Aile Hukuku

89 soru

Soru 41Soru

20152015 yılında evlenen ve aralarında herhangi bir mal rejimi sözleşmesi yapmamış olan eşlerden Ahmet'e, 20222022 yılında vefat eden babasından miras yoluyla bir adet taşınmaz kalmıştır. 47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, yasal mal rejimi hükümleri çerçevesinde miras kalan bu taşınmazın hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet'in kişisel malıdır.

Cevap

Miras yoluyla elde edilen taşınmaz, Türk Medeni Kanunu'na göre eşin kişisel malı olarak kabul edilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 220220. maddesinin 22. bendi uyarınca, bir eşin miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, o eşin kişisel malı sayılır. Olayda Ahmet'e babasından miras kaldığı belirtildiğinden, bu taşınmaz doğrudan kişisel mal statüsündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşler arasındaki yasal mal rejimini tespit etmek
20152015 yılındaki evlilikte sözleşme yapılmadığı için 'Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi' geçerlidir.
11 Ocak 20022002 tarihinden itibaren evlenen eşler aksini kararlaştırmadıkça bu rejime tabidir.
2
Taşınmazın edinilme şeklini incelemek
Taşınmaz babadan 'miras' yoluyla kalmıştır.
Kazanımın karşılıklı mı yoksa karşılıksız mı (bağış/miras) olduğunu belirlemek hukuki nitelik için kritiktir.
3
Kanun maddesini uygulamak
TMK Madde 220/2220/2 uyarınca miras yoluyla geçen mallar kişisel maldır.
Kanun, miras ve her türlü karşılıksız kazanmayı açıkça kişisel mal grubuna dahil etmiştir.

Anahtar Kavram

Miras ve karşılıksız kazanmaların kişisel mal sayılması kuralı

İpuçları

1
Eşin çalışarak aldığı maaş ile babasından kalan mirasın mal rejimindeki farkını düşünün.
2
Miras ve bağışlar gibi 'karşılıksız' yollarla gelen mallar genellikle hangi kategoride yer alır?

Daha Fazla Pratik

Miras kalan bu taşınmazın evlilik birliği içinde elde edilen 'kira gelirlerinin' hangi mal grubuna (kişisel/edinilmiş) gireceğini inceleyin.

Alternatif Yöntem

TMK Madde 220220 (Kişisel Mallar) ve Madde 219219 (Edinilmiş Mallar) listelerini karşılaştırarak mirası hangi grupta bulacağınızı kontrol edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 42Soru

Ayşe, eşi Barış’ın evlilik birliği devam ederken küçük düşürücü bir suç işlediğini olaydan 22 yıl sonra tesadüfen öğrenmiştir. Ayşe, bu durumu öğrenmesinin üzerinden 88 ay geçtikten sonra "suç işleme" özel sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır. Barış ise davanın kanuni süreler geçtikten sonra açıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suç işleme sebebine dayalı boşanma davası açma hakkı herhangi bir hak düşürücü süreye tabi tutulmadığı için Ayşe'nin davası süresinde açılmıştır.

Cevap

Suç işleme sebebine dayalı boşanma davası açma hakkı herhangi bir hak düşürücü süreye tabi tutulmadığı için davanın süresinde açıldığı kabul edilmelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 163163. maddesine göre; eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi halinde, diğer eş bu sebeple onunla birlikte yaşamasının kendisinden beklenemeyeceği durumda her zaman boşanma davası açabilir. Bu maddede, zina (161/2161/2), hayata kast ve pek kötü davranış (162/2162/2) maddelerinde yer alan 'öğrenmeden itibaren 66 ay ve her halde 55 yıl' şeklindeki hak düşürücü süreler öngörülmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki boşanma sebebinin türünü ve kanuni dayanağını belirlemek.
Eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 163163. maddesinde düzenlenen özel bir boşanma sebebidir.
Dava şartları ve süreleri, boşanma sebebinin özel veya genel olmasına göre değişkenlik gösterir.
2
Seçilen boşanma sebebi için kanunda öngörülen dava açma sürelerini kontrol etmek.
TMK m. 163163 uyarınca; suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinde, zina (161161) veya hayata kast (162162) maddelerinin aksine herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
Kanun koyucu, bu tür davranışların evlilik birliği üzerindeki olumsuz etkisinin devamlılığını göz önüne alarak eşe 'her zaman' dava açma hakkı tanımıştır.
3
Olaydaki zaman dilimlerini (8 ay ve 2 yıl) bu kurala göre değerlendirmek.
Ayşe'nin öğrenmeden itibaren 88 ay sonra dava açması, kanunda bir süre sınırı bulunmadığı için davanın reddini gerektirmez.
Hak düşürücü süre bulunmayan hallerde, sebep varlığını ve çekilmezlik unsurunu koruduğu müddetçe dava açılabilir.

Anahtar Kavram

Özel Boşanma Sebeplerinde Hak Düşürücü Süreler

Alternatif Yöntem

Özel boşanma sebeplerini 'mutlak' ve 'nispi' olarak ayırarak, nispi olan suç işleme sebebinin doğası gereği süreye değil 'birlikte yaşamanın beklenemezliği' kriterine tabi olduğunu hatırlamak bir çözüm yoludur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru

Türk Medeni Kanunu'nun boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin hükümleri uyarınca; yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tazminat yükümlülüklerinin hukuki nitelikleri ile sona erme halleri hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İştirak nafakası, alacaklı eşin yoksulluğunun ortadan kalkması veya yeniden evlenmesi hallerinde kendiliğinden sona erer ve çocuğun ergin olmasına kadar geçecek süre için yoksulluk nafakasına dönüşür.

Cevap

İştirak nafakasının alacaklı eşin yoksulluğunun kalkmasıyla sona ereceği ve yoksulluk nafakasına dönüşeceği ifadesi yanlıştır.
Doğru cevap olan seçenek yanlıştır çünkü iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası birbirine dönüşen kurumlar değildir. İştirak nafakası çocuğun ergin olmasına kadar devam eder ve velayeti alan eşin yoksulluğunun kalkması veya yeniden evlenmesi bu nafakayı kendiliğinden sona erdirmez. Ayrıca kanuna göre yoksulluğun ortadan kalkması durumu nafakanın kendiliğinden değil, ancak mahkeme kararıyla kaldırılmasına imkan tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Nafaka türlerinin (yoksulluk ve iştirak) temel amaçlarını ve alacaklılarını belirlemek.
Yoksulluk nafakası boşanan eşin geçimi için (kendisi adına), iştirak nafakası ise müşterek çocuğun bakım ve eğitimi için (çocuk adına) verilir.
İki nafaka türü arasındaki hukuki mahiyet farkını ortaya koymak için.
2
Nafakaların sona erme usullerini (kendiliğinden kalkma vs. mahkeme kararıyla kaldırılma) TMK madde 176/3 çerçevesinde incelemek.
Yeniden evlenme (resmi) ve ölüm halleri nafaka ve maddi tazminatı kendiliğinden sona erdirirken; fiilen evli gibi yaşama, haysiyetsiz hayat ve yoksulluğun ortadan kalkması durumlarında nafakanın kaldırılması için mutlaka mahkeme kararı (dava) gerekir.
Kanunun öngördüğü usuli ayrımı netleştirmek için.
3
Kusur ilkesinin nafakalar üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Yoksulluk nafakası için 'kusuru daha ağır olmama' şartı aranırken; iştirak nafakası çocuğun menfaatiyle ilgili olduğundan tarafların kusurundan bağımsızdır.
Hangi nafaka türünde kusur araştırması yapılacağını saptamak için.

Anahtar Kavram

Boşanmanın Mali Sonuçları: Nafaka Türleri ve Sona Erme Usulleri

Daha Fazla Pratik

Boşanmanın mali sonuçlarından biri olan 'mal rejiminin tasfiyesi' ile tazminat alacakları arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru

Merve ve Caner arasındaki şiddetli geçimsizlik nedeniyle Merve tarafından açılan boşanma davası, 1212 Şubat 20232023 tarihinde mahkemece reddedilmiş ve bu karar 2020 Mart 20232023 tarihinde kesinleşmiştir. Bu tarihten itibaren taraflar farklı şehirlerde yaşamaya başlamış; ancak 1515 Ağustos 20242024 tarihinde çocuklarının düğünü sebebiyle bir araya gelerek üç gün boyunca aynı otelde konaklamışlar ve ailevi meseleleri görüşmüşlerdir. Merve, 55 Nisan 20262026 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 166166. maddesinin son fıkrasına (fiili ayrılık) dayanarak tekrar boşanma davası açmıştır. Bu davanın sonucu ve hukuki gerekçesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dava kabul edilmelidir; zira üç yıllık süre dolmuştur ve sosyal amaçlı bir araya gelmeler ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez.

Cevap

Dava kabul edilmelidir; zira üç yıllık yasal süre dolmuştur ve çocukların düğünü gibi sosyal nedenlerle bir araya gelinmesi ortak hayatın yeniden kurulması niteliğinde değildir.
Türk Medeni Kanunu m. 166/4166/4 uyarınca; herhangi bir boşanma sebebine dayanılarak açılmış bir davanın reddedilmesi, bu kararın kesinleşmesinden itibaren 33 yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamamış olması halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Olayda 2020 Mart 20232023 tarihinde kesinleşen kararın üzerinden 33 yıldan fazla zaman geçmiştir (55 Nisan 20262026). Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eşlerin sırf çocuklarının düğünü gibi sosyal bir zorunluluk gereği kısa süreliğine bir araya gelmiş olmaları, 'ortak hayatın yeniden kurulduğu' anlamına gelmez. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk davanın kesinleşme tarihini ve başlangıç anını belirle.
2020 Mart 20232023 kesinleşme tarihi, 33 yıllık sürenin başlangıcıdır.
Fiili ayrılık nedenine dayalı davalarda süre davanın reddinden değil, kararın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.
2
Yasal bekleme süresinin dolup dolmadığını hesapla.
2020 Mart 20232023 + 33 yıl = 2020 Mart 20262026. Dava 55 Nisan 20262026'da açıldığı için süre dolmuştur.
Kanun, reddedilen davanın kesinleşmesinden itibaren en az 33 yılın geçmesini şart koşar.
3
Ara dönemdeki etkileşimin 'ortak hayatı kurma' niteliğinde olup olmadığını değerlendir.
Düğün sebebiyle otelde kalınması ortak hayatın kurulması sayılmaz.
Yargıtay içtihatlarına göre evlilik birliğini devam ettirme iradesi taşımayan; çocukları ziyaret, düğün, cenaze gibi sebeplerle kısa süreli bir araya gelmeler ayrılık süresini kesmez.

Anahtar Kavram

Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma (TMK m. 166/4)

Daha Fazla Pratik

Boşanma davasında 'af' kurumunun hangi özel boşanma sebeplerinde hak düşürücü süre etkisi yarattığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 45Soru

Emel, eşi Murat'ın bir başka kişiyle sürekli bir ilişki içerisinde olduğunu 1515 Ağustos 20252025 tarihinde kesin delilleriyle öğrenmiştir. Emel, bu durumu öğrenmesine rağmen evlilik birliğini sürdürmeyi denemiş; taraflar Eylül 20252025 ayı içerisinde birlikte on beş günlük bir tatile çıkmış ve evlilik hayatına devam etmişlerdir. Ancak Murat'ın sadakatsiz tutumunun devam ettiğini gören Emel, 1010 Mart 20262026 tarihinde hem 'zina' özel sebebine hem de 'evlilik birliğinin temelden sarsılması' genel sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri ve yerleşik yargı uygulamaları dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zina özel sebebine dayalı dava hak düşürücü sürenin geçmesi ve 'af' nedeniyle; evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayalı dava ise affedilen olayların boşanma sebebi yapılamayacağı ilkesi uyarınca reddedilmelidir.

Cevap

Zina özel sebebine dayalı dava hem 6 aylık hak düşürücü sürenin geçmesi hem de gerçekleşen af nedeniyle reddedilmeli; aynı olaylar affedildiği için genel boşanma sebebine de dayanak yapılamayacağından o dava da reddedilmelidir.
Doğru cevap, zina davasının hem öğrenmeden itibaren işleyen 66 aylık hak düşürücü sürenin aşılması hem de tarafların öğrenme sonrası tatile çıkmasıyla gerçekleşen af nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ifade eden seçenektir. Ayrıca hukuk genel ilkeleri ve boşanma usulü gereği, affedilmiş bir vakıa artık evlilik birliğini temelden sarsan bir kusur olarak genel boşanma davasında da kullanılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Zina (TMK 161) sebebiyle hak düşürücü süreyi kontrol et.
Öğrenme: 1515 Ağustos 20252025. Dava: 1010 Mart 20262026. 66 aylık süre 1515 Şubat 20262026 tarihinde dolmuştur.
TMK 161/2 uyarınca dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 ay geçmekle düşer.
2
Tarafların tutumunu 'af' (forgiveness) yönünden değerlendir.
Öğrenmeden sonra birlikte tatile çıkılması ve evliliğin sürdürülmesi 'örtülü af' niteliğindedir.
TMK 161/3 uyarınca affeden tarafın dava hakkı yoktur; yargı pratiğinde birlikte tatile çıkma net bir af karinesidir.
3
Genel boşanma sebebi (TMK 166/1) ile ilişkisini kur.
Zina davasında 'affedilen' eylemler, evlilik birliğinin temelden sarsılması davasında kusur olarak tekrar ileri sürülemez.
Yargıtay içtihatlarına göre affedilen olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez; çünkü af, o olaydan kaynaklanan kırgınlığın giderildiği ve ortak hayatın sürdürüleceği iradesini gösterir.

Anahtar Kavram

Boşanma Davasında Af ve Hak Düşürücü Sürelerin Etkisi

Daha Fazla Pratik

Boşanma davalarında 'fiili ayrılık' (TMK 166/4) sebebine dayalı davanın şartlarını ve 3 yıllık sürenin başlangıç anını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 46Soru

Eşiyle yaşadığı şiddetli bir tartışma sonrası ortak konutu 1010 Eylül 20252025 tarihinde terk eden ve bir daha geri dönmeyen (A) hakkında, eşi (B) terk özel boşanma sebebine dayanarak boşanma davası açmak istemektedir. (B), bu süreci usulüne uygun yürütebilmek amacıyla bir avukata danışmıştır.

Buna göre, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca (B)'nin terk sebebine dayalı davasının kabul edilebilmesi için gereken süreler ve usul işlemleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dava açabilmek için ayrılığın en az 44 ay sürmüş olması şartıyla ihtar çekilmeli ve ihtarın tebliğinden itibaren (A)'ya eve dönmesi için en az 22 aylık süre tanınmalıdır.

Cevap

Dava açabilmek için ayrılığın en az 4 ay sürmüş olması şartıyla ihtar çekilmeli ve ihtarın tebliğinden itibaren eşe eve dönmesi için en az 2 aylık süre tanınmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesine göre, terk sebebine dayanarak boşanma davası açılabilmesi için eşlerden birinin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi gerekir. Bu ayrılığın en az altı ay sürmüş olması şarttır. Ancak usul gereği, dördüncü ay bittikten sonra eşe noter veya hakim aracılığıyla 'eve dön' ihtarı gönderilir. İhtarın sonuç doğurması için tebliğden itibaren eşe en az iki aylık bir süre tanınmalıdır. Dolayısıyla toplamda 44 ay (ihtar öncesi) + 22 ay (ihtar sonrası) = 66 aylık bir süreç öngörülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Boşanma sebebinin tespiti ve süre başlangıcı
Olayda 'terk' özel boşanma sebebi (TMK m. 164) söz konusudur; süreler terk tarihi olan 10 Eylül 2025'ten itibaren başlar.
Terk sebebine dayalı dava açılabilmesi için kanunda öngörülen asgari ayrı kalma ve ihtar sürelerinin hesaplanması gerekir.
2
İhtar için gereken asgari sürenin kontrolü
Eşin evi terk etmesinden itibaren en az 44 ay geçmeden ihtar çekilemez.
Kanun koyucu, eşe geri dönmesi için düşünme süresi tanımış ve ihtarın erkenci olmasını yasaklamıştır.
3
İhtar sonrası bekleme süresinin kontrolü
İhtar tebliğ edildikten sonra eşe eve dönmesi için en az 22 ay süre verilir.
Dava açma hakkı, ancak ihtardaki bu iki aylık sürenin sonuçsuz kalmasıyla doğar.

Anahtar Kavram

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Usulü ve Süreler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Caner ile Elif evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık süresince Caner, Elif’e yatırım yapması amacıyla oldukça değerli bir altın külçesi hediye etmiş; ayrıca Elif’in babası da Caner’e kıymetli bir kol saati takmıştır. Bir süre sonra taraflar arasında çıkan anlaşmazlık üzerine Caner, hiçbir haklı sebep göstermeksizin nişanı bozduğunu açıklamıştır.

Buna göre, nişanın bozulmasının hukuki sonuçları ile ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Caner, Elif’e verdiği altın külçesinin iadesini talep edebilmek için nişanı bozmada Elif'in kusurlu olduğunu ispatlamak zorundadır.

Cevap

Hediye iadesi talebi için karşı tarafın kusurlu olması gerektiğini belirten seçenek yanlıştır; zira mutad dışı hediyelerin iadesinde kusur aranmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiğinde, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babaların diğer nişanlıya vermiş oldukları mutad (alışılmış) dışı hediyelerin iadesi talep edilebilir. Bu iade davasında tarafların kusuru aranmaz; nişanın bozulmuş olması iade yükümlülüğünün doğması için yeterlidir. Dolayısıyla Elif'in kusurunun ispatlanması gerektiği yönündeki ifade hukuki bir hata içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hediye iadesi hukuksal niteliğini belirleme
TMK m. 122'ye göre nişanlılık evlenme dışı bir sebeple sona ererse hediyeler iade edilmelidir.
Hediye iadesi, evlenme beklentisinin boşa çıkması temeline dayanır.
2
Kusur şartının varlığını kontrol etme
Mutad dışı hediyelerin iadesinde tarafların kusuruna bakılmamaktadır.
Maddi ve manevi tazminatın aksine, hediye iadesinde kusur ilkesi değil sebepsiz zenginleşmeye benzer bir iade mantığı hakimdir.
3
Diğer hakları ve zamanaşımını teyit etme
Maddi/manevi tazminat için kusur şartken, tüm davalarda zamanaşımı 1 yıldır.
Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümleri (m. 120-123) bu ayrımı net yapmaktadır.

Anahtar Kavram

Nişanın bozulmasında mutad dışı hediyelerin iadesinin kusur şartına bağlı olmaması (TMK m. 122).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru

Kendisine ve ailesine yönelik ağır ve yakın bir tehlike oluşturacak tehditler (ikrah) altında, istemediği bir kişiyle evlenmek zorunda kalan bir eş, bu baskı ortamı tamamen ortadan kalktıktan sonra söz konusu evliliği sona erdirmek istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, bu durumdaki eşin başvurabileceği hukuki yol ve süre sınırlaması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evlilik nisbi butlanla sakattır; eş, korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak 6 ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden 5 yıl içinde dava açmalıdır.

Cevap

Evliliğin ikrah (korkutma) nedeniyle sakat olduğu durumlarda nisbi butlan yaptırımı uygulanır ve dava açma süresi korkunun etkisinin kalkmasından itibaren 6 ay, her durumda ise evlenmeden itibaren 5 yıldır.
Türk Medeni Kanunu'nun 151. maddesine göre, kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namusuyla ilgili ağır ve yakın bir tehlikeyle korkutularak evlenmeye razı edilen eş, evlenmenin iptalini (nisbi butlan) isteyebilir. Kanun'un 152. maddesi ise bu davanın, korkunun etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren 6 ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden 5 yıl geçmesiyle düşeceğini belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki sakatlık türünün belirlenmesi
İrade sakatlığı (İkrah/Korkutma)
Kişinin iradesi dışında bir tehdit altında evlenmesi, TMK m. 151 kapsamında bir irade sakatlığıdır.
2
Yaptırım türünün tespiti
Nisbi Butlan (İptal edilebilirlik)
İrade sakatlıkları (yanılma, aldatma, korkutma) evliliğin nisbi butlanla sakatlanmasına yol açar.
3
Hak düşürücü sürelerin kontrolü
6 ay ve 5 yıl
TMK m. 152 uyarınca iptal davası açma hakkı, korkunun etkisinin kalkmasından itibaren 6 ay ve her halde evlenmeden itibaren 5 yıldır.

Anahtar Kavram

İkrah (Korkutma) Nedeniyle Evliliğin Nisbi Butlanı ve Hak Düşürücü Süreler
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 49Soru

Ayırt etme gücüne sahip 17 yaşındaki (A) ile (B), (A)’nın yasal temsilcisinin rızası ile nişanlanmışlardır. Nişanlılık süresince (B)’nin annesi (M), (A)’ya aile yadigarı olan ve maddi değeri oldukça yüksek bir pırlanta gerdanlığı nişan hediyesi olarak takmıştır. (A) ise (B)’ye bir kol saati hediye etmiştir. Bir süre sonra (B), başka birine aşık olduğu için nişanı haklı bir sebep olmaksızın bozmuştur. Nişanın bozulmasından itibaren 8 ay geçmiştir. Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anne (M), pırlanta gerdanlığın iadesini bizzat (A)’dan talep edebilir; bu talebin kabulü için (B)’nin nişanın bozulmasında kusurlu olup olmaması önem taşımaz.

Cevap

Annenin, pırlanta gerdanlığın iadesini nişanı bozanın kusur durumuna bakılmaksızın doğrudan diğer nişanlıdan talep edebileceğini belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler iade edilir. Bu iade talebi için tarafların kusurlu olması şart değildir; nişanı haksız bozan taraf bile verdiği mutat dışı hediyeleri geri isteyebilir. Olayda pırlanta gerdanlık mutat dışı olduğu için annesi (M) bunu iade süresi (1 yıl) içinde talep edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Nişanlılığın geçerliliğini ve tarafların ehliyet durumunu analiz etmek
Ayırt etme gücüne sahip 17 yaşındaki küçüğün yasal temsilci rızasıyla yaptığı nişanlanma hukuken geçerlidir.
TMK ve doktrin uyarınca sınırlı ehliyetsizler yasal temsilci izniyle evlenme vaadinde bulunabilirler.
2
Hediyelerin niteliğini ve iade koşullarını belirlemek
Pırlanta gerdanlık 'mutat dışı', kol saati ise 'mutat' (alışılmış) hediye niteliğindedir.
Ekonomik değeri yüksek ve olağan dışı hediyelerin iadesi TMK 122 kapsamında zorunludur.
3
Dava hakkı ve kusur ilişkisini değerlendirmek
Nişan hediyelerinin iadesi davasında davacının veya davalının kusurlu olması iadeye engel teşkil etmez.
TMK 122, tazminat davalarının aksine (TMK 120-121) iadeyi kusur şartına bağlamamıştır.
4
Zamanaşımı süresini kontrol etmek
Nişanın bozulmasından itibaren geçen 8 aylık süre, kanuni sürenin içindedir.
TMK 123 uyarınca nişanlılıktan doğan dava hakları 1 yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Anahtar Kavram

Nişan hediyelerinin iadesinde kusur şartının aranmaması ve ana-babanın dava hakkı

Alternatif Yöntem

TMK 122'deki iade kuralını 'aynen iade', mümkün değilse 'sebepsiz zenginleşme' (mislen/nakden iade) prensibiyle eşleştirerek çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 50Soru

Evli olan (A) ve (B) çiftinden (A), ailenin günlük mutfak ve gıda ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mahalledeki bir marketten veresiye alışveriş yapmıştır. (B), bu harcamadan haberdar olmadığını ve (A)'ya bu konuda bir yetki vermediğini ileri sürerek borcun ödenmesinden sorumlu olmadığını iddia etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu hukuki uyuşmazlıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailenin sürekli ihtiyaçları kapsamında yapılan bu işlemden dolayı (A) ve (B), üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur.

Cevap

Ailenin sürekli ihtiyaçları kapsamında yapılan bu işlemden dolayı eşlerin üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olduğunu belirten ifade doğrudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesine göre, eşlerden her biri ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil edebilir. Aynı kanunun 189. maddesi uyarınca, birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Olaydaki gıda alışverişi sürekli ihtiyaç kapsamında olduğundan, eşlerin bu borçtan birlikte (müteselsilen) sorumlu olması hukuki bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
İhtiyacın niteliğini belirle.
Mutfak ve gıda harcamaları, ailenin 'sürekli ihtiyaçları' (TMK m. 188/1) kapsamına girer.
Kanun, ailenin idamesi için gereken düzenli harcamaları sürekli ihtiyaç olarak tanımlar.
2
Temsil yetkisini kontrol et.
Eşlerden her biri, sürekli ihtiyaçlar için tek başına temsil yetkisine sahiptir; diğer eşin rızası aranmaz.
Evlilik birliğinin işleyişini kolaylaştırmak amacıyla kanun koyucu bu yetkiyi her iki eşe de tanımıştır.
3
Sorumluluk türünü belirle.
Temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olur (TMK m. 189/1).
Müteselsil sorumluluk gereği alacaklı, borcun tamamını eşlerden herhangi birinden talep edebilir.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinin Temsili ve Müteselsil Sorumluluk
Soru 51Soru

(A) ve (B) evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık süresince (A)’nın babası, (B)’ye değeri oldukça yüksek bir gayrimenkulün mülkiyetini devretmiştir. Ayrıca (A) da (B)’ye piyasa değeri yüksek bir kol saati hediye etmiştir. Bir süre sonra (B), (A)’yı başka birisiyle aldattığı için nişan (A) tarafından haklı sebeple bozulmuştur. Nişanın bozulmasından 6 ay sonra (A), (B)’den kol saatinin iadesini ve uğradığı manevi çöküntü nedeniyle tazminat talep etmektedir. (A)’nın babası ise gayrimenkulün iadesini istemektedir. Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kol saati ve gayrimenkul alışılmışın dışındaki hediyelerden sayıldığı için, kusur durumuna bakılmaksızın bu hediyelerin iadesi talep edilebilir.

Cevap

Alışılmışın dışındaki hediyelerin (mutat dışı) iadesinde tarafların kusuruna bakılmaksızın iade talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesine göre, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiğinde, nişanlıların birbirlerine veya ana-babalarının diğer nişanlıya verdikleri alışılmışın dışındaki (mutat dışı) hediyeler geri istenebilir. Bu iade talebi kusur şartına bağlı değildir; zira hediyelerin iadesinin amacı sebepsiz zenginleşmenin önlenmesidir. Olayda gayrimenkul ve değerli kol saati mutat dışı niteliktedir ve iadesi istenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hediyelerin niteliğini belirle
Gayrimenkul ve yüksek değerli kol saati 'mutat dışı' (alışılmışın dışında) hediye olarak nitelendirilir.
Günün ekonomik koşullarına ve tarafların mali durumuna göre yüksek değerli eşyalar mutat dışı kabul edilir.
2
Hediyelerin iadesi için kusur şartını değerlendir
Hediyelerin iadesini düzenleyen TMK m. 122 uyarınca, iade için tarafların kusurlu olması gerekmez.
Hediyelerin iadesinin temel mantığı, hediyelerin veriliş amacı olan evliliğin gerçekleşmemesidir; bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
3
Tazminat ve zamanaşımı koşullarını kontrol et
Manevi tazminat için kusur şarttır (TMK m. 121), zamanaşımı ise 1 yıldır (TMK m. 123).
Olayda (A) haklı sebeple bozduğu için tazminat isteyebilir ve süre (6 ay) zamanaşımı sınırı içindedir.

Anahtar Kavram

Nişan hediyelerinin iadesi ve kusur şartı
Soru 52Soru

Eşi (A)'nın kronik bir akıl hastalığına yakalandığını ve bu durumun iyileşmesine imkan olmadığını resmi sağlık kurulu raporuyla belgeleyen (B), bu durumu gerekçe göstererek boşanma davası açmayı düşünmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, 'akıl hastalığı' özel sebebine dayalı bir boşanma davasında hakim tarafından boşanmaya karar verilebilmesi için aşağıdaki şartlardan hangisinin gerçekleşmiş olması zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akıl hastalığının diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirmiş olması

Cevap

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için hastalığın iyileşmezliğinin resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesinin yanı sıra bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirmiş olması şarttır.
Türk Medeni Kanunu m. 165 uyarınca, akıl hastalığı nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için hastalığın iyileşmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi ve bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirmiş olması gerekir. Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şartı arandığı için bu sebep 'nispi' bir boşanma sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
Boşanma sebebinin türünü belirle
Akıl hastalığı (TMK m. 165), kanunda sayılan özel bir boşanma sebebidir.
Özel boşanma sebepleri kanunda sınırlı sayıda sayılmıştır.
2
Sebebin mutlak mı yoksa nispi mi olduğunu analiz et
Akıl hastalığı 'nispi' bir boşanma sebebidir.
Nispi sebeplerde sadece olayın varlığı yeterli olmayıp, bu durumun ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediğinin hakim tarafından incelenmesi gerekir.
3
Kanuni şartları kontrol et
Hastalığın iyileşmez olduğunun resmi sağlık kurulu raporuyla tespiti ve 'çekilmezlik' şartının gerçekleşmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesi açıkça bu iki şartın birlikte gerçekleşmesini aramaktadır.

Anahtar Kavram

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma, özel ve nispi bir boşanma sebebidir; resmi rapor ve çekilmezlik şartları birlikte aranır.

Daha Fazla Pratik

Diğer nispi boşanma sebepleri olan 'suç işleme' ve 'haysiyetsiz hayat sürme' durumlarında çekilmezlik şartının nasıl uygulandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 53Soru

Evli olan (A)(A), eşi (B)(B)'nin uzun süredir kayıp olması ve kendisinden haber alınamaması üzerine, gaiplik kararı almaksızın (C)(C) ile yetkili evlendirme memuru önünde usulüne uygun şekilde evlenmiştir. Bir süre sonra (A)(A)'nın önceki evliliğinin halen devam ettiği anlaşılmıştır.

Bu hukuki tabloya ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca yapılabilecek aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapılan ikinci evlilik mutlak butlanla sakattır; ancak önceki evliliğin sona ermiş olması durumunda, ikinci evlenmede (C)(C) iyiniyetli ise evliliğin butlanına karar verilemez.

Cevap

İkinci evlilik mutlak butlanla sakattır; ancak önceki evliliğin sona ermiş olması ve ikinci eşin iyiniyetli olması durumunda butlan kararı verilemez.
İkinci evlilik kural olarak mutlak butlan ile sakattır (TMK m. 145/1). Ancak TMK m. 147/3 hükmüne göre, yeniden evlendiği sırada eşinin evli olduğunu bilmeyen (iyiniyetli) kişinin bu iyiniyeti korunur. Eğer butlan kararı verilmeden önce önceki evlilik bir şekilde (ölüm veya boşanma gibi) sona ermişse, iyiniyetli eşin yaptığı bu ikinci evliliğin butlanına artık karar verilemez. Seçeneklerde bu hukuki nüans tam olarak ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki sakatlık türünün belirlenmesi
Evlenme sırasında taraflardan birinin halihazırda evli olması (çifte evlilik), TMK m. 145/1 uyarınca bir mutlak butlan sebebidir.
Toplum düzeni ve tek eşlilik ilkesi gereği, mevcut bir evlilik varken yapılan ikinci evlilik kesin hükümsüzlükle sakatlanır.
2
Dava ehliyeti ve görev yönünden analiz
Mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından resen veya ilgililer tarafından her zaman açılabilir.
Mutlak butlan halleri kamu düzenini ilgilendirdiğinden savcının dava açma ödevi vardır.
3
İstisnai durumun (TMK m. 147/3) değerlendirilmesi
Eğer dava sonuçlanmadan önce ilk evlilik ölüm veya boşanma ile sona ermişse ve ikinci evlenmedeki eş (C)(C) iyiniyetli ise mahkeme butlan kararı veremez.
Kanun koyucu, ikinci eşin iyiniyetini ve mevcut birlikteliğin korunmasını, ilk evliliğin zaten sona ermiş olması kaydıyla mutlak butlan yaptırımının önüne koymuştur.

Anahtar Kavram

Mevcut Evlilik Sebebiyle Mutlak Butlan ve İyiniyetli Eşin Korunması İstisnası

Daha Fazla Pratik

Mutlak butlan ile nispi butlan arasındaki 'hak düşürücü süre' ve 'Cumhuriyet savcısının yetkisi' farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 54Soru

Evlilik birliğinin kurulmasıyla birlikte eşlerin hak ve yükümlülükleri de doğmaktadır. Bu kapsamda, eşlerin yaşamlarını sürdürecekleri konutun belirlenmesi ile ilgili Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşler, oturacakları konutu birlikte seçerler.

Cevap

Eşlerin oturacakları konutu birlikte seçmeleri gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesinin birinci fıkrası, 'Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.' hükmünü içermektedir. Bu düzenleme, eşlerin evlilik birliği içindeki tam eşitliğini ve ortak karar alma yükümlülüğünü vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 186. maddesinin incelenmesi.
Maddenin ilk fıkrasında 'Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler' hükmü yer almaktadır.
Evlilik birliğinin yönetimi ve konut seçimi gibi temel kararlarda eşlerin eşit haklara sahip olduğunu belirlemek için.
2
Eski kanun dönemi ile yeni kanun arasındaki farkın gözetilmesi.
Eski kanundaki 'koca birliğin reisidir' hükmü kaldırılarak yerine eşlerin ortak karar mekanizması getirilmiştir.
Güncel mevzuata göre kararın tek taraflı değil, birlikte verilmesi gerektiğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Evlilik birliğinde eşlerin eşitliği ve konut seçiminde ortak irade prensibi.
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru

Ayşe, evlenme töreni sırasında geçirdiği ani bir rahatsızlık nedeniyle kullandığı ağır ilaçların etkisiyle, tören anında ayırt etme gücünden geçici olarak yoksundur. Bu duruma rağmen resmi nikah memuru ve şahitler huzurunda evlenme töreni gerçekleştirilmiş ve imzalar atılmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, söz konusu evliliğin sakatlığı ve hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk hali bir nisbi butlan sebebidir ve bu nedene dayalı iptal davası açma hakkı sadece geçici olarak bu durumdan etkilenen eşe aittir.

Cevap

Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk hali bir nisbi butlan sebebidir ve bu nedene dayalı iptal davası açma hakkı sadece geçici olarak bu durumdan etkilenen eşe aittir.
Türk Medeni Kanunu'nun 148. maddesi uyarınca, evlenme töreni sırasında geçici bir sebeple (alkol, ilaç, şok vb.) ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptali için nisbi butlan davası açabilir. Bu hak, mutlak butlanın aksine Cumhuriyet savcısına veya her ilgiliye değil, sadece o an iradesi sakatlanan eşe verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki sakatlığın niteliğini belirle.
Ayşe'nin ayırt etme gücü 'geçici' olarak (ilaç etkisiyle) kaybolmuştur.
Türk Medeni Kanunu'nda butlan halleri, ayırt etme gücünün sürekli mi yoksa geçici mi olduğuna göre farklılık gösterir.
2
TMK madde 145 ve 148 hükümlerini karşılaştır.
Daimi yokluk mutlak butlan (madde 145/2), geçici yokluk ise nisbi butlan (madde 148) sonucunu doğurur.
Mutlak butlan kamu düzenini, nisbi butlan ise tarafların (kişilerin) menfaatini korumayı amaçlar.
3
Dava hakkının kime ait olduğunu tespit et.
Nisbi butlanda dava hakkı sadece iradesi sakatlanan veya ehliyetsizliği bulunan eşe aittir.
Savcı sadece mutlak butlan hallerinde kamu adına dava açma yetkisine sahiptir.

Anahtar Kavram

Evlenmede İrade Sakatlığı: Geçici Ayırt Etme Gücü Yokluğu (TMK 148)

Daha Fazla Pratik

Nisbi butlan davası açma sürelerini (1 yıl ve 5 yıl) gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 56Soru

Bir boşanma davasında mahkeme; davacı kadının "eşinin ailesine karşı kırıcı ve aşağılayıcı sözler sarf etmesi" nedeniyle az kusurlu olduğuna, davalı erkeğin ise "eşine fiziksel şiddet uygulaması ve sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi" nedeniyle ağır kusurlu olduğuna hükmetmiştir. Boşanma sonucunda eşinin sağlık güvencesinden mahrum kalacak olan ve herhangi bir geliri bulunmayan kadın; ilerideki miras haklarını kaybetmesi ve sosyal güvence kaybı gerekçesiyle maddi tazminat, uğradığı şiddet nedeniyle manevi tazminat ve geçimini sağlayamayacağı için yoksulluk nafakası talep etmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin hükümleri uyarınca, somut olaydaki kusur ve maddi durumlar dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davacı kadının kusuru davalıdan daha hafif olduğu için maddi ve manevi tazminat; kusuru diğer taraftan daha ağır olmadığı ve yoksulluğa düşeceği anlaşıldığı için de yoksulluk nafakası taleplerinin kabulü gerekir.

Cevap

Davacı kadının kusuru davalıdan daha hafif olduğu için maddi ve manevi tazminat; kusuru diğer taraftan daha ağır olmadığı ve yoksulluğa düşeceği anlaşıldığı için de yoksulluk nafakası taleplerinin kabulü gerekir.
Türk Medeni Kanunu madde 174 ve 175 uyarınca; boşanmada maddi ve manevi tazminat alabilmek için talep eden tarafın 'kusursuz veya daha az kusurlu' olması, yoksulluk nafakası alabilmek için ise 'kusurunun daha ağır olmaması' ve yoksulluğa düşmesi gerekir. Olayda kadın 'az kusurlu', erkek 'ağır kusurlu' olduğu için kadın tazminat alma şartlarını (daha az kusurlu olma) ve nafaka alma şartlarını (kusuru ağır olmama + yoksulluk) birlikte taşımaktadır. Ayrıca sosyal güvence ve miras hakkı kaybı tazminat kapsamındaki menfaatlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kusur durumunun tazminat hakları açısından değerlendirilmesi
Davacı kadın 'az kusurlu', davalı erkek 'ağır kusurlu' olduğu için kadın 'daha az kusurlu taraf' sıfatını kazanır.
TMK 174 uyarınca maddi ve manevi tazminat alabilmek için kusursuz veya daha az kusurlu olmak gerekir.
2
Kusur durumunun yoksulluk nafakası açısından değerlendirilmesi
Kadının kusuru 'az' olduğundan, ağır kusurlu olan erkeğe göre kusuru 'daha ağır' değildir.
TMK 175 uyarınca yoksulluk nafakası talep edebilmek için 'kusurun daha ağır olmaması' yeterlidir.
3
Maddi zarar kalemlerinin (menfaatlerin) incelenmesi
Sağlık güvencesi kaybı 'mevcut menfaat', mirasçılık hakkı kaybı ise 'beklenen menfaat' olarak tazminat kapsamına girer.
Boşanma ile kaybedilen eşe bağlı sosyal ve ekonomik haklar maddi tazminatın konusunu oluşturur.
4
Sonucun belirlenmesi
Kadın hem tazminat hem de nafaka şartlarını taşıdığı için tüm talepleri kabul edilmelidir.
Kusur ve yoksulluk şartları somut olayda kadın lehine gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Boşanmanın mali sonuçlarında kusur dengesi ve tazminat/nafaka şartlarının farklılığı
Soru 57Soru

Evlat edinen (A)(A), evlatlığı (B)(B)’nin altsoyu olan (C)(C) ile yetkili evlendirme memuru önünde bir evlilik yapmış ve bu evlilik aile kütüğüne tescil edilmiştir. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, söz konusu evliliğin hukuki durumu ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evlilik mutlak butlanla sakat olup, hâkim tarafından butlan kararı verilinceye kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurur.

Cevap

Evlilik mutlak butlanla sakat olup, hâkim tarafından butlan kararı verilinceye kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurur.
Türk Medeni Kanunu'nun 145. maddesi uyarınca eşler arasında evlenmeye engel derecede hısımlık bulunması mutlak butlan sebebidir. Ancak aynı kanunun 156. maddesi uyarınca, batıl bir evlilik ancak hâkim kararıyla sona erdirilebilir ve bu karar kesinleşinceye kadar evlilik geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını (mirasçılık, mal rejimi, çocukların soybağı vb.) doğurmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Eşler arasındaki hısımlık ilişkisinin hukuki niteliğini belirlemek.
Evlat edinen ile evlatlığın altsoyu (torunu gibi) arasında Türk Medeni Kanunu'nun 129/3. maddesi uyarınca kesin evlenme engeli bulunmaktadır.
Kanun koyucu, evlat edinme ilişkisiyle kurulan yapay hısımlığı da belirli derecelerde evlenme yasakları kapsamına almıştır.
2
Bu engelin evliliğin geçerliliğine etkisini analiz etmek.
TMK m. 145/4 uyarınca, eşler arasında evlenmeye engel derecede hısımlık bulunması bir mutlak butlan sebebidir.
Kamu düzenini ilgilendiren ağır sakatlık halleri mutlak butlan yaptırımına bağlanmıştır.
3
Mutlak butlanla sakat bir evliliğin hukuki sonuçlarını tespit etmek.
TMK m. 156 uyarınca, batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer ve butlan kararı verilinceye kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur.
Aile hukukunun güvenliği ve özellikle çocukların korunması ilkesi gereği, batıl evlilikler borçlar hukukundaki butlanın aksine 'ölü doğmuş' sayılmaz, iptal edilene kadar yaşar.

Anahtar Kavram

Mutlak Butlanın Hukuki Sonuçları ve Geçerlilik Süresi

Daha Fazla Pratik

Nisbi butlan süreleri (1 yıl ve 5 yıl) ile mutlak butlanın süresizliği arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 58Soru

Türk Medeni Kanunu'na göre, kural olarak ayırt etme gücüne sahip bir kimsenin, yasal temsilcisinin (ana ve babasının) rızasını alarak evlenebilmesi için tamamlamış olması gereken asgari yaş sınırı (olağan evlenme yaşı) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: On yedi (1717) yaşını doldurmuş olmak

Cevap

Türk Medeni Kanunu uyarınca olağan evlenme yaşı on yedi (1717) yaşın doldurulmasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 124124. maddesinin birinci fıkrasına göre; 'Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.' Bu hüküm uyarınca, ayırt etme gücüne sahip bir kimse on yedi (1717) yaşını doldurduğunda yasal temsilcisinin rızasıyla geçerli bir evlilik yapabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun evlenme ehliyetine ilişkin ilgili maddesinin (TMK md. 124) incelenmesi.
Kanun, erkek veya kadının on yedi (1717) yaşını doldurmadıkça evlenemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Yasal temsilci rızasıyla evlenmenin temel şartı olan 'olağan evlenme yaşı' sınırını tespit etmek.
2
Olağan evlenme yaşı ile olağanüstü evlenme yaşı arasındaki ayrımın yapılması.
On yedi (1717) yaşın doldurulması olağan evlenme yaşıyken, on altı (1616) yaşın doldurulması ancak mahkeme kararıyla mümkün olan olağanüstü bir durumdur.
Seçeneklerdeki benzer yaş sınırları arasındaki hukuki farkı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Olağan Evlenme Yaşı
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru

Ayırt etme gücüne sahip 16 yaşındaki (A) ile eşi dört ay önce vefat eden 17 yaşındaki (B) evlenmek istemektedirler. (A)’nın yasal temsilcileri bu evliliğe rıza göstermekte, ancak (B)’nin yasal temsilcileri bu evliliğe karşı çıkmaktadır. Buna göre, bu kişilerin evlenme süreciyle ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)’nın evlenebilmesi için yasal temsilcisinin rızası yeterli olmayıp; hakimin olağanüstü bir durumun veya pek önemli bir sebebin varlığını saptayarak evlenmeye izin vermesi şarttır.

Cevap

Ayırt etme gücüne sahip 16 yaşındaki kişinin evlenebilmesi için yasal temsilci rızası yeterli olmayıp, hakimin olağanüstü bir durum veya pek önemli bir sebebin varlığını tespit ederek evlenmeye izin vermesi zorunludur.
Türk Medeni Kanunu'na göre 16 yaşını doldurmuş olan kişiler 'olağanüstü evlenme yaşı' içindedir ve bu kişilerin evlenebilmesi için sadece yasal temsilcilerinin rıza göstermesi yeterli olmayıp, mahkemenin de olağanüstü bir durum veya pek önemli bir sebebin varlığını saptayarak izin vermesi şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Evlenme yaşlarını belirle
(A) 16 yaşında (olağanüstü evlenme yaşı), (B) 17 yaşında (olağan evlenme yaşı) grubundadır.
TMK'da evlenme yaşları 16 ve 17 olarak iki ayrı kategoriye ve prosedüre bağlanmıştır.
2
16 yaşındaki (A) için yasal gerekliliği analiz et
Mahkeme kararı + Olağanüstü durum/Pek önemli sebep şartı.
TMK 124/2 uyarınca 16 yaşını dolduranlar sadece hakim kararıyla evlenebilir.
3
17 yaşındaki (B) için yasal gerekliliği analiz et
Yasal temsilci rızası; rıza yoksa haklı sebep şartıyla hakim izni.
TMK 126 ve 128 gereği 17 yaşını dolduranlar sınırlı ehliyetli gibi işlem görür.
4
Bekleme süresi (iddet) etkisini değerlendir
Bekleme süresi evliliğin geçerliliğini (butlanını) etkileyen bir durum değildir.
Iddet müddeti geçici bir evlenme engelidir ve butlan sebepleri arasında sayılmamıştır.

Anahtar Kavram

Olağan ve Olağanüstü Evlenme Yaşı Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 60Soru

Mehmet, evlendiği eşi Elif’in, evlenmeden önce de var olan ancak kendisinden gizlenen ve birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez hâle getirecek derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlendiğini nikahtan bir ay sonra öğrenmiştir.

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, Mehmet’in bu sakatlık nedeniyle başvurabileceği hukuki yol ve süreler hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu bir nisbi butlan sebebidir; Mehmet'in öğrenme tarihinden itibaren 66 ay ve her hâlde evlenmeden itibaren 55 yıl içinde iptal davası açması gerekir.

Cevap

Bu bir nisbi butlan sebebidir; Mehmet'in öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve her hâlde evlenmeden itibaren 5 yıl içinde iptal davası açması gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 150150. maddesine göre, eşinde bulunmaması halinde birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez hale getirecek derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenen eş, evliliğin iptalini isteyebilir. Bu durum bir nisbi butlan halidir. Kanunun 152152. maddesi uyarınca, bu dava hakkı iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren 66 ay ve her halde evlenmenin üzerinden 55 yıl geçmekle düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki sakatlık türünü belirleme
Nisbi Butlan
Eşin niteliğinde yanılma (TMK m. 150), iradeyi sakatlayan bir durum olup nisbi butlan (iptal edilebilirlik) sonucunu doğurur.
2
Dava açma sürelerini kontrol etme
6 ay ve 5 yıl
TMK m. 152 uyarınca iptal davası, sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer.

Anahtar Kavram

Nisbi Butlan ve Hak Düşürücü Süreler

Daha Fazla Pratik

İrade sakatlıkları (yanılma, aldatma, korkutma) ile ayırt etme gücünün geçici kaybı durumlarındaki süre benzerliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 5Sonraki