Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 questions

Question 301Question

Kıta sahanlığının dar olduğu derin kıyılarda akarsuların biriktirme yapması güçleştiğinden delta ovalarının gelişimi kısıtlanır. Türkiye'nin Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında dağların uzanış biçimine bağlı olarak delta oluşumunun sınırlı kaldığı pek çok alan bulunmaktadır. Ancak bu bölgelerde yer alan Çukurova, Bafra ve Çarşamba gibi ovalar, dağların kıyıya paralel uzandığı bu kuşaklarda devasa birer birikim sahası oluşturmuştur. Bu ovaların ortak oluşum avantajı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dağların kıyı çizgisinden daha geride yükselmeye başlamasıyla kıta sahanlığının genişlemiş olması

Answer

Çukurova, Bafra ve Çarşamba gibi ovaların geniş delta alanları olarak gelişebilmesinin temel nedeni, bu bölgelerde dağların kıyı çizgisinin daha gerisinden yükselmesi ve buna bağlı olarak kıta sahanlığının geniş (kıyının sığ) olmasıdır.
Doğru cevap olan ifade, bu ovaların bulunduğu alanlarda dağların kıyıdan uzaklaştığını ve kıta sahanlığının genişlediğini belirtmektedir. Çukurova ve Samsun kıyılarında kıyı sığ olduğu için akarsuların taşıdığı alüvyonlar denizi kolayca doldurabilmiş ve geniş ovalar meydana getirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kıta sahanlığı ve delta oluşumu arasındaki ilişkiyi belirleme
Delta oluşumu için en temel şartlardan biri kıyının sığ olmasıdır. Derin kıyılarda alüvyonların birikmesi ve deniz seviyesine ulaşması çok daha zordur.
Birikimin gerçekleşebilmesi için uygun bir jeomorfolojik taban (şelf alanı) gereklidir.
2
Söz konusu ovaların topografik özelliklerini analiz etme
Adana (Çukurova) ve Samsun (Bafra, Çarşamba) çevresinde Toros ve Canik Dağları kıyıdan oldukça içeride yer alır. Doğu Karadeniz veya Teke-Taşeli platolarının aksine kıyı hemen derinleşmez.
Dağların geriden başlaması, denizin iç kısımlara doğru sığ kalmasını sağlar.
3
Genel kural ve istisnaları karşılaştırma
Dağların paralel uzanması kural olarak şelfi daraltır; ancak bu bölgeler yer şekillerinin geriden başlaması sayesinde istisna oluşturarak Türkiye'nin en büyük deltalarına ev sahipliği yapar.
Kıta sahanlığının genişliği, dağların uzanış doğrultusundan ziyade kıyıya olan mesafesiyle doğrudan ilişkilidir.

Key Concept

Delta Oluşumu ve Kıta Sahanlığı İlişkisi
Estimated Time:55s
Question 302Question

Türkiye'de dış kuvvetlerin ve yer yapısının etkisiyle şekillenen erozyon ve heyelan olayları; gelişim hızları, etki derinlikleri ve bölgesel dağılışları bakımından belirgin farklar arz eder. Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinde farklı şiddetlerde görülen bu jeomorfolojik süreçlerin karakteri, uygulanacak müdahale yöntemlerinin başarısını da doğrudan etkilemektedir.

Buna göre, Türkiye'deki erozyon ve heyelan süreçlerinin özellikleri ve bu süreçlerin yönetimiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Heyelanlar, litolojik yapı ve eğim özellikleri nedeniyle toprağın derin katmanlarıyla birlikte kütle halinde hareket etmesi sonucu oluştuğu için ağaçlandırma ile kesin çözüm sağlanamazken; erozyon yüzeysel bir süpürülme süreci olduğundan bitki örtüsüyle büyük oranda önlenebilir.

Answer

Heyelanlar derin kütle hareketleri olduğu için ağaçlandırma ile tamamen engellenemez, ancak yüzeysel bir süreç olan erozyon bitki örtüsüyle kontrol edilebilir.
Doğru ifade, heyelan ve erozyonun etki derinliği farkına vurgu yapmaktadır. Heyelan, ana kayanın üzerindeki tabakanın bir bütün olarak yer değiştirmesidir ve genellikle yer çekimi, eğim ve litolojik (killi) yapı tarafından tetiklenir. Bu kütle hareketi ağaç köklerinin tutunma derinliğinden çok daha derinde gerçekleşebilir. Erozyon ise su ve rüzgarın etkisiyle toprağın sadece en üst kısmının aşındırılmasıdır; bu nedenle bitki örtüsü toprağı korumada erozyona karşı çok daha etkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Olayların derinlik mekanizmasını analiz et.
Heyelan derin bir tabaka hareketidir, erozyon ise toprağın üst kısmının (A horizonu) süpürülmesidir.
Müdahale yöntemlerinin etkinliği olayların fiziksel boyutuyla doğrudan ilgilidir.
2
Müdahale yöntemi olan ağaçlandırmanın etkisini değerlendir.
Ağaç kökleri heyelanın gerçekleştiği kayma yüzeyine (derin tabakaya) kadar inemediği için heyelanı durduramaz, ancak yüzeydeki erozyonu kök ve dal sistemleriyle engeller.
Bitki örtüsü yüzey akışını yavaşlatır ve toprağı yüzeysel olarak tutar.
3
Bölgesel ve mevsimsel faktörleri (Karadeniz - İlkbahar) kontrol et.
Karadeniz'de heyelanların ilkbaharda artması yağış mevsiminden değil, kar erimelerinden kaynaklanır.
Kar erimeleri toprağı yavaş yavaş ve derinlemesine suya doygun hale getirir.

Key Concept

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Mekanizma Farklılıkları
Question 303Question

Türkiye'nin Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında dağların kıyı çizgisine paralel uzanması "Boyuna kıyı tipi"nin oluşmasına yol açmıştır. Bu kıyı tipinin görüldüğü alanlarda genellikle kıta sahanlığı (şelf) dar ve kıyı derindir. Ancak Orta Karadeniz (Samsun çevresi) ve Adana bölümünde (Çukurova) bu genel durumun aksine geniş delta ovaları oluşmuştur.

Buna göre, sözü edilen alanlarda delta ovası oluşumunu mümkün kılan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dağların kıyı çizgisinden itibaren daha iç kesimlerde (geride) yükselmeye başlaması

Answer

Delta oluşumunu sağlayan temel faktör, dağların kıyı çizgisinden daha geride yükselmesiyle kıta sahanlığının genişlemesidir.
Türkiye'de boyuna kıyıların genel özelliği kıta sahanlığının dar olmasıdır. Ancak Orta Karadeniz ve Çukurova gibi alanlarda dağlar kıyıdan uzaklaşarak (iç kesimlerden başlayarak) yükselir. Bu durum kıta sahanlığını genişletir ve sığ bir deniz ortamı yaratarak akarsuların taşıdığı alüvyonların kıyıda birikip delta ovalarını oluşturmasına temel zemin hazırlar.

Step-by-Step Solution

1
Kıyı tipi ve yer şekli ilişkisini analiz etme
Boyuna kıyılarda dağlar paralel olduğu için kıta sahanlığı dardır, bu da delta oluşumunu zorlaştırır.
Delta oluşumu için denizin sığ olması ve birikimin gerçekleşebileceği geniş bir taban (şelf) gereklidir.
2
Bölgesel istisnaları değerlendirme
Samsun ve Çukurova çevresinde dağlar kıyıdan uzaklaştığı için bu alanlarda kıta sahanlığı genişlemiştir.
Dağların kıyıdan geride başlaması, deniz tabanının sığ kalmasını sağlayarak alüvyonların birikmesine imkan verir.

Key Concept

Kıta Sahanlığı ve Delta Oluşumu İlişkisi
Estimated Time:1m 15s
Question 304Question

Kuvaterner (IV.IV. Jeolojik Zaman) başlarında, Anadolu kara kütlesinin güneybatısında yer alan Egeid karası, neotektonik hareketlerin etkisiyle bloklar hâlinde çökmeye başlamıştır. Bu süreç, Türkiye’nin bugünkü kıyı şekillerinin ve deniz bağlantılarının oluşumunda belirleyici bir rol oynamıştır.

Buna göre, Egeid karasının çökmesi ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Alp Orojenezi en şiddetli evresine ulaşmış ve Toros Dağları ile Kuzey Anadolu Dağları ilk kez bu dönemde yükselerek su yüzüne çıkmıştır.

Answer

Alp Orojenezi ve buna bağlı olarak Toros Dağları ile Kuzey Anadolu Dağları'nın oluşumu III.III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) gerçekleşmiş bir olaydır; Egeid karasının çökmesi ise IV.IV. Jeolojik Zaman'da (Kuvaterner) meydana gelmiştir.
Toros Dağları ve Kuzey Anadolu Dağları, Alp-Himalaya kıvrım kuşağının bir parçası olarak III.III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) oluşmuştur. Egeid karasının çökmesi ve buna bağlı olarak Ege Denizi ile boğazların oluşumu ise çok daha yakın bir dönem olan IV.IV. Jeolojik Zaman'da (Kuvaterner) gerçekleşmiştir. Dolayısıyla dağ oluşumunun Egeid çökmesiyle aynı dönemde başladığını savunan ifade yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Egeid karasının çökme dönemini belirleme
Bu olay neotektonik dönemin bir parçası olarak IV.IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner) başlarında gerçekleşmiştir.
Olayın zamanlamasını bilmek, sonuçlarını doğru analiz etmek için ilk adımdır.
2
Egeid çökmesinin sonuçlarını doğrulama
Ege Denizi'nin oluşumu, boğazların açılması ve Karadeniz'in denizleşmesi bu sürecin doğrudan sonuçlarıdır.
Seçeneklerdeki doğru ifadeleri elemek için gereklidir.
3
Dağ kuşaklarının oluşum zamanını kontrol etme
Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları'nın oluştuğu Alp Orojenezi, III.III. Jeolojik Zaman'a (Tersiyer) aittir.
Yanlış eşleştirmeyi tespit ederek doğru cevaba ulaşmak için gereklidir.

Key Concept

Türkiye'nin Jeolojik Zaman Çizelgesi

Hints

1
Türkiye'nin ana sıradağ kuşaklarının (Toroslar) hangi jeolojik zamanda oluştuğunu hatırlayın.
2
Alp Orojenezi, Türkiye'nin jeolojik yapısını belirleyen en büyük olaydır ve Tersiyer (III.III. Zaman) dönemine damgasını vurmuştur.
3
Egeid karasının çökmesi ve boğazların oluşumu, Türkiye'nin 'en genç' jeolojik olayları arasında yer alır ve IV.IV. Zaman'da gerçekleşmiştir.

Practice More

Türkiye'deki masif arazileri (Menteşe, Yıldız Dağları, Kırşehir vb.) ve bunların oluşum zamanlarını tekrar ederek jeolojik mozaik yapısını pekiştirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 305Question

Türkiye'nin Ege Denizi kıyıları, genel olarak dağların denize dik uzandığı 'Enine Kıyı Tipi' özelliği gösterir. Ancak Güney Ege'de, özellikle Muğla (Menteşe Yöresi) kıyılarında kıyı çizgisinin oldukça parçalı olduğu ve vadi ağızlarının sular altında kalmasıyla oluşan 'Ria Tipi' kıyıların hâkim olduğu görülür. Ege kıyılarının genel karakterinden ayrılan bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dağların bu kesimde kıyı çizgisine paralel veya oblik (çapraz) uzanarak vadi ağızlarının deniz ilerlemesine açık olması

Answer

Menteşe Yöresi'ndeki dağların kıyıya paralel veya oblik uzanması sonucu vadi ağızlarının deniz ilerlemesiyle sular altında kalması
Doğru cevap, Menteşe Yöresi'ndeki dağların uzanış doğrultusunun bölgenin genelinden (doğu-batı) farklı olarak kıyı çizgisine paralel veya oblik bir karakter sergilediğini vurgulamaktadır. Bu yerel topografik farklılık, transgresyon süreciyle birleşince akarsu vadilerinin denize dönüşmesine ve böylece Ria tipi kıyıların oluşmasına neden olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Ege Bölgesi'nin genel jeomorfolojik yapısını analiz etme
Ege'de dağlar genellikle kıyıya dik uzanır ve bu durum Enine kıyı tipini oluşturur.
Genel kuraldan sapmayı anlamak için önce genel kuralı tanımlamak gerekir.
2
Menteşe Yöresi'ndeki (Muğla) yerel dağ uzanışını inceleme
Menteşe Dağları'nın uzanış doğrultusu, Ege'nin geri kalanından farklı olarak kıyı çizgisine paralel veya oblik (çapraz) bir yapıdadır.
Kıyı tipindeki değişim, dağların uzanış doğrultusundaki bu yerel sapmadan kaynaklanır.
3
Deniz seviyesi değişimlerinin (transgresyon) etkisini değerlendirme
Kuvaterner'de yaşanan deniz ilerlemesi, bu farklı uzanışlı dağlar arasındaki akarsu vadilerini sular altında bırakmıştır.
Ria tipi kıyı, eski akarsu vadilerinin deniz suları tarafından işgal edilmesiyle oluşur.
4
Sonuçlandırma
Menteşe kıyıları, bu özel topografik yapı nedeniyle Ria tipi kıyı özelliği kazanmıştır.
Dağların kıyıya paralel uzandığı alanlarda vadilerin sular altında kalması Ria tipi kıyıyı doğurur.

Key Concept

Dağların uzanış doğrultusunun kıyı şekillenmesi üzerindeki belirleyici etkisi

Practice More

Ria tipi kıyıların İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki örnekleri ile Menteşe yöresi arasındaki benzerlik ve farkları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 306Question

Türkiye'nin jeomorfolojik gelişiminde litolojik yapının etkisiyle şekillenen karstik araziler, farklı bölgelerde çeşitli mikro ve makro yer şekillerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu arazilerde suların kimyasal etkisiyle meydana gelen aşınım ve birikim süreçleri, bölgenin kayaç yapısına göre farklılıklar gösterir.

Buna göre, Türkiye'deki karstik yer şekilleri ve bu şekillerin dağılışı ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Karstik aşınım şekillerinin en küçüğü olan lapyalar, Türkiye'de sadece Akdeniz iklim bölgesindeki kalkerli arazilerde oluşmaktadır.

Answer

Karstik aşınım şekillerinin en küçüğü olan lapyalar, Türkiye'de sadece Akdeniz bölgesinde veya sadece kalker üzerinde değil, aynı zamanda İç Anadolu gibi bölgelerde jips (alçı taşı) üzerinde de görülür.
Karstik aşınım şekillerinin en küçüğü olan lapyalar, çözünebilen kayaçların bulunduğu her yerde oluşabilir. Türkiye'de Akdeniz Bölgesi'ndeki kalkerli (kireç taşı) arazilerde çok yaygın olsalar da, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da jips (alçı taşı) üzerinde de lapya oluşumları görülmektedir. Bu nedenle lapyaların 'sadece' Akdeniz'de veya 'sadece' kalker üzerinde olduğunu iddia eden seçenek coğrafi olarak yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Karstik şekillerin sınıflandırılmasını hatırla.
Lapyalar aşınım, travertenler ve sarkıt/dikitler birikim şeklidir.
Soruda verilen aşınım ve birikim ayrımını doğrulamak için.
2
Türkiye'deki litolojik (kayaç) dağılımı analiz et.
Karstlaşma sadece kalker (Akdeniz) değil, jips (Sivas-Erzincan) ve kaya tuzu (Çankırı) üzerinde de gerçekleşir.
Dağılımla ilgili 'sadece' gibi kısıtlayıcı ifadelerin doğruluğunu denetlemek için.
3
Seçeneklerdeki 'sadece' ifadesini sorgula.
Lapyaların sadece Akdeniz'de olduğu bilgisi, jips karstı gerçeğiyle çelişmektedir.
Hatalı olan genel yargıyı tespit etmek için.

Key Concept

Türkiye'de Karstik Şekillerin Dağılımı ve Litoloji İlişkisi

Practice More

Karstik aşınım şekillerini küçükten büyüğe (Lapya-Dolin-Uvala-Polye) sıralayarak çalışmanız süreçleri anlamanızı kolaylaştıracaktır.
Estimated Time:50s
Question 307Question

Türkiye'nin platoları üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı, arazi çalışmaları sırasında şu notları almıştır:

I. Not: "Bölgedeki kayaç yapısı suda kolay çözünebilen kireç taşlarından oluştuğu için yer altı drenajı çok gelişmiş, yüzey suları ise oldukça fakirdir."
II. Not: "Deniz seviyesine yakın bir yükseltide bulunan bu alan, akarsular tarafından iyice aşındırılarak hafif dalgalı bir düzlük haline gelmiş; ulaşım imkanları sayesinde sanayinin merkezi olmuştur."
III. Not: "Yüksek bir plato sahası olup, temelini volkanik faaliyetler sonucu püsküren lavlar oluşturmaktadır. Yaz yağışlarıyla yeşeren meralar büyükbaş hayvancılık için elverişlidir."

Bu coğrafyacının notlarında bahsettiği plato türlerine örnek olarak aşağıdakilerden hangisi sırasıyla gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Teke - Çatalca-Kocaeli - Erzurum

Answer

Notlarda belirtilen özelliklere göre doğru sıralama Teke, Çatalca-Kocaeli ve Erzurum platolarıdır.
I. notta bahsedilen 'kireç taşı' ve 'yüzey suyu azlığı' özellikleri karstik oluşumlu Teke platosuyla; II. notta bahsedilen 'deniz seviyesine yakınlık' ve 'sanayi' özellikleri aşınım platosu olan Çatalca-Kocaeli ile; III. notta bahsedilen 'lav' ve 'büyükbaş hayvancılık' özellikleri ise volkanik oluşumlu Erzurum platosuyla tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
I. Nottaki jeolojik yapıyı analiz etme
Suda kolay çözünen kireç taşı (kalker) ve yüzey suyunun azlığı, karstik oluşumlu platoları (Teke veya Taşeli) işaret eder.
Karstik arazilerde su yer altına sızdığı için yüzey suları fakirdir.
2
II. Nottaki yükselti ve ekonomik faaliyeti değerlendirme
Deniz seviyesine yakınlık ve sanayi merkezi olma özelliği Türkiye'de sadece Çatalca-Kocaeli platosuna aittir.
Bu plato, Türkiye'nin en alçak platosu olup peneplen (aşınım) özelliğindedir.
3
III. Nottaki oluşum ve tarım/hayvancılık tipini belirleme
Lav örtüsü, yüksek rakım ve büyükbaş hayvancılık Erzurum-Kars-Ardahan platolarının karakteristik özellikleridir.
Yaz yağışları bu yüksek platolarda gür çayırların oluşmasını sağlar, bu da büyükbaş mera hayvancılığını destekler.

Key Concept

Türkiye'deki Platoların Oluşum ve Ekonomik Özellikleri
Estimated Time:1m 15s
Question 308Question

Türkiye’de yer şekillerinin gelişim sürecinde kütle hareketleri ve erozyon, benzer dış kuvvetler tarafından tetiklense de mekanik işleyiş ve sonuçları bakımından köklü farklılıklar gösterir. Özellikle killi tabakaların eğime paralel uzandığı, bakı etkisine bağlı olarak kar erimelerinin hızlandığı ve beşerî müdahalelerle yamaç dengesinin bozulduğu sahalarda afet riski artmaktadır.

Buna göre, belirtilen fiziksel koşulların hâkim olduğu bir sahada meydana gelen süreçlerle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Söz konusu olay, toprağın üst kısmının dış kuvvetlerce süpürülmesi değil; killi yapının suyu emerek plastikleşmesi sonucu kütlenin derin bir kayma düzlemi üzerinde yer çekimiyle hareket etmesidir.

Answer

Söz konusu olayın, killi yapının suyu emerek plastikleşmesi ve kütlenin derin bir kayma düzlemi üzerinde yer çekimi etkisiyle hareket etmesi olduğunu belirten ifade doğrudur.
Heyelanlar, özellikle killi tabakaların eğime paralel olduğu yerlerde, suyun sızarak kili kayganlaştırması ve kütlenin yer çekimine direnç gösteremeyerek derin bir düzlem üzerinde kaymasıyla oluşur. Bu, toprağın üst kısmının rüzgar veya suyla taşınması olan erozyondan mekanik olarak tamamen farklı ve daha derin bir süreçtir.

Step-by-Step Solution

1
Litolojik yapının (kil) etkisini analiz etme
Kil, suyla temas ettiğinde şişen ve plastikleşen bir yapıya sahiptir; bu durum sürtünmeyi azaltarak kaymayı kolaylaştırır.
Heyelanın mekanik temelini anlamak için toprak yapısının suyla ilişkisini belirlemek gerekir.
2
Bakı ve kar erimesi ilişkisini değerlendirme
Güneye bakan yamaçlarda (bakı etkisi) ilkbaharda karların hızla erimesi, toprağın suya doygun hale gelmesini sağlar.
Heyelanı tetikleyen su kaynağının (yağış veya kar erimesi) zamanlamasını ve etkisini belirlemek için.
3
Erozyon ve heyelan farkını ayırt etme
Erozyon sığ/yüzeysel bir süpürülme iken, heyelan tabakaların kütle halinde derin bir hat boyunca kaymasıdır.
Soruda istenen 'erozyondan ayrılan temel fark' kriterini karşılamak için.

Key Concept

Heyelan Mekanizması ve Erozyon Farkı
Estimated Time:2m 0s
Question 309Question

Türkiye'de buzulların yer şekilleri üzerindeki etkisi, ülkenin mutlak konumu gereği dar bir alanla sınırlı kalmıştır. Bu dış kuvvetin oluşturduğu sirk çanakları, hörgüç kayalar ve moren yığınları gibi şekiller, esas olarak Dördüncü Jeolojik Zaman'daki (Kuvaterner) soğuma dönemlerinde yüksek dağlık alanlarda meydana gelmiştir. Bir dağın bu süreçten etkilenmesi, o dönemdeki kalıcı kar sınırının (yaklaşık 22002200 metre) üzerinde bir yükseltiye sahip olmasına bağlıdır.

Buna göre; coğrafi konumları ve yükselti özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki dağların hangisinde buzul şekillerine rastlanması beklenmez?

Show answer & explanation

Answer: Küre Dağları

Answer

Küre Dağları, yükseltisinin Dördüncü Jeolojik Zaman'daki kalıcı kar sınırı olan eşiğin altında kalması nedeniyle buzul şekillerine sahip değildir.
Küre Dağları'nın en yüksek zirvesi olan Yaralıgöz Dağı yaklaşık 20192019 metre yükseltiye sahiptir. Dördüncü Jeolojik Zaman'da (Kuvaterner) Türkiye'deki kalıcı kar sınırı yaklaşık 22002200 metreye kadar inmiştir. Küre Dağları bu sınırın altında kaldığı için üzerinde sirk gölü, moren veya hörgüç kaya gibi buzul şekilleri oluşmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Buzul şekillerinin oluşum şartlarını analiz etme
Türkiye'de bir dağın buzul şekillerine sahip olması için yükseltisinin Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) dönemindeki kar sınırı olan yaklaşık 220024002200-2400 metreyi aşması gerekir.
Türkiye orta kuşakta olduğu için buzullar sadece yüksek kesimlerde etkili olabilmiştir.
2
Seçeneklerdeki dağların yükselti ve konum özelliklerini karşılaştırma
Cilo, Mescit, Giresun ve Bey Dağları'nın yükseltileri 30003000 metrenin üzerindedir. Küre Dağları'nın en yüksek noktası ise yaklaşık 20192019 metredir.
Yükselti sınırı, buzul etkisinin varlığını belirleyen temel faktördür.
3
Sonucu belirleme
Küre Dağları, gerekli yükselti eşiğine ulaşamadığı için buzul aşınım veya birikim şekli barındırmaz.
Yükseltinin yetersizliği, matematik konumdan kaynaklanan enlem etkisinin önüne geçmiştir.

Key Concept

Türkiye'de buzullaşma ve yükselti ilişkisi
Question 310Question

Türkiye'de akarsu faaliyetleri sonucunda hem aşındırma hem de biriktirme şekilleri oluşmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döküldükleri kıyılarda biriktirmesiyle oluşan bir yer şeklidir?

Show answer & explanation

Answer: Delta ovası

Answer

Delta ovaları, akarsuların denize döküldüğü kıyılarda taşıdıkları malzemeleri biriktirmesiyle oluşan temel biriktirme şekilleridir.
Delta ovası, akarsuların taşıdığı alüvyonları sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan bir yer şeklidir. Türkiye'de Çarşamba, Bafra ve Çukurova gibi ovalar bu biriktirme faaliyetinin en önemli örnekleridir.

Step-by-Step Solution

1
Akarsu şekillerini sınıflandır.
Akarsu şekilleri aşındırma (vadi, dev kazanı vb.) ve biriktirme (delta, birikinti konisi vb.) olarak ikiye ayrılır.
Sorunun hangi kategorideki şekli (biriktirme) sorduğunu netleştirmek için.
2
Kıyıda birikme şartlarını değerlendir.
Bir akarsuyun kıyıda biriktirme yapabilmesi için kıyı derinliğinin az olması ve akıntının zayıf olması gerekir.
Delta oluşum mekanizmasını anlamak için.
3
Seçenekleri karşılaştır.
Delta ovası biriktirme, diğer akarsu seçenekleri ise aşındırma şeklidir.
Doğru sınıflandırmayı yaparak cevaba ulaşmak için.

Key Concept

Akarsu Biriktirme Şekilleri
Estimated Time:45s
Question 311Question

Kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde rüzgârların dış kuvvet olarak en temel etkilerinden biri taşıma ve biriktirme faaliyetleridir. Türkiye'de rüzgârların taşıdığı ince boyutlu toz ve kumları, hızının azaldığı yerlerde üst üste yığmasıyla oluşan rüzgâr birikim topraklarına ne ad verilir?

Show answer & explanation

Answer: Lös

Answer

Rüzgârların taşıyıp biriktirdiği ince boyutlu materyallerden oluşan topraklara lös adı verilir.
Doğru cevap olan ifade, rüzgârların taşıma gücünün azaldığı yerlerde ince tozları biriktirmesiyle oluşan rüzgâr birikim toprağını (lös) doğru tanımlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Dış kuvvetlerin taşıma ve biriktirme materyallerini sınıflandır.
Her dış kuvvetin (akarsu, rüzgâr, buzul vb.) kendine has biriktirme materyali vardır.
Soruda rüzgârın biriktirme faaliyetiyle oluşan toprak türü sorulmaktadır.
2
Rüzgârın taşıdığı ince materyallerin (tozların) ismini belirle.
Rüzgârın taşıdığı bu materyallerin birikmesiyle lösler oluşur.
Lös, kurak bölgelerin tipik rüzgâr birikim şeklidir.

Key Concept

Rüzgâr Biriktirme Şekilleri ve Materyalleri

Hints

1
Bu toprak türü rüzgârın taşıdığı ince tozların birikmesiyle oluşur.
2
Akarsular için 'alüvyon' neyse, rüzgârlar için bu terim odur.

Practice More

Türkiye'de rüzgâr biriktirme şekillerinden olan 'barkan' (hilal şekilli kumul) kavramına göz atabilirsiniz.
Estimated Time:35s
Question 312Question

Türkiye'de akarsuların denize döküldüğü yerlerde delta ovalarının oluşumu, hem akarsuyun havza özelliklerine hem de döküldüğü kıyının coğrafi şartlarına bağlıdır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir kıyıda delta ovası oluşabilmesi için gerekli olan temel şartlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Akarsu rejiminin yıl boyunca düzenli olması

Answer

Akarsu rejiminin yıl boyunca düzenli olması, bir kıyıda delta ovası oluşabilmesi için gerekli olan temel şartlardan biri değildir.
Delta oluşumu için temel belirleyici unsurlar kıyı derinliği, alüvyon miktarı ve kıyıdaki dalga/akıntı şiddetidir. Akarsuyun yıl içindeki akış düzeni (rejimi), biriktirme faaliyetinin toplam kapasitesini engellemez. Türkiye'deki en büyük delta ovalarını oluşturan nehirlerin (Seyhan, Ceyhan gibi) rejimlerinin düzensiz olması, bu durumun en net kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Delta oluşum şartlarını tanımla.
Delta oluşumu için; bol alüvyon, sığ kıyı (geniş kıta sahanlığı), zayıf akıntı ve düşük gelgit genliği gerekir.
Biriktirme faaliyetinin gerçekleşebilmesi için malzemenin hem yeterli olması hem de dış kuvvetlerce (dalga, akıntı) süpürülmemesi gerekir.
2
Akarsu rejiminin biriktirme üzerindeki etkisini analiz et.
Akarsu rejiminin (düzenli veya düzensiz) delta oluşumu üzerinde doğrudan bir engelleyici veya zorunlu kılıcı etkisi yoktur.
Düzensiz rejime sahip akarsular da havzalarındaki erozyon şiddetliyse bol malzeme taşıyıp büyük deltalar oluşturabilir (Örn: Seyhan, Ceyhan, Gediz).
3
Denge profili ve alüvyon taşıma ilişkisini değerlendir.
Denge profiline ulaşmamış (genç) akarsular daha fazla aşındırma yapar.
Türkiye akarsularının çoğu epirojenik yükselme nedeniyle denge profilinden uzaktır ve bu durum bol alüvyon taşımalarını sağlayarak delta oluşumunu kolaylaştırır.

Key Concept

Delta Ovası Oluşum Şartları
Question 313Question

Türkiye'de karstlaşma süreçleri litolojik yapı, iklim ve hidrografik özelliklerin etkileşimiyle şekillenir. Batı Toroslar'daki klasik kireç taşı (kalker) karstı ile İç Anadolu'daki (özellikle Konya Havzası ve çevresi) güncel karstik süreçler karşılaştırıldığında, oluşum dinamikleri ve çevresel etkiler bakımından belirgin farklar gözlenmektedir. Son yıllarda Konya çevresinde sayıları hızla artan obruk oluşumlarının karakteri, Toroslar'daki doğal süreçlerle oluşmuş obruklardan ayrılmaktadır.

Buna göre, Konya Havzası'ndaki güncel obruk oluşumlarını Toroslar'daki obruklardan ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oluşum sürecinde doğal karstlaşma döngüsünden ziyade, yeraltı su seviyesinin beşerî faaliyetlerle aşırı düşürülmesine bağlı gelişen tavan çökmelerinin etkili olması

Answer

İç Anadolu'daki güncel obruk oluşumlarını Toroslar'dan ayıran temel fark, yeraltı su seviyesinin beşerî (insan kaynaklı) müdahalelerle hızla düşürülmesi sonucu yeraltı boşluklarının tavanının çökmesidir.
İç Anadolu'da, özellikle Konya Kapalı Havzası'nda son yıllarda gözlenen obruk artışı, bölgedeki tarımsal faaliyetler için yeraltı sularının aşırı ve kontrolsüz çekilmesine bağlıdır. Yeraltındaki boşlukları dolduran suyun çekilmesiyle tavan desteği ortadan kalkmakta ve çökme (obruk) meydana gelmektedir. Toroslar'daki klasik obruklar ise genellikle çok daha uzun zaman dilimlerinde doğal kimyasal çözünme ile oluşmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Bölgelerin litolojik özelliklerini karşılaştır
Hem Toroslar hem de Konya çevresi kireç taşı (kalker) ve yer yer jips tabakaları içerir.
Karstlaşmanın temel zemini olan kayaç yapısını belirlemek için.
2
Oluşum mekanizmasındaki farkı analiz et
Toroslar'daki obruklar milyonlarca yıllık doğal çözünme ile oluşurken, Konya'dakiler son yıllarda insan etkisiyle (sulama) hızlanmıştır.
Süreçteki 'tetikleyici' faktörü ayırt etmek için.
3
Yeraltı suyu etkisini değerlendir
Yeraltı suyu çekildiğinde yeraltı boşluklarındaki su basıncı azalır ve tavan ağırlığa dayanamayıp çöker.
Güncel obruk artışının teknik nedenini açıklamak için.

Key Concept

İnsan-Doğa Etkileşimi ve Karstik Çökme (Obruk)

Hints

1
Konya Havzası'nda son yıllarda tarımsal üretimin yeraltı sularına olan etkisini düşünün.
2
Obruk oluşumu bir 'çökme' olayıdır; tavanı destekleyen kuvvetin (su basıncı) ortadan kalkması süreci hızlandırır.

Practice More

Karstik platolar ile volkanik platoların (Erzurum-Kars) yerleşme ve tarım açısından farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 314Question

Türkiye'deki platoların karakteristik özellikleri üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı, inceleme yaptığı bölgelerle ilgili şu saptamalarda bulunmuştur:

I. Bazaltik lav örtüsüyle kaplı olan bu sahada, sert karasal iklimin etkisiyle oluşan gür çayırlar üzerinde büyükbaş mera hayvancılığı yapılmaktadır.
II. Kalkerli yapının aşırı geçirgen olması yer üstü sularının derinlere sızmasına neden olmuş, bu durum tarımsal verimliliği düşürerek nüfusun seyrekleşmesine yol açmıştır.
III. Uzun süren aşınım süreçleri sonunda deniz seviyesine yakın bir peneplen halini almış olan bu saha, günümüzde Türkiye ekonomisinin sanayi ve ticaret merkezidir.

Sözü edilen bu özelliklerin en belirgin görüldüğü platolar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru eşleştirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kars - Teke - Çatalca-Kocaeli

Answer

Saptamalarda belirtilen özellikler sırasıyla Kars, Teke ve Çatalca-Kocaeli platolarına aittir.
Kars platosu lav (volkanik) oluşumludur ve yaz yağışlarıyla büyükbaş hayvancılık yapılır. Teke platosu karstik yapısı nedeniyle yüzey suyu fakiridir. Çatalca-Kocaeli platosu ise en gelişmiş aşınım düzlüğü platosudur.

Step-by-Step Solution

1
I. maddedeki lav örtüsü ve büyükbaş mera hayvancılığı özelliğini analiz etme.
Bu özellik Türkiye'de en belirgin olarak Erzurum-Kars-Ardahan platolarında görülür.
Sert karasal iklimin yaz yağışları bu bölgede uzun boylu çayırların yetişmesini sağlar.
2
II. maddedeki karstik erime, su sızması ve seyrek nüfus özelliğini analiz etme.
Bu özellik Akdeniz Bölgesi'ndeki Teke ve Taşeli platoları ile eşleşir.
Kalkerli (kireç taşı) yapı su tutmadığı için yüzey suları bakımından fakirlik söz konusudur.
3
III. maddedeki peneplen (aşınım düzlüğü) ve sanayi/ticaret özelliğini analiz etme.
Bu özellik Marmara Bölgesi'ndeki Çatalca-Kocaeli platosunu işaret eder.
Türkiye'nin en alçak platosu olan bu alan, ulaşım kolaylığı sayesinde sanayileşmiştir.

Key Concept

Türkiye'deki platoların oluşum türleri ve ekonomik faaliyetlerle ilişkisi

Hints

1
Sanayi ve ticaretin en yoğun olduğu plato grubunu düşünün.

Practice More

Platoların oluşum tiplerini (Lav, Karstik, Tabaka Düzlüğü, Aşınım) bir harita üzerinde tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 315Question

Türkiye'nin morfolojik gelişiminde dış kuvvetlerin etkisi; iklimsel koşullar, yerel litoloji ve bitki örtüsü özellikleriyle yakından ilişkilidir. Özellikle fiziksel ufalanmanın şiddetli, bitki örtüsünün ise cılız olduğu kurak ve yarı kurak bölgelerde rüzgârların doğrudan şekillendirme gücü belirginleşmektedir. Bu bağlamda Konya-Karapınar ve çevresi, rüzgârın aktif olduğu sahaların başında gelmektedir.

Buna göre, aşağıda verilen yer şekillerinden hangisi, rüzgârların doğrudan aşındırma (korazyon) veya biriktirme faaliyetleri sonucunda oluşan 'birincil' rüzgâr şekilleri arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Peri bacası

Answer

Peri bacaları, rüzgârın doğrudan şekillendirdiği bir yer şekli değil; akarsu ve sel sularının birincil etkili olduğu, rüzgârın ise dolaylı katkı sağladığı bir oluşumdur.
Peri bacalarının temel mimarı akarsu ve sel sularıdır. Rüzgârlar, bu sahalarda bitki örtüsünün zayıf olması nedeniyle aşınma sürecine sadece dolaylı olarak yardım ederler. Diğer seçeneklerde yer alan yardang, barkan, hamada ve mantar kaya (ayrıca tafoni, lös ve kumul gibi şekiller) ise doğrudan rüzgârın aşındırma veya biriktirme faaliyetleriyle meydana gelen birincil rüzgâr şekilleridir.

Step-by-Step Solution

1
Yer şekillerini rüzgârın şekillendirme biçimine göre sınıflandırma
Yardang, barkan, hamada ve mantar kaya gibi şekiller rüzgârın doğrudan etkisiyle (aşındırma veya biriktirme) oluşur.
Bu şekillerin oluşum süreci rüzgârın kinetik enerjisi ve taşıdığı malzemenin aşındırma gücuna dayanır.
2
Karmaşık ajanlı yer şekillerini analiz etme
Peri bacası oluşumunda volkanik tüflerin sel suları tarafından parçalanması esastır.
Rüzgâr, bu süreçte sadece gevşek malzemeyi süpürerek şeklin belirginleşmesine katkıda bulunan dolaylı bir dış kuvvettir.

Key Concept

Rüzgârın Doğrudan ve Dolaylı Etkileri
Estimated Time:1m 0s
Question 316Question

Türkiye'nin yer şekilleri incelendiğinde; dağların uzanış doğrultusu, oluşum mekanizması ve litolojik yapısı bölgedeki beşerî ve ekonomik faaliyetleri doğrudan sınırlandırmaktadır. Buna göre, aşağıdaki durumlardan hangisi Türkiye'deki dağların bu özelliklerinin ulaşıma veya iklime olan etkisiyle doğrudan ilişkilendirilemez?

Show answer & explanation

Answer: Doğu Anadolu'daki volkanik dağların bir hat üzerinde dizilim göstermesi

Answer

Doğu Anadolu'daki volkanik dağların (Ağrı, Tendürek, Süphan, Nemrut) belirli bir hat üzerinde dizilmesi, ulaşıma veya iklime olan bir etkiden ziyade, bu dağların derinlerdeki bir fay hattı boyunca yüzeye çıkan magmatik faaliyetlerle oluştuğunu gösteren jeolojik bir özelliktir.
Volkanik dağların (Ağrı, Tendürek, Süphan, Nemrut) Doğu Anadolu'da Kuzeydoğu-Güneybatı doğrultusunda dizilmesi, bu dağların bir fay hattı boyunca oluştuğunu gösteren jeolojik bir kanıttır. Bu durum yer şekillerinin ulaşıma veya iklime olan bir sonucunu değil, dağların oluşum sürecindeki tektonik kontrolü ifade eder.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerdeki durumların 'neden-sonuç' ilişkisini analiz etme
Dört seçeneğin dağların ulaşıma veya iklime etkisini, bir seçeneğin ise dağların kendi oluşum düzenini açıkladığını fark etme.
Sorunun kökünde ulaşıma ve iklime olan etkiler sorgulanmaktadır.
2
Volkanik dağların dizilimini değerlendirme
Doğu Anadolu'daki volkanik konilerin doğrusal diziliminin bir zayıf hat (fay) kontrolünde gerçekleştiğini tespit etme.
Volkanizma faaliyetleri yer kabuğunun kırıklı yapısını takip eder.

Key Concept

Dağların ulaşıma ve iklime etkileri (özel konum) ile oluşum mekanizmalarının (tektonizma) ayrımı.
Estimated Time:1m 30s
Question 317Question

Türkiye'de buzulların yer şekilleri üzerindeki etkisi, ülkenin orta kuşakta yer almasından dolayı oldukça sınırlıdır. Ancak Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) boyunca yaşanan buzul dönemlerinde, kalıcı kar sınırı yaklaşık 10001000 metre aşağıya inerek 22002200 metrelere kadar gerilemiştir. Bu durum, Anadolu'daki pek çok dağda günümüzde de görülebilen sirk çanakları, moren yığınları ve hörgüç kayalar gibi izler bırakmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen dağlardan hangisinin yükseltisi ve coğrafi konumu dikkate alındığında, bu dağda buzul aşındırma ve biriktirme şekillerine rastlanması beklenmez?

Show answer & explanation

Answer: Canik Dağları

Answer

Canik Dağları'nın yükseltisi, buzul şekillerinin oluşması için gerekli olan alt sınıra ulaşamadığından bu dağda buzul izlerine rastlanmaz.
Canik Dağları, Orta Karadeniz'de yer alan ve yükseltisi yaklaşık 20002000 metreyi geçmeyen bir dağ sırasıdır. Türkiye'de Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) buzullaşması sırasında kalıcı kar sınırı en düşük 22002200 metrelere kadar indiği için, Canik Dağları bu sınırın altında kalmış ve buzul topoğrafyası gelişememiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) buzul alt sınırını belirleme
Türkiye'de Kuvaterner'de kalıcı kar sınırı (buzul sınırı) yaklaşık 220023002200-2300 metrelere kadar inmiştir.
Buzul şekillerinin oluşabilmesi için bir dağın bu yükselti sınırının üzerinde olması gerekir.
2
Seçeneklerdeki dağların yükselti ve buzul durumunu analiz etme
Aladağlar (37563756 m), Kaçkar (39373937 m), Erciyes (39173917 m) ve Uludağ (25432543 m) bu sınırın üzerindedir.
Bu dağlar, buzul aşındırma ve biriktirme şekillerinin oluşabileceği yükselti zarfı içindedir.
3
Canik Dağları'nın topografik özelliklerini değerlendirme
Canik Dağları'nın en yüksek noktası yaklaşık 20002000 metredir.
Bu yükselti, buzul dönemindeki en düşük kalıcı kar sınırından bile daha aşağıda olduğu için buzul etkisi görülmez.

Key Concept

Buzul şekillerinin oluşumu için temel şart, dağ yükseltisinin o dönemdeki kalıcı kar sınırını (toktağan kar sınırı) aşmasıdır.

Practice More

Buzul şekillerinin Türkiye'deki dağılışını çalışırken, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarındaki dağların buzul sınırlarının nemlilikten dolayı neden farklılık gösterdiğini (enlem-denizellik ilişkisi) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 318Question

Türkiye arazisinin büyük bir bölümünün jeolojik süreçlerin son aşamaları olan III.III. (Tersiyer) ve IV.IV. (Kuvaterner) zamanlarda şekillenmiş olması, ülkemizin "genç oluşumlu" bir arazi yapısına sahip olmasına neden olmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin genç oluşumlu bir arazi yapısına sahip olmasının temel göstergelerinden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Tektonik deprem riskinin ve aktif fay hatlarının yaygın olması

Answer

Türkiye'nin genç oluşumlu bir araziye sahip olmasının temel sonucu tektonik deprem riskinin ve aktif fay hatlarının yaygın olmasıdır.
Tektonik deprem riskinin ve aktif fay hatlarının yaygın olması, yer kabuğunun henüz durağan hale gelmediğini ve oluşum sürecinin (jeolojik olarak) yakın zamanda gerçekleştiğini kanıtlar. Türkiye gibi III.III. ve IV.IV. zamanlarda şekillenen ülkelerde levha hareketlerinin etkisiyle kırıklı yapılar (faylar) oluşur ve bu durum tektonik deprem riskini beraberinde getirir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin jeolojik yaşını analiz et.
Türkiye'nin büyük bir kısmı III.III. ve IV.IV. zamanlarda oluşmuştur, bu da ülkenin "genç" olduğunu gösterir.
Genç oluşumlu ülkeler, yer kabuğu hareketlerinin hala aktif olduğu bölgelerdir.
2
Genç arazilerin fiziksel özelliklerini listele.
Aktif fay hatları, deprem riski, yüksek ve engebeli dağlar, linyit/bor yatakları, sıcak su kaynakları (jeotermal).
Yer kabuğu oturmadığı için kırıklı hatlar ve volkanik/tektonik hareketlilik devam eder.
3
Seçenekleri bu özelliklerle karşılaştır.
Tektonik deprem riskinin ve aktif fayların varlığı genç oluşum ile doğrudan ilişkilidir.
Aktif faylar yer kabuğundaki hareketliliğin devam ettiğinin en güçlü kanıtıdır.

Key Concept

Genç Oluşumlu Arazi Özellikleri

Hints

1
Bir arazinin 'genç' olması, orada yer kabuğu hareketlerinin (deprem, volkanizma vb.) hala canlı olduğunu gösterir.
2
Türkiye'de linyit, bor ve tuz yataklarının çok olması da 'genç oluşum' ile ilgilidir ancak taş kömürü çok daha eski bir zamana aittir.
3
Aktif fay hatları (KAF, DAF, BAF) ve sık sık yaşanan sarsıntılar ülkemizin jeolojik olarak yeni şekillendiğinin en önemli kanıtıdır.

Practice More

Türkiye'nin masif arazileri ile aktif fay hatlarının dağılışını karşılaştırarak hangi bölgelerin jeolojik olarak daha durağan olduğunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 319Question

Türkiye'de yer şekillerinin gelişiminde Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) buzullaşmalarının etkisi, dağların mutlak ve özel konum özelliklerine göre çeşitlilik göstermektedir. Buzul aşınım ve birikim şekillerinin bir dağ kütlesinde görülebilmesi için, o kütlenin yükseltisinin ilgili dönemdeki 'kalıcı kar sınırını' aşmış olması gerekmektedir. Enlem etkisine bağlı olarak kuzeyden güneye gidildikçe bu sınırın yükselmesi, bazı güney dağlarımızın belirli bir yükseltiye sahip olmasına rağmen buzul izlerinden yoksun kalmasına neden olmuştur.

Buna göre, aşağıdaki dağ kütlelerinden hangisinin zirve kesimlerinde, Kuvaterner buzullaşmasına ait sirk çukuru veya moren setleri gibi şekillere rastlanması beklenmez?

Show answer & explanation

Answer: Nur Dağları

Answer

Nur (Amanos) Dağları, Türkiye'nin güneyinde yer aldığı için kalıcı kar sınırının oldukça yüksek olduğu bir konumdadır ve 22622262 metrelik yükseltisi Kuvaterner'deki buzullaşma sınırının altında kaldığı için buzul şekillerine sahip değildir.
Nur Dağları (Amanoslar), Türkiye'nin en güneyinde yer alan dağ kütlelerinden biridir. Kalıcı kar sınırı enleme bağlı olarak güneyde çok daha yüksektir (Kuvaterner'de yaklaşık 27002700 m). Nur Dağları'nın zirvesi (22622262 m) bu sınırın altında kaldığı için sirk, moren veya hörgüç kaya gibi buzul şekilleri bu dağda oluşmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Buzullaşma ve Enlem İlişkisini Analiz Etme
Enlem etkisiyle güneyden kuzeye gidildikçe sıcaklık düşer ve kalıcı kar alt sınırı deniz seviyesine yaklaşır.
Buzul şekillerinin oluşabilmesi için dağın yükseltisinin, bulunduğu enlemdeki kalıcı kar sınırından fazla olması gerekir.
2
Dağların Konum ve Yükseltilerini Karşılaştırma
Uludağ (25432543 m) kuzeyde olduğu için sirk buzulu bulundururken, Nur Dağları (22622262 m) güneyde olduğu için buzul sınırının altında kalmıştır.
Güneydeki Nur Dağları'nın yükseltisi, Akdeniz kuşağındaki Kuvaterner kar sınırı olan yaklaşık 27002700 metreyi aşamamıştır.
3
Sonuca Ulaşma
Nur Dağları'nda buzul şekli bulunmaz.
Yükselti ve enlem arasındaki uyumsuzluk, bu dağın buzullaşma dönemlerinden etkilenmesini engellemiştir.

Key Concept

Kalıcı Kar Sınırının Enlem ve Yükselti ile İlişkisi

Practice More

Türkiye'deki dağların kalıcı kar sınırlarının bugünkü durumu ile Kuvaterner'deki durumunu kıyaslayan sorulara çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 320Question

Türkiye'de kıyı ovalarının oluşumunda en önemli paya sahip olan delta ovalarının gelişimi; kıta sahanlığının genişliği, akarsuyun taşıdığı yük miktarı ve kıyıdaki akıntı şiddeti gibi faktörlere bağlıdır. Bir kıyıda denizin aniden derinleşmesi ve kıta sahanlığının dar olması, alüvyonların birikerek deniz yüzeyine ulaşmasını engeller.

Buna göre, yer şekilleri ve kıyı özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki alanların hangisinde kıta sahanlığının dar olması nedeniyle delta ovası oluşumu için gerekli olan coğrafi koşulların en elverişsiz olduğu söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Doğu Karadeniz kıyı kuşağı

Answer

Doğu Karadeniz kıyı kuşağı, kıta sahanlığının en dar ve denizin en derin olduğu bölgelerden biri olması sebebiyle delta oluşumuna en az elverişli alandır.
Doğu Karadeniz kıyı kuşağında Kaçkar Dağları gibi yüksek kütleler kıyıya paralel ve çok yakın bir konumda yer alır. Bu jeomorfolojik yapı, kıta sahanlığının (0-200 metre derinlik) çok dar kalmasına ve denizin aniden derinleşmesine neden olur. Bu fiziksel engel, bölgedeki güçlü akarsuların bol miktarda alüvyon taşımasına rağmen geniş delta ovaları oluşturmasını engeller.

Step-by-Step Solution

1
Delta ovası oluşum şartlarını hatırla.
Geniş kıta sahanlığı (şelf), sığ deniz, bol alüvyon ve az akıntı gereklidir.
Delta, akarsuyun denizi doldurmasıyla oluşur; derin denizlerde dolum süreci yüzeye ulaşamaz.
2
Seçeneklerdeki bölgelerin kıyı derinliklerini ve dağ uzanışlarını karşılaştır.
Doğu Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel ve hemen kıyıdan yükselir (Kaçkarlar).
Dağların kıyıya yakın ve paralel olması kıta sahanlığını daraltır (boyuna kıyı tipi).

Key Concept

Kıta Sahanlığı (Şelf) ve Delta Oluşum İlişkisi

Practice More

Karadeniz'in batı, orta ve doğu kesimlerinin kıta sahanlığı genişliklerini karşılaştıran soruları incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:45s
PreviousPage 16 / 43Next
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 16 | Examkin