Meme Hastalıkları

255 questions

Question 201Question

2222 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 22 aydır fark ettiği, ağrısız ve oldukça hareketli kitle şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda 2 cm2\text{ cm} çapında, düzgün sınırlı, sert kıvamlı ve çevre dokulara yapışık olmayan (mobil) bir kitle saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fibroadenom

Answer

Genç bir kadında saptanan, ağrısız, düzgün sınırlı ve oldukça hareketli (mobil) kitlenin en olası tanısı fibroadenomdur.
Fibroadenomlar, özellikle 2020-3030 yaş arası kadınlarda en sık rastlanan benign meme tümörüdür. Klinik olarak ağrısız, yavaş büyüyen, düzgün sınırlı, lastik kıvamında ve oldukça hareketli olmaları ayırt edici özellikleridir. Muayenedeki bu hareketliliği nedeniyle literatürde 'meme faresi' terimi kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik özelliklerini değerlendir.
Hasta 2222 yaşında, yani meme kitlelerinin genellikle benign olduğu genç yaş grubundadır.
Yaş, ayırıcı tanıda en önemli kriterlerden biridir.
2
Kitle özelliklerini analiz et.
Kitle ağrısız, düzgün sınırlı, sert ve 'mobil' (hareketli) olarak tanımlanmıştır.
Fibroadenomlar muayenede 'meme faresi' (breast mouse) olarak adlandırılacak kadar hareketli olmalarıyla tipiktir.
3
Klinik tabloyu en olası benign patoloji ile eşleştir.
Genç kadınlarda en sık görülen benign meme tümörü fibroadenomdur.
Tanısal olasılıklar içinde klinik bulgulara en uygun olanı budur.

Key Concept

Fibroadenomlar, genç kadınlarda en sık görülen benign meme kitleleri olup, tipik olarak düzgün sınırlı ve aşırı mobil karakterdedir.

Practice More

Fibroadenomların radyolojik (ultrasonografi) bulgularını ve 'dev fibroadenom' kavramını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 202Question

4545 yaşında kadın hastaya sağ memesinde saptanan 2 cm2 \text{ cm} boyutlu, düzgün sınırlı kitle nedeniyle eksizyonel biyopsi yapılmıştır. Patoloji sonucu 'fibroadenom ve komşuluğunda insidental (rastlantısal) klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS)' olarak raporlanmıştır. Lezyonun cerrahi sınıra bitişik olduğu saptanmıştır. Bu aşamada hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Periyodik klinik izlem ve yıllık mamografi

Answer

Periyodik klinik izlem ve yıllık mamografi
Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS), biyolojik olarak gerçek bir kanser öncüsü (prekürsör) olmaktan ziyade, gelecekte her iki memede invaziv kanser gelişme riskinin arttığını gösteren bir belirteçtir. Bu nedenle, rastlantısal olarak saptandığında ve klasik tipte olduğunda, cerrahi sınırların pozitif olması ek bir re-eksizyon gerektirmez. En uygun yaklaşım hastanın yakın takibi ve risk azaltıcı stratejilerin (tamoksifen gibi kemoprevansiyon seçenekleri) değerlendirilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Patoloji raporundaki lezyon tipini belirle
Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS)
Yönetim planı LCIS'in alt tipine (klasik vs pleomorfik) göre değişir.
2
Cerrahi sınır gerekliliğini değerlendir
Klasik LCIS'te cerrahi sınır negatifliği zorunlu değildir
Klasik LCIS bir 'prekürsör' değil, her iki memede kanser riskini artıran bir 'risk marker'ıdır.
3
En uygun yönetim seçeneğini belirle
Gözlem ve takip (veya risk azaltıcı kemoprevansiyon)
Hastalık multisentrik ve bilateral olma eğilimindedir, bu yüzden sadece o bölgenin temizlenmesi yeterli bir tedavi değildir.

Key Concept

Klasik LCIS Yönetimi ve Cerrahi Sınır Prensipleri
Estimated Time:45s
Question 203Question

4141 yaşında kadın hasta, meme başı arkasında yerleşimli, tekrarlayan ve ağrılı abseler nedeniyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın 2525 paket-yıl sigara öyküsü olduğu ve son iki yılda üç kez aynı bölgeden apse drenajı yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenede periareolar bölgede inflamasyon bulguları ve saat 22 hizasında areola kenarında pürülan akıntılı fistül ağzı izleniyor. Bu hastada patolojik sürecin temelinde yatan ve nükslerden sorumlu tutulan primer histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi

Answer

Laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi
Zuska hastalığı (periduktal mastit), özellikle sigara içen kadınlarda görülen, laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi ile karakterize bir durumdur. Bu metaplazi sonucu oluşan keratin birikintileri duktusları tıkar, duktusun rüptüre olmasıyla periduktal alanda kronik inflamasyon, apse ve areola kenarından drene olan fistüller gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hastada sigara kullanımı, tekrarlayan subareolar (periareolar) abseler ve areola kenarında kronik fistül mevcuttur.
Bu klinik üçlü Zuska hastalığını (periduktal mastit) güçlü bir şekilde destekler.
2
Hastalığın patogenezini belirleme
Sigara dumanındaki toksinlerin duktus epiteli üzerinde skuamöz metaplaziye yol açtığı bilinmektedir.
Skuamöz metaplazi sonucu oluşan keratin tıkaçları laktiferöz duktusları tıkar, dilatasyona ve rüptüre neden olur.
3
Nüks mekanizmasını açıklama
Rüptüre olan duktusun içeriği (keratin) çevre dokuda şiddetli inflamasyona, apseye ve sonuçta fistül oluşumuna yol açar.
Altta yatan metaplastik duktus çıkarılmadığı sürece sadece apse drenajı nüksleri engelleyemez.

Key Concept

Zuska hastalığında (periduktal mastit) primer patoloji laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisidir.

Hints

1
Hastanın sigara öyküsü ve abselerin yeri (subareolar) tanı için anahtar ipuçlarıdır.

Practice More

Zuska hastalığının tedavisinde nüksleri önlemek için uygulanan cerrahi yöntemi (major duktus eksizyonu) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 204Question

Meme kanseri risk faktörleri ve genetik yatkınlık sendromları ile ilgili klinik veriler değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Erkek meme kanseri vakalarında germ hattı mutasyonları değerlendirildiğinde, BRCA2BRCA2 mutasyonu varlığı BRCA1BRCA1 mutasyonuna göre meme kanseri gelişimi için anlamlı derecede daha yüksek bir kümülatif risk ile ilişkilidir.

Answer

Erkek meme kanseri vakalarında BRCA2 mutasyonu varlığı, BRCA1 mutasyonuna göre meme kanseri gelişimi için anlamlı derecede daha yüksek bir kümülatif risk ile ilişkilidir.
Erkek meme kanseri vakalarının yaklaşık %\% 10-15'i genetik geçişlidir. BRCA2BRCA2 mutasyonu taşıyıcılığı, erkeklerde meme kanseri riskini normal popülasyona göre yaklaşık 8080 kat artırarak %\% 6-8 seviyesine çıkarır. Bu oran, BRCA1BRCA1 mutasyonu taşıyan erkeklerdeki riskten (%1\%1-2) anlamlı derecede yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Genetik mutasyonların cinsiyete özgü risk profillerini analiz et.
Erkeklerde meme kanseri nadirdir, ancak BRCA2BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda risk yaklaşık %\% 6-8'dir.
BRCA2BRCA2 erkeklerde meme kanseri için en güçlü genetik yatkınlık faktörüdür.
2
Benign ve premalign meme lezyonlarının risk büyüklüklerini karşılaştır.
Rölatif risk (RRRR) değerleri: LCISLCIS için 77-1010, ADHADH için 44-55.
Kanserleşme potansiyeli ve risk göstergesi olma özelliği LCISLCIS için daha yüksektir.
3
Özel risk gruplarındaki tarama protokollerini gözden geçir.
Radyoterapi öyküsü olanlarda erken tarama gereklidir (2525 yaş).
İyatrojenik radyasyon maruziyeti, erken yaşta genetik hasara yol açarak kanser gelişimini hızlandırır.

Key Concept

Meme Kanseri Genetik Yatkinliği ve Rölatif Risk Analizi
Question 205Question

3030 yaşında, emziren bir kadın hasta; sağ memesinde ani gelişen şiddetli ağrı, kızarıklık ve fluktuasyon veren kitle saptanması üzerine 'laktasyonel meme apsesi' tanısı alıyor. Bu hastanın yönetiminde, oluşabilecek 'süt fistülü' ve kalıcı nedbe dokusu (skarskar) riskini en aza indirmek amacıyla tercih edilmesi gereken ilk basamak girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Apsenin ultrason eşliğinde iğne aspirasyonu ile boşaltılması

Answer

Laktasyonel meme apselerinde iğne aspirasyonu ile drenaj tercih edilmelidir.
Doğru seçenek olan 'iğne aspirasyonu', laktasyonel meme apselerinin güncel yönetiminde ilk tercih edilen yöntemdir. Ultrason eşliğinde yapılan aspirasyon, apsenin etkili bir şekilde boşaltılmasını sağlarken, cerrahi insizyonun aksine meme dokusunda ve süt kanallarında geniş hasar bırakmaz. Bu sayede işlem sonrası en sık çekinilen komplikasyonlardan biri olan 'süt fistülü' gelişme riski anlamlı düzeyde azalır ve skar dokusu oluşumu minimumda kalır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın laktasyonel meme apsesi tanısını doğrula.
Laktasyonda olan hastada palpabl kitle, fluktuasyon ve sistemik bulguların (ateş, ağrı) varlığı.
Tedavi stratejisini belirlemek için apse ile basit mastit ayrımı yapılmalıdır.
2
Drenaj yöntemi olarak ultrason eşliğinde iğne aspirasyonunu planla.
Apse odağının iğne ile boşaltılması ve elde edilen materyalin kültüre gönderilmesi.
İğne aspirasyonu, cerrahi drenaja göre daha az invazivdir ve süt fistülü riskini azaltır.
3
Eş zamanlı antibiyotik tedavisine başla ve emzirmeyi sürdür.
Enfeksiyonun kontrol altına alınması ve sütün durgunluğunun (staz) önlenmesi.
Emzirme, memenin boşalmasını sağlayarak apsenin iyileşmesini hızlandırır.

Key Concept

Laktasyonel meme apsesi yönetiminde iğne aspirasyonu, cerrahi insizyon ve drenaja göre daha düşük komplikasyon riskine sahiptir.
Estimated Time:1m 30s
Question 206Question

5454 yaşında kadın hasta, sağ meme başından son 22 haftadır kendiliğinden gelen, çamaşırını kirleten seröz (berrak-sarı) karakterde akıntı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede akıntının tek bir kanaldan geldiği doğrulanıyor; ancak her iki memede palpabl bir kitle saptanmıyor. Tanısal amaçlı istenen mamografide sağ meme alt iç kadranda, meme başından bağımsız yerleşimli, 1.51.5 cm boyutunda, düzensiz sınırlı ve spiküle kitle saptanıyor. Meme ultrasonografisinde ise bu kitleye karşılık gelen, posterior akustik gölgelenme gösteren hipoekoik bir lezyon izleniyor. Bu hastada tanıya yönelik bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mamografide saptanan kitleye yönelik kalın iğne (tru-cut) biyopsisi

Answer

Mamografide saptanan kitleye yönelik kalın iğne (tru-cut) biyopsisi yapılması en uygun adımdır.
Hastada saptanan akıntı özellikleri (spontan, tek taraflı, tek kanal) 'patolojik akıntı' tanımıyla uyumludur. Bu hastalarda yaşa uygun görüntüleme (MG ve USG) ilk adımdır. Görüntülemede meme başından bağımsız, periferik yerleşimli ve spiküle (malignite açısından yüksek riskli) bir kitle saptandığı için, akıntı algoritmasından sapılarak öncelikle bu kitlenin doku tanısı (kalın iğne biyopsisi) yapılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik değerlendirme yapılması
Akıntının patolojik karakterde (spontan, tek taraflı, tek kanal, seröz) olduğu saptandı.
Yönetim algoritmasını belirlemek için akıntının fizyolojik mi yoksa patolojik mi olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
Yaşa uygun görüntüleme yapılması
5454 yaşındaki hastada mamografi ve ultrasonografi ile değerlendirme yapıldı.
Patolojik akıntılarda altta yatan bir kitleyi veya kalsifikasyonu dışlamak için görüntüleme zorunludur.
3
Görüntüleme bulgularının yorumlanması
Meme başında lezyon saptanmazken, periferik yerleşimli şüpheli bir kitle (spiküle lezyon) tespit edildi.
Akıntı algoritması içinde saptanan herhangi bir şüpheli radyolojik bulgu öncelikli tanısal hedef haline gelir.
4
Biyopsi kararı verilmesi
Saptanan kitleye yönelik doku tanısı planlandı.
Malignite şüphesi olan bir lezyonun varlığında, şikayet akıntı olsa dahi öncelik potansiyel kanser tanısını dışlamaktır.

Key Concept

Patolojik meme başı akıntısı ile başvuran bir hastada, görüntüleme yöntemleri (MG/USG) malignite şüphesi uyandıran bir kitle gösteriyorsa, bir sonraki adım bu kitleye yönelik biyopsidir.

Practice More

Patolojik meme başı akıntısı olan ancak görüntülemesi (MG/USG) tamamen normal olan hastalarda bir sonraki adımın ne olması gerektiğini (Mikrodochektomi/Hadfield) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 207Question

2828 yaşında kadın hasta, sol meme başından yaklaşık 33 haftadır kendiliğinden gelen kanlı akıntı şikayeti ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede her iki memede palpabl kitle saptanmıyor ve aksiller bölgede patolojik lenfadenopati izlenmiyor. Bu hastanın tanısal değerlendirmesinde ilk aşamada yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meme ultrasonografisi

Answer

Meme ultrasonografisi, 3030 yaş altı hastalarda meme dokusu yoğunluğu nedeniyle mamografiye göre daha üstündür ve patolojik akıntılarda ilk basamak tetkik olarak kullanılır.
Hastada saptanan tek taraflı, kendiliğinden gelen ve kanlı karakterdeki akıntı patolojik akıntı olarak tanımlanır. Bu tür akıntılarda altta yatan bir patolojiyi (en sık intraduktal papillom) ekarte etmek için görüntüleme gereklidir. 3030 yaş altı kadınlarda meme dokusu daha yoğun olduğu için mamografinin duyarlılığı düşüktür; bu nedenle ilk basamak tetkik meme ultrasonografisidir.

Step-by-Step Solution

1
Akıntının karakterini belirle
Kendiliğinden, tek taraflı ve kanlı olması akıntının 'patolojik' olduğunu gösterir.
Patolojik akıntılar altta yatan bir lezyon (papillom, kanser vb.) riskini taşıdığı için ileri tetkik gerektirir.
2
Hastanın yaşını değerlendir
Hasta 2828 yaşındadır (3030 yaş altı).
Yaş, meme görüntüleme yönteminin seçiminde (dens doku nedeniyle) temel belirleyicidir.
3
Uygun görüntüleme yöntemini seç
Meme ultrasonografisi uygulanmalıdır.
3030 yaş altı hastalarda ilk basamak radyolojik inceleme ultrasonografidir.

Key Concept

Patolojik meme başı akıntısı olan 3030 yaş altı kadınlarda ilk basamak görüntüleme yöntemi ultrasonografidir.
Estimated Time:1m 0s
Question 208Question

27 yaşında, 3232 haftalık gebe olan hasta, son 22 haftadır her iki meme başından kendiliğinden gelen, ağrısız kanlı akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki memede gebeliğe bağlı beklenen fizyolojik değişiklikler dışında palpabl kitle, cilt değişikliği veya aksiller lenfadenopati saptanmıyor. Yapılan meme ultrasonografisinde her iki memede retroareolar duktuslarda hafif dilatasyon dışında şüpheli solid veya kistik kitle izlenmiyor. Bu hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hastanın rahatlatılması ve postpartum dönemde izlem

Answer

Hastanın bu durumun gebeliğe bağlı selim ve geçici bir süreç olduğu konusunda rahatlatılması ve postpartum dönemde takibi en uygun yaklaşımdır.
Gebelikte görülen bilateral kanlı akıntı, artan meme vaskülarizasyonu ve duktal gelişime bağlı gelişen selim bir durum olan 'Rusty Pipe Sendromu' ile uyumludur. Fizik muayene ve görüntüleme normal olduğu sürece cerrahi müdahale veya invaziv tetkik gerekmez; izlem yeterlidir.

Step-by-Step Solution

1
Akıntının özelliklerini ve hastanın klinik bağlamını değerlendir.
Bilateral (iki taraflı), kendiliğinden olan, kanlı akıntı; ancak hasta 3. trimester gebedir.
Meme başı akıntılarında hastanın yaşı ve hormonal durumu (gebelik/laktasyon) ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Eşlik eden bulguları (kitle, görüntüleme sonuçları) analiz et.
Fizik muayene ve USG'de kitle saptanmamıştır.
Patolojik akıntı (kanser riski) genellikle tek taraflı, tek kanaldan gelir ve sıklıkla bir kitle ile ilişkilidir.
3
Olası tanıyı belirle ve yönetim planını oluştur.
Gebelikte görülen fizyolojik kanlı akıntı (Rusty Pipe Syndrome).
Bu tablo, gebelikte meme dokusunun hızlı vaskülarizasyonu ve alveoler gelişimi sırasında oluşan kapiller frajiliteye bağlıdır ve genellikle kendiliğinden geriler.

Key Concept

Gebelikte kitle eşlik etmeyen bilateral kanlı meme başı akıntısı genellikle selim bir durumdur (Rusty Pipe Syndrome) ve cerrahi müdahale gerektirmez.
Question 209Question

2929 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 1,51,5 aydır devam eden ağrılı, sert kitle ve üzerinde yer yer cilde açılan pürülan akıntılı fistül ağızları şikayetiyle başvuruyor. Hastanın 22 yıl önce doğum yaptığı ve emzirmeyi 11 yıl önce bıraktığı öğreniliyor. Yapılan fizik muayenede meme başında çekilme saptanmıyor ancak retroareolar bölgeden perifere uzanan, birden fazla kadranda çok odaklı inflamasyon alanları ve sert nodüler yapılar izleniyor. Yapılan kalın iğne biyopsisinde (tru-cut) "lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz mastit" saptanıyor; boyamalarda asido-rezistan basiller (ARB) ve fungal elemanlar izlenmiyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Show answer & explanation

Answer: İlk basamakta sistemik kortikosteroidler tercih edilmeli, steroid direnci veya nüks gelişen olgularda metotreksat gibi immünsupresif ajanlar düşünülmelidir.

Answer

İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM) tanısı alan hastalarda, cerrahi sonrası nüks oranlarının %50'lere varması nedeniyle güncel yaklaşım olarak sistemik kortikosteroidler ilk basamak tedavidir; steroid tedavisine yanıt alınamayan veya nüks eden dirençli vakalarda ise metotreksat gibi immünsupresif ajanlar tercih edilmelidir.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), etiyolojisi tam bilinmeyen ancak immünolojik temelli olduğu düşünülen kronik inflamatuar bir meme hastalığıdır. Tanı, klinik şüphe ve kalın iğne biyopsisinde 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz' yapıların görülmesi ile konur. Tedavide cerrahinin yeri, nüks oranlarının yüksekliği nedeniyle sınırlıdır. Güncel tedavide ilk tercih sistemik kortikosteroidlerdir (örneğin 0,50,5 mg/kg/gün prednizolon). Kortikosteroid tedavisine dirençli olgularda veya steroid dozunu düşerken nüks gelişen hastalarda metotreksat (haftalık 1010-1515 mg) gibi immünsupresif ajanların eklenmesi başarı oranını artırır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve biyopsi bulgularını değerlendir
Laktasyon dışı dönemde, periferik yerleşimli, birden fazla kadranı tutan ve biyopsisi lobülosentrik granülomatöz inflamasyon gösteren olgu İGM olarak tanımlanır.
Zuska hastalığı (periduktal mastit) santral/retroareolar yerleşimli ve sigara ile ilişkilidir; İGM ise daha periferik ve lobül tabanlıdır.
2
Enfeksiyöz granülomatöz hastalıkları dışla
Biyopsi boyamalarında ARB ve mantar görülmemesi, tüberküloz ve fungal mastiti ikinci plana iter.
Tüberküloz mastitinde granülomlar lobülosentrik olmaktan ziyade yaygındır ve sıklıkla kazeifikasyon içerir.
3
Uygun tedavi modalitesini seç
Cerrahi nüks riski nedeniyle ertelenir ve steroid tedavisine başlanır.
İGM tedavisinde steroidler altın standarttır; metotreksat ise steroid yan etkilerinden kaçınmak veya direnci kırmak için kullanılır.

Key Concept

İdiyopatik Granülomatöz Mastit Yönetimi

Alternative Method

Bazı sınırlı olgularda veya steroid kontrendikasyonu olan hastalarda, sadece yakın takip (bekle-gör yaklaşımı) ile spontan regresyonun beklenebileceği de literatürde tartışılmaktadır.
Estimated Time:2m 0s
Question 210Question

Meme kanseri risk değerlendirmesi yapılan 45 yaşındaki bir kadın hastanın yapılan meme biyopsisinde 'atipik duktal hiperplazi (ADH)' saptanmıştır. Hastanın özgeçmişinde birinci derece bir akrabasında (annesinde) meme kanseri öyküsü olduğu bilindiğine göre, bu hastanın meme kanseri gelişimi için sahip olduğu rölatif risk (RR) düzeyi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Rölatif risk yaklaşık 8.010.08.0-10.0 kat (yüksek dereceli artış) düzeyindedir.

Answer

Atipik duktal hiperplazi ile birlikte birinci derece akrabada meme kanseri öyküsü bulunması, rölatif riski yaklaşık 8-10 kat artırarak hastayı yüksek risk grubuna dahil eder.
Meme kanseri risk analizinde, atipik duktal hiperplazi (ADH) veya atipik lobüler hiperplazi (ALH) saptanan bir hastada, eğer birinci derece bir akrabada da meme kanseri öyküsü varsa, bu iki faktörün birleşimi riski yaklaşık 8-10 kat artırır. Bu durum, hastayı sadece atipisi olanlara göre çok daha yüksek bir risk grubuna yerleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Biyopsi bulgusunun (atipik duktal hiperplazi) temel riskini belirle.
Tek başına ADH varlığı meme kanseri riskini yaklaşık 454-5 kat artırır.
Atipik hiperplaziler orta dereceli risk artışı (moderate risk) sağlayan lezyonlardır.
2
Aile öyküsünün (birinci derece akraba) etkisini analiz et.
Birinci derece akrabada meme kanseri öyküsü, mevcut riskin yaklaşık 2 katına çıkmasına neden olur.
Genetik yatkınlık ve patolojik bulgu arasında sinerjik bir etkileşim vardır.
3
Toplam rölatif riski hesapla ve kategorize et.
RR810RR \approx 8-10 kat artış.
Atipi + Aile öyküsü kombinasyonu, LCIS (Lobüler karsinoma in situ) ile benzer düzeyde bir 'yüksek risk' kategorisi oluşturur.

Key Concept

Meme kanseri risk sınıflamasında atipik hiperplaziler ve aile öyküsü etkileşimi.

Practice More

Gail modeli ve diğer risk hesaplama araçlarının hangi parametreleri kullandığını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 211Question

5858 yaşında kadın hastanın tarama mamografisinde sol meme üst dış kadranda yaklaşık 5.5 cm5.5 \text{ cm}'lik alana yayılan, pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanmıştır. Yapılan stereotaktik vakum biyopsi sonucu "yüksek dereceli duktal karsinoma in situ (DCISDCIS, komedo tip)" olarak raporlanmıştır. Hastaya lezyonun yaygınlığı nedeniyle total mastektomi yapılması planlanmaktadır. Bu hasta için aksilla yönetimine dair en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mastektomi ile eş zamanlı sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNBSLNB) yapılması

Answer

Mastektomi planlanan yaygın duktal karsinoma in situ vakalarında, mastektomi ile eş zamanlı sentinel lenf nodu biyopsisi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Duktal karsinoma in situ (DCISDCIS) vakalarında aksiller metastaz nadirdir ancak yaygın hastalık nedeniyle mastektomi planlandığında yaklaşım değişir. Mastektomi, memenin lenfatik drenaj yollarını tahrip ettiği için, kesin patoloji raporunda invazif bir odak saptanması durumunda sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNBSLNB) daha sonraki bir seansta yapılamaz. Bu nedenle, mastektomi ile eş zamanlı SLNBSLNB yapılması, hastayı ileride gerekebilecek morbiditesi yüksek bir aksiller lenf nodu diseksiyonundan (ALNDALND) korumak için zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Lezyon boyutunu ve planlanan cerrahiyi değerlendir.
5.5 cm5.5 \text{ cm} boyutundaki pleomorfik mikrokalsifikasyonlar ve yüksek dereceli DCISDCIS tanısı, yaygın hastalık nedeniyle total mastektomi endikasyonudur.
Yaygın DCISDCIS vakalarında meme koruyucu cerrahi ile negatif sınır sağlamak zordur, bu yüzden mastektomi tercih edilir.
2
Aksiller yönetim stratejisini belirle.
Saf DCISDCIS tanısıyla mastektomi yapılacak hastalarda SLNBSLNB prosedüre eklenmelidir.
Mastektomi sonrası lenfatik haritalama yolları bozulduğu için daha sonraki bir aşamada SLNBSLNB yapma şansı kalmaz.
3
Olası invazif odak riskini göz önüne al.
Yaygın DCISDCIS vakalarında kesin patolojide %1020\%10-20 oranında okült (gizli) invazif kanser odağı saptanabilir.
Eğer invazif odak saptanırsa, önceden yapılmış olan SLNBSLNB hastayı tam bir aksiller diseksiyondan (ALNDALND) korumuş olur.

Key Concept

Duktal karsinoma in situ (DCISDCIS) nedeniyle mastektomi yapılan hastalarda, lenfatik drenajın bozulması nedeniyle daha sonra yapılamayacak olan sentinel lenf nodu biyopsisinin (SLNBSLNB) ilk seansta yapılması gerekliliği.
Question 212Question

Kalıtsal meme kanseri sendromlarının genetik ve klinik özellikleri ile bu sendromlarla ilişkili tümörlerin moleküler davranışları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Li-Fraumeni sendromu (TP53TP53 mutasyonu) zemininde gelişen meme kanserlerinde HER2HER2 aşırı ekspresyonu, sporadik vakalara ve BRCABRCA taşıyıcılarına kıyasla anlamlı derecede daha sık görülür.

Answer

Li-Fraumeni sendromu kapsamında gelişen meme kanserlerinde HER2HER2 pozitifliği oranının yüksek olması (yaklaşık %6070\%60-70), bu mutasyon grubuna özgü önemli bir moleküler farklılıktır.
Li-Fraumeni sendromu (TP53TP53 germline mutasyonu) taşıyıcılarında gelişen meme kanserleri, sporadik vakalardan farklı olarak çok yüksek oranda (%6070\%60-70) HER2HER2 pozitifliği gösterir. Bu durum, özellikle erken yaşta ortaya çıkan meme kanserlerinde genetik tarama endikasyonları ve tedavi planlaması açısından kilit bir bilgidir.

Step-by-Step Solution

1
Kalıtsal genetik mutasyonların (BRCA1BRCA1, BRCA2BRCA2, TP53TP53) fenotipik özelliklerini karşılaştırın.
BRCA1BRCA1 genellikle triple negatif, BRCA2BRCA2 genellikle luminal tip ile ilişkilidir.
Genetik mutasyonlar tümörün moleküler alt tipini doğrudan etkiler.
2
Li-Fraumeni sendromuna (TP53TP53) özgü tümör özelliklerini değerlendirin.
TP53TP53 mutasyonu olan meme kanserlerinde HER2HER2 amplifikasyonu çok yaygındır.
TP53TP53 kaybı hücrede genomik instabiliteye ve HER2HER2 yolunun disregülasyonuna yatkınlık sağlar.
3
Diger seçeneklerdeki histolojik risk oranlarını ve sendromik eşleşmeleri doğrulayın.
ADHADH riskinin 454-5 kat, Cowden-tiroid ilişkisinin ise foliküler tip olduğu saptandı.
Ayırıcı tanıda sayısal risk değerleri ve spesifik kanser türleri kritik öneme sahiptir.

Key Concept

Kalıtsal Meme Kanseri Genetiği ve Fenotipik Özellikler
Question 213Question

2828 yaşında bir kadın hasta, ailesindeki kanser öyküsü nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan sorgulamada; annesine 3232 yaşında bilateral meme kanseri, erkek kardeşine 1212 yaşında osteosarkom ve teyzesine 3838 yaşında adrenal korteks karsinomu tanısı konulduğu öğreniliyor. Bu klinik tabloya göre, ailedeki meme kanseri risk artışından sorumlu olması en muhtemel genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TP53

Answer

Vakadaki çoklu organ tutulumu ve erken yaşta ortaya çıkan özgün tümör kümelenmesi nedeniyle en muhtemel mutasyon TP53 genindedir.
Li-Fraumeni sendromu, TP53TP53 genindeki germ hattı mutasyonları sonucu gelişen otozomal dominant bir hastalıktır. Klinik olarak genç yaşta meme kanseri, yumuşak doku ve kemik sarkomları, beyin tümörleri, lösemi ve adrenal korteks karsinomu gibi malignitelerin kümelenmesiyle tanınır. Vakada sunulan annedeki erken yaş bilateral meme kanseri, kardeşteki osteosarkom ve teyzedeki adrenal karsinom bu sendromu tanımlayan klasik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Aile öyküsündeki malignitelerin ve tanı yaşlarının analiz edilmesi.
Annedeki erken yaş (<35<35) bilateral meme kanseri, kardeşteki çocukluk çağı kemik tümörü (osteosarkom) ve teyzedeki nadir görülen adrenal karsinomun tespiti.
Spesifik kanser kümelenmeleri kalıtsal bir sendromun ipucudur.
2
Klinik bulguların bilinen genetik sendromlarla eşleştirilmesi.
Bu tablo, Li-Fraumeni sendromu (LFS) klinik kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.
LFS; meme kanseri, sarkomlar, beyin tümörleri ve adrenal korteks karsinomu ile karakterize bir 'kanser ailesi' tablosudur.
3
Sendroma neden olan genetik mutasyonun belirlenmesi.
Li-Fraumeni sendromuna TP53TP53 tümör baskılayıcı genindeki germ hattı mutasyonları neden olur.
Bu gen hücre siklusu kontrolü ve apoptozdan sorumlu temel moleküldür.

Key Concept

Li-Fraumeni Sendromu ve TP53 Mutasyonu
Estimated Time:1m 30s
Question 214Question

3232 yaşında kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 44 aydır devam eden ağrılı kitle ve deri üzerinde birden fazla fistül ağzından pürülan akıntı şikâyeti ile başvuruyor. Yapılan biyopsi sonucunda "lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon" saptanıyor. Sistemik steroid tedavisine yanıt alınamayan hastanın ayrıntılı sorgulamasında son 66 aydır sekonder amenore tariflediği öğreniliyor. Serum prolaktin düzeyi 140140 ng/mLng/mL (N: 5255-25 ng/mLng/mL) saptanan hastanın hipofiz MRG incelemesinde 55 mmmm boyutunda bir mikroadenom tespit ediliyor. Bu hasta için bir sonraki en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dopamin agonisti (bromokriptin) tedavisi başlanması

Answer

Hiperprolaktinemiye neden olan bir adenom varlığında, dopamin agonisti (bromokriptin veya kabergolin) tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
İdyopatik granülomatöz mastit (İGM), steroid tedavisine direnç gösterdiğinde sekonder nedenler araştırılmalıdır. Hiperprolaktinemi (bu vakada hipofizer mikroadenoma bağlı), duktal epitelde sekresyon artışına ve inflamatuar sürecin tetiklenmesine neden olan bilinen bir faktördür. Bu tür spesifik bir etiyoloji saptandığında, dopamin agonistleri ile prolaktin düzeyinin düşürülmesi, dirençli lezyonların tedavisinde ve nükslerin önlenmesinde anahtar adımdır.

Step-by-Step Solution

1
Patolojik bulguların değerlendirilmesi
Lobülosentrik non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon bulgusu İdyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısını doğrular.
Tüberküloz ve sarkoidoz gibi diğer granülomatöz hastalıkların dışlanması için patolojik patern kritiktir.
2
Tedavi direncinin ve eşlik eden semptomların analizi
Steroid direncine eşlik eden sekonder amenore, hormonal bir bozukluğa işaret eder.
İGM olgularında hiperprolaktinemi, duktal sekresyonların stazına ve otoimmün yanıtın şiddetlenmesine yol açabilir.
3
Etiyolojik faktöre yönelik tetkiklerin yorumlanması
Serum prolaktin yüksekliği ve hipofizdeki mikroadenom, hiperprolaktineminin kaynağını açıklar.
Altta yatan sekonder neden tedavi edilmeden mastit tablosunun kontrol altına alınması zordur.
4
Spesifik tedavi seçeneğinin belirlenmesi
Dopamin agonisti kullanımı ile prolaktin seviyelerinin düşürülmesi hedeflenir.
Literatürde dirençli İGM vakalarında prolaktin kontrolünün lezyonların gerilemesini sağladığı gösterilmiştir.

Key Concept

İdyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) ve Hiperprolaktinemi İlişkisi
Estimated Time:2m 30s
Question 215Question

Meme kanseri genetiği ve risk yönetimi kapsamında değerlendirilen 35 yaşındaki bir kadın hastanın genetik panel test sonucunda bir mutasyon saptanmıştır. Aşağıdaki genlerden hangisine ait patojenik varyantlar, 'yüksek penetrasyonlu' (yaşam boyu risk %60-80) grupta kabul edilir ve diğerlerine kıyasla risk azaltıcı mastektomi kararını en güçlü şekilde destekler?

Show answer & explanation

Answer: BRCA2

Answer

BRCA2 mutasyonu
Meme kanseri genetiğinde genler, oluşturdukları risk düzeyine göre sınıflandırılır. BRCA1 ve BRCA2 en sık görülen yüksek penetrasyonlu genlerdir ve yaşam boyu meme kanseri riskini %60-80 düzeyine kadar çıkarır. Bu yüksek risk nedeniyle, bu mutasyonu taşıyan bireylerde risk azaltıcı bilateral mastektomi en etkili koruma yöntemi olarak sunulur ve güçlü bir endikasyon oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Genlerin penetrasyon düzeylerini sınıflandır.
BRCA1, BRCA2, TP53, PTEN ve STK11 'Yüksek Penetrasyonlu' (High Penetrance) genlerdir.
Bu genler yaşam boyu meme kanseri riskini %50-80 üzerine çıkarır.
2
Orta penetrasyonlu genleri belirle.
ATM, CHEK2, NBN ve BARD1 'Orta Penetrasyonlu' genlerdir.
Bu genler riski genel popülasyona göre 2-4 kat (%20-40 aralığına) artırır.
3
Cerrahi endikasyon açısından değerlendir.
Yüksek penetrasyonlu genlerde (BRCA2) risk azaltıcı mastektomi güçlü bir öneriyken, orta penetrasyonlu genlerde öncelikle yoğun tarama (MRI) tercih edilir.
Risk düzeyi cerrahi kararın gerekliliğini ve agresifliğini belirler.

Key Concept

Meme Kanseri Genetik Risk Stratifikasyonu

Hints

1
Seçeneklerdeki genlerden hangisi, ailesel meme ve over kanseri sendromlarının (HBOC) en sık nedenlerinden biri olan iki temel genden biridir?
2
ATM ve CHEK2 mutasyonları riski 'orta' düzeyde artırırken, aranan gen riski %70'lere kadar çıkarabilir.
3
Genellikle BRCA1 ile birlikte anılan bu gen, 'yüksek risk' kategorisinin en bilinen üyesidir.
Estimated Time:1m 0s
Question 216Question

4444 yaşında kadın hasta, sol memesinde aniden ortaya çıkan ağrılı kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan ultrasonografik incelemede sol meme üst dış kadranda 2.5 cm2.5\text{ cm} çapında, düzgün sınırlı, anekoik, posterior akustik zenginleşme gösteren basit kist saptanıyor. Hastanın ağrısını gidermek amacıyla yapılan ince iğne aspirasyonu (İİA) sonucunda kanlı olmayan, şeffaf-sarı renkli sıvı aspire ediliyor ve kitle tamamen ortadan kalkıyor. Bu aşamadan sonra izlenmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Altı hafta sonra fizik muayene ile kontrol edilmesi

Answer

Aspirasyon sonrası tamamen kaybolan ve kanlı mayi içermeyen basit kistlerde 6 hafta sonra klinik kontrol yapılması en uygun yaklaşımdır.
Ultrasonografik olarak 'basit kist' (anekoik, düzgün sınırlı, posterior akustik zenginleşme) kriterlerini karşılayan ve semptomatik olduğu için aspire edilen lezyonlarda; eğer aspire edilen sıvı kanlı değilse ve aspirasyon sonrası kitle tamamen ortadan kalktıysa, ek bir tetkik (sitoloji vb.) gerekmez. Bu hastaların kistin nüks edip etmediğini kontrol etmek amacıyla 4-8 hafta (klasik olarak 6 hafta) sonra fizik muayene ile değerlendirilmesi standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve radyolojik bulgularını değerlendir.
Hasta 4444 yaşında, USG bulguları (anekoik, düzgün sınırlı, ses zenginleşmesi) tipik bir 'basit kist' ile uyumludur.
Tanının netleştirilmesi ve malignite şüphesinin dışlanması için ilk adımdır.
2
Uygulanan girişimi ve sonucunu analiz et.
İnce iğne aspirasyonu yapılmış, kanlı olmayan sıvı gelmiş ve kitle tamamen kaybolmuştur.
Aspirasyonun tedavi edici ve tanısal başarısını doğrular.
3
Standart yönetim protokolüne göre karar ver.
Sıvı kanlı değilse ve kitle kaybolduysa sitolojiye gerek yoktur; nüks takibi için 6 hafta sonra kontrol planlanır.
Gereksiz testlerden kaçınmak ve nüksü zamanında fark etmek için standart yaklaşımdır.

Key Concept

Meme kistlerinde aspirasyon sonrası yönetim algoritması.

Practice More

Kompleks meme kistlerinde (solid komponent içeren) yönetim farklarını ve BIRADS sınıflamasını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 217Question

Kırk beş yaşında invaziv duktal karsinom tanısı alan bir hastada evreleme ve cerrahi planlama yapılmaktadır. Memenin cerrahi anatomisi, lenfatik drenaj paternleri, hormonal fizyolojisi ve gelişimsel anomalileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: 'Amastia'; meme parankim dokusunun konjenital yokluğu ile karakterize olup, areola ve meme başının (nipple) normal gelişimini sürdürdüğü gelişimsel anomalidir.

Answer

Meme dokusunun yokluğu ile birlikte meme başının korunduğu durum 'Amastia' değil, 'Amazia' olarak adlandırılır.
Doğru olmayan ifade meme başının korunduğu durumu 'Amastia' olarak tanımlayan seçenektir. Amastia durumunda hem meme dokusu (parenchyma) hem de meme başı-areola kompleksi konjenital olarak yoktur. Meme başı ve areolanın mevcut olduğu ancak meme dokusunun gelişmediği klinik tablo 'Amazia' olarak adlandırılır. Bu terminolojik fark, gelişimsel anatomide temel bir bilgidir.

Step-by-Step Solution

1
Anatomik vasküler yapıları değerlendir.
Internal mammary arterin %60, lateral torasik arterin %30 oranında besleme sağladığı doğrulanır.
Cerrahi sınırlarda vasküler korunma için beslenme paternlerinin bilinmesi gerekir.
2
Lenfatik seviyeleri (Berg) analiz et.
Rotter nodlarının pektoralis minör derinliğinde (Seviye II) yer aldığı saptanır.
Aksiller diseksiyon sınırlarını belirlemek için Berg seviyeleri kritiktir.
3
Gelişimsel anomali terminolojisini kontrol et.
Amastia (tam yokluk) ve Amazia (sadece doku yokluğu) arasındaki fark ayırt edilir.
Konjenital anomalilerin ayırıcı tanısı klinik sınıflama için gereklidir.
4
Venöz yayılım yollarını incele.
Batson pleksusu ve vertebral metastaz ilişkisi doğrulanır.
Meme kanserinin sistemik yayılım paternini anlamak için venöz anatomi önemlidir.

Key Concept

Meme Anatomisi ve Gelişimsel Anomaliler
Estimated Time:2m 30s
Question 218Question

Kalıtsal meme kanseri sendromları ve genetik mutasyonların risk profilleri ile klinik özellikleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: CHEK21100delCCHEK2*1100delC mutasyonu, yüksek penetranslı bir mutasyon olarak kabul edilir ve yaşam boyu meme kanseri riskini BRCA1/2BRCA1/2 mutasyonlarına benzer şekilde %60'ın üzerine çıkarır.

Answer

CHEK21100delCCHEK2*1100delC mutasyonunun yüksek penetranslı olduğunu ve %60 üzerinde risk oluşturduğunu belirten ifade yanlıştır; çünkü bu mutasyon orta penetranslıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, CHEK21100delCCHEK2*1100delC mutasyonunu yüksek penetranslı ve %60 üzeri riskli olarak tanımladığı için yanlıştır. Literatürde CHEK2CHEK2, 'orta penetranslı' (moderate penetrance) bir gen olarak kabul edilir ve yaşam boyu meme kanseri riski yaklaşık %20-25 (rölatif risk 232-3 kat) düzeyindedir. Bu risk düzeyi, BRCA1BRCA1 veya BRCA2BRCA2 taşıyıcılarında görülen %60-80'lik yüksek penetranslı tabloya göre anlamlı derecede düşüktür.

Step-by-Step Solution

1
Kalıtsal meme kanseri genlerini penetrans (geçirgenlik) düzeylerine göre sınıflandırın.
BRCA1BRCA1, BRCA2BRCA2, TP53TP53 (LiFraumeniLi-Fraumeni), PTENPTEN (CowdenCowden) ve STK11STK11 (PeutzJeghersPeutz-Jeghers) yüksek penetranslı genlerdir. CHEK2CHEK2 ve ATMATM ise orta penetranslıdır.
Genetik danışmanlıkta risk yönetimi, mutasyonun yaşam boyu oluşturduğu kümülatif risk yüzdesine göre belirlenir.
2
CHEK2CHEK2 mutasyonunun spesifik risk düzeyini analiz edin.
CHEK2CHEK2 mutasyonu meme kanseri riskini yaklaşık 232-3 kat artırarak yaşam boyu %20-25 civarında bir risk oluşturur.
Yüksek penetranslı genler genellikle yaşam boyu %40-50 ve üzeri risk oluştururken, orta penetranslı genler daha düşük bir bantta yer alır.
3
Diğer sendromların (Li-Fraumeni, Cowden, BRCA) karakteristik özelliklerini doğrulayın.
BRCA1BRCA1 triple negatif fenotip, BRCA2BRCA2 erkek meme kanseri baskınlığı, p53p53 radyasyon duyarlılığı ve PTENPTEN tiroid/endometrium kanseri ilişkisi literatürle uyumludur.
Ayırıcı tanı ve yanlış seçeneği belirlemek için her sendromun kendine özgü klinik 'ipucu' bulguları bilinmelidir.

Key Concept

Kalıtsal Meme Kanseri Genetiğinde Penetrans Farklılıkları ve Sendrom Spesifik Özellikler
Estimated Time:2m 0s
Question 219Question

2424 yaşında, ilk gebeliğinin 3232. haftasında olan hasta, her iki meme başından kendiliğinden gelen kanlı akıntı şikayeti ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede her iki memede gebeliğe bağlı grandüler artış dışında palpabl kitle saptanmıyor; ancak her iki meme başında birden fazla duktustan kanlı akıntı geldiği doğrulanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı ve en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fizyolojik akıntı (Rusty pipe sendromu) - İzlem ve hastaya bilgi verilmesi

Answer

Fizyolojik akıntı (Rusty pipe sendromu) tanısı konulmalı ve hasta bu durumun geçici olduğu konusunda bilgilendirilerek izlenmelidir.
Gebelikte ve laktasyonun başlangıcında meme dokusundaki hızlı gelişim ve vaskülarizasyon artışına bağlı olarak süt kanallarında meydana gelen küçük kanamalar 'Rusty pipe sendromu' olarak bilinir. Bu durum genellikle ağrısızdır, çift taraflıdır ve birden fazla kanaldan gelen kanlı akıntı ile karakterizedir. Tamamen fizyolojik bir süreç olup, hastaya durumun geçici olduğu bilgisi verilerek izlem yapılması yeterlidir.

Step-by-Step Solution

1
Akıntının klinik özelliklerini analiz et.
Akıntı bilateral (çift taraflı), multiduktal (çok sayıda kanaldan) ve gebelik dönemindedir.
Patolojik ve fizyolojik akıntı ayrımı için bu özellikler kritiktir.
2
Olası tanıları değerlendir.
Gebelikte ve laktasyonun erken evresinde görülen bu tablo 'Rusty pipe sendromu' ile uyumludur.
Hızlı vaskülarizasyon artışı süt kanallarında kanamaya yol açabilir.
3
Yönetim planını belirle.
Tedavi gerektirmez, doğum sonrası kendiliğinden düzelir.
Fizyolojik süreçlerde invaziv girişimlerden kaçınılmalıdır.

Key Concept

Gebelikte görülen fizyolojik kanlı meme başı akıntıları (Rusty Pipe Sendromu)
Question 220Question

Meme cerrahisi planlanan bir hastada cerrahi sınırların belirlenmesi, vasküler yapıların korunması ve gelişimsel anomalilerin ayırıcı tanısı kritik önem taşır. Meme anatomisi, fizyolojisi ve gelişimsel anomalileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Memenin arteriyel beslenmesinin yaklaşık %60\%60'ını sağlayan a. thoracica interna (internal mammarian arter), aksiller arterin birinci bölümünden köken alarak 24.2-4. interkostal aralıklardan perforan dallar verir.

Answer

Memenin ana arteriyel kaynağı olan internal mammarian arterin (a. thoracica interna) aksiller arterden değil, subklavyen arterden köken alması nedeniyle ilgili seçenek yanlıştır.
Memenin arteriyel beslenmesi esas olarak iki kaynaktan sağlanır: A. thoracica interna (internal mammarian arter) yaklaşık %60\%60 oranında besleme yapar ve subklavyen arterin birinci bölümünden ayrılır. A. thoracica lateralis ise yaklaşık %30\%30 oranında besleme yapar ve aksiller arterin ikinci bölümünden ayrılır. Seçenekte internal mammarian arterin aksiller arterden köken aldığı belirtildiği için bu ifade yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Arteriyel kökenlerin analizi
A. thoracica interna'nın subklavyen arter dalı olduğunun teyit edilmesi.
Soruda arterin aksiller arterden çıktığı belirtilmiştir, bu temel bir anatomik hatadır.
2
Berg seviyelerinin ve nirengi noktalarının kontrolü
Pektoralis minör kasına göre yapılan I-II-III sınıflamasının doğruluğunun onayı.
Seviye II kasın arkasında, Seviye III ise medialindedir.
3
Gelişimsel anomali terminolojisinin karşılaştırılması
Amasti (tam yokluk) ve amazia (meme başı var, doku yok) ayrımının doğrulanması.
Terminoloji karmaşasını önlemek için anatomik bileşenler tek tek kontrol edilmelidir.

Key Concept

Meme anatomisinde arteriyel beslenme kaynaklarının kökeni ve Berg lenfatik seviyelerinin anatomik komşulukları.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 11 / 13Next
Meme Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 11 | Examkin