All practice questions

8734 questions

Question 701Question

Kanun-i Esasi'nin 1876 yılındaki ilk hâli ile 1909 yılındaki anayasa değişiklikleri karşılaştırıldığında, Osmanlı siyasi yapısında yaşanan değişimlerle ilgili;

I. Yürütme organının yasama organı üzerindeki mutlak denetimi zayıflatılarak meclis üstünlüğü ilkesine yaklaşılmıştır.
II. Hükûmetin (Heyet-i Vükela) padişah yerine meclise karşı sorumlu hâle getirilmesiyle parlamenter sistemin temel esasları güçlendirilmiştir.
III. Padişahın meclisi feshetme yetkisinin tamamen ortadan kaldırılmasıyla egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesi sağlanmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

1876 Kanun-i Esasi'nin ilk hâli ile 1909 değişiklikleri karşılaştırıldığında; padişahın yasama üzerindeki mutlak yetkilerinin kısıtlanması ve hükûmetin meclise karşı sorumlu olması doğru gelişmelerdir. Ancak padişahın fesih yetkisi tamamen kaldırılmamış, sınırlandırılmı��tır; ayrıca ulusal egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesi cumhuriyet dönemi kavramı olup meşrutiyet dönemi için anakronik bir ifadedir. Bu nedenle doğru yargılar I ve II'dir.
Kanun-i Esasi'de 1909 yılında yapılan değişiklikler, yürütme gücünü elinde bulunduran padişahın yasama (meclis) üzerindeki mutlak yetkilerini sınırlandırmıştır. Sürgün yetkisinin kaldırılması, fesih yetkisinin zorlaştırılması meclisin konumunu güçlendirmiştir. Hükûmetin padişah yerine meclise karşı sorumlu tutulması ise parlamenter sistemin doğasına uygun bir şekilde yürütmenin yasama tarafından denetlenmesini sağlamıştır. Bu nedenle birinci ve ikinci öncülleri içeren yargılar doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Kanun-i Esasi'nin 1876 yılındaki ilk metni ile 1909 yılındaki anayasa değişikliklerini padişahın yetkileri ve meclisin konumu açısından analiz edin.
1876'da padişahın sürgün yetkisi, meclisi feshetme hakkı ve kanun tekliflerinde mutlak izni bulunurken; 1909'da sürgün yetkisi kaldırılmış, fesih yetkisi sınırlandırılmış ve kanun teklif etme kolaylaştırılmıştır.
Birinci öncüldeki 'yürütmenin yasama üzerindeki denetiminin zayıflatılarak meclis üstünlüğüne yaklaşılması' ifadesinin doğruluğunu teyit etmek için bu analiz gereklidir.
2
Hükûmetin (Heyet-i Vükela) kime karşı sorumlu olduğunu her iki dönem için karşılaştırın.
1876'da hükûmet padişaha karşı sorumluyken, 1909 anayasa değişikliği ile hükûmetin meclise (yasama organına) karşı sorumlu olması esası getirilmiştir.
İkinci öncüldeki 'parlamenter sistemin temel esaslarının güçlenmesi' ifadesinin doğruluğunu saptamak için bu sorumluluk ilişkisinin belirlenmesi gerekir.
3
Meşrutiyet rejimi ile egemenliğin kime ait olduğunu ve anayasal sınırları değerlendirin.
Meşrutiyet rejiminde egemenliğin kaynağı padişahtır, rejim monarşiktir. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesi cumhuriyet rejimiyle (1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) hayat bulmuştur. Ayrıca padişahın meclisi feshetme yetkisi tamamen kaldırılmamış, sadece zorlaştırılmıştır.
Üçüncü öncüldeki egemenlik kavramının ve padişahın fesih yetkisinin sınırlarının tarihsel doğruluğunu kontrol ederek anakronizme düşmeyi engellemek için bu değerlendirme yapılır.
4
Elde edilen analiz sonuçlarını birleştirerek doğru öncülleri belirleyin.
I ve II numaralı öncüllerin tarihsel gerçeklerle uyuştuğu, III numaralı öncülün ise anayasal monarşi gerçeğiyle çelişip anakronizm barındırdığı görülür.
Doğru seçeneğe ulaşmak için öncüllerin mantıksal ve tarihsel sağlamasını tamamlamak gerekir.

Key Concept

1876 Kanun-i Esasi ve 1909 Anayasa Değişikliklerinin Karşılaştırılması
Estimated Time:3m 0s
Question 702Question

Bohr atom modeli, tek elektronlu atom veya iyonların davranışlarını açıklayabilmektedir. Ancak çok elektronlu sistemlerin spektrumlarını ve davranışlarını açıklamada yetersiz kalır.

Buna göre, aşağıdaki taneciklerden hangisinin spektrum çizgilerini açıklamakta Bohr atom modeli yetersiz kalır?

Show answer & explanation

Answer: 3Li+_3\text{Li}^+

Answer

Bohr atom modeli, iki elektronu bulunan lityum iyonunun (3Li+_3\text{Li}^+) spektrumunu açıklayamaz.
Lityum iyonu (3Li+_3\text{Li}^+) iki elektrona sahiptir. Bohr atom modeli yalnızca tek elektronlu sistemlerin spektrumlarını açıklayabilir, çok elektronlu sistemlerin davranışlarını açıklamada yetersiz kalır. Bu nedenle lityum iyonunun spektrumu Bohr modeli ile açıklanamaz.

Step-by-Step Solution

1
Verilen taneciklerin elektron sayılarını bulmak için elektron sayısı = proton sayısı - iyon yükü ilişkisini kullanın.
1H_1\text{H} için 11 elektron, 2He+_2\text{He}^+ için 11 elektron, 3Li2+_3\text{Li}^{2+} için 11 elektron, 4Be3+_4\text{Be}^{3+} için 11 elektron ve 3Li+_3\text{Li}^+ için 22 elektron bulunur.
Bohr atom modelinin hangi taneciklere uygulanabileceğini belirlemek için elektron sayılarını bilmemiz gerekir.
2
Bohr atom modelinin tek elektronlu sistemlerle sınırlı olma kuralını uygulayın.
Tek elektronlu olan 1H_1\text{H}, 2He+_2\text{He}^+, 3Li2+_3\text{Li}^{2+} ve 4Be3+_4\text{Be}^{3+} Bohr modeliyle açıklanabilirken, iki elektronlu olan 3Li+_3\text{Li}^+ iyonunun spektrumu açıklanamaz.
Bohr atom modelinin en önemli sınırlılığı çok elektronlu sistemleri açıklayamamasıdır.

Key Concept

Bohr atom modeli yalnızca tek elektronlu taneciklerin spektrumlarını açıklayabilir; çok elektronlu taneciklerin spektrumlarını açıklamada yetersiz kalır.
Question 703Question

27 °C sıcaklıkta bulunan şekildeki sistemde, 2 L hacimli sabit hacimli A kabında He gazı, sıvı su ve sıvısıyla dengede su buharı bulunmaktadır. A kabındaki toplam basınç 791,16 mmHg olarak ölçülmüştür. Aynı sıcaklıkta bulunan 3 L hacimli sabit hacimli B kabında ise 760 mmHg basınç yapan Ne gazı bulunmaktadır. Kaplar arasındaki M musluğu açılıp sıcaklık 27 °C'ta sabit tutularak sistemin yeniden dengeye gelmesi sağlanıyor. Başlangıçta A kabında sistemin hacim değişimini karşılayacak miktarda sıvı su bulunmaktadır. Buna g��re, sistem yeniden dengeye ulaştığında; I. Kaptaki toplam basınç 791,16 mmHg olur. II. Sıvı haldeki su kütlesi 0,09 gram azalır. III. He gazının kısmi basıncı 304 mmHg olur. yargılarından hangileri doğrudur? (27 °C'ta suyun denge buhar basıncı 31,16 mmHg'dır. H2O=18 g/molH_2O = 18\text{ g/mol}, R=0,082 Latm/(molK)R = 0,082\text{ L}\cdot\text{atm}/(\text{mol}\cdot\text{K}), 1 atm=760 mmHg1\text{ atm} = 760\text{ mmHg}, suyun kendi hacmi ve gazların sudaki çözünürlüğü ihmal edilecektir.)

Show answer & explanation

Answer: I, II ve III

Answer

Sistem yeniden dengeye ulaştığında kaptaki toplam basınç 791,16 mmHg olur, sıvı su kütlesi 0,09 gram azalır ve He gazının kısmi basıncı 304 mmHg olur.
Yapılan hesaplamalarda helyum gazının son kısmi basıncı 304 mmHg, neon gazının son kısmi basıncı 456 mmHg bulunmuş ve suyun buhar basıncı olan 31,16 mmHg eklenerek toplam basıncın yine 791,16 mmHg olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca buharlaşan su miktarı ideal gaz yasasından 0,09 gram olarak hesaplanarak sıvı kütlesindeki azalmanın bu değere eşit olduğu bulunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
A kabındaki He gazının başlangıçtaki kısmi basıncını hesaplayınız.
PHe, ilk=Ptoplam, APbuhar=791,1631,16=760 mmHg=1 atmP_{\text{He, ilk}} = P_{\text{toplam, A}} - P_{\text{buhar}} = 791,16 - 31,16 = 760\text{ mmHg} = 1\text{ atm}
A kabındaki toplam basınç, He gazının kısmi basıncı ile suyun buhar basıncının toplamına eşittir.
2
Musluk açıldıktan sonra He ve Ne gazlarının son kısmi basınçlarını hesaplayınız.
PHe, son=PHe, ilk×VAVA+VB=760×25=304 mmHgP_{\text{He, son}} = P_{\text{He, ilk}} \times \frac{V_A}{V_A + V_B} = 760 \times \frac{2}{5} = 304\text{ mmHg} (0,4 atm0,4\text{ atm})
PNe, son=PNe, ilk×VBVA+VB=760×35=456 mmHgP_{\text{Ne, son}} = P_{\text{Ne, ilk}} \times \frac{V_B}{V_A + V_B} = 760 \times \frac{3}{5} = 456\text{ mmHg} (0,6 atm0,6\text{ atm})
Sıcaklık sabitken hacim değişimiyle gazların kısmi basınçları Boyle Yasasına göre ters orantılı olarak değişir.
3
Yeni dengedeki toplam basıncı bulunuz.
Ptoplam, son=PHe, son+PNe, son+Pbuhar=304+456+31,16=791,16 mmHgP_{\text{toplam, son}} = P_{\text{He, son}} + P_{\text{Ne, son}} + P_{\text{buhar}} = 304 + 456 + 31,16 = 791,16\text{ mmHg}
Sıcaklık sabit kaldığı sürece ve kapta sıvı su bulunduğu müddetçe suyun denge buhar basıncı değişmez (31,16 mmHg31,16\text{ mmHg} kalır).
4
Sıvı kütlesindeki değişimi bulmak için buharlaşan suyun mol sayısını ve kütlesini hesaplayınız.
Su buharının kapladığı hacim 2 L2\text{ L}'den 5 L5\text{ L}'ye çıkmıştır (hacim artışı ΔV=3 L\Delta V = 3\text{ L}). Suyun denge buhar basıncı 31,16 mmHg=0,041 atm31,16\text{ mmHg} = 0,041\text{ atm}'dir. Buharlaşan suyun mol sayısı:
Δnbuhar=PbuharΔVRT=0,04130,082300=0,12324,6=0,005 mol\Delta n_{\text{buhar}} = \frac{P_{\text{buhar}} \cdot \Delta V}{R \cdot T} = \frac{0,041 \cdot 3}{0,082 \cdot 300} = \frac{0,123}{24,6} = 0,005\text{ mol}.
Kütle değişimi:
Δm=0,005 mol×18 g/mol=0,09 gram\Delta m = 0,005\text{ mol} \times 18\text{ g/mol} = 0,09\text{ gram} sıvı su azalır.
Suyun buhar basıncının sabit kalabilmesi için hacim artışı oranında sıvı su buharlaşarak gaz fazına geçmelidir.

Key Concept

Kısmi basınç yasaları ve sıvı-buhar dengesinin hacim değişimiyle ilişkisi
Estimated Time:3m 0s
Question 704Question

Aşağıda üç farklı karboksilik asit bileşiğinin yarı açık formülleri verilmiştir:

* I. CH3CH2COOHCH_3-CH_2-COOH
* II. CH2=CHCOOHCH_2=CH-COOH
* III. HCCCOOHHC\equiv C-COOH

Bu bileşikler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: III. bileşik Tollens ayracı ile tepkimeye girdiğinde metalik gümüşün çökelmesiyle gümüş aynası oluşturur.

Answer

III. bileşik Tollens ayracı ile tepkimeye girdiğinde metalik gümüşün çökelmesiyle gümüş aynası oluşturur.
Propinoik asit (HCCCOOHHC\equiv C-COOH) molekülü yapısında bir uç alkin (HCCHC\equiv C-) grubu barındırır. Uç alkinler Tollens ayracındaki Ag+Ag^+ iyonları ile yer değiştirme tepkimesi gerçekleştirerek beyaz renkli kararsız bir metalik tuz çökeleği (AgCCCOOHAgC\equiv C-COOH) oluştururlar; ancak bu tepkimede Ag+Ag^+ iyonları metalik gümüşe (Ag0Ag^0) indirgenmediği için gümüş aynası oluşmaz. Karboksilik asitler sınıfında Tollens ayracını indirgeyerek gümüş aynası oluşturabilen tek üye, yapısında karboksil grubunun yanı sıra aldehit hidrojenine benzer bir hidrojen atomu bulunduran formik asittir (HCOOHHCOOH).

Step-by-Step Solution

1
Bileşiklerin yapısal özelliklerinin ve içerdikleri fonksiyonel grupların belirlenmesi
I. bileşiğin doymuş monokarboksilik asit (propanoik asit), II. bileşiğin çift bağ içeren alkenik karboksilik asit (propenoik asit), III. bileşiğin ise üçlü bağ içeren alkinik karboksilik asit (propinoik asit) olduğu belirlenir.
Bileşiklerin kimyasal tepkime yatkınlıklarını ve fiziksel/kimyasal davranışlarını yorumlayabilmek için yapılarını doğru analiz etmek gerekir.
2
Hibritleşme türüne bağlı olarak asitlik kuvvetlerinin karşılaştırılması
Karboksil grubuna bağlı karbon zincirindeki hibritleşme türleri I'de sp3sp^3, II'de sp2sp^2 ve III'te spsp şeklindedir. Hibritleşen orbitallerdeki s karakteri arttıkça karbonun elektronegatifliği artar (sp>sp2>sp3sp > sp^2 > sp^3). Yüksek elektronegatifliğe sahip karbon atomu indüktif etkiyle elektronları kendine doğru çekerek OHO-H bağını zayıflatır ve asitliği artırır. Bu nedenle asitlik kuvvetleri III > II > I ��eklinde sıralanır.
Sulu çözeltilerde asitlik kuvvetini belirleyen yapısal faktörleri (indüktif etki ve hibritleşme) ortaya koymak için.
3
Doymamışlık reaksiyonlarının ve esterleşme davranışlarının incelenmesi
Yapısında alken veya alkin gibi doymamış pi bağları barındıran II ve III. bileşikler bromlu suyun rengini giderilerken, doymuş olan I. bileşik gidermez. Ayrıca karboksilik asit fonksiyonel grubu içeren her üç bileşik de metanol ile esterleşme tepkimesi verir. II. bileşikte çift bağlı uç karbonda iki hidrojen atomu (CH2=CH_2=) bulunduğundan geometrik izomeri göstermediği doğrulanır.
Bileşiklerin doymamışlık (katılma) ve esterleşme gibi genel reaksiyon özelliklerini doğrulamak için.
4
Tollens ayracı ile etkileşimin redoks ve yer değiştirme yönünden değerlendirilmesi
III. bileşikteki HCCHC\equiv C- grubu uç alkin özelliği taşır. Uç alkinler Tollens ayracı ile redoks değil, asidik hidrojenin yer değiştirmesi tepkimesini vererek beyaz renkli çökelek oluşturur. Gümüş aynası (metalik gümüş) oluşumu ise bir yükseltgenme tepkimesidir ve karboksilik asitlerden yalnızca formik asit (HCOOHHCOOH) aldehit yapısı barındırdığı için bu tepkimeyi verebilir.
Uç alkinlerin Tollens ayracı ile verdiği yer değiştirme tepkimesinin, aldehitlerin verdiği yükseltgenme (gümüş aynası) tepkimesinden farkını ayırt etmek için.

Key Concept

Karboksilik asitlerin fonksiyonel grup özellikleri, asitlik kuvvetinin hibritleşme ve indüktif etkiyle ilişkisi, doymamışlık tepkimeleri ve Tollens ayracı ile alkin/aldehit reaksiyonlarının farkı
Estimated Time:3m 0s
Question 705Question

Bitkilerde topraktan alınan su ve minerallerin ksilem (odun boruları) içerisinde, yer çekimine zıt yönde taşınması süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Minerallerin kök hücreleri tarafından aktif taşıma ile alınması, kök ozmotik basıncını artırarak suyun ozmosla bitkiye girişini sağlar.

Answer

Minerallerin kök hücreleri tarafından aktif taşıma ile alınması, kök ozmotik basıncını artırarak suyun ozmosla bitkiye girişini sağlayan ifade doğrudur.
Bitkiler topraktan mineral alırken sıklıkla aktif taşıma kullanırlar. Bu durum kök hücrelerinin yoğunluğunu (ozmotik basıncını) artırır. Artan ozmotik basınç sayesinde su, topraktan köke ozmos kurallarına göre pasif olarak geçer. Bu, suyun bitkiye girişindeki temel mekanizmalardan biridir.

Step-by-Step Solution

1
Kökten mineral alım mekanizmasını analiz etme
Mineraller genellikle topraktan kök hücrelerine aktif taşıma ile alınır.
Hücre içi mineral yoğunluğu genellikle topraktan daha fazladır, bu farkı korumak için ATP harcanır.
2
Minerallerin su alımı üzerindeki etkisini belirleme
Mineral birikimi kök emici tüylerinin ozmotik basıncını artırır.
Çözünen madde miktarının artması, suyun derişimi az olan ortamdan (toprak) derişimi çok olan ortama (kök) geçiş isteğini artırır.
3
Ksilemdeki iletimin canlılık durumunu sorgulama
Ksilem cansızdır ve su taşınırken ATP harcanmaz.
Trake ve trakeidler olgunlaştıklarında sitoplazmalarını kaybederek içi boş borulara dönüşürler.

Key Concept

Bitkilerde suyun taşınması pasif bir süreçtir (fiziksel kuvvetler), ancak minerallerin alımı aktif transport gerektirir.

Practice More

Gutasyon (damlama) olayının hangi koşullarda ve hangi kuvvetin etkisiyle gerçekleştiğini incelemek konuyu pekiştirir.
Estimated Time:1m 40s
Question 706Question
Dik koordinat düzleminde, kk bir gerçek sayı olmak üzere
f(x)=x33x26x+kf(x) = x^3 - 3x^2 - 6x + k
eğrisinin yerel ekstremum noktalarından geçen doğru, bu eğriye x=ax = a (a>0a > 0) apsisli noktasında teğet olan doğruya paraleldir.

Buna göre, aa değeri kaçtır?

Show answer & explanation

Answer: 2

Answer

Yerel ekstremum noktalarından geçen doğrunun eğimi 6-6 olduğundan, paralel teğet doğrusunun eğimi de f(a)=6f'(a) = -6 olmalıdır. Bu denklemin çözülmesiyle a>0a > 0 koşulunu sağlayan değer 22 olarak elde edilir.
Eğrinin yerel ekstremum noktalarından geçen doğrunun eğimi 6-6 olarak bulunur. Paralel doğruların eğimleri eşit olduğundan teğet doğrusunun eğimi olan f(a)f'(a) değeri de 6-6'ya eşitlenir. Buradan elde edilen pozitif kök aranan sonucu verir.

Step-by-Step Solution

1
Fonksiyonun türevi alınarak yerel ekstremum noktalarının apsislerini veren denklem elde edilir.
f(x)=3x26x6=0    x22x2=0f'(x) = 3x^2 - 6x - 6 = 0 \implies x^2 - 2x - 2 = 0 elde edilir. Bu denklemin kökleri x1x_1 ve x2x_2 olsun.
Yerel ekstremum noktalarında fonksiyonun birinci türevi sıfıra eşittir.
2
Ekstremum noktalarının ordinatlarını veren ifadeler, derece azaltma yöntemiyle birinci dereceden terimler cinsinden yazılır.
x2=2x+2x^2 = 2x + 2 eşitliği kullanılarak f(x)=6x+k2f(x) = -6x + k - 2 bulunur. Dolayısıyla ekstremum noktaları A(x1,6x1+k2)A(x_1, -6x_1 + k - 2) ve B(x2,6x2+k2)B(x_2, -6x_2 + k - 2) olur.
İki noktadan geçen doğrunun eğimini hesaplamak için ordinat değerlerini sadeleştirmek gerekir.
3
Yerel ekstremum noktalarından geçen doğrunun eğimi (m1m_1) hesaplanır.
m1=(6x2+k2)(6x1+k2)x2x1=6m_1 = \frac{(-6x_2 + k - 2) - (-6x_1 + k - 2)}{x_2 - x_1} = -6 olarak bulunur.
İki noktası bilinen doğrunun eğim formülü uygulanır.
4
Eğriye x=ax = a apsisli noktasından çizilen teğetin eğimi (m2m_2) bu eğime eşitlenerek aa değeri çözülür.
f(a)=6    3a26a6=6    3a(a2)=0f'(a) = -6 \implies 3a^2 - 6a - 6 = -6 \implies 3a(a-2) = 0 denklemi elde edilir. Buradan a=0a = 0 veya a=2a = 2 bulunur. a>0a > 0 şartından dolayı a=2a = 2'dir.
Paralel doğruların eğimleri eşittir ve teğet doğrusunun eğimi türeve eşittir.

Key Concept

Türevin geometrik yorumu ve yerel ekstremum noktalarından geçen doğrunun eğiminin türev yardımıyla bulunması.
Question 707Question

[a,b][a, b] kapalı aralığında tanımlı, sürekli ve sürekli artan bir f(x)f(x) fonksiyonunun bu aralıktaki herhangi bir bölüntüsüne ait Riemann alt toplamı, abf(x)dx\int_a^b f(x) \, dx belirli integralinin değerinden her zaman küçüktür.

Show answer & explanation

Answer: True

Answer

Verilen ifade doğrudur. Sürekli ve sürekli artan bir fonksiyonun Riemann alt toplamı, belirli integral değerinden her zaman küçüktür.
Sürekli ve artan fonksiyonlarda alt aralıklardaki en küçük değerler sol uç noktalarda alınır ve bu noktalarla oluşturulan dikdörtgenlerin alanları toplamı eğrinin altında kalarak integral değerinden küçük olur.

Step-by-Step Solution

1
Riemann alt toplamının tanımını ve dikdörtgenlerin yüksekliklerini belirleyin.
Riemann alt toplamı oluşturulurken, her alt aralıktaki minimum fonksiyon değeri yükseklik olarak alınır.
Fonksiyon sürekli artan olduğundan, her [xi1,xi][x_{i-1}, x_i] alt aralığında fonksiyonun alabileceği en küçük değer sol uç nokta olan f(xi1)f(x_{i-1}) değeridir.
2
Riemann alt toplamı ile belirli integralin geometrik anlamını karşılaştırın.
Riemann alt toplamını temsil eden dikdörtgenlerin tamamı, y=f(x)y = f(x) eğrisinin altında kalır.
Her alt aralıkta f(xi1)<f(x)f(x_{i-1}) < f(x) (sol uç hariç) olduğundan, dikdörtgenlerin alanları toplamı, eğri altında kalan alandan (yani belirli integralden) kesinlikle küçük olmak zorundadır.

Key Concept

Artan fonksiyonlarda Riemann alt toplamı ile belirli integral arasındaki büyüklük ilişkisi
Estimated Time:1m 0s
Question 708Question

Radyoaktif Xenon-133 (133Xe^{133}\text{Xe}) izotopunun yarı ömrü yaklaşık 55 gündür. Başlangıçtaki aktivitesi 320 Bq320\text{ Bq} olan saf bir 133Xe^{133}\text{Xe} numunesinin aktivitesinin 10 Bq10\text{ Bq} değerine düşmesi için geçmesi gereken süre kaç gündür?

Show answer & explanation

Answer: 25

Answer

Aktivitenin 10 Bq10\text{ Bq} değerine düşmesi için geçmesi gereken süre 2525 gündür.
Aktivite her yarı ömürde yarıya iner. 320 Bq320\text{ Bq} değerinden sırasıyla 160160, 8080, 4040, 2020 ve 10 Bq10\text{ Bq} değerlerine ulaşmak için 55 kez yarılanma gerçekleşmelidir. Bir yarılanma süresi 55 gün olduğundan, toplam süre 5×5=255 \times 5 = 25 gündür.

Step-by-Step Solution

1
Başlangıç ve son aktivite değerlerini kullanarak aktivite oranını hesaplamak.
Aktivite oranı AA0=10320=132\frac{A}{A_0} = \frac{10}{320} = \frac{1}{32} olarak bulunur.
Geçen sürenin yarı ömür cinsinden karşılığını belirlemek için aktivitenin ne oranda azaldığını bilmemiz gerekir.
2
Aktivitenin yarı ömür formülünü kullanarak geçen yarı ömür sayısını bulmak.
Aktivite 252^5 kat azaldığı için 55 yarı ömür geçmiştir (t/T1/2=5t / T_{1/2} = 5).
Her bir yarı ömür süresinde aktivite yarıya iner. 132=(12)5\frac{1}{32} = \left(\frac{1}{2}\right)^5 olduğundan 5 yarı ömürlük süre geçmelidir.
3
Geçen toplam süreyi gün cinsinden hesaplamak.
t=5×5 gu¨n=25 gu¨nt = 5 \times 5\text{ gün} = 25\text{ gün} olarak elde edilir.
Toplam süre, geçen yarı ömür sayısı ile bir yarı ömrün süresinin çarpımına eşittir.

Key Concept

Radyoaktif çekirdeklerin aktivitesi, başlangıçtaki çekirdek sayısı ile doğru orantılıdır ve her yarı ömür süresi sonunda yarıya iner.
Estimated Time:2m 0s
Question 709Question
Dik koordinat düzleminde,
f(x)=x+3x2f(x) = \frac{x+3}{x-2}
eğrisine üzerindeki x=3x = 3 apsisli noktasından çizilen normal doğrusunun eğimi kaçtır?
Show answer & explanation

Answer: 15\frac{1}{5}

Answer

Eğriye üzerindeki x=3x = 3 apsisli noktasından çizilen normal doğrusunun eğimi 15\frac{1}{5}'tir.
Doğru yanıt olan 15\frac{1}{5} değeri, eğrinin x=3x = 3 noktasındaki türevinin (teğet eğimi olan 5-5) negatif tersi alınarak elde edilir. Teğet ve normal doğruları birbirine dik olduğundan eğimleri çarpımı 1-1 olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Fonksiyonun türevini bulun.
f(x)=1(x2)1(x+3)(x2)2=5(x2)2f'(x) = \frac{1 \cdot (x-2) - 1 \cdot (x+3)}{(x-2)^2} = \frac{-5}{(x-2)^2}
Eğriye üzerindeki bir noktadan çizilen teğet doğrusunun eğimi, fonksiyonun o noktadaki türev değerine eşittir.
2
Türev fonksiyonunda x=3x = 3 değerini yerine yazarak teğet doğrusunun eğimini (mtm_t) bulun.
mt=f(3)=5(32)2=5m_t = f'(3) = \frac{-5}{(3-2)^2} = -5
Teğet doğrusunun eğimi, x=3x = 3 noktasındaki türev değeridir.
3
Teğet doğrusu ile normal doğrusunun dik kesişme özelliğini (mtmn=1m_t \cdot m_n = -1) kullanarak normal doğrusunun eğimini (mnm_n) hesaplayın.
5mn=1mn=15-5 \cdot m_n = -1 \Rightarrow m_n = \frac{1}{5}
Bir eğriye üzerindeki aynı noktadan çizilen teğet ve normal doğruları birbirine diktir, dolayısıyla eğimleri çarpımı 1-1'dir.

Key Concept

Bir eğriye üzerindeki bir noktadan çizilen normal doğrusunun eğimi, o noktadaki teğet doğrusunun eğimi ile diklik ilişkisi (mtmn=1m_t \cdot m_n = -1) kullanılarak bulunur.
Question 710Question

Gerçel sayılar kümesi üzerinde tanımlı ve her noktada türevlenebilir bir ff fonksiyonu için g(x)=f(x)f(x)g(x) = f(x) \cdot |f(x)| şeklinde tanımlanan gg fonksiyonunun gerçel sayılar kümesi üzerinde her noktada türevlenebilir olduğu iddiası doğru mudur?

Show answer & explanation

Answer: True

Answer

Verilen iddia doğrudur.
Verilen iddia doğrudur çünkü f(x)f(x) fonksiyonunun türevlenebilir olması, g(x)=f(x)f(x)g(x) = f(x)|f(x)| fonksiyonunun f(x0)=0f(x_0)=0 olan kritik noktalarda da türevinin limit tanımıyla incelendiğinde türevlenebilir olduğunu ve bu türevin değerinin sıfır olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Fonksiyonun sıfırdan farklı olduğu durumları inceleyin.
f(x0)0f(x_0) \neq 0 olan bir x0x_0 noktası için ff sürekli olduğundan, bu noktanın komşuluğunda f(x)f(x) işaret değiştirmez. Eğer f(x)>0f(x) > 0 ise komşulukta g(x)=f(x)2g(x) = f(x)^2 olur ve türevi g(x)=2f(x)f(x)g'(x) = 2f(x)f'(x)'tir. Eğer f(x)<0f(x) < 0 ise komşulukta g(x)=f(x)2g(x) = -f(x)^2 olur ve türevi g(x)=2f(x)f(x)g'(x) = -2f(x)f'(x)'tir. Her iki durumda da türev mevcuttur.
Sıfırdan farklı noktalarda mutlak değerin dışarıya nasıl çıkacağı belirlenerek türevlenebilirlik doğrudan gösterilir.
2
Fonksiyonun sıfır olduğu durumları türevin tanımı yardımıyla inceleyin.
f(x0)=0f(x_0) = 0 olan bir x0x_0 noktası için g(x0)=0g(x_0) = 0 olur. Türevin tanımından: g(x0)=limxx0g(x)g(x0)xx0=limxx0f(x)f(x)0xx0=limxx0(f(x)f(x0)xx0f(x))g'(x_0) = \lim_{x \to x_0} \frac{g(x) - g(x_0)}{x - x_0} = \lim_{x \to x_0} \frac{f(x)|f(x)| - 0}{x - x_0} = \lim_{x \to x_0} \left( \frac{f(x) - f(x_0)}{x - x_0} \cdot |f(x)| \right) yazılır.
Mutlak değerin içini sıfır yapan kritik noktalarda doğrudan limit tanımını kullanmak en güvenilir yöntemdir.
3
Limit ifadesinin sonucunu hesaplayın.
limxx0f(x)f(x0)xx0=f(x0)\lim_{x \to x_0} \frac{f(x) - f(x_0)}{x - x_0} = f'(x_0) (türevli olduğu için mevcuttur) ve limxx0f(x)=f(x0)=0\lim_{x \to x_0} |f(x)| = |f(x_0)| = 0 (sürekli olduğu için) olduğundan, bu iki limitin çarpımı g(x0)=f(x0)0=0g'(x_0) = f'(x_0) \cdot 0 = 0 olarak bulunur. Dolayısıyla g(x0)g'(x_0) türevi mevcuttur ve sıfıra eşittir.
Çarpım limit kuralı uygulanarak limitin varlığı ve değeri gösterilir.

Key Concept

Türevlenebilme ve süreklilik ilişkisinde mutlak değerli ifadelerin kritik noktalardaki türevlenebilirliğinin türev tanımıyla incelenmesi
Question 711Question

Anadolu sahasında din dışı konularda yazan ilk şair kabul edilen ve Divan şiirinin kurucusu sayılan 13. yüzyıl sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hoca Dehhani

Answer

Anadolu sahasında din dışı konularda yazan ilk şair kabul edilen ve Divan şiirinin kurucusu sayılan 13. yüzyıl sanatçısı Hoca Dehhani'dir.
Anadolu sahasında din dışı konularda yazan ilk şair kabul edilen ve Divan şiirinin kurucusu sayılan 13. yüzyıl sanatçısı Hoca Dehhani'dir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen özellikleri inceleme
Aranan sanatçının 13. yüzyılda yaşadığı, din dışı konularda yazdığı ve Divan şiirinin kurucusu sayıldığı tespit edilir.
Verilen bilgiler doğrultusunda seçeneklerdeki şairler elenecektir.
2
Şairlerin yüzyıl ve tarzlarını karşılaştırma
Mevlana'nın oğlu Sultan Veled dini-tasavvufi eserler yazmıştır. Ahmedî ve Kadı Burhaneddin 14. yüzyıl, Şeyhî ise 15. yüzyıl sanatçılarıdır. 13. yüzyılda din dışı şiirler yazarak Divan edebiyatını başlatan sanatçı Hoca Dehhani'dir.
Tarihsel ve edebi bilgiler doğrultusunda doğru seçeneğe ulaşılır.

Key Concept

Hoca Dehhani'nin Anadolu sahasında din dışı Divan edebiyatının ilk temsilcisi olması
Question 712Question

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında, birinci ve ikinci kuşak sanatçıları arasında edebi anlayış, dil ve sanatsal amaçlar bakımından belirgin farklar bulunmaktadır. İkinci dönem sanatçıları, siyasi ve sosyal koşulların da etkisiyle "sanat için sanat" ilkesine yönelmiş; bireysel temaları, daha ağır bir dili ve Batılı biçimleri benimsemişlerdir.

Buna göre, aşağıda verilen sanatçı ve edebi yönelim/özellik eşleştirmelerinden hangisi Tanzimat II. Dönem edebi ortamı ve sanatçıları ile ilişkilendirilemez?

Show answer & explanation

Answer: Şinasi - Klasisizm akımının etkisiyle akıl ve kanun gibi kavramları şiire taşımış, ilk Türkçe tiyatro eseri olan Şair Evlenmesi'ni yazarak edebi türlerin ilk örneklerini vermiştir.

Answer

Şinasi'nin edebi yönelim ve eserlerinin anlatıldığı, Tanzimat I. Dönem sanatçısı olmasından dolayı Tanzimat II. Dönem ile ilişkilendirilemeyeceğini belirten seçenek.
Doğru cevap, Şinasi'nin Tanzimat I. Dönem sanatçısı olmasından ötürü bu seçenektir. Şinasi, dilde sadeleşmeyi, toplumsal konuları savunmuş ve ilk Türkçe tiyatro ile ilk özel gazeteyi çıkararak I. Dönem'in kurucu ilkelerini belirlemiştir. Bu özellikleri Tanzimat II. Dönem'in bireyselci, sanat için sanat odaklı edebi ortamıyla uyuşmamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Tanzimat Dönemi şair ve yazarlarının ait oldukları dönemleri ve edebi özelliklerini analiz etmek.
Seçeneklerde yer alan Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci ve Samipaşazade Sezai'nin Tanzimat II. Dönem'e ait olduğu belirlenir. Şinasi ise Tanzimat I. Dönem sanatçısıdır.
Soruda hangi eşleştirmenin Tanzimat II. Dönem edebi ortamı ve sanatçılarıyla ilişkilendirilemeyeceği sorulmaktadır.
2
Dönem özellikleri ile sanatçıların eşleştirmelerini kontrol etmek.
Şinasi'nin Tanzimat I. Dönem sanatçısı olarak klasisizm etkisiyle akıl ve kanun gibi kavramları şiire taşıdığı ve ilk Türkçe tiyatro olan Şair Evlenmesi'ni yazdığı doğrudur ancak bu durum onu II. Dönem edebi ortamının bir parçası yapmaz.
Sanatçıların ait oldukları edebi dönemlerin doğru ayırt edilmesi, dönemler arasındaki zihniyet ve kadro farkının anlaşılması için gereklidir.

Key Concept

Tanzimat II. Dönem Edebiyatı ve Sanatçılarının Genel Özellikleri ve Edebi Kadrosu
Estimated Time:2m 0s
Question 713Question

Aşağıda 14. yüzyıl Divan edebiyatına ait bir dörtlük verilmiştir:

*Benüm aşkum erlikten eksilmesün*
*Dileyenler benden yüz döndürmesün*
*Cihan halkı yığılsa karşuma duramaz*
*Yüregüm hileyle bükülmesün*

Dil, üslup ve biçim özellikleri dikkate alındığında bu dörtlükle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Nazım şekli yönüyle Fars edebiyatı kökenli olan ve aruzun yirmi dört özel kalıbıyla yazılan rubai türünün Anadolu sahasındaki ilk örneğidir.

Answer

Şiirin rubai olduğunu ve Fars edebiyatı kökenli olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır. Bu dörtlük, Türklerin Divan edebiyatına kazandırdığı 'tuyuğ' nazım şeklinin özelliklerini taşımaktadır.
Verilen dörtlük, tek dörtlükten oluşması, kafiye şemasının 'aaba' olması ve aruzun 'Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün' kalıbıyla yazılması nedeniyle Türklerin Divan edebiyatına kazandırdığı bir tuyuğdur. Dolayısıyla bu şiirin Fars edebiyatı kökenli rubai nazım şekliyle yazıldığını iddia eden yargı yanlıştır ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Dörtlüğün biçimsel özelliklerini inceleyin.
Şiirin tek dörtlükten oluştuğu ve kafiye düzeninin 'aaba' (eksilmesün - a, döndürmesün - a, duramaz - b, bükülmesün - a) şeklinde olduğu görülür. Bu durum tuyuğ ya da rubai nazım şeklini akla getirir.
Nazım şeklini belirlemek için kafiye örgüsü ve dörtlük sayısı ilk adımdır.
2
Vezin ve köken analizi yapın.
Şiir aruzun 'Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün' kalıbıyla yazılmıştır. Bu kalıp, tuyuğ nazım şeklinin tek ve belirleyici kalıbıdır. Rubailer ise Fars edebiyatı kökenlidir ve kendilerine has 24 farklı kalıpla yazılır.
Tuyuğ ile rubai arasındaki farkı belirlemek için aruz kalıbı ve köken bilgisi kontrol edilmelidir.
3
Dil ve üslup özelliklerini değerlendirin.
'Benüm', 'karşuma', 'yüregüm' gibi kelimeler 14. yüzyıl Eski Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşır. Yiğitçe, meydan okuyan eda ('erlikten eksilmesün', 'cihan halkı karşuma duramaz') ise hükümdar-şair Kadı Burhaneddin'in üslup özellikleriyle uyuşmaktadır.
Şiirin yazıldığı dönemi ve şairi doğrulamak için dil ve içerik özellikleri çözümlenmelidir.

Key Concept

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Nazım Şekilleri (Tuyuğ)
Question 714Question

Aşağıda sol sütunda Tanzimat I. Dönemi'ne ait sanatçılar, sağ sütunda ise bu sanatçıların edebiyatımızdaki ilkler arasında yer alan önemli eserleri verilmiştir. Sanatçıları yazdıkları eserlerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Şinasi
Namık Kemal
Ahmet Mithat Efendi
Şemsettin Sami

Matches

Show answer & explanation

Answer

Şinasi - Şair Evlenmesi, Namık Kemal - İntibah, Ahmet Mithat Efendi - Letaif-i Rivayat, Şemsettin Sami - Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
Tanzimat I. Dönem sanatçılarının eserleriyle doğru eşleşmesi şu şekildedir: Şinasi - Şair Evlenmesi (ilk yerli tiyatro), Namık Kemal - İntibah (ilk edebi roman), Ahmet Mithat Efendi - Letaif-i Rivayat (ilk hikaye) ve Şemsettin Sami - Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (ilk yerli roman).

Step-by-Step Solution

1
Sanatçıların edebiyat tarihindeki ilk eserlerini belirleme
Şinasi'nin ilk yerli tiyatro olan Şair Evlenmesi'ni yazdığı, Namık Kemal'in ilk edebi roman olan İntibah'ı yazdığı, Ahmet Mithat Efendi'nin ilk hikaye denemesi olan Letaif-i Rivayat'ı yazdığı ve Şemsettin Sami'nin ilk yerli roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ı yazdığı belirlenir.
Soruda verilen sanatçıların Türk edebiyatına kazandırdığı ilk niteliğindeki eserlerin doğru tespit edilmesi gerekir.
2
Eşleştirmeyi tamamlama
Eşleştirme Şinasi (Şair Evlenmesi), Namık Kemal (İntibah), Ahmet Mithat Efendi (Letaif-i Rivayat) ve Şemsettin Sami (Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat) şeklinde sonuçlandırılır.
Her sanatçının kendi eseriyle eşleştirilmesi sağlanır.

Key Concept

Tanzimat I. Dönem sanatçıları ve edebiyatımızdaki ilk niteliğindeki eserleri
Estimated Time:1m 0s
Question 715Question

Türk edebiyatında hiciv ve mizahın ilk önemli örneklerinden biri kabul edilen ve alegorik bir dille bir eşeğin başından geçenlerin anlatıldığı *Harnâme* adlı mesnevi, aşağıdaki Divan edebiyatı şairlerinden hangisine aittir?

Show answer & explanation

Answer: Şeyhî

Answer

Şeyhî
Türk edebiyatında hiciv türünün ilk ve en başarılı örneklerinden biri olan ve sembolik olarak bir eşeğin hikayesini anlatan Harnâme mesnevisi, 15. yüzyıl Divan şairlerinden Şeyhî'ye aittir. Bu nedenle Şeyhî seçeneği doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Eserin türünü, konusunu ve edebiyat tarihindeki yerini belirleme.
Sözü edilen eser, Türk edebiyatında fabl ve hiciv türünün ilk örneklerinden biri kabul edilen Harnâme mesnevisidir.
Soru kökündeki 'hiciv ve mizahın ilk önemli örneği' ve 'eşek sembolü' ipuçları bizi doğrudan Harnâme eserine götürür.
2
Harnâme mesnevisinin yazarını Divan şairleri içinden tespit etme.
Harnâme mesnevisi, 15. yüzyılda yaşamış olan Şeyhî'ye aittir.
Şeyhî, kendisine tımar olarak verilen köyün eski sahipleri tarafından saldırıya uğraması üzerine bu meşhur alegorik hicvi kaleme almıştır.

Key Concept

15. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri
Question 716Question

Divan edebiyatı, XIII. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüş, belirli kurallar ve estetik anlayış çerçevesinde şekillenmiş bir edebi gelenektir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Divan edebiyatının genel özellikleri arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Vatan, hürriyet ve adalet gibi toplumsal kavramların şiirde yoğun biçimde işlenmesi

Answer

Vatan, hürriyet ve adalet gibi toplumsal kavramların şiirde yoğun biçimde işlenmesi ifadesi Divan edebiyatının bir özelliği değildir.
Vatan, hürriyet ve adalet gibi kavramlar Türk edebiyatına Batılılaşma süreciyle birlikte Tanzimat Dönemi'nde kazandırılmıştır. Klasik (Divan) Türk edebiyatında ise şairler toplumsal meselelere değinmek yerine soyut aşk, sevgili, şarap ve tasavvuf gibi bireysel konuları estetik bir biçimde işlemeyi tercih etmişlerdir. Bu nedenle toplumsal kavramların yoğun şekilde işlenmesi Divan edebiyatının bir özelliği olamaz.

Step-by-Step Solution

1
Se��eneklerde yer alan ifadeleri Divan edebiyatının dil, üslup ve konu özellikleri açısından incelemek.
Sanatlı dil kullanımı, soyut konular, aruz ölçüsü, beyit birimi ve sanat sanat içindir anlayışı Divan edebiyatı ile doğrudan uyuşmaktadır.
Bu özellikler Divan edebiyatının temel estetik ve biçimsel yapısını oluşturur.
2
Yanlış olan seçenekteki toplumsal kavramların edebiyatımızdaki tarihsel gelişimini sorgulamak.
Vatan, hürriyet ve adalet gibi kavramların Türk şiirine ilk kez XIX. yüzyılda, Tanzimat Dönemi'nde (özellikle Namık Kemal'in eserlerinde) girdiği tespit edilir.
Divan edebiyatının bireysel ve soyut dünyasında bu tür toplumsal mücadele temalarına yer verilmemiştir.

Key Concept

Divan Edebiyatının Genel Özellikleri
Estimated Time:1m 0s
Question 717Question

XVII. ve XVIII. yüzyıl divan şiiri; geleneksel yapının korunduğu, bununla birlikte Sebk-i Hindî, mahallîleşme ve hikemî tarz gibi yeni akım ve yönelimlerin ortaya çıktığı, Türk edebiyatının en olgun dönemlerinden biridir.

Bu dönem şairleriyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

Show answer & explanation

Answer: XVII. yüzyılda Sebk-i Hindî akımının öncülerinden olan ve Türk edebiyatında şarkı nazım biçiminin ilk örneklerini veren Neşâtî, gazellerindeki tasavvufi derinlik ve zarif üslupla öne çıkmıştır.

Answer

Türk edebiyatında şarkı nazım biçiminin ilk örneklerini veren şair Neşâtî değil, XVII. yüzyılın bir diğer önemli Sebk-i Hindî temsilcisi olan Nâilî'dir.
Türk edebiyatında şarkı nazım biçiminin ilk örneklerini veren şair XVII. yüzyıl sanatçılarından Nâilî'dir. Neşâtî de XVII. yüzyılda Sebk-i Hindî akımının temsilcilerinden biri olsa da şarkı türünün ilk örneklerini yazan kişi değildir. Bu nedenle Neşâtî ile ilgili verilen bilgi bir bilgi yanlışı içermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen XVII. ve XVIII. yüzyıl Divan edebiyatı şairlerinin yüzyıllarını ve temel özelliklerini analiz etmek.
Nef'î (XVII. yy. hiciv ve kaside), Nâbî (XVII. yy. hikemî tarz), Nedim (XVIII. yy. mahallîleşme ve şarkı) ve Şeyh Galip'in (XVIII. yy. Sebk-i Hindî) özelliklerinin doğru verildiğini tespit etmek.
YKS sınavında divan edebiyatı şairlerinin yüzyıl, akım ve eser eşleştirmeleri doğrudan bilgi sorusu olarak karşımıza çıkmaktadır.
2
Edebiyat tarihindeki 'ilk' niteliğindeki bilgileri kontrol etmek.
Türk edebiyatında şarkı nazım biçiminin ilk örneklerini Neşâtî'nin değil, Nâilî'nin verdiği gerçeğini hatırlamak.
Şarkı nazım biçiminin ilk temsilcisi ile en önemli temsilcisini (Nedim) ayırt edebilmek, sıkça düşülen kavramsal hataları önlemek açısından kritiktir.

Key Concept

17. ve 18. Yüzyıl Divan Şairlerinin Edebî Kişilikleri ve Eserleri
Question 718Question

Kerem baktı ki Aslı kendisinden uzaklaşıyor, yüreği yandı, sazı eline alıp şöyle seslendi:

*Karşıdan gelen ala gözlü dilber*
*Koyma beni el yerine sevdiğim*
*Senin için vatanımı terk ettim*
*Koyma beni yaban yere sevdiğim*

Aslı bu sözleri duyunca durdu, gözlerinden yaşlar döküldü ama Keşiş'in korkusundan yine de yoluna devam etmek zorunda kaldı.

Bir halk hikâyesinden alınan bu parça ve ait olduğu türün yapısal özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Metinde yer alan dörtlük, dinleyicinin ilgisini çekmek ve anlatıcıyı hazırlamak amacıyla hikâyenin en ba��ında icra edilen 'fasıl' veya 'döşeme' bölümüne örnektir.

Answer

Metinde yer alan dörtlük, dinleyicinin ilgisini çekmek ve anlatıcıyı hazırlamak amacıyla hikâyenin en başında icra edilen 'fasıl' veya 'döşeme' bölümüne örnektir ifadesi söylenemez.
Metinde verilen şiir parçası, kahramanın doğrudan içinde bulunduğu olay sırasındaki duygusal tepkisini ve acısını yansıtmaktadır. Halk hikâyelerinin yapısında dinleyiciyi hazırlayan fasıl ve kahramanların tanıtıldığı döşeme bölümleri anlatının en başında yer alır. Olayın akışı esnasında söylenen bu dörtlük ise hikâyenin asıl konu bölümüne aittir. Bu nedenle şiirin fasıl veya döşeme bölümüne ait olduğunu öne süren yargı yanlıştır ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Metnin nazım ve nesir karışık biçimsel yapısını analiz etmek
Kerem'in Aslı'nın gidişini izlediği ve anlatımın yapıldığı bölümler düzyazı (mensur), sazı eline alıp söylediği kısımlar ise şiir (manzum) şeklindedir. Bu durum halk hikâyesinin yapısal özelliğidir.
Halk hikâyelerinin en belirgin biçimsel özelliğinin nazım-nesir karışık yapı olduğunu doğrulamak.
2
Dörtlüğün hece ölçüsünü ve ahenk özelliklerini hesaplamak
Dizelerdeki hece sayıları kontrol edildiğinde (örneğin: Kar-şı-dan ge-len a-la göz-lü dil-ber = 11) 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı ve geleneksel ahenk unsurları barındırdığı saptanır.
Şiirsel kısımların halk şiiri geleneğine uygunluğunu denetlemek.
3
Karakterlerin rolünü ve çatışma unsurlarını belirlemek
Parçada adı geçen Keşiş karakterinin sevgililerin ayrılığına neden olan engelleyici güç rolünde olduğu belirlenir.
Halk hikâyesinin tematik ve yapısal engellerini çözümlemek.
4
Halk hikâyelerinin bölümlerini karşılaştırmak
Fasıl ve döşeme bölümleri hikâyenin en başında yer alan hazırlık bölümleridir. Oysa bu parça sevgililerin karşılaştığı, olayların geliştiği asıl konu bölümünden alınmıştır. Dolayısıyla dörtlük fasıl ya da döşeme örneği olamaz.
Metnin ait olduğu bölümü doğru saptayarak yanlış yargıyı tespit etmek.

Key Concept

Halk hikâyelerinin yapısal bölümleri (fasıl, döşeme, asıl konu, kapama) ve nazım-nesir karışık yazılma özellikleri.
Estimated Time:2m 0s
Question 719Question

Tanzimat Dönemi'nin ikinci yarısında edebi kamuoyunu uzun süre meşgul eden ve Servet-i Fünun edebiyat��nın doğuşuna da zemin hazırlayan tartışmalardan biri, Hasan Asaf'ın bir şiirinde geçen 'abes' ve 'muktebes' sözcüklerinin kafiyeli olup olamayacağı meselesidir. Eski edebiyat taraftarlarınca bu iki sözcüğün yazılışındaki harf farklılığı (sin ve sad) nedeniyle kafiye oluşturamayacağı savunulurken, yeni edebiyat taraftarları ses benzerliğinin yeterli olduğunu ileri sürmüştür.

Bu edebi tartışma ve dönemin genel sanat anlayışı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: 'Kulak için kafiye' anlayışının kabul görmesiyle birlikte Türk şiirinde aruz ölçüsü tamamen terk edilmiş, hece ölçüsü ve sade Türkçe tek geçerli şiir dili haline gelmiştir.

Answer

'Kulak için kafiye' anlayışının kabul görmesiyle birlikte Türk şiirinde aruz ölçüsün��n tamamen terk edildiğini ve sade dilin tek geçerli şiir dili haline geldiğini belirten seçenek söylenemez.
Tanzimat II. Döneminde Recaizade Mahmut Ekrem önderliğinde 'kafiye kulak içindir' anlayışı savunulmuş olsa da, bu yenilik şiirde aruz ölçüsünün tamamen terk edilmesine ve sade Türkçe ile hece ölçüsünün tek geçerli şiir dili olmasına yol açmamıştır. Dönem sanatçıları aruz ölçüsünü kullanmaya ve süslü, ağır bir dille yazmaya devam etmişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Tanzimat II. Dönem edebi tartışmalarını analiz etmek.
Tanzimat II. Döneminde Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci arasında 'kulak için kafiye' ve 'göz için kafiye' ekseninde büyük bir tartışma (Zemzeme-Demdeme) yaşandığı belirlenir.
Edebi tartışmanın temel niteliğini belirlemek.
2
Dönemin şiir dili ve ölçü özelliklerini incelemek.
Tanzimat II. Dönem sanatçılarının kulak için kafiyeyi benimsemelerine rağmen aruz ölçüsünü kullanmaya devam ettikleri ve ağır, süslü bir dille yazmaya devam ettikleri saptanır.
Kafiye anlayışındaki değişikliğin ölçü ve dil sadeleşmesine olan etkisini değerlendirmek.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan seçeneği işaretlemek.
Türk şiirinde aruzun tamamen terk edilip hecenin tek geçerli ölçü haline geldiği bilgisinin yanlış olduğu saptanır.
Soruda istenen söylenemez olan yargıya ulaşmak.

Key Concept

Tanzimat II. Dönem kafiye anlayışı, edebi tartışmalar ve biçim özellikleri
Question 720Question

Divan şiirinden etkilenerek hem aruz hem heceyle yazan, ancak asıl edebi kimliğini hece ölçüsüyle söylediği eleştirel şiirlerinde bulan 19. yüzyıl âşığı Seyrani; toplumsal çarpıklıkları, rüşveti, adaletsizliği ve dönemin idarecilerini cesurca yerdiği taşlamalarıyla tanınır.

Buna göre, aşağıdaki dörtlüklerden hangisinin teması ve üslubu dikkate alındığında Seyrani’ye ait olduğu söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil

Answer

Adalet kalmadı hep zulüm doldu / Geçti şu baharın gülleri soldu / Dünyanın gidişi acayip oldu / Koyun belli değil kurt belli değil
Doğru dörtlük, toplumsal adaletsizliği, rüşveti ve idari bozuklukları konu alan eleştirel bir taşlamadır. Bu tema ve söyleyiş biçimi, 19. yüzyılın en büyük hiciv ustalarından biri olan Seyrani'nin sanat anlayışıyla tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Seyrani'nin edebi kişiliğinin analiz edilmesi
Seyrani'nin 19. yüzyılda yaşamış, hem hece hem aruz kullanan ancak asıl gücünü heceyle yazdığı hiciv (taşlama) türündeki şiirlerinde gösteren bir sanatçı olduğu belirlenir.
Soruda tanıtılan şairin üslup ve tema özelliklerini doğru eşleştirebilmek için edebi kimliğinin sınırları çizilir.
2
Seçeneklerdeki dörtlüklerin tema ve tür yönünden incelenmesi
Seçeneklerde yer alan şiirlerin türleri sırasıyla güzelleme (lirik), koçaklama (epik), taşlama (satirik), lirik-felsefi ve koçaklama (epik) olarak sınıflandırılır.
Seyrani'nin taşlama türündeki ayırt edici şiirini bulmak amacıyla dörtlüklerin baskın temaları çözümlenir.
3
Doğru cevabın netleştirilmesi
Toplumsal adaletsizliği eleştiren ve 'kurt ile koyunun karışması' üzerinden çağın bozukluğunu hicveden dörtlüğün Seyrani'ye ait olduğu tespit edilir.
Diğer seçeneklerin farklı şairlere (Karacaoğlan, Dadaloğlu, Aşık Veysel, Köroğlu) ait belirgin temalar taşıması nedeniyle eleme yapılarak doğru yanıta ulaşılır.

Key Concept

Âşık Edebiyatı Temsilcileri ve Edebi Üslupları
PreviousPage 36 / 437Next