Uluslararası Hukukun Kaynakları
430 soru
Çok taraflı bir çevre koruma antlaşmasının uygulanması safhasında, taraf devletlerden ikisi metinde yer alan teknik bir terimin kapsamı üzerinde uyuşmazlığa düşmüştür. Devletlerden biri, uyuşmazlığın çözümü için antlaşmanın metninden ve güncel amacından ziyade, antlaşmanın müzakereleri sırasındaki "hazırlık çalışmalarının" (travaux préparatoires) doğrudan ve öncelikli yorum aracı olarak esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin antlaşmaların yorumlanmasına ilişkin kuralları dikkate alındığında, bu iddia ve yorum kuralları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?
T ve V devletleri, ülkelerinde faaliyet gösteren silahlı grupları etkisiz hale getirmek amacıyla ikili bir güvenlik işbirliği antlaşması akdetmiş ve usulüne uygun şekilde onaylayarak yürürlüğe koymuşlardır. Söz konusu antlaşmanın bir maddesinde, yakalanan şüphelilerden acil istihbarat toplanabilmesi amacıyla, uluslararası hukukta mutlak olarak yasaklanmış olan işkence yöntemlerinin istisnai ve geçici olarak kullanılabileceği düzenlenmiştir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kurallara (jus cogens) ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki statüsü hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Bir devletin, bir uluslararası antlaşmanın belirli hükümlerinin kendisi hakkındaki hukuki etkisini dışlamak veya değiştirmek üzere ileri sürdüğü çekinceye (rezervasyon) karşı diğer bir akit devletin itirazda bulunması durumunda uyuşmazlığın hukuki akıbetine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Alfa Devleti'nin Devlet Başkanı, uluslararası basının ve çeşitli devlet temsilcilerinin katıldığı küresel bir çevre zirvesinde söz alarak, ülkesinin Omega Resifi olarak bilinen tartışmalı deniz alanındaki tüm petrol arama iddialarından nihai ve kesin olarak vazgeçtiğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Beta Devleti ise ertesi gün bir diplomatik nota yayımlayarak bu kararı not ettiğini bildirmiştir.
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) tek taraflı işlemlere yönelik geliştirdiği yerleşik içtihatlar çerçevesinde değerlendirildiğinde, Alfa Devleti'nin hukuki sonuç doğurma niyetiyle yaptığı bu irade beyanının uluslararası hukuktaki niteliği ve bağlayıcılığı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Egemen iki devlet arasında suçluların iadesi ve adli yardımlaşma konularını düzenleyen kapsamlı bir antlaşma müzakere edilmiştir. Müzakereler sonucunda metin, devletlerin tam yetkili temsilcileri tarafından imzalanmış; ancak metinde, antlaşmanın yürürlüğe girmesi için tarafların iç hukuklarındaki onaylama (ratifikasyon) sürecinin tamamlanması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Bununla birlikte, antlaşmanın gizli tutulan bir ek maddesinde, 'tarafların olağanüstü ulusal güvenlik tehdidi hissettikleri durumlarda, iade edilen şüphelileri hiçbir yargısal güvence olmaksızın alıkoyabileceği ve bilgi almak amacıyla ağır fiziksel baskı (işkence) uygulayabileceği' düzenlenmiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumu ve yapım aşamalarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
M ve N devletleri, aralarındaki uzun süreli bir sınır ihtilafını çözmek ve bölgesel ticareti geliştirmek amacıyla 'Kapsamlı Sınır ve İşbirliği Antlaşması'nı imzalamışlardır. Antlaşmanın ayrılmaz bir parçası olan ek bir gizli protokolde, sınır bölgesindeki belirli bir etnik grubun vatandaşlıktan çıkarılarak zorla çalıştırılmaya (köleliğe) tabi tutulacağı ve bu kişilerin malvarlıklarına el konulacağı düzenlenmiştir. Antlaşma her iki devlette anayasal süreçlerden geçerek onaylanmış ve yürürlüğe girmiştir. Bir süre sonra M devletinde iktidara gelen yeni yönetim, antlaşmanın geçerliliğini reddetmiştir. N devleti ise 'ahde vefa' (pacta sunt servanda) ilkesini gerekçe göstererek antlaşmanın bütünüyle bağlayıcı olduğunu savunmuş; uluslararası yargı kararlarının devlet iradelerine üstünlük tanıyan niteliği gereği uygulamaya devam edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca N devleti, olası bir yargısal süreçte tarafların açık rızası olmasa dahi meselenin uluslararası mahkemece doğrudan 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) esasına göre çözülebileceğini iddia etmiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası hukukun temel ilkeleri dikkate alındığında, bu vakaya ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?
Uluslararası sistemde teknolojik gelişmelerin hızlanmasıyla birlikte, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, otonom sistemlerin uluslararası hukuk çerçevesinde kullanımına ilişkin 'Etik ve Güvenli Yapay Zekâ Standartları Bildirgesi'ni üye devletlerin büyük bir çoğunluğunun katılımıyla kabul etmiştir. Kısa bir süre sonra, belirli bir bölgede bu silah sistemlerinin kullanılmasının uluslararası barış ve güvenliği tehdit eder boyuta ulaşması üzerine, BM Güvenlik Konseyi, BM Antlaşması'nın VII. Bölümü kapsamında harekete geçerek söz konusu otonom silahların devlet dışı aktörlere transferini tüm üye devletler için derhal yasaklayan bir karar almıştır.
Bu iki metnin uluslararası hukukun kaynakları bağlamındaki hukuki niteliği ve etkisi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Alfa ve Beta devletleri, 19. yüzyıldan kalma bir sınır ve kaynak paylaşım antlaşmasının günümüz koşullarında yaratmış olduğu katı ve ölçüsüz sonuçları gidermek amacıyla Uluslararası Adalet Divanına (UAD) başvurma kararı almıştır. Taraflar düzenledikleri özel uzlaşma belgesinde (tahkimname), Divan'dan mevcut pozitif hukuk kurallarını ve ilgili antlaşma hükümlerini sıkı bir biçimde uygulamamasını; bunun yerine meseleyi tamamen "adalet, dürüstlük ve tarafların güncel ekonomik ihtiyaçları" temelinde, gerekirse yürürlükteki kurallara aykırı (contra legem) sonuçlar doğurabilecek olsa da yepyeni bir paylaşım rejimi kurarak çözmesini talep etmişlerdir.
Buna göre, Uluslararası Adalet Divanının önüne gelen bu uyuşmazlığı tam da tarafların talep ettiği esneklikte karara bağlayabilmesinin hukuki niteliği ve ön koşulu aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Birbirine komşu olan üç devlet, aralarındaki sınır aşan nehirlerde seyreden ticari gemilerden on yıllar boyunca karşılıklı olarak herhangi bir geçiş ücreti almamış ve bu yönde istikrarlı bir uygulama geliştirmişlerdir. Ancak bu devletlerin kendi aralarındaki diplomatik yazışmalarda, söz konusu muafiyetin tamamen "iyi komşuluk ilişkileri ve siyasi nezaket" (comitas gentium) çerçevesinde sürdürüldüğü, tarafların bu yönde hukuki bir bağlayıcılık hissetmedikleri açıkça vurgulanmıştır. İlerleyen yıllarda devletlerden birinin geçiş ücreti talep etmeye başlaması üzerine çıkan uyuşmazlıkta, diğer devletler uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Buna göre, uluslararası yargı organının bu uyuşmazlıkta bağlayıcı bir teâmül kuralının oluşmadığına hükmetmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
İki komşu devlet arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin süregelen bir uyuşmazlık, tarafların rızasıyla uluslararası bir tahkim heyetine taşınmıştır. Yargılama sırasında davacı devletin iddialarını desteklemek üzere sunduğu hukuki dayanak, alanında tanınmış uluslararası hukuk profesörlerinin yayımladığı bilimsel makaleler ve saygın bir bilimsel enstitünün hazırladığı taslak metindir. Davalı devlet ise bu meseleyi doğrudan düzenleyen taraflar arası bir uluslararası antlaşma veya yerleşmiş bir teâmül kuralı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Uluslararası hukukun kaynakları hiyerarşisi ve niteliği dikkate alındığında, tahkim heyetinin sunulan bu bilimsel eserleri (doktrin) kararına dayanak yapmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?
Bölgesel bir güvenlik örgütü kurmak amacıyla bir araya gelen üç devlet, imzaladıkları kuruluş sözleşmesinin gizli bir maddesinde, siyasi uyuşmazlık yaşadıkları komşu bir ülkenin topraklarını hiçbir haklı nedene dayanmaksızın işgal etmeyi ve bölgedeki kaynakları paylaşmayı taahhüt etmişlerdir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddelerinde düzenlenen normlar hiyerarşisi ve 'jus cogens' (emredici kurallar) kavramı dikkate alındığında, bu devletlerin imzaladığı sözleşmenin hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenebilir?
Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisi ve kuralların bağlayıcılık dereceleri 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) ile somut bir çerçeveye oturtulmuştur. VAHS'nin 53. ve 64. maddeleri, emredici kuralların (*jus cogens*) uluslararası hukuk düzenindeki yeri ile antlaşmaların geçerliliği üzerindeki etkisini düzenlemektedir. Öte yandan, uluslararası toplumun bütününe karşı üstlenilen yükümlülükler de (*erga omnes*) bu sistemin tamamlayıcı bir parçasıdır.
X ve Y devletleri, sınır bölgelerinde yaşayan belirli bir etnik grubun bölgeden zorla sürülmesini ve direnenlerin sistematik olarak tasfiye edilmesini (soykırım suçunu oluşturacak nitelikte eylemler) öngören gizli bir "Sınır Güvenliği ve Nüfus Mübadelesi Antlaşması" imzalamıştır. Antlaşmanın uluslararası kamuoyuna yansıması üzerine X ve Y devletleri, bu belgenin kendi aralarında akdedilmiş asli bir kaynak olduğunu, "ahde vefa" (*pacta sunt servanda*) ilkesi uyarınca tarafları bağladığını ve diğer devletlerin bu duruma müdahale edemeyeceğini ileri sürmüştür.
Buna göre, söz konusu antlaşmanın hukuki durumu ve üçüncü devletlerin konumu hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) önünde görülen bir davada taraf olan X Devleti, tezini güçlendirmek amacıyla Divan'ın geçmişte farklı devletler arasında görülen benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta verdiği karara atıf yapmıştır. X Devleti'nin hukuk danışmanları, söz konusu geçmiş kararın doğrudan uyulması zorunlu bir 'asli hukuk kuralı' niteliği taşıdığını ve Divan'ı mevcut davada kesin olarak bağladığını ileri sürmüştür.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü ve uluslararası hukukun kaynakları dikkate alındığında, X Devleti'nin bu iddiasının hukuki geçerliliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Sınır aşan suların kullanımı konusunda uyuşmazlık yaşayan X ve Y devletleri, sorunun çözümü için uluslararası bir tahkim mahkemesine başvurmuştur. Yargılama sürecinde X Devleti, kendi tezini doğrudan Uluslararası Adalet Divanının (UAD) geçmiş yıllarda M ve N devletleri arasındaki benzer bir su uyuşmazlığında verdiği hükme dayandırmıştır. X Devleti, mahkemenin bu emsal kararı iç hukuktaki 'stare decisis' (emsal karara kesin uyma zorunluluğu) ilkesi benzeri bir etkiyle mutlak surette uygulamak zorunda olduğunu ileri sürmüştür.
Uluslararası hukukun kaynakları ve uluslararası yargı kararlarının hukuki niteliği dikkate alındığında, X Devleti'nin iddiası hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en doğrudur?
Uluslararası bir deniz kazası sonrasında iki devlet arasında ortaya çıkan tazminat uyuşmazlığı bir uluslararası tahkim (hakemlik) mahkemesine taşınmıştır. Yargılama sırasında davacı devlet iddiasını herhangi bir yazılı antlaşmaya değil; "devletlerin uzun yıllardır benzer durumlarda yeknesak olarak uyguladığı ve bu uygulamaya hukuki bir zorunluluk inancıyla (opinio juris) uyduğu" bir kurala dayandırmıştır. Davalı devlet ise savunmasında; bu kuralın yalnızca geçmiş bazı yargı kararlarında ve doktrinde referans gösterildiğini, dolayısıyla asli bir kaynak sayılamayacağını, ayrıca kuralın ortaya çıkış sürecinin başından itibaren bu pratiğe açıkça ve istikrarlı bir şekilde karşı çıktığını ileri sürmüştür.
Buna göre, uyuşmazlıktaki temel iddialar ve uluslararası hukukun kaynakları dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta emredici kurallar (jus cogens) zaman içinde gelişim gösterebilir veya yeni bir emredici norm ortaya çıkabilir. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 64. maddesi, bu tür bir gelişmenin mevcut antlaşmalar üzerindeki hukuki etkisini düzenlemektedir.
Buna göre, uluslararası hukukun genel bir emredici kuralının (jus cogens) yeni baştan ortaya çıkması durumunda, bu kural ile çatışan mevcut bir antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, "çeşitli ulusların en üst düzeyde yetkin hukukçularının öğretileri" (doktrin), hukuk kurallarının tespiti için yardımcı araçlar arasında sayılmıştır. Doktrinin uluslararası hukuk sistemindeki bu konumu dikkate alındığında, bu kaynağın hukuki niteliği ve işleviyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Uluslararası hukukta "en yetkin hukukçuların öğretileri" olarak tanımlanan doktrin, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde yargı kararları ile birlikte zikredilmiştir. Bu çerçevede, doktrinin uluslararası hukuk kurallarının tespiti ve uygulanması sürecindeki temel hukuki işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde belirtilen; uyuşmazlıkların çözümünde antlaşma veya teamül kuralı bulunmaması halinde "hukuk yokluğu" (non-liquet) durumunu önlemek amacıyla başvurulan, ulusal hukuk sistemlerinde ortak olarak kabul görmüş prensipleri ifade eden hukuk kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) hükümleri ve uluslararası hukukun genel ilkeleri dikkate alındığında, bir antlaşmanın bağlayıcılığı, uygulanması ve geçersizliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?