Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 questions

Question 161Question

2424 yaşında, homozigot beta-talasemi tanısıyla çocukluğundan itibaren çok sayıda eritrosit süspansiyonu transfüzyonu yapılan erkek hastada progresif kalp yetmezliği gelişmiştir. Hastanın otopsisinde kalbin belirgin derecede dilate olduğu ve miyokardın makroskobik olarak pas rengi-kahverengi bir görünüm aldığı saptanmıştır. Bu hastanın miyokard dokusundan alınan örneklerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Miyositler içinde perinükleer yerleşimli hemosiderin birikimi

Answer

Miyositler içerisinde perinükleer yerleşimli hemosiderin birikimi bu hastada izlenmesi en olası bulgudur.
Çok sayıda transfüzyon alan talasemi hastalarında sekonder hemokromatozis gelişir. Kalp bu durumdan en çok etkilenen organlardan biridir. Hemosiderin granülleri karakteristik olarak miyositlerin perinükleer bölgesinde birikir. Bu durum başlangıçta diyastolik disfonksiyon (restriktif tip) yaratsa da, miyositlerin hasarı ve kaybıyla ilerleyen dönemde biventriküler dilatasyon ve sistolik yetmezlik (dilate tip) tablosu ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Talasemi hastasında çok sayıda transfüzyon öyküsü, vücutta demir birikimini (sekonder hemokromatozis) düşündürür.
Sürekli transfüzyon yapılan hastalarda demir atılım mekanizması olmadığı için demir dokularda birikir.
2
Makroskobik bulguyu yorumla
Kalbin 'pas rengi' (kahverengi-kırmızı) görünümü miyokardda yoğun hemosiderin (demir) depolanmasının tipik işaretidir.
Hemosiderin pigmenti karakteristik olarak dokulara pas rengi-kahverengi bir renk verir.
3
Mikroskobik karşılığı saptanır
Miyosit sitoplazmasında, özellikle çekirdek çevresinde (perinükleer) hemosiderin granülleri saptanır.
Demir birikimi miyosit hasarına yol açarak başlangıçta restriktif, ilerleyen evrelerde ise dilate kardiyomiyopatiye neden olur.

Key Concept

Hemokromatozis (demir yüklenmesi) ilişkili kardiyomiyopati
Question 162Question

5454 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan nefes darlığı, öksürük ve künt göğüs ağrısı şikayetleriyle başvurmuştur. Yapılan bilgisayarlı tomografide ön mediastende perikard ve büyük damarlara invazyon gösteren, 77 cmcm çapında, düzensiz sınırlı kitle saptanmıştır. Hastanın plevral aralığından alınan sıvının analizinde sıvı/serum protein oranının 0.70.7 ve LDH düzeyinin yüksek olduğu (eksüda) belirlenmiştir. Kitle biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; belirgin sitolojik atipi, pleomorfizm ve yüksek mitotik aktivite gösteren epitelyal hücrelerin oluşturduğu solid adalar izlenmiştir. Yapılan immünohistokimyasal çalışmada tümör hücrelerinin belirteç profili aşağıda verilmiştir:

Belirleyici (Marker)Sonuç
Sitokeratin (pan-CK)Pozitif
CD5Pozitif
CD117 (c-kit)Pozitif
TdTNegatif
AFP / β\beta-HCGNegatif

Bu klinik ve patolojik verilere göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Timik karsinom

Answer

Timik karsinom
Timik karsinom, timik epitelyal tümörlerin en agresif formudur. Morfolojik olarak sitolojik atipi ve invazyon belirgindir. İmmünohistokimyasal olarak Sitokeratin pozitifliğinin yanında, timomalarda genellikle negatif olan CD5 ve CD117 (c-kit) pozitifliği tanıyı doğrular. Ayrıca TdT pozitif lenfositlerin eksikliği de karsinomu timomalardan ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Kitle yerleşimi ve plevral sıvı tipini değerlendir
Ön mediastinal yerleşimli invaziv kitle ve ilişkili eksüdatif plevral efüzyon (malignite lehine).
Mediastinal kitlelerin ayırıcı tanısında anatomik lokalizasyon (ön/orta/arka) ilk adımdır.
2
Histomorfolojik bulguları analiz et
Belirgin nükleer atipi, pleomorfizm ve yüksek mitoz gösteren epitelyal hücreler.
Bu bulgular benign timomalardan ziyade malign bir epitelyal neoplaziyi (karsinom) düşündürür.
3
İmmünohistokimyasal belirteçleri yorumla
CD5(+) ve CD117(+) epitelyal hücreler; TdT(-), AFP(-), β\beta-HCG(-).
CD5 ve CD117 kombinasyonu, timik epitelyal tümörler arasında timik karsinom için oldukça spesifiktir.

Key Concept

Timik karsinomun timomalardan ayrımında CD5 ve CD117 (c-kit) pozitifliği en önemli immünohistokimyasal ipucudur.
Estimated Time:2m 0s
Question 163Question

6262 yaşında erkek hasta, 4040 paket-yıl sigara kullanım öyküsü ve son 22 yıldır belirginleşen egzersiz dispnesi ile başvuruyor. Fizik muayenede göğüs ön-arka çapında artış (fıçı göğüs) ve ekspiryumda uzama saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide akciğerlerin özellikle üst loblarında yoğunlaşan, respiratuar bronşiyolleri tutan ancak distal alveolleri nispeten koruyan destrüktif alanlar izleniyor. Bu hastada patolojik sürecin özellikle üst loblarda belirgin olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üst loblarda ventilasyon-perfüzyon (V/QV/Q) oranının daha yüksek olması nedeniyle doku oksijen parsiyel basıncının (PO2PO_2) fazla olması

Answer

Üst loblarda ventilasyon-perfüzyon (V/QV/Q) oranının daha yüksek olması nedeniyle doku oksijen parsiyel basıncının (PO2PO_2) fazla olması
Sigara içenlerde görülen sentriasiner amfizem, akciğerin üst loblarını daha şiddetli etkiler. Bu durumun temel nedeni, ayakta duran bir insanda akciğer apeksindeki ventilasyon-perfüzyon (V/QV/Q) oranının bazallere göre çok daha yüksek olmasıdır. Yüksek V/QV/Q oranı, bu bölgedeki alveolar PO2PO_2 değerinin daha yüksek olmasına neden olur. Yüksek doku oksijeni, nötrofillerin ve makrofajların proteolitik aktivitesini ve serbest radikal üretimini artırarak doku yıkımını hızlandırır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve radyolojik bulgularını analiz et
Sigara öyküsü, respiratuar bronşiyol tutulumu ve üst lob yerleşimi 'Sentriasiner (Sentrilobüler) Amfizem' tanısını koydurur.
Tanının doğru konulması, lobar yerleşim farkının nedenini anlamak için şarttır.
2
Akciğer fizyolojisindeki lobar farklılıkları hatırla
Akciğer apeksinde (üst loblarda) ventilasyon perfüzyona göre daha fazladır (V/QV/Q yüksektir).
Lokal doku ortamındaki gaz konsantrasyonları hasarın şiddetini belirler.
3
Fizyolojik veriyi patogenezle birleştir
Yüksek V/QV/Q oranı, alveollerde daha yüksek PO2PO_2 değerine yol açar. Bu ortam, sigara dumanıyla gelen serbest radikallerin ve nötrofil-makrofaj aktivasyonunun doku üzerindeki oksidatif etkisini maksimize eder.
Proteaz-antiproteaz dengesizliği, doku oksijen basıncının yüksek olduğu bölgelerde daha yıkıcıdır.

Key Concept

Sentriasiner amfizemin üst lob yerleşim mekanizması

Practice More

α1\alpha_1-antitripsin eksikliğinde görülen panasiner amfizemin neden alt lobları tuttuğunu (kan akımı/antiproteaz dağılımı) karşılaştırmalı olarak inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 164Question

4242 yaşında kadın hasta, son bir yıldır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde sistemik skleroz (skleroderma) tanısı olduğu öğreniliyor. Yapılan solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC değerinin beklenen değerin %62\%62'si olduğu, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının ise %84\%84 olduğu saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT) alt loblarda bilateral buzlu cam dansiteleri ve belirgin subplevral korunma (subpleural sparing) izleniyor; ancak "bal peteği akciğer" görünümü saptanmıyor. Akciğer biyopsisinde interstisyel alanda tüm odaklarda benzer şiddette, üniform fibrozis ve kronik inflamasyon izlenirken, fibroblastik odaklara rastlanmıyor.

Bu klinik, radyolojik ve histopatolojik bulgular ışığında, hastadaki akciğer tutulumu için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nonspesifik interstisyel pnömoni

Answer

Nonspesifik interstisyel pnömoni
Nonspesifik interstisyel pnömoni (NSIP), özellikle sistemik skleroz gibi bağ dokusu hastalıkları olan kadın hastalarda sık görülür. Histopatolojik olarak en önemli ayırt edici özelliği 'temporal homojenite'dir, yani interstisyel fibrozis ve inflamasyon tüm alanlarda benzer evrededir. Radyolojik olarak subplevral alanların korunması ve fibroblastik odakların yokluğu bu tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) değerlendir
FVCFVC düşük, FEV1/FVCFEV_1/FVC normal/yüksek bulundu.
Bu bulgular restriktif (kısıtlayıcı) tipte bir akciğer hastalığına işaret eder.
2
Klinik bağlamı analiz et
Hastada sistemik skleroz (bağ dokusu hastalığı) öyküsü mevcut.
Nonspesifik interstisyel pnömoni (NSIP), sistemik bağ dokusu hastalıklarında en sık görülen interstisyel akciğer tutulum paternidir.
3
Radyolojik ve histopatolojik bulguları sentezle
Subplevral korunma, bal peteği yokluğu ve biyopside temporal homojenite (üniformite) saptandı.
Olağan interstisyel pnömoni (UIP) temporal heterojenite ile karakterizeyken, NSIP temporal homojenite ile ayrılır. Subplevral korunma NSIP için tipik bir radyolojik ipucudur.

Key Concept

Nonspesifik interstisyel pnömoni (NSIP), histopatolojik olarak 'temporal homojenite' (tüm lezyonların aynı yaşta olması) ve bağ dokusu hastalıkları ile ilişkisiyle UIP'den ayrılan restriktif bir tablodur.
Question 165Question

5252 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan nefes darlığı, çarpıntı ve bazen bayılma hissi (senkop) şikayetleriyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan ekokardiyografik incelemede, sol atriyumda interatriyal septum bölgesine ince bir sapla tutunmuş, diyastol sırasında mitral kapak açıklığını kısmen tıkayan, yaklaşık 44 cm çapında, lobüle yüzeyli ve jelatinöz yapıda bir kitle saptanıyor. Bu kitle için aşağıdakilerden hangisi en olası histopatolojik bulgudur?

Show answer & explanation

Answer: Miksoid stroma içerisinde yıldızsı (stellat) hücreler ve 'lepidik' büyüme paterni

Answer

Miksoid stroma içerisinde yıldızsı (stellat) hücreler ve 'lepidik' büyüme paterni izlenmesi miksomanın karakteristik histopatolojik özelliğidir.
Kardiyak miksomalar erişkinlerde kalbin en sık görülen primer neoplazisidir. Histolojik olarak, bol miksoid (müsinöz) stroma içerisinde stellat (yıldızsı) hücreler ve bu hücrelerin damar benzeri yapılar oluşturacak şekilde dizildiği 'lepidik' büyüme paterni tanı için karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Sol atriyum yerleşimi, interatriyal septuma tutunma, jelatinöz yapı ve mitral kapağı tıkama (wrecking ball etkisi) bulguları erişkinlerde en sık görülen primer kalp tümörü olan 'miksoma'yı işaret eder.
Miksomaların %90\%90'ı atriyumlarda, özellikle sol atriyumda septum bölgesinde yerleşir.
2
Histopatolojik korelasyon
Miksoma morfolojisi; bol asit mukopolisakkarit içeren miksoid stroma, multipotansiyel mezenşimal hücrelerden köken alan stellat hücreler ve lepidik yapılardır.
Bu bulgular miksomayı diğer primer ve sekonder kalp tümörlerinden ayırt eder.

Key Concept

Kardiyak Miksoma Morfolojisi
Estimated Time:1m 15s
Question 166Question

Yirmi beş yaşında kadın hasta; halsizlik, gece terlemesi ve kollarında çabuk yorulma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede radyal nabızların belirgin derecede zayıfladığı ve üst ekstremite kan basınçları arasında 25mmHg25 mmHg fark olduğu saptanıyor. Aort arkı ve ana dallarını tutan bu patolojinin histopatolojik incelemesinde damar duvarında granülomatöz inflamasyon ve yoğun mediyal skarlaşma izleniyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Takayasu arteriti

Answer

Takayasu arteriti
Takayasu arteriti, genellikle 50 yaşın altındaki kadınlarda görülen, aort arkı ve ana dallarını tutarak bu damarlarda darlık, tıkanıklık veya anevrizmalara yol açan kronik bir granülomatöz vaskülittir. Üst ekstremitelerde nabız zayıflığı ve kan basıncı ölçümlerinde anlamlı fark görülmesi nedeniyle 'nabızsızlık hastalığı' olarak da bilinir. Morfolojik olarak damar duvarında granülomatöz inflamasyon ve ilerleyen dönemde yoğun mediyal fibrozis (skarlaşma) izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç kadın hasta, üst ekstremite nabız zayıflığı ve kan basıncı farkı (nabızsızlık hastalığı bulguları)
Vakadaki demografik özellikler ve fizik muayene bulguları büyük damar vaskülitini işaret eder.
2
Tutulan damar lokalizasyonunu ve morfolojiyi değerlendir
Aort arkı dallarında granülomatöz inflamasyon ve mediyal fibrozis
Bu bulgular Takayasu arteriti ve Dev hücreli arterit için ortaktır; ancak aort arkı tutulumu Takayasu'da daha tipiktir.
3
Ayırıcı tanı için yaş kriterini kullan
Hasta 25 yaşında (50 yaş altı)
Takayasu arteriti 50 yaş altını, Dev hücreli arterit ise 50 yaş üstünü etkiler.

Key Concept

Takayasu arteriti (Nabızsızlık Hastalığı)
Estimated Time:1m 30s
Question 167Question

6565 yaşında, geçirilmiş akciğer tüberkülozu öyküsü olan bir hastanın kontrol bilgisayarlı tomografisinde, sağ üst lobda yoğun parankimal fibrotik bantlar ve bu bölgede belirgin hacim kaybı (kollaps) izlenmektedir. Bu hastada gelişen atelektazi tipi ve patofizyolojik özelliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Akciğer veya plevradaki fibrozisin akciğerin tam ekspansiyonunu engellemesiyle oluşur ve geri dönüşümsüzdür.

Answer

Doğru yanıt, bu durumun akciğer veya plevradaki fibrotik değişikliklerin akciğerin genleşmesini engellemesiyle oluştuğunu ve geri dönüşümsüz olduğunu belirten seçenektir.
Tüberküloz gibi destrüktif akciğer hastalıkları parankimde fibrozis ve nedbe dokusuna yol açar. Bu fibrotik doku, akciğerin inspiryum sırasında genleşmesini engelleyerek kontraksiyon atelektazisine neden olur. Bu süreç kalıcı hasar içerdiği için geri dönüşümsüzdür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik geçmişini ve radyolojik bulgularını analiz et.
Tüberküloz öyküsü ve bilgisayarlı tomografideki 'yoğun fibrotik bantlar' ile 'hacim kaybı', kontraksiyon (nedbe) atelektazisini işaret eder.
Fibrozis, akciğer parankiminin esnekliğini yitirerek büzüşmesine neden olan temel mekanizmadır.
2
Atelektazi tiplerini ayırt et.
Fibrozise bağlı olan tip 'kontraksiyon' atelektazisidir; tıkanmaya bağlı olan 'rezorpsiyon', dış basıya bağlı olan ise 'kompresyon'dur.
Patofizyolojik sınıflamada kontraksiyon atelektazisi, diğer tiplerden farklı olarak geri dönüşümsüz (irreversible) kabul edilir.

Key Concept

Kontraksiyon (nedbe) atelektazisi, akciğer veya plevradaki lokal veya yaygın fibrozisin akciğerin tam genişlemesini engellemesiyle oluşur ve klinik olarak geri dönüşümsüzdür.

Practice More

Farklı atelektazi tiplerinde mediastinal shift (kayma) yönlerini bir tablo halinde çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 15s
Question 168Question

24 yaşında, Down sendromlu bir kadın hasta, ilerleyici efor dispnesi, siyanoz ve hemoptizi ile başvuruyor. Çocukluk döneminde cerrahi düzeltme yapılmayan geniş bir atriyoventriküler septal defekt (AVSDAVSD) öyküsü olan hastada ekokardiyografi; pulmoner arter basıncının sistemik basınca ulaştığını ve şantın sağdan sola döndüğünü (EisenmengerEisenmenger sendromu) göstermektedir. Bu hastanın pulmoner vasküler yatağında izlenen Heath-Edwards morfolojik değişikliklerinden hangisi, pulmoner vasküler dirençteki artışın artık cerrahi müdahale ile geri döndürülemeyecek (irreversibl) bir aşamaya ulaştığının en karakteristik göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük pulmoner arterlerde lümeni dolduran çok sayıda kapiller kanaldan oluşan pleksiform lezyonlar

Answer

Küçük pulmoner arterlerde lümeni dolduran çok sayıda kapiller kanaldan oluşan pleksiform lezyonlar, irreversibl hasarın en karakteristik göstergesidir.
Heath-Edwards sınıflamasına göre, konjenital kalp hastalıklarındaki soldan sağa şantlar sonucu gelişen pulmoner vasküler hasarın 4. evresi 'pleksiform lezyonlar'dır. Bu lezyonlar, küçük muskuler arterlerin lümeninde endotel ile döşeli çok sayıda ince kanalın oluşturduğu bir ağ yapısıdır ve akciğer vasküler yatağındaki hasarın artık cerrahi düzeltme ile geri döndürülemeyecek (irreversibl) aşamaya ulaştığının en spesifik göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve temel kardiyak defektini analiz et.
Down sendromlu hastada opere edilmemiş AVSDAVSD zemini üzerinde sağdan sola şant (EisenmengerEisenmenger sendromu) geliştiği saptanır.
Vasküler hasarın derecesini belirlemek için klinik evreleme gereklidir.
2
Pulmoner hipertansiyona bağlı vasküler remodeling aşamalarını (Heath-Edwards) gözden geçir.
Hasarın Evre 4 ve üzerine çıktığı, vasküler direncin cerrahi ile düşürülemeyeceği anlaşılır.
Cerrahi endikasyonu belirlemede morfolojik sınıflama kritiktir.
3
Geri dönüşsüz (irreversibl) aşamanın histopatolojik 'hallmark' bulgusunu tanımla.
Pleksiform lezyonların varlığı irreversibl vasküler obstrüksiyonu simgeler.
Pleksiform lezyonlar, küçük arterlerin lümenini tıkayan organize kapiller ağları temsil eder ve vasküler yatağın kalıcı kaybına işaret eder.

Key Concept

Heath-Edwards Sınıflaması ve Eisenmenger Sendromu Morfolojisi
Estimated Time:2m 0s
Question 169Question

33 yaşında erkek hasta, sağ ayak başparmağında morarma, şiddetli ağrı ve iyileşmeyen yara şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden günde 2 paket sigara içtiği ve şikayetlerinin soğuk havalarda arttığı öğreniliyor. Fizik muayenede ayak sırtı arter nabızları alınamıyor, ancak popliteal arter nabzı normal olarak değerlendiriliyor. Yapılan anjiyografide bacak distalindeki orta ve küçük çaplı arterlerde segmental tıkanıklıklar ve 'tirbuşon' (corkscrew) benzeri kollateraller izleniyor.

Buna göre, bu hastada etkilenen damar segmentinden alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Damar lümenini tıkayan organize trombüs içerisinde nötrofil odakları (mikroapseler) ve çevresinde granülomatöz inflamasyon

Answer

Doğru cevap, damar lümenini tıkayan organize trombüs içerisinde nötrofil odakları (mikroapseler) ve çevresinde granülomatöz inflamasyon seçeneğidir.
Soruda tarif edilen vaka (genç erkek, ağır sigara içicisi, distal ekstremite iskemisi, tirbuşon kollateraller) klasik bir Buerger Hastalığı (Tromboanjitis Obliterans) tablosudur. Buerger hastalığının mikroskobik ayırt edici özelliği, damar lümenini tıkayan organize trombüs içinde 'mikroapseler' (nötrofil kümeleri) oluşması ve buna eşlik eden granülomatöz inflamasyondur. Diğer vaskülitlerin aksine, damar duvarı yapısı ve internal elastik lamina büyük ölçüde korunur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
33 yaşında genç erkek, ağır sigara içicisi, distal ekstremitede iskemi (ayak parmağında ülser, nabızsızlık) ve anjiyografide 'tirbuşon' kollateraller.
Bu bulgular klasik Buerger Hastalığı (Tromboanjitis Obliterans) tablosunu işaret etmektedir.
2
Tanının patolojik özelliklerini hatırla
Buerger hastalığı, orta ve küçük çaplı arter ve venleri tutan, segmental, trombozlu, akut ve kronik inflamatuar bir hastalıktır.
Hastalığın ayırıcı tanısında histopatolojik spesifik bulgular önemlidir.
3
Histopatolojik bulguyu seçeneklerle eşleştir
Akut lezyonda lümendeki trombüs içinde nötrofil kümeleri (mikroapseler) ve bunu çevreleyen granülomatöz iltihap görülür. Damar duvarı yapısı (internal elastik lamina) genellikle korunur.
Diğer seçenekler PAN (fibrinoid nekroz), GCA (elastik lamina hasarı) veya Churg-Strauss (eozinofili) gibi diğer vaskülitlere aittir.

Key Concept

Buerger Hastalığı (Tromboanjitis Obliterans) Histopatolojisi
Question 170Question

22 yaşında bir çocuk, ağlama sırasında dudaklarında ve parmak uçlarında morarma şikayeti ile getiriliyor. Fizik muayenesinde siyanoz ve üfürüm saptanıyor; ayrıca çocuğun oyun sırasında sık sık çömeldiği (squatting) öğreniliyor. Telekardiyografide kalbin apeksinin yukarı kalkık olduğu ve "bot şeklinde" (coeur en sabot) bir görünüm sergilediği izleniyor. Bu patolojide sağdan sola şantın miktarını ve klinik siyanotik tablonun ciddiyetini belirleyen temel morfolojik faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subpulmoner (infundibuler) stenozun derecesi

Answer

Klinik tablonun ağırlığını belirleyen en önemli faktör subpulmoner (infundibuler) stenozun derecesidir.
Fallot Tetralogisi'nde (ToF) görülen dört ana bileşenden klinik tablonun (siyanoz derecesi ve şant miktarı) en kritik belirleyicisi subpulmoner (infundibuler) stenozun derecesidir. Stenoz ne kadar ağırsa, sağ ventrikül basıncı o kadar yükselir ve deoksijene kan VSD aracılığıyla aortaya o kadar fazla geçer, bu da siyanotik atakların şiddetini artırır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Siyanoz atakları, çömelme davranışı ve 'bot şeklinde kalp' görünümü Fallot Tetralogisi'ni işaret eder.
Fallot Tetralogisi en sık görülen siyanotik konjenital kalp hastalığıdır.
2
Morfolojik bileşenleri hatırla.
VSD, pulmoner stenoz, aort dekstropozisyonu ve sağ ventrikül hipertrofisi.
Bu dört bileşen 'Tetraloji'yi oluşturur.
3
Hemodinamik belirleyiciyi tanımla.
Pulmoner stenozun derecesi, sağ ventrikül çıkış yolundaki direnci belirleyerek kanın ne kadarının VSD üzerinden sistemik dolaşıma (sağdan sola) geçeceğine karar verir.
Şantın yönü ve miktarı direnç farkına bağlıdır.

Key Concept

Fallot Tetralogisi'nde hemodinamik şiddet pulmoner stenozun derecesine bağlıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 171Question

Genç yaşta nefes darlığı şikayetiyle başvuran, sigara öyküsü olmayan ve karaciğer biyopsisinde hepatositlerde PASPAS (+) diastaz dirençli sitoplazmik inklüzyonlar saptanan bir hastanın akciğer patolojisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Respiratuar bronşiyolden terminal kör alveollere kadar tüm asinus bölümlerinde üniform genişleme izlenir.

Answer

Panasiner amfizem, respiratuar bronşiyolden terminal alveollere kadar tüm asinus bölümlerinde üniform genişleme ile karakterizedir.
Doğru seçenek olan tüm asinus bölümlerinde üniform genişleme ifadesi, panasiner amfizemin temel patolojik tanımıdır. Alfa-1 antitripsin eksikliği olan bireylerde, akciğerin koruyucu antiproteaz mekanizması tüm parankimde yetersiz olduğu için asinusun sadece merkezi değil, respiratuar bronşiyolden alveollere kadar olan tüm kısımları yıkıma uğrar ve genişler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Genç yaş, sigara içmeme ve karaciğerde PAS (+) inklüzyonlar Alfa-1 antitripsin (AAT) eksikliğini işaret eder.
AAT proteini karaciğerde sentezlenir; yanlış katlanma sonucu hepatositlerde birikmesi bu inklüzyonlara neden olur.
2
Hastalığa özgü amfizem tipinin belirlenmesi
Alfa-1 antitripsin eksikliğinde görülen amfizem tipi 'panasiner amfizem'dir.
AAT eksikliği tüm akciğer parankimini korumasız bıraktığı için asinusun tamamı etkilenir.
3
Morfolojik tanımın doğrulanması
Panasiner amfizem, asinusun respiratuar bronşiyol, alveolar kanal ve alveolleri kapsayan tüm bölümlerinin genişlemesidir.
Sentriasiner amfizemin aksine (ki orada sadece proksimal/merkezi kısım genişler), panasiner tipte tutulum üniformdur.

Key Concept

Panasiner amfizem morfolojisi ve Alfa-1 antitripsin eksikliği ilişkisi.

Practice More

Sentriasiner amfizemin sigara ve üst lob ilişkisini panasiner amfizem ile karşılaştırmalı olarak çalışınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 172Question

5858 yaşında erkek hasta, ani başlayan substernal baskı tarzında ağrı ile acil servise başvurmuş ve yapılan tetkikler sonucu anterolateral miyokard enfarktüsü tanısı almıştır. Yatışının 55. gününde ani kardiyak arrest gelişen ve yapılan resüsitasyona yanıt vermeyen hastanın otopsisinde, enfarkt alanının makroskobik olarak hiperemik bir kenarla çevrili, sarı-yumuşak karakterde olduğu izlenmiştir. Bu hastanın enfarkt alanından alınan örneklerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Nekrotik miyositlerin marjinlerinde yoğun makrofaj infiltrasyonu ve fagositoz bulguları

Answer

Miyokard enfarktüsünden sonraki 55. günde mikroskobik olarak nekrotik miyositlerin makrofajlar tarafından fagositozu en belirgin bulgudur.
Miyokard enfarktüsü morfolojisinde 373-7. gün aralığı, nekrotik dokunun makrofajlar tarafından temizlendiği dönemdir. Bu dönemde makroskobik olarak enfarkt alanı sarımsı-yumuşak bir hal alır ve bu doku zayıflığı nedeniyle serbest duvar rüptürü riski en yüksektir. Mikroskobik incelemede de nekrotik miyositlerin kenarlarında yoğun makrofaj fagositozu izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve zamanlamayı analiz et
Hasta miyokard enfarktüsü sonrası 55. gündedir.
Miyokard morfolojisi zamana bağımlı olarak değişir.
2
Makroskobik bulguyu değerlendir
Sarı-yumuşak merkez ve hiperemik kenar.
Bu bulgu dokunun yumuşamaya başladığı ve makrofajların temizlik aşamasında olduğu dönemi (373-7 gün) gösterir.
3
Zaman dilimine uygun mikroskobik bulguyu seç
Makrofaj infiltrasyonu ve fagositoz.
Nötrofiller 3.3. günden sonra azalırken, yerlerini ölü hücreleri temizleyen makrofajlara bırakırlar.

Key Concept

Miyokard enfarktüsü morfolojisinin kronolojik evrimi
Estimated Time:1m 30s
Question 173Question

65 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır şiddetlenen nefes darlığı, halsizlik ve bacaklarda şişlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede juguler venöz distansiyon, azalmış kalp sesleri ve inspiryumda sistolik kan basıncında 15 mmHg15\text{ mmHg} düşüş (pulsuspulsus paradoxusparadoxus) saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide perikardiyal boşlukta yaygın effüzyonla birlikte, kalp boşluklarını bir 'zırh' gibi saran, irregüler sınırlı ve nodüler karakterde kalınlaşma izleniyor. Perikardiyal sıvı sitolojisinde atipik mezotel hücreleri görülmesi üzerine yapılan biyopsi sonucunda kalretinin pozitifliği ve CEACEA negatifliği teyit ediliyor. Bu klinik ve patolojik tabloya sahip hasta için aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu tümörün etiyolojik gelişiminde asbest maruziyeti ile olan ilişki, plevral yerleşimli benzerlerine göre anlamlı derecede düşüktür.

Answer

Primer perikardiyal mezotelyoma vakalarında asbest maruziyeti ile olan epidemiyolojik ilişki, plevral mezotelyomalara kıyasla çok daha nadir saptanır.
Vakada tanımlanan nodüler zırh benzeri perikardiyal kalınlaşma ve mezotel marker (kalretinin) pozitifliği primer perikardiyal mezotelyoma tanısını koydurur. Bu tümör oldukça nadirdir ve plevral mezotelyomalardan farklı olarak asbest maruziyeti ile olan ilişkisi literatürde anlamlı derecede düşük bulunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Pulsus paradoksus ve juguler dolgunluk konstriktif perikardit/tamponad tablosunu; 'zırh gibi saran nodüler kitle' ise neoplastik bir perikardiyal süreci işaret eder.
Hastanın semptomlarının mekanizmasını anlamak için gereklidir.
2
İmmünohistokimyasal verileri yorumla.
Kalretinin pozitifliği ve CEA negatifliği, kitlenin mezotelyal kökenli olduğunu (mezotelyoma) kanıtlar; adenokarsinom metastazını dışlar.
Ayırıcı tanı için mezotel markerlarını kullanmak temel bir patolojik yöntemdir.
3
Primer perikardiyal mezotelyomanın epidemiyolojik özelliklerini değerlendir.
Primer perikardiyal mezotelyomaların asbest ile ilişkisinin plevral tipten farklı olduğu saptanır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için tümörün özgün karakteristiği bilinmelidir.

Key Concept

Primer Perikardiyal Mezotelyoma ve Asbest İlişkisi
Estimated Time:3m 0s
Question 174Question

5858 yaşında erkek hasta, göğüs ağrısı ve kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Bilgisayarlı tomografide ön mediastende çevre dokulara invazyon gösteren 77 cm çapında kitle saptanıyor. Biyopsi örneğinde belirgin sitolojik atipi, yüksek mitotik aktivite ve fokal keratinizasyon gösteren solid adalar halinde dizilmiş epitelyal hücreler izleniyor. Yapılan immünohistokimyasal çalışmada tümör hücrelerinde CD5CD5 ve CD117CD117 (ckitc-kit) güçlü pozitiflik saptanırken, tümör içi lenfositlerde TdTTdT ekspresyonu izlenmiyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Timik karsinom

Answer

Timik karsinom
Verilen vakada ön mediastinal yerleşim, invaziv karakter, belirgin sitolojik atipi ve keratinizasyon epitelyal bir maligniteyi düşündürmektedir. İmmünohistokimyasal olarak tümör hücrelerinde saptanan CD5CD5 ve CD117CD117 (ckitc-kit) pozitifliği, timik karsinom için oldukça spesifik bulgulardır. Ayrıca tümör içi lenfositlerde TdTTdT ekspresyonunun olmaması, immatür T-hücrelerinin eşlik ettiği timomalardan ayrımını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Kitle yerleşimi ve morfolojiyi değerlendir.
Ön mediastende invaziv, belirgin atipik epitelyal adalar ve keratinizasyon içeren bir tümör saptandı.
Bu bulgular timik epitelyal tümörleri veya metastatik karsinomları akla getirir.
2
İmmünohistokimyasal belirteçleri (CD5CD5, CD117CD117, TdTTdT) analiz et.
CD5(+)CD5(+), CD117(+)CD117(+) ve TdT()TdT(-) profili elde edildi.
Timik karsinomu, timomalardan ayıran en önemli özellik CD5/CD117CD5/CD117 pozitifliği ve immatür T-hücrelerinin (TdTTdT) kaybıdır.

Key Concept

Timik karsinom, timomalardan farklı olarak sitolojik malignite kriterleri taşır ve CD5CD5 ile CD117CD117 ekspresyonu tanısal açıdan kritiktir.
Estimated Time:2m 0s
Question 175Question

Atelektazi (akciğer sönmesi) tiplerinin ayırıcı tanısında kullanılan patogenetik mekanizmalar, mediastinal yer değiştirme ve geri dönüşümlülük (reversibilite) özellikleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Rezorpsiyon atelektazisinde hava yolu obstrüksiyonu sonrası mediastende etkilenen tarafa doğru kayma izlenirken, tablo genellikle reverzibldir.

Answer

Rezorpsiyon atelektazisinde hava yolu obstrüksiyonu sonrası mediastende etkilenen tarafa doğru kayma izlenirken, tablo genellikle reverzibldir.
Doğru ifade, rezorpsiyon atelektazisinin temel özelliklerini kapsar. Bu tipte ana bronş veya daha küçük hava yollarının tam tıkanması (mukus, tümör, yabancı cisim) sonucu distaldeki alveollerde bulunan hava rezorbe olur. Akciğer sönmesiyle oluşan hacim kaybı, mediastinal yapıların lezyonlu tarafa doğru kaymasına yol açar ve neden ortadan kaldırıldığında akciğer genellikle tekrar şişebilir (reverzibl).

Step-by-Step Solution

1
Atelektazi tiplerini temel mekanizmalarına göre sınıflandırın.
Rezorpsiyon (obstrüksiyon), Kompresyon (bası) ve Kontraksiyon (skatrizasyon) olarak üç ana tipe ayrılır.
Her tipin kendine özgü radyolojik ve patolojik bulguları vardır.
2
Rezorpsiyon atelektazisinin mediastinal etkisini analiz edin.
Hava yolu tıkandığında distaldeki hava emilir ve akciğer büzülür. Bu hacim kaybı mediasteni lezyon tarafına 'çeker'.
Intratorasik basınç dengesinin negatif yönde bozulması yer değiştirmeye neden olur.
3
Kompresyon ve Kontraksiyon tiplerinin geri dönüşümlülük durumunu karşılaştırın.
Kompresyon ve Rezorpsiyon genellikle reverzibl iken, Kontraksiyon (fibrozis) irreverzibldir.
Fibröz doku oluşumu akciğerin tekrar ekspansiyon yeteneğini kalıcı olarak bozar.

Key Concept

Atelektazi tiplerinin (Rezorpsiyon, Kompresyon, Kontraksiyon) mekanizma, mediastinal shift ve reverzibilite farkları.

Practice More

Mediastinal yer değiştirme yönünün rezorpsiyon (tarafa çekilme) ve kompresyon (karşı tarafa itilme) arasındaki farkını klinik senaryolarla (yabancı cisim aspirasyonu vs. tansiyonlu pnömotoraks) pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 176Question

Doğumdan hemen sonra başlayan derin siyanoz ile getirilen bir günlük yenidoğanda, akciğer grafisinde dar mediastinal pedikül ve 'yan yatmış yumurta' (eggonastringegg-on-a-string) görünümü saptanmıştır. Ekokardiyografide aortun sağ ventrikülden, pulmoner arterin ise sol ventrikülden köken aldığı (ventriku¨loarteriyelventriküloarteriyel diskordansdiskordans) doğrulanmıştır.

Bu konjenital kalp hastalığının gelişiminden sorumlu olan temel embriyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konotrunkal çıkıntıların (ridgesridges) spiral rotasyon yapamaması

Answer

Büyük Arter Transpozisyonu'ndan sorumlu temel embriyolojik mekanizma, konotrunkal çıkıntıların spiral rotasyon yapamamasıdır.
Büyük Arter Transpozisyonu (TGATGA), embriyolojik gelişim sırasında aortopulmoner septumun (konotrunkal ridges) spiral bir seyir izlemek yerine düz bir şekilde inmesi sonucu oluşur. Bu durum aortun önde ve sağ ventrikülden, pulmoner arterin ise arkada ve sol ventrikülden çıkmasına (ventriküloarteriyel diskordans) neden olur. Radyolojik olarak kalbin pedikülü daralır ve tipik 'egg-on-a-string' görünümü ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Erken siyanoz ve 'yan yatmış yumurta' grafi bulgusu Büyük Arter Transpozisyonu'nu (TGATGA) işaret eder.
TGA, yenidoğan döneminde en sık görülen siyanotik konjenital kalp hastalıklarından biridir.
2
Anatomik bozukluğu tanımla
Sağ ventrikülden aort, sol ventrikülden pulmoner arter çıkmaktadır.
Bu durum sistemik ve pulmoner dolaşımın birbirine paralel hale gelmesine neden olur.
3
Embriyolojik gelişim sürecini hatırla
Normal gelişimde trunkus arteriozusu bölen konotrunkal septum spiral bir seyir izler.
Eğer bu spiral dönüş gerçekleşmezse, damarlar ait oldukları ventriküllerden çaprazlanarak çıkamazlar.

Key Concept

Büyük Arter Transpozisyonu (TGATGA) ve Konotrunkal Gelişim

Alternative Method

Klinik olarak erken derin siyanoz ile başvuran bir bebekte, akciğer grafisindeki 'yumurta kalp' tanımı doğrudan TGATGA tanısına götürmeli ve bu hastalığın 'rotasyon kusuru' olduğu hatırlanmalıdır.
Estimated Time:1m 15s
Question 177Question

Elli beş yaşında bir erkek hasta; ani gelişen şiddetli baş ağrısı, bulantı ve görme bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 220/140220/140 mmHg olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3,23,2 mg/dL (akut artış) ve idrar tetkikinde hematüri saptanıyor. Bu hastada böbrek arteriyollerinde izlenmesi en olası karakteristik morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Düz kas hücre proliferasyonu ve bazal membran laminasyonu ile karakterize konsantrik "soğan zarı" görünümü

Answer

Düz kas hücre proliferasyonu ve bazal membran laminasyonu ile karakterize konsantrik "soğan zarı" görünümü
Doğru cevap, düz kas hücre proliferasyonu ve bazal membran laminasyonu ile karakterize konsantrik "soğan zarı" görünümüdür. Hastanın çok yüksek kan basıncı (220/140220/140 mmHg) ve eşlik eden akut böbrek yetmezliği bulguları malign hipertansiyon tanısını koydurur. Malign hipertansiyonda arteriyollerde görülen tipik morfolojik değişiklik hiperplastik arteriyolosklerozdur. Bu durumda damar duvarı kalınlaşır ve lümen belirgin şekilde daralır; bu süreçte nekrotizan arteriyolit (fibrinoid nekroz) de tabloya eşlik edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz edin
Hastada aşırı yüksek kan basıncı (220/140220/140 mmHg) ve akut böbrek hasarı bulguları (yüksek kreatinin, hematüri) mevcuttur.
Bu tablo tıbbi bir acil durum olan malign hipertansiyonu tanımlar.
2
Malign hipertansiyonun vasküler patolojisini hatırlayın
Malign hipertansiyonda arteriyollerde hiperplastik arteriyoloskleroz gelişir.
Şiddetli ve ani basınç artışı, damar duvarında proliferatif bir yanıta neden olur.
3
Morfolojik bulguyu tanımlayın
Işık mikroskobunda damar duvarında düz kas hücrelerinin konsantrik dizilimi ile oluşan "soğan zarı" (onion-skin) görünümü izlenir.
Bu görünüm, luminal daralmaya yol açan düz kas hücresi proliferasyonu ve bazal membran duplikasyonunun sonucudur.

Key Concept

Malign hipertansiyonda görülen karakteristik vasküler değişiklik hiperplastik arteriyolosklerozdur (soğan zarı görünümü).
Estimated Time:1m 30s
Question 178Question

Yirmi sekiz (2828) yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan efor dispnesi ve halsizlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki bacakta ödem ve akciğer bazallerinde ralleri saptanıyor. Ekokardiyografisinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %25\%25 ölçülüyor ve her dört kalp boşluğunda da belirgin genişleme izleniyor. Ailesel geçişli dilate kardiyomiyopati tanısı konulan bu hastada, etiyolojide en sık saptanan genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Titin (TTNTTN)

Answer

Doğru yanıt, ailesel dilate kardiyomiyopatilerin en sık görülen genetik nedeni olan Titin (TTNTTN) geni mutasyonudur.
Klinik tablo (dispne, ödem, ral) ve ekokardiyografik bulgular (dört boşlukta dilatasyon, düşük ejeksiyon fraksiyonu) tipik bir dilate kardiyomiyopatiyi (DKMDKM) tanımlamaktadır. Ailesel DKMDKM olgularının en sık görülen genetik nedeni, sarkomerin yapısal ve elastik özelliklerinden sorumlu olan Titin (TTNTTN) proteinini kodlayan gen üzerindeki mutasyonlardır. Bu mutasyonlar ailesel vakaların yaklaşık dörtte birinden sorumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve ekokardiyografik verilerin sentezlenmesi
Genç yaşta progresif nefes darlığı, ödem (kalp yetmezliği bulguları) ve dört boşlukta dilatasyon ile birlikte düşük ejeksiyon fraksiyonu izlenen olguda 'Dilate Kardiyomiyopati (DKM)' tanısı konur.
DKM, sistolik disfonksiyon ve kalp boşluklarında genişleme ile karakterizedir.
2
Etiyolojik sınıflandırma
Sekonder nedenlerin dışlandığı ve ailesel geçişin vurgulandığı olguda 'Ailesel DKM' üzerinde durulur.
DKM olgularının yaklaşık %30-50'si genetik kökenlidir.
3
Sık görülen genetik mutasyonun belirlenmesi
Ailesel DKM vakalarının yaklaşık %20\%20-2525'inden sorumlu olan ve sarkomerik yapısal bütünlüğü sağlayan Titin (TTNTTN) mutasyonu saptanır.
Titin, en büyük insan proteinidir ve sarkomerin yapısal iskelesini oluşturur; mutasyonları DKM'nin en yaygın genetik sebebidir.

Key Concept

Dilate kardiyomiyopatilerin genetik etiyolojisi ve Titin (TTNTTN) mutasyonunun sıklığı
Estimated Time:1m 30s
Question 179Question

Mediastinal kitlelerin anatomik lokalizasyonlarına göre ayırıcı tanısı yapıldığında, arka mediastende (posterior mediastinum) en sık saptanan primer tümör grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nörojenik tümörler

Answer

Arka mediastende en sık saptanan primer tümör grubu nörojenik tümörlerdir.
Arka mediastende (posterior mediastinum) en sık saptanan primer tümörler nörojenik kökenlidir. Bunlar arasında şvannomlar, nörofibromlar ve sempatik gangliyonlardan köken alan nörojenik tümörler (ganglionörom vb.) yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Mediasten anatomik bölmelerini hatırla.
Mediasten; ön (anterior), orta (middle) ve arka (posterior) olmak üzere üç bölmeye ayrılır.
Kitlelerin ayırıcı tanısı yerleşim yerlerine göre yapılır.
2
Arka mediastendeki doku içeriklerini değerlendir.
Bu bölge esas olarak özofagus, inen aorta, sempatik zincir ve sinir köklerini içerir.
Tümörler genellikle o bölgede bulunan normal dokulardan köken alır.
3
Yerleşime göre en sık görülen kitleyi saptayın.
Arka mediastende sempatik zincir ve spinal sinir köklerinden kaynaklanan nörojenik tümörler birinci sıradadır.
Klinik istatistiksel veriler arka mediasten kitlelerinin büyük kısmının nörojenik olduğunu göstermektedir.

Key Concept

Mediastinal kitlelerin kompartmanlara göre yerleşimi ve en sık görülen tümör tipleri.

Hints

1
Mediastinal kitleleri düşünürken '4T' (Thymoma, Teratoma, Thyroid, Terrible lymphoma) kuralının hangi bölme için geçerli olduğunu hatırla.
2
Arka mediasten omurga ve sinir köklerine en yakın bölgedir.

Practice More

Ön mediasten kitlelerinin (4T) ayırıcı tanısını ve timomanın eşlik ettiği paraneoplastik sendromları gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 180Question

Down sendromu fenotipi ile doğan bir bebekte yapılan ekokardiyografik incelemede; atriyal septumun alt kısmı (ostium primum) ile ventriküler septumun bazal (giriş) kısmının oluşmadığı ve her iki ventriküle açılan geniş, ortak bir atriyoventriküler kapak yapısı izlendiği saptanmıştır. Bu bulgular ışığında, hastada görülen konjenital kalp anomalisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Atriyoventriküler septal defekt

Answer

Hastadaki bulgular, Down sendromu ile yüksek oranda ilişkili olan ve endokardiyal yastıkçıkların gelişim kusuru sonucu ortaya çıkan atriyoventriküler septal defekt (AVSD) ile uyumludur.
Atriyoventriküler septal defekt, hem atriyal hem de ventriküler septumun birleşim bölgesini etkileyen ve ortak bir kapak yapısı ile karakterize olan bir anomalidir. Down sendromlu çocuklarda en sık görülen kardiyak patoloji olması ve verilen morfolojik tanıma tam uyması nedeniyle doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik birlikteliği analiz et
Down sendromu saptanan hastalarda konjenital kalp hastalığı riski yüksektir.
Trizomi 21 ile en sık ilişkilendirilen kardiyak anomali AVSD'dir (%40).
2
Morfolojik bulguları değerlendir
Atriyal septumun alt (ostium primum) ve ventriküler septumun üst kısımlarının eksikliği ile ortak bir atriyoventriküler kapak yapısı gözlenmesi.
Bu tablo embriyolojik olarak endokardiyal yastıkçıkların (endocardial cushions) birleşme kusuruna (tam AV kanal defekti) işaret eder.
3
Tanıyı netleştir
Atriyoventriküler septal defekt.
Tarif edilen kompleks septal ve kapak anomalisi AVSD'nin klasik tanımıdır.

Key Concept

Atriyoventriküler septal defekt (AVSD), endokardiyal yastıkçıkların gelişimindeki kusura bağlı olarak gelişen ve Down sendromu ile güçlü ilişkisi olan kompleks bir konjenital anomalidir.
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 9 / 24Next
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 9 | Examkin