Kamu Hizmetleri ve Kolluk

137 questions

Question 21Question

Bir ilçe emniyet müdürlüğüne bağlı ekiplerin, şehir merkezindeki bir parkta genel asayişi sağlamak ve muhtemel suçları önlemek amacıyla yaptıkları rutin kimlik kontrolü (GBT) sırasında; hakkında 'hırsızlık' suçundan kesinleşmiş hapis cezası ve yakalama kararı bulunan bir şahsı tespit ederek muhafaza altına almaları ve durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirerek adli işlemleri başlatmaları durumunda, bu süreçteki kolluk faaliyetlerinin niteliği ve ayrımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yapılan kimlik kontrolü faaliyeti kamu düzenini korumaya yönelik önleyici nitelikte bir idari kolluk faaliyetiyken, yakalama kararının icrası ve savcıya bildirim süreci suç sonrası bastırıcı nitelikteki adli kolluk faaliyetine geçildiğini gösterir.

Answer

Yapılan kimlik kontrolü faaliyeti kamu düzenini korumaya yönelik önleyici nitelikte bir idari kolluk faaliyetiyken, yakalama kararının icrası ve savcıya bildirim süreci suç sonrası bastırıcı nitelikteki adli kolluk faaliyetine geçildiğini ifade eden seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, kolluk hukukundaki temel ayrımı isabetli bir şekilde yapmaktadır. İdari kolluk, suçun işlenmesinden önce kamu düzeninin bozulmasını engellemek amacıyla yürütülür ve mülki amirlere bağlıdır. Senaryodaki rutin GBT kontrolü bu kapsamdadır. Bir suçun işlendiği şüphesi veya kesinleşmiş bir yargı kararının infazı söz konusu olduğunda ise adli kolluk devreye girer ve bu aşamadan itibaren faaliyet savcılık denetimine tabi olur.

Step-by-Step Solution

1
Faaliyetin başlangıç amacını tespit etme
Rutin kimlik kontrolü (GBT), kamu düzenini korumaya ve suç işlenmesini önlemeye yönelik olduğu için 'İdari Kolluk' niteliğindedir.
İdari kolluk önleyici (preventif) niteliktedir.
2
Suç tespiti sonrası değişen amacı analiz etme
Hakkında yakalama kararı olan şahsın tespit edilmesiyle birlikte faaliyet, suçun bastırılması ve adli mercilere teslimine yönelik 'Adli Kolluk' niteliğine bürünmüştür.
Adli kolluk bastırıcı (repressif) niteliktedir.
3
Makam ve denetim yetkisini belirleme
İdari kolluk aşamasında mülki idare amiri (vali/kaymakam) yetkiliyken, adli kolluk aşamasında Cumhuriyet savcısı yetkili hale gelir.
Kolluk türleri arasındaki temel farklardan biri de bağlı oldukları makamlardır.

Key Concept

İdari kolluk önleyici, adli kolluk ise suç sonrası bastırıcıdır; idari kolluk idari makamlara, adli kolluk ise adli makamlara (savcılık) bağlıdır.

Practice More

İdari kolluk personeli ile adli kolluk personeli arasındaki 'organik birlik' kavramını ve bu birliğin sorumluluk hukukuna yansımalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 22Question

Bir mülki idare amiri, aşırı sıcaklar nedeniyle artan orman yangını riskini bertaraf etmek amacıyla, ormanlık alanlara girişi yasaklamanın yanı sıra; orman sınırları içerisinden veya yakınından geçen kamuya açık kara yollarında seyreden araçların yedek yakıt bidonu taşımasını ve bu güzergâhtaki istasyonlardan bidonla yakıt alımını, ulaşım güvenliğini ciddi şekilde aksatacak biçimde tamamen yasaklamıştır. İdarenin, orman yangınlarını önleme amacına ulaşmak için kamu düzenini daha az bozacak ve bireylerin haklarını daha az kısıtlayacak başka önlemler (denetimlerin sıkılaştırılması, belirli noktalarda mola yasağı vb.) alma imkânı varken doğrudan en sert kısıtlamaya başvurması, ölçülülük ilkesinin hangi alt unsuruna öncelikle aykırılık teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: Gereklilik (Zorunluluk)

Answer

İdarenin aynı amacı gerçekleştirebilecek daha hafif bir önlem varken daha ağır olanı seçmesi 'Gereklilik (Zorunluluk)' unsuruna aykırıdır.
Gereklilik (zorunluluk) ilkesi uyarınca idare, kamu düzenini sağlama amacına yönelik bir tedbir alırken, o amaca ulaşmaya elverişli araçlar içerisinde temel hakları en az sınırlayan aracı tercih etmelidir. Olayda orman yangınlarını önlemek gibi meşru bir amaç olsa da, bu amaca kara yolu ulaşımını ve yakıt taşımasını tamamen yasaklamak yerine daha hafif tedbirlerle (örneğin ormana giriş yasağı veya yol kenarı denetimi) ulaşılması mümkündür. Dolayısıyla, gereğinden fazla kısıtlayıcı olan bu işlem gereklilik unsuruna aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
İdari kolluk işleminin amacını ve yöntemini belirle.
Amaç orman yangınlarını önlemek (kamu düzeni), yöntem ise kara yollarında yakıt taşınmasının yasaklanmasıdır.
Ölçülülük denetimi için amaç ile araç arasındaki ilişkinin kurulması gerekir.
2
Alternatif ve daha hafif önlemlerin olup olmadığını değerlendir.
Yangın riskini önlemek için sadece ormana girişin yasaklanması veya kara yollarında denetimin artırılması gibi daha az kısıtlayıcı yollar mevcuttur.
Gereklilik ilkesi, 'gerekli olandan fazlasının' yapılmamasını emreder.
3
Seçilen aracın gereklilik kriterine uygunluğunu denetle.
Daha hafif önlemlerle amaca ulaşılabilecekken ulaşım özgürlüğünü ağır biçimde kısıtlayan bu yöntem gereklilik sınırını aşmıştır.
Ölçülülük ilkesinin ihlali, bu olayda öncelikle araç seçimindeki zorunluluk hatasından kaynaklanmaktadır.

Key Concept

Ölçülülük ilkesinin gereklilik (zorunluluk) alt unsuru, idarenin bir amaca ulaşmak için seçebileceği uygun araçlar arasından, ilgili kişinin hak ve özgürlüklerini en az kısıtlayan aracı seçmekle yükümlü olduğunu ifade eder.
Estimated Time:2m 0s
Question 23Question

Türkiye’de kamu hizmetlerinin gördürülmesinde başvurulan modern yöntemlerden 4283 sayılı Kanun kapsamındaki Yap-İşlet (BO) usulü ile 3996 sayılı Kanun kapsamındaki Yap-İşlet-Devret (YİD) usulü arasındaki temel farka ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yap-İşlet modelinde işletme süresinin sonunda tesisin mülkiyeti özel hukuk kişisinde kalmaya devam ederken, Yap-İşlet-Devret modelinde tesis sürenin sonunda idareye devredilir.

Answer

Yap-İşlet modelinde tesisin mülkiyeti işletme süresi sonunda özel hukuk kişisinde kalırken, Yap-İşlet-Devret modelinde tesis idareye devredilir.
Doğru yanıt, bu iki modern yöntem arasındaki en ayırt edici farkı mülkiyet üzerinden tanımlamaktadır. 4283 sayılı Kanun (Yap-İşlet), özellikle enerji üretim tesisleri için getirilmiş olup tesisin mülkiyetinin yatırımcıda kalmasını öngörür. Oysa 3996 sayılı Kanun (Yap-İşlet-Devret), tesisin belirli bir süre işletildikten sonra idareye bedelsiz ve bakımlı olarak devredilmesini zorunlu kılar.

Step-by-Step Solution

1
İlgili mevzuatı analiz et.
Yap-İşlet usulü 4283 sayılı Kanun, Yap-İşlet-Devret usulü ise 3996 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.
Yöntemlerin yasal dayanaklarını belirlemek uygulama alanlarını anlamayı sağlar.
2
Mülkiyet rejimini karşılaştır.
Yap-İşlet-Devret (YİD) modelinde 'devret' ifadesinden anlaşılacağı üzere tesis sonunda idareye geçer; Yap-İşlet (BO) modelinde ise tesis yapanın mülkiyetinde kalır.
İsimlendirmelerdeki fark, mülkiyetin akıbetini belirleyen temel unsurdur.
3
Hukuki niteliği değerlendir.
1999 yılında yapılan Anayasa değişikliği (Madde 155 ve 125) ile bu sözleşmeler 'özel hukuk sözleşmesi' sayılmıştır.
Uyuşmazlık çözüm yerini ve sözleşmenin tabi olduğu hukuk dalını tespit etmek için bu bilgi kritiktir.

Key Concept

Mülkiyetin Devri ve Hukuki Nitelik

Practice More

1999 Anayasa değişikliğinin kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question

Türkiye'de kamu hizmetlerinin gördürülmesinde kullanılan 3996 sayılı Kanun kapsamındaki Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli ile 4283 sayılı Kanun kapsamındaki Yap-İşlet (Yİ) usulünün hukuki rejimi ve denetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: 1999 Anayasa değişikliği sonrası, YİD sözleşmeleri kural olarak özel hukuk sözleşmesi niteliği kazanmış olup bu sözleşme taslakları hakkında Danıştay’ın görüşünün (düşüncesinin) alınması zorunluluğu öngörülmüştür.

Answer

1999 Anayasa değişikliği sonrası Yap-İşlet-Devret (YİD) sözleşmeleri kural olarak özel hukuk sözleşmesi niteliği kazanmış olup bu sözleşme taslakları hakkında Danıştay’ın görüşünün (düşüncesinin) alınması zorunluluğu öngörülmüştür.
Doğru ifade, YİD sözleşmelerinin 1999 Anayasa değişikliği ve ilgili yasal düzenlemelerle özel hukuk sözleşmesi niteliğine kavuşturulduğunu ve bu süreçte Danıştay'ın 'inceleme' değil, görüş bildirme niteliğinde olan 'düşünce' bildirme yetkisinin korunduğunu vurgulayan ifadedir. Bu, yeni yöntemlerin esnekliğini artırmak için getirilmiş bir düzenlemedir.

Step-by-Step Solution

1
YİD ve Yİ yöntemlerini düzenleyen temel kanunları ve kapsamlarını ayırt et.
3996 sayılı Kanun (YİD) genel altyapı projelerini, 4283 sayılı Kanun (Yİ) ise sadece enerji üretim tesislerini kapsar.
Yöntemlerin uygulama alanları arasındaki farkı bilmek seçenekleri elemek için gereklidir.
2
1999 Anayasa değişikliğinin (125. ve 155. maddeler) bu sözleşmelerin hukuki niteliğine etkisini analiz et.
Değişiklik ile bu tür modern yöntemlerin 'idari sözleşme' yerine 'özel hukuk sözleşmesi' olarak kurgulanmasının önü açılmış ve tahkim imkanı getirilmiştir.
Sözleşmelerin hangi yargı koluna ve denetim usulüne tabi olduğunu belirlemek için bu dönüm noktası kritiktir.
3
Danıştay'ın denetim yetkisindeki terminolojik farkı kontrol et.
İdari sözleşmeler için 'inceleme' (iki ay içinde), YİD gibi özel hukuk nitelikli yeni yöntemlerde ise 'düşünce bildirme' usulü uygulanır.
KPSS düzeyindeki sorularda 'inceleme' ve 'düşünce' arasındaki teknik fark doğru cevabı belirler.

Key Concept

Yeni yöntemlerin (YİD ve Yİ) hukuki niteliği ve Danıştay denetimi
Estimated Time:1m 40s
Question 25Question

Bir il valisi, turizm potansiyeli yüksek ve tarihi dokusuyla bilinen bir ilçede, bölge halkının ve turistlerin huzur ve sükununu (dirlik ve esenliğini) korumak amacıyla bir karar almıştır. Bu karara göre, ilçe genelindeki tüm inşaat faaliyetleri yılın 12 ayı boyunca tamamen durdurulmuş; yasak kapsamına sadece dış cephe ve gürültülü işler değil, çevreye herhangi bir ses veya görüntü etkisi olmayan kapalı alanlardaki iç mekan tadilatları da dahil edilmiştir.

İdare hukukundaki "ölçülülük" ilkesi ve kolluk yetkisinin sınırları dikkate alındığında, idarenin tesis ettiği bu işlem öncelikle ölçülülük ilkesinin hangi alt unsuru bakımından hukuka aykırılık teşkil etmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Gereklilik (Zorunluluk)

Answer

İdare hukukunda ölçülülük ilkesinin 'gereklilik' (zorunluluk) alt unsuru uyarınca, idare bir amaca ulaşmak için hak ve özgürlükleri 'en az kısıtlayan' yöntemi seçmelidir; daha hafif bir tedbirle sonuç alınabiliyorsa ağır tedbire başvurulamaz.
İdare hukukunda gereklilik (zorunluluk) alt ilkesi, idarenin bir kamu yararı amacına ulaşmak için temel hakları kısıtlarken, bu amaca ulaşmaya yetecek olan 'en hafif' aracı seçmesini emreder. Olaydaki senaryoda, valinin sessizliği sağlamak için sadece gürültü çıkaran faaliyetleri veya sadece turizm sezonunu kısıtlaması mümkünken; hiçbir etkisi olmayan kapalı alan tadilatlarını dahi yıl boyu yasaklaması, amaca ulaşmak için 'gerekli olandan fazlasını' yaptığını gösterir. Bu durum gereklilik unsuruna aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
İdari işlemin amacını ve kapsamını analiz etmek.
Amaç kamu esenliğini (gürültüsüz ortamı) sağlamaktır. Kapsam ise 12 aylık tüm inşaat ve iç mekan tadilatlarıdır.
İşlemin ölçülü olup olmadığını anlamak için önce neyin, ne amaçla sınırlanmak istendiği netleştirilmelidir.
2
Alternatif (daha hafif) yöntemlerin varlığını sorgulamak.
Gürültüsüz iç mekan tadilatlarına izin verilmesi veya yasağın sadece yoğun turizm sezonuyla sınırlandırılması gibi daha hafif yöntemler mevcuttur.
Eğer aynı amaca daha az kısıtlayıcı bir yolla ulaşılabiliyorsa, ağır olan yöntem 'gereklilik' (zorunluluk) unsuruna aykırı hale gelir.
3
Ölçülülük ilkesinin alt unsurları arasında eleme yapmak.
İşlem teknik olarak amaca hizmet ettiği için 'elverişli'dir ancak 'gerekli' olandan fazlasını kapsamaktadır.
Ölçülülük testinde elverişlilikten sonra gelen gereklilik aşaması, en az müdahale ilkesini temsil eder.

Key Concept

Ölçülülük ilkesinin alt unsurlarından gereklilik (zorunluluk), seçilen aracın amaca ulaşmak için 'vazgeçilmez' ve 'en hafif' araç olmasını zorunlu kılar.

Practice More

Ölçülülük ilkesinin alt unsurları arasındaki hiyerarşiyi (elverişlilik -> gereklilik -> orantılılık) pekiştirmek için Danıştay kararlarındaki 'en hafif müdahale' vurgusuna dikkat ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 26Question

İdari kolluk teşkilatı içerisinde yer alan makamlar, personel ve bu makamların yetki sınırları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi idari kolluk hukukuna uygun bir ifadedir?

Show answer & explanation

Answer: Valiler ve kaymakamlar, mülki sınırları içerisinde kamu düzenini sağlamak amacıyla genel emirler çıkarma yetkisine sahip genel idari kolluk makamlarıdır.

Answer

Valilerin ve kaymakamların mülki sınırları içerisinde genel emirler çıkarma yetkisine sahip genel idari kolluk makamları olduğunu belirten ifade doğrudur.
İdari kolluk hukukunda vali ve kaymakamlar, temsil ettikleri mülki sınırlar içerisinde kamu düzenini sağlamak için genel idari kolluk makamı sıfatıyla hareket ederler. Bu makamlar, hem kişilere yönelik özel yasaklamalar gibi bireysel işlemler yapabilir hem de 54425442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun kendilerine tanıdığı yetkiyle, toplumun tamamını ilgilendiren düzenleyici nitelikteki 'genel emirler' çıkarabilirler.

Step-by-Step Solution

1
Kolluk makamı ve personel ayrımını yapın.
Makamlar karar alan (Vali, Kaymakam vb.), personel ise kararı uygulayan (Polis, Jandarma) birimlerdir.
Sorudaki kavram karmaşasını gidermek için temel ayrımı belirlemek gerekir.
2
Genel ve özel idari kolluk ayrımını değerlendirin.
Devlet tüzel kişiliği içindekiler (Vali, Kaymakam) genel, mahalli idareler içindekiler (Belediye, Köy) özel kolluktur.
Makamların hukuki statüsünü ve bağlılıklarını belirlemek için gereklidir.
3
Makamların yetki türlerini (bireysel/düzenleyici) analiz edin.
Vali ve kaymakamlar 54425442 sayılı Kanun uyarınca 'genel emir' adı verilen düzenleyici işlemler yapabilirler.
Doğru seçeneğe ulaşmak için yetki sınırlarını kontrol etmek gerekir.

Key Concept

İdari kolluk makamları ve düzenleyici işlem yetkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 27Question

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, Belediye Kanunu ve idare hukuku prensipleri çerçevesinde; idari kolluk makamları, personeli ve bu makamların tesis ettiği işlemlerin hukuki rejimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Valinin, il sınırları içerisinde görev yapan belediye zabıta personelinin hizmet yerini değiştirme veya bu personel üzerinde doğrudan disiplin yetkisi kullanma hakkına sahip olması, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki hiyerarşi yetkisinin bir sonucudur.

Answer

Valinin belediye zabıtası üzerinde hiyerarşi yetkisine sahip olduğunu ve doğrudan disiplin cezası verebileceğini savunan ifade yanlıştır.
İdare hukukunda hiyerarşi yetkisi sadece aynı tüzel kişilik içerisindeki üstün ast üzerindeki yetkisidir. Vali devlet tüzel kişiliğini, belediye zabıtası ise belediye tüzel kişiliğini temsil eder. Dolayısıyla aralarındaki denetim ilişkisi 'idari vesayet'tir. İdari vesayet yetkisi ise kural olarak vesayet makamına, yerinden yönetim kuruluşunun personeli üzerinde doğrudan disiplin cezası verme veya görev yerini değiştirme gibi yetkiler tanımaz.

Step-by-Step Solution

1
Kolluk makamlarının hukuki statülerini belirle.
Vali merkezi idarenin (devlet tüzel kişiliği), belediye başkanı ve organları ise mahalli idarenin (belediye kamu tüzel kişiliği) bir parçasıdır.
Denetimin türünü belirlemek için tüzel kişilik ayrımına bakılmalıdır.
2
Merkezi idare ile yerinden yönetim kuruluşları arasındaki denetim ilişkisini analiz et.
Farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki denetim 'idari vesayet' olarak adlandırılır.
Hiyerarşi sadece aynı tüzel kişilik içindeki üst-alt ilişkisinde mevcuttur.
3
İdari vesayet yetkisinin sınırlarını değerlendir.
Vesayet makamı (Vali), vesayet altındaki kuruluşun (Belediye) personeli üzerinde atama, yer değiştirme veya doğrudan disiplin yetkisi kullanamaz.
Vesayet yetkisi sınırlıdır ve kanunda açıkça belirtilmedikçe kullanılamaz; bu yetkiler yerinden yönetimin özerkliği ile bağdaşmaz.
4
Diğer seçeneklerdeki makam ve işlem ayrımlarını kontrol et.
Emniyet müdürlerinin personel olduğu, valinin kararlarının düzenleyici olduğu ve genel kolluğun üstünlüğü ilkelerinin doğru olduğu teyit edildi.
Yanlış olan seçeneğin tek ve kesin olduğundan emin olunmalıdır.

Key Concept

İdari Vesayet ve Hiyerarşi Ayrımı ile Kolluk Makamı-Personeli Farkı
Question 28Question

Bir mülki idare amiri, bir caddedeki yaya trafiği yoğunluğunu azaltmak ve yaya akışını düzenlemek amacıyla cadde üzerindeki tüm dükkanların vitrinlerini tamamen kaldırmasını ve dükkan girişlerinin daraltılmasını emretmiştir. Yapılan incelemede, kaldırım işgalinin belirli bir sınırla sınırlandırılması veya dükkanların önüne geçişi engellemeyen estetik bariyerler konulması gibi temel hakları daha az kısıtlayan yöntemlerle de aynı trafik düzeninin sağlanabileceği tespit edilmiştir.

Bu durumda, idarenin aldığı bu tedbir ölçülülük ilkesinin aşağıdaki alt unsurlarından hangisine aykırılık teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: Gereklilik (Zorunluluk)

Answer

İdarenin aldığı bu tedbir, ölçülülük ilkesinin gereklilik (zorunluluk) alt unsuruna aykırıdır çünkü aynı amaca temel hakları daha az kısıtlayan başka araçlarla da ulaşılması mümkündür.
Gereklilik (zorunluluk) unsuru, idarenin bir kolluk amacı gerçekleştirmek için kullanabileceği birden fazla elverişli araç varsa, bunlar içinden ilgili kişinin haklarını en az sınırlayan, ona en az yük getiren aracı seçmek zorunda olmasını ifade eder. Soruda dükkan vitrinlerinin kaldırılması gibi ağır bir tedbir yerine duba konulması gibi daha hafif bir yöntemle aynı amaca ulaşılabileceğinin belirtilmesi, işlemin 'gerekli' olmadığını göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
İdari işlemin amacını ve seçilen aracı değerlendir.
Amaç yaya trafiğini düzenlemek, seçilen araç ise vitrinlerin kaldırılmasıdır.
Ölçülülük denetimi yapılabilmesi için önce işlemin amacı ve yöntemi belirlenmelidir.
2
Amaca ulaşmak için daha hafif bir alternatif yöntemin olup olmadığını kontrol et.
Kaldırım işgalinin sınırlandırılması gibi daha az kısıtlayıcı bir yöntemin varlığı tespit edilmiştir.
Gereklilik unsuru, 'en az kısıtlayıcı araç' kuralına dayanır.
3
Bulguyu ölçülülüğün alt unsurlarıyla eşleştir.
Daha hafif bir araç varken ağır olanın seçilmesi 'Gereklilik' ilkesine aykırıdır.
Gereklilik, araçlar arasında bir seçim yaparken özgürlük lehine olanın tercih edilmesini emreder.

Key Concept

Ölçülülük ilkesinin gereklilik (zorunluluk) alt unsuru.
Estimated Time:45s
Question 29Question

Emniyet görevlilerinin kamu düzenini korumak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla yürüttüğü devriye faaliyetleri ile bir suçun işlendiği şüphesi üzerine suç delillerini toplamak ve şüphelileri yakalamak amacıyla yürüttüğü faaliyetlerin hukuki niteliği ve bağlı olduğu makamlar bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devriye faaliyeti idari kolluk kapsamında olup mülki idare amirlerinin gözetim ve denetimi altındadır; suç delillerini toplama faaliyeti ise adli kolluk kapsamında olup Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda yürütülür.

Answer

Devriye faaliyeti idari kolluk (mülki amire bağlı), suç delili toplama ise adli kolluktur (savcıya bağlı).
Doğru olan seçenek, kolluk türlerinin işlevsel ayrımını ve buna bağlı hiyerarşik/adli bağlılık yapısını tam olarak yansıtmaktadır. İdari kolluk, kamu düzenini korumak için henüz suç işlenmeden önce devreye giren önleyici bir mekanizmadır ve yürütme organının bir parçası olan mülki amirlere bağlıdır. Adli kolluk ise bir suç işlendiği şüphesiyle birlikte devreye giren, maddi gerçeği ortaya çıkarmaya ve adaleti sağlamaya çalışan bastırıcı bir mekanizmadır; bu nedenle yargısal bir makam olan Cumhuriyet savcısının talimatları ile hareket eder.

Step-by-Step Solution

1
Faaliyetin amacını belirleyin.
Suç işlenmeden önce yapılan devriye faaliyeti 'önleyici' (idari), suç şüphesi sonrası yapılan delil toplama 'bastırıcı' (adli) niteliktedir.
Kolluk faaliyetlerinin adli veya idari olarak ayrılmasındaki temel kriter faaliyetin amacıdır.
2
Faaliyetin bağlı olduğu makamı tespit edin.
İdari kolluk mülki idare amirine (Vali/Kaymakam), adli kolluk ise adli makamlara (Cumhuriyet Savcısı) bağlıdır.
Anayasal güçler ayrılığı ve idarenin kanuniliği ilkesi gereği her kolluk türünün emir mercii farklıdır.

Key Concept

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki temel fark, faaliyetin 'suç öncesi/önleyici' veya 'suç sonrası/bastırıcı' olmasına dayanır; bu ayrım hem yetkili makamı hem de yargısal denetim merciini değiştirir.
Estimated Time:1m 30s
Question 30Question

Kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden biri olan ruhsat (izin) usulünü; idari sözleşmeye dayanan imtiyaz ve iltizam gibi diğer yöntemlerden ayıran en temel hukuki karakteristik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hizmetin kurulmasının ve yürütülme şartlarının, idare ile özel kişi arasında bir sözleşme akdedilmeksizin, idarenin tek taraflı bir şart-işlemi (idari işlem) ile belirlenmesi

Answer

Ruhsat usulünü diğer yöntemlerden ayıran temel fark, hizmetin bir sözleşmeye değil, idarenin tek taraflı şart-işlem niteliğindeki idari işlemine dayanmasıdır.
Kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden biri olan ruhsat usulü, diğerlerinden farklı olarak bir 'idari sözleşme' ile kurulmaz. İdare, mevzuatla belirlenen şartları taşıyan özel kişilere, tek taraflı bir idari işlemle (ruhsat/izin) bu hizmeti yürütme yetkisi verir. Bu durum, idarenin hizmet üzerindeki düzenleme yetkisinin en geniş olduğu usullerden biridir çünkü sözleşmesel bir taahhüt bulunmamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Yöntemlerin hukuki dayanaklarını karşılaştırın.
İmtiyaz ve iltizamın 'idari sözleşme' ile, ruhsatın ise 'tek taraflı idari işlem' ile kurulduğu saptanır.
Yöntemler arasındaki en temel ayrım, özel kişinin yetkisini bir uzlaşmadan (sözleşme) mı yoksa idarenin tek taraflı izninden mi aldığıdır.
2
Ruhsat usulünün hukuki niteliğini analiz edin.
Ruhsatın bir 'şart-işlem' olduğu, yani hizmetin yürütülme kurallarının idarece genel ve objektif olarak belirlendiği görülür.
Şart-işlem niteliği, idarenin kamu yararı gereği kuralları tek taraflı olarak değiştirme yetkisini korumasını sağlar.
3
Sözleşmesel yöntemlerin (iltizam/imtiyaz) risk ve bedel yapısını değerlendirin.
İltizamda götürü bedel, imtiyazda ise kâr-zarar ortaklığı veya yatırım karşılığı işletme hakkı ön plandadır.
Bu finansal ve yapısal özellikler, ruhsat usulünün saf idari izin niteliğinden farklılaşan 'sözleşmesel' unsurlardır.

Key Concept

İdari İşlem ve İdari Sözleşme Ayrımı (Ruhsat vs. İltizam/İmtiyaz)
Estimated Time:2m 30s
Question 31Question

İdare hukuku doktrininde kamu hizmetleri konuları (maddi kriter) bakımından; idari, iktisadi, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknik kamu hizmetleri şeklinde bir tasnife tabi tutulmaktadır. Bu sınıflandırma dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi 'kültürel kamu hizmeti' sunan kuruluşlara örnek teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)

Answer

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), doktrinde kültürel kamu hizmetlerinin en temel örneği olarak kabul edilmektedir.
Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), anayasal ve yasal görevleri uyarınca toplumun kültürel gelişimine katkı sunmak, sanat ve yayıncılık faaliyetlerini yürütmekle görevlidir. Bu niteliği sebebiyle idare hukuku doktrininde 'kültürel kamu hizmeti' sunan kuruluşların başında gelir.

Step-by-Step Solution

1
Kamu hizmetlerinin konularına göre ayrımını belirle.
Hizmetler; idari, iktisadi, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknik olarak ayrılır.
Kurumun kuruluş amacını ve yürüttüğü faaliyetin niteliğini doğru kategorize etmek gerekir.
2
Kültürel kamu hizmetinin tanımını uygula.
Toplumun kültürel ve sanatsal düzeyini yükseltmeyi amaçlayan hizmetler kültüreldir.
Yayıncılık ve sanat faaliyetleri bu tanıma doğrudan uymaktadır.
3
Verilen kurumları faaliyet alanlarına göre eşleştir.
TRT kültürel, TÜBİTAK bilimsel/teknik, BOTAŞ iktisadi, SGK sosyal, Emniyet ise idari hizmet yürütür.
Her kurumun ana faaliyet alanı doktrindeki belirli bir sınıfa denk gelmektedir.

Key Concept

Kamu Hizmetlerinin Maddi (Konularına Göre) Sınıflandırılması
Estimated Time:50s
Question 32Question

Kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden biri olan; idarenin hizmet için gerekli tesisatı ve sermayeyi bizzat hazırladığı, ancak hizmetin işletilmesini bir özel kişiye bıraktığı, bu kişiye hizmetin gelirinden bir pay ile sabit bir ücret verildiği ve mali riskin (hasar ve zararın) idare üzerinde kaldığı yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Müşterek emanet usulü

Answer

Müşterek emanet usulü
Doğru cevap olan müşterek emanet usulünde, kamu hizmetinin görülmesi için gerekli olan sermaye, bina ve teknik donanım idare tarafından karşılanır. Hizmetin yürütülmesi ise idare adına bir özel kişiye bırakılır. Bu özel kişiye emeğinin karşılığı olarak sabit (maktu) bir ücret ile hizmet gelirlerinden belirli bir pay verilir. En ayırt edici özellik ise hizmetin kâr ve zararının, yani mali riskinin idareye ait olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Sermaye ve ekipman kaynağının tespiti
İdare tarafından sağlanmaktadır.
Müşterek emanette tesisat ve sermaye idareye aittir.
2
İşletmeci niteliğinin belirlenmesi
Hizmet bir özel kişi tarafından işletilmektedir.
Emanet usulünden farkı, işletmenin özel bir kişiye (müşterek emanetçi) devredilmesidir.
3
Mali riskin ve ücretlendirmenin analizi
Mali risk idareye aittir; işletmeci maktu ücret ve pay alır.
Müşterek emanette kâr ve zarar özel kişiye değil, idareye aittir; bu durum onu iltizam ve imtiyazdan ayırır.

Key Concept

Müşterek emanet usulünün hukuki niteliği ve mali risk paylaşımı
Estimated Time:1m 15s
Question 33Question

İdare hukuku öğretisinde kolluk faaliyetleri, müdahale zamanı ve güdülen amaç bakımından "idari kolluk" ve "adli kolluk" olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre, idari kolluk ile adli kolluk arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İdari kolluğun suçun işlenmesini önlemeye (önleyici), adli kolluğun ise suç işlendikten sonra delilleri toplamaya (bastırıcı) yönelik olması

Answer

İdari kolluk suçun işlenmesini önlemeye (önleyici), adli kolluk ise suç işlendikten sonra delilleri toplamaya (bastırıcı) yöneliktir.
İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki en temel fark 'amaç' ve 'müdahale zamanı' kriteridir. İdari kolluk, kamu düzeninin bozulmasını engellemek amacıyla 'önleyici' nitelikte faaliyet yürütürken; adli kolluk, işlenmiş bir suçun ardından delil toplamak ve failleri bulmak amacıyla 'bastırıcı' nitelikte faaliyet yürütür.

Step-by-Step Solution

1
Kolluk türlerinin müdahale zamanını analiz edin.
İdari kolluk suç öncesi (önleyici), adli kolluk suç sonrası (bastırıcı) aşamadadır.
İdari kolluk kamu düzeninin bozulmasını engellemeyi hedefler.
2
Kolluk türlerinin bağlı olduğu makamları karşılaştırın.
İdari kolluk idari makamlara (vali, kaymakam), adli kolluk adli makamlara (savcı) bağlıdır.
Faaliyetlerin niteliği denetleyen makamı belirler.

Key Concept

İdari ve adli kolluk ayrımı (Önleyici vs. Bastırıcı)
Estimated Time:45s
Question 34Question

Kamu hizmetlerinin yürütülmesine hakim olan ve 'Rolland İlkeleri' olarak da bilinen temel ilkelerin (süreklilik, değişebilirlik, nesnellik/eşitlik) kapsamı ile bedelsizlik ilkesinin bu çerçevedeki hukuki rejimi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bedelsizlik (meccanilik) ilkesi, kamu hizmeti kavramının doğasından kaynaklanan mutlak bir kural olup; iktisadi, ticari ve sınai nitelikteki kamu hizmetleri de dahil olmak üzere tüm hizmetlerin finansmanının sadece vergi gelirleriyle karşılanmasını ve kullanıcılardan hiçbir şekilde bedel alınmamasını zorunlu kılar.

Answer

Bedelsizlik (meccanilik) ilkesinin kamu hizmetleri için mutlak bir kural olduğunu ve iktisadi hizmetlerde bile kullanıcılardan bedel alınamayacağını savunan ifade yanlıştır.
Kamu hukukunda bedelsizlik (meccanilik) ilkesi, bir kamu hizmetinin sunulması karşılığında kullanıcılardan ücret alınmamasını ifade etse de bu ilke mutlak bir zorunluluk değildir. Özellikle 'İktisadi Kamu Hizmetleri' (ticari ve sınai nitelikli hizmetler) bünyesinde, hizmetin maliyetinin ve hatta makul bir kârın kullanıcılara yansıtılması (bedel/fiyat alınması) hukuka uygundur. Bu nedenle bedelsizliğin tüm kamu hizmetleri için mutlak bir şart olduğunu belirten ifade hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Rolland İlkelerinin (Süreklilik, Değişebilirlik, Nesnellik) kapsamını analiz et.
Bu ilkeler kamu hizmetinin 'klasik' üçlü sacayağını oluşturur ve idareye geniş yetkiler (tek taraflı değişiklik, sürekliliği sağlama araçları) tanırken bireylere de tarafsız hizmet alma hakkı verir.
Sorunun temelini oluşturan kuramsal çerçeveyi belirlemek için.
2
Bedelsizlik (meccanilik) ilkesinin niteliğini değerlendir.
Bedelsizlik, kamu hizmetinin klasik bir ilkesi olmakla birlikte 'mutlak' değildir. Günümüzde sosyal kamu hizmetlerinde (eğitim, temel sağlık) ağırlıklı uygulanırken, iktisadi ve ticari kamu hizmetlerinde kullanıcıların maliyete katılması (fiyatlandırma) esastır.
Hatalı olan seçeneği, ilkenin sınırlarını belirleyerek tespit etmek için.
3
Süreklilik ilkesi ile öngörülemezlik kuramı arasındaki bağı kontrol et.
İdari sözleşmelerde 'öngörülemezlik' (imprévision), sözleşmecinin iflas edip hizmeti durdurmasını önlemek için idareye yüklenen bir külfettir ve doğrudan süreklilik ilkesinden doğar.
Çeldirici olan teknik hukuk bilgisini doğrulamak için.

Key Concept

Kamu Hizmeti İlkelerinin Sınırları ve Bedelsizlik İlkesinin Göreliliği

Practice More

İdari sözleşmelerde 'Fait du Prince' (Tek Taraflı Değişiklik) ile 'Değişebilirlik İlkesi' arasındaki bağlantıyı ve bu durumun mali dengeye etkisini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 35Question

Kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden biri olan "kamu hizmeti imtiyazı"na ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İdari sözleşme niteliğinde olan imtiyaz sözleşmeleri "intuitu personae" (şahsa bağlı) niteliktedir ve bu sözleşmeler akdedilmeden önce Danıştay’ın düşüncesinin alınması anayasal bir zorunluluktur.

Answer

İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğinde olup, akdedilmelerinden önce Danıştay'ın görüşünün alınması zorunludur ve şahsa bağlı (intuitu personae) bir yapıya sahiptir.
İmtiyaz sözleşmelerinin idari sözleşme olduğu, bu sözleşmeler için Danıştay’dan görüş (düşünce) alınmasının anayasal bir zorunluluk olduğu ve sözleşmenin seçilen kişinin niteliklerine bağlı (intuitu personae) olduğu bilgisi idare hukukunun temel kurallarındandır.

Step-by-Step Solution

1
Hukuki niteliği belirle
İdari Sözleşme
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri, kamu gücü ayrıcalıkları içeren ve idari yargı denetimine tabi olan sözleşmelerdir.
2
Usul şartlarını kontrol et
Danıştay Görüşü (22 ay)
19821982 Anayasası'nın 155155. maddesi uyarınca imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında Danıştay’ın düşüncesinin alınması zorunludur.
3
Kişisel niteliği değerlendir
Intuitu Personae
İmtiyaz verilecek kişi teknik ve mali yeterliliği gözetilerek seçildiğinden, sözleşme kural olarak başkasına devredilemez.

Key Concept

Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmelerinin Kurucu ve İşlemsel Esasları

Practice More

Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet gibi yeni yöntemlerle imtiyaz usulü arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 36Question

Emniyet görevlileri tarafından kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak amacıyla yürütülen rutin bir devriye faaliyeti sırasında, durumundan şüphelenilerek durdurulan bir şahsın üzerinden yüklü miktarda sahte para ve suçta kullanıldığı değerlendirilen bir kesici alet çıkmıştır.

Bu olayda kolluk faaliyetlerinin niteliği ve denetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devriye faaliyeti önleyici nitelikte bir idari kolluk faaliyeti iken, suç unsurunun tespitiyle birlikte bastırıcı nitelikteki adli kolluğa dönüşmüş ve bu aşamadan itibaren yetki Cumhuriyet savcısına geçmiştir.

Answer

Devriye faaliyeti önleyici nitelikte bir idari kolluk faaliyeti iken, suç unsurunun tespitiyle birlikte bastırıcı nitelikteki adli kolluğa dönüşmüş ve bu aşamadan itibaren yetki Cumhuriyet savcısına geçmiştir.
Kolluk faaliyetleri amaçları ve müdahale zamanları bakımından ikiye ayrılır. Kamu düzenini korumak ve henüz işlenmemiş suçları önlemek amacıyla yapılan 'devriye' ve 'asayiş denetimi' faaliyetleri idari kolluktur ve mülki idare amirlerine (vali/kaymakam) bağlıdır. Ancak denetim sırasında suç deliline rastlanmasıyla birlikte faaliyet, işlenmiş bir suçun aydınlatılmasına yönelik adli kolluğa dönüşür. Bu noktadan sonra kolluk personeli adli bir makam olan Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda hareket eder.

Step-by-Step Solution

1
İlk aşamadaki faaliyetin amacını belirleyin.
Devriye faaliyeti suç işlenmesini önlemek ve kamu düzenini sağlamak amacı taşıdığı için 'önleyici' nitelikte bir idari kolluk faaliyetidir.
İdari kolluk, kamu düzeninin bozulmasını önlemek için suç işlenmeden önce harekete geçer.
2
Faaliyetin nitelik değiştirdiği anı tespit edin.
Şahsın üzerinden sahte para ve suç aleti çıkmasıyla birlikte 'suç işlendiği şüphesi' doğmuş ve faaliyet adli aşamaya geçmiştir.
Suçun işlenmesinden sonra delil toplama ve şüpheliyi yakalama faaliyetleri 'bastırıcı' nitelikteki adli kolluğun görev alanıdır.
3
Yetkili makam değişimini değerlendirin.
İdari kolluk aşamasında mülki idare amiri (vali/kaymakam) yetkili iken, adli kolluk aşamasında yetki Cumhuriyet savcısına geçer.
Adli kolluk görevlileri, adli görevlerin yerine getirilmesinde doğrudan Cumhuriyet savcısının emir ve talimatlarına tabidir.

Key Concept

İdari ve Adli Kolluk Ayrımı (Önleyici ve Bastırıcı İşlev)
Estimated Time:1m 15s
Question 37Question

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve idare hukuku ilkeleri çerçevesinde, idari kolluk makamlarının yetkileri, personel yapısı ve tesis ettikleri işlemlerin niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Valiler, il sınırları içinde kamu düzenini sağlamak için genel, soyut ve objektif kurallar içeren 'genel emirler' çıkarma yetkisine sahip olup, bu yetki genel idari kolluk alanında düzenleyici işlem tesis etme gücünün bir yansımasıdır.

Answer

Valilerin il mülki sınırları içerisinde genel emir çıkarma yetkisine sahip olması ve bu işlemlerin düzenleyici nitelikte bulunması hukuken doğrudur.
Hukuken doğru olan seçenek, valilerin il sınırları içerisinde kamu düzenini sağlamak amacıyla düzenleyici nitelikte 'genel emirler' tesis edebileceğini belirten ifadedir. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca vali, genel idari kolluğun ildeki başıdır ve düzenleyici işlem yapma yetkisine sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Kolluk makamı ve personelini ayırt etme
İl Emniyet Müdürü ve Belediye Zabıtası 'personel' iken; Vali, Kaymakam ve Belediye Başkanı 'makam'dır.
Makam, kamu gücü kullanarak karar alma yetkisine sahip organı temsil eder.
2
Düzenleyici ve bireysel işlem ayrımını analiz etme
Genel emirler; genel, soyut ve objektif kurallar koyduğu için düzenleyici işlemdir. Yasaklama kararları ise bireysel işlemdir.
İşlemin muhatap kitlesi ve kapsamı hukuki niteliğini belirler.
3
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'ndaki özel yetkiyi kontrol etme
Valilerin 11/C maddesi uyarınca genel emir çıkarma yetkisi vardır, ancak Kaymakamların (32. madde) böyle bir düzenleyici yetkisi yoktur.
Yetki genişliği ve ilin genel idaresi vali üzerindedir; kaymakamın yetkisi daha sınırlıdır.

Key Concept

İdari kolluk makamları ve düzenleyici işlem yetkisi

Practice More

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki makam ve personel ayrımını gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 0s
Question 38Question

Bir ilçe merkezinde kamu düzeninin ve genel sağlığın korunması amacıyla genel idari kolluk makamı olan kaymakamlık, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin kapanış saatini 24.0024.00 olarak belirlemiştir. Aynı ilçenin belediye encümeni ise, kendi yetki alanındaki benzer iş yerlerinin asayiş gerekçesiyle saat 22.0022.00'de kapatılmasına yönelik bir karar almıştır.

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, kolluk yetkilerinin yarışması ve çatışması durumunda bu iki düzenlemenin hukuki geçerliliğine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mahalli kolluk makamlarının aldığı önlemler, genel kolluk makamlarının önlemlerini ağırlaştırabilir ancak hafifletemez; bu nedenle daha daraltıcı olan saat 22.0022.00 kuralı geçerlidir.

Answer

Mahalli kolluk makamlarının aldığı önlemler, genel kolluk makamlarının önlemlerini ağırlaştırabilir ancak hafifletemez; bu nedenle daha daraltıcı olan kural uygulanır.
İdare hukukunda genel kolluk ile mahalli kolluk yetkilerinin yarıştığı durumlarda temel kural, mahalli kolluk makamlarının (belediye gibi) genel kolluk makamlarının (kaymakamlık gibi) aldığı önlemleri, mahalli ihtiyaca binaen daha da ağırlaştırabilmesidir. Ancak mahalli kolluk, genel kolluğun yasakladığı bir şeyi serbest bırakamaz veya getirdiği kısıtlamayı hafifletemez. Soruda belediyenin kapanış saatini daha erkene çekmesi bir 'ağırlaştırma' (daraltma) işlemi olduğundan hukuka uygundur.

Step-by-Step Solution

1
Kolluk makamlarını ve yetki türlerini belirle.
Kaymakam 'Genel İdari Kolluk', Belediye 'Mahalli İdari Kolluk' makamıdır.
Yetki çatışmasının hangi düzlemde (merkez-yerel) olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Kolluk yetkilerinin yarışması kuralını uygula.
Mahalli kolluk, genel kolluğun koyduğu asgari standardı korumak şartıyla daha sıkı (daraltıcı) önlemler alabilir.
İdare hukukunda mahalli özelliklerin gerektirdiği daha korumacı önlemlere izin verilir.
3
Saatleri karşılaştırarak sonucu tespit et.
Saat 22.0022.00 kuralı, 24.0024.00 kuralına göre daha ağır/daraltıcı bir kısıtlama olduğu için hukuka uygundur.
Genel kolluk 'en geç 24.0024.00' derken, mahalli kolluk bunu 'en geç 22.0022.00' yaparak yasal sınırlar içinde kalmıştır.

Key Concept

Kolluk Yetkilerinin Yarışması (Önlemlerin Ağırlaştırılması İlkesi)

Practice More

Genel kolluk ile özel kolluk (örneğin orman kolluğu) arasındaki yetki yarışmasında 'lex specialis' (özel kanun) kuralının nasıl işlediğini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 39Question

Türkiye'de kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden olan 'Yeni Yöntemler' (Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet) modellerinin hukuki rejimi ve uygulama alanları düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Yap-İşlet (Yİ) usulünde, sözleşme süresinin sonunda tesisin mülkiyetinin ve işletme hakkının bedelsiz olarak ilgili idareye devredilmesi zorunludur.

Answer

Yap-İşlet (Yİ) modelinde süre sonunda mülkiyetin idareye devredilmesinin zorunlu olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Yap-İşlet (Yİ) modeli ile Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli arasındaki en temel fark mülkiyetin kaderidir. YİD modelinde (3996 sayılı Kanun), yatırımcı şirket tesisi yapar, işletir ve sözleşme sonunda bedelsiz olarak devreder. Ancak Yİ modelinde (4283 sayılı Kanun - özellikle termik santraller için), şirket tesisi kurar ve işletir, mülkiyet şirkette kalır; idareye bir devir zorunluluğu yoktur. Bu nedenle devrin zorunlu olduğunu belirten seçenek hatalı bir bilgi içermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Modellerin temel farkını belirleme
Yap-İşlet-Devret (YİD) modelinde 'Devret' unsuru varken, Yap-İşlet (Yİ) modelinde bu unsur yoktur.
Soruda her iki modelin ortak özelliğiymiş gibi sunulan 'devir' şartının hangi model için geçerli olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
İlgili mevzuatı kontrol etme
YİD 3996 sayılı Kanun'a, Yİ (termik santraller) ise 4283 sayılı Kanun'a tabidir.
Farklı kanuni dayanakların farklı sonuçlar doğurup doğurmadığını teyit etmek için mevzuat bilgisi kullanılır.
3
Anayasal statüyü değerlendirme
1999 Anayasa değişikliğiyle bu sözleşmeler kural olarak özel hukuk sözleşmesi sayılmıştır.
Yargı yolu ve hukuki rejim açısından bu kronolojik bilginin doğruluğu test edilir.

Key Concept

Yap-İşlet ve Yap-İşlet-Devret Modelleri Arasındaki Farklar

Practice More

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri ile YİD sözleşmeleri arasındaki farkları (yargı yolu, kanuni dayanak) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 40Question

İdare hukuku doktrininde kamu hizmetleri; sunulan faaliyetin içeriği ve karşılanan toplumsal ihtiyacın niteliği (maddi kriter) esas alınarak; idari, iktisadi, sosyal, bilimsel-teknik ve kültürel kamu hizmetleri şeklinde bir ayrıma tabi tutulur. Bu sınıflandırma, hizmeti yürüten birimin teşkilat yapısından ziyade faaliyetin hukuki mahiyetini ve tabi olduğu rejimi belirlemede önem taşır.

Buna göre, kamu hizmetlerinin bu sınıflandırması ve ilgili kurumların hukuki nitelikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kültürel kamu hizmetleri, toplumun eğitim, sanat ve kültür ihtiyaçlarını karşılamayı hedefler; Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları bu tasnif içerisinde yer alan hizmet birimleridir.

Answer

Kültürel kamu hizmetleri kapsamında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının birlikte sayıldığı ifade yanlıştır.
Doğru cevap, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını kültürel kamu hizmeti birimi olarak sınıflandıran ifadedir. İdare hukukunda kamu hizmetlerinin maddi kriterlere göre yapılan beşli tasnifi (idari, iktisadi, sosyal, bilimsel, kültürel), 'hizmet yerinden yönetim kuruluşları' (kamu kurumları) için geçerlidir. Oysa Barolar, Odalar ve Borsalar gibi meslek kuruluşları, Anayasa m. 135 uyarınca ayrı bir kategori olup doğrudan bu hizmet sınıflarından birine dahil edilemezler. Devlet Opera ve Balesi kültürel bir hizmet birimi olsa da meslek kuruluşları bu grupta yer almaz.

Step-by-Step Solution

1
Kamu hizmetlerinin maddi (konu) kriterine göre yapılan sınıflandırmasını hatırla.
Hizmetler; idari, iktisadi, sosyal, bilimsel-teknik ve kültürel olarak 5 sınıfa ayrılır.
Sorunun temelini oluşturan tasnif sistemini belirlemek gerekir.
2
Her bir hizmet türünün tipik kurum örneklerini değerlendir.
TSE (Bilimsel), SGK (Sosyal), KİT'ler (İktisadi) ve Devlet Opera ve Balesi (Kültürel) doğru eşleşmelerdir.
Seçeneklerdeki kurum-hizmet eşleşmelerinin doğruluğunu test etmek gerekir.
3
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (Barolar, Odalar) hukuki statüsünü analiz et.
Meslek kuruluşları bir 'kamu hizmeti birimi' (hizmet yerinden yönetim kuruluşu) değil, Anayasa'nın 135. maddesinde düzenlenen ayrı bir yerinden yönetim kategorisidir.
Teşkilat yapısındaki temel ayrımı belirleyerek hatalı sınıflandırmayı saptamak gerekir.

Key Concept

Hizmet Yerinden Yönetim Kuruluşları ile Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Ayrımı
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 2 / 7Next
Kamu Hizmetleri ve Kolluk Practice Questions — KPSS Hukuk — Page 2 | Examkin