Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 questions

Question 261Question

3535 yaşında kadın hastanın rutin kontrolünde tiroid sol lobda 1.51.5 cm'lik ağrısız bir nodül saptanıyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde (İİAB); hücrelerde nükleer üst üste binme, nükleer oluklanma (nuclear grooves) ve optik olarak boş görülen "buzlu cam" (Orphan Annie eye) nükleuslar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Papiller karsinom

Answer

Papiller karsinom
Papiller karsinom, en sık görülen tiroid malignitesidir ve tanısı temel olarak sitolojik/nükleer özelliklere dayanır. Soruda belirtilen 'buzlu cam' (Orphan Annie eye) nükleuslar, nükleer oluklanmalar ve nükleer psödoinklüzyonlar bu tümör için tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri değerlendir
Genç kadın hastada ağrısız tiroid nodülü.
Tiroid nodülleri kadınlarda ve genç yaşlarda malignite açısından dikkatle incelenmelidir.
2
Sitolojik bulguları analiz et
Nükleer oluklanma ve buzlu cam (Orphan Annie eye) nükleuslar saptanması.
Bu nükleer özellikler Papiller Tiroid Karsinomu (PTK) için patognomonik veya oldukça karakteristiktir.
3
Tanıyı doğrula
En olası tanı Papiller karsinomdur.
Diğer tiroid tümörleri (Foliküler, Medüller, Anaplastik) bu spesifik nükleer değişiklikleri tipik olarak göstermezler.

Key Concept

Papiller tiroid karsinomunun tanı koydurucu nükleer özellikleri.
Estimated Time:45s
Question 262Question

2222 yaşında erkek hastada saptanan testis kitlesinin histopatolojik incelemesinde; matür kıkırdak adaları, solunum epiteli ile döşeli kistik yapılar ve keratinize skuamöz epitel izlenmiştir. Diğer germ hücreli tümör komponentlerine rastlanmamıştır. Bu tümörün klinik davranışı ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Histolojik olarak tamamen matür dokulardan oluşsa dahi postpübertal dönemde malign kabul edilir.

Answer

Erişkin erkeklerde (postpübertal) saptanan teratomlar, histolojik olarak tamamen matür dokulardan oluşsalar bile klinik olarak malign potansiyele sahip kabul edilirler.
Postpübertal erkeklerde saptanan teratomlar, içerdikleri dokular tamamen matür (erişkin tipi) olsa bile malign potansiyele sahiptir ve metastaz yapma yeteneğindedir. Bu durum, bu tümörlerin klinik yönetiminde radikal bir yaklaşım gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşını ve morfolojik bulgularını analiz et.
2222 yaşında erkek hasta; kıkırdak, solunum epiteli ve skuamöz epitel gibi birden fazla germ yaprağına ait matür dokuların varlığı teratom tanısını koydurur.
Testis kitlelerinde farklı germ tabakalarına ait matür veya immatür dokuların varlığı teratomun temel özelliğidir.
2
Teratomun yaş grubuna göre biyolojik davranışını değerlendir.
Postpübertal (erişkin) dönemdeki teratomlar, prepübertal (çocukluk) dönemindekilerin aksine malign kabul edilir.
Erişkin testis teratomları metastaz yapma eğilimindedir ve genellikle 12p12p izokromozomu gibi malignite ile ilişkili genetik değişiklikler barındırırlar.

Key Concept

Postpübertal Testis Teratomlarının Malign Potansiyeli
Estimated Time:1m 30s
Question 263Question

6464 yaşında erkek hasta, serum PSAPSA düzeyinin 5.4 ng/mL5.4\ ng/mL (N: 04 ng/mL0-4\ ng/mL) saptanması üzerine üroloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan rektal tuşede prostat sağ lob periferinde şüpheli sertlik palpe ediliyor. Transrektal iğne biyopsisinde küçük asiner yapılar oluşturan, nükleol belirginliği gösteren atipik hücrelerden oluşan infiltratif bir odak izleniyor. Bu odağın prostat adenokarsinomu olarak değerlendirilmesi için en uygun immünhistokimyasal profil aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: p63p63 negatif, 34βE1234\beta E12 negatif, AMACRAMACR pozitif

Answer

Prostat adenokarsinomu tanısını destekleyen profil p63p63 negatif, 34βE1234\beta E12 negatif ve AMACRAMACR (P504S) pozitif olmasıdır.
Prostat adenokarsinomunun histopatolojik tanısında en kritik bulgu bazal hücre tabakasının kaybıdır. Bu durum immünhistokimyasal olarak p63p63 ve yüksek molekül ağırlıklı sitokeratin (34βE1234\beta E12) negatifliği ile gösterilir. Ayrıca, bir mitokondriyal enzim olan AMACRAMACR (P504S), prostat kanseri hücrelerinde yüksek düzeyde eksprese edilirken benign dokuda genellikle negatif veya zayıf boyanır. Bu üçlü panelin sonucu adenokarsinom tanısını kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hastanın yaşı (6464), yüksek PSAPSA (5.4 ng/mL5.4\ ng/mL) ve periferik bölgedeki sert nodül prostat kanseri için yüksek klinik şüphe oluşturur.
Prostat kanserleri sıklıkla periferik zondan köken alır ve serum PSAPSA artışına neden olur.
2
Biyopsi materyalindeki mikroskobik bulguları analiz et.
Küçük asiner yapılar ve infiltratif büyüme paterni, belirgin nükleollü atipik hücrelerle birlikte maligniteyi düşündürür.
Prostat kanserinde nükleol belirginliği ve asiner yapıların düzensiz infiltrasyonu temel morfolojik kriterlerdir.
3
Ayırıcı tanıda immünhistokimyasal (İHK) belirteçleri uygula.
Prostat adenokarsinomunda bazal hücre tabakası tamamen kaybolmuştur. Bu nedenle bazal hücreleri boyayan p63p63 ve 34βE1234\beta E12 (HMWCK) negatif sonuç verir. Buna karşılık, kanser hücrelerinde aşırı eksprese edilen AMACRAMACR (P504S) pozitif saptanır.
Bazal hücre tabakasının kaybı, prostat adenokarsinomunu benign taklitçilerden ve PIN'den ayıran en önemli kriterdir.

Key Concept

Prostat adenokarsinomu tanısında bazal hücre tabakasının yokluğu (p63p63/34βE1234\beta E12 negatifliği) ve AMACRAMACR pozitifliği altın standarttır.
Estimated Time:1m 15s
Question 264Question

Testis kitlesi nedeniyle opere edilen 2828 yaşındaki bir erkek hastanın laboratuvar ve patoloji raporunda şu bulgular mevcuttur: Serum AFPAFP ve βHCG\beta-HCG seviyelerinde belirgin artış; mikroskobik olarak ise embriyonel karsinom ve yolk sac tümörü (endodermal sinüs tümörü) bileşenlerinden oluşan bir neoplazi saptanmıştır. Ayrıca tümör komşuluğundaki seminifer tübüllerde germ hücreli neoplazi in situ (GCNISGCNIS) odaklarının varlığı not edilmiştir. Bu bulgular ışığında, tümörün immünohistokimyasal ve genetik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Embriyonel karsinom hücrelerinde SOX2 pozitifliği beklenirken, GCNIS ve seminom hücrelerinde SOX17 pozitifliği beklenir.

Answer

Embriyonel karsinom hücrelerinde SOX2 pozitifliği saptanırken, seminom ve GCNIS hücrelerinde SOX17 pozitifliği saptanır.
Yetişkinlerde görülen germ hücreli tümörlerin ayırıcı tanısında immünohistokimya hayati önem taşır. Seminom, GCNIS ve embriyonel karsinomun tamamı pluripotens belirteci olan OCT4OCT4 (OCT3/4OCT3/4) eksprese eder. Bu grubu kendi içinde ayırırken; seminom ve GCNISGCNIS hücrelerinin SOX17SOX17 pozitif, SOX2SOX2 negatif olduğu; buna karşılık embriyonel karsinom hücrelerinin SOX2SOX2 pozitif, SOX17SOX17 negatif olduğu bilinmelidir. Bu durum, bu tümörlerin embriyolojik gelişim basamaklarındaki farklılaşma düzeylerini yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
Vakadaki bileşenlerin ve belirteçlerin analizi
Hasta bir yetişkindir (2828 yaş) ve mikst germ hücreli tümöre sahiptir. AFPAFP yolk sac bileşenini, βHCG\beta-HCG ise sinsityotrofoblastları temsil eder.
Tümör tipini ve marker ilişkisini netleştirmek gerekir.
2
Germ hücreli tümörlerde immünohistokimyasal (İHK) ayırıcı tanının değerlendirilmesi
Seminom ve Embriyonel karsinomun her ikisi de OCT3/4OCT3/4 pozitiftir. Ancak Seminom SOX17+/SOX2SOX17+/SOX2- iken, Embriyonel karsinom SOX2+/SOX17SOX2+/SOX17- profilindedir.
En spesifik ayırıcı tanı parametresini belirlemek için gereklidir.
3
GCNIS ve tümör patogenezi ilişkisinin kurulması
Erişkin germ hücreli tümörlerin (spermatositik tümör hariç) prekürsörü GCNISGCNIS'tir. GCNISGCNIS hücreleri profil olarak seminoma benzer (OCT4+OCT4+, SOX17+SOX17+, CD117+CD117+, PLAP+PLAP+).
Prekürsör lezyonun özelliklerini doğrulamak gerekir.

Key Concept

Testis germ hücreli tümörlerinde SOX2 ve SOX17 transkripsiyon faktörlerinin ayırıcı tanıdaki yeri
Question 265Question

4242 yaşında bir erkek hasta; ataklar halinde gelen şiddetli baş ağrısı, çarpıntı ve aşırı terleme şikayetleriyle başvuruyor. Kan basıncı atak sırasında 210/110210/110 mmHgmmHg ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum (140140 mEq/LmEq/L), potasyum (4.24.2 mEq/LmEq/L) ve kortizol düzeyleri normal bulunurken; idrarda vanilmandelik asit (VMA) ve metanefrin düzeylerinin belirgin derecede yüksek olduğu saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Feokromositoma

Answer

Feokromositoma
Feokromositoma, adrenal medulladaki kromaffin hücrelerinden gelişen bir tümördür. Tanıda en değerli bulgular, ataklar halinde gelen hipertansiyon, baş ağrısı, çarpıntı ve terlemeden oluşan klinik tablo ile birlikte idrarda vanilmandelik asit (VMA) ve metanefrin gibi katekolamin yıkım ürünlerinin yüksek saptanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Baş ağrısı, çarpıntı ve terlemeden oluşan karakteristik triad ve epizodik hipertansiyon saptandı.
Bu bulgular adrenal medulla kaynaklı aşırı katekolamin salınımına işaret eder.
2
Laboratuvar tetkiklerinin analizi
VMA ve metanefrin yüksek; sodyum, potasyum ve kortizol normal saptandı.
VMA yüksekliği katekolamin fazlalığını doğrular; elektrolit ve kortizol normalliği Conn veya Cushing sendromlarını dışlar.
3
Tanının konulması
Klinik ve biyokimyasal veriler birleştiğinde en olası tanı feokromositomadır.
Erişkin hastada bu profil adrenal medullanın kromaffin hücreli tümörü için klasiktir.

Key Concept

Feokromositoma, adrenal medullanın kromaffin hücrelerinden köken alan ve epizodik hipertansiyon ile seyreden katekolamin salgılayan bir tümördür.
Estimated Time:45s
Question 266Question

5555 yaşında kadın hasta, boyun ön kısmında yaklaşık 66 aydır bulunan ve son dönemde belirginleşen ağrısız bir şişlik nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede tiroid sağ lobda yaklaşık 3.53.5 cm çapında, düzgün sınırlı ancak sert kıvamlı bir nodül palpe ediliyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucu "Onkositik (Hürthle) hücreli neoplazi" ile uyumlu olarak raporlanıyor. Hastaya total tiroidektomi uygulanıyor. Makroskobik incelemede tiroid sağ lobda 3.8×3×2.53.8 \times 3 \times 2.5 cm boyutlarında, kalın kapsüllü, kesit yüzü kahverengi-turuncu (maun) renkli, solid bir tümör izleniyor. Mikroskobik değerlendirmede tümörün; bol granüler eozinofilik sitoplazmalı, belirgin nükleollü hücrelerden oluştuğu, tümör hücrelerinin fibröz kapsülü tam kat aşarak çevre tiroid parankimine ilerlediği ve kapsül dışı damar lümenlerinde tümör trombüsleri oluşturduğu saptanıyor. Bu hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hürthle hücreli karsinom

Answer

Hürthle hücreli karsinom
Vakada tanımlanan bol granüler eozinofilik sitoplazmalı ve belirgin nükleollü hücreler onkositik (Hürthle) hücrelerdir. Bu hücrelerin oluşturduğu bir neoplazide kapsülü tam kat aşan invazyon veya damar lümeni içerisinde tümör varlığı (vasküler invazyon) saptandığında tanı karsinomdur. Güncel DSÖ sınıflandırmasında Hürthle hücreli karsinom, foliküler karsinomdan ayrı bir antite olarak kabul edilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve sitolojik bulguları değerlendir.
5555 yaşında kadın hastada soliter nodül ve İİAB'de onkositik (Hürthle) hücreli neoplazi şüphesi mevcuttur.
İİAB, foliküler ve onkositik lezyonlarda adenom-karsinom ayrımı yapamaz; sadece neoplazi varlığını işaret eder.
2
Makroskobik özellikleri analiz et.
Tümörün kahverengi-turuncu (maun) renkli olması, hücrelerdeki yoğun mitokondri birikimine (onkositoz) bağlı klasik bir bulgudur.
Bu renk değişimi Hürthle hücreli tümörlerin tipik bir makroskobik özelliğidir.
3
Mikroskobik invazyon kriterlerini incele.
Tümörün kapsülü tam kat aşması ve vasküler invazyon göstermesi, lezyonun malign olduğunu kanıtlar.
Onkositik ve foliküler tümörlerde malignite tanısı sadece histolojik olarak kapsüler veya vasküler invazyonun gösterilmesiyle konur.

Key Concept

Hürthle (Onkositik) Hücreli Karsinom Tanı Kriterleri
Question 267Question

42 yaşında erkek hasta, akciğer tüberkülozu tanısıyla rifampisin tedavisi başlandıktan 10 gün sonra ateş, döküntü ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinde belirgin artış ve periferik kanda eozinofili saptanıyor. Tam idrar tetkikinde eozinofilüri izleniyor. Bu hastanın böbrek biyopsisinde izlenmesi en olası morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyel ödem ile birlikte lenfosit ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon

Answer

İnterstisyel ödem ile birlikte lenfosit ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltrasyon
Hastada rifampisin kullanımı sonrası ortaya çıkan ateş, döküntü, periferik eozinofili ve eozinofilüri ile seyreden akut böbrek hasarı tablosu, 'İlaca Bağlı Akut Tübülointerstisyel Nefrit' (ATİN) için patognomonik sayılabilecek bir klinik sunumdur. Bu hastalığın histopatolojisinde interstisyumda belirgin ödem ve başta eozinofiller olmak üzere lenfosit ve makrofajlardan oluşan inflamatuar infiltrasyon izlenir. Tübülit (tübül duvarına inflamatuar hücre göçü) eşlik edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
İlaç kullanımı (rifampisin) sonrası gelişen klasik triad (ateş, döküntü, eozinofili) ve akut böbrek yetmezliği tablosu belirlendi.
Bu bulgular ilaca bağlı Akut Tübülointerstisyel Nefrit (ATİN) tanısını güçlü şekilde destekler.
2
Ayırıcı tanı ve morfolojik eşleştirme
ATİN'in temel patolojik bulgusu olan interstisyel inflamasyon ve ödem seçeneği doğrulandı.
Tip I veya Tip IV hipersensitivite reaksiyonu sonucu interstisyumda ödem gelişir ve eozinofillerden zengin bir infiltrat birikir.

Key Concept

İlaca bağlı Akut Tübülointerstisyel Nefrit (ATİN) klinik ve morfolojik özellikleri

Hints

1
Hastada ilaç kullanımı sonrası gelişen sistemik aşırı duyarlılık bulgularına (ateş, döküntü, eozinofili) odaklanın.
Estimated Time:1m 15s
Question 268Question

6262 yaşında erkek hasta, sol testiste yaklaşık 11 yıldır devam eden, yavaş büyüyen ve ağrısız kitle şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum α\alpha-fetoprotein (AFPAFP), β\beta-human koriyonik gonadotropin (β\beta-hCG) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyleri normal sınırlarda saptanıyor. Radikal orşiektomi materyalinin makroskobik incelemesinde; kitlenin kesit yüzünün gri-beyaz, yumuşak kıvamlı olduğu ve yer yer mukoid kistler içerdiği gözleniyor. Mikroskobik incelemede; klasik seminomun aksine lenfositik infiltrasyon ve granülomatöz yanıtın izlenmediği; tümörün lenfosit benzeri küçük hücreler (68μm6-8 \mu m), orta büyüklükte yuvarlak hücreler (1520μm15-20 \mu m) ve multinükleer dev hücrelerden (50100μm50-100 \mu m) oluşan üç farklı hücre popülasyonundan meydana geldiği tespit ediliyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Spermatositik tümör

Answer

Spermatositik tümör
Spermatositik tümör tanısı; hastanın yaşının 5050 üzerinde olması (6262 yaş), tümör belirteçlerinin normal seyretmesi ve en önemlisi mikroskobik olarak küçük lenfosit benzeri, orta büyüklükte ve dev hücrelerden oluşan üçlü hücre popülasyonunun izlenmesi ile konur. Klasik seminomun aksine lenfositik stroma ve granülomatöz yanıt içermez.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşını ve klinik sunumunu değerlendir
6262 yaşındaki hastada ağrısız, yavaş büyüyen kitle
Testis tümörlerinde yaş, ayırıcı tanı için kritik bir parametredir. Klasik germ hücreli tümörler gençlerde, lenfoma ve spermatositik tümör yaşlılarda sıktır.
2
Serum tümör belirteçlerini incele
AFPAFP, β\beta-hCG ve LDHLDH düzeylerinin normal olması
Yolk sac tümörü (AFPAFP), koryokarsinom (hCGhCG) ve birçok mikst germ hücreli tümörde belirteçler yükselirken, spermatositik tümörde tipik olarak normaldir.
3
Mikroskobik bulguları analiz et
Lenfositik stroma yokluğu ve üç farklı (küçük, orta, dev) hücre tipi varlığı
Bu üçlü hücre popülasyonu (lymphocyte-like, medium, giant cells) spermatositik tümör için patognomoniktir.

Key Concept

Spermatositik tümör (eski adıyla spermatositik seminom), klasik seminomdan klinik (daha yaşlı hasta), makroskobik (mukoid kistler) ve mikroskobik (üç hücre tipi, lenfositik stroma yokluğu) olarak ayrılan, GCNIS ile ilişkisi olmayan ve prognozu mükemmel olan bir tümördür.
Estimated Time:1m 30s
Question 269Question

5858 yaşında kadın hasta, boyun ön kısmında son 33 ayda belirginleşen, yutkunmakla hareketli, sert bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede tiroid sağ lobunda yaklaşık 3.53.5 cm çapında, fikse olmayan ancak oldukça sert kıvamlı bir nodül palpe ediliyor. Yapılan total tiroidektomi spesmeninin mikroskobik incelemesinde; tümörün belirgin papiller yapılar oluşturduğu, bu yapıları döşeyen hücrelerin boylarının genişliklerinin en az 33 katı olduğu ve sitoplazmalarının yoğun eozinofilik (onkositik benzeri) görünümde olduğu saptanıyor. Çekirdeklerde üst üste binme, nükleer oluklanma ve inklüzyonlar izleniyor. Bu olgu için en olası tanı ve bu tümörün moleküler özellikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Papiller karsinomun tall-cell varyantıdır; sıklıkla BRAFBRAF mutasyonu içerir ve klinik seyri agresiftir.

Answer

Papiller karsinomun tall-cell varyantı; sıklıkla BRAFBRAF mutasyonu içerir ve klinik seyri agresiftir.
Tanımlanan morfolojik özellikler (hücre boyu/genişlik oranı >3> 3, yoğun eozinofilik sitoplazma ve PTC'ye özgü nükleer özellikler) tall-cell varyantı için karakteristiktir. Bu varyant, klasik papiller karsinomdan daha agresif bir klinik seyir izler ve çok yüksek oranda BRAFBRAF mutasyonu ile ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik bulguları analiz et.
Hastanın yaşı (5858), kitlenin sertliği ve mikroskobideki papiller yapılar ile 'buzlu cam' nükleus/nükleer oluklar, tanıyı papiller tiroid karsinomuna (PTC) yönlendirir.
PTC nükleer özellikleri (buzlu cam, oluklanma) tanı için patognomoniktir.
2
Hücre morfolojisini varyant tayini için değerlendir.
Hücre boyunun genişliğinden en az 33 kat fazla olması ve eozinofilik sitoplazma, PTC'nin 'tall-cell' (uzun hücreli) varyantını tanımlar.
Varyant ayrımı, hücrelerin boyut oranlarına ve sitoplazmik özelliklerine dayanır.
3
Varyantın moleküler ve klinik özelliklerini belirle.
Tall-cell varyantı, klasik PTC'den daha agresif bir biyolojik davranış sergiler ve vakaların büyük çoğunluğunda (>%80>\%80) BRAFBRAF V600EV600E mutasyonu saptanır.
Bu varyantın tanınması, prognozun daha kötü olması nedeniyle klinik açıdan önemlidir.

Key Concept

Papiller tiroid karsinomunun tall-cell varyantı, hücre boyu/genişlik oranı >3> 3 olan hücrelerden oluşur, agresif seyreder ve sıklıkla BRAFBRAF mutasyonu ile ilişkilidir.
Estimated Time:1m 40s
Question 270Question

3232 yaşında kadın hasta, sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 2525 yaşında "uterin miyomlar" nedeniyle total histerektomi operasyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde multipl, ağrılı, deri renginde papülonodüler lezyonlar saptanıyor (biyopsi: kutanöz leyomiyom). Yapılan batın tomografisinde sağ böbrekte 4 cm4\text{ cm} çaplı solid kitle izleniyor. Radikal nefrektomi materyalinde; papiller gelişim paterni gösteren, belirgin perinükleer halo ile çevrili, çok iri "vişne kırmızısı" eozinofilik nükleollere sahip hücrelerden oluşan agresif seyirli bir tümör saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablo ve morfolojik bulgular dikkate alındığında, etiyopatogenezden sorumlu olan genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fumarat hidrataz (FHFH) gen mutasyonu

Answer

Etiyopatogenezden sorumlu olan genetik defekt fumarat hidrataz (FHFH) gen mutasyonudur.
Verilen klinik tabloda genç yaşta uterin miyom nedeniyle operasyon, multipl kutanöz leyomiyomlar ve agresif böbrek tümörü birlikteliği tipik olarak Herediter Leyomiyomatozis ve Renal Hücreli Karsinom (HLRCC) sendromuna işaret eder. Bu sendromdan sorumlu olan genetik defekt, Krebs döngüsü enzimi olan fumarat hidratazı kodlayan FHFH geninde meydana gelen germ-line mutasyondur. Morfolojik olarak bu tümörlerde görülen belirgin perinükleer halo ile çevrili iri eozinofilik nükleoller, tanı koydurucu en önemli histopatolojik bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik üçlünün tanımlanması
Herediter Leyomiyomatozis ve Renal Hücreli Karsinom (HLRCC) sendromu ön tanısı konur.
Genç yaşta multipl uterin miyom öyküsü, kutanöz piloleyomiyomlar ve eşlik eden renal kitle bu sendrom için karakteristiktir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Tümörün FHFH eksikliği gösteren RCC (FH-deficient RCC) olduğu doğrulanır.
Vişne kırmızısı (cherry-red) belirgin eozinofilik nükleoller ve perinükleer halo, FHFH mutasyonlu tümörlerin patognomonik morfolojik özelliğidir.
3
Genetik korelasyon
Otozomal dominant geçişli FHFH mutasyonu ile ilişkilendirme yapılır.
FHFH geni Krebs döngüsünde görev alan fumarat hidrataz enzimini kodlar ve kaybı agresif neoplazilere yol açar.

Key Concept

Herediter Leyomiyomatozis ve Renal Hücreli Karsinom (HLRCC) sendromu ve FHFH gen mutasyonu ilişkisi.
Estimated Time:1m 30s
Question 271Question

4242 yaşında kadın hasta; son 11 yıl içerisinde gelişen gövdesel obezite, sırtta yağ birikimi ve dirençli hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde; Serum NaNa: 144144 mEq/LmEq/L, KK: 3.23.2 mEq/LmEq/L (N: 3.55.03.5-5.0), plazma kortizol düzeyi yüksek ve ACTHACTH düzeyi baskılanmış (<5< 5 pg/mLpg/mL) olarak saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide sağ adrenal bezde 33 cmcm çapında solid bir kitle izlenirken, sol adrenal bezin atrofik olduğu dikkati çekiyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adrenal kortikal adenom

Answer

Adrenal kortikal adenom
Laboratuvar bulgularında kortizolün yüksek, ACTH'ın ise baskılanmış olması durumun primer adrenal kaynaklı olduğunu kanıtlar. Bilgisayarlı tomografide bir bezde kitle varken diğer bezin atrofik olması, kitlenin otonom olarak kortizol salgıladığını ve düşük ACTH seviyeleri nedeniyle normal dokunun köreldiğini (atrofi) gösterir. Bu tablo adrenal kortikal adenom için klasiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Gövdesel obezite ve yüksek kortizol düzeyi Cushing sendromunu doğrular.
Hastanın fiziksel bulguları glukokortikoid fazlalığına işaret etmektedir.
2
ACTH düzeyinin yorumlanması
Baskılanmış ACTH (<5< 5 pg/mLpg/mL), durumun ACTH'dan bağımsız (primer adrenal) olduğunu gösterir.
Primer adrenal kaynaklı kortizol fazlalığı, negatif geri bildirim ile hipofizden ACTH salınımını baskılar.
3
Görüntüleme bulgularının değerlendirilmesi
Tek taraflı kitle ve karşı taraftaki atrofi, otonom kortizol salgılayan adenom ile uyumludur.
Düşük ACTH seviyeleri, tümör dışındaki normal adrenal dokunun trofik desteğini keserek atrofiye neden olur.

Key Concept

ACTH-bağımsız Cushing sendromunda (adrenal adenom/karsinom), otonom kortizol salgısı ACTH'ı baskılar ve bu durum karşı taraftaki normal adrenal korteksin atrofisine yol açar.

Practice More

Adrenal kortikal karsinom ile adenomu ayıran histopatolojik kriterleri (Weiss kriterleri) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 272Question

4848 yaşında, kronik Hepatit CC enfeksiyonu olan bir kadın hasta; bacaklarda şişlik, hipertansiyon ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde 44 g/gün proteinüri, mikroskopik hematüri ve serum C3C3 düzeyinde belirgin düşüklük saptanıyor. Yapılan böbrek biyopsisinin ışık mikroskobik incelemesinde glomerüllerde lobülasyon artışı ve gümüşleme (silver) boyasında bazal membranda "çift kontur" (tram-track) görünümü izleniyor. Bu hasta için en olası elektron mikroskobu (EMEM) bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subendotelyal mesafede elektron-yoğun birikimler

Answer

Kronik Hepatit CC enfeksiyonu olan ve biyopsisinde "çift kontur" (tram-track) görünümü saptanan hastada en olası EMEM bulgusu subendotelyal mesafede yerleşen elektron-yoğun birikimlerdir.
Hastadaki Hepatit CC enfeksiyonu, hipokomplemantemi ve ışık mikroskobundaki 'tram-track' (çift kontur) görünümü Tip 1 MPGNMPGN tanısını doğrular. Bu hastalıkta immün kompleksler endotel ile bazal membran arasında birikir, bu da elektron mikroskobunda subendotelyal elektron-yoğun birikimler olarak izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Hepatit CC öyküsü, hipokomplemantemi (C3C3 düşüklüğü) ve miks nefritik/nefrotik tablo.
Bu kombinasyon sıklıkla ikincil (sekonder) Tip 1 Membranoproliferatif Glomerulonefrit'i (MPGNMPGN) düşündürür.
2
Işık mikroskobik bulguların değerlendirilmesi
Glomerüllerde lobüler yapı artışı ve bazal membranda gümüşleme boyası ile görülen çift kontur (tram-track) görünümü.
Çift kontur, mezanjiyal hücrelerin bazal membran arasına girmesi (mezanjiyal interpozisyon) sonucu oluşur.
3
Tanı ve elektron mikroskobu (EM) korelasyonu
Tip 1 MPGNMPGN tanısı konur ve bu tipte birikimler subendotelyal yerleşimlidir.
MPGNMPGN tiplerini birbirinden ayıran temel özellik elektron mikroskobundaki birikim yeridir; Tip 1'de subendotelyal, Tip 2'de (DDD) intramembranözdür.

Key Concept

Membranoproliferatif Glomerulonefrit (MPGN) Tip 1 ve Elektron Mikroskobu Bulguları
Question 273Question

Yirmi sekiz yaşında kadın hasta, bacaklarda şişlik ve idrarda köpürme şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde 2424 saatlik idrarda 4.54.5 g protein saptanıyor. Serum biyokimyasında hipoalbüminemi ile birlikte C3C3 ve C4C4 düzeylerinin düşük olduğu belirleniyor. Böbrek biyopsisinin gümüşleme (silver) boyasında glomerül bazal membranlarında mezangiyal hücrelerin araya girmesine (interpozisyon) bağlı "çift kontur" (tram-track) görünümü saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Membranoproliferatif glomerulonefrit Tip I

Answer

Membranoproliferatif Glomerulonefrit Tip I
Membranoproliferatif Glomerulonefrit (MPGN) Tip I, hem nefritik hem de nefrotik tabloyla gelebilen, klasik yolak aktivasyonu sonucu C3C3 ve C4C4 düşüklüğüne yol açan bir hastalıktır. Işık mikroskobunda mezangiyal hücre proliferasyonu ve mezangiyal hücre sitoplazmasının bazal membran içine doğru ilerlemesi (interpozisyon) sonucu gümüşleme boyasında bazal membranın iki katlı görünmesi (tram-track/çift kontur) tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Hastada masif proteinüri (4.54.5 g/gün) ve ödem olması nefrotik sendromu gösterir.
Tanısal sürecin ilk adımı klinik sendromun (nefrotik/nefritik) belirlenmesidir.
2
Kompleman düzeylerini analiz et
C3C3 ve C4C4 düzeylerinin her ikisinin de düşük olması klasik yolak aktivasyonuna işaret eder.
Tip 1 MPGN'de immün kompleksler klasik yolağı aktive ederek her iki kompleman düzeyini de düşürür.
3
Işık mikroskobu bulgularını yorumla
Gümüşleme boyasında görülen "çift kontur" (tram-track) görünümü mezangiyal hücre uzantılarının bazal membran arasına girmesinin sonucudur.
Bu morfolojik bulgu MPGN grubuna özgü en önemli tanısal kriterdir.
4
Bulguları birleştirerek tanıya ulaş
Nefrotik tablo + Düşük C3/C4C3/C4 + Çift kontur = MPGN Tip I.
Tüm klinik ve patolojik veriler bu tanı ile tam uyum sağlamaktadır.

Key Concept

Membranoproliferatif Glomerulonefrit Tip I morfolojisi ve kompleman profili
Estimated Time:1m 30s
Question 274Question

Hipertansiyon ve belirgin kas güçsüzlüğü şikayetleri ile başvuran 4545 yaşındaki bir erkek hastanın laboratuvar incelemelerinde; serum Na+:148Na^+: 148 mEq/L (hafif yüksek), serum K+:2.6K^+: 2.6 mEq/L (düşük) ve plazma renin aktivitesi baskılanmış (düşük) olarak saptanmıştır. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ile en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Conn sendromu

Answer

Conn sendromu (Primer hiperaldosteronizm)
Conn sendromu, adrenal korteksin zona glomerulosa tabakasından aşırı aldosteron salgılanmasıdır. Bu durum böbreklerden sodyum tutulumuna (hipertansiyon) ve potasyum kaybına (hipokalemi) neden olur. Artan kan basıncı ve sodyum düzeyi, böbreklerden renin salınımını negatif geri bildirim ile baskılayarak plazma renin aktivitesini düşürür.

Step-by-Step Solution

1
Elektrolit değerlerini analiz et
Hipokalemi (K+=2.6K^+ = 2.6 mEq/L) ve hafif hipernatremi mevcut.
Aldosteron fazlalığı, böbrek tübüllerinden sodyumun geri emilimini artırırken potasyumun atılımını hızlandırır.
2
Hormonal kontrol mekanizmasını değerlendir
Plazma renin aktivitesinin baskılanmış olması, aldosteron salınımının renin-anjiyotensin sisteminden bağımsız (primer) olduğunu gösterir.
Primer hiperaldosteronizmde aşırı salgılanan aldosteron, negatif geri bildirim ile renin salgısını baskılar.
3
Klinik tabloyu birleştir
Hipertansiyon + Hipokalemi + Düşük Renin = Conn Sendromu.
Bu üçlü bulgu, adrenal korteksin zona glomerulosa tabakasından kaynaklanan bir adenom veya hiperplazi için karakteristiktir.

Key Concept

Primer hiperaldosteronizmin (Conn sendromu) klasik laboratuvar triadı: Hipertansiyon, hipokalemi ve baskılanmış plazma renin aktivitesidir.

Practice More

Primer ve sekonder hiperaldosteronizm arasındaki renin düzeyi farkını çalışmak faydalı olabilir.
Estimated Time:45s
Question 275Question

4040 yaşında kadın hasta, son bir yılda belirginleşen kilo alımı, yüzde kızarıklık, proksimal kas güçsüzlüğü ve gövdede mor renkli strialar şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde serum ACTH ve serbest kortizol düzeyleri yüksek saptanıyor; kraniyal MR'da hipofiz ön lobunda 0.70.7 cm çapında kitle izleniyor. Laboratuvar incelemelerinin devamında serum kalsiyum düzeyi 11.211.2 mg/dL (Normal: 8.510.58.5-10.5) ve PTH düzeyi yüksek bulunuyor. Bu hastada cerrahi olarak eksize edilen hipofizdeki kitle dışı (non-neoplastik) kortikotrop hücrelerde ve paratiroid bezlerinde izlenmesi en muhtemel histopatolojik bulgular aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Crooke hyalin değişimi - Multiglandüler şef hücreli hiperplazi

Answer

Hipofizdeki tümör dışı kortikotrop hücrelerde Crooke hyalin değişimi ve paratiroid bezlerinde multiglandüler şef hücreli hiperplazi izlenmesi en muhtemel tablodur.
Klinik olarak Cushing hastalığı (ACTH üreten hipofiz adenomu) tanısı alan hastada, kitle dışındaki normal kortikotrop hücreler yüksek kortizolün negatif geri bildirimi altındadır. Bu durum hücre içinde ara filamentlerin (sitokeratin) birikmesine ve sitoplazmanın homojen, soluk eozinofilik bir görünüm almasına (Crooke hyalin değişimi) neden olur. Ayrıca hastadaki hiperkalsemi ve hipofiz adenomu birlikteliği MEN-1 sendromunu düşündürür; bu sendromda paratiroid bezlerinde beklenen temel patoloji multiglandüler şef hücreli hiperplazidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada santral obezite, strialar ve yüksek ACTH/Kortizol ile Cushing hastalığı; yüksek kalsiyum ve PTH ile primer hiperparatiroidizm saptandı.
Bu kombinasyon (Hipofiz adenomu + Paratiroid lezyonu) MEN-1 sendromunu düşündürür.
2
Hipofizdeki sekonder histopatolojik değişiklikleri belirle.
Yüksek kortizol düzeyleri, normal (non-neoplastik) kortikotrop hücrelerde sitokeratin filamentlerinin birikmesine neden olur.
Bu morfolojik değişikliğe 'Crooke hyalin değişimi' adı verilir ve Cushing sendromunun karakteristik bir bulgusudur.
3
Paratiroid patolojisini sendrom bağlamında değerlendir.
MEN-1 sendromunda paratiroid tutulumu genellikle tüm bezleri kapsayan (multiglandüler) bir süreçtir.
Bu durumda en sık izlenen histolojik patern 'şef hücreli hiperplazi'dir.

Key Concept

Cushing hastalığında yüksek glukokortikoidler, normal hipofiz hücrelerinde Crooke hyalin değişimine yol açar; MEN-1 sendromunda ise paratiroid tutulumu karakteristiktir ve genellikle multiglandüler hiperplazi şeklindedir.

Hints

1
Hastadaki kortizol fazlalığının, tümör dışındaki normal hipofiz hücreleri üzerindeki etkisini düşünün.
2
Hipofiz adenomu ve paratiroid büyümesinin aynı hastada görülmesi genellikle bir herediter sendroma (MEN-1) işaret eder.

Practice More

MEN-1 ve MEN-2 sendromlarının paratiroid ve tiroid (medüller karsinom) tutulumu farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 276Question

3434 yaşında erkek hasta, bir aydır devam eden öksürük ve hemoptizi (kan tükürme) şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan toraks BT incelemesinde her iki akciğerde çok sayıda, "top mermisi" görünümünde metastatik nodül saptanıyor. Fizik muayenede testislerde palpe edilebilen belirgin bir kitle saptanmıyor; ancak sağ testisin sola göre daha küçük ve sert olduğu izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum β\beta-hCG düzeyi 185.000185.000 mIU/mL, AFP düzeyi ise normal sınırlarda ölçülüyor. Skrotal ultrasonografide sağ testiste 66 mm çapında, yoğun kalsifikasyonlar içeren fibrotik bir alan saptanıyor. Bu hastada yapılan sağ orşiektomi materyalinde "burnt-out" (gerilemiş) testis tümörü tanısı konulduğuna göre, akciğerdeki lezyonların en olası histopatolojik tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Koryokarsinom

Answer

Koryokarsinom
Koryokarsinom, germ hücreli tümörler arasında en agresif olanıdır ve karakteristiktir ki primer testis tümörü tamamen gerileyip fibrotik bir skar ("burnt-out") bırakabilirken, uzak metastazlar (özellikle akciğer) hızla büyümeye devam eder. Serum β\beta-hCG düzeyinin 100.000100.000 mIU/mL'nin üzerine çıkması ve akciğerlerdeki hemorajik "top mermisi" metastazları, bu tümörün trofoblastik bileşenini ve hematojen yayılım özelliğini kesin olarak destekler.

Step-by-Step Solution

1
Tümör belirteçlerini analiz et
β\beta-hCG'nin 185.000185.000 mIU/mL gibi çok yüksek bir düzeyde olması, tümörün yoğun trofoblastik doku içerdiğini gösterir.
Koryokarsinomda sinsityotrofoblastlar masif miktarda hCG sentezler.
2
Klinik yayılım paternini değerlendir
Hemoptizi ve akciğerlerdeki yaygın nodüller, koryokarsinomun tipik özelliği olan erken hematojen yayılım ile uyumludur.
Koryokarsinom kan damarlarını invaze etme eğilimi en yüksek olan germ hücreli tümördür.
3
"Burnt-out" fenomenini yorumla
Primer testis tümörünün gerileyip sadece skar bırakması (burnt-out), özellikle koryokarsinom ve embriyonel karsinom gibi hızlı büyüyen tümörlerde görülebilir.
Hızlı proliferasyon nedeniyle tümörün kendi kan desteğini tüketmesi sonucu primer odakta nekroz ve fibrozis gelişebilir.

Key Concept

Burnt-out testis tümörü ve Koryokarsinom ilişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 277Question

1818 aylık, fenotipik olarak kız görünümünde olan ancak karyotip analizi 46,XY46,XY olarak saptanan bir çocukta batında kitle tespit ediliyor. Yapılan incelemeler sonucunda hastada Wilms tümörü (nefroblastom) saptanıyor. Ayrıca hastada yaşamın ilk yılında nefrotik sendrom ve ilerleyici böbrek yetmezliği geliştiği biliniyor. Bu klinik tablo aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Denys-Drash sendromu

Answer

Denys-Drash sendromu
Denys-Drash sendromu, Wilms tümörü (%90 risk), gonadal disgenezi (genellikle XY genotipine rağmen dişi veya belirsiz fenotip) ve yaşamın ilk yıllarında nefrotik sendroma yol açan diffüz mezanjiyal skleroz ile karakterizedir. Bu tablo, soruda verilen hastanın klinik bulgularıyla tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki temel klinik bulguları (Wilms tümörü, gonadal disgenezi ve erken nefropati) gruplandır.
Bu üçlü bulgunun spesifik bir genetik sendromu işaret ettiği saptandı.
Wilms tümörü ile ilişkili sendromları birbirinden ayıran kritik klinik ipuçlarını değerlendirmek gerekir.
2
Ayırıcı tanıda yer alan diğer Wilms ilişkili sendromların (WAGR ve Beckwith-Wiedemann) eksik olan bulgularını kontrol et.
Hastada aniridi (WAGR) veya makroglossi/organomegali (Beckwith-Wiedemann) olmadığı görüldü.
Her sendromun kendine özgü morfolojik ve klinik fenotipi mevcuttur.
3
Bulguların WT1WT1 geni ile ilişkili Denys-Drash sendromu tanısıyla örtüştüğünü onayla.
Denys-Drash sendromu tanısına ulaşıldı.
Bu sendromda tipik olarak WT1 geninde missense mutasyonlar görülür ve ağır bir glomerüler hasar (diffüz mezanjiyal skleroz) eşlik eder.

Key Concept

Wilms tümörü ile ilişkili genetik sendromların (WAGR, Denys-Drash, Beckwith-Wiedemann) klinik triadlar ile ayırt edilmesi.

Hints

1
Hastadaki gonadal gelişim bozukluğu (46,XY46,XY karyotipine rağmen dişi fenotip) ve erken böbrek yetmezliğine odaklanın.

Practice More

Wilms tümörü ile ilişkili sendromlarda hangi genetik mutasyonların (WT1 vs WT2) görüldüğünü tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 278Question

5252 yaşında kadın hasta, son 33 aydır hızla ilerleyen şiddetli baş ağrısı ve bitemporal hemianopsi şikayetiyle başvuruyor. Kraniyal MR incelemesinde 2.82.8 cm çapında, suprasellar uzanım gösteren ve optik kiyazmaya bası yapan kitle saptanıyor. Hastanın fizik muayenesinde Cushingoid bulgular saptanmıyor; laboratuvar tetkiklerinde serum kortizol, ACTH, prolaktin ve büyüme hormonu seviyeleri referans aralıklarında bulunuyor. Cerrahi rezeksiyon sonrası yapılan histopatolojik incelemede; tümör hücrelerinin monomorfik olduğu, retikülin ağının kaybolduğu, hücrelerin geniş sitoplazmalı olduğu ve sitoplazmalarında nükleusu çevreye iten, halka tarzında yoğun hyalin birikimi (sitokeratin filamentleri) izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada bu hücrelerin TPIT (T-box family transcription factor TBX19) ile güçlü nükleer boyanma gösterdiği saptanıyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular eşliğinde, söz konusu tümör ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu tümör tipi, klinik olarak sessiz olmasına rağmen agresif klinik seyir ve yüksek nüks riski ile karakterize yüksek riskli bir adenom alt tipidir.

Answer

TPIT pozitifliği gösteren ve tümör hücrelerinde Crooke hyalin değişimi izlenen sessiz kortikotrof adenomlar (Crooke hücreli adenom), agresif seyirli ve yüksek nüks riskli tümörlerdir.
Vakada TPIT pozitifliği ile kortikotrof hücre hattı kanıtlanmış, hormon seviyelerinin normal olmasıyla sessiz olduğu gösterilmiş ve hücre içi halka tarzı hyalin birikimiyle 'Crooke hücreli adenom' tanısı konmuştur. Bu tümörler güncel sınıflamalarda agresif seyirli ve yüksek riskli olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Bitemporal hemianopsi ve kitle etkisi var, ancak hormon fazlalığı (Cushingoid bulgu) yok. Bu durum 'sessiz' bir adenoma işaret eder.
Tümörün fonksiyonel olup olmadığını belirlemek ayırıcı tanı için kritiktir.
2
İmmünohistokimyasal belirteci (TPIT) yorumla
TPIT pozitifliği, tümörün kortikotrof hücre hattından köken aldığını kanıtlar.
Modern WHO sınıflamasında transkripsiyon faktörleri hücre hattını belirlemede altın standarttır.
3
Morfolojik bulguyu (Halka tarzı hyalin/Crooke hyalin) analiz et
Tümör hücrelerinin kendi içinde halka tarzı hyalin birikimi olması, vakayı 'Crooke hücreli adenom' tanısına götürür.
Sıradan sessiz kortikotrof adenomlardan bu morfolojik farkla ayrılır.
4
Prognozu belirle
Crooke hücreli adenomlar, sessiz olmalarına rağmen agresif davranış sergileyen 'yüksek riskli' hipofiz adenomları grubundadır.
Bu spesifik alt tipin klinik önemi agresif doğasından kaynaklanır.

Key Concept

Crooke hücreli adenom, TPIT pozitifliği ve intrasitoplazmik hyalin filament birikimi ile karakterize, agresif seyirli bir sessiz kortikotrof adenom varyantıdır.
Estimated Time:2m 30s
Question 279Question

5252 yaşında kadın hasta, osteoartrit nedeniyle yaklaşık 22 aydır yoğun non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanımı sonrası halsizlik ve idrar miktarında azalma şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 3.23.2 mg/dL (bazal: 0.90.9 mg/dL) saptanıyor. Tam idrar tetkikinde hafif proteinüri ve Wright-Hansel boyamasında eozinofilüri izleniyor. Bu hastada yapılan böbrek biyopsisinde aşağıdaki morfolojik bulgulardan hangisinin görülmesi, akut tübüler nekrozdan (ATN) ziyade ilaç ilişkili akut tübülointerstisyel nefrit tanısını destekler?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyumda yaygın ödem ve lenfosit-eozinofil infiltrasyonu

Answer

İnterstisyumda yaygın ödem ve lenfosit-eozinofil infiltrasyonu
İlaç ilişkili akut interstisyel nefritte (AİN) temel patolojik bulgu, interstisyumda belirgin ödem ve beraberinde lenfositler ile eozinofillerden oluşan yaygın inflamatuar infiltrasyondur. Bu morfolojik tablo, hasarın esas olarak tübül epitellerinde (nekroz, vakuolizasyon, fırçamsı kenar kaybı) yoğunlaştığı akut tübüler nekrozdan (ATN) ayırt edici en önemli özelliktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve ilaç öyküsünün değerlendirilmesi
NSAİİ kullanımı sonrası gelişen akut böbrek hasarı ve eozinofilüri tablosu saptandı.
Bu klinik tablo öncelikle tip IV hipersensitivite aracılı ilaç ilişkili Akut İnterstisyel Nefrit'i (AİN) düşündürür.
2
Morfolojik ayırıcı tanının yapılması
AİN'de temel hasar bölgesi tübüller değil, interstisyumdur.
ATN'de hasar tübül epitellerinde (nekroz, dökülme) yoğunlaşırken, AİN'de interstisyel ödem ve inflamatuar hücre (lenfosit, eozinofil) infiltrasyonu karakteristiktir.

Key Concept

İlaç İlişkili Akut İnterstisyel Nefrit (AİN) ve Akut Tübüler Nekroz (ATN) Arasındaki Morfolojik Fark
Question 280Question

1414 aylık bir erkek çocuk, karında şişlik ve idrar miktarında azalma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede batında fikse, sert bir kitle saptanıyor ve eksternal genitalya anomalisi (psödohermafroditizm) dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemelerinde ciddi proteinüri ve renal yetmezlik saptanıyor. Böbrek biyopsisinde "diffüz mezanjiyal skleroz" izlenen hastada, eksize edilen kitlenin mikroskobisinde blastemal elemanlar, primitif tübüler yapılar ve iğsi hücreli stroma bir arada görülüyor. Bu hastadaki klinik ve histopatolojik bulgular göz önüne alındığında, altta yatan genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: WT1WT1 geninin çinko parmak (zinc-finger) bölgesinde dominant negatif etkili "missense" mutasyon

Answer

WT1WT1 geninin çinko parmak bölgesinde meydana gelen dominant negatif "missense" mutasyon, Denys-Drash sendromuna yol açarak hastadaki bulguları açıklar.
Denys-Drash sendromu, WT1WT1 geninin DNA bağlama bölgesindeki (çinko parmak) missense mutasyonlar sonucu oluşur. Bu hastalar yaklaşık %90\%90 oranında Wilms tümörü geliştirme riskine sahiptir. Klinik olarak infantil dönemde başlayan diffüz mezanjiyal skleroz (erken böbrek yetmezliği) ve gonadal disgenezi (erkek psödohermafroditizm) ile karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik triadın belirlenmesi
Wilms tümörü + Genital anomali + Erken böbrek yetmezliği (Nefropati)
Hastada saptanan trifazik histoloji (blastemal, epitelyal, stromal) Wilms tümörünü; genital anomali ve diffüz mezanjiyal skleroz ise eşlik eden sendromu tanımlar.
2
Sendromlar arası ayırıcı tanı
Denys-Drash Sendromu
Aniridi olmaması WAGR'ı; makroglossi ve organomegali olmaması Beckwith-Wiedemann'ı dışlar. Diffüz mezanjiyal skleroz varlığı Denys-Drash için spesifiktir.
3
Genetik mekanizmanın eşleştirilmesi
WT1WT1 geninde missense mutasyon
WAGR sendromunda 11p1311p13 delesyonu (gen kaybı) görülürken, Denys-Drash sendromunda WT1WT1 geninin çinko parmak bölgesinde nokta mutasyonu (fonksiyonel bozukluk) izlenir.

Key Concept

Wilms tümörü ile ilişkili genetik sendromların (WAGR, Denys-Drash, BWS) ayırıcı tanısı.

Practice More

Wilms tümöründe 'anaplastik' histolojinin varlığı ve bunun TP53TP53 mutasyonları ile ilişkisini inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 14 / 20Next
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 14 | Examkin