Aile Hukuku

89 soru

Soru 61Soru

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, boşanma davası neticesinde hükmedilen maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasının ödeme şekilleri ile sona erme hallerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya irat şeklinde ödenmesine karar verilebilirken; manevi tazminatın irat şeklinde ödenmesine karar verilemez.

Cevap

Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya irat şeklinde ödenmesine karar verilebilirken, manevi tazminatın irat şeklinde ödenmesine karar verilemez.
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin birinci fıkrasına göre maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının durumun gereklerine göre toptan veya irat (düzenli ödemeler) şeklinde ödenmesine karar verilebilir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemeyeceğini emredici bir şekilde düzenlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesindeki ödeme biçimlerini inceleyin.
Maddi tazminat ve yoksulluk nafakası için hem toptan hem de irat (periyodik ödeme) usulünün mümkün olduğu görülür.
Kanun koyucu, eşlerin ekonomik durumuna göre esneklik sağlamak istemiştir.
2
Manevi tazminatın yasal sınırlamasını tespit edin.
Kanun metninde manevi tazminatın irat biçiminde ödenemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Manevi tazminat, kişilik hakkı saldırısının bir kerelik telafisi olarak kabul edilir.
3
İrat şeklindeki ödemelerin sona erme koşullarını değerlendirin.
Evlenme ve ölüm hallerinde 'kendiliğinden', fiilen evli gibi yaşama veya haysiyetsiz hayat durumunda ise 'mahkeme kararıyla' sona erer.
Nafaka ve tazminatın sosyal ve hukuki amaçlarının ortadan kalktığı durumların tespiti gerekir.

Anahtar Kavram

Boşanmanın Mali Sonuçlarında Ödeme Biçimleri (TMK 176)
Soru 62Soru

Türk Medeni Kanunu'nun evlenme ehliyeti, evlenme engelleri ve bekleme süresine ilişkin hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim; olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple, 16 yaşını doldurmuş olan bir erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.

Cevap

Olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple, 16 yaşını doldurmuş olanların evlenmesine mahkemece izin verilebileceğine ilişkin ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 124. maddesinin ikinci fıkrasına göre, hâkim haklı sebeplerin varlığı halinde (örneğin gebelik gibi olağanüstü durumlar) 16 yaşını doldurmuş olanların evlenmesine izin verebilir. Bu, kanundaki en düşük evlenme yaşı sınırıdır ve yargısal bir izne tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
Evlenme yaş sınırlarının ve şartlarının belirlenmesi
Olağan evlenme yaşının 17, olağanüstü evlenme yaşının ise 16 olduğu tespit edildi.
TMK Madde 124'teki yaş sınırlarını ayırt etmek için.
2
Olağanüstü evlenme şartlarının kontrol edilmesi
16 yaşını dolduranlar için mahkeme izni ve olağanüstü bir durumun gerekliliği doğrulandı.
Kanun koyucunun istisnai durumlar için öngördüğü mekanizmayı doğrulamak için.
3
Diğer seçeneklerdeki süre ve engel bilgilerinin karşılaştırılması
Bekleme süresinin 300 gün olduğu ve evlatlık ilişkisindeki engellerin mutlak olduğu görüldü.
Yanlış bilgileri eleyerek kesin doğruya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Evlenme Ehliyeti ve Yaşı (Olağan vs. Olağanüstü)

Daha Fazla Pratik

Mutlak ve nispi butlan halleri arasındaki farkları inceleyerek evliliğin geçersizliği konusunu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 63Soru

Boşanma davası neticesinde hükmedilecek olan yoksulluk nafakası ile manevi tazminat taleplerinin kabul edilebilmesi için tarafların kusur durumlarına ilişkin kanuni düzenlemeler farklılık arz etmektedir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri dikkate alındığında, bu iki kurumun "kusur şartı" bakımından karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoksulluk nafakası talep eden tarafın kusuru diğer taraftan daha ağır olmamalıdır; manevi tazminat talep eden taraf ise kusursuz veya diğer taraftan daha az kusurlu olmalıdır.

Cevap

Yoksulluk nafakası talep eden tarafın kusuru diğer taraftan daha ağır olmamalıdır; manevi tazminat talep eden taraf ise kusursuz veya diğer taraftan daha az kusurlu olmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi yoksulluk nafakası için nafaka alacaklısının kusurunun diğerinden 'daha ağır olmamasını' yeterli görürken (eşit kusur dahil), 174. madde manevi tazminat için talep edenin 'daha az kusurlu' veya 'kusursuz' olmasını şart koşar. Dolayısıyla yoksulluk nafakasında eşit kusur engel teşkil etmezken, manevi tazminatta engeldir.

Adım Adım Çözüm

1
Yoksulluk nafakasının kusur şartını incelemek.
TMK m. 175 uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, 'kusuru daha ağır olmamak' koşuluyla nafaka isteyebilir.
Bu düzenleme, tarafların eşit kusurlu olması halinde de yoksulluğa düşecek olanın korunmasını amaçlar.
2
Maddi ve manevi tazminatın kusur şartını incelemek.
TMK m. 174/1 ve 174/2 uyarınca, tazminat talep eden tarafın 'kusursuz veya daha az kusurlu' olması, karşı tarafın ise 'kusurlu' olması gerekir.
Tazminat hukukunda bir tarafın diğerine ödeme yapması için kusur dengesinde bir üstünlük (daha az kusur) veya bir tarafın tamamen haksız olması aranır.
3
Eşit kusur durumunu her iki kurum için karşılaştırmak.
Eşit kusurda yoksulluk nafakası bağlanabilirken, tazminata (maddi/manevi) hükmedilemez.
Kanun metinlerindeki 'daha ağır olmamak' ile 'daha az kusurlu olmak' ifadeleri arasındaki hukuki fark budur.

Anahtar Kavram

Boşanmada Kusur ve Mali Sonuçlar İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 64Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, aşağıdakilerden hangisi evliliğin "mutlak butlan" ile sakat sayılmasına neden olan hallerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması

Cevap

Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması evliliği mutlak butlanla sakatlayan bir durumdur.
Türk Medeni Kanunu'nun 145. maddesinin 2. bendi uyarınca, eşlerden birinin evlenme sırasında 'sürekli' bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması mutlak butlan sebebidir. Bu durum kamu düzenini ilgilendirdiği için Cumhuriyet savcısı tarafından da dava edilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Mutlak butlan ve nisbi butlan arasındaki temel farkı hatırla.
Mutlak butlan kamu düzenini korurken, nisbi butlan eşlerin iradesini korur.
Ayırt etme gücü yoksunluğunun süresi, geçersizlik türünü belirler.
2
TMK 145. maddede sayılan mutlak butlan sebeplerini gözden geçir.
Mevcut evlilik, sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu, evlenmeye engel akıl hastalığı ve yasak hısımlık mutlak butlan sebepleridir.
Kanun koyucu bu hallerin varlığı durumunda evliliğin sakat doğacağını kabul etmiştir.
3
Seçenekleri bu hukuki çerçeveye göre değerlendir.
Sürekli yoksunluk mutlak butlan iken; geçici yoksunluk, hata, hile ve ikrah nisbi butlan kapsamında kalmaktadır.
Doğru tasnif, sorunun doğru çözülmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Mutlak Butlan Halleri (TMK m. 145)
Soru 65Soru

Ayırt etme gücüne sahip 17 yaşındaki (K) ile (M), (K)’nın yasal temsilcisinin rızasıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık sürecinde (M)’nin amcası (A), nişanlılara evlendiklerinde oturmaları amacıyla yüksek maddi değere sahip bir konut bağışlamış; (K) ise (M)’ye nişan hediyesi olarak maddi değeri oldukça yüksek olan antika bir cep saati almıştır. Bir süre sonra (M), haksız bir sebeple nişanı bozduğunu bildirmiştir. Nişanın bozulmasından 15 ay sonra (A) konutun tapusunun iptali ve iadesini, (M) ise (K)'ya daha önce verdiği diğer mutat hediyelerin yanısıra antika saatin de iadesini talep etmiştir.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem konutun hem de antika saatin iadesine ilişkin dava hakları, nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğramıştır.

Cevap

Hem konutun hem de antika saatin iadesine ilişkin dava hakları, nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğramıştır.
Olayda nişanın bozulmasının üzerinden 15 ay geçmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 123. maddesi uyarınca, nişanlılığın sona ermesinden doğan tüm dava hakları bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre hem nişanlıların birbirlerinden taleplerini hem de ana-babanın veya onlar gibi hareket eden üçüncü kişilerin iade taleplerini kapsar. Dolayısıyla 15 ay sonra ileri sürülen bu talepler zamanaşımı savunması ile karşılaştığında reddedilecektir.

Adım Adım Çözüm

1
Nişanlanma ehliyetinin kontrol edilmesi
17 yaşındaki (K), ayırt etme gücüne sahip ve yasal temsilci rızası olduğu için nişan geçerlidir.
Sınırlı ehliyetliler yasal temsilci izniyle nişanlanma gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanabilirler.
2
Hediye iadesi talep edebilecek kişilerin kapsamının belirlenmesi
(M)'nin amcası (A), ana/baba gibi hareket eden kişi sıfatıyla nişanlılık hükümlerinden yararlanabilir.
TMK m. 122, ana-babanın veya onlar gibi hareket edenlerin verdiği alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini düzenler.
3
Zamanaşımı süresinin kontrol edilmesi
Nişanın sona ermesinden itibaren 15 ay geçmiştir; bu süre kanunda öngörülen 1 yılı aşmaktadır.
TMK m. 123 uyarınca nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları 1 yılda zamanaşımına uğrar.

Anahtar Kavram

Nişanlılığın Sona Ermesinde Zamanaşımı Süresi

Daha Fazla Pratik

Nişanın bozulması nedeniyle açılan manevi tazminat davasında 'kusur' ve 'kişilik hakkı ihlali' şartlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 66Soru

Evli olan (S), eşi (T)’nin haberi ve rızası olmaksızın, ailenin yaşam standardına uygun ancak 'diğer (olağan olmayan) ihtiyaçlar' kapsamında değerlendirilen lüks bir antika vazoyu (M) galerisinden satın almıştır. (S)'nin bu konuda birliği temsil yetkisi bulunmamaktadır. Galeri işletmecisi, (S)'nin toplumsal konumu ve ailenin geçmişteki benzer alışverişleri nedeniyle (S)'nin bu işlemde yetkili olduğu hususunda haklı bir güvene sahiptir ve bu yetki aşımını fark etmesi kendisinden beklenemeyecek bir durumdur.

Bu olayla ilgili olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılmış olması nedeniyle eşler borçtan müteselsilen sorumludur.

Cevap

Temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılmış olması durumunda, Türk Medeni Kanunu'nun 189. maddesi gereğince eşler borçtan müteselsilen sorumlu tutulur.
Türk Medeni Kanunu'nun 189. maddesinin 2. fıkrasına göre; eşlerden biri, diğer (olağan olmayan) ihtiyaçlar için birliği temsil yetkisi olmaksızın yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumludur. Ancak, temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde eşler müteselsilen sorumlu olurlar. Olayda galericinin yetki aşımını fark etmesinin beklenemeyeceği belirtildiğinden, eşler borçtan birlikte (müteselsilen) sorumlu tutulacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin mahiyetini belirle
Antika vazo alımı 'diğer (olağan olmayan) ihtiyaçlar' kapsamındadır.
Türk Medeni Kanunu m. 188 uyarınca temsil yetkisi, sürekli ihtiyaçlar ve diğer ihtiyaçlar olarak ikiye ayrılır.
2
Temsil yetkisinin varlığını kontrol et
(S)'nin bu işlem için yetkisi veya eşinin rızası yoktur.
Diğer ihtiyaçlar için temsil yetkisinin eşler arasında kararlaştırılması veya hakimin yetki vermesi gerekir.
3
Üçüncü kişinin durumunu analiz et
Üçüncü kişi (galerici), yetki aşımını anlayamayacak durumdadır (iyiniyetlidir).
Türk Medeni Kanunu m. 189/2, iyiniyetli üçüncü kişileri korumak amacıyla müteselsil sorumluluk öngörmüştür.
4
Hukuki sonucu bağla
Eşler (S) ve (T) borçtan müteselsilen sorumludur.
İyiniyetli üçüncü kişiye karşı temsil yetkisi varmış gibi bir görünüş yaratıldığı için kanun müteselsil sorumluluğu kabul eder.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinin Temsilinde Müteselsil Sorumluluk ve Üçüncü Kişilerin Korunması (TMK m. 189)

Daha Fazla Pratik

Eşlerin temsil yetkisinin mahkeme kararıyla kısıtlanması durumunda (TMK m. 190), üçüncü kişilere karşı sorumluluğun nasıl değiştiğini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru

Evli olan AA ve BB çiftinden AA’nın aşırı harcamaları ve savurganlığı nedeniyle BB, mahkemeye başvurarak eşi AA’nın evlilik birliğini temsil yetkisinin "ailenin sürekli ihtiyaçları" (günlük mutfak masrafları, kira vb.) bakımından da kısıtlanmasını talep etmiş ve mahkeme bu kısıtlama kararına hükmetmiştir. Ancak bu karar henüz ilan edilmemiştir. AA, söz konusu kararın verilmesinden kısa bir süre sonra, her zaman alışveriş yaptığı mahalle bakkalı CC’den, CC’nin kısıtlama kararından haberdar olmadığı bir sırada veresiye olarak yüklü miktarda mutfak alışverişi yapmıştır. 47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu hukuki işlemden doğan borçtan sorumluluk ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkeme kararı ilan edilmediği ve üçüncü kişi konumundaki satıcı durumu bilmediği için, temsil yetkisindeki kısıtlama üçüncü kişiye karşı etkili olmaz ve eşler borçtan müteselsilen sorumlu olmaya devam eder.

Cevap

Mahkemece verilen temsil yetkisinin kısıtlanması kararı ilan edilmediği ve üçüncü kişi tarafından bilinmediği sürece, üçüncü kişiye karşı hüküm doğurmaz ve eşlerin müteselsil sorumluluğu devam eder.
Türk Medeni Kanunu'nun 190190. maddesine göre, bir eşin birliği temsil yetkisi hakim tarafından kısıtlanabilir. Ancak bu kısıtlamanın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için kararın ilan edilmiş olması veya üçüncü kişinin bu kısıtlamayı biliyor olması gerekir. Olayda satıcı durumu bilmediği ve karar ilan edilmediği için, kısıtlama satıcıya karşı hüküm ifade etmez ve eşler işlemden müteselsilen sorumlu olur.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin niteliğini ve temsil yetkisini belirleme
Mutfak alışverişi 'ailenin sürekli ihtiyaçları' kapsamında olup eşlerin kanunen birbirini temsil yetkisi vardır (TMKTMK 188/1188/1).
Hangi temsil kuralının uygulanacağını belirlemek için ihtiyacın türü tespit edilmelidir.
2
Mahkeme kararının etkisini değerlendirme
TMKTMK 190190 uyarınca hakimin temsil yetkisini kısıtlama yetkisi vardır, ancak bu kısıtlama üçüncü kişilere karşı ancak ilanla veya bilindiğinin ispatıyla etkili olur.
Mahkeme kararının üçüncü kişilere (satıcıya) karşı ne zaman sonuç doğuracağını saptamak gereklidir.
3
Üçüncü kişinin durumunu analiz etme
Olayda karar ilan edilmemiş ve satıcı durumu bilmemektedir (iyiniyetlidir).
Üçüncü kişinin korunup korunmayacağına karar vermek için bilgi düzeyine bakılır.
4
Sorumluluk sonucuna ulaşma
Kısıtlama satıcıya karşı etkili olmadığı için eşler müteselsilen sorumlu kalır (TMKTMK 189189).
Temsil yetkisi devam ediyormuş gibi hukuki sonuç doğar.

Anahtar Kavram

Temsil Yetkisinin Kısıtlanmasının Üçüncü Kişilere Karşı Etkisi (TMKTMK 190190)
Soru 68Soru

(A)(A) ile (B)(B) 55 yıldır evlidir. (A)(A), eşi (B)(B)’nin profesyonel kumar oynattığını ve bu şekilde haysiyetsiz bir hayat sürdüğünü 1010 Ocak 20252025 tarihinde kesin olarak öğrenmiştir. (A)(A), bu durumu öğrenmesine rağmen evliliğini kurtarmak adına bir süre beklemiş, ancak (B)(B)’nin bu tutumunun devam etmesi üzerine 2020 Aralık 20252025 tarihinde "haysiyetsiz hayat sürme" özel sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır. Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Haysiyetsiz hayat sürme sebebinde zina ve hayata kastta olduğu gibi 66 aylık bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir; ancak boşanmaya karar verilebilmesi için bu durumun davacı eş için ortak hayatı çekilmez hale getirmesi şarttır.

Cevap

Haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle açılan davada hak düşürücü süre işlemez ancak çekilmezlik şartının ispatı gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 163163. maddesine göre haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma davası her zaman açılabilir; yani zina ve hayata kast sebeplerinde bulunan 66 aylık hak düşürücü süre burada geçerli değildir. Ancak, bu sebep 'nispi' nitelikte olduğu için mahkemenin boşanmaya karar verebilmesi için haysiyetsiz yaşamın varlığının yanı sıra, bu durumun davacı eş için ortak hayatı çekilmez kıldığının ispatı şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Boşanma sebebinin niteliğini belirle.
Olaydaki durum TMK m. 163 kapsamında düzenlenen 'Haysiyetsiz Hayat Sürme' sebebidir.
Eşin toplumda etik dışı ve onur kırıcı kabul edilen süreklilik arz eden bir yaşam tarzını (kumar oynatmak vb.) benimsemesi bu başlık altında incelenir.
2
Dava açma sürelerini (hak düşürücü süre) kontrol et.
TMK 163'te zina (161) veya hayata kast (162) maddelerindeki gibi 66 ay veya 55 yıllık süreler öngörülmemiştir.
Kanun koyucu bu sebep için 'her zaman' dava açılabileceğini belirtmiştir.
3
Mutlak/Nispi ayrımını değerlendir.
Bu sebep nispi bir boşanma sebebidir.
Haysiyetsiz yaşam tarzının ispatı tek başına yetmez; bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirdiğinin de ispatlanması gerekir.

Anahtar Kavram

TMK m. 163 (Haysiyetsiz Hayat Sürme) - Nispi ve Süresiz Boşanma Sebebi

Daha Fazla Pratik

Zina ve Hayata Kast arasındaki 'af' kurumunun haysiyetsiz hayat sürmedeki 'hoşgörü' kavramından farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 69Soru

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca boşanmanın eşler bakımından mali sonuçları olan maddi tazminat, manevi tazminat ve nafaka yükümlülükleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması yeterli olup; nafaka yükümlüsü olacak tarafın boşanmada kusurlu olması şart değildir.

Cevap

Yoksulluk nafakası talep eden eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekirken, nafaka ödeyecek eşin kusurlu olması şart değildir.
Doğru ifade, yoksulluk nafakasında borçlunun kusurunun aranmadığını, sadece alacaklı tarafın daha ağır kusurlu olmamasının yettiğini belirtmektedir. TMK 175. maddeye göre 'kusuru daha ağır olmamak koşuluyla' geçimi için nafaka istenebilir ve 'nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz'.

Adım Adım Çözüm

1
TMK 175'teki yoksulluk nafakası şartlarını incele.
Yoksulluk nafakası için talep eden tarafın 'kusurunun daha ağır olmaması' şarttır.
Kanun, yoksulluğa düşecek eşi korumayı amaçlar.
2
Nafaka borçlusunun kusur durumunu değerlendir.
Nafaka borçlusunun (ödeyecek olanın) kusurlu olması gerekmez; bu bir 'kusursuz sorumluluk' halidir.
Sosyal düşüncelerle borçlunun kusuru aranmaksızın ödeme yükümlülüğü getirilmiştir.
3
Seçeneklerdeki diğer mali sonuçların (tazminat vb.) kusur şartlarını karşılaştır.
Maddi ve manevi tazminatta borçlunun kusurlu olması şartken, yoksulluk ve iştirak nafakasında borçlunun kusuru aranmaz.
Tazminatın hukuki niteliği kusura dayalı bir haksız fiil sorumluluğuna yakındır.

Anahtar Kavram

Boşanmanın mali sonuçlarında kusur sorumluluğu ve nafaka yükümlüsünün kusursuz sorumluluğu.

Daha Fazla Pratik

Boşanmada tazminat ve nafakaların hangi durumlarda kendiliğinden sona erdiğini (evlenme, ölüm vb.) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 70Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca eşlerin meslek ve iş seçimi ile bu mesleğin yürütülmesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir; ancak bu süreçte evlilik birliğinin huzur ve yararını göz önünde bulundurmakla yükümlüdürler.

Cevap

Eşlerden her birinin meslek ve iş seçiminde diğerinden izin alma zorunluluğu yoktur, ancak evlilik birliğinin huzur ve yararını gözetme yükümlülükleri bulunmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 192. maddesine göre, eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur. Bu hüküm, eşlerin bireysel özgürlüğünü korurken evlilik birliğinin korunması amacını da gözetmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşlerin meslek seçimine ilişkin TMK m. 192 hükmünü inceleyin.
Kanun koyucunun 'izin' şartını açıkça reddettiği görülür.
Eşlerin bireysel özgürlükleri ile evlilik birliği arasındaki dengeyi anlamak için temel yasal dayanak budur.
2
Evlilik birliğinin genel yükümlülükleri ile bu özgürlüğü ilişkilendirin.
Meslek seçimi serbesttir ancak 'birliğin huzur ve yararı' bir sınırlama olarak mevcuttur.
Eşler, birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla yükümlü oldukları için (TMK m. 185) bu sınırlama gereklidir.
3
Güncel hukuk düzeninde 'aile reisi' kavramının geçerliliğini kontrol edin.
2002 yılında yürürlüğe giren kanunla bu kavram tamamen kaldırılmıştır.
Eski kanun dönemindeki (743 sayılı Kanun) 'kocanın izni' gibi outdated kavramların elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Eşlerin Meslek ve İş Seçimi Özgürlüğü (TMK m. 192)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 71Soru

Boşanma davası sonucunda lehine aylık irat şeklinde yoksulluk nafakası ve maddi tazminat ödenmesine karar verilen bir eşin, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra başka bir kişiyle evlenme sözleşmesi yapmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığı tespit edilmiştir. Bu durumun, hükmedilen mali yükümlülükler üzerindeki hukuki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem yoksulluk nafakası hem de irat şeklinde ödenen maddi tazminat, mahkeme kararıyla kaldırılır.

Cevap

Hem yoksulluk nafakası hem de irat şeklinde ödenen maddi tazminat, alacaklı eşin bir başkasıyla fiilen evliymiş gibi yaşaması durumunda ancak mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin 3. fıkrasına göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması halinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu durum hem yoksulluk nafakası hem de taksitle ödenen maddi tazminat için geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hükmedilen mali sonuçların türünü ve ödeme biçimini belirle.
Yoksulluk nafakası ve maddi tazminat 'irat' (taksit/aylık ödeme) şeklinde belirlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu m. 176 uyarınca irat şeklinde ödenen yükümlülüklerin sona erme koşulları farklıdır.
2
Ortaya çıkan yeni durumun (fiilen evli gibi yaşama) kanuni karşılığını tespit et.
Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama durumu, nafakanın ve irat şeklindeki maddi tazminatın kaldırılması sebebidir.
Yasanın dürüstlük kuralı gereği, eşin resmi nikah yapmadan bir başkasıyla evlilik hayatı sürmesi nafaka hakkını kötüye kullanması olarak değerlendirilir.
3
Sona erme usulünü (kendiliğinden veya mahkeme kararıyla) ayırt et.
Fiilen evli gibi yaşama hali 'mahkeme kararıyla' kaldırma gerektirir.
Ölüm ve resmi evlilik gibi kesin durumlar dışında kalan hallerde (yoksulluğun kalkması, fiilen evli yaşama vb.) yargısal denetim ve ispat zorunludur.

Anahtar Kavram

İrat şeklinde ödenen maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının sona erme halleri (TMK m. 176/3).
Soru 72Soru

(A) ile (B) evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık sürecinde (A)’nın annesi (M), müstakbel gelini (B)’ye aile yadigarı olan ve maddi değeri oldukça yüksek pırlanta bir gerdanlığı nişan hediyesi olarak takmıştır. (B) ise evlendikten sonra (A) ile birlikte kuracakları ortak hayatın maddi temellerini oluşturmak amacıyla, (A)’nın da teşvikiyle mevcut işinden istifa etmiş ve bir iş yeri kiralayarak depozito ödemesi yapmıştır. Bir süre sonra (A), herhangi bir haklı sebep göstermeksizin nişanı bozduğunu bildirmiştir.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (M), pırlanta gerdanlığın iadesini talep etme hakkına sahiptir; (B) ise katlandığı maddi fedakarlıklar ve yaptığı harcamalar için (A)’dan maddi tazminat isteyebilir.

Cevap

(M)'nin gerdanlığın iadesini isteyebileceği, (B)'nin ise maddi tazminat talep edebileceği seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiğinde, sadece nişanlıların değil, onların ana ve babalarının da diğer nişanlıya verdikleri mutat dışı (alışılmışın dışındaki) hediyeleri geri isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Maddi tazminat açısından ise 120. madde, haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozan tarafın, diğer tarafa dürüstlük kuralı çerçevesinde evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar (işten istifa, depozito vb.) için tazminat ödemekle yükümlü olduğunu belirtir.

Adım Adım Çözüm

1
Hediyelerin niteliğini ve iade şartlarını belirlemek
Pırlanta gerdanlık 'mutat dışı' (alışılmışın dışında) bir hediyedir.
TMK m. 122 uyarınca alışılmışın dışındaki hediyeler iadeye tabidir.
2
Hediyeyi veren üçüncü kişinin (annenin) durumunu değerlendirmek
(M), nişanlılardan birinin annesi olarak iade davası açma hakkına sahiptir.
Kanun koyucu ana ve babanın veya onlar gibi davrananların verdiği hediyelerin iadesini özel olarak düzenlemiştir.
3
Maddi tazminat şartlarını kontrol etmek
(A) nişanı haksız bozduğu için kusurludur; (B) ise evlenme amacıyla dürüstlük kuralına uygun harcama ve fedakarlık yapmıştır.
TMK m. 120, kusurlu tarafın diğer tarafa evlenme amacıyla yapılan masraflar için tazminat ödemesini öngörür.

Anahtar Kavram

Nişanın bozulmasında hediyelerin iadesi ve maddi tazminat şartları

Daha Fazla Pratik

Manevi tazminat talebi için 'kişilik hakkının ağır biçimde zedelenmesi' şartını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 73Soru

Ayırt etme gücüne sahip 1717 yaşındaki (S), yasal temsilcisinin rızasını alarak (T) ile nişanlanmıştır. Nişanlılık süreci devam ederken (T)’nin babası (B), çiftin ileride kuracağı evde kullanması amacıyla (S)’ye maddi değeri oldukça yüksek olan el yapımı antika bir yemek odası takımı hediye etmiştir. (S), nişanlısı (T)’nin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarını tespit etmiş ve bu haklı sebeple nişanı sona erdirmiştir. Nişanın bozulmasının üzerinden 1414 ay geçtikten sonra (B), (S)’ye karşı antika mobilyaların iadesi talebiyle dava açmıştır. Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antika yemek odası takımı mutat (alışılmış) hediye kapsamında değerlendirilemeyeceğinden iadesi kural olarak mümkündür; ancak nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları bir yıllık zamanaşımına tabi olduğundan (B)’nin davası reddedilmelidir.

Cevap

Antika yemek odası takımının mutat dışı olması nedeniyle iadesi gerekse de, nişanlılığın sona ermesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi geçtiği için dava reddedilmelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 122122. maddesine göre nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi durumunda, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın (ya da onlar gibi davrananların) diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışındaki (mutat dışı) hediyeler geri istenebilir. Bu iade talebi için nişanı bozanın kusurlu olması gerekmez. Ancak Kanun'un 123123. maddesi, nişanlılığın sona ermesinden doğan dava haklarının bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenlemiştir. Olayda mobilyalar antika (mutat dışı) olduğu için iadesi gerekse de, 1414 ay geçmiş olması nedeniyle dava zamanaşımı engeline takılır.

Adım Adım Çözüm

1
Nişanın geçerliliğini kontrol et.
Nişan geçerlidir.
1717 yaşındaki ayırt etme gücüne sahip (S), yasal temsilcisinin rızasıyla nişanlandığı için TMK hükümleri uyarınca geçerli bir nişanlılık kurulmuştur.
2
Hediyenin iade şartlarını (mutadlık ve taraflar) değerlendir.
Hediye mutat dışıdır ve (B) dava açma hakkına sahiptir.
Antika mobilya takımı mutat (alışılmış) bir hediye değildir. TMK madde 122122 uyarınca nişanlıların ana ve babaları da verdikleri mutat dışı hediyelerin iadesini isteyebilir.
3
Kusur durumunun iadeye etkisini incele.
(S)'nin haklı olması iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Hediyelerin iadesinde (maddi ve manevi tazminattan farklı olarak) nişanı bozan tarafın kusurlu olup olmaması önem arz etmez.
4
Zamanaşımı süresini hesapla.
Dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmelidir.
TMK madde 123123 uyarınca nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları 11 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Olayda 1414 ay geçtiği için talep reddedilir.

Anahtar Kavram

Nişan Hediyelerinin İadesi ve Zamanaşımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 74Soru

Selim, eşi Canan'ın kendisini zehirleyerek öldürme planları yaptığını 1515 Mart 20252025 tarihinde tutulan bir günlük vasıtasıyla kesin olarak öğrenmiştir. Selim, eşinin bu düşünceden vazgeçeceğini umarak ve çocuklarının psikolojik sağlığını düşünerek 2020 Eylül 20252025 tarihine kadar Canan ile aynı konutta yaşamaya devam etmiş; ancak bu tarihte ortak konuttan ayrılarak 55 Ekim 20252025 tarihinde "hayata kast" özel boşanma sebebine dayanarak dava açmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, Selim tarafından açılan bu dava ile ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dava, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddedilmelidir; zira hayata kast sebebine dayalı dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay geçmekle düşer.

Cevap

Davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddedilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirme doğrudur; çünkü kanun koyucu hayata kast sebebine dayalı dava hakkını, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı aylık bir süreyle sınırlandırmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesine göre, hayata kast sebebine dayalı boşanma davası açma hakkı, davacı eşin boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Olayda davacı Selim, eşinin öldürme planını 15 Mart 2025'te öğrenmiş, ancak davayı bu tarihten yaklaşık 6 ay 20 gün sonra, 5 Ekim 2025'te açmıştır. 6 aylık hak düşürücü süre geçtiği için davanın usulden reddi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Boşanma sebebinin türünü ve ilgili kanun maddesini belirlemek.
Olayda "hayata kast" (TMK m. 162) özel boşanma sebebi söz konusudur.
Eşlerden birinin diğerini öldürme planı yapması, kanunda özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
2
Kanunda öngörülen hak düşürücü süreleri tespit etmek.
TMK m. 162/2 uyarınca dava açma süresi, sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde fiilin üzerinden 5 yıldır.
Özel boşanma sebeplerinin birçoğu (zina, hayata kast, pek kötü davranış) hak düşürücü sürelere bağlanmıştır.
3
Olaydaki tarihleri karşılaştırarak sürenin geçip geçmediğini kontrol etmek.
Öğrenme tarihi 1515 Mart 20252025, dava tarihi 55 Ekim 20252025'dir. Aradaki süre 66 ay 2020 gündür.
1515 Eylül 20252025 tarihinde dolan 6 aylık süre, dava açılmadan önce sona ermiştir.

Anahtar Kavram

Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davasında Hak Düşürücü Süreler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 75Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, evlilik birliğinin temsilinden doğan sorumluluk ve temsil yetkisinin mahkemece kısıtlanmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil yetkisinin mahkeme kararıyla kaldırılması veya kısıtlanması, bu durumun ilan edilmesi şartıyla iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder.

Cevap

Temsil yetkisinin mahkeme kararıyla kısıtlanmasının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm doğurabilmesi için kararın ilan edilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 190190. maddesinin 22. fıkrası uyarınca, temsil yetkisinin kaldırılması veya kısıtlanması kararı ilan edilmedikçe, bu durumdan haberdar olmayan (iyiniyetli) üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz. Dolayısıyla doğru seçenek, kısıtlamanın ilan şartına bağlı olarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğuracağını belirten ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil yetkisinin kapsamını belirle.
Eşler olağan ihtiyaçlar için tek başlarına, diğer ihtiyaçlar için birlikte veya yetkiyle birliği temsil ederler (TMK 188188).
Sorumluluğun sınırlarını anlamak için yetkinin kaynağını bilmek gerekir.
2
Temsilden doğan sorumluluk türünü incele.
Temsil yetkisi kullanıldığında eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar (TMK 189189).
Alacaklının her iki eşe de başvurabilme hakkını teyit etmek için.
3
Yetkinin kısıtlanması usulünü analiz et.
Eşlerden biri temsil yetkisini kötüye kullanırsa, diğer eşin istemiyle hâkim bu yetkiyi kaldırabilir veya kısıtlayabilir (TMK 190190).
Yetkinin yargısal denetim altında olduğunu saptamak için.
4
Kısıtlamanın üçüncü kişilere etkisini değerlendir.
Kısıtlama kararı ilan edilmedikçe, yetkinin varlığına güvenen iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (TMK 190/2190/2).
İşlem güvenliği ve iyiniyetin korunması ilkesi gereği ilan şartı aranır.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinin Temsili ve İyiniyetin Korunması (İlan Şartı)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru

(A) ile (B) evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. (A), evlilik hazırlıkları kapsamında nişanlısıyla birlikte oturacakları evin tefrişatı için ciddi harcamalar yapmış ve düğünden sonra başka bir ilde yaşayacakları gerekçesiyle mevcut işinden istifa etmiştir. (B) ise düğün tarihine bir ay kala, hiçbir haklı sebep göstermeksizin nişanı bozduğunu bildirmiştir. Ayrıca nişanlılık sürecinde (B), (A)’ya aile yadigarı olan ve maddi değeri oldukça yüksek bir altın bilezik hediye etmiştir.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A), evlenme amacıyla dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptığı harcamalar ve işinden istifa etmesi nedeniyle uğradığı kayıplar için (B)’den maddi tazminat isteyebilir.

Cevap

Dürüstlük kuralı çerçevesinde yapılan hazırlık harcamaları ve evlenme amacıyla yapılan işten istifa gibi fedakarlıklar için maddi tazminat talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 120120. maddesi uyarınca, nişanı haklı bir sebep olmaksızın bozan taraf, diğer tarafın evlenme amacıyla yaptığı dürüstlük kuralına uygun harcamaları ve evlenme amacıyla katlanılan diğer maddi fedakarlıkları tazmin etmek zorundadır. Olayda (B)'nin geçerli bir sebep sunmadan nişanı bozması ve (A)'nın bu süreçte yaptığı hazırlık harcamaları ile işinden istifa etmesi, maddi tazminatın koşullarını oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nişanın bozulma şeklini ve maddi tazminat şartlarını değerlendiriniz.
Nişan haklı bir sebep olmaksızın bozulmuştur.
TMK m. 120 uyarınca haklı sebep olmaksızın nişanı bozan taraf tazminat ödemekle yükümlüdür.
2
Maddi tazminatın kapsamını belirleyiniz.
Evlilik hazırlığı harcamaları ve işten istifa gibi fedakarlıklar kapsama dahildir.
TMK m. 120/2, evlenme amacıyla yapılan diğer fedakarlıkların da maddi tazminat kapsamında olduğunu açıkça belirtir.
3
Hediyelerin iadesi ve zamanaşımı kurallarını kontrol ediniz.
Mutat dışı hediyeler kusura bakılmaksızın iade edilir ve zamanaşımı 11 yıldır.
TMK m. 122 ve 123 hükümleri bu süreleri ve iade şartlarını düzenler.

Anahtar Kavram

Nişanın haksız bozulmasının maddi tazminat (TMK 120) ve hediyelerin iadesi (TMK 122) üzerindeki etkileri.
Soru 77Soru

Evli bir çift olan (A) ve (B) arasında, evin idaresi ve masrafların karşılanması konusunda bir anlaşmazlık yaşanmaktadır. (B), bir bankada çalışarak evin tüm maddi ihtiyaçlarını karşıladığını, (A)'nın ise herhangi bir işte çalışmadığı için evlilik birliğinin giderlerine hiçbir katkıda bulunmadığını ileri sürmektedir. (A) ise gün boyu evin temizliği, yemek ve çocukların eğitimi ile ilgilenerek üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini savunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu'nun evliliğin genel hükümlerine ilişkin düzenlemeleri uyarınca, bu olaydaki uyuşmazlığın çözümü bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katıldıklarından; ev işleri ve çocuk bakımı gibi faaliyetler, giderlere emek yoluyla katılım kapsamında değerlendirilir.

Cevap

Eşlerin evlilik birliğinin giderlerine hem malvarlıkları hem de emekleri ile katılabilecekleri, dolayısıyla ev işleri ve çocuk bakımının da bu kapsamda geçerli bir katkı oluşturduğu seçeneği doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesinin üçüncü fıkrası, eşlerin birliğin giderlerine 'emek ve malvarlıkları' ile katılacaklarını açıkça düzenlemiştir. Bu düzenleme uyarınca, bir eşin ev dışında çalışarak gelir elde etmesi malvarlığı ile katılımı oluştururken; diğer eşin ev işlerini yürütmesi, çocukların bakımı ve eğitimi ile ilgilenmesi 'emek' yoluyla katılım sayılır. Hukuken her iki katılım biçimi de birliğin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi bakımından geçerli ve yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesinin son fıkrası incelenmelidir.
İlgili fıkra: 'Eşler birliğin giderlerine, güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.' hükmünü içermektedir.
Eşlerin giderlere nasıl katılacağının yasal dayanağını belirlemek için gereklidir.
2
'Emek' kavramının kapsamı değerlendirilmelidir.
Ev işleri, çocuk bakımı ve diğer eşin işine karşılıksız yardım 'emek' yoluyla katılımın başlıca örnekleridir.
Somut olaydaki (A)'nın faaliyetlerinin hukuki niteliğini saptamak için gereklidir.
3
Eşitlik ve ortak yönetim ilkeleri göz önünde bulundurulmalıdır.
Evlilik birliğinin modern hukukumuzda bir reisinin olmadığı, eşlerin birliği beraberce yönettiği saptanmalıdır.
Cinsiyet veya ekonomik güç temelli hatalı yorumları elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinin Giderlerine Katılım (Emek ve Malvarlığı)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru

Ayırt etme gücüne sahip 1717 yaşındaki (A)(A), yasal temsilcisinin rızasını alarak (B)(B) ile nişanlanmıştır. (A)(A), bir süre sonra geçerli bir sebep göstermeksizin nişanı bozduğunu (B)(B)'ye bildirmiştir. Nişanlılık süresince (B)(B)'nin babası (C)(C), düğün için tutulan mekanın ücretini peşin ödemiş; (B)(B)'nin annesi (D)(D) ise (A)(A)'ya aile yadigarı olan yüksek maddi değere sahip bir altın kemer takmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (C)(C), dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptığı düğün mekanı ödemesini, nişanı haklı bir sebep olmaksızın bozan (A)(A)'dan maddi tazminat olarak talep edebilir.

Cevap

Düğün masraflarını karşılayan babanın (C), nişanı haksız bozan taraftan (A) maddi tazminat talep edebileceğini belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 120120. maddesi, nişanı haklı bir sebep olmaksızın bozan tarafın, diğer tarafın ana ve babasına karşı dürüstlük kuralları çerçevesinde yaptıkları evlilik hazırlığı harcamalarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu açıkça belirtir. Olayda (A)(A) nişanı haksız bozduğu için, (B)(B)'nin babası (C)(C) yaptığı ödemeleri tazminat olarak isteyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin ehliyet durumunun tespit edilmesi
(A)(A) ayırt etme gücüne sahip bir küçük olduğu için sınırlı ehliyetsizdir.
Sınırlı ehliyetsizler, yasal temsilci rızasıyla nişanlanabilir ve haksız yere nişanı bozarlarsa tazminat sorumluluğu altına girerler.
2
Maddi tazminat talep edebilecek kişilerin belirlenmesi
(B)(B)'nin babası (C)(C), maddi tazminat davası açma hakkına sahiptir.
TMK m. 120/2120/2 uyarınca, nişanlıların ana ve babaları da dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptıkları harcamalar için tazminat isteyebilir.
3
Hediyelerin iadesi şartlarının kontrol edilmesi
Altın kemer (alışılmışın dışı hediye) kusurdan bağımsız olarak iade edilmelidir.
TMK m. 122122 uyarınca hediyelerin iadesinde 'kusur' değil, nişanın 'evlenme dışı bir sebeple' sona ermesi ölçüttür.
4
Zamanaşımı süresinin doğrulanması
Dava açma süresi nişanın bozulmasından itibaren 11 yıldır.
TMK m. 123123 nişanlılığın sona ermesinden doğan davalar için özel bir yıllık zamanaşımı öngörmüştür.

Anahtar Kavram

Nişanın haksız bozulmasının maddi tazminat ve hediye iadesi bakımından sonuçları
Soru 79Soru

Ozan, evlenme töreni esnasında aldığı ağır bir ilacın etkisiyle iradesini sağlıklı biçimde yönlendiremeyecek durumdayken (geçici olarak ayırt etme gücünden yoksun hâlde) Simge ile evlenmiştir. Diğer taraftan Tarık ise, geçmişte evli kalıp boşandığı eski eşinin annesi olan Hale ile yetkili evlendirme memuru önünde evlenmiştir.

Buna göre, Ozan ile Simge'nin ve Tarık ile Hale'nin evliliklerinin hukuki yaptırımı aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nisbi butlan - Mutlak butlan

Cevap

Sırasıyla nisbi butlan ve mutlak butlan yaptırımlarının uygulandığı seçenektir.
Ozan'ın evlenme sırasında ilaç etkisiyle geçici olarak ayırt etme gücünden yoksun olması, iradeyi sakatlayan bir durumdur ve kanuna göre iptal davasına konu olabilen bir nisbi butlan sebebidir. Tarık'ın, boşandığı eşinin annesi ile evlenmesi ise evlenmeye engel derecede kayın hısımlığı teşkil eder; bu yasağa aykırılık kamu düzenine ilişkin olup mutlak butlan yaptırımına tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ozan ile Simge'nin evliliğindeki sakatlık türünün hukuki sonucunu belirlemek.
Bu durumun nisbi butlan olduğu tespit edilir.
Türk Medeni Kanunu'na göre, evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksunluk (sarhoşluk, ilaç etkisi vb.) bir iptal edilebilirlik, yani nisbi butlan sebebidir.
2
Tarık ile Hale'nin evliliğindeki sakatlık türünün hukuki sonucunu belirlemek.
Bu durumun mutlak butlan olduğu tespit edilir.
Kanun gereği, evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu (kayınvalide vb.) arasındaki evlenme yasağı mutlaktır ve bu yasağa aykırılık mutlak butlan sonucunu doğurur.

Anahtar Kavram

Evlenmede mutlak ve nisbi butlan hallerinin ayrımı
Soru 80Soru

Evli olan Leyla ve Tarık arasında, Leyla'nın yeni bir işe girmesi ve ailenin taşınması konularında anlaşmazlık çıkmıştır. Tarık, ailenin geçimini maddi olarak tamamen kendisinin sağladığını belirterek, Leyla'nın çalışmak için kendisinden izin alması gerektiğini ve ailenin yeni yerleşim yeri olan konutu tek başına belirleme hakkına sahip olduğunu iddia etmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, bu olaydaki iddialar ve evliliğin genel hükümleri ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler ve eşlerden hiçbiri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir.

Cevap

Doğru değerlendirme, eşlerin oturacakları konutu birlikte seçeceğini ve meslek veya iş seçiminde birbirlerinden izin almak zorunda olmadıklarını belirten ifadedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinde eşler arasında tam bir eşitlik öngörmektedir. TMK madde 186'ya göre 'Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler'. Aynı kanunun 192. maddesine göre ise 'Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir'. Bu doğrultuda, eşlerden birinin ekonomik olarak üstün olması ona konutu tek başına seçme veya diğer eşin çalışma hayatını izne bağlama hakkı vermez.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki uyuşmazlık konularını tespit etmek.
Uyuşmazlığın, aile konutunun seçimi ve eşlerden birinin meslek/iş seçimi özgürlüğü üzerinde yoğunlaştığı belirlenmiştir.
Uygulanacak kanun maddelerini (TMK m. 186 ve m. 192) doğru saptayabilmek için.
2
Tarık'ın 'konutu tek başına seçme' iddiasını değerlendirmek.
TMK madde 186 uyarınca eşlerin oturacakları konutu birlikte seçecekleri hükme bağlandığından, Tarık'ın iddiası yersizdir.
Türk Medeni Kanunu'nda 'ailenin reisi kocadır' kuralı kaldırılmış ve evlilik birliğinin yönetiminde eşitlik ilkesi benimsenmiştir.
3
Tarık'ın 'çalışmak için benden izin almalı' iddiasını değerlendirmek.
TMK madde 192 uyarınca eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığından, bu iddia da geçersizdir.
Eşlerin mesleki faaliyetlerinde bağımsızlıkları kanunla güvence altına alınmıştır.

Anahtar Kavram

Evlilik Birliğinde Eşitlik, Konutun Birlikte Seçimi ve Meslek Özgürlüğü
ÖncekiSayfa 4 / 5Sonraki