Uluslararası Hukukun Kaynakları
430 soru
Modern uluslararası hukukta, egemen devletlerin iradelerinin yanı sıra kurumsal yapıların ürettiği hukuki metinlerin bağlayıcılığı da önemli bir tartışma konusudur. Özellikle Birleşmiş Milletler sistemi içinde, evrensel katılıma sahip organların normatif bildirgeleri ile sınırlı katılımlı ancak icrai yetkiye sahip organların kararları arasında hukuki etki bakımından temel farklılıklar bulunmaktadır.
Bu kurumsal kararların uluslararası hukuk normlarının oluşumuna etkisi dikkate alındığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?
Günümüz uluslararası hukuk sisteminde, devletlerin kurduğu uluslararası teşkilatların aldığı kararların hukuki bağlayıcılığı ve kaynaklar hiyerarşisindeki yeri önemli bir inceleme alanıdır. Özellikle Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde alınan kararların niteliği, kararı alan organın yetki sınırlarına ve kararın konusuna göre farklılık arz etmektedir.
Bu çerçevede, BM Genel Kurulu ile Güvenlik Konseyi kararlarının hukuki etkileri ve uluslararası hukukun şekillenmesindeki rolleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Alfa Devleti, uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul edilen ve belirli otonom silah sistemlerinin kullanımını yasaklayan çok taraflı bir antlaşmaya taraf olmamıştır. Zamanla bu yasak, yaygın bir devlet uygulaması (maddi unsur) ve tutarlı bir 'opinio juris' (manevi unsur) ile desteklenerek genel bir uluslararası teâmül (yapılageliş) hukuku kuralına dönüşmüştür. Ancak Alfa Devleti, bu kuralın oluşum sürecinin en başından itibaren söz konusu yasağı tanımadığını tutarlı ve açık bir biçimde uluslararası platformlarda beyan etmeyi sürdürmüştür. İlerleyen yıllarda Beta Devleti, teâmül kuralı hâline gelen bu yasağın Alfa Devleti için de bağlayıcı olduğunu iddia etmiştir.
Uluslararası hukukun kaynaklarına ilişkin kurallar dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde uluslararası hukukun asli kaynakları arasında teâmül (yapılageliş) hukuku da sayılmıştır. Bir kuralın uluslararası teâmül hukuku kuralı niteliği kazanabilmesi için devletlerin belirli bir davranışı sürekli ve istikrarlı bir şekilde tekrarlamaları olan 'maddi unsur' tek başına yeterli değildir.
Buna göre, devletlerin söz konusu istikrarlı uygulamayı bir hukuk kuralına uyma bilinci ve zorunluluğu ile gerçekleştirmelerini ifade eden teâmül hukukunun 'manevi (sübjektif) unsuru' aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisi, iç hukuktaki gibi katı ve dikey bir piramit yapısına sahip olmamakla birlikte, doktrin ve uluslararası sözleşmelerle çerçevesi çizilmiş belirli üstünlük kuralları barındırır.
Bu kapsamda, uluslararası hukuk kuralları arasındaki hiyerarşik ilişkilere dair aşağıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
I. Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devletlerin BM Şartı'ndan doğan yükümlülükleri ile diğer herhangi bir uluslararası antlaşmadan doğan yükümlülükleri çatıştığında, kural olarak BM Şartı'ndan doğan yükümlülükler öncelik taşır.
II. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde sayılan asli kaynaklar olan uluslararası antlaşmalar ve teamül hukuku arasında mutlak bir hiyerarşi bulunmadığından, olası bir çatışmada *lex posterior* (sonraki kural) veya *lex specialis* (özel kural) gibi genel hukuk ilkeleri uygulanır.
III. BM Güvenlik Konseyi'nin uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla Şart'ın 7. Bölümü kapsamında aldığı bağlayıcı kararlar, uluslararası hukukun emredici kurallarına (jus cogens) aykırı hükümler içerse dahi BM Şartı'nın üstünlüğü ilkesi gereği hukuken geçerliliğini korur.
IV. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre, yeni bir emredici kuralın (jus cogens) sonradan ortaya çıkması durumunda, bu kurala aykırı olan mevcut antlaşmalar baştan itibaren (ab initio) mutlak butlanla sakat kabul edilerek geçmişe dönük tüm hukuki sonuçları silinir.
Teta ve Delta devletleri, karşılıklı sınır güvenliğini ve birtakım ekonomik imtiyazları düzenleyen kapsamlı bir antlaşma akdetmişlerdir. Antlaşmanın yürürlüğe girmesinden bir süre sonra Teta devleti, antlaşmanın hukuken geçersiz olduğunu ileri sürerek yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini açıklamıştır. Teta devleti bu iddiasını üç farklı gerekçeye dayandırmıştır:
I. Antlaşmayı imzalayan kendi tam yetkili temsilcisinin, iç hukuk talimatlarıyla sınırlandırılmış yetkisini aşmış olması,
II. Antlaşma onaylanırken Teta devletinin anayasasında öngörülen parlamentonun uygun bulma şartının ihlal edilmiş olması,
III. Antlaşmanın ekonomik imtiyazlar sağlayan bir maddesinin, antlaşmanın yapıldığı tarihte var olan ve uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul gören bir emredici kuralla (jus cogens) açıkça çelişmesi.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin kuralları dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Birleşmiş Milletler himayesinde hazırlanan ve çevre kirliliğini önlemeyi amaçlayan çok taraflı bir uluslararası sözleşme, düzenlenen diplomatik konferansta kabul edildikten sonra Zinova ülkesinin tam yetkili temsilcisi tarafından imzalanmıştır.
Zinova ülkesinin iç hukuk düzenlemelerine göre, bu nitelikteki sözleşmelerin uluslararası alanda tam anlamıyla bağlayıcılık kazanması için yetkili organlarca onaylanması (ratifikasyon) gerekmektedir. Ancak onay süreci henüz tamamlanmamış ve antlaşma Zinova açısından yürürlüğe girmemişken, ilgili hükümetin sözleşmenin temel koruma hedeflerini açıkça ihlal eden ve sözleşmenin amacını zedeleyecek nitelikte yeni bir ağır sanayi politikası başlattığı tespit edilmiştir.
Uluslararası antlaşmalar hukuku kuralları dikkate alındığında, Zinova ülkesinin hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Gelişmekte olan komşu iki kıyı devleti, deniz ulaşımında ortak güvenliklerini sağlamak ve nakliye maliyetlerini düşürmek amacıyla ikili bir antlaşma akdetmişlerdir. Bu antlaşmanın gizli bir ek protokolünde, belirli uluslararası sularda seyreden ve kendilerine rakip gördükleri üçüncü devletlere ait sivil gemilere yönelik korsanlık faaliyetlerine göz yumulacağı ve elde edilen malların iki devlet arasında paylaşılacağı açıkça düzenlenmiştir.
1969 kabul tarihli Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddelerinde düzenlenen normlar hiyerarşisi ve emredici kurallar (jus cogens) rejimi dikkate alındığında, bahsi geçen gizli protokolün hukuki statüsü hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Kuzey ve Güney devletleri, iki ülkenin sınırını aşarak denize dökülen bir nehrin sularının kullanımı ve korunmasına dair kapsamlı bir antlaşma metnini müzakere etmiş ve metin, her iki devletin tam yetkili temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Ancak Kuzey Devleti, kendi anayasası gereği mecliste yapılması gereken "onaylama" işlemini henüz tamamlamadan, nehrin kendi ülkesinde kalan bölümüne devasa bir baraj inşa ederek suyun Güney Devleti'ne geçişini tamamen kesmiş ve antlaşmanın temel amacını fiilen ortadan kaldırmıştır. Güney Devleti, bu ihlali uluslararası bir hakemlik (tahkim) mahkemesine taşımıştır.
Kuzey Devleti mahkemedeki savunmasında; antlaşmayı henüz iç hukukunda onaylamadığı için herhangi bir uluslararası yükümlülük altında olmadığını, ayrıca tanınmış uluslararası hukuk akademisyenlerinin (öğreti/doktrin) eserlerinde "devletin kendi topraklarındaki suları kesme hakkı olduğunun" yazıldığını ve bu bilimsel görüşlerin antlaşmalardan daha üstün asli bir hukuk kaynağı olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemenin yaptığı esastan incelemede ise, antlaşmanın gizli bir ek protokolünde bölgedeki belirli bir azınlık grubunun temel insan haklarına aykırı olarak zorla köleleştirilerek baraj inşaatında çalıştırılmasını öngören ve uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen emredici kurallara (jus cogens) açıkça aykırı hükümler bulunduğu tespit edilmiştir.
Uluslararası antlaşmalar hukuku kuralları ve uluslararası hukukun genel ilkeleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Kıta sahanlığı sınırlandırması konusunda denize kıyısı olan devletlerin çok büyük bir kısmı uzun yıllardır belirli bir yöntemi istikrarlı şekilde kullanmakta (devlet uygulaması) ve bu uygulamanın hukuken zorunlu olduğu inancıyla (opinio juris) hareket etmektedir. Ancak, bağımsızlığını yakın zamanda kazanan Omega Cumhuriyeti, kuralın oluşum sürecinde yer almadığı gerekçesiyle bu uygulamayla bağlı olmadığını ileri sürmektedir. Öte yandan, kuralın oluşum sürecinin en başından itibaren bu yönteme açıkça karşı çıkan ve kendi uygulamasını ısrarla farklı yönde geliştiren Delta Devleti de bu kuralın kendisine uygulanamayacağını iddia etmektedir.
Uluslararası hukukun asli kaynakları dikkate alındığında, ortaya çıkan bu kuralın niteliği ve devletleri bağlayıcılığı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta kuralların tespit edilmesi ve uygulanması sürecinde Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde belirtilen çeşitli kaynaklara başvurulmaktadır. Bu kapsamda yetkin hukukçuların eserlerini ifade eden 'doktrin' (öğreti) kavramının uluslararası hukuktaki niteliği ve işlevi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A ve B devletlerinin temsilcileri, sınır güvenliği ve askeri işbirliği konularını kapsayan bir antlaşma metnini imzalamışlardır. Metinde, antlaşmanın her iki devletin parlamentosunda onaylanmasının (ratifikasyon) ardından yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Onay süreci tamamlanmadan önce B devleti, antlaşmada yer alan ve "henüz gerçekleşmemiş muhtemel tehditlere karşı diğer devletin ülkesinde önleyici askeri operasyon yapma" yetkisi veren gizli bir maddeye dayanarak harekete geçmek istemiştir. A devleti ise antlaşmanın henüz onaylanmadığını, kendi temsilcisinin yetkisini aşarak (ultra vires) imza attığını ve kuvvet kullanma yasağını ihlal eden bu hükmün antlaşmayı geçersiz kıldığını ileri sürmüştür. B devleti iddialara karşı çıkarken, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) eski tarihli bir kararını uyuşmazlığın çözümü için doğrudan bağlayıcı ve asli bir kaynak olarak emsal göstermiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası hukukun genel ilkeleri çerçevesinde, bu olaydaki iddialara ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Egemen devletler olan K ve L, sınır aşan bir yeraltı tatlı su rezervinin ortak kullanımı ve yönetimi konusunda tam yetkili temsilcileri vasıtasıyla bir antlaşma akdetmişlerdir. Ancak hazırlanan bu antlaşma metninde, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve hiçbir surette sapılmasına müsaade edilmeyen emredici bir uluslararası hukuk kuralına (jus cogens) açıkça aykırı düzenlemeler yer almaktadır. Diğer taraftan, K devleti adına antlaşmayı imzalayan temsilci, bu işlem sırasında kendi iç hukukunun bu konuda kendisine tanıdığı yetki sınırlarını açıkça aşarak (ultra vires) rıza beyanında bulunmuştur.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
X Devleti'nin Dışişleri Bakanı, uluslararası bir kriz sırasında düzenlediği resmi basın toplantısında, Y Devleti ile aralarındaki deniz yetki alanları uyuşmazlığı esastan çözülene kadar tartışmalı bölgede hiçbir sismik araştırma faaliyetinde bulunmayacaklarını kamuoyuna açıkça beyan etmiştir. Ancak bir süre sonra X Devleti'nde yaşanan anayasa dışı hükümet değişikliğinin ardından başa geçen yeni yönetim; bu beyanın bir antlaşma metnine dayanmadığını, parlamentoda onaylanmadığını ve diğer devletler tarafından bir kabul iradesiyle karşılanmadığını ileri sürerek bölgede arama faaliyetlerine başlamıştır.
Uluslararası Adalet Divanı kararlarında yerleşmiş olan 'tek taraflı işlemler' hukuku dikkate alındığında, X Devleti'nin önceki beyanı ve yeni yönetimin argümanları hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi uluslararası hukuk açısından isabetlidir?
Uluslararası hukukun kaynakları bağlamında uluslararası örgütlerin organlarınca alınan kararların hukuki etkisi, ilgili organın kurucu antlaşmadaki yetkilerine göre değişiklik gösterir.
Birleşmiş Milletler (BM) sistemi özelinde değerlendirildiğinde, BM Genel Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının hukuki niteliği hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Küresel iklim değişikliği ve çevresel felaketlerle mücadele senaryosunda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu üye devletlerin büyük bir çoğunluğunun katılımıyla kapsamlı bir çevre koruma bildirgesi kabul etmiştir. Söz konusu bildirge henüz bir uluslararası antlaşma formatına dönüşmemiştir. Eş zamanlı olarak, BM Güvenlik Konseyi de belirli bir coğrafyada yaşanan ve sınır aşan boyutlara ulaşan çevre felaketinin uluslararası barışı tehdit ettiği gerekçesiyle Şart'ın 7. Bölümü kapsamında çeşitli yaptırım kararları almıştır.
BM organlarının faaliyetlerine ilişkin bu senaryo dikkate alındığında, alınan kararların uluslararası hukukun kaynakları içindeki yeri ve hukuki niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uzay araştırmaları alanında faaliyet gösteren iki devlet, yörüngedeki uydu verilerinin barışçıl amaçlarla ortak kullanımını öngören ikili bir antlaşma metnini müzakere etmiş ve yetkili temsilcileri aracılığıyla imzalamıştır. Antlaşma metninde, tarafların iç hukuk prosedürleri tamamlandıktan sonra onay (ratifikasyon) belgelerinin teatisi ile antlaşmanın yürürlüğe gireceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Ancak onay süreci henüz tamamlanmadan ve antlaşma yürürlüğe girmeden önce, taraflardan biri söz konusu yörüngeyi tek taraflı olarak gizli bir askeri proje için tahsis etmiş ve antlaşmanın konu ve amacını fiilen imkânsız kılacak faaliyetlere girişmiştir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
X ve Y devletleri, sınır aşan suçlarla mücadele ve suçluların iadesi amacıyla ikili bir antlaşma akdetmişlerdir. Bu antlaşmada, "iade edilecek kişinin vatandaşı olduğu ülkede ağır işkence göreceğine dair somut kanıtlar bulunsa dahi, talep eden devletin ulusal güvenliği söz konusu olduğunda iade işlemi hiçbir şekilde durdurulamaz" şeklinde bir hükme yer verilmiştir.
Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisi ve emredici kurallar (jus cogens) dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
K ve M devletleri, deniz trafiğini düzenlemek amacıyla akdettikleri ikili bir antlaşmada, antlaşmaya taraf olmayan komşu N devletinin ticaret gemilerine belirli bir boğazdan indirimli transit geçiş hakkı tanımışlardır. Aynı antlaşmanın bir diğer maddesinde ise, bu hakkın kullanımına karşılık olarak N devletine, seyrüsefer güvenliği fonuna yıllık mali bir katkı payı ödeme yükümlülüğü getirilmiştir. N devleti, henüz bu antlaşma hakkında resmi bir beyanda bulunmamıştır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin üçüncü devletlere hak ve yükümlülükler tanınmasına ilişkin kuralları dikkate alındığında, N devletinin durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A ve B devletleri, sınır aşan yeraltı kaynaklarının ortak işletilmesine yönelik bir ikili antlaşma müzakere etmiş ve antlaşma metni her iki devletin Dışişleri Bakanları tarafından imzalanmıştır. Antlaşmada, metnin bağlayıcılık kazanması için iç hukuk prosedürlerinin tamamlanarak onay (ratifikasyon) belgelerinin teati edilmesi şartı yer almaktadır. Onay işlemi henüz gerçekleşmeden, uluslararası toplum tarafından çevrenin kasten ve geniş çaplı tahribatını yasaklayan (ekosid) ve genel kabul gören yeni bir uluslararası emredici kural (jus cogens) ortaya çıkmıştır. Söz konusu antlaşmanın uygulanmasının bu yeni emredici kuralı açıkça ihlal edeceği bilimsel raporlarla sabittir. B devleti ise, Dışişleri Bakanının imzasının antlaşmayı yürürlüğe koyduğunu ve A devletinin yükümlülüklerinden kaçamayacağını iddia etmektedir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde, bu duruma ilişkin hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?