Başlangıç Hükümleri
134 questions
Bir anonim şirketin yönetim kurulu üyesi olan (K), şirket adına yaptığı bir hukuki işlemde sahip olduğu temsil yetkisinin sınırlarını aşmış ve bu işlem şirket ile üçüncü kişi (Ü) arasında ihtilafa yol açmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nda yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisine dair çeşitli özel düzenlemeler bulunmakla birlikte, yetki aşımının genel sonuçları veya temsilcinin sorumluluğunun temel esasları hakkında bazı hüküm eksiklikleri mevcuttur.
Bu tür ticari bir ihtilafın çözümünde, temel kanunlardaki genel hükümlerin işlevi ve kapsamı dikkate alındığında aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?
Bir asliye hukuk mahkemesi hakimi, bakmakta olduğu davayı karara bağlarken aynı konuda bir olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bir kanun hükmünün birbiriyle zıt düzenlemeler içerdiğini tespit etmiştir. Davanın bir diğer boyutunda ise, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir milletlerarası antlaşma ile başka bir kanun kuralının farklı yönde emredici hükümler barındırdığı görülmüştür.
Buna göre, 2017 Anayasa değişiklikleri sonrası oluşan güncel normlar hiyerarşisi dikkate alındığında, hakimin söz konusu çelişkileri çözerken hukuken yapması gereken işlem aşağıdakilerden hangisidir?
Bir mahkeme hâkimi, önüne gelen karmaşık bir özel hukuk uyuşmazlığını karara bağlamak amacıyla sırasıyla çeşitli yöntemler izlemiştir. Hâkim ilk olarak yazılı hukuk kurallarını metnin sözü (lafzi) ve kanun koyucunun amacı (gai) yönünden incelemiş, olaya doğrudan veya kıyas yoluyla uygulanabilecek hiçbir yasal düzenleme olmadığını saptamıştır. Yapılan yargısal incelemede, bu eksikliğin kanun koyucu tarafından hakkaniyete göre karar verilmesi için bilinçli ve isteyerek bırakılmış bir değerlendirme alanı olmadığı da kesinleşmiştir. Bunun üzerine hâkim, uygulayabileceği yazısız bir kural araştırmış ancak örf ve âdet hukukunda da uyuşmazlığı çözecek bağlayıcı bir ilke bulamamıştır.
Buna göre, söz konusu uyuşmazlığın çözümü sürecinde hâkimin karşılaştığı hukuki durum ve izlemesi gereken yol hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Bir ambalaj fabrikası sahibi olan Levent, tesisinin kapasitesini artırmak amacıyla özel bir otomasyon makinesi ürettirmiş ve makinenin kurulumu fabrikasında tamamlanmıştır. Makinenin temel işlevlerinde, çalışma hızında ve üretim kalitesinde hiçbir sorun veya eksiklik bulunmamaktadır. Ancak Levent, sadece makinenin dış gövdesindeki üretime hiçbir etkisi olmayan, çok önemsiz ve yüzeysel bir çizik ile ton farkını gerekçe göstererek kanunun alıcıya tanıdığı 'sözleşmeden dönme' hakkını kullanmak istemektedir. Üretici firma, bu yüzeysel kusuru aynı gün içinde parça değişimiyle ücretsiz olarak gidermeyi teklif etmesine rağmen; Levent, piyasada daha ucuz bir alternatif bulduğu için bu teklifi reddetmiş ve parasının iadesinde ısrar etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, Levent’in sözleşmeden dönme hakkını kullanma girişimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümlerinde yer alan "objektif iyiniyet (dürüstlük kuralı)" ile "subjektif iyiniyet", birbirinden farklı şartlara ve sonuçlara sahip iki ayrı temel kurumdur.
Bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde, hâkimin *subjektif iyiniyet* (TMK m. 3) hükümlerini tatbik edebilmesi için aşağıdaki koşullardan hangisinin somut olayda gerçekleşmiş olması zorunludur?
(K), müteahhit (M) ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, mutfakta kullanılacak mermerlerin "X ocaklarından çıkarılan" birinci sınıf mermer olmasını kararlaştırmıştır. (M), inşaatı tamamlar ancak mutfakta aynı kalitede, renkte ve değerde olan "Y ocaklarından çıkarılan" mermerleri kullanır. Daireyi bu haliyle teslim alan ve iki yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmaksızın kullanan (K), daha sonra (M) ile aralarında çıkan farklı bir ticari husumeti bahane ederek, sözleşmeye tam uyulmadığı gerekçesiyle mermerlerin sökülüp X ocaklarından çıkarılan mermerlerle değiştirilmesini talep eder. Mermerlerin sökülüp değiştirilmesi (M) açısından devasa bir masraf gerektirmekte iken, bu değişikliğin (K)’ya sağlayacağı estetik veya ekonomik menfaat yok denecek kadar azdır.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
(A), mülkiyeti kendisine ait olan bir iş yerini (B)’ye kiraya vermiştir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde, kira bedelinin her ayın ilk günü ödeneceği ve bu kurala uyulmamasının kiralayana derhal fesih hakkı vereceği açıkça düzenlenmiştir. Buna rağmen (B), üç yıl boyunca kira bedellerini sürekli olarak her ayın 10’u ile 15’i arasında ödemiş; (A) ise bu gecikmelere hiçbir zaman itiraz etmemiş ve ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödemeleri kabul etmiştir. Dördüncü yılın bir ayında kiranın ayın 3'ünde ödenmemesini fırsat bilen (A), sözleşmedeki ilgili maddeye dayanarak fesih hakkını kullanmış ve (B)'nin tahliyesini talep etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, (A)'nın bu fesih talebiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Bir aile mahkemesi hâkimi, önüne gelen kapsamlı bir uyuşmazlığı karara bağlarken iki farklı hukuki sorunla karşılaşmıştır. İlk olarak, davada uygulanması gereken kanun maddesinde yer alan "önemli sebeplerin varlığı hâlinde" şeklindeki ifadenin somut olaydaki olguları kapsayıp kapsamadığını değerlendirmesi gerekmiştir. İkinci olarak, davanın diğer bir talebine ilişkin uyuşmazlığı çözecek ne yazılı bir hukuk kuralı ne de olaya uygulanabilir nitelikte bir örf ve âdet hukuku kuralı bulunduğunu tespit etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun hukukun uygulanması ve kaynaklarına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, hâkimin karşılaştığı bu iki durumda uyuşmazlığı çözmek için sırasıyla uygulaması gereken yöntemler aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan bir davada hâkim, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin yazılı hukuk kurallarında hiçbir hüküm bulunmadığını, örf ve âdet hukukunda da olaya tatbik edilebilecek bir kuralın mevcut olmadığını saptamıştır. Üstelik kanundaki başka hükümlerin kıyasen uygulanma imkânı da yoktur.
Buna göre, mahkeme hâkiminin izlemesi gereken yol ve karşı karşıya kaldığı hukuki durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
(T), komşusu (Y)’nin arazisinde bulunan bir kaynaktan kendi tarlasını sulamak amacıyla tapu siciline tescil edilmiş bir "su alma irtifakına" sahiptir. İki komşu arasında çıkan bir husumet sonrasında (T), kendi tarlasının su ihtiyacından çok daha fazlasını çeken sanayi tipi bir pompa kurarak artan suyu boş bir dere yatağına akıtmaya başlamış ve bu eylemiyle sırf (Y)’nin arazisindeki diğer su kuyularının kurumasına neden olmuştur. (Y)’nin itirazı üzerine (T), "Tapu sicilinde hakkımın bir sınırı belirtilmemiştir, dilediğim kadar su çekebilirim." şeklinde savunma yapmıştır.
Buna göre, (T)’nin eylemi ve hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
(S), koleksiyonunda bulunan antika bir tabloyu TL karşılığında satın alması için (A) ile bir sözleşme yapar. Sözleşmeye tarafların ortak iradesiyle, ödemenin "tamamı TL'lik banknotlar halinde" yapılacağına dair özel bir hüküm eklenir. Teslim günü geldiğinde (A), TL'lik borcunu eksiksiz olarak ancak TL'lik banknotlar halinde (S)'ye sunar. Bu esnada aynı tabloya TL teklif eden başka bir müşteri bulan (S), (A)'nın parayı sözleşmede kararlaştırılan banknot türüyle getirmediğini gerekçe göstererek ifayı reddeder ve sözleşmeden döndüğünü bildirir.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, (S)'nin sözleşmeden dönme hakkını kullanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Bir koleksiyoner olan (K), piyasa değeri oldukça yüksek olan tarihi bir vazoyu, tanımadığı bir seyyar satıcıdan faturasız olarak ve piyasa değerinin çok altında bir bedelle satın almıştır. Daha sonra vazonun asıl maliki olan (M) ortaya çıkmış ve vazonun evinden çalındığını ispat etmiştir. (K), vazoyu alırken çalındığını bilmediğini ve iyiniyetli olduğunu iddia ederek vazoyu iade etmekten kaçınmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, (K)'nin bu iddiası ve hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Bir tüketicinin, satın aldığı kusurlu bir elektronik eşya sebebiyle sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istemesi üzerine satıcı ile arasında uyuşmazlık çıkmıştır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da, sözleşmenin kurulması sırasındaki irade bozukluklarının (yanılma, aldatma, korkutma) ileri sürülmesine ilişkin özel bir hüküm yer almamaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, ilgili özel kanundaki bu eksikliğin giderilmesi ve uyuşmazlığın çözümü için hâkimin izlemesi gereken hukuki yol aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Bir boşanma davasında mahkeme, tarafların mali güçlerini ve kusur oranlarını dikkate alarak hükmedilecek manevi tazminat miktarını belirleyecektir. İlgili kanun hükmünde tazminatın "uygun bir miktar" olması gerektiği ifade edilmiştir. Davalı vekili, kanunda kesin bir hesaplama formülü veya üst sınır gösterilmediği için somut olayda bir "hukuk boşluğu" bulunduğunu ve hâkimin kanun koyucu gibi davranarak bu boşluğu dolduracak yeni bir kural ihdas etmesi gerektiğini iddia etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, davalı vekilinin iddiası ve mahkemenin yetkisi hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?