlemesi zihinde görsellik uyandırmayı hedefleyen özellik ile; Ahmet Efendi'nin öyküsü olayları devinim halinde sunan özellik ile; kutup ışıkları açıklaması ise okuyucuya nesnel bilgi vermeyi amaçlayan özellik ile bir araya gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metindeki ana düşünceyi ve anlatıcının tavrını inceleme
Metinde yapay zekânın yazarın yerini alacağı iddiasına karşı çıkılarak savunulan tezin temellendirildiği görülür.
Bu durum, bir düşünceyi çürütme amacı taşıyan tartışmacı anlatıma özgüdür.
2
İkinci metinde kullanılan kelimelerin işlevini ve görselliğini analiz etme
Metinde kerpiç evin mavi boyaları, kırık dökük kapısı ve yabani otlar kelimelerle resmedilmiştir.
Varlıkların niteliklerini sıralayarak zihinde izlenim uyandırmak betimleyici anlatımın özelliğidir.
3
Üçüncü metindeki hareket unsurlarını ve olay akışini saptama
Ahmet Efendi'nin sandığı bulması, kapağını açması ve masaya yürümesi gibi eylemler bir süreç içinde aktarılmıştır.
Olayların kişi, yer ve zaman ekseninde devinimle sunulması öyküleyici anlatımı gösterir.
4
Dördüncü metnin üslubunu ve bilgi aktarma amacını değerlendirme
Kutup ışıklarının oluşum süreci elektronlar, protonlar ve fotonlar üzerinden nesnel bir dille anlatılmıştır.
Nesnel bir konu hakkında bilgi vermeyi ve öğretmeyi amaçlayan bu üslup açıklayıcı anlatıma aittir.

Anahtar Kavram

Paragrafta kullanılan anlatım biçimlerinin (öyküleme, betimleme, açıklama, tartışma) ayırt edici yapısal ve işlevsel özelliklerini belirleme.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 349Soru

Yıllardır bu küçük serada, çölün o amansız sıcağından kurtardığım nadide bir kaktüs çiçeğinin açmasını bekliyorum. (I) Her sabah erkenden uyanıp toprağın nemini parmaklarımla kontrol etmek, ona hak ettiği şefkati göstermek benim için bir görevden öte, yaşam biçimi haline geldi. (II) Çevremdekiler bu çabamı beyhude bulup durdu, bir çiçeğin peşinden ömrümü heba ettiğimi söylediler ama ben onların bu sığ ve karamsar bakışlarına hiçbir zaman kulak asmadım. (III) Geçen k��ş yaşanan o beklenmedik don olayında çiçeği koruyacak önlemleri zamanında almadığım için yapraklarının bir kısmının sararmasına yol açtım ve bu ihmalim içimde hâlâ ince bir sızı olarak durur. (IV) Yine de tüm bu zorluklara rağmen, bir gün o eşsiz çiçeğin tüm ihtişamıyla serpileceğine ve seramı renklendireceğine dair inancımı en ufak bir tereddüt duymadan koruyorum.

Buna g��re, parçada numaralanmış cümleleri yansıttıkları baskın duygu veya karakter özelliğiyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Cümle
II. Cümle
III. Cümle
IV. Cümle

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. cümle 'İşine karşı derin bir özen ve sorumluluk bilinci gösterme', II. cümle 'Dış etkenlerden ve olumsuz eleştirilerden etkilenmeyerek kararlılık sergileme', III. cümle 'Kendi hatasından ve ihmalkarlığından ötürü pişmanlık (hayıflanma) duyma', IV. cümle 'Karşılaşılan olumsuzluklara rağmen geleceğe dair umut ve iyimserlik besleme' ifadeleriyle doğru şekilde eşleşir.
I. cümle özen ve sorumluluk bilincini, II. cümle olumsuz eleştirilere kulak asmayarak kararlılığı, III. cümle zamanında önlem almamanın getirdiği pişmanlığı, IV. cümle ise tüm zorluklara rağmen umut ve iyimserliği ifade ettiği için eşleştirmeler bu doğrultuda tamamlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
I. cümlenin duygu ve karakter analizini yapmak
I. cümledeki günlük nem kontrolü ve şefkat ifadeleri 'özen ve sorumluluk bilinci' ile örtüşür.
Karakterin işini ciddiye alma ve özen gösterme düzeyini belirlemek.
2
II. cümlenin duygu ve karakter analizini yapmak
II. cümledeki eleştirilere kulak asmama ifadesi 'kararlılık ve etki altında kalmama' ile örtüşür.
Karakterin dış görüşlerden bağımsız hareket etme özelliğini saptamak.
3
III. cümlenin duygu ve karakter analizini yapmak
III. cümledeki önlem almama ve sızı duyma ifadeleri 'ihmalkarlıktan doğan pişmanlık' ile örtüşür.
Karakterin geçmişteki hatasına yönelik duyduğu hayıflanmayı belirlemek.
4
IV. cümlenin duygu ve karakter analizini yapmak
IV. cümledeki tüm zorluklara rağmen inancını koruma ifadesi 'geleceğe dair umut ve iyimserlik' ile örtüşür.
Karakterin geleceğe yönelik pozitif beklentisini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Paragraftaki cümlelerin yansıttığı baskın duygu durumlarını ve karakter özelliklerini saptama.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 350Soru

(I) Portre fotoğrafçılığında ışık, öznenin duygusal derinliğini ve karakterini yansıtmanın en güçlü aracı olarak kabul edilir. (II) Klasik dönemden bu yana fotoğraf ustaları, yanal ışık ve gölge oyunlarıyla derinlik algısını artırarak yüzdeki çizgilerin arkasındaki anlamı aramışlardır. (III) Özellikle doğal ışığın kontrol edilemeyen anlık değişimi, fotoğrafçıyı sezgisel bir yaratıcılığa ve benzersiz anları yakalamaya yönlendirir. (IV) Günümüz dijital dünyasında ise geleneksel ışık kurulumlarının ve fiziki stüdyo donanımlarının yerini gelişmiş yazılımlar ve yapay zekâ simülasyonları almaktadır. (V) Artık çekim sonrasında tek bir bilgisayar programı aracılığıyla yapay ışık kaynaklarının açısı, yoğunluğu ve hatta rengi milimetrik olarak değiştirilebilmektedir. (VI) Bu yeni teknolojik imkânlar, fotoğrafçıya çekim anındaki fiziki koşullardan bağımsız olarak hayal ettiği atmosferi masa başında kurgulama özgürlüğü sunmaktad��r.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle ile başlayan bölüm (IV numaralı cümle)
Dördüncü cümleden itibaren yazar, portre fotoğrafçılığında ışığın sanatsal ve klasik kullanımından sıyrılarak konuyu dijital yazılımlar ve yapay zekâ simülasyonları gibi teknolojik gelişmelere taşımıştır. Bu durum, metinde yeni bir düşünce halkasının başladığını gösterir. Bu nedenle parça dördüncü cümleden başlanarak iki paragrafa bölünmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tüm cümlelerin anlamca ve yapıca bağları analiz edilir.
İlk üç cümlede (I, II, III) portre fotoğrafçılığında ışığın geleneksel ve sanatsal yönü, özellikle de doğal ışıkla kurulan ilişki işlenmektedir.
Paragrafın ana temasını ve bu temaya yönelik ilk bakış açısını belirlemek için.
2
Konunun yön değiştirdiği veya yeni bir bakış açısının sunulduğu cümle tespit edilir.
Dördüncü cümlede (IV) 'dijital dünya', 'yazılımlar' ve 'yapay zekâ' kavramları getirilerek fotoğrafçılıkta ışığın teknolojik boyutu anlatılmaya başlanmıştır.
İkinci paragrafın başlangıç noktasını oluşturacak konu geçişini bulmak için.
3
Sonraki cümlelerin (V, VI) bu yeni konunun devamı olup olmadığı kontrol edilir.
Beşinci ve altıncı cümleler dijital yazılımlarla yapılan ışık manipülasyonunun detaylarını ve fotoğrafçıya sunduğu özgürlüğü anlatarak dördüncü cümleyle başlayan konuyu devam ettirmektedir.
Geçiş noktasından sonraki bütünlüğü doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Paragrafı iki paragrafa bölmede düşüncenin akış yönünün değiştiği ilk cümleyi (yeni bir konunun/bakış açısının başladığı yeri) belirleme.
Soru 351Soru

Bergama’daki antik kütüphanenin loş dehlizlerine adım attığınızda, zamanın durduğunu hissedersiniz. Duvarlardaki solgun freskler, yüzyıllar öncesinin hikâyelerini fısıldar gibidir. Yüksek tavanlardan süzülen ince toz zerreleri, parşömen kokan havada asılı kalmıştır. Burası, sadece bir taş yığını değil; bilginin korunduğu kutsal bir sığınaktır. Bazı ara��tırmacılar, dijital arşivlerin bu tür fiziksel mekânların yerini tamamen alacağını savunuyor. Oysa kütüphanenin kokusunu içine çekmeden, o kalın ciltlerin ağırlığını hissetmeden yapılan bir okuma, ruhsuz bir veri taramasından başka nedir ki? Gerçek bir kütüphane, insanı geçmişe bağlayan canlı bir köprüdür; dijital ekranlar ise sadece bu köprünün soğuk birer fotoğrafıdır.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olaylar, okura bir devinim içinde, kişi ve zaman unsurlarına bağlı bir akışla sunulmuştur.

Cevap

Olaylar, okura bir devinim içinde, kişi ve zaman unsurlarına bağlı bir akışla sunulmuştur.
Metinde öyküleyici anlatımın temel unsurları olan olay, kişi, zaman ve devinim (hareket) bulunmamaktadır. Metin daha çok kütüphane ortamını betimlemekte ve dijitalleşmenin okuma kültürüne etkisini tartışmaktadır. Bu nedenle olayların bir devinim içinde aktarıldığını belirten seçenek söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anlatım biçimlerini ve tekniklerini belirlemek amacıyla paragrafı analiz etmek.
Metinde gözleme dayalı tasvirler ('loş dehlizler', 'solgun freskler') ve bir düşünceyi tartışma havası içinde sorgulama ('nedir ki?') olduğu tespit edilmiştir.
Anlatım biçimlerini doğru saptayabilmek için metindeki üslup ve amaç belirlenmelidir.
2
Seçeneklerde verilen özelliklerin metindeki karşılıklarını kontrol etmek.
Gözleme dayalı betimleme (izlenim kazandırma), karşılaştırma (fiziksel vs dijital), tartışma (soru sorma ve görüşe karşı çıkma) ve tanımlama ('kütüphane... köprüdür') metinde yer alırken; öykülemeye (olay örgüsü, kişi, zaman, devinim) yer verilmediği bulunmuştur.
Her seçeneğin doğruluğunu metindeki ifadelerle eşleştirerek yanlış olan anlatım özelliğini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Biçimleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları
Soru 352Soru

Gençlik yıllarımda, ��nüme serilen uçsuz bucaksız zamanı hiç bitmeyecek bir hazine sanırdım. Günlerimi, geleceğe dair büyük planlar yapıp hiçbirini hayata geçirmeyerek, sadece rüzgârın beni savurduğu yöne doğru sürüklenerek geçirdim. Kütüphanemin rafında açılmadan bekleyen o nadide eserler, yarım bırakılmış resim tuvalim ve hiç başlanmamış mektuplar... Şimdi aynaya her baktığımda, saçlarımdaki beyazların arasında eriyip giden o altın fırsatları görüyorum. Keşke o günlerde zamanın değerini biraz olsun kavrayabilseydim, ellerimden kayıp giden günleri daha anlamlı işlerle doldurabilseydim. Bugün geriye dönüp baktığımda elimde kalan tek şey, o üretken olabileceğim yılları hoyratça harcamış olmanın getirdiği o derin iç sızısı.

Bu parçadaki yazarın içinde bulunduğu baskın duygu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hayıflanma

Cevap

Hayıflanma
Yazar geçmişte zamanını boşa harcadığını, yapmak istediği planları gerçekleştiremediğini belirterek 'Keşke o günlerde zamanın değerini biraz olsun kavrayabilseydim...' ifadesiyle geçmişe yönelik bir pişmanlık ve üzüntü dile getirmektedir. Edebiyatta kişinin geçmişte yapmadığı ya da elinden kaçırdığı fırsatlar için duyduğu bu üzüntüye 'hayıflanma' denir. Bu nedenle yazarın içinde bulunduğu baskın duygu hayıflanmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri ve ifadeleri belirlemek
"Keşke o günlerde... kavrayabilseydim", "ellerimden kayıp giden günleri... doldurabilseydim" ve "yılları hoyratça harcamış olmanın getirdiği o derin iç sızısı" ifadeleri tespit edilir.
Yazarın geçmişteki eylemlerine veya eylemsizliklerine yönelik hissettiği duyguyu bulmak.
2
Kavramsal tanım yapmak
Geçmişte yapılmayan veya kaçırılan fırsatlar için duyulan üzüntüye "hayıflanma" denir.
Metindeki duygu ifadesinin Türkçe edebiyat terimlerindeki karşılığını eşleştirmek.
3
Bulunan duyguyu seçeneklerle karşılaştırmak
Yazarın hissettiği üzüntü ve pişmanlık durumu doğrudan hayıflanma duygusu ile örtüşmektedir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Duygu Analizi ve Hayıflanma Kavramı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 353Soru

Aşağıda karışık olarak verilen cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanmış doğru dizilimini belirleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama 'Harita, yeryüzünün nesnel...' ile başlayan, sırasıyla 'Aslında haritacılık...', 'Çünkü çizgi...', 'Bu durum, boşluk...' ve 'Dolayısıyla kartograf...' şeklinde devam eden sıralamadır.
Anlamlı bir bütün oluşturabilmek için öncelikle kendinden önce bir cümleye ihtiyaç duymayan 'Harita, yeryüzünün nesnel...' ifadesi giriş cümlesi seçilir. Ardından haritacılık tarihindeki sınır çizimlerine değinen cümle getirilir. Sınır çizme eylemi 'Çünkü çizgi...' ifadesiyle gerekçelendirilir. Bu durumun ideolojik boyutu 'Bu durum...' cümlesiyle açıklanır. Son olarak 'Dolayısıyla...' bağlacıyla haritacının konumu belirlenerek paragraf tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş cümlesinin belirlenmesi.
Giriş cümlesi 'Harita, yeryüzünün nesnel bir kopyası olmaktan ziyade, iktidarın mekânı kendi arzusu doğrultusunda yeniden kurgulama aracıdır.' olmalıdır.
Bu cümle kendinden önce bir yargı gerektirmeyen, konuyu doğrudan açan bağımsız bir ifadedir.
2
Giriş cümlesini açan ikinci cümlenin tespiti.
İkinci cümle 'Aslında haritacılık tarihi boyunca sınırların çizilmesi...' olmalıdır.
Haritanın iktidar aracı olmasını tarihsel süreçte sınır çizme ve egemenlik alanı kurma bağlamıyla ilişkilendirir.
3
Sınır kavramına getirilen açıklamanın bulunması.
Üçüncü cümle 'Çünkü çizgi, sadece iki bölgeyi...' olmalıdır.
'Çünkü çizgi' ifadesiyle bir önceki cümlede yer alan 'sınırların çizilmesi' eyleminin içeriğini ve mantığını gerekçelendirir.
4
Sonuç doğuran durumun tespiti.
Dördüncü cümle 'Bu durum, boşluk olarak görülen alanların...' olmalıdır.
'Bu durum' zamiri bir önceki cümlede sunulan çizginin sınırlandırma ve belirleme niteliğine atıfta bulunarak bunun ideolojik sonucunu sunar.
5
Sonuç cümlesinin belirlenmesi.
Beşinci cümle 'Dolayısıyla kartograf, tarafsız bir bilim insanı...' olmalıdır.
'Dolayısıyla' bağlacı paragraftaki tüm fikir zincirini mantıksal bir yargıyla noktalar.

Anahtar Kavram

Cümleler arası mantıksal, kronolojik ve dil bilgisel bağlantıların (gönderme sözcükleri, gerekçe ve sonuç bağlaçları) analizi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 354Soru

Bir yazarın üslubunu biçimlendiren en önemli unsurlardan biri, dildeki tercihidir. Edebi eserlerde, düşüncelerin sanatsal bir kaygı güdülmeden, dilin doğal imkânları kullanılarak aktarılması, okurun metne nüfuz etmesini kolaylaştırır. Yazarın, imgelerin arkasına sığınarak karmaşık ve anlaşılması güç dünyalar kurmaktansa gerçeği olduğu gibi, söz sanatlarına boğmadan doğrudan sunması, anlatıma içten ve gösterişsiz bir hava katar. Bu tavır, okurda yapay bir çabadan uzak durulduğu izlenimini uyandırır.

Bu parçada vurgulanan anlatım ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalınlık

Cevap

Yalınlık
Parçada geçen 'sanatsal bir kaygı güdülmeden', 'söz sanatlarına boğmadan doğrudan sunması' ve 'gösterişsiz' ifadeleri, yazarın üslubunda süsten ve yapaylıktan kaçındığını göstermektedir. Edebi anlatımda süs, sanat ve özentiden uzak durmayı karşılayan temel ilke yalınlıktır. Bu nedenle yalınlık ilkesini ifade eden seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri ve ifadeleri belirleme.
Metinde geçen 'sanatsal bir kaygı güdülmeden', 'söz sanatlarına boğmadan doğrudan sunması' ve 'gösterişsiz' ifadeleri tespit edilmiştir.
Yazarın dildeki ve anlatımdaki öncelikli hedefini saptamak için anahtar ifadeleri bulmak gerekir.
2
Anahtar ifadelerin hangi anlatım niteliğine karşılık geldiğini çözümleme.
Anlatımın süsten, sanattan, mecazlardan ve gösterişten uzak, sade bir şekilde kurulması 'yalınlık' (sadelik) ilkesi ile doğrudan ilişkilidir.
Bulunan anahtar kavramları Türkçedeki anlatım ilkelerinin teorik tanımlarıyla eşleştirmek gerekir.
3
Doğru anlatım ilkesini seçip diğer çeldiricileri eleme.
Doğru cevap yalınlık olarak belirlenir. Gereksiz kelime bulunmaması (duruluk), kolay okunabilme (akıcılık), yoğun anlam taşıma (özlülük) ve tek bir anlama gelme (açıklık) özellikleri elenir.
Metindeki ana odak olan 'gösterişsizlik ve sadelik' durumunu kesinleştirip diğer ilkelerin sınırlarını korumak amacıyla eleme yapılır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri (Yalınlık / Sadelik)
Soru 355Soru

Bir sanatçının anlatımında pürüzsüzlük araması son derece doğaldır ancak bunu yaparken kelime tasarrufunu elden bırakmamalıdır. Bir yazarın 'yaşanmış eski hatıralarını kendi iç dünyasındaki gizli sırlarıyla' harmanladığını söylemesi, sözcük seçimi bakımından sorunludur. Hatıra zaten yaşanmış olandır, sır ise doğası gereği gizlidir. Bu tür kullanımlar anlatımın niteliğini zedeler.

Bu parçada eleştirilen yazarın anlatımında, aşağıdaki anlatım ilkelerinden hangisinin ihlal edildiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duruluk

Cevap

Parçada eleştirilen yazarın anlatımında duruluk ilkesi ihlal edilmiştir.
Anlatımda gereksiz sözcüklerin kullanılması, duruluk ilkesine aykırıdır. 'Yaşanmış eski hatıra' ifadesinde hatıra zaten yaşanmış ve eski olandır; 'gizli sır' ifadesinde ise sır zaten gizli olandır. Dolayısıyla bu ifadelerde gereksiz sözcük kullanılarak duruluk ilkesi ihlal edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki eleştiri odağını belirleme
Yazarın 'yaşanmış eski hatıra' ve 'gizli sır' ifadelerini kullanmasının sözcük seçimi yönünden sorunlu olduğu belirtilmiştir.
Sorunun kaynağını tespit etmek için yazarın eleştirilen ifadelerindeki dilsel özelliği analiz etmek gerekir.
2
Eleştirilen ifadelerin anlamsal özelliklerini inceleme
'Hatıra' zaten yaşanmış bir olaydır, bu yüzden başına 'yaşanmış eski' getirilmesi gereksizdir. Benzer şekilde 'sır' da doğası gereği 'gizli' olur, bu nedenle 'gizli sır' ifadesindeki 'gizli' sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.
Kelimelerin anlamca birbirini kapsayıp kapsamadığını kontrol ederek gereksiz sözcük kullanımını doğrulamak gerekir.
3
Elde edilen bulguyu anlatım ilkeleriyle eşleştirme
Gereksiz sözcük kullanımından kaçınma kuralı 'duruluk' ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla duruluk ilkesi ihlal edilmiştir.
Anlatım ilkelerinin tanımlarını hatırlayarak gereksiz sözcük kullanımının hangi ilkenin ihlali olduğunu saptamak son adımdır.

Anahtar Kavram

Duruluk ilkesi, cümlede gereksiz sözcüklerin bulunmamasını, aynı anlama gelen ya da birbirini anlamca kapsayan kelimelerin bir arada kullanılmamasını ifade eder.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 356Soru

Yıllardır bu daracık makine dairesinde, film şeritlerinin çıkardığı o ritmik sesle adeta zamanı durdurarak ömür tükettim. (I) Şimdilerde dijital ekranların soğuk ışığı salonları birer birer kaplarken köhneleşmiş emektar makinemizin dişlilerine bakıp 'Ne güzel günlerdi o telaşlı, heyecanlı koşturmalarımız,' diyorum iç çekerek. (II) Teknolojinin bu amansız, durdurulamaz hızına ayak uyduramadık belki de; devir tamamen değişti ve biz oyunun dışında kaldık, artık bunu olgunlukla kabullenmekten başka seçeneğimiz kalmadı. (III) Ama yine de o eski gümüş beyazı perdelerden süzülen ışık huzmesinin salonda yarattığı büyüleyici, masalsı atmosferi hiçbir modern teknolojiye değişmem; bu loş mekân benim sığınağımdı. (IV) Şimdi koca salon bomboş kalmış olsa dahi her sabah makine dairesine girip o eski projektörü özenle temizlemekten, paslı dişlileri yağlamaktan asla vazgeçmeyeceğim.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle yansıtılan baskın duygu veya karakter özellikleri aşağıda verilmiştir.

Buna göre, parçadaki numaralanmış cümleleri ifade ettikleri baskın duygu veya karakter özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Cümle
II. Cümle
III. Cümle
IV. Cümle

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle Özlem, ikinci cümle Kabulleniş, üçüncü cümle Bağlılık, dördüncü cümle ise Kararlılık ile eşleşmelidir.
Paragraftaki cümleler incelendiğinde; geçmişe özlem duyulması birinci cümlede, durumun çaresizce kabul edilmesi ikinci cümlede, mesleğe ve mekâna bağlılık üçüncü cümlede ve ne olursa olsun vazgeçmeme iradesi dördüncü cümlede açıkça verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki birinci cümle okunarak 'Ne güzel günlerdi...' ifadesi ile geçmişe duyulan his analiz edilir.
Bu ifadenin geçmiş günleri arama ve özleme duygusuna (Özlem) karşılık geldiği saptanır.
Geçmişe yönelik olumlu anıların iç çekerek yâd edilmesi doğrudan özlem duygusunu belirtir.
2
İkinci cümle incelenerek değişen devrin getirdiği sonuçlara karşı takınılan tavır belirlenir.
Cümledeki 'artık bunu olgunlukla kabullenmekten başka seçeneğimiz kalmadı' ifadesinin Kabulleniş duygusunu yansıttığı görülür.
Değişimi engelleme gücünün kalmadığı bir durumda durumu rıza göstererek kabul etme kabulleniş anlamına gelir.
3
Üçüncü cümledeki anlatıcının mekana ve sinema sanatına bakış açısı çözümlenir.
Cümlede geçen 'hiçbir modern teknolojiye değişmem' ve 'sığınağımdı' sözlerinin Bağlılık kavramıyla uyuştuğu anlaşılır.
Bir unsuru her şeye yeğleme ve ona sığınma, o unsura duyulan güçlü sevgiyi ve bağlılığı ifade eder.
4
Dördüncü cümledeki gelecek planı ve sergilenen irade değerlendirilir.
Cümledeki 'asla vazgeçmeyeceğim' kararlı duruşunun Kararlılık karakter özelliğiyle örtüştüğü tespit edilir.
Zor koşullara (salonun boş kalması) rağmen eyleminden geri adım atmama niyeti kararlılık göstergesidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta karakterin duygu dünyasını, hayata ve olaylara yaklaşımındaki baskın özellikleri metindeki anahtar kelimeler ve ifadeler üzerinden analiz etme.
Soru 357Soru

(I) Güneş saatleri, zamanı Güneş'in gökyüzündeki konumuna göre ölçen en eski zaman ölçme araçlarındandır. (II) Bu saatler, yatay veya dikey bir yüzey üzerine yerleştirilen bir milin gölgesinin hareket etmesi esasına dayanır. (III) İlk örneklerine Antik Mısır ve Babil'de rastlanan bu araçlar, yüzyıllar boyunca zamanı belirlemede insanlığın ana başvuru kaynağı olmuştur. (IV) Günümüzde ise zamanı ölçmek için mekanik ve dijital saat teknolojileri tercih edilmektedir. (V) Bu modern saatler, içlerindeki mekanik çarklar veya elektrik devreleri sayesinde zamanı günün her saatinde, bulutlu havalarda bile kesintisiz gösterir. (VI) Hatta son yıllarda yaygınlaşan akıllı saatler, zaman�� göstermenin ötesine geçerek sağlık ve spor verilerimizi de takip etmektedir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV. cümle
IV. cümleye kadar güneş saatlerinin işlevi, çalışma şekli ve tarihi üzerinde durulurken bu cümleden itibaren günümüz saat teknolojilerine geçilerek yeni bir konuya başlanmıştır. Dolayısıyla parça bu cümleden itibaren bölünmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki cümlelerin konularını belirleme
İlk üç cümlede (I, II ve III) güneş saatlerinin tanımı, çalışma mantığı ve tarihçesi ele alınmıştır. Dördüncü cümleden (IV) itibaren ise günümüzde kullanılan mekanik ve dijital saat teknolojilerine geçilmiştir.
Paragrafı ikiye bölmek için konunun değiştiği ya da yeni bir bakış açısının geliştirildiği ilk cümleyi tespit etmek gerekir.
2
Giriş cümlesi olabilme özelliğini kontrol etme
IV. cümle bağımsız bir giriş cümlesi niteliğindedir ve kendinden önceki güneş saatleri anlatımına doğrudan bağlı değildir.
İkinci paragrafın ilk cümlesi bağımsız bir giriş cümlesi yapısında olmalı, kendinden önce bir anlatım varmış izlenimi uyandırmamalıdır.
3
Doğru seçeneği belirleme
İkinci paragrafın başlangıç noktası IV. cümledir.
Konu değişikliği IV. cümle ile başladığı için parça bu noktadan ikiye ayrılmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta konunun değiştiği yeri bularak metni ikiye bölme
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 358Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen numaralanmış yazar üsluplarına dair değerlendirmeleri, sağ sütunda verilen uygun anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Öykülerindeki her kelime adeta kuyumcu titizliğiyle yerleştirilmiş; anlatımda hiçbir fazlalığa yer verilmemiştir. Cümlelerinden tek bir kelimeyi bile çıkardığınızda yapının bozulduğu görülür.
Anlatımında hiçbir gösterişe, ağdalı sözcüğe, mecazlı ve sanatlı ifadelere rastlayamazsınız. Düşüncelerini süslemeden, olabildiğince sade ve gösterişsiz bir biçimde aktarır.
Onun yapıtlarındaki tek bir cümle, sayfalarca sürecek felsefi ve toplumsal tahlillerin özünü barındırır. Çok az söz kullanarak okura geniş bir anlam dünyası sunar.
Metinlerini okurken zihniniz pürüzsüz bir yolda ilerler gibi hisseder. Telaffuz güçlüğü yaşatacak yabancı veya kulağı tırmalayan kelimelerden kaçındığı için cümleler su gibi akar gider.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk ifade Duruluk ilkesiyle, ikinci ifade Yalınlık ilkesiyle, üçüncü ifade Özlülük ilkesiyle, dördüncü ifade ise Akıcılık ilkesiyle eşleşmektedir.
Duruluk ilkesi gereksiz sözcük barındırmamayı; yalınlık ilkesi sanatsız ve sade söyleyişi; özlülük ilkesi az sözle çok şey anlatmayı; akıcılık ilkesi ise telaffuz kolaylığı ve pürüzsüz anlatımı ifade ettiğinden, verilen yazar değerlendirmeleri sırasıyla bu kavramlarla örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk yazar değerlendirmesini incelemek.
Değerlendirmede geçen 'hiçbir fazlalığa yer verilmemesi' ve 'kelime çıkarıldığında yapının bozulması' ifadelerinin duruluk ilkesine işaret ettiği tespit edildi.
Duruluk, anlatımda gereksiz sözcük bulunmaması durumudur.
2
İkinci yazar değerlendirmesini incelemek.
Değerlendirmede geçen 'gösterişe, ağdalı sözcüğe, mecazlı ve sanatlı ifadelere yer verilmemesi' özelliğinin yalınlık ilkesine karşılık geldiği saptandı.
Yalınlık (sadelik), süsten ve sanatsal ögelerden arındırılmış bir anlatımı ifade eder.
3
Üçüncü yazar değerlendirmesini incelemek.
Değerlendirmede geçen 'tek bir cümlenin sayfalarca sürecek tahliller barındırması' ve 'az söz kullanarak geniş anlam sunması' özelliklerinin özlülük ilkesiyle eşleştiği belirlendi.
Özlülük, az sözcükle çok ve derin anlamlar ifade etme becerisidir.
4
Dördüncü yazar değerlendirmesini incelemek.
Değerlendirmede geçen 'telaffuz güçlüğü yaşatacak kelimelerin bulunmaması' ve 'anlatımın su gibi akması' ifadelerinin akıcılık ilkesini nitelediği görüldü.
Akıcılık, ses akışını bozan pürüzlerin olmaması ve metnin kolayca okunabilmesidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 359Soru

Yukarıda karışık olarak verilen cümlelerin anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturabilmesi için doğru sıralama nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I - II - III - IV - V sıralaması ile anlamlı ve kurallı bir paragraf oluşturulur.
Doğru sıralamada cümleler birbirine anlamsal ve yapısal köprülerle bağlanmıştır. İlk cümledeki tanım, ikinci cümledeki süreç ifadesiyle sürdürülmüş; bu süreç üçüncü cümlede 'simülakr' sonucuna bağlanmış; dördüncü cümlede bu durumun 'hipergerçeklik' evrenini doğurduğu belirtilmiş ve son cümlede ise 'Sonuçta' ifadesiyle bu yeni evrendeki durum netleştirilerek paragraf sonlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ilk cümlesi olabilecek, kendinden önceki bir yarg��ya bağımlı olmayan bağımsız giriş cümlesini bulmak.
I. cümlenin giriş cümlesi olduğu saptanır.
I. cümle, Baudrillard'ın simülasyon tanımını yaparak konuyu genel bir çerçevede başlatır ve hiçbir bağlayıcı referans sözcük içermez.
2
Giriş cümlesindeki kavramların ve anahtar kelimelerin izini sürerek ikinci cümleyi tespit etmek.
II. cümlenin ikinci sırada yer alması gerektiği saptanır.
II. cümledeki 'Bu üretim sürecinde' ifadesi, I. cümledeki 'yeniden üretilmesidir' söz öbeğine doğrudan bağlanır.
3
İkinci cümleden sonra mantıksal akışı sürdüren ve aşamalı değişimi gösteren ifadeyi bulmak.
III. cümlenin üçüncü sırada yer alması gerektiği saptanır.
III. cümledeki 'Bu aşamalı dönüşümün' ifadesi, II. cümledeki 'aşamalı olarak... bırakır' belirlemesini devam ettirerek kavramı 'simülakr' tanımına ulaştırır.
4
Simülakr kavramının yol açtığı durumu açıklayan sonraki bağlantıyı kurmak.
IV. cümlenin dördüncü sırada yer alması gerektiği saptanır.
IV. cümledeki 'simülakrların hâkimiyet kurması' ifadesi, III. cümlenin sonundaki 'simülakr' kavramına doğrudan bağlanır ve yeni bir kavram olan 'hipergerçeklik' evrenini açar.
5
Paragrafı sonlandıracak yargı ilişkisini kurmak.
V. cümlenin son sırada yer alması gerektiği saptanır.
V. cümledeki 'Sonuçta' bağlacı ve 'bu yeni evrende' ifadesi, IV. cümledeki 'hipergerçeklik evrenini' işaret ederek paragrafın mantıksal akışını tamamlar.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlam ve Cümlelerin Mantıksal Sıralanması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 360Soru

Eleştirmenler, son yapıtımdaki dilin süssüz, sanatsız ve tamamen gündelik konuşma dilinin içtenliğiyle kurulduğunu belirterek beni takdir ediyorlar. Bu saptama kısmen doğrudur; ben de yazarken kelimeleri özenle seçip onları allayıp pullamaktan hoşlanmam. Ancak bu tutum, metnin kapılarının okura zahmetsizce açıldığı anlamına gelmez. Cümlelerimin her biri, dikkatli bir zihnin kazdıkça yeni koridorlar bulacağı, ilk bakışta görünmeyen zengin birer anlam deposudur. Dolayısıyla kolay okunabilen bu satırların ardında, okuru uzun uzun düşündürecek bir derinlik gizlidir.

Bu parçada yazarın kendi yapıtlarıyla ilgili olarak vurguladığı anlatım nitelikleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalınlık - Yoğunluk

Cevap

Yalınlık - Yoğunluk
Yazarın dilinin süssüz ve sanatsız olduğunu, kelimeleri allayıp pullamadığını söylemesi doğrudan yalınlık ilkesini örnekler. Cümlelerin ilk bakışta görünmeyen anlam depoları olması ve derinlik barındırması ise yoğunluk ilkesini açıklar. Bu nedenle doğru nitelikler yalınlık ve yoğunluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki üslup özelliklerinin tespit edilmesi
Yazarın 'süssüz, sanatsız' bir dil kullanması ve kelimeleri 'allayıp pullamaktan' kaçınması, edebi süslerden uzak yalın bir anlatım biçimini (yalınlık) tercih ettiğini gösterir.
Yalınlık ilkesini belirlemek.
2
Metindeki anlam özelliklerinin incelenmesi
Cümlelerin 'kazdıkça yeni koridorlar buldurması', 'ilk bakışta görünmeyen zengin anlam deposu' olması ve 'derinlik gizlemesi', metnin yüzeysel değil çok katmanlı olduğunu (yoğunluk) gösterir.
Yoğunluk ilkesini belirlemek.
3
Niteliklerin sırasıyla eşleştirilmesi ve doğru seçeneğin bulunması
İlk olarak belirlenen üslup özelliği yalınlık, ikinci olarak belirlenen anlam özelliği ise yoğunluktur. Bu iki nitelik sırasıyla 'Yalınlık - Yoğunluk' seçeneğinde yer almaktadır.
Sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Anlatım ilkelerinden yalınlık ve yoğunluk kavramlarının paragraf analiziyle belirlenmesi
ÖncekiSayfa 18 / 66Sonraki
Paragrafta Anlam Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 18 | Examkin