Endokrin Cerrahi

281 questions

Question 61Question →

Ataklar halinde gelen baş ağrısı, çarpıntı ve terleme şikayetleri olan ve feokromositoma tanısı kesinleşen bir hastada, preoperatif hazırlık sürecinde taşikardiyi kontrol altına almak için β\beta-blokör başlanması planlanmaktadır. Karşılanmamış α\alpha uyarısına bağlı gelişebilecek bir hipertansif krizi önlemek amacıyla, β\beta-blokörden önce uygulanması zorunlu olan adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: α\alpha-adrenerjik blokaj sağlanması ve yeterli sıvı resüsitasyonu yapılması

Answer

Feokromositoma hastalarında preoperatif hazırlıkta temel kural, beta-blokörlerden önce alfa-adrenerjik blokajın sağlanması ve damar içi hacmin genişletilmesidir.
Feokromositoma tanılı hastalarda cerrahi öncesi en kritik adım α\alpha-blokajdır (genellikle fenoksibenzamin ile). β\beta-reseptörleri vazodilatasyon (β2\beta_2) ve taşikardi (β1\beta_1) üzerinde etkilidir. Eğer önce β\beta-blokör verilirse, β2\beta_2 aracılı vazodilatasyon ortadan kalkar ve yüksek düzeydeki katekolaminler 'karşılanmamış' α\alpha-reseptörlerini uyararak şiddetli vazokonstriksiyona ve hipertansif krize yol açar. Ayrıca bu hastalar kronik vazokonstriksiyon nedeniyle volüm kaybetmişlerdir, bu yüzden yeterli sıvı desteği de hazırlığın bir parçasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Alfa-blokajın başlatılması
Vazokonstriksiyonun önlenmesi ve kan basıncı kontrolü.
Beta-blokörlerin neden olabileceği 'karşılanmamış alfa etkisini' ve buna bağlı hipertansif krizi önlemek için gereklidir.
2
Volüm genişletme (Sıvı resüsitasyonu)
İntravasküler hacmin normale dönmesi.
Kronik katekolamin fazlalığı damar yatağını daraltarak hastayı hipovolemik bırakır; bu durum cerrahi sonrası ani hipotansiyon riskini artırır.
3
Beta-blokajın eklenmesi
Taşikardi ve aritmilerin kontrol altına alınması.
Sadece alfa-blokaj tam olarak sağlandıktan sonra, dirençli taşikardi mevcutsa uygulanır.

Key Concept

Feokromositoma Hazırlık Sıralaması
Question 62Question →

Proksimal kas güçsüzlüğü, santral obezite ve karın bölgesinde 11 cm'den geniş mor renkli çatlakları (striastria) olan 3838 yaşında bir kadın hastada, öncelikle Cushing sendromu tanısını doğrulamak hedeflenmektedir. Bu amaçla ilk basamakta kullanılabilecek en duyarlı tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 2424 saatlik idrarda serbest kortizol ölçümü

Answer

Cushing sendromu taramasında en duyarlı yöntemlerden biri olan 2424 saatlik idrarda serbest kortizol ölçümü seçilmelidir.
Cushing sendromu şüphesinde tanısal süreç hiperkortizoleminin kanıtlanmasıyla başlar. 2424 saatlik idrarda serbest kortizol ölçümü, düşük doz deksametazon supresyon testi ve gece tükürük kortizolü ölçümü bu amaçla kullanılan geçerli tarama yöntemleridir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularını (stria, obezite, kas güçsüzlüğü) değerlendir.
Hiperkortizolemi (Cushing sendromu) ön tanısı konur.
Klinik bulgular kortizol fazlalığına işaret etmektedir.
2
Tanıyı biyokimyasal olarak doğrulamak için tarama testi seç.
2424 saatlik idrarda serbest kortizol, gece tükürük kortizolü veya 11 mg deksametazon supresyon testinden biri uygulanır.
Tarama aşamasında amaç, fizyolojik olmayan kortizol salınımını kanıtlamaktır.
3
Lokalizasyon ve ayırıcı tanı testlerini ele.
ACTHACTH ölçümü ve görüntüleme (BT/MR) bu aşamada bekletilir.
Biyokimyasal doğrulama yapılmadan görüntüleme yapmak insidentaloma yanılgısına yol açabilir.

Key Concept

Cushing sendromu tanısında önce biyokimyasal tarama (doğrulama), sonra ayırıcı tanı (kaynak belirleme) ve en son görüntüleme (lokalizasyon) basamakları izlenir.
Question 63Question →

3232 yaşında kadın hasta, sabahları olan açlık hissi, çarpıntı ve terleme şikayetleriyle başvuruyor. Bu şikayetlerin olduğu bir sırada ölçülen kan şekeri 4545 mg/dL saptanıyor. Hastanın şikayetlerinin şekerli su içilmesiyle hızla düzeldiği görülüyor.

Bu klinik tabloya göre, en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnsülinoma

Answer

Sunulan vakadaki klinik bulgular 'Whipple Triadı' ile tam uyumludur ve bu tablo İnsülinoma tanısı için karakteristiktir.
İnsülinoma, pankreasın en sık görülen fonksiyonel nöroendokrin tümörüdür. Tanısında kullanılan klasik Whipple triadı; hipoglisemi semptomları, semptomlar anında ölçülen düşük plazma glikoz düzeyi (<50<50 mg/dL) ve glikoz verilmesiyle semptomların hızla düzelmesini kapsar. Vaka bu kriterlerin tamamını karşıladığı için en olası ön tanı insülinomadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hastada açlık hipoglisemisi semptomları (çarpıntı, terleme), eş zamanlı düşük kan şekeri (4545 mg/dL) ve glikoz alımıyla düzelme saptandı.
Bu üç kriterin bir arada bulunması 'Whipple Triadı' olarak tanımlanır.
2
Whipple triadının hangi pankreatik tümör için spesifik olduğunu belirle
Whipple triadı, insülinoma tanısının temel taşıdır.
İnsülinomalar, aşırı insülin salgılayarak epizodik hipoglisemi ataklarına neden olan en sık fonksiyonel pankreatik nöroendokrin tümörlerdir.

Key Concept

İnsülinoma Klinik Tanısı (Whipple Triadı)
Estimated Time:45s
Question 64Question →

3838 yaşında erkek hasta, son 66 aydır tekrarlayan, yemek yemekle düzelen açlık hipoglisemisi atakları ile başvuruyor. Yapılan 7272 saatlik açlık testinde plazma glukozu 38 mg/dL38 \text{ mg/dL} iken, eş zamanlı bakılan insülin 12 \muIU/mL12 \text{ \mu IU/mL}, C-peptid 2.8 ng/mL2.8 \text{ ng/mL} ve proinsülin 22 pmol/L22 \text{ pmol/L} (N: <18< 18) saptanıyor. Beta-hidroksibütirat düzeyi 1.2 mmol/L1.2 \text{ mmol/L} (N: ≤2.7\leq 2.7) ve intravenöz glukagon sonrası kan şekerinde 35 mg/dL35 \text{ mg/dL} (N: ≥25\geq 25) artış gözleniyor. Abdominal BT, MR ve Endoskopik US (EUS) ile odak saptanamayan hastaya Selektif Arteriyel Kalsiyum Stimülasyon Testi (SACST) uygulanıyor. Gastroduodenal artere (GDA) kalsiyum glukonat enjeksiyonu sonrası hepatik venöz insülin düzeyinde bazal değerin 33 katı artış saptanırken; splenik arter ve süperior mezenterik arter enjeksiyonlarında anlamlı artış gözlenmiyor.

Bu bulgulara göre, hastadaki lezyonun pankreasın hangi anatomik bölgesinde yerleşmiş olması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Pankreas başı

Answer

Pankreas başı, gastroduodenal arterin besleme alanında yer alması ve bu artere yapılan kalsiyum stimülasyonunun pozitif yanıt vermesi nedeniyle en olası yerleşim yeridir.
İnsülinoma tanısı biyokimyasal olarak doğrulanmış ancak radyolojik olarak saptanamayan hastalarda lokalizasyon için SACST altın standarttır. Pankreas başı ve boynu gastroduodenal arterden beslendiği için, bu artere kalsiyum verildiğinde insülin artışı saptanması tümörün bu bölgede olduğunu kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hipoglisemi, hiperinsülinemi, yüksek C-peptid ve proinsülin, düşük ketonlar ve glukagon yanıtı insülinomayı doğrular.
Whıpple triadı ve biyokimyasal kanıtlar insülinoma tanısı için şarttır.
2
Görüntüleme yöntemlerinin sonucunu analiz et.
Konvansiyonel görüntüleme yöntemleri (BT, MR, EUS) negatif çıkmıştır (okült insülinoma).
Okült tümörlerin lokalizasyonunda invaziv testlere ihtiyaç duyulur.
3
SACST sonuçlarını yorumla.
GDA pozitif, diğer arterler negatiftir.
SACST'de hepatik venöz insülinin bazal değere göre en az 2 kat artması pozitiflik kriteridir.
4
Vasküler anatomi ile tümör odağını eşleştir.
GDA = Baş/Boyun; Splenik Arter = Gövde/Kuyruk; SMA = Unsinat Proçes.
Kalsiyum stimülasyonu arteriyel besleme alanına göre insülin salınımını tetikler.

Key Concept

İnsülinoma lokalizasyonunda Selektif Arteriyel Kalsiyum Stimülasyon Testi (SACST)
Question 65Question →

4242 yaşında kadın hastanın kontrol amaçlı çekilen abdominal bilgisayarlı tomografisinde (BT) sağ adrenal lojda 3.83.8 cm çapında kitle saptanıyor. BT'de kitlenin densitesi 2525 Hounsfield ünitesi (HU) olarak ölçülürken, kontrastlı dinamik çalışmada mutlak washout (yıkama) değeri %45\%45 olarak hesaplanıyor. Hastanın yapılan biyokimyasal değerlendirmesinde; 11 mg deksametazon supresyon testi, plazma aldosteron/renin oranı ve 2424 saatlik idrar metanefrin düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Özgeçmişinde malignite öyküsü olmayan bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sağ adrenalektomi

Answer

Görüntüleme özellikleri malignite kuşkusu doğurduğu için sağ adrenalektomi uygulanmalıdır.
Adrenal insidentalomalarda yönetim, kitlenin fonksiyonel olup olmamasına ve malignite potansiyeline göre belirlenir. Bu vakada kitle boyutu 3.83.8 cm ile standart cerrahi sınırı olan 44 cm'nin altında kalsa da, radyolojik parametreler (densitenin >10>10 HU olması ve mutlak washout değerinin %60\%60'ın altında olması) adrenokortikal karsinom riskini belirgin şekilde artırır. Biyokimyasal olarak non-fonksiyonel olsa bile, bu şüpheli özellikler varlığında en uygun yaklaşım adrenalektomidir.

Step-by-Step Solution

1
Kitlenin radyolojik özelliklerini analiz et.
Densite 2525 HU (>10>10 HU) ve washout %45\%45 (<%60< \%60).
Yüksek densite ve düşük yıkama değerleri adrenokortikal karsinom (ACC) lehinedir.
2
Kitlenin fonksiyonel durumunu değerlendir.
Hormonal testler (DST, Aldo/Renin, Metanefrin) normal.
Kitlenin non-fonksiyonel olduğu belirlenmiştir, ancak radyolojik şüphe devam etmektedir.
3
Yönetim kararını ver.
Boyut 44 cm altında olsa dahi şüpheli radyoloji nedeniyle cerrahi.
Adrenal insidentalomalarda cerrahi endikasyonları; hormonal aktivite, boyut (>4>4 cm) veya şüpheli radyolojik özelliklerdir.

Key Concept

Adrenal İnsidentaloma Yönetimi
Question 66Question →

4646 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden çarpıntı, ellerde titreme ve sinirlilik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde tiroid bezinin diffüz hipertrofik olduğu ve sağ lobda yaklaşık 2.52.5 cm boyutunda, hareketli bir nodül palpe edildiği saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH: 0.010.01 mIU/L (N: 0.45−4.50.45-4.5), sT4: 2.82.8 ng/dL (N: 0.9−1.70.9-1.7) ve sT3: 6.26.2 pg/mL (N: 2.3−4.22.3-4.2) olarak ölçülüyor. Yapılan tiroid sintigrafisinde sağ lobdaki nodülün "sıcak" (hiperaktif) olduğu, ancak sol lobda ultrasonografide saptanan 1.21.2 cm'lik hipoekoik, düzensiz sınırlı nodülün "soğuk" (hipoaktif) olduğu izleniyor. Sol lobdaki soğuk nodüle uygulanan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucu "Bethesda Kategori IV: Folliküler Neoplazi Şüphesi" olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Metimazol ile ötiroidi sağlandıktan sonra total tiroidektomi uygulanması

Answer

Metimazol ile ötiroidi sağlandıktan sonra total tiroidektomi uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Hastada sağ lobda hipertiroidiye neden olan bir sıcak nodül (toksik adenom) ve sol lobda malignite riski %15-30 olan soğuk bir nodül (Bethesda IV) bulunmaktadır. Bu durumda cerrahi hem hipertiroidiyi kalıcı olarak tedavi etmek hem de sol lobdaki nodülün histolojik tanısını koymak (folliküler kanser ayırımı sadece patolojik inceleme ile yapılabilir) için gereklidir. İki lobda da endikasyon olduğu için total tiroidektomi en uygun seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Tiroid fonksiyon testleri ve sintigrafinin yorumlanması
Düşük TSH ve yüksek sT4/sT3 hipertiroidiyi, sintigrafi ise sağ lobda toksik adenomu (sıcak nodül) doğrular.
Hipertiroidili hastalarda nodül varlığında sintigrafi, nodülün fonksiyonel durumunu belirlemek için ilk adımdır.
2
Soğuk nodülün yönetimi
Sol lobdaki soğuk nodülün Bethesda IV (Folliküler Neoplazi Şüphesi) olduğu saptanmıştır.
Sıcak nodüllerin malignite riski çok düşüktür ancak hipertiroidili bir hastada eşlik eden soğuk nodüller mutlaka İİAB ile değerlendirilmelidir.
3
Kombine cerrahi planlama
Toksik adenom tedavisi ve Bethesda IV nodülün tanısal cerrahisi (lobektomi veya total tiroidektomi) birleştirilir.
Hasta her iki lobda da cerrahi endikasyona (birinde toksik, diğerinde malignite şüphesi) sahip olduğu için total tiroidektomi en güvenli ve definitif seçenektir.

Key Concept

Hipertiroidili bir hastada eşlik eden soğuk nodülün yönetimi ve Bethesda IV (Folliküler Neoplazi Şüphesi) durumunda cerrahi yaklaşım.

Alternative Method

Eğer hasta cerrahiyi reddederse, sıcak nodül için RAI uygulanabilir ancak sol nodül için mutlak cerrahi endikasyonu devam eder.
Estimated Time:2m 0s
Question 67Question →

3232 yaşında kadın hasta, iki yıldır prolaktinoma tanısıyla kabergolin tedavisi almaktadır. Hastanın rutin kontrollerinde serum kalsiyum düzeyi 11.211.2 mg/dL (N: 8.5−10.58.5-10.5), fosfor düzeyi 2.12.1 mg/dL (N: 2.5−4.52.5-4.5) ve paratiroid hormon (PTH) düzeyi 135135 pg/mL (N: 15−6515-65) saptanmıştır. 2424 saatlik idrar kalsiyum ekskresyonu 350350 mg/gün (N: < 250250) olan hastanın boyun ultrasonografisinde sağ alt ve sol üst paratiroid bezleri hipoekoik ve büyüktür. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subtotal paratirodektomi (3.53.5 bez eksizyonu) ve rutin bilateral servikal timektomi

Answer

MEN 1 sendromu (Wermer Sendromu) bağlamında gelişen primer hiperparatiroidizmde en uygun cerrahi yaklaşım, tüm bezlerin potansiyel olarak hastalıklı olması nedeniyle subtotal paratirodektomi (3.53.5 bez) ve beraberinde servikal timektomidir.
Hastada saptanan prolaktinoma ve primer hiperparatiroidizm birlikteliği MEN 1 sendromunu (Wermer Sendromu) tanımlar. MEN 1 vakalarında paratiroid tutulumu sporadik vakaların aksine her zaman multiglandülerdir (tüm bezlerin hiperplazisi). Bu nedenle nüksü önlemek için subtotal paratirodektomi (3,53,5 bezin çıkarılması) veya total paratirodektomi ile ototransplantasyon tercih edilir. Ayrıca MEN 1 hastalarında timus içinde süpernumere (fazla) paratiroid bezi bulunma riski %25-30 civarında olduğundan, rutin bilateral servikal timektomi cerrahi prosedürün ayrılmaz bir parçasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar bulgularını analiz et.
Yüksek kalsiyum (11.211.2), düşük fosfor (2.12.1), yüksek PTH (135135) ve normal/yüksek idrar kalsiyumu (350350) primer hiperparatiroidizmi doğrular.
Primer hiperparatiroidizm tanısı koymak ve ailesel hipokalsiürik hiperkalsemiyi (FHH) dışlamak için gereklidir.
2
Klinik bağlamı (prolaktinoma) değerlendir.
Hipofiz adenomu (prolaktinoma) + Primer Hiperparatiroidizm kombinasyonu MEN 1 sendromuna işaret eder.
MEN 1 hastalarında paratiroid hastalığı tipik olarak multiglandülerdir (hiperplazi) ve sporadik adenomlardan farklı cerrahi strateji gerektirir.
3
Uygun cerrahi prosedürü belirle.
MEN 1 cerrahisinde subtotal paratirodektomi (3.53.5 bezin çıkarılması) veya total paratirodektomi + ön kola ototransplantasyon standarttır.
Multiglandüler tutulum nedeniyle tekli adenom eksizyonu nükse yol açar; ayrıca timektomi süpernumere bez riskini azaltır.

Key Concept

MEN 1 (Wermer Sendromu) hastalarında paratiroid tutulumu multiglandülerdir ve cerrahi strateji tüm bezlerin inspeksiyonunu, subtotal/total eksizyonu ve rutin timektomiyi içermelidir.

Alternative Method

Bazı cerrahlar kalıcı hipoparatiroidizm riskini en aza indirmek için total paratirodektomi ve ön kola (brakiyoryadialis kası içine) ototransplantasyonu tercih eder. Bu yöntemde nüks gelişirse, ön koldaki dokunun çıkarılması boyun re-eksplorasyonundan çok daha kolaydır.
Estimated Time:2m 0s
Question 68Question →

5252 yaşında kadın hasta, yaklaşık 44 aydır devam eden, günde 8−108-10 kez tekrarlayan, çok bol miktarda sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde potasyum seviyesi 2.62.6 mEq/L (Normal: 3.5−5.03.5-5.0) ve mide asit analizi sonucunda aklorhidri saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdaki pankreatik nöroendokrin tümörlerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: VIPoma

Answer

Vazoaktif intestinal peptid salgılayan VIPoma, bol sulu ishal, hipokalemi ve aklorhidri ile karakterize olan WDHA sendromuna neden olur.
Doğru yanıt olan tümör tipi, vazoaktif intestinal peptid (VIP) hormonu salgılayarak barsak sekresyonlarını aşırı artıran ve mide asidini baskılayan VIPoma'dır. Bu durum WDHA (Verner-Morrison) sendromuna yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada bol sulu ishal, hipokalemi (düşük potasyum) ve aklorhidri (mide asidi yokluğu) saptanmıştır.
Bu üçlü bulgu tıpta WDHA (Watery Diarrhea, Hypokalemia, Achlorhydria) sendromu olarak adlandırılır.
2
Sendromu spesifik bir nöroendokrin tümörle eşleştir.
WDHA sendromu (ayrıca Verner-Morrison sendromu olarak da bilinir), vazoaktif intestinal peptid (VIP) salgılayan tümörler (VIPoma) için karakteristiktir.
VIP hormonu barsaklardan su ve elektrolit sekresyonunu artırırken mide asit salgısını inhibe eder.

Key Concept

WDHA (Verner-Morrison) Sendromu
Estimated Time:45s
Question 69Question →

58 yaşında erkek hasta, boyunda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde tiroid sağ lobunda yaklaşık 4.54.5 cm boyutunda, orta sertlikte bir nodül palpe ediliyor. Sol lob normal sınırlarda saptanıyor ve boyunda lenfadenopati eşlik etmiyor. Yapılan ultrasonografide sağ lobda 4.2×3.84.2 \times 3.8 cm boyutlarında, hipoekoik ve halo kaybı olan solid bir nodül izleniyor. İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucu "Folliküler neoplazi / Folliküler neoplazi kuşkusu (Bethesda IV)" olarak raporlanan bu hastada en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Total tiroidektomi

Answer

Total tiroidektomi, Bethesda IV kategorisindeki 44 cm'den büyük nodülü olan erkek hastalarda en uygun cerrahi yaklaşımdır.
Bethesda IV (Folliküler neoplazi / kuşkusu) sitolojisine sahip nodüllerde, malignite riski yaklaşık %15-30 arasındadır. Amerikan Tiroid Birliği (ATA) kılavuzlarına göre, bu hastalarda başlangıç cerrahisi olarak lobektomi önerilse de; nodül boyutunun 44 cm'den büyük olması, ultrasonografide kuşku uyandıran bulguların varlığı, hastanın ileri yaşta olması veya erkek cinsiyette olması durumunda, malignite olasılığının artması ve olası bir karsinom tanısında ikinci bir ameliyattan (tamamlayıcı tiroidektomi) kaçınmak amacıyla total tiroidektomi en uygun yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) sonucunu değerlendir.
Sonuç Bethesda IV (Folliküler Neoplazi) olarak belirlendi.
Cerrahi endikasyonu ve potansiyel cerrahi genişliğini belirlemek için sitolojik sınıflama gereklidir.
2
Klinik ve ultrasonografik risk faktörlerini analiz et.
Hasta erkek, 58 yaşında ve nodül boyutu 4.24.2 cm ( >4> 4 cm).
Bethesda IV vakalarında lobektomi ile total tiroidektomi arasındaki seçim klinik risk faktörlerine göre yapılır.
3
Cerrahi genişliğine karar ver.
Malignite riskinin yüksek olması ve tamamlayıcı cerrahiden kaçınmak için total tiroidektomi seçildi.
44 cm'den büyük folliküler neoplazilerde malignite riski daha yüksektir ve karsinom çıkması durumunda tek seansta tedavi sağlanmış olur.

Key Concept

Bethesda IV (Folliküler Neoplazi) nodüllerde, nodül çapı >4> 4 cm ise total tiroidektomi endikedir.

Practice More

Folliküler ve Papiller karsinom arasındaki yayılım yolları (lenfatik vs hematojen) farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 70Question →

5454 yaşında erkek hasta, atipik üst karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde pankreas başında 33 cm'lik kitle ve safra kesesinde çok sayıda taş saptanıyor. Hastanın anamnezinde son 22 ayda gelişen ve diyetle kontrol altına alınamayan hafif hiperglisemi ile günde 2−32-3 kez olan yağlı, kötü kokulu dışkılama (steatore) mevcut olduğu öğreniliyor. Bu klinik tablo ve saptanan tümör ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu tümörlerin duodenal yerleşimli olanları Nörofibromatozis Tip 1 (NF1) ile birliktelik gösterebilir.

Answer

Somatostatinomaların duodenal yerleşimli olanları Nörofibromatozis Tip 1 (NF1) ile birliktelik gösterebilir.
Vakadaki diyabet, steatore ve safra kesesi taşları somatostatinomanın klasik triadıdır. Somatostatinomaların duodenal yerleşimi olan formları Nörofibromatozis Tip 1 (NF1) ile karakteristik bir birliktelik gösterir. Bu tümörler sıklıkla ampulla çevresinde yerleşir ve histolojilerinde psammom cisimcikleri görülebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Diyabet, safra kesesi taşları ve steatoreden oluşan triad saptandı.
Bu triad, somatostatinin inhibitör etkilerine (insülin inhibisyonu → diyabet, CCK inhibisyonu → safra kesesi stazı/taş, pankreatik enzim inhibisyonu → steatore) bağlı gelişen somatostatinoma 'inhibitör sendromu'dur.
2
Tümör özelliklerini ve ilişkili sendromları hatırla.
Somatostatinomalar pankreas (6060) veya duodenum (4040) yerleşimli olabilir.
Pankreatik olanlar genellikle soliter ve büyüktür; duodenal olanlar ise NF1 (von Recklinghausen hastalığı) ile güçlü ilişki gösterir.
3
Seçenekleri değerlendir.
Doğru bilginin duodenal somatostatinomaların NF1 ilişkisi olduğu belirlendi.
Diğer seçeneklerdeki bulgular glukagonoma (NME, diyabet) veya somatostatinin uyarıcı değil inhibitör etkisi ile ilgilidir.

Key Concept

Somatostatinoma İnhibitör Sendromu ve NF1 İlişkisi

Practice More

PNET'lerin hormonal sendromlarını ve asit-baz dengesi değişikliklerini (örneğin VIPoma'daki metabolik asidoz) karşılaştırmalı olarak çalışın.
Estimated Time:1m 30s
Question 71Question →

52 yaşında erkek hasta, son 3 aydır artan halsizlik, şiddetli kemik ağrıları, konstipasyon ve boyunda kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyun sağ alt kadranda sert, çevre dokulara fikse bir kitle palpe ediliyor. Laringoskopik incelemede sağ vokal kord paralizisi saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 15.8mg/dL15.8 mg/dL, PTH düzeyi 1150pg/mL1150 pg/mL (Normal: 10−65pg/mL10-65 pg/mL) ve alkalen fosfataz (ALP) düzeyi 540U/L540 U/L olarak bulunuyor. Bu hastada en olası tanı için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sağ paratirodektomi ve ipsilateral tiroid lobektomi ile beraber santral lenf nodu diseksiyonu

Answer

Sağ paratirodektomi ve ipsilateral tiroid lobektomi ile beraber santral lenf nodu diseksiyonu
Hastada saptanan şiddetli hiperkalsemi, çok yüksek PTH seviyesi, boyunda palpe edilen fikse kitle ve vokal kord paralizisi paratiroid kanseri tanısını güçlü şekilde destekler. Paratiroid kanserinin cerrahi tedavisinde altın standart, tümörün kapsülünü bozmadan komşu tiroid lobu, ipsilateral santral lenf nodları (Level VI) ve gerekiyorsa (tutulum varsa) rekürren laringeal sinir ile birlikte en-blok çıkarılmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Aşırı yüksek kalsiyum (>14mg/dL>14 mg/dL) ve PTH (>10>10 kat) düzeyleri, palpe edilebilen sert/fikse kitle ve vokal kord paralizisi paratiroid kanserine işaret eder.
Primer hiperparatiroidide kitle genellikle palpe edilemez; vokal kord paralizisi ve aşırı hiperkalsemi malignite için tipiktir.
2
Cerrahi prensibin belirlenmesi
Malignitede kapsül rüptürü ekime bağlı nükslere yol açabileceği için en-blok rezeksiyon zorunludur.
Lokal invaziv karakterdeki bu tümörlerde sadece kitlenin çıkarılması onkolojik olarak yetersizdir.
3
Rezeksiyon sınırlarının netleştirilmesi
İpsilateral tiroid lobektomi ve santral (Level VI) lenf nodu diseksiyonu eklenmelidir.
Vokal kord paralizisi varsa, tutulan rekürren laringeal sinir de rezeksiyona dahil edilmelidir.

Key Concept

Paratiroid kanserinde onkolojik cerrahi prensip: En-blok rezeksiyon

Practice More

Paratiroid kanserinde ameliyat sırasında kitlenin sert, beyaz-gri renkli olması ve çevre dokulara (tiroid, kas, sinir) sıkı yapışıklığı tanı koydurucu önemli intraoperatif bulgulardır.
Estimated Time:2m 0s
Question 72Question →

4242 yaşında kadın hasta; çarpıntı, ellerde titreme ve son 22 ayda yaklaşık 55 kg zayıflama şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede nabız 104/dk104/dk, kan basıncı 135/85135/85 mmHg ölçülüyor. Tiroid palpasyonunda sağ lobda yaklaşık 2.52.5 cm boyutunda düzgün sınırlı, hareketli bir nodül ele geliyor; bezin geri kalan kısımları normal boyutta saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH:0.01TSH: 0.01 mIU/L (N: 0.4−4.00.4-4.0), serbest T3:5.2T3: 5.2 pg/mL (N: 2.3−4.22.3-4.2) ve serbest T4:2.2T4: 2.2 ng/dL (N: 0.8−1.80.8-1.8) olarak bulunuyor. Tiroid ultrasonografisinde sağ lobda 25×2025 \times 20 mm boyutlarında, izoekoik, solid bir nodül izleniyor. Yapılan tiroid sintigrafisinde ise sağ lobdaki nodülün radyoizotop tutulumunun arttığı (sıcak nodül), sol lobda ve sağ lobun geri kalanında ise tutulumun izlenmediği (baskılanmış) rapor ediliyor.

Bu hastanın yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Nodülün malignite potansiyelini dışlamak amacıyla ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılması ilk basamak yaklaşımdır.

Answer

Sıcak nodüllerde malignite riski çok düşük olduğu için ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) ilk basamakta yapılması gereken bir işlem değildir.
Laboratuvar tetkiklerinde TSH düzeyi baskılanmış (düşük) bulunan hastalarda, ultrasonografide saptanan nodülün fonksiyonel durumunu değerlendirmek için ilk yapılması gereken işlem tiroid sintigrafisidir. Sintigrafide nodülün 'sıcak' olduğu ve parankimin geri kalanının baskılandığı izlenirse, bu durum Toksik Adenom tanısını koydurur. Sıcak nodüllerde malignite riski %1'den daha düşük olduğu için bu nodüllere rutin olarak ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapılması önerilmez. Hatta hiperaktif foliküler hücreler biyopsi örneğinde atipik görünebileceği için yanlışlıkla 'folliküler neoplazi' tanısı konulmasına ve gereksiz cerrahiye yol açabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Düşük TSH ve yüksek serbest T3/T4 düzeyleri ile hipertiroidi tanısı konuldu.
Hastanın yönetimine karar vermek için tiroid fonksiyon durumunun belirlenmesi gerekir.
2
Tiroid sintigrafisinin yorumlanması
Nodülün sıcak (hiperaktif) olduğu ve bezin geri kalanının baskılandığı görüldü.
Düşük TSH varlığında nodülün fonksiyonel olup olmadığını anlamak için sintigrafi çekilir.
3
Yönetim algoritmasının uygulanması
Toksik adenomda malignite riski çok düşük olduğu için biyopsi (İİAB) endikasyonu yoktur.
Sıcak nodüllerin sitolojik değerlendirmesi sıklıkla yanlış pozitifliklere veya belirsiz sonuçlara yol açabilir ve klinik yönetimi değiştirmez.

Key Concept

Düşük TSH ile seyreden nodüler tiroid hastalıklarında ilk adım sintigrafi olup, sıcak nodül saptanması durumunda İİAB endikasyonu genellikle yoktur.

Practice More

Toksik multinodüler guatr (Plummer hastalığı) ile Graves hastalığının sintigrafik farklarını ve cerrahi hazırlık süreçlerini tekrar edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 73Question →

4545 yaşında erkek hasta, üst gastrointestinal sistem endoskopisinde saptanan ve yüksek doz proton pompa inhibitörü tedavisine rağmen iyileşmeyen çok sayıda distal duodenal ülser nedeniyle değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde serum gastrin düzeyi 550 pg/mL550\ pg/mL (Normal <100< 100), kalsiyum düzeyi 10.9 mg/dL10.9\ mg/dL ve parathormon (PTH) düzeyi yüksek saptanıyor. Özgeçmişinde tekrarlayan nefrolitiazis öyküsü olan hastanın babasının da benzer mide şikayetleri olduğu ve bir endokrin organ cerrahisi geçirdiği öğreniliyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gastrinomalar bu hastada muhtemelen duodenal duvar yerleşimli ve multiple olup, cerrahi planlamada öncelik hiperparatiroidizmin tedavi edilmesine verilmelidir.

Answer

MEN-1 sendromu kapsamında gelişen gastrinomalar genellikle duodenal yerleşimli ve multiple olup, tedavi önceliği hiperparatiroidizmin cerrahi olarak düzeltilmesidir.
MEN-1 sendromu varlığında (paratiroid adenomu/hiperplazisi + pankreatik/duodenal adacık hücreli tümör + aile öyküsü), gastrinomalar genellikle duodenumda çok odaklı yerleşim gösterir. Bu hastalarda hiperparatiroidizmin tedavisi (paratiroidektomi), gastrin düzeylerini düşürdüğü ve asit sekresyonunu azalttığı için her zaman gastrinoma cerrahisinden önce yapılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun analizi
Dirençli ülserler (ZES), hiperkalsemi (Hiperparatiroidizm) ve aile öyküsü birleştiğinde Multipl Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN-1) tanısı konur.
MEN-1'in klasik 3P kuralı (Paratiroid, Pankreas, Pituitary) gereği hastadaki bulgular sendromu işaret eder.
2
Hastalık davranışının belirlenmesi
MEN-1 sendromunda gastrinomaların %80-90 oranında duodenumda ve multiple yerleşimli olduğu saptanır.
Sporadik vakaların aksine, MEN-1 vakalarında tümörler genellikle pankreasta değil, duodenal duvarda mikroskobik odaklar halindedir.
3
Tedavi hiyerarşisinin belirlenmesi
Öncelikle paratiroid cerrahisi yapılarak hiperkalseminin düzeltilmesine karar verilir.
Hiperkalsemi gastrin salınımını tetiklediği için kalsiyum kontrolü mide asit sekresyonunu ve gastrin seviyelerini azaltarak cerrahi öncesi hazırlığı optimize eder.

Key Concept

MEN-1 sendromlu hastalarda gastrinoma yönetimi ve tedavi öncelik sırası.

Practice More

Gastrinomaların cerrahi eksplorasyonunda kullanılan Passaro Üçgeni sınırlarını ve bu bölgedeki duodenal duvar eksplorasyonunun önemini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 74Question →

4848 yaşında kadın hasta, boyun ön bölgesinde fark ettiği ağrısız kitle nedeniyle başvuruyor. Yapılan tiroid ultrasonografisinde sağ lobda 33 cm boyutunda, hipoekoik ve mikrokalsifikasyonlar içeren bir nodül saptanıyor. Bu nodüle uygulanan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucu "Papiller karsinom (Bethesda VI)" olarak raporlanıyor. Yapılan klinik ve radyolojik değerlendirmede lenf nodu metastazı saptanmayan bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Total tiroidektomi

Answer

Total tiroidektomi
Hastada saptanan 33 cm boyutundaki nodülün İİAB sonucu Papiller Karsinom (Bethesda VI) olarak gelmiştir. Geleneksel TUS öğretisinde ve klasik cerrahi yaklaşımlarında, 11 cm üzerindeki malign tiroid tümörlerinde karşı lobda da mikroskobik odak bulunma ihtimali yüksek olduğu ve postoperatif dönemde radyoaktif iyot (RAİ) tedavisi ile takibi kolaylaştırdığı için total tiroidektomi uygulanır.

Step-by-Step Solution

1
İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucunun yorumlanması
Bethesda VI sonucu kesin maligniteyi (Papiller Karsinom) ifade eder.
Tedavi planı biyopsi ile konulan kesin tanıya dayanır.
2
Tümör boyutunun ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Tümör boyutu 33 cm'dir (>1> 1 cm).
TUS kaynaklarına göre 11 cm üzerindeki papiller kanserlerde karşı lobda odak olma riski ve takip kolaylığı nedeniyle daha geniş cerrahi gerekir.
3
Cerrahi sınırın belirlenmesi
Total tiroidektomi kararı verilir.
Malignite tanısı ve tümör boyutunun büyüklüğü total tiroidektomi endikasyonudur.

Key Concept

Papiller tiroid kanserinde cerrahi sınır tayini

Hints

1
Bethesda VI sonucu cerrahi müdahale gerektiren kesin bir kanser tanısıdır.
2
Tümör boyutunun 11 cm eşiğinin çok üzerinde (33 cm) olduğunu fark edin.

Practice More

Tiroid kanserlerinde lenf nodu metastazı saptandığında yapılacak ek cerrahi prosedürleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 75Question →

4545 yaşında erkek hasta, son 66 aydır ataklar halinde gelen şiddetli zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı ve yaygın terleme şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 200/115 mmHg200/115\text{ mmHg}, nabız ise 112/dk112\text{/dk} saptanıyor. Plazma serbest metanefrin düzeyleri normalin 55 katı yüksek bulunan ve abdominal tomografide sağ sürrenal bezde 4,5 cm4,5\text{ cm}'lik kitle izlenen hastada feokromositoma tanısı konuluyor. Elektif cerrahi planlanan bu hastanın preoperatif hazırlığında izlenmesi gereken en uygun strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Önce α\alpha-adrenerjik blokör ile kan basıncı kontrolü sağlanmalı, ardından intravasküler hacim genişletilmeli ve gerekirse β\beta-adrenerjik blokör eklenmelidir.

Answer

Feokromositoma hastalarında preoperatif hazırlıkta önce alfa-adrenerjik blokaj yapılmalı, ardından hacim genişletilmeli ve taşikardi persiste ederse beta-blokaj eklenmelidir.
Feokromositoma yönetiminde temel prensip, katekolaminlerin etkilerini aşamalı olarak nötralize etmektir. Hastalar kronik vazokonstriksiyon nedeniyle hipovolemik durumdadır. Öncelikle α\alpha-blokör (örn. fenoksibenzamin) başlanarak damar yatağı genişletilir. Bu genişleme sonucu ortaya çıkan göreceli boşluğu doldurmak için bol sıvı ve tuz replasmanı yapılır. Eğer alfa blokaj sonrası hastada hala taşikardi mevcutsa, en son β\beta-blokör eklenerek kalp hızı kontrol altına alınır.

Step-by-Step Solution

1
Alfa blokajın başlatılması
Vazokonstriksiyonun çözülmesi ve kan basıncının kontrol altına alınması.
Katekolaminlerin alfa reseptörleri üzerinden yaptığı şiddetli vazokonstriksiyonu kırmak ve beta blokör öncesi hazırlık yapmak.
2
İntravasküler hacmin genişletilmesi
Hipovoleminin düzeltilmesi ve cerrahi sırasında tümör çıkarıldıktan sonra gelişebilecek ani hipotansiyonun önlenmesi.
Kronik yüksek katekolamin düzeyleri hastada belirgin bir plazma hacmi azalmasına (hipovolemi) neden olur.
3
Gerekli durumlarda beta blokaj eklenmesi
Tachyarythmia kontrolü.
Sadece alfa blokaj sonrası taşikardi devam ederse veya alfa blokaj tam sağlandıktan sonra aritmi riskine karşı başlanır.

Key Concept

Feokromositomada 'Önce Alfa Sonra Beta' Kuralı
Estimated Time:1m 15s
Question 76Question →

Medüller tiroid karsinomu ve feokromositoma tanıları alan bir hastada Multipl Endokrin Neoplazi Tip 2A2A (MENMEN 2A2A) sendromundan şüphelenilmektedir. Bu sendrom kapsamında klinik tabloya eşlik etmesi beklenen diğer temel bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Paratiroid hiperplazisi

Answer

Paratiroid hiperplazisi, MEN 2A sendromunun medüller tiroid kanseri ve feokromositoma dışındaki üçüncü ana bileşenidir.
Doğru seçenek olan paratiroid hiperplazisi, MEN 2A sendromunun (Sipple sendromu) klasik triadını oluşturan üç bileşenden biridir (MTC, feokromositoma ve paratiroid hiperplazisi).

Step-by-Step Solution

1
Hastada saptanan bulguları (medüller tiroid kanseri ve feokromositoma) analiz et.
Bu kombinasyon öncelikle MEN 2 serisi sendromları düşündürür.
MTC ve feokromositoma birlikteliği hem MEN 2A hem de MEN 2B'de ortaktır.
2
MEN 2A ve MEN 2B arasındaki temel farkları değerlendir.
MEN 2A'da üçüncü bileşen paratiroid tutulumuyken, MEN 2B'de mukozal nöromlar ve marfanoid yapıdır.
Sendromların spesifik triadlarını ayırt etmek doğru tanı için gereklidir.
3
Soru kökünde belirtilen MEN 2A tanısı için eksik bileşeni seç.
Paratiroid hiperplazisi doğru yanıttır.
Paratiroid tutulumu MEN 2A hastalarının yaklaşık %20-30'unda görülür.

Key Concept

MEN 2A (Sipple Sendromu) Triadı

Practice More

MEN 2B sendromundaki fenotipik özellikleri ve MTC'nin bu sendromdaki agresif seyrini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 77Question →

4141 yaşında kadın hasta, tesadüfen saptanan sürrenal kitle nedeniyle araştırılmaktadır. Hastanın öyküsünde son 44 aydır ataklar halinde gelen zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı ve terleme şikayetleri mevcuttur. Yapılan tetkiklerde idrar metanefrin ve normetanefrin düzeyleri normalin 33 katı saptanarak feokromositoma tanısı konulmuştur. Fizik muayenede kan basıncı 165/105165/105 mmHgmmHg, nabız 115115/dk ölçülen bu hastanın preoperatif hazırlığında izlenmesi gereken en uygun tıbbi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Önce α\alpha-adrenerjik blokaj başlanmalı, yeterli blokaj ve volüm replasmanı sağlandıktan sonra gerekirse β\beta-blokör eklenmelidir.

Answer

Feokromositoma hastalarında preoperatif hazırlıkta önce alfa-adrenerjik blokaj uygulanmalı, ardından volüm replasmanı yapılmalı ve gerekirse taşikardi için beta-blokör eklenmelidir.
Doğru yaklaşım, önce alfa-adrenerjik blokaj ile periferik direnci düşürmek, ardından damar yatağındaki genişlemeye uygun olarak volümü yerine koymak ve en son ihtiyaç varsa (taşikardi için) beta-blokör eklemektir. Bu sıralama intraoperatif hemodinamik stabilite için hayati önem taşır.

Step-by-Step Solution

1
Alfa-adrenerjik blokaj (örn. Fenoksibenzamin) başlanması.
Vazokonstriksiyon çözülür ve kan basıncı kontrol altına alınmaya başlanır.
Baskılanmamış alfa uyarısı nedeniyle oluşabilecek hipertansif krizi önlemek.
2
Yeterli volüm replasmanı (sıvı ve tuz desteği) sağlanması.
Genişleyen damar yatağı doldurulur, ortostatik hipotansiyon önlenir.
Hastanın kronik vazokonstriksiyona bağlı mevcut olan hipovolemisini düzeltmek.
3
Eğer alfa blokaj sonrası taşikardi devam ediyorsa beta-blokör eklenmesi.
Nabız hızı kontrol altına alınır.
Beta blokörün asla alfa blokajdan önce verilmemesi kuralına uymak.

Key Concept

Feokromositoma cerrahi öncesi hazırlık sırası: Alfa Blokaj → Volüm Ekspansiyonu → Beta Blokaj (Gerekirse).
Estimated Time:1m 30s
Question 78Question →

Papiller tiroid kanseri tanısıyla total tiroidektomi uygulanan 54 yaşında bir kadın hastanın patoloji raporu inceleniyor. Raporda belirtilen histolojik alt tipin; klasik papiller kansere kıyasla daha agresif seyirli olduğu, lenf nodu metastazı ve ekstratiroidal yayılım sıklığının daha yüksek olduğu ve radyoaktif iyot tedavisine (RAI) daha dirençli olabileceği biliniyor.

Bu klinik ve patolojik özelliklere sahip papiller tiroid kanseri varyantı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tall cell (Uzun hücreli) varyant

Answer

Tall cell (Uzun hücreli) varyant
Tall cell (Uzun hücreli) varyant, Papiller Tiroid Kanserinin agresif varyantlarından biridir. Tanı için tümör hücrelerinin %30-50'sinden fazlasının boyunun enine göre 2-3 kat uzun olması gerekir. Bu varyant daha ileri yaşta görülür, ekstratiroidal yayılım ve lenf nodu metastazı riski yüksektir ve radyoaktif iyot tedavisine (RAI) dirençli olma eğilimindedir.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki anahtar özellikleri belirle: 'Agresif seyir', 'Yüksek metastaz riski', 'RAI direnci' ve 'Papiller kanser varyantı'.
Aranan varyant, papiller tiroid kanserinin kötü prognozlu alt tiplerinden biri olmalıdır.
Papiller kanserlerin çoğu iyi seyirli olsa da, belirli histolojik tipler (Tall cell, Columnar cell, Hobnail) agresif davranış gösterir.
2
Seçenekleri prognozlarına göre sınıflandır.
Folliküler, Enkapsüle, Cribriform ve Warthin-like varyantlar 'İyi/Klasik' prognoz grubundayken; Tall cell varyant 'Kötü/Agresif' gruptadır.
Tall cell varyant, hücre boyunun eninin 2-3 katı olmasıyla tanınır ve BRAF mutasyonu ile ilişkilidir.

Key Concept

Papiller Tiroid Kanseri Varyantları ve Prognoz

Hints

1
Soruda bahsedilen varyant 'hücre boyunun enine oranı' ile isimlendirilmiştir.
2
Folliküler ve Enkapsüle varyantlar genellikle iyi seyirlidir; cevap agresif olan nadir bir tiptir.
3
İsmi 'Uzun hücreli' anlamına gelen İngilizce bir terimdir.

Practice More

Papiller tiroid kanserinde risk sınıflandırmasında (ATA Risk Stratification) kullanılan diğer kriterleri gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 79Question →

4545 yaşında erkek hasta, ataklar halinde gelen şiddetli zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı ve aşırı terleme şikayetleriyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 190/110190/110 mmHg, nabzı 112112/dakika olarak saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde plazma serbest metanefrin düzeyleri anlamlı derecede yüksek bulunan ve BT'de sağ adrenal lojda 44 cm'lik kitle izlenen hastada feokromositoma tanısı konuluyor. Bu hastanın cerrahi öncesi preoperatif hazırlığında izlenmesi gereken en uygun strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Önce fenoksibenzamin gibi bir α\alpha-adrenerjik blokör ile vazodilatasyon sağlanmalı; ardından volüm genişletilmeli ve gerekirse taşikardi için β\beta-blokör tedaviye eklenmelidir.

Answer

En uygun strateji; önce alfa-adrenerjik blokajın sağlanması, ardından volüm genişletilmesi ve ihtiyaç halinde beta-blokör eklenmesidir.
Feokromositoma cerrahisi öncesinde en kritik adım hemodinamik stabilitedir. Fenoksibenzamin gibi non-selektif alfa-blokörlerle damar yatağı genişletilir. Bu genişleme sonrası hastanın mevcut hipovolemik durumu belirginleşir, bu yüzden bol sıvı ve tuz alımı ile volüm genişletilmelidir. Eğer hastada hala taşikardi varsa, alfa-blokaj sağlandıktan sonra beta-blokör eklenerek nabız kontrol edilir.

Step-by-Step Solution

1
α\alpha-Adrenerjik Blokajın Başlatılması
Sistemik vasküler direncin düşmesi ve kan basıncının kontrol altına alınması.
Katekolaminlerin damarlar üzerindeki daraltıcı etkisini kırmak ve hipertansif kriz riskini önlemek için ilk adım alfa-blokaj olmalıdır.
2
Volüm Genişletilmesi (Sıvı Resüsitasyonu)
İntravasküler hacmin artırılması.
Kronik yüksek katekolamin seviyeleri damarları daraltarak fonksiyonel bir hipovolemi yaratır; alfa-blokajla damarlar genişlediğinde hipotansiyonu önlemek için sıvı desteği şarttır.
3
β\beta-Adrenerjik Blokaj (Opsiyonel/İkincil)
Refleks taşikardinin veya katekolamin kaynaklı aritmilerin kontrolü.
Sadece alfa-blokaj sonrası taşikardi devam ederse beta-blokör eklenir. Asla alfa-blokajdan önce başlanmamalıdır (karşılanmamış alfa uyarısı riski).

Key Concept

Feokromositoma hazırlığında 'Önce Alfa, Sonra Beta' kuralı ve volüm replasmanının önemi.
Question 80Question →

Feokromositoma tanısı kesinleşen ve elektif cerrahi planlanan bir hastanın preoperatif hazırlığı sırasında, alfa-adrenerjik blokaj tamamlanmadan taşikardi semptomunu kontrol etmek amacıyla yüksek doz propranolol (non-selektif beta blokör) başlanmıştır. İlacın verilmesinden kısa bir süre sonra hastanın kan basıncında ani ve şiddetli bir yükselme (paradoks hipertansif kriz) gözlenmiştir.

Bu klinik tablonun gelişmesindeki temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Periferik vasküler yataktaki beta-2 reseptörlerinin bloke edilmesi sonucu alfa-1 aracılı vazokonstriksiyonun baskın hale gelmesi

Answer

Periferik vasküler yataktaki beta-2 reseptörlerinin bloke edilmesi sonucu alfa-1 aracılı vazokonstriksiyonun baskın hale gelmesi
Feokromositomada dolaşımda yüksek düzeyde bulunan katekolaminler hem alfa-1 (vazokonstriksiyon) hem de beta-2 (vazodilatasyon) reseptörlerini uyarır. Beta blokör (özellikle propranolol gibi non-selektifler) verildiğinde, beta-2 reseptörleri bloke edilir ve vazodilatasyon engellenir. Ancak alfa-1 reseptörleri açık olduğu için katekolaminler bu reseptörleri uyarmaya devam eder. Dengeleyici vazodilatasyonun ortadan kalkmasıyla 'karşılanmamış alfa etkisi' (unopposed alpha stimulation) oluşur ve periferik vasküler direnç şiddetle artarak hipertansif krize neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Feokromositomanın patofizyolojisini hatırla
Tümörden aşırı miktarda katekolamin (adrenalin/noradrenalin) salınır.
Klinik tablonun kökeni katekolamin fazlalığıdır.
2
Katekolaminlerin damarlar üzerindeki etkisini analiz et
Alfa-1 reseptörleri damarı büzer (vazokonstriksiyon -> Tansiyon artar). Beta-2 reseptörleri damarı gevşetir (vazodilatasyon -> Tansiyon düşer).
Normalde bu iki etki bir denge halindedir (Alfa baskın olsa da beta-2 bir miktar frenler).
3
İlacın (Beta blokör) etkisini denkleme ekle
Beta blokör verildiğinde, damarı gevşeten 'Beta-2' etkisi ortadan kalkar.
Gevşetici güç yok olunca, yüksek doz katekolaminlerin 'Alfa-1' üzerindeki büzücü etkisi rakipsiz kalır (Unopposed Alpha Stimulation).
4
Sonucu belirle
Rakipsiz kalan alfa-1 etkisiyle damarlar şiddetle büzülür ve hipertansif kriz gelişir.
Bu nedenle feokromositomada ÖNCE alfa blokör (damarı gevşetmek için), SONRA beta blokör (hızı kırmak için) verilir.

Key Concept

Feokromositomada 'Unopposed Alpha' (Karşılanmamış Alfa) Etkisi

Hints

1
Normal fizyolojide damar duvarında kasılmayı sağlayan 'alfa' ve gevşemeyi sağlayan 'beta' reseptörleri bir denge halindedir.
2
Eğer gevşemeyi sağlayan (beta) tarafı bloke ederseniz, dolaşımdaki yüksek adrenalin sadece kasıcı (alfa) tarafa etki edebilir.

Practice More

Postoperatif dönemde gelişebilecek hipotansiyonun mekanizması ve tedavisi nedir?
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 4 / 15Next