XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 soru

Soru 381Soru →

I. Dünya Savaşı sürerken yayımlanan Wilson Prensipleri'nde yer alan; mağlup devletlerden toprak ve savaş tazminatı talep edilmemesi, diplomaside açıklık ilkesinin benimsenmesi ve her ulusa çoğunlukta olduğu bölgede kendi geleceğini belirleme hakkı tanınması gibi hükümler benimsenmiştir.

Bu ilkelerin I. Dünya Savaşı'nın genel gidişatı üzerindeki en temel pratik etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İttifak Devletleri'nin direnme kararlılığını zayıflatarak savaşın süresini kısaltması

Cevap

İttifak Devletleri'nin direnme kararlılığını zayıflatarak savaşın süresini kısaltması
Wilson Prensipleri'nde yer alan 'toprak ve tazminat alınmayacak' güvencesi, savaşta tükenme noktasına gelen İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan) açısından savaşı sürdürmenin anlamsızlaşmasına yol açmıştır. Bu devletler, ağır bir mağlubiyet ve yıkım yerine Wilson Prensipleri'ne güvenerek peş peşe ateşkes talebinde bulunmuş; böylece I. Dünya Savaşı beklenenden çok daha kısa sürede sona ermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Wilson Prensipleri'nin içeriğindeki temel vaatleri incelemek
Yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı alınmayacağı ve her ulusa çoğunlukta olduğu yerde kendi kaderini tayin etme hakkı verileceği güvencesi tespit edilir.
İlkelerin mağlup devletlere sunduğu siyasi ve hukuki ortamı kavramak için.
2
Bu güvencelerin savaşan İttifak Devletleri'nin kararları üzerindeki etkisini değerlendirmek
Savaşta güç kaybeden İttifak Devletleri'nin (Osmanlı Devleti, Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan) bu ilkelere güvenerek savaşı sürdürmekten vazgeçtiği ve ateşkes imzalayarak savaşın süresini kısalttığı sonucuna ulaşılır.
Maddelerin I. Dünya Savaşı'nın sonlanma sürecine doğrudan etkisini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nin I. Dünya Savaşı'nı kısaltıcı ve barışı hızlandırıcı etkisi

İpuçları

1
Yenilen tarafta yer alan devletlerin, toprak kaybetmeyeceklerini ve tazminat ödemeyeceklerini düşünmeleri savaşma azimlerini nasıl etkilemiştir?
2
İttifak Devletleri'nin bu barışçıl maddelere güvenerek ateşkes imzalamaya karar vermesini göz önünde bulundurunuz.
3
İttifak Devletleri'nin dirençlerinin kırılması, savaşın devam süresini doğrudan kısaltmıştır.

Daha Fazla Pratik

İtilaf Devletleri'nin Wilson İlkeleri'nde yer alan 'toprak almama' kuralını baypas etmek için Paris Barış Konferansı'nda geliştirdikleri 'manda ve himaye' kavramı üzerine çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşılarak; mağlup devletlere verilecek güvencelerin savaşın uzamasına mı yoksa barış antlaşmalarına giden sürecin hızlanmasına mı katkı sağlayacağı değerlendirilebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 382Soru →

I. Dünya Harbi döneminde Osmanlı askerî stratejisi doğrultusunda; kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak, Hazar Denizi havzasına ve Orta Asya'daki Türk topluluklarına ulaşarak Turan idealini gerçekleştirmek amacıyla açılan taarruz cephesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kafkas Cephesi

Cevap

Kafkas Cephesi
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda bizzat taarruz amacıyla iki cephe açmıştır: Kafkas ve Kanal cepheleri. Kafkas Cephesi; 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak, Rus ordusunun Doğu Anadolu'daki ilerleyişini durdurmak, Hazar havzası ve Bakü petrollerini kontrol altına almak ve Orta Asya Türkleri ile doğrudan irtibat kurarak Turancılık ülküsünü gerçekleştirmek amacıyla açılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki stratejik hedefleri belirleme
Doğu Anadolu'daki kayıp toprakları (Elviye-i Selâse) geri alma, Hazar havzasına ulaşma ve Orta Asya Türk dünyası ile birleşme hedefleri tespit edildi.
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda savaştığı cepheleri nitelik ve amaçlarına göre sınıflandırmak gerekmektedir.
2
Cephe türlerini ve amaçlarını karşılaştırma
Osmanlı Devleti'nin doğrudan taarruz amacıyla açtığı iki cephe bulunmaktadır (Kafkas ve Kanal). Belirtilen hedefler doğrultusunda Doğu harekât sahasını kapsayan cephenin Kafkas Cephesi olduğu sonucuna ulaşıldı.
Kanal Cephesi Mısır ve Süveyş Kanalı'nı hedeflerken, Kafkas Cephesi Doğu sınırını, Hazar havzasını ve Orta Asya'yı hedeflemiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı Taarruz Cepheleri ve Kafkas Cephesi'nin Amaçları

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda bizzat taarruz amacıyla açtığı sadece iki cephe vardır: Biri Doğu Anadolu'da, diğeri Mısır istikametindedir.
2
Orta Asya ve Hazar havzasına ulaşarak Doğu'daki kayıp toprakları geri alma hedefi, Kafkasya bölgesini işaret etmektedir.

Daha Fazla Pratik

Kafkas Cephesi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın 16. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis'i geri almasını ve cepheyi kapatan Brest-Litovsk Barış Antlaşması'nın sonuçlarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Cephe türlerine göre eleme yöntemi kullanılabilir: Seçeneklerde yer alan Çanakkale, Irak ve Hicaz-Yemen savunma cephesi; Galiçya ise yardım cephesidir. Seçenekler arasındaki tek taarruz cephesi Kafkas Cephesi'dir.
Tahmini Süre:40s
Soru 383Soru →

XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa diplomasisinde güçler dengesini kökten değiştiren gelişmelerden biri, İngiltere'nin uzun yıllar sürdürdüğü 'şerefli yalnızlık' (splendid isolation) politikasından vazgeçerek geleneksel sömürge rakipleri olan Fransa (1904) ve Rusya (1907) ile anlaşma zemininde buluşması olmuştur.

İngiltere'yi bu köklü dış politika değişikliğine zorlayan ve I. Dünya Savaşı öncesinde Üçlü İtilaf'ın kurulmasını sağlayan temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Almanya'nın siyasi birliğini tamamladıktan sonra 'Dünya Siyaseti' (Weltpolitik) doğrultusunda güçlü bir açık deniz donanması inşa ederek küresel sömürge yollarını tehdit etmesi

Cevap

Almanya'nın siyasi birliğini tamamladıktan sonra 'Dünya Siyaseti' (Weltpolitik) doğrultusunda güçlü bir açık deniz donanması inşa ederek küresel sömürge yollarını tehdit etmesi
İngiltere, sanayi devrimi ve denizlerdeki mutlak üstünlüğü sayesinde uzun yıllar Avrupa kıtasındaki ittifakların dışında kalarak 'şerefli yalnızlık' politikasını sürdürmüştür. Ancak 1871'de siyasi birliğini tamamlayan Almanya'nın II. Wilhelm döneminde 'Weltpolitik' (Dünya Siyaseti) doktrinine geçmesi, devasa bir açık deniz savaş donanması inşa etmeye başlaması ve sömürge yollarına göz dikmesi İngiliz hegemonyasını doğrudan hedef almıştır. Bu tehdit karşısında İngiltere, geçmişteki sömürge sürtüşmelerini bir kenara bırakarak 1904'te Fransa ile Samimi Anlaşma'yı (Entente Cordiale), 1907'de ise Rusya ile Saint Petersburg Antlaşması'nı imzalayarak Üçlü İtilaf'ı kurmuş ve bloklaşma sürecini tamamlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İngiltere'nin geleneksel 'şerefli yalnızlık' (splendid isolation) politikasının niteliğini ve terk edilme nedenini belirleme
İngiltere, Avrupa kıtasındaki dengeleri uzaktan denetleme politikasını, küresel üstünlüğüne doğrudan bir tehdit ortaya çıktığında terk etme kararı almıştır.
Sorunun kökünde İngiltere'nin asırlık rakipleriyle uzlaşmasının ana gerekçesi sorulmaktadır.
2
Almanya'nın Weltpolitik stratejisi ve deniz silahlanması yarışının İngiltere üzerindeki etkisini analiz etme
Almanya'nın güçlü bir açık deniz donanması (Dreadnought filoları) kurması ve Berlin-Bağdat demiryolu gibi projelerle Doğu Akdeniz ile Hindistan yollarına uzanması, İngiltere'nin küresel deniz hakimiyetini ve sömürge güvenliğini doğrudan tehdit etmiştir.
İngiltere'nin varoluşsal güvenlik tehdidi algılaması, Fransa (1904 Entente Cordiale) ve Rusya (1907 Saint Petersburg/Reval) ile sömürge anlaşmazlıklarını çözüp Üçlü İtilaf'ı kurmasını zorunlu kılmıştır.
3
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal ve kronolojik yanılgıları eleme
Panslavizm Avusturya'nın değil Rusya'nın politikasıdır; Rusya 1905'te Japonya'ya mağlup olmuştur; Osmanlı'nın Almanya ile ittifakı 1914 Ağustos'undadır.
Almanya'nın küresel yayılmacılığı ve donanma tehdidini içeren ifadenin doğruluğu kesinleşir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Öncesi Bloklaşmalar ve İngiltere'nin Güvenlik/Donanma Tehdidi Nedeniyle İtilaf Grubunu Oluşturması

İpuçları

1
İngiltere'nin dış politikasının temeli, dünya denizlerindeki mutlak hakimiyetini ve sömürge ticaret yollarını korumaktır.
2
XIX. yüzyılın sonlarında siyasi birliğini tamamlayan ve 'Dünya Siyaseti' doktriniyle İngiltere'nin donanma üstünlüğüne doğrudan meydan okuyan devleti düşününüz.
3
İngiltere'yi Fransa ve Rusya ile ittifak yapmaya zorlayan güç, II. Wilhelm liderliğinde açık deniz donanması inşa eden Almanya'dır.

Daha Fazla Pratik

I. Dünya Savaşı'nın çıkışında Almanya'nın Weltpolitik doktrini ve Osmanlı toprakları üzerindeki Berlin-Bağdat demiryolu hattı projesinin İngiltere-Rusya yakınlaşmasına etkisini pekiştiriniz.

Alternatif Yöntem

Tehdit Algısı Analizi: İngiltere tarih boyunca Avrupa kıtasında en güçlü hâle gelen devlete karşı denge ittifakları kurmuştur. 1871 sonrası kıtanın en büyük sanayi ve kara devleti olan Almanya'nın denizlerde de üstünlük kurma girişimi, İngiltere için varoluşsal bir tehdit oluşturmuş ve geleneksel düşmanlarıyla (Fransa-Rusya) ittifak yapmasını kaçınılmaz kılmıştır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 384Soru →

İzmir'in Yunanlar tarafından işgali öncesinde bölge halkını teşkilatlandırmak amacıyla kurulan, Maşatlık Mitingi'ni organize ederek işgale karşı fiili ve silahlı direniş çağrısında bulunan milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Redd-i İlhak Cemiyeti

Cevap

Redd-i İlhak Cemiyeti
Redd-i İlhak Cemiyeti; İzmir'in işgal edileceğinin kesinleşmesi üzerine kurulmuş, 14-15 Mayıs 1919 gecesi Maşatlık Mitingi'ni organize ederek halkı fiili direnişe çağırmış, ardından Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin toplanmasına öncülük ederek Batı Cephesi direnişinin temelini atmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki faaliyetleri ve coğrafi alanı belirleme
İzmir çevresinde faaliyet gösteren, Maşatlık Mitingi'ni düzenleyen ve silahlı direniş kararı alan milli cemiyet hedeflenmektedir.
İzmir'in işgaline karşı ilk kitlesel ve silahlı direniş çağrısı bu cemiyet tarafından yapılmıştır.
2
Seçeneklerde yer alan cemiyetleri amaç ve türlerine göre sınıflandırma
Mavri Mira ile Hınçak-Taşnak azınlık cemiyetleri; Sulh ve Selamet-i Osmaniye ile Hürriyet ve İtilaf milli varlığa zararlı cemiyetlerdir. Verilen özellikler yararlı cemiyet olan Redd-i İlhak Cemiyeti'ne aittir.
Redd-i İlhak Cemiyeti, İzmir ve çevresinin Yunanistan'a ilhakını önlemek amacıyla kurulmuş vatansever bir teşkilattır.

Anahtar Kavram

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler ve Faaliyetleri

İpuçları

1
İzmir ve Ege Bölgesi'nin işgal edilmesine ve Yunanistan'a bağlanmasına karşı kurulmuş milli bir cemiyettir.
2
İşgalden hemen önce toplanan ünlü Maşatlık Mitingi'ni tertip etmiştir.
3
Cemiyetin ismi doğrudan 'ilhakı reddetme ve tanımama' anlamına gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin toplanmasında rol oynayan bölgesel direniş teşkilatları ve Batı Cephesi'ndeki Kuva-yı Milliye hareketleri incelenebilir.

Alternatif Yöntem

Cemiyetin ismindeki 'Redd-i İlhak' (toprak ilhakını reddetme) kavramı üzerinden gidilerek, İzmir'in Yunanistan'a katılma girişimine karşı kurulduğu doğrudan anlaşılabilir.
Tahmini Süre:40s
Soru 385Soru →

Milli Mücadele Dönemi’nde azınlıklar, Wilson İlkeleri’nin "Osmanlı Devleti’nde Türk olmayan milletlere kendi kendini yönetme hakkı tanınması" yönündeki maddesine dayanarak çoğunlukta olduklarını iddia ettikleri bölgelerde bağımsız devletler kurmayı hedeflemişlerdir. Bu süreçte Fener Rum Patrikhanesi ve Mavri Mira Cemiyeti ile koordineli hareket ederek başta Doğu Trakya ve Karadeniz olmak üzere Anadolu’ya göçmen adı altında silahlı Rumları yerleştiren ve bölgedeki nüfus dengesini yapay olarak değiştirmeyi amaçlayan cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kordos Cemiyeti

Cevap

Kordos Cemiyeti
Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Fener Rum Patrikhanesi ve Mavri Mira Cemiyeti koordinasyonunda kurulan Kordos Cemiyeti (Rum Göçmenler Komisyonu), özellikle Karadeniz ve Doğu Trakya'ya dışarıdan göçmen adı altında silahlı Rumları ve çetecileri sevk etmiştir. Bu faaliyetin temel amacı, Wilson İlkeleri'nin çoğunluk esasına dayanan self-determinasyon maddesinden yararlanabilmek için bölgedeki Hristiyan nüfusunu Türk nüfusuna oranla yapay olarak fazla göstermektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki hedefi ve yöntemi analiz etme
Hedeflenen eylem: Fener Rum Patrikhanesi ve Mavri Mira Cemiyeti ile iş birliği yaparak Karadeniz ve Doğu Trakya'ya göçmen kılığında Rum taşıyıp Wilson İlkeleri doğrultusunda yapay nüfus çoğunluğu oluşturmaktır.
Wilson İlkeleri'ne göre self-determinasyon hakkı bölgede çoğunlukta olan nüfusa tanınacağı için azınlıklar nüfus dengesini değiştirmeye çalışmıştır.
2
Azınlık cemiyetlerinin alt teşkilatlanmalarını değerlendirme
Mavri Mira'nın alt kolları arasında yer alan ve resmiyette 'Rum Göçmenler Komisyonu' adını kullanan teşkilatın Kordos Cemiyeti olduğu tespit edilir.
Kordos Cemiyeti, göçmen sevkiyatı ve çetelerin bölgeye yerleştirilmesinde doğrudan lojistik ve demografik paravan olarak kullanılmıştır.
3
Diğer seçeneklerdeki cemiyetlerin amaçlarını eleme
Etnik-i Eterya genel Yunan yayılmacılığını, Hınçak Ermeni devletini, Alyans İsrailit Yahudi çıkarlarını, Nigehban Cemiyeti ise hilafet yanlısı emekli subayların muhalefetini temsil eder.
Soru kökündeki spesifik faaliyet alanına uyan tek yapı Kordos Cemiyeti'dir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi azınlık cemiyetlerinin alt teşkilatları ve Wilson İlkeleri'ne dayalı nüfus manipülasyonu faaliyetleri.

İpuçları

1
Cemiyetin resmi adında 'göçmen komisyonu' ifadesinin bulunması ve Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlı çalışması en belirgin özelliğidir.
2
Wilson İlkeleri'nin nüfus çoğunluğu maddesini kötüye kullanarak Karadeniz ve Trakya'ya sahte göçmen kılığında çeteciler sevk eden kuruluştur.
3
Mavri Mira'nın alt kolu olarak çalışan ve 'Kordos' adıyla bilinen cemiyeti hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Azınlık cemiyetlerinin alt kollarından olan Rum İzcilik Teşkilatı ve Fener Rum Patrikhanesi bünyesindeki diğer yardım komitelerinin işlevlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 386Soru →

Çarlık Rusyası'nın müttefikleri üzerindeki diplomatik baskısı ve Boğazlar üzerindeki tarihsel hedefleri neticesinde; İstanbul, Boğazlar Bölgesi ve Marmara kıyılarının Rus idaresine bırakılmasını öngören ve İtilaf bloku içinde Osmanlı mirasını taksime yönelik akdedilen ilk mutabakat niteliğindeki gizli antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul (Boğazlar) Antlaşması

Cevap

İstanbul (Boğazlar) Antlaşması
I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarını taksim etmek amacıyla İtilaf Devletleri arasında imzalanan ilk gizli mutabakat 1915 tarihli İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'dır. İngiltere ve Fransa, Çarlık Rusyası'nın savaştan çekilmesini önlemek amacıyla İstanbul, Marmara Denizi sahilleri ve Boğazlar bölgesini Rusya'ya bırakmayı bu antlaşma ile kabul etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel unsurları ve tarafları analiz etmek
Çarlık Rusyası'na İstanbul, Boğazlar ve Marmara sahillerinin verilmesini öngören ilk gizli antlaşma sorulmaktadır.
İtilaf Devletleri arasındaki paylaşım antlaşmalarının kronolojisi ve devredilen coğrafi bölgelerin tespiti gereklidir.
2
Gizli antlaşmaların amaç ve içeriklerini karşılaştırmak
1915 Mart-Nisan aylarında imzalanan İstanbul (Boğazlar) Antlaşması, Osmanlı topraklarını taksim eden ilk gizli antlaşma olup doğrudan Rusya'nın Boğazlar talebini karşılamıştır.
Sykes-Picot Orta Doğu'yu, Londra ve St. Jean de Maurienne ise İtalya'ya bırakılan bölgeleri konu alır.
3
Doğru seçeneği belirlemek
Söz konusu hüküm ve özellikler İstanbul (Boğazlar) Antlaşması ile birebir örtüşmektedir.
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı üzerindeki ilk taksim planı bu antlaşmayla somutlaşmıştır.

Anahtar Kavram

İtilaf Devletleri'nin Gizli Antlaşmaları ve İstanbul (Boğazlar) Antlaşması'nın Önemi

İpuçları

1
İtilaf Devletleri arasında yapılan ilk gizli antlaşmayı ve doğrudan Çarlık Rusyası'na bırakılan jeopolitik alanı düşününüz.
2
Antlaşma adı, başkentin ve Marmara geçiş yolunun doğrudan Rusya'ya bırakılmasından esinlenmiştir.
3
1915 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya arasında Boğazlar ve çevresinin devri için imzalanan belge İstanbul Antlaşması'dır.

Daha Fazla Pratik

Gizli antlaşmaları dünya kamuoyuna açıklayan 'Sarı Kitap' belgesi ve Sovyet Rusya'nın savaştan çekilme süreci üzerine çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Gizli antlaşmalar coğrafi bölgelere göre gruplandırılabilir: Boğazlar ve Doğu Anadolu (İstanbul ve Petrograd Protokolü - Rusya), Orta Doğu (Sykes-Picot - İngiltere/Fransa), Arap Yarımadası (Mac-Mahon), Güneybatı Anadolu ve Ege (Londra ve St. Jean de Maurienne - İtalya).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 387Soru →

ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından yayımlanan 14 İlke'de yer alan; "Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu bölgelerine kesin egemenlik hakkı tanınmalıdır." hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında başlayan süreçte aşağıdakilerden hangisinin temel dayanaklarından biri olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşgallere karşı kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin yürüttüğü direnişin haklılığının

Cevap

İşgallere karşı kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin yürüttüğü direnişin haklılığının
Wilson İlkeleri'nin 12. maddesinde yer alan 'Osmanlı İmparatorluğu'nda Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelere kesin egemenlik hakkı tanınması' ilkesi, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında başlayan haksız işgallere karşı Türk milletinin kurduğu Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin ve topyekûn Millî Mücadele'nin en önemli uluslararası hukuk ve meşruiyet dayanağı olmuştur. Türk cemiyetleri kongrelerinde ve bildirilerinde sürekli olarak bölgedeki Türk nüfusunun ezici çoğunluğunu kanıtlamaya çalışarak bu madde üzerinden haklılıklarını savunmuşlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti ile ilgili maddesini (12. Madde) tespit etmek
Wilson İlkeleri'nin 12. maddesi; Türklerin nüfusça çoğunlukta olduğu bölgelerde kesin egemenlik hakkı tanınacağını (self-determinasyon), Türk olmayan milletlere de güvenlik ve özerklik verileceğini belirtir.
Maddenin Türk milletine vadettiği egemenlik hakkının kapsamını anlamak gerekir.
2
Maddenin Millî Mücadele hareketine etkisini değerlendirmek
Mondros Ateşkesi sonrasında haksız işgallere uğrayan Türk halkı, kurdukları Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ve hazırladıkları raporlarla bulundukları bölgelerde Türk nüfusunun çoğunlukta olduğunu ispatlamaya çalışmış ve direnişlerini Wilson İlkeleri'nin bu maddesine dayandırarak uluslararası meşruiyet kazanmıştır.
Türk direnişinin hukuki ve siyasi gerekçesini doğru kavramak için bu ilişki kurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nin 12. Maddesi ve Millî Mücadele'nin Meşruiyet Dayanağı

İpuçları

1
Metinde geçen maddenin Türklerin yoğun olduğu bölgelerdeki 'egemenlik hakkı' vurgusuna dikkat ediniz.
2
Mondros sonrası kurulan Millî Cemiyetlerin yayınladığı bildirilerde nüfus çoğunluğunu ispatlama gayretini hatırlayınız.
3
Türk halkının işgallere karşı kurduğu Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri, direnişlerinin uluslararası meşruiyetini Wilson İlkeleri'ndeki bu çoğunluk maddesine dayandırmıştır.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in İtalya yerine Yunanistan'a bırakılma gerekçesi ve sahte nüfus raporları konusunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Wilson İlkeleri'nin 12. maddesi ile Erzurum ve Sivas Kongrelerinde kabul edilen ve Misak-ı Millî'de netleşen 'Türklerin çoğunlukta olduğu vatan toprakları bir bütündür, bölünemez' ilkesi arasındaki kavramsal bağı kurarak doğrudan doğru cevaba ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 388Soru →

Birinci Dünya Harbi sürecinde Osmanlı ordu birliklerinin görev yaptığı harekât alanlarına dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi, hem cephenin niteliği (savunma/yardım) hem de gerçekleşen tarihî vakalar bakımından bütünüyle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Galiçya Cephesi, müttefik Avusturya-Macaristan'a destek amacıyla sınır ötesine ordu gönderilen bir yardım cephesiyken; Irak Cephesi, İngiltere'ye karşı toprak müdafaası yürütülen ve Kut'ül Amare Zaferi'nin kazanıldığı bir savunma cephesidir.

Cevap

Galiçya Cephesi'nin müttefik Avusturya-Macaristan'a destek sağlanan bir yardım cephesi; Irak Cephesi'nin ise İngiliz taarruzuna karşı vatan toprağını korumak için açılan ve Kut'ül Amare Zaferi'nin kazanıldığı bir savunma cephesi olduğunu belirten ifade doğrudur.
Galiçya Cephesi, Osmanlı Devleti'nin sınırları dışında Avusturya-Macaristan'a destek olmak üzere açtığı bir yardım cephesidir. Irak Cephesi ise İngiltere'nin Basra Körfezi'nden ilerleyerek petrol bölgelerini ele geçirme ve Rusya ile birleşme planlarına karşı Osmanlı'nın kendi topraklarını savunduğu ve Kut'ül Amare'de General Townshend komutasındaki İngiliz tümenini esir aldığı ünlü savunma cephesidir. Bu doğrultuda verilen sınıflandırma ve olgusal bilgiler bütünüyle doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'ndaki Osmanlı cephelerini türlerine göre tasnif etmek
Savunma cepheleri: Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen. Yardım cepheleri (sınır dışı): Galiçya, Makedonya, Romanya.
Soruda cephelerin savunma mı yoksa yardım cephesi mi olduğunun doğru eşleştirilmesi istenmektedir.
2
Irak Cephesi'ndeki temel askerî gelişmeleri analiz etmek
İngilizlerin Basra üzerinden Bağdat ve Musul petrollerini ele geçirme girişimine karşı savunma yapılmış, Selman-ı Pak ve Kut'ül Amare'de Halil Paşa komutasında büyük bir zafer elde edilmiştir.
Irak Cephesi'nin savunma niteliği ve Kut'ül Amare başarısı doğrulanmalıdır.
3
Galiçya Cephesi'nin amacını doğrulamak
Osmanlı sınırları dışında kalan Galiçya'da, müttefik Avusturya-Macaristan'a Rus ordularına karşı yardım amacıyla 15. Kolordu ile destek sağlanmıştır.
Yardım cephelerinin kendi sınırlarımız dışında müttefiklere destek amacıyla açıldığını teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma ve Yardım Cepheleri ile Kut'ül Amare Zaferi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin müttefiklerine destek için sınır dışına asker gönderdiği yardım cephelerinin adlarının son hecelerine dikkat ediniz (Galiçya, Makedonya, Romanya).
2
Kut'ül Amare zaferinin yaşandığı cephe ile Çanakkale, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen cepheleri Osmanlı'nın doğrudan kendi topraklarını savunduğu cephelerdir.
3
Galiçya bir yardım cephesidir; Irak Cephesi ise İngiltere'ye karşı mücadele verilen bir savunma cephesidir ve Kut'ül Amare zaferi bu cephede kazanılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Kut'ül Amare Zaferi'nin komutanı Halil (Kut) Paşa ve Medine Müdafaası kahramanı Fahreddin Paşa'nın görev yaptıkları cepheleri detaylı inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Cepheleri kodlama yöntemi: Taarruz Cepheleri '2K' (Kafkas, Kanal), Yardım Cepheleri '-ya ile bitenler' (Galiçya, Makedonya, Romanya), geriye kalanlar ise Savunma Cepheleridir (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen). Bu kodlama üzerinden seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 389Soru →

Çukurova ve çevresinde Fransız işgal güçleri ile bölgedeki Ermeni intikam alaylarının faaliyetlerine karşı yöre halkının haklarını savunmak amacıyla kurulan; ilk etapta basın-yayın yoluyla kamuoyu oluşturup ilerleyen süreçte Pozantı Kongresi gibi girişimlerle silahlı direnişi örgütleyen ve ismi sebebiyle sıklıkla azınlık örgütleriyle karıştırılabilen milli cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kilikyalılar Cemiyeti

Cevap

Kilikyalılar Cemiyeti
Kilikyalılar Cemiyeti; Kasım 1918'de İstanbul'da kurulan, temel amacı Adana, Mersin ve Maraş çevresinin (Kilikya bölgesi) Fransız ve Ermeni işgallerine karşı Türk yurdu olduğunu kanıtlamak ve savunmak olan milli bir cemiyettir. Bölgede Pozantı Kongresi'nin toplanmasına öncülük ederek silahlı direnişi desteklemiştir. Adının antik çağdaki bölgesel ifadeden gelmesi nedeniyle sıklıkla azınlık cemiyeti yanılgısı oluştursa da milli varlığa yararlı cemiyetlerdendir.

Adım Adım Çözüm

1
İşgal bölgesi ve mücadele edilen güçlerin belirlenmesi
Çukurova (Adana ve çevresi) bölgesi, Fransızlar ve Ermeni çetelerine karşı savunulmuştur.
Milli Mücadele Dönemi cemiyetleri çoğunlukla bölgesel kurtuluş amaçlı örgütlenmiştir.
2
Faaliyet ve isim özelliklerinin tespiti
Pozantı Kongresi'ni organize eden ve antik Kilikya bölgesinin adını taşıdığı için adı yabancı sanılan cemiyet Kilikyalılar Cemiyeti'dir.
Kilikyalılar Cemiyeti, adından dolayı sıklıkla azınlık cemiyeti zannedilse de milli varlığa yararlı cemiyetler arasındadır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi cemiyetlerinin bölgesel faaliyet alanları, kuruluş amaçları ve isim-nitelik ayrımları.

İpuçları

1
Hedef bölge Çukurova ve çevresi olup mücadele Fransız ve Ermeni güçlerine karşı yürütülmüştür.
2
Cemiyetin ismi Adana bölgesinin ilk çağlardaki tarihi coğrafi adından esinlenmiştir.
3
Milli varlığa yararlı olmasına rağmen adı nedeniyle çoğunlukla azınlık cemiyeti sanılan bu kuruluş Kilikyalılar Cemiyeti'dir.

Daha Fazla Pratik

Milli varlığa yararlı cemiyetlerin Sivas Kongresi'nde 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında birleştirilmesinin amaç ve sonuçlarını pekiştiriniz.

Alternatif Yöntem

Çukurova coğrafi terimi ile antik 'Kilikya' adını eşleştirerek doğrudan doğru seçeneğe ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 390Soru →

I. Dünya Savaşı'nın son yılında ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından yayımlanan 14 İlke; savaşın sona ermesini hızlandıran, savaş sonrası uluslararası dengeleri etkileyen ve yeni diplomatik kavramlar ortaya koyan bir belge niteliğindedir.

Buna göre, Wilson İlkeleri'nin I. Dünya Savaşı'nın gidişatı ve sonuçları üzerindeki etkileri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İttifak Devletleri'nin ağır toprak kayıplarına uğramayacakları ve savaş tazminatı ödemeyecekleri inancıyla savaşı sonlandırma sürecini hızlandırmıştır.

Cevap

İttifak Devletleri'nin ağır toprak kayıplarına uğramayacakları ve savaş tazminatı ödemeyecekleri inancıyla savaşı sonlandırma sürecini hızlandırmıştır.
ABD Başkanı Woodrow Wilson'un 8 Ocak 1918'de yayımladığı 14 İlke'de yer alan 'yenenlerin yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı almayacağı' maddesi, I. Dünya Savaşı'nda zor durumda olan İttifak Devletleri'nin barış masasına oturmasını kolaylaştırmış ve savaşın süresini kısaltmıştır. Osmanlı Devleti de dâhil olmak üzere İttifak Devletleri bu ilkelerin sağladığı güvenceye dayanarak ateşkes antlaşmalarını imzalamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Wilson İlkeleri'nin içeriğini ve temel maddelerini analiz etmek
ABD Başkanı Wilson'un yayımladığı 14 İlke'de 'galip devletlerin mağlup devletlerden toprak ve savaş tazminatı almayacağı', 'gizli diplomasi yapılmayacağı' ve 'ulusların kendi kaderini tayin hakkı' gibi ilkelerin bulunduğu belirlenir.
İlkelerin İttifak bloğundaki devletler üzerindeki psikolojik ve diplomatik etkisini kavramak için içeriğin doğru bilinmesi gerekir.
2
İlkelerin I. Dünya Savaşı'nın süresi ve sona eriş biçimi üzerindeki etkisini değerlendirmek
Askerî ve ekonomik açıdan tükenme noktasına gelen İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan), Wilson İlkeleri'nin kendilerine tanıdığı 'toprak ve tazminat alınmayacağı' güvencesine dayanarak savaşa devam etme dirençlerini bırakmış ve ateşkes istemişlerdir. Bu durum savaşın süresini kısaltmıştır.
Wilson İlkeleri'nin savaşın genel gidişatı üzerindeki en temel tarihsel sonucunu tespit etmek için bu çıkarım zorunludur.
3
Seçenekleri tarihsel olgular ışığında karşılaştırmak
İttifak Devletleri'nin savaşı sonlandırma sürecini hızlandırdığı ifadesinin doğru olduğu, diğer seçeneklerdeki ifadelerin ise tarihsel gerçeklerle uyuşmadığı sonucuna varılır.
İtilaf Devletleri'nin ilkeleri çiğneyerek işgallere devam ettiği ve ABD'nin Monroe Doktrini'ne döndüğü gibi yanıltıcı unsurları elemek gerekir.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nin I. Dünya Savaşı'nın süresini kısaltması ve İttifak Devletleri'nin barış istemesindeki belirleyici rolü

İpuçları

1
Wilson İlkeleri'nin savaşın askeri süresine ve yenilen devletlerin teslim olma psikolojisine olan etkisini düşününüz.
2
'Toprak ve savaş tazminatı alınmayacaktır' maddesinin İttifak bloğunun savaşa devam etme kararlılığı üzerindeki etkisini değerlendiriniz.
3
İttifak Devletleri, yok olma tehdidi yerine Wilson'un vadettiği ılımlı barış şartlarına güvenerek savaşı bırakmış ve böylece savaş erken sona ermiştir.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı'nda Wilson İlkeleri'ni delmek amacıyla ortaya atılan 'manda-himaye' ve 'tamirat bedeli' kavramlarının Osmanlı topraklarına etkisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemiyle İtilaf Devletleri'nin işgalleri sürdürdüğü, sömürgeciliği manda olarak devam ettirdiği ve ABD'nin yalnızlık politikasına döndüğü bilgileri kullanılarak yanlış seçenekler elenebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 391Soru →

I. Dünya Savaşı sonrasında toplanan Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri, Wilson İlkeleri'nin bağlayıcılığını aşmak ve Osmanlı topraklarını kendi çıkarları doğrultusunda paylaşabilmek amacıyla çeşitli diplomatik ve hukuki mekanizmalar geliştirmişlerdir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İtilaf Devletleri'nin Wilson İlkeleri'ni kendi çıkarları doğrultusunda dönüştürerek Osmanlı coğrafyasına tatbik ettiklerini gösteren uygulamalardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde kesin egemenlik hakkı tanıyan madde gereğince Osmanlı Devleti ile nihai barış antlaşmasının konferansta tamamlanıp yürürlüğe konulması

Cevap

Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde kesin egemenlik hakkı tanıyan madde gereğince Osmanlı Devleti ile nihai barış antlaşmasının konferansta tamamlanıp yürürlüğe konulması
Osmanlı Devleti ile nihai barış antlaşması Paris Barış Konferansı'nda tamamlanıp yürürlüğe konulmamıştır. İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını paylaşma konusundaki derin uyuşmazlıkları (özellikle İtalya ile İngiltere-Yunanistan arasındaki İzmir gerilimi ve Boğazlar meselesi) nedeniyle Osmanlı barışı ertelenmiş, antlaşma taslağı Nisan 1920 San Remo Konferansı'nda hazırlanmış ve Sevr Antlaşması 10 Ağustos 1920'de imzalanmıştır. Ayrıca İtilaf Devletleri Türk çoğunluğun egemenliğini korumak yerine Mondros'un 7. maddesini işleterek işgallere girişmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Wilson İlkeleri ile İtilaf Devletleri'nin emperyalist hedefleri arasındaki çelişkiyi analiz etme
Wilson İlkeleri savaş tazminatını, toprak ilhakını (sömürgeciliği) ve gizli antlaşmaları yasaklamış; self-determinasyon (ulusların çoğunlukta olduğu yerde kendi kaderini tayin etmesi) ilkesini getirmiştir.
İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'nda bu ilkeleri aşmak için geliştirdiği hukuki kamuflajları tespit etmek gerekir.
2
Paris Barış Konferansı'nda geliştirilen kavramsal ikameleri değerlendirme
Sömürgecilik yerine 'manda ve himaye', savaş tazminatı yerine 'tamirat bedeli', haksız işgallere zemin hazırlamak için ise 'sahte nüfus ve katliam raporları' kullanılmıştır.
Bu uygulamalar Wilson İlkeleri'nin emperyalist çıkarlar doğrultusunda dönüştürüldüğünün doğrudan kanıtlarıdır.
3
Osmanlı Devleti ile yapılan barış sürecinin kronolojisini ve niteliğini sorgulama
Paris Barış Konferansı'nda Almanya (Versay), Avusturya (Sen Jermen), Bulgaristan (Nöyyi) ve Macaristan (Trianon) ile barış antlaşmaları imzalanmış/taslakları hazırlanmışken, Osmanlı Devleti ile paylaşım konusundaki çıkar çatışmaları nedeniyle barış antlaşması imzalanamamış ve San Remo Konferansı'na ertelenmiştir.
Osmanlı ile barışın Paris'te tamamlanıp yürürlüğe konulduğu iddiası hem kronolojik hem de fiilî olarak tarihi gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nin Paris Barış Konferansı'nda 'manda-himaye' ve 'tamirat bedeli' gibi kavramlarla tahrif edilmesi; İtilaf Devletleri arasındaki paylaşım krizleri sebebiyle Osmanlı barışının ertelenmesi.

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'nda diğer İttifak devletleriyle (Almanya, Avusturya, Macaristan, Bulgaristan) barış yaparken Osmanlı barışını neden sonraya bıraktığını hatırlayınız.
2
Wilson İlkeleri'nde yer alan 'sömürgecilik yasağı', 'tazminat yasağı' ve 'nüfus çoğunluğu' gibi maddelerin Paris'te hangi yeni diplomatik kavramlarla kamufle edildiğini değerlendiriniz.
3
Osmanlı Devleti'ni fiilen paylaşan Sevr Antlaşması'nın Paris'te değil, 1920 yılında San Remo Konferansı'nda şekillendirildiğini göz önünde bulundurunuz.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı sonrasında İtilaf Devletleri arasındaki ilk derin görüş ayrılığının neden Batı Anadolu (İzmir) meselesi üzerinden İtalya ile yaşandığını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Öncüllerde yer alan diplomatik kavramları Wilson İlkeleri ile eşleştirme yöntemi: Manda-himaye (sömürgecilik yasağına karşı), Tamirat bedeli (tazminat yasağına karşı), Sahte İzmir raporları (self-determinasyona karşı). Bu kavramsal kılıfların dışında kalan ve tarihsel olarak gerçekleşmemiş olan tek seçenek Osmanlı ile kalıcı barışın hemen yürürlüğe girmesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 392Soru →

I. Dünya Savaşı'nın ortaya çıkmasında dünyadaki tüm büyük güçleri etkileyen genel sebepler ile yalnızca belirli devletler arasındaki ikili çıkar çatışmalarına dayanan özel sebepler etkili olmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi I. Dünya Savaşı'nın "özel sebepleri" arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fransa ile Almanya arasında zengin kömür havzası Alsas-Loren bölgesi nedeniyle yaşanan anlaşmazlık

Cevap

Fransa ile Almanya arasında zengin kömür havzası Alsas-Loren bölgesi nedeniyle yaşanan anlaşmazlık
I. Dünya Savaşı'nın özel nedenleri, doğrudan iki devlet arasındaki sınır, çıkar veya nüfuz mücadelelerini kapsar. 1871 Sedan Savaşı'nda Fransa'nın Almanya'ya kaptırdığı zengin kömür ve demir yataklarına sahip Alsas-Loren (Alsace-Lorraine) bölgesini geri alma isteği, Almanya ve Fransa arasındaki ikili bir mesele olduğu için savaşın belirgin bir özel sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'nın genel ve özel nedenleri arasındaki kavramsal farkı belirleme
Genel nedenler tüm dünyayı ve birden fazla devleti etkileyen küresel olaylar (Sanayi İnkılabı, Milliyetçilik, Silahlanma, Bloklaşma) iken; özel nedenler iki ya da daha az devlet arasındaki ikili hesaplaşmalardır.
Soruda doğrudan özel sebep kategorisine giren gelişmenin tespit edilmesi istenmektedir.
2
Seçeneklerde verilen maddeleri kapsamları açısından analiz etme
Hammadde arayışı, milliyetçilik akımı, silahlanma yarışı ve bloklaşma tüm dünyayı ilgilendiren genel sebeplerdir. Alsas-Loren bölgesi meselesi ise 1871 Sedan Savaşı sonrasında yalnızca Almanya ile Fransa arasında yaşanan ikili bir çatışmadır.
İki devlet arasındaki sınırlı toprak ve çıkar çatışması özel sebep tanımına tam olarak uymaktadır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nın Genel ve Özel Nedenleri

İpuçları

1
Soru kökündeki 'özel neden' ifadesinin yalnızca iki devlet arasındaki ikili çatışmaları kapsadığını hatırlayınız.
2
Tüm sanayileşmiş veya çok uluslu devletleri ilgilendiren küresel etkenleri eleyerek sadece iki ülkenin sınır anlaşmazlığına odaklanınız.
3
1871 Sedan Savaşı sonrası zengin maden yatakları sebebiyle Almanya ve Fransa arasında el değiştiren bölgeyi düşününüz.

Daha Fazla Pratik

Rusya'nın Balkanlardaki Panslavizm politikasının hangi devletle özel çıkar çatışması oluşturduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Savaşın sebeplerini sınıflandırırken 'Tüm dünyayı mı etkiledi?' sorusunu sorunuz. Cevap 'Evet' ise genel neden (Sanayi İnkılabı, Milliyetçilik, Silahlanma, Bloklaşma), 'Hayır, sadece iki devleti ilgilendiriyor' ise özel nedendir (Alsas-Loren, Panslavizm, Sıcak Denizler).
Tahmini Süre:45s
Soru 393Soru →

1920 yılı Nisan ayında toplanan San Remo Konferansı'nda İtilaf Devletleri tarafından hazırlanan barış taslağı, Paris'te bulunan Osmanlı Murahhas Heyeti Başkanı Ahmet Tevfik Paşa'ya sunulmuş; ancak Tevfik Paşa, şartların devletin bağımsızlığı ve bekasıyla bağdaşmadığını belirterek taslağı imzalamayı reddetmiştir. Bu diplomatik tıkanıklık üzerine İtilaf Devletleri, barış şartlarını Osmanlı yönetimine zorla kabul ettirmek ve Anadolu'daki Millî Mücadele hareketini sindirmek amacıyla doğrudan askeri tazyik uygulama kararı almıştır.

Bu doğrultuda İtilaf Devletleri'nin, Osmanlı Hükûmeti'ni Sevr Barış Antlaşması'nı imzalamaya mecbur bırakmak amacıyla hayata geçirdiği temel askerî gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yunan ordusunun İngiliz onayı ve desteğiyle Milne Hattı'nı aşarak Balıkesir, Bursa ve Doğu Trakya yönünde genel bir taarruz başlatması

Cevap

Yunan ordusunun İngiliz onayı ve desteğiyle Milne Hattı'nı aşarak Balıkesir, Bursa ve Doğu Trakya yönünde genel bir taarruz başlatması
San Remo Konferansı sonrasında Tevfik Paşa'nın barış taslağını bağımsızlığa aykırı bularak reddetmesi üzerine İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'ni Sevr şartlarına boyun eğdirmek amacıyla 22 Haziran 1920'de Yunan ordusuna taarruz izni vermiştir. Yunan ordusu Milne Hattı'nı geçerek kısa sürede Balıkesir, Bursa ve Edirne dahil Doğu Trakya'yı işgal etmiştir. Başkentin de bütünüyle işgal edileceği tehdidi ve oluşan büyük askeri panik neticesinde Osmanlı yönetimi Saltanat Şûrası'nı toplayarak 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
San Remo Konferansı ve Sevr Taslağı Sürecini Analiz Etme
Nisan 1920'de İtalya'daki San Remo Konferansı'nda belirlenen barış şartları, Mayıs 1920'de Paris'te Tevfik Paşa başkanlığındaki Osmanlı murahhas heyetine sunulmuştur. Tevfik Paşa şartları çok ağır bularak taslağı imzalamayı reddetmiş ve İstanbul'a dönmüştür.
Diplomatik sürecin tıkanma nedenini ve İtilaf Devletleri'nin neden askeri zorlamaya başvurduğunu anlamak için ilk aşamadır.
2
İtilaf Devletleri'nin Askeri Zorlama Stratejisini Belirleme
İngiltere'nin teşvikiyle İtilaf Devletleri, Osmanlı'ya barışı zorla kabul ettirmek ve TBMM direnişini ezmek için 22 Haziran 1920'de Yunan ordusuna genel taarruz emri vermiştir.
Siyasi taslağı zorla dikte ettirme aracının hangi güç ve hangi cephe üzerinden yürütüldüğünü tespit etmek gerekir.
3
Yunan Taarruzu ve Sonuçlarını Değerlendirme
Yunan kuvvetleri Milne Hattı'nı aşarak Uşak, Balıkesir, Bursa ile Doğu Trakya'da Tekirdağ ve Edirne'yi işgal etmiştir. Bursa'nın düşmesi TBMM kürsüsüne 'puşide-i siyah' (siyah örtü) örtülmesine yol açmıştır.
Taarruzun ulaştığı boyutları ve Osmanlı başkenti üzerindeki doğrudan psikolojik ve askeri baskıyı kavramak için önemlidir.
4
Sevr'in İmzalanması ile Askeri Baskı Arasındaki Nedensellik Bağını Kurma
Yunan ilerleyişi karşısında çaresiz kalan ve başkentin de elden çıkmasından korkan Damat Ferit Paşa Hükûmeti, 22 Temmuz 1920'de Saltanat Şûrası'nı toplayarak şartları kabul etmiş ve 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalanmıştır.
Tevfik Paşa'nın reddinden Sevr'in imzalanmasına giden süreçteki temel askeri tetikleyici unsurun Yunan taarruzu olduğu sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Sevr Barış Antlaşması'nın İmzalanma Süreci ve Yunan Genel Taarruzu (Milne Hattı'nın Aşılması)

İpuçları

1
İtilaf Devletleri, barış şartlarını kabul ettirmek için kendi birliklerinden ziyade bölgede hazır bulunan bir vekil devletin ordusunu ileri sürmüştür.
2
1919'da belirlenen sınır hattı aşılarak Bursa ve Doğu Trakya şehirleri işgal edilmiş, bu işgal TBMM kürsüsüne siyah bir örtü (puşide-i siyah) örtülmesine sebep olmuştur.
3
İngiliz Başbakanı Lloyd George'un desteğiyle Milne Hattı'nı aşan Yunan kuvvetlerinin Batı Anadolu ve Trakya'da başlattığı genel taarruz, İstanbul Hükûmeti'ni Saltanat Şûrası'nı toplayıp Sevr'i kabul etmeye mecbur bırakmıştır.

Daha Fazla Pratik

Sevr Antlaşması'nın imzalanması sonrasında TBMM'nin 19 Ağustos 1920 tarihli oturumunda aldığı kararları ve Hıyanet-i Vataniye Kanunu uygulamalarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik neden-sonuç zincirini takip ediniz: San Remo Konferansı (Nisan 1920) → Tevfik Paşa'nın Paris'teki Barış Taslağını Reddi (Mayıs 1920) → İngiliz desteğiyle Yunan Ordusunun Milne Hattı'nı Aşması / Bursa'nın İşgali (Haziran-Temmuz 1920) → Saltanat Şûrası (22 Temmuz 1920) → Sevr Antlaşması'nın İmzalanması (10 Ağustos 1920).
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 394Soru →

İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı devam ederken imzaladıkları Saint-Jean de Maurienne Gizli Antlaşması ile İzmir ve çevresini İtalya'ya vadetmişken Paris Barış Konferansı'nda bu bölgenin Yunanistan tarafından işgal edilmesine karar vermiştir.

İngiltere'nin konferansta bu politika değişikliğine öncülük etmesindeki temel jeopolitik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Akdeniz ve sömürge yolları üzerinde güçlü bir İtalya yerine kendi güdümünde yönlendirebileceği bir Yunanistan görmek istemesi

Cevap

Doğu Akdeniz ve sömürge yolları üzerinde güçlü bir İtalya yerine kendi güdümünde yönlendirebileceği bir Yunanistan görmek istemesi
I. Dünya Savaşı sırasında yapılan Saint-Jean de Maurienne Antlaşması gereği İzmir ve çevresi İtalya'ya vadedilmişti. Ancak 1919 Paris Barış Konferansı'nda İngiltere, Doğu Akdeniz ve Süveyş Kanalı güzergâhında deniz gücü yüksek, güçlü bir İtalya Devleti görmek istememiştir. Bunun yerine kendi siyasi ve askerî nüfuzunda tutabileceği, zayıf bir uydu devlet rolü oynayacak olan Yunanistan'ı desteklemiş ve sahte nüfus raporlarına dayanarak İzmir'in Yunan ordusunca işgaline onay verilmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Konferans öncesindeki gizli antlaşma taahhütlerini analiz etme
Savaş sırasında imzalanan Saint-Jean de Maurienne Antlaşması ile İzmir ve Batı Anadolu İtalya'ya bırakılmıştı.
İtilaf Devletleri arasındaki ilk çıkar dengesini anlamak için gizli paylaşımları bilmek gerekir.
2
Paris Barış Konferansı'ndaki çıkar çatışmalarını ve İngiltere'nin stratejisini değerlendirme
İngiltere, Akdeniz ve Boğazlar civarında güçlü bir donanmaya sahip İtalya yerine, Doğu Akdeniz'de kendi kontrolünde tutabileceği zayıf bir Yunanistan'ı tercih etmiştir.
İngiltere'nin temel emperyalist hedefi sömürge yollarının (özellikle Hindistan ve Süveyş hattı) güvenliğini sağlamaktır.
3
Sonucu doğru seçenekle eşleştirme
İzmir'in Yunanistan'a bırakılması kararının temel jeopolitik gerekçesi, Doğu Akdeniz'de güçlü İtalya yerine kontrol edilebilir Yunanistan tercihidir.
Bu karar aynı zamanda İtilaf Devletleri arasındaki ilk büyük çatlağı oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a bırakılması ve İtilaf Devletleri arasındaki çıkar çatışmaları

İpuçları

1
İngiltere'nin Doğu Akdeniz ve sömürge yolları üzerindeki deniz güvenliği stratejisini göz önünde bulundurunuz.
2
İtalya'nın askerî ve deniz gücü ile Yunanistan'ın İngiltere'ye bağımlı yapısını karşılaştırınız.
3
İngiltere, Akdeniz'de güçlü bir bölgesel aktör yerine kendi çıkarları doğrultusunda kolayca kontrol edebileceği bir vekil devlet istemiştir.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı sonrasında İtalya'nın takındığı tavır ile Anadolu'daki Millî Mücadele sürecinde İtalyan işgal güçlerinin tutumu arasındaki ilişkiyi inceleyen sorular çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Jeopolitik çıkar analizi yöntemini kullanarak; İngiltere'nin Süveyş ve Hindistan deniz ticaret yolunda büyük bir donanmaya sahip İtalya'yı bir rakip, Yunanistan'ı ise yönlendirilebilir bir müttefik olarak konumlandırdığını hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 395Soru →

I. Dünya Savaşı'nın son sürecinde ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından ilan edilen 14 İlke'nin 12. maddesi; Osmanlı Devleti'nde Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelere kesin egemenlik hakkı tanınmasını, gayrimüslim azınlıklara ise güvenlik içinde özerk gelişme imkânı verilmesini öngörmüştür. Bu ilkeler; Osmanlı Hükümeti, işgalci devletler, gayrimüslim azınlıklar ve Türk milli direniş hareketleri üzerinde farklı ve çok yönlü etkiler yaratmıştır.

Buna göre, Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti üzerindeki yansımaları ve Paris Barış Konferansı sürecinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti'nin kurulmasıyla birlikte Wilson İlkeleri tam olarak uygulanmış, İtilaf Devletleri Osmanlı toprakları üzerindeki gizli paylaşım planlarından ve sömürgeci hedeflerinden tamamen vazgeçmiştir.

Cevap

Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti'nin kurulmasıyla birlikte Wilson İlkeleri'nin eksiksiz uygulandığı ve İtilaf Devletleri'nin Osmanlı üzerindeki paylaşım ve sömürgeci hedeflerinden vazgeçtiğini öne süren değerlendirme yanlıştır.
Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti kurulmuş olsa da İtilaf Devletleri Wilson İlkeleri'ni uygulamamıştır. Aksine, 'sömürgecilik' yerine 'manda ve himaye', 'savaş tazminatı' yerine 'tamirat bedeli' kavramlarını uydurarak Osmanlı topraklarını ve Orta Doğu'yu kendi aralarında paylaşmaya devam etmişlerdir. Bu sebeple İtilaf Devletleri'nin sömürgeci hedeflerinden vazgeçtiği yargısı tarihsel gerçeklerle tamamen çelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti üzerindeki doğrudan etkilerini ve tarafların tutumunu analiz etmek
Wilson İlkeleri'nin 12. maddesi (Türk çoğunluğunun egemenliği) Osmanlı Hükümeti'nin Mondros Ateşkesi'ni imzalamasında güven kaynağı olmuş, azınlıklar sahte nüfus iddialarıyla çeteleşmiş, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ise Türk çoğunluğunu ispatlamak için bu maddeye dayanarak raporlar ve kongreler düzenlemiştir.
Wilson İlkeleri'nin self-determinasyon prensibi hem lehte hem de aleyhte hukuki bir zemin olarak kullanılmıştır.
2
Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri'nin tutumunu değerlendirmek
İtilaf Devletleri (özellikle İngiltere ve Fransa), Wilson İlkeleri'nin 'toprak almama ve tazminat almama' ilkelerini aşmak için 'manda ve himaye' ile 'tamirat bedeli' kavramlarını türetmiş, gizli antlaşmaları revize ederek İzmir ve çevresini Yunanistan'a bırakmışlardır.
Emperyalist devletler Wilson İlkeleri'ni uygulamamış, kılıfına uydurarak sömürgeci hedeflerini sürdürmüşlerdir.
3
Seçeneklerdeki tarihsel hükümleri karşılaştırarak çelişkili olanı tespit etmek
Milletler Cemiyeti kurulmasına rağmen Wilson İlkeleri'nin eksiksiz uygulandığı ve sömürgecilikten vazgeçildiği iddiası tarihsel olgulara tamamen aykırıdır.
Paris Barış Konferansı, Wilson'un ideallerinin İtilaf Devletleri'nin emperyalist çıkarları doğrultusunda dönüştürüldüğü bir platform olmuştur.

Anahtar Kavram

Wilson İlkeleri'nin Osmanlı coğrafyasına yansımaları ve Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri tarafından sömürgeciliğin manda ve himaye adı altında sürdürülmesi

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'ndaki temel motivasyonunun evrensel adalet mi yoksa kendi sömürgeci çıkarları mı olduğunu düşününüz.
2
Wilson İlkeleri'nde yer alan 'toprak almama' kuralının İtilaf Devletleri tarafından 'manda ve himaye' kavramı ile nasıl baypas edildiğini hatırlayınız.
3
Paris Barış Konferansı'nda gizli antlaşmaların terk edilmediğini, bilakis Orta Doğu ve Anadolu'nun paylaşımı için yeni formüller (İzmir'in Yunanistan'a verilmesi, mandaterlikler) üretildiğini göz önünde bulundurunuz.

Daha Fazla Pratik

Paris Barış Konferansı'nda İtalya ile İngiltere arasında İzmir konusunda yaşanan görüş ayrılığının İtilaf bloku içerisindeki ilk çatlak olması konusunu inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kavramsal zıtlık yöntemini kullanarak: Wilson İlkeleri'nin idealist prensipleri (açık diplomasi, tazminatsız/topraksız barış, self-determinasyon) ile Paris Barış Konferansı'nın emperyalist uygulamaları (manda-himaye, tamirat bedeli, sahte raporlarla işgaller) arasındaki tezatları karşılaştırarak doğrudan sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 396Soru →

I. Dünya Savaşı'nın ardından toplanan Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri; Wilson İlkeleri'nde yer alan "ulusların kendi kaderini tayin hakkı (self-determinasyon)" ve "bölgesel barış ve güvenliğin korunması" ilkelerini öne sürerek İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesine onay vermişlerdir.

İtilaf Devletleri'nin bu kararı ve konferans sürecindeki diplomatik tutumları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu kararın ve sürecin ortaya çıkardığı durumlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ABD'nin, ilkelerinin ihlal edilmesi karşısında Monroe Doktrini'ni feshederek Anadolu'daki işgallere fiilen askeri birlikleriyle müdahil olması

Cevap

ABD'nin, ilkelerinin ihlal edilmesi karşısında Monroe Doktrini'ni feshederek Anadolu'daki işgallere fiilen askeri birlikleriyle müdahil olması
Doğru yanıtta ifade edilen durum tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz. ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın ortaya koyduğu 14 İlke, Paris Barış Konferansı'nda İngiltere ve Fransa tarafından çeşitli kavramsal kılıflarla (manda-himaye, tamirat bedeli, sahte nüfus raporları) fiilen etkisizleştirilmiştir. Ancak ABD yönetimi bu duruma askeri birlikleriyle müdahale etmemiş, tam tersine ABD Senatosu barış antlaşmalarını ve Milletler Cemiyeti paktını onaylamayarak ülkeyi Avrupa diplomasisinden uzaklaştıran 'Monroe Doktrini'ne (Yalnızlık Politikası) geri döndürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a bırakılması kararının arka planını ve İtilaf Devletleri arası etkilerini analiz etmek
İngiltere, Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kukla bir Yunanistan istemiş; bu durum Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nı hükümsüz kılmış ve İtilaf bloğundaki ilk büyük çatlağı (İtalya-İngiltere ayrışması) doğurmuştur.
Gizli antlaşmaların revize edilmesi ve İtilaf Devletleri arası çıkar çatışmalarının tespiti için bu adım gereklidir.
2
Kararın Türk bağımsızlık mücadelesi ve sahadaki direniş üzerindeki yansımasını değerlendirmek
İzmir'in işgali halk nezdinde Mondros'un yarattığı teslimiyet havasını dağıtmış, işgallerin kalıcı ilhak niteliğini ortaya koyarak Kuvayımilliye'nin ve Müdafaa-i Hukuk hareketinin kitleselleşmesini sağlamıştır.
Milli Mücadele'nin psikolojik ve askeri örgütlenme aşamasını anlamak için bu değerlendirme zorunludur.
3
Wilson İlkeleri'nin konferanstaki akıbetini ve ABD'nin takındığı dış politika tutumunu irdelemek
Wilson İlkeleri (savaş tazminatı yasağı, self-determinasyon, gizli diplomasi yasağı) İngiltere ve Fransa tarafından 'manda-himaye', 'tamirat bedeli' ve sahte nüfus raporlarıyla delinmiştir. ABD bu duruma askeri bir müdahaleyle karşılık vermemiş; ABD Kongresi/Senatosu Versay Antlaşması ve Milletler Cemiyeti'ni onaylamayarak geleneksel 'Yalnızlık Politikası'na (Monroe Doktrini) geri dönmüştür.
ABD'nin uluslararası politikadaki konumunu ve Monroe Doktrini'nin geçerliliğini saptamak için bu analiz esastır.

Anahtar Kavram

Paris Barış Konferansı'nda Wilson İlkeleri'nin emperyalist çıkarlarla manipüle edilmesi, İzmir'in Yunanistan'a verilmesiyle İtilaf bloğunda çatlak oluşması ve ABD'nin Monroe Doktrini'ne geri dönmesi

İpuçları

1
I. Dünya Savaşı sonrasında ABD'nin Avrupa diplomasisi karşısında geleneksel dış politikasına dönüp dönmediğini düşününüz.
2
Monroe Doktrini, ABD'nin Avrupa'nın iç işlerine ve sömürge paylaşımına askeri/siyasi olarak karışmamasını (Yalnızlık Politikası) öngören temel dış politika çizgisidir.
3
Paris Barış Konferansı sonrasında ABD Senatosu antlaşmaları onaylamamış ve ABD askeri olarak Anadolu işgallerine kesinlikle katılmamıştır.

Daha Fazla Pratik

Wilson İlkeleri'nin 12. maddesi ile Amiral Bristol Raporu ve General Harbord Raporu arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Seçeneklerde yer alan dış politika doktrinlerini ve uluslararası tepkileri eleyerek ilerleyebilirsiniz. Saint-Jean de Maurienne'in iptali, İtalya ile yaşanan çatlak, Kuvayımilliye'nin kuruluşu ve nüfus tahrifatı bilinen temel olgulardır; ABD'nin Anadolu'ya fiili askeri müdahalesi ise tarihsel bir yanılgıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 397Soru →

I. Dünya Harbi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın 7. Ordu Komutanlığı vazifesini icra ettiği ve Halep’in kuzeyinde kurduğu savunma hattıyla İngiliz birliklerinin ilerleyişini durdurduğu cephe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suriye Cephesi

Cevap

Suriye Cephesi
Mustafa Kemal Paşa I. Dünya Harbi'nde sırasıyla Çanakkale (1915), Kafkas (1916) ve Suriye (1917-1918) cephelerinde görev almıştır. 1918 yılında 7. Ordu Komutanlığı görevini üstlenmiş ve Halep'in kuzeyindeki Katma bölgesinde başarılı bir savunma hattı kurarak İngiliz kuvvetlerinin Anadolu'ya girmesini engellemiştir. Bu nedenle doğru yanıt Suriye Cephesi'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Harbi'nde görev aldığı cepheleri kronolojik olarak hatırlamak
Mustafa Kemal Paşa sırasıyla Çanakkale, Kafkas ve Suriye cephelerinde görev yapmıştır.
Soru kökündeki görev tanımını ve nihai savunma hattını doğru cepheyle eşleştirmek için kronolojik sıra gereklidir.
2
Savaşın son safhasındaki 7. Ordu Komutanlığı ve Halep kuzeyi savunma hattını analiz etmek
1918 yılında 7. Ordu Komutanı iken Katma mevkiinde kurduğu savunma hattı Suriye Cephesi kapsamındadır.
İngiliz ilerleyişinin Anadolu sınırında durdurulduğu ve Mondros Mütarekesi imzalandığında bulunulan savunma cephesi belirlenmiş olur.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Savunma Cepheleri ve Mustafa Kemal Paşa'nın Suriye Cephesi'ndeki Rolü

İpuçları

1
Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Harbi'nde görev aldığı üç cephenin kronolojik kodlamasını (Ç-K-S) hatırlayınız.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın savaştığı son cepheyi ve Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada bulunduğu görev yerini düşününüz.
3
Halep'in hemen kuzeyinde kurulan Katma savunma hattı, günümüz Türkiye-Suriye sınırının da temelini oluşturan Suriye Cephesi'ne aittir.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal Paşa'nın Kafkas Cephesi'nde Rus işgalinden kurtardığı şehirleri (Muş ve Bitlis) inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Mustafa Kemal Paşa'nın görev aldığı cepheler 'ÇıkıS' (Çanakkale - Kafkas - Suriye) formülüyle kronolojik olarak hatırlanabilir. En son görev aldığı yer Suriye Cephesi'dir.
Tahmini Süre:45s
Soru 398Soru →

İngiltere'nin Basra Körfezi'nden çıkarma yaparak petrol sahalarını güvence altına alma ve kuzeye ilerleyip Rusya ile karadan birleşme stratejisine karşı Osmanlı 6. Ordusu'nun Selman-ı Pak Muharebesi'nde kazandığı zafer ve sonrasında gerçekleşen Kut'ül-Amâre Kuşatması ile General Townshend ve birliklerinin esir alındığı I. Dünya Savaşı savunma cephesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak Cephesi

Cevap

Irak Cephesi
Irak Cephesi, İngiltere'nin Abadan ve Musul petrollerini güvenceye almak ve kuzeye ilerleyerek müttefiki Rusya ile karadan bağlantı kurmak amacıyla Basra Körfezi'nden başlattığı harekâta karşı Osmanlı Devleti'nin açtığı bir savunma cephesidir. Osmanlı 6. Ordusu, Selman-ı Pak Muharebesi ile İngiliz ilerleyişini durdurmuş, ardından Kut'ül-Amâre'de General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetlerini kuşatarak 13 binden fazla askeri esir almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki askerî ve stratejik unsurları belirlemek.
İngilizlerin Basra Körfezi üzerinden petrol sahalarını kontrol etme ve Rusya ile birleşme gayesi, Selman-ı Pak Muharebesi ve General Townshend'in esir alındığı Kut'ül-Amâre Kuşatması tespit edilir.
Bu gelişmeler, I. Dünya Savaşı'nda Mezopotamya havzasında cereyan eden muharebelerin temel özellikleridir.
2
Tespit edilen tarihî olayları Osmanlı cepheleri ve türleri ile eşleştirmek.
Kut'ül-Amâre Zaferi ve Halil (Kut) Paşa'nın başarıları doğrudan Irak Savunma Cephesi ile ilişkilidir.
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki savunma cepheleri Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen'dir; soruda tarif edilen gelişmeler Irak Cephesi'ne aittir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Irak Cephesi ve Kut'ül-Amâre Zaferi

İpuçları

1
Soruda bahsi geçen harekât sahası, Dicle ve Fırat nehirleri boyunca uzanan Basra ve Bağdat coğrafyasıdır.
2
Halil (Kut) Paşa komutasındaki Osmanlı birliklerinin General Townshend'i esir aldığı büyük zaferin gerçekleştiği savunma cephesini düşününüz.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin sınırları dışındaki yardım cepheleri (Galiçya, Makedonya, Romanya) ile sınırları içindeki savunma cephelerinin (Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Hicaz-Yemen) temel amaç ve komutanlarını karşılaştırmalı olarak tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Osmanlı Devleti'nin savaştığı cepheleri kategorize ederek eleme yapabilirsiniz: Galiçya ve Romanya sınır dışı 'yardım' cepheleridir. Geriye kalan savunma cepheleri arasından Basra, petrol sahaları ve Kut'ül-Amâre Zaferi doğrudan Irak Cephesi'ne aittir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 399Soru →

Çanakkale Deniz Savaşları sırasında Müstahkem Mevki Komutanlığı'nın planlaması doğrultusunda, 7-8 Mart 1915 gecesi Karanlık Liman'a (Erenköy Koyu) kıyıya paralel olarak döktüğü 26 mayınla İtilaf donanmasına ağır kayıplar verdiren ve 18 Mart Deniz Zaferi'nin kazanılmasında kilit rol oynayan Osmanlı gemisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nusret Mayın Gemisi

Cevap

Nusret Mayın Gemisi
Nusret Mayın Gemisi, Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Komutanlığı emriyle 7-8 Mart 1915 gecesi Karanlık Liman'a (Erenköy Koyu) kıyıya paralel 26 mayın dökmüştür. Bu stratejik hamle, 18 Mart 1915 günü İtilaf Devletleri donanmasına ait Bouvet, Irresistible ve Ocean zırhlılarının batmasını veya ağır hasar almasını sağlayarak 18 Mart Deniz Zaferi'nin kazanılmasında başat rol oynamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel olayın ve soruda belirtilen harekâtın kapsamının belirlenmesi
7-8 Mart 1915 gecesi Çanakkale Boğazı'nda Erenköy Koyu'na (Karanlık Liman) gizlice 26 mayın döken ve İtilaf donanmasının manevra sahasını kapatan gemi tespit edilmelidir.
Çanakkale Deniz Savaşları'nın ve 18 Mart Zaferi'nin kazanılmasında belirleyici olan mayın döküm harekâtını icra eden deniz unsurunu doğru saptamak gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan Osmanlı deniz unsurlarının tarihsel görevlerinin ayrıştırılması
Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey ve Müstahkem Mevki Mayın Grup Komutanı Hafız Nazmi Bey yönetiminde mayın döken gemi Nusret Mayın Gemisi'dir.
Hamidiye Kruvazörü Balkan Savaşları'nda, Yavuz ve Midilli savaşa giriş sürecinde, Muavenet-i Milliye ise torpido harekâtında öne çıkan diğer Türk gemileridir.

Anahtar Kavram

Çanakkale Deniz Savaşları ve 18 Mart 1915 Deniz Zaferi'ndeki kilit askeri unsurlar

İpuçları

1
Çanakkale Deniz Zaferi'nin kazanılmasında Erenköy Koyu'na döktüğü mayınlarla dünya denizcilik tarihine geçen ünlü Osmanlı gemisini hatırlayınız.
2
Bu gemi Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey komutasında 7-8 Mart gecesi gizlice 26 mayın dökmüştür.
3
18 Mart 1915'te İtilaf zırhlılarını saf dışı bırakan bu tarihi geminin adı 'Nusret'tir.

Daha Fazla Pratik

Çanakkale Deniz Zaferi'nde Müstahkem Mevki Komutanı olarak görev yapan ve '18 Mart Kahramanı' unvanını alan Cevat (Çobanlı) Paşa'nın faaliyetlerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Tarihsel işlev eşleştirmesi: Hamidiye (Balkan Savaşları akınları), Yavuz ve Midilli (Karadeniz baskını / savaşa giriş), Muavenet-i Milliye (Goliath zırhlısının batırılması), Nusret (Erenköy Koyu mayın döküm harekâtı).
Tahmini Süre:45s
Soru 400Soru →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinde yer alan *"İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkması hâlinde herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahip olacaktır."* hükmü ve bu hükmün uygulanma süreci dikkate alındığında;

I. İtilaf Devletleri'nin savaş sırasında imzaladıkları gizli paylaşım planlarını barış antlaşmasını beklemeden fiiliyata geçirmelerine hukuki kılıf oluşturması,
II. Wilson İlkeleri'nde yer alan "Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelere kesin egemenlik hakkı tanınması" güvencesinin fiilen hükümsüz kılınması,
III. Osmanlı Hükûmeti'nin iç güvenliği sağlama gerekçesiyle taşradaki ordu birliklerini güçlendirmesine imkân tanıması

durumlarından hangilerinin ortaya çıktığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II yargılarını içeren seçenek doğru yanıttır.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne Osmanlı topraklarının tamamını keyfî biçimde işgal etme yetkisi vererek I. Dünya Savaşı esnasında imzalanan gizli paylaşım antlaşmalarını Sevr Barış Antlaşması'nı beklemeden uygulamaya koymalarına hukuki zemin hazırlamıştır. Aynı zamanda bu madde, Türk nüfusun çoğunlukta olduğu sahaların egemenliğini vadeden Wilson İlkeleri'nin 12. maddesini fiilen etkisiz kılmıştır. Antlaşmanın 5. maddesi ise ordunun terhis edilmesini emrettiği için Osmanlı Devleti'nin taşra birliklerini güçlendirmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle I ve II numaralı yargılar doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinin diplomatik ve siyasi işlevini analiz etmek.
7. madde ('İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit altında gördükleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir.'), İtilaf Devletleri'ne tüm Osmanlı topraklarını ucu açık biçimde işgal etme yetkisi vermiştir.
Bu madde, savaş sırasında yapılan gizli paylaşım antlaşmalarının (Sykes-Picot, St. Jean de Maurienne vb.) kesin barış antlaşması beklenmeden fiilen hayata geçirilmesinin hukuki kılıfı olmuştur (I. öncül doğrudur).
2
7. maddenin dönemin uluslararası barış prensipleri (Wilson İlkeleri) ile ilişkisini değerlendirmek.
Wilson İlkeleri'nin 12. maddesi Türk nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelere kesin egemenlik hakkı tanırken, İtilaf Devletleri kurguladıkları asayişsizlikleri bahane edip 7. maddeye dayanarak bu bölgeleri işgal etmiş ve Wilson güvencesini fiilen geçersiz kılmıştır.
Böylece Türk çoğunluğunun bulunduğu vatan toprakları haksız işgallere açık hâle getirilmiştir (II. öncül doğrudur).
3
Antlaşmanın askeri hükümleri (5. madde) ile işgal maddeleri arasındaki etkileşimi denetlemek.
Mondros'un 5. maddesi gereğince Osmanlı orduları derhal terhis edilmiş, silah ve cephaneler İtilaf Devletleri'ne teslim edilmiştir.
Antlaşma, Osmanlı ordusunu güçlendirmemiş; aksine olası bir direnişi engellemek için ülkeyi bütünüyle savunmasız bırakmıştır (III. öncül yanlıştır).

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesinin işgallere hukuki meşruiyet sağlama ve Wilson İlkeleri'ni hükümsüz kılma işlevi

İpuçları

1
Mondros'un 7. maddesinin İtilaf Devletleri'ne tanıdığı işgal yetkisinin kapsamını ve I. Dünya Savaşı'ndaki gizli paylaşım planlarını hatırlayınız.
2
Wilson İlkeleri'nde yer alan nüfus çoğunluğuna dayalı egemenlik maddesi ile 7. maddenin sahada nasıl uygulandığını ve antlaşmanın orduyu terhis eden 5. maddesini karşılaştırınız.
3
Mondros hükümleri Osmanlı ordusunu terhis ederek savunmayı engellediğinden ordunun güçlendirilmesi imkânsızdır; 7. madde hem gizli antlaşmaların fiili kılıfı olmuş hem de Wilson güvencesini geçersiz kılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesinin ('Vilâyât-ı Sitte') Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurma amacıyla olan ilişkisini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Öncülleri eleme yöntemiyle çözebilirsiniz: Mondros'un askeri terhis hükmü (5. madde) gereği ordunun güçlendirilmesi imkânsız olduğundan III. öncül doğrudan elenir. 7. maddenin işgallere meşruiyet sağlama ve Wilson İlkeleri'ni çiğneme özellikleri üzerinden I ve II öncüllerine ulaşılır.
Tahmini Süre:1m 50s
ÖncekiSayfa 20 / 41Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 20 | Examkin