Başlangıç Hükümleri

134 questions

Question 121Question

Bir anonim şirketin yönetim kurulu üyesi olan (K), şirket adına yaptığı bir hukuki işlemde sahip olduğu temsil yetkisinin sınırlarını aşmış ve bu işlem şirket ile üçüncü kişi (Ü) arasında ihtilafa yol açmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nda yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisine dair çeşitli özel düzenlemeler bulunmakla birlikte, yetki aşımının genel sonuçları veya temsilcinin sorumluluğunun temel esasları hakkında bazı hüküm eksiklikleri mevcuttur.

Bu tür ticari bir ihtilafın çözümünde, temel kanunlardaki genel hükümlerin işlevi ve kapsamı dikkate alındığında aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

Show answer & explanation

Answer: Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nda yer alan genel nitelikli hükümler, ihtilafın özelliğine uygun düştüğü ölçüde bu ticari ilişkiye de doğrudan uygulanır.

Answer

Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nda yer alan genel nitelikli hükümler, ihtilafın özelliğine uygun düştüğü ölçüde bu ticari ilişkiye de doğrudan uygulanır.
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesinde ifade edilen temel ilkeye göre, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Ticaret hukuku da özel hukukun bir dalı olduğundan, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmayan hâllerde, uyuşmazlığın niteliğine aykırı düşmemek kaydıyla temsil, sorumluluk ve ehliyet gibi genel nitelikli kurallar bu ilişkilere doğrudan tatbik edilir.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlığın hukuki niteliğinin ve ilgili mevzuatın tespiti
Olayda ticari bir temsil ve yetki aşımı durumu söz konusudur ve Türk Ticaret Kanunu'nda konuya ilişkin eksiklikler bulunmaktadır.
Uygulanacak temel kuralların belirlenmesi için öncelikle somut olayın hangi hukuk dalına ait olduğunun anlaşılması gerekir.
2
Genel nitelikli hükümlerin uygulama şartlarının değerlendirilmesi
Türk Medeni Kanunu Madde 5'in devreye girdiği sonucuna varılır.
Medeni Kanun, kendi genel hükümlerinin ve Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını belirtir.
3
Uygulama sınırının (kıstasının) belirlenmesi
Genel hükümlerin, ticari uyuşmazlığın 'niteliğine uygun düştüğü ölçüde' doğrudan uygulanacağı tespit edilir.
Kanun koyucu, genel hükümlerin diğer alanlara aktarılmasını şartsız bırakmamış, uyuşmazlığın yapısına uygunluk kıstası getirmiştir.

Key Concept

Genel Nitelikli Hükümlerin Uygulama Alanı (TMK m. 5)
Question 122Question

Bir asliye hukuk mahkemesi hakimi, bakmakta olduğu davayı karara bağlarken aynı konuda bir olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bir kanun hükmünün birbiriyle zıt düzenlemeler içerdiğini tespit etmiştir. Davanın bir diğer boyutunda ise, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir milletlerarası antlaşma ile başka bir kanun kuralının farklı yönde emredici hükümler barındırdığı görülmüştür.

Buna göre, 2017 Anayasa değişiklikleri sonrası oluşan güncel normlar hiyerarşisi dikkate alındığında, hakimin söz konusu çelişkileri çözerken hukuken yapması gereken işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunun çelişmesi durumunda kanun hükmünü; temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşma ile kanunun çelişmesi durumunda ise milletlerarası antlaşma hükmünü uygulamak.

Answer

Olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunun çelişmesi durumunda kanun hükmünün; temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşma ile kanunun çelişmesinde ise milletlerarası antlaşma hükmünün uygulanmasıdır.
Türk Hukuk sisteminde 2017 Anayasa değişiklikleriyle getirilen normlar hiyerarşisine göre; olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile kanunların farklı hükümler içermesi halinde, kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde çıkabilecek uyuşmazlıklarda, milletlerarası antlaşma hükümleri kanuna üstün tutulur. Bu nedenle hakimin sırasıyla kanun ve milletlerarası antlaşma hükümlerini uygulaması anayasal bir zorunluluktur.

Step-by-Step Solution

1
Somut olaydaki yazılı kaynak türlerini belirlemek
Olayda kanun, olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve temel haklara ilişkin milletlerarası antlaşma bulunmaktadır.
Çatışan normların hiyerarşideki yerini tespit etmek için öncelikle türleri bilinmelidir.
2
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanun arasındaki çelişkiyi çözmek
Anayasa m.104 gereği kanun hükmü uygulanır.
Olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleri hiyerarşide kanunların altındadır ve kanunla çelişirse kanun esas alınır.
3
Milletlerarası antlaşma ile kanun arasındaki çelişkiyi çözmek
Anayasa m.90 gereği milletlerarası antlaşma hükmü uygulanır.
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar, kanunlarla çeliştiğinde antlaşma hükümleri üstün tutulur.

Key Concept

Yazılı Kaynaklar ve Normlar Hiyerarşisi (Lex Superior)
Question 123Question

Bir mahkeme hâkimi, önüne gelen karmaşık bir özel hukuk uyuşmazlığını karara bağlamak amacıyla sırasıyla çeşitli yöntemler izlemiştir. Hâkim ilk olarak yazılı hukuk kurallarını metnin sözü (lafzi) ve kanun koyucunun amacı (gai) yönünden incelemiş, olaya doğrudan veya kıyas yoluyla uygulanabilecek hiçbir yasal düzenleme olmadığını saptamıştır. Yapılan yargısal incelemede, bu eksikliğin kanun koyucu tarafından hakkaniyete göre karar verilmesi için bilinçli ve isteyerek bırakılmış bir değerlendirme alanı olmadığı da kesinleşmiştir. Bunun üzerine hâkim, uygulayabileceği yazısız bir kural araştırmış ancak örf ve âdet hukukunda da uyuşmazlığı çözecek bağlayıcı bir ilke bulamamıştır.

Buna göre, söz konusu uyuşmazlığın çözümü sürecinde hâkimin karşılaştığı hukuki durum ve izlemesi gereken yol hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ortada hukukun bütününde bir eksiklik bulunduğundan, hâkim kendisi yasama organı konumunda olsaydı nasıl bir kural ihdas edecek idiyse o çerçevede yeni bir kural yaratarak uyuşmazlığı karara bağlamalıdır.

Answer

Doğru yanıt, hâkimin yazılı ve yazısız kaynaklarda hüküm bulamadığı bu durumda, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre hukuk yaratması gerektiğini belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinde hukukun uygulanması ve kaynaklar hiyerarşisi düzenlenmiştir. Buna göre hâkim uyuşmazlığı çözerken önce yazılı kaynaklara (kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik vb.) bakar. Yazılı kaynaklarda uyuşmazlığa uygulanacak hiçbir hüküm yoksa (kanun boşluğu) ve bu boşluk kanun koyucunun bilinçli olarak hakime takdir yetkisi tanımak için bıraktığı bir alan değilse, hâkim örf ve âdet hukukuna başvurur. Örf ve âdet hukukunda da bir kural yoksa, ortada 'hukuk boşluğu' var demektir. Hukuk boşluğu durumunda hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre bir kural ihdas ederek (hukuk yaratarak) uyuşmazlığı çözmekle yükümlüdür.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki durumu tespit et.
Yazılı kurallarda hüküm yoktur (kanun boşluğu) ve bu durum kanun koyucu tarafından bilerek bırakılmamıştır. Yazısız kurallarda (örf ve âdet) da hüküm yoktur.
Hâkimin izleyeceği yolu belirlemek için boşluğun türü doğru teşhis edilmelidir.
2
Kanun boşluğu ve hukuk boşluğu ayrımını uygula.
Hem yazılı hem de yazısız kaynakta hiçbir hükmün bulunmaması durumu 'hukuk boşluğu' olarak adlandırılır.
Kanun boşluğunda örf ve âdete gidilirken, hukuk boşluğunda hâkimin rolü değişmektedir.
3
Hukuk boşluğu durumunda TMK Madde 1'in emrini belirle.
Türk Medeni Kanunu Madde 1 uyarınca hâkim, hukuk boşluğu durumunda bizzat kanun koyucu gibi hareket ederek yeni bir hukuk kuralı yaratmak zorundadır.
Türk hukuk sisteminde hâkimin davaya bakmaktan kaçınma yasağı vardır, çözümü kendi yaratacağı kuralla bulmalıdır.

Key Concept

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması
Question 124Question

Bir ambalaj fabrikası sahibi olan Levent, tesisinin kapasitesini artırmak amacıyla özel bir otomasyon makinesi ürettirmiş ve makinenin kurulumu fabrikasında tamamlanmıştır. Makinenin temel işlevlerinde, çalışma hızında ve üretim kalitesinde hiçbir sorun veya eksiklik bulunmamaktadır. Ancak Levent, sadece makinenin dış gövdesindeki üretime hiçbir etkisi olmayan, çok önemsiz ve yüzeysel bir çizik ile ton farkını gerekçe göstererek kanunun alıcıya tanıdığı 'sözleşmeden dönme' hakkını kullanmak istemektedir. Üretici firma, bu yüzeysel kusuru aynı gün içinde parça değişimiyle ücretsiz olarak gidermeyi teklif etmesine rağmen; Levent, piyasada daha ucuz bir alternatif bulduğu için bu teklifi reddetmiş ve parasının iadesinde ısrar etmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, Levent’in sözleşmeden dönme hakkını kullanma girişimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Levent'in, karşı tarafı aşırı zarara uğratacak şekilde ve menfaatler dengesini hiçe sayarak şekli bir hakka dayanması, dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.

Answer

Levent'in şekli bir hakka dayanarak karşı tarafı aşırı zarara uğratacak orantısız bir talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ifade eden seçenektir.
Doğru seçenek, somut olayda hakkın kullanımının sınırlarının aşıldığını doğru hukuki kavramlarla tespit etmektedir. TMK m.2'ye göre herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına (objektif iyiniyet) uymak zorundadır. Olayda Levent'in yasal bir hakkı (ayıba karşı tekeffül hükümlerinden doğan dönme hakkı) bulunsa da, bu hakkı tamamen kendi gizli saikiyle (daha ucuza makine bulması) ve karşı tarafın menfaatini hiçe sayarak, çok önemsiz bir ayıp için en ağır yaptırım şeklinde kullanması hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki kurumu ve hakkın niteliğini tespit et.
Levent, kanunun kendisine tanıdığı bir seçimlik hakkı (sözleşmeden dönme) kullanmaktadır. Yani var olan bir hakkın kullanımı söz konusudur.
Uyuşmazlığın hakların kazanılmasıyla mı yoksa kullanılmasıyla mı ilgili olduğunu belirlemek, uygulanacak temel ilkeyi (TMK m.2 veya m.3) bulmak için şarttır.
2
Hakkın kullanım şeklinin sınırlarını değerlendir.
Levent'in çok önemsiz bir kozmetik kusur için sözleşmeden dönmek istemesi ve ücretsiz onarım teklifini reddederek kendi ekonomik çıkarı için üreticiyi ağır zarara sokması yarar-zarar dengesini aşırı bozmaktadır.
Türk Medeni Kanunu Madde 2 uyarınca, herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
3
Seçeneklerdeki kavram yanılgılarını ele.
Durumu 'subjektif iyiniyet' ile açıklayan veya 'zarar verme kastı' zorunludur diyen seçenekler elenir. Doğru tespit 'objektif iyiniyet (dürüstlük)' ve 'hakkın kötüye kullanılması' tespitidir.
Subjektif iyiniyet hakların kazanılmasında geçerlidir. Kötüye kullanma için ise her zaman mutlak bir zarar verme kastı şart değildir; ağır orantısızlık yeterlidir.

Key Concept

Dürüstlük Kuralı (Objektif İyiniyet) ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı
Estimated Time:1m 30s
Question 125Question

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümlerinde yer alan "objektif iyiniyet (dürüstlük kuralı)" ile "subjektif iyiniyet", birbirinden farklı şartlara ve sonuçlara sahip iki ayrı temel kurumdur.

Bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde, hâkimin *subjektif iyiniyet* (TMK m. 3) hükümlerini tatbik edebilmesi için aşağıdaki koşullardan hangisinin somut olayda gerçekleşmiş olması zorunludur?

Show answer & explanation

Answer: İlgili uyuşmazlıkta kanunun, bir hakkın kazanılmasına veya doğmasına engel olan hukuki bir eksikliği bilmemeye (iyiniyete) açıkça hukuki bir sonuç bağlamış olması

Answer

İlgili uyuşmazlıkta kanunun, bir hakkın kazanılmasına veya doğmasına engel olan hukuki bir eksikliği bilmemeye (iyiniyete) açıkça hukuki bir sonuç bağlamış olması koşulu zorunludur.
Türk Medeni Kanunu m. 3'te düzenlenen subjektif iyiniyet kurumu, dürüstlük kuralı (objektif iyiniyet) gibi hukukun her alanında doğrudan ve genel bir şekilde, her uyuşmazlığa uygulanabilen bir kural değildir. Subjektif iyiniyetin (bir hakkın kazanılmasındaki engeli bilmemenin) hukuki bir sonuç doğurabilmesi için, kanun koyucunun o somut olaya ilişkin (örneğin TMK 988 veya 1023 gibi) açıkça iyiniyeti koruyan özel bir hüküm sevk etmiş olması zorunludur. Doğru seçenek bu yasal ön koşulu tam ve eksiksiz ifade etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
TMK madde 2 (Objektif İyiniyet) ve TMK madde 3 (Subjektif İyiniyet) kavramlarının temel uygulama alanlarını belirle.
Objektif iyiniyet genel olarak hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uygulanırken; subjektif iyiniyet, kural olarak hakların kazanılması sürecinde bilgisizliğin (veya yanlış bilginin) korunduğu hallerde uygulanır.
Soru, iki kurumun ayrımını ve subjektif iyiniyetin ön koşulunu sormaktadır.
2
TMK madde 3 hükmünün lafzını incele.
Madde 3, 'Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.' şeklinde düzenlenmiştir.
Subjektif iyiniyetin bir davada doğrudan sonuç doğurabilmesinin kanuni şartını tespit etmek.
3
Seçenekleri bu kural ve ayrımlar bağlamında değerlendir.
Diğer seçeneklerde yer alan durumlar sözleşme yorumu, borcun ifası, hakkın kötüye kullanılması ve takdir yetkisi gibi farklı hukuki kurumların işlevleridir. Kanunun özel bir hükümle iyiniyete hukuki sonuç bağlaması şartı, doğrudan TMK madde 3'ün uygulanma ön koşuludur.
Doğru yanıtı yanlış çeldiricilerden kesin sınırlarla ayırmak.

Key Concept

Subjektif İyiniyetin Uygulama Şartı (TMK m.3)
Question 126Question

(K), müteahhit (M) ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, mutfakta kullanılacak mermerlerin "X ocaklarından çıkarılan" birinci sınıf mermer olmasını kararlaştırmıştır. (M), inşaatı tamamlar ancak mutfakta aynı kalitede, renkte ve değerde olan "Y ocaklarından çıkarılan" mermerleri kullanır. Daireyi bu haliyle teslim alan ve iki yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmaksızın kullanan (K), daha sonra (M) ile aralarında çıkan farklı bir ticari husumeti bahane ederek, sözleşmeye tam uyulmadığı gerekçesiyle mermerlerin sökülüp X ocaklarından çıkarılan mermerlerle değiştirilmesini talep eder. Mermerlerin sökülüp değiştirilmesi (M) açısından devasa bir masraf gerektirmekte iken, bu değişikliğin (K)’ya sağlayacağı estetik veya ekonomik menfaat yok denecek kadar azdır.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (K)’nın mermerlerin değiştirilmesini talep etmesi, yarar ve zarar arasındaki aşırı oransızlık ile çelişkili davranış nedeniyle hakkın kötüye kullanılması teşkil eder ve hukuk düzenince korunmaz.

Answer

(K)’nın talebinin yarar ve zarar arasındaki aşırı oransızlık ile çelişkili davranış nedeniyle hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve hukuk düzenince korunmayacağı yönündeki ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu Madde 2'ye göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Olayda (K)'nın iki yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmayıp sessiz kalması ve ardından başka bir husumetten dolayı mermerlerin sökülmesini istemesi 'çelişkili davranış yasağına' (venire contra factum proprium) aykırıdır. Ayrıca, mermerlerin sökülüp yeniden takılmasının (M)'ye vereceği zarar çok büyükken, (K)'nın elde edeceği menfaat yok denecek kadar azdır. Bu yarar ve zarar arasındaki aşırı oransızlık da hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir görünümüdür. Dolayısıyla (K)'nın bu talebi hukuk düzenince korunmaz.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki uyuşmazlığın hukuki niteliğini tespit etmek
Taraflar arasında geçerli bir sözleşme vardır ve (K) sözleşmeden doğan bir hakkını (aynen ifa) talep etmektedir.
Hangi hukuk kuralının uygulanacağını belirlemek için olayın temeli anlaşılmalıdır.
2
Hakkın kullanılma şeklini TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı) çerçevesinde değerlendirmek
(K)'nın bu hakkı kullanmasında elde edeceği menfaat ile (M)'nin uğrayacağı devasa zarar arasında aşırı bir oransızlık bulunmaktadır.
Hakların kullanılmasında sınır, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıdır.
3
Dürüstlük kuralının alt ilkelerini (çelişkili davranış yasağı ve yarar-zarar dengesi) olaya uygulamak
İki yıl sessiz kaldıktan sonra sırf başka bir husumet sebebiyle aşırı masraflı bir talepte bulunmak, hem çelişkili davranış yasağını ihlal eder hem de açık bir hakkın kötüye kullanılması halidir.
Hukuk düzeni, menfaatler dengesini ağır şekilde bozan ve dürüstlüğe aykırı olan hak kullanımlarını himaye etmez.

Key Concept

Hakkın Kötüye Kullanılması (Objektif İyiniyet/Dürüstlük Kuralı)
Question 127Question

(A), mülkiyeti kendisine ait olan bir iş yerini (B)’ye kiraya vermiştir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde, kira bedelinin her ayın ilk günü ödeneceği ve bu kurala uyulmamasının kiralayana derhal fesih hakkı vereceği açıkça düzenlenmiştir. Buna rağmen (B), üç yıl boyunca kira bedellerini sürekli olarak her ayın 10’u ile 15’i arasında ödemiş; (A) ise bu gecikmelere hiçbir zaman itiraz etmemiş ve ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödemeleri kabul etmiştir. Dördüncü yılın bir ayında kiranın ayın 3'ünde ödenmemesini fırsat bilen (A), sözleşmedeki ilgili maddeye dayanarak fesih hakkını kullanmış ve (B)'nin tahliyesini talep etmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, (A)'nın bu fesih talebiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (A)'nın uzun bir süre geç ödemeleri itirazsız kabul edip karşı tarafta güven oluşturduktan sonra sözleşmeyi aniden feshetmesi, çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturur ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.

Answer

(A)'nın uzun bir süre geç ödemeleri itirazsız kabul edip karşı tarafta güven oluşturduktan sonra sözleşmeyi aniden feshetmesi, çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturur ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.
Türk Medeni Kanunu Madde 2'ye göre 'Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.' Olayda (A), sözleşmede fesih yetkisi bulunmasına rağmen 3 yıl boyunca geç ödemelere sessiz kalmış ve tahliye yoluna gitmemiştir. Bu istikrarlı durum, kiracı (B)'de birkaç günlük gecikmelerin sözleşmenin feshine yol açmayacağı yönünde haklı bir güven oluşturmuştur. (A)'nın bu güveni sarsacak şekilde, geçmişteki hoşgörülü davranışıyla bağdaşmayan bir tutum sergileyip sözleşmedeki katı fesih hükmünü aniden işletmesi, dürüstlük kuralının alt ilkelerinden olan 'çelişkili davranış yasağına' (venire contra factum proprium) açıkça aykırıdır ve hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki ilişkinin ve tarafların davranışlarının tespit edilmesi.
(A) ile (B) arasında bir sözleşme olduğu, ancak (A)'nın uzun süre sözleşmeye aykırı ifayı itirazsız kabul ederek zımnen bir güven ortamı yarattığı belirlenmiştir.
Hukuki uyuşmazlığın niteliğini anlamak için tarafların fiili davranışlarının ve oluşan maddi vakıaların incelenmesi gerekir.
2
İlgili Medeni Kanun hükmünün (TMK m. 2) olaya uygulanması.
TMK madde 2'de yer alan dürüstlük kuralının (objektif iyiniyet), hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken temel standart olduğu saptanmıştır.
Kişilerin kanundan veya sözleşmeden doğan haklarını kullanırken dürüst, namuslu ve makul bir insan gibi davranmaları yasal bir zorunluluktur.
3
Hakkın kötüye kullanılması yasağının koşullarının değerlendirilmesi.
Dürüstlük kuralının alt görünümlerinden biri olan 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium) gereğince, (A)'nın önce güven yaratıp sonra bu güvene aykırı olarak sözleşmedeki katı kuralı aniden işletmesi hakkın kötüye kullanılması sayılmıştır.
Kanun, bir hakkın uyandırılan haklı güvene açıkça aykırı olarak kullanılmasını (hakkın kötüye kullanılmasını) korumaz.

Key Concept

Dürüstlük Kuralı (Objektif İyiniyet) ve Çelişkili Davranış Yasağı
Question 128Question

Bir aile mahkemesi hâkimi, önüne gelen kapsamlı bir uyuşmazlığı karara bağlarken iki farklı hukuki sorunla karşılaşmıştır. İlk olarak, davada uygulanması gereken kanun maddesinde yer alan "önemli sebeplerin varlığı hâlinde" şeklindeki ifadenin somut olaydaki olguları kapsayıp kapsamadığını değerlendirmesi gerekmiştir. İkinci olarak, davanın diğer bir talebine ilişkin uyuşmazlığı çözecek ne yazılı bir hukuk kuralı ne de olaya uygulanabilir nitelikte bir örf ve âdet hukuku kuralı bulunduğunu tespit etmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun hukukun uygulanması ve kaynaklarına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, hâkimin karşılaştığı bu iki durumda uyuşmazlığı çözmek için sırasıyla uygulaması gereken yöntemler aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Birinci durumda kural içi boşluk bulunması nedeniyle takdir yetkisini kullanması, ikinci durumda ise hukuk boşluğu bulunması nedeniyle hukuk yaratması

Answer

Hâkimin birinci durumda kural içi boşluk nedeniyle takdir yetkisini kullanması, ikinci durumda ise hukuk boşluğu nedeniyle bizzat hukuk yaratması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi ve hukukun genel ilkeleri uyarınca; kanun koyucunun 'haklı sebep', 'önemli sebep', 'durumun gereği' gibi esnek kavramlar kullanarak bilerek ve isteyerek bıraktığı boşluklara kural içi boşluk denir. Hâkim, bu tür kural içi boşlukları sahip olduğu 'takdir yetkisi' ile somut olaya uyarlayarak doldurur. Öte yandan, bir uyuşmazlığa uygulanacak ne yazılı bir kanun hükmünün ne de yazısız bir örf ve âdet hukuku kuralının bulunmaması durumunda 'hukuk boşluğu' ortaya çıkar. Hukuk boşluğunda hâkim davayı reddedemeyeceğinden, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre 'hukuk yaratmak' zorundadır. Bu nedenle birinci durumda takdir yetkisinin kullanılması, ikinci durumda ise hukuk yaratılması en doğru yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci durumun hukuki niteliğinin tespiti
Kanun koyucunun 'önemli sebepler' ifadesiyle bilerek ve isteyerek bıraktığı kural içi boşluk olduğu belirlenir.
Kanun koyucu, her somut olayın özelliğine göre adil bir karar verilebilmesi için esnek kavramlar kullanarak hâkime takdir yetkisi tanımıştır.
2
İkinci durumun hukuki niteliğinin tespiti
Hem yazılı hem de yazısız (örf ve âdet) hiçbir hukuk kuralının bulunmaması nedeniyle hukuk boşluğu olduğu belirlenir.
Uyuşmazlığın çözümü için başvurulacak bağlayıcı nitelikte hiçbir asli kaynak mevcut değildir.
3
Hukuk boşluğunda hâkimin görevinin tespiti
Hâkimin, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre hukuk yaratması gerektiği sonucuna varılır.
TMK m. 1 gereği hâkim, önüne gelen davayı kuralsızlık bahanesiyle çözmekten kaçınamayacağı için oluşan hukuk boşluğunu bizzat doldurmalıdır.

Key Concept

Hukuk Boşluğu, Kanun Boşluğu ve Hâkimin Takdir Yetkisi Arasındaki Ayrımlar
Question 129Question

Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan bir davada hâkim, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin yazılı hukuk kurallarında hiçbir hüküm bulunmadığını, örf ve âdet hukukunda da olaya tatbik edilebilecek bir kuralın mevcut olmadığını saptamıştır. Üstelik kanundaki başka hükümlerin kıyasen uygulanma imkânı da yoktur.

Buna göre, mahkeme hâkiminin izlemesi gereken yol ve karşı karşıya kaldığı hukuki durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ortada bir hukuk boşluğu bulunduğundan, hâkim kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse o doğrultuda hukuk yaratarak uyuşmazlığı çözmelidir.

Answer

Ortada bir hukuk boşluğu bulunduğundan, hâkimin kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse o doğrultuda hukuk yaratarak uyuşmazlığı çözmesi gerektiği ifadesidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, somut bir uyuşmazlığa uygulanacak ne yazılı bir kanun hükmü ne de yazısız bir örf ve âdet hukuku kuralı bulunmaması durumuna 'hukuk boşluğu' denir. Bu durumda hâkim, davadan kaçınamayacağı için 'kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse' ona göre karar vermek zorundadır. Hâkimin bu istisnai yetkisi 'hukuk yaratma' olarak adlandırılır ve yaratılan bu kural, kural olarak yalnızca o somut uyuşmazlığı bağlar.

Step-by-Step Solution

1
Somut olaydaki boşluk türünün tespit edilmesi
Yazılı ve yazısız kaynaklarda uygulanacak hiçbir kural bulunmaması 'hukuk boşluğu' olduğunu gösterir.
Türk Medeni Kanunu m.1'e göre uyuşmazlığı çözecek temel ve tali kaynakların eksikliği hukuk boşluğunu doğurur.
2
Hukuk boşluğunda izlenecek yasal yöntemin belirlenmesi
Hâkim, kanun koyucu gibi hareket ederek somut olaya özgü bir kural (hukuk) yaratmalıdır.
Hâkimin davadan kaçınma yasağı vardır, ne pahasına olursa olsun adaleti tesis etmekle yükümlüdür.
3
Yaratılan kuralın niteliğinin ve bağlayıcılığının değerlendirilmesi
Yaratılan kural kural olarak sadece eldeki somut davayı bağlar, genel ve objektif bir kanun hükmü yerine geçmez.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği hâkimin kararı yalnızca ihtilafın tarafları için bağlayıcıdır.

Key Concept

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi
Estimated Time:1m 0s
Question 130Question

(T), komşusu (Y)’nin arazisinde bulunan bir kaynaktan kendi tarlasını sulamak amacıyla tapu siciline tescil edilmiş bir "su alma irtifakına" sahiptir. İki komşu arasında çıkan bir husumet sonrasında (T), kendi tarlasının su ihtiyacından çok daha fazlasını çeken sanayi tipi bir pompa kurarak artan suyu boş bir dere yatağına akıtmaya başlamış ve bu eylemiyle sırf (Y)’nin arazisindeki diğer su kuyularının kurumasına neden olmuştur. (Y)’nin itirazı üzerine (T), "Tapu sicilinde hakkımın bir sınırı belirtilmemiştir, dilediğim kadar su çekebilirim." şeklinde savunma yapmıştır.

Buna göre, (T)’nin eylemi ve hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (T)’nin eylemi hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan hukuk düzeni tarafından korunmaz.

Answer

Doğru cevap, eylemin hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve hukuk düzeni tarafından korunmayacağını ifade eden seçenektir.
TMK Madde 2'ye göre 'Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.' Olayda (T)'nin kendi ihtiyacı olmamasına rağmen, suyu boşa akıtarak sırf komşusu (Y)'ye zarar vermek (şikân) amacıyla irtifak hakkını kullanması, dürüstlük kuralına aykırıdır ve hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağı kapsamına girer.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki ilişkinin temelini belirle.
(T)'nin tapu siciline tescilli meşru bir 'su alma irtifakı' (hakkı) bulunmaktadır.
Uyuşmazlığın hakkın kazanılmasıyla mı yoksa hakkın kullanılmasıyla mı ilgili olduğunu tespit etmek için.
2
Hakkın kullanım biçimini dürüstlük kuralı (TMK m.2) çerçevesinde değerlendir.
(T), ihtiyacından fazlasını çekerek suyu boşa akıtmakta ve sırf husumet nedeniyle (Y)'ye zarar vermeyi amaçlamaktadır.
Hakların kullanımında sınırın objektif iyiniyet (dürüstlük) kuralları olduğunu uygulamak için.
3
Subjektif iyiniyet ve objektif iyiniyet kavramlarını ayrıştır.
Olay, hakkın kazanılması (subjektif iyiniyet - TMK m.3) değil, var olan hakkın kullanılması (objektif iyiniyet/dürüstlük kuralı - TMK m.2) ile ilgilidir.
Çeldirici seçeneklerdeki kavram kargaşasına düşmemek için.
4
Hukuki sonucu tespit et.
Sırf başkasına zarar verme amacı taşıyan (şikân) bu kullanım, hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni bunu korumaz.
TMK m.2/2 hükmünün emredici sonucunu olaya uygulamak için.

Key Concept

Hakkın Kötüye Kullanılması ve Dürüstlük Kuralı (Objektif İyiniyet)
Question 131Question

(S), koleksiyonunda bulunan antika bir tabloyu 200.000200.000 TL karşılığında satın alması için (A) ile bir sözleşme yapar. Sözleşmeye tarafların ortak iradesiyle, ödemenin "tamamı 100100 TL'lik banknotlar halinde" yapılacağına dair özel bir hüküm eklenir. Teslim günü geldiğinde (A), 200.000200.000 TL'lik borcunu eksiksiz olarak ancak 200200 TL'lik banknotlar halinde (S)'ye sunar. Bu esnada aynı tabloya 250.000250.000 TL teklif eden başka bir müşteri bulan (S), (A)'nın parayı sözleşmede kararlaştırılan banknot türüyle getirmediğini gerekçe göstererek ifayı reddeder ve sözleşmeden döndüğünü bildirir.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, (S)'nin sözleşmeden dönme hakkını kullanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (S)'nin korunmaya değer meşru bir menfaati olmamasına rağmen, sırf daha yüksek bir teklifi değerlendirebilmek amacıyla sözleşmedeki şeklî bir detayı ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırıdır ve hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğindedir.

Answer

Satıcının, sözleşmedeki önemsiz bir ödeme detayını sırf daha yüksek bir fiyat teklifini değerlendirebilmek için fesih sebebi yapması, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasıdır.
Doğru olan seçenekte belirtildiği üzere, Türk Medeni Kanunu madde 2'ye göre herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Olayda satıcının, sırf daha fazla kazanç sağlamak uğruna alıcının 100100 TL yerine 200200 TL'lik banknot getirmesi gibi önemsiz ve ifa amacını engellemeyen bir detayı kullanarak sözleşmeden dönmesi, meşru bir menfaate dayanmamaktadır. Bu durum objektif iyiniyet (dürüstlük) kurallarına aykırıdır ve hakkın kötüye kullanılması (şekle aykırılığın kötüye kullanılması) teşkil eder.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki uyuşmazlığın kaynağını tespit etmek.
Satıcı (S), 100100 TL yerine 200200 TL'lik banknotların getirilmesi gibi şeklî bir aykırılığı, daha yüksek bir fiyat teklifi nedeniyle ifadan kaçınmak için bahane olarak kullanmaktadır.
Hakkın kullanımının sınırlarını belirleyen hukuki ilkenin saptanması için uyuşmazlığın temel sebebi anlaşılmalıdır.
2
Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını olaya uygulamak.
(S)'nin bu banknot türünde ısrar etmesinde korunmaya değer meşru bir menfaati yoktur; hakkını sadece dürüstlük kuralına aykırı ve kendi fırsatçı amacını gerçekleştirecek şekilde kullanmaktadır.
Hukuk düzeni (TMK m. 2), meşru bir menfaati olmayan ve menfaatler arasında aşırı dengesizlik yaratan hak kullanımlarını korumaz.
3
Çeldirici kavramları elemek ve hukuki nitelendirmeyi kesinleştirmek.
Olayda sübjektif iyiniyetin (TMK m. 3) uygulama alanı yoktur ve hakkın kötüye kullanılması için kast şartı aranmaz.
Sübjektif iyiniyet bir hakkın kazanılmasında, objektif iyiniyet (dürüstlük) ise mevcut bir hakkın kullanılmasında devreye girer.

Key Concept

Hakkın Kötüye Kullanılması (Meşru Menfaat Yokluğu)

Alternative Method

Olayı analiz ederken doğrudan TMK madde 2 (dürüstlük kuralı) ve TMK madde 3 (sübjektif iyiniyet) arasındaki temel farkı hatırlamak sorunun çözümünü hızlandıracaktır: Kazanmada madde 3, kullanmada madde 2 geçerlidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 132Question

Bir koleksiyoner olan (K), piyasa değeri oldukça yüksek olan tarihi bir vazoyu, tanımadığı bir seyyar satıcıdan faturasız olarak ve piyasa değerinin çok altında bir bedelle satın almıştır. Daha sonra vazonun asıl maliki olan (M) ortaya çıkmış ve vazonun evinden çalındığını ispat etmiştir. (K), vazoyu alırken çalındığını bilmediğini ve iyiniyetli olduğunu iddia ederek vazoyu iade etmekten kaçınmıştır.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, (K)'nin bu iddiası ve hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (K), şüpheli satın alma şartları göz önüne alındığında durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermemiş olduğundan iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Answer

Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişinin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını belirten seçenek doğru cevaptır.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesine göre, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak yasa koyucu bu kurala bir sınır getirmiş ve 'durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz' hükmünü amir kılmıştır. Olayda, çok değerli bir tarihi eserin seyyar bir satıcıdan, belgesiz ve piyasa değerinin çok altında alınması hayatın olağan akışına aykırıdır. Alıcı bu durumda makul bir insanın göstermesi gereken özeni ve dikkati göstermediği (ağır ihmal içinde olduğu) için hukuken iyiniyetli kabul edilmez ve mülkiyeti kazanamaz.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki uyuşmazlığın temelini belirleme
Uyuşmazlık, bir hakkın kazanılmasında alıcının iyiniyetli olup olmadığı ve bu iyiniyetin hukuken korunup korunmayacağıdır.
Hangi hukuki kuralın uygulanacağını tespit etmek için uyuşmazlığın konusunu netleştirmek gereklidir.
2
Türk Medeni Kanunu Madde 3 çerçevesinde iyiniyet ve özen yükümlülüğünü değerlendirme
Kanun, iyiniyetin varlığını asıl kabul etse de (iyiniyet karinesi), durumun gereklerine göre beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını açıkça emreder.
İyiniyet karinesinin sınırlarını ve istisnalarını bilmek, iddianın geçerliliğini ölçmek için şarttır.
3
Somut olaydaki verileri kanun hükmüne uygulama
Çok değerli tarihi bir vazonun, tanınmayan bir seyyar satıcıdan, faturasız ve piyasa değerinin çok altında alınması olağandışı bir durumdur. Alıcı, bu şüpheli koşullarda gerekli araştırmayı yapmayarak ağır ihmal göstermiş ve özen yükümlülüğünü ihlal etmiştir.
Kişinin iyiniyet iddiasının kanunen dinlenip dinlenmeyeceğini kesinleştirmek için somut olguların kanun lafzıyla örtüşüp örtüşmediği incelenmelidir.

Key Concept

Subjektif İyiniyet ve Özen Yükümlülüğü Sınırı
Question 133Question

Bir tüketicinin, satın aldığı kusurlu bir elektronik eşya sebebiyle sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istemesi üzerine satıcı ile arasında uyuşmazlık çıkmıştır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da, sözleşmenin kurulması sırasındaki irade bozukluklarının (yanılma, aldatma, korkutma) ileri sürülmesine ilişkin özel bir hüküm yer almamaktadır.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, ilgili özel kanundaki bu eksikliğin giderilmesi ve uyuşmazlığın çözümü için hâkimin izlemesi gereken hukuki yol aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerini, bu özel hukuk ilişkisine uygun düştüğü ölçüde uygulamalıdır.

Answer

Hâkim, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerini, tüketici hukuku gibi özel hukuk ilişkilerine de uygun düştüğü ölçüde uygulamalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi, 'Bu Kanunun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır' şeklinde açık bir kural ihdas etmiştir. Bu kural, Medeni Kanun'un ve Borçlar Kanunu'nun tüm özel hukuk sisteminin temeli olduğunu ve tüketici uyuşmazlıkları, ticari işler, işçi-işveren ilişkileri gibi alanlarda özel yasada bir düzenleme yoksa, bu iki temel kanunun genel hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde devreye gireceğini emreder. Somut olayda tüketici kanununda irade bozukluğuna dair özel bir kural olmadığından, Borçlar Kanunu'ndaki genel nitelikli irade bozukluğu hükümleri bu ilişkiye uygulanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlığın niteliğini ve tabi olduğu yasal mevzuatı tespit etmek
Uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındadır ve bu özel kanunda irade bozukluklarına ilişkin bir kural bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle ilgili özel kanun (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) hükümlerine bakılması yasal bir zorunluluktur.
2
Özel kanunda hüküm bulunmadığı durumlarda genel hükümlerin uygulama alanını değerlendirmek
Türk Medeni Kanunu Madde 5 kuralı gereğince, genel hükümlerin özel hukuk ilişkilerine uygulanabilirliği saptanır.
Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu, tüm özel hukuk ilişkilerinin temelini oluşturan genel nitelikli hükümler içerir.
3
Madde 5'in temel kriterini somut olaya uygulamak
Hâkimin, irade sakatlığına ilişkin Borçlar Kanunu genel hükümlerini (yanılma, aldatma, korkutma), tüketici ilişkisine 'uygun düştüğü ölçüde' uygulaması gerektiği sonucuna varılır.
Kanun koyucu, özel hukuk sisteminin bütünlüğünü sağlamak amacıyla genel nitelikli hükümlerin diğer özel hukuk dallarında da boşluk doldurucu olarak uygulanmasını emretmiştir.

Key Concept

Genel Nitelikli Hükümlerin Uygulama Alanı (TMK m. 5)
Question 134Question

Bir boşanma davasında mahkeme, tarafların mali güçlerini ve kusur oranlarını dikkate alarak hükmedilecek manevi tazminat miktarını belirleyecektir. İlgili kanun hükmünde tazminatın "uygun bir miktar" olması gerektiği ifade edilmiştir. Davalı vekili, kanunda kesin bir hesaplama formülü veya üst sınır gösterilmediği için somut olayda bir "hukuk boşluğu" bulunduğunu ve hâkimin kanun koyucu gibi davranarak bu boşluğu dolduracak yeni bir kural ihdas etmesi gerektiğini iddia etmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri dikkate alındığında, davalı vekilinin iddiası ve mahkemenin yetkisi hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Davalı vekilinin iddiası hatalıdır; kanun koyucunun bilerek bıraktığı bu eksiklik bir hukuk boşluğu değil, kural içi boşluktur ve hâkim bu alanı doldururken takdir yetkisini hak ve nasafet kurallarına göre kullanmalıdır.

Answer

Davalı vekilinin iddiası hatalıdır; kanun koyucunun bilerek bıraktığı bu eksiklik bir hukuk boşluğu değil, kural içi boşluktur ve hâkim bu alanı doldururken takdir yetkisini hak ve nasafet kurallarına göre kullanmalıdır.
Türk Medeni Kanunu madde 4'e göre, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) göre karar verir. Somut olaydaki "uygun miktar" ibaresi, kanun koyucunun uyuşmazlığın çözümünü somut olayın özelliklerine bıraktığı bir kural içi boşluktur. Bu alanı doldurmak hâkimin takdir yetkisi kapsamındadır ve bu yetki kanun koyucu gibi kural yaratarak değil, hak ve nasafet ölçütleri çerçevesinde somut olaya özgü adaletin sağlanması amacıyla kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki kurumu tespit etmek.
Kanunda yer alan 'uygun bir miktar' ifadesi, kanun koyucunun somut olayın özelliklerini değerlendirmeyi bilinçli olarak mahkemeye bıraktığını gösterir. Bu durum, TMK m. 4 kapsamında hâkimin takdir yetkisini ifade eder.
Kanun koyucu her somut olayın kendine has şartlarını önceden bilemeyeceği için bazı kavramların (haklı sebep, uygun miktar vb.) içini bilerek boş bırakır.
2
Davalı vekilinin iddiasındaki hatayı belirlemek.
Vekil, durumu 'hukuk boşluğu' olarak nitelendirip hâkimin 'kanun koyucu gibi davranması' gerektiğini savunmuştur. Oysa bilerek bırakılan bu tür boşluklar 'hukuk boşluğu' (TMK m. 1) değil, 'kural içi boşluk'tur.
Hukuk boşluğunda kanunda ve örf-adet hukukunda uygulanacak hiçbir kural yoktur ve hâkim yeni bir hukuk kuralı yaratır. Kural içi boşlukta ise kural vardır ancak esnektir, hâkim takdir yetkisiyle somut olaya uyarlar.
3
Takdir yetkisinin kullanım kriterini bulmak.
TMK madde 4 uyarınca hâkim, takdir yetkisini kullanırken hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafete) göre karar vermek zorundadır.
Kanunun emredici hükmü gereği takdir yetkisi keyfi kullanılamaz, objektif adaleti sağlayacak hak ve nasafet ilkelerine dayanmalıdır.

Key Concept

Hâkimin Takdir Yetkisi, Kural İçi Boşluk ve Hak-Nasafet İlkesi (TMK m. 4)
PreviousPage 7 / 7
Başlangıç Hükümleri Practice Questions — KPSS Hukuk — Page 7 | Examkin