Bakteriyoloji

394 soru

Soru 141Soru

6262 yaşında, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle takip edilen ve son bir aydır geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi alan kadın hasta, solunum yetmezliği tablosuyla yoğun bakıma yatırılıyor. Trakeal aspirat kültüründe *Klebsiella pneumoniae* ürüyor. İzolatın antibiyogram sonuçları aşağıdadır:

AntibiyotikSonuç (MICMIC)
Seftazidim-AvibaktamDirençli (16/4 mg/L\geq 16/4 \text{ mg/L})
MeropenemDirençli (>32 mg/L> 32 \text{ mg/L})
GentamisinDirençli (>256 mg/L> 256 \text{ mg/L})
AmikasinDirençli (>256 mg/L> 256 \text{ mg/L})
KolistinDuyarlı (2 mg/L\leq 2 \text{ mg/L})

Yapılan moleküler testlerde izolatın NDM1NDM-1 (NewNew DelhiDelhi MetalloβlactamaseMetallo-\beta-lactamase) pozitif olduğu saptanıyor. Bu izolatta saptanan çok yüksek düzeydeki pan-aminoglikozid direncinin en olası mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 16S16S rRNArRNA metiltransferaz üretimi

Cevap

Çok yüksek düzeydeki pan-aminoglikozid direncinin nedeni 16S16S rRNArRNA metiltransferaz üretimidir.
Doğru yanıt olan 16S16S rRNArRNA metiltransferaz üretimi, tüm klinik aminoglikozidlerin (amikasin, gentamisin, tobramisin) ribozoma bağlanmasını önleyen güçlü bir direnç mekanizmasıdır. Bu enzimler sıklıkla NDM-1 gibi karbapenemazlarla birlikte taşınır ve izolatın çok yüksek MICMIC değerlerine (>256 mg/L> 256 \text{ mg/L}) sahip olmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikrobiyolojik verileri analiz et.
İzolatın karbapenemlere ve seftazidim-avibaktama dirençli olduğu (NDM-1 varlığıyla uyumlu) ve tüm klinik aminoglikozidlere karşı ekstrem düzeyde (MIC>256MIC > 256) dirençli olduğu görülüyor.
NDM-1 bir metallo-beta-laktamazdır ve avibaktam tarafından inhibe edilmez.
2
Aminoglikozid pan-direncinin mekanizmasını belirle.
Gentamisin, amikasin ve tobramisinin tamamına birden direnç sağlayan ve çok yüksek MICMIC değerlerine yol açan temel mekanizma ribozomal hedefin korunmasıdır.
Aminoglikozid modifiye edici enzimler (AME) genellikle daha dar spektrumludur.
3
16S16S rRNArRNA metiltransferazların rolünü değerlendir.
ArmA, RmtB gibi enzimler 16S16S rRNArRNA'nın A1405A1405 veya G1405G1405 pozisyonlarını metilleyerek aminoglikozidlerin bağlanmasını engeller.
Bu enzimler sıklıkla NDM genleri ile aynı plazmid üzerinde taşınarak 'pan-rezistan' suşların ortaya çıkmasına neden olur.

Anahtar Kavram

NDM üreten Enterobacterales suşlarında görülen pan-aminoglikozid direnci genellikle plazmid aracılı 16S16S rRNArRNA metiltransferaz (örn. ArmA, RmtB) varlığına bağlıdır.
Soru 142Soru

58 yaşında sigmoid kolon adenokarsinomu nedeniyle kemoterapi alan bir hasta, sol bacağında herhangi bir travma öyküsü olmaksızın aniden gelişen şiddetli ağrı, şişlik ve ciltte bül oluşumu şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede etkilenen bölgede krepitasyon saptanıyor; alınan kan kültürlerinde Gram pozitif, anaerop ve sporlu basillerin ürediği görülüyor. Bu klinik tablodan sorumlu olan en olası mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hareketli (peritrik kirpikli) olmasıyla Clostridium perfringens'ten ayrılır.

Cevap

Doğru cevap, bakterinin hareketli (peritrik kirpikli) olmasıyla Clostridium perfringens'ten ayrıldığını belirten seçenektir.
Vakada tanımlanan kolon kanseri zemininde gelişen spontan miyonükroz (gazlı gangren) tablosunun en olası etkeni Clostridium septicum'dur. Bu mikroorganizma, peritrik kirpikleri sayesinde hareketli olmasıyla, hareketsiz olan Clostridium perfringens'ten ayırt edilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Travma öyküsü olmadan (spontan) gelişen gazlı gangren (krepitasyon, bül) ve altta yatan kolon kanseri varlığı saptandı.
Spontan gazlı gangren vakaları, özellikle kolon kanseri veya hematolojik malignitelerle güçlü bir ilişki gösteren Clostridium septicum enfeksiyonunu düşündürür.
2
Mikrobiyolojik özelliklerin analizi
Etkenin Gram pozitif, anaerop ve sporlu bir basil olduğu belirlendi.
Bu özellikler Clostridium cinsini doğrular; ancak tür ayrımı için hareket ve metabolik testler gereklidir.
3
Türler arası ayırıcı tanının yapılması
C. septicum hareketli bir bakteri iken, gazlı gangrenin diğer önemli etkeni olan C. perfringens hareketsizdir.
TUS sınavlarında Gram pozitif basillerin hareket, spor ve oksijen gereksinimleri sıkça sorgulanan ayırıcı özelliklerdir.

Anahtar Kavram

Clostridium septicum ve Spontan Gazlı Gangren İlişkisi
Soru 143Soru

1919 yaşında bir erkek hasta; boğaz ağrısı, ateş ve gövdeden başlayarak ekstremitelere yayılan skarlatiniform (ince, makülopapüler) döküntü şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede eksüdatif tonsillit ve servikal lenfadenopati saptanıyor. Boğaz kültüründe kanlı agarda dar bir beta-hemoliz zonu oluşturan koloniler izleniyor. Yapılan Gram boyamada pleomorfik Gram pozitif basiller saptanan bu mikroorganizmanın kesin tanısı için aşağıdaki özelliklerden hangisi en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staphylococcus aureus'un beta-hemolizini inhibe etmesi

Cevap

Staphylococcus aureus'un beta-hemolizini inhibe etmesi (Ters CAMP testi pozitifliği)
Vakadaki klinik tablo (adolesan yaş, farenjit, skarlatiniform döküntü) ve laboratuvar bulguları (beta-hemolitik pleomorfik Gram pozitif basil) Arcanobacterium haemolyticum'u işaret etmektedir. Bu bakterinin en önemli tanısal özelliği, ürettiği fosfolipaz D toksini sayesinde Staphylococcus aureus'un beta-hemolizini (sfingomiyelinaz aktivitesini) inhibe etmesidir. Bu fenomene 'Ters CAMP testi' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Adolesan dönemde eksüdatif tonsillit ve skarlatiniform döküntü varlığı Arcanobacterium haemolyticum enfeksiyonunu düşündürür.
Bu tablo sıklıkla S. pyogenes ile karışır ancak Gram boyamadaki pleomorfik basiller etkenin bir Gram pozitif basil olduğunu kanıtlar.
2
Mikroorganizmanın morfolojik ve biyokimyasal özelliklerini analiz et.
Gram pozitif pleomorfik basil, beta-hemolitik ve katalaz negatiftir.
Corynebacterium diphtheriae ve Listeria katalaz pozitiftir, Arcanobacterium ise negatiftir.
3
Spesifik tanıma testi olan Ters CAMP testini tanımla.
Mikroorganizmanın S. aureus'un sfingomiyelinaz enzimini inhibe etmesi (Ters CAMP pozitifliği) tanıyı doğrular.
Bu olay Arcanobacterium haemolyticum tarafından salınan Fosfolipaz D toksini aracılığıyla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Arcanobacterium haemolyticum'un tanısal özellikleri ve Ters CAMP testi mekanizması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 144Soru

24 yaşında bir erkek hasta, son iki yıl içerisinde dördüncü kez pürülan üretral akıntı şikayetiyle üroloji polikliniğine başvurmuştur. Hastanın her başvurusunda yapılan üretral sürüntü incelemesinde bol polimorfonükleer lökosit (PMNL) ve hücre içi Gram-negatif diplokoklar görülmüş; Thayer-Martin besiyerinde yapılan kültürlerde oksidaz ve katalaz pozitif izolatlar saptanmıştır. Hastaya her seferinde uygun antibiyotik tedavisi uygulanmış ve klinik kür sağlanmıştır. Hastada herhangi bir primer veya sekonder immün yetmezlik saptanmamıştır.

Bu hastanın Neisseria gonorrhoeae\textit{Neisseria gonorrhoeae} ile tekrarlayan enfeksiyonlar geçirmesinin ve koruyucu bir bağışıklık geliştirememesinin temel nedeni olan 'antijenik varyasyon' mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pilin alt birimlerini kodlayan eksprese edilen pilE\textit{pilE} geni ile sessiz durumdaki pilS\textit{pilS} gen depoları arasındaki genetik rekombinasyon

Cevap

Pilin proteinini kodlayan eksprese edilen lokus (pilE\textit{pilE}) ile sessiz lokuslar (pilS\textit{pilS}) arasındaki genetik rekombinasyon (gen konversiyonu), Neisseria gonorrhoeae\textit{Neisseria gonorrhoeae}'nın antijenik varyasyonundaki temel mekanizmadır.
Doğru seçenek, N. gonorrhoeae\textit{N. gonorrhoeae}'nın yüzeyindeki pili yapısının değişkenliğini sağlayan temel moleküler süreci açıklar. Bakteri, pilE\textit{pilE} (expression) lokusunda aktif olan geni, pilS\textit{pilS} (silent) bölgelerinden gelen farklı sekanslarla rekombinasyon (gen konversiyonu) yoluyla sürekli değiştirir. Bu durum, konağın bir önceki enfeksiyonda geliştirdiği antikorların yeni suşa bağlanamamasına ve enfeksiyonun tekrarlamasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve etkeni tanımlama
Tekrarlayan pürülan üretrit, hücre içi Gram-negatif diplokok, Thayer-Martin'de üreme ve oksidaz/katalaz pozitifliği Neisseria gonorrhoeae\textit{Neisseria gonorrhoeae} enfeksiyonunu gösterir.
Tanının netleştirilmesi, ilgili bakterinin spesifik virülans mekanizmalarının hatırlanması için gereklidir.
2
Bağışıklık gelişmemesinin nedenini sorgulama
Hastanın defalarca enfekte olması, bakterinin immün hafızadan kaçtığını (antijenik varyasyon) gösterir.
Gonokok enfeksiyonlarında kalıcı bağışıklık oluşmamasının en önemli nedeni yüzey antijenlerinin (özellikle pili) çeşitliliğidir.
3
Moleküler mekanizmayı analiz etme
Neisseria gonorrhoeae\textit{Neisseria gonorrhoeae}, tek bir ekspresyon lokusu (pilE\textit{pilE}) ve çok sayıda sessiz depo lokusu (pilS\textit{pilS}) kullanarak pilin proteininin değişken bölgelerini rekombinasyon yoluyla değiştirir.
Bu genetik mekanizma (gen konversiyonu), her seferinde farklı antijenik yapıya sahip pili oluşumunu ve dolayısıyla antikorların etkisiz kalmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Neisseria gonorrhoeae'da Pili Antijenik Varyasyonu ve Gen Konversiyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 145Soru

Bolu yöresinde yaşayan ve kuyu suyu içme öyküsü olan 3838 yaşındaki erkek hasta; yüksek ateş, boğaz ağrısı ve boynunda hızla büyüyen ağrılı şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde tek taraflı eksüdatif tonsillit ve aynı tarafta çapı 44 cmcm olan, fluktuasyon veren servikal lenfadenopati saptanıyor. Lezyondan iğne aspirasyonu ile alınan örneğin Gram boyamasında belirgin bir mikroorganizma seçilemiyor; kanlı ve EMBEMB agarda 4848 saatlik inkübasyonda üreme olmuyor. Ancak sistein ve glukoz ile zenginleştirilmiş ortamda, 3.3. günde çok küçük, pleomorfik Gram negatif kokobasillerin ürediği saptanıyor. Oksidaz testi negatif sonuçlanan bu mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fakültatif intrasellüler bir bakteri olup, fagozom membranını parçalayarak sitozole kaçar ve burada replike olur.

Cevap

Etken Francisella tularensis olup, fagozomdan sitozole kaçarak hücre içinde çoğalma yeteneğine sahiptir.
Vakada tanımlanan klinik tablo (orofaringeal tularemi) ve laboratuvar bulguları (sistein gereksinimi, rutin medyada ürememe) Francisella tularensis'i işaret etmektedir. Bu bakterinin patogenezinde Francisella Patojenite Adası (FPI) tarafından kodlanan proteinler (örn. IglC) sayesinde fagozom membranı parçalanır ve bakteri sitozole geçerek burada hızla çoğalır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Orofaringeal tularemi (tonsillit + servikal LAP)
Bolu/kuyu suyu öyküsü ve eksüdatif tonsillit ile süpüratif lenfadenit birlikteliği tularemiyi düşündürür.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
Francisella tularensis şüphesi
Rutin besiyerlerinde ürememe, sistein gereksinimi ve Gram negatif pleomorfik kokobasil morfolojisi bu etkene işaret eder.
3
Patogenez bilgisini sorgula
İntrasellüler yaşam döngüsü
Francisella'nın en önemli patojenite özelliklerinden biri makrofaj içinde fagozomdan sitozole kaçarak replike olmasıdır.

Anahtar Kavram

Francisella tularensis'in sistein bağımlı üreme özelliği ve intrasellüler patogenez mekanizması.

Daha Fazla Pratik

Diğer biyoterror etkenlerinin (Bacillus anthracis, Yersinia pestis) laboratuvar tanımlama özelliklerini ve BSL-3 güvenlik önlemlerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 146Soru

66 yaşında bir çocuk; yüksek ateş, boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede farenks ve tonsiller üzerinde, kazınmaya çalışıldığında kanayan, gri-beyaz renkli yapışkan bir psödomembran saptanmıştır. Sürüntü örneğinin mikroskobik incelemesinde "L" ve "V" dizilimleri oluşturan, metakromatik granüllü Gram pozitif basiller görülmüştür. Bu mikroorganizmanın patogenezinden sorumlu olan temel virülans faktörünün etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzama faktörü-2'nin (EF-2) ADP-ribozilasyonu ile konak hücrede protein sentezinin durdurulması

Cevap

Uzama faktörü-2'nin (EF-2) ADP-ribozilasyonu ile konak hücrede protein sentezinin durdurulması
Vakada tanımlanan çocukta psödomembranöz farenjit ve metakromatik granüllü Gram pozitif basiller (Corynebacterium diphtheriae) mevcuttur. Bu bakterinin temel virülans faktörü olan difteri toksini, konak hücresindeki uzama faktörü-2 (EF-2) molekülüne bir ADP-riboz grubu ekleyerek (ADP-ribozilasyon) protein sentezini durdurur. Bu mekanizma hücre ölümüne ve yerel doku nekrozu sonucu psödomembran oluşumuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Gri-beyaz psödomembran ve metakromatik granüllü Gram pozitif basiller Corynebacterium diphtheriae'yi işaret eder.
Psödomembran difteri hastalığının karakteristik klinik bulgusudur.
2
Etkenin temel virülans faktörünü belirle
C. diphtheriae'nin en önemli virülans faktörü difteri ekzotoksinidir.
Hastalığın sistemik ve yerel etkilerinden bu toksin sorumludur.
3
Toksinin biyokimyasal etkisini tanımla
Difteri toksini bir A-B ekzotoksinidir; A subünitesi EF-2'yi ADP-ribozilleyerek inaktive eder.
EF-2 inaktivasyonu ribozomda peptit zinciri uzamasını durdurarak hücre ölümüne yol açar.

Anahtar Kavram

Difteri toksini, uzama faktörü-2 (EF-2) üzerine ADP-ribozilasyonu yaparak protein sentezini inhibe eder.
Soru 147Soru

Bakteri sitoplazmik membranı (plazma membranı), ökaryotik hücre membranlarıyla benzer yapısal özellikler gösterse de bakteriye özgü yaşamsal fonksiyonların yürütüldüğü temel merkezlerden biridir. Buna göre, bakteri sitoplazmik membranı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gram-negatif bakterilerde düşük molekül ağırlıklı hidrofilik maddelerin geçişini sağlayan porin proteinlerini yapısında bulundurur.

Cevap

Gram-negatif bakterilerde düşük molekül ağırlıklı hidrofilik maddelerin geçişini sağlayan porin proteinlerini yapısında bulundurur.
Bakteri sitoplazmik membranı (iç membran), madde geçişinde oldukça seçici bir bariyerdir ve yapısında porin proteinleri barındırmaz. Porinler, Gram-negatif bakterilerin dış membranında (outer membrane) yer alan ve besin maddeleri ile bazı ilaçların pasif olarak geçmesine izin veren kanallardır. Bu nedenle porinlerin sitoplazmik membranda bulunduğunu belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bakteri sitoplazmik membranının temel fonksiyonlarını (enerji üretimi, madde taşınımı, sentez merkezi) analiz et.
Sitoplazmik membranın solunum, aktif taşıma ve duvar sentezinde görev aldığı doğrulanır.
Bakterilerde organel eksikliği nedeniyle bu görevler plazma membranına yüklenmiştir.
2
Membran yapısındaki sterol varlığını ve istisnaları değerlendir.
Mycoplasma'nın sterol içeren tek bakteri cinsi olduğu hatırlanır.
Hücre duvarı olmayan Mycoplasma, membranını sterollerle stabilize eder.
3
Porin proteinlerinin hücresel lokalizasyonunu belirle.
Porinlerin dış membran bileşeni olduğu, sitoplazmik membranda bulunmadığı saptanır.
Porinler, dış membrandaki geçirgenlik engelini aşmak için evrimleşmiş kanallardır.

Anahtar Kavram

Bakteri Sitoplazmik Membranı Fonksiyonları ve Yapısal Farklılıklar
Tahmini Süre:50s
Soru 148Soru

Bakteri genetiğinde, FF plazmidinin konak kromozomundan ayrılması (eksizyonu) sırasında bir hata oluşarak komşu kromozomal genlerin bir kısmını da bünyesine katmasıyla FF' (F-prim) plazmidi meydana gelir. Bu plazmidin konjugasyon aracılığıyla FF^- bir alıcı hücreye aktarılması sonucunda, hücrenin belirli bir gen bölgesi için iki kopya taşımasıyla karakterize olan 'kısmi diploid' yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merozigot

Cevap

F' plazmidinin konjugasyonla aktarılması sonucu oluşan kısmi diploid yapı merozigot olarak adlandırılır.
Merozigot, bakterilerde genetik materyal aktarımı (özellikle FF' plazmid transferi) sonrasında hücrenin belirli genler bakımından iki kopyaya sahip olduğu, yani kısmi diploid olduğu durumu ifade eder. Bu süreç 'seksdüksiyon' olarak da bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen mekanizmanın tanımlanması
Hatalı eksizyon sonucu oluşan FF' plazmidinin aktarımı (seksdüksiyon) belirlendi.
Soruda tarif edilen süreç, FF plazmidinin kromozomal genlerle birlikte bağımsız bir dairesel yapı oluşturmasıdır.
2
Sonuç yapısının analiz edilmesi
Alıcı hücrenin hem kendi kromozomunda hem de plazmid üzerinde aynı genlere sahip olduğu (kısmi diploidlik) anlaşıldı.
Alıcı hücre FF^- iken FF' plazmidini aldığında, plazmid üzerindeki kromozomal genler hücrede ikinci bir kopya olarak bulunur.
3
Terminolojik karşılığın bulunması
Bu durumun karşılığı olan 'Merozigot' terimi seçildi.
Mikrobiyolojide genetik materyalin bir kısmının diploid olduğu bakteriyel yapılar merozigot olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Seksdüksiyon ve Merozigot Oluşumu
Soru 149Soru

Bakterilerde çoklu antibiyotik direncinin yatay olarak yayılmasında kritik rol oynayan RR plazmidleri; direnç genlerini taşıyan bölge ve plazmidin aktarımını kontrol eden bölge olmak üzere iki ana kısımdan oluşur.

Buna göre, RR plazmidinde konjugasyon için gerekli olan pilus sentezi ve transfer fonksiyonlarından sorumlu olan gen bölgesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RTFRTF (Resistance Transfer Factor)

Cevap

RR plazmidlerinde konjugasyon ve gen aktarımından sorumlu olan bölge RTFRTF (Resistance Transfer Factor) bölgesidir.
Doğru yanıt olan Resistance Transfer Factor (RTFRTF), plazmidin replikasyonu ve konjugasyon süreci (pilus sentezi dahil) için gerekli olan tüm genetik bilgiyi içeren bölgedir. Bir plazmidin 'enfeksiyöz' yani bir hücreden diğerine geçebilir olması bu bölgenin varlığına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
RR plazmidinin yapısını analiz etme
RR plazmidleri iki ana fonksiyonel üniteden oluşur: RTFRTF ve rr-determinant.
Çoklu direnç plazmidlerinin nasıl hem direnç taşıyıp hem de yayıldığını anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Bölgelerin işlevlerini eşleştirme
RTFRTF, transfer (konjugasyon) ve replikasyon işlevlerini; rr-determinant ise direnç genlerini içerir.
Konjugasyon pilus sentezi ve gen aktarımı 'transfer' yeteneği ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

RR plazmidleri, bir bakteriden diğerine konjugasyon yoluyla aktarılabilen 'direnç transfer faktörü' (RTFRTF) ve antibiyotiklere karşı direnci sağlayan genleri içeren 'rr-determinant' bölgelerinden oluşan kompleks yapılardır.
Soru 150Soru

6565 yaşında erkek hasta, aortik protez kapak öyküsü mevcuttur. Ürolojik bir girişimden (sistoskopi) yaklaşık 22 hafta sonra ateş, titreme ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde yeni gelişen bir sistolik üfürüm ve splenomegali saptanıyor. Hastanın alınan kan kültürlerinde gram pozitif, katalaz negatif, çiftler ve kısa zincirler oluşturan koklar ürediği görülüyor. Mikrobiyoloji laboratuvarında yapılan ileri testlerde etkenin safra-eskulin besiyerinde siyah renk değişikliği oluşturduğu (hidroliz), %6.5\%6.5 NaClNaCl içeren sıvı besiyerinde bulanıklık oluşturarak üreyebildiği ve PYRPYR (LL-pirolidonil arilamid) testinin pozitif sonuçlandığı saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, enfeksiyondan sorumlu olması en muhtemel mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enterococcus faecalis

Cevap

Enterococcus faecalis
Vaka sunumunda ürolojik girişim sonrası gelişen endokardit tablosu Enterokoklar için tipiktir. Laboratuvar verileri incelendiğinde; katalaz negatifliği (Stafilokok dışı), safra-eskulin hidrolizi (Grup D reaksiyonu) ve %6.5\%6.5 NaClNaCl varlığında üreyebilme özelliği mikroorganizmanın Enterokok olduğunu kanıtlar. PYR pozitifliği de bu tanıyı destekleyen ek bir testtir.

Adım Adım Çözüm

1
Katalaz testi sonucunu değerlendir
Negatif
Etkenin Stafilokok olmadığını, Streptokok veya Enterokok grubuna ait olduğunu anlamak için.
2
Safra-eskulin ve %6.5 NaCl testlerini kombine et
Her iki test de pozitif
Grup D streptokoklar (safra-eskulin +, NaCl -) ile Enterokokları (safra-eskulin +, NaCl +) birbirinden ayırmak için.
3
PYR testi sonucunu kontrol et
Pozitif
Enterokok tanısını doğrulamak (aynı zamanda A grubu streptokoklar da pozitiftir ancak diğer testlerle ayrılırlar).

Anahtar Kavram

Enterokokların biyokimyasal ayrımı (Safra-eskulin ve %6.5 NaCl direnci)
Soru 151Soru

Bakteri sitoplazmik membranı, ökaryotik hücrelerdeki özelleşmiş organellerin (mitokondri, endoplazmik retikulum, Golgi aygıtı) görevlerini tek başına üstlenen oldukça dinamik ve fonksiyonel bir yapıdır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bakteri sitoplazmik membranının yürüttüğü fizyolojik süreçlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fagositoz ve pinositoz süreçleri ile büyük moleküllerin hücre içine alınması

Cevap

Bakterilerde fagositoz ve pinositoz (endositoz) mekanizmaları bulunmaz; besin alımı taşıma sistemleri ve difüzyonla gerçekleşir.
Bakterilerde rijit bir peptidoglikan tabakasından oluşan hücre duvarının bulunması ve hücre iskeletinin (aktin/miyozin) endositozu gerçekleştirecek şekilde organize olmaması nedeniyle fagositoz ve pinositoz süreçleri görülmez. Bu süreçler sadece ökaryotik hücrelere özgüdür. Bakteriler besin maddelerini ancak taşıma proteinleri, kolaylaştırılmış difüzyon veya aktif taşıma gibi yöntemlerle, moleküler düzeyde hücre içine alabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Bakteri sitoplazmik membranının prokaryotik hücre yapısındaki çok yönlü rollerini değerlendirin.
Bakterilerde mitokondri ve endoplazmik retikulum gibi zarlı organeller bulunmadığı için bu organellerin görevlerinin (enerji üretimi, sentez vb.) membran tarafından üstlendiği saptandı.
Prokaryotik hücrelerin yapısal sınırlarını anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Ökaryotik hücrelere özgü olan ve rijit bir hücre duvarı ile bağdaşmayan taşıma mekanizmalarını inceleyin.
Fagositoz ve pinositozun (endositoz) sadece ökaryotik hücrelerde görüldüğü, bakterilerin ise besinleri ancak küçük moleküller halinde taşıma proteinleri aracılığıyla alabildiği belirlendi.
Hücre duvarı varlığı ve hücre iskeleti organizasyonu farkı bu fizyolojik kısıtlamayı yaratır.

Anahtar Kavram

Bakteri membranının organel benzeri fonksiyonları ve endositoz yokluğu
Tahmini Süre:50s
Soru 152Soru

55 yaşında, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle kalıcı venöz kateteri olan bir erkek hasta, son iki gündür devam eden ateş ve kateter giriş yerinde hassasiyet şikayetiyle başvuruyor. Hastadan alınan kan kültürlerinde Gram pozitif, üzüm salkımı şeklinde kümelenmiş koklar ürüyor. Laboratuvarda yapılan ileri testlerde mikroorganizmanın katalaz testi pozitif, koagülaz testi negatif ve novobiyosine duyarlı olduğu saptanıyor. Bu hastadaki enfeksiyonun kronikleşmesinde ve etkenin kateter gibi protez yüzeylere sıkıca tutunmasında rol oynayan en önemli virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Slime faktörü (Biyofilm)

Cevap

Enfeksiyonun kronikleşmesinden ve yüzeye tutunmadan sorumlu olan faktör Slime faktörüdür (Biyofilm).
Vaka sunumundaki laboratuvar bulguları (Gram pozitif küme yapan koklar, katalaz pozitif, koagülaz negatif, novobiyosine duyarlı) net bir şekilde Staphylococcus epidermidis'i işaret etmektedir. S. epidermidis, hastane kaynaklı kateter ve protez enfeksiyonlarının en sık nedenidir. Bu bakterinin protez yüzeylere (plastik, metal vb.) tutunmasını, orada kolonize olmasını ve fagositoz ile antibiyotiklerden korunmasını sağlayan 'slime faktörü' olarak da bilinen ekzopolisakkarit yapısındaki biyofilm tabakasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik ve başlangıç testlerinin değerlendirilmesi
Gram pozitif küme yapan koklar ve katalaz pozitifliği, mikroorganizmanın Staphylococcus cinsine ait olduğunu gösterir.
Stafilokoklar katalaz pozitif, streptokoklar katalaz negatiftir.
2
Koagülaz ve biyokimyasal ayrım testlerinin yorumlanması
Koagülaz negatifliği mikroorganizmanın CoNS (Koagülaz Negatif Stafilokok) olduğunu, novobiyosin duyarlılığı ise bunun S. epidermidis olduğunu kesinleştirir.
S. saprophyticus novobiyosine dirençlidir, S. epidermidis ise duyarlıdır.
3
Klinik tablo ile virülans faktörünün eşleştirilmesi
Kateter enfeksiyonu ve S. epidermidis varlığında, en kritik virülans faktörü yüzeye yapışmayı sağlayan slime tabakasıdır.
S. epidermidis, yabancı cisim enfeksiyonlarında biyofilm oluşturarak hem konak savunmasından hem de antibiyotik etkisinden korunur.

Anahtar Kavram

Staphylococcus epidermidis, katalaz pozitif, koagülaz negatif ve novobiyosine duyarlı bir bakteridir; protez/kateter enfeksiyonlarında slime (biyofilm) faktörü ile karakterizedir.
Soru 153Soru

6565 yaşında bir erkek hasta, son iki aydır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde derin hipokrom mikrositer anemi saptanırken; fizik muayenede kalpte yeni gelişen bir üfürüm duyuluyor. Hastanın alınan kan kültürlerinde Gram pozitif, katalaz negatif kokların ürediği ve bu bakterilerin safra-eskülinli besiyerinde siyah renk değişikliği oluşturduğu (eskülin hidrolizi) saptanıyor.

Bu bakterinin kesin tanısı ve *Enterococcus* türlerinden ayrımı için aşağıdaki özelliklerden hangisi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: %6,56,5 NaClNaCl içeren besiyerinde ürememesi

Cevap

S. bovis (S. gallolyticus) grubu bakteriler, Enterokoklardan %6,56,5 NaClNaCl içeren besiyerinde üreyememeleri ile ayırt edilirler.
Vakada tanımlanan etken, klinik (endokardit + kolon kanseri şüphesi) ve laboratuvar (katalaz negatif, safra-eskülin pozitif) bulguları ile Streptococcus bovis (S. gallolyticus) grubudur. Bu grup bakterileri Enterokoklardan ayıran en temel laboratuvar farkı, %6,56,5 NaClNaCl içeren besiyerinde üreyememeleridir. Enterokoklar hem safra-eskülin pozitif hem de %6,56,5 NaClNaCl pozitif iken, S. bovis grubu %6,56,5 NaClNaCl negatiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Halsizlik, anemi ve üfürüm subakut endokarditi; kilo kaybı ve anemi ise altta yatan bir GİS malignitesini (kolon kanseri) düşündürür.
S. bovis endokarditi ile kolon kanseri arasındaki güçlü ilişki TUS için klasik bir bilgidir.
2
Mikrobiyolojik verileri yorumla.
Gram pozitif, katalaz negatif koklar Streptokok ailesini; safra-eskülin pozitifliği ise Grup D antijenine sahip bakterileri (Enterokoklar veya S. bovis grubu) işaret eder.
Safra-eskülin testi Grup D streptokokların tanımlanmasında temel testtir.
3
Grup D içi ayrım testini belirle.
Enterokoklar %6,56,5 NaClNaCl içeren besiyerinde ürerken, S. bovis grubu (non-enterokok Grup D) bu besiyerinde üreyemez.
Enterokoklar yüksek tuz konsantrasyonuna dirençli iken S. bovis grubu duyarlıdır.

Anahtar Kavram

S. bovis (S. gallolyticus) grubu bakterilerin biyokimyasal ayrımı ve klinik önemi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 154Soru

6868 yaşında diyabetik bir hasta, metisiline dirençli *Staphylococcus aureus* (MRSA) kaynaklı sağ uylukta derin yumuşak doku enfeksiyonu ve bakteremi nedeniyle daptomisin tedavisi almaktadır. Tedavinin 1010. gününde alınan kan kültürlerinde üremenin devam ettiği ve suşun daptomisin MİK değerinin 11 μg/mL\mu g/mL’den 44 μg/mL\mu g/mL’ye yükseldiği saptanıyor. Bu suşta gelişen daptomisin direncinin en olası moleküler mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: mprFmprF gen mutasyonu sonucu hücre membranındaki pozitif yük miktarının artması

Cevap

Daptomisin direnci, mprFmprF geni mutasyonuna bağlı olarak hücre membran yüzeyindeki pozitif yükün artması ve ilacın repülsiyon (itilme) yoluyla engellenmesi sonucunda gelişir.
Daptomisin, bakteri sitoplazmik membranına kalsiyuma bağımlı olarak bağlanan ve membran depolarizasyonuna yol açan bir lipopeptiddir. Direnç gelişiminde en önemli mekanizma mprFmprF (multi-peptide resistance factor) genindeki mutasyonlardır. Bu mutasyon, membrandaki negatif yüklü fosfatidilgliserol moleküllerinin, pozitif yüklü lizil-fosfatidilgliserole dönüşümünü artırır. Sonuç olarak hücre yüzeyindeki pozitif yük yoğunluğu artar ve pozitif yüklü daptomisin-kalsiyum kompleksini elektrostatik olarak iterek (repülsiyon) ilacın membrana bağlanmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın ve dirençli suşun özelliklerini değerlendir
Daptomisin kalsiyuma bağımlı etki gösteren, pozitif yüklü bir komplekstir.
Direnç mekanizmasını anlamak için ilacın fizikokimyasal etkileşimini bilmek gerekir.
2
mprFmprF geninin görevini analiz et
Mutasyon sonucunda fosfatidilgliserol (negatif yüklü), lizil-fosfatidilgliserole (pozitif yüklü) daha fazla dönüştürülür.
Hücre membranının elektriksel yük dengesinin nasıl değiştiğini belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Sonuç mekanizmasını açıkla
Artan pozitif yük, pozitif yüklü daptomisin-Ca kompleksini iter.
Direncin moleküler temeli bu elektrostatik itme (repülsiyon) kuvvetidir.

Anahtar Kavram

Daptomisin direnci, hücre membranı yüzeyindeki fosfatidilgliserolün lizilasyonu (mprF mutasyonu) sonucu pozitif yükün artması ve ilacın repülsiyon (itilme) mekanizmasıyla hedefinden uzaklaştırılmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 155Soru

Klinik izolatlarda çoklu antibiyotik direncinin yatay transferinde ve gen kasetlerinin bir araya getirilmesinde kritik rol oynayan 'Sınıf 1 integron' (Class 1 integron) yapıları incelendiğinde; gen kasetlerinin proksimalinde yer alan 5' korunmuş segment (5'-CS) ile distalinde yer alan 3' korunmuş segment (3'-CS) arasında belirgin fonksiyonel farklar olduğu görülür. Buna göre, tipik bir Sınıf 1 integronun 3' korunmuş segmentinde (3'-CS) aşağıdakilerden hangisinin bulunması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sülfonamid grubu antibiyotiklere dirençten sorumlu olan sul1sul1 geni

Cevap

Sınıf 1 integronların 3' korunmuş segmentinde (3'-CS) sülfonamid direncini kodlayan sul1sul1 geni bulunur.
Sınıf 1 integronlar, genetik yapısı itibariyle üç ana kısımdan oluşur. En başta (5' ucu) bulunan 5'-CS, sistemin çalışması için gerekli olan integras enzimini (intI1intI1), kasetlerin bağlanma bölgesini (attIattI) ve kasetlerin okunmasını sağlayan ortak promotörü (PcP_c) içerir. Gen kasetleri bu bölgeye eklenir. Yapının sonunda bulunan 3'-CS ise klinik izolatların çoğunda korunmuş haldedir ve dezenfektan direncinden sorumlu qacEΔ1qacE\Delta1 ile sülfonamid direncinden sorumlu sul1sul1 genlerini barındırır. Bu nedenle sülfonamid direnç geninin bulunması beklenen bir özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
İntegron yapısının bölümlerini tanımla
İntegronlar; 5' korunmuş segment (5'-CS), gen kasetlerinin bulunduğu değişken bölge ve 3' korunmuş segmentten (3'-CS) oluşur.
Genetik elemanların lokasyonunu belirlemek için temel yapısal bilgi gereklidir.
2
5'-CS bileşenlerini hatırla
5'-CS bölgesinde intIintI (integraz), PcP_c (ortak promotör) ve attIattI (entegrasyon bölgesi) bulunur.
Seçeneklerdeki 5' bileşenlerini elemek için gereklidir.
3
3'-CS bileşenlerini belirle
Klinik Sınıf 1 integronlarda 3'-CS bölgesinde qacEΔ1qacE\Delta1 ve sul1sul1 genleri yer alır.
Doğru yanıt olan sülfonamid direnç geninin (sul1sul1) konumunu doğrular.

Anahtar Kavram

İntegronlar, promotörü olmayan gen kasetlerini yakalayıp eksprese edebilen genetik platformlardır; Sınıf 1 integronlar klinik dirençte en yaygın olan tip olup 3' ucunda sülfonamid direnç geni taşırlar.
Soru 156Soru

6262 yaşında erkek hasta, sol uyluk bölgesinde travma öyküsü olmaksızın aniden başlayan şiddetli ağrı, şişlik ve ciltte bül oluşumu şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede etkilenen bölgede krepitasyon ve belirgin hassasiyet saptanıyor. Hastanın tıbbi öyküsünden iki ay önce evre IIIIII kolorektal adenokarsinom tanısı aldığı öğreniliyor. Yaradan alınan aspirat örneğinin anaerobik kültüründe 'swarming' (yayılan) tarzda üreme gösteren, Gram pozitif, subterminal sporlu basiller izleniyor.

Bu klinik tabloya neden olan mikroorganizma için en karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrointestinal maligniteler veya nötropeni ile ilişkili atravmatik miyonekrozun en sık etkenidir.

Cevap

Gastrointestinal maligniteler veya nötropeni ile ilişkili atravmatik miyonekrozun en sık etkeni olması
Doğru cevap olan ifade Clostridium septicumClostridium \ septicum'un en ayırıcı klinik özelliğidir. Bu bakteri, kolon kanseri gibi lezyonlardan barsak mukozasını geçerek hematojen yolla kas dokusuna ulaşır ve burada travma olmaksızın (atravmatik) miyonekroza neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını birleştirme
Travma olmaksızın gelişen gazlı gangren ve kolon kanseri öyküsü.
Atravmatik miyonekroz vakalarında altta yatan bir GİS patolojisi (tümör, divertikülit) veya nötropeni varlığı akla öncelikle Clostridium septicumClostridium \ septicum enfeksiyonunu getirmelidir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendirme
Gram pozitif, subterminal sporlu basil ve anaerobik 'swarming' üreme.
C. septicumC. \ septicum oldukça hareketli bir bakteri olup besiyeri yüzeyinde yayılarak üreme gösterir ve aerotolerant bir anaerobdur.
3
Etkeni tanımlama
Tanı: Clostridium septicumClostridium \ septicum enfeksiyonu.
Vakada verilen tüm klinik ve mikrobiyolojik veriler bu mikroorganizma ile tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Atravmatik gazlı gangren ve Clostridium septicum - Kolon kanseri ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 157Soru

33 aylık bir bebek; yaklaşık 1010 gündür devam eden, nöbetler halinde gelen ve sonunda inspiratuar stridorun (whoop) duyulduğu şiddetli öksürük şikayetiyle getirilmiştir. Hastanın fizik muayenesinde konjonktival hemoraji saptanmıştır. Yapılan laboratuvar incelemesinde beyaz küre sayısı 72.000/mm372.000/\text{mm}^3 olarak bulunmuş ve periferik yaymada bu hücrelerin %85\%85'inin olgun görünümlü küçük lenfositler olduğu görülmüştür. Bu klinik tabloya ve ekstrem lenfositoza neden olan mikroorganizmanın salgıladığı temel toksin ve etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğmaca toksini - GiG_i proteinini ADP-ribozilleyerek lenfositlerin kan dolaşımından lenfoid dokulara geçişini engellemesi

Cevap

Boğmaca toksini, GiG_i proteinini ADP-ribozilleyerek lenfositlerin kan dolaşımından lenfoid dokulara geçişini (ekstravazasyon) engeller.
Boğmaca toksini (PT), bir A-B yapılı ekzotoksindir. Toxin, konak hücresindeki heterotrimerik GG proteinlerinin αi\alpha_i (inhibitör) alt birimini ADP-ribozilleyerek inaktive eder. Bu durum adenilat siklazın inhibe edilememesine ve hücre içi cAMP düzeylerinin artmasına yol açar. Lenfositler özelinde bu sinyal blokajı, lenfositlerin kemokin reseptörleri (örneğin CCR7) aracılığıyla lenfoid dokulara ve lenf düğümlerine geçişini (ekstravazasyon/homing) engeller. Sonuç olarak lenfositler dolaşımda birikir ve 'lösemoid reaksiyon' olarak adlandırılan 50.000100.000/mm350.000-100.000/\text{mm}^3 düzeylerine varan lenfositoz tablosu oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
3 aylık bebekteki paroksismal öksürük ve 'whooping' sesi Bordetella pertussis (Boğmaca) enfeksiyonuna işaret eder.
Bu semptomlar boğmacanın kataral evresinden sonra gelen paroksismal evrenin tipik bulgularıdır.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
72.000/mm372.000/\text{mm}^3 lökosit ve %85\%85 lenfosit oranı, lösemiyi taklit edebilen ekstrem bir lenfositozdur.
Boğmaca, bakteriyel enfeksiyonlar arasında nötrofili yerine lenfositoz yapan nadir ve karakteristik bir etkendir.
3
Lenfositoz mekanizmasını belirle
Lenfositler üretilmekten ziyade, dokuya geçemeyip kanda hapis kalmaktadır.
Boğmaca toksini, kemokin reseptörlerinin sinyal iletimini sağlayan G proteinlerini inhibe ederek lenfositlerin 'homing' yeteneğini bozar.

Anahtar Kavram

Bordetella pertussis enfeksiyonunda görülen ekstrem lenfositozun nedeni, Boğmaca toksininin (Pertussis Toxin) lenfosit ekstravazasyonunu engellemesidir.

Daha Fazla Pratik

Bordetella pertussis'in diğer toksinleri olan Adenilat siklaz toksini ve Trakeal sitotoksinin hücresel hedeflerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 158Soru

Isıya duyarlı lümenli enstrümanın sterilizasyonu için tercih edilen hidrojen peroksit gaz plazma yönteminin etkinliğini doğrulamak amacıyla kullanılan biyolojik indikatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geobacillus stearothermophilus

Cevap

Hidrojen peroksit gaz plazma sterilizasyonu için kullanılan biyolojik indikatör Geobacillus stearothermophilus sporlarıdır.
Hidrojen peroksit gaz plazma sterilizasyonu, ısıya duyarlı aletler için kullanılan düşük sıcaklıklı bir yöntemdir. Bu yöntemin biyolojik monitörizasyonunda, yüksek ısılarda ve oksidan maddelere karşı direnci bilinen Geobacillus stearothermophilus sporları kullanılır. Bu mikroorganizma aynı zamanda buharlı sterilizasyon (otoklav) döngülerinde de standart indikatördür.

Adım Adım Çözüm

1
Sterilizasyon yöntemini belirle.
Yöntem: Hidrojen peroksit gaz plazma (düşük sıcaklık sterilizasyonu).
Soru kökünde ısıya duyarlı cihazlar için bu yöntemin seçildiği belirtilmiştir.
2
Bu yöntemle eşleşen biyolojik indikatörü hatırla.
Geobacillus stearothermophilus.
Hidrojen peroksit gaz plazma ve otoklav (121°C - 134°C) için standart izlem mikroorganizması budur.
3
Diğer seçenekleri eleyerek doğrula.
Bacillus atrophaeus'un etilen oksit ve kuru sıcaklık için olduğu bilgisiyle ayrım yap.
Yanlış eşleştirme riskini ortadan kaldırmak için yöntem-mikroorganizma spesifikliğini kontrol et.

Anahtar Kavram

Sterilizasyon yöntemlerine göre spesifik biyolojik indikatör kullanımı
Tahmini Süre:45s
Soru 159Soru

5555 yaşında, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle haftada 33 kez hemodiyalize giren erkek hasta, yüksek ateş ve titreme şikayetiyle acil servise başvuruyor. Kan kültüründe metisiline dirençli *Staphylococcus aureus* (MRSAMRSA) üremesi üzerine vankomisin tedavisi başlanıyor. Tedavinin 1212. gününde hastanın kan kültürlerinde üremenin devam etmesi üzerine yapılan ileri tetkiklerde, izolatın vankomisin MİK değeri 88 μg/mL\mu g/mL olarak saptanıyor ve elektron mikroskobunda bakteri hücre duvarında belirgin kalınlaşma izleniyor. Bu izolatın vankomisin duyarlılığındaki azalmadan sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peptidoglikan tabakasının kalınlaşması sonucu ilacın hedef bölgesine ulaşamadan tutulması

Cevap

Peptidoglikan tabakasının kalınlaşması sonucu ilacın hedef bölgesine ulaşamadan tutulması (trapping effect)
Vankomisine orta duyarlı *Staphylococcus aureus* (VISA) suşlarında direnç, peptidoglikan sentezinin artması ve hücre duvarının belirgin şekilde kalınlaşması ile karakterizedir. Bu kalınlaşmış tabaka, vankomisin moleküllerini bir sünger gibi emerek ve hapsederek (tuzaklanma/trapping) ilacın asıl hedefi olan hücre membranındaki öncül moleküllere ulaşmasını fiziksel olarak engeller. Soruda belirtilen 88 μg/mL\mu g/mL MİK değeri ve elektron mikroskobundaki kalınlaşma bulgusu bu mekanizmayı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Vignette analizi ve suş tanımlaması
MRSAMRSA enfeksiyonu olan bir hastada vankomisin tedavisine yanıtsızlık ve MİK değerinin 88 μg/mL\mu g/mL olması, izolatın 'Vankomisine Orta Duyarlı S. aureus' (VISA) olduğunu gösterir.
S.aureusS. aureus için vankomisin MİK sınırları; duyarlı 2\leq 2, orta duyarlı (VISA) 484-8, dirençli (VRSA) 16\geq 16 μg/mL\mu g/mL'dir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Elektron mikroskobunda görülen hücre duvarı kalınlaşması VISA suşları için tipik bir bulgudur.
Hücre duvarındaki peptidoglikan miktarının artması, vankomisin moleküllerinin 'trapping' (tuzaklanma) denilen mekanizma ile asıl hedef olan sitoplazmik membrandaki prekürsörlere ulaşmasını engeller.
3
Diğer direnç mekanizmalarının elenmesi
vanAvanA gen kümesi (B şıkkı) VRSA'ya özgüdür; porin kaybı (C şıkkı) Gram negatiflere özgüdür.
Soruda verilen klinik tablo ve morfolojik veri (kalınlaşmış duvar) doğrudan VISA mekanizmasına işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

VISA (Vankomisine Orta Duyarlı S. aureus) Direnç Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 160Soru

Akut sistit tanısı alan 2424 yaşındaki kadın hastaya ampirik olarak siprofloksasin tedavisi başlanmıştır. Siprofloksasinin bakteriler üzerindeki temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA giraz ve topoizomeraz IV enzimlerinin inhibisyonu

Cevap

Siprofloksasinin temel etki mekanizması DNA giraz ve topoizomeraz IV enzimlerinin inhibisyonudur.
Siprofloksasin, florokinolon grubu bir antibiyotiktir. Bakterilerde DNA replikasyonu, rekombinasyonu ve tamiri için gerekli olan DNA giraz (DNA topoizomeraz II) ve DNA topoizomeraz IV enzimlerini inhibe ederek bakterisidal etki gösterir. DNA giraz esas olarak DNA'daki negatif süperkıvrımlanmadan sorumluyken, topoizomeraz IV replike olmuş kardeş kromozomların birbirinden ayrılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın ait olduğu farmakolojik grubu belirleyin.
Siprofloksasin bir florokinolondur.
Doğru etki mekanizmasını saptamak için ilacın sınıfının bilinmesi gerekir.
2
Florokinolonların bakteriyel hücre içindeki hedeflerini hatırlayın.
Hedefler DNA giraz (topoizomeraz II) ve topoizomeraz IV enzimleridir.
Bu enzimler DNA replikasyonu sırasında oluşan topolojik gerilimi azaltmak ve DNA sarmallarını birbirinden ayırmak için kritiktir; inhibisyonları DNA sentezini durdurarak bakteriyi öldürür.

Anahtar Kavram

Florokinolonların etki mekanizması
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 8 / 20Sonraki
Bakteriyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 8 | Examkin