Temel Hak ve Hürriyetler

206 soru

Soru 121Soru

1982 Anayasası’nın "Kişi Hakları ve Ödevleri" bölümünde düzenlenen mülkiyet hakkı (m. 35) ile suç ve cezalara ilişkin anayasal güvenceler (m. 38) birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu hakların korunması ve sınırlandırılmasına ilişkin anayasal hükümlerle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, kamu düzenini ciddi şekilde sarsan ağır cezalık suçların aydınlatılması amacıyla mahkeme kararıyla delil olarak kullanılabilir.

Cevap

Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların ağır suçlarda mahkeme kararıyla delil olarak kullanılabileceğini belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan seçenek, Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrasındaki 'kanuna aykırı elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği' yönündeki mutlak kurala, anayasada yer almayan 'ağır suç' ve 'mahkeme kararı' gibi istisnalar eklediği için hatalıdır. Anayasa bu konuda hiçbir istisna tanımamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrasını analiz et.
Hüküm: 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.'
Bu hüküm, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak delil yasaklarını anayasal düzeye taşımıştır.
2
Seçeneklerdeki istisna iddiasını anayasal metinle karşılaştır.
Anayasa metninde suçun türüne (ağır ceza vb.) veya bir makamın (mahkeme) kararına bağlı bir istisna bulunmadığı görülür.
Anayasa koyucu bu konuda mutlak bir yasak öngörmüştür; bu nedenle herhangi bir yasal düzenleme veya yargısal içtihatla bu kuralın esnetilmesi anayasaya aykırıdır.

Anahtar Kavram

Hukuka Aykırı Delil Yasağının Mutlaklığı

Daha Fazla Pratik

Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki dengeyi nasıl kurduğuna dair güncel kararlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 122Soru

19821982 Anayasası'nın "Kişi Hakları ve Ödevleri" bölümünde düzenlenen toplumsal ve mekânsal hürriyetlerin (konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, yerleşme ve seyahat hürriyeti, dernek kurma hürriyeti) sınırlanma rejimleri ve güvenceleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti; milli güvenliğin veya kamu düzeninin korunması amacıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili idari merciin kararıyla sınırlanabilir.

Cevap

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin idari merci kararıyla sınırlanabileceğini belirten ifade yanlıştır; bu hak sadece hâkim kararıyla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, 19821982 Anayasası'nın 23.23. maddesinde 20102010 yılında yapılan değişiklikle en güçlü güvencelerden birine kavuşturulmuştur. Bu değişikliğe göre; yurt dışına çıkış hürriyeti sadece 'suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle' ve sadece 'hâkim kararına bağlı olarak' sınırlanabilir. Dolayısıyla milli güvenlik veya kamu düzeni gibi gerekçelerle veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idari mercilere (Valilik, İçişleri Bakanlığı vb.) bu hakkı sınırlama yetkisi verilmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Konut ve haberleşme haklarının sınırlanma usulünü hatırla.
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idari merci yetkisi vardır (2424 saatte onaya sunulur).
Anayasa Madde 2121 ve 2222 bu prosedürü açıkça tanımlar.
2
Yerleşme ve seyahat hürriyetinin sınırlama sebeplerini karşılaştır.
Yerleşme için 'sağlıklı kentleşme' bir sebepken, seyahat için sadece 'suç' odaklı sebepler geçerlidir.
Anayasa Madde 2323'teki ikili ayrımı tespit etmek gerekir.
3
Yurt dışına çıkış hürriyetinin özel rejimini (20102010 değişikliği) analiz et.
İdari merci yetkisi tamamen kaldırılmıştır; sadece suç soruşturma/kovuşturması ve hâkim kararı gerekir.
Bu hak üzerindeki güvence, diğer toplumsal haklara göre daha mutlak hale getirilmiştir.

Anahtar Kavram

Toplumsal ve Mekânsal Hürriyetlerde İdari Yetki ve Yargısal Denetim Ayrımı
Soru 123Soru

1982 Anayasası’nın 'Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı' başlıklı 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı; Jellinek’in statü kuramı çerçevesinde yapılan bilimsel sınıflandırmada aşağıdakilerden hangisinin kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif statü hakları

Cevap

Yaşama, maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı, devletin bireyin özel alanına müdahale etmemesini gerektiren bir 'negatif statü hakkı'dır.
Negatif statü hakları, bireyin devlet tarafından dokunulamayacak, müdahale edilemeyecek özel alanını koruyan haklardır. 1982 Anayasası'nın 17. maddesinde düzenlenen haklar, niteliği gereği devletin kişiye yönelik saldırılarını yasakladığı ve bireye bir hürriyet alanı tanıdığı için bu kategoride yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Maddenin anayasal sistematiğini incelemek
17. maddenin Anayasa'nın 'Temel Haklar ve Ödevler' kısmının ikinci bölümü olan 'Kişi Hakları ve Ödevleri' başlığı altında yer aldığı tespit edilir.
Anayasa'da hakların bulunduğu bölümler, o hakkın niteliği ve devletle olan ilişkisi hakkında temel bilgi verir.
2
Jellinek'in statü kuramındaki tanımları uygulamak
Negatif statü haklarının (status libertatis), devletin karışamayacağı bir 'hürriyet alanı' çizdiği hatırlanır.
Kişi hakları, bireyi devlete karşı koruyan ve devletin 'durması' gereken alanı temsil eder.
3
Madde içeriği ile statü tipini eşleştirmek
Yaşama ve vücut bütünlüğü hakkı, devletin müdahale etmemesi gereken en temel kişisel dokunulmazlık alanı olduğu için negatif statü hakkı olarak nitelendirilir.
Maddede geçen 'geliştirme' ifadesi bazen devletten destek beklenen bir hakmış gibi algılansa da, sistematik olarak devletin bu sürece engel olmamasını ifade eden bir negatif haktır.

Anahtar Kavram

Jellinek Statü Hakları Tasnifi
Tahmini Süre:45s
Soru 124Soru

1982 Anayasası'nda düzenlenen "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti" (m.25m. 25) ile "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti" (m.26m. 26) arasındaki anayasal hukuki rejim farkına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşünce ve kanaat hürriyeti, kişinin iç dünyasına yönelik olması nedeniyle mutlak niteliktedir ve savaş halinde dahi dokunulamaz; ancak düşünceyi açıklama hürriyeti anayasal sebeplerle sınırlanabilir.

Cevap

Düşünce ve kanaat hürriyetinin mutlak nitelikte olması ve savaş halinde dahi dokunulamaması, buna karşın düşünceyi açıklama hürriyetinin anayasal sebeplerle sınırlanabilmesi doğrudur.
Doğru ifade, düşünce ve kanaat hürriyetinin mutlaklığını (içsel boyut) ve savaşta dahi dokunulamayacak çekirdek alan içerisinde yer aldığını, ancak bu düşüncelerin dış dünyaya aktarılmasını içeren açıklama ve yayma hürriyetinin (dışsal boyut) millî güvenlik veya kamu düzeni gibi sebeplerle sınırlanabileceğini belirtmektedir. Bu durum 1982 Anayasası'nın 25, 26 ve 15. maddelerinin birleşik yorumunun sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 25. ve 26. maddelerinin kapsamını belirle.
25. madde 'düşünce hürriyetini' (iç dünya/forum internum), 26. madde ise 'düşünceyi açıklama hürriyetini' (dış dünya/forum externum) düzenler.
Hakların niteliklerini ve kullanım alanlarını ayırt etmek için gereklidir.
2
Anayasa'nın 15. maddesindeki (çekirdek haklar) düzenlemeyi incele.
Savaş, seferberlik veya OHAL durumlarında dahi kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı ve bunlardan dolayı suçlanamayacağı (dokunulamaz alan) tespit edilir.
Hangi hakkın mutlak, hangisinin nispi olduğunu anlamak için 15. madde belirleyicidir.
3
Sınırlama rejimlerini karşılaştır.
Düşünce hürriyetinin sınırlama sebebi yoktur (mutlaktır); açıklama hürriyeti ise 26. maddenin 2. fıkrasındaki özel sebeplerle sınırlanabilir.
Hukuki rejim farkını netleştirmek için anayasal sınırlama maddeleri kontrol edilir.

Anahtar Kavram

Düşünce ve kanaat hürriyetinin mutlaklığı ile ifade hürriyetinin sınırlanabilirliği arasındaki fark.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 125Soru

Jellinek’in "üçlü statü kuramı" çerçevesinde; bireyin devlet tarafından müdahale edilemeyecek özel alanını simgeleyen ve devlete "gölge etme başka ihsan istemem" anlayışıyla yaklaşan haklar "negatif statü hakları" (koruyucu haklar) olarak tanımlanır. 19821982 Anayasası'nın sistematiği de büyük ölçüde bu tasnife uygun olarak yapılandırılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19821982 Anayasası'nda "Kişinin Hakları ve Ödevleri" (negatif statü) başlığı altında düzenlenen hak ve hürriyetlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma ve sözleşme hürriyeti

Cevap

Çalışma ve sözleşme hürriyeti
Çalışma ve sözleşme hürriyeti, 19821982 Anayasası'nın 4848. maddesinde 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' başlığı altında düzenlenmiştir. Bu hürriyet, bireyin devletten bir hizmet istemesinden ziyade, devletin bireyin çalışma serbestisine müdahale etmemesini gerektirdiği için Jellinek tasnifinde 'negatif statü' (koruyucu) hakları arasında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Jellinek'in negatif statü hakları tanımını analiz etme
Negatif statü hakları (koruyucu haklar), devletin bireye müdahale etmemesi gereken, kişinin dokunulmaz alanını koruyan haklardır.
Sorunun kökünde istenen hak kategorisinin niteliğini netleştirmek gerekir.
2
1982 Anayasası'ndaki sistematiği eşleştirme
Anayasa'nın İkinci Kısmı'nın birinci bölümünde yer alan 'Kişinin Hakları ve Ödevleri', Jellinek'in negatif statü haklarına karşılık gelir.
Anayasal başlıklar ile akademik tasnif arasındaki ilişkiyi kurmak çözüm için kritiktir.
3
Seçeneklerdeki hakların anayasal yerini ve niteliğini inceleme
Çalışma ve sözleşme hürriyeti Madde 4848'de (Kişi Hakları), diğer seçenekler ise 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' bölümünde düzenlenmiştir.
Özellikle 'çalışma hürriyeti' ile 'çalışma hakkı' arasındaki kavramsal fark, sorunun ayırt edici noktasıdır.

Anahtar Kavram

Negatif Statü Hakları ve 1982 Anayasası'ndaki Karşılıkları

Daha Fazla Pratik

Aktif statü (katılma) hakları arasında yer alan dilekçe hakkı ile bilgi edinme hakkının Jellinek tasnifindeki yerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Hangi hakkın negatif olduğunu bulmak için 'Devlet bu alana karışmasın mı diyor yoksa devlet bana bir şey mi versin diyor?' sorusu sorulabilir. 'Karıma, evime, inancıma karışma' (Negatif); 'Bana iş ver, okul aç, hastane yap' (Pozitif).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 126Soru

1982 Anayasası’nın 15. maddesi uyarınca; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek ve ölçülülük ilkesine uygun davranılmak kaydıyla, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Ancak bu durumlarda dahi dokunulamayacak olan "çekirdek haklar" (sert çekirdek haklar) bulunmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi belirtilen olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı bir dönemde, anayasal güvence altındaki çekirdek haklar kapsamında yer aldığı için hiçbir surette durdurulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar suçlu sayılmaması

Cevap

Kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar suçlu sayılmaması (masumiyet karinesi)
1982 Anayasası'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasına göre; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde bile suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu ilkeye hukukta 'masumiyet karinesi' denir ve hiçbir şart altında durdurulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 15. maddesinin kapsamını belirle.
Savaş, seferberlik ve OHAL durumlarında hakların durdurulması rejimini kapsar.
Sorunun hukuki dayanağını tespit etmek için gereklidir.
2
Çekirdek hakların (dokunulamayacak haklar) listesini hatırla.
Yaşama hakkı, maddi/manevi bütünlük, din/vicdan/düşünceyi açıklamaya zorlanamama, suç ve cezaların geriye yürümemesi ve masumiyet karinesi.
Seçenekleri bu mutlak yasaklarla karşılaştırmak gerekir.
3
Seçeneklerdeki hakları analiz et.
Masumiyet karinesinin listede olduğu, diğerlerinin (basın, mülkiyet, haberleşme vb.) listede olmadığı görülür.
Doğru yanıtı diğerlerinden ayırmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sert Çekirdek Haklar (Dokunulmaz Alan)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 127Soru

1982 Anayasası’nın 13. maddesinde 2001 yılında yapılan anayasa değişikliği ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejiminde "genel sınırlama" sistemi terk edilerek "özel sınırlama" sistemine geçilmiştir. Buna göre, mevcut anayasal düzenleme çerçevesinde bir temel hak ve hürriyetin sınırlandırılabilmesi için aşağıdakilerden hangisi bir geçerlilik şartı olarak kabul edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlamanın tüm haklar için geçerli olan genel sınırlama sebeplerinden birine dayanması

Cevap

Sınırlamanın tüm haklar için geçerli olan genel sınırlama sebeplerinden birine dayanması
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü 2001 Anayasa değişikliği ile 1982 Anayasası'nın 13. maddesinden "genel sınırlama sebepleri" ifadesi çıkarılmıştır. Bu değişiklikle birlikte, bir temel hak ve hürriyet artık sadece kendi özel maddesinde belirtilen sebeplere dayanarak sınırlanabilir. Dolayısıyla tüm haklar için geçerli olan ortak/genel bir sınırlama nedeni artık anayasal bir ölçüt değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 13. maddesinin güncel halini analiz etme
Temel hakların ancak kanunla, ilgili maddedeki özel sebeplere bağlı olarak, demokratik toplum düzeni ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun şekilde sınırlanabileceği sonucuna ulaşılır.
Sınırlama rejiminin kümülatif (birlikte bulunması gereken) şartlarını belirlemek.
2
2001 Anayasa değişikliğinin etkisini değerlendirme
2001 yılında yapılan değişiklikle "genel sınırlama" sebeplerinin (genel kamu yararı, kamu düzeni vb. başlıkların her hak için ortak kullanılması) kaldırıldığı görülür.
Soruda vurgulanan tarihsel ve hukuki dönüşümü saptamak.
3
Seçenekleri mevcut anayasal ölçütlerle karşılaştırma
Genel sınırlama sebeplerine dayanmanın artık bir geçerlilik şartı olmadığı, aksine her hakkın kendi özel sınırlama sebebine (özel sınırlama sistemi) tabi olduğu tespit edilir.
Hatalı olan kriteri belirleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanmasında Özel Sınırlama Sistemi
Tahmini Süre:50s
Soru 128Soru

Anayasal bir hak olan yaşama hakkı, 1982 Anayasası'nın 17. maddesinde güvence altına alınmış; ancak aynı maddenin son fıkrasında, belirli ve zorunlu hallerde silah kullanılması sonucu meydana gelen ölüm olaylarının bu hakkın ihlali sayılmayacağı belirtilmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1982 Anayasası'nın 17. maddesinde yaşama hakkının istisnası olarak düzenlenen "silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlar" arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi

Cevap

Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi seçeneği doğru cevaptır çünkü bu uygulama 2004 yılındaki Anayasa değişikliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Doğru yanıt olan 'Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi' ifadesi, 1982 Anayasası'nın 17. maddesinde artık yer almamaktadır. Bu hüküm, 2004 yılında yapılan kapsamlı insan hakları reformları çerçevesinde Anayasa metninden çıkarılmıştır. Dolayısıyla günümüzde ölüm cezası, yaşama hakkının anayasal bir istisnası değildir.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın 17. maddesinin son fıkrasındaki istisnaları hatırla.
İstisnalar: Meşru müdafaa, yakalama/tutuklama infazı, kaçmanın önlenmesi, ayaklanma/isyan bastırılması ve OHAL emirlerinin uygulanmasıdır.
Sorunun kökünde istenen 'yer almayan' durumu bulmak için mevcut listeyi bilmek gerekir.
2
Seçenekleri mevcut Anayasa metniyle karşılaştır.
A, B, C ve E seçenekleri mevcut metinde yer alırken, ölüm cezası infazı maddede bulunmamaktadır.
Anayasa'nın güncel haliyle tarihi gelişimini (2004 değişikliği) ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Yaşama Hakkının Anayasal İstisnaları ve Ölüm Cezasının Kaldırılması

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan 'savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler' ile 17. maddedeki bu istisnaların farkını çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 129Soru

1982 Anayasası'nda düzenlenen "Vatan Hizmeti" ve "Vergi Ödevi" hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu iki anayasal kurum için de geçerli olan ortak bir özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasanın 'Siyasi Haklar ve Ödevler' (Aktif Statü) bölümünde düzenlenmiş olmaları

Cevap

Her iki düzenleme de 1982 Anayasası'nın dördüncü bölümü olan 'Siyasi Haklar ve Ödevler' başlığı altında yer almaktadır.
Hem vatan hizmeti (m. 72) hem de vergi ödevi (m. 73), 1982 Anayasası'nın 'Siyasi Haklar ve Ödevler' başlıklı dördüncü bölümünde düzenlenmiştir. Bu bölümdeki hak ve ödevler, bireyin devlet yönetimine ve kamu külfetlerine katılımını düzenleyen 'aktif statü hakları' olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasal metnin incelenmesi
Vatan Hizmeti (m. 72) ve Vergi Ödevi (m. 73) maddelerinin yer aldığı bölümün tespit edilmesi.
Hakların ve ödevlerin anayasal sistematiği içindeki yerini belirlemek.
2
Özne ve nitelik karşılaştırması yapılması
Vatan hizmetinin 'Her Türk' (vatandaş), verginin ise 'Herkes' için öngörüldüğünün; vatan hizmetinin 'hak ve ödev', verginin ise 'yükümlülük' olduğunun görülmesi.
Seçeneklerdeki özne ve nitelik ayrımını doğrulamak.
3
Jellinek tasnifine göre sınıflandırma
Siyasi haklar ve ödevler bölümündeki hakların 'aktif statü hakları' olduğunun teyit edilmesi.
Doktriner sınıflandırma hatalarını ayıklamak.

Anahtar Kavram

Siyasi Haklar ve Ödevlerin Tasnifi ve Kapsamı
Soru 130Soru

1982 Anayasası'nın 17. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmaksızın üzerinde bilimsel ve tıbbi deneyler yapılamaz." hükmü uyarınca, bir kimsenin vücut bütünlüğüne yapılacak müdahalenin anayasal açıdan hukuka uygunluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vücut bütünlüğüne dokunulabilmesi için tıbbi zorunluluk ve kanuni dayanak şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Cevap

Vücut bütünlüğüne dokunulabilmesi için tıbbi zorunluluk ve kanuni dayanak şartlarının birlikte (kümülatif) gerçekleşmesi gerekir.
1982 Anayasası'nın 17/2. maddesinde yer alan 'Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında' ifadesindeki 've' bağlacı, vücut bütünlüğüne müdahale edilebilmesi için her iki şartın da aynı anda (kümülatif olarak) gerçekleşmesi gerektiğini belirtir. Yani sadece tıbbi zorunluluk olması veya sadece kanunda yazılı bir halin bulunması müdahaleyi anayasal açıdan tek başına haklı kılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın 17. maddesinin 2. fıkrasını analiz et.
Hükümde 'Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında' ifadesi yer almaktadır.
Vücut bütünlüğüne müdahale edilebilmesi için anayasanın aradığı istisnai şartları belirlemek gerekir.
2
Metindeki 've' bağlacının hukuki anlamını değerlendir.
Bu bağlaç, iki şartın (tıbbi zorunluluk + kanun) birlikte bulunması gerektiğini gösterir.
Anayasa koyucunun, vücut bütünlüğünü korumak için şartları kümülatif (bir arada) olarak öngördüğünü anlamak gerekir.
3
Bilimsel deneyler için getirilen ek güvenceyi kontrol et.
Deneyler için ayrıca 'rıza' şartının mutlak olarak arandığını teyit et.
Vücut bütünlüğüne genel müdahale ile bilimsel deney ayrımını netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Vücut Bütünlüğüne Müdahalenin Sınırları ve Kümülatif Şartlar

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 15. maddesindeki çekirdek haklar ile 17. madde arasındaki ilişkiyi, özellikle işkence yasağı ve yaşama hakkı istisnaları üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 131Soru

1982 Anayasası’nın 6565. maddesine göre; "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." Bu hükümle sınırlandırılan ve bireyin devletten olumlu bir edim talep edebilmesine imkan tanıyan haklara "isteme hakları" (pozitif statülü haklar) denir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi eğitim, aile veya sosyal güvenlik kapsamında düzenlenen ve devletin mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde sunmakla yükümlü olduğu haklardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı

Cevap

Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkı, bir sosyal ve ekonomik hak değil; negatif statülü (koruyucu) bir kişi hakkıdır.
Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkı; 1982 Anayasası'nın 17. maddesinde 'Kişi Hakları ve Ödevleri' (Negatif Statü Hakları) bölümünde düzenlenmiştir. Bu haklar devletin müdahale alanının dışındaki 'koruyucu' haklardır ve Anayasa'nın 65. maddesinde belirtilen 'mali kaynakların yeterliliği' ölçütüne göre değil, mutlak bir korumaya tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
Jellinek'in hak sınıflandırmasını hatırla.
Negatif (koruyucu), Pozitif (isteme) ve Aktif (katılma) haklar ayrımı yapılır.
Anayasa'daki hakların hangi bölümde düzenlendiğini ve devletin yükümlülüğünü anlamak için bu tasnif temeldir.
2
Sosyal ve Ekonomik Hakların niteliğini analiz et.
Bu haklar 'İsteme Hakları'dır ve kural olarak Anayasa'nın 65. maddesindeki mali kaynak sınırlamasına tabidir.
Soruda bahsedilen eğitim, aile ve sosyal güvenlik hakları bu grupta yer alır.
3
Seçeneklerdeki hakları gruplandır.
Sosyal güvenlik, parasız eğitim ve ailenin korunması pozitif statülüdür. Kişinin dokunulmazlığı ise negatif statülüdür.
Negatif statü hakları devlete 'gölge etme başka ihsan istemem' mesajı veren, müdahale yasağı getiren haklardır.

Anahtar Kavram

Hakların Statülerine Göre Ayrımı ve Mali Kaynak Sınırı

İpuçları

1
Sosyal haklar genellikle devletten bir şey yapmasını (hizmet, para, yardım) istediğimiz haklardır.
2
Kişi hakları ise devletin özel hayatımıza veya vücut bütünlüğümüze karışmamasını istediğimiz haklardır.

Daha Fazla Pratik

Konut hakkı (Sosyal) ile Konut dokunulmazlığı (Kişi) arasındaki farkı incelemek, statü ayrımını pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 132Soru

19821982 Anayasası'nda düzenlenen "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti" (m.25m. 25) ile "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti" (m.26m. 26) karşılaştırıldığında, bu iki hürriyetin anayasal koruma ve sınırlama rejimi bakımından temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşünce ve kanaat hürriyetinin savaş ve olağanüstü hallerde dahi dokunulamayan "çekirdek haklar" arasında yer alarak mutlak bir korumaya sahip olması; ifade hürriyetinin ise belirli sebeplerle kanunla sınırlanabilmesi

Cevap

Düşünce ve kanaat hürriyetinin mutlak/çekirdek hak niteliğinde olması, buna karşın ifade hürriyetinin sınırlanabilir olması temel farktır.
Düşünce ve kanaat hürriyeti (m.25m. 25), Anayasa'nın 1515. maddesinde düzenlenen 'çekirdek haklar' arasındadır; yani savaş veya olağanüstü hallerde bile bu hakkın özüne dokunulamaz, kişi düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz. Ancak düşüncenin dış dünyaya yansıtılması olan ifade hürriyeti (m.26m. 26), Anayasa'da belirtilen özel sebeplerle sınırlanabilen bir haktır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa m. 25 ve m. 26 içeriklerini analiz etme
Düşünce hürriyetinin (m. 25) kimsenin düşüncelerini açıklamaya zorlanamayacağını belirttiği, ifade hürriyetinin (m. 26) ise açıklama ve yayma hakkını tanıdığı görülür.
Hakların kapsamını belirlemek için temel maddelere bakılmalıdır.
2
Anayasa m. 15 (Olağanüstü haller) hükmünü uygulama
m. 15/2 uyarınca 'kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz' hükmünün savaş/OHAL durumunda dahi dokunulamaz olduğu tespit edilir.
Hangi hakların mutlak (çekirdek) hangilerinin sınırlanabilir olduğunu anlamak için m. 15 kritiktir.
3
Sınırlama rejimlerini karşılaştırma
Düşünce ve kanaat hürriyetinin hiçbir sınırlama sebebine tabi olmadığı, ifade hürriyetinin ise milli güvenlik ve kamu düzeni gibi sebeplerle sınırlanabildiği sonucuna varılır.
İki hak arasındaki temel hukuki ayrım çizgisi budur.

Anahtar Kavram

Temel Hakların Çekirdek Alanı ve Mutlak Haklar
Tahmini Süre:50s
Soru 133Soru

1982 Anayasası’nda yer alan "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" ile "Mülkiyet hakkı" düzenlemeleri kapsamında bireylere tanınan hukuki güvenceler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi bu güvencelerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

Cevap

Hiç kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamayacağı ilkesi, 1982 Anayasası'nda yer alan temel bir hukuki güvencedir.
Doğru cevap olan ifade, Anayasa'nın 38. maddesinde açıkça belirtilen 'Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz' hükmünü yansıtmaktadır. Bu düzenleme, özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan borçların ödenmemesinin hapis cezasına dönüştürülmesini anayasal düzeyde engellemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suç ve cezalara ilişkin anayasal ilkeleri incelemek.
Cezaların kanuniliği, şahsiliği ve sözleşmeden doğan borç nedeniyle hürriyeti kısıtlama yasağının tespiti.
Bireyin ekonomik yetersizliği veya akdi yükümlülükleri nedeniyle hapisle cezalandırılmasını önlemek modern hukuk devletinin bir gereğidir.
2
Diğer seçeneklerdeki sınırlama ve yaptırım usullerini hukuki hiyerarşi açısından değerlendirmek.
Genel müsadere yasağı ile mülkiyetin sadece kanunla sınırlanabileceği kuralının teyit edilmesi.
Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri temel hakların ancak kanunla sınırlanabileceğini, 38. maddesi ise genel müsadereyi mutlak olarak yasakladığını hüküm altına almıştır.

Anahtar Kavram

Cezaların Kanuniliği ve Sözleşmeden Doğan Borç Nedeniyle Hürriyeti Kısıtlama Yasağı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 134Soru

1982 Anayasası’nın 'Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar' (m. 38) ile 'Mülkiyet Hakkı' (m. 35) hükümleri uyarınca, bireylere sağlanan anayasal güvencelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel müsadere cezası, sadece terör ve örgütlü suçlar kapsamında istisnai olarak uygulanabilir.

Cevap

Genel müsadere cezasının terör ve örgütlü suçlar için istisnai olarak uygulanabileceğini belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade, genel müsadere cezasının bazı suç tipleri için istisnai olarak uygulanabileceğini iddia etmektedir. Ancak 1982 Anayasası'nın 38. maddesi 'Genel müsadere cezası verilemez.' diyerek bu cezayı suç türünden bağımsız olarak tamamen kaldırmıştır. Sadece suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan elde edilen belirli varlıklara el konulması (özel müsadere) mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası m. 38/10 incelenir.
İlgili maddede 'Genel müsadere cezası verilemez.' hükmü yer almaktadır.
Anayasa, kişinin tüm mal varlığının devlete geçmesi sonucunu doğuran genel müsadereyi kesin olarak yasaklamıştır.
2
Suç türlerine göre istisna olup olmadığı kontrol edilir.
Anayasal düzenlemede suçun niteliğine (terör, örgütlü suç vb.) göre herhangi bir ayrım veya istisna getirilmemiştir.
Genel müsadere yasağı, hukuk devleti ve mülkiyet hakkının korunması gereği mutlak bir yasaktır.
3
Diğer seçeneklerdeki ilkeler (m. 35 ve m. 38) doğrulanır.
Mülkiyetin toplum yararına aykırı olamaması (m.35), kanunilik (m.38/1), şahsilik (m.38/7) ve delil yasağı (m.38/6) ilkelerinin mevcut olduğu görülür.
Anayasal metinle çelişen tek ifade genel müsadereye istisna getiren seçenektir.

Anahtar Kavram

Genel Müsadere Yasağının Mutlaklığı
Tahmini Süre:50s
Soru 135Soru

Anayasal hakların sınırlandırılmasında kural olarak hâkim kararı gerekse de konut dokunulmazlığı ve haberleşme hürriyeti gibi bazı haklarda, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idari mercilere istisnai olarak kısıtlama yetkisi tanınmıştır.

Buna göre, 19821982 Anayasası'nda düzenlenen aşağıdaki haklardan hangisinin sınırlandırılması için gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi idari bir merci kısıtlama kararı veremez ve kısıtlama yetkisi anayasal olarak münhasıran hâkim kararına bırakılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti

Cevap

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, anayasal olarak sadece suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve yalnızca hâkim kararı ile sınırlandırılabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, 19821982 Anayasası'nın 2323. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan 20102010 değişikliği ile sadece hâkim kararına bağlanmıştır. Bu düzenleme ile idari makamların (örneğin pasaport tahdidi yoluyla) bu hürriyeti kısıtlama yetkisi anayasal düzeyde sona erdirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Konut dokunulmazlığı ve haberleşme hürriyeti gibi hakların kısıtlama usulünü hatırla.
Bu haklarda genel kural hâkim kararıdır ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri yeterlidir.
Bu haklar kamu düzeni ve suçun önlenmesi gibi acil durumlar için idari merciye geçici yetki tanır.
2
19821982 Anayasası'nın 2323. maddesindeki 20102010 değişikliğini analiz et.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetine ilişkin fıkra, idari kısıtlamaları engelleyerek yetkiyi tamamen yargıya devretmiştir.
Yurt dışına çıkma yasağının bir ceza hukuku önlemi niteliğinde olması ve keyfi idari kısıtlamaların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
3
Diğer seçenekleri (dernek, özel hayat vb.) gözden geçir.
Bu haklarda idari merciin kısıtlama/askıya alma yetkisinin anayasal olarak mevcut olduğunu doğrula.
Anayasanın 2020, 2121, 2222 ve 3333. maddeleri açıkça idari merci emrine cevaz vermektedir.

Anahtar Kavram

Hâkim Kararı Güvencesi ve İdari Yetki İstisnası

Daha Fazla Pratik

Konut dokunulmazlığı ve haberleşme hürriyetinde idari merci kararının kaç saat içinde hâkim onayına sunulması gerektiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 136Soru

1982 Anayasası’nın 13. maddesinde düzenlenen "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" rejimi uyarınca, olağan dönemde yapılacak bir sınırlama işleminin anayasaya uygun kabul edilebilmesi için kümülatif olarak aranan ölçütler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlamanın milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmaması

Cevap

Sınırlamanın milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmaması şartı, olağan dönem sınırlamalarını düzenleyen 13. maddede değil, olağanüstü hallerde hakların durdurulmasını düzenleyen 15. maddede bir ölçüt olarak öngörülmüştür.
1982 Anayasası'nın 13. maddesi, temel hakların sınırlanmasında kanunilik, özel sebep, hakkın özü, demokratik toplum düzeni, laik Cumhuriyet, anayasanın sözü/ruhu ve ölçülülük kriterlerini sayar. Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmama şartı ise sadece 15. maddedeki durdurma rejimine özgüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Madde 13 kapsamındaki sınırlama kriterlerini hatırla.
Olağan dönemde sınırlama şartları: Kanunla olma, Anayasa'daki özel sebeplere dayanma, sözüne ve ruhuna uygunluk, hakkın özüne dokunmama, demokratik toplum düzeni, laik Cumhuriyet ve ölçülülük.
Soruda sorulan sınırlama rejiminin kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Seçenekleri bu kriterlerle karşılaştır.
Milletlerarası hukuk yükümlülüğü dışındaki tüm seçeneklerin Madde 13'te yer aldığı tespit edildi.
Anayasal maddeler arasındaki farkları ayırt etmek için gereklidir.
3
Milletlerarası hukuk ölçütünün kaynağını tespit et.
Bu ölçüt Anayasa'nın 15. maddesinde (Durdurma rejimi) geçmektedir.
Yanlış olan seçeneğin neden yanlış olduğunu teknik olarak doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması Ölçütleri (Madde 13)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 137Soru

1982 Anayasası'nın "Siyasi Haklar ve Ödevler" başlığı altında düzenlenen Vatan Hizmeti (m. 72) ile ilgili olarak, anayasa metninde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hizmetin sadece Silahlı Kuvvetler bünyesinde yerine getirilmesi anayasal bir zorunluluktur.

Cevap

Vatan hizmetinin sadece Silahlı Kuvvetler bünyesinde yerine getirilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğu ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, vatan hizmetinin sadece askeri bir hizmet olduğunu iddia etmektedir. Oysa 1982 Anayasası'nın 72. maddesine göre, vatan hizmetinin Silahlı Kuvvetlerde mi yoksa kamu kesiminde mi yapılacağı kanuna bırakılmıştır. Bu durum, vatan hizmetinin mutlaka silah altında yapılmasını gerektiren mutlak bir anayasal zorunluluk olmadığını, kamu hizmeti şeklinde ifasının da anayasal olarak mümkün olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 72. maddesinin içeriğini analiz etme
Vatan hizmetinin 'her Türk için hak ve ödev' olduğu ve 'Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde' yapılabileceği bilgisine ulaşılır.
Yanlış olan önermeyi bulmak için anayasal dayanağın doğru okunması gerekir.
2
Seçenekleri anayasal hükümlerle karşılaştırma
Seçeneklerde yer alan 'sadece Silahlı Kuvvetler' ibaresinin, anayasadaki 'veya kamu kesiminde' seçeneğiyle çeliştiği tespit edilir.
Anayasa, vatan hizmetinin alternatif uygulama biçimlerine (sivil hizmet gibi) kapı açmaktadır.

Anahtar Kavram

Vatan Hizmetinin Hukuki Niteliği ve Uygulama Alanı
Soru 138Soru

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında kullanılan; sınırlama aracının amaca ulaşmaya elverişli olması, sınırlamanın müdahale edilen hak açısından gerekli olması ve araç ile amaç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması unsurlarını içeren güvence ölçütü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ölçülülük ilkesi

Cevap

Sınırlama aracının elverişli, gerekli ve amaçla orantılı olması gerektiğini ifade eden ilke 'ölçülülük' ilkesidir.
Doğru cevap olan seçenek, anayasa hukukunda bir sınırlama tedbirinin amaca ulaşmaya uygun (elverişli), müdahale açısından en hafif araç (gerekli) ve sağlanan yarar ile yüklenen külfet arasında dengeli (orantılı) olması gerektiğini belirten ölçülülük ilkesini tanımlamaktadır. 20012001 anayasa değişikliği ile Madde 1313'e açıkça dahil edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sınırlama kriterlerinin unsurlarını analiz etme
Elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurlarının bir arada bulunduğu tespit edildi.
Bu üç unsur, hukuk doktrininde ve anayasa yargısında ölçülülük ilkesinin alt başlıklarıdır.
2
1982 Anayasası Madde 13 bağlamında kontrol etme
Ölçülülük ilkesinin 2001 anayasa değişikliği ile Madde 13'e açıkça eklendiği doğrulandı.
Anayasa'nın güncel metnine göre sınırlamalar ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

Anahtar Kavram

Ölçülülük İlkesi ve Alt Unsurları

Daha Fazla Pratik

Madde 13'teki kümülatif şartlar listesini (Kanun, Özel Sebep, Söz ve Ruh, Hakkın Özü, Demokratik Toplum, Laik Cumhuriyet, Ölçülülük) bir tablo halinde ezberlemek sınavda hız kazandıracaktır.
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 139Soru

1982 Anayasası’nda temel hak ve hürriyetler; Kişi Hak ve Ödevleri, Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler ile Siyasi Haklar ve Ödevler şeklinde üçlü bir ayrıma tabi tutulmuştur. Bu ayrım, Jellinek’in "üçlü statü kuramı" (negatif, pozitif ve aktif statü hakları) ile büyük ölçüde örtüşmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1982 Anayasası’nda "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" (pozitif statü hakları) başlığı altında düzenlenen haklardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerleşme ve seyahat hürriyeti

Cevap

Yerleşme ve seyahat hürriyeti, 1982 Anayasası'nda 'Kişi Hakları ve Ödevleri' bölümünde düzenlenen bir negatif statü hakkıdır.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti, 1982 Anayasası'nın ikinci kısmının ikinci bölümünde 'Kişi Hakları ve Ödevleri' (Negatif Statü Hakları) başlığı altında düzenlenmiştir. Jellinek'in tasnifine göre negatif statü hakları, bireyin devlet tarafından dokunulamayacak özel alanını belirleyen 'koruyucu' haklardır. Diğer seçeneklerdeki haklar ise devletin sosyal refahı sağlamak amacıyla sunduğu hizmetleri kapsayan 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' (Pozitif Statü Hakları) grubundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Jellinek'in üçlü statü kuramındaki kategorileri belirle.
Negatif statü (koruyucu), Pozitif statü (isteme) ve Aktif statü (katılma) hakları olarak üç grup bulunur.
Soruda pozitif statü hakları sorulduğu için önce bu kategorinin kapsamı anlaşılmalıdır.
2
Seçeneklerdeki hakların 1982 Anayasası'ndaki yerini analiz et.
Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve kıyılardan yararlanma Sosyal ve Ekonomik Haklar bölümündedir. Yerleşme ve seyahat hürriyeti ise Kişi Hakları bölümündedir.
Anayasa'daki bölüm başlıkları Jellinek'in tasnifiyle doğrudan ilişkilidir.
3
Farklı kategoride olan hakkı tespit et.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti, devletin müdahale etmemesi gereken bir 'hürriyet' alanı olduğu için negatif statü hakkıdır.
Diğer tüm seçenekler devletten bir hizmet veya yardım talebi (isteme) içerirken, yerleşme ve seyahat hürriyeti devletten dokunulmamasını talep eder.

Anahtar Kavram

Jellinek'in Üçlü Statü Tasnifi ve 1982 Anayasası'ndaki Hak Grupları

Daha Fazla Pratik

Seçme ve seçilme hakkı gibi 'aktif statü' (katılma) haklarının da diğer iki gruptan nasıl ayrıldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 140Soru

1982 Anayasası'nın "Grev Hakkı ve Lokavt" başlıklı 54. maddesinde 2010 yılında yapılan anayasa değişiklikleri ile grev ve lokavt hakkının kullanımına ilişkin birçok sınırlayıcı hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

Buna göre, 54. maddede halen güncelliğini koruyan ve bu hakların kullanım sınırlarını belirleyen anayasal hüküm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grev hakkı ve lokavt; iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.

Cevap

Grev hakkı ve lokavtın iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamayacağı hükmü halen yürürlüktedir.
Doğru yanıt olan seçenek, 1982 Anayasası'nın 54. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve 2010 değişikliklerinden etkilenmeden güncelliğini koruyan hükmü içermektedir. Bu hükme göre grev ve lokavt hakkı, iyi niyet kurallarına aykırı kullanılamaz ve milli serveti tahrip edici amaçlarla yürütülemez.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın 54. maddesindeki (Grev ve Lokavt) güncel metni ve 2010 değişikliklerini analiz et.
2010 yılında grev hakkına getirilen 'siyasi grev', 'dayanışma grevi' ve 'genel grev' yasaklarının (7. fıkra) kaldırıldığı görülür.
Değişikliklerin kapsamını belirlemek sorunun temelidir.
2
Aynı madde içindeki sorumluluk hükümlerini incele.
Greve katılanların veya sendikanın sebep olduğu maddi zararlardan sendikanın sorumlu tutulacağına dair 3. fıkranın da 2010'da yürürlükten kaldırıldığı tespit edilir.
Yürürlükte olmayan hükümleri elemek için gereklidir.
3
Maddenin mevcut (yürürlükteki) ikinci fıkrasını kontrol et.
İkinci fıkrada yer alan 'iyi niyet kuralları', 'toplum zararı' ve 'milli serveti tahrip' ile ilgili kısıtlamanın halen metinde korunduğu görülür.
Doğru anayasal hükmü doğrulamak için gereklidir.
4
Diğer seçeneklerdeki bilgileri anayasanın 51 ve 53. maddeleriyle karşılaştır.
Sendika kurmanın izin gerektirmediği (Md. 51) ve Hakem Kurulu kararlarının kesin olduğu (Md. 53) bilgileriyle çelişen seçenekler elenir.
Çeldiricilerin neden yanlış olduğunu netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası'nda 2010 Değişiklikleri Sonrası Grev ve Lokavt Sınırları

Daha Fazla Pratik

2010 Anayasa değişikliklerinin 'Toplu Sözleşme Hakkı' (Md. 53) üzerindeki etkilerini ve Hakem Kurulu yapısını detaylıca incelemek bu tür soruların çözümünü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 7 / 11Sonraki
Temel Hak ve Hürriyetler Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 7 | Examkin