İdare Hukuku

613 soru

Soru 41Soru →

Bir belediye otobüsünün, şoförün tüm trafik kurallarına uyduğu ve aracın teknik bir arızasının bulunmadığı bir esnada, yaya geçidi olmayan bir yerden aniden yola fırlayan bir vatandaşın yaralanmasına sebebiyet verdiği bir olayda; kazanın meydana gelmesinde vatandaşın 'ağır kusurlu' olduğu tespit edilmiştir.

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin sorumluluğu, zarar görenin kusuru oranında azalır veya tamamen ortadan kalkar.

Cevap

İdarenin mali sorumluluğu, zarar gören kişinin (mağdurun) kendi kusuru oranında azalır veya illiyet bağının tamamen kopması durumunda ortadan kalkar.
İdare hukukunda idarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan hallerden biri 'zarar görenin kusuru'dur. Eğer bir zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru yoksa ve olay tamamen zarar gören kişinin kendi ağır kusurundan (örneğin dikkatsizce yola fırlaması) kaynaklanıyorsa, idare ile zarar arasındaki illiyet bağı kesilir. Bu durumda idarenin tazminat yükümlülüğü ya tamamen ortadan kalkar ya da kusur oranında önemli ölçüde azalır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki illiyet bağını analiz etme
Zararın oluşmasında idarenin (şoförün) bir kusuru olmadığı, aksine yayanın ağır kusurlu olduğu belirlenmiştir.
İdarenin sorumlu tutulabilmesi için idari eylem ile zarar arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır.
2
Sorumluluğu etkileyen dışsal nedenleri değerlendirme
Zarar görenin kendi kusuru, illiyet bağını kesen faktörlerden biri olarak kabul edilir.
Zarar görenin kusuru, idarenin sorumluluğunu azaltan veya kaldıran hukuki bir nedendir.

Anahtar Kavram

İlliyet Bağının Kesilmesi (Zarar Görenin Kusuru)

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran diğer haller olan 'Mücbir Sebep' ve 'Üçüncü Kişinin Kusuru' kavramlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 42Soru →

İdare hukuku; kamu yararı amacı güden, genç, dağınık (tedvin edilmemiş) ve büyük ölçüde içtihatlara dayanan bir kamu hukuku dalıdır. Bu hukuk dalını, tarafların eşitliği ilkesine dayanan özel hukuk dallarından ayıran temel yapısal farklar bulunmaktadır.

Buna göre, idare hukukunda idare ile bireyler arasındaki ilişkinin niteliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare ile bireyler arasındaki hukuksal bağ "statüsel" nitelikte olup taraflar arasında hukuksal eşitsizlik esastır.

Cevap

İdare ile bireyler arasındaki hukuksal bağ "statüsel" nitelikte olup taraflar arasında hukuksal eşitsizlik esastır.
İdare hukukunda idare ile bireyler arasındaki ilişki özel hukuktan farklı olarak "statüsel" bir nitelik taşır. Bu, bireylerin kendi iradeleriyle serbestçe içerik belirledikleri bir sözleşme yerine, önceden kanun ve yönetmeliklerle belirlenmiş hukuksal durumlara dahil olmaları anlamına gelir. Ayrıca idare, kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla kamu gücünü kullanarak tek taraflı irade açıklamasıyla hukuki sonuçlar doğurabilir; bu durum taraflar arasındaki hukuksal eşitsizliği ve idarenin üstünlüğünü yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun genel özelliklerini ve özel hukuktan farklarını analiz etmek.
İdare hukukunun kamu yararı odaklı, statüsel nitelikte ve kamu gücüne dayalı olduğu belirlenir.
Soruda sorulan idare-birey ilişkisinin niteliğini tespit edebilmek için kamu hukuku-özel hukuk ayrımının yapılması gerekir.
2
"Statüsel nitelik" ve "eşitsizlik" kavramlarının anlamını değerlendirmek.
Bireylerin idare ile olan ilişkilerinde kuralların önceden nesnel olarak belirlendiği (statü) ve idarenin kamu yararı adına tek taraflı işlem yapma yetkisinin olduğu anlaşılır.
İdare hukukunun özel hukuktan en temel ayrım noktası olan tarafların konumu ve irade serbestisinin kısıtlılığı doğru cevabı belirler.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Statüsel Niteliği ve Kamu Gücü Ayrıcalıkları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 43Soru →

İdare, yürüttüğü kamu hizmetlerinin gerektirdiği taşınmaz mallara sahip olmak amacıyla çeşitli hukuki yöntemler kullanmaktadır. İdarenin kamu yararı amacıyla, özel mülkiyette bulunan bir taşınmazın mülkiyetini, bedelini peşin ödemek kaydıyla ve kanunda gösterilen esaslara göre tek taraflı bir işlemle elde etmesi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamulaştırma

Cevap

İdarenin kamu yararı amacıyla özel mülkiyetteki bir taşınmazın mülkiyetini zorla elde etmesine Kamulaştırma denir.
Kamulaştırma kavramı, kamu tüzel kişilerinin kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılığını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamına veya bir kısmına el koymasıdır. Tanımdaki taşınmaz vurgusu ve mülkiyet devri bu seçeneği doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin konusunu belirle.
Taşınmaz mal.
Kamulaştırma sadece taşınmaz mallar (arazi, bina vb.) için geçerlidir.
2
İşlemin amacını ve ödeme şeklini kontrol et.
Kamu yararı ve peşin ödeme.
Anayasa gereği kamulaştırma bedeli kural olarak nakden ve peşin ödenmelidir.
3
Hukuki niteliği saptanmalıdır.
Mülkiyetin devri.
Geçici işgalden farkı, mülkiyetin tamamen el değiştirmesidir.

Anahtar Kavram

İdarenin Taşınmaz Mal Edinme Yöntemleri (Kamulaştırma)

İpuçları

1
İşlemin bir 'taşınmaz' (gayrimenkul) mülkiyeti üzerinde gerçekleştiğine dikkat edin.
2
Bu işlem Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenmiştir ve bedelin peşin ödenmesi kuraldır.
3
Özel bir teşebbüsün (şirketin) devralınması ile bir arazinin yol yapımı için alınması arasındaki farkı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kamulaştırma bedelinin taksitle ödenebileceği durumları (tarım reformu, ormanlaştırma vb.) inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 44Soru →

İdare hukukunda kamu düzenini korumak amacıyla yürütülen idari kolluk faaliyetleri ile suç şüphesinin ortaya çıkmasından sonra başlayan adli kolluk faaliyetleri arasındaki ayrım, hem yetkili makamların belirlenmesi hem de yapılacak yargısal denetimin rejimi açısından kritik öneme sahiptir.

Buna göre, kolluk faaliyetlerinin niteliği, hiyerarşik yapılanması ve yetki sınırları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari kolluk personeli, görevini ifa ederken işlenmekte olan bir suçla karşılaştığı ve adli kolluk sıfatıyla hareket etmeye başladığı andan itibaren hiyerarşik olarak mülki idare amirinin emir ve talimatlarına göre hareket etmeye devam eder.

Cevap

İdari kolluk personelinin adli kolluk aşamasına geçtiği andan itibaren mülki idare amirinin talimatlarına göre hareket etmeye devam edeceği yönündeki ifade yanlıştır; bu aşamada yetkili makam Cumhuriyet Savcısıdır.
Hukuk sistemimizde kolluk görevlileri 'çift fonksiyonlu' çalışabilirler. Ancak, bir suçun işlendiğine dair basit şüphe oluşup adli süreç başladığında, görevli artık 'adli kolluk' sıfatını kazanır. Adli kolluk görevini yürüten personel (Polis, Jandarma vb.), bu süreçteki işlemleri için mülki idare amirine (Vali veya Kaymakam) değil, münhasıran Cumhuriyet Savcısına bağlıdır. Dolayısıyla, adli aşamaya geçilmesine rağmen mülki amirin emirlerinin devam edeceğini savunan ifade hukuka aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerinin amacını belirle.
İdari kolluk suçun işlenmesini önler (kamu düzeni), adli kolluk işlenmiş bir suçu araştırır (yargısal).
İki kolluk arasındaki hukuki rejim ve bağlılık ilişkisi farklıdır.
2
Kolluk birimlerinin hiyerarşik bağlılığını analiz et.
İdari kolluk yürütme organına (mülki amirlere), adli kolluk ise adli makamlara (Cumhuriyet Savcısına) bağlıdır.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği suç soruşturması yargı denetiminde yürütülmelidir.
3
Geçiş (dönüşüm) anındaki yetki değişimini incele.
Suç şüphesi oluştuğu an idari kolluk adli kolluğa dönüşür ve amir değişir.
Adli işlemlerin mülki idare amiri (vali/kaymakam) tarafından yönetilmesi yargı bağımsızlığına aykırıdır.

Anahtar Kavram

İdari ve Adli Kolluk Ayrımı ile Makam Bağlılığı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 45Soru →

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında yer alan mahalli idare birimlerinin (yerel yönetimler) kuruluş esasları, organlarının nitelikleri ve merkezî idare ile olan hukuki ilişkileri dikkate alındığında; aşağıdakilerden hangisi 1982 Anayasası ve ilgili mevzuat (5302, 5393 ve 5216 sayılı Kanunlar) çerçevesinde hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye encümeni; belediye başkanı başkanlığında, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından seçtiği üyeler ile belediye başkanı tarafından görevlendirilen birim amirlerinden oluşan ve belediyenin hem yürütme hem de danışma fonksiyonlarını yerine getiren karma nitelikli bir organdır.

Cevap

Belediye encümeninin, belediye başkanı başkanlığında hem meclis üyelerinden hem de birim amirlerinden oluşan karma bir yapıya sahip olduğu ve yürütme/danışma işlevlerini yerine getirdiği ifadesi doğrudur.
Belediye encümeni, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 33. maddesine göre; belediye başkanının başkanlığında, belediye meclisinden seçilen üyeler ile belediye başkanı tarafından atanan birim amirlerinden (örneğin mali hizmetler birim amiri) oluşur. Bu yapı, organın hem seçilmiş (demokratik) hem de atanmış (bürokratik) unsurları bir araya getiren 'karma' niteliğini ve belediyenin yürütme işlerinde danışma ve karar alma fonksiyonunu yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Mahalli idare birimlerinin kuruluş usullerini incelemek
Büyükşehir ve İl Özel İdaresi kanunla, Belediye Cumhurbaşkanı kararıyla, Köy ise İçişleri Bakanlığı kararıyla kurulur.
Anayasal ve yasal kuruluş prosedürlerini birbirinden ayırt etmek gerekir.
2
Karar ve yürütme organlarının yapılarını analiz etmek
Meclisler (Karar organı) tamamen seçimle oluşurken; encümenler (Yürütme/Danışma) hem seçilmiş hem de atanmış üyelerden oluşur.
Encümenlerin belediye ve il özel idaresindeki özel 'karma' statüsünü belirlemek için bu ayrım kritiktir.
3
Merkezî idarenin denetim yetkisini (İdari Vesayet) değerlendirmek
Merkezî idare (Vali/Bakanlık), mahalli idarelerin işlemleri üzerinde sadece hukuka uygunluk denetimi yapabilir; hiyerarşik amirlik kuramaz.
Vesayet ile hiyerarşi arasındaki en temel fark, yerindelik denetimi ve kararın yerine geçme yetkisidir.

Anahtar Kavram

Mahalli İdarelerin Organ Yapısı ve İdari Vesayet İlişkisi

İpuçları

1
Yerel yönetimlerin organlarında hem seçimle gelenlerin hem de atanmış bürokratların bir arada bulunduğu tek organı hatırlayın.
2
İdari vesayet denetiminin kapsamını (hukuka uygunluk vs. yerindelik) ve merkezî idarenin yerel kararları 'değiştirme' yetkisinin olup olmadığını düşünün.
3
Encümenlerin yapısını 5393 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirdiğinizde; meclis üyeleri ile birim amirlerinin ortak katılımını göreceksiniz.

Daha Fazla Pratik

Büyükşehir belediye meclisinin oluşum usulü (doğrudan vs. dolaylı seçim) ile belediye encümeninin görevlerini karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemi kullanarak; vesayet ile hiyerarşinin karıştırıldığı seçenekleri ve 'kanunla kurulma' zorunluluğu olmayan birimlerin (belediye, köy) elenmesi doğru yanıta ulaşmayı sağlar.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 46Soru →

İdari kolluk faaliyetleri, kamu düzeninin korunması amacıyla yürütülen önleyici nitelikteki idari işlemler ve eylemler bütünüdür. Bu yetkiler, devletin genel çıkarlarını korumak üzere merkezi idare bünyesindeki makamlarca kullanıldığında "genel idari kolluk"; belirli bir hizmetin veya yerel bir bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda kullanıldığında ise "özel idari kolluk" olarak adlandırılır.

Buna göre, genel idari kolluk teşkilatı, makamları ve personeli ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye başkanı ve belediye encümeni, belde sınırları içerisinde halkın huzur ve esenliğini sağlamak üzere genel idari kolluk yetkisi kullanan makamlardır.

Cevap

Belediye başkanı ve belediye encümeninin genel idari kolluk yetkisi kullanan makamlar arasında gösterilmesi yanlıştır; bu organlar özel (mahalli) idari kolluk makamıdır.
Genel idari kolluk makamları, merkezi idare (devlet tüzel kişiliği) içerisinde yer alan ve kamu düzenini tüm ülke veya bir mülki idari birim düzeyinde koruyan makamlardır (Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali, Kaymakam). Belediye başkanı, belediye meclisi ve belediye encümeni ise yerinden yönetim (mahalli idare) kuruluşlarının organlarıdır ve yetkileri sadece belediye sınırları içinde, mahalli ihtiyaçlarla sınırlıdır. Bu nedenle bu makamlar "genel idari kolluk" değil, "özel idari kolluk" (mahalli kolluk) makamı olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari kolluk türlerini (genel ve özel) tanımla.
Genel idari kolluk, devletin merkezi idaresine bağlıdır; özel idari kolluk ise belirli bir hizmete (orman, gümrük vb.) veya mahalli idarelere (belediye, köy) özgüdür.
Kolluk faaliyetlerinin hangi makamlar tarafından yürütüldüğünü belirlemek için bu ayrım temeldir.
2
Genel idari kolluk makamlarını belirle.
Genel idari kolluk makamları: Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam'dır.
Seçeneklerdeki makamların statüsünü doğrulamak gerekir.
3
Belediye organlarının konumunu analiz et.
Belediye başkanı, belediye meclisi ve belediye encümeni mahalli idare organlarıdır.
Mahalli idarelerin (yerel yönetimlerin) kolluk yetkileri her zaman "özel idari kolluk" kategorisine girer.
4
Yanlış olan önermeyi tespit et.
Belediye organlarını genel idari kolluk içinde sayan ifade yanlıştır.
Soruda genel idari kolluğa ilişkin yanlış bilgi sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Makam ve Personel Ayrımı

İpuçları

1
Genel idari kolluk makamları sadece merkezi idare (başkent ve taşra) içerisinde yer alır.
2
Belediyeler ve köyler mahalli idarelerdir; bu kurumların kolluk yetkileri 'genel' değil 'özel' niteliktedir.
3
Seçeneklerdeki makamların hangi tüzel kişilik içinde yer aldığına bakın: Devlet tüzel kişiliği mi yoksa belediye kamu tüzel kişiliği mi?

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki yargısal denetim ve yetkili makam farklarını çalışmak bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru →

Türkiye'nin idari yapısında yer alan yerinden yönetim kuruluşlarından biri olan Köy idaresinde; muhtarın görevini ihmal etmesi veya kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmemesi durumunda, mülki idare amirinin bildirimi üzerine muhtarın görevine son verilmesine (azline) yetkili olan merci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl veya İlçe İdare Kurulu

Cevap

Muhtarın görevine son verilmesine yetkili merci İl veya İlçe İdare Kuruludur.
Köy Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre, görevini ihmal eden veya yapmayan köy muhtarları, mülki idare amirinin (Vali veya Kaymakam) ihbarı/bildirimi üzerine bağlı bulundukları yerin İl veya İlçe İdare Kurulu kararı ile görevinden uzaklaştırılabilir veya azledilebilir. Bu, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki idari vesayet yetkisinin bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy idaresinin hukuki statüsünü ve denetim mekanizmasını belirlemek.
Köy, bir mahalli idare birimidir ve üzerindeki denetim idari vesayet yoluyla sağlanır.
Yetkili merciyi bulmak için hangi denetim türünün geçerli olduğunu anlamak gerekir.
2
Köy Kanunu'ndaki özel hükümleri analiz etmek.
Köy muhtarlarının görevlerini aksatması durumunda 'azil' müessesesinin öngörüldüğü tespit edilir.
Belediye başkanlarından farklı bir usule tabi olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
3
Doğru idari vesayet makamını tespit etmek.
Muhtarın azli için mülki amirin bildirimi ve idare kurulu kararının gerektiği sonucuna varılır.
Karar verici merciyi diğer mahalli idare birimlerinden ayırmak.

Anahtar Kavram

Mahalli İdarelerde İdari Vesayet ve Köy Muhtarının Azli

İpuçları

1
Mahalli idarelerde görevden alma yetkisi idari vesayet kapsamında kullanılır.
2
Belediye başkanları ile köy muhtarlarının görevden alınma usulleri ve mercileri birbirinden farklıdır.
3
Mülki amir (Vali/Kaymakam) süreci başlatır ancak kararı tek başına değil, bir kurul aracılığıyla verir.

Daha Fazla Pratik

İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi üyelerinin organlık sıfatının kaybı süreçlerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru →

Türkiye'nin idari yapısında yer alan mahalli idareler (yerel yönetimler) ile merkezi yönetim arasındaki ilişkiler ve bu birimlerin işleyiş özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl genel meclisi tarafından alınan kararların yürürlüğe girmesi için valinin onayı şarttır; vali bu kararları hem hukukilik hem de yerindelik yönünden denetleyerek uygun bulmadığı takdirde reddedebilir.

Cevap

İl genel meclisi kararlarının yürürlüğe girmesi için valinin onayı şart değildir; kararların valiye gönderilmesi yeterlidir. Ayrıca idari vesayet makamı olan vali, bu kararlar üzerinde yerindelik denetimi yapamaz.
İl genel meclisinin aldığı kararların yürürlüğe girmesi için valinin onayı şart değildir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu uyarınca, kararların valiye en geç 5 gün içinde gönderilmesi yeterlidir. Vali kararı geri göndermezse karar kesinleşir. Ayrıca vali, idari vesayet makamı olarak yerindelik denetimi (kararın içeriğinin uygunluğu) yapamaz, sadece hukukilik denetimi yapabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Mahalli idarelerin karar organları ile merkezi idare (idari vesayet) arasındaki hukuki ilişkiyi analiz etmek.
Mahalli idarelerin özerk kuruluşlar olduğu ve kararlarının genel kural olarak merkezi idarenin onayına tabi olmadığı belirlenir.
İdari vesayet ile hiyerarşi arasındaki temel farkı kavramak için gereklidir.
2
İl Özel İdaresi Kanunu'ndaki güncel karar kesinleşme sürecini incelemek.
İl genel meclisi kararlarının valiye gönderilmesiyle kesinleştiği, valinin sadece hukuka aykırılık iddiasıyla kararı meclise geri gönderebileceği veya yargıya taşıyabileceği görülür.
2005 yılındaki mevzuat değişikliği ile "onay" (vesayet makamının iradesinin kurucu olması) sisteminin sona erdiğini teyit etmek için gereklidir.
3
Denetimin kapsamını (hukukilik vs. yerindelik) değerlendirmek.
İdari vesayet makamlarının yerel kararların uygunluğunu (yerindelik) değil, sadece kanuna uygunluğunu (hukukilik) denetleyebileceği saptanır.
Vesayet denetiminin sınırlarını belirleyerek yanlış seçeneği kesinleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Mahalli İdare Kararlarının Kesinleşmesi

Alternatif Yöntem

Tablo yöntemiyle İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy birimlerinin organlarını (Karar-Yürütme) ve merkezle olan denetim bağlarını (Vesayet-Hukukilik) şematize etmek, karmaşık görünen denetim yetkilerini ayırt etmeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru →

1982 Anayasası ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; idarenin mal edinme yöntemleri, kamulaştırma süreci ve bu sürece bağlı haklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geri alma hakkı; kamulaştırılan taşınmazın 5 yıl içinde amacına uygun kullanılmaması halinde doğan mutlak bir haktır ve idarenin bu sürede taşınmazı başka bir kamu yararı için tahsis etmesi durumunda dahi malik tarafından öncelikle kullanılabilir.

Cevap

Geri alma hakkının, taşınmazın başka bir kamu yararına tahsis edilmesi durumunda dahi engellenemeyeceğini savunan ifade yanlıştır; çünkü kanun bu durumda hakkın kullanımını engellemektedir.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesine göre, geri alma hakkının kullanılabilmesi için taşınmazın kamulaştırma amacına uygun kullanılmamasının yanı sıra 'başka bir kamu yararına yönelik ihtiyaca da tahsis edilmemiş olması' gerekir. Eğer idare, beş yıl içinde taşınmazı ilk amacından farklı fakat başka bir kamu yararı için kullanmaya karar verirse, malikin geri alma hakkı ortadan kalkar. Ayrıca geri alma hakkı mutlak bir hak değil, kanuni şartların gerçekleşmesine bağlı bir haktır.

Adım Adım Çözüm

1
Kamulaştırma Kanunu Madde 23'teki geri alma şartlarını analiz et.
Geri alma hakkı, taşınmazın kesinleşen kamulaştırma tarihinden itibaren 5 yıl içinde kullanılmaması durumunda doğar.
Hakkın doğumu için gerekli olan süreyi ve şartı belirlemek.
2
Geri alma hakkının istisnalarını incele.
Taşınmazın başka bir kamu yararına yönelik ihtiyaca tahsis edilmesi veya belirli büyük projeler kapsamında olması durumunda bu hak kullanılamaz.
İdarenin kamu yararı konusundaki süreklilik ve esneklik yetkisini anlamak.
3
Hakkın hukuki niteliğini değerlendir.
Geri alma hakkı bir mutlak hak değil, şartlara bağlı bir 'yenilik doğuran hak'tır.
Hukuki terminolojideki hatayı tespit etmek.
4
Seçenekteki 'engellenemez' ifadesi ile kanun metnini karşılaştır.
Kanun metni açıkça 'kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek lüzumsuz bir hale terk edilirse' şartını aradığı için, başka amaçla kullanım hakkı engeller.
Hukuki yanlışlığın temelini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Kamulaştırmada Geri Alma Hakkı ve İstisnaları

İpuçları

1
Geri alma hakkının kullanılabilmesi için taşınmazın idarece 'hiçbir şekilde' kamu yararı için kullanılmıyor olması gerekir.
2
İdare, kamulaştırdığı bir alanı okul yapmak yerine park yaparsa ve bu durum kamu yararı taşıyorsa malik taşınmazı geri alabilir mi?

Daha Fazla Pratik

İstimval ve Geçici İşgal arasındaki farkları belirleyen bir soru çözerek kavramsal ayrımı güçlendirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 50Soru →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında, görev başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında uygulanan "görevden uzaklaştırma" tedbiri; disiplin kovuşturması veya ceza kovuşturması sebepleriyle başlatılabilmektedir. Kanun koyucu, bu ihtiyati tedbirin süresi ve denetimi hususunda, tedbirin dayandığı sebebe göre farklı prosedürler öngörmüştür.

Buna göre, bir devlet memuru hakkında yürütülen ceza kovuşturması nedeniyle uygulanan görevden uzaklaştırma tedbiriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Memurun durumunun, yetkili amir tarafından her iki ayda bir incelenerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verilmesi zorunludur.

Cevap

Ceza kovuşturması nedeniyle görevden uzaklaştırılan memurun durumu yetkili amir tarafından her iki ayda bir incelenerek karara bağlanmalıdır.
Doğru seçenek, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 145145. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan açık hükmü yansıtmaktadır. Kanuna göre, ceza kovuşturması nedeniyle görevden uzaklaştırma tedbiri uygulandığında, bu tedbirin devamının gerekip gerekmediği yetkili amir tarafından her iki ayda bir incelenmeli ve ilgiliye tebliğ edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Görevden uzaklaştırma tedbirinin hangi sebeple (disiplin mi ceza mı) başlatıldığını tespit edin.
Soru kökünde "ceza kovuşturması" vurgulanmıştır.
Kanun, disiplin ve ceza süreçleri için farklı süre kuralları belirlemiştir.
2
657657 sayılı Kanun'un 145145. maddesindeki süre ve inceleme şartlarını analiz edin.
Disiplin soruşturmasında en çok 33 ay; ceza kovuşturmasında ise her iki ayda bir inceleme kuralı mevcuttur.
Ceza davaları disiplin soruşturmalarına göre çok daha uzun sürebileceği için kanun koyucu mutlak bir üst sınır yerine periyodik denetim mekanizması öngörmüştür.
3
Mali haklarla ilgili madde 141141 hükmünü değerlendirin.
Kesintinin 1/31/3 oranında olduğu ve 2/32/3 ödeme yapıldığı sonucuna ulaşın.
Yanlış seçeneklerdeki "yarım aylık" bilgisini elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Görevden Uzaklaştırma Tedbiri ve Süreleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 51Soru →

İdare hukukunda idari işlemlerin "yetki" unsuru bağlamında başvurulan yetki devri ile imza devri arasındaki farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yetki devri kapsamında yapılan işlemlerden kaynaklanan hukuki sorumluluk yetkiyi devreden makama ait olmaya devam ederken, imza devrinde sorumluluk imzayı atan kişiye geçer.

Cevap

Yetki devrinde sorumluluğun devredene, imza devrinde ise imzayı atana ait olduğunu belirten ifade yanlıştır; hukuki gerçek bunun tam tersidir.
Doğru yanıt olan sorumluluğa ilişkin ifade yanlıştır çünkü idare hukukunda yetki ve sorumluluk paralel gider. Yetki devrinde kullanım hakkı devralana geçtiği için yapılan işlemlerden doğan sorumluluk da artık devralan makama aittir. İmza devrinde ise yetki aslında devredilmemekte, sadece belgenin fiziksel olarak imzalanması için ast görevlendirilmektedir; bu nedenle asıl sorumluluk yetki sahibi amirin üzerinde kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Yetki devri ve imza devrinin 'yetki' ve 'sorumluluk' üzerindeki etkilerini analiz et.
Yetki devri yetkiyi ve sorumluluğu devralana geçirirken, imza devri sadece imza atma yetkisini verir, sorumluluk devredende kalır.
Yetki ve sorumluluğun paralelliği ilkesi gereği yetki kimdeyse sorumluluk da ondadır.
2
Kurumların süreklilik özelliklerini değerlendir.
Yetki devri nesneldir (makamdan makama), imza devri özneldir (kişiden kişiye).
Amirin değişmesi imza devrini bitirir ancak yetki devrini etkilemez.
3
Seçeneklerdeki 'sorumluluk' vurgusunu kontrol et.
Sorumluluğun devredende kaldığı durumun imza devri, devralana geçtiği durumun yetki devri olduğu saptanır.
Yanlış olan seçeneği belirlemek için bu temel ayrım kullanılır.

Anahtar Kavram

İdari İşlemlerde Yetki ve İmza Devri Ayrımı

İpuçları

1
Yetki kimdeyse sorumluluk da kural olarak ondadır.
2
Amir değiştiğinde sona eren işlem hangisiydi? Bu, işlemin kişisel olup olmadığını gösterir.
3
Yetki devri için mutlaka bir kanun maddesi gerekirken, imza devri idarenin iç çalışma düzenidir.

Daha Fazla Pratik

Yetki devrinin hangi durumlarda kısmen veya tamamen yapılamayacağını (yasak alanlar) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru →

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısında "idarenin bütünlüğü" ilkesini hayata geçirmek amacıyla kullanılan hiyerarşi ve idari vesayet makamlarının yetki ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari vesayet ilişkisi yalnızca merkezi yönetimin (başkent ve taşra) yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki denetimini kapsar; kamu tüzel kişiliğine sahip iki farklı yerinden yönetim kuruluşu arasında bu ilişkinin kurulması hukuken mümkün değildir.

Cevap

İdari vesayet denetiminin yalnızca merkezi idare ile yerinden yönetim arasında kurulabileceğini savunan ifade yanlıştır; bu ilişki iki farklı yerinden yönetim kuruluşu arasında da tesis edilebilir.
İdari vesayet yetkisi, sadece merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki denetimini kapsamaz. Her ne kadar en yaygın örneği bu olsa da, ayrı kamu tüzel kişiliğine sahip iki yerinden yönetim kuruluşu arasında da idari vesayet ilişkisi kurulabilir. Örneğin, YÖK ile üniversiteler arasındaki ilişki bu türden bir idari vesayet denetimidir. Bu nedenle, iki yerinden yönetim kuruluşu arasında bu ilişkinin kurulamayacağı ifadesi hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve idari vesayet kavramlarının temel uygulama alanlarını tanımlayın.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler arasındadır.
Denetimin türünü belirleyen temel unsur tüzel kişilik ayrımıdır.
2
İdari vesayet yetkisinin taraflarını (denetleyen ve denetlenen) analiz edin.
Kural olarak denetleyen taraf merkezi idaredir, ancak bu mutlak bir kural değildir.
Bazı hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarının da denetim yetkisi olabilir.
3
Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları arasındaki ilişkileri örneklerle inceleyin.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Üniversiteler arasında bir idari vesayet ilişkisi mevcuttur.
Her iki kurumun da ayrı kamu tüzel kişiliği vardır ve aralarındaki denetim vesayet niteliğindedir.
4
Anayasal ve kanuni sınırları değerlendirerek genel kuralı belirleyin.
İdari vesayet denetimi, 'kamu tüzel kişiliklerinin bütünlüğü' adına farklı kamu tüzel kişileri arasında kurulan genel bir köprüdür.
Merkezi idarenin yerinden yönetim üzerindeki denetimi ana uygulama olsa da kapsam bundan ibaret değildir.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Hiyerarşi ve İdari Vesayet Ayrımı

İpuçları

1
İdari vesayetin taraflarını düşünürken, sadece merkezi yönetimin belediyeler üzerindeki denetimini değil, diğer kamu kurumlarını da hatırlayın.
2
Kamu tüzel kişiliği olan iki farklı kurum arasında hiyerarşi olamayacağına göre, aralarındaki denetim mutlaka idari vesayet olmalıdır. Bu tür kurumlara örnek verebilir misiniz?
3
YÖK ve üniversitelerin her birinin ayrı tüzel kişiliği vardır. YÖK'ün üniversiteler üzerindeki denetim yetkisinin hukuki niteliği nedir?

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet yetkisi kapsamında merkezi idarenin, mahalli idarelerin 'personeli' ve 'organları' üzerindeki (görevden uzaklaştırma gibi) yetkilerini inceleyin.

Alternatif Yöntem

Tüzel kişilik testi yapın: Eğer denetleyen ve denetlenen farklı tüzel kişiliklere sahipse ilişki hiyerarşi olamaz. Bu durumda mutlaka 'idari vesayet' niteliği taşımalıdır (veya hiçbir ilişki yoktur). YÖK ve Üniversiteler gibi örnekler bu genellemeyi doğrular.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 53Soru →

29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri ve idare hukukunun genel ilkeleri dikkate alındığında, idarenin mal edinme yöntemleri ve kamulaştırma süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olağanüstü durumlarda idarenin kamu yararı amacıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların mülkiyetini zorla kazanması için başvurduğu yönteme istimval denir.

Cevap

İdarenin olağanüstü durumlarda taşınmazların mülkiyetini edinmek için istimval yöntemini kullandığına dair ifade yanlıştır; çünkü istimval yalnızca taşınır (menkul) mallar için geçerlidir.
İdare hukukunda 'istimval' yöntemi, olağanüstü durumlarda idarenin kamu yararı amacıyla özel kişilere ait taşınır (menkul) malların mülkiyetini veya taşınmazların kullanımını edinmesi işlemidir. Taşınmaz bir malın mülkiyetinin idareye geçmesi ise ancak 'kamulaştırma' ile mümkündür. Bu nedenle taşınmazların mülkiyetinin istimval yoluyla kazanılacağını belirten ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İstimval kavramının hukuki sınırlarını hatırla.
İstimval; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde idarenin ihtiyaç duyduğu taşınır mallara el koyması yöntemidir.
İstimval ve kamulaştırma arasındaki temel fark, el atılan malın niteliğidir (taşınır vs. taşınmaz).
2
Seçeneklerdeki mülkiyet konusunu analiz et.
Hatalı seçenekte mülkiyeti edinilen varlığın 'taşınmaz' olduğu belirtilmiştir.
Taşınmaz malların mülkiyetinin kamuya geçirilmesi ancak kamulaştırma ile mümkündür.
3
Diğer seçeneklerin hukuki doğruluğunu teyit et.
Bedel tespiti için asliye hukuk mahkemesinin yetkili olması, satın alma usulünün zorunluluğu, kaymakamın onay yetkisi ve 55 yıllık taksit sınırı mevzuata uygundur.
2942 sayılı Kanun ve Anayasa hükümleri bu prosedürleri net bir şekilde tanımlamıştır.

Anahtar Kavram

İstimval ve Kamulaştırma Arasındaki Konu Farkı (Taşınır vs. Taşınmaz)

Daha Fazla Pratik

Acele kamulaştırma ile normal kamulaştırma arasındaki usul farklarını, özellikle mahkemenin 7 günlük süresini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre; hakkında "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası verilmesi teklifiyle disiplin kuruluna sevk edilen bir memurun dosyası incelenmiş ve kurul tarafından bu teklif reddedilmiştir. Kanun'un disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullara ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu aşamadan sonra izlenecek hukuki süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atama yetkili amir, ret kararını izleyen 1515 gün içinde memura başka bir disiplin cezası vermekte serbesttir.

Cevap

Disiplin kurulunun ret kararı üzerine atama yetkili amirin 1515 gün içinde başka bir ceza verme yetkisinin bulunması
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 126. maddesine göre; disiplin kurulları kendilerine gelen ceza tekliflerini ya kabul ederler ya da reddederler. Kurulların kendiliğinden ayrı bir ceza tayin etme yetkisi bulunmamaktadır. Teklifin reddedilmesi durumunda, atama yetkili amirler ret kararını takip eden 15 günlük süre içerisinde memura başka bir disiplin cezası verme konusunda kanunen yetkilendirilmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Disiplin kurulunun yetki sınırlarının belirlenmesi
Kurulun sadece kabul veya ret yetkisi olduğu tespit edilir.
657657 sayılı Kanun'un 126126. maddesine göre kurullar ceza tayini yapamaz, sadece teklifi değerlendirir.
2
Ret kararı sonrası yetki devrinin incelenmesi
Disiplin kurulunun reddi sonrası yetkinin atama yetkili amire döndüğü görülür.
Disiplin otoritesinin korunması ve sürecin sonuçlandırılması için kanun bu yetkiyi amire bırakmıştır.
3
Yasal sürenin ve işlemin niteliğinin teyit edilmesi
Amirin başka bir ceza verebilmesi için tanınan sürenin 1515 gün olduğu belirlenir.
Hukuki belirlilik ilkesi gereği idarenin işlem yapma süresi kanunla sınırlandırılmıştır.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezası Vermeye Yetkili Amir ve Kurulların Görev Alanları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru →

Bir kamu kurumu tarafından yürütülen ve hukuka tamamen uygun olan bir bayındırlık faaliyeti neticesinde; idarenin herhangi bir ihmali, gecikmesi veya teknik hatası (kusuru) bulunmamasına rağmen, bu faaliyetten dolayı bir vatandaşın mülkiyet hakkının kullanımının orantısız şekilde kısıtlanması ve genel kamuya oranla özel, ağır bir zarara uğraması durumunda idarenin bu zararı tazmin etmesi gerekir.

Bu hukuki durum, idarenin kusursuz sorumluluk hallerinden hangisi ile ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Cevap

Kamu külfetleri karşısında eşitlik (Fedakârlığın Denkleştirilmesi) ilkesi
İdarenin kusursuz sorumluluğunun bir türevi olan Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik ilkesi, idarenin tamamen hukuka uygun bir faaliyetinden (örneğin yol yapımı veya baraj inşası) dolayı bir kişinin mülkiyet veya kazanç kaybına uğraması durumunda, bu 'özel' zararın toplumun tamamı tarafından (idare aracılığıyla) karşılanması gerektiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin niteliğini analiz etme
İşlemin 'hukuka uygun' olduğu ve herhangi bir 'hizmet kusuru' bulunmadığı tespit edilir.
Sorumluluk türünü (kusurlu veya kusursuz) belirlemek için temel ayrım noktasıdır.
2
Zararın niteliğini değerlendirme
Zararın genel toplumu değil, 'belirli bir kişi veya grubu' etkileyen 'özel ve ağır' bir zarar olduğu görülür.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesinin uygulanabilmesi için zararın anonim değil, spesifik olması gerekir.
3
Kusursuz sorumluluk türlerini karşılaştırma
Hukuka uygun faaliyetten doğan özel zararların tazmini, toplumun tümünün yararlandığı bir hizmetin külfetine tek bir kişinin katlanmaması gerektiği ilkesine (Fedakârlığın Denkleştirilmesi) dayanır.
Diğer kusursuz sorumluluk ilkeleri (Risk ve Sosyal Risk) farklı olay örgülerine (tehlike veya terör) odaklanır.

Anahtar Kavram

Fedakârlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

İpuçları

1
İdari işlem hukuka tamamen uygunsa, burada 'kusura' dayalı bir sorumluluktan söz edilemez.
2
Zarar gören kişinin, toplumun genelinin yararlandığı bir hizmet yüzünden 'özel olarak' mağdur edilmesi durumuna odaklanın.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran mücbir sebep ve beklenmedik olay (casus) farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru →

19821982 Anayasası'nın 127127. maddesinde yer alan mahalli idareler rejimi ve bu idarelerin organlarının seçilme/görevden uzaklaştırılma usulleri dikkate alındığında; mahalli idare organlarının "organlık sıfatını kaybetmeleri" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organlarını veya bu organların üyelerini, yargı kararı kesinleşinceye kadar İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırabilir.

Cevap

Anayasa uyarınca mahalli idare organlarının görevleri ile ilgili bir suç nedeniyle uzaklaştırılma yetkisi geçici olarak İçişleri Bakanı'na aittir; ancak organlık sıfatının kaybı kararı yargı (Danıştay) tarafından verilir.
Anayasa'nın 127127. maddesi, mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetimin yargı yolu ile yapılacağını hükme bağlar. Ancak, görevle ilgili bir suç nedeniyle hakkında soruşturma/kovuşturma açılan kişilerin İçişleri Bakanı tarafından 'geçici bir tedbir' olarak görevden uzaklaştırılabileceğine izin verir. Bu ifade Anayasa metniyle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 127127. maddesindeki mahalli idare güvencesini analiz et.
Seçilmiş organların organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetimin 'yargı yolu ile' olacağı hükmüne ulaşılır.
Mahalli idarelerin özerkliğini korumak için organlık sıfatının kaybı idarenin inisiyatifinden çıkarılmıştır.
2
Geçici tedbir ve kesin işlem ayrımını yap.
İçişleri Bakanı'nın yetkisi sadece 'geçici uzaklaştırma' (tedbir) ile sınırlıdır.
Soruşturma ve kovuşturma sürecinde kamu hizmetinin selameti için idareye geçici bir yetki tanınmıştır.
3
Yetkili yargı merciini belirle.
Belediye Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca belediye başkanlığı ve meclis üyeliğinin düşmesine Danıştay karar verir.
Mahalli idarelerin merkezi idare karşısındaki hukuki güvencesi Danıştay denetimiyle sağlanır.

Anahtar Kavram

Mahalli İdarelerin Organlık Güvencesi ve İdari Vesayet

İpuçları

1
Anayasa'nın 127127. maddesinde 'yargı yolu' vurgusuna dikkat edin.
2
İçişleri Bakanı'nın yetkisinin 'kesin' mi yoksa 'geçici' mi olduğunu sorgulayın.
3
Mahalli idare organlarının sıfatını kaybetmesinde son sözü söyleyen kurum Danıştay'dır; ancak soruşturma aşamasında Bakanın bir ara yetkisi vardır.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ve İl Genel İdaresi arasındaki farkları ve her birinin organlarını (Vali, İl Genel Meclisi, İl Encümeni) tablo halinde çalışarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 57Soru →

İdare hukukunda, bir idari işlemin dış dünyada büründüğü kalıbı, işlemin yapılış tarzını ve izlenen yöntemleri (yazılılık, imza, gerekçe vb.) ifade eden idari işlem unsuru aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şekil

Cevap

İdari işlemin dış dünyada büründüğü kalıbı ve izlenen yöntemi ifade eden unsur Şekil unsurudur.
İdari işlemin şekil unsuru, işlemin hukuk aleminde varlık kazanması için büründüğü dış kalıbı ve bu süreçte izlenen usulleri ifade eder. Yazılılık, imza, tarih ve gerekçe gibi unsurlar idari işlemin şekil ve usul şartları arasında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tanımı analiz etme
Dış dünya büründüğü kalıp, yapılış tarzı ve izlenen yöntemler (yazılılık, imza vb.) ifadeleri tespit edildi.
Sorunun hangi idari işlem unsurunu tanımladığını anlamak için anahtar kelimeler belirlenmelidir.
2
İdari işlemin unsurlarını karşılaştırma
Yetki makamı, Sebep gerekçeyi, Konu sonucu, Amaç ise hedefi ifade eder. Şekil ise dış görünüş ve usulü ifade eder.
Tanımlanan özelliklerin hangi hukuk kavramıyla eşleştiği saptanmalıdır.

Anahtar Kavram

İdari İşlemin Unsurları (Şekil)
Soru 58Soru →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre, disiplin cezalarına ilişkin zamanaşımı ve itiraz usulleri dikkate alındığında; “kademe ilerlemesinin durdurulması” cezasını gerektiren bir fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren soruşturmaya başlanması gereken azami süre ile bu cezaya karşı yapılacak itirazın sunulacağı mercii aşağıdakilerin hangisinde birlikte ve doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11 ay – Yüksek Disiplin Kurulu

Cevap

Soruşturmaya başlama süresi 11 ay, itiraz mercii ise Yüksek Disiplin Kuruludur.
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği üzere; 657657 sayılı Kanun uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde disiplin soruşturmasına, fiilin öğrenilmesinden itibaren 11 ay içinde başlanmalıdır. Ayrıca bu özel ceza türüne karşı itiraz yolu Yüksek Disiplin Kuruluna açıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiilin türüne göre soruşturma zamanaşımını belirle.
657657 sayılı Kanun m. 127127 uyarınca; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında soruşturmaya başlama süresi 11 aydır.
Kanun, memurluktan çıkarma dışındaki disiplin cezaları için tek bir başlangıç zamanaşımı öngörmüştür.
2
Cezanın türüne göre itiraz mercini tespit et.
657657 sayılı Kanun m. 135135 uyarınca; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı 'Disiplin Kurulu'na, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise 'Yüksek Disiplin Kurulu'na itiraz edilir.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası daha ağır bir yaptırım olduğu için üst kurula itiraz hakkı tanınmıştır.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezalarında Zamanaşımı ve İtiraz Mercileri

İpuçları

1
Memurluktan çıkarma dışındaki tüm cezalar için soruşturmaya başlama süresi aynıdır.
2
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, itiraz merci bakımından uyarma ve kınama cezalarından ayrılır.

Daha Fazla Pratik

Devlet memurluğundan çıkarma cezasında soruşturma ve ceza verme zamanaşımı sürelerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru →

Türk idare hukukunda idarenin bütünlüğünü sağlamak amacıyla kullanılan hiyerarşi ve idari vesayet denetim yetkileri karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir ifade değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşik amir, astın işlemlerini sadece hukuka uygunluk açısından denetleyebilirken; idari vesayet makamı işlemleri hem hukuka uygunluk hem de yerindelik açısından denetleme yetkisine sahiptir.

Cevap

Hiyerarşik amirin sadece hukuka uygunluk denetimi yapabildiğini, buna karşın idari vesayet makamının her iki denetimi de yapabildiğini iddia eden ifade yanlıştır.
Hiyerarşik denetim, üstün ast üzerinde hem hukuka uygunluk hem de yerindelik (kamu yararına uygunluk) denetimi yapmasına olanak tanır. Buna karşılık, idari vesayet denetimi yapan makam, kural olarak sadece hukuka uygunluk denetimi yapabilir; yerindelik denetimi yapabilmesi için kanunda bu konuda açık bir hüküm bulunması gerekir. Bu nedenle, hiyerarşiyi sadece hukukilikle sınırlayan ve vesayeti her iki alanı kapsayacak şekilde tanımlayan ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve idari vesayet arasındaki yetki kapsamını belirle.
Hiyerarşi; hukuka uygunluk ve yerindelik denetimini kapsar. İdari vesayet; kural olarak sadece hukuka uygunluk denetimini kapsar.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde tam denetim sağlarken, vesayet farklı tüzel kişilikler arasındaki özerkliği korumak için kısıtlıdır.
2
Yetkilerin kaynağını kontrol et.
Hiyerarşi genel ve doğal bir yetkidir, kanunda belirtilmesine gerek yoktur. İdari vesayet ise istisnai ve kanuni bir yetkidir.
İdarenin kanuniliği ilkesi gereği farklı tüzel kişilikler üzerindeki denetim açık yetki gerektirir.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu ilkelerle karşılaştır.
İdari vesayetin her zaman yerindelik denetimi yapabileceğini belirten seçeneğin yanlış olduğu görülür.
Vesayet makamının yerindelik denetimi yapması mahalli idarelerin özerkliğine aykırı bir durumdur.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Hiyerarşi ve İdari Vesayet Farkları

İpuçları

1
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içindedir, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler arasındadır.
2
Yerinden yönetim kuruluşlarının (Belediye gibi) özerkliği, merkezi idarenin onlar üzerindeki denetim yetkisini kısıtlar.
3
Hangi denetim türünde 'yerindelik' (işlemin amaca uygunluğu) denetimi yapılabileceğini hatırlayın; hiyerarşi daha geniş kapsamlıdır.

Daha Fazla Pratik

İçişleri Bakanı ile Vali arasındaki ilişki (hiyerarşi) ile İçişleri Bakanı ile Belediye Başkanı arasındaki ilişkiyi (vesayet) somutlaştırarak bu farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 60Soru →

İdare, kamu yararının gerektirdiği durumlarda özel mülkiyette bulunan taşınmazlara kamulaştırma yoluyla el koyabilir. 1982 Anayasası'na göre kural olarak kamulaştırma bedelinin nakden ve peşin ödenmesi gerekse de bazı özel durumlarda bu bedelin taksitlendirilmesine imkân tanınmıştır.

Buna göre, kamulaştırma bedelinin ödenmesi ve taksitlendirilmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğrudan doğruya işletilen toprağın kamulaştırılması halinde, küçük çiftçiye ödenecek bedel projenin maliyeti göz önünde bulundurularak beş yıla kadar taksitlendirilebilir.

Cevap

Doğrudan doğruya işletilen toprağın kamulaştırılması halinde küçük çiftçiye ödenecek bedelin taksitlendirilebileceğini belirten ifade yanlıştır; bu bedel her durumda peşin ödenmelidir.
1982 Anayasası'nın 46. maddesine göre, büyük projeler için taksitlendirme imkanı getirilmiş olsa da, küçük çiftçinin doğrudan doğruya işlediği toprağın kamulaştırma bedeli hiçbir şekilde taksitlendirilemez ve mutlaka peşin olarak ödenir. Bu, küçük çiftçiyi koruyan anayasal bir emirdir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın kamulaştırma bedeline ilişkin genel kuralını belirle.
Genel kural bedelin nakden ve peşin ödenmesidir.
Mülkiyet hakkının korunması gereği idare bedeli ödemeden mülkiyeti devralamaz.
2
Anayasa'daki taksitlendirme istisnalarını kontrol et.
Tarım reformu, enerji, sulama, iskân, kıyıların korunması ve turizm amaçlı kamulaştırmalarda 5 yıla kadar taksit yapılabilir.
Büyük bütçeli projelerin kamu yararını aksatmaması için ödeme kolaylığı sağlanmıştır.
3
Taksitlendirme yapılamayacak 'mutlak peşin ödeme' grubunu tespit et.
Küçük çiftçinin doğrudan doğruya işlediği toprak bedeli bu istisnanın dışındadır.
Anayasa koyucu, küçük çiftçiyi ekonomik olarak korumak amacıyla toprağının bedelinin her koşulda peşin ödenmesini hükme bağlamıştır.

Anahtar Kavram

Kamulaştırma Bedelinin Ödenmesi ve Küçük Çiftçi Güvencesi

İpuçları

1
Kamulaştırmada genel kural bedelin peşin ödenmesidir, ancak bazı büyük projelerde 5 yıla kadar taksit yapılabilir.
2
Anayasa, sosyal devlet ilkesi gereği küçük toprak sahiplerini büyük projelere karşı korur.
3
Küçük çiftçinin bizzat işlediği toprağın bedeli, proje ne kadar büyük olursa olsun taksitlendirilemez.

Daha Fazla Pratik

Kamulaştırma süreci ile olağanüstü durumlarda başvurulan 'istimval' (taşınır mal edinme) arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
ÖncekiSayfa 3 / 31Sonraki
İdare Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 3 | Examkin