Temel Cerrahi Prensipler

398 questions

Question 381Question

45 yaşında bir erkek hasta, acil apandektomi operasyonu sonrası postoperatif 1. günde yara pansumanı sırasında değerlendiriliyor. Yara dudaklarının hiperemik olduğu ve inflamatuar yanıtın aktif olduğu gözleniyor. Bu evrede, yara bölgesindeki makrofajlar ve mast hücrelerinden salınan bir sitokin; vasküler endotel hücrelerinde adezyon molekülleri ekspresyonunu indükleyerek lökosit göçünü sağlamakta ve aynı zamanda fibroblastları uyararak onarım sürecini başlatmaktadır.

Bahsedilen bu klinik tabloyu ve hücresel olayları koordine eden temel proinflamatuar sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterlökin-1 (IL1IL-1)

Answer

İnterlökin-1 (IL1IL-1)
Doğru cevap İnterlökin-1 (IL1IL-1) seçeneğidir. Yara iyileşmesinin erken (inflamatuar) fazında, aktive olan makrofajlar ve mast hücrelerinden salınan İnterlökin-1 (IL1IL-1) ve Tümör Nekroz Faktörü-alfa (TNFαTNF-\alpha), vasküler endotel hücreleri üzerinde EselektinE-selektin, ICAM1ICAM-1 ve VCAM1VCAM-1 gibi adezyon moleküllerinin ekspresyonunu indükler. Bu süreç, lökositlerin damar duvarına tutunmasını ve yara bölgesine göç etmesini (diapedez) sağlar. Ayrıca IL1IL-1, fibroblastları uyararak onarımın bir sonraki aşaması için gerekli olan büyüme faktörlerinin üretimini başlatır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik evreyi ve süreci analiz et.
Postoperatif 1. gün inflamatuar fazın (lag fazı) zirve yaptığı dönemdir.
Yara iyileşmesinin ilk evresinde baskın olan hücreler nötrofiller ve ardından gelen makrofajlardır.
2
Hücresel iletişimi sağlayan molekülü belirle.
Endotelde EselektinE-selektin ve VCAM1VCAM-1 gibi adezyon moleküllerini indükleyen sitokinler IL1IL-1 ve TNFαTNF-\alpha'dır.
Lökositlerin yara alanına göçü (diapedez) için endotel ile etkileşime girmeleri şarttır.
3
Fibroblast etkisini değerlendir.
IL1IL-1, fibroblastları uyararak proliferatif faza geçiş için gerekli büyüme faktörlerinin sentezini tetikler.
İnflamatuar faz, onarım fazı için gerekli sinyal yollarını hazırlayan bir 'hazırlık' evresidir.

Key Concept

İnflamatuar fazın sitokin regülasyonu

Alternative Method

İnflamatuar fazın 'uyarıcı' sitokinleri (IL1IL-1, TNFαTNF-\alpha) ile proliferatif fazın 'yapıcı' faktörlerini (TGFβTGF-\beta, VEGFVEGF, PDGFPDGF) birbirinden ayırarak ele alabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 382Question

4545 yaşında erkek hasta, perfore divertikülit nedeniyle acil şartlarda opere edilerek Hartmann prosedürü uygulanmış ve yaygın pürülan peritonit nedeniyle batın irrige edilerek yoğun bakım ünitesine (YBÜ) alınmıştır. Postoperatif 4.4. saatte hastanın arteryel kan basıncı 75/4075/40 mmHgmmHg, kalp hızı 135/dk135/dk ve laktat düzeyi 5,65,6 mmol/Lmmol/L'dir. Hasta 0,80,8 μg/kg/dk\mu g/kg/dk noradrenalin infüzyonu altında olup doz ihtiyacı giderek artmaktadır.

Aşağıdaki tabloda hastanın güncel klinik verileri özetlenmiştir:

ParametreDeğer
Ortalama Arteryel Basınç (OAB)5252 mmHgmmHg
Noradrenalin Dozu0,80,8 μg/kg/dk\mu g/kg/dk (Yükseliyor)
Serum Laktat5,65,6 mmol/Lmmol/L
İdrar Çıkışı0,20,2 ml/kg/saatml/kg/saat

Bu klinik tabloda erken dönem beslenme yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hemodinamik stabilite sağlanana, laktat düzeyi düşüşe geçene ve vazopresör ihtiyacı azalana kadar beslenme desteği ertelenmelidir.

Answer

Hemodinamik stabilite sağlanana, laktat düzeyi düşüşe geçene ve vazopresör ihtiyacı azalana kadar beslenme desteği ertelenmelidir.
Septik şoktaki hastada öncelik hemodinamik resüsitasyondur. Ortalama arteryel basıncın 6565 mmHgmmHg altında olması, laktatın yükselmesi ve vazopresör dozunun artırılması bağırsak perfüzyonunun risk altında olduğunu gösterir. Bu durumda enteral besleme yapmak bağırsak iskemisine yol açabilir. Parenteral beslenme ise akut metabolik stres altındaki bu hastada hiperglisemi ve enfeksiyon riskini artıracağı için ertelenmelidir. Beslenme desteği ancak vazopresör ihtiyacı stabilize olduğunda veya azaldığında, doku perfüzyon göstergeleri (laktat gibi) düzeldiğinde başlanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik fazın tayini
Hastanın 'Ebb' (şok) fazında olduğu belirlendi.
Düşük OAB (<65<65 mmHgmmHg), yüksek laktat ve artan vazopresör ihtiyacı doku perfüzyonunun yetersiz olduğunu gösterir.
2
Beslenme kontrendikasyonlarının değerlendirilmesi
Enteral beslenmenin (EN) bu aşamada tehlikeli olduğu saptandı.
Şok ve yüksek doz vazopresör kullanımı sırasında splanknik kan akımı azalır; EN başlanması non-oklüzif mezenter iskemisine (NOMI) yol açabilir.
3
Parenteral beslenme (PN) zamanlamasının incelenmesi
Erken PN'nin faydasız ve riskli olduğu sonucuna varıldı.
Sepsisin akut fazında parenteral beslenme metabolik komplikasyonları ve enfeksiyöz morbiditeyi artırır.
4
Optimal zamanlamanın belirlenmesi
Beslenmenin stabilizasyon sonrasına (Flow fazı) ertelenmesine karar verildi.
ASPEN ve ESPEN kılavuzlarına göre, kontrol altına alınmamış şok ve laktat yüksekliği beslenme için mutlak kontrendikasyondur.

Key Concept

Cerrahi hastada şok ve akut instabilite döneminde beslenme desteğinin zamanlaması.
Estimated Time:3m 0s
Question 383Question

7070 yaşında kadın hasta, kronik osteoartrit ağrıları nedeniyle kontrolsüz yüksek doz aspirin kullanımı sonrası son 2424 saattir gelişen bulantı, şiddetli kusma, kulak çınlaması ve taşipne şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde konfüzyon ve derin solunum (Kussmaul) saptanan hastanın tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
pH7,467,46
pCO2pCO_22020 mmHg
HCO3HCO_3^-1414 mEq/L
Na+^+140140 mEq/L
Cl^-9494 mEq/L

Bu hastadaki asit-baz bozukluğu tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Artmış anyon açıklı metabolik asidoz, metabolik alkaloz ve solunumsal alkaloz

Answer

Artmış anyon açıklı metabolik asidoz, metabolik alkaloz ve solunumsal alkalozun bir arada bulunduğu üçlü (triple) asit-baz bozukluğudur.
Yapılan hesaplamalarda anyon açığının 3232 mEq/L olması artmış anyon açıklı metabolik asidozu; düzeltilmiş bikarbonat değerinin (3434 mEq/L) normalden yüksek olması eşlik eden metabolik alkalozu; ölçülen pCO2'nin (2020 mmHg) beklenen değerden (273127-31 mmHg) düşük olması ise eşlik eden primer solunumsal alkalozu gösterir. Bu tablo salisilat intoksikasyonlarında tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
Anyon açığını (AG) hesapla.
AG=Na+(Cl+HCO3)=140(94+14)=32AG = Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-) = 140 - (94 + 14) = 32 mEq/L.
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2 mEq/L'dir. 3232 değeri belirgin bir artmış anyon açıklı metabolik asidozu (HAGMA) gösterir.
2
Delta-Delta (Düzeltilmiş Bikarbonat) analizi yap.
ΔAG=3212=20\Delta AG = 32 - 12 = 20. Düzeltilmiş HCO3=O¨lc¸u¨len HCO3+ΔAG=14+20=34HCO_3^- = \text{Ölçülen } HCO_3^- + \Delta AG = 14 + 20 = 34 mEq/L.
Düzeltilmiş bikarbonat değeri normalin üst sınırı olan 2626 mEq/L'den büyüktür. Bu durum, HAGMA'ya eşlik eden gizli bir metabolik alkaloz (kusmaya bağlı) olduğunu gösterir.
3
Solunumsal kompansasyonu değerlendir (Winter's formülü).
Beklenen pCO2=(1,5×[HCO3])+8±2=(1,5×14)+8=29±2pCO_2 = (1,5 \times [HCO_3^-]) + 8 \pm 2 = (1,5 \times 14) + 8 = 29 \pm 2 (273127-31 mmHg).
Ölçülen pCO2pCO_2 (2020 mmHg), beklenen değerden (273127-31 mmHg) çok daha düşüktür. Bu, kompansasyonun ötesinde bağımsız bir solunumsal alkalozun varlığını kanıtlar.
4
Klinik tablo ile verileri birleştir.
Mikst üçlü bozukluk.
Salisilatlar hem solunum merkezini uyararak primer solunumsal alkaloza hem de laktik asit ve salisilik asit birikimiyle HAGMA'ya yol açar. Eşlik eden şiddetli kusma ise metabolik alkalozu tabloya eklemiştir.

Key Concept

Üçlü (triple) asit-baz bozukluklarının analizinde Delta-Delta oranı ve beklenen pCO2 formüllerinin (Winter's) birlikte kullanımı esastır.

Practice More

Salisilat intoksikasyonunda idrar alkalileştirmenin (bikarbonat tedavisi) asit-baz dengesi üzerindeki etkilerini inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 384Question

Sezaryen operasyonu sonrası 6.6. ayında polikliniğe başvuran bir hastanın insizyon hattında; pembe renkli, sert kıvamlı, yara sınırlarını aşarak çevre dokuya doğru uzanan ve kendiliğinden gerileme göstermeyen bir lezyon saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Keloid

Answer

Hastadaki yara sınırlarını aşan ve gerilemeyen doku büyümesi 'Keloid' olarak tanımlanır.
Keloid, dermal yaralanmalara karşı gelişen aşırı bir doku onarımı yanıtıdır. En tipik özelliği, fibrotik doku büyümesinin orijinal yara sınırlarının dışına taşması ve kendiliğinden regresyon (gerileme) göstermemesidir. Sıklıkla cerrahi eksizyon sonrası nüks eder.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun yara sınırları ile olan ilişkisini değerlendir.
Lezyonun orijinal yara sınırlarını aştığı saptandı.
Keloidi hipertrofik skardan ayıran en temel klinik özellik dokunun sınırları aşmasıdır.
2
Lezyonun zaman içindeki seyrini sorgula.
Kendiliğinden gerileme göstermediği anlaşıldı.
Hipertrofik skarlar zamanla küçülebilirken, keloidler genellikle stabil kalır veya büyümeye devam eder.

Key Concept

Patolojik Yara İyileşmesi (Keloid vs Hipertrofik Skar)
Estimated Time:45s
Question 385Question

2828 yaşında kadın hasta, geniş bir abdominal cerrahi sonrası cerrahi yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Postoperatif 6.6. saatte hastada hipotansiyon, taşikardi ve idrar miktarında azalma saptanması üzerine yapılan invaziv hemodinamik monitorizasyonda şu değerler elde edilmiştir:

ParametreDeğer
Santral venöz basınç (CVPCVP)2mmHg2 mmHg
Pulmoner kapiller uç basıncı (PCWPPCWP)4mmHg4 mmHg
Kardiyak indeks (CICI)1,7L/dak/m21,7 L/dak/m^2
Sistemik vasküler direnç (SVRSVR)1900dynesncm51900 dyne \cdot sn \cdot cm^{-5}

Bu hastadaki klinik tablo ve hemodinamik bulgular aşağıdakilerden hangisiyle en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Hipovolemik şok

Answer

Hipovolemik şok, düşük dolum basınçları, düşük kalp debisi ve kompansatuar yüksek sistemik vasküler direnç ile karakterizedir.
Verilen hemodinamik değerlerde dolum basınçlarının (CVPCVP, PCWPPCWP) düşük olması mutlak veya relatif bir hacim eksikliğini; kardiyak indeksin (CICI) düşük olması kalp debisinin azaldığını; SVRSVR'nin yüksek olması ise periferik vazokonstriksiyon ile gelişen kompansasyonu göstermektedir. Bu üçlü profil (Düşük basınç, düşük debi, yüksek direnç) hipovolemik şokun klasik tanımıdır.

Step-by-Step Solution

1
Ventrikül dolum basınçlarını (CVPCVP ve PCWPPCWP) değerlendirin.
CVPCVP (2mmHg2 mmHg) ve PCWPPCWP (4mmHg4 mmHg) değerleri normalin (812mmHg8-12 mmHg) oldukça altındadır.
Düşük dolum basınçları intravasküler hacim eksikliğini (hipovolemi) işaret eder.
2
Kalp debisini (CICI) analiz edin.
CICI (1,7L/dak/m21,7 L/dak/m^2) değeri düşüktür.
Kalbe dönen kan hacmi (preload) azaldığı için kalbin pompaladığı kan miktarı da azalmıştır.
3
Sistemik vasküler direnci (SVRSVR) inceleyin.
SVRSVR (1900dynesncm51900 dyne \cdot sn \cdot cm^{-5}) değeri yüksektir.
Vücut, düşük debiye karşı hayati organ perfüzyonunu korumak için vazokonstriksiyon ile yanıt vermiştir.

Key Concept

Şok Tiplerinin Hemodinamik Profili
Estimated Time:45s
Question 386Question

4242 yaşında kadın hasta, Crohn hastalığı nedeniyle geçirdiği çok sayıda cerrahi rezeksiyon sonrasında gelişen yüksek debili enterokutan fistül nedeniyle 44 haftadır Total Parenteral Beslenme (TPN) almaktadır. Hastada son iki gündür sağ üst kadran ağrısı ve hafif ateş gelişmiştir. Fizik muayenede sağ üst kadranda hassasiyet saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin 4.24.2 mg/dL, alkalen fosfataz (ALP) ve gama-glutamil transferaz (GGT) düzeylerinde belirgin artış izlenmiştir. Hepatobiliyer ultrasonografide safra kesesinde yaygın çamur (sludge) ve kese duvarında kalınlaşma saptanmış; safra yollarında dilatasyon veya taş izlenmemiştir.

Bu hastada gelişen klinik tablonun patofizyolojisine yönelik en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Trofik düzeyde de olsa enteral beslenmeye geçilmesi

Answer

Uzun süreli parenteral beslenme alan hastalarda gelişen safra çamuru ve kolestazın tedavisinde en etkili yöntem, trofik düzeyde de olsa enteral beslenmeye geçilerek endojen kolesistokinin salınımının uyarılmasıdır.
Doğru yaklaşım, sindirim sistemini uyararak safra kesesi motilitesini artırmaktır. Enteral beslenme, duodenumda kolesistokinin (CCK) sentezini uyararak safra kesesinin kasılmasını sağlar ve stazı ortadan kaldırır. Bu durum parenteral beslenmenin en önemli biliyer komplikasyonuna yönelik en fizyolojik çözümdür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanımlanması
Uzun süreli TPN alan hastada sağ üst kadran ağrısı, ateş ve ultrasonografide taşsız safra çamuru izlenmesi TPN ilişkili kolestaz ve taşsız kolesistit tanısını desteklemektedir.
TPN kullanımında safra yolu komplikasyonları %20-30 oranında görülür.
2
Patofizyolojik mekanizmanın analizi
Bağırsak lümeninde besin bulunmaması duodenumdan kolesistokinin (CCK) salınımını engeller, bu da safra kesesi kontraksiyonunun durmasına ve biliyer staza yol açar.
Safra stazı, safra çamuru ve taş oluşumu için ana risk faktörüdür.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Enteral yoldan verilen az miktarda (trofik) besin bile CCK salınımını tetikleyerek safra kesesinin boşalmasını sağlar ve biliyer komplikasyonları geriletir.
Enteral beslenme, parenteral beslenmenin metabolik komplikasyonlarını önlemede en fizyolojik yaklaşımdır.

Key Concept

TPN ilişkili kolestazın temel nedeni, enteral uyarı eksikliğine bağlı kolesistokinin (CCK) azlığı ve safra kesesi stazıdır.

Alternative Method

Eğer hastada enteral beslenme kesin olarak imkansızsa, safra kesesi kontraksiyonunu sağlamak için intravenöz kolesistokinin analoğu (sincalide) uygulaması bir seçenek olabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 387Question

6767 yaşında kadın hasta, pankreas gövde tümörü nedeniyle elektif distal pankreatektomi ve splenektomi planıyla cerrahi servisine yatırılıyor. Hastanın özgeçmişinde 44 ay önce geçirilmiş ve sekel bırakmış iskemik inme, 1515 yıldır hipertansiyon ve 22 yıldır insüline bağımlı Tip 22 Diabetes Mellitus mevcuttur. Preoperatif laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 10.8 g/dL10.8\ g/dL, serum kreatinin 2.4 mg/dL2.4\ mg/dL ve albumin 3.1 g/dL3.1\ g/dL saptanmıştır. Hastanın EKG'sinde sol ventrikül hipertrofisi bulguları dışında özellik saptanmamış olup fizik muayenesinde kalp yetmezliği bulgusu yoktur. Bu hasta için Amerikan Anesteziyoloji Derneği (ASAASA) fiziksel durum sınıflaması ve Revize Kardiyak Risk İndeksi (RCRIRCRI) puanı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: ASA IIIASA\ III - 44 puan

Answer

Hastanın ASA sınıfı III ve RCRI puanı 4'tür.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın klinik verilerini her iki sistemde de tam olarak karşılar. ASA sınıflamasında; 33 aydan eski inme, insülin kullanımı ve kronik böbrek yetmezliği hastayı 'ciddi sistemik hastalık' (ASA IIIASA\ III) kategorisine sokar. RCRI puanlamasında ise distal pankreatektomi yüksek riskli cerrahi (+1+1), inme öyküsü serebrovasküler hastalık (+1+1), insülin kullanımı (+1+1) ve kreatinin >2.0 mg/dL> 2.0\ mg/dL (+1+1) olması nedeniyle toplam 44 puan elde edilir.

Step-by-Step Solution

1
ASA fiziksel durum sınıflamasının belirlenmesi
ASA III
İskemik inme 3 aydan önce gerçekleşmiştir (44 ay önce). İnsüline bağımlı DM ve kreatinin yüksekliği (2.4 mg/dL2.4\ mg/dL) günlük aktiviteleri kısıtlayan ciddi sistemik hastalıklardır. Yaşamı anlık tehdit eden akut bir durum saptanmadığı için ASA III uygundur.
2
Revize Kardiyak Risk İndeksi (RCRI / Lee İndeksi) parametrelerinin saptanması
4 Puan
Kriterler: 1) Yüksek riskli cerrahi (İntraperitoneal/Pankreatektomi) (+1), 2) Serebrovasküler hastalık öyküsü (+1), 3) İnsüline bağımlı DM (+1), 4) Preoperatif kreatinin >2.0 mg/dL> 2.0\ mg/dL (2.42.4) (+1). İskemik kalp hastalığı ve kalp yetmezliği bulgusu yoktur.

Key Concept

Cerrahi risk değerlendirmesinde ASA ve RCRI (Lee) kriterlerinin doğru uygulanması.

Practice More

Hastanın postoperatif pulmoner komplikasyon (PPK) riskini albumin ve ameliyat bölgesi üzerinden değerlendiriniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 388Question

4545 yaşında erkek hasta, geçirilmiş multipl laparotomiler sonrası gelişen "frozen abdomen" (donmuş karın) ve yüksek debili (12001200 mL/gün) ince bağırsak fistülleri nedeniyle cerrahi servisinde takip edilmektedir. İntestinal pasajı tam kapalı olan ve oral alımı bulunmayan hastada beslenme desteği planlanmaktadır.

Bu hastanın beslenme yönetimi ve olası komplikasyonları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gastrointestinal sistem fonksiyonel olarak kullanılamadığı için total parenteral beslenme (TPB) endikedir; TPB uygulamasında en sık görülen mekanik komplikasyon pnömotorakstır.

Answer

Gastrointestinal sistemin fonksiyonel olmadığı bu durumda TPB endikedir ve en sık görülen mekanik komplikasyon pnömotorakstır.
Vakadaki hastanın 'frozen abdomen' tablosu ve kapalı intestinal pasajı, enteral beslenmeyi imkansız kılmaktadır. Bu durum mutlak parenteral beslenme (TPB) endikasyonudur. Literatürde santral venöz kateterizasyon işlemlerinde en sık rapor edilen mekanik/teknik komplikasyon pnömotorakstır.

Step-by-Step Solution

1
Gastrointestinal sistem (GİS) fonksiyonunu değerlendir.
Hastada intestinal pasaj kapalı, 'frozen abdomen' mevcut ve yüksek debili fistül var; GİS kullanılamaz durumda.
Cerrahi beslenmede temel ilke 'eğer bağırsak çalışıyorsa kullanılmalıdır' kuralıdır; ancak bu vakada bağırsak çalışmamaktadır.
2
Beslenme yoluna karar ver.
GİS fonksiyonel olmadığı için parenteral beslenme (TPB) seçilmelidir.
Mekanik obstrüksiyon, masif rezeksiyon veya yüksek debili fistül gibi durumlarda enteral beslenme yapılamaz.
3
Olası komplikasyonları belirle.
Mekanik olarak pnömotoraks, metabolik olarak hiperglisemi riskleri öngörülmelidir.
Santral venöz kateter girişimlerinde (subklavyen veya juguler) plevra yaralanması en sık görülen teknik hatadır.

Key Concept

GİS fonksiyonu olmayan hastalarda TPB endikasyonu ve santral kateter komplikasyonları.
Estimated Time:1m 30s
Question 389Question

4242 yaşında erkek hasta, rüptüre abdominal aort anevrizması nedeniyle acil operasyona alınıyor. Ameliyat sırasında toplam 2020 ünite kan ve kan ürünü replasmanı yapılan hastanın postoperatif 88. saatinde idrar çıkışı 1010 mL/saatmL/saat düzeyine geriliyor ve mekanik ventilatörde peak hava yolu basınçları 4545 cmH2OcmH_2O değerine yükseliyor. Yapılan hemodinamik ölçümlerde; Santral Venöz Basınç (CVPCVP): 2222 mmHgmmHg, Pulmoner Kapiller Uç Basıncı (PCWPPCWP): 2020 mmHgmmHg, Kardiyak İndeks (CICI): 1.81.8 L/dk/m2L/dk/m^2 ve Sistemik Vasküler Rezistans (SVRSVR): 19001900 dynesn/cm5dyne\cdot sn/cm^5 saptanıyor. Fizik muayenede batın aşırı gergin ve "tense" olarak değerlendirilen bu hastada mevcut tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Abdominal kompartman sendromu

Answer

Abdominal kompartman sendromu
Abdominal kompartman sendromunda (AKS), batın içi basıncın 2020 mmHgmmHg üzerine çıkmasıyla beraber organ disfonksiyonu gelişir. Hemodinamik olarak; yüksek intra-abdominal basınç diyafram yoluyla toraksa iletilerek CVPCVP ve PCWPPCWP değerlerinin 'yalancı' olarak yüksek ölçülmesine neden olur. Aynı zamanda venöz dönüş azaldığı için kardiyak çıktı düşer ve kompansatuar olarak SVRSVR artar. Vakadaki yüksek havayolu basınçları ve postoperatif masif transfüzyon öyküsü bu tanıyı klinik olarak desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Rüptüre AAA ve masif transfüzyon sonrası gergin batın, oligüri ve yüksek havayolu basıncı saptandı.
Abdominal kompartman sendromu risk faktörleri ve belirtilerini tanımlamak için.
2
Hemodinamik verileri yorumla
Yüksek CVP ve PCWP değerlerine rağmen düşük kardiyak indeks ve yüksek SVR mevcuttur.
Yüksek intra-abdominal basıncın toraks içine iletilmesi sonucu dolum basınçlarının yalancı yüksekliğini ayırt etmek için.
3
Tanıyı netleştir
Hem klinik hem de hemodinamik veriler, intra-abdominal basınç artışına bağlı sekonder etkileri göstermektedir.
Kardiyak veya vasküler primer nedenleri dışlayıp AKS tanısına ulaşmak için.

Key Concept

Abdominal Kompartman Sendromu ve Hemodinamik Yalancı Yükseklik

Practice More

AKS şüphesi olan bir hastada kesin tanı için intra-abdominal basıncın mesane içi basınç ölçümü ile doğrulanması gerektiğini unutmayın.
Estimated Time:2m 0s
Question 390Question

Sol inguinal herni nedeniyle protez materyal (meshmesh) kullanılarak başarılı bir elektif onarım geçiren 5050 yaşındaki erkek hastanın, operasyondan 6060 gün sonra insizyon bölgesinde fasyanın altındaki derin yumuşak dokuları ilgilendiren pürülan bir akıntı olduğu saptanmıştır. Fizik muayenede insizyonun derinliklerinden gelen bu akıntıya ek olarak ateş ve lokal hassasiyet eşlik etmektedir. Bu tablo cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Derin insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu

Answer

Derin insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu
Derin insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu tanısı için; enfeksiyonun operasyondan sonraki 3030 gün içinde (implant varsa 9090 gün içinde) gelişmesi, insizyonun derin yumuşak dokularını (fasya ve kas tabakaları) ilgilendirmesi ve derin insizyondan pürülan akıntı gelmesi kriterleri mevcuttur. Vakada yama (meshmesh) kullanımı nedeniyle 6060. günde fasyadan gelen akıntı bu tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Enfeksiyonun anatomik derinliğini değerlendirin.
Akıntı fasyanın altındaki derin yumuşak dokulardan (fasya/kas) kaynaklanmaktadır.
Yüzeyel ve derin ayrımı fasya düzeyi referans alınarak yapılır.
2
Operasyon sonrası geçen süreyi ve implant varlığını kontrol edin.
Operasyon üzerinden 6060 gün geçmiştir ve hastada polipropilen yama (meshmesh) bulunmaktadır.
İmplant varlığı, derin insizyonel CAE tanısı için gereken süreyi 3030 günden 9090 güne uzatır.
3
Elde edilen verileri CDC/TUS kriterlerine göre eşleştirin.
Derin doku tutulumu + İmplant varlığı + 9090 gün içinde olma = Derin İnsizyonel CAE.
Veriler tam olarak derin insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu tanımına uymaktadır.

Key Concept

İmplant varlığında Cerrahi Alan Enfeksiyonu (CAE) süreleri ve derinlik sınıflaması

Practice More

Farklı cerrahi branşlarda (ortopedi, kalp damar cerrahisi) implant varlığındaki CAE sürelerini tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 391Question

Temiz cerrahi girişimler (örneğin; elektif fıtık onarımı, mastektomi veya tiroidectomy) sonrasında gelişen cerrahi alan enfeksiyonlarında (CAE) en sık izole edilen mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Staphylococcus aureus

Answer

Temiz cerrahi yaralarda en sık izole edilen patojen Staphylococcus aureus'tur.
Cerrahi yara sınıflamasına göre 'Temiz' yaralar, hiçbir lümene (GİS, solunum, ÜS) girilmeyen ve inflamasyon içermeyen yaralardır. Bu tip girişimlerde (örneğin fıtık ameliyatı) kontaminasyon kaynağı hastanın cildi veya ortamdır. Staphylococcus aureus hem cilt florasının bir parçasıdır hem de cerrahi alan enfeksiyonlarında dünya genelinde en sık izole edilen etkendir.

Step-by-Step Solution

1
Cerrahi yara sınıfının özelliklerini belirleyin.
Temiz yaralar; inflamasyonun olmadığı, solunum, sindirim veya ürogenital sistem lümenine girilmeyen elektif cerrahilerdir.
Yara sınıfı, beklenen flora ve olası patojenlerin tipini belirler.
2
Temiz yaralardaki kontaminasyon kaynağını analiz edin.
Bu yaralarda kontaminasyon kaynağı genellikle hastanın kendi cilt florası veya ameliyathane personeli/ortamıdır.
İç organ lümenine girilmediği için endojen lümen florası etken olmaz.
3
Cilt florasındaki en baskın patojeni seçin.
Cilt florasında en sık ve en güçlü cerrahi enfeksiyon etkeni Staphylococcus aureus'tur.
S. aureus, cerrahi alan enfeksiyonlarının genelinde de en sık saptanan etkendir.

Key Concept

Temiz cerrahi yaralarda mikrobiyolojik etkenler

Practice More

Cerrahi alan enfeksiyonu tanımı için gerekli süreleri (implant varlığında ve yokluğunda) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 392Question

6565 yaşında erkek hasta, 33 gündür devam eden karın ağrısı, şişkinlik ve şiddetli kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ kasık bölgesinde ağrılı, redükte edilemeyen kitle saptanıyor. Hastanın genel durumu orta-kötü, ateşi 38.5C38.5^\circ C, nabzı 110/dk110/dk ve kan basıncı 90/6090/60 mmHgmmHg ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz ve laktat yüksekliği saptanıyor. Alınan arter kan gazı ve biyokimya sonuçları şöyledir:

ParametreDeğer
pHpH7.367.36
pCO2pCO_23030 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-1717 mEq/LmEq/L
Na+Na^+140140 mEq/LmEq/L
ClCl^-9898 mEq/LmEq/L

Bu verilere göre, hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üçlü (triple) bozukluk: Artmış anyon açıklı metabolik asidoz, metabolik alkaloz ve respiratuar alkaloz

Answer

Hastada artmış anyon açıklı metabolik asidoz, metabolik alkaloz ve respiratuar alkalozdan oluşan üçlü (triple) bir asit-baz bozukluğu mevcuttur.
Yapılan analizde; anyon açığının 2525 çıkması artmış anyon açıklı metabolik asidozu, Winters formülü ile beklenen pCO2pCO_2 değerinin (31.535.531.5-35.5) altında ölçülen 3030 mmHgmmHg değeri respiratuar alkalozu, Delta-Delta analizi ile düzeltilmiş HCO3HCO_3 değerinin 3030 çıkması ise metabolik alkalozu temsil eder. Bu durum klinik olarak strangüle fıtığa bağlı sepsis (HAGMA), kusma (metabolik alkaloz) ve ağrı/ateşe bağlı hiperventilasyon (respiratuar alkaloz) ile tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Anyon Açığını (AGAG) hesapla
AG=Na+(Cl+HCO3)=140(98+17)=25AG = Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-) = 140 - (98 + 17) = 25 mEq/LmEq/L
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2 kabul edilir. 2525 değeri artmış anyon açıklı metabolik asidozu (HAGMA) gösterir (sepsise bağlı laktik asidoz).
2
Solunumsal kompanzasyonu (Winters Formülü) değerlendir
Beklenen pCO2=(1.5×17)+8±2=33.5±2pCO_2 = (1.5 \times 17) + 8 \pm 2 = 33.5 \pm 2 (31.535.531.5 - 35.5 mmHgmmHg)
Ölçülen pCO2pCO_2 (3030 mmHgmmHg), beklenen değerden düşüktür. Bu durum ek bir respiratuar alkalozun (ateş/ağrıya bağlı taşipne) varlığını gösterir.
3
Düzeltilmiş (Delta) HCO3HCO_3 değerini hesapla
Düzeltilmiş HCO3=O¨lc¸u¨len HCO3+(AG12)=17+(2512)=30HCO_3 = \text{Ölçülen } HCO_3 + (AG - 12) = 17 + (25 - 12) = 30 mEq/LmEq/L
Düzeltilmiş HCO3HCO_3 değeri normalin (2626 mEq/LmEq/L) üzerindedir. Bu durum, eşlik eden bir metabolik alkalozun (kusmaya bağlı H+H^+ kaybı) kanıtıdır.

Key Concept

Cerrahi hastalarda kusma (metabolik alkaloz), sepsis/iskemi (HAGMA) ve ağrı/ateş (respiratuar alkaloz) birleşerek 'Triple' asit-baz bozukluğu oluşturabilir.
Question 393Question

2525 yaşında erkek hasta, 22 gündür devam eden karın ağrısı, bulantı ve yüksek ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde jeneralize peritonit bulguları saptanan hasta acil operasyona alınıyor. Laparotomide perfore apandiks ve batın içerisinde yaklaşık 250250 mL pürülan eksuda (irinli sıvı) saptanıyor.

Bu klinik tabloya göre, cerrahi yara sınıflandırması ve antibiyotik yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yara 'Kirli-Enfekte' (Sınıf IV) grubundadır ve antibiyotik kullanımı profilaktik değil, tedavi edici (terapötik) amaçlıdır.

Answer

Yara 'Kirli-Enfekte' (Sınıf IV) grubundadır ve antibiyotik kullanımı profilaktik değil, tedavi edici (terapötik) amaçlıdır.
Vakada jeneralize peritonit, perfore apandiks ve pürülan eksuda saptanması, bu operasyonun 'Kirli-Enfekte' (Sınıf IV) yara kategorisinde olduğunu gösterir. Sınıf IV vakalarda enfeksiyon operasyondan önce zaten mevcut olduğu için, cerrahi sonrası verilecek antibiyotikler 'profilaksi' değil, 'tedavi' (terapötik) amacı taşır ve enfeksiyon kontrol altına alınana kadar devam ettirilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada perfore bir organ (apandiks) ve pürülan eksuda (pus) mevcuttur.
Yara sınıfını belirlemek için intraoperatif bulgular esastır.
2
CDC cerrahi alan sınıflandırmasına göre eşleştirme
Pus, perforasyon veya klinik enfeksiyon varlığı Sınıf IV (Kirli/Enfekte) tanımına girer.
Enfekte dokuların veya perfore viskusların varlığı en yüksek kontaminasyon seviyesini temsil eder.
3
Antibiyotik kullanım amacının belirlenmesi
Mevcut bir enfeksiyon tedavi edildiği için kullanım terapötiktir.
Profilaksi, enfeksiyon gelişmeden önce önleme amaçlıdır; oysa burada enfeksiyon zaten mevcuttur.

Key Concept

Cerrahi yara sınıflandırmasında Sınıf IV (Kirli-Enfekte), halihazırda mevcut olan klinik enfeksiyonları, pürülan sıvıları veya perfore organları kapsar ve bu vakalarda antibiyotik kullanımı tedavi amaçlıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 394Question

6262 yaşında erkek hasta, kolon kanseri nedeniyle yapılan elektif sol hemikolektomi operasyonundan 77 gün sonra polikliniğe kontrole geliyor. Operasyon sırasında 22 ünite eritrosit süspansiyonu (ESES) transfüzyonu yapılan hastanın halsizlik şikayeti mevcut. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri operasyon çıkışına göre 22 g/dLg/dL daha düşük saptanıyor (8.58.5 g/dLg/dL). İndirekt bilirubin ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeylerinde hafif artış görülürken, direkt Coombs testi pozitif sonuçlanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonu

Answer

Gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonu
Gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonu, genellikle transfüzyondan 3103-10 gün sonra ortaya çıkar. Daha önce antijenle karşılaşmış ancak antikor düzeyleri tespit edilemeyecek kadar düşmüş hastalarda, verici eritrositlerine karşı gelişen ikincil (anamnestik) immün yanıt sonucu oluşur. Klinik olarak açıklanamayan hemoglobin düşüşü, hafif sarılık ve düşük dereceli ateş görülür. Laboratuvarda indirekt bilirubin ve LDHLDH yüksekliği ile birlikte direkt Coombs testinin pozitif olması tanıyı kesinleştirir. En sık Kidd (JkJk) ve Rh sistemi antikorları sorumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zamanlamanın değerlendirilmesi
Belirtilerin transfüzyondan 77 gün sonra ortaya çıkması, gecikmiş tipte bir reaksiyonu düşündürür.
Gecikmiş hemolitik reaksiyonlar genellikle transfüzyondan 33 ila 1010 gün sonra gelişir.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
Hemoglobin düşüşü, indirekt bilirubin/LDH yüksekliği ve direkt Coombs pozitifliği ekstravasküler hemolizi doğrular.
Bu bulgular, alıcının antikorlarının verici eritrositlerine karşı oluşturduğu immün yanıtın göstergesidir.
3
Tanının konulması
Klinik ve laboratuvar verileri birleştirildiğinde en olası tanı gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonudur.
Hastanın stabil seyretmesi ancak hemoliz bulguları göstermesi bu tanıya özgüdür.

Key Concept

Gecikmiş hemolitik transfüzyon reaksiyonu (DHTRDHTR), daha önce duyarlaşmış hastalarda (transfüzyon/gebelik) antikor titresinin düşmesi nedeniyle başlangıçta saptanamayan ancak transfüzyon sonrası anamnestik yanıtla gelişen ekstravasküler hemolizdir.
Estimated Time:1m 30s
Question 395Question

5252 yaşında kadın hasta, kronik romatoid artrit nedeniyle uzun süredir düşük doz steroid kullanmaktadır. Hastaya elektif kolesistektomi ve koledok keşfi uygulanıyor. Postoperatif 2424. saatte hastada aniden gelişen yaygın karın ağrısı, bulantı, 38,8C38,8^\circ\text{C} ateş ve hipotansiyon (75/4575/45 mmHg) saptanıyor. Hastaya yapılan agresif kristaloid resüsitasyonuna ve inotropik desteğe rağmen kan basıncı yanıt vermiyor. Laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

ParametreDeğer
Serum Sodyum126126 mEq/L
Serum Potasyum5,95,9 mEq/L
Kan Şekeri6565 mg/dL

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut adrenal yetmezlik

Answer

Dirençli hipotansiyon, hiponatremi, hiperkalemi ve hipoglisemi ile seyreden bu klinik tablo kronik steroid kullanımı olan hastada akut adrenal yetmezliği göstermektedir.
Doğru yanıt olan Akut adrenal yetmezlik seçeneği, hastanın kronik steroid kullanımı öyküsü, postoperatif dönemdeki dirençli hipotansiyonu ve tipik elektrolit bozuklukları (hiponatremi ve hiperkalemi) ile tam uyumludur. Cerrahi stres, baskılanmış sürrenal bezlerin yetersiz kalmasına yol açarak bu tabloyu tetiklemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın öyküsünü değerlendir.
Uzun süreli steroid kullanımı saptandı.
Kronik eksojen steroid kullanımı HPA aksını baskılayarak stres durumlarında adrenal yetmezlik riskini artırır.
2
Klinik bulguları analiz et.
Postoperatif 2424. saatte ateş ve sıvıya dirençli hipotansiyon saptandı.
Cerrahi stres sırasında artan kortizol ihtiyacı karşılanamazsa akut kriz tablosu gelişir.
3
Laboratuvar bulgularını yorumla.
Hiponatremi (126126 mEq/L), hiperkalemi (5,95,9 mEq/L) ve hipoglisemi (6565 mg/dL) saptandı.
Aldosteron eksikliği sodyum kaybına ve potasyum tutulumuna; kortizol eksikliği ise hipoglisemiye yol açar.
4
Ayırıcı tanı yap ve karara var.
En olası tanı Akut adrenal yetmezlik olarak belirlendi.
Öykü, dirençli şok tablosu ve spesifik elektrolit bozukluklarının birleşimi bu tanıyı doğrular.

Key Concept

Addisonian (Adrenal) Kriz
Estimated Time:1m 30s
Question 396Question

2828 yaşında erkek hasta, penetran abdominal travma nedeniyle acil laparotomiye alınıyor. Operasyon süresince masif kanama gelişen hastaya masif transfüzyon protokolü uygulanıyor. Transfüzyonun ilerleyen saatlerinde hastada iyonize kalsiyum düzeyinde belirgin düşüş ve EKG'de QTQT mesafesinde uzama gözleniyor. Bu klinik tabloya neden olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kan ürünlerindeki antikoagülan sitratın serbest kalsiyumu bağlaması

Answer

Kalsiyum düşüklüğünün temel nedeni kan ürünlerindeki sitratın iyonize kalsiyumu bağlamasıdır.
Doğru cevap, kan ürünlerindeki antikoagülan sitratın kalsiyumu bağlamasıdır. Masif transfüzyon (genellikle 2424 saatte >10>10 ünite veya 11 saatte >4>4 ünite ESES) sırasında vücuda giren yüksek miktardaki sitrat, iyonize kalsiyumla birleşerek kalsiyum şelasyonu yapar. Normalde karaciğerde metabolize edilen sitrat, masif yükleme, hipotermi veya karaciğer yetmezliği durumunda birikerek semptomatik hipokalsemiye (QTQT uzaması, tetani, hipotansiyon) yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Vakayı analiz et.
Masif transfüzyon alan bir travma hastasında iyonize hipokalsemi ve QTQT uzaması mevcuttur.
Masif transfüzyonun metabolik komplikasyonlarını belirlemek için klinik bulgular değerlendirilmelidir.
2
Kan ürünlerinin içeriğini hatırla.
Kan ürünleri, pıhtılaşmayı önlemek için Sitrat-Fosfat-Dekstroz (CPDCPD) gibi solüsyonlar içerir.
Transfüzyon sırasında hastaya verilen ek maddelerin etkisini anlamak gerekir.
3
Sitratın kalsiyum üzerindeki etkisini değerlendir.
Sitrat, dolaşımdaki serbest (iyonize) kalsiyum iyonlarına bağlanarak kalsiyum şelasyonu yapar.
İyonize kalsiyum düzeyindeki ani düşüşün fizyopatolojik mekanizması budur.
4
Klinik sonuçla ilişkilendir.
Düşen iyonize kalsiyum düzeyi, kardiyak repolarizasyonu geciktirerek EKGEKG'de QTQT mesafesinin uzamasına neden olur.
Bulguların (hipokalsemi ve QTQT uzaması) nedenini doğrulamak için.

Key Concept

Masif transfüzyonun en önemli metabolik komplikasyonlarından biri sitrat toksisitesine bağlı gelişen iyonize hipokalsemidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 397Question

7272 yaşında erkek hastaya mekanik intestinal obstrüksiyon nedeniyle acil cerrahi planlanmaktadır. Özgeçmişinde 22 ay önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü öyküsü olan ve şu an istirahatte dahi göğüs ağrısı (unstableunstable anjina) tarifleyen hastanın American Society of Anesthesiologists (ASA) sınıflamasına göre fiziksel durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: ASA IV

Answer

Hastanın fiziksel durumu ASA IV olarak sınıflandırılır çünkü son 33 ay içinde geçirilmiş miyokard enfarktüsü ve istirahat anjinası gibi hayatı sürekli tehdit eden bir tablo mevcuttur.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın durumunu hayatı sürekli tehdit eden ağır sistemik hastalık (ASA IV) olarak tanımlar. Güncel ASA kılavuzlarına göre son 33 ay içerisinde geçirilmiş miyokard enfarktüsü, serebrovasküler olay, stent öyküsü veya istirahatte görülen anjina (unstableunstable anjina) hastayı doğrudan ASA IV grubuna dahil eder.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın komorbiditelerini analiz et
Hastada 22 ay önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü (MI) ve aktif unstableunstable anjina pektoris bulguları saptandı.
ASA sınıflaması için hastalığın şiddeti ve hayatı tehdit edip etmediği belirlenmelidir.
2
ASA sınıflama kriterlerini uygula
Yakın tarihli (<3<3 ay) MI veya hayatı tehdit eden dengesiz anjina ASA IV kategorisindedir.
Süre ve semptomatoloji sınıflamadaki en kritik eşik değerlerdir.

Key Concept

ASA fiziksel durum sınıflamasında hayatı sürekli tehdit eden durumlar (son 33 ayda MI, dengesiz anjina vb.) ASA IV olarak kabul edilir.
Estimated Time:45s
Question 398Question

7272 yaşında erkek hasta, pilor stenozu nedeniyle 33 haftadır süren inatçı kusmalar ve belirgin kilo kaybı (VKI˙:16,5VKİ: 16,5 kg/m2kg/m^2) şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya cerrahi hazırlık amacıyla, enteral pasajın tıkalı olması nedeniyle santral venöz kateter aracılığıyla total parenteral beslenme (TPN) başlanıyor. Beslenmenin 3.3. gününde hastada ani gelişen kas güçsüzlüğü, konfüzyon ve mekanik ventilatörden ayrılamama (weaning başarısızlığı) tablosu gelişiyor. Laboratuvar incelemesinde serum fosfor düzeyi 1,11,1 mg/dLmg/dL (N:2,54,5N: 2,5-4,5) saptanıyor. Bu hastadaki solunum yetmezliği tablosunun temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Diyafram kaslarında ATP sentezinin bozulması ve eritrosit içi 2,32,3-difosfogliserat (2,32,3-DPG) azalmasına bağlı doku hipoksisi

Answer

Solunum yetmezliğinin temel mekanizması, hipofosfatemiye bağlı olarak kaslarda ATP üretiminin azalması ve eritrositlerde 2,3-DPG düzeyinin düşmesi sonucu dokulara oksijen sunumunun bozulmasıdır.
Refeeding sendromunda insülin deşarjı ile birlikte fosfor hücre içine kayar. Hipofosfatemi; kas fonksiyonları için gerekli olan ATP sentezini bozar ve eritrositlerde 2,32,3-DPG düzeyini düşürür. 2,32,3-DPG eksikliği, hemoglobinin oksijene afinitesini artırarak (disosiasyon eğrisinde sola kayma) doku düzeyinde hipoksiye ve solunum yetmezliğine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanımlanması
Refeeding (Yeniden Besleme) Sendromu
Uzun süreli açlık ve ağır malnütrisyonu olan hastada agresif besleme sonrası gelişen ağır hipofosfatemi bu tabloyu doğrular.
2
Fosfor eksikliğinin metabolik etkilerinin analizi
ATP ve 2,3-DPG eksikliği
Fosfor, enerji birimi olan ATP'nin ve hemoglobinin oksijen afinitesini düzenleyen 2,3-DPG'nin temel bileşenidir.
3
Solunum yetmezliği ile ilişkilendirme
Kas güçsüzlüğü ve doku hipoksisi
Düşük ATP diyafram gücünü azaltırken, düşük 2,3-DPG hemoglobin-oksijen disosiasyon eğrisini sola kaydırarak oksijenin dokulara salınmasını zorlaştırır.

Key Concept

Refeeding sendromunda hipofosfateminin nöromüsküler ve hematolojik etkileri
PreviousPage 20 / 20
Temel Cerrahi Prensipler — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 20 | Examkin