Bürokrasi Kuramları

199 soru

Soru 181Soru

Kamu yönetiminde demokratikleşme ve meşruiyet tartışmaları bağlamında ele alınan 'temsili bürokrasi' yaklaşımında; bürokratik yapının toplumun demografik özelliklerini yansıtması ile bu yapının toplumsal taleplere duyarlı kararlar üretmesi arasındaki ilişki sorgulanmaktadır. Frederick Mosher tarafından kavramsallaştırılan bu süreçte, bürokratların toplumsal kökenlerinin (pasif temsil) idari davranışlara ve politika çıktılarına (aktif temsil) dönüşmesini sınırlayan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mesleki sosyalleşme süreci ve kurum kültürünün toplumsal değerlerin önüne geçmesi

Cevap

Toplumsal kökenlerin idari davranışlara dönüşmesini engelleyen temel unsur, bürokratların kurum içerisinde geçirdikleri 'mesleki sosyalleşme' sürecidir.
Frederick Mosher'a göre, bir bürokratın toplumsal kökeni (pasif temsil), kurum içindeki mesleki sosyalleşme ve örgüt kültürü tarafından baskılanabilir. Bu durum, bürokratın kendi kökenine uygun politikalar üretmesini (aktif temsil) zorlaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal ayrımı tanımla
Pasif temsil (demografik benzerlik) ve aktif temsil (grup çıkarını gözetme) arasındaki fark netleşir.
Sorunun kökenindeki 'sınırlandırıcı faktörü' bulmak için bu iki aşama arasındaki mekanizmayı anlamak gerekir.
2
Frederick Mosher'ın yaklaşımını analiz et
Mosher'ın 1968 tarihli 'Demokrasi ve Kamu Hizmeti' eserindeki sosyalleşme vurgusu tespit edilir.
Mosher, bürokratların mesleki eğitim ve örgüt kültürü yoluyla 'yeniden şekillendiğini' savunur.
3
Sosyalleşme etkisini değerlendir
Bürokratın sınıfsal veya etnik kimliğinin yerini, kurumun profesyonel standartlarının aldığı sonucuna ulaşılır.
Pasif temsilin neden her zaman aktif temsil doğurmadığının temel teorik açıklaması budur.

Anahtar Kavram

Pasif ve Aktif Temsil Arasındaki Sosyalleşme Bariyeri

Daha Fazla Pratik

Pasif temsilin meşruiyet üzerindeki etkisini J. Donald Kingsley'in 'iktidar yapısı' teziyle karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 182Soru

Laurence J. Peter tarafından geliştirilen ve 'Peter İlkesi' olarak bilinen yaklaşıma göre, hiyerarşik bir örgüt yapısında personelin sürekli terfi ettirilmesi sonucunda ortaya çıkan 'yetersizlik' paradoksunun temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terfi kararlarının, bir üst pozisyonun gerektirdiği yetkinliklerden ziyade çalışanın mevcut pozisyonundaki başarısına dayalı olarak verilmesi

Cevap

Terfi kararlarının, bir üst pozisyonun gerektirdiği yetkinliklerden ziyade çalışanın mevcut pozisyonundaki başarısına dayalı olarak verilmesi
Peter İlkesi'ne göre hiyerarşik yapılarda terfi, adayın gelecekteki görevde ne yapabileceğinden ziyade geçmiş/mevcut görevindeki performansına göre yapılır. Bu durum, kişinin yeni ve farklı nitelikler gerektiren bir makamda yetersiz kalmasına rağmen oraya atanmasına (başarılı olduğu sürece yükselmesine) neden olur. Sonuçta her çalışan, artık başarılı olamadığı 'yetersizlik düzeyine' ulaşır ve orada kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Peter İlkesi'nin temel önermesini hatırla.
Hiyerarşide her çalışan kendi yetersizlik düzeyine kadar yükselme eğilimindedir.
Terfi mekanizması başarıya dayalıdır.
2
Terfi sürecindeki paradoksu analiz et.
Bir düzeyde başarılı olan kişi (örneğin iyi bir mühendis), farklı beceriler gerektiren üst düzeye (örneğin yöneticilik) geçtiğinde o becerilere sahip olmayabilir.
Liyakat, bir önceki görevin başarısı üzerinden ölçüldüğü için yeni görevin gereklilikleriyle uyuşmaz.
3
Sonucu belirle.
Kişi artık başarılı olamadığı (yetersiz kaldığı) düzeyde çakılı kalır ve sistem yetersiz personelle dolar.
Başarısızlık terfiyi durdurur, ancak sistemden çıkarılma olmadığı sürece yetersizlik noktasında sabitlenme yaşanır.

Anahtar Kavram

Peter İlkesi ve Terfi Paradoksu
Soru 183Soru

Bir kamu kurumunda yapılan örgütsel analizde, bir görevin tamamlanması için tanınan süre arttıkça personelin işi bu sürenin tamamına yaydığı ve memur sayısındaki artışın sunulan hizmet miktarından bağımsız olarak devam ettiği gözlemlenmiştir. C. Northcote Parkinson'un bürokrasinin büyüme eğilimine ilişkin geliştirdiği bu yaklaşım doğrultusunda, personel sayısındaki artışın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Memurların kendilerine rakip yerine astlar edinerek birbirlerine iş yaratma eğiliminde olmaları

Cevap

Memurların kendilerine rakip edinmek yerine astlarının sayısını çoğaltmak istemeleri ve bu memurların birbirlerine iş yaratmaları, Parkinson Kanunu'na göre bürokratik büyümenin temel nedenidir.
Doğru yanıt olan seçenek, Parkinson'un 'Memurlar birbirlerine iş yaratırlar' ve 'Bir memur rakip değil, ast ister' ilkelerini tam olarak yansıtmaktadır. Parkinson'a göre iş, kendisi için ayrılan süreyi dolduracak şekilde genişler ve bu süreçte hiyerarşi, iş hacminden bağımsız olarak kendi kendine büyür.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel önermeyi analiz et
İşin ayrılan süreyi dolduracak şekilde genişlemesi ve memur sayısının iş yükünden bağımsız artması tespit edildi.
Bu iki durum Parkinson Kanunu'nun (Parkinson's Law) temel dayanaklarını oluşturur.
2
Bürokratik büyümenin içsel mekanizmasını belirle
Yöneticilerin rakip yerine ast istemesi ve memurların birbirine iş çıkarması.
Parkinson'a göre memur sayısı, yapılan işin miktarından bağımsız olarak matematiksel bir hızla artar.

Anahtar Kavram

Parkinson Kanunu: İş, bitirilmesi için ayrılan sürenin tamamını dolduracak şekilde genişler ve memurlar birbirlerine iş yaratırlar.
Tahmini Süre:50s
Soru 184Soru

Elitist bürokrasi kuramcıları (Mosca, Pareto, Michels), modern toplumlarda bürokrasinin demokratik ideallerle olan uyumsuzluğunu "yöneten azınlık" ve "yönetilen çoğunluk" ayrımı üzerinden analiz etmişlerdir. Bu kuramcılar, bürokrasinin toplumdaki konumunu ve gücünü açıklarken gücün kaynağını mülkiyet veya yasallıktan ziyade organizasyonel bir olguya dayandırırlar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Elitist kuramcıların bürokratik gücün kaynağına ve sürekliliğine ilişkin temel savıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Organize olmuş küçük bir azınlığın, organize olmamış geniş kitleler üzerindeki yönetimsel ve teknik üstünlüğü kaçınılmazdır.

Cevap

Organize olmuş küçük bir azınlığın, organize olmamış geniş kitleler üzerindeki yönetimsel ve teknik üstünlüğü kaçınılmazdır.
Elitist bürokrasi teorisi, özellikle Gaetano Mosca ve Robert Michels'in çalışmalarıyla, 'organize azınlığın' örgütsüz çoğunluk üzerindeki hakimiyetini temel alır. Michels'e göre, bir örgüt ne kadar demokratik niyetlerle kurulursa kurulsun, organizasyonel büyüme teknik bir uzmanlık ve yönetici kadrosu gerektirir. Bu durum, karar alma yetkisinin kaçınılmaz olarak kitlelerin elinden çıkıp organize olmuş küçük bir elit grubun (bürokratların) elinde toplanmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Elitist kuramın (Mosca, Pareto, Michels) temel sorunsalını belirle.
Gücün neden kaçınılmaz olarak küçük bir azınlığın (elitlerin) elinde toplandığı sorusu.
Elitist teorinin ana odağı azınlık iktidarının sosyolojik ve organizasyonel gerekçeleridir.
2
Gücün kaynağına dair Elitist ve Marksist ayrımını yap.
Marksizm gücü ekonomik mülkiyete, Elitizm ise organizasyon yeteneğine ve teknik uzmanlığa bağlar.
Soruda Marksist yaklaşım önemli bir çeldirici olarak kullanılmıştır.
3
Robert Michels'in "Oligarşinin Tunç Kanunu" ilkesini seçeneklerle eşleştir.
Organizasyonun büyümesi ve karmaşıklaşmasının (teknik uzmanlık gereği) demokrasiyi imkansız kılıp oligarşiyi (azınlık yönetimini) yarattığı sonucuna ulaşılır.
Doğru seçenek bu organizasyonel zorunluluğu tam olarak ifade etmektedir.

Anahtar Kavram

Elitist Bürokrasi Analizi ve Organizasyonel Üstünlük
Soru 185Soru

Michel Crozier’in "Bürokratik Olay" (The Bureaucratic Phenomenon) çalışmasında ele aldığı bürokrasi analizinde; "belirsizlik alanları" üzerinde kontrol kuran "stratejik aktörlerin" davranışları ile sistemin genel işleyişi arasındaki ilişki dikkate alındığında, bürokratik yapılardaki değişim süreci hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örgüt içindeki katılıklar nedeniyle sistem hatalarından öğrenme kabiliyetini yitirmiştir ve yapısal değişim ancak bir kriz yoluyla gerçekleşebilir.

Cevap

Bürokratik örgütler hatalarından öğrenemezler ve yapısal değişim ancak kriz anlarında gerçekleşebilir.
Doğru seçenek, Michel Crozier'in bürokrasiyi kendi hatalarından öğrenemeyen ve rasyonel yöntemlerle kendini düzeltemeyen bir yapı olarak tanımlamasını yansıtır. Bu yapıda merkeziyetçilik ve katı kurallar, stratejik aktörlerin 'belirsizlik alanlarını' kontrol ederek güç kazanmasına yol açar; bu durum sistemi kilitler ve değişim ancak bir krizle mümkün hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Crozier'in 'kısır döngü' kavramını analiz edin.
Kuralların artması belirsizliği azaltmaya çalışsa da, stratejik aktörlerin bu kurallar arasındaki boşlukları (belirsizlik alanlarını) güç elde etmek için kullandığı görülür.
Örgüt içindeki güç mücadeleleri, sistemin kendi hatalarını fark edip düzeltmesini engeller.
2
Değişim mekanizmasını değerlendirin.
Örgüt esnekliğini kaybettiği için kademeli değişim imkansızlaşır; sistem ancak bir krizle dışarıdan müdahale edildiğinde değişebilir.
Kısır döngü, sistemi değişime karşı dirençli ve kapalı bir yapı haline getirir.

Anahtar Kavram

Bürokratik Kısır Döngü ve Kriz Odaklı Değişim

Daha Fazla Pratik

Crozier'in analizinde yer alan 'tabakaların yalıtılmışlığı' kavramının iletişim üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 186Soru

Robert K. Merton, bürokratik yapının bireyin kişiliği üzerindeki etkilerini incelerken kuralcı davranışın personelde bir tür "mesleki psikoz" (occupational psychosis) yarattığını savunur. Bu bağlamda, bürokratın kurallara olan aşırı bağlılığı nedeniyle yeni durumlara uyum sağlayamaması ve geçmişteki uzmanlığının değişen koşullarda bir engel haline gelmesi durumu aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitilmiş yetersizlik

Cevap

Eğitilmiş yetersizlik
Robert K. Merton, bürokrasinin 'latent' (gizli) disfonksiyonlarını incelerken, Thorstein Veblen'in 'eğitilmiş yetersizlik' kavramını kullanır. Bu kavrama göre, bürokratik yapıdaki katı disiplin ve kuralcılık, bireyin uzmanlaştığı alanın dışına çıkmasını engeller ve geçmişte işe yarayan yöntemler, değişen yeni koşullarda bir 'kör nokta' yaratarak başarısızlığın temel nedeni haline gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde vurgulanan 'geçmişteki uzmanlığın engel haline gelmesi' ve 'mesleki psikoz' ifadelerini analiz etmek.
Merton'un disfonksiyonel (işlev bozukluğu) analizine odaklanıldı.
Sorunun hangi kuramsal çerçevede sorulduğunu netleştirmek için.
2
Robert K. Merton'un bürokrasiye yönelik geliştirdiği kavramsal araçları hatırlamak.
Merton'un 'amaçların yer değiştirmesi' ve 'eğitilmiş yetersizlik' kavramları üzerinde duruldu.
Merton'un bürokratik kişiliği açıklayan kavramlarını ayrıştırmak için.
3
Eğitilmiş yetersizlik kavramının içeriği ile sorudaki tanımı eşleştirmek.
Belirtilen özelliklerin, Thorstein Veblen'den ödünç alınan 'eğitilmiş yetersizlik' tanımıyla tam uyumlu olduğu görüldü.
Doğru kavrama ulaşmak ve yanlış yorumları elemek için.

Anahtar Kavram

Robert K. Merton'un Bürokrasi Modeli ve Disfonksiyonları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 187Soru

Marksist kuramda bürokrasi; kendi hiyerarşisini, gizliliğini ve otoritesini koruyarak devletin amaçlarını adeta kendi "özel mülkiyeti" haline getiren bir mekanizma olarak ele alınır. Bu yaklaşım çerçevesinde Karl Marx'ın bürokrasi anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemen sınıfın çıkarlarını toplumun genel çıkarıymış gibi sunan, üretim süreci dışında kalan asalak bir aygıttır.

Cevap

Karl Marx'a göre bürokrasi, egemen sınıfın çıkarlarını genel çıkar maskesi altında koruyan, toplumsal üretim sürecinde yer almayan asalak bir yapıdır.
Marx'ın kuramında bürokrasi, toplumsal üretim sürecine doğrudan katkıda bulunmadığı için 'asalak' (parasita¨rparasitär) olarak nitelendirilir. Aynı zamanda, devletin ve bürokrasinin işlevlerini sanki tüm toplumun yararınaymış gibi ("genel çıkar") sunarak egemen sınıfın otoritesini pekiştiren bir maske görevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Marx'ın bürokrasiye yönelik temel eleştirisini belirleme
Bürokrasinin sınıfsal bir araç ve asalak bir yapı olduğu tespiti
Marx, bürokrasiyi bağımsız bir yapı değil, egemen sınıfın (burjuvazi) çıkarlarını koruyan bir aygıt olarak görür.
2
Bürokrasinin devlet ve toplum arasındaki konumunu analiz etme
Bürokrasinin "genel çıkar" maskesini kullandığının anlaşılması
Bürokrasi, kendi özel çıkarlarını ve hizmet ettiği sınıfın hedeflerini devletin genel amacıymış gibi yansıtarak toplumu aldatır.
3
Çelişen kuramları eleme
Hegel (evrensel sınıf) ve Weber (rasyonel yapı) görüşlerinin elenmesi
Marx, bürokrasiyi Hegel'in aksine uzlaştırıcı değil, çatışmacı ve yabancılaşmış bir güç olarak nitelendirir.

Anahtar Kavram

Marx'ın bürokrasi eleştirisi: Asalaklık ve Sınıfsal Araç niteliği

Daha Fazla Pratik

Bürokrasinin 'devletin özel mülkiyeti' haline gelmesi ile yabancılaşma kavramı arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 188Soru

Michael Lipsky tarafından geliştirilen "Sokak Düzeyi Bürokrasi" (Street-Level Bureaucracy) kuramı kapsamında; kamu hizmetlerinin sunumu sırasında vatandaşla doğrudan etkileşime giren görevlilerin sahip olduğu takdir yetkisi ve karşılaştıkları kronik kaynak kıtlığına dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sokak düzeyi bürokratların hiyerarşik denetimin uzağında geliştirdikleri baş etme mekanizmaları ve rutinler, kamu politikasının sahada fiilen yeniden üretildiği bir süreç niteliğindedir.

Cevap

Sokak düzeyi bürokratların geliştirdikleri baş etme mekanizmaları ve rutinlerin, kamu politikasının sahada fiilen yeniden üretildiği bir süreç niteliğinde olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Sokak düzeyi bürokratlar, merkezi yönetimin her durumu kapsayamayan kuralları ve kronik kaynak kıtlığı altında çalışırken geniş bir takdir yetkisi kullanırlar. Bu süreçte geliştirdikleri rutinler ve baş etme mekanizmaları, vatandaşın aldığı hizmetin gerçek niteliğini belirlediği için bu görevliler fiilen kamu politikası üreticisi haline gelirler.

Adım Adım Çözüm

1
Sokak düzeyi bürokrasinin temel bileşenlerini analiz etmek.
Öğretmen, polis ve sosyal hizmet uzmanı gibi aktörlerin doğrudan vatandaş teması, geniş takdir yetkisi ve kronik kaynak kıtlığı içinde çalıştığı saptanır.
Kuramsal çerçevenin anlaşılması için bu üçlü yapının (temas, yetki, kıtlık) tespiti zorunludur.
2
Takdir yetkisi ile politika yapımı arasındaki ilişkiyi kurmak.
Görevlilerin hiyerarşik denetimin azaldığı noktalarda kendi kararlarını (rutinlerini) oluşturduğu ve bu rutinlerin kağıt üzerindeki politikayı fiiliyata döktüğü görülür.
Lipsky'nin temel iddiası olan 'sokak düzeyi bürokratların gerçek politika yapıcılar olduğu' tezini doğrulamak için gereklidir.
3
Yanlış modellerle karşılaştırma yaparak doğru sonucu doğrulamak.
Sürecin merkeziyetçi bir denetim veya piyasa tekniği olmadığı, aksine sahadaki uygulama pratiği olduğu onaylanır.
Sokak düzeyi bürokrasinin aşağıdan yukarıya (bottom-up) karakterini netleştirmek amacıyla yapılır.

Anahtar Kavram

Sokak düzeyi bürokratların 'fiili politika yapıcı' (actual policy makers) olma niteliği.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 189Soru

Temsili bürokrasi literatüründe Frederick Mosher tarafından ele alınan; bir bürokratın toplumsal kökeninden (sınıf, etnik yapı, cinsiyet vb.) gelen değerlerin kurumsal kararlara yansımasını sınırlayan veya bu değerlerin yerini kurumun yerleşik normlarının ve mesleki standartlarının almasına neden olan süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kurumsal sosyalleşme

Cevap

Kurumsal sosyalleşme süreci, bürokratların kendi toplumsal değerlerinden ziyade kurumun değerlerini benimsemesine yol açan temel etkendir.
Kurumsal sosyalleşme süreci, bürokratların kurum içerisindeki eğitim, etkileşim ve hiyerarşik yapı aracılığıyla örgüt kültürünü benimsemelerini sağlar. Frederick Mosher'a göre bu süreç, bürokratın geldiği toplumsal sınıfın değerlerini savunmasını engelleyerek 'aktif temsil'in gerçekleşmesini zorlaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Temsili bürokrasi türlerini ayrıştırın.
Mosher, temsili bürokrasiyi pasif (demografik benzerlik) ve aktif (grup lehine politika üretme) temsil olarak ikiye ayırır.
Soruda pasif temsilin neden her zaman aktif temsile dönüşmediği sorgulanmaktadır.
2
Pasif ve aktif temsil arasındaki 'sosyalleşme' bariyerini analiz edin.
Kurumsal sosyalleşme, bürokratın kurumun normlarını içselleştirmesiyle toplumsal kimliğinin etkisini azaltır.
Temsili bürokrasinin önündeki en büyük yapısal engellerden biri bu sosyalleşme sürecidir.

Anahtar Kavram

Kurumsal Sosyalleşme (Organizational Socialization)
Tahmini Süre:50s
Soru 190Soru

Bir İl Halk Kütüphanesinde yeni göreve başlayan yönetici, personelin mesai saatleri içindeki sosyal etkileşimlerini ve mola sürelerini kısıtlamak amacıyla tek taraflı olarak bir 'Hizmet İçi Disiplin ve Verimlilik Yönergesi' hazırlamıştır. Kütüphane çalışanları bu yönergedeki kuralları kendi çalışma kültürlerine aykırı bularak benimsememiş ve gizli bir direnç göstermeye başlamıştır. Bunun üzerine yönetici, kural ihlallerini sıkı takip altına alarak uymayan personeli disiplin cezalarıyla tehdit etmiş ve yaptırımları uygulamaya koymuştur.

Alvin Gouldner'in bürokrasi sınıflamasına göre, kuralların taraflardan biri tarafından dayatıldığı ve meşruiyet eksikliğinin cezalarla giderilmeye çalışıldığı bu bürokratik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cezalandırıcı bürokrasi

Cevap

Cezalandırıcı bürokrasi
Cezalandırıcı bürokrasi, kuralların taraflardan biri tarafından diğerine zorla kabul ettirildiği, kurallara uymayanların yaptırımlarla karşılaştığı ve örgüt içinde gerilimin yüksek olduğu bir modeldir. Senaryoda yöneticinin kuralı tek taraflı dayatması ve uymayanları cezalandırması bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuralın kaynağını belirleme
Yönetici (yönetim) kuralı tek taraflı hazırlamıştır.
Gouldner modelinde kuralın kimin tarafından getirildiği bürokrasi türünü belirleyen temel faktörlerden biridir.
2
Çalışanların kurala bakış açısını analiz etme
Çalışanlar kuralı benimsememiş ve direnç göstermiştir.
Meşruiyetin varlığı veya yokluğu, bürokratik yapının çatışmacı mı yoksa uzlaşmacı mı olduğunu gösterir.
3
Denetim ve yaptırım mekanizmasını inceleme
Düzen disiplin cezaları ve tehdit ile sağlanmaktadır.
Kuralların yaptırım (ceza) yoluyla uygulanması 'cezalandırıcı' kategorisinin tipik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Gouldner'in kural-otorite ilişkisine dayalı bürokrasi sınıflaması (Cezalandırıcı tip)
Soru 191Soru

Robert K. Merton'un bürokrasi modelinde; personelin kurallara ve yöntemlere aşırı bağlılık göstererek, bu kuralların asıl hizmet amacının yerine geçmesi durumu 'amaçların yer değiştirmesi' (goal displacement) olarak adlandırılır. Merton’a göre bu durumun temelinde yatan ve personelin geçmişte öğrendiği kuralcı kalıpların yeni ve değişen sorunlar karşısında birer engele dönüşerek çözüm üretilmesini engellemesi hali aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitilmiş yetersizlik

Cevap

Eğitilmiş yetersizlik
Eğitilmiş yetersizlik kavramı, Merton'un bürokrasi modelinde personelin kurallara aşırı bağlılık göstermesi sonucunda esnekliğini yitirmesi ve geçmişteki başarılı yöntemlerin yeni şartlarda başarısızlığa neden olması durumunu açıklar. Bu durum, örgütün personelden beklediği yüksek güvenilirlik talebinin beklenmedik bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Robert K. Merton'un bürokrasiye yönelik yapısal-işlevselci eleştirisinin temel kavramlarını analiz etmek.
Merton'un Max Weber'in aksine bürokrasinin beklenen değil, beklenmeyen sonuçlarına (disfonksiyonlar) odaklandığı saptanır.
Sorunun kökenindeki teorik çerçeveyi doğru kurgulamak.
2
Kurallara aşırı bağlılık ile personelin yeni durumlara uyum sağlayamaması arasındaki nedensel bağı kurmak.
Geçmişte öğrenilen kuralcı davranışların yeni sorunlar karşısında yetersizliğe dönüşmesi durumuna ulaşılır.
Metinde tarif edilen 'yapısal engel' durumunu kavramsal olarak eşleştirmek.
3
Merton literatüründeki doğru terimi tespit etmek.
Bu durumun 'eğitilmiş yetersizlik' (trained incapacity) kavramı olduğu belirlenir.
Akademik terminolojiye uygun olarak kavramı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Eğitilmiş Yetersizlik ve Amaçların Yer Değiştirmesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 192Soru

Bir kamu kurumunda yürütülen kurumsal analizde; personelin kendisine verilen bir görevi, o işin gerektirdiği fiili süreden bağımsız olarak, teslim için tanınan sürenin sonuna kadar yaydığı ve kurumdaki toplam memur sayısının, yapılan iş miktarından ziyade personelin birbirine iş yaratma eğilimi nedeniyle arttığı gözlemlenmiştir. Bu kurumsal genişleme ve zaman kullanımı dinamiklerini açıklayan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parkinson Kanunu

Cevap

Parkinson Kanunu; bir işin, bitirilmesi için ayrılan sürenin tamamını dolduracak şekilde genişlediğini ve memur sayısındaki artışın iş hacminden bağımsız olarak gerçekleştiğini açıklar.
Doğru cevap olan kavram, C. Northcote Parkinson tarafından ortaya atılmıştır. Bu kanun iki temel sürece odaklanır: Birincisi, bir işin bitirilmesi için tanınan süre ne kadar uzunsa, iş o sürenin tamamını dolduracak şekilde yayılır. İkincisi ise bürokraside memurlar kendilerine rakip yerine astlar edinmek isterler ve bu astlar birbirlerine iş yaratarak kurumun iş hacminden bağımsız bir personel artışına (yükselen piramit) neden olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki zaman kullanımı analiz edilmelidir.
İşin, kendisine ayrılan sürenin tamamına yayılması Parkinson Kanunu'nun temel önermesidir.
Parkinson'a göre bir iş, onu bitirmek için ayrılan süreyi dolduracak şekilde genleşir.
2
Personel sayısındaki artışın nedeni incelenmelidir.
Artışın iş yükünden değil, memurların birbirine iş yaratmasından kaynaklandığı görülmektedir.
Parkinson, bürokraside 'astların çoğalması' ve 'işin çoğalması' ilkeleriyle personel sayısının işten bağımsız arttığını savunur.

Anahtar Kavram

Parkinson Kanunu ve Bürokratik Büyüme
Soru 193Soru

Hiyerarşik bir organizasyonda, bir personelin mevcut pozisyonundaki üstün başarısının, bir üst pozisyonun gerektirdiği farklı yetkinlikleri de karşılayacağı varsayımıyla sürekli terfi ettirilmesi; çalışanın artık başarılı olamadığı bir noktaya ulaşmasıyla sonuçlanmaktadır.

Laurence J. Peter tarafından ortaya konan ve hiyerarşik yapılardaki bu kariyer durağanlığını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peter İlkesi

Cevap

Peter İlkesi
Peter İlkesi'ne göre, hiyerarşik bir organizasyonda her çalışan başarılı olduğu sürece bir üst makama terfi ettirilir. Ancak bu süreç, çalışanın yeni görevinin gerektirdiği niteliklere sahip olmadığı bir seviyeye ulaşana kadar devam eder. Kişi bu 'yetersizlik düzeyine' ulaştığında artık başarılı olamaz, terfileri durur ve örgüt içinde o mevkide kalır; bu da hiyerarşinin zamanla yetersiz kişilerle dolmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Terfi mekanizmasının işleyişini analiz etmek
Hiyerarşik yapılarda terfilerin genellikle mevcut görevdeki başarıya (liyakat) göre verildiği görülmektedir.
Soruda belirtilen 'geçmiş başarının gelecek performansın garantisi sayılması' varsayımını anlamak için gereklidir.
2
Kariyerin duraklama noktasını belirlemek
Çalışan, artık başarılı olamadığı (yetersiz kaldığı) bir pozisyona geldiğinde terfileri durmaktadır.
Bu durum, teorinin temelini oluşturan 'yetersizlik düzeyi' kavramına işaret eder.
3
Tanımlanan süreci kuramsal çerçeveyle eşleştirmek
Bu süreç, Laurence J. Peter tarafından formüle edilen Peter İlkesi ile tam olarak örtüşmektedir.
Yönetim biliminde hiyerarşik verimsizliği bu şekilde açıklayan temel yaklaşım budur.

Anahtar Kavram

Peter İlkesi ve Yetersizlik Düzeyi
Soru 194Soru

Kamu Tercihi Teorisi (PCTPCT) kapsamında bürokrasiyi modelleyen William Niskanen'e göre; kamu hizmetlerini sunan 'büro' ile bu hizmetlerin bütçesini onaylayan 'sponsor' (siyasal otorite) arasındaki ilişki bir 'iki yanlı tekel' (bilateralbilateral monopolymonopoly) niteliği taşımaktadır.

Niskanen'in bu yaklaşımına göre, söz konusu tekel ilişkisinin ve bürokratların 'bütçe maksimizasyonu' eğiliminin doğal sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu kaynaklarının kullanımıyla ortaya çıkan çıktının 'aşırı üretim' (oversupplyover-supply) düzeyinde gerçekleşmesi

Cevap

Kamu kaynaklarının kullanımıyla ortaya çıkan çıktının 'aşırı üretim' (oversupplyover-supply) düzeyinde gerçekleşmesi
William Niskanen'in bütçe maksimizasyonu modeline göre bürokratlar, rasyonel fayda maksimizasyonu yapan aktörlerdir. Büro ile siyasal otorite (sponsor) arasındaki iki yanlı tekel ilişkisinde, büro sahip olduğu bilgi üstünlüğünü (bilgi asimetrisi) kullanarak bütçesini, toplam toplumsal faydanın toplam maliyete eşitlendiği sınıra kadar genişletir. Bu durum, toplumsal açıdan optimal (verimli) olan üretim düzeyinin aşılmasına ve 'aşırı üretim' (oversupplyover-supply) sorununa yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Bürokratın temel motivasyonunu belirlemek
Bürokratlar bütçe maksimizasyonu yapan rasyonel aktörlerdir.
Güç, prestij ve gelir bütçe büyüklüğüne doğrudan bağlıdır.
2
Büro ve sponsor arasındaki ilişki yapısını analiz etmek
İki yanlı tekel (bilateralbilateral monopolymonopoly) ve bilgi asimetrisi mevcuttur.
Büro, hizmetin gerçek maliyetini sponsordan daha iyi bildiği için bütçeyi şişirebilir.
3
Bütçe sınırını ve üretim düzeyini saptamak
Hizmet, toplam faydanın toplam maliyete eşitlendiği (TF=TMTF = TM) bütçe kısıtına kadar üretilir.
Bu nokta, marjinal faydanın marjinal maliyete eşit olduğu verimli düzeyin çok ötesindedir ve 'aşırı üretime' (oversupplyover-supply) yol açar.

Anahtar Kavram

Niskanen'in Bütçe Maksimizasyonu ve İki Yanlı Tekel Modeli
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 195Soru

Michel Crozier'in 'Bürokratik Olay' analizinde; örgüt içerisindeki katılıkların rasyonel bir şekilde giderilememesi sonucunda daha fazla kuralın devreye girmesi, bu durumun yeni 'belirsizlik alanları' yaratması ve 'stratejik aktörlerin' bu alanları güç devşirmek için kullanmasıyla oluşan yapısal tıkanıklık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bürokratik kısır döngü

Cevap

Bürokratik kısır döngü
Crozier'in 'Bürokratik Olay' kuramında, bürokratik yapılar çevrelerine kapalıdır ve karşılaştıkları sorunları mevcut rasyonel kanallarla çözemedikleri için yeni kurallar üretirler. Bu kurallar daha fazla merkeziyetçiliğe, merkeziyetçilik ise yeni belirsizlik alanlarına yol açar. Stratejik aktörlerin bu alanları kullanmasıyla oluşan bu kilitlenme 'bürokratik kısır döngü' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Michel Crozier'in bürokrasiye yönelik temel eleştirisini analiz et.
Crozier bürokrasiyi 'hatalarından öğrenemeyen bir örgüt' olarak tanımlar.
Kuramın temel varsayımı bu disfonksiyon üzerine kuruludur.
2
Örgüt içindeki kural artışı ile belirsizlik alanları arasındaki ilişkiyi kur.
Merkeziyetçi yapı sorunları kural koyarak çözmeye çalışır, ancak her kural yeni bir denetlenemeyen belirsizlik alanı yaratır.
Stratejik aktörler bu alanları kontrol ederek güç kazanır, bu da yapının daha çok katılaşmasına yol açar.
3
Bu süreci tanımlayan spesifik kavramı belirle.
Sürekli tekrarlanan ve yapıyı kilitleyen bu mekanizmaya 'bürokratik kısır döngü' adı verilir.
Kavram, örgütsel katılık ve öğrenememe durumunu bir döngü şeklinde özetler.

Anahtar Kavram

Bürokratik Kısır Döngü (Vicious Circle)

Alternatif Yöntem

Örgütün kriz anlarında değişmek yerine kural sayısını artırarak daha merkeziyetçi hale gelmesi ve bu durumun 'belirsizlik alanlarını' yönetenlerin gücünü artırması mantığını takip ederek sonuca ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 196Soru

Bir kamu kurumunda yürütülen bir projede, işin tamamlanması için başlangıçta öngörülen süre 20 gün iken, herhangi bir ek görev eklenmeksizin bu süre 60 güne çıkarılmıştır. Yapılan gözlemlerde, personelin başlangıçta 20 günde bitirebileceği bu işi tam 60 güne yaydığı ve bu süreçte memurların birbirlerine yeni raporlar ve onay mekanizmaları üreterek personel sayısının artırılmasına rağmen yoğunluğun azalmadığı saptanmıştır. C. Northcote Parkinson'un bürokratik büyüme üzerine geliştirdiği önermeler dikkate alındığında, bu durum aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir işin, bitirilmesi için ayrılan sürenin tamamını kapsayacak şekilde genişlemesi

Cevap

Bir işin, bitirilmesi için ayrılan sürenin tamamını kapsayacak şekilde genişlemesi
Doğru olan önerme, Parkinson Kanunu'nun temel ilkesini yansıtmaktadır. C. Northcote Parkinson'a göre bir iş, kendisine ayrılan sürenin tamamını dolduracak şekilde genişler. Ayrıca bürokrasideki memurlar rakip edinmek yerine ast edinmeyi tercih ederler ve birbirlerine iş yaratarak, toplam iş hacminde bir artış olmasa dahi personel sayısının (bürokrasinin) büyümesine neden olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki zaman ve iş yükü ilişkisini analiz etmek
İşin mahiyeti değişmediği halde sürenin 20 günden 60 güne çıktığı ve işin tam bu sürede bittiği belirlenmiştir.
Parkinson Kanunu'nun 'İş, bitirilmesi için ayrılan süreyi dolduracak şekilde genişler' önermesini test etmek için bu tespit gereklidir.
2
Personel artışı ve iş yaratma dinamiklerini değerlendirmek
Personel sayısının artmasına rağmen yoğunluğun azalmadığı ve memurların birbirine iş (rapor, onay) yarattığı görülmüştür.
Parkinson'a göre bürokrasideki büyüme iş hacminden bağımsızdır; memurlar rakip yerine ast isterler ve birbirlerine iş yaratırlar.
3
Bulguları kuramsal seçeneklerle eşleştirmek
Zamanın genişlemesi ve bürokratik çoğalma özellikleri Parkinson Kanunu ile tam örtüşmektedir.
Peter İlkesi yetersizlikle, Merton amaç kaymasıyla, Crozier ise kısırdöngüyle ilgilidir; Parkinson ise zaman ve personel şişkinliğine odaklanır.

Anahtar Kavram

Parkinson Kanunu (İşin zamanı dolduracak şekilde genişlemesi ve bürokratik büyümenin iş hacminden bağımsızlığı)
Soru 197Soru

Bir kamu kurumunda yapılan örgütsel kapasite analizinde, daha önce 1010 iş gününde sonuçlandırılan standart bir ihale hazırlık sürecinin, yasal bir düzenleme ile üst sınırın 2525 güne çıkarılmasının ardından, herhangi bir iş artışı olmaksızın tam olarak 2525 günde tamamlanmaya başlandığı tespit edilmiştir. Aynı analizde, birimdeki memurların iş hacmindeki durağanlığa rağmen hiyerarşide alt kademelerine yeni yardımcılar atanmasını talep ettikleri ve bu yardımcıların birbirleri için yeni onay mekanizmaları yaratarak yapay bir meşguliyet döngüsü oluşturdukları gözlemlenmiştir. Bu durum, yönetim biliminde aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parkinson Kanunu

Cevap

Parkinson Kanunu
Parkinson Kanunu, Northcote Parkinson tarafından formüle edilmiş olup iki temel önermeye dayanır: İlki, bir işin bitirilmesi için ayrılan sürenin tamamını dolduracak şekilde genişlemesidir (senaryodaki 1010 günden 2525 güne çıkış). İkincisi ise memurların birbirleri için iş yaratarak (senaryodaki yeni onay mekanizmaları) bürokrasinin iş hacminden bağımsız olarak genişlemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki zaman kullanımını analiz et.
İşin 1010 günden 2525 güne (ayrılan sürenin tamamına) yayıldığı görülmektedir.
Parkinson'un 'İş, bitirilmesi için ayrılan süreyi dolduracak şekilde genişler' ilkesini test etmek.
2
Personel ve iş yükü ilişkisini değerlendir.
İş artmamasına rağmen personel sayısının artırıldığı ve bu personelin birbirine iş yarattığı (onay mekanizmaları) görülmektedir.
Parkinson'un 'Memurlar birbirine iş yaratır' ve personel artışının iş hacminden bağımsız olduğu önermesini doğrulamak.
3
Kavramsal eşleştirme yap.
Zamanın esnemesi ve memurların birbirine iş yaratması 'Parkinson Kanunu' ile tam olarak örtüşmektedir.
Yönetim teorileri arasındaki farkları netleştirmek.

Anahtar Kavram

Parkinson Kanunu (Bürokratik Genişleme ve Zaman Yönetimi)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 198Soru

Bir kamu kurumunda liyakat sisteminin sadece 'mevcut görevdeki başarı' üzerinden kurgulanması ve personelin başarılı olduğu sürece bir üst basamağa taşınması; nihayetinde personelin yeni görevinde başarısız olduğu bir noktada kariyerinin tıkanmasına yol açmaktadır. Laurence J. Peter tarafından geliştirilen bu yaklaşımın hiyerarşik yapılar için öngördüğü temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışanların, hiyerarşik bir yapıda kendi yetersizlik düzeylerine ulaşana kadar terfi etme eğiliminde olması

Cevap

Çalışanların hiyerarşik bir yapıda kendi yetersizlik düzeylerine ulaşana kadar terfi etme eğiliminde olması
Peter İlkesi'ne göre hiyerarşik organizasyonlarda her çalışan, başarılı olduğu sürece bir üst makama terfi ettirilir. Bu süreç, çalışanın artık o makamın gerektirdiği becerilere sahip olmadığı, yani başarısız olduğu bir noktaya (yetersizlik düzeyi) kadar devam eder. Kişi yetersiz kaldığı bu makamda takılıp kalır çünkü artık bir üst makama terfi etmesini sağlayacak bir 'başarı' sergileyemez. Dolayısıyla kurumlar zamanla yetersizlik düzeyine ulaşmış personelle dolar.

Adım Adım Çözüm

1
Organizasyondaki terfi mekanizmasının temel dayanağını analiz edin.
Terfilerin adayın gelecekteki görev yetkinliğine değil, geçmişteki başarısına dayalı olduğu saptanmıştır.
Peter İlkesi'nin 'başarı ödüllendirilir' mantığını hiyerarşik basamaklara uyarlamak için gereklidir.
2
Terfi sürecinin personel üzerindeki nihai etkisini değerlendirin.
Personelin artık başarılı olamadığı bir üst kademede (yetersizlik düzeyi) kariyerinin durduğu görülür.
Hiyerarşinin neden yetersiz yöneticilerle dolduğunu açıklayan kuramsal sonuca ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Peter İlkesi (Yetersizlik Düzeyi)
Tahmini Süre:50s
Soru 199Soru

Robert K. Merton'un bürokrasi analizine göre; örgüt içindeki kuralların ve yöntemlerin zamanla personelin kişiliği üzerinde baskı kurması sonucunda, personelin esnekliğini kaybetmesi ve değişen koşullara uyum sağlayamaması durumu ortaya çıkmaktadır. Merton'un, Thorstein Veblen'den esinlenerek kullandığı ve bir alandaki aşırı uzmanlaşmanın veya rutine bağlılığın diğer alanlarda bir tür "körlük" yaratarak yeni durumlarda başarısızlığa yol açmasını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitilmiş yetersizlik

Cevap

Eğitilmiş yetersizlik
Doğru yanıt olan kavram, Robert K. Merton'un Thorstein Veblen'den esinlenerek bürokrasiye uyarladığı bir terimdir. Bu kavram, bürokratik yapıdaki aşırı kuralcılık ve rutinleşmenin, personeli sadece mevcut kuralları uygulamaya odakladığını ve bu durumun personeli yeni, beklenmedik sorunlar karşısında çözümsüz (yetersiz) bıraktığını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Merton'un bürokrasi modelindeki temel disfonksiyonları ayırt etme
Merton, bürokrasinin beklenmeyen sonuçlarını (disfonksiyonlarını) inceler.
Soruda personelin esnekliğini kaybetmesi ve yeni koşullara uyum sağlayamaması vurgulanmaktadır.
2
Kavramın teorik kökenini belirleme
Soruda geçen Veblen referansı doğrudan 'eğitilmiş yetersizlik' kavramına işaret eder.
Merton, Veblen'in bu terimini bürokratik yapıdaki katılaşmayı açıklamak için kullanmıştır.

Anahtar Kavram

Bürokraside Eğitilmiş Yetersizlik ve Disfonksiyonlar

Daha Fazla Pratik

Merton'un modelinde 'güvenilirlik ihtiyacının' nasıl kurallara aşırı bağlılığa ve dolayısıyla disfonksiyonlara yol açtığını inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 10 / 10
Bürokrasi Kuramları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 10 | Examkin