Mikoloji

596 soru

Soru 161Soru

3838 yaşında, bilinen bir immün yetmezliği olmayan ancak yapılan tetkiklerinde CD4+CD4^+ T-lenfosit sayısı 180/mm3180/mm^3 (İdiyopatik CD4+CD4^+ T-lenfositopenisi) saptanan bir erkek hasta; ilerleyici baş ağrısı ve konfüzyon şikayetleriyle başvuruyor. Beyin omurilik sıvısının (BOSBOS) çini mürekkebi incelemesinde geniş kapsüllü maya hücreleri görülüyor. BOSBOS kültüründe, "Bird Seed Agar" (Nijer tohumu besiyeri) kullanıldığında 4848 saat içerisinde koyu kahverengi-siyah kolonilerin oluştuğu gözleniyor. Bu besiyerinde gözlenen renk değişimine neden olan enzim ve bu enzimin kullandığı ana substrat eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenol oksidaz - L-DOPA

Cevap

Melanin sentezinden sorumlu olan Fenol oksidaz enzimi ve onun substratı olan L-DOPA eşleşmesi doğrudur.
Doğru cevap olan eşleşme, Cryptococcus neoformans'ın en önemli biyokimyasal ayırt edici özelliklerinden biridir. Fenol oksidaz (lakkaz) enzimi, besiyerinde bulunan L-DOPA (L-3,4-dihidroksifenilalanin) gibi substratları oksitleyerek melanin pigmentine dönüştürür. Bu durum kolonilerin koyu kahverengi veya siyah görünmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve laboratuvar verilerinden etkenin tanımlanması.
Etken Cryptococcus neoformans olarak tanımlanır.
Düşük CD4 sayısı, menenjit bulguları, çini mürekkebinde kapsüllü maya ve Bird Seed Agar'da siyah koloni oluşumu Kriptokok menenjiti için tipiktir.
2
Bird Seed Agar'daki biyokimyasal reaksiyonun belirlenmesi.
Renk değişiminin melanin sentezi olduğu saptanır.
Cryptococcus neoformans, fenol oksidaz enzimi aracılığıyla difenolik bileşikleri oksitleyerek melanin üretir.
3
Enzim ve substratın eşleştirilmesi.
Fenol oksidaz - L-DOPA eşleşmesi seçilir.
Besiyerindeki Guizotia abyssinica tohumları zengin difenolik bileşik (L-DOPA vb.) kaynağıdır; fenol oksidaz bu substratları kullanarak koyu renkli pigment oluşturur.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın fenol oksidaz enzimi aracılığıyla melanin sentezleyerek Bird Seed Agar'da koyu renkli koloniler oluşturması.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 162Soru

48 yaşında, Granülomatoz polianjiitis (GPAGPA) tanısıyla 2 aydır yüksek doz kortikosteroid ve siklofosfamid tedavisi alan bir kadın hasta; ateş, progresif dispne ve prodüktif olmayan öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede bilateral raller, arter kan gazında hipoksemi ve biyokimyasal incelemede belirgin laktat dehidrogenaz (LDHLDH) yüksekliği saptanıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde bilateral yaygın "buzlu cam" dansiteleri izleniyor. Bronkoalveoler lavaj örneğinde tanısı doğrulanan bu etken mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında temel sterol olarak ergosterol yerine kolesterol içermesi nedeniyle poliyen antifungallere doğal dirençlidir.

Cevap

Pneumocystis jirovecii, hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içerdiği için poliyen antifungallere (amfoterisin B) doğal direnç gösterir.
Pneumocystis jirovecii, diğer mantarların aksine hücre membranında temel sterol olarak ergosterol yerine kolesterol sentezler. Bu biyokimyasal fark, ergosterole bağlanarak gözenek oluşturan amfoterisin B ve nistatin gibi poliyen grubu antifungallere karşı mikroorganizmayı doğal olarak dirençli kılar. Bu nedenle tedavide antifungaller yerine trimetoprim-sülfametoksazol (TMPSMXTMP-SMX) tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
İmmünsüpresif tedavi (siklofosfamid, steroid), non-prodüktif öksürük, yüksek LDH ve tomografide buzlu cam görünümü Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) işaret eder.
Hastanın bağışıklık durumu ve radyolojik bulguları bu fırsatçı enfeksiyon için tipiktir.
2
Mikroorganizmanın biyokimyasal özelliklerinin hatırlanması
P. jirovecii bir mantar olmasına rağmen klasik mantar özelliklerinden sapmalar gösterir.
Membranında kolesterol bulunması ve besiyerinde üretilememesi en önemli farklarıdır.
3
Seçeneklerin farmakolojik ve mikrobiyolojik açıdan değerlendirilmesi
Membran sterolü farkı, ilaç direncini doğrudan açıklar.
Amfoterisin B ergosterole bağlanarak etki eder; hedef molekülün (ergosterol) yokluğu direnç nedenidir.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin tipik mantarlardan farkları: Membranında kolesterol içermesi, besiyerinde ürememesi ve kist/trofozoit formlarının boyanma özellikleri.

Daha Fazla Pratik

P. jirovecii'nin trofozoit ve kist formlarının hangi boyalarla (GMS vs Giemsa) seçildiğini ve CD4 eşik değerlerini tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 163Soru

Mantar hücresinde ergosterol biyosentez yolunda görev alan skualen epoksidaz enzimini inhibe ederek etki gösteren antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terbinafin

Cevap

Mantar hücresinde skualen epoksidaz enzimini inhibe eden ilaç terbinafindir.
Doğru seçenek olan ilaç, alilamin grubuna aittir ve mantar hücre membranının temel bileşeni olan ergosterolün sentezinde kritik bir adım olan skualen epoksidaz enzimini inhibe eder. Bu durum hem hücre içinde toksik skualen birikmesine hem de membran bütünlüğü için gerekli ergosterolün sentezlenememesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen hedef enzimi (skualen epoksidaz) belirle.
Hedef, ergosterol sentezinin erken basamaklarında yer alan skualen epoksidazdır.
Antifungal ilaçların etki mekanizmalarını ayırt etmek için spesifik hedeflerin bilinmesi gerekir.
2
Bu enzimi inhibe eden ilaç grubunu hatırla.
Alilaminler (örneğin terbinafin ve naftifin) bu enzimi inhibe eder.
Alilaminler, skualen birikimine ve ergosterol eksikliğine yol açarak fungisidal etki gösterir.
3
Seçenekler arasından uygun ilacı seç.
Terbinafin seçeneği doğru cevaptır.
Diğer seçenekler farklı mekanizmalarla (azoller, poliyenler, ekinokandinler) etki gösterir.

Anahtar Kavram

Antifungal ilaçların ergosterol sentez yolundaki farklı hedefleri (Alilaminler vs Azoller).

Alternatif Yöntem

İlaç gruplarını hedeflerine göre 'Duvar (Ekinokandin)', 'Membran-Sentez (Alilamin/Azol)', 'Membran-Yapı (Poliyen)' ve 'Çekirdek (Flusitozin/Griseofulvin)' şeklinde sınıflandırarak elemeli gidilebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 164Soru

4242 yaşında, Hodgkin lenfoma tanısıyla kemoterapi alan erkek hasta; son 33 haftadır devam eden künt karakterli baş ağrısı, hafif ateş ve kişilik değişiklikleri nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde hafif ense sertliği saptanıyor. Yapılan lomber ponksiyonda; BOS açılış basıncı 320320 mmH 2_2 O, protein 110110 mg/dL, glukoz 3535 mg/dL ve lökosit sayısı 4545/mm 3^3 (%9090 lenfosit) bulunuyor. BOS örneğinin doğrudan mikroskobik incelemesinde (Çini mürekkebi) etken görülmemesine rağmen, kapsüler antijen tarama testi pozitif sonuçlanıyor. Kesin tanı konulan bu olguda, etkenin virülansında ve laboratuvar tanısında kritik rol oynayan fenol oksidaz enzim aktivitesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu enzim, konak dokusundaki dopamin gibi katekolaminleri substrat olarak kullanarak melanin üretir ve etkenin santral sinir sistemi tropizmine katkıda bulunur.

Cevap

Fenol oksidaz enzimi, konak dokusundaki dopamin gibi katekolaminleri kullanarak melanin üretir ve bu durum etkenin santral sinir sistemi tropizmine katkıda bulunur.
Fenol oksidaz (lakkaz) enzimi, Cryptococcus türlerinin beyin dokusuna olan özel ilgisini (nörotropizm) açıklayan temel virülans faktörüdür. Bu enzim, beyinde bol miktarda bulunan dopamin ve epinefrin gibi katekolaminleri substrat olarak kullanarak melanin sentezler. Melanin tabakası, mantarı konak hücrelerinin (makrofajlar, nötrofiller) oksidatif saldırılarından korur. Laboratuvarda kullanılan Bird Seed (Niger Seed) Agar'daki kahverengi-siyah koloniler de bu enzim aktivitesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Hodgkin Lenfoma gibi hücresel immünite kusuru olan bir hastada subakut menenjit bulguları (yüksek BOS basıncı, lenfositik pleositoz) Cryptococcus neoformans enfeksiyonunu düşündürür.
Cryptococcus, fırsatçı bir maya olarak immünosuprese hastalarda en sık menenjit etkenlerinden biridir.
2
Tanısal testlerin yorumlanması
Çini mürekkebi incelemesi bazen negatif olabilir, ancak kapsüler antijen testinin (Latex aglütinasyon) pozitifliği tanıyı kesinleştirir.
Antijen testi, Çini mürekkebine göre çok daha duyarlıdır.
3
Virülans mekanizmasının analizi
Fenol oksidaz (lakkaz) enzimi, difenolik bileşikleri (dopamin, adrenalin, kafeik asit) okside ederek melanin üretir.
Melanin, mantarı oksidatif stresten korur ve beyindeki dopamin zenginliği etkenin neden nörolojik tutulum yaptığını (tropizm) açıklar.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın fenol oksidaz (lakkaz) aktivitesi ve melanin sentezi ile nörotropizm ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 165Soru

Kronik bronşiyal astım öyküsü olan 3535 yaşındaki kadın hasta; tekrarlayan hışıltılı solunum (wheezing) atakları, ateş ve koyu kahverengi müköz tıkaçların eşlik ettiği öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde periferik kanda eozinofili saptanıyor ve serum total IgEIgE düzeyi >1000>1000 IU/mLIU/mL bulunuyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde 'parmak ucu eldiven' (finger-in-glove) görünümü ve santral bronşektazi izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu tablonun gelişiminden sorumlu olan temel immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alerjik bronkopulmoner aspergillozis - Tip I ve Tip III hipersensitivite

Cevap

Alerjik bronkopulmoner aspergillozis (ABPA), astımlı hastalarda Aspergillus antijenlerine karşı gelişen Tip I ve Tip III hipersensitivite reaksiyonudur.
Alerjik bronkopulmoner aspergillozis (ABPA), Aspergillus türlerinin (özellikle A. fumigatus) bronşlarda kolonize olması sonucu gelişen, astım ve kistik fibrozis hastalarına özgü bir komplikasyondur. Tanısında total IgE düzeyinin >1000>1000 IU/mLIU/mL olması, eozinofili ve radyolojide santral bronşektazi (parmak ucu eldiven manzarası) kritik öneme sahiptir. Mekanizma olarak IgE aracılı Tip I ve immün kompleks aracılı Tip III hipersensitivite reaksiyonları birlikte görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik zeminini analiz et.
Astım öyküsü olan bir hastada gelişen akciğer semptomları belirlendi.
ABPA tipik olarak astım veya kistik fibrozis hastalarında görülür.
2
Laboratuvar ve radyolojik bulguları değerlendir.
Yüksek IgE, eozinofili, kahverengi balgam ve BT'deki santral bronşektazi ABPA tanısını destekler.
Bu bulgular mantar kolonizasyonuna karşı gelişen yoğun immün yanıtı gösterir.
3
İmmünolojik mekanizmayı tanımla.
Hızlı yanıt (Tip I - IgE) ve immün kompleks oluşumu (Tip III) birlikte rol oynar.
ABPA patogenezi her iki hipersensitivite tipinin kombinasyonudur.

Anahtar Kavram

Aspergillus enfeksiyonlarının klinik spektrumu konakçı immün yanıtına göre değişir; ABPA bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur.

Daha Fazla Pratik

Aspergillus enfeksiyonlarının radyolojik bulgularını (Halo belirtisi, Hava-hilal belirtisi, Monod belirtisi) karşılaştırmalı olarak inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 166Soru

2020 gün önce biyoprotez kapak replasmanı yapılan ve total parenteral nütrisyon (TPN) desteği alan 6262 yaşındaki erkek hastada yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişiyor. Yapılan ekokardiyografide protez kapak üzerinde vejetasyon saptanıyor. Kan kültüründen izole edilen maya mantarı Cornmeal-Tween 8080 agarda incelendiğinde; 'adaçayı' (sage brush) benzeri görünüm oluşturan kıvrımlı yalancı hifler ve bu hiflerin uçlarında büyük blastokonidyumlar gözleniyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları temel alındığında, etken olması en olası mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida parapsilosis

Cevap

Vakadaki klinik ipuçları (protez kapak, TPN kullanımı) ve laboratuvar bulgusu (Cornmeal agarda 'adaçayı' görünümü) etkenin Candida parapsilosis olduğunu göstermektedir.
Doğru yanıt olan Candida parapsilosis, total parenteral nütrisyon (TPN) alan hastalarda ve damar içi kateteri olanlarda en sık izole edilen non-albicans türlerden biridir. Mikrobiyolojik tanıda mısır unlu (Cornmeal) agarda oluşturduğu 'adaçayı' veya 'kibrit çöpü' benzeri psödohif morfolojisi patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini analiz et
Hastada biyoprotez kapak ve total parenteral nütrisyon (TPN) kullanımı mevcuttur. Bu faktörler Candida parapsilosis enfeksiyonları için klasik risk faktörleridir.
C. parapsilosis, biyofilm oluşturma yeteneği sayesinde yabancı cisimlere ve glukozdan zengin TPN solüsyonlarına yüksek afinite gösterir.
2
Mikrobiyolojik morfolojiyi değerlendir
Cornmeal-Tween 80 agarda gözlenen 'adaçayı' (sage brush) veya 'kibrit çöpü' benzeri psödohif yapısı tanımlanmıştır.
Bu morfolojik görünüm C. parapsilosis'in laboratuvar tanısında kullanılan en spesifik görsel bulgudur.

Anahtar Kavram

Candida parapsilosis; özellikle damar içi kateterler, protez kapaklar ve TPN kullanımı ile ilişkilidir; Cornmeal agarda 'adaçayı' görünümü ile tanınır.
Soru 167Soru

Klinik muayenesinde hem saçlı deri enfeksiyonu (tinea capitistinea\ capitis) hem de tırnak enfeksiyonu (tinea unguiumtinea\ unguium) saptanan bir hastada, bu tabloya neden olan etkenin aşağıdaki dermatofit cinslerinden hangisine ait olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trichophyton

Cevap

Trichophyton cinsi dermatofitler saç, deri ve tırnak dokularının her üçünde de enfeksiyon oluşturabilme özelliğine sahiptir.
Trichophyton cinsi, dermatofitler arasında saç, deri ve tırnak dokularının her üçünü de tutabilen tek cinstir. Bu nedenle hem tinea capitis (saç) hem de tinea unguium (tırnak) saptanan bir hastada en olası etken Trichophyton türleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Hastada hem saç (tinea capitistinea\ capitis) hem de tırnak (tinea unguiumtinea\ unguium) tutulumu bir arada bulunmaktadır.
Bu kombinasyon, etkenin her iki dokuyu da enfekte edebilme yeteneğini gerektirir.
2
Dermatofit cinslerinin doku tropizmini hatırla
Microsporum (Saç-Deri), Epidermophyton (Deri-Tırnak), Trichophyton (Saç-Deri-Tırnak).
Dermatofitlerin cins düzeyinde ayrımı, enfekte ettikleri dokular üzerinden yapılır.
3
Eşleşen cinsi seç
Hem saç hem tırnak tutulumu yapabilen tek cins Trichophyton'dur.
Epidermophyton saçı, Microsporum ise tırnağı tutmadığı için bu tabloya neden olamazlar.

Anahtar Kavram

Dermatofit cinslerinin (Trichophyton, Microsporum, Epidermophyton) doku tropizmi üzerinden ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:45s
Soru 168Soru

5252 yaşında, ağır kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle son 33 aydır günlük 4040 mg prednizolon kullanan bir hasta; progresif dispne, öksürük ve yüksek ateş ile yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) multipl nodüler lezyonlar ve yer yer kavitasyonlar izleniyor. Bronkoalveolar lavaj (BAL) örneğinin direkt mikroskobik incelemesinde septalı, birbirine paralel ve düzenli 4545^{\circ} açıyla dallanma gösteren hif yapıları saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablo ve olası etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıda kullanılan serum galaktomannan testinin duyarlılığı, bu hastada nötropenik hastalara oranla daha düşüktür.

Cevap

Tanıda kullanılan serum galaktomannan testinin duyarlılığı, non-nötropenik hastalarda (KOAH, steroid kullanımı vb.) nötropenik hastalara göre belirgin şekilde daha düşüktür.
Serum galaktomannan antijeni, Aspergillus türlerinin hücre duvarında bulunan bir polisakkarittir. Nötropenik hastalarda, anjioinvazyonun belirgin olması ve nötrofil aracılı temizlenmenin yetersizliği nedeniyle serum galaktomannan testi yüksek duyarlılığa (%80'in üzerinde) sahiptir. Ancak KOAH veya uzun süreli steroid kullanımı olan non-nötropenik hastalarda, antijenin dolaşıma salınımı daha sınırlıdır ve mevcut nötrofiller (işlevsel olarak zayıf olsalar da) antijeni temizlemeye devam eder. Bu nedenle serum galaktomannan testinin duyarlılığı bu hastalarda belirgin şekilde düşüktür (%20-50 arası). Bu hastalarda BAL galaktomannan testi tanısal açıdan daha değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerinin ve radyolojik bulguların analizi
KOAH ve steroid kullanımı zemininde multipl nodüler ve kavitasyonel lezyonlar saptandı.
Hastanın bağışıklık durumu ve radyolojik görünümü invaziv fungal enfeksiyon (özellikle IPA) riskini belirler.
2
Mikroskobik bulguların değerlendirilmesi
Septalı ve 45 derece dallanan hiflerin görülmesi etkenin Aspergillus türü olduğunu gösterdi.
Hif morfolojisi, küf mantarları arasında ayırıcı tanıda kullanılan en temel kriterdir.
3
Tanısal testlerin duyarlılık ve özgüllük açısından karşılaştırılması
Serum galaktomannan testinin bu hastadaki (non-nötropenik) düşük duyarlılığı göz önünde bulunduruldu.
Tanısal testlerin performansı konakçının immün durumuna (nötropeni varlığına) göre değişkenlik gösterir.

Anahtar Kavram

İnvaziv Pulmoner Aspergillozis (İPA) tanısında konak faktörlerinin laboratuvar test duyarlılığı üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 169Soru

Kuzey Amerika'nın Büyük Göller (Great Lakes) havzasında kamp yaptıktan sonra ateş, öksürük ve granülomatöz deri lezyonları gelişen bir hastadan alınan balgam örneği laboratuvara gönderiliyor. Etkenin 25C25^\circ C'deki kültüründe septalı hifler ve konidialar saptanıyor. Bu etkenin 37C37^\circ C'deki maya formunda görülmesi beklenen en karakteristik morfolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş tabanlı tomurcuklanan kalın duvarlı maya hücreleri

Cevap

Geniş tabanlı tomurcuklanan kalın duvarlı maya hücreleri
Geniş tabanlı tomurcuklanan kalın duvarlı maya hücreleri seçeneği doğrudur; çünkü Blastomyces dermatitidis dokuda veya 37C37^\circ C'de 'broad-based budding' olarak bilinen, ana hücre ile yavru hücrenin geniş bir tabanla birleştiği karakteristik maya formunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi bölge ve maruziyet analizi
Büyük Göller (Great Lakes) bölgesi ve toprak teması, akla öncelikle Blastomyces dermatitidis'i getirir.
Sistemik mikozlarda coğrafi bölge (Blastomyces için Kuzey Amerika'nın doğusu ve iç kısımları) ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Termal dimorfizm özelliğinin uygulanması
Etken 25C25^\circ C'de küf (hif), 37C37^\circ C'de (vücut ısısı/doku) maya formundadır.
Sistemik mikoz etkenlerinin tümü termal dimorfiktir.
3
Morfolojik tanımlama
Blastomyces dermatitidis'in maya formu kalın duvarlıdır ve karakterize 'geniş tabanlı' (broad-based) tomurcuklanma yapar.
Her endemik mikozun maya fazı kendine özgü mikroskobik özelliklere sahiptir.

Anahtar Kavram

Blastomyces dermatitidis'in termal dimorfizmi ve 'broad-based budding' (geniş tabanlı tomurcuklanma) özelliği.
Soru 170Soru

38 yaşında, HIV pozitif (CD4+ hücre sayısı: 65/mm365/mm^3) bir hasta; iki haftadır giderek artan baş ağrısı, düşük dereceli ateş ve hafif konfüzyon şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ense sertliği saptanıyor. Yapılan lomber ponksiyon sonrası beyin omurilik sıvısı (BOS) basıncının belirgin arttığı, lenfositik pleositoz ile birlikte glukozun düşük ve proteinin yüksek olduğu görülüyor. BOS örneğinin çini mürekkebi ile boyanmasında geniş kapsüllü maya hücreleri izleniyor. Bu enfeksiyonun etkeni ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenol oksidaz aktivitesi sayesinde kuş yemi (Staib) agarında siyah-kahverengi koloniler oluşturur.

Cevap

Etkenin fenol oksidaz aktivitesi sayesinde kuş yemi (Staib) agarında siyah-kahverengi koloniler oluşturması doğrudur.
Kriptokokların en karakteristik özelliklerinden biri fenol oksidaz (lakkaz) enzimine sahip olmalarıdır. Bu enzim, kuş yemi (Staib veya Niger seed) agarında bulunan substratları (örneğin kafeik asit) melanin pigmentine oksitleyerek kolonilerin siyah veya koyu kahverengi görünmesini sağlar. Bu özellik, C. neoformans'ın identifikasyonunda altın standartlardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
HIV pozitif, düşük CD4 sayılı bir hastada subakut menenjit bulguları saptandı.
Kriptokokkal menenjit, AIDS hastalarında en sık görülen fungal santral sinir sistemi enfeksiyonudur.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
BOS'ta artmış basınç, lenfositik pleositoz ve çini mürekkebinde kapsüllü maya görüldü.
Çini mürekkebi preparatında görülen karakteristik geniş kapsül, Cryptococcus neoformans tanısı için tipiktir.
3
Etkenin biyokimyasal özelliklerinin eşleştirilmesi
C. neoformans'ın üreaz pozitifliği ve fenol oksidaz aktivitesi olduğu hatırlandı.
Kuş yemi (Staib/Niger seed) agarında melanin pigmenti oluşumu C. neoformans identifikasyonunda anahtar testtir.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın tanısında kapsül varlığı (çini mürekkebi) ve fenol oksidaz aktivitesi (kuş yemi agarı) temel belirleyicilerdir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 171Soru

Akut lenfoblastik lösemi tanısıyla izlenen ve kemoterapiye bağlı ağır nötropenik evrede olan 5252 yaşında erkek hastada; tedaviye dirençli ateş, öksürük ve hemoptizi gelişmesi üzerine yapılan tetkiklerde invaziv pulmoner aspergilloz düşünülerek amfoterisin B tedavisi başlanmıştır. Klinik tabloda düzelme görülmeyen hastanın kültüründe tarçın rengi (cinnamon-brown) koloniler üremiş ve mikroskobik incelemede septalı hiflerin yan kısımlarında "aleurioconidia" (lateral mikrokonidyumlar) yapıları saptanmıştır. Bu hastadaki enfeksiyona neden olan ve amfoterisin B'ye doğal dirençli olmasıyla bilinen Aspergillus türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus terreus

Cevap

Aspergillus terreus
Doğru yanıt olan seçenek, amfoterisin B'ye intrinsik dirençli olmasıyla klinik olarak önem taşıyan Aspergillus terreus türünü belirtmektedir. Bu mantar, laboratuvar ortamında tarçın rengi (cinnamon) koloniler oluşturur ve mikroskobik olarak hiflerin yanlarında 'aleurioconidia' adı verilen küçük, yuvarlak sporlar bulundurmasıyla diğer türlerden ayırt edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryonun değerlendirilmesi
Nötropenik bir hastada amfoterisin B tedavisine yanıt vermeyen invaziv bir mantar enfeksiyonu tespit edildi.
Tedavi başarısızlığı, etkene özgü bir ilaç direnci olasılığını akla getirmelidir.
2
Mikrobiyolojik verilerin analizi
Tarçın rengi koloniler ve lateral mikrokonidyumlar (aleurioconidia) saptandı.
Bu morfolojik özellikler Aspergillus türleri arasında ayırıcı tanıda anahtar rol oynar.
3
Etkenin tanımlanması
Özelliklerin tamamı Aspergillus terreus ile uyumludur.
Aspergillus terreus, amfoterisin B'ye doğal (intrinsik) dirençli olmasıyla klinik pratikte diğer türlerden ayrılan kritik bir fırsatçı patojendir.

Anahtar Kavram

Aspergillus terreus, amfoterisin B'ye doğal dirençli olması ve morfolojik olarak tarçın rengi koloniler ile hifler üzerinde aleurioconidia yapıları oluşturmasıyla karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 172Soru

Sırt bölgesinde hafif kaşıntılı, hipopigmente lezyonları olan 24 yaşındaki bir hastanın fizik muayenesinde lezyonların üzerine hafifçe bastırıldığında unsu bir dökülme olduğu (Besnier belirtisi) gözlenmiştir. Wood lambası muayenesinde lezyonlarda sarı-altın rengi floresan saptandığına göre, bu hastadan alınan deri kazıntısının %10’luk potasyum hidroksit (KOH) preparatı ile yapılan direkt mikroskobik incelemesinde görülmesi beklenen tipik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kısa, kıvrımlı hifler ve yuvarlak maya hücrelerinden oluşan "spagetti ve köfte" görünümü

Cevap

Kısa, kıvrımlı hifler ve yuvarlak maya hücrelerinden oluşan "spagetti ve köfte" görünümü
Hastanın klinik tablosu (hipopigmente lezyonlar, Besnier belirtisi) ve Wood lambasında saptanan sarı-altın rengi floresan, etkenin Malassezia furfur olduğunu ve hastalığın Pityriasis versicolor olduğunu gösterir. Malassezia furfur'un deri kazıntısı örneğinin KOH ile incelenmesinde, etkenin hem maya (blastospor) hem de kısa, kalın hif formlarının bir arada görülmesi karakteristik 'spagetti ve köfte' görünümünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Gövdede hipopigmente lezyonlar ve Besnier belirtisi (unsu dökülme) Pityriasis versicolor'u düşündürür.
Bu belirtiler Pityriasis versicolor'un tipik klinik sunumudur.
2
Wood lambası bulgusunu yorumla.
Sarı-altın rengi floresan Malassezia furfur varlığına işaret eder.
Malassezia furfur, tinea versicolor olgularında bu spesifik floresanı verir.
3
KOH mikroskopisi bulgusunu belirle.
Kısa hifler ve maya hücrelerinin bir arada görülmesi (spagetti ve köfte).
Malassezia furfur'un deri kazıntısında gösterilen en karakteristik mikroskobik formudur.

Anahtar Kavram

Pityriasis Versicolor (Malassezia furfur) Tanısı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 173Soru

Antifungal ilaçlara karşı direnç gelişiminde, ilacın aktif olarak hücre dışına atılmasını sağlayan eflüks pompaları kritik rol oynar. *Candida albicans* izolatlarında azol direncinden sorumlu olan ve enerji kaynağı olarak ATP hidrolizini kullanan "ATP-binding cassette" (ABC) taşıyıcı protein ailesine mensup gen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CDR1CDR1

Cevap

Azol direncinde rol oynayan ve ATP kullanarak çalışan ABC taşıyıcı ailesi geni CDR1'dir.
Mantar hücrelerinde azol grubu antifungallere karşı gelişen en yaygın direnç mekanizmalarından biri eflüks pompalarının aşırı ekspresyonudur. Bu pompalar iki ana aileye ayrılır: ABC (ATP-binding cassette) ve MFS (Major Facilitator Superfamily). ABC ailesinin en önemli üyesi olan bu gen, enerji olarak ATP kullanır ve sadece azolleri değil, yapısal olarak ilişkisiz birçok molekülü de hücre dışına pompalayarak çoklu ilaç direnci (MDR) fenotipine katkıda bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Direnç mekanizmasını belirle
İlacın hücre dışına aktif transportu (eflüks).
Soruda ilacın dışarı atılmasından sorumlu bir pompa sorulmaktadır.
2
Enerji kaynağını analiz et
ATP hidrolizi kullanan grup: ABC (ATP-binding cassette) taşıyıcıları.
MFS (Major Facilitator Superfamily) taşıyıcıları ise elektrokimyasal proton gradientini kullanır.
3
Gen eşleştirmesini yap
CDR1 (Candida Drug Resistance 1) geni ABC ailesindendir.
MDR1 geni ise MFS ailesine aittir.

Anahtar Kavram

Candida türlerinde azol direnci mekanizmaları: ABC transporter (CDR1/2) vs MFS transporter (MDR1).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 174Soru

Yapısal ve genetik özellikleri nedeniyle mantarlar aleminde sınıflandırılmasına rağmen, hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması sebebiyle klasik antifungallere (amfoterisin B, azoller) yanıt vermeyen ve tedavisinde trimetoprim-sülfametoksazol tercih edilen fırsatçı patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii

Cevap

PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii, hücre membranında ergosterol bulundurmadığı için klasik antifungallere dirençli olan ve antibakteriyel bir ajan olan trimetoprim-sülfametoksazol ile tedavi edilen özgün bir mantardır.
Doğru yanıt olan seçenek, PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii'nin en karakteristik biyokimyasal özelliğini ve klinik yansımasını tarif etmektedir. Bu mikroorganizma taksonomik olarak mantardır ancak membranında kolesterol bulunması onu amfoterisin B gibi ergosterolü hedefleyen ilaçlara karşı korur. Bu paradoksal durum, mantar enfeksiyonu olmasına rağmen tedavisinde bir antibakteriyel kombinasyonu olan TMP-SMX'in kullanılmasını zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Etkenin biyolojik sınıflandırmasını belirleme
Mikroorganizmanın genetik olarak mantarlar aleminde yer aldığı saptanır.
Soruda mantar özelliklerine sahip ancak farklı davranan bir etken aranmaktadır.
2
Hücre membranı sterol yapısını analiz etme
PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii membranında ergosterol yerine kolesterol bulunur.
Bu özellik, poliyen ve azol grubu ilaçların etkisiz kalmasının temel nedenidir.
3
Tedavi protokolünü değerlendirme
İlk seçenek tedavinin trimetoprim-sülfametoksazol (TMP-SMX) olduğu belirlenir.
Tipik antifungal hedefleri eksik olduğu için folat antagonisti olan antibakteriyel ilaçlar kullanılır.

Anahtar Kavram

PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii'nin ergosterol eksikliği ve buna bağlı amfoterisin B direnci.
Tahmini Süre:45s
Soru 175Soru

3535 yaşındaki HIV pozitif erkek hasta, tekrarlayan özofageal kandidiyazis nedeniyle uzun süredir flukonazol kullanmaktadır. Son başvurusunda yutma güçlüğü şikayeti devam eden hastadan alınan lezyon örneğinde; germ tüp testi pozitif olan ve mısır unlu (cornmeal) agarda terminal klamidosporlar oluşturan maya mantarı izole edilmiştir. Antifungal duyarlılık testinde izolatın flukonazole dirençli olduğu saptanmıştır. Yapılan moleküler çalışmalarda, bu dirençten hücre zarındaki bir dışa atım pompasının (efflux pump) sorumlu olduğu ve bu pompanın enerji kaynağı olarak ATPATP kullandığı belirlenmiştir.

Bu hastadaki direnç mekanizmasında görev alan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CDR1CDR1

Cevap

CDR1CDR1 (Candida Drug Resistance 1), CandidaCandida türlerinde azol direncinin en yaygın mekanizmalarından biri olan ve enerji kaynağı olarak ATPATP kullanan bir ABCABC transporter proteinidir.
Doğru seçenek olan CDR1CDR1 (CandidaCandida Drug Resistance 1), CandidaCandida albicansalbicans'da bulunan ve azolleri hücre dışına pompalayarak direnç oluşturan bir ABCABC (ATP-Binding Cassette) taşıyıcısıdır. Bu proteinler, ilacı konsantrasyon gradyanına karşı dışarı atmak için doğrudan ATPATP hidrolizinden elde edilen enerjiyi kullanırlar. Özellikle kronik flukonazol kullanımı olan HIV pozitif hastalarda CDRCDR genlerinin aşırı ekspresyonu sık görülen bir direnç mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Etken tanımlama
CandidaCandida albicansalbicans
Germ tüp pozitifliği ve terminal klamidospor oluşumu C.albicansC. albicans için karakteristiktir.
2
Direnç tipini belirleme
Dışa atım pompası (Efflux pump)
Soruda ilacın hücre dışına pompalandığı belirtilmiştir.
3
Enerji kaynağını analiz etme
ATPATP bağımlı (ABCABC ailesi)
Soruda pompanın ATPATP kullandığı vurgulanmıştır.
4
Doğru gen/protein eşleştirmesi
CDR1CDR1
CandidaCandida albicansalbicans'da CDR1CDR1 ve CDR2CDR2 genleri ABCABC tipi taşıyıcıları kodlar.

Anahtar Kavram

CandidaCandida türlerinde azol direnci mekanizmalarından olan dışa atım pompaları enerji kaynaklarına göre ikiye ayrılır: ABCABC transporterlar (CDR1,CDR2CDR1, CDR2) ATPATP kullanırken, MFSMFS transporterlar (MDR1MDR1) proton gradyanını kullanır.

İpuçları

1
Germ tüp pozitifliği ve klamidosporlar etkenin C.albicansC. albicans olduğunu kesinleştirir.
2
CandidaCandida'da iki ana pompa ailesi vardır: ABCABC ve MFSMFS. Soruda ATPATP bağımlı olan sorulmaktadır.
3
İsimlendirmede 'MDR' genel bir terim gibi dursa da, CandidaCandida'da ATPATP kullanan pompalara 'CDR' (Candida Drug Resistance) ismi verilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Ekinokandin direncinden sorumlu FKSFKS gen mutasyonlarını ve hangi CandidaCandida türlerinde bu direncin daha sık görüldüğünü gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 176Soru

42 yaşında kadın hasta, çocukluğundan beri saçlarında dökülme ve kafa derisinde yer yer çukurlaşmış, kükürt sarısı renginde krutlar (skutula) ile seyreden lezyonlar nedeniyle başvuruyor. Muayenede kafa derisinden 'fare idrarı' kokusu yayıldığı, bazı alanlarda kalıcı sikatrisyel alopesi geliştiği ve Wood lambası ile yapılan incelemede saçların soluk yeşil bir floresans verdiği gözleniyor. Bu hastadan alınan örneklerin mikroskobik incelemesinde aşağıdaki morfolojik yapılardan hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geyik boynuzu (favic chandeliers) şeklinde dallanan hif yapıları

Cevap

Hastanın klinik tablosu (skutula, kalıcı alopesi, fare idrarı kokusu) ve Wood lambası bulgusu (soluk yeşil floresans) tipik bir Favus vakasını işaret etmektedir; bu tablonun en yaygın etkeni olan Trichophyton schoenleinii mikroskopisinde 'geyik boynuzu' (favic chandeliers) hif yapıları görülür.
Doğru seçenek olan geyik boynuzu yapıları, Trichophyton schoenleinii'nin en tipik mikroskobik özelliğidir. Hastadaki skutula varlığı ve kalıcı kellik (sikatrisyel alopesi) Favus tablosunun klasik göstergeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Kükürt sarısı krutlar (skutula), sikatrisyel alopesi ve tipik koku Favus (Tinea capitis favosa) tanısını koydurur.
Bu semptomlar dermatofit enfeksiyonları içinde sadece Favus tablosuna özgüdür.
2
Wood lambası bulgusunu analiz et.
Soluk yeşil floresans, etkenin Trichophyton schoenleinii olduğunu destekler.
Microsporum türleri parlak yeşil floresans verirken, T. schoenleinii daha sönük/soluk bir yeşil floresans ile ayrılır.
3
Etkenin morfolojik özelliğini belirle.
T. schoenleinii mikroskopisinde geyik boynuzu (favic chandeliers) hifleri, klamidosporlar ve saç içinde hava kabarcıkları izlenir.
Geyik boynuzu yapıları bu spesifik etkenin en karakteristik laboratuvar tanımlayıcısıdır.

Anahtar Kavram

Trichophyton schoenleinii ve Favus (Tinea capitis favosa) laboratuvar tanısı.
Soru 177Soru

Kolombiya'nın kırsal bölgelerinde uzun süre vakit geçiren 50 yaşındaki erkek hastada, öksürük ve ağız mukozasında ağrılı, granülomatöz ülseratif lezyonlar gelişmiştir. Biyopsi örneğinin mikroskobik incelenmesinde 'denizci dümencisi' (mariner's wheel) görünümünde, ana hücreden çok sayıda tomurcuklanma gösteren maya hücreleri saptanmıştır. Bu enfeksiyon etkeninin laboratuvar üretilme koşulları ve morfolojisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besiyerinde 25C25^\circ C’de hiflerden oluşan küf fazında ürerken, 37C37^\circ C’de çoklu tomurcuklanan maya formuna dönüşür.

Cevap

Etken Paracoccidioides brasiliensis olup, oda sıcaklığında (25C25^\circ C) küf fazında, 37C37^\circ C’de ise maya fazında üreyen termal dimorfik bir mantardır.
Doğru seçenek, Paracoccidioides brasiliensis'in termal dimorfizm özelliğini doğru tanımlamaktadır. Bu mantar oda sıcaklığında (25C25^\circ C) miçelyal (hifli) küf yapısında ürerken, vücut ısısında veya 37C37^\circ C’deki zenginleştirilmiş besiyerlerinde karakteristik çoklu tomurcuklanan (pilot dümeni) maya formuna dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka verileri analiz edilir.
Güney Amerika (Kolombiya) seyahati, ağız mukozasında ülseratif lezyonlar ve 'denizci dümencisi' görünümü saptanmıştır.
Bu bulgular tipik olarak Paracoccidioides brasiliensis enfeksiyonunu (Parakoksidiyoidomikoz) işaret eder.
2
Etkenin biyolojik özellikleri hatırlanır.
Paracoccidioides brasiliensis termal dimorfik bir mantardır.
Sistemik (endemik) mikoz etkenlerinin en temel ayırt edici özelliği çevre sıcaklığı ile vücut sıcaklığı arasında morfolojik değişim göstermeleridir.
3
Termal dimorfizm yönü doğrulanır.
25C25^\circ C (oda ısısı) = Küf fazı (hif/konidyum); 37C37^\circ C (vücut/inkübatör ısısı) = Maya fazı.
Dimorfik mantarların çoğu doğada küf, konakta maya formundadır.

Anahtar Kavram

Sistemik mikoz etkenlerinde termal dimorfizm: 25C25^\circ C Küf \rightarrow 37C37^\circ C Maya geçişi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 178Soru

Altı ay önce böbrek nakli yapılan ve siklosporin ile düşük doz prednizolon tedavisi alan 4242 yaşında erkek hasta; kuru öksürük, ateş ve eforla artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın interstisyel infiltrasyonlar (buzlu cam görünümü) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde CD4+CD4^+ T lenfosit sayısı 180/mm3180/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. Bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin Gomori Methenamine Silver (GMS) boyamasında "ezilmiş pinpon topu" görünümünde kistler izleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloya en olası neden olan etken mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında temel sterol olarak kolesterol bulunur.

Cevap

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranında temel sterol olarak kolesterol bulunur.
Pneumocystis jirovecii, hücre duvarı yapısı ve RNA dizilimi nedeniyle bir mantar olarak kabul edilse de, hücre membranında diğer mantarlarda bulunan ergosterol yerine kolesterol içermesiyle benzersizdir. Bu durum, etkenin amfoterisin B ve azol grubu antifungallere karşı doğal dirençli olmasının temel sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
İmmün baskılanmış hasta (böbrek nakli), bilateral interstisyel pnömoni, düşük CD4 sayısı ve GMS boyasında pinpon topu görünümü.
Bu tablo klasik olarak Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) işaret eder.
2
Etkenin biyokimyasal ve yapısal özelliklerini hatırla.
P. jirovecii mantar olarak sınıflandırılsa da hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurur.
Bu özellik mikroorganizmanın antifungal duyarlılığını ve biyolojisini belirleyen en kritik farktır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin taksonomik olarak mantar olmasına rağmen membran yapısında kolesterol bulundurması ve klasik antifungallere dirençli olması.

Daha Fazla Pratik

PJP profilaksisinin hangi CD4 eşik değerinde başlanması gerektiğini ve profilakside ilk seçeneği gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 179Soru

Kontrolsüz diabetes mellitusu olan ve ketoasidoz tablosuyla başvuran bir hastada gelişen rinoserebral enfeksiyon odağından alınan doku örneğinin mikroskobik incelemesinde geniş, bölmesiz ve düzensiz dallanma gösteren hif yapıları saptanmıştır. Sabouraud dekstroz agarda (SDASDA) üretilen küf kolonilerinin mikroskobik incelemesinde; sporangioforların stolonlar üzerindeki rizoidlerin tam karşısından değil, iki rizoid kümesi arasındaki bölgeden köken aldığı gözlenmiştir. Bu morfolojik özelliklere dayanarak etken olarak en olası mantar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lichtheimia (Absidia) corymbifera

Cevap

Lichtheimia (Absidia) corymbifera, Mucorales takımı içerisinde sporangioforların rizoidler arasından (internodal) çıkmasıyla diğer cinslerden ayrılır.
Doğru seçenek olan mantar, Mucorales ailesinin bir üyesi olup laboratuvar tanısında sporangioforların stolonlar üzerinde iki rizoid kümesi arasındaki bölgeden (internodal) çıkmasıyla tanınır. Diyabetik ketoasidoz gibi risk faktörleri varlığında rinoserebral enfeksiyona neden olması bu grupla uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikroskobik bulguları analiz et.
Diyabetik ketoasidoz ve rinoserebral tutulum ile birlikte geniş, bölmesiz hiflerin varlığı bir Mucormycosis (Mucorales takımı) enfeksiyonunu kesinleştirir.
Geniş, bölmesiz ve dik açılı dallanan hifler Mucorales üyeleri için karakteristiktir.
2
Kültürdeki mikromorfolojik yapıları (rizoid ve sporangiofor ilişkisi) değerlendir.
Sporangioforların rizoid kümeleri arasından (internodal) çıktığı bilgisi verilmiştir.
Mucorales takımı içindeki cins ayrımı rizoidlerin varlığına ve stolon üzerindeki yerleşimine göre yapılır.
3
Bulguları bilinen mantar morfolojileriyle eşleştir.
Internodal köken Lichtheimia (eskiden Absidia) için ayırt edicidir.
Rhizopus nodal (rizoid karşısı), Mucor rizoidsiz, Lichtheimia ise internodal yapıdadır.

Anahtar Kavram

Mucorales takımı üyelerinin (Rhizopus, Mucor, Lichtheimia) ayırıcı tanısında rizoidlerin varlığı ve sporangioforların çıkış noktası (nodal vs. internodal) temel kriterdir.

Daha Fazla Pratik

Cunninghamella türlerinin nötropenik hastalardaki yüksek mortalite oranını ve vezikül üzerindeki sporangiyol yapısını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 180Soru

California'nın San Joaquin Vadisi'nde yaşayan ve şiddetli bir toz fırtınası sonrasında ateş, öksürük, göğüs ağrısı ve bacaklarının ön yüzünde ağrılı eritematöz nodüller (eritema nodozum) gelişen hastanın balgam örneğinin direkt mikroskobik incelemesinde; 60100μm60-100 \mu m çapında, kalın duvarlı ve içerisinde çok sayıda endospor barındıran sferüller saptanmıştır. Tanı konulan bu patojenin doğada ve 25C25^\circ C sıcaklıktaki laboratuvar kültürlerinde oluşturduğu infektif form aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fıçı şeklinde, hiflerin parçalanmasıyla oluşan ve aralarında boyanmayan boşluklu (disjünktör) hücreler bulunan artrokonidyalar

Cevap

Coccidioides türlerinin infektif formu olan artrokonidyalar, hiflerin fragmentasyonu ile oluşur ve fıçı şeklinde, disjünktör hücrelerle ayrılmış bir yapı sergiler.
Vakadaki klinik ve mikroskobik bulgular Coccidioidomycosis tanısını koydurmaktadır. Bu etkenin infektif formu, hiflerin eklemlere ayrılarak parçalanmasıyla oluşan, fıçı (varil) benzeri bir yapıya sahip ve aralarında boyanmayan 'disjünktör' hücrelerin bulunduğu artrokonidyalardır. Bu form doğada rüzgarla kolayca taşınır ve solunum yoluyla bulaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
San Joaquin Vadisi (endemik bölge), toz fırtınası maruziyeti ve eritema nodozum varlığı, tipik bir 'Vadi Ateşi' (Coccidioidomycosis) tablosuna işaret eder.
Coğrafi bölge ve karakteristik klinik bulgular ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Doku morfolojisini analiz et.
İçinde endosporlar bulunan kalın duvarlı sferüller, Coccidioides immitis/posadasii için patognomonik doku formudur.
Sferül yapısı bu mantarı diğer sistemik mikozlardan (maya formu oluşturanlar) ayırır.
3
Kültür (25C25^\circ C) / İnfektif form morfolojisini belirle.
Coccidioides dimorfik bir mantardır ancak diğerlerinin aksine dokuda maya değil sferül oluşturur. Doğadaki ve kültürdeki formu ise artrokonidyalardır.
Termal dimorfizm kuralına göre 25C25^\circ C ve doğa formu küf/hif yapısındadır.

Anahtar Kavram

Coccidioides türlerinin 'sferül-artrokonidya' döngüsü ve artrokonidyaların disjünktör hücreli fıçı şeklindeki karakteristik görünümü.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 9 / 30Sonraki
Mikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin