Realizm ve Neorealizm
506 soru
Kenneth Waltz, 1979 tarihli "Uluslararası Siyaset Teorisi" (Theory of International Politics) adlı eserinde, uluslararası siyasal yapıyı üç bileşen üzerinden tanımlar: düzenleyici ilke (anarşi/hiyerarşi), birimlerin karakteri (fonksiyonel benzerlik/uzmanlaşma) ve kapasite dağılımı. Waltz'a göre, uluslararası sistemde devletlerin iç siyasetin aksine fonksiyonel bir iş bölümüne (division of labor) gidememelerinin ve sürekli olarak "benzer görevleri üstlenen birimler" (like-units) olarak kalmalarının temel yapısal gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde "güvenlik ikilemi" (security dilemma), devletlerin mutlaka saldırgan niyetlere sahip olmasalar dahi sistemin anarşik yapısı nedeniyle birbirlerinin güvenlik arayışlarını tehdit olarak algıladıkları trajik bir süreci ifade eder. Robert Jervis, bu ikilemin şiddetini ve savaş olasılığını belirleyen iki temel değişken olarak "saldırı-savunma dengesi" (offense-defense balance) ve "saldırı-savunma ayrımı" (offense-defense differentiation) kavramlarını öne sürmüştür.
Buna göre Jervis'in analizine göre; güvenlik ikileminin en şiddetli düzeyde yaşandığı, silahlanma yarışlarının en hızlı olduğu ve statüko yanlısı devletlerin dahi birbirine saldırmak için en büyük yapısal teşvike sahip olduğu "en istikrarsız" durum aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemin hiyerarşik yapısını temel alan teoriler, sistemik istikrarın sürdürülebilirliğini farklı koşullara bağlamaktadır. Charles Kindleberger’in Hegemonyacı İstikrar Teorisi, istikrar için lider bir gücün "uluslararası kamu mallarını" (açık pazarlar, döviz istikrarı, güvenlik vb.) sağlama iradesine vurgu yaparken; A.F.K. Organski’nin Güç Geçişi Teorisi, büyük çaplı sistemik savaşların temel nedenini yükselen ve pariteye yaklaşan gücün "mevcut statükodan duyduğu memnuniyetsizlik" olarak tanımlar. Bu iki teorik yaklaşımın temel argümanları sentezlendiğinde; bir güç geçişi sürecinde sistemik bir savaşın önlenmesi ve küresel düzenin istikrar içinde devam edebilmesi için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi en kritik ve zorunlu ön koşul olarak kabul edilir?
Kenneth Waltz'un neorealist kuramında güç, devletler için kendi başına bir amaç değil, temel amaca ulaşmak için kullanılan bir araçtır. Savunmacı realizm (defansif realizm) perspektifine göre, sistemin anarşik yapısı devletleri sürekli güç artırımına değil, rasyonel bir düzeyde 'güvenlik maksimizasyonu' yapmaya ve statükoyu korumaya teşvik eder.
Buna göre, savunmacı realizmde devletlerin güç biriktirme konusundaki 'ihtiyatlı' (prudent) davranışının ve sistemin saldırganlığı cezalandırmasının temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Neoklasik Realizm literatüründe, uluslararası sistemdeki güç dağılımından kaynaklanan yapısal baskıların (bağımsız değişken), devletlerin somut dış politika kararlarına (bağımlı değişken) dönüşmesi sürecinde; devlet yapısı, stratejik kültür ve lider algıları gibi 'ara değişkenlerin' (intervening variables) belirleyici bir rol oynadığı savunulur. Bu çerçevede, bir devletin karşı karşıya olduğu ciddi bir sistemik tehdide rağmen, iç politikadaki elitler arası bölünmüşlük veya toplumsal kaynakları seferber etme kabiliyetindeki zayıflık nedeniyle gereken savunma harcamalarını yapamaması veya ittifak kuramaması durumu 'yetersiz dengeleme' (underbalancing) olarak tanımlanır.
Buna göre, 'yetersiz dengeleme' olgusu Neoklasik Realizm'in aşağıdaki iddialarından hangisini desteklemektedir?
John Mearsheimer'ın "Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi" (The Tragedy of Great Power Politics) adlı eserinde sistemleştirdiği Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre; devletlerin sadece mevcut güçlerini korumakla (statüko) yetinmeyip sürekli olarak rakiplerine karşı güç üstünlüğü elde etmeye çalışmalarını ve nihai hedef olarak "hegemonya" arayışına girmelerini zorunlu kılan temel yapısal gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Thucydides’in *Peloponnesos Savaşları*’ndaki 'Milos Diyaloğu'nda sergilenen güç politikası, Machiavelli’nin *Hükümdar* (Il Principe) adlı eserinde betimlediği siyasal realizm ve Hobbes’un *Leviathan*’da kurguladığı 'doğa durumu', Klasik Realizmin entelektüel köşe taşlarını oluşturur. Bu düşünürlerin ortak paydası, uluslararası alandaki güvensizlik ve çatışmayı sistemin işleyişinden ziyade insanın ontolojik yapısıyla ilişkilendirmeleridir.
Buna göre Klasik Realizmin, uluslararası siyasetteki güç mücadelesini ve savaşın sürekliliğini açıklarken dayandığı temel ontolojik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz'un neorealist kuramında, uluslararası sistemin anarşik yapısının devletler üzerinde yarattığı kısıtlayıcı etkiyi açıklamak için kullandığı "piyasa benzetmesi" (market analogy) çerçevesinde; farklı iç özelliklere sahip devletlerin zamanla birbirine benzeyen (izomorfik) dış politika davranışları geliştirmesini sağlayan yapısal mekanizmalar aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak tanımlanmıştır?
Kenneth Waltz, uluslararası siyasal yapıyı tanımlarken yapının ikinci unsuru olan "birimlerin karakteri"ni (character of units) anarşik sistemler için bir değişken olarak kabul etmez. Waltz'a göre, birimlerin (devletlerin) iç yapılarındaki köklü farklılıklara rağmen, sistemik düzeyde benzer görevleri üstlenen "benzer birimler" (like units) olarak kalmalarının ve işlevsel olarak farklılaşmamalarının (functional undifferentiation) temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Savunmacı realizm (defansif realizm) literatüründe, Robert Jervis ve Stephen Van Evera gibi isimler tarafından geliştirilen 'saldırı-savunma dengesi' (offense-defense balance) analizi, uluslararası sistemin anarşik yapısına rağmen devletlerin neden her zaman saldırganlaşmadığını açıklar. Bu kuramsal çerçeveye göre, sistemin yapısı devletleri her zaman güç maksimizasyonuna itmez; aksine belirli yapısal koşullar altında devletleri statükoyu korumaya ve 'ölçülü' (self-restraint) davranmaya teşvik eder.
Buna göre, savunmacı realizm perspektifinden uluslararası sistemde kalıcı bir istikrarın ortaya çıkmasını sağlayan ve devletlerin 'güç' yerine 'güvenlik' maksimizasyonuna odaklanmalarına yol açan temel yapısal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
Neorealist düşünür Joseph Grieco, neoliberal kurumsalcılığın devletleri "atomistik" aktörler olarak tanımlamasını eleştirerek, devletlerin iş birliği süreçlerinde "savunmacı konumsalcı" (defensive positionalist) bir tutum sergilediklerini ileri sürer. Buna göre, Grieco'nun teorik çerçevesinde, devletlerin mutlak kazanç elde etseler dahi göreli kazanç farkı nedeniyle iş birliğinden kaçınmalarının ardındaki temel yapısal gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisi çerçevesinde; bölgesel hegemonyasını tesis etmiş ve kendi coğrafyasında rakipsiz kalmış bir büyük gücün, uluslararası sistemdeki diğer bölgelerde ortaya çıkabilecek potansiyel rakiplerine karşı izleyeceği en rasyonel stratejik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz tarafından sistemleştirilen Neorealizm (Yapısal Realizm) kuramına göre, uluslararası politikada devletlerin benzer davranışlar sergilemesine neden olan ve devlet davranışlarını kısıtlayan temel belirleyici aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde, John Herz ve Robert Jervis gibi düşünürler tarafından detaylandırılan 'Güvenlik İkilemi' (Security Dilemma) kavramı, sıklıkla uluslararası sistemin 'yapısal bir trajedisi' olarak nitelendirilmektedir. Buna göre, güvenlik ikileminin yapısal bir trajedi olarak tanımlanmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz, uluslararası siyasal yapıyı açıklarken mikroekonomi disiplinindeki "piyasa" modeline dayanan bir analoji geliştirir. Ona göre, nasıl ki bir piyasa yapısı firmaların rasyonel eylemlerinin istenmeyen bir sonucu olarak ortaya çıkıp sonrasında bu firmaların davranışlarını kısıtlayan bir çevre oluşturuyorsa; uluslararası sistemin anarşik yapısı da devletlerin etkileşiminden doğan ancak devletlerin üzerinde kısıtlayıcı bir güç olarak işleyen sistemik bir yapıdır.
Waltz'ın bu piyasa analojisi üzerinden kurguladığı yapısal realizm çerçevesinde, uluslararası sistemde "güç dengesi"nin (balance of power) oluşumuyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?
Uluslararası sistemdeki nesnel güç dağılımı değişimlerine ve belirgin dış tehditlere rağmen, bir devletin bu dışsal baskılara uygun bir 'dengeleme' (balancing) yanıtı geliştirememesi durumu Randall Schweller tarafından 'yetersiz dengeleme' (underbalancing) olarak nitelendirilir. Neoklasik realizm literatürüne göre, bir devletin yetersiz dengeleme davranışı sergilemesindeki temel belirleyici faktör aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler disiplininde indirgemeci (reductionist) yaklaşımlara karşı sistemik bir analiz düzeyi öneren Kenneth Waltz, devletlerin davranışlarını ve sistemik sonuçları açıklarken mikroekonomideki piyasa modelinden yararlanır. Bu analoji temelinde, Waltz'un güç dengesinin ( ) oluşumuna dair temel öngörüsü aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemin hiyerarşik yapısını temel alan yaklaşımlardan Hegemonyacı İstikrar Teorisi ve Güç Geçişi Teorisi, sistemik istikrarın bozulması ve büyük çaplı savaşların ortaya çıkışı hususunda farklı mekanizmalara vurgu yapmaktadır. Buna göre, A.F.K. Organski tarafından geliştirilen Güç Geçişi Teorisi'ni (Power Transition Theory), Kindleberger ve Gilpin gibi isimlerle anılan Hegemonyacı İstikrar Teorisi'nden (HST) ayıran ve sistemik bir savaşın patlak vermesi için 'güç dengelenmesi/paritesi'ne eşlik etmesi gereken temel koşul aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Realist düşünce geleneğinin tarihsel temellerini atan Thucydides, Machiavelli ve Hobbes'un metinlerinde; siyasetin ahlaktan özerkleşmesi ve 'güç' olgusunun merkeziyeti ortak bir tema olsa da, bu yazarların çatışmanın kaynağına dair sundukları gerekçeler felsefi açıdan farklılaşmaktadır. Thucydides'in *Peloponnesos Savaşları* eserindeki Atinalıların Miloslulara yönelik sunduğu 'doğal zorunluluk' () argümanı ile Thomas Hobbes'un *Leviathan*'da insanların çatışmasına neden olan üç temel etkenden biri olarak sunduğu 'güvensizlik/çekince' () kavramı arasındaki ilişki bağlamında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Klasik Realizm; Thucydides, Machiavelli ve Hobbes gibi temel figürlerin perspektifinden hareketle, liberalizmin 'insanın mükemmelleştirilebilirliği' ve 'tarihsel ilerleme' fikirlerine karşı kötümser bir dünya görüşü sunar. Bu geleneğin, uluslararası politikada çatışmanın kaçınılmazlığını ve güç mücadelesinin zamandan bağımsız bir gerçeklik olduğunu savunurken dayandığı temel ontolojik öncül aşağıdakilerden hangisidir?