Kişiler Hukuku

138 questions

Question 121Question

Ayırt etme gücüne sahip olan (A)(A), akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanmış ve kendisine vasi olarak Ankara'da yerleşim yeri bulunan amcası (U)(U) atanmıştır. Kısıtlama kararı Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiştir. (A)(A), vasi (U)(U)'nun kararıyla tedavisi ve bakımı için İstanbul'daki bir özel rehabilitasyon merkezine yerleştirilmiş ve 88 aydır kesintisiz olarak burada kalmaktadır. Türk Medeni Kanunu uyarınca (A)(A)'nın yerleşim yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Eskişehir

Answer

Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının (Eskişehir) bulunduğu yerdir.
Türk Medeni Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. Olayda vesayet makamı Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirtildiği için kişinin yasal yerleşim yeri Eskişehir'dir.

Step-by-Step Solution

1
Kişinin hukuki durumunu ve yasal yerleşim yeri kuralını belirlemek.
Kişi vesayet altındadır ve TMK md. 21/2 uyarınca yerleşim yeri vesayet makamının bulunduğu yerdir.
Vesayet altındaki kişiler için iradi yerleşim yeri değil, kanundan doğan yasal yerleşim yeri kuralı geçerlidir.
2
Olaydaki vesayet makamını tespit etmek.
Vesayet makamı, kısıtlama kararını veren Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Vesayet makamı, kısıtlının yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir ve yasal yerleşim yeri bu mahkemenin bulunduğu şehirdir.
3
Fiilen oturulan yerin (rehabilitasyon merkezi) etkisini değerlendirmek.
İstanbul'daki rehabilitasyon merkezi bir 'oturma yeri' (dwelling) niteliğindedir ancak yerleşim yeri değildir.
TMK md. 22 uyarınca bir bakım veya sağlık kurumunda bulunma hali yeni bir yerleşim yeri kurmaz.

Key Concept

Vesayet Altındaki Kişilerin Yasal Yerleşim Yeri

Practice More

Vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) yerleşim yerini belirlediği durumlar ile denetim makamının (Asliye Hukuk Mahkemesi) yetkisini karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 122Question

Bir kişinin adının, rızası dışında bir başkası tarafından ticari bir unvan veya takma ad olarak kullanılması (adın gaspı) durumunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde adın korunmasına yönelik açılabilecek davalarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Haksız kullanımın sona erdirilmesi (men) davası açılabilmesi için, ismi haksız kullanan tarafın kusurlu olması veya bir zararın doğmuş olması şartı aranmaz.

Answer

Haksız kullanımın sona erdirilmesi (men) davası açılabilmesi için, ismi haksız kullanan tarafın kusurlu olması veya bir zararın doğmuş olması şartı aranmaz.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, adı haksız kullanılan kişi; haksız kullanımın tespiti, haksız kullanıma son verilmesi (men) ve haksız durumun ortadan kaldırılması (ref) davalarını açabilir. Bu davalar kişiliği koruyan davalar kategorisinde yer aldığı için, davalının kusurlu olması veya davacının fiilen bir zarara uğramış olması dava şartı değildir. Sadece saldırının haksız olması yeterlidir.

Step-by-Step Solution

1
Dava türlerinin hukuki niteliğinin belirlenmesi.
Adın korunması (TMK m. 26), kişilik haklarını koruyan davaların özel bir türüdür.
Hangi davanın hangi şartlara bağlı olduğunu anlamak için kanuni dayanağı belirlemek gerekir.
2
Durdurma (men), kaldırma (ref) ve tespit davalarının şartlarının analizi.
Bu davalar için sadece 'haksız saldırı' olgusu yeterli olup kusur ve zarar aranmaz.
Bu davaların amacı zararı gidermek değil, haksızlığı durdurmak ve tescil etmektir.
3
Tazminat davaları ile koruma davalarının karşılaştırılması.
Tazminat (maddi/manevi) davaları için kusur şartı aranırken, men ve ref davaları için aranmadığı saptanır.
Öğrencinin en çok karıştırdığı nokta tazminat ile durdurma talepleri arasındaki farktır.

Key Concept

Adın korunması kapsamında açılan men, ref ve tespit davalarında kusur ve zarar şartının aranmaması.

Practice More

Kişilik haklarının korunmasına yönelik genel davalar (TMK m. 24-25) ile adın korunması arasındaki benzerlikleri gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 123Question

Bir kamu kurumunda uzman yardımcısı olarak görev yapan (U), idari işlemlerde kişilerin ehliyet durumlarını değerlendirmek amacıyla Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerini incelemektedir.

Buna göre, (U)'nun "hak ehliyeti" kavramı ve kuralları ile ilgili olarak ulaştığı aşağıdaki sonuçlardan hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Cenin, sağ olarak tamamıyla doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olur.

Answer

Ceninin, sağ olarak tamamıyla doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olduğunu ifade eden seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesine göre kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar; ancak cenin, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olur. Bu ehliyet, kişinin haklara ve borçlara ehil olabilme durumunu ifade eder ve fiil ehliyetinden farklı olarak yaş, erginlik veya ayırt etme gücü gibi şartlara bağlı olmaksızın bütün insanlarda eşittir.

Step-by-Step Solution

1
Hak ehliyetinin tanımını ve temel ilkelerini (eşitlik, genellik, pasiflik) tespit et.
Hak ehliyetinin kişinin kendi işlemleriyle hak kazanması değil, haklara ehil olabilme yeteneği olduğu görülür; ayırt etme gücü veya erginlik gerektirmediği sonucuna varılır.
Fiil ehliyeti ile hak ehliyetini birbirinden ayırt edebilmek için temel ilke bilgisine ihtiyaç vardır.
2
Kişiliğin ve hak ehliyetinin ne zaman başladığını değerlendir.
Hak ehliyeti tescille değil, tam ve sağ doğumla başlar. İstisnası ceninin durumudur.
Tescilin kurucu değil bildirici unsur olduğunu hatırlamak önemlidir.
3
Ceninin hak ehliyetine ilişkin kanuni düzenlemeyi (TMK m. 28) uyarla.
Ceninin ana rahmine düştüğü andan itibaren geçmişe etkili olarak hak ehliyetini kazandığı, ancak bunun sağ doğma geciktirici şartına bağlı olduğu belirlenir.
Ceninin hak sahipliğinin doğruluk şartını tespit etmek.

Key Concept

Hak Ehliyetinin Başlangıcı, Nitelikleri ve Fiil Ehliyetinden Farkı
Question 124Question

Tacir (R), yapacağı büyük ölçekli bir ticari yatırım öncesinde resmî makamlara sunmak üzere nüfus kayıt örneği talep etmiştir. Ancak kendisine verilen belgede, hakkında verilmiş herhangi bir mahkeme kararı bulunmamasına rağmen medeni hâlinin ve fiil ehliyetinin sehven "kısıtlı" olarak kaydedildiğini öğrenir. Bu hatalı kayıt nedeniyle yatırım sözleşmesi iptal edilen ve ciddi bir mali kayba uğrayan (R), hem kaydın düzeltilmesini hem de uğradığı zararın giderilmesini istemektedir.

Kişisel durum siciline hâkim olan ilkeler ve bu sicilin tutulmasından doğan sorumluluk kuralları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sicilin tutulmasından kaynaklanan zararın tazmini için Devletin kusursuz sorumluluğu esastır ve tazminat davası kişisel durum sicilinin tutulduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Answer

Zararın tazmini için Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca, kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusursuz sorumluluk ilkesine göre Devletçe tazmin edilir. Ayrıca aynı kanun maddesi, bu tazminat ve rücu davalarının, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılacağını açıkça hükme bağlamıştır. Dolayısıyla Devletin sorumluluğu için kusur ispatına gerek yoktur ve davada adli yargı görevlidir.

Step-by-Step Solution

1
Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan sorumluluk rejimini belirle.
Türk Medeni Kanunu m. 40 uyarınca, sicilin tutulmasından doğan zararlar kusursuz sorumluluk ilkesine göre Devlet tarafından tazmin edilir.
Zarar gören tarafın, memurun kusurunu ispatlamadan doğrudan zararın giderilmesini isteyebilmesi için kanun koyucu Devlete kusursuz sorumluluk yüklemiştir.
2
Zararın tazmini için davanın kime karşı ve nerede açılacağını tespit et.
Dava doğrudan Devlete karşı açılır ve görevli mahkeme, sicilin tutulduğu yer asliye hukuk mahkemesidir.
Kişisel durum siciline ilişkin uyuşmazlıklarda genel yetkili ve görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir.
3
Sicilin aleniyet (açıklık) durumunu ve düzeltilme usulünü değerlendir.
Sicil herkese açık değildir (sınırlı aleniyet) ve maddi hatalar dışındaki kayıtların düzeltilmesi yine mahkeme kararıyla (asliye hukuk mahkemesinde) yapılır.
Tapu sicilindeki mutlak aleniyet ve iyiniyet koruması kişisel durum sicili için geçerli değildir.

Key Concept

Kişisel Durum Sicilinin Tutulmasından Doğan Sorumluluk ve Aleniyet
Question 125Question

Bir kimya fabrikasında mühendis olarak çalışan (M)(M), fabrikada meydana gelen ve tesisi tamamen yok eden büyük bir patlama sırasında reaktör odasında bulunmaktadır. Olay sonrasında yapılan tüm arama kurtarma çalışmalarında (M)(M)'ye ait herhangi bir cesede veya kalıntıya ulaşılamamış, ancak patlama anında söz konusu odada bulunduğu güvenlik kameraları ile kesin olarak tespit edilmiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, (M)(M)'nin hukuki durumu ve kişiliğinin sona ermesiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum içinde kaybolduğu için ölüm karinesi hükümleri uygulanır ve mahallin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşülür.

Answer

Doğru seçenek, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum içinde kaybolduğu için ölüm karinesi hükümlerinin uygulanacağını ve mahallin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşüleceğini belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 31. maddesine göre; bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır (Ölüm karinesi). Bu gibi durumlarda kişi hakkında yargısal bir süreç işletilerek gaiplik kararı alınmasına gerek yoktur. İşlem tamamen idaridir; o yerin en büyük mülki amirinin (örneğin vali veya kaymakam) emriyle ilgilinin nüfus kütüğüne doğrudan ölü kaydı düşülür ve kişi miras dahil tüm hukuki işlemlerde tıpkı cesedi bulunmuş gibi ölmüş kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki kaybolma durumunun hukuki niteliğini belirlemek
(M)(M), büyük bir patlamanın merkezinde kalarak kaybolmuştur. Cesedi bulunamamış olsa da olaydan sağ kurtulma ihtimali yoktur.
Olayın kuvvetli ölüm tehlikesi mi (gaiplik) yoksa ölüme kesin gözle bakılacak bir durum mu (ölüm karinesi) olduğunu doğru ayırt etmek, uygulanacak hukuki prosedürü belirler.
2
Ölüm karinesinin hukuki sonucunu ve usul kurallarını uygulamak
Ölüm karinesinde kişinin gerçekten ölmüş olduğu kabul edilir. Bu işlem için mahkeme kararı, bekleme süresi, ilan veya teminat gerekmez. Karar, idari bir makam olan mülki amir tarafından verilir.
Türk Medeni Kanunu madde 31'e göre ölüm karinesi hallerinde mahallin en büyük mülki amirinin emri doğrudan ölü kaydı düşülmesi için yeterlidir.

Key Concept

Ölüm Karinesi ve Gaiplik Ayrımı
Question 126Question

Bir hukuk fakültesi öğrencisi olan (K), hazırladığı dönem ödevinde gerçek kişilerin ehliyetleri ile ilgili şu ifadelere yer vermiştir: 'Hukukumuzda bir kimsenin haklara ve borçlara ehil olabilmesi, yani pasif ehliyete sahip olabilmesi için belirli bir zihinsel olgunluğa (ayırt etme gücüne) erişmiş olması ve asgari yaş sınırını geçmiş olması zorunludur. Henüz dünyaya gelmemiş olan bir varlığın hukuken hak sahibi olabilmesi mümkün değildir.'

Türk Medeni Kanunu'nun 8. (Hak ehliyeti) ve 28. (Kişiliğin başlangıcı) maddeleri dikkate alındığında, öğrenci (K)'nin bu ifadelerine yönelik aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (K)'nin ifadeleri bütünüyle hatalıdır; hak ehliyeti yaş veya ayırt etme gücü gibi şartlara bağlı değildir ve cenin, tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahiptir.

Answer

Öğrencinin iddialarının bütünüyle hatalı olduğunu, hak ehliyeti için ayırt etme gücü gerekmediğini ve ceninin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olduğunu belirten seçenektir.
Hak ehliyeti (pasif ehliyet), bir kişinin haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. TMK m. 8 uyarınca bütün insanlar hak ehliyetine sahiptir ve bu ehliyet için ayırt etme gücü veya erginlik (yaş) şartı aranmaz. Bu şartlar ancak fiil ehliyetinin kurucu unsurlarıdır. Ayrıca TMK m. 28 uyarınca kişilik tam ve sağ doğumla başlasa da, çocuk hak ehliyetini 'sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak' elde eder. Dolayısıyla öğrencinin ifadeleri baştan sona hukuka aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
(K)'nin iddialarını Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleriyle (m. 8 ve m. 28) karşılaştırmak.
(K), hak ehliyeti (pasif ehliyet) için ayırt etme gücü ve yaş şartı aramakta ve ceninin hak sahibi olamayacağını iddia etmektedir.
Olaydaki hukuki hatayı tespit edebilmek için iddiaların unsurlarını kanun lafzıyla analiz etmek gerekir.
2
Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti şartlarını birbirinden ayırmak.
Hak ehliyeti sadece sağ ve tam doğmak koşuluyla ana rahmine düşüldüğü an başlar; yaş, akıl hastalığı veya ayırt etme gücü aranmaz. (K)'nin aradığı şartlar hak ehliyetinin değil, fiil ehliyetinin (aktif ehliyet) şartlarıdır.
Gerçek kişilerin haklara ve borçlara ehil olma durumu pasif bir nitelik taşır ve eşitlik ilkesi (TMK m. 8) gereği herkese tanınır.
3
Seçenekleri bu hukuki tespit ışığında değerlendirmek.
(K)'nin ifadelerinin bütünüyle hatalı olduğunu ve ceninin tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olduğunu belirten seçenek doğru cevaptır.
Kanun koyucu cenini hak kaybına uğratmamak için hak ehliyetinin başlangıcını ana rahmine düşme anına kadar geriye götürmüş, ancak bunu sağ doğma geciktirici şartına bağlamıştır.

Key Concept

Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ayrımı ve ceninin hak ehliyetinin başlangıç anı.
Question 127Question

Kişilerin bizzat kendi eylem ve işlemleriyle haklar kazanabilmesi veya borç altına girebilmesi, kanun koyucu tarafından belirli hukuki şartların varlığına bağlanmıştır.

Bu hukuki statünün koşulları ve ehliyet türlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Olağanüstü evlenme yoluyla veya kendi isteği üzerine mahkeme kararıyla ergin kılınan ayırt etme gücüne sahip bir kişi, kısıtlılık durumu da yoksa fiil ehliyetinin tüm şartlarını taşır.

Answer

Olağanüstü evlenme yoluyla veya mahkeme kararıyla ergin kılınan ve ayırt etme gücüne sahip olan bir kişinin, kısıtlı olmadığı takdirde fiil ehliyetinin şartlarını tamamladığını belirten ifadedir.
Fiil ehliyetine (kendi eylemleriyle hak kazanabilme ve borç altına girebilme) tam olarak sahip olabilmek için üç şartın bir arada bulunması gerekir: ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamak. Erginlik kural olarak yaşın doldurulmasıyla elde edilse de, kanun koyucu evlenmeyi ve mahkeme kararını (kazai rüşt) da erginlik sebebi saymıştır. Bu yollardan biriyle erginleşen, ayırt etme gücü yerinde olan ve vesayet altına alınmasını gerektiren bir kısıtlılık durumu bulunmayan kişi tam fiil ehliyetine kavuşur.

Step-by-Step Solution

1
Fiil ehliyetinin kanuni şartlarının belirlenmesi
Fiil ehliyeti için; ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamak üzere üç temel şartın birlikte bulunması gerektiği tespit edilir.
Soruda fiil ehliyeti statüsünün koşulları sorgulanmaktadır.
2
Erginlik şartının kazanılma yollarının değerlendirilmesi
Erginliğin sadece 18 yaşın doldurulmasıyla değil, aynı zamanda evlenme (olağan/olağanüstü) veya mahkeme kararı (kazai rüşt) ile de kazanılabileceği doğrulanır.
Doğru seçeneği bulabilmek için erginliğin istisnai kazanım yollarının fiil ehliyetine etkisi bilinmelidir.
3
Seçeneklerdeki ehliyet türleri ile hak ehliyeti ayrımlarının analizi
Diğer seçeneklerde hak ehliyeti ile fiil ehliyetinin başlangıç ve sona erme anlarının karıştırıldığı, ayrıca sınırlı ehliyetsizlerin işlem yapma kapasitelerinin hatalı verildiği görülerek elenir.
Çeldiricilerin içerdiği kavram yanılgılarını tespit etmek.

Key Concept

Fiil Ehliyetinin Şartları ve Ehliyet Grupları
Question 128Question

Özel hukuk ilişkilerinde, gerçek kişilerin kendi irade açıklamalarıyla haklar kazanıp borç altına girebilmeleri (fiil ehliyeti) belirli yasal kriterlerin kümülatif olarak varlığına bağlanmıştır. Buna karşılık, salt hak süjesi olabilmeyi ifade eden hak ehliyeti evrensel ve eşitlikçi bir temele dayanır.

Medeni hukuk kuralları çerçevesinde ehliyet kavramları ve fiil ehliyetinin şartları değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi hatalıdır?

Show answer & explanation

Answer: Ayırt etme gücüne sahip olmasına rağmen mahkemece kısıtlanan (hacir altına alınan) bir kişinin fiil ehliyetindeki bu sınırlama, onun hak ehliyetinin de yasal olarak daralmasına ve üzerine kayıtlı taşınmazların mülkiyet hakkını kaybetmesine yol açar.

Answer

Fiil ehliyeti sınırlanan (kısıtlanan) kişinin hak ehliyetinin de daraldığını ve mülkiyet hakkını kaybedeceğini iddia eden ifade hatalıdır.
Medeni hukukta hak ehliyeti ile fiil ehliyeti birbirinden kesin çizgilerle ayrılır. Hak ehliyetinde eşitlik ve genellik ilkesi geçerli olup, yaş, cinsiyet veya akıl sağlığı gibi unsurlar kişinin haklara sahip olma kapasitesini etkilemez. Bir kimsenin mahkeme kararıyla kısıtlanması (vesayet altına alınması), yalnızca onun hakları bizzat kendi işlemleriyle kullanma yetkisini (fiil ehliyetini) sınırlar. Kısıtlı bir kişinin hak ehliyeti daralmaz; üzerine kayıtlı taşınmazların mülkiyetini kaybetmez. Sadece bu malvarlığı değerleri üzerindeki yönetim ve tasarruf yetkisi yasal temsilcisine (vasi) geçer. Bu nedenle kısıtlılığın hak ehliyetini daralttığını iddia eden ifade hukuken baştan sona yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda ele alınan 'hak ehliyeti' ve 'fiil ehliyeti' kavramlarının kanuni tanımlarını ve sınırlarını karşılaştır.
Hak ehliyeti herkesin eşit olarak sahip olduğu pasif hak sahibi olma yeteneğidir. Fiil ehliyeti ise erginlik, ayırt etme gücü ve kısıtlı olmama şartlarına bağlı aktif kullanım yetkisidir.
Seçeneklerdeki hukuki değerlendirmelerin doğruluğunu bu temel kavramsal ayrım üzerinden tespit etmek gerekir.
2
Fiil ehliyetinin olumsuz şartı olan 'kısıtlı olmamak' durumunun ihlali (kişinin kısıtlanması) halinde ortaya çıkacak hukuki sonucu analiz et.
Kısıtlanma kararı kişinin sadece işlem yapma kapasitesini (fiil ehliyetini) etkiler. Kişi, malvarlığı üzerindeki mülkiyet hakkını kaybetmez, sadece bu malları yönetme yetkisi vasiye geçer.
Fiil ehliyetindeki bir eksikliğin hak ehliyetine sirayet edip etmediğini belirlemek, doğru cevabı bulmayı sağlar.

Key Concept

Hak ehliyeti ile fiil ehliyetinin birbirinden bağımsızlığı ve kısıtlılık halinin sadece fiil ehliyetini etkilemesi.
Estimated Time:1m 15s
Question 129Question

Türk Medeni Kanunu'na göre, kişilerin fiil ehliyeti gruplarına (tam ehliyetli, sınırlı ehliyetli, tam ehliyetsiz, sınırlı ehliyetsiz) ayrılmasında yaş, ayırt etme gücü ve kısıtlılık durumu esas alınmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki durum ve fiil ehliyeti grubu eşleştirmelerinden hangisi hukuken yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Ayırt etme gücüne sahip olan ve işlediği bir suçtan dolayı hakkında üç yıl kesinleşmiş hapis cezası infaz edilen ergin kişi — Sınırlı ehliyetli

Answer

İşlediği suçtan dolayı hapis cezası alan ve ayırt etme gücüne sahip olan ergin kişinin 'sınırlı ehliyetli' olarak gösterildiği eşleştirme yanlıştır; bu durumdaki bir kişi 'sınırlı ehliyetsiz' olarak sınıflandırılır.
Türk Medeni Kanunu'na göre, bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkûm olan ergin kişiler kısıtlanır. Ayırt etme gücüne sahip olan kısıtlılar, tıpkı ayırt etme gücüne sahip küçükler gibi 'sınırlı ehliyetsiz' grubunda yer alır. Bu kişilerin 'sınırlı ehliyetli' olarak nitelendirilmesi hatalıdır; çünkü sınırlı ehliyetliler, ehliyetleri kısıtlanmamış ancak kendilerine yasal danışman atanmış kişilerdir.

Step-by-Step Solution

1
Durum-ehliyet grubu eşleştirmelerini Türk Medeni Kanunu'ndaki dörtlü sınıflandırma kriterlerine (erginlik, ayırt etme gücü, kısıtlılık) göre analiz etmek.
Hangi eşleştirmenin hatalı yapıldığını bulmak için her bir hukuki statünün fiil ehliyetine etkisinin değerlendirilmesi gerektiği tespit edilir.
Kişilerin ehliyet grubu doğrudan taşıdıkları şartlara bağlıdır.
2
Hapis cezası alan ergin kişinin hukuki statüsünü değerlendirmek.
Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezası alan erginler yasal olarak kısıtlanır ve kendilerine vasi atanır. Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar hukuken 'sınırlı ehliyetsiz' grubundadır.
Hükümlülük bir yasal danışmanlık hali değil, doğrudan kısıtlama (vesayet) halidir.
3
Sınırlı ehliyetli grubunun kapsamını hatırlamak.
Kural olarak tam ehliyetli olmakla birlikte, sadece korunmaları amacıyla kendilerine yasal danışman atanan kişiler 'sınırlı ehliyetli' grubunu oluşturur.
Sınırlı ehliyetli ile sınırlı ehliyetsiz kavramları arasındaki temel hukuki ayrım bu noktadadır.

Key Concept

Kişilerin ehliyet durumlarına (yaş, ayırt etme gücü, kısıtlılık, yasal danışman) göre dört ana grupta sınıflandırılması.
Question 130Question

On altı yaşını doldurmuş olan Ayşe, ayırt etme gücüne sahiptir ve mahkeme kararıyla olağanüstü evlenmesine izin verilmesi üzerine geçerli bir evlilik yapmıştır. Hakkında alınmış herhangi bir kısıtlama kararı bulunmamaktadır.

Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen fiil ehliyetinin şartları dikkate alındığında, Ayşe'nin hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ayşe; evlenme yoluyla erginlik kazandığı, ayırt etme gücüne sahip olduğu ve kısıtlı bulunmadığı için hukuken tam ehliyetli kabul edilir.

Answer

Ayşe'nin evlenme yoluyla erginlik kazandığı, ayırt etme gücüne sahip olduğu ve kısıtlı bulunmadığı için hukuken tam ehliyetli kabul edildiğini belirten ifadedir.
Türk Medeni Kanunu'na göre gerçek kişilerin tam ehliyetli olabilmesi için üç temel şart aranır: Ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamak. Kanunumuz, evlenmenin kişiyi kendiliğinden ergin kılacağını hüküm altına almıştır. Sorudaki olayda Ayşe, on altı yaşını doldurduktan sonra mahkeme izniyle evlenerek erginliğini kazanmıştır. Ayırt etme gücüne sahip olduğu ve hakkında herhangi bir kısıtlama kararı bulunmadığı da belirtildiğine göre, Ayşe fiil ehliyetinin tüm şartlarını tam olarak taşımakta olup tam ehliyetli statüsündedir.

Step-by-Step Solution

1
Ayşe'nin erginlik durumunun değerlendirilmesi
Türk Medeni Kanunu'na göre evlenme kişiyi ergin kılar. Ayşe geçerli bir evlilik yaptığı için 18 yaşını doldurmamış olmasına rağmen ergin (reşit) olmuştur.
Fiil ehliyetinin ilk şartı olan erginlik, sadece yaşın dolmasıyla değil, yasal şartlar dahilinde evlenme yoluyla da kazanılabilir.
2
Ayşe'nin fiil ehliyeti şartlarının tümünün kontrol edilmesi
Ayşe ergindir, ayırt etme gücüne sahiptir ve hakkında kısıtlama kararı yoktur. Dolayısıyla fiil ehliyetinin üç şartını da taşımaktadır.
Kişinin tam ehliyetli olabilmesi için fiil ehliyetinin tüm olumlu şartlarını taşıması ve olumsuz şartından (kısıtlılık) muaf olması gerekir.
3
Hak ehliyeti ile fiil ehliyetinin şartlarının ayırt edilmesi
Sağ ve tam doğmak hak ehliyetinin şartı iken; ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamak fiil ehliyetinin şartlarıdır.
Kişinin bizzat kendi eylemleriyle borç altına girebilmesi (fiil ehliyeti), hak süjesi olabilmekten (hak ehliyeti) farklı ve daha ağır şartlara tabidir.

Key Concept

Fiil ehliyetinin şartları (erginlik, ayırt etme gücü, kısıtlı olmama) ve evlenme ile erginlik.
Question 131Question

Mimar olarak görev yapan (T), bir resmî işlem sırasında kişisel durum sicilinde (nüfus kütüğünde) sağ olmasına rağmen sehven ölü olarak kaydedildiğini ve bu hata yüzünden bankacılık işlemlerini gerçekleştiremediğini öğrenmiştir. Bu durumdan dolayı ciddi bir maddi zarara uğrayan (T), kaydın düzeltilmesi ve zararının tazmini için hukuki yollara başvuracaktır. Diğer yandan, (T)'nin ticari rakibi (V), aralarındaki ticari bir uyuşmazlık nedeniyle (T)'nin medeni hâlini ve soy bağını detaylıca araştırmak amacıyla nüfus müdürlüğüne bizzat giderek (T)'nin sicil kayıtlarını doğrudan inceleme talebinde bulunmuştur.

Türk Medeni Kanunu'nun kişisel durum siciline ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devlet, sicilin tutulmasından doğan zararları kusursuz sorumluluk esasına göre tazmin ettikten sonra, zararın doğmasında kusuru bulunan görevliye rücu eder.

Answer

Devlet, sicilin tutulmasından doğan zararları kusursuz sorumluluk esasına göre tazmin ettikten sonra, zararın doğmasında kusuru bulunan görevliye rücu eder.
Türk Medeni Kanunu'nun 38. maddesine göre; kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusursuz da olsa Devletçe tazmin edilir. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Bu nedenle Devletin öncelikle zararı kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazmin etmesi ve ardından kusuru oranında işlemi yapan memura rücu etmesi gerektiği ifadesi hukuken tam olarak doğru ve eksiksizdir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki aleniyet iddiasının değerlendirilmesi
Kişisel durum sicilleri kamuya açık değildir (aleniyet ilkesi geçerli değildir). İlgilinin izni veya mahkeme kararı olmadan incelenemez.
Türk Medeni Kanunu m. 44 uyarınca kişisel durum sicillerinde gizlilik ilkesi esastır.
2
Devletin sorumluluğunun niteliğinin belirlenmesi
Devlet, sicilin tutulmasından doğan zararları kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmin eder.
Türk Medeni Kanunu m. 38/1 gereği, zarar gören kişinin tazminat talep edebilmesi için memurun kusurunu ispatlamak zorunda olmaması yasal bir güvencedir.
3
Rücu ilişkisinin tespit edilmesi
Devlet, kusursuz sorumluluk ilkesi gereği zarar görene tazminatı ödedikten sonra, iç ilişkide zararın doğmasında kusuru olan memura rücu eder.
Kanun, mağdurun zararını derhâl karşılamayı hedeflerken, kusurlu personelin de kendi hatasının bedelini devlete geri ödemesini (rücu) emreder.

Key Concept

Kişisel Durum Sicilinde Devletin Kusursuz Sorumluluğu ve Gizlilik İlkesi
Question 132Question

Kasten işlediği bir suçtan dolayı iki yıl hapis cezasına mahkûm olan ve cezası kesinleşerek infazına başlanan ayırt etme gücüne sahip ressam (R)'ye kanun gereği vasi atanmıştır. (R), cezaevinde bulunduğu sırada eserlerinin satımı için bir sanat galerisiyle sözleşme imzalamıştır. Aynı gün, üniversite öğrencisi yeğeninin bankadan çekeceği eğitim kredisi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamıştır.

Buna göre (R)'nin fiil ehliyeti durumu ve yaptığı hukuki işlemlerin akıbetiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (R) sınırlı ehliyetsizdir; kefalet sözleşmesi vasisinin izni olsa dahi kesin hükümsüzken, satım sözleşmesi vasisinin icazetiyle geçerlilik kazanabilir.

Answer

Doğru seçenek, (R)'nin sınırlı ehliyetsiz olduğunu, kefalet işleminin tamamen geçersiz (yasak işlem) olduğunu ve satım sözleşmesinin ise vasinin onayına (icazete) bağlı olduğunu belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu gereğince, ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar sınırlı ehliyetsizdir. Bu gruptaki kişiler kendilerini borç altına sokan işlemleri ancak yasal temsilcilerinin onayıyla (askıda hükümsüzlük) yapabilirler; dolayısıyla satım sözleşmesi icazetle geçerli hâle gelebilir. Ancak kefil olmak, önemli bağışlamalarda bulunmak ve vakıf kurmak, yasak işlemler kapsamında olup hiçbir şekilde geçerlilik kazanamaz.

Step-by-Step Solution

1
(R)'nin fiil ehliyeti grubunu tespit etme
(R) ergin ve ayırt etme gücüne sahiptir ancak bir yıldan uzun hapis cezası aldığı için kendisine yasal temsilci (vasi) atanmıştır. Bu özellikler onu 'sınırlı ehliyetsiz' grubuna dâhil eder.
Türk Medeni Kanunu'na göre ayırt etme gücüne sahip küçükler ile ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar sınırlı ehliyetsizdir.
2
Eser satımı sözleşmesinin geçerliliğini değerlendirme
Satım sözleşmesi, kişiyi borç altına sokan bir hukuki işlemdir. Sınırlı ehliyetsizler bu işlemleri ancak yasal temsilcilerinin önceden vereceği izin veya sonradan vereceği icazet (onay) ile geçerli olarak yapabilirler.
Yasal temsilcinin onayı verilene kadar işlem 'askıda hükümsüz' (tek taraflı bağlamazlık) durumundadır.
3
Kefalet sözleşmesinin geçerliliğini değerlendirme
Kefil olmak, kanunda sayılan mutlak yasak işlemlerden biridir. Bu işlemi sınırlı ehliyetsiz kişi kendisi yapamayacağı gibi, yasal temsilcisi de onun adına yapamaz veya işleme onay vererek geçerli hâle getiremez.
Kefalet sözleşmesi yasak işlem olduğu için en başından itibaren kesin hükümsüzdür (mutlak butlan).

Key Concept

Sınırlı Ehliyetsizlerin Fiil Ehliyeti ve Yasak İşlemleri
Question 133Question

Üniversite öğrencisi (B), yurt dışı eğitim bursu başvurusu için Nüfus Müdürlüğünden aldığı nüfus kayıt örneğinde, doğum tarihinin gün ve ay olarak doğru ancak yıl olarak yanlış yazıldığını fark etmiştir. Bu yanlışlık sebebiyle burs yaş sınırına takılan (B), başvurusunu yapamamış ve maddi zarara uğramıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, (B)'nin kayıtların düzeltilmesi ve uğradığı zararın tazmini talepleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sicilin yanlış tutulmasından doğan zararlar nedeniyle Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğinde olup, tazminat davasının asliye hukuk mahkemesinde açılması gerekir.

Answer

Sicilin yanlış tutulmasından doğan zararlar nedeniyle Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğindedir ve tazminat davası asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır.
Doğru ifade, Devletin kusursuz sorumluluğuna ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuna işaret edendir. TMK Madde 40, 'Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusursuz sorumluluk kurallarına göre Devletçe tazmin edilir... Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır' hükmünü amirdir. Bu nedenle işlem idari nitelikte olsa da kanun koyucu adli yargıyı görevlendirmiş ve sorumluluğun türünü kusursuz sorumluluk olarak belirlemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kişisel durum sicillerinin tutulmasından kaynaklanan hukuki sorumluluğun türünü belirleme.
Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayanır.
Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 40 fıkra 1 uyarınca, sicilin tutulmasından doğan zararlar kusursuz sorumluluk kurallarına göre Devletçe tazmin edilir.
2
Tazminat davasında görevli yargı yolunu ve mahkemeyi tespit etme.
Tazminat davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür.
TMK Madde 40 fıkra 3'te tazminat ve rücu davalarının sicilin tutulduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılacağı özel olarak belirtilmiştir.
3
Kayıtlardaki doğum tarihi hatasının nasıl düzeltileceğini değerlendirme.
Düzeltme ancak mahkeme kararı ile mümkündür.
TMK Madde 39'a göre, haklı sebeplerle mahkeme kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz.

Key Concept

Kişisel Durum Sicilinden Doğan Sorumluluk ve Düzeltme İşlemleri
Question 134Question

Gerçek kişilerin haklara ve borçlara ehil olmaları ile bizzat kendi fiil ve işlemleriyle hak kazanıp borç altına girebilmeleri farklı hukuki kurallara ve şartlara tabidir.

Fiil ehliyetinin şartları ve bu şartların hukuki nitelikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: On beş yaşını dolduran küçüğün mahkemece ergin kılınması veya on altı yaşını dolduran kişinin mahkeme izniyle geçerli bir evlilik kurması, fiil ehliyeti için aranan erginlik şartını sağlar.

Answer

On beş yaşını dolduran küçüğün kazai rüşt kararıyla veya on altı yaşını dolduran kişinin mahkeme izniyle geçerli bir evlilik kurması halinde fiil ehliyeti için gerekli olan erginlik şartı sağlanmış olur.
Türk Medeni Kanunu'na göre fiil ehliyetinin öncelikli pozitif şartlarından biri 'ergin' olmaktır. Erginlik kural olarak on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlasa da mutlak değildir. Kanun, evlenmenin kişiyi ergin kılacağını amirdir; olağanüstü durumlarda mahkeme izniyle 16 yaşını dolduran kişi geçerli bir evlilik kurarak erginlik kazanabilir. Ayrıca 15 yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir (kazai rüşt). Bu istisnai yollarla kazanılan erginlik, fiil ehliyeti bakımından aranan erginlik şartını eksiksiz olarak karşılar.

Step-by-Step Solution

1
Fiil ehliyetinin kanuni şartlarını belirleme.
Türk Medeni Kanunu'na göre fiil ehliyetine sahip olabilmek için üç temel şart aranır: Ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamak.
Soruda fiil ehliyetinin şartları ve bu şartların hukuki nitelikleri sorgulanmaktadır.
2
Erginlik şartının kazanılma yollarını analiz etme.
Erginlik kural olarak 18 yaşın doldurulmasıyla başlar. Ancak kanun koyucu evlenmeyi (olağan durumda 17, olağanüstü durumda 16 yaş) ve mahkeme kararıyla ergin kılınmayı (kazai rüşt - 15 yaş) istisnai erginlik kazanma yolları olarak düzenlemiştir.
Seçeneklerde erginlik şartının istisnalarının fiil ehliyetine etkisi değerlendirilmelidir.
3
Diğer şartlara (ayırt etme gücü ve kısıtlılık) ilişkin ifadeleri değerlendirme.
Hak ehliyeti ile fiil ehliyetinin ayrımı netleştirilir. Ayırt etme gücü yoksunluğunun doğrudan tam ehliyetsizlik doğurduğu ve nispi bir kavram olduğu, kısıtlıların ise sınırlı ehliyetsiz olarak karşılıksız kazandırmaları kendi başlarına yapabilecekleri tespit edilir.
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal hataları ayırt etmek için.

Key Concept

Fiil ehliyetinin olumlu (erginlik, ayırt etme gücü) ve olumsuz (kısıtlı olmamak) şartları ile ehliyet türleri.
Estimated Time:1m 15s
Question 135Question

Ünlü bir gastronomi uzmanı olan Bay (C)'nin ismi ve fotoğrafı, rızası alınmaksızın bir restoran zincirinin ülke çapındaki reklam kampanyasında 'Yeni başdanışmanımız' ibaresiyle kullanılmıştır. Restoran zinciri bu reklamlar sayesinde müşteri sayısını ve cirosunu önemli ölçüde artırarak büyük bir gelir elde etmiştir. Olayı öğrenen Bay (C), isminin izinsiz kullanılmasından rahatsızlık duymuş ancak kendi profesyonel işlerinde herhangi bir müşteri kaybı veya malvarlığı eksilmesi yaşamamıştır.

Türk Medeni Kanunu'nun kişiliğin korunmasına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, Bay (C)'nin başvurabileceği hukuki yollarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bay (C), reklam kampanyası sebebiyle herhangi bir maddi zarara uğramamış olsa dahi, restoran zincirinin bu ihlalden elde ettiği kazancın vekâletsiz işgörme hükümlerine göre kendisine devredilmesini talep edebilir.

Answer

Bay (C), kendi malvarlığında bir zarar oluşmasa bile, restoran zincirinin elde ettiği gelirin vekâletsiz işgörme kuralları çerçevesinde kendisine verilmesini talep hakkına sahiptir.
Türk Medeni Kanunu Madde 25/3, kişilik hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilen kimsenin, saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın 'vekâletsiz işgörme' hükümlerine göre kendisine verilmesini talep edebileceğini açıkça ve özel olarak düzenler. Bu imkan, kişinin maddi bir zarara uğramadığı ancak ihlali gerçekleştirenin haksız bir kazanç elde ettiği durumlar (örneğin isim ve resmin izinsiz ticari kullanımı) için getirilmiştir ve zararın varlığını ispat etmeyi gerektirmez.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki problemi ve tarafların malvarlığı durumunu belirleme
Kişilik hakkının (isim ve resim) izinsiz kullanıldığı, ihlali yapan tarafın haksız kazanç elde ettiği ancak hakkı ihlal edilen kişinin herhangi bir maddi zarara uğramadığı tespit edilir.
Uygulanacak hukuki koruma yönteminin (maddi tazminat mı yoksa kazancın devri mi) belirlenmesi için malvarlığı şartlarının analizi zorunludur.
2
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) kişilik haklarının korunmasına ilişkin 25. maddesini uygulama
TMK m. 25/3 uyarınca, kişilik hakkı ihlal edilen kişinin tazminat istemlerinin yanı sıra, ihlal dolayısıyla elde edilen kazancın 'vekâletsiz işgörme' hükümlerine göre devrini isteme hakkı bulunduğu görülür.
Mevzuatın ihlalden doğan mali haklara ilişkin özel düzenlemesi tespit edilerek doğru dava türü seçilir.
3
Vekâletsiz işgörme ile kazancın devri kurumunun şartlarını maddi tazminat şartları ile karşılaştırma
Maddi tazminatta davacının zararını ispat etmesi gerekirken, vekâletsiz işgörme hükümlerine dayalı kazancın devri talebinde zarar şartının aranmadığı sonucuna varılır.
Seçeneklerdeki zarar şartı ve diğer yanlış nitelendirmeleri (sebepsiz zenginleşme, saldırının bitme zorunluluğu) eleyebilmek içindir.

Key Concept

Kişilik hakkı ihlallerinde failin elde ettiği kazancın vekâletsiz işgörme hükümlerine göre talep edilmesi
Estimated Time:1m 30s
Question 136Question

Başarılı tasarımlarıyla tanınan ödüllü mimar Cenk, kendisiyle aynı ön ada sahip olan ancak mimarlıkla hiçbir ilgisi bulunmayan başka bir şahsın, sadece bu isim benzerliğinden yararlanarak çeşitli dijital platformlarda "Mimar Cenk" adıyla sahte projeler yayımladığını tespit etmiştir. Bu durum, tasarımı yapan asıl kişinin kim olduğu konusunda kamuoyunu yanıltmakta ve gerçek Cenk'in mesleki itibarına ciddi zararlar vermektedir.

Bu olaydaki isim hakkı ihlali ve Türk Medeni Kanunu kuralları dikkate alındığında, başvurulabilecek hukuki yollara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: İhlalin kesin olarak ortadan kaldırılabilmesi için adın değiştirilmesi hükümlerine dayanılarak, haksız kullanan şahsın yasal adının mahkeme kararıyla değiştirilmesi talep edilebilir.

Answer

Haksız kullanan şahsın yasal adının mahkeme kararıyla değiştirilmesinin talep edilebileceğini ifade eden seçenek yanlıştır.
Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen 'adın değiştirilmesi' davası (TMK m. 27), yalnızca adını taşımaktan haklı sebeplerle rahatsızlık duyan kişinin bizzat kendi adını değiştirmek için açabileceği bir davadır. Bir kimsenin kendi haklarına tecavüz ettiği gerekçesiyle, ihlal edenin Nüfus Sicili'nde kayıtlı yasal adını iptal ettirmesi veya değiştirtmesi hukuken mümkün değildir. Böyle bir tecavüz durumunda hakkı ihlal edilen kişi TMK m. 26 kapsamında adın haksız kullanımının durdurulmasını (ref davası) isteyerek o ismin söz konusu alanda kullanılmasını yasaklatabilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki ihlalin niteliğini belirle.
Olayda bir kişinin adının, rızası dışında ve yanıltıcı şekilde, ticari/mesleki bir menfaat uğruna kullanılması söz konusudur.
Uygulanacak yasa maddesinin (TMK m. 26 - Adın Korunması) doğru tespit edilmesi gerekir.
2
TMK madde 26 ve 27 arasındaki farkı analiz et.
TMK m. 26 başkasının adını kullanan kişiye karşı açılacak koruma davalarını (tespit, men, ref ve tazminat) düzenlerken; TMK m. 27 kişinin kendi adını haklı sebeple değiştirmesini düzenler.
Koruma davası ile adın değiştirilmesi kurumu sıkça birbirine karıştırılır.
3
Seçeneklerdeki hukuki yolların geçerliliğini kontrol et.
Tespit, saldırının durdurulması (ref), tehlikenin önlenmesi (men) ve kusura bağlı tazminat talepleri TMK m. 26'ya tam uygundur. Ancak ihlal edenin kendi yasal adının değiştirilmesini talep etmek hukuken mümkün değildir.
Yanlış olan ifadeyi bulmak hedeflenmektedir.

Key Concept

Adın Korunması Davaları ve Adın Değiştirilmesi Ayrımı
Question 137Question

Gebelik sürecindeki (G), tıbbi bir operasyon esnasında sağlık ekibinin ihmali neticesinde karnındaki bebeğinin zarar görmesine neden olan talihsiz bir olay yaşamıştır. Bu durum üzerine hastane idaresiyle uyuşmazlık çıkmış; idare yetkilileri, henüz anne karnında olan bir varlığın hukuken korunan bir hakkı olamayacağını, bir hakkın süjesi olabilmek için kişinin en azından ayırt etme gücüne ve belirli bir olgunluğa (erginliğe) erişmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Türk Medeni Kanunu'nun ehliyet sistemine ilişkin temel ilkeleri dikkate alındığında, ceninin durumu ve idarenin argümanları hakkında aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

Show answer & explanation

Answer: Hak ehliyetinde geçerli olan genellik ve eşitlik ilkeleri gereğince her insan hak süjesidir; cenin de tam ve sağ doğum şartının gerçekleşmesine bağlı olarak ana rahmine düştüğü andan itibaren pasif ehliyet kapsamında değerlendirildiğinden yaşayarak dünyaya geldiğinde tazminat alacaklısı olabilir.

Answer

Cenin, tam ve sağ doğum şartının gerçekleşmesine bağlı olarak ana rahmine düştüğü andan itibaren pasif ehliyet (hak ehliyeti) sahibi kabul edildiği için, yaşayarak dünyaya geldiği takdirde maruz kaldığı zarar nedeniyle hak süjesi olarak tazminat alacaklısı olabilir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca hak ehliyeti (pasif ehliyet), haklara ve borçlara ehil olabilme yeteneğidir. Kanun'daki genellik ve eşitlik ilkeleri gereği her insan hak süjesidir. Kişilik tam ve sağ doğumla başlasa da, çocuk hak ehliyetini tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder. Olayda cenin, anneden tamamen ayrılarak yaşayacak şekilde dünyaya gelmesi şartıyla, ana rahmindeyken maruz kaldığı zarar nedeniyle geriye dönük olarak hak süjesi sayılabilecek ve tazminat alacaklısı sıfatını kazanabilecektir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hastane idaresinin iddialarını ehliyet türleri (hak ehliyeti ve fiil ehliyeti) bağlamında hukuki olarak nitelendirmek.
İdarenin erginlik ve ayırt etme gücü şartlarını ileri sürmesi, hak süjesi olabilmek (hak ehliyeti) ile kendi işlemleriyle hak edinebilmeyi (fiil ehliyeti) birbirine karıştırdığını gösterir.
Sorunun temel hukuki problemini ve kavram yanılgısını tespit etmek.
2
Türk Medeni Kanunu'nun hak ehliyetinde genellik ve eşitlik ilkeleri ile ceninin hukuki durumunu düzenleyen kurallarını olaya uygulamak.
Kanuna göre herkesin pasif nitelikli hak ehliyetine sahip olduğu ve ceninin de sağ ve tam doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren bu kapsama dâhil edildiği tespit edilir.
Ceninin hak süjesi olup olamayacağını yasal mevzuat çerçevesinde çözümlemek.
3
Seçenekleri bu tespitler ışığında analiz ederek hatalı kurgulanan çeldiricileri elemek.
Ceninin tam ve sağ doğması şartıyla geçmişe etkili olarak tazminat alacaklısı olabileceğini ve eşitlik ilkesi bağlamında pasif ehliyete sahip olduğunu ifade eden seçenek doğru olarak belirlenir.
Geçerli ve doğru hukuki değerlendirmeye ulaşmak.

Key Concept

Hak Ehliyetinin Başlangıcı, Nitelikleri ve Ceninin Durumu
Estimated Time:1m 15s
Question 138Question

Bir mevzuat hazırlık komisyonunun taslağında; 'İdrak yeteneği bulunmayan kısıtlı bireylerin kendi adlarına herhangi bir ayni hak edinemeyeceği' ve 'Anne karnındaki ceninin henüz dünyaya gelmemesi sebebiyle miras paylaşımında hak sahibi sayılamayacağı' yönünde tespitlere yer verilmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun hak ehliyetine ilişkin genel ilkeleri (m.8 ve m.28) dikkate alındığında, bu taslaktaki değerlendirmelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Taslaktaki her iki tespit de kanuna aykırıdır; zira pasif ehliyet niteliğindeki hak ehliyetinde genellik ve eşitlik ilkeleri geçerlidir ve cenin de tam ve sağ doğması koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren bu ehliyeti haizdir.

Answer

Taslaktaki her iki tespitin de kanuna aykırı olduğunu, hak ehliyetinde eşitlik ilkesinin geçerli bulunduğunu ve ceninin de sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü an hak ehliyeti kazandığını belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu m.8 uyarınca 'Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.' Dolayısıyla kısıtlıların veya ayırt etme gücü olmayanların hak ehliyeti ortadan kalkmaz. Aynı kanunun 28. maddesi uyarınca 'Çocuk tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini elde eder.' Bu hukuki ilkeler ışığında, sorudaki komisyon taslağında yer alan her iki kısıtlayıcı kural da Türk Medeni Kanunu'nun temel düzenlemelerine açıkça aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
Taslağın birinci tespitini (kısıtlı bireylerin ayni hak edinemeyeceği) TMK m.8 kapsamında değerlendirmek.
TMK madde 8'e göre her insanın hak ehliyeti vardır. Yaş, akıl hastalığı veya kısıtlılık durumu hak ehliyetini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle birinci tespit kanuna aykırıdır.
Hak ehliyeti pasif bir ehliyet olup, eşitlik ve genellik ilkesine dayanır.
2
Taslağın ikinci tespitini (ceninin miras paylaşımında taraf olamayacağı) TMK m.28 kapsamında incelemek.
TMK madde 28'e göre çocuk tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini kazanır. Bu nedenle cenin mirasçı olabilir, ikinci tespit de kanuna aykırıdır.
Ceninin hak ehliyeti, geciktirici şarta (tam ve sağ doğum) bağlı olarak ana rahmine düşme anından itibaren hüküm ifade eder.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle eşleştirerek doğru yoruma ulaşmak.
Hak ehliyeti (pasif ehliyet) ile fiil ehliyeti (aktif ehliyet) ayrımını doğru yapan ve ceninin durumunu TMK'ya uygun şekilde açıklayan seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Soru kökündeki idari düzenleme taslağı, hukukun temel kavramlarını yanlış yorumladığı için tümüyle Medeni Kanun'a aykırı düşmektedir.

Key Concept

Hak Ehliyeti ve Fiil Ehliyeti Ayrımı ile Ceninin Hukuki Durumu
PreviousPage 7 / 7