Kamu Görevlileri

152 questions

Question 81Question

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'a göre, bir ilçede görev yapan devlet memurları hakkında görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı soruşturma izni vermeye yetkili merci aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kaymakam

Answer

İlçede görevli devlet memurları hakkında soruşturma izni vermeye yetkili merci kaymakamdır.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 3. maddesinin (a) bendi uyarınca, ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma izni vermeye yetkili merci ilçenin en büyük mülki idare amiri olan kaymakamdır.

Step-by-Step Solution

1
Memurun görev yaptığı yerin tespit edilmesi
Memurun bir ilçede görev yaptığı belirlenmiştir.
4483 sayılı Kanun'da yetkili merciler coğrafi ve hiyerarşik konuma göre belirlenmiştir.
2
4483 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki yetki kuralının uygulanması
İlçede görevli memurlar için izin yetkisinin kaymakamda olduğu sonucuna varılır.
Kanun, ilçedeki en büyük mülki idare amirini yetkili kılmıştır.

Key Concept

Soruşturma İznine Yetkili Merciler

Practice More

Kaymakamın verdiği soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararına karşı yapılacak itiraz merciini inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 82Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca, aday memurluk süreci içerisinde disiplin durumu, eğitim başarıları ve asli memurluğa geçiş aşamalarıyla ilgili aşağıda yer alan hukuki nitelemelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir ve bu kişiler 33 yıl süreyle devlet memurluğuna alınmazlar.

Answer

Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların ilişiği kesilir ve bu kişiler 33 yıl boyunca devlet memuru olamazlar.
Doğru seçenek, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 5757. maddesinde düzenlenen disiplin cezası alan aday memurların durumunu ve bu işlemin sonucunda ortaya çıkan 33 yıllık yasak süresini hukuki olarak tam ve doğru şekilde ifade etmektedir. Kanuna göre; aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan adayların disiplin amirinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiği kesilir.

Step-by-Step Solution

1
Disiplin cezalarının adaylık üzerindeki etkisini incelemek.
657657 sayılı Kanun Madde 5757 uyarınca; adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların ilişiklerinin kesilmesi zorunludur.
Aday memurlar için disiplin rejimi, asli memurlara göre daha sıkı şartlara bağlanmıştır.
2
İlişik kesme işleminin usulünü ve makamlarını belirlemek.
İşlem, disiplin amirinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile gerçekleşir.
İdari işlemin yetki ve usul unsurlarının kanuna uygunluğu için bu silsile gereklidir.
3
İlişiği kesilenlerin gelecekteki memurluk durumunu değerlendirmek.
Görevine son verilen aday memurlar 33 yıl süreyle hiçbir kamu kurumunda devlet memurluğuna alınmazlar.
Kanun, başarısızlık veya disiplinsizlik nedeniyle ayrılanlar için bir kısıtlama (yasaklılık) süresi öngörmüştür.

Key Concept

Aday Memurlukta Disiplin Cezası ve Hak Mahrumiyeti
Estimated Time:2m 0s
Question 83Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapan bir memur (AA), 1515 Ocak 20242024 tarihinde “devlet memurluğundan çıkarma” cezasını gerektiren “siyasi partiye girme” fiilini işlemiştir. Kurum disiplin amiri bu fiili 2020 Temmuz 20242024 tarihinde öğrenmiş ve 55 Eylül 20242024 tarihinde gerekli disiplin soruşturmasını başlatmıştır. Soruşturma raporu tamamlanarak Yüksek Disiplin Kuruluna sunulmuş, ancak kurul iş yoğunluğu nedeniyle dosyayı 11 Mart 20262026 tarihine kadar karara bağlamamıştır.

Buna göre, söz konusu disiplin süreciyle ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği için ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramıştır.

Answer

Fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ceza verilmediği için ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramıştır.
Doğru tespitte bulunulan seçenekte belirtildiği üzere, disiplin hukukunda fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayan 22 yıllık ceza verme zamanaşımı süresi kesin ve hak düşürücü bir süredir. Olayda fiil 1515 Ocak 20242024 tarihinde işlenmiş, ceza verme yetkisi ise 1515 Ocak 20262026 tarihinde son bulmuştur. Bugünün tarihi olan 11 Mart 20262026 itibarıyla kurulun hala karar vermemiş olması, artık bir disiplin cezası verilemeyeceği anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Soruşturma açma (öğrenme) zamanaşımını kontrol et.
Fiil devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği için öğrenme zamanaşımı 66 aydır. 2020 Temmuz (öğrenme) ile 55 Eylül (başlama) arası yaklaşık 1,51,5 aydır, bu süre uygundur.
657 sayılı Kanun Madde 127/b uyarınca çıkarma cezalarında öğrenmeden itibaren 6 ay içinde başlanmalıdır.
2
Ceza verme (olay) zamanaşımını kontrol et.
Fiilin işlendiği tarih 1515 Ocak 20242024’tür. Nihai ceza verme süresi 22 yıldır ve 1515 Ocak 20262026 tarihinde dolmuştur.
657 sayılı Kanun Madde 127 uyarınca, her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ceza verilmelidir.
3
Güncel tarih ile zamanaşımı sınırını karşılaştır.
Bugün 11 Mart 20262026’dır ve ceza verme yetkisi 1515 Ocak 20262026 itibarıyla zamanaşımına uğramıştır.
Zamanaşımı dolduktan sonra verilen veya verilecek olan cezalar hukuka aykırı hale gelir.

Key Concept

Disiplin Cezalarında Ceza Verme Zamanaşımı (2 Yıllık Hak Düşürücü Süre)

Practice More

Disiplin soruşturması usulünde savunma hakkının asgari süresi ve itiraz mercilerinin yetki alanlarını tekrar edin.
Estimated Time:3m 0s
Question 84Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, devlet memurluğuna ilk defa atanan bir kişi için öngörülen adaylık süresinin alt ve üst sınırları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: En az bir yıl - en çok iki yıl

Answer

Adaylık süresi en az bir yıl ve en çok iki yıldır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 54. maddesine göre, aday olarak atanan memurların adaylık süresi 1 yıldan az ve 2 yıldan çok olamaz. Bu süreler kesin kanuni sınırlardır ve idarenin bu sürelerin dışına çıkma takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 54. maddesindeki süre sınırlamalarını tespit etmek
İlgili maddeye göre adaylık devresi içinde sürelerin alt ve üst sınırları belirlenmiştir.
Yasal dayanağı doğru saptamak sorunun çözümü için ilk adımdır.
2
Kanunda belirtilen spesifik süreleri seçeneklerle karşılaştırmak
Kanun 'Aday olarak atanmış devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamaz' hükmünü içerir.
Seçenekler arasında bu tanıma tam uyan ifadeyi bulmak gerekir.

Key Concept

Adaylık Süresi Sınırları
Estimated Time:45s
Question 85Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4848. maddesinde düzenlenen genel şartlar, ilgili suç kategorileri ve yargı yerlerinin 'affa uğramış mahkumiyetlerin memuriyete etkisi' konusundaki yerleşik içtihatları dikkate alındığında; aşağıdaki adaylardan hangisinin devlet memurluğuna atanmasının önünde yasal bir engel bulunduğu söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: 'İhaleye fesat karıştırma' suçundan dolayı 44 ay hapis cezası alan ve bu cezası daha sonra genel af kapsamına alınarak adli sicil kaydı silinen aday

Answer

İhaleye fesat karıştırma suçundan mahkum olup affa uğrayan adayın memuriyete girişi yasal olarak engellenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A548/A-5 maddesine göre; zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma gibi katalog suçlardan mahkum olanlar, cezaları ne kadar olursa olsun ve affa uğramış olsalar dahi devlet memuru olamazlar. Bu nedenle ihaleye fesat karıştırma suçundan hüküm giyen kişi, af kapsamında olsa bile memur olamaz.

Step-by-Step Solution

1
657 Sayılı DMK Madde 48/A-5 hükmünün incelenmesi
Kasten işlenen suçlarda 1 yıl veya daha fazla süreli mahkumiyetin engel olduğu, ancak belirli 'katalog' suçlarda sürenin önemsiz olduğu tespit edilir.
Genel ve özel suç ayrımını yapmak için gereklidir.
2
Katalog suçlar listesinin kontrol edilmesi
İhaleye fesat karıştırma, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar bu grupta yer alır.
Bu suçlar 'yüz kızartıcı' kabul edilerek daha ağır yaptırıma tabi tutulmuştur.
3
Af kurumunun bu suçlar üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
Kanun metninde bu suçlar için 'affa uğramış olsalar bile' ifadesi kullanılmıştır.
Hukuki engelin af ile kalkıp kalkmadığını belirlemek için kritiktir.

Key Concept

Memuriyete girişte katalog suçların mutlak engel teşkil etmesi ve affın etkisizliği.
Question 86Question

Bir kamu kurumunda görev yapan Devlet memuru (M), hiyerarşik amiri tarafından kendisine verilen bir talimatın yürürlükteki bir yönetmelik hükmüne açıkça aykırı olduğunu tespit etmiştir. M, bu aykırılığı amirine bildirmesine rağmen amir, kamu hizmetinin ivediliği gerekçesiyle emrinde ısrar etmiş ve bu emri yazılı olarak M'ye tebliğ etmiştir. Ancak söz konusu emrin yerine getirilmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında açıkça bir suçun işlenmesi sonucunu doğuracaktır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Anayasa hükümleri uyarınca, bu durumda memur M'nin tutumu ve hukuki sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Emrin konusu suç teşkil ettiği için memur bu emri hiçbir suretle yerine getirmemeli; aksi halde amirin emri yazılı olarak yenilemiş olması memuru cezai sorumluluktan kurtarmaz.

Answer

Emrin konusu suç teşkil ettiği durumlarda memur emri kesinlikle yerine getirmemeli ve bu durumda amirin yazılı emri memuru sorumluluktan kurtarmamaktadır.
Anayasa'nın 137. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. maddesine göre, kamu görevlisi amirinden aldığı emri mevzuata aykırı bulursa yerine getirmez ve amirine bildirir. Ancak amir emrinde ısrar eder ve yazılı olarak yenilerse memur emri yerine getirir ve sorumlu olmaz. Bu kuralın istisnası 'konusu suç teşkil eden emir'dir. Eğer emir bir suç oluşturuyorsa, hiçbir şekilde yerine getirilmez ve yerine getiren memur sorumluluktan kurtulamaz. Bu nedenle emrin konusu suç teşkil ettiği için hiçbir suretle yerine getirilmemesi gerektiğini ve yazılı ısrarın memuru korumayacağını belirten ifade doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Emrin niteliğinin belirlenmesi
Emrin hem yönetmeliğe aykırı (kanunsuz emir) hem de Türk Ceza Kanunu'na göre suç teşkil ettiği saptanmıştır.
Hukuki prosedür emrin niteliğine göre (mevzuata aykırılık vs. suç teşkil etme) değişmektedir.
2
Anayasa ve 657 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin uygulanması
Mevzuata aykırı emir yazılı ısrarla yerine getirilebilirken, konusu suç teşkil eden emrin 'hiçbir suretle' yerine getirilemeyeceği kuralı tespit edilmiştir.
Anayasa m. 137 ve 657 sayılı Kanun m. 11 kesin bir yasak getirmektedir.
3
Sorumluluk analizinin yapılması
Emri yerine getiren memurun cezai sorumluluğunun devam edeceği sonucuna varılmıştır.
Suç teşkil eden eylemlerde 'amirin emri' bir hukuka uygunluk nedeni veya sorumluluktan kurtaran bir zırh teşkil etmez.

Key Concept

Kanunsuz Emir ve Suç Teşkil Eden Emir Ayrımı

Practice More

Anayasa m. 137 ve 657 sayılı Kanun m. 11 arasındaki ifade farklarını (Anayasa'nın yönetmeliği sayıp saymadığı gibi) inceleyiniz.
Estimated Time:1m 50s
Question 87Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapan bir memur, 55 Nisan 20242024 tarihinde 'kınama' cezasını gerektiren bir disiplin suçu işlemiştir. Disiplin amiri söz konusu fiili 1010 Mayıs 20242024 tarihinde öğrenmiş ve 88 Haziran 20242024 tarihinde disiplin soruşturmasını başlatmıştır. Soruşturmacı, memura savunmasını yapması için 66 günlük süre tanımış; memur ise bu süre içinde herhangi bir savunma yapmamıştır. Yapılan inceleme neticesinde, disiplin amiri tarafından 2525 Haziran 20242024 tarihinde memura kınama cezası verilmiştir.

Bu disiplin süreciyle ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Savunma için tanınan sürenin 77 günden az belirlenmiş olması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup disiplin cezasını usul yönünden hukuka aykırı hale getirir.

Answer

Savunma için tanınan sürenin kanuni asgari sınır olan 7 günden az belirlenmesi, disiplin cezasını usul yönünden sakatlayan bir hukuka aykırılıktır.
Doğru seçenek, savunma süresinin asgari sınırına yapılan vurgudur. 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130130. maddesi uyarınca, memura savunmasını yapması için verilen süre 77 günden az olamaz. Olayda soruşturmacının 66 günlük süre tanıması, memur savunma yapmamış olsa dahi, savunma hakkının kanuna aykırı şekilde kısıtlanması anlamına gelir ve idari işlemin usul sakatlığı nedeniyle iptaline yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Soruşturma açma zamanaşımını kontrol et
1010 Mayıs (öğrenme) - 88 Haziran (başlama) = 2929 gün.
Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarında öğrenme tarihinden itibaren 11 ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır (657657 DMK m. 127127).
2
Ceza verme zamanaşımını kontrol et
55 Nisan 20242024 (fiil) - 2525 Haziran 20242024 (ceza) < 22 yıl.
Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren 22 yıl içinde ceza verilmezse yetki zamanaşımına uğrar.
3
Savunma süresini değerlendir
Tanınan süre: 66 gün. Kanuni sınır: En az 77 gün.
657657 sayılı Kanun'un 130130. maddesine göre memura savunması için verilen süre 77 günden az olamaz.
4
Hukuki sonucu tespit et
İşlem usul yönünden sakattır.
Savunma hakkının kanuna aykırı kullandırılması, işlemin iptal edilmesini gerektiren ağır bir usul hatasıdır.

Key Concept

Disiplin Soruşturmasında Savunma Hakkı ve Zamanaşımı Süreleri

Practice More

Disiplin kurullarının itirazı kabul etmesi durumunda disiplin amirinin yapabileceği işlemleri (cezayı hafifletme veya kaldırma) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 88Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, devlet memurluğuna girişte aranan genel şartlar ve engeller ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Devlet memurluğuna girişte genel öğrenim şartı olarak en az lise mezunu olma zorunluluğu bulunmaktadır.

Answer

Memuriyete girişte genel öğrenim şartının en az lise mezunu olmak olduğunu belirten ifade yanlıştır; 657 sayılı Kanun en az ortaokul mezuniyetini yeterli kabul etmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 4. fıkrasına göre memuriyete girişte genel öğrenim şartı 'En az ortaokul mezunu olmak'tır. En az lise mezunu olma zorunluluğu genel bir şart değil, kurumların belirli kadrolar için arayabileceği özel bir şarttır. Bu nedenle lise mezuniyetini genel şart olarak gösteren ifade hukuken yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi incelenir.
Genel şartlar ve engeller (vatandaşlık, yaş, öğrenim, adli sicil, askerlik, sağlık, güvenlik soruşturması) tespit edilir.
Yasal dayanağın doğru belirlenmesi için şartların bütününe bakılmalıdır.
2
Eğitim şartına ilişkin fıkra değerlendirilir.
Genel şartın 'en az ortaokul mezunu olmak' olduğu, ilkokul mezuniyetinin ise ancak belirli istisnai durumlarda mümkün olduğu görülür.
Genel şart ile kurumların belirleyebileceği özel şartlar (lisans, lise vb.) arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
3
Adli sicil ve askerlik durumları gibi diğer fıkralar kontrol edilir.
Taksirli suçların engel olmadığı, askerlikte tecilin yeterli olduğu ve katalog suçlarda affın memuriyete dönme hakkı vermediği teyit edilir.
Seçeneklerdeki diğer bilgilerin doğruluğundan emin olunarak yanlış ifade netleştirilir.

Key Concept

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Genel Şartlar (Madde 48)
Estimated Time:45s
Question 89Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak görev yapan bir memur, 1010 Nisan 20242024 tarihinde "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasını gerektiren bir fiil işlemiştir. Memurun disiplin amiri bu durumu 55 Mayıs 20242024 tarihinde öğrenmiş ve konuyla ilgili disiplin soruşturmasını 1010 Haziran 20242024 tarihinde başlatmıştır. Soruşturmacı, memura savunmasını yapması için 1010 günlük süre tanımış; sürecin sonunda yetkili disiplin kurulu tarafından 1515 Temmuz 20242024 tarihinde ceza verilmiştir. Memur, kendisine tebliğ edilen bu cezaya karşı 2020 Temmuz 20242024 tarihinde Yüksek Disiplin Kurulu'na itirazda bulunmuştur.

Buna göre, söz konusu disiplin süreci ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Soruşturmaya başlama zamanaşımı süresi geçirilmiş olduğundan disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğramıştır.

Answer

Soruşturmaya başlama zamanaşımı süresi geçirilmiş olduğundan disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğramıştır.
Soruşturma açma zamanaşımı, disiplin amirinin fiili öğrendiği tarihten itibaren başlar. Olayda öğrenme tarihi olan 55 Mayıs ile soruşturmanın başladığı 1010 Haziran arasında 11 aydan fazla (3636 gün) süre geçmiştir. 657657 sayılı Kanun'un 127127. maddesine göre bu durumda disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Step-by-Step Solution

1
Soruşturmaya başlama zamanaşımının kontrolü
Disiplin amiri fiili 55 Mayıs'ta öğrenmiş, soruşturma 1010 Haziran'da başlamıştır. Bu süre 11 ayı (303130-31 günü) aştığı için zamanaşımı gerçekleşmiştir.
657657 sayılı Kanun Madde 127127 uyarınca soruşturmaya 11 ay içinde başlanmalıdır.
2
Savunma süresinin kontrolü
Memura 1010 gün süre verilmiştir. Kanuni alt sınır 77 gündür.
Savunma hakkı anayasal ve yasal bir zorunluluk olup asgari sürenin altında olmamalıdır.
3
İtiraz mercii ve süresinin kontrolü
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına itiraz Yüksek Disiplin Kurulu'na 77 gün içinde yapılır. Memur 55. günde doğru makama yapmıştır.
İtiraz usulü Madde 135135 ve 136136 ile düzenlenmiştir.

Key Concept

Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı ve Usul Kuralları

Practice More

Disiplin cezalarına karşı açılacak iptal davalarında görevli ve yetkili mahkemeleri inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 90Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında düzenlenen "görevden uzaklaştırma" tedbirinin hukuki niteliği, uygulanış usulü ve memurun haklarına etkisi göz önüne alındığında; bu sürece ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Görevden uzaklaştırma süresince memura aylığının 23\frac{2}{3}'ü ödenir; ancak memurun aile yardımı ve çocuk zammı gibi sosyal haklardan yararlanması tedbir süresince askıya alınır.

Answer

Görevden uzaklaştırılan memurun sosyal hak ve yardımlardan yararlanmasının askıya alınacağını belirten ifade hukuken yanlıştır; zira bu haklar tedbir süresince devam eder.
Görevden uzaklaştırılan memurlar hakkında 657657 sayılı Kanun'un 141141. maddesi uyarınca; aylıklarının 23\frac{2}{3}'ü ödenir ancak bu kişilerin kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan (aile yardımı, çocuk zammı vb.) faydalanmaya devam edecekleri açıkça hükme bağlanmıştır. Bu hakların askıya alınması hukuka aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
Görevden uzaklaştırmanın mali sonuçlarını incele
Memura aylığının 23\frac{2}{3}'ü ödenir.
657657 sayılı Kanun Madde 141141 gereği memuriyet statüsü devam ettiği için kısmi ödeme yapılır.
2
Sosyal hakların durumunu kontrol et
Sosyal hak ve yardımlar (aile yardımı, çocuk zammı vb.) kesintisiz devam eder.
Kanun, bu yardımların memurun fiilen görevde olmasına değil, memuriyet sıfatının devamına bağlı olduğunu kabul eder.
3
Yetki ve süre sınırlarını doğrula
1010 iş günü içinde soruşturma açılmalı, 22 ayda bir inceleme yapılmalı ve disiplin durumunda 33 ayı geçmemelidir.
İdari işlemin hukukiliği ve ölçülülüğü için bu usuli şartlar zorunludur.

Key Concept

Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Özlük Haklarına Etkisi
Question 91Question

İdare hukuku ilkeleri ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, devlet memurları hakkında başvurulan görevden uzaklaştırma müessesesine ilişkin aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Disiplin kovuşturması nedeniyle görevinden uzaklaştırılan memur hakkında, bu işlemin yapıldığı tarihten itibaren en geç 1515 iş günü içinde soruşturmaya başlanması zorunludur.

Answer

Disiplin kovuşturması nedeniyle görevinden uzaklaştırılan memur hakkında, bu işlemin yapıldığı tarihten itibaren en geç 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması zorunluluğunu ihlal eden seçenek hatalıdır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 140. maddesine göre, görevden uzaklaştırılan memurlar hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen en geç 1010 iş günü içinde soruşturmaya başlanması zorunludur. Seçeneklerden birinde bu sürenin 1515 iş günü olarak belirtilmesi, kanuni düzenlemeye açıkça aykırıdır ve bilgiyi hatalı kılmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Görevden uzaklaştırmanın hukuki niteliği belirlenir.
Bu işlem bir disiplin cezası değil, soruşturmanın güvenliğini sağlayan geçici bir 'ihtiyati tedbir'dir.
657 sayılı DMK madde 137 uyarınca tanım bu şekildedir.
2
Memurun bu süreçteki mali ve sosyal hakları kontrol edilir.
Aylığın 2/32/3'sinin ödenmesi ve sosyal yardımların devam etmesi kuralı teyit edilir.
DMK madde 141 bu hakları güvence altına almıştır.
3
Soruşturmaya başlama süresi incelenir.
Mevzuatın belirlediği sürenin 10 iş günü olduğu görülür.
DMK madde 140'ta '...uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır' hükmü yer alır.
4
Süreyi yanlış belirten seçenek tespit edilir.
15 iş günü ifadesini içeren seçenek hukuken yanlıştır.
Kanuni süre ile seçenek arasındaki 5 günlük fark bir usul hatasıdır.

Key Concept

Görevden Uzaklaştırma Usulü ve Süreleri

Practice More

Görevden uzaklaştırma tedbirinin süresi (en fazla 3 ay) ve bu sürenin uzatılma şartlarını içeren soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 92Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 2828. maddesinde düzenlenen “Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı” uyarınca, memurların Türk Ticaret Kanunu’na göre “tacir” veya “esnaf” sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunmaları yasaklanmıştır.

Buna göre, aşağıda belirtilen ortaklık veya görevlerden hangisi, bir devlet memuru için bu yasak kapsamında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Bir komandit şirkette "komanditer ortak" (sınırlı sorumlu ortak) olarak pay sahibi olmak

Answer

Bir komandit şirkette "komanditer ortak" (sınırlı sorumlu ortak) olarak pay sahibi olmak, memurlar için getirilen ticaret yasağı kapsamında değerlendirilmez.
Doğru yanıt olan komanditer ortaklık, 657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesinde yasaklanan faaliyetler arasında sayılmamıştır. Kanun metni, komandit şirketler bakımından sadece 'komandite ortaklığı' yasak kapsamına almıştır. Komanditer ortaklar, şirketin yönetimine katılamayan ve sadece koydukları sermaye ile sınırlı sorumlu olan kişiler olduklarından, bu durum bir ticari faaliyetten ziyade bir yatırım (sermaye paydaşlığı) olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesindeki yasaklı ortaklık türlerini incele.
Kanun; kolektif şirket ortaklığını ve komandit şirkette 'komandite' ortaklığı açıkça yasaklamıştır.
Bu ortaklık türleri, ortağa tacir sıfatı kazandırdığı veya yönetimsel sorumluluk yüklediği için kamu hizmetinin tarafsızlığıyla çelişir.
2
"Komandite" ve "Komanditer" ortak farkını analiz et.
Komandite ortak sınırsız sorumlu ve yöneticiyken, komanditer ortak sadece koyduğu sermaye kadar sorumlu olan pasif yatırımcıdır.
Hukuki yorum ilkeleri gereği (mevhumu muhalif), sadece 'komandite' olanın yasaklanması, 'komanditer' olanın serbest olduğu anlamına gelir.
3
Diğer seçeneklerdeki yönetimsel görevleri değerlendir.
Yönetim kurulu üyeliği, ticari vekillik ve tacir sıfatı yasak kapsamındadır.
Bu görevler 'ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alma' veya 'tacir sayılma' kriterlerini karşılar.

Key Concept

Ticaret Yasağında Şirket Ortaklığı ve Yönetim Ayrımı

Practice More

Memurların kooperatif yönetim kurullarında görev alabilme şartlarını (izin mekanizması ve kurum temsilciliği) inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 93Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 33. maddesinde düzenlenen temel ilkeler ile 19821982 Anayasası’nın 128128. maddesindeki kamu görevlisi tanımı birlikte değerlendirildiğinde; bir kamu kurumunda yürütülen hizmetin niteliğinde herhangi bir teknik değişim olmamasına rağmen, "hizmetin gereği" kriteri yerine tamamen idari takdirle bir kadronun bulunduğu hizmet sınıfının değiştirilmesi ve bu yolla personelin mesleki uzmanlık alanının dışında bir statüye hapsedilmesi, öncelikle hangi temel ilkenin ihlali niteliğindedir?

Show answer & explanation

Answer: Sınıflandırma

Answer

Sınıflandırma ilkesi, kamu hizmetlerinin gerektirdiği görevlerin ve bu görevleri yürüten personelin niteliklerine, mesleklerine ve eğitim şartlarına göre objektif olarak gruplandırılmasını sağlar; bu gruplandırmanın hizmetin niteliği dışında keyfi sebeplerle değiştirilmesi bu ilkeyi sakatlar.
Sınıflandırma ilkesi, 657657 sayılı Kanun uyarınca hizmetlerin niteliğine göre meslek grupları oluşturulmasını hedefler. Olayda teknik bir kadronun hizmetin doğası değişmeden idari sınıfa aktarılması, bu nesnel sınıflandırma mantığına aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
657657 sayılı Kanun'un 33. maddesindeki temel ilkeleri tanımla.
Sınıflandırma, Kariyer ve Liyakat ilkeleri tespit edilir.
Sorunun hukuki dayanağını belirlemek için gereklidir.
2
Olaydaki idari tasarrufun (sınıf değişikliği) hangi alana müdahale ettiğini analiz et.
Müdahalenin "hizmetin niteliği ve mesleki gruplandırma" üzerine olduğu görülür.
Hangi ilkenin uygulama alanına girildiğini anlamak için kritiktir.
3
Sınıflandırma ilkesinin "hizmetin gereği" ile olan bağını değerlendir.
Keyfi sınıf değişikliğinin, liyakat ve kariyerin zeminini oluşturan objektif gruplandırmayı (Sınıflandırma) bozduğu sonucuna varılır.
Kariyer ve Liyakat ile olan kavramsal karmaşayı gidermek için gereklidir.

Key Concept

Sınıflandırma İlkesi (DMK md. 3/A)
Question 94Question

Bir bakanlığın merkez teşkilatında daire başkanı olarak görev yapan bir kamu görevlisi ile aynı birimde görevli bir uzman yardımcısının, görevleri sebebiyle iştirak halinde işledikleri iddia edilen bir suçla ilgili 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yürütülecek soruşturma izni süreci hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Soruşturma izni vermeye yetkili merci ilgili Bakandır; izin verilmesi veya verilmemesi kararına karşı 10 gün içinde Danıştay'a itiraz edilebilir.

Answer

Soruşturma izni vermeye yetkili merci ilgili Bakandır ve bu karara karşı 10 gün içinde Danıştay'a itiraz edilebilir.
4483 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (d) bendi uyarınca bakanlıkların merkez teşkilatında görev yapanlar için soruşturma izni vermeye yetkili merci 'ilgili bakan'dır. Aynı Kanun'un 9. maddesine göre, yetkili merciin kararlarına karşı itiraz süresi 10 gündür. İtiraz; Vali ve Kaymakam kararları için Bölge İdare Mahkemesine, Bakanlıklar gibi diğer merciler için ise Danıştay'a yapılır. Ayrıca iştirak halinde üst memurun tabi olduğu merci yetkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Personelin görev yerini ve unvanını tespit etmek.
Olayda Bakanlık merkez teşkilatında görev yapan bir daire başkanı ve uzman yardımcısı söz konusudur.
4483 sayılı Kanun'da izin vermeye yetkili merci personelin unvanı ve görev yerine göre belirlenir.
2
İştirak (suç ortaklığı) halindeki yetki kuralını uygulamak.
Daire başkanı (üst) ve uzman yardımcısı (ast) birlikte suç işlediğinden, yetkili merci üst memurun bağlı olduğu merciye göre belirlenir.
Kanun'un 3. maddesinin son fıkrası gereği, ast ile üstün aynı suçta iştiraki halinde yetkili merci üst memurun mercidir.
3
Yetkili merciyi ve itiraz yolunu belirlemek.
Bakanlık merkez teşkilatı için yetkili merci Bakandır. Bakanın kararlarına karşı itiraz mercii ise Danıştay'dır.
Kanun'un 3/d maddesi yetkiliyi, 9. maddesi ise itiraz merciini düzenler.

Key Concept

4483 Sayılı Kanun Kapsamında Soruşturma İzni Yetkisi ve İtiraz Usulü

Practice More

Bölge müdürlüklerinde görev yapanların soruşturma izni merciini ve itiraz yolunu tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 95Question

Kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken kusurlu eylemleriyle üçüncü kişilere verdikleri zararların tazmini ve bu tazminatın idare tarafından ilgili görevliye rücu edilmesi süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zarar gören kişi davasını ancak idare aleyhine açabilir; idare ise ödediği tazminatı, kanuni şartlar dahilinde kusurlu görevliye rücu etmekle yükümlüdür.

Answer

Zarar gören kişinin davasını yalnızca idareye açabileceğini ve idarenin rücu yükümlülüğünü belirten ifade doğrudur.
Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan kaynaklanan tazminat davaları doğrudan kamu görevlisine değil, ancak idare aleyhine açılabilir. İdare, ödediği bu tazminatı daha sonra kusurlu kamu görevlisine rücu etmekle (geri istemekle) hukuksal olarak yükümlüdür. Bu mekanizma hem memuru doğrudan husumetten korur hem de kamu kaynağının kaybını engeller.

Step-by-Step Solution

1
Anayasal dayanağın tespiti.
Anayasa m. 129/5: 'Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları... ancak idare aleyhine açılabilir.'
Vatandaşın kamu görevlisini doğrudan hedef alması engellenmiş, husumet idareye yöneltilmiştir.
2
İç ilişkideki rücu mekanizmasının incelenmesi.
İdare, mahkeme kararıyla ödediği tazminatı, zararın oluşmasında kusuru bulunan görevliye rücu eder.
Kamu görevlisinin mali sorumluluğu saklı tutulmuş, ancak bu sorumluluk idare üzerinden işletilmiştir.
3
Rücu davasının niteliğinin belirlenmesi.
Rücu davası bir idari dava değil, idarenin görevliden alacağını talep ettiği bir davadır.
İdare ile personeli arasındaki rücu ilişkisi genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Key Concept

Hizmet Kusuru - Rücu Zorunluluğu

Practice More

4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma izni usulü ile rücu davası arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 96Question

Bir nüfus müdürlüğünde görevli devlet memurunun, aralarında kişisel husumet bulunan bir vatandaşın nüfus kayıtlarını, sahip olduğu kamusal yetkiyi kasten kötüye kullanarak tahrif etmesi ve vatandaşın bu nedenle büyük bir maddi zarara uğraması durumunda; zararın tazmini ve sorumlulukla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zarar gören vatandaş davasını ancak ilgili idare aleyhine açabilir; idare ödediği tazminatı kusurlu memura rücu etmekle yükümlüdür.

Answer

Zarar gören vatandaş davasını ancak ilgili idare aleyhine açabilir; idare ödediği tazminatı kusurlu memura rücu etmekle yükümlüdür.
Anayasa'nın 129/5.129/5. maddesi ve 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13.13. maddesi uyarınca, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan zararların tazmini için ancak idare aleyhine dava açılabilir. Memurun eylemini kasten veya kişisel husumetle gerçekleştirmiş olması, davanın idareye açılması zorunluluğunu değiştirmez; çünkü eylem kamusal bir yetkinin (nüfus kaydı düzenleme) kötüye kullanılmasıdır. İdare tazminatı ödedikten sonra, kanuni bir zorunluluk olarak kusurlu memura rücu etmekle yükümlüdür.

Step-by-Step Solution

1
Zararın niteliğini ve kamu görevlisiyle olan bağını tespit etmek.
Zarar, memurun nüfus kayıtlarını tahrif etmesi (kamusal yetki kullanımı) sonucunda doğmuştur.
Sorumluluk hukukunda davanın muhatabını belirlemek için eylemin görev sırasında veya görevle ilgili olup olmadığına bakılır.
2
Anayasa m. 129/5129/5 kuralını olaya uygulamak.
Dava doğrudan memura değil, ancak idareye karşı açılabilir.
Anayasa, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının sadece idare aleyhine açılmasını emreder.
3
İdarenin iç ilişkideki sorumluluğunu (rücu) değerlendirmek.
İdare, ödediği tazminatı kusuru bulunan memurdan geri istemek (rücu etmek) zorundadır.
Hukuk devleti ilkesi ve kamu kaynaklarının korunması gereği, idarenin rücu mekanizmasını işletmesi bağlı yetki niteliğindedir.

Key Concept

Anayasa m. 129/5129/5 ve Rücu Zorunluluğu
Estimated Time:2m 0s
Question 97Question

Bir kamu kurumunda veri analiz uzmanı olarak görev yapan Devlet memuru (S), kurumun stratejik planlama birimi tarafından hazırlanan ve henüz "gizli" kaydıyla muhafaza edilen yeni yatırım bölgelerine dair raporun içeriğini, yetkisi olmadığı hâlde bir sivil toplum kuruluşu temsilcisine aktarmıştır.

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre, (S)’nin bu fiili aşağıdaki disiplin cezalarından hangisinin uygulanmasını gerektirir?

Show answer & explanation

Answer: Kademe ilerlemesinin durdurulması

Answer

Kademe ilerlemesinin durdurulması
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D125/D maddesinde düzenlenen fiillerden biridir. Maddenin (e) bendinde 'Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak' fiili açıkça bu ceza grubu içinde yer almaktadır. Senaryoda memurun 'gizli' kaydı olan bir raporu paylaşması bu kapsamda değerlendirilir.

Step-by-Step Solution

1
Fiilin hukuki niteliğini tespit edin.
Memurun yaptığı eylem, kurumun 'gizli' olarak sınıflandırdığı bir raporun içeriğini yetkisiz bir üçüncü şahsa aktarmaktır.
Disiplin hukukunda ceza tayini için öncelikle fiilin kanundaki tanımı netleştirilmelidir.
2
657657 sayılı Kanun'un ilgili maddesini bulun.
Madde 125/De125/D-e bendi: 'Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak' fiilini düzenlemektedir.
Kanunilik ilkesi gereği fiil ile ceza maddesi birebir örtüşmelidir.
3
Fiile karşılık gelen yaptırımı belirleyin.
İlgili madde uyarınca bu fiilin karşılığı 'Kademe ilerlemesinin durdurulması' cezasıdır.
Yaptırımın türü kanunda fiil grubuyla doğrudan eşleştirilmiştir.

Key Concept

Disiplin Cezaları ve Fiil Eşleştirmesi (657657 sayılı DMK m. 125125)

Practice More

Basına yetkisiz bilgi verme ile gizli bilgiyi açıklama arasındaki farkı pekiştirmek için 125/B ve 125/D maddelerini karşılaştırmalı inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 98Question

Bir kamu kurumunda görev yapan memur (M), amiri tarafından kendisine verilen bir talimatın hem yürürlükteki bir yönetmelik hükmüne aykırı olduğunu hem de bu emrin yerine getirilmesinin Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil edebileceğini fark etmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. maddesi ve genel idare hukuku ilkeleri uyarınca, bu durumda memur (M)'nin hukuki konumu ve izlemesi gereken süreç ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Konusu suç teşkil eden bir emrin amir tarafından yazılı olarak yenilenmesi, memurun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve bu emrin yerine getirilmesi yükümlülüğünü doğurmaz.

Answer

Konusu suç teşkil eden bir emrin amir tarafından yazılı olarak yenilenmesi, memurun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve bu emrin yerine getirilmesi yükümlülüğünü doğurmaz.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca; memur, amirinden aldığı emri Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez ve durumu emri verene bildirir. Ancak emir konusu suç teşkil ediyorsa, amir yazılı olarak yenilese dahi bu emir yerine getirilmez; aksi halde yerine getiren memur da sorumluluktan kurtulamaz. Bu nedenle suç teşkil eden emrin yazılı yenilenmesinin memuru yükümlülük altına sokmayacağı ifadesi doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Emrin niteliğini analiz etme
Emir hem mevzuata (yönetmeliğe) aykırı hem de konusu suç teşkil eden bir niteliktedir.
Kanunsuz emir ile konusu suç teşkil eden emir arasında uygulanacak hukuki prosedür farklıdır.
2
657 sayılı Kanun Madde 11'deki genel kuralı uygulama
Mevzuata aykırı emrin yazılı olarak yenilenmesi halinde yerine getirilmesi gerekirken, suç teşkil eden emirde bu kural işlemez.
Anayasa Madde 137 ve DMK Madde 11 uyarınca suç teşkil eden emir hiçbir şekilde icra edilemez.
3
Sorumluluk rejimini değerlendirme
Suç teşkil eden emri yerine getiren memur, amirin yazılı emri olsa dahi cezai sorumluluktan kurtulamaz.
Hukuk düzeni, suçun işlenmesini hiyerarşik itaat ilişkisinin üstünde tutar.

Key Concept

Kanunsuz Emir ve Suç Teşkil Eden Emir Ayrımı
Question 99Question

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre düzenlenen 'aylıksız izin' hakları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Refakat izni süresinin bitiminden itibaren, sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla memura isteği üzerine en fazla on iki aya kadar aylıksız izin verilebilir.

Answer

Refakat izni bitiminde sağlık raporuna istinaden verilebilecek aylıksız izin süresinin on iki ay olduğunu belirten ifade yanlıştır; doğru süre on sekiz aydır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 108. maddesinin (E) fıkrası uyarınca, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ağır hastalığı nedeniyle kullanılan refakat izninin bitiminden itibaren, sağlık kurulu raporu şartıyla memura 18 aya kadar aylıksız izin verilebilir. Seçenekte bu sürenin 12 ay olarak belirtilmesi hukuki açıdan yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 108. maddesindeki aylıksız izin türlerini ve sürelerini analiz etmek.
Kanun; doğum, evlat edinme, refakat, askerlik ve 5 yıllık hizmet süresine bağlı olarak farklı aylıksız izin süreleri öngörmüştür.
Soruda istenen yanlış ifadeyi bulabilmek için her bir izin türünün yasal üst sınırının bilinmesi gerekir.
2
Refakat izni sonrası tanınan aylıksız izin süresini kontrol etmek.
İlgili madde uyarınca refakat izni bitiminden itibaren, sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla memura isteği üzerine 'on sekiz aya kadar' aylıksız izin verilebileceği düzenlenmiştir.
Seçenekte belirtilen 12 aylık sürenin yasal mevzuatla çeliştiğini teyit etmek için bu adım gereklidir.

Key Concept

657 Sayılı Kanun Kapsamında Aylıksız İzin Hakları ve Süreleri

Practice More

Memurların mazeret izinleri (doğum, evlilik, ölüm) ile yıllık izin sürelerinin kıdeme göre değişimini tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 100Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenen memurların hizmet içindeki ilerleme usulleri incelendiğinde; aşağıdakilerden hangisi derece yükselmesi yapılabilmesi için kural olarak bulunması gereken bir şart iken, kademe ilerlemesi için bu yönde bir zorunluluk öngörülmemiştir?

Show answer & explanation

Answer: Üst dereceden tahsis edilmiş boş bir kadronun bulunması

Answer

Derece yükselmesi için üst dereceden boş bir kadronun bulunması şartı aranırken, kademe ilerlemesinde böyle bir zorunluluk yoktur.
Derece yükselmesi yapılabilmesi için 657657 sayılı Kanun'un 6868. maddesi uyarınca üst dereceden boş bir kadronun bulunması şarttır. Kademe ilerlemesi ise memurun bulunduğu derece içindeki kıdemini ifade eder ve memur aynı kadro üzerinde kalmaya devam ettiği için yeni bir boş kadro şartı aranmaz. Bu durum idarenin kadro rejimi ile doğrudan ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
657657 sayılı Kanun'un 6464. maddesindeki kademe ilerlemesi şartlarını analiz etme
Kademe ilerlemesi için; bulunulan kademede en az 11 yıl çalışmış olmak ve ilerlemeye engel disiplin cezasının bulunmaması yeterlidir; kadro şartı aranmaz.
Kademe ilerlemesi, aynı derece içindeki yatay bir ilerlemedir.
2
657657 sayılı Kanun'un 6868. maddesindeki derece yükselmesi şartlarını analiz etme
Derece yükselmesi için; üst dereceden boş bir kadro bulunması, derecesi içinde en az 33 yıl (ve son kademesinde 11 yıl) çalışmış olmak ve gerekli nitelikleri taşımak şarttır.
Derece yükselmesi, memurun hiyerarşik ve mali statüsünde dikey bir değişiklik yarattığı için boş kadro tahsisi gerektirir.
3
İki usul arasındaki temel yapısal farkı belirleme
Üst dereceden boş bir kadronun varlığı, derece yükselmesini kademe ilerlemesinden ayıran temel idari şarttır.
Kademe ilerlemesi mevcut kadro üzerinde gerçekleşirken, derece yükselmesi yeni bir kadroya atama niteliği taşır.

Key Concept

Kadro Şartı ve Kariyer İlerlemesi
PreviousPage 5 / 8Next
Kamu Görevlileri Practice Questions — KPSS Hukuk — Page 5 | Examkin