Enfeksiyon Hastalıkları

346 soru

Soru 321Soru

4242 yaşında, CD4+CD4+ T-lenfosit sayısı 350/mm3350/mm^3 olan HIV pozitif erkek hasta; sağ gözde ağrılı görme bulanıklığı ve her iki kulakta çınlama ile birlikte ilerleyici işitme azlığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan muayenede sağ gözde granülomatöz olmayan anterior üveit ve odyometrik incelemede bilateral yüksek frekanslı sensorinöral işitme kaybı saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum RPRRPR titresi 1:641:64 ve FTAABSFTA-ABS pozitif olarak raporlanıyor. Nörosifiliz şüphesiyle yapılan lomber ponksiyon sonucunda BOS hücre sayısı 2/mm32/mm^3, glukoz 60 mg/dL60 \ mg/dL (eş zamanlı kan glukozu 95 mg/dL95 \ mg/dL), protein 38 mg/dL38 \ mg/dL saptanıyor ve BOSVDRLBOS-VDRL testi negatif sonuçlanıyor.

Bu hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oküler ve otik tutulum nörosifiliz eşdeğeri kabul edilerek 182418-24 milyon ünite/gün intravenöz kristalize penisilin GG tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Oküler ve otik tutulumun nörosifiliz eşdeğeri kabul edilerek intravenöz kristalize penisilin G ile tedavi edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Oküler sifiliz (üveit, retinit vb.) ve otosifiliz (tinnitus, işitme kaybı vb.) klinik tabloları, santral sinir sistemi tutulumunun göstergesi olarak kabul edilir. Güncel kılavuzlar, bu klinik bulgulara sahip hastaların BOS bulguları (hücre sayısı, protein, BOS-VDRL) normal olsa bile 182418-24 milyon ünite/gün intravenöz kristalize penisilin GG ile 101410-14 gün süreyle tedavi edilmesini önermektedir. Bu yaklaşım, bu dokularda yeterli antibiyotik konsantrasyonuna ulaşmak için zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve serolojik bulguları değerlendir
Hastada üveit (oküler), işitme kaybı (otik) ve pozitif sifiliz serolojisi (RPR 1:64) mevcuttur.
Sifiliz, HIV pozitif hastalarda daha agresif seyredebilir ve erken dönemde santral sinir sistemi tutulumu yapabilir.
2
BOS bulgularını yorumla
BOS hücre, protein ve VDRL sonuçları normaldir; ancak bu durum oküler/otik tutulumu dışlamaz.
Oküler sifiliz ve otosifiliz tanısı klinik olarak konulur ve BOS bulgularından bağımsızdır.
3
Tedavi protokolünü belirle
Nörosifiliz rejimine (IV kristalize penisilin G) geçilmelidir.
CDC ve güncel kılavuzlara göre göz ve kulak tutulumu gösteren sifiliz vakaları, BOS sonuçları ne olursa olsun nörosifiliz gibi yönetilir.

Anahtar Kavram

Oküler sifiliz ve otosifiliz, sifilizin herhangi bir evresinde görülebilir ve BOS bulguları normal olsa dahi intravenöz kristalize penisilin G ile (nörosifiliz tedavisi) tedavi edilmelidir.
Soru 322Soru

2828 yaşında erkek hasta, şiddetli kramp tarzında karın ağrısı ve kanlı diyare şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden 33 gün önce dışarıda az pişmiş et içeren bir hamburger yediği öğreniliyor. Yapılan dışkı tetkikleri sonucunda Shiga benzeri toksin üreten EscherichiaEscherichia colicoli (STEC/EHECSTEC/EHEC) saptanıyor. Bu hastanın klinik yönetiminde antibiyotik kullanımından kaçınılmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemolitik üremik sendrom (HÜS) gelişme riskini artırması

Cevap

Antibiyotik kullanımı, Shiga benzeri toksin üreten Escherichia coli enfeksiyonlarında Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) riskini artırdığı için önerilmez.
Doğru seçenek olan Hemolitik üremik sendrom (HÜS) riski, EHEC tedavisindeki en kritik noktadır. Florokinolonlar veya trimetoprim-sulfametoksazol gibi antibiyotikler, bakterinin SOS yanıtını ve beraberinde toksin kodlayan fajların replikasyonunu uyararak sistemik dolaşıma geçen toksin miktarını artırır, bu da mikroanjiyopatik hemolitik anemi, trombositopeni ve akut böbrek yetmezliği ile giden HÜS tablosuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve olası etkeni tanımla.
Az pişmiş et tüketimi sonrası kanlı diyare ve STEC (EHEC) saptanması.
EHEC, özellikle O157:H7 suşu ile karakterize, toksin aracılı bir barsak enfeksiyonudur.
2
EHEC patogenezini ve antibiyotik etkisini değerlendir.
Antibiyotiklerin bakterideki litik siklusu (faj indüksiyonu) uyararak toksin miktarını artırdığı belirlendi.
Artan Shiga toksini (Verotoksin) kana geçerek böbrek endotelinde hasar yapar.
3
Tedavi stratejisini belirle.
Destek tedavisi verilmesi ve antibiyotikten kaçınılması kararı.
HÜS riskini minimize etmek için antibiyotik kullanımı kontrendikedir.

Anahtar Kavram

EHEC enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımı, Shiga toksin salınımını tetikleyerek Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) riskini artırır.

Daha Fazla Pratik

EHEC enfeksiyonunda görülen HÜS tablosunun klasik triadı (anemi, trombositopeni, ABH) ve tanıda kullanılan dışkıda toksin testlerini inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 323Soru

3232 yaşında kadın hasta, motorlu taşıt kazası sonrası multipl travma nedeniyle yoğun bakım ünitesinde takip edilmektedir. Takibinin 33. gününde ateşi 39,2C39,2^{\circ}C’ye çıkan, kan basıncı 85/4585/45 mmHgmmHg’ye gerileyen ve laktat düzeyi 4,84,8 mmol/Lmmol/L saptanan hastaya septik şok tanısıyla agresif sıvı resüsitasyonu ve ardından vazoaktif destek başlanıyor. Ampirik tedavi olarak amikasin ve seftazidim planlanıyor. Bu hastada antimikrobiyal tedavi prensipleri ve ilaçların farmakokinetik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Septik şokta kapiller sızıntı ve agresif sıvı resüsitasyonu sonucu artan dağılım hacmi (VdV_d) nedeniyle, amikasinin hedef doruk konsantrasyonuna ulaşması için normalden daha yüksek bir yükleme dozu gerekebilir.

Cevap

Septik şoktaki artmış dağılım hacmi nedeniyle, amikasinin hedef doruk konsantrasyonuna ulaşması için daha yüksek bir yükleme dozu gerekebilir.
Sepsis ve septik şok tablolarında agresif sıvı tedavisi ve kapiller geçirgenlik artışı, amikasin gibi hidrofilik ilaçların dağılım hacmini (VdV_d) önemli ölçüde artırır. Yükleme dozu, hedef doruk konsantrasyon ile dağılım hacminin çarpımına eşit olduğundan (Doz=Vd×CmaxDoz = V_d \times C_{max}), bu hastalarda ampirik tedavinin ilk dozunun (yükleme dozu) standart dozlardan daha yüksek tutulması, terapötik doruk düzeylere hızlıca ulaşılması açısından kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fizyopatolojik durumunu değerlendir
Septik şok ve agresif sıvı resüsitasyonu, kapiller kaçak ve ödem nedeniyle hidrofilik ilaçların dağılım hacminde (VdV_d) artışa yol açar.
Yükleme dozu (LDLD) hesaplanırken LD=Vd×HedefCmaxLD = V_d \times Hedef\,C_{max} formülü kullanılır; VdV_d artarsa hedef konsantrasyona ulaşmak için gereken doz da artar.
2
Aminoglikozidlerin PK/PD özelliklerini analiz et
Aminoglikozidler (örneğin amikasin) konsantrasyon bağımlı öldürme ve belirgin post-antibiyotik etki (PAE) gösterir.
Etkinlik için doruk konsantrasyonun MICMIC değerine oranı (Cmax/MIC810C_{max}/MIC \geq 8-10) kritiktir.
3
Beta-laktamların PK/PD özelliklerini analiz et
Seftazidim gibi beta-laktamlar zaman bağımlı etki gösterir.
Etkinlik, serum konsantrasyonunun MICMIC üzerinde kaldığı süre (T>MICT > MIC) ile belirlenir, doruk konsantrasyonun mutlak değeri ile değil.

Anahtar Kavram

Hidrofilik antibiyotiklerin (aminoglikozidler, beta-laktamlar) dağılım hacminin (VdV_d) kritik hastalarda/sepsiste artması ve bunun yükleme dozu üzerindeki etkisi.
Soru 324Soru

34 yaşında erkek hasta, acil servise bulanık görme, yutma güçlüğü ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Öyküsünden 1 gün önce ev yapımı konserve fasulye yediği öğreniliyor. Fizik muayenede bilinci açık ve afebril olan hastada; bilateral pitozis, midriyazis ve ağız kuruluğu saptanıyor. Nörolojik muayenede üst ekstremitelerden başlayıp aşağı doğru yayılan (inen tipte) simetrik kas güçsüzlüğü ve derin tendon reflekslerinde azalma tespit ediliyor. Duyu muayenesi normal olarak değerlendiriliyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gıda kaynaklı Botulizm

Cevap

Gıda kaynaklı Botulizm
Soruda verilen klinik tablo (ev yapımı konserve öyküsü, inen tipte flask paralizi, kraniyal sinir tutulumu ve antikolinerjik bulgular olan ağız kuruluğu/midriyazis) gıda kaynaklı Botulizm için klasiktir. Clostridium botulinum nörotoksini, presinaptik uçtan asetilkolin salınımını engelleyerek bu tabloya yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsünü ve semptomlarını analiz et.
Ev yapımı konserve tüketimi sonrası başlayan semptomlar gıda kaynaklı toksikasyonu işaret etmektedir.
Konserve gıdalar, anaerobik ortam sağladığı için Clostridium botulinum üremesi ve toksin üretimi için risklidir.
2
Nörolojik bulguları (paralizi tipi ve ek bulgular) değerlendir.
İnen tipte (desendan) simetrik paralizi, kraniyal sinir tutulumu (diplopi, disfaji) ve otonomik disfonksiyon (midriyazis, ağız kuruluğu) mevcuttur.
Bu '3D' bulgusu (Diplopi, Disfaji, Dispn) ve inen felç Botulizm için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanıda diğer nedenleri dışla.
Guillain-Barré (asendan), Kene felci (asendan), Tetanoz (spastik) ve enfeksiyonlar (ateş yokluğu ile) dışlanır.
Klinik tablo en çok Botulizm ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Botulizm Tanısı ve Klinik Özellikleri

İpuçları

1
Paralizinin yönüne (yukarıdan aşağıya mı, aşağıdan yukarıya mı?) dikkat edin.
2
Ev yapımı konserve öyküsü, anaerobik bir bakterinin toksinini işaret etmektedir.
3
Ağız kuruluğu ve midriyazis gibi bulgular asetilkolin salınımının engellendiğini gösterir; bu tabloya 'inen felç' eşlik etmektedir.

Daha Fazla Pratik

Botulizm tedavisinde kullanılan antitoksinin etki mekanizmasını ve bebek botulizmi ile farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 325Soru

3535 yaşında erkek hasta, sol bacağında yaklaşık 11 haftadır bulunan, ağrısız, kaşıntısız ve giderek genişleyen kırmızı bir döküntü şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın öyküsünden 22 hafta önce Karadeniz bölgesinde ormanlık bir alanda yürüyüş yaptığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol uyluk bölgesinde yaklaşık 1212 cm çapında, merkezi soluklaşmış, halka şeklinde (eritema migrans) eritematöz lezyon saptanıyor. Sistemik muayenesinde ateş saptanmayan hastanın laboratuvar bulguları normal sınırlardadır. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken ve önerilen ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Borrelia burgdorferi* - Doksisiklin

Cevap

Eritema migrans lezyonu Lyme hastalığına özgüdür ve etkeni olan Borrelia burgdorferi'ye karşı ilk tercih edilen tedavi doksisiklindir.
Hastanın tarif edilen merkezi soluk, halka şeklinde genişleyen ağrısız döküntüsü (eritema migrans), Lyme hastalığının en karakteristik bulgusudur. Ormanlık alan maruziyeti bu tanıyı destekler. Bu evrede etken olan Borrelia burgdorferi'ye karşı en etkili ilk basamak tedavi doksisiklindir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik lezyonun tanımlanması
Eritema migrans (merkezi soluk, halka şeklinde genişleyen döküntü)
Bu lezyon Lyme hastalığının erken lokalize evresinin patognomonik bulgusudur.
2
Epidemiyolojik verilerin değerlendirilmesi
Ormanlık alan maruziyeti ve kene temas olasılığı
Lyme hastalığı Ixodes cinsi kenelerle bulaşan zoonotik bir enfeksiyondur.
3
Etken ve tedavinin belirlenmesi
Borrelia burgdorferi ve Doksisiklin
Eritema migrans varlığında seroloji beklenmeksizin klinik tanı konulur ve doksisiklin ile tedaviye başlanır.

Anahtar Kavram

Lyme hastalığında eritema migrans klinik tanı için yeterlidir ve erken evrede oral doksisiklin ile tedavi edilir.

Alternatif Yöntem

Gebe veya çocuk hastalarda doksisiklin yerine amoksisilin tercih edilebileceği unutulmamalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 326Soru

2525 yaşında erkek hasta, korunmasız cinsel ilişkiden yaklaşık 33 hafta sonra penis şaftında ağrısız, sert tabanlı, yaklaşık 11 cm çapında ve temiz zeminli bir yara fark ediyor. Yapılan fizik muayenede klasik 'şankr' görünümü saptanıyor ve bilateral inguinal bölgede ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopatiler ele geliyor. Hastada çalışılan RPR (Rapid Plasma Reagin) testi negatif sonuçlanıyor.

Bu klinik tablo için en olası durum ve yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer sifiliz - Lezyondan karanlık saha mikroskobisi ile inceleme yapılması

Cevap

Primer sifiliz tanısı düşünülmeli ve lezyondan karanlık saha mikroskobisi ile doğrudan inceleme yapılmalıdır.
Hastanın kliniği (ağrısız, sert şankr ve ağrısız lenfadenopati) primer sifiliz ile tam uyumludur. Sifilizin bu erken evresinde RPR ve VDRL gibi non-treponemal testlerin duyarlılığı düşüktür ve sıklıkla negatif sonuç verir. Bu durumda tanıyı kesinleştirmek için lezyondan alınan örnekte karanlık saha mikroskobisi veya direkt floresan antikor (DFA-TP) testleri kullanılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme yapılması
Ağrısız, sert tabanlı (şankr) yara ve ağrısız lenfadenopati primer sifiliz için karakteristiktir.
Genital ülser ayırıcı tanısında ağrı ve lezyonun kıvamı en önemli ayırt edici özelliklerdir.
2
Laboratuvar sonuçlarının yorumlanması
RPR negatifliği, primer sifiliz tanısını dışlamaz.
Non-treponemal testler (RPR/VDRL), şankrın ortaya çıkışından sonraki ilk 131-3 hafta içinde %255025-50 oranında negatif olabilir.
3
Doğrulayıcı test seçimi
Lezyondan alınan seröz örnekte karanlık saha mikroskobisi ile hareketli spiroketlerin görülmesi.
Serokonversiyon henüz gelişmediği erken dönemlerde spiroketlerin doğrudan gösterilmesi en hızlı ve kesin tanı yöntemidir.

Anahtar Kavram

Primer Sifiliz Tanı Algoritması

Daha Fazla Pratik

Sifilizde serolojik yanıtın izlenmesi (titre takibi) ve prozon fenomeni konularını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 327Soru

Tokat bölgesinde hayvancılıkla uğraşan 34 yaşında erkek hasta; ani başlayan yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, yaygın kas ağrıları, bulantı ve kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hikayesinden, şikayetlerinin başlamasından 3 gün önce tarlada çalışırken vücudundan kene çıkardığı öğreniliyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 39,4C39,4^\circ C, kan basıncı 100/60100/60 mmHg, nabız 104104/dakika olarak ölçülüyor. Konjonktivalarda hiperemi ve yumuşak damakta peteşiyel kanamalar saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 13,513,5 g/dL, lökosit 2.100/μL2.100/\mu L, trombosit 42.000/μL42.000/\mu L, AST 240240 U/L, ALT 110110 U/L, LDH 980980 U/L ve CK 750750 U/L olarak bulunuyor. Protrombin zamanı (PT) hafif uzamış olarak değerlendiriliyor.

Klinik ve laboratuvar bulguları göz önüne alındığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi

Cevap

Hastalık öyküsü, endemik bölge ve laboratuvar bulguları Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ile uyumludur.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), *Bunyaviridae* ailesinden *Nairovirus* cinsine ait bir RNA virüsü ile oluşur. Türkiye'de özellikle Kelkit Vadisi (Tokat, Yozgat, Sivas, Gümüşhane) endemik bölgedir. Vaka tanımında; kene tutunması öyküsü, ani başlayan ateş, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı (CK yüksekliği ile uyumlu) ve kanama bulguları (peteşi, ekimoz) yer alır. Laboratuvarda lökopeni, trombositopeni, AST > ALT yüksekliği ve LDH yüksekliği en tipik bulgulardır. Hastadaki tablo bu klasik prezentasyonla birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın epidemiyolojik öyküsünü analiz et.
Tokat bölgesi (endemik), hayvancılık, kene teması öyküsü.
Zoonotik enfeksiyonlarda maruziyet ve coğrafi bölge tanıda kilit rol oynar.
2
Klinik ve laboratuvar bulgularını eşleştir.
Ani ateş, miyalji, kanama diyatezi (peteşi), lökopeni, belirgin trombositopeni, karaciğer enzim (AST>ALT) ve LDH yüksekliği.
Bu bulgular viral hemorajik ateş sendromunu, özellikle KKKA'yı işaret eder.
3
Ayırıcı tanı yap.
Leptospirozda lökositoz; Brusellozda daha subakut seyir; Tularemide bölgesel LAP beklenir.
Diğer kene kaynaklı veya zoonotik hastalıkların klinik tabloları bu hastadaki akut hemorajik ve sitopenik tabloya uymaz.

Anahtar Kavram

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) tanısı; endemik bölge, kene teması, ateş, kanama bulguları ve tipik laboratuvar triadı (Lökopeni, Trombositopeni, AST/ALT/LDH yüksekliği) ile konulur.

İpuçları

1
Hastanın geldiği bölge (Tokat) ve mevsimsel özellikler (kene tutunması) viral bir etkeni işaret etmektedir.
2
Laboratuvar sonuçlarındaki 'Lökopeni + Trombositopeni' birlikteliği ve karaciğer enzimlerindeki belirgin yükseklik bakteriyel nedenlerden çok viral hemorajik ateşleri düşündürmelidir.
3
Kelkit Vadisi, kene, kanama, lökopeni ve trombositopeni beşlisi Türkiye'de en sık KKKA'yı düşündürür.

Daha Fazla Pratik

KKKA tedavisinde destek tedavisinin önemi ve ribavirin kullanım endikasyonları üzerine bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 328Soru

5252 yaşında erkek hasta, bilinen bir kalp hastalığı öyküsü olmamasına rağmen, ani başlayan titreme ile yükselen ateş ve yeni gelişen sistolik üfürüm nedeniyle başvuruyor. Ekokardiyografide mitral kapak anterior yaprakçıkta 1.2 cm1.2\text{ cm} çapında, hareketli vejetasyon ile korda rüptürüne bağlı ağır yetmezlik izleniyor. Hastadan alınan üç set kan kültürünün tamamında Gram pozitif, küme yapmış koklar saptanıyor. Yapılan ileri mikrobiyolojik testlerde etkenin; katalaz pozitif, lam koagülaz (clumping faktör) pozitif, tüp koagülaz negatif, ornitin dekarboksilaz pozitif ve PYRPYR pozitif olduğu belirleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, enfeksiyondan sorumlu olan en olası patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staphylococcus lugdunensis

Cevap

Staphylococcus lugdunensis
Staphylococcus lugdunensis, mikrobiyolojik olarak koagülaz negatif stafilokoklar (KNS) sınıfında yer almasına rağmen, 'clumping faktör' (lam koagülaz) sentezleyebilmesi nedeniyle S. aureus ile karışabilir. Ancak kesin ayırım, tüp koagülaz testinin negatif olması ve KNS'ler arasında oldukça özgün olan ornitin dekarboksilaz pozitifliği ile yapılır. Klinik olarak, diğer KNS türlerinin aksine nativ kapaklarda S. aureus'a benzer şekilde akut, embolijen ve kapak yıkımı ile seyreden agresif endokarditlere yol açması en tipik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Katalaz ve Gram boyama sonucunu değerlendir
Etkenin Stafilokok ailesinden olduğu doğrulanır.
Katalaz pozitif Gram pozitif küme yapan koklar Stafilokokları işaret eder.
2
Koagülaz test sonuçlarını (Lam vs. Tüp) karşılaştır
Lam koagülaz (clumping faktör) pozitif ancak tüp koagülaz negatif olarak bulunur.
Bu kombinasyon, etkenin klasik S. aureus (her ikisi de pozitif) olmadığını, ancak bazı özel koagülaz negatif stafilokoklar (KNS) olabileceğini gösterir.
3
Biyokimyasal ayırıcı testleri (Ornitin dekarboksilaz ve PYR) analiz et
Ornitin dekarboksilaz ve PYR pozitifliği saptanır.
Ornitin dekarboksilaz pozitifliği, KNS'ler arasında Staphylococcus lugdunensis için tanısal bir kriterdir.
4
Klinik seyir ile laboratuvar verilerini korele et
Nativ kapakta agresif, destrüktif endokardit tablosu Staphylococcus lugdunensis ile uyumludur.
S. lugdunensis, KNS grubunda olmasına rağmen S. aureus'a benzer bir virülans gösterir.

Anahtar Kavram

Staphylococcus lugdunensis'in laboratuvar (ornitin dekarboksilaz +, lam koagülaz +) ve klinik (agresif nativ kapak endokarditi) özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 329Soru

7070 yaşında bir hasta, pnömoni nedeniyle başlanan sefalosporin tedavisinin 10.10. gününde karın ağrısı ve günde 8108-10 kez olan sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Yapılan kolonoskopik incelemede kolon mukozasında yaygın sarı-beyaz renkli plaklar (psödomembranlar) gözleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Clostridium difficile

Cevap

Psödomembranöz kolit tablosunun en olası etkeni Clostridium difficile'dir.
Doğru cevap olan mikroorganizma, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı sonrası bozulan intestinal flora zemininde çoğalarak A ve B toksinleri aracılığıyla mukozada psödomembranöz inflamasyona yol açar. Bu tablo, kolonoskopide sarı-beyaz plakların görülmesiyle karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü ve bulguları analiz et.
Geniş spektrumlu antibiyotik (sefalosporin) kullanımı sonrası gelişen ishal ve kolonoskopide görülen 'psödomembran' varlığı saptandı.
Bu bulgular psödomembranöz kolit tanısı için patognomoniktir.
2
Bulgularla ilişkili spesifik etkeni belirle.
Psödomembranöz kolite en sık neden olan mikroorganizma Clostridium difficile'dir.
Normal floranın antibiyotikle baskılanması sonucu bu bakterinin toksin üreten suşları çoğalarak mukozal hasar oluşturur.

Anahtar Kavram

Psödomembranöz kolit etyolojisi ve Clostridium difficile ilişkisi.
Tahmini Süre:45s
Soru 330Soru

7272 yaşında erkek hasta, son bir haftadır devam eden halsizlik ve ateş şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden üç hafta önce iyi huylu prostat hiperplazisi nedeniyle transüretral rezeksiyon (TURPTUR-P) operasyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede ateşi 38.4C38.4^\circ C ölçülüyor ve apeksde yeni gelişen 2/62/6 dereceli sistolik üfürüm duyuluyor. Kan kültürlerinde Gram pozitif, katalaz negatif, safra-eskülini hidrolize eden ve %6.5\%6.5 NaClNaCl’li besiyerinde üreyen koklar saptanıyor. Bu hastada enfektif endokardit tanısıyla başlanması gereken en uygun ampirik antibiyotik kombinasyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ampisilin + Seftriakson

Cevap

Ampisilin ve seftriakson kombinasyonu, enterokok endokarditinde sinerji sağlamak ve nefrotoksisite riskini azaltmak amacıyla en uygun ampirik seçenektir.
Laboratuvar bulguları (katalaz negatiflik, safra-eskülini hidrolizi ve %6.5 NaCl'de üreme) tipik olarak Enterococcus türlerini işaret eder. Enterokok endokarditi tedavisinde tek başına penisilinler veya ampisilin sadece bakteriyostatik etki gösterir; tam bakterisidal etki için aminoglikozid veya sefalosporin (seftriakson) sinerjisi gereklidir. Güncel rehberlerde ampisilin ve seftriakson kombinasyonu, özellikle böbrek hasarı riski olan hastalarda gentamisine tercih edilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi.
İnfektif endokardit şüphesi oluşur.
Ürolojik girişim sonrası ateş ve yeni gelişen üfürüm varlığı bu tanıyı destekler.
2
Mikrobiyolojik veriler ve laboratuvar bulguları yorumlanır.
Etkenin Enterococcus spp. (özellikle E. faecalis) olduğu belirlenir.
Katalaz negatif, safra-eskülini pozitif ve %6.5 NaCl'li besiyerinde üreme enterokoklar için ayırt edicidir.
3
Tanımlanan etken için uygun antibiyotik rejimi seçilir.
Ampisilin + Seftriakson (veya Gentamisin) kombinasyonu tercih edilir.
Enterokok endokarditinde bakterisidal etki için beta-laktam sinerjisi gereklidir; seftriakson PBP-2 ve PBP-3'ü doyurarak ampisilinin etkisini artırır.

Anahtar Kavram

Enterokok endokarditi tedavisi ve sefalosporin direnci

İpuçları

1
Hastanın geçirdiği ürolojik işlem ile mikrobiyolojik bulgular (katalaz negatif koklar) arasındaki ilişkiyi düşünün.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 331Soru

3434 yaşında erkek hasta, son bir haftadır devam eden halsizlik, baş ağrısı ve sol dizinde ağrılı şişlik şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden yaklaşık 66 hafta önce Bolu civarında ormanlık bir bölgede kamp yaptığı ve o dönemde gövdesinde yaklaşık 12 cm12\text{ cm} çapında, ortası soluk halka şeklinde bir döküntü fark ettiği ancak bu döküntünün tedavi almadan kendiliğinden solduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol dizde artrit ve bilateral periferik fasiyal paralizi saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lyme hastalığı

Cevap

Lyme hastalığı
Hastada tarif edilen halka şeklindeki döküntü (eritema migrans), Lyme hastalığının (Borrelia burgdorferi) erken dönemindeki en karakteristik bulgusudur. Bilateral periferik fasiyal paralizi ve büyük eklem artriti (özellikle diz artriti), hastalığın yayılım gösterdiğini ve klasik klinik tabloyu tamamladığını gösterir. Bolu gibi ormanlık bölgelerde kamp öyküsü de kene maruziyeti açısından bu tanıyı destekleyen güçlü bir veridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki döküntü karakterini analiz et.
Gövdede görülen 12 cm çapındaki ortası soluk dairesel döküntü, Lyme hastalığına özgü 'eritema migrans' lezyonudur.
Eritema migrans, hastalığın erken lokalize evresinin patognomonik bulgusudur.
2
Nörolojik ve romatolojik bulguları değerlendir.
Bilateral fasiyal paralizi ve büyük eklem artriti (diz artriti), hastalığın erken yaygın ve geç evrelerini yansıtır.
Bilateral fasiyal paralizinin en sık infeksiyöz nedeni Lyme hastalığıdır.
3
Epidemiyolojik verilerle eşleştirme yap.
Bolu ve ormanlık alan kamp öyküsü, Ixodes cinsi kenelerle Borrelia burgdorferi bulaşı riskini destekler.
Klinik bulgular ve maruziyet öyküsü Lyme hastalığı tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Eritema migrans, bilateral fasiyal paralizi ve diz artriti üçlemesi Lyme hastalığını işaret eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

34 yaşında intravenöz madde bağımlısı erkek hasta, yüksek ateş, öksürük ve yan ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede ateş 38.9°C ölçülüyor ve oskültasyonda triküspit odağında şiddetli pansistolik üfürüm duyuluyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) septik emboli ile uyumlu bilateral, çok sayıda kaviter nodüler lezyon saptanıyor. Alınan kan kültürlerinde Metisiline Dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) üremesi gerçekleşiyor. Vankomisin alerjisi öyküsü bulunan hastada alternatif tedavi seçenekleri değerlendiriliyor.

Buna göre, pulmoner sürfaktan ile etkileşimi ve inaktivasyonu nedeniyle, bu hastanın akciğer enfeksiyonunun tedavisinde aşağıdaki antibiyotiklerden hangisinin kullanımı uygun değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Daptomisin

Cevap

Daptomisin, pulmoner sürfaktan tarafından inaktive edildiği için akciğer enfeksiyonlarında kullanılamaz.
Daptomisin, kalsiyum bağımlı bir mekanizma ile bakteri hücre zarını depolarize eden siklik bir lipopeptittir. Ancak molekül, akciğer alveollerinde bulunan pulmoner sürfaktan ile yüksek afiniteyle bağlanır ve bu etkileşim ilacı tuzağa düşürerek inaktive eder. Bu nedenle, MRSA bakteriyemisi ve sağ kalp endokarditi tedavisinde onaylı olmasına rağmen, eşlik eden pnömoni veya septik pulmoner emboli durumlarında etkinlik gösteremez ve kullanımı kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizi ve etkenin belirlenmesi
Hasta IV madde bağımlısı, sağ kalp endokarditi (triküspit üfürüm) ve akciğere septik emboli tablosu ile başvurmuştur. Etken MRSA'dır.
Klinik tablo ve kültür sonucu (MRSA), güçlü bir anti-Gram pozitif tedavi gerektirmektedir.
2
Enfeksiyon odağının değerlendirilmesi
Enfeksiyon sadece kan dolaşımında değil, aynı zamanda akciğer parankiminde (septik emboli/pnömoni) yerleşmiştir.
Seçilecek antibiyotiğin akciğer dokusunda aktif olması zorunludur.
3
İlaç-doku etkileşiminin analizi
Daptomisin, siklik lipopeptit yapısındadır ve alveollerdeki pulmoner sürfaktan moleküllerine bağlanarak etkisiz hale gelir.
Bu farmakokinetik özellik, Daptomisin'in pnömoni veya akciğer embolisi tedavisinde başarısız olmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Daptomisin ve Pulmoner Sürfaktan Etkileşimi

İpuçları

1
Seçeneklerdeki ilaçlardan biri, özellikle akciğerdeki doğal bir madde tarafından 'etkisiz hale' getirilir.
2
Bu ilaç, hücre zarı potansiyelini bozan bir lipopeptittir.
3
Daptomisin molekülü, alveollerdeki sürfaktan lipidlerine yapışarak bakteriye ulaşamaz.

Daha Fazla Pratik

Vankomisin dirençli Enterokok (VRE) enfeksiyonlarında tedavi seçeneklerini (Linezolid vs Daptomisin) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 333Soru

7272 yaşında erkek hasta, son 22 gündür devam eden yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve bilinç bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut ısısı 39.2C39.2^\circ C ölçülüyor ve belirgin ense sertliği saptanıyor. Yapılan lomber ponksiyon sonrası beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde; nötrofil hakimiyetinde pleositoz, protein artışı ve glikoz düşüklüğü izleniyor. BOS Gram boyamasında polimorf nüveli lökositler içerisinde ve dışında Gram pozitif basiller görülüyor. Bu hastada başlanacak olan ampirik tedavi rejimine, mevcut etkeni kapsamak amacıyla aşağıdakilerden hangisinin eklenmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ampisilin

Cevap

Gram pozitif basil görünümü ve hastanın yaşı göz önüne alındığında, Listeria monocytogenes'i kapsamak amacıyla tedaviye ampisilin eklenmelidir.
Hastanın 5050 yaş üzerinde olması ve BOS Gram boyamasında Gram pozitif basillerin (çomakların) görülmesi, *Listeria monocytogenes* menenjitini güçlü bir şekilde düşündürür. Listeria, sefalosporinlere doğal dirençli olduğu için ampirik menenjit tedavisine mutlaka ampisilin eklenmesi gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Ateş, ense sertliği ve bilinç değişikliği pürülan menenjiti gösterir.
Tanının netleştirilmesi için BOS incelemesi gereklidir.
2
BOS bulgularını ve Gram boyamayı analiz et.
Nötrofilik pleositoz bakteriyel menenjiti, Gram pozitif basiller ise Listeria monocytogenes etkenini işaret eder.
Listeria, sefalosporinlere doğal dirençli olduğu için spesifik bir tedavi gerektirir.
3
Tedavi rejimini belirle.
Standart menenjit tedavisine (Vankomisin + Seftriakson) ampisilin eklenmelidir.
Ampisilin, Listeria menenjitinde altın standart tedavidir.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes menenjiti ve ampirik tedavi yaklaşımı

Alternatif Yöntem

Listeria şüphesinde, ampisilin alerjisi olan hastalarda Trimethoprim-Sulfamethoxazole (TMP-SMX) alternatif olarak düşünülebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 334Soru

Bakımevinde takip edilen 7575 yaşında erkek hasta, son 2424 saattir devam eden yüksek ateş ve konfüzyon nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; ateş 39.2C39.2^\circ C, nabız 120/dak120/\text{dak}, solunum sayısı 26/dak26/\text{dak} ve kan basıncı 80/45 mmHg80/45 \text{ mmHg} saptanıyor. Hastaya 30 mL/kg30 \text{ mL/kg} izotonik kristaloid yüklemesi yapılmasına rağmen kan basıncı 85/50 mmHg85/50 \text{ mmHg} (OAB:62 mmHgOAB: 62 \text{ mmHg}) seyrediyor ve ortalama arter basıncını 65 mmHg65 \text{ mmHg} üzerinde tutmak amacıyla norepinefrin infüzyonu başlanıyor. Laboratuvar incelemesinde; serum laktat düzeyi 2.8 mmol/L2.8 \text{ mmol/L}, kreatinin 1.9 mg/dL1.9 \text{ mg/dL} (bazal: 0.9 mg/dL0.9 \text{ mg/dL}), PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 280 mmHg280 \text{ mmHg} ve trombosit sayısı 95.000/mm395.000/\text{mm}^3 saptanıyor.

Sepsis-3 (The Third International Consensus Definitions for Sepsis and Septic Shock) kılavuzuna göre bu hastanın klinik durumu ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tablo 'septik şok' olarak tanımlanır; vazopressör desteğine rağmen laktat düzeyinin 2 mmol/L2 \text{ mmol/L} üzerinde olması tanıyı kesinleştirir.

Cevap

Hastanın klinik tablosu 'septik şok' olarak tanımlanır; çünkü yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını korumak için vazopressör gereksinimi vardır ve serum laktat düzeyi 2 mmol/L2 \text{ mmol/L} üzerindedir.
Septik şok tanısı, sepsisin en ağır formu olup hem vazopressör desteğine rağmen düşük kan basıncını hem de hücresel düzeyde perfüzyon bozukluğunun göstergesi olan laktat yüksekliğini (>2 mmol/L> 2 \text{ mmol/L}) gerektirir. Vakada her iki kriter de (30 mL/kg30 \text{ mL/kg} sıvı sonrası norepinefrin ihtiyacı ve 2.8 mmol/L2.8 \text{ mmol/L} laktat) karşılanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
qSOFA kriterlerini değerlendir
Solunum sayısı 2626 (>22>22), Konfüzyon (GKS < 15) ve Sistolik KB 8080 (<100<100) olduğu için qSOFA skoru 33 saptanmıştır.
qSOFA, acil servis gibi servislerde sepsis şüphesi olan hastaları hızlıca taramak için kullanılır.
2
SOFA skorundaki artışı (organ disfonksiyonunu) belirle
Kreatinin artışı, trombositopeni (<100.000<100.000), PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 düşüklüğü ve vazopressör ihtiyacı ile SOFA skoru bazale göre 2\geq 2 artmıştır. Bu durum sepsisi kanıtlar.
Sepsis-3 tanımı, enfeksiyona karşı konak yanıtının bozulması sonucu oluşan ve hayatı tehdit eden organ disfonksiyonudur.
3
Septik şok kriterlerini kontrol et
Yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen OAB<65 mmHgOAB < 65 \text{ mmHg} olması (vazopressör başlanması) VE serum laktat düzeyinin 2.8 mmol/L2.8 \text{ mmol/L} (>2 mmol/L> 2 \text{ mmol/L}) olması septik şok tanısını koydurur.
Septik şok, sepsisin hücresel ve metabolik anormalliklerin mortaliteyi belirgin artırdığı bir alt grubudur.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 kriterlerine göre Septik Şok tanımı: Sıvı resüsitasyonuna rağmen vazopressör ihtiyacı (OAB ≥ 65 mmHg için) VE Serum Laktat > 2 mmol/L.

Daha Fazla Pratik

Sepsis-3 ile qSOFA kriterlerinin mortalite öngördürücü değerini ve SOFA skorlamasındaki parametreleri tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 335Soru

Yoğun bakım ünitesinde ventilatör ilişkili pnömoni nedeniyle takip edilen 65 yaşındaki erkek hastanın derin trakeal aspirat kültüründe *Pseudomonas aeruginosa* üremesi tespit ediliyor. İzolatın meropenem için MİK (Minimum İnhibitör Konsantrasyon) değeri duyarlılık sınırına yakın (yüksek) bulunuyor. Meropenem tedavisinde bakterisidal etkinliği artırmak ve direnç gelişimini önlemek amacıyla, ilacın farmakodinamik özellikleri göz önüne alındığında en uygun uygulama stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her dozu 3-4 saate yayılan uzamış infüzyon şeklinde uygulamak

Cevap

Her dozu 3-4 saate yayılan uzamış infüzyon şeklinde uygulamak
Meropenem dahil tüm beta-laktam antibiyotikler 'zamanla ilişkili' (time-dependent) bakterisidal aktivite gösterirler. Bu ilaçların etkinliğini belirleyen temel parametre, serum ilaç konsantrasyonunun bakterinin MİK değeri üzerinde kaldığı süredir (%T > MİK). Özellikle MİK değeri yüksek olan dirençli *Pseudomonas* suşlarında, ilacı kısa sürede (30 dk) vermek yerine 3-4 saate yayılan 'uzamış infüzyon' (prolonged infusion) şeklinde uygulamak, bu süreyi artırarak klinik başarıyı ve bakteriyolojik eradikasyonu maksimize eder.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın sınıfını ve etki mekanizmasını belirle
Meropenem bir beta-laktam antibiyotiktir.
Farmakodinamik prensibi belirlemek için ilaç sınıfı bilinmelidir.
2
İlacın öldürme kinetiğini hatırla
Beta-laktamlar 'zamanla ilişkili' (Time-dependent) bakterisidal aktivite gösterir.
Etkinlik, serum konsantrasyonunun MİK değeri üzerinde kaldığı süre (%T > MİK) ile koreledir.
3
Bu kinetiğe en uygun dozlama stratejisini seç
İnfüzyon süresini uzatmak (uzamış infüzyon), ilacın kanda MİK düzeyinin üzerinde kalma süresini artırır.
Özellikle MİK değeri yüksek (dirençli) bakterilerde standart 30 dk infüzyon yerine 3-4 saatlik infüzyonlar önerilir.

Anahtar Kavram

Beta-laktam antibiyotiklerin etkinliği, doz aralığı süresince ilaç konsantrasyonunun MİK değeri üzerinde kaldığı süre (%T > MİK) ile ilişkilidir. Bu nedenle 'uzamış infüzyon' stratejisi etkinliği artırır.

İpuçları

1
Meropenem bir beta-laktam grubu antibiyotiktir.
2
Beta-laktamların bakterileri öldürme gücü, ilaç seviyesinin ne kadar yükseğe çıktığına değil, ne kadar uzun süre eşik değerin üzerinde kaldığına bağlıdır.
3
İlaç konsantrasyonunun MİK üzerinde kaldığı süreyi (T > MİK) artırmak için, ilacı hızlıca vermek mi yoksa yavaş yavaş (infüzyonla) vermek mi daha mantıklıdır?

Daha Fazla Pratik

Aminoglikozidlerin neden günde tek doz verildiğini araştırarak konsantrasyona bağlı etkinlik kavramını pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 336Soru

72 yaşında erkek hasta, bir aydır devam eden halsizlik, gece terlemeleri ve iştahsizlik şikayetleriyle kliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde uzun süredir hipertansiyon ve evre 3 kronik böbrek hastalığı (bazal kreatinin: 2.2 mg/dL) öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede ateş 38.2°C ölçülüyor ve apeksde 3/6 şiddetinde pansistolik üfürüm duyuluyor. Yapılan transözofageal ekokardiyografide (TEE) mitral kapak üzerinde hareketli vejetasyon izleniyor. Kan kültürlerinde ampisiline duyarlı *Enterococcus faecalis* ürüyor ve izolatın yüksek düzey gentamisin direnci (HLAR) göstermediği raporlanıyor. Bu hastanın tedavisinde, nefrotoksisite riskini en aza indirmek istenirken aynı zamanda etkin bir bakterisidal sinerji sağlamak amacıyla seçilmesi gereken en uygun antibiyotik rejimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ampisilin + Seftriakson

Cevap

Ampisilin + Seftriakson kombinasyonudur.
Enterokok endokarditinin tedavisinde, tek başına hücre duvarı inhibitörleri (penisilinler) sadece bakteriyostatik etki gösterir; küratif tedavi için bakterisidal sinerji şarttır. Klasik sinerji 'Hücre Duvarı İnhibitörü + Aminoglikozid' (Ampisilin + Gentamisin) ile sağlanır. Ancak, aminoglikozidler nefrotoksiktir. Bu hastada olduğu gibi böbrek fonksiyon bozukluğu olan veya yüksek düzey aminoglikozid direnci (HLAR) saptanan hastalarda, 'Çift Beta-Laktam Sinerjisi' (Ampisilin + Seftriakson) tercih edilir. Seftriakson, PBP2 ve PBP3'ü doyurarak, PBP4 ve PBP5'e bağlanan Ampisilinin hücre içine girişini ve etkinliğini artırır. Bu kombinasyon nefrotoksik değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Etkeni ve klinik tabloyu tanımla
Etken *Enterococcus faecalis*, klinik tablo infektif endokardit.
Enterokoklar bakterisidal etki için hücre duvarı sentez inhibitörü (beta-laktam) ile bir başka ajanın sinerjisine ihtiyaç duyar.
2
Standart tedaviyi ve hasta risk faktörlerini değerlendir
Standart tedavi Ampisilin + Gentamisin'dir ancak hastada Kronik Böbrek Hastalığı (Kreatinin 2.2 mg/dL) mevcuttur.
Aminoglikozidlerin (Gentamisin) en önemli yan etkisi nefrotoksisitedir ve bu hastada akut böbrek hasarını tetikleyebilir.
3
Alternatif sinerjik rejimi belirle
Ampisilin + Seftriakson (Çift Beta-Laktam Sinerjisi).
Seftriakson, *E. faecalis* PBP'lerini (Penisilin Bağlayan Protein) doyurarak Ampisilinin etkinliğini artırır ve nefrotoksik değildir.

Anahtar Kavram

Enterokok endokarditinde çift beta-laktam sinerjisi (Ampisilin + Seftriakson), aminoglikozid kontrendikasyonu (böbrek yetmezliği) veya yüksek düzey direnç varlığında tercih edilen bakterisidal rejimdir.
Soru 337Soru

3232 yaşında erkek hasta, sol bacağında son 33 gündür giderek artan kızarıklık, ağrı ve şişlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede; sol kruriste ısı artışı, eritem ve ödem saptanıyor. Hastanın vital bulguları; ateş 38.2C38.2^\circ C, nabız 105105/dakika, solunum sayısı 2525/dakika ve kan basıncı 90/5590/55 mmHg olarak ölçülüyor. Bilinci açık, koopere ve oryante (GCS:15GCS: 15) olan hastanın, Sepsis-33 (Üçüncü Uluslararası Sepsis ve Septik Şok Tanımları Uzlaşı Raporu) kılavuzuna göre qSOFA (quick Sequential Organ Failure Assessment) skoru kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 22

Cevap

Hastanın qSOFA skoru 22 olarak hesaplanır.
Sepsis-3 tanımına göre qSOFA skoru üç bileşenden oluşur: Solunum sayısı 22\geq 22/dakika, sistolik kan basıncı 100\leq 100 mmHg ve Glasgow Koma Skoru (GCS) <15< 15 olan bilinç değişikliği. Bu vakada hastanın solunum sayısı 2525/dakika ve sistolik kan basıncı 9090 mmHg olduğu için iki kriter karşılanmaktadır ve skor 22'dir. Hastanın bilinci açık (GCS:15GCS: 15) olduğu için bu parametreden puan almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Sepsis-3 kılavuzuna göre yatak başı tarama testi olan qSOFA kriterlerini belirleyin.
qSOFA kriterleri: Solunum sayısı 22\geq 22/dakika, Bilinç değişikliği (GCS<15GCS < 15) ve Sistolik kan basıncı 100\leq 100 mmHg.
Yoğun bakım dışı ünitelerde sepsis şüphesi olan hastaların risk değerlendirmesinde bu üç parametre kullanılır.
2
Vakadaki hastanın verilerini bu kriterlerle karşılaştırın.
Solunum sayısı 2525/dk (22\geq 22) olduğundan +1+1 puan; Sistolik kan basıncı 9090 mmHg (100\leq 100) olduğundan +1+1 puan; GCS 1515 (bilinç açık) olduğundan 00 puan.
Her bir kriterin mevcudiyeti 11 puan olarak değerlendirilir.
3
Toplam puanı hesaplayarak sonucu belirleyin.
Toplam puan: 11 (solunum) + 11 (kan basıncı) + 00 (bilinç) = 22.
qSOFA skoru, pozitif kriterlerin toplamıdır.

Anahtar Kavram

qSOFA (quick Sequential Organ Failure Assessment) skorlaması, yoğun bakım dışı hastanede yatan hastalarda sepsise bağlı kötü klinik sonuçları (ölüm veya uzun süreli YBÜ yatışı) öngörmek için kullanılan hızlı bir yatak başı tarama aracıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 338Soru

4848 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden kişilik değişiklikleri, unutkanlık ve büyüklük hezeyanları (grandiyözite) nedeniyle ailesi tarafından psikiyatri polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral miyotik pupiller saptanıyor; pupillerin ışığa yanıt vermediği ancak akomodasyon yanıtının korunduğu gözleniyor. Nörolojik muayenede dizartri ve parmak-burun testinde beceriksizlik mevcut. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde serum RPR 1:321:32 pozitif, serum TPPA pozitif saptanıyor. Lomber ponksiyon sonucunda; BOS proteini 65 mg/dL65\text{ mg/dL}, glukoz 55 mg/dL55\text{ mg/dL} (eş zamanlı kan şekeri 90 mg/dL90\text{ mg/dL}), lökosit 18/mm318/\text{mm}^3 (lenfosit hakimiyeti) ve BOS VDRL negatif olarak raporlanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve laboratuvar bulgularının yorumlanması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klinik ve laboratuvar bulguları 'General Parezi' tanısını desteklemektedir; BOS FTA-ABS testinin negatif olması nörosifiliz tanısını dışlamada oldukça güvenilirdir.

Cevap

Klinik ve laboratuvar bulguları 'General Parezi' tanısını desteklemektedir; BOS FTA-ABS testinin negatif olması nörosifiliz tanısını dışlamada oldukça güvenilirdir.
Hastanın klinik tablosu (kişilik değişikliği, grandiyözite, demans) ve fizik muayene bulgusu (Argyll Robertson pupili) tersiyer sifilizden biri olan General Parezi ile tam uyumludur. Laboratuvarda serum testlerinin (RPR ve TPPA) pozitif olması enfeksiyonu kanıtlar. BOS incelemesinde saptanan protein artışı ve pleositoz, BOS VDRL negatif olsa dahi nörosifiliz tanısını destekler. BOS FTA-ABS testi ise nörosifiliz tanısında en yüksek duyarlılığa sahip testtir; bu nedenle negatif gelmesi durumunda nörosifiliz tanısından uzaklaşılır (yüksek negatif prediktif değer).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Grandiyöz hezeyanlar, unutkanlık ve dizartri tersiyer sifiliz formu olan General Parezi'yi (Dementia Paralytica) düşündürür.
Psikiyatrik semptomlar ve bilişsel yıkım parankimal tutulumun bir göstergesidir.
2
Göz muayenesinin yorumlanması
Işığa yanıtsız ancak akomodasyona yanıtlı pupiller Argyll Robertson pupili olarak tanımlanır.
Bu bulgu sifiliz için oldukça karakteristiktir ve lezyonun pretektal alanda olduğunu gösterir.
3
Serum ve BOS laboratuvarının entegrasyonu
Serumda pozitif treponemal/non-treponemal testler enfeksiyonu doğrular; BOS'taki pleositoz ve protein yüksekliği nörolojik tutulumu destekler.
BOS VDRL'nin negatif olması duyarlılık düşüklüğü nedeniyle tanıyı dışlamazken, BOS FTA-ABS negatifliği yüksek duyarlılığı nedeniyle tanıyı dışlamada değerlidir.

Anahtar Kavram

Nörosifiliz Tanı Algoritması ve BOS Bulgularının Yorumlanması

Daha Fazla Pratik

Nörosifilizli bir hastada penisilin tedavisine başlandıktan sonraki ilk 2424 saat içinde gelişebilen ateş, taşikardi ve döküntü ile karakterize Jarisch-Herxheimer reaksiyonunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 339Soru

6565 yaşında erkek hasta, sağ kalp kapak tutulumlu infektif endokardit tanısıyla izlenmektedir. Kan kültürlerinde metisiline duyarlı *Staphylococcus aureus* (MSSAMSSA) üremesi saptanmış ve cefazolincefazolin tedavisi başlanmıştır. *İn vitro* mikrodilüsyon yöntemiyle cefazolincefazolin için saptanan minimal inhibitör konsantrasyon (MI˙KMİK) değeri 0.5 μg/mL0.5 \ \mu g/mL (duyarlı) olarak raporlanmıştır. Ancak hastanın standart dozda (3×2 g/gu¨n3 \times 2 \ g/gün) tedavi almasına rağmen, tedavinin 77. gününde kan kültürlerinde üreme devam etmektedir. Yapılan ileri incelemede, bakteri yükü 105 CFU/mL10^5 \ CFU/mL'den 107 CFU/mL10^7 \ CFU/mL'ye çıkarıldığında cefazolincefazolin MI˙KMİK değerinin 32 μg/mL32 \ \mu g/mL düzeyine yükseldiği gözlenmiştir. Bu hastadaki klinik yanıtsızlığın ve laboratuvar bulgusunun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnokülum etkisi

Cevap

İnokülum etkisi, yüksek bakteri yükü varlığında antibiyotik etkinliğinin azalması ve MİK değerinin yükselmesidir.
İnokülum etkisi, bakteri yoğunluğunun standart test sınırlarından (105 CFU/mL10^5 \ CFU/mL) daha yüksek olduğu durumlarda (107108 CFU/mL10^7-10^8 \ CFU/mL) antibiyotiğin etkinliğinin azalması veya MI˙KMİK değerinin artmasıdır. *S. aureus* endokarditi gibi yüksek bakteri yükü içeren enfeksiyonlarda, cefazolincefazolin bazı suşlar tarafından üretilen tip A beta-laktamazlara karşı dayanıksız kalabilir ve yoğun enzim varlığında inaktive olarak klinik başarısızlığa yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikrobiyolojik verileri değerlendir.
İn vitro ortamda duyarlı görünen suşun, in vivo ortamda (yüksek bakteri yüklü endokardit) klinik yanıtsızlık göstermesi ve bakteri yoğunluğu arttıkça MİK değerinin 32 μg/mL32 \ \mu g/mL (dirençli düzeye) çıkması söz konusudur.
Yüksek bakteri yoğunluğunun antibiyotik duyarlılığı üzerindeki etkisini anlamak için.
2
Mekanizmayı tanımla.
Bu durum tipik olarak 'İnokülum Etkisi' olarak adlandırılır.
Özellikle bazı S.aureusS. aureus suşlarının ürettiği beta-laktamazların yüksek yoğunlukta cefazolini inaktive etmesi bu fenomene yol açar.

Anahtar Kavram

İnokülum Etkisi ve Cefazolin-S. aureus ilişkisi

Alternatif Yöntem

Laboratuvarda MBK/MİK oranı hesaplanarak bakteriyel tolerans ekarte edilebilir; ancak inokülum miktarındaki değişiklikle MİK'in artması doğrudan inokülum etkisini doğrular.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 340Soru

6262 yaşında kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında olan erkek hasta, son iki haftadır devam eden ateş ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde aort odağında yeni gelişen 3/63/6 derecesinde diyastolik üfürüm ve diyaliz kateteri giriş yerinde hassasiyet saptanıyor. Kan kültürlerinde metisiline dirençli *Staphylococcus aureus* (MRSA) üremesi üzerine vankomisin tedavisi başlanıyor. Tedavinin 1414. gününde, serum vankomisin çukur düzeyi 20μg/mL20 \mu g/mL olmasına rağmen ateşin devam ettiği ve kan kültürlerinde üremenin sürdüğü gözleniyor. Başlangıçta 1μg/mL1 \mu g/mL olan vankomisin MİK değerinin 4μg/mL4 \mu g/mL düzeyine yükseldiği ve elektron mikroskobunda hücre duvarında belirgin kalınlaşma olduğu saptanıyor.

Bu hastada gelişen vankomisin direncinin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peptidoglikan sentezinin artışı ve hücre duvarının kalınlaşması ile vankomisinin tutulması

Cevap

Peptidoglikan sentezinin artışı ve hücre duvarının kalınlaşması ile vankomisinin tutulması (VISA mekanizması)
Vankomisin orta duyarlı *Staphylococcus aureus* (VISA) suşlarında temel direnç mekanizması, peptidoglikan sentezinin artması ve hücre duvarının belirgin şekilde kalınlaşmasıdır. Bu kalınlaşma sonucunda vankomisin molekülleri hücre duvarının dış katmanlarındaki DD-Ala-DD-Ala terminallerine bağlanarak 'hapsolur' (trapping phenomenon). Bu durum, vankomisinin asıl hedefi olan sitoplazmik membrandaki peptidoglikan sentez bölgelerine ulaşmasını engelleyerek ilacın etkinliğini azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikrobiyolojik verileri analiz et
Diyaliz hastasında MRSA endokarditi ve uygun serum düzeylerine rağmen vankomisin tedavi başarısızlığı saptandı.
Tedavi altındayken kan kültürlerinde üremenin devam etmesi ('persistent bacteremia') direnç gelişimini düşündürür.
2
Vankomisin MİK değerindeki değişimi yorumla
MİK değerinin 1μg/mL1 \mu g/mL düzeyinden 4μg/mL4 \mu g/mL düzeyine çıkması, suşun 'vankomisin orta duyarlı' (VISA) kategorisine girdiğini gösterir.
S.aureusS. aureus için vankomisin MİK değerinin 48μg/mL4-8 \mu g/mL arası olması VISA olarak tanımlanır.
3
Elektron mikroskobu bulgusu ile direnç mekanizmasını eşleştir
Hücre duvarı kalınlaşması, VISA'nın karakteristik fenotipik özelliğidir.
VISA suşları peptidoglikan sentezini artırarak vankomisin moleküllerini hücre duvarında hapseder ve hedefe ulaşmasını engeller.

Anahtar Kavram

Vancomycin-Intermediate S. aureus (VISA) direnç mekanizması (Hücre duvarı kalınlaşması/Trapping)
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 17 / 18Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin