Genel Patoloji

328 questions

Question 121Question

28 yaşında bir kadın hastada, sezaryen operasyonundan 10 gün sonra yara dudaklarının birleştiği, ancak doku direncinin (tensile strength) henüz orijinal cildin yaklaşık %10-20'si kadar olduğu saptanmıştır. İlerleyen haftalarda yara yerindeki gerilme kuvvetinin belirgin şekilde artmasını sağlayan temel biyokimyasal değişiklik ve bu süreci yöneten en önemli büyüme faktörü aşağıdakilerin hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tip III kollajenin yerini Tip I kollajenin alması - TGF-beta

Answer

Doku direncinin artması için zayıf olan Tip III kollajenin yerini daha güçlü çapraz bağlar kurabilen Tip I kollajenin alması ve bu sürecin TGF-beta tarafından yönetilmesi gerekir.
Doğru seçenek olan 'Tip III kollajenin yerini Tip I kollajenin alması - TGF-beta' ifadesi yara iyileşmesinin biyokimyasal sürecini tam olarak tanımlar. İyileşmenin başında üretilen Tip III kollajen, remodeling evresinde TGF-beta etkisiyle daha dirençli olan Tip I kollajen ile yer değiştirir ve bu sayede yara direnci zamanla artar.

Step-by-Step Solution

1
Yara iyileşmesinin zamanlamasını analiz edin.
Ameliyat sonrası 10. gün, proliferasyon evresinden matürasyon/remodeling evresine geçişi temsil eder.
Doku direncinin artışı bu geçiş dönemindeki yapısal değişikliklere bağlıdır.
2
Doku direncini sağlayan temel bileşeni belirleyin.
Gerilme kuvveti (tensile strength), ekstraselüler matristeki kollajen birikimi ve tipi ile doğru orantılıdır.
Skar dokusunun nihai gücü Tip I kollajen miktarına bağlıdır.
3
Kollajen tip değişimini ve düzenleyici faktörü eşleştirin.
Granülasyon dokusundaki baskın Tip III kollajen, TGF-beta etkisiyle Tip I kollajene dönüşür.
TGF-beta fibroblast aktivasyonunu artıran ve matris metalloproteinazlarını inhibe ederek matris birikimini sağlayan en güçlü sitokindir.

Key Concept

Yara iyileşmesinde doku direncinin artışı (remodeling), Tip III kollajenin yerini Tip I kollajenin almasıyla gerçekleşir ve bu sürecin ana mediyatörü TGF-beta'dır.

Practice More

Keloid ve hipertrofik skar arasındaki kollajen tipi ve organizasyon farklarını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 15s
Question 122Question

2222 yaşında bir kadın hastanın yüzünde bir ev kazası sonucu oluşan yüzeysel abrazyon (sıyrık), herhangi bir iz bırakmadan epitelizasyon ile iyileşmektedir. Bu onarım sürecinde keratinositlerin proliferasyonunu ve migrasyonunu uyaran, etkisini tirozin kinaz reseptörü olan ERBB1ERBB1 üzerinden gösteren temel büyüme faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Epidermal büyüme faktörü (EGFEGF)

Answer

Doku onarımı sürecinde keratinositlerin proliferasyonunu uyararak epitelizasyonu sağlayan ve ERBB1ERBB1 reseptörünü kullanan temel faktör Epidermal büyüme faktörüdür (EGFEGF).
Doğru yanıt olan Epidermal büyüme faktörü (EGFEGF), yara iyileşmesinin proliferasyon fazında keratinositlerin ve fibroblastların çoğalmasını ve göçünü uyarır. Etkisini tirozin kinaz reseptörü olan ERBB1ERBB1 (ayrıca EGFREGFR olarak da bilinir) üzerinden gösterir. Bu süreç, özellikle yüzeysel yaraların (abrazyonlar gibi) iz bırakmadan iyileşmesini sağlayan epitelizasyon için esastır.

Step-by-Step Solution

1
Yara tipini ve onarım mekanizmasını belirle.
Yüzeysel bir abrazyonda (sıyrık) ana onarım mekanizması keratinositlerin çoğalmasıyla sağlanan epitelizasyondur.
Yüzeysel yaralarda derin doku hasarı olmadığı için primer odak epitelin yenilenmesidir.
2
Keratinosit proliferasyonunu uyaran büyüme faktörlerini hatırla.
EGFEGF ve TGFαTGF-\alpha bu süreçteki en güçlü mediyatörlerdir.
Bu faktörler epitel hücrelerinin bölünmesini ve yara yatağına göçünü tetikler.
3
Belirtilen reseptör (ERBB1ERBB1) ile eşleştir.
EGFEGF ve TGFαTGF-\alpha, tirozin kinaz aktivitesine sahip olan EGFEGF reseptörü (ERBB1ERBB1) üzerinden etki eder.
ERBB1ERBB1 reseptörü üzerinden gerçekleşen sinyal iletimi hücre siklusunu başlatır.

Key Concept

Doku onarımı sırasında keratinosit proliferasyonu ve epitelizasyon süreci.
Estimated Time:55s
Question 123Question

33 haftalık bir erkek bebek, göbek kordonunun henüz düşmemesi ve göbek çevresinde kızarıklık şikayeti ile getiriliyor. Fizik muayenede omfalit ile uyumlu görünüm olmasına rağmen pürülan akıntı saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 55.000/μL55.000/\mu L (85%85\% nötrofil) olarak bulunuyor. Enfekte bölgeden alınan biyopside belirgin doku nekrozu izlenmesine rağmen, nekrotik alanlarda lökosit infiltrasyonunun yokluğu dikkat çekiyor.

Bu hastada aşağıdaki proteinlerin hangisinde defekt olması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: β2\beta_2-integrin (CD18CD18)

Answer

Sıkı yapışmadan (firm adhesion) sorumlu olan β2\beta_2-integrin (CD18CD18) defekti
Doğru cevap olan β2\beta_2-integrin (CD18CD18) eksikliği, Lökosit Adhezyon Defekti Tip 1'in temelidir. Bu hastalıkta nötrofiller damar duvarına sıkıca yapışamaz ve transmigrasyonu gerçekleştiremez. Sonuç olarak, göbek kordonu düşmesi gecikir (>3>3 hafta), enfeksiyon bölgelerinde irin oluşmaz ve kanda aşırı lökositoz (marjinasyon havuzuna katılamama nedeniyle) izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Geç düşen göbek kordonu ve pürülan akıntı olmaksızın seyreden enfeksiyon, lökositlerin damar dışına çıkışında bir sorun olduğunu düşündürür.
Nötrofiller dokuya geçemediğinde inflamasyon bölgesinde irin (püy) oluşamaz.
2
Laboratuvar ve histopatoloji korelasyonu
Belirgin periferik lökositoz (55.000/μL55.000/\mu L) olmasına rağmen dokuda lökosit infiltrasyonunun yokluğu, 'adhezyon' basamağında bir defekt olduğunu doğrular.
Lökositler damar içinde birikirken dokuya geçemezler.
3
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
Sıkı yapışma evresinden sorumlu olan integrinlerin (β2\beta_2 alt birimi, CD18CD18) eksikliği Lökosit Adhezyon Defekti Tip 1 (LAD-1) olarak tanımlanır.
LAD-1, klinik olarak göbek kordonunun geç düşmesi ile en karakteristik şekilde prezante olan adhezyon kusurudur.

Key Concept

Lökosit ekstravazasyon mekanizmasında integrinlerin (CD18) rolü ve eksikliğinin (LAD-1) patolojik yansımaları.
Estimated Time:1m 30s
Question 124Question

Akut inflamasyon sürecinde, doku hasarını takiben ilk 6246-24 saatlik zaman diliminde vasküler yataktan interstisyel alana göç eden ve bu evrede baskın olan temel hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nötrofiller

Answer

Nötrofiller, akut inflamasyonun ilk 6246-24 saatinde dokuda baskın olan temel hücre tipidir.
Akut inflamasyonda nötrofiller; kanda en yüksek konsantrasyonda bulunan lökosit tipi olmaları, endotel üzerindeki selektin ve integrinlere hızlı bağlanmaları ve kemotaktik faktörlere (C5a, LTB4 gibi) çok hızlı yanıt vermeleri nedeniyle ilk 6246-24 saatte dokuya ulaşan ve baskın olan hücrelerdir.

Step-by-Step Solution

1
İnflamasyonun zaman çizelgesini değerlendir.
Doku hasarından hemen sonra ödem başlar, ardından hücresel infiltrasyon gelişir.
Vasküler değişiklikler hücresel yanıttan önce gerçekleşir.
2
Erken dönem hücresel yanıtı tanımla.
İlk 2424 saatte nötrofiller baskındır.
Nötrofiller kanda boldur, kemokinlere hızlı yanıt verir ve adezyon molekülleriyle endotel ile hızlı etkileşime girer.
3
Geç dönem hücresel yanıtı tanımla.
244824-48 saatten sonra makrofajlar (monositler) baskın hale gelir.
Makrofajlar daha uzun ömürlüdür ve kronikleşme eğiliminde lenfositlerle birlikte çalışırlar.

Key Concept

Hücresel İnfiltrasyon Kinetiği

Hints

1
İnflamasyonun en erken evresindeki 'öncü birlik' hücrelerini düşünün.

Practice More

Miyokard enfarktüsü sonrası dokuda görülen hücrelerin kronolojik sırasını çalışarak bu bilgiyi pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:30s
Question 125Question

33 yaşında bir erkek çocuk; bebeklik döneminde belirgin hipotoni ve beslenme güçlüğü nedeniyle izlenmiştir. Şu anki muayenesinde morbid obezite, kısa boy, küçük eller ve ayaklar ile bilateral kriptorşidizm saptanmıştır. Mental gerilik ve kontrol edilemeyen hiperfaji (aşırı yemek yeme) öyküsü olan hastada yapılan yüksek çözünürlüklü karyotip analizi ve 15q11q1315q11-q13 bölgesini hedefleyen floresan in situ hibridizasyon (FISH) testi normal (delesyon yok) olarak sonuçlanmıştır. Bu çocuktaki klinik tabloyu ve normal FISH sonucunu açıklayan en olası genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 1515. kromozomda maternal uniparental dizomi

Answer

Klinik tablo ve normal FISH sonucuyla uyumlu olan mekanizma 1515. kromozomda maternal uniparental dizomidir.
Prader-Willi Sendromu (PWS), 15q11.2q1315q11.2-q13 bölgesindeki paternal olarak ifade edilen genlerin kaybından kaynaklanır. Olguların %70\%70'inde paternal delesyon görülürken (FISH ile saptanabilir), delesyon saptanmayan yaklaşık %25\%25 oranındaki grupta en sık mekanizma maternal uniparental dizomidir. Bu durumda çocuk her iki 1515. kromozomu da anneden alır; maternal aleller metillenmiş ve 'sessiz' olduğu için aktif paternal genlerin eksikliği klinik tabloyu oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hipotoni, obezite, kısa boy, küçük el/ayak ve hiperfaji bulguları Prader-Willi Sendromu'na (PWS) işaret eder.
Ayırıcı tanıda genetik imprinting bozuklukları düşünülmelidir.
2
Genetik test sonuçlarının analizi
Normal karyotip ve normal FISH (15q11q1315q11-q13 delesyonu yok), PWS tanısını dışlamaz.
PWS olgularının yaklaşık %30\%30'unda delesyon dışı mekanizmalar (UPD veya imprinting kusuru) rol oynar.
3
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
PWS, paternal kökenli 15q11q1315q11-q13 bölgesindeki genlerin ifadesinin kaybıyla oluşur. Delesyon yoksa, her iki kromozomun anneden gelmesi (maternal UPD) bu kaybı açıklar.
Maternal aleller bu bölgede epigenetik olarak susturulmuştur (metillenmiştir).

Key Concept

Genomik Imprinting ve Uniparental Dizomi
Estimated Time:2m 30s
Question 126Question

6565 yaşında erkek hasta, 2020 yıldır devam eden ve tedavi edilmeyen hipertansiyon öyküsü ile efor dispnesi şikayetiyle başvuruyor. Ekokardiyografisinde sol ventrikül duvar kalınlığı 1.81.8 cm (Normal: <1.1<1.1 cm) ve ejeksiyon fraksiyonu %45\%45 olarak saptanıyor. Bu hastada gelişen kardiyak adaptasyonun moleküler patogenezi göz önüne alındığında, aşağıdaki hücresel veya moleküler değişikliklerden hangisinin görülmesi en az olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: İnsülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF1IGF-1) aracılı fosfoinositid 3-kinaz (PI3K/AKTPI3K/AKT) yolağının baskın aktivasyonu

Answer

İnsülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF1IGF-1) aracılı fosfoinositid 3-kinaz (PI3K/AKTPI3K/AKT) yolağının baskın aktivasyonu en az olasıdır.
Kardiyak hipertrofide patolojik (basınç/volüm yüklenmesi) ve fizyolojik (egzersiz) adaptasyonlar farklı moleküler yolakları kullanır. Hipertansiyon gibi patolojik durumlarda mekanik gerilme ve vazoaktif maddeler (Ang II, Endotelin) GqG_q proteinleri üzerinden kalsineurin yolağını ve fetal gen programını (ANP, BNP, β\beta-MHC) aktive eder. Buna karşın, sporcularda görülen fizyolojik hipertrofide temel sürücü güç büyüme faktörleri, özellikle IGF1IGF-1 olup, bu faktör PI3K/AKTPI3K/AKT yolağı üzerinden protein sentezini artırır. Bu nedenle patolojik bir süreçte IGF1IGF-1 aracılı yolağın baskın aktivasyonu beklenmez.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve adaptasyon tipini belirle.
Kronik hipertansiyona bağlı sol ventrikül hipertrofisi (Patolojik hipertrofi).
Hipertansiyon patolojik bir stresör olup, kalpte iş yükünü artırarak hipertrofiyi tetikler.
2
Patolojik hipertrofinin moleküler tetikleyicilerini hatırla.
G-protein kenetli reseptörler (GqG_q, G11G_{11}), mekanik sensörler, anjiyotensin II, endotelin-1.
Bu faktörler kalsineurin ve PKC gibi yolakları aktive ederek fetal gen programını başlatır.
3
Fizyolojik hipertrofinin (egzersiz) moleküler farkını ayırt et.
Fizyolojik hipertrofi temel olarak IGF1IGF-1 ve PI3K/AKTPI3K/AKT yolağını kullanır.
Sporcu kalbinde koruyucu özellik taşıyan bu yolak, patolojik hipertrofide baskın değildir.
4
Seçenekleri karşılaştırarak aykırı olanı bul.
IGF-1/PI3K/AKT yolağı fizyolojik sürece özgüdür.
Hipertansiyonlu hastada GPKR aracılı yolaklar beklendiği için IGF-1 yolağı en az olasıdır.

Key Concept

Patolojik kardiyak hipertrofi (hipertansiyon vb.) GPKR ve kalsineurin yolaklarını kullanırken; fizyolojik hipertrofi (egzersiz) IGF-1 ve PI3K/AKT yolağını kullanır.
Estimated Time:1m 30s
Question 127Question

4545 yaşında bir erkek hasta, son haftalarda giderek artan nefes darlığı, hemoptizi ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın infiltrasyonlar izleniyor. Böbrek biyopsisinde çok sayıda glomerülde kresent oluşumu dikkati çekiyor. İmmünofloresan incelemede glomerüler bazal membran boyunca kesintisiz, "lineer" tarzda IgG ve C3 birikimi saptanıyor.

Buna göre, hastada gelişen bu tablonun patogenezi ve histopatolojik özellikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Doku hasarı, Tip IV kollajenin α3\alpha3 zincirine karşı gelişen otoantikorların başlattığı Tip 2 aşırı duyarlılık reaksiyonuna bağlıdır.

Answer

Doğru yanıt, doku hasarının Tip IV kollajenin α3\alpha3 zincirine karşı gelişen otoantikorların başlattığı Tip 2 aşırı duyarlılık reaksiyonuna bağlı olduğunu ifade eden seçenektir.
Hastadaki hemoptizi, böbrek yetmezliği, kresentrik glomerülonefrit ve lineer immünofloresan paterni doğrudan Goodpasture sendromunu (Anti-GBM hastalığı) tanımlamaktadır. Bu sendromun patogenezinden, akciğer alveoler ve böbrek glomerüler bazal membranında ortak olarak bulunan Tip IV kollajenin α3\alpha3 zincirine (NC1 alanına) karşı gelişen otoantikorlar sorumludur. Antikorların doğrudan dokuya bağlanarak hasar oluşturması Tip 2 aşırı duyarlılık reaksiyonu olarak sınıflandırılır. Dokuya kesintisiz bağlanan bu otoantikorlar, immünofloresan incelemede tipik 'lineer' görünümü verir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada hemoptizi (akciğer kanaması) ve kresentrik glomerülonefrit birlikteliği saptanmıştır. Bu tablo bir akciğer-böbrek sendromunu işaret eder.
Ayırıcı tanıya (Goodpasture, Wegener, SLE, vb.) gitmek için temel klinik sendromun tanımlanması gerekir.
2
İmmünofloresan bulgularını değerlendirme
Biyopside bazal membran boyunca izlenen 'lineer' tarzda IgG birikimi, patolojinin Goodpasture sendromu (Anti-GBM antikor hastalığı) olduğunu kesinleştirir.
Diğer akciğer-böbrek sendromlarında (ANCA ilişkili vaskülitlerde 'pauci-immune', immün kompleks hastalıklarında ise 'granüler' patern) bu bulgu görülmez.
3
Patogenezi ve moleküler hedefi belirleme
Goodpasture sendromunun, böbrek ve akciğerdeki Tip IV kollajenin α3\alpha3 zincirinin (NC1 alanı) hedeflendiği bir Tip 2 aşırı duyarlılık reaksiyonu olduğu sonucuna varılır.
Hastalığın temel mekanizmasını ve hücre dışı matriks antijenine karşı gelişen immün yanıtı netleştirmek için.

Key Concept

Goodpasture sendromunda (Anti-GBM hastalığı) Tip 2 aşırı duyarlılık reaksiyonu ve lineer immünofloresan paterni
Question 128Question

33 günlük bir erkek bebek, jeneralize konvülsiyonlar nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 6.2 mg/dL6.2\ mg/dL (normal: 8.58.5-10.5 mg/dL10.5\ mg/dL) olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde trunkus arteriozus ile uyumlu üfürüm ve düşük yerleşimli kulaklar dikkati çekiyor. Bu hastada immün yetmezliğin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 3.3. ve 4.4. faringeal poşların gelişim kusuru

Answer

İmmün yetmezliğin temel nedeni 3.3. ve 4.4. faringeal poşların gelişim kusurudur.
Vakadaki hipokalsemik konvülsiyonlar, kardiyak defekt (trunkus arteriozus) ve fasiyal bulgular DiGeorge sendromu ile tam uyumludur. Bu sendromun temelinde 22q11.222q11.2 delesyonuna bağlı olarak 3.3. ve 4.4. faringeal poşların gelişimindeki kusur yatar; bu da timus ve paratiroid bezlerinin aplazisi veya hipoplazisi ile sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Hipokalsemi (konvülsiyon), konjenital kalp hastalığı (trunkus arteriozus) ve fasiyal dismorfizm saptandı.
Bu bulgular klasik bir DiGeorge sendromu (CATCH-22) tablosunu işaret eder.
2
Embriyolojik ve anatomik ilişkiyi kur
Paratiroid bezleri ve timusun ortak kökeni belirlendi.
Timus ve paratiroid bezleri embriyolojik olarak 3.3. ve 4.4. faringeal poşlardan gelişir.
3
Patolojik mekanizmayı tanımla
22q11.222q11.2 delesyonu sonucu poş gelişiminin durduğu anlaşıldı.
DiGeorge sendromunda bu poşların gelişememesi hem T hücre yetmezliğine hem de hipokalsemiye neden olur.

Key Concept

DiGeorge sendromu, faringeal poş gelişim kusuru sonucu oluşan bir primer T hücre yetmezliğidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 129Question

2828 yaşında bir kadın, iki kez spontan abortus öyküsü ve Trizomi 2121 (Down sendromu) tanısı alan bir çocuk sahibi olması nedeniyle genetik polikliniğine başvuruyor. Yapılan sitogenetik analizde kadının fenotipik olarak normal olduğu ancak 4545 kromozoma sahip olduğu saptanıyor. Bu kadının genetik yapısı için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: 1414 ve 2121. kromozomlar arasında Robertsonian translokasyon taşıyıcılığı

Answer

Fenotipik olarak normal olup 45 kromozoma sahip olan ve Down sendromlu çocuk sahibi olan bu kadında en olası durum 14 ve 21. kromozomlar arasında gerçekleşen Robertsonian translokasyon taşıyıcılığıdır.
Doğru seçenek olan Robertsonian translokasyon taşıyıcılığında, 14 ve 21 gibi akrosentrik kromozomların uzun kolları sentromer bölgesinden birleşir. Bu bireyler 45 kromozoma sahip olmalarına rağmen genetik materyal dengeli olduğu için fenotipik olarak normaldirler. Ancak mayoz bölünme sırasında 'translokasyonlu 14;21' kromozomu ile normal '21' kromozomu aynı gamete girerse, döllenme sonrası Trizomi 21 (Down sendromu) ortaya çıkar. Tekrarlayan düşükler de bu dengesiz dağılımların sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Kromozom sayısının analiz edilmesi
Hastanın 45 kromozomlu olması, iki kromozomun birleştiği (füzyon) bir durumu işaret eder.
Dengeli Robertsonian translokasyonlarında iki akrosentrik kromozom birleşir ve toplam sayı 45'e düşer.
2
Klinik öykü ile genetik mekanizmanın eşleştirilmesi
Trizomi 21'li çocuk sahibi olma ve tekrarlayan düşükler, dengesiz gamet oluşumunu destekler.
Taşıyıcı birey, normal 21. kromozom ile birlikte translokasyonlu (14;21) kromozomu aynı gamete aktardığında embriyo trizomik olur.
3
Diğer sitogenetik olasılıkların elenmesi
Turner sendromu (45,X) fenotipik anormalliklerle seyrederken, resiprokal translokasyonlar 46 kromozomludur.
Hastanın fenotipik olarak normal olması ve spesifik olarak Down sendromlu çocuk öyküsü tanıyı Robertsonian taşıyıcılığına yönlendirir.

Key Concept

Robertsonian translokasyonları, akrosentrik kromozomlar (13, 14, 15, 21, 22) arasında gerçekleşen, genetik materyal kaybının minimal olduğu ve taşıyıcının fenotipik olarak normal kaldığı ancak dengesiz gamet riski taşıdığı özel bir translokasyon tipidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 130Question

88 yaşında bir kız çocuk; bebeklikten itibaren dirençli mukokutanöz kandidiyazis atakları, laboratuvar incelemelerinde saptanan hipokalsemi (hipoparatiroidizm ile uyumlu) ve son dönemde eklenen hiperpigmentasyon ile seyreden adrenal yetmezlik (Addison hastalığı) tanıları ile takip edilmektedir.

Bu hastada immünolojik toleransın bozulmasına ve çoklu organ spesifik otoimmünite gelişimine neden olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Timik medüller epitelyal hücrelerde periferik doku antijenlerinin ekspresyonunun yetersizliği

Answer

Timik medüller epitelyal hücrelerde periferik doku antijenlerinin ekspresyonunun yetersizliği (AIRE geni defekti)
Vaka sunumundaki kronik kandidiyazis, hipoparatiroidizm ve Addison hastalığı triadı, Otoimmün Poliendokrinopati Sendromu Tip 1 (APS-1/APECED) için tipiktir. Bu hastalık, AIRE (Autoimmune Regulator) genindeki mutasyonlar nedeniyle oluşur. AIRE proteini, timik medüller epitelyal hücrelerde periferik doku antijenlerinin (vücudun diğer organlarına özgü proteinlerin) transkripsiyonunu uyararak, gelişmekte olan T hücrelerinin 'kendi' (self) antijenlerini tanımasını ve self-reaktif olanların elenmesini (negatif seleksiyon) sağlar. Bu mekanizmanın bozulması, self-reaktif T hücrelerinin periferik dolaşıma kaçmasına ve çoklu organ hasarına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
Kronik mukokutanöz kandidiyazis + Hipoparatiroidizm + Addison Hastalığı = Otoimmün Poliendokrinopati Sendromu Tip 1 (APS-1 / APECED)
Hastanın triadı spesifik bir sendromu işaret etmektedir.
2
Hastalığın genetik temelinin belirlenmesi
APS-1, AIRE (Autoimmune Regulator) genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.
AIRE geni, merkezi toleransın sağlanmasında anahtar role sahiptir.
3
AIRE geninin fonksiyonunun analiz edilmesi
AIRE, timustaki medüller epitelyal hücrelerin periferik dokulara özgü antijenleri (insülin, tiroglobulin vb.) ifade etmesini sağlar.
T hücrelerinin kendi antijenlerini timusta tanıması (negatif seleksiyon) için bu ekspresyon gereklidir.
4
Patolojik sonucun tespiti
AIRE eksikliğinde self-reaktif T hücreleri timusta elenemez ve periferik dokulara saldırarak otoimmüniteye neden olur.
Merkezi toleransın çökmesi, organ-spesifik çoklu otoimmünite ile sonuçlanır.

Key Concept

Merkezi toleransın (negatif seleksiyon) AIRE geni aracılığıyla timusta sağlanması.

Practice More

AIRE geninin merkezi toleransdaki rolü ile FOXP3'ün periferik toleransdaki rolü arasındaki farkları karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 131Question

55 yaşında bir erkek çocuk, doğumundan itibaren tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonları, büyüme geriliği ve kronik ishal şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde nazal polipler ve karın distansiyonu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ter testi klor konsantrasyonu 9595 mmol/L (Normal <40< 40 mmol/L) olarak bulunuyor. Bu hastada en olası genetik defekt olan ΔF508\Delta F508 mutasyonunun temel patogenetik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Proteinin endoplazmik retikulumda hatalı katlanması sonucu hücre yüzeyine ulaşmadan yıkılması

Answer

Sentezlenen proteinin endoplazmik retikulumda hatalı katlanması ve hücre yüzeyine ulaşmadan degradasyona uğraması
Kistik Fibrozis'te en sık görülen mutasyon olan ΔF508\Delta F508, CFTR proteininin sentez sonrası endoplazmik retikulumda hatalı katlanmasına (misfolding) neden olur. Bu hatalı katlanan protein, hücrenin kalite kontrol mekanizması tarafından saptanarak ubikitine edilir ve proteazomlarda yıkılır (ER-associated degradation). Sonuç olarak fonksiyonel klor kanalları hücre apikal membranına ulaşamaz.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Tekrarlayan enfeksiyonlar, nazal polipler ve yüksek klorlu ter testi Kistik Fibrozis tanısını koydurur.
Bu bulgular ekzokrin bezlerin klor transport bozukluğuna bağlı tipik klinik tablodur.
2
Mutasyon tipinin belirlenmesi
En sık görülen mutasyon olan ΔF508\Delta F508, 77. kromozomdaki CFTR geninde 33 baz çiftlik bir delesyondur.
Fenilalanin kaybına yol açan bu mutasyon, proteinin konformasyonunu bozar.
3
Hücre içi işleme sürecinin analizi
Hatalı katlanan protein endoplazmik retikulumda (ER) tutulur ve proteazomlar tarafından yıkılır.
Bu bir Sınıf II (Processing) defektidir ve protein hücre zarına hiç ulaşamaz.

Key Concept

Kistik Fibrozis'te Sınıf II Mutasyon Mekanizması
Estimated Time:1m 30s
Question 132Question

Hücre ölümü mekanizmaları incelendiğinde, aşağıdakilerden hangisi apoptozu nekrozdan ayıran temel morfolojik özelliklerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Plazma membran bütünlüğünün korunması

Answer

Plazma membran bütünlüğünün korunması
Doğru yanıt olan plazma membran bütünlüğünün korunması, apoptozun en karakteristik morfolojik özelliklerinden biridir. Bu süreçte hücre içeriği 'apoptotik cisimcikler' adı verilen membranla çevrili yapılar içinde paketlenir, böylece çevre dokular hasar görmez ve inflamasyon tetiklenmez.

Step-by-Step Solution

1
Apoptoz ve nekrozun morfolojik tanımlarını karşılaştırın.
Apoptoz programlı ve kontrollü bir ölümdür; nekroz ise kontrolsüz bir hasardır.
İki ölüm şekli arasındaki en temel fark, hücre içeriğinin çevreye yayılıp yayılmadığıdır.
2
Membran yapısındaki değişiklikleri inceleyin.
Apoptozda plazma membranı sağlam kalırken, nekrozda erken dönemde bütünlüğü bozulur.
Membran bütünlüğünün korunması, apoptozun inflamasyona yol açmamasının temel nedenidir.

Key Concept

Apoptozda plazma membran bütünlüğü korunur ve hücre içeriği dışarı sızmadığı için inflamasyon izlenmez; bu durum nekroz ile en temel ayırıcı farktır.
Question 133Question

Kronik sistit ve mesane taşları nedeniyle takip edilen 5858 yaşında bir kadın hastadan alınan mesane biyopsisinde; mesane mukozasını döşeyen normal değişici epitelin (urotelyumurotelyum) yerini, keratinize çok katlı yassı epitelin aldığı gözleniyor. Bu hastadaki morfolojik değişikliğin patogenezinde rol oynayan temel hücre biyolojisi süreci aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lokal doku kök hücrelerinde transkripsiyon faktörlerinin yeniden programlanması

Answer

Lokal doku kök hücrelerinde transkripsiyon faktörlerinin yeniden programlanması
Metaplazi, kronik irritasyona maruz kalan bir dokuda bir matür hücre tipinin yerini, o stres faktörüne daha dayanıklı olan başka bir matür hücre tipinin almasıdır. Bu morfolojik değişim, halihazırda var olan matür epitel hücrelerinin doğrudan şekil değiştirmesiyle değil, bazal tabakada yer alan lokal kök hücrelerin veya farklılaşmamış mezenkimal hücrelerin genetik programının (transkripsiyon faktörleri düzeyinde) yeniden düzenlenmesi sonucu yeni bir yönde farklılaşmalarıyla gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Kronik irritasyon (taş ve sistit) zemininde mesane epitelinin (urotelyum) tip değiştirdiği saptanmıştır.
Değişici epitelin yerine yassı epitelin geçmesi, skuamöz metaplazi olarak tanımlanan bir adaptasyon yanıtıdır.
2
Metaplazi mekanizmasını sorgula
Metaplazi, mevcut matür hücrelerin doğrudan dönüşümü (transfarklılaşma) ile değil, yeni hücrelerin farklı bir yola girmesiyle oluşur.
Hücre biyolojisinde adaptasyonlar genelde gen ekspresyonundaki değişikliklerle gerçekleşir.
3
Moleküler süreci tanımla
Doku kök hücreleri veya mezenkimal hücreler, sitokinler ve büyüme faktörlerinin etkisiyle transkripsiyon faktörlerini değiştirir.
Bu genetik reprogramlama (yeniden programlama), kök hücrelerin o ortama daha dayanıklı olan farklı bir matür hücre tipine (örneğin skuamöz hücre) farklılaşmasını sağlar.

Key Concept

Metaplazi Mekanizması ve Kök Hücre Reprogramlaması
Estimated Time:2m 0s
Question 134Question

44 yaşında bir erkek çocuk, gümüşi renkte saçlar, açık ten rengi ve tekrarlayan piyojenik cilt enfeksiyonları şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde nistagmus ve fotofobi saptanan hastanın periferik yayma incelemesinde nötrofiller ve lenfositler içerisinde dev azurofilik granüller gözleniyor. Bu hastada izlenen klinik ve laboratuvar bulgularının temelindeki moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fagozom-lizozom füzyonunda bozukluk

Answer

Vakada tarif edilen gümüşi saçlar, parsiyel albinizm ve dev granül bulgusu Chediak-Higashi sendromu için karakteristiktir ve bu hastalık fagozom-lizozom füzyon bozukluğu sonucu gelişir.
Chediak-Higashi sendromu, otozomal resesif geçişli bir hastalıktır ve vezikül trafiğini düzenleyen LYSTLYST genindeki mutasyon sonucu gelişir. Bu mutasyon, lizozomların ve fagozomların normal şekilde birleşememesine ve bunun yerine kontrolsüzce birleşerek dev granüller oluşturmasına neden olur. Melanositlerdeki melanozom dağılımı da bozulduğu için hastalarda parsiyel albinizm ve gümüşi saç rengi izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (parsiyel albinizm, nistagmus, enfeksiyonlar) değerlendirilmesi.
Hastanın Chediak-Higashi sendromu ön tanısı ile uyumlu olduğu saptanır.
Albinizm ve tekrarlayan enfeksiyon birlikteliği fagositik sistem bozukluklarını akla getirir.
2
Periferik yayma bulgularının (nötrofillerde dev azurofilik granüller) yorumlanması.
Bulgunun Chediak-Higashi sendromu için patognomonik olduğunun teyit edilmesi.
Vezikül trafiği kusuru nedeniyle organellerin kontrolsüz birleşmesi dev granülleri oluşturur.
3
Hastalığın moleküler temelinin belirlenmesi.
Temel defektin fagozom-lizozom birleşme (füzyon) kusuru olduğunun saptanması.
LYSTLYST (Lysosomal Trafficking Regulator) genindeki mutasyon bu füzyonu engeller.

Key Concept

Chediak-Higashi sendromunda fagositik hücrelerde fagozom-lizozom füzyon defekti ve vezikül trafiği bozukluğu.
Estimated Time:1m 15s
Question 135Question

6868 yaşında tip 22 diyabetik erkek hastanın ayak tabanında üç aydır kapanmayan, kronik bir ülser mevcuttur. Yapılan biyopsi ve moleküler analizlerde; yara yatağındaki makrofajların yoğun şekilde CD86CD86 ve iNOSiNOS eksprese ettiği, ancak CD163CD163, Arjinaz1Arjinaz-1 ve CD206CD206 ekspresyonunun saptanmadığı izlenmiştir. Ayrıca bölgedeki yara sıvısında TNFTNF ve IL1βIL-1\beta seviyeleri yüksek iken TGFβTGF-\beta ve IL10IL-10 seviyeleri saptanabilir düzeyin oldukça altındadır.

Buna göre, bu hastada doku onarımının gerçekleşmemesinden sorumlu olan temel hücresel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Makrofajların M1 fenotipinden M2 fenotipine polarizasyonunun yetersizliği

Answer

Doku onarımının gerçekleşmemesinin temel nedeni makrofajların pro-inflamatuar M1 fenotipinden, doku yapımını ve büyüme faktörü salınımını sağlayan M2 fenotipine geçişinin (polarizasyonunun) yetersizliğidir.
Doku onarımı sürecinde makrofajlar kritik bir 'anahtar' görevi görür. İnflamasyonun erken evresinde IFNγIFN-\gamma ve mikrobiyal ürünlerle aktive olan M1 makrofajlar (CD86+CD86+, iNOS+iNOS+) pro-inflamatuar sitokinler salgılarken, doku temizliği bittikten sonra IL4IL-4 ve IL13IL-13 gibi sitokinlerin etkisiyle M2 fenotipine (CD163+CD163+, CD206+CD206+, Arjinaz1+Arjinaz-1+) dönüşmeleri gerekir. M2 makrofajlar doku onarımı için elzem olan TGFβTGF-\beta, IL10IL-10 ve büyüme faktörlerini salgılayarak fibroblast proliferasyonunu ve anjiyogenezi tetikler. Sorudaki vakada, makrofajların M1 fazında takılı kalması onarım sürecinin başlamasını engellemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Marker analizi
CD86CD86 ve iNOSiNOS ekspresyonu makrofajların M1 (klasik aktivasyon) evresinde olduğunu kanıtlar.
M1 makrofajlar mikrop öldürme ve inflamasyonu tetikleme ile görevlidir.
2
Eksik markerların değerlendirilmesi
CD163CD163, Arjinaz1Arjinaz-1 ve CD206CD206 yokluğu, M2 (alternatif aktivasyon) polarizasyonunun gerçekleşmediğini gösterir.
M2 makrofajlar onarım, anjiyogenez ve fibrozis için gerekli faktörleri salgılar.
3
Sitokin profilinin yorumlanması
Yüksek TNF/IL1TNF/IL-1 ve düşük TGFβ/IL10TGF-\beta/IL-10 seviyeleri yaranın inflamasyon fazında takılı kaldığını doğrular.
TGFβTGF-\beta fibroblastları aktive eden ve skar oluşumunu başlatan temel büyüme faktörüdür.
4
Klinik sentez
Diyabetik ülserlerdeki kronik inflamasyonun sebebi, makrofajların onarım evresini başlatacak olan M2 polarizasyonunu yapamamasıdır.
İyileşme için inflamasyonun sönümlenmesi ve onarımın başlaması şarttır.

Key Concept

Makrofaj Polarizasyonu (M1 vs M2)
Estimated Time:3m 0s
Question 136Question

2222 yaşında erkek hasta, uzun boy, ekstremitelerde aşırı uzama (araknodaktili) ve göğüs kafesinde içe çöküklük (pektus ekskavatum) şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral lens dislokasyonu saptanıyor. Aile öyküsünde babasının genç yaşta aort diseksiyonu nedeniyle öldüğü öğrenilen bu hastada, aşağıdaki genlerin hangisinde mutasyon saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: FBN1

Answer

FBN1 mutasyonu (Marfan Sendromu)
Verilen klinik tablo (iskelet anomalileri, ektropia lentis ve aort diseksiyonu riski) Marfan Sendromu için tipiktir. Bu hastalık, fibrillin-11 proteinini kodlayan FBN1FBN1 genindeki mutasyonlar nedeniyle gelişen otozomal dominant bir bozukluktur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hastada uzun boy, araknodaktili, pektus ekskavatum, lens dislokasyonu ve ailede erken yaşta aort diseksiyonu öyküsü saptandı.
Bu semptom kümesi klasik olarak Marfan Sendromu'nu işaret eder.
2
Sendromun genetik temelinin belirlenmesi
Marfan Sendromu, 15q2115q21 kromozomunda bulunan FBN1FBN1 genindeki mutasyonlar sonucu gelişir.
Fibrillin-11, elastik liflerin ana bileşeni olan mikrofibrillerin yapımı için gereklidir.

Key Concept

Marfan Sendromu ve Fibrillin-1 Mutasyonu
Estimated Time:45s
Question 137Question

1414 yaşında bir kız çocuk; boy kısalığı, boyunda yelkensi deri katlantıları (webbed neck) ve kalkan göğüs (shield chest) görünümü ile polikliniğe getiriliyor. Yapılan muayenesinde meme gelişiminin olmadığı ve primer amenore olduğu saptanıyor. Ekokardiyografide aort koarktasyonu izlenen bu hastada en olası sitogenetik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 45,X45,X

Answer

Turner sendromu tanısı ile uyumlu olan 45,X45,X karyotipi
Turner sendromu, X kromozomunun tam veya kısmi monozomisi (45,X45,X) sonucu gelişir. Soruda verilen boy kısalığı, yelkensi boyun, kalkan göğüs ve aort koarktasyonu gibi bulgular bu sendrom için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Boy kısalığı, yelkensi boyun, kalkan göğüs, primer amenore ve aort koarktasyonu Turner sendromunu düşündürür.
Bu bulgular Turner sendromunun klasik fenotipik özellikleridir.
2
Sendroma özgü genetik anomaliyi belirle.
Turner sendromu, X kromozomunun monozomisi ile karakterizedir.
En yaygın karyotip 45,X45,X şeklindedir.

Key Concept

Turner Sendromu (Monozomi X) Fenotipi ve Karyotipi

Practice More

Turner sendromlu hastalarda görülen over patolojisini (streak gonadlar) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 138Question

24 yaşında erkek hasta, ani başlayan ve sırtına vuran şiddetli göğüs ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede hastanın yaşıtlarına göre oldukça uzun boylu olduğu, kollarının vücuduna oranla uzunluğu (dolikostenomeli) ve parmaklarının ince uzun yapısı (araknodaktili) dikkat çekiyor. Göz muayenesinde bilateral ektopi lentis saptanan hastada, çekilen BT anjiyografide çıkan aortada diseksiyon izleniyor. Bu hastada izlenen klinik tablodan sorumlu olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: FBN1 gen mutasyonu sonucu fibrillin-1 yapısında bozukluk

Answer

FBN1 gen mutasyonu sonucu fibrillin-1 yapısında bozukluk
Klinik vakada sunulan bulgular (iskelet anomalileri, gözde lens luksasyonu ve aort diseksiyonu) Marfan sendromuna işaret etmektedir. Bu hastalığın temelinde 15.15. kromozom üzerinde bulunan FBN1 genindeki mutasyon yatar. Bu mutasyon hem mikrofibrillerin yapısal bütünlüğünü bozar hem de normalde fibrillin tarafından sekestre edilen TGF-β'nın serbest kalarak aşırı sinyal iletimine yol açmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Marfan sendromu tanısı konulur.
Uzun boy, araknodaktili, ektopi lentis ve aort diseksiyonu birlikteliği Marfan sendromu için klasiktir.
2
Hastalığın moleküler temelinin belirlenmesi
FBN1 gen mutasyonu tespit edilir.
Marfan sendromu, ekstraselüler matrisin yapısal bir proteini olan fibrillin-1'i kodlayan genin mutasyonu sonucu gelişen otozomal dominant bir hastalıktır.

Key Concept

Marfan sendromu, FBN1 gen mutasyonuna bağlı fibrillin-1 defekti sonucu gelişir ve TGF-β sinyal yolağında aşırı aktivasyona neden olur.

Hints

1
Hastadaki iskelet bulguları ve ektopi lentis hangi sendromu düşündürür?

Practice More

Marfan sendromunda TGF-β sinyal yolunun rolünü ve tedavi yaklaşımlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 139Question

Akut inflamasyonun plazma kökenli mediyatör kaskadında; endotelyal hasar sonrası açığa çıkan negatif yüklü yüzeylere (kollajen, bazal membran) temas ederek aktive olan, prekallikreini kallikreine dönüştürerek kinin sistemini başlatan ve eş zamanlı olarak pıhtılaşma sistemindeki intrinsik yolu aktive eden temel protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Faktör XII (Hageman faktörü)

Answer

Faktör XII (Hageman faktörü), inflamasyonun plazma sistemlerini entegre eden merkezî tetikleyici proteindir.
Faktör XII (Hageman faktörü), endotel hasarı sonucu açığa çıkan negatif yüklü yüzeylerle temas ettiğinde aktive olur. Aktif Faktör XII (XIIa); prekallikreini kallikreine dönüştürerek kinin sistemini, Faktör XI'i aktive ederek pıhtılaşma sistemini, plazminojeni plazmine dönüştürerek fibrinolitik sistemi ve dolaylı olarak kompleman sistemini aktive eder. Bu özelliğiyle inflamasyonun plazma kaynaklı sistemleri arasındaki en önemli bağlantı noktasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tetikleyici mekanizmanın belirlenmesi
Negatif yüklü yüzeylerle (kollajen) temas.
Plazma sistemlerinin aktivasyonu için ilk fiziksel temasın ne olduğunu belirlemek gerekir.
2
Başlatıcı proteinin tanımlanması
Faktör XII (Hageman Faktörü) aktivasyonu.
Karaciğerde sentezlenen bu protein, negatif yüzeylerle temas ettiğinde yapısal değişikliğe uğrayarak aktif formuna (XIIa) dönüşür.
3
Kinin sistemine olan etkinin analizi
Prekallikreinin kallikreine dönüşümü.
Faktör XIIa, prekallikreini aktif kallikreine dönüştürerek bradikinin oluşumunu (vazodilatasyon ve ağrı) başlatır.
4
Pıhtılaşma sistemine olan etkinin analizi
İntrinsik yolun (Faktör XI) aktivasyonu.
Faktör XIIa, eş zamanlı olarak Faktör XI'i aktive ederek pıhtılaşma kaskadını tetikler.

Key Concept

Faktör XII (Hageman faktörü) aktivasyonu, akut inflamasyonda vasküler ve hücresel olayları plazma protein sistemleriyle (kinin, koagülasyon, fibrinoliz, kompleman) bütünleştiren kritik adımdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 140Question

55 yaşında bir erkek çocuk; tekrarlayan sitopeniler, splenomegali ve yaygın lenfadenopati şikayetleriyle getiriliyor. Laboratuvar incelemelerinde otoimmün nötropeni ve hemolitik anemi saptanıyor. Lenf nodu biyopsisinde parakortikal bölgede genişleme izleniyor. Akım sitometrik incelemede; TCRαβ+TCR \alpha\beta+, CD3+CD3+ olup CD4CD4 ve CD8CD8 eksprese etmeyen (çift negatif) T hücre popülasyonunun arttığı görülüyor.

Bu hastada lenfosit homeostazının bozulmasından sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fas-reseptörü aracılı apoptozda yetersizlik

Answer

Doğru cevap, lenfositlerin periferik toleransında görevli olan Fas-reseptörü aracılı apoptozda yetersizlik seçeneğidir.
Hastada izlenen splenomegali, lenfadenopati ve otoimmün sitopeni triadı ile birlikte akım sitometride saptanan 'çift negatif' (CD3+CD4CD8CD3+ CD4- CD8-) T hücre artışı, Otoimmün Lenfoproliferatif Sendrom (ALPS) tanısı için tipiktir. ALPS, lenfositlerin homeostazını sağlayan ekstrinsik apoptoz yolağındaki (Fas reseptörü, Fas ligandı veya Kaspaz 8/10) mutasyonlar sonucu gelişir. Bu defekt, self-reaktif lenfositlerin periferik dokularda elenmesini (aktivasyonla indüklenen hücre ölümü) engeller.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin değerlendirilmesi
Splenomegali, lenfadenopati ve otoimmün sitopeniler (anemi, nötropeni) lenfoproliferatif ve otoimmün bir süreci işaret etmektedir.
Hastanın başvuru şikayetleri immün sistemin kontrolsüz aktivasyonunu göstermektedir.
2
Spesifik laboratuvar bulgusunun analizi
Akım sitometrisinde CD3+CD4CD8CD3+ CD4- CD8- (çift negatif) T hücre artışı tespit edilmiştir.
Çift negatif T hücre artışı, Otoimmün Lenfoproliferatif Sendrom (ALPS) için patognomonik bir bulgudur.
3
Patofizyolojik mekanizmanın belirlenmesi
ALPS, lenfositlerin aktivasyonla indüklenen hücre ölümündeki (AICD) bir kusurdan kaynaklanır.
Normalde self-reaktif lenfositlerin eliminasyonunu sağlayan ekstrinsik apoptoz yolağındaki (Fas/FasL) mutasyonlar bu tabloya yol açar.

Key Concept

Otoimmün Lenfoproliferatif Sendrom (ALPS) ve Fas aracılı apoptoz mekanizması.
PreviousPage 7 / 17Next
Genel Patoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin