Moleküler Biyoloji

173 soru

Soru 21Soru

8 yaşındaki bir çocuk, güneşe maruz kaldığında ciltte şiddetli kızarıklık, bül oluşumu ve sonrasında gelişen kalıcı hiperpigmentasyon (çillenme) şikayetleriyle getirilmiştir. Hastanın öyküsünde deri kanseri gelişimi açısından yüksek risk altında olduğu belirtilmiştir. Yapılan moleküler analizlerde, ultraviyole (UVUV) radyasyonu sonucu oluşan pirimidin dimerlerini tanıyan ve bu hasarlı bölgeyi uzaklaştıran spesifik bir endonükleaz enziminin eksik olduğu saptanmıştır. Bu hastada defektif olması en olası DNA tamir mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nükleotid eksizyon tamiri

Cevap

Nükleotid eksizyon tamiri
Hastada tarif edilen klinik tablo Xeroderma Pigmentosum'dur. Bu hastalıkta, UVUV radyasyonu sonucu oluşan timin dimerlerini onaran nükleotid eksizyon tamiri (NERNER) mekanizmasında görevli olan spesifik endonükleazlar (XP proteinleri) eksiktir. Bu durum, DNA sarmalındaki hacimli distorsiyonların onarılamamasına ve mutasyon birikimine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Güneş hassasiyeti ve hiperpigmentasyon, Xeroderma Pigmentosum tablosunu düşündürür.
XP, fotosensitivite ve erken yaşta cilt kanseri ile karakterize otozomal resesif bir hastalıktır.
2
Hasar tipini belirle
UVUV ışığı DNA'da pirimidin (genellikle timin) dimerlerine yol açar.
Bu dimerler DNA sarmalında nükleotid eksizyonu gerektiren büyük bir bükülme oluşturur.
3
Eksik mekanizmayı eşleştir
Nükleotid eksizyon tamiri (NERNER), bu tip hacimli hasarları onaran ana yoldur.
XP proteinleri (endonükleaz aktivitesi) bu mekanizmanın kritik bileşenleridir.

Anahtar Kavram

Xeroderma Pigmentosum ve Nükleotid Eksizyon Tamiri (NER) İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Baz eksizyon tamirinde (BER) görevli olan DNA glikozilazların substrat spesifikliğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 22Soru

Hücrede iyonize radyasyon etkisiyle meydana gelen DNA çift zincir kırıkları (DSBDSB), hücre döngüsünü G2G_2 fazında durdurarak genomik bütünlüğü korur. ATMATM (ataxia-telangiectasia mutated) kinaz tarafından başlatılan bu sinyal yolağında, CyclinBCDK1Cyclin B-CDK1 kompleksinin aktifleşmesini önleyen ve G2/MG_2/M kontrol noktasında duraklamaya yol açan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Chk2Chk2 kinazın Cdc25CCdc25C fosfatazı fosforilleyerek inaktive etmesi

Cevap

Chk2Chk2 kinazın Cdc25CCdc25C fosfatazı fosforilleyerek inaktive etmesi süreci, DNA hasarı durumunda G2G_2 fazında duraklamayı sağlar.
Doğru yanıt olan mekanizmada, DNA hasarı sonucu aktive olan ATMATM kinaz, Chk2Chk2 efektör kinazını fosforiller. Aktive olan Chk2Chk2, normalde CDK1CDK1 üzerindeki inhibitör fosfatları kaldırarak hücreyi mitoza sokan Cdc25CCdc25C fosfatazı fosforilleyerek inaktive eder. Bu durum hücrenin G2G_2 fazında kalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
DNA hasarının (DSB) algılanması
ATMATM kinazın aktivasyonu
Çift zincir kırıkları ATMATM proteini için birincil aktivasyon sinyalidir.
2
Sinyalin efektör kinaza iletilmesi
Chk2Chk2 kinazın fosforilasyonu
ATMATM, alt basamakta yer alan Chk2Chk2'yi aktive ederek hasar sinyalini yayar.
3
M-fazı tetikleyicisinin inhibisyonu
Cdc25CCdc25C fosfatazın inaktivasyonu
Chk2Chk2, Cdc25CCdc25C'yi fosforilleyerek onun CDK1CDK1 üzerindeki inhibitör fosfatları kaldırmasını önler.
4
Hücre döngüsünün durdurulması
CyclinBCDK1Cyclin B-CDK1 (MPF) kompleksinin inaktif kalması
İnhibitör fosfatları (Tyr15) uzaklaştırılamayan CDK1CDK1 aktifleşemez ve hücre mitoza giremez.

Anahtar Kavram

ATM/Chk2ATM/Chk2 yolağı aracılığıyla Cdc25CCdc25C inhibisyonu, DNA hasarına yanıt olarak G2G_2 kontrol noktasında duraklamayı kontrol eder.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Moleküler biyoloji çalışmalarında, belirli bir doku örneğindeki spesifik bir mRNAmRNA dizisinin varlığını ve miktarını (ekspresyon düzeyini) belirlemek amacıyla kullanılan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Northern Blot

Cevap

Northern Blot yöntemi mRNAmRNA ekspresyon düzeylerini belirlemek için kullanılır.
Northern Blot yöntemi, RNARNA moleküllerinin büyüklüklerine göre elektroforez ile ayrılmasından sonra spesifik radyoaktif veya floresan işaretli problar kullanılarak hibridizasyon yapılması ve hedef mRNAmRNA dizisinin miktarının belirlenmesi esasına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Analiz edilecek hedef molekülü belirleyin.
Soruda spesifik bir mRNAmRNA dizisinin analizi istenmektedir.
mRNAmRNA bir nükleik asit türüdür (RNARNA).
2
Blotting tekniklerinin hedef moleküllerini hatırlayın.
Southern = DNADNA, Northern = RNARNA, Western = Protein.
Moleküler biyolojideki bu isimlendirme konvansiyonu tekniklerin ayırt edilmesini sağlar.
3
Doğru eşleştirmeyi seçin.
RNARNA tespiti için Northern Blot seçilmelidir.
Northern Blot, jel elektroforezi ile ayrılan RNARNA parçalarının bir membrana aktarılması ve hibridizasyon yoluyla saptanması esasına dayanır.

Anahtar Kavram

Moleküler Blotting Teknikleri ve Hedef Moleküller

Daha Fazla Pratik

Blotting tekniklerini 'SNoW DRoP' akronimi ile ezberleyebilirsiniz: Southern-DNA, Northern-RNA, Western-Protein.
Tahmini Süre:45s
Soru 24Soru

RNA sentezini (transkripsiyon) inhibe eden ajanlar, etki mekanizmalarına göre doğrudan enzimi hedef alabilir veya DNA kalıbı ile etkileşime girebilirler. DNA çift sarmalındaki pürin-pirimidin bazları arasına girerek (interkalasyoninterkalasyon) RNA polimerazın ilerlemesini fiziksel olarak engelleyen ve bu mekanizmayla hem prokaryotik hem de ökaryotik hücrelerde transkripsiyonu inhibe eden ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktinomisin D

Cevap

DNA bazları arasına interkale olarak hem prokaryotik hem de ökaryotik transkripsiyonu inhibe eden ajan Aktinomisin D'dir.
Aktinomisin D (Daktinomisin), DNA çift sarmalındaki pürin-pirimidin baz çiftleri (özellikle guanin ve sitozin arası) arasına girerek (interkalasyon) RNA polimerazın kalıp üzerinde ilerlemesini fiziksel olarak engeller. DNA kalıbına bağlandığı için hem prokaryotik hem de ökaryotik transkripsiyonu inhibe eder.

Adım Adım Çözüm

1
İnhibisyon mekanizmasını tanımla.
DNA bazları arasına girme (interkalasyon) mekanizması belirlendi.
Soruda RNA polimerazı değil, DNA kalıbını fiziksel olarak engelleyen bir mekanizma sorulmaktadır.
2
Organizasyonel seçiciliği değerlendir.
Hem prokaryot hem ökaryotlarda etkili olan ajan arandı.
Rifampisin ve alfa-amanitin gibi ajanlar spesifik polimerazlara bağlanırken, DNA hedefli ajanlar genellikle her iki hücre tipinde de etkilidir.
3
Seçenekleri eleyerek doğru ajanı doğrula.
Aktinomisin D'nin DNA'ya bağlanma özelliği saptandı.
Aktinomisin D (Daktinomisin), özellikle G-C zengin bölgelere interkale olarak transkripsiyonel uzamayı durdurur.

Anahtar Kavram

Transkripsiyon İnhibitörlerinin Etki Mekanizmaları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 25Soru

Polinükleotid zincirlerinin oluşumu sırasında, bir nükleotid biriminin 33' hidroksil (OHOH) grubu ile bir sonraki nükleotidin 55' fosfat grubu arasında kurulan ana kovalent bağ aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 3,53',5'-fosfodiester bağı

Cevap

Polinükleotid zincirlerinde nükleotidleri birbirine bağlayan kovalent bağ 3',5'-fosfodiester bağıdır.
Polinükleotid zincirlerinde (DNA ve RNA), her bir nükleotid bir sonraki nükleotide 3,53',5'-fosfodiester bağı ile bağlanır. Bu bağ, bir nükleotidin pentoz şekerindeki 3OH3'-OH grubu ile diğer nükleotidin 55'-fosfat grubu arasında su çıkışıyla (kondansasyon) oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Nükleik asit polimerizasyonunun incelenmesi
Nükleotidlerin bir araya gelerek DNA veya RNA zincirlerini oluşturduğu belirlenir.
Zincir yapısının nasıl kurulduğunu anlamak için bağlantı noktalarını tanımlamak gerekir.
2
Kovalent bağın konumunun belirlenmesi
Bir nükleotidin 33' karbonundaki OHOH grubu ile diğerinin 55' karbonundaki fosfatı arasında bağ kurulduğu görülür.
Bu spesifik bağlantı, nükleik asitlerin 55' ucundan 33' ucuna doğru yönelmesini sağlar.
3
Bağ türünün isimlendirilmesi
Bu yapı fosfodiester bağı olarak adlandırılır.
Fosfat grubunun iki farklı şeker molekülüyle ester bağı kurması nedeniyle bu isim verilir.

Anahtar Kavram

Nükleotidlerin polinükleotid zinciri oluşturmak üzere birbirine bağlanması.

İpuçları

1
Nükleik asitlerin omurgasını (iskeletini) hangi grup ve şekerler oluşturur?
2
Bu bağ, şekerlerin 33' ve 55' karbonları arasında fosfat aracılığıyla kurulur.

Daha Fazla Pratik

Nükleozid ve nükleotid arasındaki yapısal farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 26Soru

Bir klinik araştırma laboratuvarında, bir grup hastada belirli bir onkogenin aşırı ifadesini (overexpression) mRNA düzeyinde belirlemek amacıyla Northern Blot yöntemi planlanmaktadır. Ancak laboratuvar uzmanı, DNA fragmantasyonu ve denatürasyonu için Southern Blot protokolünde rutin olarak kullanılan sodyum hidroksit (NaOHNaOH) banyosunun RNA örnekleri için yıkıcı (degredatif) olacağını belirterek bu basamağı protokol dışı bırakmıştır. Northern Blot yönteminde alkali denatürasyonun tercih edilmemesinin temel biyokimyasal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RNA molekülündeki 2OH2'-OH grubunun alkali ortamda nükleofilik saldırı başlatarak fosfodiester bağlarını parçalaması

Cevap

RNA molekülündeki 2'-OH grubunun alkali ortamda nükleofilik saldırı başlatarak fosfodiester bağlarını parçalaması
RNA, yapısındaki riboz şekerinin 2' konumunda bulunan serbest hidroksil (-OH) grubu nedeniyle alkali ortama karşı son derece hassastır. Bazik bir ortamda (OHOH^- iyonları varlığında), bu 2'-OH grubu deprotone olur ve oluşan nükleofil, bitişik fosfodiester bağındaki fosfor atomuna saldırarak 2',3'-siklik monofosfat ara ürünü üzerinden zincirin kırılmasına neden olur. DNA'da (2'-deoksiriboz) bu grup bulunmadığı için Southern Blot sırasında alkali denatürasyon güvenle kullanılabilirken, Northern Blot'ta RNA'nın parçalanmaması için alkali çözeltilerden kaçınılır.

Adım Adım Çözüm

1
DNA ve RNA arasındaki yapısal farkın analiz edilmesi
DNA'nın 2. karbonunda hidrojen (-H) bulunurken, RNA'da reaktif bir hidroksil (-OH) grubu bulunur.
Alkali duyarlılığının temelinde şeker molekülündeki bu fark yatar.
2
Bazik ortamın (OH- iyonları) nükleik asit zinciri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Serbest hidroksil iyonları, RNA'daki 2'-OH grubundaki hidrojeni kopararak reaktif bir alkosit iyonu oluşturur.
Bu iyon, aynı nükleotidin veya komşu nükleotidin fosfor atomuna saldırarak fosfodiester bağını koparır.
3
Laboratuvar teknikleri arasındaki farkın gerekçelendirilmesi
Southern Blot'ta DNA stabil olduğu için NaOH kullanılabilirken, Northern Blot'ta RNA'nın korunması için formaldehit gibi alkali olmayan denatüranlar tercih edilir.
RNA'nın alkali hidrolize uğraması molekülün fragmantasyonuna ve analizin başarısız olmasına yol açar.

Anahtar Kavram

RNA Alkali Hidrolizi
Soru 27Soru

Klinik pratikte tüberküloz tedavisinin temel ilaçlarından biri olan Rifampisin, bakteriyel RNA sentezini (transkripsiyontranskripsiyon) aşağıdaki mekanizmalardan hangisi ile inhibe eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RNA polimerazın β\beta alt birimine bağlanarak transkripsiyonun başlamasını (inisiyasyoninisiyasyon) önleyerek

Cevap

Rifampisin, bakteriyel RNA polimerazın β\beta alt birimine bağlanarak transkripsiyonun başlamasını önler.
Rifampisin, prokaryotik RNA polimerazın β\beta alt birimine yüksek affinite ile bağlanır. Bu bağlanma, RNA sentezinin başlamasını ve ilk birkaç nükleotidin eklenmesini sterik olarak bloke ederek bakteriyel büyümeyi durdurur.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın hedef aldığı biyolojik süreci belirle.
Rifampisin transkripsiyon (RNA sentezi) inhibitörüdür.
Tüberküloz tedavisinde bakteriyel gen ifadesini durdurmak için kullanılır.
2
Enzim üzerindeki spesifik bağlanma bölgesini hatırla.
Bakteriyel RNA polimerazın β\beta alt birimi.
Bu bölge katalitik aktivite ve başlama için kritiktir.
3
Etki mekanizmasını doğrula.
Transkripsiyonun başlamasının (initiationinitiation) engellenmesi.
Rifampisin, RNA sentezinin ilk basamaklarını sterik olarak engeller.

Anahtar Kavram

Bakteriyel RNA polimeraz inhibitörleri ve Rifampisin mekanizması.

Alternatif Yöntem

Rifampisin'in 'başlama' (inisiyasyon) inhibitörü olduğunu hatırlamak için, tüberküloz tedavisinde 'başlangıç' ilacı olduğunu düşünebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 28Soru

DNA'da mitomisin C veya sisplatin gibi çapraz bağlayıcı ajanların etkisiyle oluşan zincirler arası çapraz bağ (interstrand cross-link, ICL) hasarları, replikasyon ve transkripsiyon süreçlerini fiziksel olarak engelleyen yüksek oranda sitotoksik lezyonlardır. Bu hasarların onarımı; nükleotid eksizyon tamiri, translezyon sentezi (TLS) ve homolog rekombinasyon (HR) mekanizmalarını entegre eden karmaşık bir Fanconi Anemisi (FA) yolağı ile gerçekleştirilir. Bu onarım sürecinde, Fanconi Anemisi çekirdek kompleksi (core complex) tarafından gerçekleştirilen ve onarım proteinlerinin hasarlı bölgeye toplanmasını sağlayarak yolağı aktive eden temel biyokimyasal modifikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FANCD2FANCD2 ve FANCIFANCI proteinlerinin monoubikutinizasyonu

Cevap

FANCD2FANCD2 ve FANCIFANCI proteinlerinin monoubikutinizasyonu
Fanconi Anemisi onarım yolağının merkezinde 'ID kompleksi' (FANCD2FANCIFANCD2-FANCI) bulunur. Bu kompleks, FA çekirdek kompleksi tarafından monoubikutinlendiğinde aktif hale gelir ve onarım sürecinde görev alan nükleazları (örneğin XPFERCC1XPF-ERCC1) ve TLS polimerazlarını hasar bölgesine çekerek onarımı başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
ICL hasarının tanınması
Replikasyon çatalı durur ve FANCMFANCM kompleksi hasarı tanır.
Onarımın başlayabilmesi için replikasyon stresinin algılanması gerekir.
2
FA çekirdek kompleksinin toplanması
8 proteinli (A,B,C,E,F,G,L,MA, B, C, E, F, G, L, M) çekirdek kompleksi hasar bölgesine gelir.
Bu kompleks, onarımın aktivasyonu için gerekli olan E3 ligaz aktivitesini taşır.
3
Monoubikutinizasyon (Kritik Adım)
FANCLFANCL alt birimi, FANCD2FANCD2 ve FANCIFANCI proteinlerini monoubikutinler.
Ubikutin grubu, downstream nükleazlar ve TLS proteinleri için bir bağlanma platformu oluşturur.
4
Onarımın tamamlanması
İnsizyon (unhooking), TLS ile baypas ve HR ile çift zincir tamiri gerçekleşir.
DNA'nın sürekliliği ve genomik stabilite yeniden sağlanır.

Anahtar Kavram

Fanconi Anemisi (FA) Yolağı Aktivasyon Mekanizması
Soru 29Soru

Ökaryotik hücrelerde mRNAmRNA sentezinin başlatılması sürecinde; DNADNA sarmalının açılmasından (helikaz aktivitesi) ve RNARNA polimeraz IIII’nin karboksi-terminal ucunun fosforillenerek (kinaz aktivitesi) promotörden ayrılmasından sorumlu olan genel transkripsiyon faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TFIIH

Cevap

TFIIH faktörü, hem helikaz hem de kinaz aktiviteleriyle transkripsiyonun başlatılmasını ve promotörden ayrılmayı sağlar.
Ökaryotlarda transkripsiyonun başlaması için pre-inisiasyon kompleksine en son katılan faktör TFIIH'tır. TFIIH, ATP bağımlı helikaz aktivitesi göstererek transkripsiyonun başlayabilmesi için DNA çift sarmalını açar (açık kompleks oluşumu). Aynı zamanda sahip olduğu kinaz aktivitesi sayesinde RNA polimeraz II'nin C-terminal domain (CTD) bölgesindeki serin kalıntılarını fosforiller. Bu fosforilasyon, enzimin promotöre olan afinitesini azaltarak promotörden ayrılmasını (promoter clearance) ve uzama fazına geçmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ökaryotik transkripsiyon başlatma kompleksinin bileşenlerini değerlendir.
TFIID, TFIIA, TFIIB, TFIIF, TFIIE ve TFIIH'ın RNA polimeraz II ile birleşerek pre-inisiasyon kompleksini (PIC) oluşturduğu saptandı.
Transkripsiyonun başlaması için bu proteinlerin belirli bir sırada promotöre bağlanması gerekir.
2
TFIIH faktörünün spesifik enzimatik fonksiyonlarını incele.
TFIIH'ın helikaz aktivitesiyle DNA'yı açtığı ve kinaz aktivitesiyle RNA polimeraz II'nin CTD bölgesini fosforillediği belirlendi.
Helikaz aktivitesi transkripsiyon baloncuğunu oluştururken, fosforilasyon enzimin promotörden kopup uzamaya geçmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Ökaryotik Transkripsiyon Başlatma ve TFIIH Fonksiyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

DNA'da deaminasyon veya alkillenme sonucu oluşan baz hasarlarının onarımında görev alan "Baz Eksizyon Tamiri" (BER) mekanizmasında, AP-endonükleaz (APE1) kesimi sonrası oluşan 55'-deoksiriboz fosfat (dRPdRP) grubunun kimyasal yapısı, tamirin hangi alt yolak üzerinden ilerleyeceğini belirleyen temel faktördür. Bu tamir süreci ve görev alan enzimlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyon bölgesinde oluşan 55'-dRPdRP grubu modifiye olmamışsa, DNA polimeraz β\beta liyaz aktivitesiyle bu grubu uzaklaştırır ve tek nükleotitlik boşluğu doldurarak süreci "Kısa Yama" (Short-patch) yolağıyla tamamlar.

Cevap

DNA polimeraz β\beta'nın liyaz aktivitesiyle temiz dRPdRP grubunu uzaklaştırıp tek nükleotit sentezlemesi (Kısa Yama BER) doğru mekanizmadır.
Baz eksizyon tamirinde (BER), eğer AP endonükleaz kesisi sonrası oluşan deoksiriboz fosfat (dRPdRP) grubu kimyasal olarak modifiye olmamışsa, DNA polimeraz β\beta bu grubu liyaz aktivitesiyle uzaklaştırabilir. Bu süreçte tek bir nükleotit yerleştirilir ve süreç XRCC1/DNA Ligaz III tarafından sonlandırılır. Buna 'Kısa Yama BER' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Hasarlı bazın tanınması
DNA glikozilaz hasarlı bazı uzaklaştırır ve AP bölgesi oluşur.
BER mekanizması her zaman bir glikozilaz ile başlar.
2
Fosfodiester bağının kesilmesi
APE1 endonükleazı AP bölgesinin 55' ucunu keser, bir ucu 33'-OHOH diğeri 55'-dRPdRP olan bir boşluk oluşur.
Sentez için serbest 33'-OHOH ucu gereklidir.
3
55'-dRPdRP grubunun kontrolü
Eğer dRPdRP grubu 'temiz' ise Pol β\beta devreye girer (Kısa Yama); eğer modifiye ise Pol δ/ϵ\delta/\epsilon + FEN1 devreye girer (Uzun Yama).
Modifiye dRPdRP grupları Pol β\beta'nın liyaz aktivitesine dirençlidir.
4
Ligasyon
Kısa yamada DNA Ligaz III (XRCC1 ile), Uzun yamada DNA Ligaz I boşluğu kapatır.
Tamir işleminin sonlanması için sarmalın bütünlüğü sağlanmalıdır.

Anahtar Kavram

BER yolağında 'Kısa Yama' ve 'Uzun Yama' ayrımı, 55'-dRPdRP grubunun yapısına ve kullanılan polimeraz tipine (Pol β\beta vs Pol δ/ϵ\delta/\epsilon) bağlıdır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 31Soru

Bir biyoteknoloji şirketinde çalışan araştırmacı, yeni geliştirilen bir ilaç molekülünün meme kanseri hücre hattındaki binlerce genin transkripsiyonel aktivitesi üzerindeki etkisini aynı anda incelemek istemektedir. Araştırmacı, hücrelerdeki tüm genlerin mRNAmRNA ekspresyon düzeylerini eş zamanlı olarak profillemeyi hedeflemektedir. Bu amaçla kullanılması en uygun olan moleküler genetik teknik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA mikrodizilim (Microarray) analizi

Cevap

Binlerce genin ekspresyon (mRNA) profilini aynı anda ve eş zamanlı olarak incelemek için en uygun yöntem DNA mikrodizilim (Microarray) analizidir.
DNA mikrodizilim analizi, binlerce spesifik DNA probunun bir yüzeye sabitlendiği ve hücreden elde edilen işaretli cDNA'ların bu problara hibritlendiği bir yöntemdir. Bu sayede binlerce genin ekspresyon düzeyi tek bir deneyde eş zamanlı olarak belirlenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Analiz edilecek hedefin ve ölçeğin belirlenmesi
Hedef binlerce genin mRNAmRNA (transkripsiyonel) düzeyidir.
Soruda binlerce genin ekspresyon profili vurgulanmaktadır.
2
Tekniklerin kapasite ve hedef molekül açısından karşılaştırılması
Southern DNA'yı, Western proteini, Sanger ise nükleotit dizisini hedefler.
Her moleküler teknik farklı bir biyolojik molekülü veya parametreyi analiz eder.
3
Yüksek verimli (high-throughput) yöntemin seçilmesi
Mikrodizilim tekniği, binlerce probu içeren çipler sayesinde eş zamanlı analize olanak tanır.
Çok sayıda verinin aynı anda elde edilmesi gereken durumlarda 'omiks' yaklaşımları (transkriptomik gibi) tercih edilir.

Anahtar Kavram

DNA Mikrodizilim (Microarray) teknolojisi, bir hücre veya dokudaki binlerce genin ekspresyon düzeyini (mRNA seviyesi) aynı anda ölçmek için kullanılan bir yöntemdir.

Daha Fazla Pratik

RNA-Seq (Next Generation Sequencing) yönteminin mikrodizilim yöntemine göre avantajlarını ve farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 32Soru

İyonize radyasyon maruziyeti sonrası oluşan DNA çift zincir kırıklarının (DSB) "homolog olmayan uç birleştirme" (NHEJ) mekanizması ile onarımı sırasında; DNA-PKcs tarafından fosforillenerek aktifleşen ve V(D)J rekombinasyonu sırasında oluşan saç tokası (hairpin) yapılarını açma yeteneğine sahip olan protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artemis

Cevap

Artemis proteini, NHEJ mekanizmasında DNA uçlarının işlenmesini ve V(D)J rekombinasyonu sırasında oluşan hairpin yapılarının açılmasını sağlayan nükleazdır.
Artemis proteini, DNA-PKcs ile kompleks oluşturarak fosforillenir ve aktifleşir. Bu protein hem 5' hem de 3' nükleaz aktivitesine sahiptir ve özellikle V(D)J rekombinasyonu sırasında oluşan hairpin (saç tokası) yapılarını açabilen tek nükleazdır. Bu proteinin eksikliği iyonize radyasyona duyarlılık ve SCID (Ağır Kombine İmmün Yetmezlik) ile karakterize Nijmegen Breakage Syndrome benzeri tablolarla ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hasar türünün belirlenmesi
DNA çift zincir kırığı (DSB)
İyonize radyasyonun en karakteristik hasarı DSB'dir.
2
Tamir yolunun seçilmesi
Homolog Olmayan Uç Birleştirme (NHEJ)
Hücre döngüsünün G1 fazında baskın olan ve homolog kalıp gerektirmeyen tamir yoludur.
3
Enzimatik aktivitenin tanımlanması
Artemis aktivasyonu
DNA-PKcs tarafından fosforillenen Artemis, DNA uçlarını ligasyona hazırlar.

Anahtar Kavram

DNA Çift Zincir Kırığı Onarımı ve NHEJ Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

Ökaryotik hücrelerde genomik DNA'nın paketlenmesi, DNA molekülünün histon oktameri adı verilen protein yapısı etrafına sarılmasıyla oluşan nükleozomlar ile başlar. DNA molekülü ile histon proteinleri arasındaki bu sıkı bağlanmayı ve yapısal stabiliteyi sağlayan temel etkileşim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA'nın negatif yüklü fosfat omurgası ile histonların lizin ve arginin gibi pozitif yüklü amino asitleri arasındaki elektrostatik çekim

Cevap

DNA'nın negatif yüklü fosfat omurgası ile histonların lizin ve arginin gibi pozitif yüklü amino asitleri arasındaki elektrostatik çekim
DNA molekülü, yapısındaki fosfat grupları nedeniyle her nükleotid başında bir negatif yük taşır. Histon proteinleri ise özellikle lizin ve arginin gibi bazik amino asitler bakımından çok zengindir ve bu yan zincirler fizyolojik pH'da pozitif yüklüdür. Bu zıt yükler arasındaki güçlü elektrostatik çekim, DNA'nın histon oktameri etrafında sıkıca sarılarak nükleozom yapısını oluşturmasını sağlayan ana kuvvettir.

Adım Adım Çözüm

1
Moleküllerin yük durumunu analiz etme
DNA'nın fosfat grupları nedeniyle fizyolojik pH'da kuvvetli negatif (-), histonların ise bazik amino asitleri nedeniyle pozitif (+) yüklü olduğu saptanır.
Zıt yükler arasındaki çekim kuvveti biyolojik makromoleküllerin bir araya gelmesinde temel rol oynar.
2
Etkileşim tipini belirleme
Pozitif yüklü histon lizin/arginin kalıntıları ile negatif yüklü DNA fosfat omurgası arasındaki etkileşim 'elektrostatik etkileşim' (iyonik bağ benzeri) olarak tanımlanır.
Nükleozom yapısında DNA'nın protein etrafına sarılması spesifik bir baz dizisinden ziyade genel yük dengesine dayanır.

Anahtar Kavram

Nükleozom yapısında DNA-protein etkileşiminin doğası
Tahmini Süre:45s
Soru 34Soru

Ökaryotik hücrelerde DNA molekülü, fizyolojik koşullar altında genellikle sağ el sarmalı yapısındaki B-DNA formunda bulunur. Ancak yüksek tuz konsantrasyonu veya ardışık d(CpG)nd(CpG)_n dizileri gibi özel dizilimlerin varlığında, sarmalın dönüş yönünün değiştiği ve şeker-fosfat omurgasının karakteristik bir zig-zag görünümü aldığı farklı bir konformasyon saptanabilir. Bu yapısal özelliklere sahip olan nükleik asit formu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Z-DNA

Cevap

Sol el sarmalı yapısına sahip olan ve zig-zag şeker-fosfat omurgası içeren konformasyon Z-DNA'dır.
Z-DNA, biyolojik olarak saptanan majör DNA formları arasında sol el sarmalı (left-handed) yapısına sahip olan tek formdur. Şeker-fosfat omurgasının zig-zag yapısı, ardışık pürin-pirimidin dizilerindeki nükleotidlerin konformasyonel özelliklerinden kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
DNA'nın helis yönünü (helicity) ve sarmal tipini değerlendirin.
B-DNA ve A-DNA sağ el sarmalı (right-handed) iken, Z-DNA sol el sarmalı (left-handed) yapısındadır.
Sarmalın dönüş yönü, nükleik asit konformasyonlarını ayıran temel bir fiziksel özelliktir.
2
Şeker-fosfat omurgasının geometrik dizilimini inceleyin.
Z-DNA'da pürin ve pirimidin nükleotidlerinin farklı glikozid bağ açıları (syn ve anti) alması, omurgada zig-zag bir görünüme yol açar.
Bu yapısal zorunluluk, moleküle karakteristik zig-zag formunu ve ismini verir.

Anahtar Kavram

DNA Yapısal Polimorfizmi (A, B ve Z Formları)
Tahmini Süre:50s
Soru 35Soru

Hücrelerde protein sentezi (translasyon) süreci, mRNA üzerindeki genetik bilginin okunmasıyla gerçekleşir. Polipeptit zincirinin sentezini sonlandıran ve herhangi bir amino asit kodlamayan durdurucu (terminationtermination) kodonlardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: UAGUAG

Cevap

UAGUAG kodonu, protein sentezini sonlandıran üç durdurucu kodondan biridir.
Protein sentezinde polipeptit zincirinin uzaması, ribozomun A bölgesine UAAUAA, UAGUAG veya UGAUGA durdurucu kodonlarından birinin gelmesiyle sona erer. Bu kodonlar herhangi bir amino asit kodlamadıkları için tRNAtRNA yerine salınım faktörleri tarafından tanınırlar. Dolayısıyla 'UAGUAG' ifadesi doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Durdurucu kodonların tanımlanması
UAAUAA, UAGUAG ve UGAUGA kodonları durdurucu kodonlardır.
Bu kodonlar amino asit kodlamazlar.
2
Kodonun işlevinin belirlenmesi
Durdurucu kodonlara salınım faktörleri (releasefactorsrelease factors) bağlanır.
Bu bağlanma, polipeptit zincirinin ribozomdan ayrılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Durdurucu kodonlar (nonsensenonsense kodonlar), translasyonu sonlandırır ve amino asit karşılığı bulunmaz.

İpuçları

1
Durdurucu kodonlar, amino asit kodlamadıkları için 'anlamsız' (nonsensenonsense) kodonlar olarak da bilinirler.
2
Toplam üç adet durdurucu kodon vardır: UAAUAA, UAGUAG ve UGAUGA.

Daha Fazla Pratik

Durdurucu kodonlara bağlanan salınım faktörlerinin (eRF1eRF1, eRF3eRF3) mekanizmasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru

Hücrelerin oksijen sensörü olarak görev yapan HIF1αHIF-1\alpha (HypoxiaInducibleHypoxia-Inducible FactorFactor 1alpha1-alpha), normoksik (yeterli oksijen varlığı) koşullarda VHLVHL (VonVon HippelLindauHippel-Lindau) tümör baskılayıcı proteini tarafından tanınarak E3E3 ubikuitin ligaz kompleksi aracılığıyla proteazomal yıkıma uğratılır. Buna göre, HIF1αHIF-1\alpha proteininin VHLVHL tarafından tanınabilmesi için normoksik ortamda geçirmesi gereken temel moleküler modifikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spesifik prolin kalıntılarının hidroksillenmesi

Cevap

Spesifik prolin kalıntılarının hidroksillenmesi
Normoksik koşullarda prolil hidroksilaz enzimleri, moleküler oksijen, demir (Fe2+Fe^{2+}) ve α\alpha-ketoglutarat kullanarak HIF1αHIF-1\alpha üzerindeki spesifik prolin kalıntılarını hidroksiller. Hidroksillenmiş bu bölge, VHLVHL proteinindeki özel bir bağlanma cebi tarafından tanınır. Bu etkileşim, HIF1αHIF-1\alpha'nın ubikuitinlenmesine ve ardından proteazomlarda parçalanmasına yol açarak hücrenin hipoksiye yanıtını baskılar.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijen seviyesinin algılanması
O2O_2 varlığında prolil hidroksilaz enzimlerinin aktifleşmesi
Bu enzimler moleküler oksijeni kofaktör olarak kullanır.
2
HIF1αHIF-1\alpha modifikasyonu
HIF1αHIF-1\alpha üzerindeki iki kritik prolinin hidroksillenmesi
VHLVHL proteininin bağlanabilmesi için hidroksil grubu gereklidir.
3
Tanınma ve yıkım
Ubikuitinasyon ve proteazomal degradasyon
Hidroksillenmiş HIF-1α, VHL tarafından tanınarak yıkıma yönlendirilir.

Anahtar Kavram

HIF-1α regülasyonunda post-translasyonel modifikasyonlar ve VHL tümör baskılayıcı etkileşimi.
Soru 37Soru

Hücre içi sinyal yolaklarında 'moleküler şalter' olarak görev yapan RasRas proteini, büyüme faktörü reseptörlerinden aldığı uyarıları efektör proteinlere iletir. Bu proteinin aktif (GTPGTP bağlı) formunun intrinsik GTPGTP az aktivitesini uyararak sinyalin sonlanmasını sağlayan tümör baskılayıcı protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NF1NF1 (Nörofibromin)

Cevap

Nörofibromin (NF1NF1), RasRas proteininin intrinsik GTPGTP az aktivitesini stimüle ederek aktif RasRas-GTPGTP formunu inaktif RasRas-GDPGDP formuna dönüştüren bir GAPGAP (GTPGTP az aktive edici protein) fonksiyonuna sahiptir.
Nörofibromin (NF1NF1), bir GAPGAP (GTPGTP az aktive edici protein) olarak RasRas proteinine bağlanır ve onun çok zayıf olan intrinsik GTPGTP az aktivitesini yaklaşık 1000 kat artırarak aktif formu (GTPGTP bağlı) hızla inaktif forma (GDPGDP bağlı) dönüştürür. Bu durum sinyalin sonlanmasını sağlayarak hücre çoğalmasını kontrol altında tutar.

Adım Adım Çözüm

1
RasRas proteininin döngüsünü analiz etme
RasRas, GTPGTP bağlıyken aktif, GDPGDP bağlıyken inaktiftir.
Sinyal iletiminin kontrolü bu iki form arasındaki geçişle sağlanır.
2
Sinyalin sonlandırılma mekanizmasını belirleme
Sinyal, RasRas’ın kendi yapısındaki GTPGTP’yi hidroliz etmesiyle (GTPGDPGTP \rightarrow GDP) sonlanır.
GTPGTP az aktivitesinin artırılması inaktivasyonu hızlandırır.
3
Düzenleyici proteini tanımlama
Bu hızı artıran proteinler GAPGAP (GTPase Activating Proteins) ailesidir ve en önemli üyesi NF1NF1’dir.
Tümör baskılayıcı olan NF1NF1 mutasyona uğradığında RasRas sürekli aktif kalır ve kanserleşme süreci başlar.

Anahtar Kavram

RasRas proteininin sinyal iletimi GAPGAP (GTPase Activating Proteins) ve GEFGEF (Guanine Nucleotide Exchange Factors) proteinleri tarafından dengelenir; GAPGAP’lar (örn: NF1NF1) sinyali sonlandırırken, GEFGEF’ler (örn: SOSSOS) sinyali başlatır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 38Soru

Nükleik asitlerin yapısal organizasyonunda, azotlu bazlar ile pentoz şekeri arasındaki NN-glikozidik bağın özellikleri nükleotid konformasyonunu ve sarmal yapının stabilitesini belirlemektedir. Pürin nükleotidlerinde bu bağın pürin halkası üzerindeki konumu ve B-formundaki DNA sarmalı içindeki baskın konformasyonu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: N9N-9 atomu / 'anti' konformasyonu

Cevap

Pürin nükleotidlerinde NN-glikozidik bağ N9N-9 atomu üzerinden kurulur ve B-DNA yapısında 'anti' konformasyonu baskındır.
Pürin nükleotidlerinde (Adenin ve Guanin), azotlu baz pentoz şekerinin C1C-1' karbonuna pürin halkasındaki N9N-9 azotu üzerinden bir NN-glikozidik bağ ile bağlanır. B-formundaki DNA molekülünde, bazların şeker halkası ile çakışmasını (sterik engel) önlemek amacıyla bazlar şekerden dışarı doğru yönlenir ve bu duruma 'anti' konformasyonu denir.

Adım Adım Çözüm

1
Pürin halkasının pentoz şekeri ile yaptığı bağın konumunu belirle.
Pürin nükleotidlerinde azotlu baz, pentoz şekerinin C1C-1' karbonuna pürin halkasının N9N-9 atomu üzerinden bağlanır.
Bu, nükleik asit kimyasında pürin nükleotidleri için değişmez bir yapısal özelliktir.
2
B-DNA sarmal yapısındaki konformasyonel tercihi analiz et.
Baz ve şeker halkası arasındaki sterik engellenmeyi minimize etmek için bazın şekerden uzağa yöneldiği 'anti' konformasyonu tercih edilir.
Fizyolojik koşullardaki B-DNA yapısında bazlar sarmalın iç kısmına doğru 'anti' pozisyonunda uzanarak hidrojen bağlarını stabilize eder.

Anahtar Kavram

Nükleosid yapısında baz-şeker bağlantı noktaları ve nükleotidlerin 'syn/anti' konformasyonel özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Z-DNA yapısındaki pürin ve pirimidinlerin konformasyonel farklarını ve bu farkın sarmalın 'sol el' yönelimine etkisini inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 39Soru

Ökaryotik hücrelerde gen ifadesinin düzenlenmesinde görev alan transkripsiyon faktörlerinin DNA üzerindeki spesifik dizilere bağlanmasını sağlayan bölgeleri (DNA-bağlayıcı domainler), karakteristik yapısal motifler içerir. Özellikle steroid hormon reseptörleri, tiroid hormon reseptörü ve kalsitriol (DD vitamini) reseptörü gibi nükleer reseptör ailesi üyelerinde bulunan; bir çinko iyonunun (Zn2+Zn^{2+}) sistein ve histidin kalıntıları ile koordinasyonu sonucu oluşan yapısal motif aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çinko parmak (Zinc finger)

Cevap

Çinko parmak (Zinc finger) motifi, nükleer reseptörlerde bir metal iyonunun koordinasyonu ile oluşan temel DNA bağlama motifidir.
Çinko parmak (Zinc finger) motifi, transkripsiyon faktörlerinin DNA'nın büyük oluğuna (majorgroovemajor\,groove) bağlanmasını sağlayan, çinko atomunun sistein ve histidin kalıntıları ile koordinasyonu sayesinde stabilize olan karakteristik bir ökaryotik motiftir. Steroid hormon reseptörleri bu yapıyı kullanan en klasik örneklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda tanımlanan reseptör grubunu tanımla.
Steroid ve tiroid hormon reseptörleri nükleer reseptör ailesine aittir.
Bu reseptörler DNA'ya bağlanan transkripsiyon faktörleri olarak işlev görür.
2
Yapısal stabilitenin nasıl sağlandığını analiz et.
Stabilitenin bir çinko iyonu (Zn2+Zn^{2+}) ve sistein/histidin kalıntıları ile sağlandığı belirtilmiştir.
Çinko parmak motifi, çinkonun 4 sistein veya 2 sistein-2 histidin ile koordinasyonu ile oluşur.
3
Diğer yapısal motiflerle karşılaştır.
Lösin fermuar hidrofobik bağlar, bHLH ise amino asit ilmekleri kullanır.
Yalnızca çinko parmak motifi bu spesifik metal iyonu bağımlı yapıya sahiptir.

Anahtar Kavram

Transkripsiyon faktörlerinin DNA bağlama motifleri ve nükleer reseptör yapısı.

Daha Fazla Pratik

Nükleer reseptörlerin 'çinko parmak' motifini kullanarak bağlandıkları spesifik DNA dizilerine ne ad verildiğini (HRE - Hormon Yanıt Elemanı) incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 40Soru

Güneş ışığına aşırı duyarlılık ve erken yaşta gelişen deri kanserleri nedeniyle kseroderma pigmentozum (XP) ön tanısı alan bir hastada yapılan laboratuvar analizlerinde, nükleotid eksizyon tamiri (NER) mekanizmasının tamamen normal olduğu saptanmıştır. Bu hastada, DNA replikasyon çatalı bir pirimidin dimeri ile karşılaştığında duraksamayı engelleyen ve hasarlı bölgenin karşısına uygun bazları yerleştirerek replikasyonun devamını sağlayan "translesion synthesis" (TLS) sürecinin kusurlu olduğu (XP-V varyantı) düşünülmektedir. Buna göre, söz konusu tabloda eksikliği beklenen enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA polimeraz η\eta (eta)

Cevap

DNA polimeraz eta, kseroderma pigmentozum varyant (XP-V) tablosunda eksik olan ve translesion sentezinden sorumlu olan enzimdir.
Doğru yanıt olan seçenek, UV radyasyonu sonucu oluşan pirimidin (timin) dimerlerinin üzerinden DNA replikasyonu sırasında hatasız bir şekilde geçilmesini sağlayan DNA polimeraz eta enzimini ifade eder. Kseroderma pigmentozum varyant (XP-V) formunda, nükleotid eksizyon tamiri (NER) normal olmasına rağmen bu enzim eksik olduğu için replikasyon duraksar ve mutasyon riski artar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
XP semptomları var ancak NER (nükleotid eksizyon tamiri) normal.
Klasik XP tiplerinde NER defektidir, ancak XP-V (varyant) tipinde NER sağlamdır.
2
Kusurlu mekanizmayı belirle
Translesion Synthesis (TLS) mekanizmasında bozukluk.
UV hasarı (timin dimeri) replikasyon çatalını durdurduğunda, replikasyonun devamı TLS polimerazları ile sağlanır.
3
Spesifik enzimi tanımla
DNA polimeraz eta (η\eta).
DNA polimeraz eta, timin dimerlerinin karşısına hatasız bir şekilde Adenin (A) yerleştirerek replikasyonun 'takılmadan' devam etmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Translesion Synthesis (TLS) ve Kseroderma Pigmentozum Varyant (XP-V)

İpuçları

1
Klasik XP hastalarında NER (nükleotid eksizyon tamiri) bozukken, XP-V hastalarında bu sistem çalışır durumdadır.
2
Sorun replikasyon çatalının hasarlı bölgede durmasıdır; bu engeli aşan polimerazlara 'bypass' polimerazları denir.
3
Eksik olan enzim, timin dimerlerinin karşısına doğru bazları (AA) koyabilen yegane polimerazdır.

Daha Fazla Pratik

Diğer translesion sentez polimerazlarını (Pol iota, kappa, zeta) ve bunların hata paylarını incelemek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 9Sonraki
Moleküler Biyoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin