Deri ve Kas-İskelet Sistemi Patolojisi

409 questions

Question 1Question

24 yaşında erkek hasta, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında aniden ortaya çıkan, ortası koyu kırmızı-mor, çevresi ise daha soluk halkasal bir görünüm sergileyen "nişan tahtası" (hedef) benzeri deri lezyonları ile başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde bir hafta önce dudak kenarında rekürren herpes labialis atağı geçirdiği öğreniliyor. Bu hastadaki deri lezyonlarından alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde izlenmesi en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dermo-epidermal bileşkede lenfositik infiltrasyon ve yaygın keratinosit nekrozu

Answer

Klinik olarak 'nişan tahtası' lezyonları ve Herpes Simplex virüsü (HSV) ilişkisi olan hastada en olası tanı Erythema Multiforme olup, dermo-epidermal bileşkede lenfositik infiltrasyon ve keratinosit nekrozu izlenir.
Klinik senaryoda tarif edilen 'nişan tahtası' (target) lezyonları ve tetikleyici olarak belirtilen herpes enfeksiyonu, Erythema Multiforme (EM) tanısını koydurur. EM'nin histopatolojisinde en belirgin özellik, dermo-epidermal bileşke boyunca uzanan lenfositik infiltrasyon (interface dermatitis) ve buna eşlik eden keratinositlerin tek tek nekroza uğramasıdır (apoptotik cisimcikler/Civatte cisimcikleri).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları sentezleme
Erythema Multiforme tanısı konuldu.
Genç hastada görülen hedef (target) lezyonlar ve öncesindeki herpes enfeksiyonu öyküsü Erythema Multiforme için patognomoniktir.
2
Tanının histopatolojik karşılığını belirleme
Arayüz (interface) dermatiti bulguları saptandı.
Erythema Multiforme, dermo-epidermal bileşkeye saldıran lenfositlerin bazal hücrelerde hasar (vakuoler dejenerasyon) ve keratinositlerde nekroz oluşturduğu bir tablodur.

Key Concept

Erythema Multiforme ve Arayüz (Interface) Dermatiti
Question 2Question

3838 yaşında kadın hasta, sol diz arkasında yaklaşık 11 yıldır var olan, yavaş büyüyen ve son aylarda hafif ağrı yapmaya başlayan sert bir kitle nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede femur distal posterior yerleşimli, kemiğe fikse, sert kitle palpe ediliyor. Radyolojik incelemede femur distal metafiz posteriorunda, geniş tabanlı, oldukça radyoopak ve lobüle konturlu bir kitle saptanıyor; kitlenin korteks ile olan ilişkisinde bazı alanlarda korteks ile tümör arasında ince bir radyolüsen hat (ayrışma düzlemi) izleniyor. Biyopside hiposelüler, minimal atipik iğsi hücreli stroma içerisinde matür kemik trabekülleri gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Parosteal osteosarkom

Answer

Sunulan klinik ve radyolojik tablo (30-40 yaş arası kadın, femur distal posterior metafiz, string sign) parosteal osteosarkom için klasiktir.
Doğru seçenek olan parosteal osteosarkom, femur distal posterior metafizinde kemik yüzeyine (kortekse) geniş tabanlı oturan, ancak bazı alanlarda korteks ile tümör arasında ince bir radyolüsen boşluk (cleavage plane/string sign) bırakan karakterize bir tümördür. 3030-4040 yaşlarındaki kadınlarda sık görülmesi ve histolojik olarak düşük dereceli iğsi hücreli stroma ile düzenli kemik trabekülleri içermesi tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaş ve cinsiyetini değerlendirin.
3838 yaşında kadın hasta, parosteal osteosarkomun en sık görüldüğü demografik gruptur.
Parosteal osteosarkom 3030-4040 yaşlarında pik yapar ve kadınlarda biraz daha sıktır; klasik osteosarkom ise çok daha genç yaşlarda görülür.
2
Lezyonun anatomik yerleşimini analiz edin.
Femur distal posterior metafizi.
Bu bölge parosteal osteosarkomun en tipik yerleşim yeridir (%50'den fazlası).
3
Radyolojik bulguları yorumlayın.
Geniş tabanlı radyoopak kitle ve korteks ile kitle arasındaki 'radyolüsen hat' (ayrışma düzlemi).
Ayrışma düzlemi (cleavage plane/string sign), tümörün kortekse sıkıca yapışık olmadığı alanları gösterir ve parosteal osteosarkom için oldukça patognomoniktir.
4
Histopatolojik bulguları sentezleyin.
Hiposelüler iğsi hücreli stroma ve matür kemik.
Bu bulgular düşük dereceli (low-grade) bir yüzeyel osteosarkom olan parosteal varyantı destekler.

Key Concept

Parosteal osteosarkom, femur distal posterior metafizinde yerleşen, 3. ve 4. dekatlarda görülen, radyolojik 'string sign' ile karakterize düşük dereceli bir yüzeyel kemik tümörüdür.

Practice More

Yüzeyel osteosarkomların (parosteal ve periosteal) prognozlarının konvansiyonel osteosarkomdan daha iyi olduğunu unutmayın.
Estimated Time:2m 30s
Question 3Question

2121 yaşında erkek hasta, sağ bacak alt kısmında yaklaşık 55 aydır devam eden ve özellikle geceleri uykudan uyandıracak kadar şiddetlenen ağrı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hasta, bu ağrıların aspirin kullanımıyla tamamen geçtiğini belirtiyor. Yapılan radyolojik incelemede sağ tibia diyafizinde, kemik korteksine yerleşmiş, çapı yaklaşık 1.21.2 cm olan radyolüsen bir odak (nidus) ve bu odağın çevresinde belirgin kemik sklerozu saptanıyor.

Bu klinik ve radyolojik bulgulara göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osteoid osteoma

Answer

Verilen klinik ve radyolojik bulgular ışığında en olası tanı Osteoid osteoma'dır.
Doğru seçenek olan Osteoid osteoma, 2020'li yaşlardaki erkeklerde sık görülen benign bir tümördür. En karakteristik özellikleri geceleri şiddetlenen ağrının aspirin ile tamamen geçmesi ve radyolojide izlenen, çapı 22 cm'den küçük olan radyolüsen nidus alanıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipucunu değerlendir
Geceleri artan ve aspirin ile geçen ağrı saptandı.
Osteoid osteoma'da ağrı, tümör tarafından sentezlenen prostaglandinlere bağlıdır ve aspirin (prostaglandin inhibitörü) ile dramatik şekilde iyileşir.
2
Radyolojik bulguları analiz et
Tibia diyafizinde 1.21.2 cm çapında radyolüsen nidus ve çevre sklerozu görüldü.
Osteoid osteoma tipik olarak uzun kemik korteksinde, çapı 22 cm'den küçük, çevresi reaktif kemik sklerozu ile çevrili bir nidus şeklinde izlenir.
3
Tanıyı netleştir
Bulgular Osteoid osteoma tanısını doğrular.
Hastanın yaşı, ağrı karakteri, aspirin yanıtı ve nidus boyutu bu tanıyı diğer kemik tümörlerinden ayırır.

Key Concept

Osteoid osteoma'nın klasik triadı: Genç erişkinlerde uzun kemik diyafizi/korteksi yerleşimi, geceleri artan ve aspirin ile geçen ağrı, radyolojik olarak <2<2 cm çapında nidus.
Estimated Time:45s
Question 4Question

1616 yaşında erkek hasta, yüz ve gövdesinde son 44 yıldır sayıları yavaş bir seyirle giderek artan çok sayıda pigmente papüler lezyon şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan sistemik muayenesinde makrosefali ve bifid kaburga anomalileri saptanan hastanın panoramik çene grafisinde çok sayıda odontojenik keratokist izleniyor. Deri lezyonundan alınan biyopsi örneğinde; dermis içerisinde müsinöz stroma ile çevrili, periferik palizatik dizilim gösteren ve stromadan retraksiyon artefaktı ile ayrılan bazaloid hücre kümeleri saptanıyor.

Bu klinik tablo ve histopatolojik bulgular ışığında, hastada etkilenen temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: PTCH1PTCH1 gen mutasyonu sonucu Hedgehog sinyal yolağının kontrolsüz aktivasyonu

Answer

PTCH1PTCH1 gen mutasyonu sonucu Hedgehog sinyal yolağının kontrolsüz aktivasyonu (Gorlin Sendromu)
Hastadaki klinik bulgular (genç yaşta multipl BCC, odontojenik keratokistler, iskelet anomalileri) Gorlin sendromu ile tam uyumludur. Bu sendromun temel nedeni PTCH1PTCH1 gen mutasyonu sonucu Hedgehog sinyal yolağının (PTCH-SMO-GLI) kontrolsüz şekilde aktif kalmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Genç yaş, multipl bazal hücreli karsinom (BCC) benzeri lezyonlar, odontojenik keratokistler ve iskelet anomalileri saptandı.
Bu bulgular Nevoid Bazal Hücreli Karsinom Sendromu (Gorlin Sendromu) için klasiktir.
2
Histopatolojik bulguları analiz et
Bazaloid hücre adaları, periferik palizatik dizilim ve stromal retraksiyon artefaktı doğrulandı.
Bu bulgular lezyonların Bazal Hücreli Karsinom olduğunu kesinleştirir.
3
Genetik mekanizmayı belirle
PTCH1PTCH1 mutasyonu ve Hedgehog yolağı aktivasyonu saptandı.
Gorlin sendromunun altında yatan temel genetik defekt PTCH1PTCH1 (Patched) tümör supresör genindeki mutasyondur.

Key Concept

Nevoid Bazal Hücreli Karsinom Sendromu (Gorlin Sendromu) ve Hedgehog Yolağı
Estimated Time:1m 30s
Question 5Question

Uzun süredir hiperürisemi öyküsü olan 6060 yaşındaki erkek hastada, dirsek ve kulak kepçesi çevresindeki yumuşak dokularda ağrısız, sert şişlikler saptanıyor. Bu şişliklerden alınan biyopsi örneğinde; merkezde kristal kümeleri (monosodyum ürat), çevresinde ise kronik inflamatuar hücreler ve yabancı cisim tipi dev hücreler izlendiğine göre, bu karakteristik lezyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tofüs

Answer

Tofüs, kronik gut hastalığında monosodyum ürat kristallerinin yumuşak doku ve eklem çevresinde birikmesiyle oluşan karakteristik granülomatöz lezyondur.
Tofüs, kronik gut artritinin karakteristik lezyonudur. Mikroskopik olarak merkezde monosodyum ürat kristallerinden oluşan bir kitle ve çevresinde yabancı cisim dev hücreleri, makrofajlar ve lenfositlerden oluşan granülomatöz bir inflamasyon tabakası izlenir. Klinik olarak kulak kepçesi, dirsek (olekranon) ve aşil tendonu gibi bölgelerde sert kitleler şeklinde kendini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Hastada hiperürisemi (yüksek ürik asit) ve dirsek/kulak kepçesi gibi tipik bölgelerde sert şişlikler var.
Gut hastalığı, ürik asit metabolizması bozukluğu ve kristal birikimiyle seyreder.
2
Morfolojik bulguları değerlendir
Monosodyum ürat kristalleri ve yabancı cisim dev hücreleri saptanmış.
Bu bulgular ürat kristallerine karşı gelişen kronik inflamatuar yanıtı gösterir.
3
Tanımlayıcı terimi belirle
Lezyonun adı Tofüs'tür.
Gutun kronik evresindeki patognomonik lezyon tofüstür.

Key Concept

Gut hastalığında kristal birikimi ve tofüs oluşumu

Practice More

Gut ve Yalancı Gut (CPPD) arasındaki kristal morfolojisi farklarını (iğne şeklinde/negatif birefrenjans vs romboid/pozitif birefrenjans) gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 6Question

6565 yaşında bir çiftçi, alnında ve kulak kepçelerinde yerleşen, kırmızı renkli ve pullanma gösteren çok sayıda lezyon nedeniyle dermatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede lezyonların palpasyonla pürüzlü olduğu ve zımpara kağıdı hissi verdiği saptanıyor. Biyopsi örneğinde epidermisin bazal tabakalarında sitolojik atipi, yüzeyde parakeratoz ve dermiste solar elastoz izleniyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aktinik keratoz

Answer

Aktinik keratoz
Doğru yanıt olan aktinik keratoz, özellikle açık tenli ve kronik güneş maruziyeti olan kişilerde görülen, skuamlı ve pürüzlü yüzeyi nedeniyle 'zımpara kağıdı' (sandpaper) olarak tarif edilen klasik bir tablodur. Histolojik olarak epidermisin bazal tabakalarında sitolojik atipi, nükleer hiperkromazi ve dermiste solar elastoz (bazofilik lifli materyal) görülmesi tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik anamnez ve muayene bulgularını değerlendir
İleri yaş, kronik güneş maruziyeti (çiftçi) ve 'zımpara kağıdı' hissi veren skuamlı lezyonlar.
Bu bulgular tipik olarak güneş hasarına bağlı premalign deri lezyonlarını işaret eder.
2
Histopatolojik özellikleri analiz et
Epidermisin alt tabakalarında atipi, parakeratoz ve dermiste solar elastoz saptanması.
Aktinik keratozda atipi epidermisin tam katını tutmaz (alt kısımlarda sınırlıdır) ve zeminde solar elastoz (güneş hasarı) bulunur.
3
Ayırıcı tanı yap
Lezyonun invaziv olmaması ve spesifik doku hissi ile en olası tanının belirlenmesi.
Skuamöz hücreli karsinom için öncül (prekürsör) bir lezyon olan aktinik keratoz bu tabloyu tam olarak karşılar.

Key Concept

Aktinik keratoz, kronik güneş maruziyeti olan yaşlı bireylerde görülen, palpasyonda zımpara kağıdı hissi veren ve histolojik olarak epidermisin alt tabakalarında atipi (displazi) gösteren premalign bir lezyondur.
Question 7Question

88 yaşında bir erkek çocuk, düşük enerjili bir ev kazası sonrası sağ uyluk bölgesinde gelişen şiddetli ağrı ve şişlik şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenede patolojik kırık şüphesi uyandıran deformite izlenmiş; radyolojik değerlendirmede ise tüm iskelet sisteminde yaygın ve belirgin kemik yoğunluğu artışı, medüller kanalın izlenememesi ve uzun kemik metafizlerinde 'Erlenmeyer flas' görünümü saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde proksimal renal tübüler asidoz saptanan ve özgeçmişinde işitme kaybı ile serebral kalsifikasyon öyküsü bulunan bu hastada, klinik tablodan sorumlu olan temel moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osteoklastik asidifikasyondan sorumlu karbonik anhidraz 22 enzimindeki eksiklik

Answer

Klinik tabloyu ve eşlik eden renal tübüler asidozu açıklayan temel moleküler defekt, osteoklastlarda asidifikasyonu sağlayan karbonik anhidraz 22 enziminin eksikliğidir.
Osteopetrozun bir alt tipi olan karbonik anhidraz 22 eksikliği, hem kemik rezorpsiyon kusurunu (osteoklastlarda H+H^+ üretilememesi) hem de renal tübüler asidozu açıklayan yegane moleküler defekttir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Yaygın kemik sklerozu (mermer kemik), medüller kanal obliterasyonu ve Erlenmeyer flas deformitesi 'Osteopetrozis' (Albers-Schönberg hastalığı) tanısına yönlendirir.
Osteopetroz, osteoklastların kemik rezorpsiyonu yapamaması sonucu kemik kütlesinin aşırı artmasıyla karakterizedir.
2
Eşlik eden sistemik bulguların değerlendirilmesi
Hastadaki proksimal renal tübüler asidoz ve serebral kalsifikasyonlar, osteopetrozun otozomal resesif bir alt tipine işaret eder.
Karbonik anhidraz 22 (CA2) enzimi sadece osteoklastlarda değil, böbrek tübüllerinde ve beyinde de kritik fonksiyonlara sahiptir.
3
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
Osteoklastlar kemiği eritmek için Howship lakünasına H+H^+ pompalamalıdır; bu H+H^+ iyonlarının kaynağı CA2 enzimidir.
CA2 eksikliğinde osteoklastlar kemik yüzeyini asidifiye edemez, bu da kalsifiye kartilajın (primer spongioza) rezorbe edilememesine ve mermer kemik görünümüne yol açar.

Key Concept

Osteopetrozis (CA2 varyantı): Osteoklastik asidifikasyon kusuru sonucu gelişen, kemik sklerozu, asidoz ve beyin kalsifikasyonu ile giden metabolik kemik hastalığıdır.
Question 8Question

52 yaşında bir kadın hasta, son bir yıldır devam eden yaygın kemik ağrıları ve tekrarlayan böbrek taşları şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyum düzeyi 11.8mg/dL11.8 mg/dL (yüksek), fosfor düzeyi 2.1mg/dL2.1 mg/dL (düşük) ve paratiroid hormon (PTHPTH) düzeyi belirgin olarak yüksek saptanıyor. Radyolojik değerlendirmede el falanjlarında subperiosteal rezorpsiyon ve femurda kistik görünümlü bir lezyon izleniyor. Bu hastada saptanan kistik kemik lezyonunun (osteitis fibrosa cystica) patogenezinde aşağıdakilerden hangisi temel rol oynar?

Show answer & explanation

Answer: Osteoblastlar üzerinde artan PTHPTH uyarısıyla RANKLRANKL ekspresyonunun artması ve osteoklastların aktive olması

Answer

Osteoblastlar üzerinde artan PTHPTH uyarısıyla RANKLRANKL ekspresyonunun artması ve osteoklastların aktive olması
Hastanın klinik tablosu (taş, kemik ağrısı, hiperkalsemi) primer hiperparatiroidizm ile uyumludur. Bu hastalıkta PTHPTH yüksekliği, osteoblastlarda RANKLRANKL ekspresyonunu artırarak osteoklastları aktive eder. Bu süreç kemik dokusunun yıkımına, mikrokırıklara, kanamalara ve sonuçta 'kahverengi tümör' olarak da bilinen osteitis fibrosa cystica lezyonlarının oluşumuna yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hiperkalsemi, hipofosfatemi ve yüksek PTHPTH varlığı hastada primer hiperparatiroidizm olduğunu gösterir.
Primer hiperparatiroidizm en sık paratiroid adenomuna bağlı gelişen ve kemik-mineral metabolizmasını bozan bir hastalıktır.
2
Kemik üzerindeki etkilerin moleküler düzeyde incelenmesi
PTHPTH, osteoblastlar üzerindeki reseptörlerine bağlanarak bu hücrelerden RANKLRANKL salınımını artırır.
PTHPTH reseptörleri osteoklastlar üzerinde değil, osteoblastlar üzerinde bulunur.
3
Osteoklast aktivasyon mekanizmasının belirlenmesi
RANKLRANKL, osteoklast öncülleri üzerindeki RANKRANK reseptörüne bağlanarak osteoklastların olgunlaşmasını ve aktivasyonunu sağlar.
Artan osteoklastik aktivite kemikte subperiosteal rezorpsiyon ve kistik lezyonlara (osteitis fibrosa cystica/kahverengi tümör) neden olur.

Key Concept

Primer hiperparatiroidizmde kemik yıkımı, PTHPTH uyarısıyla osteoblastlardan salınan RANKLRANKL aracılığıyla gerçekleşen osteoklast aktivasyonuna bağlıdır.

Practice More

Hiperparatiroidizmin mikroskobik bulgularından olan hemosiderin yüklü makrofajlar ve osteoklast benzeri dev hücrelerin oluşturduğu 'kahverengi tümör' (brown tumor) görünümünü inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 9Question

6868 yaşında obez kadın hasta, yıllardır devam eden ve özellikle hareketle artan her iki diz ağrısı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede eklemlerde krepitasyon ve hareket kısıtlılığı saptanıyor. Radyolojik incelemede eklem aralığında daralma ve subkondral kemikte skleroz izleniyor. Osteoartrit (dejeneratif eklem hastalığı) tanısı konulan bu hastada, eklem kıkırdağındaki erken dönem patolojik değişiklikler incelendiğinde matrisin biyokimyasal kompozisyonu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi gözlenir?

Show answer & explanation

Answer: Kıkırdak matrisindeki su içeriğinin artması ve proteoglikan konsantrasyonunun azalması

Answer

Osteoartritin erken evresinde kıkırdak matrisindeki su içeriğinin artması ve proteoglikan konsantrasyonunun azalması beklenir.
Osteoartritin erken evresinde (kondrosit hasarı fazı), kıkırdaktaki Tip IIII kollajen ağının gerilme direnci azalır ve bütünlüğü bozulur. Bu durum, matrisin normalden daha fazla su emmesine ve su içeriğinin artmasına neden olur. Aynı süreçte, proteoglikan sentezi ve matristeki toplam konsantrasyonu azalır. Bu biyokimyasal değişiklikler kıkırdağın elastikiyetini kaybetmesine ve yüzeyde fibrilasyon adı verilen dikey yarıkların oluşmasına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve radyolojik verilerini (obezite, yaş, krepitasyon, eklem aralığında daralma, skleroz) analiz et.
Bulgular tipik bir Osteoartrit (Dejeneratif Eklem Hastalığı) tablosuna işaret etmektedir.
Vaka tanısının doğru konulması, spesifik biyokimyasal değişikliklerin belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Osteoartritin patogenezindeki erken dönem biyokimyasal değişiklikleri hatırla.
Kollajen tip IIII ağının zayıflaması sonucu matrisin su tutma kapasitesinin arttığı, ancak proteoglikan sentezinin azaldığı saptanır.
Hastalığın erken evresinde kondrositlerin yaralanmaya verdiği yanıt, matrisin fiziksel özelliklerini değiştiren bu paradoksal su artışıdır.
3
Doğru biyokimyasal profil ile seçenekleri karşılaştır.
Su içeriğinin artışı ve proteoglikan azalışını ifade eden seçenek doğrudur.
Diğer seçenekler ya geç evre bulgularıdır ya da inflamatuar artritlere özgüdür.

Key Concept

Osteoartritin erken evresinde kıkırdak matrisinde su içeriği artar, proteoglikan içeriği azalır.
Estimated Time:2m 0s
Question 10Question

60 yaşında bir erkek hasta, son iki yıldır devam eden ve giderek artan nesneleri kavrama güçlüğü ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede ön kol fleksör kaslarında ve kuadriseps femoris kas grubunda asimetrik atrofi ve kuvvet kaybı saptanıyor. Kas biyopsisinde endomizyal bölgede mononükleer hücre infiltrasyonu ile birlikte, bazı kas liflerinin sarkoplazmasında bazofilik granüler materyal içeren vakuoller (rimmed vacuoles) izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnklüzyon cisimcikli miyozit

Answer

İnklüzyon cisimcikli miyozit, özellikle yaşlı erkeklerde distal kas gruplarını tutması ve histopatolojik olarak rimmed vakuollerin varlığı ile karakterize olan bir inflamatuar miyopatidir.
İnklüzyon cisimcikli miyozit (İCM), 50 yaş üzerindeki bireylerde en yaygın inflamatuar miyopatidir. Diğer miyopatilerin aksine sıklıkla ön kol fleksörleri ve kuadriseps gibi distal kasları tutar. Biyopside görülen 'rimmed' vakuoller (kenarı bazofilik granüllü vakuoller), amiloid proteinleri de dahil olmak üzere çeşitli protein agregatlarını içerir ve tanı için çok değerlidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
60 yaş üstü erkek, distal (ön kol fleksör) ve asimetrik kuadriseps tutulumu.
İnklüzyon cisimcikli miyozit (İCM), diğer inflamatuar miyopatilerin aksine distal kasları tutma eğilimindedir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Endomizyal inflamasyon ve 'rimmed' vakuoller.
Rimmed vakuoller, İCM için en karakteristik morfolojik belirteçtir.
3
Ayırıcı tanı yap.
Diğer inflamatuar miyopatileri (Dermatomiyozit, Polimiyozit) dışla.
Dermatomiyozit perifasiküler atrofi ve deri bulgularıyla, Polimiyozit ise proksimal simetrik tutulumla ayrılır.

Key Concept

İnklüzyon cisimcikli miyozit; yaşlı erkeklerde distal tutulum, asimetri ve rimmed vakuollerle karakterize bir tablodur.

Hints

1
Hastanın yaşını ve tutulan kasların yerleşimini (distal vs proksimal) dikkate alın.

Practice More

Polimiyozit ve Dermatomiyozit arasındaki histopatolojik hücre tipi farklarını (CD8+ vs CD4+) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

Deri biyopsisi örneğinin mikroskobik incelemesinde; epidermis içinde, bazal tabakanın hemen üzerinde hücrelerin birbirinden ayrıldığı (suprabazal ayrışma) ve serbest hale gelen keratinositlerin (akantoliz) izlendiği hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pemfigus vulgaris

Answer

Pemfigus vulgaris
Doğru seçenek olan hastalıkta, dezmoglein proteinlerine karşı gelişen otoantikorlar keratinositler arasındaki yapışmayı bozarak akantolize neden olur. Bu durum histolojik olarak bazal tabakanın hemen üzerinde (suprabazal) bir yarık ve bül oluşumuyla sonuçlanır. Bazal hücreler hemidezmozomlar aracılığıyla bazal membrana tutunmaya devam ettikleri için tipik 'mezartaşı' görünümü oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun yerleşim yerini belirle.
Bülün 'suprabazal' yani bazal tabakanın hemen üzerinde, epidermis içinde olduğu saptandı.
Büllöz hastalıkların ayırıcı tanısında bülün epidermal katmanlardaki seviyesi en önemli kriterdir.
2
Hücrelerin durumunu (akantoliz varlığı) analiz et.
Keratinositlerin birbirlerinden ayrılarak serbestleştiği (akantoliz) görüldü.
Akantoliz, hücreler arası bağlantıların (dezmozomların) koptuğunu gösteren bir bulgudur.
3
Klinik-patolojik eşleştirme yap.
Suprabazal bül ve akantoliz bulgularının kombinasyonu Pemfigus vulgaris tanısına götürür.
Bu hastalıkta bazal hücreler bazal membrana tutunmaya devam ederken (mezartaşı görünümü) üzerindeki hücrelerden ayrılırlar.

Key Concept

Pemfigus vulgaris'in patognomonik histolojik bulgusu suprabazal akantolizdir.
Question 12Question

4646 yaşında erkek hasta, sol uyluk medialinde yaklaşık 88 aydır mevcut olan, ağrısız, derin yerleşimli ve yavaş büyüyen bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan eksizyonel biyopsinin histopatolojik incelemesinde; bol miksoid stroma içerisinde dağılmış immatür iğsi ve stellat hücreler ile karakteristik "kümes teli" (chicken-wire) görünümünde kapiller damar ağı izleniyor. Bazı hücrelerin sitoplazmasında ise nükleusu kenara iten lipid vakuolleri (lipoblastlar) saptanıyor.

Bu vaka için en olası tanıda izlenmesi beklenen karakteristik sitogenetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: t(12;16)t(12;16) (FUSCHOPFUS-CHOP)

Answer

Miksoid liposarkom tanısında karakteristik olarak izlenen sitogenetik değişiklik t(12;16)t(12;16) (FUSCHOPFUS-CHOP) translokasyonudur.
Klinik sunum (derin yerleşimli uyluk kitlesi) ve mikroskobik incelemedeki miksoid stroma, karakteristik "kümes teli" (chicken-wire) damar paterni ve lipoblastlar, Miksoid Liposarkom tanısı için tipiktir. Miksoid liposarkom vakalarının %90'ından fazlasında t(12;16)(q13;p11)t(12;16)(q13;p11) translokasyonu ve sonucunda FUSDDIT3FUS-DDIT3 (CHOPCHOP) gen füzyonu izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik bulguların sentezlenmesi
Derin yerleşimli uyluk kitlesi, miksoid stroma ve "kümes teli" damar yapısı saptandı.
Yumuşak doku tümörlerinde morfolojik patern (miksoid zemin ve vasküler yapı) ayırıcı tanı için en kritik adımdır.
2
Spesifik tanısal hücrenin tanımlanması
Lipoblastların varlığı doğrulandı.
Lipoblastlar, liposarkom alt tiplerinin (özellikle miksoid tip) tanısında temel histolojik kriterdir.
3
Tanının moleküler korelasyonunun kurulması
Miksoid liposarkom tanısı için t(12;16)t(12;16) translokasyonu belirlendi.
Bu translokasyon, tümör hücrelerinde adiposit farklılaşmasını engelleyen bir füzyon proteini oluşturur.

Key Concept

Miksoid liposarkomda karakteristik morfoloji (kümes teli damarlar) ve moleküler bulgu (t(12;16)t(12;16)).

Hints

1
Tanı için morfolojik olarak "kümes teli" damar yapısını ve miksoid zemini anahtar olarak kullanın.

Practice More

İyi diferansiye liposarkomda izlenen genetik değişikliğin (MDM2 amplifikasyonu) miksoid tipten farkını tekrar edin.
Estimated Time:1m 15s
Question 13Question

32 yaşında kadın hasta, sol yanağında yaklaşık 22 yıldır bulunan, yavaş büyüme gösteren, 0.80.8 cm çaplı, halka şeklinde (anüler), kenarları deri renginde hafif kabarık ve ortası çökük, sert kıvamlı papüler bir lezyon ile başvuruyor. Yapılan insizyonel biyopside; dermis içinde dar kordonlar ve küçük adacıklar oluşturan bazaloid hücreler, çok sayıda küçük boynuz kistleri (horn cysts) ve lezyonu çevreleyen oldukça yoğun, kollajenize (desmoplastik) bir stroma izleniyor. İncelemede hücresel atipi, mitoz, periferal palizatlanma veya stromal retraksiyon artefaktı saptanmıyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Desmoplastik trikopitelyom

Answer

Klinik ve histopatolojik bulgular desmoplastik trikopitelyom ile tam uyumludur.
Desmoplastik trikopitelyom, özellikle genç kadınlarda yüzde (yanak gibi) yerleşen, anüler plak görünümü veren sert bir lezyondur. Histolojik olarak dermis içinde dar bazaloid hücre adacıkları ve 'tadpole' benzeri kordonlar ile karakterizedir. En karakteristik bulguları arasında çok sayıda küçük keratin kisti (boynuz kistleri) ve yoğun desmoplastik fibröz stroma yer alır. Bazal hücreli karsinomdan (BCC) en önemli farkı, periferal palizatlanma, hücresel atipi ve stromal retraksiyon artefaktının (tümör adaları ile stroma arasındaki yarık benzeri boşluklar) bulunmamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik veriyi analiz et
Genç kadın hasta, yüz yerleşimi, anüler ve sert lezyon yapısı belirlendi.
Desmoplastik trikopitelyom tipik olarak genç kadınlarda yüzde sert, anüler papüller şeklinde ortaya çıkar.
2
Histopatolojik anahtar bulguları tanımla
Bazaloid hücre kordonları, boynuz kistleri ve yoğun desmoplastik stroma saptandı.
Bu üçlü bulgu (triad), trikopitelyomun bu özel varyantı için patognomoniktir.
3
Malignite dışlayıcı kriterleri değerlendir
Periferal palizatlanma, atipi ve retraksiyon artefaktı olmadığı teyit edildi.
Bu bulguların yokluğu, lezyonu morfeiform bazal hücreli karsinomdan ayıran en kritik noktadır.
4
Tanıyı netleştir
Bulgular desmoplastik trikopitelyom tanısını doğrular.
Tüm klinik ve morfolojik veriler benign adneksiyel bir neoplazi olan bu tanıda birleşmektedir.

Key Concept

Desmoplastik trikopitelyom, bazal hücreli karsinomun agresif varyantlarını taklit eden, ancak biyolojik olarak benign seyreden bir adneksiyel tümördür.

Practice More

Bazal hücreli karsinomun diğer alt tipleri (nodüler, süperfisyel, pigmente) ve histolojik ayırıcı özelliklerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 14Question

İskelet kası hastalıklarında inflamatuar miyopatilerin ayırıcı tanısı yapılırken, morfolojik incelemede fasiküllerin periferinde yer alan kas liflerinde belirgin atrofi (perifasiküler atrofi) ve kapiller yoğunluğunda azalma izlenmesi, aşağıdaki hastalıkların hangisi için en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Dermatomiyozit

Answer

Dermatomiyozit
Dermatomiyozitte patogenezin temelinde kapillerlere yönelik kompleman aracılı (humoral) bir saldırı yatar. Bu mikroanjiyopati, fasiküllerin dış kısımlarındaki liflerin daha az kanlanmasına ve sonuç olarak perifasiküler atrofiye neden olur. Bu bulgu dermatomiyoziti polimiyozitten ayıran en önemli mikroskobik farktır.

Step-by-Step Solution

1
Morfolojik bulguyu analiz et
Perifasiküler atrofi ve kapiller kaybı saptandı.
Bu bulgu, kas fasikülünü besleyen damarlara yönelik bir saldırının (mikroanjiyopati) göstergesidir.
2
Hastalık patogenezi ile eşleştir
Dermatomiyozitte kompleman aracılı (C5b-9) kapiller hasarı perifasiküler bölgede iskemiye yol açar.
Polimiyozit ve IBM'de ise temel mekanizma vasküler değil, doğrudan hücre aracılı sitotoksisitedir.

Key Concept

Dermatomiyozit Patogenezi ve Morfolojisi
Question 15Question

45 yaşında kadın hasta, ön kolunda yerleşen, yaklaşık 1,21,2 cm çapında, mavi-morumsu renkte, üzerine basmakla şiddetli ağrı hissedilen nodüler bir lezyon şikayetiyle başvuruyor. Histopatolojik incelemede, dermis içerisinde keskin sınırlı, bazaloid hücrelerden oluşan solid lobüller saptanıyor. Bu lobüllerin periferinde küçük ve koyu nükleuslu hücreler, merkezinde ise daha büyük ve soluk nükleuslu hücreler olmak üzere iki tip hücre popülasyonu izleniyor. Lobüller içerisinde ve çevresinde belirgin eozinofilik hyalin materyal dikkati çekiyor. Klinik ve histopatolojik bulguları verilen bu tümör için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ekrin spiradenom

Answer

Ekrin spiradenom
Verilen vakada tanımlanan klinik (ağrılı mavi-mor nodül) ve histolojik (çift hücre popülasyonlu bazaloid lobüller ve hyalin materyal) bulgular ekrin spiradenomun klasik prezentasyonudur. Periferik hücreler lenfosit benzeri küçük ve hiperkromatik nükleusluyken, merkezi hücreler daha geniş sitoplazmalı ve veziküler nükleusludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Ağrılı, mavi-mor nodüler lezyon
Dermiste ağrılı nodül yapan 'LEND AN EGG' ayırıcı tanısını (Leiomyoma, Eccrine spiradenoma, Neuroma, Dermatofibroma, Angiolipoma, Neurilemmoma, Endometriosis, Glomus tumor, Granular cell tumor) daraltmak için gereklidir.
2
Histopatolojik özellikleri değerlendir
İki tip hücre popülasyonu içeren bazaloid lobüller ve hyalin materyal
Periferik küçük koyu nükleuslu ve merkezi büyük soluk nükleuslu hücre ayrımı spiradenom için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanı yap
Ekrin spiradenom tanısını onayla
Silindromdaki jigsaw paterni veya glomus tümöründeki vasküler yapılar izlenmediği için en uygun tanı spiradenomdur.

Key Concept

Ekrin spiradenom, klinik olarak ağrılı nodül ile karakterize, histolojik olarak ise iki farklı bazaloid hücre popülasyonu (küçük-koyu ve büyük-soluk) içeren adneksiyel bir tümördür.

Hints

1
Dermiste yerleşen ve dokunmakla ağrılı olan mavi-mor lezyonların ayırıcı tanısını düşünün.
2
Histolojideki 'bazaloid hücrelerin oluşturduğu iki tip popülasyon' ifadesi en önemli ipucudur.
3
Silindrom ile genetik olarak (CYLD mutasyonu) ilişkili olabilen, bazen Brooke-Spiegler sendromunun bir parçası olan ağrılı tümörü hatırlayın.

Practice More

Silindrom ve ekrin spiradenomun Brooke-Spiegler sendromundaki birlikteliğini ve CYLD gen mutasyonunu inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 16Question

Kronik piyojenik osteomiyelitte, nekroze olmuş ölü kemik dokusunun (sekestr) çevresinde reaktif olarak gelişen ve bu dokuyu bir kılıf gibi saran yeni canlı kemik dokusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnvolukrum

Answer

İnvolukrum, kronik osteomiyelitte sekestri çevreleyen canlı kemik dokusudur.
Kronik osteomiyelitte enfeksiyon odağındaki kemik dokusu kanlanması bozulduğu için nekroze olur ve 'sekestr' adını alır. Periostun bu duruma reaksiyon göstermesi sonucu sekestrin çevresinde oluşan yeni ve canlı kemik dokusuna ise 'involukrum' denir.

Step-by-Step Solution

1
Hastalık sürecini tanımla
Kronik piyojenik osteomiyelit
Soruda verilen sekestr ve çevreleyen doku terminolojisi kronik kemik enfeksiyonuna aittir.
2
Patognomonik yapıları ayırt et
Sekestr = Ölü kemik; İnvolukrum = Canlı kemik kını; Kloaka = Drenaj deliği
Bu üç terim kronik osteomiyelitin morfolojik temelini oluşturur.
3
Sorulan yapıyı eşleştir
İnvolukrum
Sekestrin çevresinde reaktif olarak oluşan yeni canlı kemik dokusu involucrum olarak adlandırılır.

Key Concept

Kronik Osteomiyelit Morfolojisi

Hints

1
Bu yapı, ölü kemiği bir 'kın' veya 'kılıf' gibi sarar.
Estimated Time:45s
Question 17Question

5252 yaşında, tip 11 diabetes mellitus tanısı ile takip edilen kadın hastanın bacak ön yüzünde (pretibial), keskin sınırlı, ortası sarımsı-kahverengi renkte ve atrofik görünümde, üzerinde telenjektazilerin belirgin olduğu plaklar saptanıyor. Lezyondan alınan biyopside dermis boyunca yerleşim gösteren, dejenerasyon gösteren kollajen liflerinin (nekrobiyoz) etrafında "katlı" (tiered) bir görünüm oluşturan palizatik histiyositler ve belirgin plazma hücresi infiltrasyonu izleniyor.

Bu klinik ve histopatolojik bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nekrobiyozis lipoidika

Answer

Diyabetik hastada pretibial yerleşimli, histolojisinde plazma hücrelerinin eşlik ettiği katlı palizatik granülomlar izlenen tablo Nekrobiyozis lipoidika'dır.
Verilen klinik tabloda hastanın diyabetik olması ve pretibial bölgedeki karakteristik plaklar Nekrobiyozis lipoidika için tipiktir. Histopatolojide izlenen 'katlı' (tiered) palizatik granülomlar ve plazma hücrelerinin varlığı bu tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
5252 yaş, diyabet öyküsü ve pretibial sarı-kahverengi plaklar.
Bu bulgular deri granülomatöz hastalıkları arasında diyabetle güçlü ilişkisi olan Nekrobiyozis lipoidika'yı öncelikle düşündürür.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Dermis boyunca katlı (tiered) palizatik granülomlar, kollajen dejenerasyonu ve plazma hücreleri.
Plazma hücrelerinin varlığı ve tüm dermis tutulumu, Granüloma anülare ile en önemli ayrım noktasıdır.
3
Ayırıcı tanı yap
Tanı Nekrobiyozis lipoidika olarak kesinleşir.
Müsin artışının olmaması Granüloma anülare'yi, nekrozun varlığı Sarkoidoz'u eler.

Key Concept

Nekrobiyozis lipoidika ve Granüloma anülare ayrımı
Estimated Time:2m 0s
Question 18Question

Kırık iyileşmesinin erken döneminde (yumuşak kallus evresi), mezenşimal hücrelerin farklılaşmasını ve oluşan dokunun tipini belirleyen en kritik faktörlerden biri bölgesel oksijen tansiyonudur. Buna göre, kırık bölgesindeki düşük oksijen tansiyonunun doku gelişimi üzerindeki etkisi ve iyileşme sürecindeki ilerleyişle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bölgesel hipoksi ve mekanik instabilite, kıkırdak dokusu oluşumunu (kondrogenez) tetikler ve bu doku daha sonra endokondral kemikleşme benzeri bir süreçle örgülü (woven) kemiğe dönüşür.

Answer

Bölgesel hipoksi ve mekanik instabilitenin kıkırdak dokusu oluşumunu tetiklemesi ve bu dokunun daha sonra endokondral kemikleşme süreciyle örgülü kemiğe dönüşmesi doğru ifadedir.
Kırık bölgesindeki düşük oksijen seviyesi ve hareketlilik, mezenşimal hücrelerin kıkırdak dokusuna farklılaşmasını sağlar (yumuşak kallus). Bu kıkırdak yapı, daha sonra yeni damarların gelişmesi ve oksijen seviyesinin artmasıyla birlikte endokondral kemikleşmeye benzer bir mekanizma ile mineralize olur ve düzensiz yerleşimli kolajen liflerinden oluşan örgülü (woven) kemiğe dönüşür.

Step-by-Step Solution

1
Kırık sonrası oluşan hematom ve vasküler hasarın etkisini değerlendir.
Kırık hattında kan akımının kesilmesiyle bölgesel hipoksi (düşük oksijen) oluşur.
Damar bütünlüğünün bozulması hücrelerin metabolik çevresini değiştirir.
2
Düşük oksijen tansiyonunun mezenşimal kök hücre üzerindeki etkisini analiz et.
Mezenşimal hücreler osteoblastlar yerine kondroblastlara farklılaşarak kıkırdak dokusu (yumuşak kallus) üretir.
Hipoksi, kondrojenezi tetikleyen sinyal yolaklarını aktif hale getirir.
3
Yumuşak kallusun sert kallusa dönüşüm mekanizmasını belirle.
Oluşan kıkırdak dokusu kalsifiye olur ve damarların bölgeye girmesiyle endokondral kemikleşme yoluyla örgülü kemiğe (sert kallus) dönüşür.
Örgülü kemik, kırık uçlarını mekanik olarak birbirine bağlayan ilk mineralize dokudur.

Key Concept

Kırık iyileşmesinde oksijen tansiyonu ve mekanik yüklenme, mezenşimal hücrelerin farklılaşma yönünü (osteojenik vs kondrojenik) belirleyen temel faktörlerdir.

Practice More

Kırık iyileşmesinin son aşaması olan remodelyasyon fazında örgülü kemiğin lamellar kemiğe dönüşümünü sağlayan Wolff yasasını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 19Question

17 yaşında bir genç, ön kolda derin yerleşimli, hızla büyüyen ağrısız kitle şikayetiyle başvuruyor. Kitlenin mikroskobik incelemesinde; fibröz septalarla ayrılmış boşluklar içinde, septalara tutunmuş veya lümene dökülmüş küçük yuvarlak hiperkromatik hücreler izleniyor. İmmünohistokimyasal boyamalarda Desmin ve Myogenin ile yaygın nükleer boyanma saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alveoler rabdomyosarkom

Answer

Alveoler rabdomyosarkom
Vakadaki klinik tablo (adölesan yaş), morfoloji (fibröz septalarla çevrili boşluklarda dökülen hücreler - alveolar yapı) ve İHK bulguları (yaygın Myogenin ve Desmin pozitifliği) klasik bir alveoler rabdomyosarkom tanısını desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri değerlendir
17 yaş (adölesan), ön kolda derin yerleşimli hızlı büyüyen kitle.
Yaş ve yerleşim, rabdomyosarkom alt tipleri için ipucu sağlar.
2
Morfolojik bulguları analiz et
Fibröz septalarla ayrılmış boşluklarda dökülen küçük yuvarlak hücreli yapı (alveolar patern).
Bu patern alveoler rabdomyosarkom için patognomoniktir.
3
İmmünohistokimyasal (İHK) bulguları yorumla
Desmin (+) ve Myogenin (nükleer, yaygın +).
Kas diferansiyasyonu olduğunu kanıtlar; Myogenin'in yaygın pozitifliği alveoler tipi embriyonal tipten ayıran önemli bir bulgudur.

Key Concept

Alveoler rabdomyosarkomun karakteristik histomorfolojik ve immünohistokimyasal özellikleri.
Question 20Question

6262 yaşında kadın hasta, 1010 yıl önce sağ meme karsinomu nedeniyle modifiye radikal mastektomi ve radyoterapi öyküsü mevcuttur. Operasyon sonrası sağ kolunda belirgin kronik lenfödem gelişen hastanın, son 33 aydır sağ üst ekstremite cildinde çok sayıda, ağrısız, morumsu-kırmızı renkli nodüler lezyonlar belirmesi üzerine biyopsi yapılıyor. Mikroskobik incelemede, dermis ve subkutan doku içerisinde düzensiz, ağızlaşan vasküler boşluklar oluşturan ve belirgin nükleer atipi gösteren endotel hücreleri izleniyor.

Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, tanıyı doğrulamak için aşağıdaki belirteçlerden hangisinin immünhistokimyasal olarak pozitif saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: CD31

Answer

Vasküler endotel belirteci olan CD31'in pozitif saptanması
Vaka, mastektomi sonrası gelişen kronik lenfödem zemininde ortaya çıkan 'Stewart-Treves Sendromu' (lenfanjiyosarkom/anjiyosarkom) tablosudur. Anjiyosarkomlar endotel hücrelerinden köken alır ve tanıda CD31, CD34 ve Faktör VIII gibi endotel belirteçleri kullanılır. CD31, endotel hücreleri için en duyarlı ve özgül belirteçlerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküyü analiz et
Mastektomi ve radyoterapi sonrası gelişen kronik lenfödem (Stewart-Treves sendromu riski) saptandı.
Kronik lenfödem zemini, yumuşak dokuda anjiyosarkom gelişimi için klasik bir risk faktörüdür.
2
Morfolojik bulguları değerlendir
Ağızlaşan vasküler kanallar ve atipik endotel hücreleri izlendi.
Bu bulgular vasküler kökenli malign bir tümörü (Anjiyosarkom) işaret eder.
3
Hücre kökenine göre belirteç seç
Endotel kökenli bir tümör için CD31 veya CD34 saptanmalıdır.
Tanıyı kesinleştirmek için hücrenin vasküler diferansiyasyonunu kanıtlamak gerekir.

Key Concept

Stewart-Treves sendromu ve Anjiyosarkom tanısal belirteçleri
Page 1 / 21Next
Deri ve Kas-İskelet Sistemi Patolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin