1982 Anayasası'nın Temel İlkeleri

180 soru

Soru 141Soru

Türk anayasa hukukunda kanun önünde eşitlik ilkesini düzenleyen hükümlere 20042004 ve 20102010 yıllarında yapılan eklemelerle, devletin belirli sosyal grupları korumak amacıyla yapacağı düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı esası getirilmiş ve "pozitif ayrımcılık" uygulamalarına anayasal dayanak oluşturulmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19821982 Anayasası'nın 10.10. maddesinde pozitif ayrımcılık yapılabileceği açıkça belirtilen gruplar arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük gelirli işçiler

Cevap

Düşük gelirli işçiler, 1982 Anayasası'nın 10. maddesinde pozitif ayrımcılık yapılabilecek gruplar arasında açıkça sayılmamıştır.
Düşük gelirli işçiler seçeneği doğrudur çünkü 19821982 Anayasası'nın 10.10. maddesinde pozitif ayrımcılık yapılabilecek gruplar; kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler olarak sınırlı (tahdidi) bir şekilde sayılmıştır. İşçiler veya çalışan kesim genel olarak sosyal devlet ilkesi (Madde 22 ve Madde 4949-6565) kapsamında korunsa da kanun önünde eşitlik maddesindeki özel koruma listesinde yer almazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 10.10. maddesinin güncel metninin incelenmesi
Madde metninde kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler sayılmaktadır.
Pozitif ayrımcılığın yasal sınırlarını ve hangi grupları kapsadığını belirlemek için metne sadık kalınmalıdır.
2
Seçeneklerdeki grupların Anayasa metniyle karşılaştırılması
Çocuklar, yaşlılar, engelliler ve şehit yakınları metinde varken düşük gelirli işçiler ibaresi bulunmamaktadır.
Açıkça sayılanlar ile genel sosyal koruma altındaki grupları ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Anayasal Pozitif Ayrımcılık Grupları

Alternatif Yöntem

Anayasa'daki pozitif ayrımcılık listesini 'ÇEY-HAG' (Çocuk, Engelli, Yaşlı - Harp-Vazife Şehit Yakınları, Akrabalar/Dul-Yetim, Gazi) şeklinde kodlayarak işçilerin bu listede olmadığını hızlıca teyit edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 142Soru

Hukuk devleti ilkesi, yönetenlerin keyfiliğini önleyen ve yönetilenlerin hukuk güvenliğini sağlayan bir temel niteliktir. 19821982 Anayasası’na göre bu ilkenin varlığından söz edebilmek için belirli kurumların ve hukuki prensiplerin sistemde yerleşik olması zorunludur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin zorunlu gereklerinden biri olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal barışı ve adaleti sağlamak amacıyla devletin iktisadi hayata müdahale ederek planlama yapması

Cevap

Sosyal barışı ve adaleti sağlamak amacıyla devletin iktisadi hayata müdahale ederek planlama yapması ifadesi, Sosyal Devlet ilkesinin bir gereğidir.
Hukuk devleti ilkesi, devlet organlarının hukukla sınırlanmasını ve bireylere hukuk güvenliği sağlanmasını hedefler. Bu doğrultuda idarenin yargısal denetimi, mahkemelerin bağımsızlığı ve yasaların öngörülebilirliği (belirlilik) bu ilkenin zorunlu gerekleridir. Ancak sosyal adaleti sağlamak, gelir dağılımını düzenlemek ve iktisadi hayata müdahale etmek, 19821982 Anayasası’nın 22. maddesinde belirtilen 'Sosyal Devlet' ilkesinin gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk devleti kavramının kapsamını ve zorunlu unsurlarını belirlemek.
Hukuk devletinin; idarenin yargısal denetimi, mahkemelerin bağımsızlığı, kanuni hâkim güvencesi, yasaların geriye yürümemesi ve hukuki belirlilik gibi teknik-hukuksal güvenceleri kapsadığı saptanır.
Sorunun temelinde yatan kavramın sınırlarını çizmek ve sosyal devlet ile olan ayrımını netleştirmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri 'Hukuk Devleti' ve 'Sosyal Devlet' ayrımına göre analiz etmek.
İdarenin denetimi, kanunilik, hukuki belirlilik ve yargı bağımsızlığına dair seçeneklerin hukuk devletiyle doğrudan ilişkili olduğu; ancak ekonomik müdahale ve sosyal adalet vurgusunun farklı bir anayasal ilkeye ait olduğu görülür.
Hukuk devletinin biçimsel ve hukuksal gerekleri ile sosyal devletin içeriksel ve amaçsal gereklerini birbirinden ayırt etmek için uygulanır.

Anahtar Kavram

Hukuk Devleti ile Sosyal Devlet İlkelerinin Ayrımı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 143Soru

1982 Anayasası'nın temel yapısı ve sistematiği göz önünde bulundurulduğunda, "Cumhuriyetçilik" ilkesinin anayasal statüsü ve korunması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet, Anayasa'nın 1. maddesinde devletin şekli olarak belirlenmiş olup bu hükmün değiştirilmesi veya değiştirilmesinin teklif edilmesi 4. madde ile yasaklanmıştır.

Cevap

Cumhuriyetin Anayasa'nın 1. maddesinde devletin şekli olarak düzenlendiğini ve 4. madde uyarınca değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini belirten ifade doğrudur.
1982 Anayasası'nın 1. maddesi devletin temel şeklinin Cumhuriyet olduğunu kesin bir dille belirtmiştir. Anayasa'nın 4. maddesi ise ilk üç maddenin (dolayısıyla 1. maddedeki Cumhuriyet hükmünün) değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini belirterek bu ilkeyi en güçlü anayasal güvence altına almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 1. maddesinin içeriğini değerlendiriniz.
1. madde "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." hükmünü içerir ve devletin temel şeklini belirler.
Cumhuriyetçiliğin anayasal tanımını saptamak gerekir.
2
Anayasa'nın 4. maddesinin koruma kapsamını inceleyiniz.
4. madde, 1. maddedeki devletin şeklinin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini hükme bağlar.
İlkenin hukuki güvencesini ve değiştirilemezlik statüsünü doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ilkesinin devletin şekli (Madde 1) ve değiştirilemez hüküm (Madde 4) niteliği.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetin nitelikleri olan sosyal devlet ve hukuk devleti ilkelerinin anayasal araçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 144Soru

19821982 Anayasası'nın 1010. maddesinde düzenlenen "Kanun önünde eşitlik" ilkesi, mutlak bir eşitlikten ziyade aynı hukuki durumda bulunanlar için aynı kuralların uygulanmasını (nispi eşitlik) ifade eder. 20102010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile bazı hassas gruplar lehine getirilecek düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamayacağı hükme bağlanarak pozitif ayrımcılığa anayasal dayanak oluşturulmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa'nın 1010. maddesinde bu istisna (pozitif ayrımcılık) kapsamında açıkça sayılan gruplardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşsizler ve dar gelirli vatandaşlar

Cevap

İşsizler ve dar gelirli vatandaşlar
Anayasa'nın 1010. maddesinin 33. fıkrasına göre; çocuklar, yaşlılar, engelliler (özürlüler), harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler lehine alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. İşsizler ve dar gelirli vatandaşlar ise bu maddede sayılan gruplar arasında yer almaz; onlara yönelik haklar Sosyal Devlet ilkesi kapsamında Anayasa'nın diğer maddelerinde (örn. Madde 6060, 6161) düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa Madde 1010 (Kanun Önünde Eşitlik) incelenmelidir.
20042004 ve 20102010 yıllarında yapılan eklemelerle kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, şehit yakınları ve gaziler için pozitif ayrımcılık hükümleri getirilmiştir.
Soruda sorulan özel grupların anayasal dayanağını tespit etmek için.
2
Seçeneklerdeki gruplar ile Anayasa metni karşılaştırılmalıdır.
Çocuklar, yaşlılar, engelliler (özürlüler), harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler metinde açıkça geçer.
Hangi grubun metin dışı kaldığını belirlemek için.
3
İşsizler ve dar gelirli vatandaşların hukuki statüsü değerlendirilmelidir.
Bu gruplar "Sosyal Devlet" ilkesi gereği korunur ancak eşitlik ilkesinin özel istisnası olarak 1010. maddede sayılmamışlardır.
Doğru cevabı teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Kanun Önünde Eşitlik ve Pozitif Ayrımcılık

Daha Fazla Pratik

Kadın-erkek eşitliğine dair 20042004 ve 20102010 düzenlemeleri arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 145Soru

1982 Anayasası'nın 1. maddesinde yer alan "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." hükmünün anayasal statüsü ve bu hükme tanınan hukuki koruma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hüküm devletin temel şeklini belirler ve Anayasa'nın 4. maddesi uyarınca değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir nitelik taşır.

Cevap

1. maddede düzenlenen Cumhuriyet hükmü, devletin temel şeklini belirleyen ve 4. madde uyarınca değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen mutlak bir korumaya sahip hükümdür.
1982 Anayasası'nın 1. maddesi devletin temel şeklinin Cumhuriyet olduğunu ilan eder. Anayasa'nın 4. maddesi ise bu hükmün (ve diğer ilk iki maddenin) değiştirilemeyeceğini, hatta değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini belirterek en üst düzeyde hukuki koruma sağlar. Bu durum Cumhuriyetçilik ilkesini Türk anayasal düzeninin sarsılmaz temeli yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 1. maddesinin içeriğini analiz et.
Maddenin "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." ifadesiyle devletin şeklini belirlediği görülür.
Soruda bahsi geçen hükmün kapsamını netleştirmek için.
2
Anayasa'nın 4. maddesinin kapsamını değerlendir.
4. maddenin, ilk üç maddede yer alan hükümlerin değiştirilmesini ve değiştirilmesinin teklif edilmesini yasakladığı saptanır.
Hükmün hukuki statüsünü ve koruma düzeyini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik İlkesi ve Anayasal Koruma (Madde 1 ve 4 İlişkisi)

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan 'Cumhuriyetin Nitelikleri' ile 1. maddedeki 'Devletin Şekli' ayrımını pekiştirmek için 2. madde unsurlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 146Soru

19821982 Anayasası’nın 2.2\text{.} maddesinde cumhuriyetin temel niteliklerinden biri olarak düzenlenen "hukuk devleti" ilkesi; devletin tüm organlarının hukuk kurallarıyla bağlı olmasını, yönetilenlere hukuki güvenlik sağlanmasını ve temel hakların güvence altına alınmasını ifade eder. Anayasa'da bu ilkeyi somutlaştırmak amacıyla çeşitli hukuki araçlar ve güvenceler öngörülmüştür. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19821982 Anayasası'nda hukuk devleti ilkesini gerçekleştirmeye yönelik doğrudan öngörülen araçlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasının sağlanması

Cevap

Milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasının sağlanması
Milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasının sağlanması, 19821982 Anayasası'nda düzenlenen "Sosyal Devlet" ilkesinin bir gereğidir. Sosyal devlet; bireylere asgari bir yaşam düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve barışı gerçekleştirmeyi hedefler. Oysa hukuk devleti; yönetenlerin hukukla bağlı olmasını, idarenin yargısal denetimini ve bireylerin hukuki güvenliğini sağlamaya yönelik mekanizmalarla (yargı yolu, kanuni hakim, mali sorumluluk vb.) ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk devleti ilkesinin kapsamını belirleme
Hukuk devleti; idarenin yargısal denetimi, yargı bağımsızlığı, hukuki güvenlik ve belirlilik gibi unsurları içerir.
Soruda istenen 'olmayan' unsuru bulmak için öncelikle kavramın sınırlarını çizmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki unsurları anayasal ilkelerle eşleştirme
Yargısal denetim, kanuni hakim, mali sorumluluk ve öngörülebilirlik hukuk devletiyle; gelir dağılımı ise sosyal devletle ilgilidir.
Anayasa'nın 2. maddesindeki farklı devlet niteliklerinin (sosyal, laik, hukuk vb.) araçlarını birbirinden ayırmak doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Hukuk Devleti ile Sosyal Devlet ilkelerinin araçsal ayrımı
Tahmini Süre:50s
Soru 147Soru

19821982 Anayasası'nın 44. maddesi uyarınca, ilk üç maddede yer alan hükümlerin değiştirilmesi yasaklandığı gibi bu maddelerin değiştirilmesinin teklif edilmesi de anayasal olarak engellenmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi anayasa değişikliği sürecinde sözü edilen "teklif yasağı" kapsamında yer alan bir düzenleme değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin kayıtsız şartsız Millete ait olduğu

Cevap

Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna dair hüküm, Anayasa'nın 6. maddesinde yer aldığı için teklif yasağı kapsamında değildir.
Doğru cevap olan ifade, 19821982 Anayasası'nın 66. maddesinde "Egemenlik" başlığı altında düzenlenmiştir. Anayasa'nın 44. maddesi ise yalnızca ilk üç maddenin (11, 22 ve 33. maddeler) değiştirilmesini ve değiştirilmesinin teklif edilmesini yasaklar. Dolayısıyla 66. madde, bu özel hukuki koruma (teklif yasağı) kapsamında değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 4. maddesinin kapsamını belirlemek.
4. madde; 1, 2 ve 3. maddelerin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini hükme bağlar.
Soruda sorulan 'teklif yasağı'nın sınırlarını çizmek için bu tespit gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin hangi maddelerde yer aldığını kontrol etmek.
Cumhuriyet (Madde 1), Cumhuriyetin nitelikleri (Madde 2), Devletin bütünlüğü ve sembolleri (Madde 3) korunmaktadır. Egemenlik ise Madde 6'dadır.
Hangi hükmün koruma kalkanı dışında kaldığını bulmak için madde eşleştirmesi yapılır.

Anahtar Kavram

Değiştirilemez Hükümlerin Sınırı (Madde 1, 2, 3)

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 5. maddesinde yer alan 'Devletin temel amaç ve görevleri' hükmünün de teklif yasağı dışında olduğunu unutmayınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 148Soru

Anayasal düzende bireyin temel hak alanını devlet otoritesine karşı koruyan ve devletin bu haklara yönelik "hürmet gösterme" yükümlülüğünü esas alan ilkeye ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19821982 Anayasası'nda "saygılı" ibaresiyle yer bulan bu ilke, 19611961 Anayasası'ndaki "dayalı" ifadesinin yerine geçirilmiş olup Cumhuriyetin değiştirilemez niteliklerinden biridir.

Cevap

1982 Anayasası ile benimsenen 'insan haklarına saygılı devlet' ilkesi, 1961 Anayasası’ndaki 'dayalı' ibaresinin yerine getirilmiş olup Cumhuriyetin değiştirilemez nitelikleri arasındadır.
Doğru cevap, 19821982 Anayasası'nın getirdiği terminolojik değişikliği ve bu ilkenin anayasal hiyerarşideki 'değiştirilemezlik' konumunu bir arada vermektedir. 19821982 Anayasası, 19611961'deki daha objektif bir anlam taşıyan "dayalı" kelimesini, devletin haklara müdahale etmemesini vurgulayan "saygılı" kelimesiyle değiştirmiş; ancak her iki anayasada da bu ilke Cumhuriyetin temel ve değiştirilemez bir niteliği olarak korunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa metnindeki terminolojinin tespit edilmesi
19821982 Anayasası'nın 22. maddesinde "insan haklarına saygılı devlet" ifadesinin kullanıldığı görülür.
Soruda sorulan ilkenin güncel anayasal karşılığını belirlemek gerekir.
2
Tarihsel gelişimin analiz edilmesi
19611961 Anayasası'ndaki "insan haklarına dayalı" ifadesinin 19821982 düzenlemesinde "saygılı" olarak değiştirildiği hatırlanır.
Anayasa tarihindeki bu önemli fark, KPSS sınavında sıkça test edilen bir ayrımdır.
3
İlkenin anayasal statüsünün değerlendirilmesi
22. maddede yer alan bu ilkenin 44. madde uyarınca değiştirilemez bir hüküm olduğu saptanır.
İlkenin hukuki gücünü ve korunma statüsünü doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnsan Haklarına Saygılı Devlet İlkesi

Daha Fazla Pratik

İnsan haklarına saygılı devlet ilkesinin, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimindeki (Madde 13) 'demokratik toplum düzeninin gerekleri' kriteriyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 149Soru

19821982 Anayasası'nın "Başlangıç" metninde yer alan temel ilkeler ve bu kısmın normatif değeri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında bir üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret "medeni bir işbölümü ve işbirliği" olduğu vurgulanmıştır.

Cevap

Başlangıç metninde kuvvetler ayrılığı, devlet organları arasında bir üstünlük sıralaması değil, medeni bir işbölümü ve işbirliği olarak tanımlanmıştır.
19821982 Anayasası'nın Başlangıç metni, kuvvetler ayrılığı ilkesini klasik bir güçler çatışması veya hiyerarşi olarak değil, devletin etkin çalışması için gerekli olan "medeni bir işbölümü ve işbirliği" şeklinde tanımlamıştır. Bu ifade Başlangıç metninin en karakteristik özelliklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 176176. maddesinin kapsamını değerlendir.
Başlangıç metninin Anayasa metnine dahil olduğu, ancak madde kenar başlıklarının dahil olmadığı saptanır.
Metnin hukuki bağlayıcılığını ve statüsünü belirlemek için gereklidir.
2
Başlangıç metninin içeriğindeki temel kavramları analiz et.
Metinde "Atatürk milliyetçiliği", "hürriyetçi demokrasi", "milli egemenlik" ve "kuvvetler ayrılığına ilişkin özel tanım" bulunduğu görülür.
Metnin ideolojik ve hukuki felsefesini anlamak için gereklidir.
3
Kuvvetler ayrılığına ilişkin spesifik ifadeyi doğrula.
Metinde kuvvetler ayrılığının "medeni bir işbölümü ve işbirliği" olduğu sonucuna varılır.
Seçenekler arasında teknik terminoloji ile Başlangıç metni farkını ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası Başlangıç Metni ve Hukuki Statüsü

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 22. maddesinde yer alan 'Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan' ibaresinin, Başlangıç metni ile hiyerarşik ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 150Soru

Modern anayasacılık anlayışında devlet, salt güvenlik ve adalet hizmetleri sunan 'jandarma devlet' rolünden sıyrılarak bireylerin refahını sağlamakla da görevlendirilmiştir. Bu doğrultuda anayasa koyucu, piyasa mekanizmasının yetersiz kaldığı alanlarda kamu otoritesine çeşitli müdahale ve düzenleme yetkileri vermiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, Türk anayasa sisteminde bu müdahale yetkilerini meşrulaştıran ve 'sosyal devlet' anlayışını hayata geçirmeye hizmet eden araçlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü tutulması

Cevap

İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü tutulması (İdarenin Mali Sorumluluğu)
Doğru yanıt, idarenin mali sorumluluğunu (kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olmasını) ifade eden seçenektir. Bu kural 1982 Anayasası'nın 125. maddesinde düzenlenmiş olup, devletin ekonomik hayata müdahalesini sağlayan bir 'Sosyal Devlet' aracı değil, yönetimin hukuka bağlılığını ve vatandaşın idare karşısındaki temel güvencesini sağlayan bir 'Hukuk Devleti' ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki temel kavramı analiz et
Soru, 'sosyal devlet' ilkesinin anayasal araçlarından OLMAYAN seçeneği bulmamızı istemektedir.
Sorunun kökünde sosyal devletin müdahale araçları vurgulanmış ve istisna olan kural sorulmuştur.
2
Seçeneklerdeki tanımların hangi anayasal kurumlara ait olduğunu belirle
Tanımlar sırasıyla; İdarenin Mali Sorumluluğu, Devletleştirme, Vergi Adaleti, Kamulaştırma ve Planlama kurumlarına aittir.
Anayasal ilkeleri doğru tasnif edebilmek için tanımlanan kavramların hukuki adlarını bulmak gerekir.
3
Belirlenen kurumları Sosyal Devlet ve Hukuk Devleti ilkelerine göre sınıflandır
Devletleştirme, Kamulaştırma, Planlama ve Vergi Adaleti doğrudan Sosyal Devlet'in araçlarıdır. İdarenin Mali Sorumluluğu ise Hukuk Devleti'nin bir güvencesidir.
Sosyal devletin araçları (vergi adaleti, planlama, kamulaştırma, devletleştirme, sosyal haklar) ile hukuk devletinin gerekleri (yargı denetimi, kanuni hakim, idarenin mali sorumluluğu) sıkça birbirine karıştırılır.

Anahtar Kavram

Sosyal Devlet İlkesi ve Araçları
Soru 151Soru

Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla vurgulandığı üzere; bireylere insan onuruna yaraşır asgari bir yaşam standardı sunmak, fırsat eşitliğini sağlamak ve milli geliri adil biçimde dağıtmak devletin temel anayasal ödevleri arasındadır. Devlet, bu ödevleri yerine getirirken anayasada öngörülen çeşitli müdahale ve düzenleme araçlarını kullanır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi devletin sözü edilen anayasal yükümlülüğünü (sosyal devlet ilkesini) hayata geçirmek için başvurduğu mekanizmalardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişilerin yargılanacağı makamın olayın gerçekleşmesinden önce yasalarla önceden ve kesin olarak belirlenmiş olması

Cevap

Kişilerin yargılanacağı makamın olayın gerçekleşmesinden önce yasalarla önceden ve kesin olarak belirlenmiş olması
Kişilerin yargılanacağı makamın önceden yasalarla belirlenmesi, anayasa hukukunda 'kanuni hâkim güvencesi' (tabii hâkim ilkesi) olarak adlandırılır. Bu güvence, bireylerin adil yargılanma hakkını teminat altına alan ve keyfi yargılamaları önleyen bir mekanizmadır. Dolayısıyla bu kural, devletin ekonomik ve sosyal hayata müdahalesini öngören 'Sosyal Devlet' ilkesinin değil; idarenin eylemlerinin yargı denetimine tabi olmasını ve adaletin tarafsızca dağıtılmasını amaçlayan 'Hukuk Devleti' ilkesinin vazgeçilmez bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen hedeflerin (insan onuruna yaraşır yaşam, fırsat eşitliği, adil gelir dağılımı) hangi anayasal ilkeye ait olduğunu tespit etmek.
Bu hedefler 1982 Anayasası'nda yer alan 'Sosyal Devlet' ilkesinin temel amaçlarıdır.
Soruda hangi ilkenin araçlarının arandığını (veya aranmadığını) doğru belirlemek çözüme ulaşmanın ön koşuludur.
2
Seçeneklerdeki hukuki kurumları ve kuralları ilgili oldukları anayasal ilkelerle eşleştirmek.
Kamulaştırma, planlama, vergi adaleti ve devletleştirme kavramları sosyal devlet araçlarıdır. Ancak yargılamanın önceden kanunla belirlenmiş mahkemelerde yapılması (kanuni hâkim güvencesi) hukuk devleti ilkesine aittir.
Anayasanın temel ilkeleri arasındaki ayrımı (sosyal devlet vs. hukuk devleti) yaparak doğru seçeneği izole etmek.

Anahtar Kavram

Sosyal Devlet İlkesi ve Araçları
Soru 152Soru

Demokratik devlet ilkesinin en önemli unsurlarından biri olan seçimlerin hukuki çerçevesini çizen temel ilkeler bulunmaktadır. Varsayımsal bir ülkede kabul edilen yeni bir yasal düzenlemeyle seçimlere ilişkin şu kurallar getirilmiştir:

I. Yalnızca belirli bir tutarın üzerinde vergi ödeyen vatandaşların seçimlerde oy kullanabilmesi
II. Yükseköğrenim mezunu olan seçmenlerin kullandıkları oyların, sayım işleminde iki oy değerinde kabul edilmesi
III. Seçmenlerin tercih ettikleri siyasi partiyi sandık kurulu üyelerinin huzurunda sözlü olarak beyan ederek oylarını kullanması

1982 Anayasası'nda güvence altına alınan seçim ilkeleri dikkate alındığında, bu düzenlemede yer alan kurallar sırasıyla aşağıdaki ilkelerden hangilerini ihlal etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel oy – Eşit oy – Gizli oy

Cevap

Doğru sıralama 'Genel oy – Eşit oy – Gizli oy' şeklinde olmalıdır.
Verilen senaryoda, birinci öncüldeki vergi şartı, servete dayalı bir sınırlama getirdiğinden herkesin oy kullanabilmesini ifade eden 'genel oy' ilkesini ihlal eder. İkinci öncüldeki eğitim durumuna göre bazı oyların iki oy sayılması (çoğul oy uygulaması), her seçmenin tek bir oy hakkına sahip olmasını öngören 'eşit oy' ilkesine aykırıdır. Üçüncü öncüldeki oyların açıkça kullanılması ise, seçmen iradesinin baskı altında kalmadan sandığa yansımasını sağlayan 'gizli oy' ilkesinin açık bir ihlalidir. Bu nedenle doğru sıralama Genel oy, Eşit oy ve Gizli oy şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
I. öncüldeki düzenlemenin hangi ilkeyi ihlal ettiğinin belirlenmesi
Genel oy ilkesi ihlal edilmiştir.
Genel oy ilkesi, servet, eğitim, cinsiyet gibi sınırlamalar olmaksızın bütün vatandaşların oy kullanma hakkına sahip olmasını gerektirir. Yalnızca vergi ödeyenlerin (sansiter oy) oy kullanabilmesi bu ilkeye aykırıdır.
2
II. öncüldeki düzenlemenin hangi ilkeyi ihlal ettiğinin belirlenmesi
Eşit oy ilkesi ihlal edilmiştir.
Eşit oy ilkesi, her seçmenin statüsü ne olursa olsun sadece bir oy hakkına sahip olmasını ifade eder. Eğitim durumuna göre bazı seçmenlere birden fazla oy hakkı (çoğul oy) verilmesi bu ilkeye açıkça aykırıdır.
3
III. öncüldeki düzenlemenin hangi ilkeyi ihlal ettiğinin belirlenmesi
Gizli oy ilkesi ihlal edilmiştir.
Gizli oy ilkesi, seçmenin oyunun içeriğini kimsenin bilmemesini gerektirir. Oyların sandık kurulu önünde sözlü beyanla açıkça kullanılması bu ilkeyi ihlal eder.

Anahtar Kavram

Seçim İlkeleri (Genel, Eşit ve Gizli Oy)
Soru 153Soru

Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) görev yapan bir grup milletvekili, bir anayasa değişikliği teklifi hazırlayarak devletin şeklinin "meşruti monarşi" olarak değiştirilmesini ve egemenliğin kullanımının belirli bir hanedan ile meclis arasında paylaştırılmasını önermektedir.

1982 Anayasası'nın temel ilkeleri dikkate alındığında, bu anayasa değişikliği teklifinin hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu kuralı mutlak anayasal güvence altında olduğundan, bu yöndeki bir değişiklik teklifi anayasanın değiştirilemezlik ilkesine aykırıdır ve yasama sürecine alınamaz.

Cevap

Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu kuralı mutlak anayasal güvence altında olduğundan, bu yöndeki bir değişiklik teklifi anayasanın değiştirilemezlik ilkesine aykırıdır ve yasama sürecine alınamaz.
1982 Anayasası'nın 1. maddesinde devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu açıkça düzenlenmiştir. 4. madde ise bu hükmün değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini emreder. Bu nedenle, devlet şeklini monarşi olarak değiştirmeyi amaçlayan herhangi bir girişim, meclis başkanlığı tarafından anayasaya aykırılık gerekçesiyle reddedilir ve yasama sürecine dahil edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Teklifin içeriğini anayasal kavramlarla eşleştirme
Teklif edilen 'meşruti monarşi', doğrudan 'devletin şekli' kavramı ile ilgilidir ve Cumhuriyet rejiminin zıddıdır.
Anayasal denetim yapabilmek için öncelikle teklifin anayasanın hangi maddesini hedef aldığını tespit etmek gerekir.
2
Devletin şekli ile ilgili anayasal hükümleri inceleme
1982 Anayasası'nın 1. maddesi 'Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir' der.
Mevcut anayasal düzende devletin şeklinin nasıl tanımlandığını belirlemek zorunludur.
3
Anayasanın değiştirilemezlik ilkesini uygulama
Anayasa'nın 4. maddesi uyarınca, 1. maddedeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Bir anayasa değişikliği teklifinin hukuken işleme konulup konulamayacağı, ilgili maddenin koruma statüsüne bağlıdır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik İlkesi ve Değiştirilemez Hükümler
Soru 154Soru

Türkiye'de anayasal düzende laiklik ilkesi, devletin dinler karşısında tarafsız kalmasını ve din kurallarının devlet işleyişine yön vermemesini emrederken, aynı zamanda dini hizmetlerin devletin gözetimi ve denetimi altında yürütülmesini de içermektedir. Bu bağlamda, din ve vicdan hürriyeti ile bu ilkenin anayasal sınırlarına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laiklik ilkesinin katı ayrılıkçı niteliğinin bir gereği olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı genel idare teşkilatı dışında özerk bir kamu tüzel kişiliği şeklinde kurgulanmış ve finansmanı genel bütçe dışına çıkarılmıştır.

Cevap

Diyanet İşleri Başkanlığının genel idare dışında özerk bir yapıya sahip olduğu ve genel bütçe dışından finanse edildiği ifadesi hukuken yanlıştır.
1982 Anayasası'nın 136. maddesine göre; genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak görevlerini yerine getirir. Dolayısıyla, kurumun genel idare teşkilatı dışında özerk bir kamu tüzel kişiliği olduğu ve finansmanının genel bütçe dışına çıkarıldığı yönündeki ifade kesinlikle yanlıştır. Türk anayasal sisteminde kurum genel idareye dâhildir ve bütçesi genel bütçe içerisindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki ifadelerin 1982 Anayasası'ndaki Laiklik ve Din ve Vicdan Hürriyeti (Madde 24 ve Madde 136) düzenlemeleriyle karşılaştırılması.
İnanç, ibadet, din istismarı ve din eğitimi ile ilgili seçeneklerin Anayasa'nın 24. maddesi ve 15. maddesindeki (çekirdek haklar) güvencelerle tam uyumlu olduğu tespit edilir.
Soruda hukuken yanlış olan, yani anayasal kurallara aykırı olan yargının bulunması istenmektedir.
2
Diyanet İşleri Başkanlığının statüsüne ilişkin ifadenin analizi.
1982 Anayasası'nın 136. maddesine göre Diyanet İşleri Başkanlığının "genel idare içinde" yer aldığı bilgisi hatırlanır.
Kurumun statüsü, Türk laiklik modelinin özgün yapısını anlamak için kilit bir bilgidir.
3
Yanlış bilginin netleştirilmesi.
Diyanet İşleri Başkanlığının özerk tüzel kişiliği olmadığı ve genel idare içinde yer alarak genel bütçeden pay aldığı sonucuna ulaşılır. Ayrılıkçı model iddiası Türkiye'nin anayasal pratiğiyle uyuşmamaktadır.
Doğru cevabın şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit edilmesi.

Anahtar Kavram

1982 Anayasasında Laiklik İlkesi ve Diyanet İşleri Başkanlığının Statüsü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 155Soru

Yüksek Mahkeme önüne gelen bir siyasi parti kapatma davasında, davalı partinin programında yer alan *"Devletin asli unsuru olan millet, yalnızca aynı soy ağacından gelen ve belirli bir anadili konuşan bireylerin oluşturduğu organik ve dışlayıcı bir bütündür."* şeklindeki ifade inceleme konusu yapılmıştır.

Raportör mütalaasında, bu ifadenin 1982 Anayasası'nın 2. maddesinde güvence altına alınan değiştirilemez nitelikteki bir ilkeye ve Başlangıç kısmında vurgulanan 'kıvançta ve tasada ortaklık' felsefesine açıkça aykırı olduğunu belirtmiştir.

Buna göre, raportörün mütalaasında atıf yaptığı ve siyasi parti programındaki bu tanımlamayı Anayasa'ya aykırı kılan temel ilke ile Anayasa'mızın benimsediği milliyetçilik teorisi aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet – Sübjektif milliyetçilik

Cevap

Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet ilkesi ve Sübjektif milliyetçilik teorisi eşleştirmesini içeren seçenektir.
Soruda verilen siyasi parti programındaki 'soy ağacı ve belirli bir anadil' vurgusu, ırk ve dil gibi somut özellikleri şart koşan 'objektif milliyetçilik' anlayışını yansıtır. Ancak 1982 Anayasası, Başlangıç kısmındaki 'kıvançta ve tasada ortaklık' ifadeleriyle, birlikte yaşama arzusunu ve iradeyi ön plana çıkaran 'sübjektif milliyetçilik' anlayışını kabul etmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde değiştirilemez nitelikte sayılan bu ilkenin resmi hukuki adlandırması ise, önceki anayasal dönemden ayrılarak 'Atatürk milliyetçiliğine bağlılık' olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla siyasi parti tüzüğünü Anayasa'ya aykırı kılan eşleştirme Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet ve Sübjektif milliyetçilik olacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi parti programındaki millet tanımının hangi milliyetçilik teorisine girdiğini tespit etme.
Tanımdaki 'soy ağacı' ve 'belirli bir anadil' vurgusu, millet olmayı ırk ve dil gibi somut özelliklere bağlayan 'objektif milliyetçilik' teorisine aittir.
Anayasaya aykırılığın temelini bulmak için öncelikle aykırı olan eylemin teorik altyapısını anlamak gerekir.
2
1982 Anayasası'nın benimsediği milliyetçilik teorisini belirleme.
Anayasa, Başlangıç metnindeki 'tasada ve kıvançta ortaklık' vurgusuyla birlikte yaşama iradesini esas alan kapsayıcı 'sübjektif milliyetçilik' teorisini benimsemiştir.
Parti programı ile Anayasa'nın felsefesini karşılaştırmak için Anayasa'nın teorik yaklaşımını tespit etmek zorunludur.
3
1982 Anayasası'nın 2. maddesindeki resmi ilke adlandırmasını bulma.
1961 Anayasası'ndaki 'Türk milliyetçiliği' veya 'Millî devlet' kavramlarından farklı olarak, 1982 Anayasası açıkça 'Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet' kavramını kullanmıştır.
Seçenekler arasında sadece teorik doğruluk değil, anayasal kavramın tam karşılığının da bulunması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliğine Bağlı Devlet İlkesi
Soru 156Soru

Anayasal düzenimizde devlet-din ilişkileri, katı bir ayrılıktan ziyade devletin dini hayata yönelik bir organizasyon ve denetim yetkisini de barındıran kendine özgü bir laiklik modeliyle yapılandırılmıştır. Laiklik ilkesinin anayasal sistemimizdeki gelişimi ve bu ilkeyi somutlaştıran mevcut anayasal kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, din ve vicdan hürriyeti ile kurumların statüsüne ilişkin aşağıdaki hukuki çıkarımlardan hangisi mevzuata uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini inanç ve kanaatleri açıklama hürriyeti olağanüstü yönetim usullerinde dahi dokunulamayacak çekirdek alanda yer alırken; ibadet, dini ayin ve törenler Anayasa'nın 14. maddesindeki kötüye kullanma yasağına aykırı olmamak şartıyla serbesttir.

Cevap

Dini inanç ve kanaatleri açıklama hürriyetinin olağanüstü yönetimlerde bile dokunulmaz bir çekirdek hak olması, ancak ibadet ve ayinlerin Anayasa'nın 14. maddesindeki sınırlamalara tabi olması yasal mevzuata tam olarak uygundur.
Doğru olan hukuki çıkarım, Anayasa'nın 15. ve 24. maddelerinin birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır. Sistemimizde kişinin iç dünyasına ait olan 'dini inanç ve kanaatleri' çekirdek hak olup hiçbir durumda dokunulamaz niteliktedir. Ancak bu inancın dışa vurumu olan 'ibadet, dini ayin ve törenler', Anayasa'nın temel hakların kötüye kullanılması yasağını düzenleyen 14. maddesine aykırı olmamak şartıyla serbesttir ve kamu düzeni gibi gerekçelerle sınırlandırılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Laiklik ilkesinin anayasal tarihimizdeki yeri incelenir.
Laiklik 1924 Anayasasının ilk metninde yer almamış, anayasaya 1937 yılında girmiştir.
Tarihsel süreci bilmek, Diyanet ve laiklik kurumlarının kronolojik kurgusunu test eden seçenekleri elemeyi sağlar.
2
1982 Anayasası'nda din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24. madde ile çekirdek hakları düzenleyen 15. madde analiz edilir.
Din ve vicdan (inanç) hürriyeti olağanüstü hallerde dahi dokunulamayan çekirdek bir haktır. Fakat ibadet, ayin ve dini törenler bu mutlak alanın dışındadır ve Anayasa'nın 14. maddesine aykırı olmamak koşuluyla serbesttir.
İnancın içselliği (mutlak) ile ibadetin dışa vurumu (sınırlandırılabilir) arasındaki anayasal farkın tespit edilmesi gerekir.
3
Diyanet İşleri Başkanlığının ve zorunlu din derslerinin anayasal statüsü kontrol edilir.
Diyanet İşleri Başkanlığı 136. madde uyarınca genel idare içindedir (tüzel kişiliği yoktur). Zorunlu din dersleri ise 1982 Anayasasının ilk kabulünden beri vardır (2001 değişikliği değildir).
Devletin dini alandaki kurumsal teşkilatlanması ve eğitim politikalarının laiklik çerçevesindeki hukuki sınırlarını netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Laiklik İlkesi ve Din ve Vicdan Hürriyetinin Sınırları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 157Soru

Türkiye'de laiklik ilkesinin anayasal gelişimi ve 1982 Anayasası'ndaki hukuki çerçevesi incelendiğinde; devletin dinler karşısındaki tarafsızlığı, bireylerin inanç özgürlüğü ve dini kurumların idari yapısı gibi çok boyutlu bir sistem göze çarpmaktadır. Anayasa koyucu, laikliği salt bir devlet ilkesi olarak bırakmamış, hem temel haklar rejiminde hem de idare teşkilatında somut kurallara bağlamıştır.

Buna göre, 1982 Anayasası'nın laiklik anlayışı ve ilgili kurumsal güvenceleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İbadet, dini ayin ve törenler hürriyeti, temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması yasağını düzenleyen 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla serbest bırakılmış nispi bir hak iken; dini inanç ve kanaat hürriyeti olağanüstü hallerde dahi dokunulamayan mutlak bir çekirdek haktır.

Cevap

Dini inanç ve kanaat hürriyetinin olağanüstü hallerde dahi dokunulamayan mutlak bir çekirdek hak olduğunu, ibadet ve ayin hürriyetinin ise 14. madde sınırlarına tabi nispi bir hak olduğunu belirten ifadedir.
1982 Anayasası'nın 24. maddesi uyarınca, dini inanç ve kanaat hürriyeti kişinin içsel alanı olup 15. maddede sayılan ve hiçbir durumda dokunulamayacak mutlak 'çekirdek haklar' arasında yer alır. Buna karşılık, inancın dışa yansıyan bir boyutu olan ibadet, dini ayin ve törenler hürriyeti nispi bir hak olup, Anayasa'nın 14. maddesinde belirtilen 'temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması' (devletin bölünmez bütünlüğüne ve laik Cumhuriyete aykırı faaliyetlerde bulunmama) şartına bağlanmıştır. Bu ikili ayrım, laik devlet düzeninin temel yapıtaşlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Laiklik ilkesinin 1982 Anayasası'ndaki yansımalarını ve 24. maddede düzenlenen din ve vicdan hürriyeti kapsamını analiz etmek.
24. maddeye göre inanç ve kanaat hürriyeti mutlak iken, ibadet ve ayin hürriyeti 14. maddedeki kısıtlamalara tabidir.
Anayasa'nın içsel inanç ile dışsal ibadet eylemi arasında kurduğu hukuki farkı tespit etmek, seçeneklerin doğruluk payını değerlendirmenin temelidir.
2
Seçeneklerdeki tarihsel gelişimi ve idari yapı düzenlemelerini anayasal gerçeklerle karşılaştırmak.
1928 ile 1937 değişikliklerinin birbirinden farklı olduğu ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın özerk olmayıp genel idare içinde yer aldığı belirlenir.
Laiklik ilkesinin anayasa tarihindeki aşamalarını ve kurumsal sonuçlarını kronolojik ve hukuki açıdan doğrulamak zorunludur.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası'nda Laiklik ve Din Hürriyetinin Sınırları
Soru 158Soru

Türkiye'de bir büyükşehir belediyesi, şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde bazı dezavantajlı gruplara ücretsiz seyahat hakkı tanıyan bir meclis kararı almıştır. Bu kararın iptali talebiyle idari yargıda açılan davada davacı, uygulamanın "Kanun önünde eşitlik" ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Davalı idare ise mahkemeye sunduğu savunmada, ayrıcalık tanınan grubun 1982 Anayasası'nın 10. maddesine 2010 yılında eklenen hükümle açıkça anayasal güvence altına alındığını ve bu gruba yönelik alınan özel tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağını (pozitif ayrımcılık) belirtmiştir.

İdarenin bu anayasal savunmasının hukuken doğrudan geçerli olabilmesi için, söz konusu meclis kararında ücretsiz seyahat hakkı tanınan kesimin aşağıdakilerden hangisi olması zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İleri yaş grubunda bulunan yaşlı bireyler

Cevap

İleri yaş grubunda bulunan yaşlı bireyler
1982 Anayasası'nın 10. maddesine 2010 yılında eklenen fıkra uyarınca; çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı hüküm altına alınmıştır. İdarenin savunmasını doğrudan bu anayasal hükme dayandırabilmesi için, ayrıcalık tanıdığı grubun bu fıkrada sayılan kesimlerden biri olması zorunludur. Seçenekler arasında yalnızca 'yaşlılar' bu anayasal listede ismen yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki hukuki dayanağı belirleme
İdarenin savunması, 1982 Anayasası'nın 10. maddesinde 2010 yılında yapılan 'pozitif ayrımcılık' değişikliğine dayanmaktadır.
Uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı sayılmaması için grubun Anayasa'da açıkça belirtilmiş olması gerekir.
2
2010 anayasa değişikliği ile pozitif ayrımcılık getirilen grupları hatırlama
İlgili fıkrada ismen sayılanlar: Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilerdir.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarına göre, madde metninde yer almayan gruplara bu fıkraya dayanılarak pozitif ayrımcılık yapılamaz.
3
Seçenekleri analiz etme
Öğrenciler, işçiler, memurlar ve dar gelirliler sosyal devlet ilkesi gereği desteklense de 10. maddedeki sınırlı listede yoktur; yaşlılar ise bu listede açıkça yer alır.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak için sosyal devletin genel koruma ödevleri ile 10. maddedeki spesifik anayasal istisnaları birbirinden ayırmak şarttır.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası Madde 10 - Pozitif Ayrımcılık (2010 Değişikliği)
Soru 159Soru

1982 Anayasası'nın değiştirilemez hükümlerinden olan 2. maddesinde, Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında "insan haklarına saygılı devlet" ilkesine yer verilmiştir. Bu anayasal tercihin, Türk anayasa hukuku doktrinindeki karşılığı ve devlet-birey ilişkisine getirdiği hukuki çerçeve dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birey haklarını devlet otoritesinin yegâne ve mutlak kurucu unsuru olarak görmek yerine; anayasal düzen içinde devletin işleyişinde korunması ve gözetilmesi gereken, sınırları belirlenmiş bir değer olarak konumlandırır.

Cevap

Birey haklarını devlet otoritesinin yegâne ve mutlak kurucu unsuru olarak görmek yerine; anayasal düzen içinde devletin işleyişinde korunması ve gözetilmesi gereken, sınırları belirlenmiş bir değer olarak konumlandırır.
1982 Anayasası, 1961 Anayasası'nın aksine insan haklarını devletin yegâne varlık sebebi ("dayalı") olarak görmekten felsefi olarak vazgeçmiş, devleti daha otoriter ve öncelikli bir konuma yerleştirmiştir. Bu metinsel tercih ("saygılı"), devletin mutlak bir haklar rejimi tasarlamak yerine, kendi bekasını ve düzenini korurken anayasal sınırlar içinde temel haklara riayet etmesini ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın felsefi altyapısını ve 'saygılı' ifadesinin anayasa hukukundaki teorik anlamını analiz etmek.
1982 Anayasası, 1961 Anayasası'ndaki devleti insan haklarının bir aracı olarak gören yaklaşımdan uzaklaşarak devleti önceleyen bir felsefe benimsemiştir.
1961 Anayasası'ndaki 'dayalı' ifadesi ile 1982'deki 'saygılı' ifadesi arasındaki temel felsefi farkı tespit etmek, doğru nitelendirmeyi bulmak için şarttır.
2
Seçeneklerde sunulan tanımların Cumhuriyetin hangi niteliklerine ait olduğunu eşleştirmek.
Hatalı seçeneklerin Sosyal Devlet, Hukuk Devleti ve 1961 Anayasası'nın eski modeli ile ilgili olduğu belirlenir.
Sınav formatında anayasanın temel ilkeleri sıklıkla birbirinin yerine kullanılarak güçlü çeldiriciler oluşturulur.

Anahtar Kavram

İnsan Haklarına Saygılı Devlet İlkesi
Soru 160Soru

19821982 Anayasası’nın 2.2. maddesinde düzenlenen cumhuriyetin temel niteliklerinden biri olan “Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet” ilkesi, devletin millet tasavvurunu ve toplumsal bütünleşme modelini belirler. Bu ilke, doktrinde ırk, soy veya din gibi biyolojik ve somut unsurlara dayanan “objektif milliyetçilik” anlayışını reddederek, paylaşılan manevi değerlere dayanan “subjektif milliyetçilik” anlayışını esas alır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Atatürk milliyetçiliğinin bu “subjektif (manevi)” niteliğini yansıtan ve toplumu bir arada tutan temel unsurlardan biri olarak kabul edilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletin; ırk veya kan bağı yerine ortak tarihsel mazi, kader birliği ve birlikte yaşama arzusu gibi değerler üzerinden tanımlanması

Cevap

Milletin; ırk veya kan bağı yerine ortak tarihsel mazi, kader birliği ve birlikte yaşama arzusu gibi değerler üzerinden tanımlanması doğru cevaptır.
Doğru cevap olan seçenek, Atatürk milliyetçiliğinin en temel özelliği olan “subjektif (manevi) milliyetçilik” anlayışını tanımlamaktadır. Bu anlayışa göre millet; ırk, kan bağı veya din gibi maddi unsurların değil, “milletçe kederde, kıvançta ve tasada ortak olma” (kader birliği) ve “birlikte yaşama arzusu” gibi manevi unsurların bir araya getirdiği bir topluluktur. Bu durum, ilkenin dışlayıcı değil, bütünleştirici ve kapsayıcı olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk milliyetçiliğinin tanımı ve niteliği analiz edilir.
19821982 Anayasası'na göre bu ilke, ırkçı ve dinsel ayrımcılığı reddeden, bütünleştirici bir niteliğe sahiptir.
Bu ilkenin “subjektif” mi yoksa “objektif” mi olduğunu belirlemek için anayasal dayanaklara bakmak gerekir.
2
Anayasa'nın Başlangıç metni ve 6666. maddedeki vurgular incelenir.
Başlangıç'ta yer alan “milletçe kederde, kıvançta ve tasada ortaklık” ile 6666. maddedeki “vatandaşlık bağı” vurguları subjektif milliyetçiliğin kanıtıdır.
Bu ifadeler, bireylerin maddi (ırk/soy) özelliklerinden ziyade manevi (duygu/ideal) birlikteliklerini esas alır.
3
Seçenekler arasından manevi ve bütünleştirici unsuru içeren ifade belirlenir.
Ortak mazi, kader birliği ve gelecek ideali vurgusu yapan seçenek doğru kabul edilir.
Subjektif milliyetçilik anlayışı, bireylerin kendilerini ait hissettikleri değerler bütünüdür.

Anahtar Kavram

Subjektif (Manevi) Milliyetçilik Anlayışı

İpuçları

1
Milletin neye göre tanımlandığına odaklanın: Biyolojik özellikler mi yoksa paylaşılan duygular mı?
2
Anayasa'nın Başlangıç metnindeki 'kederde ve kıvançta ortaklık' ifadesi hangi milliyetçilik türüne işaret eder?

Daha Fazla Pratik

Atatürk milliyetçiliği ile laiklik ve halkçılık ilkeleri arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 8 / 9Sonraki
1982 Anayasası'nın Temel İlkeleri Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 8 | Examkin