XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

371 questions

Question 201Question

Osmanlı Devleti'nde 1313 Nisan 19091909 tarihinde meydana gelen 3131 Mart Vakası, meşrutiyet yönetimine ve anayasal düzene karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

Bu isyan ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: İsyanın sonucunda İttihat ve Terakki Cemiyeti hükümete karşı Bâb-ı Âli Baskını'nı gerçekleştirmiştir.

Answer

İsyanın sonucunda Bâb-ı Âli Baskını'nın gerçekleştiği bilgisi yanlıştır; çünkü Bâb-ı Âli Baskını 19131913 yılında yaşanmıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Bâb-ı Âli Baskını, 3131 Mart Vakası'ndan yaklaşık 44 yıl sonra, 2323 Ocak 19131913 tarihinde gerçekleşmiş bir hükümet darbesidir. 3131 Mart Vakası ise meşrutiyet rejimini yıkmaya yönelik bir halk ve asker ayaklanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
İsyanın niteliğini analiz et.
3131 Mart Vakası (19091909), Osmanlı'da meşrutiyet rejimine karşı çıkan ilk gerici (irticai) isyandır.
Soruda verilen olayın kapsamını ve amacını belirlemek doğru karşılaştırma yapmayı sağlar.
2
Hareket Ordusu'nun rolünü değerlendir.
İsyan Selanik'ten gelen, Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ve Mustafa Kemal'in kurmay başkanı olduğu Hareket Ordusu tarafından bastırılmıştır.
Ordunun müdahale şekli ve isimlerin doğruluğunu teyit etmek gerekir.
3
Siyasi sonuçları incele.
IIII. Abdülhamit meclis kararıyla tahttan indirilmiş, yerine VV. Mehmet Reşat getirilmiştir. 19091909 Anayasa değişiklikleri ile padişahın yetkileri kısıtlanmıştır.
Olayın yönetim üzerindeki somut etkilerini belirlemek yanlışı bulmayı kolaylaştırır.
4
Bâb-ı Âli Baskını ile karşılaştır.
Bâb-ı Âli Baskını (19131913), bir hükümet darbesidir ve Balkan Savaşları sürecinde yaşanmıştır. 3131 Mart Vakası'nın bir sonucu değildir.
KPSS'de sıkça karıştırılan bu iki olay arasındaki kronolojik farkı ortaya koymak esastır.

Key Concept

31 Mart Vakası'nın Rejim Karşıtı Niteliği ve Bâb-ı Âli Baskını ile Farkı

Hints

1
3131 Mart Vakası ve Bâb-ı Âli Baskını'nın tarihlerini (19091909 ve 19131913) karşılaştırın.
2
3131 Mart Vakası rejime karşı yapılmış bir isyan iken, Bâb-ı Âli Baskını hükümete karşı yapılmış bir darbedir.
3
İttihat ve Terakki'nin tam anlamıyla yönetimi ele geçirdiği olay 19091909 isyanı değil, Balkan Savaşları sırasındaki baskındır.

Practice More

19091909 Anayasa değişikliklerinin demokratikleşme sürecine katkılarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Olayları 'Rejim İsyanı' (3131 Mart) ve 'Hükümet Darbesi' (Bâb-ı Âli) olarak kodlamak, sınavda bu iki kavramın karıştırılmasını önler.
Estimated Time:1m 15s
Question 202Question

Osmanlı Devleti'nde II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet döneminde, 19091909 yılında Kanun-i Esasi'de yapılan değişiklikler ile parlamenter sistem güçlendirilmiş ve siyasi rekabet artmıştır. Bu süreçte, 19111911 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne muhalif olan çeşitli grupların birleşmesiyle kurulan ve dönemin en büyük muhalefet partisi haline gelen siyasi oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hürriyet ve İtilaf Fırkası

Answer

1911 yılında kurulan ve İttihat ve Terakki'nin en büyük rakibi olan siyasi oluşum Hürriyet ve İtilaf Fırkası'dır.
Doğru cevap olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası, 19111911 yılında İttihat ve Terakki'nin merkeziyetçi ve baskıcı politikalarına karşı çıkanların kurduğu en güçlü muhalefet çatısıdır. Bünyesinde farklı etnik grupları ve fikirleri barındırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve anahtar tarihi belirle
II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet dönemi ve 19111911 yılı.
Soruda belirtilen tarih, İttihat ve Terakki'ye karşı en geniş tabanlı muhalefetin örgütlendiği yıldır.
2
Siyasi partilerin kuruluş tarihlerini ve niteliklerini karşılaştır
Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın 19111911 sonunda kurulduğunu ve muhalefeti birleştirdiğini tespit et.
Osmanlı Ahrar Fırkası 19081908'de kurulmuştur, dolayısıyla 19111911'deki oluşum olamaz.

Key Concept

II. Meşrutiyet Dönemi Çok Partili Hayat ve Muhalefet Yapısı

Hints

1
Bu parti, İttihat ve Terakki'nin merkeziyetçi politikalarına karşı çıkanların toplandığı ortak bir yapıdır.
2
19111911 yılı sonunda kurulan bu oluşum, bünyesinde liberalleri ve farklı etnik grupları barındırmıştır.
3
19121912 seçimlerine (Sopalı Seçimler) İttihat ve Terakki'nin en büyük rakibi olarak giren partidir.

Practice More

19091909 Anayasa değişikliklerinin Meclis-i Mebusan'ın yetkileri üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 203Question

Osmanlı Devleti'nde II. Meşrutiyet'in ilanıyla başlayan süreçte siyasi partiler kurulmuş ve anayasal düzende önemli yapısal değişikliklere gidilmiştir. Bu dönemdeki siyasi gelişmeler ve partilerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: 1909 yılında Kanun-i Esasi'de yapılan kapsamlı değişiklikler sonucunda Bakanlar Kurulu (Hükümet), padişaha karşı değil Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu hale getirilmiştir.

Answer

1909 yılında Kanun-i Esasi'de yapılan değişiklikler ile Bakanlar Kurulu'nun (Hükümet) padişah yerine Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu hale gelmesi doğrudur.
Doğru ifadeye göre, 1909 anayasa değişiklikleri ile hükümetin padişah yerine meclise karşı sorumlu tutulması, padişahın veto ve meclisi feshetme yetkilerinin zorlaştırılması gibi adımlar atılmıştır. Bu durum milli iradenin (meclisin) yürütme üzerindeki denetimini artırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
II. Meşrutiyet dönemindeki anayasal değişimleri analiz edin.
1909 yılında Kanun-i Esasi'de yapılan değişikliklerin padişahın mutlak yetkilerini kısıtladığı ve meclisin denetim gücünü artırdığı görülür.
Meşrutiyet'in ikinci döneminde, 1876 anayasasındaki anti-demokratik maddelerin ayıklanması hedeflenmiştir.
2
Hükümetin sorumluluk alanındaki değişikliği belirleyin.
Eski sistemde hükümet padişaha sorumluyken, 1909 değişikliği ile 'Hükümet meclise karşı sorumludur' maddesi kabul edilmiştir.
Bu adım, Osmanlı Devleti'nde parlamenter sisteme geçişin en somut kanıtıdır.

Key Concept

1909 Kanun-i Esasi Değişiklikleri ve Parlamenter Sistem

Hints

1
1909 anayasa değişikliklerinin temel amacı, padişahın 1876'daki 'istibdat' yetkilerini elinden almaktır.

Practice More

1909 değişiklikleri ile padişahın 'sürgün yetkisinin' (Madde 113) kaldırılmasının demokratikleşme üzerindeki etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 204Question

Osmanlı Devleti, 19111911 yılında başlayan Trablusgarp Savaşı'nda Mustafa Kemal ve Enver Paşa gibi gönüllü subaylarını bölgeye göndererek yerel halkı İtalyanlara karşı teşkilatlandırmıştır. Ancak Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine imzalanan 19121912 Uşi Antlaşması ile;

I. Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakılmış,
II. On İki Ada, Yunan işgali tehlikesine karşı geçici olarak İtalya'ya teslim edilmiş,
III. İtalya, Osmanlı Devleti'nin kapitülasyonları kaldırma girişimlerini destekleyeceğini taahhüt etmiştir.

Bu maddeler ve dönemin siyasi koşulları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Trablusgarp'taki direnişin askeri olarak başarısız olması nedeniyle On İki Ada'nın İtalya'ya savaş tazminatı olarak verildiğine

Answer

Trablusgarp'taki direnişin askeri başarısızlığı sonucu adaların savaş tazminatı olarak verildiği yargısına ulaşılamaz.
Uşi Antlaşması ile On İki Ada'nın İtalya'ya bırakılması, Trablusgarp'taki askeri bir başarısızlığın tazminat karşılığı değildir. Bu durum, Balkan Savaşları sırasında Osmanlı Devleti'nin donanma gücü zayıf olduğu için adaları Yunan işgalinden korumak amacıyla seçtiği stratejik ve geçici bir yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma maddelerini analiz etme
Trablusgarp ve Bingazi'nin kaybedildiği, adaların ise 'geçici' olarak bırakıldığı görülmektedir.
Maddelerin hukuki niteliğini anlamak için 'geçici' ifadesi kritiktir.
2
On İki Ada'nın teslim edilme gerekçesini inceleme
Adalar, Trablusgarp'taki yenilgi yüzünden değil, Balkan Savaşı'ndaki Yunan donanması tehdidi nedeniyle İtalya'ya emanet edilmiştir.
Askeri bir mecburiyetin diplomatik bir önleme dönüşüp dönüşmediğini belirlemek gerekir.
3
Tazminat kavramı ile karşılaştırma
Uşi Antlaşması'nda adaların tazminat olarak verildiğine dair bir hüküm yoktur; aksine geçici statü vurgulanmıştır.
Savaş tazminatı ve geçici koruma arasındaki farkı ayırt etmek sorunun çözümüdür.

Key Concept

Uşi Antlaşması'nın Diplomatik ve Stratejik Sonuçları

Hints

1
Antlaşmada adalar için kullanılan 'geçici' ifadesine dikkat edin; bir toprak parçası tazminat olarak verilseydi statüsü geçici mi olurdu?
2
Osmanlı Devleti o dönemde neden iki farklı cephede (Trablusgarp ve Balkanlar) aynı anda savaşamayacağını ve adaları neden koruyamadığını hatırlayın.
3
Adaların İtalya'ya teslim edilmesindeki asıl düşmanın İtalya değil, o sırada adaları işgal etmek isteyen Yunanistan olduğunu düşünün.

Practice More

Uşi Antlaşması'ndaki 'halifelik' makamının bölge halkıyla kültürel bağları sürdürmek için nasıl kullanıldığını araştırın.
Estimated Time:1m 30s
Question 205Question

3030 Mayıs 19131913 tarihinde imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısında kalan topraklarından feragat etmek zorunda kalmıştır. Bu antlaşma metninde, statüsü henüz netleşmemiş olan Ege Adaları'nın geleceğine karar verme yetkisi aşağıdakilerden hangisine bırakılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Büyük Devletlerin (Düvel-i Muazzama) hakemliğine

Answer

Ege Adaları'nın geleceği ve Müslüman halkın statüsü hakkında karar verme yetkisi Büyük Devletlerin (Düvel-i Muazzama) hakemliğine bırakılmıştır.
Londra Antlaşması'nın hükümleri gereği, Girit Adası Yunanistan'a bırakılırken Ege Adaları'nın statüsünün belirlenmesi Avrupalı Büyük Devletlerin (Düvel-i Muazzama) vereceği karara bırakılmıştır. Osmanlı Devleti bu yolla diplomasi masasında adaları geri kazanmayı amaçlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren Londra Antlaşması'nın temel sınır hükümlerini incele.
Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının Midye-Enez hattı olarak belirlendiği görülür.
Antlaşmanın genel coğrafi sınırlarını belirlemek için.
2
Antlaşmada çözümü ileriye veya dış bir güce bırakılan özel bölgeleri tespit et.
Girit Adası'nın Yunanistan'a bırakıldığı, ancak Ege Adaları ve Arnavutluk sınırlarının belirlenmesinin Avrupalı devletlere bırakıldığı anlaşılır.
Soruda sorulan Ege Adaları ile ilgili özel hükmü bulmak için.
3
Dönemin diplomatik dilindeki 'Büyük Devletler' kavramının seçenekteki karşılığını bul.
Düvel-i Muazzama (Büyük Devletler) ifadesinin hakemlik rolü üstlendiği sonucuna varılır.
Doğru bilgiyle seçenekleri eşleştirmek için.

Key Concept

Londra Antlaşması'nda Ege Adaları'nın Statüsü

Hints

1
Antlaşmada bazı bölgelerin geleceği doğrudan bir devlete verilmek yerine, dönemin süper güçlerinin kararına bırakılmıştır.
2
Osmanlı Devleti, adaları savaşta kaybetmiş olsa da diplomatik yollarla geri alabilmek için Avrupalı devletlerin hakemliğini kabul etmiştir.
3
Bu devletler grubu o dönemde 'Düvel-i Muazzama' olarak adlandırılırdı ve antlaşma metninde Arnavutluk sınırları için de aynı merci yetkilendirilmişti.

Practice More

Büyük Devletlerin adalar konusundaki nihai kararı olan 'Büyük Devletler Kararnamesi'ni ve bu kararın Lozan Antlaşması'ndaki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 206Question

Osmanlı Devleti'nde I.I. Balkan Savaşı sırasında yaşanan askeri başarısızlıklar ve Edirne'nin elden çıkacağı endişesi, ordu içindeki bir grubun siyasi otoriteye müdahale etmesine zemin hazırlamıştır. 2323 Ocak 19131913 tarihinde Enver Bey ve beraberindeki subayların hükümet merkezini basarak Sadrazam Kamil Paşa’yı silah zoruyla istifaya zorladığı Bâb-ı Âli Baskını'nın Türk siyasi tarihindeki temel önemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Modern anlamda askeri güç kullanılarak gerçekleştirilen ilk hükümet darbesi olması

Answer

Bâb-ı Âli Baskını'nın temel önemi, Türk siyasi tarihinde askeri güç kullanılarak mevcut hükümetin zorla düşürüldüğü ilk 'hükümet darbesi' olmasıdır.
Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı/Türk siyasi tarihinde ordunun sivil hükümete doğrudan müdahale ederek kabineyi silah zoruyla değiştirdiği ilk 'modern' hükümet darbesi örneğidir. Bu olayda rejim veya padişah değişmemiş, yalnızca yürütme organının başındaki isimler değiştirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın kapsamını belirleme
Müdahalenin doğrudan hükümete (Kamil Paşa kabinesine) yönelik olduğu saptandı.
Baskın sırasında padişah tahttan indirilmemiş, sadece hükümet merkezi basılmıştır.
2
Siyasi terminoloji ile eşleştirme
Olayın bir 'rejim değişikliği' değil, 'hükümet darbesi' olduğu anlaşıldı.
Osmanlı siyasi tarihinde askerin sivil idareyi zorla devirdiği ilk örnektir.
3
Tarihsel kronoloji ve önem analizi
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimde tek söz sahibi olduğu dönemi başlatan olay olduğu görüldü.
Kamil Paşa yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesiyle cemiyetin tam hakimiyeti başlamıştır.

Key Concept

Bâb-ı Âli Baskını'nın 'hükümet darbesi' niteliği

Hints

1
Bu baskında padişahın değişip değişmediğine dikkat edin.
2
Olayın rejim değişikliği mi yoksa sadece hükümet değişikliği mi olduğunu sorgulayın.
3
Modern Türk tarihinde ordunun sivil siyasete silahlı müdahalesinin (darbe) ilk örneği kabul edilen olayı hatırlayın.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını sonrasında İttihat ve Terakki'nin yönetimde kurduğu tek parti egemenliğini (Triumvirlik dönemi) inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 207Question

II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonrası şekillenen diplomatik süreçte Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu antlaşmaların hükümleri ve bu antlaşmaların çizdiği jeopolitik çerçeve dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: 19141914 yılında Sırbistan ile imzalanan İstanbul Antlaşması'yla, iki devlet arasındaki kara sınırı Vardar Nehri hattı esas alınarak yeniden düzenlenmiştir.

Answer

Sırbistan ile imzalanan antlaşmanın bir sınır düzenlemesi içerdiğini belirten seçenek yanlıştır, çünkü o dönemde Osmanlı ile Sırbistan'ın kara sınırı bulunmamaktaymaktadır.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında Vardar Nehri üzerinden bir sınır çizildiğini iddia etmektedir. Ancak II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin Sırbistan ile ortak bir kara sınırı kalmamıştır. 19141914 yılında imzalanan İstanbul Antlaşması, sınır düzenlemesi değil, tamamen Sırbistan topraklarında kalan Türklerin haklarını korumaya yönelik bir azınlık hakları sözleşmesidir.

Step-by-Step Solution

1
II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonrası imzalanan antlaşmaların (İstanbul, Atina) taraflarını ve kapsamını belirlemek.
Osmanlı; Bulgaristan (19131913 İstanbul), Yunanistan (19131913 Atina) ve Sırbistan (19141914 İstanbul) ile antlaşmalar yapmıştır.
Antlaşmaların niteliğini anlamak için hangi devletle ne tür bir ilişki kurulduğunu bilmek gerekir.
2
Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki coğrafi sınırlarını analiz etmek.
Osmanlı'nın Balkanlardaki yeni sınırı Midye-Enez hattından Meriç Nehri'ne çekilmiştir. Bulgaristan ve Yunanistan ile sınırı varken, Sırbistan ile araya diğer Balkan devletleri girmiştir.
Sınır düzenlemesi içermesi beklenen bir antlaşmanın öncelikle ortak bir sınıra ihtiyaç duyduğunu teyit etmek.
3
19141914 İstanbul Antlaşması'nın içeriğini değerlendirmek.
Bu antlaşma sadece Sırbistan'da kalan Türk azınlığın dini, hukuki ve mülkiyet haklarını (başmüftülük vb.) düzenlemektedir.
Sınırı olmayan devletler arasındaki antlaşmaların genellikle azınlık hakları veya diplomatik prosedürler üzerine yoğunlaştığını kavramak.

Key Concept

II. Balkan Savaşı Diplomatik Sonuçları ve Sınır Değişimleri

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonrası hangi Balkan devletleriyle kara sınırının kalmadığını düşünün.

Practice More

Balkan Savaşları sonrasında imzalanan antlaşmaların ortak noktası olan 'azınlık hakları' hükümlerini detaylıca incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 208Question

I. Balkan Savaşı'nda alınan ağır yenilgiler ve Edirne'nin elden çıkma ihtimali üzerine, 23 Ocak 1913'te Enver Bey ve yanındaki bir grup subay tarafından hükümet binası basılarak Sadrazam Kâmil Paşa'nın istifaya zorlanması ve yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesiyle sonuçlanan gelişme, Türk siyasi tarihi açısından aşağıdakilerden hangisi ile nitelendirilmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Modern anlamda gerçekleştirilen ilk askeri darbe olması

Answer

Bâb-ı Âli Baskını, modern anlamda gerçekleştirilen ilk askeri darbedir.
Bâb-ı Âli Baskını, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin askeri güç kullanarak sivil bir hükümeti (Kâmil Paşa kabinesini) düşürmesi ve yerine kendi kontrolündeki bir kabineyi getirmesidir. Bu, devletin temel yapısını (rejimini) değil, yönetim kadrosunu hedef aldığı için Türk tarihindeki ilk modern hükümet darbesi olarak nitelendirilir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın kapsamını belirle
Olay, 1913 yılında İttihatçıların hükümet merkezini (Bâb-ı Âli) basmasıdır.
Olayın sadece bir hükümet değişimi mi yoksa rejim değişimi mi olduğunu anlamak için kapsam netleştirilmelidir.
2
Hedef alınan makamı analiz et
Kâmil Paşa hükümeti istifa ettirilmiş, yerine Mahmut Şevket Paşa kabinesi kurulmuştur.
Darbenin hedefinin padişah veya rejim değil, doğrudan yürütme organı (hükümet) olduğu görülür.
3
Tarihsel niteliğini tanımla
Ordu mensuplarının zor kullanarak siyasi otoriteyi değiştirmesi 'darbe' kavramıyla eşleşir.
Bu tür bir müdahale Türk siyasi tarihinde modern anlamdaki ilk örneği teşkil eder.

Key Concept

Hükümet Darbesi (Coup d'État)

Hints

1
Olayın adındaki 'Baskın' kelimesi, sivil yönetime yapılan dışarıdan bir müdahaleyi çağrıştırmaktadır.
2
Bu olayda padişah makamı yerinde kalmış, ancak hükümetin başındaki sadrazam silah zoruyla değiştirilmiştir.
3
İttihatçıların 'Edirne elden gidiyor' sloganıyla başlattığı bu hareket, Türk tarihindeki askeri darbeler zincirinin ilk halkası kabul edilir.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını ile 31 Mart Vakası arasındaki temel farkları (rejim değişikliği girişimi vs. hükümet darbesi) karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 209Question

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet Dönemi'nde 3131 Mart Vakası’nın ardından gerçekleştirilen 19091909 anayasa değişiklikleri, Osmanlı siyasi tarihinde "mutlak monarşiden" "parlamenter monarşiye" geçişin en somut adımı olarak kabul edilir. Bu düzenlemelerle, siyasi partilerin denetim gücü artırılmış ve padişahın yürütme üzerindeki etkisi kısıtlanmıştır. Bu doğrultuda yapılan anayasal değişiklikler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Sadrazamın (Başbakan), Meclis-i Mebusan tarafından güvenoyu esasına göre doğrudan seçilmesi

Answer

Sadrazamın Meclis tarafından seçilmesi (Osmanlı sisteminde atama yetkisi padişahtadır)
1909 Anayasa değişiklikleri ile yürütme erki üzerinde Meclis denetimi artırılmış olsa da, devlet başkanı sıfatıyla padişahın 'Sadrazam atama' yetkisi (Madde 27) korunmuştur. Meclis, hükümeti güvenoyu ile düşürebilme yetkisine sahip olsa da, doğrudan bir seçimle başbakan belirleme usulü Osmanlı hukukunda yer almamıştır.

Step-by-Step Solution

1
1909 Anayasa Değişikliklerinin temel amacını analiz edin.
Amacın, padişahın yetkilerini kısıtlayıp yasamanın (Meclis) yürütme (Hükümet) üzerindeki denetimini artırmak olduğu saptanır.
Bu değişiklikler, 31 Mart Vakası sonrası demokratikleşme taleplerinin bir sonucudur.
2
Yürütme organının (Sadrazam ve Kabine) nasıl kurulduğunu inceleyin.
1909 değişikliklerine rağmen Sadrazamı ve Şeyhülislamı atama yetkisinin padişahta kaldığı görülür.
Osmanlı Devleti hiçbir zaman tam bir cumhuriyet veya 'seçilmiş başbakan' sistemine geçmemiştir; padişahın 'atama' yetkisi (prerogatif) korunmuştur.
3
Seçeneklerdeki diğer maddelerin doğruluğunu teyit edin.
Hükümetin Meclis'e sorumlu olması, veto yetkisinin kısıtlanması ve sürgün yetkisinin kaldırılması gibi maddelerin 1909'da yasalaştığı onaylanır.
Bu maddeler 'parlamenter sistemin' yerleşmesi için atılan gerçek adımlardır.

Key Concept

Osmanlı Parlamenterizmi ve 1909 Anayasa Değişiklikleri

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin yönetim şeklinin 'Meşruti Monarşi' olduğunu, yani bir hükümdarın hala var olduğunu unutmayın.

Practice More

1909 değişikliklerinden sonra kurulan partilerin (Ahrar, İttihat ve Terakki vb.) bu anayasal hakları nasıl kullandığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 210Question

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet Dönemi'nin çok partili siyasi hayatı içerisinde, 19091909 yılında kurulan ve programında "hakimiyet-i halk" (halkın egemenliği), "doğrudan ve genel oy" gibi ileri demokratik taleplerin yanı sıra çalışan sınıfların haklarını savunan sosyalizan bir söyleme yer veren; siyasi literatürde daha çok "Fırka-i İbad" (Kulların/Halkın Fırkası) adıyla tanınan siyasi oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Demokrat Fırkası

Answer

Osmanlı Demokrat Fırkası, II. Meşrutiyet döneminde ileri demokratik ve sosyalizan talepleriyle öne çıkan ve Fırka-i İbad olarak bilinen partidir.
Doğru cevap, 19091909 yılında kurulan ve ileri demokratik ilkeleri savunması nedeniyle halkın/insanların partisi anlamına gelen "Fırka-i İbad" lakabıyla anılan Osmanlı Demokrat Fırkası'dır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin siyasi partilerinin kuruluş yıllarını ve temel ideolojilerini karşılaştırın.
19091909 yılında kurulan partiler arasında Osmanlı Demokrat Fırkası'nın varlığı tespit edilir.
Soruda verilen tarihsel kısıt (19091909) seçenekleri daraltmak için kritiktir.
2
Siyasi literatürde kullanılan özel isimlendirmeleri (lakapları) gözden geçirin.
"Fırka-i İbad" isminin Osmanlı Demokrat Fırkası için kullanıldığı belirlenir.
Bu tür özel terimler KPSS'nin zorluk seviyesi yüksek sorularında ayırt edici unsurdur.
3
Partinin programındaki temel kavramları (hakimiyet-i halk, sosyalizan söylem) analiz edin.
Bu özelliklerin Osmanlı Demokrat Fırkası'nın (Fırka-i İbad) modern ve halkçı çizgisiyle örtüştüğü sonucuna varılır.
İdeolojik program, partiyi benzer dönemde kurulan diğer muhalif oluşumlardan ayırır.

Key Concept

II. Meşrutiyet Dönemi'nin çok partili yapısı ve partilerin karakteristik özellikleri.

Hints

1
Bu parti, tüzüğünde 'genel oy' (herkesin oy kullanabilmesi) talebini dile getiren ilk oluşumlardan biridir.
2
İsmindeki 'Demokrat' ifadesi, II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet döneminde Batılı anlamda halk egemenliğini savunan çizgisini yansıtır.
3
Siyasi tarihimizde 'Fırka-i İbad' (Kulların/İnsanların Partisi) dendiğinde akla gelmesi gereken partidir.

Practice More

Bu dönemdeki diğer partilerin (Ahali, Sosyalist, Mutedil Hürriyetperveran) kuruluş amaçlarını bir tablo yaparak karşılaştırmak konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 211Question

I.I. Balkan Savaşı devam ederken Enver Bey ve yanındaki İttihatçı subayların, Edirne’nin Bulgarlara bırakılacağı ve vatanın tehlikede olduğu gerekçesiyle gerçekleştirdiği Bâb-ı Âli Baskını'nın Osmanlı siyasi tarihindeki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sadrazam Kâmil Paşa hükümetinin istifaya zorlanması ve İttihat ve Terakki'nin yönetimde tam hakimiyet kurması

Answer

Sadrazam Kâmil Paşa hükümetinin istifaya zorlanması ve İttihat ve Terakki'nin yönetimde tam hakimiyet kurması
Bâb-ı Âli Baskını, Balkan Savaşları sırasında Edirne'nin elden çıkacağı endişesini kullanan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin, mevcut hükümet binasını basarak Sadrazam Kâmil Paşa'yı istifaya zorlaması olayıdır. Bu darbe sonucunda hükümet el değiştirmiş ve Mahmut Şevket Paşa'nın sadrazamlığıyla İttihat ve Terakki devlette mutlak egemenlik kurmuştur. Bu durum, anayasal sistem içerisinde bir rejimi yıkmak değil, yürütme gücünü zorla ele geçirmektir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın niteliğini belirlemek
Bâb-ı Âli Baskını, 2323 Ocak 19131913 tarihinde gerçekleşen modern Türk tarihinin ilk 'hükümet darbesi'dir.
Olayın bir rejim değişikliği değil, yürütme organına (hükümete) yönelik bir müdahale olduğunu anlamak gerekir.
2
Aktörleri ve hedefi analiz etmek
İttihat ve Terakki Cemiyeti, Balkan Savaşı'ndaki kayıpları gerekçe göstererek Hürriyet ve İtilaf yanlısı Kâmil Paşa hükümetini hedef almıştır.
Darbenin kim tarafından kime karşı yapıldığını belirlemek sonucu bulmayı sağlar.
3
Siyasi sonucu saptamak
Kâmil Paşa silah zoruyla istifa ettirilmiş, yerine Mahmut Şevket Paşa getirilmiş ve İttihat ve Terakki tek başına iktidar olmuştur.
Darbe sonrası kurulan yeni dengenin yönetimdeki etkisini netleştirmek gerekir.

Key Concept

Bâb-ı Âli Baskını ve Hükümet Darbesi Kavramı

Hints

1
Bu olayın bir 'rejim' (örneğin meşrutiyetin yıkılması) değişikliği değil, bir 'hükümet' değişikliği olduğunu unutmayın.
2
Baskın, Enver Bey ve İttihatçıların hükümet merkezini basıp sadrazamı istifaya zorlamasıyla sonuçlanmıştır.
3
Olay sonucunda Kâmil Paşa hükümeti düşmüş, yerine İttihatçıların desteklediği Mahmut Şevket Paşa kabinesi kurulmuştur.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını sonrası İttihat ve Terakki'nin 'üç paşalar' (Enver, Talat, Cemal) dönemini ve I. Dünya Savaşı'na giriş sürecini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Olayın 'modern Türk tarihinin ilk hükümet darbesi' (coup d'état) olduğunu hatırlayarak, seçeneklerde doğrudan 'hükümetin el değiştirmesi' veya 'darbe' vurgusu yapan ifadeyi arayabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 212Question

I. Balkan Savaşı'nın ardından imzalanan 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısında kalan topraklarını kaybetmiştir. Bu antlaşmanın hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki bölgelerden hangisinin geleceği ve sınırlarının belirlenmesi doğrudan Avrupalı "Büyük Devletler"in (Düvel-i Muazzama) kararına bırakılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Ege Adaları ve Arnavutluk

Answer

Londra Antlaşması ile Ege Adaları ve Arnavutluk'un statüsünün belirlenmesi büyük devletlerin kararına bırakılmıştır.
Doğru seçenek olan Ege Adaları ve Arnavutluk, Londra Antlaşması'nın en kritik maddelerinden biridir. Antlaşma metnine göre Arnavutluk'un bağımsızlık ilanı sonrası sınırlarının nasıl çizileceği ve Yunanistan'ın işgal ettiği Ege Adaları'nın kime ait olacağı Avrupalı büyük devletlerin (İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya) vereceği karara bırakılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Londra Antlaşması'nın (1913) temel maddelerini analiz et.
Osmanlı Devleti'nin batı sınırının Midye-Enez hattı olduğu belirlendi.
Savaşın sonunda kaybedilen toprakların kime bırakılacağını anlamak için antlaşma metni incelenmelidir.
2
Antlaşmada statüsü askıya alınan veya hakemliğe bırakılan özel bölgeleri tespit et.
Arnavutluk ve Ege Adaları'nın geleceği konusunda büyük devletlerin karar vereceği görüldü.
Balkan devletleri arasındaki anlaşmazlıkları önlemek ve Ege'deki dengeyi korumak adına bu bölgelerin statüsü büyük devletlerce ertelenmiştir.

Key Concept

Londra Antlaşması'nda Statüsü Belirlenmeyen Bölgeler

Hints

1
Londra Antlaşması ile Osmanlı'nın batı sınırı Midye-Enez hattı olmuştur.
2
Antlaşmada bazı bölgelerin durumu, Balkan devletleri arasındaki rekabet nedeniyle netleştirilememiş ve büyük devletlerin hakemliğine bırakılmıştır.
3
Bu bölgelerden biri savaş sırasında bağımsızlığını ilan eden en son Balkan devletidir, diğeri ise Ege denizindeki stratejik kara parçalarıdır.

Practice More

I. Balkan Savaşı sonucunda bağımsızlığını kazanan son Balkan devletinin Arnavutluk olduğunu ve bu durumun Osmanlıcılık fikrini zayıflattığını hatırlayınız.
Estimated Time:50s
Question 213Question

Osmanlı Devleti'nin I.I. Balkan Savaşı'ndaki başarısızlığını ve Edirne'nin elden çıkma ihtimalini siyasi bir koz olarak kullanan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 19131913 yılında gerçekleştirdiği Bâb-ı Âli Baskını'nın temel siyasi sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi iktidarın baskı ve zor yoluyla el değiştirmesi sağlanarak İttihat ve Terakki egemenliğinin kurulması

Answer

Siyasi iktidarın baskı ve zor yoluyla el değiştirmesi sağlanarak İttihat ve Terakki egemenliğinin kurulması
Bâb-ı Âli Baskını, Türk siyasi tarihinde modern anlamda ilk 'hükümet darbesi' örneğidir. Eylem sonucunda mevcut Kâmil Paşa hükümeti silah zoruyla istifa ettirilmiş, yerine İttihat ve Terakki'nin desteklediği Mahmut Şevket Paşa getirilmiştir. Bu durum, cemiyetin yönetimde rakipsiz kaldığı bir dönemi başlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Siyasi bağlamı analiz etme
19131913 yılı başında Osmanlı Devleti I.I. Balkan Savaşı'nda ağır yenilgiler almış ve Londra Konferansı süreci başlamıştır.
Baskının hangi şartlarda gerçekleştiğini anlamak sonucunu yorumlamayı kolaylaştırır.
2
Eylemin niteliğini belirleme
Enver Bey ve arkadaşlarının hükümet binasını basarak Kâmil Paşa'yı istifa ettirmesi bir 'hükümet darbesi'dir.
Hükümet darbesi (coup d'état), mevcut yönetimin yasal olmayan yollarla el değiştirmesidir.
3
Sonucu değerlendirme
Baskın sonucunda Mahmut Şevket Paşa sadrazam olmuş ve İttihat ve Terakki Cemiyeti devlet yönetiminde tam bir hegemonya kurmuştur.
Cemiyet, bu olayla birlikte rakiplerini tasfiye ederek I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı sonuna kadar sürecek olan otoriter bir yönetim kurmuştur.

Key Concept

Bâb-ı Âli Baskını'nın Siyasi Niteliği

Hints

1
Baskın, bir rejim değişikliği değil, bir hükümet değişikliğidir.
2
Bu olaydan sonra Kâmil Paşa gitmiş, İttihatçıların desteklediği Mahmut Şevket Paşa gelmiştir.
3
Hükümetin silah zoruyla değiştirilmesi, İttihat ve Terakki'nin devlet yönetimindeki mutlak hakimiyetini başlatmıştır.

Practice More

Bu olaydan sonra İttihat ve Terakki'nin 'üç paşalar' (Enver, Talat, Cemal) dönemi başlar; bu isimlerin I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 214Question

Osmanlı Devleti, 1911-1912 yıllarında İtalya ile yaptığı Trablusgarp Savaşı'nı sonlandıran Uşi Antlaşması'nda, On İki Ada'yı geçici olarak İtalya'nın denetimine bırakmıştır.

Osmanlı Devleti'nin bu kararı almasındaki temel stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Savaşları'nın başlaması nedeniyle adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesini önlemek

Answer

Balkan Savaşları'nın başlaması nedeniyle adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesini önlemek amacıyla On İki Ada geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti'nin zayıf donanması nedeniyle Ege'deki adaları Yunanistan'ın işgalinden korumak için izlediği zorunlu stratejiyi açıklar. Balkan Savaşları'nın başlaması, Osmanlı'yı İtalya ile anlaşmaya ve adaları güvenli gördüğü bir güce (geçici olarak) emanet etmeye itmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Trablusgarp Savaşı'nın sonlanma sürecini analiz edin.
Ekim 1912'de Balkan devletlerinin Osmanlı'ya savaş açması, Osmanlı'yı İtalya ile barışa zorlamıştır.
İki cephede birden savaşacak gücü olmayan Osmanlı Devleti, Trablusgarp cephesini kapatmak zorunda kalmıştır.
2
Ege Adaları'nın o dönemdeki güvenlik durumunu değerlendirin.
Osmanlı donanması zayıf olduğu için Ege Denizi'nde Yunanistan'a karşı üstünlük kuramıyordu.
Uşi Antlaşması ile İtalya'dan çekilmesi istenen adaların, İtalyanlar çekilir çekilmez Yunanlarca işgal edileceği öngörülmüştür.
3
Uşi Antlaşması'ndaki ilgili maddeyi yorumlayın.
Adalar, Balkan Savaşı bitene kadar 'geçici' olarak İtalya'da kalacaktır maddesi eklenmiştir.
Bu hamleyle adaların Yunanistan'ın eline geçmesi diplomatik bir yolla ertelenmeye çalışılmıştır.

Key Concept

Uşi Antlaşması ve Balkan Savaşları Etkileşimi

Hints

1
Uşi Antlaşması imzalandığı sırada Osmanlı Devleti'nin Batı sınırında başka bir büyük savaşın başladığını hatırlayın.
2
Osmanlı donanmasının Ege'deki zayıflığı, adaların güvenliğini kime karşı tehlikeye atmış olabilir?
3
Ege adaları üzerinde emeli olan ve Balkan Savaşı'nda yer alan devletlerden biri Yunanistan'dır. Adaların İtalya'ya 'emanet' edilmesinin sebebi budur.

Practice More

Trablusgarp Savaşı'nda Mustafa Kemal'in kullandığı takma adı (Gazeteci Şerif) ve bölgedeki yerel halkı nasıl örgütlediğini tekrar etmek konuyu pekiştirecektir.

Alternative Method

Olayları kronolojik bir çizelge üzerinde (Trablusgarp Savaşı -> Balkan Savaşları -> Uşi) düşünerek, Balkan Savaşları'nın Uşi Antlaşması'nın maddeleri üzerindeki doğrudan etkisini görebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 215Question

Osmanlı Devleti ile İtalya arasında imzalanan 19121912 tarihli Uşi Antlaşması’na göre İtalya; Trablusgarp ve Bingazi’nin, Osmanlı genel borçları (Düyun-u Umumiye) içindeki payını yıllık taksitler hâlinde ödemeyi kabul etmiştir.

Antlaşmada yer alan bu maddeye dayanarak ulaşılabilecek en temel yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İtalya'nın ele geçirdiği bölgelerin egemenlik haklarıyla birlikte mali sorumluluklarını da üstlendiği

Answer

İtalya'nın ele geçirdiği bölgelerin egemenlik haklarıyla birlikte mali sorumluluklarını da üstlendiği
Doğru seçenek, İtalya'nın Trablusgarp ve Bingazi üzerindeki hakimiyetini mali bir sorumluluğu (borç payını) da devralarak pekiştirdiğini vurgulamaktadır. Uluslararası hukukta egemenlik devri, o toprağa ait borç paylarının da devrini gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma maddesindeki 'Osmanlı genel borçları (Düyun-u Umumiye) payı' ifadesini analiz etme
Bu borcun, Trablusgarp ve Bingazi toprakları üzerinden alınan vergilerle ödenen bir yükümlülük olduğu anlaşılır.
Mali yükümlülüklerin kimin tarafından üstlenildiğini belirlemek için.
2
Borç sorumluluğunun devrini egemenlik haklarıyla ilişkilendirme
Bir devletin başka bir devletten toprak alırken o toprağın borcunu da üstlenmesi, oradaki hakimiyetinin tescili anlamına gelir.
Ekonomik verinin siyasi sonucuna ulaşmak için.

Key Concept

Halefiyet İlkesi (Devletlerin Borç Sorumluluğu)

Hints

1
Borçların (Düyun-u Umumiye) kime ait olduğu ile toprak egemenliği arasında doğrudan bir bağ vardır.
2
İtalya'nın bu borcu ödemeyi kabul etmesi, artık o toprağın yeni sahibi olduğunu mali olarak da kabul etmesi demektir.
3
Bir yerin borcunu üstlenmek, o yerin mülkiyetini ve sorumluluğunu tamamen devralmak anlamına gelir.

Practice More

Uşi Antlaşması'ndaki 'Halifelik' maddesinin kültürel bağları koruma amacını tekrar edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 216Question

I.I. Balkan Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti ile Balkan İttifakı (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) arasında imzalanan 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması'nın hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu antlaşmanın sonuçlarından biri *değildir*?

Show answer & explanation

Answer: Balkan devletleri arasındaki toprak paylaşımı sorunları bu antlaşma ile tamamen çözüme kavuşturulmuş ve bölgede kalıcı barış sağlanmıştır.

Answer

Balkan devletleri arasındaki toprak paylaşımı sorunlarının bu antlaşma ile tamamen çözüldüğü ve kalıcı barışın sağlandığı ifadesi yanlıştır; çünkü bu paylaşım adaletsizliği II.II. Balkan Savaşı'na zemin hazırlamıştır.
Balkan devletleri arasındaki sınır sorunları Londra Antlaşması ile çözülememiştir. Özellikle Bulgaristan'ın Marmara Denizi'ne kadar uzanan geniş topraklar alması Sırbistan ve Yunanistan'ın tepkisini çekmiş, bu durum barışın kalıcı olmasını engelleyerek II.II. Balkan Savaşı'nın çıkmasına yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
I.I. Balkan Savaşı'nın bitiş şartlarını analiz etmek.
Savaşın Londra Antlaşması ile sona erdiği ve Osmanlı'nın büyük toprak kaybettiği görüldü.
Antlaşmanın içeriğini anlamak için temel sonuçları belirlemek gerekir.
2
Antlaşmanın sınır ve toprak maddelerini incelemek.
Sınırın Midye-Enez hattı olduğu, Girit'in Yunanistan'a geçtiği, Arnavutluk ve Adaların kaderinin büyük devletlere bırakıldığı teyit edildi.
Seçeneklerdeki bilgilerin antlaşma metniyle uyumunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Antlaşmanın siyasi etkilerini değerlendirmek.
Bulgaristan'ın en büyük payı almasının diğer Balkan devletlerini (Sırbistan, Yunanistan) rahatsız ettiği saptandı.
Antlaşmanın bölge barışına katkısını ölçmek için sonrasındaki gelişmelere bakılmalıdır.

Key Concept

Londra Antlaşması (19131913) ve Balkan Coğrafyasındaki Değişim

Hints

1
Antlaşmanın Osmanlı'dan alınan toprakların 'kendi aralarında paylaşımı' kısmında bir sorun olup olmadığını düşünün.
2
Bulgaristan'ın bu antlaşma ile en çok toprak kazanan devlet olması, diğer Balkan devletlerini nasıl etkilemiş olabilir?
3
Londra Antlaşması'ndan çok kısa bir süre sonra neden bir savaş daha çıktığını hatırlamaya çalışın.

Practice More

II.II. Balkan Savaşı'nın çıkış nedenlerini ve Londra Antlaşması'na tepki olarak kurulan ittifakları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 217Question

Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı devam ederken Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine 1818 Ekim 19121912 tarihinde İtalya ile Uşi Antlaşması'nı imzalamıştır. Antlaşma metninde yer alan On İki Ada ile ilgili hükümler ve dönemin siyasi gelişmeleri birlikte değerlendirildiğinde; Osmanlı Devleti'nin bu adalar üzerindeki egemenlik hakları ve izlediği strateji hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Yunanistan'ın Balkan Savaşları sırasında adaları işgal etmesini engellemek amacıyla yönetim geçici olarak İtalya'ya bırakılmış, adalar üzerindeki hukuki egemenlik hakkı korunmuştur.

Answer

Yunanistan'ın işgal riskine karşı adaların yönetiminin geçici olarak İtalya'ya bırakılması ve hukuki egemenliğin korunmasıdır.
Doğru ifade, Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki çaresizliğini ve stratejik manevrasını yansıtır. Balkan Savaşları patlak verdiğinde Osmanlı'nın Ege'deki donanması Yunanistan ile rekabet edecek güçte değildi. Bu nedenle, adaların Yunan işgaline uğramasındansa, geçici bir süre için İtalya'nın kontrolünde kalması (emanet edilmesi) daha güvenli bir yol olarak görülmüştür. Bu süreçte adaların mülkiyeti (hukuki egemenliği) kağıt üzerinde Osmanlı'da kalmaya devam etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin siyasi konjonktürünü analiz etmek
Trablusgarp Savaşı sürerken I. Balkan Savaşı'nın başlaması, Osmanlı'yı iki cephede savaşamaz hale getirmiştir.
Antlaşmanın neden alelacele ve belirli ödünlerle imzalandığını anlamak için gereklidir.
2
Uşi Antlaşması'ndaki On İki Ada maddesini incelemek
Adaların İtalya tarafından tahliye edilmesi gerektiği ancak Balkan Savaşı bitene kadar 'geçici' olarak kalacağı sonucuna varılır.
Adaların hukuki statüsü ile fiili durumu arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.
3
Madde ayrımını yapmak (Trablusgarp vs On İki Ada)
Halifelik maddesinin sadece Kuzey Afrika toprakları için olduğu, adalar için ise bir güvenlik stratejisi izlendiği görülür.
Kavramsal karışıklıkları önlemek için maddeleri bölge bazlı analiz etmek gerekir.

Key Concept

Uşi Antlaşması'nda On İki Ada'nın Geçici Statüsü

Hints

1
Uşi Antlaşması imzalandığında Balkanlar'da bir savaşın başlamış olması, adaların neden korumasız kaldığını açıklar.

Practice More

Uşi Antlaşması'ndaki 'Halifelik' maddesinin tam olarak hangi bölgeleri kapsadığını ve amacının ne olduğunu tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 218Question

19091909 yılında gerçekleşen 3131 Mart Vakası, Osmanlı Devleti'nde meclis ve anayasa ile temsil edilen yeni düzene karşı eski yönetim anlayışını geri getirmeyi amaçlayan en büyük isyan hareketidir. Bu isyanın bastırılması ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?

Show answer & explanation

Answer: İttihat ve Terakki Cemiyeti, Bab-ı Ali Baskını ile bu isyanı bahane ederek hükümeti devirmiştir.

Answer

İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Bab-ı Ali Baskını ile hükümeti devirdiği bilgisi yanlıştır; çünkü Bab-ı Ali Baskını 19131913 yılında gerçekleşmiştir.
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin hükümeti bir darbe ile (Bab-ı Ali Baskını) ele geçirmesi 3131 Mart Vakası'ndan yaklaşık 44 yıl sonra, 19131913 yılında Balkan Savaşları sırasında yaşanmıştır. 3131 Mart Vakası sonrasında ise İttihat ve Terakki yönetimde daha etkin hale gelmiş ancak doğrudan bir hükümet darbesi yapmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
3131 Mart Vakası'nın niteliğini analiz etme.
3131 Mart Vakası (19091909), II. Meşrutiyet rejimine karşı çıkan "irtica" kökenli bir isyandır.
Soruda isyanın bastırılması ve sonuçları sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojisini kontrol etme.
Hareket Ordusu'nun müdahalesi, II. Abdülhamid'in indirilmesi ve 19091909 anayasa değişiklikleri isyanın doğrudan sonuçlarıdır.
Olayların neden-sonuç ilişkisini kurmak için gereklidir.
3
Bab-ı Ali Baskını ile 3131 Mart Vakası'nı karşılaştırma.
Bab-ı Ali Baskını 19131913 yılında Balkan Savaşları'ndaki başarısızlıklar üzerine yapılan bir darbedir.
İki farklı döneme ait önemli siyasi olayların birbirine karıştırılmasını önlemek için.

Key Concept

31 Mart Vakası ve Sonuçları

Hints

1
3131 Mart Vakası'nın bastırılmasında ordunun rolünü ve sonrasındaki taht değişikliğini hatırlayın.
2
19091909 ve 19131913 yıllarında yaşanan iki büyük siyasi olayın (isyan ve darbe) tarihlerini ve nedenlerini karşılaştırın.
3
Bab-ı Ali Baskını'nın Balkan Savaşları sırasındaki hükümet değişikliğiyle ilgili olduğunu, 3131 Mart Vakası'nın ise meşrutiyet karşıtı bir ayaklanma olduğunu düşünün.

Practice More

İttihat ve Terakki'nin yönetimdeki gücünün doruğa ulaştığı Balkan Savaşları ve Bab-ı Ali Baskını sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 219Question

Osmanlı Devleti'nde I.I. Balkan Savaşı'nın devam ettiği ve Edirne'nin Bulgarlara verileceği yönündeki haberlerin iç politikayı gerdiği süreçte yaşanan Bâb-ı Âli Baskını, bir rejim değişikliğini değil, bir 'hükümet darbesini' ifade eder. Bu durumun en somut kanıtı olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut anayasal düzenin korunarak sadece Kâmil Paşa hükümetinin istifaya zorlanıp yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesi

Answer

Mevcut anayasal düzenin (Meşrutiyet) korunarak sadece Kâmil Paşa hükümetinin istifaya zorlanıp yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesi.
Bâb-ı Âli Baskını (2323 Ocak 19131913), Türk tarihinin ilk modern hükümet darbesidir. Bu olayı rejim değişikliğinden ayıran en temel özellik; anayasanın, meclisin ve padişahın makamında kalması, sadece Sadrazam Kâmil Paşa'nın istifaya zorlanarak yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın kapsamını analiz etmek
Baskının doğrudan Sadrazam Kâmil Paşa'yı ve kabinesini hedef aldığı saptanır.
Bir eylemin hükümet darbesi sayılması için yürütme organını hedef alması gerekir.
2
Rejim ve Padişah durumunu kontrol etmek
Padişah V.V. Mehmet Reşat'ın görevde kaldığı ve II.II. Meşrutiyet rejiminin devam ettiği görülür.
Rejim değişikliği olması için anayasal sistemin veya yönetim biçiminin değişmesi gerekirdi.
3
Yeni hükümetin atanmasını değerlendirmek
İttihat ve Terakki'nin desteğiyle Mahmut Şevket Paşa sadrazamlığa getirilmiştir.
Bu durum askeri müdahalenin siyasi iktidarın el değiştirmesiyle sonuçlandığını kanıtlar.

Key Concept

Bâb-ı Âli Baskını'nın Siyasi Niteliği ve Kabine Değişikliği

Hints

1
Bir olayın 'rejim değişikliği' olması için anayasal sistemin veya devletin yönetim şeklinin değişmesi gerekir. Bu olayda yönetim şekli aynı kalmıştır.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını ile 3131 Mart Vakası'nı amaç ve sonuçları bakımından karşılaştıran bir tablo hazırlamak bu iki olay arasındaki farkı anlamanıza yardımcı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 220Question

Osmanlı Devleti'nde I.I. Balkan Savaşı'ndaki başarısızlıklar ve Edirne'nin elden çıkacağı endişesi üzerine 19131913 yılında gerçekleştirilen; Sadrazam Kâmil Paşa'nın silah zoruyla istifaya zorlanıp yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirildiği Bâb-ı Âli Baskını'nın temel siyasi niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bir hükümet darbesi olması

Answer

Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı tarihinde rejim değişikliği amacı gütmeyen, sadece hükümetin (kabinenin) el değiştirmesini sağlayan ilk hükümet darbesidir.
Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı siyasi tarihinde rejime (Meşrutiyet) veya Padişah'a karşı değil, doğrudan yürütme organı olan 'Hükümet'e karşı yapıldığı için bir hükümet darbesi niteliği taşır. Kâmil Paşa'nın istifa ettirilip yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesi bu durumun en açık kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın nedenini belirle
I.I. Balkan Savaşı'ndaki yenilgiler ve Edirne'nin kaybı korkusu.
Siyasi krizin çıkış noktasını anlamak için gereklidir.
2
Olayın aktörlerini ve kime karşı yapıldığını incele
İttihatçılar, Sadrazam Kâmil Paşa hükümetini hedef almıştır.
Hedefin rejim mi yoksa şahıslar/hükümet mi olduğunu netleştirmek için.
3
Sonucu değerlendir
Kâmil Paşa istifa etmiş, yerine Mahmut Şevket Paşa gelmiştir.
Değişimin niteliğini (hükümet değişikliği) saptamak için.

Key Concept

Bâb-ı Âli Baskını'nın Niteliksel Ayrımı

Hints

1
Olayın sonucunda sadece Sadrazam ve kabine üyelerinin değiştiğini hatırlayın.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını ile 31 Mart Vakası'nı neden-sonuç ve nitelik bakımından karşılaştıran bir tablo hazırlamak kavramsal karışıklıkları giderecektir.
Estimated Time:45s
PreviousPage 11 / 19Next
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 11 | Examkin