Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 741Soru

Türkiye'nin batı kıyılarında dağların kıyı çizgisine dik uzanması, bu bölgede 'Enine Kıyı Tipi'nin görülmesine neden olmuştur. Dağların bu uzanış doğrultusunun bölgedeki kıyı morfolojisi üzerindeki etkileri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu durumun bir sonucu olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıyıların gerçek uzunluğu ile kuş uçuşu uzunluğu arasındaki farkın az olması

Cevap

Kıyıların gerçek uzunluğu ile kuş uçuşu uzunluğu arasındaki farkın az olması ifadesi yanlıştır; aksine bu fark oldukça fazladır.
Enine kıyı tipinde (Ege kıyıları) girinti, çıkıntı, koy ve körfez sayısı çok fazladır. Bu durum kıyı çizgisinin çok kıvrımlı olmasına yol açar. Bir kıyı ne kadar kıvrımlıysa, o kıyının gerçek uzunluğu ile iki nokta arasındaki en kısa mesafe (kuş uçuşu uzunluk) arasındaki fark o kadar fazla olur. Bu nedenle farkın 'az' olması gösterilebilecek bir sonuç değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Ege Bölgesi'ndeki dağların uzanış yönü ile kıyı tipi arasındaki ilişkiyi belirlemek.
Dağlar kıyı çizgisine dik uzandığı için 'Enine Kıyı Tipi' oluşur.
Uzanış doğrultusu kıyı tipinin temel belirleyicisidir.
2
Enine kıyı tipinin temel morfolojik sonuçlarını (girinti-çıkıntı, kıta sahanlığı, iklim etkisi) analiz etmek.
Bu kıyılar oldukça girintili ve çıkıntılıdır; denizellik içe sokulur ve şelf alanı geniştir.
Yüzey şekillerinin uzanış doğrultusu kıyı gerisindeki engelleri ortadan kaldırır.
3
Gerçek uzunluk ile kuş uçuşu uzunluk arasındaki farkın nedenini değerlendirmek.
Girinti ve çıkıntı (koy, körfez, yarımada) arttıkça kıyı hattı uzar, ancak düz çizgi mesafesi (kuş uçuşu) değişmez; bu da farkın artmasına neden olur.
İndentasyon (girintililik) derecesi ile uzunluk farkı doğru orantılıdır.

Anahtar Kavram

Enine Kıyı Tipi ve İndentasyonun Uzunluk Farkı Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Bir kıyı ne kadar çok kıvrımlıysa, o kıyıyı yürüyerek bitirmek kuş gibi uçarak bitirmekten o kadar uzun sürer.
2
Ege kıyılarının (Enine kıyı) haritadaki girintili yapısını, Karadeniz kıyılarının (Boyuna kıyı) düz yapısıyla kıyaslayın.
3
Gerçek uzunluk ile kuş uçuşu uzunluk arasındaki fark 'indeks' olarak adlandırılır ve girintili kıyılarda bu değer daima yüksektir.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve Akdeniz kıyılarındaki 'Boyuna Kıyı Tipi'nin ulaşıma ve kıta sahanlığına etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 742Soru

Türkiye’nin karstik topografyası üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı; Teke ve Taşeli platoları ile Sivas-Erzincan çevresindeki yer şekillerini litolojik (kayaç yapısı) ve morfolojik açıdan karşılaştırmıştır. Bu karşılaştırma sonucunda ulaşılan aşağıdaki bilgilerden hangisi Türkiye'deki karstik süreçlerin özelliklerini en doğru şekilde yansıtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toros Dağları kuşağındaki kalker (kireç taşı) arazilerde çözünme sonucu polye gibi geniş ölçekli düzlükler oluşabilirken; Sivas ve çevresindeki jips (alçı taşı) arazilerinde bu kayacın çok daha hızlı çözünmesi nedeniyle genellikle daha küçük boyutlu ve karmaşık yapılı dolin veya lapyalar yaygın olarak görülür.

Cevap

Toroslar'daki kalkerli arazilerde geniş ölçekli polye oluşumu gözlenirken, Sivas çevresindeki jipsli arazilerde kayacın hızlı çözünmesi nedeniyle daha küçük ve sık yapılı şekillerin görülmesi doğru bir değerlendirmedir.
Doğru olan ifade, kalker ve jips arazileri arasındaki karakteristik farkı açıklar. Batı ve Orta Toroslar (Teke-Taşeli) kireç taşının hakim olduğu, polyelerin (en büyük aşınım şekli) yaygın olduğu alanlardır. Sivas-Erzincan hattı ise jips (alçı taşı) karstının merkezidir; burada kayaç çok çabuk eridiği için şekiller daha küçük ölçekli ve sıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerin temel kayaç yapılarını (litoloji) tanımla.
Teke ve Taşeli (Toroslar) kireç taşı (kalker) ile; Sivas, Erzincan ve Çankırı çevresi ise alçı taşı (jips) ile karakterizedir.
Karstik şekillerin türü ve boyutu kayacın çözünme özelliklerine bağlıdır.
2
Kayaçların çözünme hızlarını ve ortaya çıkan şekillerin boyutlarını karşılaştır.
Kalker, jipse göre daha zor çözünür ancak daha dayanıklıdır, bu da polyeler gibi devasa aşınım çukurlarının oluşmasına imkan tanır. Jips ise çok hızlı çözündüğü için yer şekilleri daha hızlı çöker ve genellikle daha küçük (dolin vb.) kalır.
Litolojik farklılıkların morfolojiye (şekil bilgisi) etkisini analiz etmek için.
3
Verilen seçeneklerdeki bölgesel eşleştirmeleri ve 'sadece' gibi kısıtlayıcı ifadeleri kontrol et.
B, C, D ve E seçeneklerindeki kısıtlamalar veya yer eşleştirmeleri Türkiye coğrafi gerçekleriyle uyuşmamaktadır.
Karstik şekillerin Türkiye genelindeki dağılım hatalarını ayıklamak için.

Anahtar Kavram

Litoloji-Karstlaşma İlişkisi

İpuçları

1
Karstlaşma sadece kireç taşı (kalker) ile sınırlı değildir; alçı taşı (jips) ve kaya tuzu üzerinde de gerçekleşir.
2
Kireç taşı en çok Akdeniz'de, alçı taşı ise en çok Sivas ve çevresinde bulunur. Alçı taşı kireç taşına göre çok daha hızlı çözünür.
3
En küçük karstik aşınım şekli 'lapya', en büyüğü ise 'polye'dir. Polyeler Toroslar'daki 'Karstik Ovalar' olarak da bilinir.

Daha Fazla Pratik

Karstik ovaları (TAKKE kodlaması: Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı) harita üzerinde çalışarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 743Soru

Türkiye’deki platoların büyük bir bölümü, akarsular tarafından derin vadilerle yarılmış geniş düzlüklerden oluşur ve jeolojik yapılarına göre 'tabaka düzlüğü' (yatay duruşlu) platolar olarak adlandırılır. İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Haymana, Cihanbeyli ve Bozok platoları bu oluşum türünün en belirgin örnekleridir.

Buna göre, belirtilen platolarla benzer bir coğrafi bölgede yer almasına rağmen, karstik (çözünebilen kayaç) yapısı nedeniyle oluşum süreci bakımından onlardan ayrılan plato aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Obruk

Cevap

Obruk platosu, İç Anadolu Bölgesi'nde yer almasına rağmen diğer komşu platolardan farklı olarak karstik yapıda bir oluşum sergilediği için doğru cevaptır.
İç Anadolu Bölgesi'ndeki platoların çoğu tabaka düzlüğü (yatay duruşlu) olsa da, Tuz Gölü'nün hemen güneyindeki Obruk platosu karstik (kireç taşı) yapısı nedeniyle bu gruptan ayrılır. Adını da zaten bölgedeki yaygın karstik şekil olan obruklardan almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülde verilen platoların (Haymana, Cihanbeyli, Bozok) oluşum türünü tespit et.
Bu platoların tamamı 'tabaka düzlüğü' (yatay duruşlu) platolardır.
Soruda kıyaslanacak temel grubun özelliklerini anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki platoların kayaç yapısını ve oluşum süreçlerini analiz et.
Obruk platosu karstik kayaçlardan (kalker) oluşurken; Uzunyayla, Yazılıkaya, Gaziantep ve Şanlıurfa platoları tabaka düzlüğü karakterindedir.
Oluşum bakımından farklı olanı bulmak için ayrıştırıcı özelliği belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki platoların oluşum türleri (Karstik vs. Tabaka Düzlüğü)

İpuçları

1
İç Anadolu'daki çoğu plato aynı kökene sahip olsa da, Tuz Gölü'nün güneyindeki bir tanesi kayaç yapısıyla ayrılır.
2
Adını, yüzeyinde kireç taşlarının erimesiyle oluşan derin kuyulardan (çukurlardan) alan plato hangisidir?
3
Türkiye'de karstik platolar denince akla önce Teke ve Taşeli gelir; ancak İç Anadolu'daki bu plato da karstik yapıya sahip bir istisnadır.

Daha Fazla Pratik

Karstik platolar olan Teke ve Taşeli'nin, Obruk platosuyla ekonomik faaliyetler (keçi yetiştiriciliği vb.) açısından benzerliklerini inceleyin.

Alternatif Yöntem

Platoları bölge bazlı değil, kayaç yapısına (karstik-volkanik-aşınım-tabaka) göre zihninizde kodlayarak eleme yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 744Soru

Türkiye'de dağların oluşum süreçleri (orojenez ve volkanizma) ile bu süreçlerin sonucunda ortaya çıkan morfolojik yapılar arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Buna göre;

- X Dağı: Akdeniz Bölgesi'nde yer almasına rağmen, genel kıvrım sisteminden farklı olarak sertleşmiş tabakaların kırılması (horst) sonucu oluşmuştur.
- Y Dağı: İç Anadolu Bölgesi'nde, yer kabuğundaki bir çatlak (fay) hattı boyunca magmanın yüzeye çıkmasıyla oluşan sönmüş bir volkan konisidir.
- Z Dağı: Kuzey Anadolu Dağları'nın bir parçası olup, esnek tabakaların yan basınçlarla kıvrılması (antiklinal) sonucunda Batı Karadeniz bölümünde yükselmiştir.

Yukarıda özellikleri belirtilen dağlar, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X: Nur Dağları, Y: Melendiz Dağı, Z: Küre Dağları

Cevap

Nur Dağları, Melendiz Dağı ve Küre Dağları eşleştirmesi doğrudur.
Verilen bilgiler incelendiğinde; Akdeniz Bölgesi'nde olup kırılma ile oluşan (horst) dağ Nur Dağlarıdır. İç Anadolu'daki volkanik hat üzerinde Melendiz Dağı bulunur. Batı Karadeniz'deki kıvrımlı yapıya örnek ise Küre Dağlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
X özelliğini analiz etme
Nur (Amanos) Dağları
Akdeniz'deki Toros sisteminin çoğu kıvrım yapısındayken, Nur Dağları bir horsttur.
2
Y özelliğini analiz etme
Melendiz Dağı
İç Anadolu'da Erciyes, Hasan, Melendiz gibi dağlar bir fay hattı üzerindeki volkanik dağlardır.
3
Z özelliğini analiz etme
Küre Dağları
Küre Dağları, Batı Karadeniz'de Alp-Himalaya sistemine dahil klasik bir kıvrım dağıdır.

Anahtar Kavram

Dağ Oluşum Mekanizmaları ve Bölgesel İstisnalar

İpuçları

1
Akdeniz'deki dağların çoğu kıvrımlı olsa da bir tanesi kırıklı yapıdadır.
2
İç Anadolu'daki volkanik dağlar kuzeydoğu-güneybatı yönlü bir hat üzerinde dizilir.
3
Nur Dağları, Hatay çevresinde yer alan ve grabenle ayrılmış bir horsttur.

Daha Fazla Pratik

Ege'deki horst-graben sistemlerinin ulaşım üzerindeki etkilerini inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 745Soru

Türkiye’de bir akarsuyun döküldüğü yerde delta ovası oluşturabilmesi için kıta sahanlığının geniş olması, kıyıda güçlü akıntı ve gelgit etkisinin olmaması, akarsuyun ise bol miktarda alüvyon taşıması gerekir. Antalya ve çevresindeki akarsuların (Aksu, Manavgat vb.) denize döküldüğü alanlarda, diğer şartlar büyük oranda uygun olmasına rağmen Çukurova veya Bafra gibi geniş delta ovalarının oluşmadığı görülür. Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsu havzalarındaki arazilerin karstik yapıda olması nedeniyle malzemelerin suda çözünerek taşınması

Cevap

Akarsu havzalarındaki arazilerin karstik yapıda olması nedeniyle malzemelerin suda çözünerek taşınması
Doğru seçenek, akarsu havzalarındaki karstik yapının alüvyon üretimini engellediğini belirtmektedir. Antalya çevresindeki Manavgat ve Aksu gibi akarsuların beslenme havzalarında kireç taşları yaygındır. Bu kayaçlar akarsu tarafından aşındırılırken fiziksel parçalar yerine suda çözünmüş mineraller haline gelirler. Sonuç olarak, akarsu denize ulaştığında kıyı çizgisini dolduracak yeterli katı alüvyon biriktiremez; taşınan kireçli su denize karışır ve çökelme olsa dahi bir delta ovası inşa edemez.

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşum şartlarını hatırla
Sığ deniz, az akıntı ve bol alüvyon.
Soruda verilen durumun neden 'istisna' olduğunu anlamak için genel kuralı bilmek gerekir.
2
Antalya bölgesinin jeolojik yapısını analiz et
Bölge yoğun olarak kalker (kireç taşı) gibi karstik kayaçlardan oluşur.
Kayaç yapısı akarsuyun taşıdığı malzemenin türünü (alüvyon vs. eriyik) belirler.
3
Kimyasal çözünme ile biriktirme arasındaki ilişkiyi kur
Eriyen malzeme deniz tabanında mekanik bir birikme (delta) oluşturamaz.
Delta fiziksel bir birikim şeklidir, eriyik maddeler ise suyun içinde dağılır.

Anahtar Kavram

Karstik Topografya ve Delta Oluşumu İlişkisi

İpuçları

1
Bir akarsuyun denizi doldurabilmesi için taşıdığı malzemenin fiziksel (katı) mı yoksa kimyasal (eriyik) mı olması daha uygundur?
2
Antalya ve çevresi Türkiye'nin en karakteristik karstik (kalkerli) arazilerine sahiptir. Karstik arazilerde aşınma nasıl gerçekleşir?
3
Kireçli bir arazide kayaçlar suda eriyerek taşınır. Denize dökülen kireçli su, bir kum yığını gibi kıyıda birikip kara parçası oluşturabilir mi?

Daha Fazla Pratik

Karstik ovalar (polye) ile delta ovalarının ekonomik ve tarımsal özelliklerini karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme yoluyla: Diğer seçeneklerdeki faktörler (dağların uzanışı, akıntılar, rejim) Türkiye'nin diğer bölgelerinde de benzerdir fakat orada deltalar (Çukurova, Bafra) oluşmuştur. Antalya'yı bunlardan ayıran en temel farkın arazinin kayaç yapısı (karstik yapı) olduğunu fark etmek çözüme ulaştırır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 746Soru

Türkiye'de erozyon ve heyelan olayları, arazi yapısı ve iklim özelliklerine bağlı olarak farklı bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Bu iki kütle hareketi süreci ve korunma yöntemleri arasındaki ilişki dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağaçlandırma çalışmaları, sağanak yağışlar ve yüzeysel akışla gerçekleşen toprak erozyonunu önlemede oldukça etkiliyken; killi yapının ve tabaka eğiminin fazla olduğu alanlarda meydana gelen derin tabanlı heyelanları durdurmada çoğu zaman tek başına yeterli olmaz.

Cevap

Bitki örtüsü ve ağaçlandırmanın erozyonu önlemedeki yüksek başarısına karşın, killi yapı ve derin tabaka kaymalarının olduğu heyelan bölgelerinde yetersiz kaldığını belirten seçenek doğrudur.
Doğru olan yargı, erozyon ve heyelanın oluşum derinlikleri arasındaki farkı vurgulamaktadır. Erozyon yüzeysel bir aşınım olduğu için bitki örtüsü (ağaçlandırma) ile büyük oranda kontrol altına alınabilir. Ancak heyelan, özellikle Karadeniz gibi eğimin, yağışın ve killi (suyla kayganlaşan) yapının fazla olduğu yerlerde, ağaç köklerinin ulaşamadığı derinliklerdeki tabakaların kaymasıyla oluşur. Bu nedenle heyelan bölgelerinde sadece ağaçlandırma yapmak yeterli bir çözüm değildir; drenaj ve mühendislik çalışmaları şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelanın mekanizmasını ayırt et.
Erozyon bir dış kuvvet süreci olup toprağın en üst katmanının (A horizontu) rüzgar veya suyla taşınmasıdır. Heyelan ise bir kütle hareketi olup toprağın ana kaya ile birlikte bir kayma düzlemi boyunca yer değiştirmesidir.
Süreçlerin derinliği, alınacak önlemlerin etkinliğini belirler.
2
Bitki örtüsünün her iki süreç üzerindeki etkisini analiz et.
Ağaç kökleri yüzeydeki toprağı birbirine bağlayarak erozyonu engeller. Ancak heyelanlar genellikle ağaç köklerinin ulaşamayacağı kadar derin (metrelerce aşağıda) tabakalarda gerçekleşir.
Heyelan bölgelerinde ağaçlandırma yardımcı olsa da; drenaj kanalları, istinat duvarları ve eğim düzenlemesi gibi teknik önlemler çok daha kritiktir.
3
Seçeneklerdeki bölgesel ve teknik bilgileri kontrol et.
İç Anadolu ve Güneydoğu'da erozyon (kuraklık/bitki azlığı), Karadeniz'de heyelan (yağış/eğim/kil) temel sorundur.
Türkiye'nin coğrafi dağılımına uygun olmayan önermeler elenmelidir.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Farkı ile Mücadele Yöntemleri

İpuçları

1
Erozyon ve heyelan arasındaki en büyük fark, hareketin gerçekleştiği derinliktir.
2
Karadeniz'de ağaç çok olmasına rağmen neden hala heyelan olduğunu düşünün.
3
Kil minerali suyla temas ettiğinde şişer ve kayganlaşır; bu durum ağaç köklerinin tutamayacağı devasa kütlelerin kaymasına yol açar.

Daha Fazla Pratik

Heyelan set gölleri ile erozyonun baraj göllerindeki ömre etkisini karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 747Soru

Türkiye'nin jeolojik yapısı ve litolojik özellikleri, karstik yer şekillerinin farklı bölgelerde çeşitlilik göstermesine olanak sağlamıştır. Karstik aşınım ve birikim şekillerinin Türkiye'deki özellikleri ve dağılışı göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de obruk oluşumları sadece Akdeniz Bölgesi'nin yüksek platolarındaki kalker tabakalarına has bir durumdur; İç Anadolu gibi alçak ve kurak bölgelerde bu tür karstik aşınım şekillerine rastlanmaz.

Cevap

Obruk oluşumlarının sadece Akdeniz'e has olduğunu ve İç Anadolu'da görülmediğini belirten seçenek yanlıştır.
Doğru yanıt olan ifade yanlıştır çünkü obruklar sadece Akdeniz Bölgesi'ne has değildir. Konya Kapalı Havzası gibi İç Anadolu topraklarında, yer altı su seviyesinin azalması ve jeolojik yapıya bağlı olarak obruk oluşumları sıklıkla gözlemlenmektedir. Karstik şekiller, çözünebilen kayacın olduğu her yerde (uygun iklim koşullarında) oluşabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kayaç türlerini sınıflandır.
Türkiye'de kalker (Akdeniz), jips (Sivas/Çankırı) ve kaya tuzu (Çankırı/Iğdır) karstik süreçlere uygundur.
Karstik şekiller sadece kireç taşı üzerinde değil, diğer çözünebilen kayaçlar üzerinde de oluşur.
2
Bölgesel dağılımı kontrol et.
Akdeniz'de (Teke-Taşeli) kalker karstı hakimken, İç Anadolu'da (Konya-Sivas) jips ve kalker tabakaları üzerinde obruk ve dolinler görülür.
Karstik şekillerin Türkiye'nin tek bir bölgesine hapsolmadığını teyit etmek gerekir.
3
Obruk oluşum nedenlerini analiz et.
Obruklar hem doğal çözünme/çökme ile hem de yer altı su seviyesinin düşmesiyle oluşabilir.
Konya Ovası'ndaki obruklar bu durumun en güncel ve yaygın örnekleridir.

Anahtar Kavram

Karstik Şekillerin Dağılımı ve Litolojik Çeşitlilik

İpuçları

1
Türkiye'deki çözünebilen kayaç türlerini (kalker, jips, kaya tuzu) hatırlayın.
2
Obruk oluşumlarının sadece dağlık alanlarda değil, düz ovalarda da (örneğin Konya'da) meydana gelebileceğini düşünün.
3
Konya'daki Kızören Obruğu'nun yerini ve oluşum şeklini göz önüne getirin.

Daha Fazla Pratik

Karstik aşınım ve birikim şekillerini tablo halinde (Lapya-Dolin-Uvala-Polye hiyerarşisiyle) tekrar etmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 748Soru

Türkiye'de kıyı şekillenmesi üzerinde epirojenik hareketler, dördüncü jeolojik zamanda buzul sonrası deniz seviyesinin yükselmesi (transgresyon) ve dağların kıyı çizgisine göre uzanış doğrultusu temel belirleyiciler olmuştur. Bu faktörler göz önüne alındığında, Türkiye'nin kıyı özellikleri ve görüldüğü yerler ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelgit genliğinin iç deniz olmamız sebebiyle düşük olması, akarsu ağızlarında Haliçli (Estuar) kıyı tipinin Karadeniz ve Marmara kıyılarında yaygın olarak oluşmasını sağlamıştır.

Cevap

Türkiye'de gelgit genliği düşük olduğu için Haliç tipi kıyıların oluşması mümkün değildir; bu durum Karadeniz ve Marmara kıyıları için de geçerlidir.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'de Haliç tipi kıyıların yaygın olduğunu iddia etmektedir. Oysa Türkiye'nin okyanusa kıyısı bulunmadığı için gelgit genliği çok düşüktür. Bu durum kıyılarımızda Haliçli kıyı tipinin görülmesini engellemiş, bunun yerine akarsu ağızlarında Delta ovalarının oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tiplerinin oluşum şartlarını hatırla.
Haliç (Estuar) oluşumu için yüksek gelgit genliği (okyanus kıyısı) gerekir.
Türkiye bir iç deniz ülkesidir ve gelgit etkisi santimetrelerle ölçülecek kadar azdır.
2
Türkiye'deki kıyı tiplerini bölgelerle eşleştir.
İstanbul/Çanakkale/Menteşe = Ria, Kaş-Finike = Dalmaçya, Ege = Enine, Karadeniz/Akdeniz = Boyuna.
Uzanış doğrultusu ve dördüncü zaman olayları bu dağılımı belirlemiştir.
3
Matematik konumun kıyı üzerindeki etkisini analiz et.
Fiyort ve Skyer buzullaşma ile ilgilidir, Türkiye'de enlem nedeniyle görülmez.
Buzul aşındırması Türkiye'de sadece 200022002000-2200 metrenin üzerindeki yüksek dağlarda etkili olmuştur.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin İç Deniz Olmasının Kıyı Şekillerine Etkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin bir iç deniz ülkesi olduğunu ve okyanusa kıyısının olmadığını düşünün.
2
Haliç (Estuar) oluşumu için gelgit (med-cezir) etkisinin güçlü olması gerekir.
3
İstanbul'daki 'Altın Boynuz' olarak bilinen Haliç, teknik olarak bir kıyı tipi değil, bir Ria örneğidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de delta ovalarının dağılımı ile kıyı derinliği arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kıyı tiplerini 'Matematik Konum' ve 'Özel Konum' olarak ikiye ayırın. Fiyort ve Skyer matematik konum nedeniyle; Haliç ve Mercan kıyılar ise özel konum (iç deniz ve enlem) nedeniyle Türkiye'de görülmez.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 749Soru

Türkiye'nin yer şekilleri incelendiğinde ovaların; tektonik hareketler, karstlaşma (kimyasal çözünme) ve akarsu biriktirmesi gibi üç temel süreçle oluştuğu görülmektedir. Bu oluşum türleri, bulundukları bölgenin jeolojik yapısı ve dış kuvvetlerin etkisiyle şekillenmiştir.

Aşağıda verilen ova ve oluşum kökeni eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amik Ovası - Delta Ovası

Cevap

Amik Ovası'nın bir delta ovası olarak eşleştirilmesi yanlıştır; çünkü bu ova tektonik bir çöküntü alanıdır.
Amik Ovası, Hatay-Maraş grabeni (çöküntü alanı) içerisinde yer alan tektonik bir ovadır. Delta ovaları akarsuların taşıdığı malzemeyi denize döküldükleri yerde biriktirmesiyle oluşurken, Amik Ovası yer kabuğu hareketleri sonucu oluşmuş bir çöküntü alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ovaların oluşum türlerini tanımlayın.
Delta ovaları kıyıda akarsu biriktirmesiyle, karstik ovalar eriyebilen kayaçlarla, tektonik ovalar ise fay hattı çökmeleriyle oluşur.
Sınıflandırma kriterlerini belirlemek, doğru eşleştirmeyi bulmak için temeldir.
2
Seçeneklerdeki ovaların konumlarını ve jeolojik yapılarını analiz edin.
Bafra kıyıdadır (delta), Elmalı karstik yapıdadır (polye), Nazilli ve Erbaa fay hatları üzerindedir (tektonik).
Her ovanın yerel coğrafi özellikleri oluşum kökenini belirler.
3
Amik Ovası'nın oluşum sürecini değerlendirin.
Amik Ovası, Asi Nehri'nin geçtiği bir graben (çöküntü) alanı olup kıyıda bir delta oluşturmaz.
Ovanın kıyıdan içeride olması ve bir fay hattı sistemine bağlı olması delta kökenli olmadığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Ovaların Oluşum Kökenlerine Göre Sınıflandırılması

İpuçları

1
Karstik ovaları 'TAKKEM' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Korkuteli, Elmalı, Muğla) olarak kodlayabilirsiniz.
2
Ege ve Akdeniz kıyılarındaki her ova delta değildir; graben (çöküntü) olanlara dikkat edin.
3
Amik Ovası, Hatay'da yer alan ve Ölü Deniz Fay Sistemi'nin kuzey uzantısındaki bir çöküntü alanıdır.

Daha Fazla Pratik

Farklı bölgelerdeki delta ve tektonik ova örneklerini harita üzerinden karşılaştırarak pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 750Soru

Türkiye'nin jeolojik yapısı incelendiğinde; I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş, sertleşmiş ve kıvrılma özelliğini kaybetmiş yaşlı kütlelere "masif arazi" adı verilir.

Bu arazilerin Türkiye'deki dağılışı ve tektonik özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Masif arazilerin bir kısmı, Alp-Himalaya orojenezinin etkisiyle parçalanarak günümüzde deprem riski taşıyan aktif fay hatlarına ev sahipliği yapmaktadır.

Cevap

Masif arazilerin bir kısmı, Alp-Himalaya orojenezinin etkisiyle parçalanarak günümüzde deprem riski taşıyan aktif fay hatlarına ev sahipliği yapmaktadır.
Doğru seçenek, masiflerin eski kütleler olmasına rağmen Türkiye'nin genel genç tektonik yapısı nedeniyle (özellikle Alp-Himalaya kıvrım kuşağı ve sonrasındaki levha hareketleri) kırılıp parçalanabildiğini ve bu durumun bazı masiflerde deprem riskini beraberinde getirdiğini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Masif arazi kavramını tanımla
I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş, sert ve yaşlı kütlelerdir.
Sorunun temelini oluşturan yapının jeolojik yaşını ve fiziksel özelliğini belirlemek için gereklidir.
2
Masiflerin Türkiye'deki tektonik çevre ile ilişkisini analiz et
Türkiye III. ve IV. Jeolojik Zaman'da (Senozoik) şiddetli tektonik hareketlere maruz kalmıştır.
Yaşlı kütlelerin genç hareketlerden nasıl etkilendiğini anlamak için gereklidir.
3
Deprem riski ve masif dağılışını karşılaştır
Menderes, Bitlis ve Kırşehir gibi bazı masifler aktif fay kuşakları içinde veya yakınında yer alır.
Masiflerin her zaman depremden uzak olduğu yanılgısını düzeltmek ve doğru yargıya ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Masif Arazilerin Jeolojik Yaşı ve Tektonik Durumu

İpuçları

1
Masif arazilerin oluşum zamanı ile taş kömürü oluşum zamanının aynı olduğunu (Paleozoik) hatırlayın.
2
Türkiye'deki büyük fay hatlarının (KAF, BAF, DAF) geçtiği yerlere dikkat edin; bazıları yaşlı masif kütlelerini keser.
3
Batı Anadolu'daki Menderes Masifi'nin faylı yapısını ve deprem geçmişini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masiflerin isimlerini ve yerlerini dilsiz harita üzerinde çalışarak pekiştiriniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 751Soru

Türkiye, jeolojik geçmişi boyunca farklı levha hareketlerine ve dış kuvvetlerin etkisine maruz kalarak bugünkü yer şekillerini kazanmıştır.

Bu süreçte meydana gelen;
I. Zonguldak ve çevresindeki yaşlı masif kütlelerin ve taş kömürü yataklarının oluşması
II. Alp-Himalaya kıvrım sistemine bağlı olarak Kuzey Anadolu ve Toros Dağları'nın yükselmesi
III. Egeid karasının çökmesi ve İstanbul-Çanakkale boğazlarının oluşması

olaylarının geçmişten günümüze (eskiden yeniye) doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I - II - III

Cevap

Türkiye'nin jeolojik oluşum sürecindeki olayların eskiden yeniye doğru sıralaması I - II - III şeklindedir.
Doğru yanıt olan sıralama, Türkiye'nin jeolojik evrimine tam olarak uymaktadır. Zonguldak'taki taş kömürü Paleozoik'te (I. Zaman), ana dağ kuşaklarımız olan Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar Tersiyer'de (III. Zaman), günümüz kıyı çizgisi ve boğazlar ise Kuaterner'de (IV. Zaman) meydana gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. öncülün dönemini belirle
Taş kömürü yatakları ve masif araziler Paleozoik (I. Jeolojik Zaman) dönemine aittir.
Türkiye'deki en eski araziler ve yüksek kalorili kömür yatakları bu dönemde oluşmuştur.
2
II. öncülün dönemini belirle
Alp-Himalaya kıvrım kuşağı ve buna bağlı dağ oluşumları Senozoik - Tersiyer (III. Jeolojik Zaman) dönemine aittir.
Türkiye arazisinin büyük bir kısmı bu dönemdeki şiddetli yan basınçlarla şekillenmiştir.
3
III. öncülün dönemini belirle
Egeid karasının çökmesi ve boğazların oluşumu Senozoik - Kuaterner (IV. Jeolojik Zaman) dönemine aittir.
Buzul sonrası deniz seviyesi yükselmesi ve epirojenik hareketler bu dönemin karakteristik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zaman Çizelgesi

İpuçları

1
Türkiye'deki yer altı kaynaklarının yaşını düşünün; taş kömürü mü yoksa boğazlar mı daha eskidir?
2
Alp-Himalaya kıvrım sistemi Türkiye'nin ana iskeletini III. Jeolojik Zaman'da oluşturmuştur.
3
İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın oluşumu, insanlık tarihine yakın olan IV. Zaman'daki deniz ilerlemesiyle ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin genç bir jeolojik yapıya sahip olmasının sonuçlarını (depremler, sıcak su kaynakları vb.) tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 752Soru

Türkiye arazisinin bugünkü genel görünümünü kazanmasında, Senozoyik'in Kuvaterner (IV. Zaman) döneminde meydana gelen epirojenik hareketler büyük rol oynamıştır. Bu sürecin sonucunda Anadolu kütlesi bir bütün olarak yükselirken, çevresindeki deniz çanakları çökmüştür.

Bu jeolojik sürecin Türkiye'nin fiziki coğrafyası üzerindeki doğrudan etkileri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Anadolu Dağları ve Torosların ana hatlarıyla kıvrılarak yükselmesi

Cevap

Kuzey Anadolu Dağları ve Torosların kıvrılarak oluşumu epirojenez değil, orojenez (dağ oluşumu) sonucudur ve büyük oranda III. Jeolojik Zaman'da tamamlanmıştır.
Kuzey Anadolu ve Toros dağ kuşaklarının kıvrılarak yükselmesi süreci Alp Orojenezi olarak adlandırılır ve bu olay temel olarak III. Jeolojik Zaman (Tersiyer) içerisinde gerçekleşmiştir. Soruda bahsedilen Anadolu kütlesinin toptan yükselmesi (epirojenez) ise daha sonraki bir evre olan Kuvaterner (IV. Zaman) başında etkili olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Epirojenez ve Orojenez ayrımını yapma
Dağ kuşaklarının oluşumu III. Zaman'daki Alp Orojenezi ile ilgilidir.
Soruda Kuvaterner'deki toptan yükselme (epirojenez) sorulmaktadır. Dağların kıvrılması ise yan basınçlarla ilgili olan orojenez sürecidir.
2
Kuvaterner olaylarını analiz etme
Boğazlar, platoların yüksekte kalması ve çentik vadiler toptan yükselmenin sonuçlarıdır.
Anadolu'nun toptan yükselmesi, Boğazların oluşumu ve Egeid karasının çöküşü Kuvaterner dönemine aittir.
3
Yanlış olan seçeneği belirleme
Kuzey Anadolu ve Toros dağlarının oluşumu doğru cevap olarak seçilir.
Diğer tüm seçenekler Kuvaterner'deki epirojenik süreci yansıtırken, dağların kıvrılması III. Zaman'ın ana olayıdır.

Anahtar Kavram

Epirojenez (Toptan Yükselme) ve Orojenez (Dağ Oluşumu) Ayırımı

İpuçları

1
Epirojenez (toptan yükselme/çökme) ile orojenez (dağ oluşumu/kıvrılma) arasındaki farkı düşünün.
2
Kuvaterner (IV. Zaman) Türkiye'nin en yakın geçmişidir; dağ kuşaklarının temelleri ise bir önceki dönemde (III. Zaman) atılmıştır.
3
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin çok olması (yaklaşık 11321132 m) epirojenez ile ilgilidir, ancak dağların kendisi orojenez ile oluşmuştur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif araziler ve bunların dağılımı ile ilgili bir soru çözmek bu konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Jeolojik zamanları kodlayarak çalışabilirsiniz: I. Zaman (Masif/Kömür), II. Zaman (Durgunluk), III. Zaman (Linyit/Petrol/Alp Dağları), IV. Zaman (Epirojenez/Boğazlar).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 753Soru

Akarsular, Türkiye'nin yer şekillenmesinde en geniş etki alanına sahip dış kuvvettir. Akarsuların oluşturduğu yer şekilleri; aşındırma şekilleri, biriktirme şekilleri ve hem aşındırma hem biriktirme süreçlerinin etkili olduğu şekiller olarak üç ana grupta incelenir. Örneğin; sel sularının volkanik tüfleri aşındırmasıyla oluşan Peri Bacaları, karakteristik bir akarsu aşındırma şeklidir.

Buna göre, aşağıdaki yer şekillerinden hangisi oluşum süreci (temel dış kuvvet faaliyeti) bakımından Peri Bacaları ile aynı grupta yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağ Eteği Ovası

Cevap

Dağ eteği ovası, akarsu biriktirme faaliyeti sonucunda oluşurken; Peri Bacaları, Kırgıbayır, Dev Kazanı, Kanyon Vadi ve Peneplen akarsu aşındırma faaliyetleri sonucunda oluşur.
Peri Bacaları bir akarsu (sel suları) aşındırma şeklidir. Seçeneklerde verilen Kırgıbayır, Dev Kazanı, Kanyon Vadi ve Peneplen de akarsu aşındırması sonucunda oluşur. Ancak Dağ Eteği Ovası, akarsuyun taşıdığı malzemeleri dağın eteğinde biriktirmesiyle oluşan bir biriktirme şeklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki örneği analiz etme
Peri Bacaları'nın bir 'akarsu aşındırma şekli' olduğu tespit edilir.
Sorunun kökünde Peri Bacaları'nın aşındırma grubu içerisinde olduğu belirtilmiştir.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini sınıflama
Kırgıbayır, Dev Kazanı, Kanyon Vadi ve Peneplen'in aşındırma; Dağ Eteği Ovası'nın ise biriktirme şekli olduğu belirlenir.
Yer şekillerinin oluşum süreçlerindeki temel dış kuvvet etkisinin (aşındırma vs. biriktirme) ayrıştırılması gerekir.
3
Farklı olanı seçme
Dağ Eteği Ovası doğru cevap olarak işaretlenir.
Soru kökü 'aynı grupta yer almaz' dediği için biriktirme grubunda olan seçenek doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Akarsu Aşındırma ve Biriktirme Şekillerinin Sınıflandırılması

İpuçları

1
Soruda Peri Bacaları'nın bir aşındırma şekli olduğu vurgulanmıştır.
2
Seçeneklerden dört tanesi aşındırma, bir tanesi ise biriktirme sürecine örnektir.
3
Ova isimli yer şekillerinin çoğu, akarsuyun taşıdığı malzemeyi biriktirmesiyle (alüvyon) oluşur.

Daha Fazla Pratik

Akarsuların hem aşındırma hem de biriktirme yaparak oluşturduğu Seki (Taraça) ve Menderes yer şekillerini de çalışmanız tavsiye edilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 754Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekillerini biçimlendirici etkisi, iklim koşulları ve bitki örtüsünün dağılışı ile doğrudan ilişkilidir. Bu etkinin en belirgin olduğu sahalar, yağışın az ve bitki örtüsünün cılız olduğu İç Anadolu (özellikle Konya-Karapınar çevresi) ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir.

Buna göre, rüzgârların şekillendirici etkisinin fazla olduğu bu bölgeler ve oluşan yer şekilleriyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgedeki kimyasal çözünme süreçlerinin baskın olması, rüzgârın aşındırdığı materyallerin kolayca çimento gibi birbirine yapışmasını sağlar.

Cevap

Kimyasal çözünme süreçlerinin baskın olduğunu ve materyallerin birbirine yapışmasını sağladığını belirten seçenek yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, kurak bölgelerin temel karakteristiği olan fiziksel çözünme yerine, nemli bölgelerde görülen kimyasal çözünmeyi rüzgâr etkinliğiyle ilişkilendirdiği için yanlıştır. Rüzgârın etkili olduğu Konya-Karapınar veya Güneydoğu Anadolu gibi yerlerde kimyasal çözünme oldukça düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın şekillendirici etkisinin şartlarını analiz etme
Rüzgâr; kuraklık, nem azlığı, bitki örtüsü cılızlığı ve fiziksel çözünmenin fazla olduğu yerlerde etkilidir.
Bu faktörler zemindeki malzemenin rüzgâr tarafından kolayca havalandırılmasını ve taşınmasını sağlar.
2
Çözünme türleri ile iklim ilişkisini kurma
Kimyasal çözünme için su ve nem gerekir, fiziksel çözünme ise kurak bölgelerdeki sıcaklık farkıyla ilgilidir.
Rüzgâr şekillerinin görüldüğü İç ve Güneydoğu Anadolu'da kimyasal değil, fiziksel çözünme baskındır.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri karşılaştırma
Kimyasal çözünmenin baskın olduğu ifadesi bölgenin iklimsel gerçeğiyle çelişmektedir.
Kimyasal çözünme malzemeyi ayrıştırarak toprağa dönüştürürken, rüzgârın etkili olduğu yerlerde gevşek ve kuru malzeme (fiziksel ürünler) ön plandadır.

Anahtar Kavram

Rüzgârın dış kuvvet olarak etkinliğini belirleyen temel faktör fiziksel ufalanma ve bitki örtüsü eksikliğidir.

İpuçları

1
Rüzgârın bir dış kuvvet olarak etkili olabilmesi için ortamın nemli mi yoksa kurak mı olması gerektiğini düşünün.
2
Kimyasal çözünme ile fiziksel (mekanik) çözünme arasındaki farkı hatırlayın. Hangi çözünme türü suyun ve nemin olduğu yerde görülür?
3
Lös, tafoni ve mantar kaya gibi şekiller kuraklık ve fiziksel parçalanma ürünleridir; kimyasal süreçler bu yapıların oluşumunu zorlaştırır.

Daha Fazla Pratik

Rüzgâr aşınım şekilleri (Mantar kaya, Tafoni, Yardang, Hamada) ile birikim şekillerini (Barkan, Lös, Kumul) bir tablo yaparak karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 755Soru

Türkiye'de yer kabuğunu şekillendiren süreçlerden biri olan toprak süpürülmesi (erozyon) ile kütle hareketi olan yer göçmesi (heyelan), oluşum mekanizmaları ve sonuçları bakımından belirgin farklara sahiptir. Buna göre, erozyon ve heyelan olaylarının karşılaştırılması ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon, toprağın en üstündeki verimli tabakanın dış kuvvetlerce süpürülmesiyle gerçekleşen uzun süreli bir aşınım süreciyken; heyelan, tabakaların ana kaya ile birlikte kütle hâlinde aniden yer değiştirmesidir.

Cevap

Erozyonun toprağın en üstündeki verimli tabakasının dış kuvvetlerce (su, rüzgar) süpürülmesi süreci olduğu, heyelanın ise yer çekimi ve suyun etkisiyle toprak tabakasının ana kaya ile birlikte kütle halinde kayması olduğu ifadesi doğrudur.
Erozyon, toprağın verimli üst kısmının rüzgar ve akarsular gibi dış kuvvetlerle yavaş yavaş taşınmasıyken; heyelan, yer çekimi, eğim ve suyun etkisiyle toprağın ana kaya ile birlikte bir bütün olarak (blok halinde) aniden yer değiştirmesidir. Bu, iki olay arasındaki en temel tanımsal ve mekanik farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyonun mekanizmasını analiz etmek.
Erozyon, toprağın verimli AA horizonunun (üst tabaka) su veya rüzgar gibi dış kuvvetlerle yavaşça taşınmasıdır.
Erozyonun yüzeysel ve uzun süreli bir aşınım süreci olduğunu anlamak için.
2
Heyelanın mekanizmasını analiz etmek.
Heyelan, eğim, yağış ve tabaka yapısına bağlı olarak yerin kütle halinde, ana kaya ile birlikte aniden aşağı yönlü hareket etmesidir.
Heyelanın derin ve hızlı bir kütle hareketi olduğunu ayırt etmek için.
3
İki sürecin farklarını karşılaştırarak seçenekleri değerlendirmek.
Erozyonun yüzeysel/yavaş, heyelanın ise kütlesel/ani olduğu sonucuna varılır.
Doğru tanımlamayı içeren seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Temel Farklar

İpuçları

1
Erozyon ve heyelan arasındaki farkı düşünürken; hangisinin toprağın sadece 'yüzeyini' süpürdüğünü, hangisinin 'derinlemesine' bir hareket olduğunu hatırlayın.
2
Bitki örtüsünün (ağaçlandırmanın) erozyona karşı çok güçlü bir engel olduğunu, ancak heyelanın devasa kütlesini durdurmakta yetersiz kaldığını dikkate alın.
3
Türkiye'de erozyonun en çok kurak bölgelerde (İç Anadolu), heyelanın ise yağışlı bölgelerde (Karadeniz) görüldüğünü hatırlayarak seçenekleri tekrar eleyin.

Daha Fazla Pratik

Erozyonun tarımsal verimlilik üzerindeki uzun vadeli etkileri ile heyelanın oluşturduğu 'heyelan set gölleri' gibi morfolojik sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 756Soru

Doğal süreçler içerisinde yer kabuğunun şekillenmesinde etkili olan erozyon ve heyelan, genellikle birbiriyle karıştırılan ancak oluşum mekanizmaları ve etkileri bakımından oldukça farklı iki olaydır. Bu iki süreç arasındaki temel farklar ve Türkiye'deki etkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon, toprağın en üstündeki verimli tabakanın dış kuvvetler tarafından süpürülerek zamanla taşınmasıyken; heyelan, eğimli arazilerde toprağın ana kaya ile birlikte kütle halinde ve aniden yer değiştirmesidir.

Cevap

Erozyonun toprağın üst kısmındaki verimli tabakanın dış kuvvetlerle (su, rüzgar) yavaşça süpürülmesi olduğu, heyelanın ise eğim ve yer çekimi etkisiyle toprağın ana kaya ile birlikte kütle halinde aniden kayması olduğu ifadesi doğrudur.
Doğru ifade, erozyonun yüzeydeki toprağın dış kuvvetlerle (akarsu, rüzgar) yavaşça süpürülmesi süreci olduğunu, heyelanın ise yer çekimi ve eğim etkisiyle toprağın derin tabakalarıyla birlikte aniden kayması (kütle hareketi) olduğunu eksiksiz şekilde tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyonun kapsamını belirleyin.
Erozyonun toprağın en üstündeki verimli tabakanın dış kuvvetler tarafından uzun sürede süpürülmesi olduğu anlaşılır.
Erozyonun yüzey süpürülmesi özelliğini tanımlamak için.
2
Heyelanın mekanizmasını analiz edin.
Heyelanın eğim, yer çekimi ve suya doygunluk (genellikle killi yapı) etkisiyle oluşan ani bir kütle hareketi olduğu görülür.
Heyelanın derin tabakaları kapsayan kütle hareketi özelliğini ayırt etmek için.
3
Karşılaştırma yaparak farkları netleştirin.
Erozyonun yavaş ve yüzeyel, heyelanın ise ani ve derin bir süreç olduğu saptanır.
İki terim arasındaki temel mekanizma farkını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Erozyon (yüzey süpürülmesi) ile Heyelan (kütle hareketi) arasındaki kavramsal ve yapısal farklar.

İpuçları

1
Erozyonun toprağın en üst katmanıyla (verimli tabaka) sınırlı olduğunu, heyelanın ise daha derin tabakaları ve ana kayayı kapsayabildiğini düşünün.
2
Bitki örtüsünün hangisi üzerinde (erozyon mu yoksa heyelan mı) daha güçlü bir engelleyici etkiye sahip olduğunu hatırlayın.
3
Erozyonun 'yüzey süpürülmesi' (sinsi ve yavaş), heyelanın ise 'kütle hareketi' (ani ve gürültülü) anahtar kelimeleriyle tanımlandığını göz önünde bulundurun.

Daha Fazla Pratik

Erozyonu önlemek için teraslama (sekileme) ve nöbetleşe ekim yöntemlerini, heyelanı önlemek için ise drenaj kanalları ve istinat duvarı gibi yapısal önlemleri araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 757Soru

Türkiye'nin İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri gibi kurak ve yarı kurak alanlarında yaygın olarak görülen mantar kayaların (şeytan masası), alt kısımlarının üst kısımlarına oranla daha fazla oyulmuş ve ince bir yapıda olduğu gözlemlenir. Bu yer şeklinin oluşum sürecinde, aşındırma gücünün yer yüzeyine yakın kesimlerde yoğunlaşmasının temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rüzgâr tarafından taşınan kum ve küçük taş parçaları gibi aşındırıcı malzemelerin büyük kısmının zemine yakın seviyelerde hareket etmesi

Cevap

Mantar kayaların alt kısımlarının daha fazla aşınmasının temel nedeni, rüzgârın taşıdığı ağır ve iri boyutlu aşındırıcı malzemenin (kum, çakıl) yer çekimi etkisiyle zemine yakın seviyelerde yoğunlaşmasıdır.
Mantar kayaların (pedestal rocks) oluşumunda rüzgârın taşıdığı malzemelerin dikey dağılımı kritiktir. Kum taneleri ve küçük taş parçaları, rüzgâr tarafından havalandırıldığında yer çekimi etkisiyle ancak yer yüzeyinden yaklaşık 5010050-100 cm yüksekliğe kadar yoğun bir şekilde taşınabilir. Bu keskin tanelerin kayanın alt kısımlarına sürekli çarpması (korozyon), alt tarafın daha hızlı oyulmasına ve üst kısmın geniş kalarak bir mantara benzemesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvet olarak rüzgârın aşındırma mekanizmasını analiz et.
Rüzgâr, korozyon adı verilen süreçle taşıdığı parçacıkları kayalara çarptırarak onları aşındırır.
Rüzgârın kendisi değil, taşıdığı malzeme aşındırıcı etki yapar.
2
Taşınan malzemenin dikey dağılımını değerlendir.
Kum ve küçük taşlar yer çekimi nedeniyle genellikle zeminden 11 metre yüksekliğe kadar olan seviyede taşınır.
Ağır parçacıklar daha yüksek seviyelere çıkamazlar.
3
Aşınma farkının sonucunu yer şekliyle ilişkilendir.
Zemine yakın yerlerdeki yoğun çarpmalar kayanın altını oyarken, üst kısım daha az aşınır ve şemsiye/mantar görünümü oluşur.
Dikey doğrultudaki aşındırma şiddeti farkı şekli belirler.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Korozyonu (Aşındırma) ve Malzeme Taşınma Yüksekliği İlişkisi

İpuçları

1
Rüzgârın yer şekillerini aşındırırken kendi hızından ziyade taşıdığı kumların çarptırma etkisini düşünün.
2
Yer çekimi, rüzgârın taşıdığı ağır kum tanelerinin ne kadar yükselebileceğini nasıl etkiler?
3
Rüzgârın aşındırıcı yükü yer yüzeyinden yaklaşık 11 metre yüksekliğe kadar yoğundur; bu durum kayanın hangi kısmının daha çok aşınacağını belirler.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir mekanizmayla oluşan, farklı dirençteki tabakalardan meydana gelen 'Şahit Kaya' ile Mantar Kaya arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 758Soru

Türkiye'nin fiziki coğrafya özellikleri dikkate alındığında; bazı bölgelerde bitki örtüsünün cılızlığına bağlı olarak toprağın üst kısmının süpürüldüğü, bazı bölgelerde ise eğim ve yağışın etkisiyle yer kabuğunun kütle halinde hareket ettiği gözlenmektedir. Bu iki doğa olayının oluşum mekanizmaları ve sonuçları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon toprağın verimli üst tabakasının zamanla dış kuvvetlerce taşınmasıyken; heyelan toprağın ana kaya ile birlikte kütle halinde ani yer değiştirmesidir.

Cevap

Erozyon toprağın verimli üst tabakasının yavaşça süpürülmesi, heyelan ise kütlesel ve ani bir yer değiştirmedir.
Doğru olan ifade, erozyonun yüzey süpürülmesi (üst tabaka kaybı) olduğunu, heyelanın ise kütlesel bir yer değiştirme (tabaka halinde kayma) olduğunu belirtmektedir. Bu, coğrafya literatüründeki temel ayrımı yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon kavramını tanımla.
Erozyon, toprağın üstündeki verimli tabakanın rüzgâr veya su gibi dış kuvvetlerle taşınmasıdır. Genellikle yavaş ilerler.
Sürecin temel mekanizmasını anlamak için.
2
Heyelan kavramını tanımla.
Heyelan (kütle hareketi), suya doygun tabakaların eğim yönünde, yer çekimi etkisiyle bloklar halinde ve aniden aşağı kaymasıdır.
İkinci süreçle aradaki farkı belirlemek için.
3
Önleme yöntemlerini karşılaştır.
Erozyon bitki örtüsü ve teraslama ile büyük oranda önlenebilirken; heyelan arazinin jeolojik yapısı (kil) ve aşırı yağışla ilgili olduğundan ağaçlandırma ile her zaman durdurulamaz.
Yaygın bir yanlış kanıyı (misconception) elemek için.
4
Seçenekleri değerlendir.
Tanımların doğru verildiği ve farkların netleştiği ifade en uygun olandır.
Doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Mekanizma Farkları

İpuçları

1
Erozyonun 'süpürülme', heyelanın ise 'kayma' olduğunu hatırlayın.
2
Hangi olayın İç Anadolu'da, hangisinin Karadeniz'de daha yaygın olduğunu düşünün.
3
Ağaçlandırmanın erozyonu durdurup durduramadığını, heyelanda ise killi yapının önemini değerlendirin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de heyelan set göllerinin dağılımı ile heyelan riski arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 759Soru

Türkiye, Orta Kuşak'ta yer alan bir ülke olması nedeniyle matematik konumu gereği deniz seviyesinde buzullaşmanın görülmediği bir ülkedir. Buna karşın Kaçkar, Erciyes, Bolkar ve Cilo gibi yüksek dağlık kütlelerin zirvelerinde sirk gölleri, buzul vadileri ve moren yığınları gibi şekillere rastlanmaktadır. Türkiye'nin yüksek dağlarında bu tür yer şekillerinin bulunması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama yükseltinin fazla olması gibi özel konum şartları

Cevap

Türkiye'de buzul şekillerinin varlığı, ortalama yükseltinin fazla olması gibi özel konum şartlarıyla açıklanmaktadır.
Türkiye'de buzul şekillerinin (sirk, hörgüç kaya, moren vb.) bulunması tamamen yükselti faktörüne bağlıdır. Türkiye'nin ortalama yükseltisi fazla olduğu için dağların zirveleri kalıcı kar sınırının üzerinde kalabilmektedir. Bu durum matematik konumla değil, özel konumun bir sonucu olan yükseltiyle açıklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin kuşak konumu incelenmelidir.
Türkiye Orta Kuşak'tadır; bu da deniz seviyesinde buzul oluşumunu engeller.
Buzullar kutup kuşağında deniz seviyesine kadar inerken, Orta Kuşak'ta ancak yüksek dağlarda görülebilir.
2
Buzul şekillerinin görüldüğü yerlerin ortak özelliği saptanmalıdır.
Bu şekiller yalnızca Kaçkar, Cilo, Erciyes gibi 2500-3000 metre üzerindeki dağlarda görülür.
Yükselti arttıkça sıcaklık azalır ve kalıcı kar sınırı aşılır.
3
Bulgular coğrafi konum türleriyle ilişkilendirilmelidir.
Yükselti bir 'özel konum' (göreceli konum) özelliğidir.
Enlemle açıklanamayan bu durum, Türkiye'nin fiziksel yapısıyla ilgilidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de buzulların varlığı yükselti (özel konum) ile ilgilidir; enlem (matematik konum) buzullaşmayı kısıtlayan faktördür.

İpuçları

1
Türkiye Orta Kuşak'ta olduğu için normalde buzul etkisi çok azdır.
2
Buzul şekillerinin neden sadece yüksek dağ zirvelerinde görüldüğünü düşünün.
3
Yükselti bir özel konum özelliğidir ve düşük sıcaklıkları beraberinde getirir.

Daha Fazla Pratik

Buzul aşınım şekilleri (sirk, vadi, hörgüç kaya) ile birikim şekillerini (moren, sander düzlüğü, drumlin) gruplandırarak çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme: Eğer bu durum matematik konumla ilgili olsaydı, aynı enlemdeki diğer (düz) ülkelerde de buzul olması gerekirdi. Ancak buzul sadece yüksek yerlerde varsa cevap yükseltidir.
Tahmini Süre:50s
Soru 760Soru

Türkiye'de karst topoğrafyasının oluşumu üzerinde litolojik yapı (kayaç cinsi) kadar, yer altı su seviyesindeki değişimler ve tektonik hareketler de etkilidir. Özellikle yer altı sularının kireç taşı (kalker) bloklarını aşındırmasıyla yer altında oluşan devasa boşlukların tavan kısımlarının, üzerindeki ağırlığı taşıyamayarak aniden çökmesi sonucunda dik duvarlı ve derinliği yüzlerce metreyi bulabilen doğal kuyular meydana gelir. Bu oluşumlar, günümüzde hem Akdeniz'deki Taşeli Platosu'nda hem de İç Anadolu'daki Konya Havzası'nda tarımsal faaliyetleri ve yerleşmeleri etkileyen önemli bir yer şeklidir.

Yukarıdaki açıklamada oluşum süreci ve yayılış alanları belirtilen karstik yer şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Obruk

Cevap

Yer altı mağara tavanlarının çökmesiyle oluşan derin kuyulara 'Obruk' adı verilir.
Obruklar, yer altı boşluklarının (mağara vb.) tavanlarının çökmesiyle oluşan, silindirik veya huni biçimli, derinliği fazla olan dik kenarlı çukurluklardır. Akdeniz'de Cennet ve Cehennem Obrukları, İç Anadolu'da ise Kızören Obruğu en bilinen örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri analiz et.
'Yer altı boşluklarının tavanının çökmesi', 'dik duvarlı', 'derin kuyu' ve 'Konya/Taşeli' ifadeleri belirlendi.
Soruda tanımlanan yer şeklinin karakteristik özelliklerini ve Türkiye'deki dağılımını anlamak için.
2
Oluşum mekanizmasını sınıflandır.
Bu bir 'çökme' (karstik çöküntü) şeklidir.
Karstik şekilleri çözünme (erime) ve çökme olarak ayırmak doğru cevaba ulaştırır.
3
Seçenekler arasında karşılaştırma yap.
Lapya, dolin, uvala ve polye genellikle çözünme (erime) yoluyla oluşurken; obruk tavan çökmesiyle oluşur.
Tanımlanan dikey ve derin yapının sadece obruk ile eşleştiğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Karstik yer şekilleri içinde 'çökme' mekanizması ile oluşan en belirgin şekil obruktur.

İpuçları

1
Soruda 'çökme' sonucunda oluşan ve derinliği fazla olan bir şekilden bahsediliyor.
2
Bu yer şeklinin en ünlü örnekleri Mersin'deki Cennet ve Cehennem mağaralarıdır (aslında birer obruktur).
3
Son yıllarda Konya Karapınar çevresinde tarlalarda aniden açılan devasa kuyular bu şekle örnektir.

Daha Fazla Pratik

Karstik aşınım şekillerini küçükten büyüğe (Lapya-Dolin-Uvala-Polye) sıralayarak ve obruğu 'çökme' farkıyla not ederek çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 38 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 38 | Examkin