Hak Kavramı ve Hakların Türleri

75 soru

Soru 1Soru →

Hukuk sistemimizde özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları, kullanılmalarının hukuki etkisi ve devredilebilirlikleri bakımından çeşitli kriterlere göre sınıflandırılmaktadır. Buna göre, bir taşınmaz üzerinde sahibine tam yararlanma yetkisi sağlayan 'intifa hakkı'nın hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İleri sürülebileceği çevre bakımından mutlak hak, konusu bakımından malvarlığı hakkı niteliğinde olup kural olarak mirasçılara geçmeyen bir haktır.

Cevap

İntifa hakkı; ileri sürülebileceği çevre bakımından mutlak, konusu bakımından malvarlığı hakkı niteliğindedir ve kural olarak mirasçılara geçmez.
İntifa hakkı, eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlayan bir ayni hak olması nedeniyle 'mutlak hak' kategorisindedir. Ekonomik bir değere sahip olması onu 'malvarlığı hakkı' yapar. Diğer ayni haklardan (özellikle mülkiyetten) ayrılan en temel zorlayıcı özelliği ise Türk Medeni Kanunu uyarınca şahsa bağlı olması ve kural olarak mirasçılara intikal etmemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
İntifa hakkının 'ileri sürülebileceği çevre' kriterine göre yerini belirlemek.
İntifa hakkı bir ayni haktır. Ayni haklar herkese karşı ileri sürülebildiği için 'mutlak haklar' grubuna girer.
Hukuki ilişkinin sadece tarafına değil, eşya üzerinde doğrudan egemenlik kurarak herkese karşı korunma sağlar.
2
Hakkın konusuna göre (malvarlığı/kişilik) sınıflandırmasını yapmak.
İntifa hakkı ekonomik bir değer ifade eder ve sahibinin malvarlığında yer alır, bu nedenle 'malvarlığı hakkı'dır.
Parayla ölçülebilen ve malvarlığı değerlerini etkileyen haklar bu kategoridedir.
3
Hakkın devredilebilirliği ve mirasçılara geçişini incelemek.
Türk Medeni Kanunu gereği intifa hakkı, kural olarak başkasına devredilemez ve sahibinin ölümüyle sona erer; mirasçılara geçmez.
İntifa hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı sınırlı bir ayni hak olarak düzenlenmiştir.

Anahtar Kavram

Özel Hakların Çoklu Kriterle Tasnifi ve İntifa Hakkının Niteliği

Alternatif Yöntem

Hakkın ayni hak olduğunu bilmek sizi doğrudan 'mutlak hak' ve 'malvarlığı' seçeneklerine götürür. İntifa kelimesinin 'menfaat/yararlanma' kökünden geldiğini ve mülkiyetten farklı olarak geçici/şahsi olduğunu hatırlamak mirasçılara geçmediği bilgisini teyit eder.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru →

Özel hukuk sisteminde haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları ve kullanılmalarının hukuki sonuçları bakımından çeşitli ayrımlara tabi tutulur. Özellikle bir hakkın üçüncü kişilere karşı öne sürülebilme kapasitesi, o hakkın mutlak veya nispi (alacak hakkı) karakterde olup olmamasına bağlıdır.

Buna göre; mülkiyet, kira, intifa ve kişilik haklarının hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, hakların türleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nispi haklar kural olarak yalnızca borç ilişkisinin tarafları arasında ileri sürülebilirken; kira, önalım veya taşınmaz satış vaadi gibi haklar tapu siciline şerh edilmekle 'etkisi güçlendirilmiş nispi hak' niteliği kazanır ve taşınmazın sonraki maliklerine karşı da ileri sürülebilir hale gelir.

Cevap

Nispi haklar (alacak hakları) normalde sadece borç ilişkisinin tarafları arasında hüküm doğurur ancak tapu siciline şerh verildiklerinde taşınmazın mülkiyetini sonradan kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilirler.
Doğru ifade; nispi hakların (alacak haklarının) temel özelliğini ve istisnai olarak tapu siciline yapılan şerh işleminin bu haklara kazandırdığı 'üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilme' (eşyaya bağlılık) gücünü tam olarak yansıtmaktadır. Bu tür haklara hukuk doktrininde 'etkisi güçlendirilmiş nispi haklar' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Mutlak ve Nispi Hak Ayrımını İncele
Mutlak haklar herkese karşı, nispi haklar (alacak hakları) ise sadece borçluya karşı ileri sürülebilir.
Hakkın çevresi, hakkın korunma ve talep edilme sınırlarını belirler.
2
Şerh Kurumunun Etkisini Değerlendir
Kira, satış vaadi gibi nispi haklar tapuya şerh edilince etkisi güçlenir.
Şerh, nispi hakkı mutlak hak yapmaz ancak 'eşyaya bağlı borç' etkisi yaratarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir kılar.
3
Diğer Seçeneklerdeki Kavram Yanılgılarını Analiz Et
Mülkiyet mutlaktır; kişilik hakları devredilemez; yenilik doğuran haklar durum değiştirir.
Doğru sınıflandırma için hakkın konusu (mal/şahıs) ve kullanımı (inşai/alalede) netleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Etkisi Güçlendirilmiş Nispi Haklar ve Şerh

İpuçları

1
Hakkın herkese karşı mı yoksa sadece belirli bir kişiye karşı mı ileri sürülebildiğine odaklanın.
2
Mülkiyet bir mutlak haktır. Alacak hakkı ise nispi bir haktır. Tapu şerhi bu ikisi arasında özel bir durum yaratır.
3
Bir kira sözleşmesi normalde sadece ev sahibi ile kiracı arasındadır, ancak tapuya işlenirse evin yeni sahibi de bu kiracıyı çıkaramaz. Bu kavramı arayın.

Daha Fazla Pratik

Yenilik doğuran hakların alt türleri olan 'Kurucu', 'Değiştirici' ve 'Bozucu' hak örneklerini içeren soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru →

Özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevreden konularına, kullanılmalarından amaçlarına kadar geniş bir yelpazede çeşitli kriterlere göre sınıflandırılmaktadır. Hakların hukuki niteliklerini ve kullanım usullerini belirleyen bu ayrımlar, hukuki işlemlerin doğuracağı sonuçlar açısından kritik öneme sahiptir. Buna göre, hakların türleri ve özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenilik doğuran (inşai) haklar, sahibine tek taraflı irade beyanıyla hukuki bir sonuç doğurma yetkisi tanırken; bu haklar kural olarak zaman aşımına tabidir ve hukuki sonuç doğurabilmeleri için karşı tarafın açık rızasını gerektirir.

Cevap

Yenilik doğuran hakların tek taraflı irade beyanıyla sonuç doğurması ve rıza gerektirmemesi, ayrıca kural olarak hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle bu hakların özelliklerini yanlış tanımlayan ifade hatalıdır.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır; çünkü yenilik doğuran (inşai) hakların en temel özelliği 'tek taraflı' irade beyanıyla kullanılmalarıdır. Yani bu haklar kullanıldığında hukuki sonuç doğabilmesi için karşı tarafın kabulü veya onayı gerekmez. Ayrıca, yenilik doğuran haklar kural olarak zaman aşımına değil, belirli bir süre içinde kullanılmadığında hakkın kendisini sona erdiren 'hak düşürücü sürelere' tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yenilik doğuran (inşai) hakların irade beyanı yönünden özelliğini inceleyin.
Yenilik doğuran haklar, 'tek taraflı' bir irade beyanıyla hukuki bir durumu kuran, değiştiren veya sona erdiren haklardır.
Tanım gereği, bu hakların kullanılması için karşı tarafın kabulüne veya rızasına ihtiyaç yoktur.
2
Bu hakların tabi olduğu süre kısıtlarını değerlendirin.
Yenilik doğuran haklar kural olarak 'hak düşürücü süre' (forfeiture period) ile sınırlıdır; 'zaman aşımı' (statute of limitations) alacak hakları gibi nisbi haklar için geçerlidir.
Hukuki istikrarın sağlanması için tek taraflı yetkilerin belirli ve kesin bir süre içinde kullanılması gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki hak sınıflarını (mutlak, nisbi, kişiye bağlı) kontrol edin.
Mülkiyet (mutlak), alacak (nisbi), fikri haklar (maddi olmayan mallar üzerinde mutlak) ve velayet (devredilemez kişisel hak) tanımları hukuk kurallarına uygundur.
Özel hakların doğru sınıflandırılması için hakkın konusu, çevresi ve devredilebilirliği kriterleri bir arada değerlendirilmelidir.

Anahtar Kavram

Yenilik Doğuran Hakların Hukuki Niteliği ve Süre Rejimi

Alternatif Yöntem

Hukuki işlem türlerini hatırlayarak çözülebilir: Eğer bir işlem 'tek taraflı hukuki işlem' niteliğindeyse (istifa, fesih gibi), karşı tarafın iradesinin (kabul) aranmadığı bilgisinden hareketle süre ve rıza kısıtları elenebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru →

Hukuk düzeni tarafından kişilere tanınan ve korunması hukuk aracılığıyla sağlanan yetkilere 'hak' denir. Haklar, ileri sürülebilecekleri çevrelere göre 'mutlak haklar' ve 'nispi haklar' olarak iki temel kategoriye ayrılır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi yalnızca belirli bir kişi veya sınırlı bir grup kişiye karşı ileri sürülebilen 'nispi haklar' arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alacak hakkı

Cevap

Alacak hakkı
Alacak hakkı, bir borç ilişkisinden doğar ve alacaklıya borçludan bir edimi (verme, yapma veya yapmama) talep etme yetkisi verir. Bu hak sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği için nispi (görece) niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın mahiyetini analiz etme
Hakkın kime karşı ileri sürülebildiği tespit edilmelidir.
Nispi haklar ile mutlak haklar arasındaki en temel fark, hakkın muhatabının kapsamıdır.
2
Nispi hak kavramını uygulama
Sadece belirli bir borç ilişkisinin taraflarına (borçluya) karşı ileri sürülebilen haklar belirlenmelidir.
Alacak hakkı, borçludan bir edimi yerine getirmesini isteme yetkisi verir ve bu yetki borçlu dışındaki kişilere karşı kullanılamaz.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Alacak hakkının diğer mutlak haklardan (mülkiyet, velayet vb.) ayrıldığı doğrulanmalıdır.
Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebilirken, nispi haklar sınırlı bir çevreye yöneliktir.

Anahtar Kavram

Nispi Haklar ve Mutlak Haklar Ayrımı

İpuçları

1
Hakkın kime karşı ileri sürülebildiğine odaklanın: Herkese mi yoksa sadece borçluya mı?

Daha Fazla Pratik

Nispi hakların tapuya şerh edilerek etkisinin kuvvetlendirilmesi (Kuvvetlendirilmiş Nispi Haklar) konusunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 5Soru →

Hukuk öğretisinde ve 1982 Anayasası'nda kabul edilen Jellinek tasnifine göre kamu hakları; negatif statü, pozitif statü ve aktif statü hakları olarak üçe ayrılır. Bireyin devlet tarafından dokunulamayacak ve müdahale edilemeyecek özel alanını ifade eden haklara 'negatif statü hakları' (koruyucu haklar) denir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi negatif statü hakları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim ve öğrenim hakkı

Cevap

Eğitim ve öğrenim hakkı, devletin bireye bir hizmet sunma yükümlülüğü altına girdiği pozitif statü hakları (sosyal ve ekonomik haklar) arasında yer alır.
Eğitim ve öğrenim hakkı, 1982 Anayasası'nda 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' başlığı altında düzenlenmiş olup devlete bu hizmeti sağlama görevi yükleyen bir pozitif statü (istem) hakkıdır. Diğer seçeneklerdeki haklar ise devletin dokunmaması gereken kişi hak ve ödevlerini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Jellinek tasnifindeki hak gruplarının mantığını hatırla.
Negatif (Koruyucu) haklar devlete 'müdahale etme' derken, Pozitif (İstem) haklar devlete 'hizmet ver' der.
Hakların hangi grupta olduğunu anlamak için devletten ne beklendiğine bakılmalıdır.
2
Seçeneklerdeki hakların niteliğini analiz et.
İspat, konut dokunulmazlığı, din hürriyeti ve seyahat hürriyeti bireyin özel alanını korur.
Bu haklar devletin müdahalesini engelleyen 'negatif' statü haklarıdır.
3
Farklı olan hak grubunu belirle.
Eğitim ve öğrenim hakkı, devletin okul açmasını, öğretmen atamasını ve bu hizmeti sunmasını gerektirir.
Bu bir 'istem' hakkıdır, yani pozitif statü hakkıdır.

Anahtar Kavram

Jellinek'in Kamu Hakları Tasnifi (Negatif, Pozitif ve Aktif Statü Hakları)

İpuçları

1
Negatif statü haklarında devletin görevi pasiftir; yani devlet sadece karışmamalıdır.
2
Seçeneklerden hangisi için devletin bütçe ayırıp bir tesis kurması veya hizmet vermesi gerekir?
3
Eğitim hakkı, devletten okul ve öğretmen talep etme hakkı tanıdığı için 'istem hakkı' olarak da bilinir.

Daha Fazla Pratik

Seçme ve seçilme hakkı gibi 'aktif statü haklarını' (katılma hakları) da inceleyerek Jellinek tasnifini tamamlayabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Hakları 'özgürlük' (hürriyet) ve 'hak' (istem) olarak ayırın. 'Hürriyet' kelimesi genellikle negatif statüyü, 'Hakkı' kelimesi ise (sosyal konulardaysa) pozitif statüyü çağrıştırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru →

Özel hukukta haklar; kullanıldıkları an doğurdukları hukuki etki, ileri sürülebilecekleri çevre ve devredilebilirlik gibi çeşitli kriterlere göre sınıflandırılır. Hak sahibinin, tek taraflı irade beyanıyla mevcut bir hukuki ilişkiyi geleceğe veya geçmişe dönük olarak tamamen ortadan kaldırma yetkisine sahip olması, bu hakkın 'bozucu yenilik doğuran' (inşai) nitelikte olduğunu gösterir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bozucu yenilik doğuran haklara örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kişinin kendisini temsil etmesi için atadığı vekilin görevine son vermesi (azil)

Cevap

Vekilin azledilmesi (görevine son verilmesi), mevcut bir hukuki ilişkiyi sona erdirdiği için bozucu yenilik doğuran bir haktır.
Vekilin azledilmesi (azil), hak sahibinin tek taraflı irade beyanıyla mevcut bir hukuki ilişkiyi (vekalet sözleşmesini) sona erdirdiği için bozucu yenilik doğuran haklar kapsamında yer alır. İstifa, fesih ve sözleşmeden dönme de bu gruptaki diğer önemli örneklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki etkinin analiz edilmesi
Soru, mevcut bir durumu tamamen sona erdiren hak türünü sormaktadır.
Bozucu yenilik doğuran haklar, kullanıldıkları an mevcut ilişkiyi ortadan kaldırır.
2
Seçeneklerin tasnif edilmesi
Bedel indirimi 'değiştirici', önalım 'kurucu', alacak talebi ise 'alelade' hak olarak belirlendi.
Yenilik doğuran hakların alt türleri arasındaki farklar, hukuki sonucun mahiyetine dayanır.
3
Doğru örneğin saptanması
Vekilin azli (veya istifa), temsil ilişkisini kestiği için 'bozucu' etkidedir.
Azil işlemi sonucunda hukuki ilişki sona erer ve bu işlem tek taraflı bir beyanla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Yenilik Doğuran (İnşai) Haklar

İpuçları

1
Hakkın kullanılmasıyla hukuki ilişkinin devam mı ettiği yoksa bitti mi olduğu üzerinde durun.
2
Azil, fesih ve istifa gibi işlemlerin ortak noktası bir bağı koparmaktır.
3
Bedel indirimi durumu değiştirir, önalım yeni durum kurar, azil ise durumu sona erdirir.

Daha Fazla Pratik

Kurucu, değiştirici ve bozucu yenilik doğuran hakların örneklerini içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru →

Özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevreye, konularına ve devredilebilirliklerine göre çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Buna göre, bir kimsenin geçimini sağlamak amacıyla başka bir kimseden talep ettiği ve başkasına devredilmesi mümkün olmayan 'nafaka hakkı'nın niteliği aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nispi hak - Malvarlığı hakkı - Kişiye bağlı hak

Cevap

Nafaka hakkı; ileri sürülebileceği çevre bakımından nispi, konusu bakımından malvarlığı ve devredilebilirliği bakımından kişiye bağlı bir haktır.
Nafaka hakkı, sadece hukuki ilişkinin borçlusuna karşı ileri sürülebildiği için nispi bir haktır. Maddi bir değer taşıması ve parasal bir alacak olması nedeniyle malvarlığı hakları içinde yer alır. Ancak sahibinin yaşamını sürdürmesiyle doğrudan ilgili olduğu için başkasına devredilmesi veya miras yoluyla intikali mümkün değildir, bu da onu kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın kime karşı ileri sürülebileceğini analiz etmek
Nafaka hakkı sadece belirli bir borçluya karşı ileri sürülebilir.
Bu özellik hakkın 'nispi hak' kategorisinde yer almasını sağlar.
2
Hakkın konusunu belirlemek
Nafaka, parasal bir edimi ve ekonomik bir değeri ifade eder.
Ekonomik değeri olan haklar 'malvarlığı hakları' olarak sınıflandırılır.
3
Hakkın devredilebilirliğini değerlendirmek
Nafaka hakkı kişinin geçimiyle doğrudan ilgili olup başkasına devredilemez veya mirasçılara geçmez.
Bu durum hakkın 'kişiye sıkı sıkıya bağlı (devredilemeyen) hak' olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Özel Hakların Sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru →

Özel haklar, hukuki sonuçlarını doğurma biçimleri bakımından 'alelade haklar' ve 'yenilik doğuran haklar' olarak ikiye ayrılmaktadır. Yenilik doğuran (potestatif) haklar ise kendi içinde; yeni bir hukuki durum kuran (kurucu), mevcut durumu değiştiren (değiştirici) ve mevcut durumu sona erdiren (bozucu) olmak üzere üç gruba ayrılır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi mevcut bir hukuki ilişkiyi tek taraflı irade beyanıyla tamamen sona erdiren bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanımı kapsamındadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir hizmet sözleşmesinde işçinin tek taraflı beyan ile istifa ederek işten ayrılması

Cevap

İstifa veya fesih işlemleri, mevcut bir hukuki bağı tek taraflı irade beyanıyla tamamen ortadan kaldırdığı için 'bozucu yenilik doğuran hak' niteliğindedir.
Bozucu yenilik doğuran haklar, kullanıldıklarında mevcut bir hukuki ilişkiyi geleceğe yönelik (fesih) veya geçmişe etkili (iptal) olarak tamamen ortadan kaldıran haklardır. Bir işçinin istifa etmesi veya bir sözleşmenin feshedilmesi, o hukuki bağı sona erdirdiği için bu kategoridedir.

Adım Adım Çözüm

1
Yenilik doğuran hak tanımını hatırla
Tek taraflı irade beyanı ile hukuki sonuç doğuran haklardır.
Soruda istenen hakkın ana kategorisini belirlemek için.
2
Alt türlerin (kurucu, değiştirici, bozucu) işlevlerini analiz et
Bozucu haklar ilişkiyi bitirir, değiştirici haklar içeriği farklılaştırır, kurucu haklar ise yeni bir ilişki başlatır.
Soru kökündeki 'tamamen sona erdirme' kriterine uygun türü saptamak için.
3
Seçeneklerdeki hukuki işlemlerin sonuçlarını değerlendir
İstifa ve fesih işlemleri ilişkiyi sona erdirirken; önalım ve geri alım yeni ilişki kurar, seçim hakkı ve değişim talebi ise mevcut ilişkiyi değiştirir.
Doğru örneği diğerlerinden ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Yenilik Doğuran (Potestatif) Haklar

Alternatif Yöntem

Hukuki işlemin sonucuna odaklanın: Eğer işlem sonunda bir 'vazgeçme', 'ayrılma' veya 'bitirme' varsa bu bozucudur; eğer bir 'seçim' veya 'onarım' varsa değiştiricidir; eğer bir şeyi 'ilk kez başlatma' veya 'satın alma hakkı' varsa kurucudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru →

Hukuk sistemimizde özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları, kullanılmalarının hukuki etkisi ve devredilebilirlikleri gibi çeşitli kriterlere göre tasnif edilmektedir. Bu tasnif ve hakların hukuki nitelikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Velayet ve vesayet hakları, yalnızca belirli bir hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebildiği için nispi haklar sınıfında yer alır.

Cevap

Velayet ve vesayet haklarının nispi haklar sınıfında yer aldığına dair ifade yanlıştır; bu haklar kişiler üzerindeki mutlak haklardır.
Velayet ve vesayet hakları, hukuk literatüründe 'kişiler üzerindeki mutlak haklar' olarak tanımlanır. Bu haklar, hak sahibine sadece çocuk veya kısıtlı üzerinde yetki vermekle kalmaz, aynı zamanda bu yetkinin herkese karşı korunmasını sağlar. Dolayısıyla bu hakların nispi (sadece ilgili kişiye karşı) olduğunu savunan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hakların ileri sürülebilecekleri çevreye göre ayrımını değerlendir.
Mutlak haklar herkese karşı, nispi haklar ise sadece belirli kişilere karşı ileri sürülebilir.
Sınıflandırmanın temel kriteri hakkın muhatap çevresidir.
2
Velayet ve vesayet haklarının hukuki niteliğini analiz et.
Bu haklar, hak sahibine ilgili kişi üzerinde yetki verirken, dış dünyaya karşı da mutlak bir koruma sağlar.
Başka birinin velayet altındaki çocuk üzerinde hak iddia edememesi veya bu ilişkiye müdahale edememesi, hakkın mutlaklığını gösterir.
3
Yanlış olan seçeneği tespit et.
Velayet ve vesayetin nispi hak olduğu iddiası hukuken hatalıdır.
Nispi haklar borç ilişkisinden doğar, velayet ve vesayet ise aile hukukundan doğan kişiler üzerindeki mutlak yetkilerdir.

Anahtar Kavram

Mutlak ve Nispi Hak Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Mutlak hakların 'eşya üzerindeki' ve 'kişiler üzerindeki' alt dallarını tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru →

Özel hukukta haklar; konuları, ileri sürülebilecekleri çevre ve devredilebilirlikleri bakımından çeşitli tasniflere tabi tutulmaktadır. Buna göre; hak sahibine kişiler üzerinde yetki veren, mutlak nitelikte olmasına rağmen malvarlığı unsuru taşımayan ve kural olarak başkasına devredilmesi mümkün olmayan hak türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Velayet hakkı

Cevap

Velayet hakkı; mutlak, malvarlığı dışı ve devredilemez nitelikleri bir arada barındıran şahıs varlığı haklarına örnektir.
Velayet hakkı, anne ve babanın reşit olmayan çocukları üzerindeki hak ve ödevlerini kapsayan, herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır. Bu hak, parayla ölçülebilen bir değer taşımadığı için şahıs varlığı (malvarlığı dışı) hakları içinde yer alır ve kural olarak başkasına devredilmesi mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
İleri sürülebileceği çevreye göre ayrım yapmak
Soruda mutlak bir hak istenmektedir. Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebilir. Bu aşamada nispi olan alacak hakkı elenir.
Hakkın kapsamını belirlemek ilk adımdır.
2
Konusu bakımından ayrım yapmak
Malvarlığı unsuru taşımayan (şahıs varlığı/kişilik) bir hak aranmaktadır. Bu aşamada mülkiyetin bir türü olan sükna ve ekonomik değeri olan telif hakkı elenir.
Hakkın ekonomik niteliği olup olmadığını ayırt etmek gerekir.
3
Devredilebilirlik ve yetki öznesini kontrol etmek
Velayet hakkı, anne-babanın çocuk (kişi) üzerindeki mutlak yetkisidir ve başkasına devredilemez.
Şahıs varlığı haklarının temel özelliği devredilemez olmalarıdır.

Anahtar Kavram

Hakların Sınıflandırılması (Mutlak/Nispi, Malvarlığı/Şahıs Varlığı, Devredilebilirlik)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru →

Özel hukukta haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları, devredilebilirlikleri ve kullanılmalarının doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından çeşitli ayrımlara tabi tutulur. Özellikle tek taraflı bir irade beyanıyla mevcut bir hukuki durumu etkileyen 'yenilik doğuran (inşai) haklar', hukuk güvenliği ve belirlilik ilkeleri gereği belirli özel kurallara tabidir. Buna göre, yenilik doğuran hakların genel özellikleri ve türleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenilik doğuran haklar, hak sahibinin tek taraflı irade beyanının muhataba ulaşmasıyla hukuki sonuç doğurur; kural olarak bir kez kullanılmakla tüketilirler ve muhataba ulaştıktan sonra geri alınamazlar.

Cevap

Yenilik doğuran haklar, irade beyanının muhataba ulaşmasıyla sonuç doğuran, bir kez kullanılarak tüketilen ve kural olarak geri alınamayan haklardır.
Doğru olan ifade, yenilik doğuran hakların tek taraflı irade beyanıyla sonuç doğurduğunu, muhataba ulaşınca geri alınamayacağını ve kullanılmasıyla tüketildiğini belirtmektedir. Bu özellikler hukuk güvenliğini sağlamak için getirilmiş temel prensiplerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Yenilik doğuran hakların tanımını hatırla.
Hak sahibinin tek taraflı iradesiyle yeni bir hukuki durum yaratması, mevcut durumu değiştirmesi veya sona erdirmesidir.
Soruda istenen 'doğru' ifadeyi bulmak için temel özelliklerin belirlenmesi gerekir.
2
Yenilik doğuran hakların alt türlerini (Kurucu, Değiştirici, Bozucu) analiz et.
Alım (iştira) hakkı kurucu; seçimlik hak ve ayıplı malın değişimi değiştirici; fesih ve dönme bozucu haktır.
Seçeneklerdeki tür eşleşmelerinin doğruluğunu denetlemek için bu ayrım kritiktir.
3
Kullanım usulü ve süre rejimini değerlendir.
Bu haklar zamanaşımına değil, hak düşürücü süreye tabidir; kural olarak şarta bağlanamazlar ve kullanıldıktan sonra geri dönülemezler.
Hukuk güvenliği ilkesi, bu hakların yarattığı ani değişikliğin belirsiz kalmamasını gerektirir.
4
Doğru ifadeyi teyit et.
İrade beyanının ulaşmasıyla etkinleşen ve geri alınamayan yapıyı tanımlayan ifade hukuken doğrudur.
Yenilik doğuran hakların 'tüketilebilirlik' ve 'tek taraflılık' vasfı en temel karakteristik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Yenilik Doğuran (İnşai) Hakların Hukuki Niteliği ve Türleri

İpuçları

1
Yenilik doğuran hakların kullanılmasında karşı tarafın onayı gerekip gerekmediğini düşünün.
2
Bu haklar kullanıldıktan sonra 'geri vites' yapılıp yapılamayacağı (geri alınabilirlik) hukuk güvenliği açısından önemlidir.
3
Sürelere dikkat edin: Haklar tamamen mi bitiyor (hak düşürücü) yoksa sadece talep hakkı mı engelleniyor (zamanaşımı)?

Daha Fazla Pratik

Mutlak haklar ile nispi haklar arasındaki 'ileri sürülebilirlik' farklarını içeren soruları incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru →

Hukuk sistemimizde 'yenilik doğuran haklar' (inşai haklar), hak sahibinin tek taraflı irade beyanıyla yeni bir hukuki ilişki kurma, mevcut bir ilişkiyi değiştirme veya sona erdirme yetkisi veren haklardır.

Bu hakların hukuki özellikleri ve kullanım usulleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hakların kullanılması için kanunda öngörülen süreler niteliği itibarıyla 'zamanaşımı' süresidir ve bu sürenin geçtiği ancak ilgililer tarafından 'def'i' olarak ileri sürüldüğünde hakimce dikkate alınır.

Cevap

Yenilik doğuran hakların kullanılması için tanınan sürelerin 'zamanaşımı' süresi olduğunu ve ancak 'def'i' yoluyla ileri sürüldüğünde hakimce dikkate alınacağını savunan ifade yanlıştır.
Yenilik doğuran hakların kullanılması için kanunla belirlenen süreler, nitelikleri gereği 'hak düşürücü süre'dir. Hak düşürücü süreler, zamanaşımından farklı olarak davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden (resen) dikkate alınır. Zamanaşımı ise sadece taraflar tarafından bir 'def'i' olarak ileri sürüldüğünde hukuki sonuç doğurur. Bu nedenle sürelerin zamanaşımı olduğunu belirten ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yenilik doğuran hakların zaman aşımı rejimini inceleme.
Bu hakların 'hak düşürücü süre'ye tabi olduğu belirlendi.
Yenilik doğuran haklar, kullanılmadıklarında hakkın kendisini sona erdiren kesin sürelere bağlıdır.
2
Hakim tarafından dikkate alınma usulünü analiz etme.
Hak düşürücü sürelerin 'resen' (kendiliğinden) dikkate alınması gerektiği saptandı.
Zamanaşımı süreleri borcu sona erdirmez, sadece alacağı istenemez hale getirir ve def'i olarak ileri sürülmelidir; oysa hak düşürücü süre hakkı tamamen yok eder.
3
Yenilik doğuran hakların diğer dogmatik özelliklerini (şarta bağlılık, tüketilme) kontrol etme.
Diğer tüm seçeneklerin hukuk doktriniyle uyumlu olduğu teyit edildi.
Şarta bağlılık yasağı ve hakkın kullanılmasıyla tükenmesi, inşai hakların karakteristik özellikleridir.

Anahtar Kavram

Yenilik Doğuran Hakların Özellikleri ve Hak Düşürücü Süre Ayrımı
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 13Soru →

Hukuk düzeninde haklar, ileri sürülebilecekleri kişilerin kapsamına göre 'mutlak haklar' ve 'nispi haklar' olarak iki ana gruba ayrılır. Mutlak haklar, sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilirken; nispi haklar ancak belirli bir hukuki ilişkinin tarafına (borçlusuna) karşı ileri sürülebilir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi nispi haklar kapsamında yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alacak hakkı

Cevap

Alacak hakkı, sadece borç ilişkisinin tarafları arasında ileri sürülebildiği için nispi bir haktır.
Nispi haklar, hukuki ilişkinin tarafları arasında sınırlı olan haklardır. Alacak hakkı, bir kişinin başka bir kişiden bir edimi yerine getirmesini isteme yetkisidir. Bu yetki, borç ilişkisinin dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle alacak hakkı tipik bir nispi haktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hakların ileri sürülebileceği çevreye göre sınıflandırılmasını tanımla.
Mutlak haklar herkese karşı, nispi haklar ise sadece belirli kişilere karşı ileri sürülebilir.
Sorunun kökünde istenen ayrım kriterini belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki hakların hukuki niteliğini analiz et.
Mülkiyet, velayet, telif ve sükna hakları üçüncü kişilerin müdahalesini engelleyen, herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.
Hangi hakların mutlak kategoriye girdiğini eleyerek bulmak gerekir.
3
Hukuki ilişkinin niteliğine göre nispi hakkı tespit et.
Alacak hakkı, taraflar (alacaklı ve borçlu) arasındaki sözleşme veya hukuki nedene dayalıdır ve sadece tarafları bağlar.
Tanıma tam uyan seçeneği doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Mutlak ve Nispi Hak Ayrımı

İpuçları

1
Hangi hakkın sadece borçluya karşı ileri sürülebileceğini düşünün.
2
Ayni haklar (eşya üzerindeki haklar) her zaman mutlak haklardır ve herkese karşı ileri sürülebilir.
3
Bir bankadan aldığınız kredi borcunun ödenmesini banka sadece sizden isteyebilir; bu tür haklara 'nispi hak' denir.

Daha Fazla Pratik

Nispi hakların istisnası olan 'etkisi kuvvetlendirilmiş nispi haklar' (tapuya şerh verilen haklar) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 14Soru →

Kullanıldıklarında yeni bir hukuki durum oluşturmayan, mevcut bir hukuki ilişkiyi değiştirmeyen veya sona erdirmeyen; sadece bir hakkın işletilmesi niteliğinde olan haklara (örneğin velayet ve vesayet hakları) ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alelade haklar

Cevap

Alelade haklar
Alelade haklar, hak sahibi tarafından kullanıldığında yeni bir hukuki durum oluşturmayan, mevcut bir durumu değiştirmeyen veya ortadan kaldırmayan haklardır. Bu haklar sadece mevcut bir hakkın kullanılmasından veya işletilmesinden ibarettir. Soruda verilen velayet ve vesayet hakları, kullanıldıklarında yeni bir hukuki ilişki kurmadıkları için alelade haklara en temel örneklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın kullanılmasıyla oluşan hukuki sonucun analizi
Tanımda hakkın yeni bir durum yaratmadığı, mevcut durumu değiştirmediği veya sona erdirmediği belirtilmiştir.
Hukuki etkilerine göre haklar 'alelade' ve 'yenilik doğuran' olarak ikiye ayrılır.
2
Sınıflandırma kriterinin belirlenmesi
Sadece bir hakkın işletilmesi (velayet gibi) niteliğindeki haklar 'alelade' kategorisindedir.
Yenilik doğuran haklar her zaman mevcut durumda bir değişim (kurucu, değiştirici veya bozucu) yaratırken alelade haklar bu etkiyi yaratmaz.

Anahtar Kavram

Hukuki Etkilerine Göre Haklar

Daha Fazla Pratik

Yenilik doğuran hakların alt türleri olan kurucu, değiştirici ve bozucu haklar arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru →

Özel haklar, ileri sürülebilecekleri çevreye göre 'mutlak haklar' ve 'nispi haklar' olarak ikiye ayrılır. Nispi haklar kural olarak sadece hukuki ilişkinin taraflarına (borçluya) karşı ileri sürülebilirken; bazı nispi haklar, kanunda öngörülen hallerde tapu kütüğüne şerh verilerek üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale getirilebilir. Buna 'nispi hakların kuvvetlendirilmesi' adı verilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi tapu kütüğüne şerh verilerek etkisi kuvvetlendirilebilen nispi haklardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İpotek hakkı

Cevap

İpotek hakkı, bir sınırlı ayni hak (mutlak hak) olduğu için kuvvetlendirilmiş nispi haklar arasında yer almaz.
İpotek hakkı, mülkiyet hakkı gibi 'sınırlı ayni haklar' arasında yer alan mutlak bir haktır. Mutlak haklar, kuruldukları andan itibaren (tescil ile) herkese karşı ileri sürülebilirler. Oysa nispi haklar (kira, alım, geri alım vb.) sadece sözleşmenin tarafları arasında hüküm doğurur. Bu nispi hakların tapu kütüğüne şerh edilmesi, onların etkisini mutlak haklara yaklaştırır (kuvvetlendirir). İpotek hakkı zaten mutlak olduğu için bu kategoride değerlendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Hakların ileri sürülebilecekleri çevreye göre sınıflandırılmasını analiz et.
Mutlak haklar herkese karşı, nispi haklar ise sadece belirli kişilere karşı ileri sürülebilir.
Soru, nispi hakların istisnai bir durumu olan kuvvetlendirme mekanizmasını sormaktadır.
2
Kuvvetlendirilmiş nispi hak kavramını ve şartlarını belirle.
Bir nispi hakkın (alacak hakkı gibi) tapu kütüğüne şerh verilmesiyle üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelmesidir.
Şerh edilebilecek haklar Türk Medeni Kanunu ve Tapu Kanunu'nda sınırlı sayıda sayılmıştır (Kira, Vefa, Şufa, İştira, Satış Vaadi vb.).
3
Seçeneklerdeki hakların hukuki niteliğini karşılaştır.
Kira, vefa, iştira ve satış vaadi nispi haktır. İpotek ise bir 'rehin hakkı' olup sınırlı ayni haklar kategorisindedir.
Ayni haklar, mutlak haklar grubunda yer alır ve zaten herkese karşı ileri sürülebilir; bu yüzden 'kuvvetlendirilmeye' ihtiyaç duymazlar.

Anahtar Kavram

Nispi Hakların Kuvvetlendirilmesi (Şerh)

İpuçları

1
Nispi haklar sadece borçluya karşı ileri sürülebilirken, mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Şerh mekanizması, 'zayıf' olan nispi hakkı üçüncü kişilere karşı 'güçlü' kılmak için kullanılır. Zaten güçlü olan bir hak buna ihtiyaç duymaz.
3
Ayni haklar (mülkiyet ve sınırlı ayni haklar) mutlak haklardır. Seçenekler arasında hangisi bir sınırlı ayni haktır?

Daha Fazla Pratik

Mutlak haklar ile nispi haklar arasındaki temel farkları ve sınırlı ayni hakların türlerini (irtifak, rehin, taşınmaz yükü) tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru →

Özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları ve devredilebilirlikleri gibi çeşitli kriterlere göre sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, mülkiyet hakkı örneğinde olduğu gibi, sahibine ilgili hak konusu üzerinde en geniş yetkileri veren ve toplumdaki herkese karşı ileri sürülebilen hak kategorisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak haklar

Cevap

Mutlak haklar; sahibine eşya veya kişiler üzerinde en geniş yetkiyi veren ve toplumdaki herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.
Mutlak haklar, sahibine hem mallar hem de kişiler (velayet, vesayet gibi) üzerinde geniş yetkiler tanıyan ve toplumdaki istisnasız herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Mülkiyet hakkı, eşya üzerindeki en geniş yetkileri veren ayni bir hak olması sebebiyle mutlak hakların en belirgin örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen hakkın 'ileri sürülebileceği çevre' kriterini analiz etmek.
Hakkın herkese karşı ileri sürülebilir olduğu tespit edildi.
Soru kökünde 'herkese karşı ileri sürülebilen' ifadesi vurgulanmıştır.
2
Hakların ileri sürüldükleri çevreye göre yapılan sınıflandırmayı hatırlamak.
Bu kriter bakımından haklar 'mutlak' ve 'nispi' olarak ikiye ayrılır.
Hukuk tekniğinde hakların kapsamı bu iki temel kategori ile belirlenir.
3
Mülkiyet hakkının bu sınıflar içindeki yerini belirlemek.
Mülkiyet hakkı, ayni bir hak olarak mutlak haklar kategorisindedir.
Mülkiyet hakkı sahibi, eşya üzerindeki yetkisini herkese karşı koruyabilir ve ileri sürebilir.

Anahtar Kavram

Mutlak ve Nispi Hak Ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru →

Hukuk sistemimizde özel haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları ve bir başka hakka bağlı olup olmamaları bakımından çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulur. Bu kapsamda, bir alacağı güvence altına almak amacıyla tesis edilen 'rehin hakkı'nın (rehin/ipotek) hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak hak - Malvarlığı hakkı - Bağımlı (Fer'i) hak

Cevap

Rehin hakkı; ileri sürülebileceği çevre bakımından 'mutlak hak', konusu bakımından 'malvarlığı hakkı' ve varlığı başka bir hakka dayalı olduğu için 'bağımlı (fer'i) hak' kategorisindedir.
Rehin hakkı, bir sınırlı ayni hak türüdür. Ayni haklar, nitelikleri gereği 'mutlak haklar' grubuna girer ve herkese karşı ileri sürülebilirler. Ekonomik bir değere sahip oldukları için 'malvarlığı hakları' arasında yer alırlar. Ayrıca rehin hakkı, tek başına bir anlam ifade etmez; mutlaka asıl bir alacak hakkını (borcu) güvence altına almak için tesis edilir. Bu nedenle asıl borç ilişkisine bağlı, yani 'bağımlı (fer'i)' bir haktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın ileri sürülebileceği çevreyi (etki alanını) belirleme
Mutlak Hak
Rehin hakkı, sınırlı bir ayni haktır. Ayni haklar eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlar ve herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Hakkın konusunu (niteliğini) analiz etme
Malvarlığı Hakkı
Rehin hakkı, ekonomik bir değer taşır ve sahibinin malvarlığında yer alan, parayla ölçülebilen bir haktır.
3
Hakkın varlık koşulunu (bağımsızlık durumunu) inceleme
Bağımlı (Fer'i) Hak
Rehin hakkı, asıl bir alacak hakkını güvence altına almak için kurulur. Alacak (asıl hak) sona erdiğinde rehin hakkı da sona erer.

Anahtar Kavram

Hakların çok boyutlu tasnifi ve sınırlı ayni hakların (rehin) hukuki karakteri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 18Soru →

Hukuk sistemimizde haklar; nitelikleri, konuları ve ileri sürülebilecekleri çevreler bakımından çeşitli ayrımlara tabi tutulmuştur. Özel hakların tasnifi ve özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak hakların tamamı para ile ölçülebilen bir değere sahip olduğundan, bu hakların tamamının hukuki işlemlerle devredilmesi veya miras yoluyla intikali mümkündür.

Cevap

Mutlak hakların tamamının maddi bir değere sahip olduğu ve devredilebileceği ifadesi yanlıştır; çünkü mutlak haklar kapsamında yer alan kişilik hakları devredilemez niteliktedir.
Mutlak hakların tamamının para ile ölçülebilen (malvarlığı) hakkı olduğu ve devredilebileceği önermesi yanlıştır. Mutlak haklar kategorisinde yer alan 'kişilik hakları' (sağlık, şeref, isim üzerindeki haklar), kişinin şahıs varlığına ilişkindir. Bu haklar devredilemez, miras yoluyla geçmez ve kural olarak paradan ziyade manevi değer taşırlar. Dolayısıyla, mutlak hakların tamamı için devredilebilirlik özelliği genellenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Özel hakların 'Mutlak Haklar' ve 'Nispi Haklar' olarak ayrımını analiz etmek.
Mutlak hakların herkese karşı, nispi hakların ise sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği belirlenir.
Soruda geçen ifadelerin temelini bu ayrım oluşturmaktadır.
2
Mutlak hakların alt kategorilerini (Ayni haklar, Kişilik hakları, Fikri haklar) incelemek.
Ayni hakların (mülkiyet gibi) maddi/malvarlığı hakları olduğu; Kişilik haklarının ise manevi/şahıs varlığı hakları olduğu ayırt edilir.
Hakkın devredilebilirliği, onun malvarlığı veya şahıs varlığı hakkı olmasına bağlıdır.
3
Kişilik haklarının hukuki karakteristiklerini değerlendirmek.
Kişilik hakları mutlaktır (herkese karşı korunur) ancak şahsa sıkı sıkıya bağlı oldukları için devredilemezler ve mirasla geçmezler.
Tüm mutlak hakların devredilebilir olduğu önermesi bu noktada geçersiz kılınır.

Anahtar Kavram

Mutlak Haklar ve Devredilebilirlik İlişkisi
Soru 19Soru →

Özel haklar; konuları bakımından 'kişilik hakları' ve 'malvarlığı hakları' şeklinde bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Kişilik hakları, şahsın maddi, manevi ve iktisadi bütünlüğü üzerindeki haklarını ifade etmektedir. Buna göre, kişilik haklarının hukuki niteliği ve özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik bir karşılıkları bulunduğu için sahibi tarafından bir başkasına satılabilir veya rehnedilebilirler.

Cevap

Kişilik haklarının ekonomik bir karşılığının bulunduğu ve satılabileceği yönündeki ifade yanlıştır.
Kişilik hakları; kişinin yaşamı, sağlığı, şerefi, haysiyeti ve özel hayatı üzerindeki haklarıdır. Bu haklar ekonomik bir değer taşımazlar, parayla ölçülemezler ve bu nedenle başkasına devredilmeleri, satılmaları veya rehnedilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla, bu hakların ekonomik bir karşılığı olduğunu ve tasarruf edilebileceğini belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişilik haklarının tanımı ve kapsamı hatırlanır.
Kişilik haklarının şahsa bağlı, ekonomik değer taşımayan haklar olduğu saptanır.
Hakkın konusuna göre yapılan sınıflandırmada temel farkı anlamak için.
2
Hakkın devredilebilirliği ve mirasla geçişi incelenir.
Kişilik haklarının devredilemez ve mirasçılara geçemez olduğu belirlenir.
Kişilik haklarının şahsa sıkı sıkıya bağlılık özelliğini doğrulamak için.
3
Seçeneklerdeki ifadelerle yasal özellikler karşılaştırılır.
Ekonomik değer taşıdığı ve satılabileceği yönündeki ifadenin hatalı olduğu görülür.
Yanlış olan hukuki nitelendirmeyi tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarının Nitelikleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 20Soru →

Hukuk sistemimizde haklar; ileri sürülebilecekleri çevre, konuları ve devredilebilirlikleri gibi çeşitli kriterlere göre sınıflandırılır. Bu ayrım içerisinde, özellikle hakkın kimlere karşı savunulabileceği hususu, hakkın hukuki niteliğini belirleyen en temel ölçütlerden biridir.

Buna göre, mutlak haklar ile nisbi (kişisel) hakların özelliklerine ilişkin aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak haklar, eşyalar veya kişiler üzerinde geniş yetkiler verip toplumdaki herkese karşı ileri sürülebilirken; nisbi haklar, kural olarak sadece belirli bir hukuki ilişkinin karşı tarafına karşı ileri sürülebilir.

Cevap

Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebilirken, nisbi haklar sadece bir hukuki ilişkinin (örneğin bir sözleşmenin) karşı tarafına karşı ileri sürülebilir.
Doğru kabul edilen ifade, hukuk doktrinindeki en temel ayrımı vurgular: Mutlak haklar (örneğin mülkiyet hakkı), hak sahibi dışındaki herkesten bu hakka saygı duymasını isteme yetkisi verirken; nisbi haklar (örneğin bir satış sözleşmesindeki alacak hakkı), sadece o hukuki bağın muhatabına karşı hüküm ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın 'ileri sürülebileceği çevre' kriterini belirle.
Haklar, etkiledikleri çevre bakımından mutlak ve nisbi (kişisel) olarak ikiye ayrılır.
Sınıflandırmanın temel mantığını anlamak için kriterin tespiti gerekir.
2
Mutlak hakların tanımını ve kapsamını analiz et.
Mutlak haklar, eşyalar (ayni haklar) veya şahıslar (velayet, vesayet) üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlar ve toplumdaki her bir ferde karşı ileri sürülebilir.
Bu hakların en belirgin özelliği olan 'genellik' ilkesini doğrulamak için.
3
Nisbi (kişisel) hakların tanımını ve kapsamını analiz et.
Nisbi haklar, genellikle bir borç ilişkisinden doğar ve alacaklının sadece borçludan bir edimi talep etmesine imkan tanır. Bu hak üçüncü kişilere karşı kural olarak ileri sürülemez.
Bu hakların 'sınırlı' ve 'belirli bir kişiye yönelik' olma özelliğini ayırt etmek için.
4
Seçeneklerdeki karşılaştırmayı bu teknik bilgilerle kıyasla.
Doğru yanıt, mutlak hakların herkese karşı, nisbi hakların ise sadece borç ilişkisinin tarafına karşı ileri sürülebileceğini belirten ifadedir.
Hukuki tanıma tam uyum sağlayan tek karşılaştırmayı seçmek için.

Anahtar Kavram

Özel hakların 'ileri sürülebileceği çevre' bakımından Mutlak ve Nisbi Hak ayrımı.

İpuçları

1
Hakkın 'kime karşı' savunulabileceğini düşünün. Birine mi, yoksa herkese mi?
2
Mülkiyet hakkı bir mutlak haktır ve herkesin o eşyaya zarar vermeme borcu vardır. Alacak hakkı ise bir nisbi haktır ve sadece borçludan istenebilir.
3
Latince 'Erga Omnes' (herkese karşı) terimi mutlak haklar için kullanılır. Doğru seçenek bu evrenselliği vurgulamalıdır.

Daha Fazla Pratik

Yenilik doğuran (inşai) haklar olan kurucu, değiştirici ve bozucu haklar arasındaki farkları çalışarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 4Sonraki
Hak Kavramı ve Hakların Türleri Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin