Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 401Soru

5858 yaşında erkek hasta; ani başlayan titreme, 39,5C39,5^\circ C ateş, pas rengi balgam çıkarma ve sağ yan ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sağ akciğer alt lobda perküsyonla matite saptanırken, oskültasyonda krepitan rallere eşlik eden tübal sufl duyuluyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobu tamamen kapsayan homojen bir radyoopasite (konsolidasyon) izleniyor. Bu hastanın akciğer tutulumu "gri hepatizasyon" evresinde değerlendirildiğinde, bu evreye özgü beklenen mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveol lümenlerini dolduran yoğun fibrinopürülan eksuda ve çevre kapillerlerin kompresyona bağlı olarak kansız (anemik) izlenmesi

Cevap

Gri hepatizasyon evresi, alveol lümenlerinde yoğun fibrinopürülan eksuda birikimi ve bu birikimin alveolar kapillerleri sıkıştırması sonucu dokunun kansız kalarak gri-kahverengi bir renk almasıyla karakterizedir.
Gri hepatizasyon (grey hepatization) evresi, lober pnömoninin doğal seyrinde konsolidasyonun devam ettiği ancak vasküler konjesyonun azaldığı evredir. Mikroskobik olarak alveoller yoğun bir şekilde fibrin ve nötrofil içeren eksuda ile doludur. Kırmızı hepatizasyondan en önemli farkı, eritrositlerin parçalanmış olması ve alveolar kapillerlerin biriken bu yoğun materyal tarafından sıkıştırılarak 'anemik' (kansız) bir görünüm almasıdır. Bu durum makroskobik olarak akciğerin gri, kuru ve katı bir hal almasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Lober Pnömoni (S. pneumoniae) tanısı
Ani ateş, pas rengi balgam ve grafideki homojen lober konsolidasyon lober pnömoninin klasik bulgularıdır.
2
İstenen evreyi belirleme
Gri Hepatizasyon Evresi
Soru kökünde hastanın akciğer tutulumunun gri hepatizasyon evresindeki morfolojik özelliği sorulmaktadır.
3
Evreye özgü histopatolojik özellikleri eşleştirme
Eritrosit lizisi ve kapiller kompresyon
Gri hepatizasyonda kırmızı hepatizasyonun aksine eritrositler parçalanmıştır ve eksuda kapillerlere bası yaparak organın soluk görünmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Lober pnömoninin gri hepatizasyon evresinde makroskobik gri rengin nedeni, eritrositlerin yıkımı ve alveolar kapillerlerin eksuda tarafından sıkıştırılmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Lober pnömoninin komplikasyonlarından biri olan 'karnifikasyon' (organizasyon) ile 'rezolüsyon' arasındaki histolojik farkı incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 402Soru

34 yaşında kadın hasta, son birkaç hafta içinde hızla ilerleyen nefes darlığı ve tedaviye dirençli ventriküler aritmiler nedeniyle yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Yapılan tüm destek tedavilerine rağmen hasta kısa süre içinde kardiyojenik şok tablosuyla kaybediliyor. Otopsi incelemesinde miyokardda yaygın harabiyete yol açan multifokal nekroz alanları ile birlikte lenfosit, makrofaj ve plazma hücrelerinden zengin infiltrasyon izleniyor. İnfiltrat içerisinde belirgin multinükleer dev hücreler saptanıyor ancak organize granülom yapısı dikkati çekmiyor. Bu klinik ve morfolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dev hücreli miyokardit

Cevap

Hızlı progresyon gösteren klinik tablo, yaygın miyosit nekrozu ve organize granülomların yokluğunda multinükleer dev hücrelerin varlığı dev hücreli miyokardit tanısını koydurur.
Dev hücreli miyokardit, etiyolojisi tam bilinmeyen ancak otoimmün süreçlerle ilişkili olduğu düşünülen, miyosit nekrozu ve multinükleer dev hücrelerin eşlik ettiği lenfositik-makrofajik infiltrat ile karakterize, oldukça agresif bir patolojidir. Sarkoidozdan farklı olarak histolojik kesitlerde iyi sınırlı, organize granülom yapıları izlenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyri değerlendir
Hızlı progresif kalp yetmezliği ve aritmi ile seyreden fatal tablo.
Dev hücreli miyokardit, viral miyokardite göre çok daha agresif ve mortalitesi yüksek bir hastalıktır.
2
Morfolojik nekroz paternini incele
Miyokardda yaygın ve multifokal nekroz alanları.
Bu bulgu, hipersensitivite veya hafif seyirli lenfositik miyokarditleri dışlar.
3
Dev hücrelerin ve granülomların varlığını analiz et
Multinükleer dev hücreler mevcut ancak organize granülomlar yok.
Organize granülomların yokluğu, tabloyu sarkoidozdan ayıran en kritik histolojik özelliktir.

Anahtar Kavram

Dev hücreli miyokardit ile sarkoidoz arasındaki temel histopatolojik fark, granülom organizasyonu ve nekroz derecesidir.
Soru 403Soru

Doğumdan hemen sonra ağır siyanoz ve solunum güçlüğü gelişen bir günlük bebekte fizik muayenede belirgin bir üfürüm duyulmamaktadır. Akciğer grafisinde kalp boyutlarının normal olduğu (kardiyomegali saptanmadığı), ancak her iki akciğer alanında yaygın konjesyon ve ödemle uyumlu buzlu cam görünümleri izlenmektedir. Yapılan ekokardiyografik incelemede pulmoner venlerin birleşerek ortak bir trunkus oluşturduğu ve bu trunkusun diyaframın altındaki portal venöz sisteme döküldüğü saptanıyor. Bu patoloji ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Venöz kanalın diyaframdan geçişi sırasında veya karaciğerde obstrüksiyona uğraması bu tipte kuraldır.

Cevap

İnfra-kardiyak yerleşimli Total Anomali Pulmoner Venöz Dönüş (Tip III) olgularında, venöz kanalın diyaframdan geçişi sırasında obstrüksiyona uğraması karakteristiktir.
Total Anomali Pulmoner Venöz Dönüş (TAPVD) Tip III (İnfrakardiyak) olgularında, pulmoner venler birleşerek aşağı inen bir trunkus oluşturur ve bu trunkus genellikle özofageal hiatus yoluyla diyaframı geçerek portal vene veya duktus venozusa dökülür. Bu geçiş sırasında damarın anatomik olarak sıkışması (obstrüksiyon) kuraldır. Obstrüksiyon sonucunda ağır pulmoner venöz hipertansiyon ve ödem gelişirken, kalbe dönen kan miktarı azaldığı için kalp grafide büyük değil, normal veya küçük boyutlu izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki anatomik veriyi analiz et.
Pulmoner venlerin portal sisteme (diyafram altı) dökülmesi, Tip III (İnfrakardiyak) TAPVD tanısını koydurur.
Drenaj yerinin diyafram altı olması bu tipi belirler.
2
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Ağır siyanoz, üfürüm yokluğu, küçük kalp ve ağır akciğer ödemi kombinasyonu 'obstrüktif' bir venöz dönüşü işaret eder.
Tip III olgularında venöz kanal diyaframdan geçerken sıkışır veya karaciğer sinüzoidlerinde dirençle karşılaşır.
3
Morfolojik sonuçları belirle.
Obstrüksiyon nedeniyle akciğerlerde hidrostatik basınç artar (buzlu cam ödem), sol kalbe az kan gider (küçük sol ventrikül) ve kalp büyüyecek zaman/hacim bulamaz.
Patofizyolojik mekanizma obstrüksiyon üzerine kuruludur.

Anahtar Kavram

Total Anomali Pulmoner Venöz Dönüş (TAPVD) Tip III (İnfrakardiyak) ve Obstrüksiyon İlişkisi

Daha Fazla Pratik

TAPVD ile yaşamın devamı için mutlaka bulunması gereken ek anomaliyi (ASD/PFO) ve bunun hemodinamik önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 404Soru

Progresif nefes darlığı şikayeti ile başvuran bir hastanın solunum fonksiyon testinde (SFT) zorunlu vital kapasite (FVCFVC) azalmış, FEV1/FVCFEV1/FVC oranı ise %85\%85 (normal/artmış) olarak saptanmıştır. Akciğer biyopsisinde kazeifiye olmayan granülomlar ve Schaumann cisimcikleri izlenen bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sarkoidoz

Cevap

Sarkoidoz
Sarkoidoz, akciğerlerin esnekliğini azaltan interstisyel bir süreç olduğu için tipik bir restriktif patern sergiler. SFT'de akciğer hacimleri (FVCFVC) azalırken, hava yollarında bir tıkanıklık olmadığı için FEV1/FVCFEV1/FVC oranı normal (genellikle >%80>\%80) veya artmış olarak izlenir. Histolojik olarak granülom yapısı ve Schaumann cisimcikleri tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testi (SFT) verilerini analiz et.
Düşük FVCFVC ve normal/artmış FEV1/FVCFEV1/FVC oranı 'Restriktif' bir patolojiyi işaret eder.
Restriktif hastalıklarda akciğer parankimi sertleştiği için toplam hacim azalır ancak hava çıkışı engellenmez.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Kazeifiye olmayan granülomlar ve Schaumann cisimcikleri Sarkoidoz için karakteristiktir.
Bu bulgular hastalığı diğer granülomatöz süreçlerden (örn. tüberküloz) ve diğer restriktif hastalıklardan (örn. IPF) ayırır.
3
Seçenekleri restriktif-obstrüktif ayrımına göre sınıflandır.
Sarkoidoz restriktif iken, diğer tüm seçenekler obstrüktiftir.
TUS sınavında temel fizyopatolojik ayrım olan obstrüktif vs restriktif ayrımı kritik bir bilgi basamağıdır.

Anahtar Kavram

Restriktif akciğer hastalıklarında SFT'de FVCFVC azalırken FEV1/FVCFEV1/FVC oranı korunur veya artar; Sarkoidoz kazeifiye olmayan granülomlarla seyreden restriktif bir hastalıktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 405Soru

28 yaşında, sigara öyküsü olmayan erkek hasta, ilerleyici nefes darlığı ve halsizlik şikayeti ile başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükseklik saptanması üzerine uygulanan karaciğer biyopsisinde, hepatosit sitoplazmalarında PAS(+)PAS(+) ve diyastaz dirençli eozinofilik globüller izleniyor. Bu hastanın akciğerinde gelişmesi beklenen temel patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Panasiner amfizem

Cevap

Panasiner amfizem (tüm asinüsün düzenli genişlemesi ve harabiyeti)
Karaciğer biyopsisinde görülen PAS(+)PAS(+), diyastaz dirençli globüller α1\alpha_1-antitripsin (AAT) eksikliğinin karakteristik bulgusudur. AAT, nötrofil elastazını inhibe eden bir proteindir. Eksikliğinde elastaz aktivitesi artarak alveol duvarlarını yıkar. Bu süreç asinüsün tamamını etkilediği için 'panasiner amfizem' olarak adlandırılır ve tipik olarak alt loblarda daha belirgindir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaş, sigara içmeme, nefes darlığı ve karaciğer tutulumu (ikter/enzim yüksekliği) bir arada verilmiş.
Sistemik tutulum gösteren bir akciğer hastalığı düşünülmelidir.
2
Karaciğer biyopsisi bulgusunu yorumla
Hepatositlerde PAS(+)PAS(+) ve diyastaz dirençli globüller, α1\alpha_1-antitripsin (AAT) proteininin yanlış katlanarak karaciğerde biriktiğini gösterir.
Bu bulgu AAT eksikliği için patognomoniktir.
3
AAT eksikliğinin akciğer etkisini belirle
AAT eksikliği, elastaz aktivitesinin baskılanamamasına ve asinüsün tamamında harabiyete yol açar.
AAT eksikliği ile ilişkili klasik amfizem tipi panasiner (panasiner) amfizemdir.

Anahtar Kavram

α1\alpha_1-antitripsin eksikliği ve panasiner amfizem ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Kronik bronşitte submukozal bez kalınlığını ölçen Reid indeksi ve astımdaki Curschmann spiralleri gibi diğer obstrüktif hastalık bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 406Soru

6464 yaşında bir erkek hasta, şiddetli göğüs ağrısı ile başvurduğu merkezde transmural miyokard enfarktüsü tanısı almıştır. Yatışının 1212. gününde aniden gelişen pulmoner emboli nedeniyle kaybedilen hastanın otopsisinde, enfarkt alanının mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin gözlenmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol kapiller yapı ve fibroblastlardan zengin granülasyon dokusu

Cevap

Miyokard enfarktüsü sonrası 1212. günde mikroskobik olarak bol kapiller yapı ve fibroblastlardan zengin granülasyon dokusu görülür.
Transmural miyokard enfarktüsü sonrası 1010 ile 1414 gün arasında nekrotik miyositlerin yerini belirgin bir granülasyon dokusu alır. Bu doku, yeni oluşan kapiller damarlar (anjiyogenez), prolifere olan fibroblastlar ve erken dönem Tip I-III kollajen sentezi ile karakterizedir. 1212. günde ölen hastada bu bulguların görülmesi patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zaman çizelgesini belirleyin.
Hastanın enfarktüs sonrası 1212. günde olduğu saptanmıştır.
Miyokard enfarktüsü histopatolojisi zamana bağımlı dinamik bir süreçtir.
2
Miyokard enfarktüsünün histopatolojik evrelerini hatırlayın.
101410-14. günler arası granülasyon dokusunun (anjiyogenez ve fibroblast aktivitesi) zirve yaptığı dönemdir.
Nekrotik dokunun temizlenmesini takip eden doku onarım fazı bu dönemde belirgindir.
3
Seçenekleri evrelerle eşleştirin.
Granülasyon dokusu tanımı 1212. gün ile tam uyum sağlamaktadır.
Diğer seçenekler ya daha erken (nötrofil, fagositoz başlangıcı) ya da çok daha geç (skar) evreleri temsil eder.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü kronolojisinde 101410-14. günlerin temel özelliği granülasyon dokusu oluşumudur.

Daha Fazla Pratik

Miyokard enfarktüsü sonrası gelişen komplikasyonların (rüptür, anevrizma) kronolojik ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 407Soru

4242 yaşında bir kadın hasta, ani gelişen şiddetli nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Yapılan fizik muayene ve radyolojik değerlendirmeler sonucunda sol plevral boşlukta aşırı hava birikimine bağlı "tansiyon pnömotoraks" tanısı konulmuştur. Bu hastada izlenen atelektazi gelişimi ve mediastinal yapıların durumu ile ilgili en olası ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kompresyon atelektazisi gelişir; mediastinal yapılar sağa (karşı tarafa) itilir.

Cevap

Kompresyon atelektazisi gelişir ve mediastinal yapılar karşı tarafa (sağa) itilir.
Tansiyon pnömotoraks, plevral boşlukta hava birikmesiyle oluşan ve akciğere dışarıdan baskı yapan bir durumdur. Bu mekanizma kompresyon atelektazisine neden olur. Plevral boşluktaki yüksek basınç, mediastinal yapıları lezyonun aksi yönüne (bu vakada sola olan lezyondan sağa doğru) iterek hayati organlarda yer değişimine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hastada tansiyon pnömotoraks saptanmıştır; bu durum plevral boşlukta pozitif basınçlı hava birikmesi anlamına gelir.
Atelektazi tipini belirlemek için altta yatan mekanizmanın (bası mı, tıkanıklık mı, fibrozis mi) anlaşılması gerekir.
2
Atelektazi mekanizmasını sınıflandırma
Plevral boşluktaki hava akciğer parankimine dışarıdan fiziksel baskı uyguladığı için bu durum 'kompresyon atelektazisi'dir.
Dışarıdan sıvı veya hava birikimi kompresyon mekanizması ile akciğerin sönmesine yol açar.
3
Mediastinal yer değiştirmeyi belirleme
Sol taraftaki yüksek basınç, mediastinal yapıları sağ tarafa (sağlam tarafa) doğru iter.
Kompresyon atelektazisinde (özellikle tansiyon pnömotoraks ve masif efüzyonlarda) mediasten lezyondan uzaklaşacak şekilde itilir.

Anahtar Kavram

Atelektazi Sınıflandırması ve Mediastinal Şift

Daha Fazla Pratik

Rezorpsiyon ve kompresyon atelektazileri arasındaki mediastinal şift yönü farkını tablo yaparak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 408Soru

6565 yaşında, 6060 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hastada, sağ akciğer periferinde yerleşimli 55 cm çapında kitle saptanıyor. Hastanın klinik değerlendirmesinde SIADH veya hiperkalsemi gibi paraneoplastik sendrom bulgularına rastlanmıyor. Biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde; geniş sitoplazmalı, belirgin nükleollü büyük hücrelerden oluşan, organoid ve trabeküler büyüme paterni gösteren tümöral yapılar izleniyor. Yaygın nekroz alanları mevcuttur ve 22 mm2mm^2 alanda 3535 mitoz saptanıyor. İmmünohistokimyasal çalışmada tümör hücreleri Kromogranin ve Sinaptofizin ile güçlü pozitif boyanırken; p40p40, p63p63 ve TTF1TTF-1 negatiftir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük hücreli nöroendokrin karsinom

Cevap

Büyük hücreli nöroendokrin karsinom
Büyük hücreli nöroendokrin karsinom (LCNEC), yüksek dereceli bir nöroendokrin tümördür. Vakada belirtilen 22 mm2mm^2 alanda 3535 mitoz (eşik değer >10>10 mitozdur), yaygın nekroz ve nöroendokrin belirteç pozitifliği (Kromogranin, Sinaptofizin) bu tanıyı destekler. Morfolojik olarak hücrelerin büyük olması ve belirgin nükleollere sahip olması, onu küçük hücreli karsinomdan ayıran temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
Ağır sigara öyküsü olan yaşlı bir hastada periferik yerleşimli büyük kitle.
Akciğer kanserlerinde yerleşim (santral vs periferik) ve sigara ilişkisi ayırıcı tanıda ilk adımdır.
2
Morfolojik özelliklerin değerlendirilmesi
Büyük hücreler, belirgin nükleoller, yüksek mitoz (>10>10) ve nekroz.
Yüksek dereceli (high-grade) nöroendokrin tümörler ile karsinoidleri ayırmak için mitoz ve nekroz kritik parametrelerdir.
3
İmmünohistokimyasal profilin yorumlanması
Nöroendokrin (+) [Kromogranin/Sinaptofizin], Skuamöz (-) [p40/p63p40/p63], Adeno (-) [TTF1TTF-1].
Belirteçler tümörün nöroendokrin kökenli olduğunu doğrular ve diğer epitelyal karsinom tiplerini dışlar.
4
Nöroendokrin tümör alt tiplemesi
Büyük hücre morfolojisi + yüksek mitoz + nöroendokrin belirteç (+) = Büyük hücreli nöroendokrin karsinom.
Küçük hücreli karsinomdan hücre boyutu ve nükleol yapısı ile; atipik karsinoidden ise yüksek mitoz oranı ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Akciğerin Nöroendokrin Tümörlerinde Ayırıcı Tanı Kriterleri
Soru 409Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 33 aydır artan nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 2525 yıl boyunca gemi söküm ve izolasyon işlerinde çalıştığı öğreniliyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde akciğeri çevreleyen plevrada nodüler, diffüz kalınlaşma ve masif efüzyon saptanıyor. Yapılan biyopside epitelyoid morfolojide, tübülopapiller yapılar oluşturan tümöral infiltrasyon izleniyor. Bu hastada öncelikle düşünülen tanıyı akciğer adenokarsinomundan ayırt etmek amacıyla aşağıdaki immünhistokimyasal belirteç çiftlerinden hangisinin pozitif saptanması en değerlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalretinin ve WT1WT-1

Cevap

Kalretinin ve WT1WT-1 pozitifliği, malign mezotelyomayı akciğer adenokarsinomundan ayırt etmede en değerli belirteç çiftidir.
Hastanın klinik tablosu (asbest maruziyeti) ve radyolojik bulguları (diffüz plevral kalınlaşma) tipik bir malign mezotelyoma vakasına işaret etmektedir. Epitelyoid tip mezotelyoma, yapısal olarak akciğer adenokarsinomuna çok benzer. Ayırıcı tanıda mezotelyoma hücrelerinde Kalretinin, WT1WT-1 (Wilms tümör-1 protein), Sitokeratin 5/65/6 ve D240D2-40 pozitifliği beklenirken; adenokarsinomda CEACEA, MOC31MOC-31, BerEP4Ber-EP4, TTF1TTF-1 ve Napsin A pozitifliği tanıya yardımcı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri değerlendir
Gemi söküm işi (asbest maruziyeti) ve diffüz plevral kalınlaşma öncelikle Malign Mezotelyoma tanısını düşündürür.
Asbest maruziyeti mezotelyoma için en önemli risk faktörüdür ve plevrada nodüler/diffüz kalınlaşma tipiktir.
2
Morfolojik bulguları analiz et
Epitelyoid morfoloji ve tübülopapiller yapılar hem mezotelyoma hem de adenokarsinomda görülebilir.
Bu iki antite ışık mikroskobunda birbirini taklit edebilir, bu nedenle immünhistokimya gereklidir.
3
Ayırıcı tanıda immünhistokimyasal paneli belirle
Mezotelyoma lehine pozitiflik gösteren belirteçleri seç.
Kalretinin, WT1WT-1 ve CK5/6CK5/6 mezotelyoma için pozitif; CEACEA ve TTF1TTF-1 ise adenokarsinom için pozitif belirteçlerdir.

Anahtar Kavram

Malign mezotelyoma ile akciğer adenokarsinomunun immünhistokimyasal ayırıcı tanısı.
Soru 410Soru

6262 yaşında, 4545 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son 11 aydır artan halsizlik, vücutta mor çatlaklar ve cilt renginde koyulaşma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 160/100160/100 mmHgmmHg ölçülüyor ve proksimal kas güçsüzlüğü saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde belirgin hipokalemi ve hiperglisemi izleniyor. Çekilen toraks BTBT incelemesinde sol akciğer hiler bölgesinde (santral) yerleşimli kitle saptanıyor. Bronşial biyopsi örneğinde immünohistokimyasal olarak Synaptophysin ve Chromogranin pozitifliği izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli karsinom

Cevap

Hastanın sigara öyküsü, santral kitlesi, nöroendokrin belirteç (Synaptophysin, Chromogranin) pozitifliği ve ektopik ACTH üretimine bağlı gelişen Cushing sendromu bulguları Küçük Hücreli Karsinom tanısını doğrulamaktadır.
Küçük hücreli karsinom, APUD serisi hücrelerden köken aldığı için nöroendokrin özellikler gösterir (Synaptophysin, Chromogranin pozitifliği). Ağır sigara içicilerinde görülür ve genellikle hiler/santral bölgede kitle yapar. Ektopik ACTH üretimi yaparak hastada hızlı gelişen Cushing sendromu (hipertansiyon, hipokalemi, hiperglisemi, pigmentasyon artışı) tablosuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Santral yerleşimli kitle ve ağır sigara öyküsü; Skuamöz hücreli karsinom veya Küçük hücreli karsinom lehinedir.
Akciğer tümörlerinde yerleşim yeri (santral/periferik) ve sigara öyküsü ayırıcı tanıda ilk basamaktır.
2
Paraneoplastik tablonun değerlendirilmesi
Hipertansiyon, hipokalemi, hiperglisemi ve hiperpigmentasyon; ektopik ACTH üretimi (Cushing Sendromu) olduğunu gösterir.
Ektopik ACTH üretimi en sık Küçük hücreli karsinomda görülür.
3
İmmünohistokimyasal verilerin birleştirilmesi
Synaptophysin ve Chromogranin pozitifliği tümörün nöroendokrin kökenli olduğunu kanıtlar.
Küçük hücreli karsinom, nöroendokrin diferansiyasyon gösteren yüksek dereceli bir tümördür.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli karsinom, santral yerleşimli, sigara ile ilişkili, nöroendokrin belirteçleri pozitif ve ektopik hormon üretimine (özellikle ACTH ve ADH) en yatkın akciğer kanseridir.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli karsinomun diğer sık görülen paraneoplastik sendromu olan SIADH (hiponatremi) ve Lambert-Eaton sendromu bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 411Soru

44 günlük bir yenidoğan; duktus arteriozusun kapanmaya başlamasıyla uyumlu olarak ani gelişen sistemik perfüzyon bozukluğu, ağır metabolik asidoz ve "gri siyanoz" tablosuyla getirilmiştir. Yapılan ekokardiyografik incelemede mitral kapak atrezisi, ipliksi (22 mm çapında) bir çıkan aorta ve sol ventrikülün ileri derecede küçük (hipoplastik) kaldığı saptanmıştır. Bu hastalık tablosu (Hipoplastik Sol Kalp Sendromu) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ ventrikül, duktus arteriozus aracılığıyla hem sistemik hem de pulmoner dolaşımı tek başına desteklemek zorunda kaldığı için belirgin şekilde dilate ve hipertrofiktir.

Cevap

Sağ ventrikülün hem pulmoner hem de sistemik dolaşımı üstlenmesine bağlı olarak gelişen dilatasyon ve hipertrofi, bu patolojinin temel morfolojik bulgusudur.
Hipoplastik Sol Kalp Sendromu'nda sol kalp yapıları (sol ventrikül, mitral kapak, aorta) sistemik dolaşımı sağlayamayacak kadar küçüktür. Bu durumda sağ ventrikül, hem pulmoner hem de (duktus arteriozus aracılığıyla) sistemik dolaşımı tek başına yürütmek zorunda kalır. Bu aşırı volüm ve basınç yükü, sağ ventrikülde belirgin bir dilatasyon ve hipertrofiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Duktus kapanma zamanında (ilk birkaç gün) gelişen ağır şok ve gri siyanoz, duktus-bağımlı bir sistemik dolaşım bozukluğunu işaret eder.
Zayıf nabızlar ve ekokardiyografik veriler Hipoplastik Sol Kalp Sendromu (HLHS) tanısını doğrular.
2
Morfolojik bileşenleri analiz et
Sol ventrikül hipoplazisi, mitral/aort atrezisi ve asendan aorta hipoplazisi temel anatomik kusurlardır.
Sol ventrikülün sistemik dolaşımı sağlayamayacak kadar küçük olduğu anlaşılır.
3
Hemodinamik adaptasyonu belirle
Tüm kan sağ ventrikül tarafından pompalanır; pulmoner arterden duktus arteriozus yoluyla aortaya geçer.
Tek ventrikül (sağ) hem akciğerlere hem de vücuda kan pompalamak için aşırı iş yükü altındadır.
4
Morfolojik sonucu saptan
İş yükü artışına bağlı olarak sağ ventrikül ileri derecede genişler ve kalınlaşır (hipertrofi).
Adaptasyon yanıtı olarak ventriküler kütle artışı gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Hipoplastik Sol Kalp Sendromu (HLHS) Patolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 412Soru

İlerleyici efor dispnesi ve periferik ödem şikayetleriyle başvuran 3434 yaşındaki hastanın yapılan ekokardiyografik incelemesinde; her iki ventrikülde belirgin dilatasyon, ventrikül duvarlarında incelme ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun %20\%20 olduğu saptanmıştır. Hastanın tıbbi özgeçmişinde 2828 yaşında yüksek dereceli atriyoventriküler (AV) blok nedeniyle kalıcı kalp pili (pacemaker) implantasyonu yapıldığı ve aile öyküsünde benzer yaşlarda ani kardiyak ölüm vakaları olduğu öğrenilmiştir.

Bu hastada dilate kardiyomiyopati tablosuna eşlik eden erken başlangıçlı iletim sistemi bozukluğundan sorumlu olan en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lamin A/C (LMNALMNA)

Cevap

Bu klinik tabloda hem dilate kardiyomiyopati hem de erken yaşta pacemaker gerektiren iletim sistemi hastalığının bulunması, nükleer zar proteini olan Lamin A/C (LMNALMNA) genindeki mutasyonları işaret etmektedir.
Lamin A/C (LMNALMNA) gen mutasyonları, nükleer zarın yapısal bütünlüğünü bozar. Klinik olarak 'laminopatiler' başlığı altında incelenir ve kalp tutulumu sıklıkla atrial aritmiler, yüksek dereceli AV bloklar ve progresif dilate kardiyomiyopati ile seyreder. Bu hastada olduğu gibi pacemaker gereksiniminin ardından kalp yetmezliği gelişmesi tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve ekokardiyografik bulguları analiz et.
Dört boşlukta dilatasyon, duvar incelmesi ve düşük ejeksiyon fraksiyonu (%20)(\%20) dilate kardiyomiyopatiyi (DCM) tanımlar.
Hastanın temel patolojisini belirlemek için morfolojik bulgular ilk adımdır.
2
Eşlik eden klinik özellikleri değerlendir.
Genç yaşta (2828 yaş) ortaya çıkan komplet AV blok ve kalp pili gereksinimi önemli bir ayırt edici özelliktir.
DCM'nin pek çok genetik nedeni olsa da iletim sistemi bozukluğu ile spesifik birliktelik gösteren genler sınırlıdır.
3
Genetik etiyolojileri karşılaştır.
Lamin A/C mutasyonları DCM vakalarının yaklaşık %510\%5-10'unu oluşturur ve iletim yolu hastalıkları ile yüksek ani ölüm riskiyle karakterizedir.
Titin en sık neden olsa da iletim bozukluğu öncelikli değildir; Plakoglobin ARVC ile, TTRTTR ise restriktif tiple ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Dilate kardiyomiyopati vakalarında erken yaşta ortaya çıkan iletim sistemi hastalıkları (AV bloklar) ve aritmiler, nükleer zar proteini kodlayan Lamin A/C (LMNALMNA) gen mutasyonları için karakteristiktir.

Daha Fazla Pratik

Laminopatilerin kalp dışı bulgularını (Emery-Dreifuss müsküler distrofi gibi) ve nükleer zar proteinlerinin hücresel stres yanıtındaki rolünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 413Soru

4242 yaşında bir kadın hasta; iki haftadır devam eden yüksek ateş, gece terlemesi ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde mitral odakta sistolik üfürüm saptanıyor. Avuç içlerinde ve ayak tabanlarında 252-5 mm çaplı, ağrısız, basmakla solmayan eritematöz maküler lezyonlar saptanıyor. Bu hastadaki deri lezyonlarının (Janeway lezyonları) temel patogenezi ve beklenen histopatolojik bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroembolizasyon sonucu oluşan septik mikroapseler

Cevap

Deri lezyonlarının (Janeway lezyonları) temel patogenezi mikroembolizasyon sonucu oluşan septik mikroapselerdir.
Janeway lezyonları, enfektif endokardit sırasında kalp kapaklarındaki vejetasyonlardan kopan enfekte materyalin (septik mikroemboli) küçük damarlara yerleşmesiyle oluşur. Bu durum histopatolojik olarak ilgili damar çevresinde nötrofil infiltrasyonu, nekroz ve septik mikroapse formasyonu ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Ateş, yeni üfürüm ve ağrısız periferik deri lezyonları varlığı, hastada Enfektif Endokardit ve Janeway lezyonlarını düşündürür.
Janeway lezyonları enfektif endokarditin klasik, ağrısız periferik bulgularıdır.
2
Janeway ve Osler lezyonlarının patolojik ayrımı
Osler nodülleri immün kompleks (vaskülitik) kaynaklıyken, Janeway lezyonları embolik kaynaklıdır.
Ayırıcı tanıda lezyonların ağrılı olup olmaması ve histopatolojik içerikleri (septik emboli vs vaskülit) kritiktir.
3
Janeway lezyonu patolojisinin belirlenmesi
Vejetasyondan kopan enfekte parçalar (septik emboli) mikroapselere yol açar.
Janeway lezyonlarında bakteriyel yayılım ve nötrofil infiltrasyonu (mikroapse) histopatolojik olarak saptanır.

Anahtar Kavram

Enfektif endokarditin periferik bulguları olan Janeway lezyonları septik embolik, Osler nodülleri ise immünolojik (vaskülitik) kökenlidir.

Alternatif Yöntem

Klinik olarak 'Osler ağrılı, Janeway ağrısız' (Osler=Ouch!) kodlaması tanıyı koydurur; patolojik olarak ise Osler'in immün kompleks (Tip III), Janeway'in ise embolik olduğu hatırlanmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 414Soru

4848 yaşında erkek hasta, hipertansiyon tanısıyla yeni başlanan bir ilaç tedavisi sonrası vücudunda döküntü ve efor dispnesi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan endomiyokardiyal biyopside interstisyel alanda belirgin eozinofillerden oluşan infiltrasyon ve perivasküler inflamasyon saptanıyor; ancak miyositlerde belirgin bir nekroz izlenmiyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipersensitivite miyokarditi

Cevap

Hipersensitivite miyokarditi
Hipersensitivite miyokarditi, özellikle diüretikler, antibiyotikler ve antihipertansifler gibi ilaçlara karşı gelişen bir reaksiyondur. Histopatolojik olarak interstisyel alanda, özellikle damar çevrelerinde (perivasküler) yoğunlaşan eozinofil, lenfosit ve makrofaj infiltrasyonu ile karakterizedir. En ayırt edici özelliği, viral miyokarditin aksine miyosit nekrozunun belirgin olmaması veya hiç izlenmemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Yeni başlanan ilaç tedavisi ve eşlik eden döküntü, aşırı duyarlılık reaksiyonunu düşündürür.
Miyokarditlerin etiyolojisinde ilaçlara bağlı hipersensitivite önemli bir yer tutar.
2
Histopatolojik bulguların analizi
İnfiltratın baskın olarak eozinofillerden oluşması ve miyosit nekrozunun izlenmemesi.
Hipersensitivite miyokarditini viral veya dev hücreli miyokarditten ayıran en kritik morfolojik özelliklerdir.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Semptomların ve biyopsi bulgularının hipersensitivite miyokarditi ile tam uyumu.
Diğer miyokardit tiplerinde (viral, dev hücreli) nekroz ve farklı hücre tipleri ön plandadır.

Anahtar Kavram

Hipersensitivite miyokarditi, ilaçlara karşı gelişen bir aşırı duyarlılık yanıtıdır ve karakteristik olarak nekrozun eşlik etmediği eozinofilik infiltrasyonla seyreder.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 415Soru

Elli beş (5555) yaşında bir erkek hastada aort kapağında saptanan vejetasyonların histopatolojik incelemesinde; fibrin ve trombositlerden zengin bir matriks içerisinde yoğun nötrofil infiltrasyonu ve küme yapmış mikroorganizmalar izlenmiştir. Kapak dokusunda belirgin nekroz ve küçük bir perforasyon alanı dikkat çekmektedir.

Buna göre, bu morfolojik tablo aşağıdaki patolojik süreçlerin hangisiyle en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut infektif endokardit

Cevap

Yoğun nötrofil infiltrasyonu, mikroorganizma kümeleri ve kapak perforasyonu ile karakterize olan tablo 'Akut infektif endokardit'tir.
İnfektif endokardit vejetasyonları tipik olarak büyük, frajil, bol miktarda mikroorganizma içeren ve kapak dokusunda nekroz, ülserasyon veya perforasyon gibi belirgin destrüksiyona yol açan yapılardır. Soruda belirtilen yoğun nötrofil infiltrasyonu ve perforasyon bulgusu, bu patolojik süreci diğer steril endokarditlerden kesin olarak ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Vejetasyonun hücresel ve mikrobiyolojik içeriğini analiz et.
Yoğun nötrofil polimorfların ve mikroorganizma kolonilerinin varlığı, sürecin infeksiyöz ve akut olduğunu gösterir.
İnfektif endokardit, diğer steril endokardit tiplerinden canlı mikroorganizma içermesiyle ayrılır.
2
Kapak dokusundaki morfolojik hasarı değerlendir.
Nekroz ve perforasyon (delinme), agresif bir doku destrüksiyonuna işaret eder.
Sadece infektif endokardit (özellikle akut form) kapak yapısında bu denli ağır harabiyete yol açar.
3
Diğer steril vejetasyon tipleriyle karşılaştırarak kesin tanıyı koy.
Steril olan ARA, SLE ve NBTE vejetasyonları bu düzeyde bir destrüksiyon ve pürülan yanıt oluşturmaz.
Morfolojik bulguların bütünü akut bakteriyel infeksiyonla tam uyumludur.

Anahtar Kavram

İnfektif endokardit vejetasyonlarının destrüktif ve infeksiyöz doğası

Alternatif Yöntem

Vejetasyonları 'Steril vs İnfeksiyöz' ve 'Destrüktif vs Non-destrüktif' olarak sınıflandırmak hızlı eleme yapmanızı sağlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 416Soru

44 yaşında bir erkek çocuk; 55 gündür düşürülemeyen yüksek ateş, her iki gözde konjonktival hiperemi, oral mukozal eritem, "çilek dili" görünümü ve servikal lenfadenopati şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede el ve ayak sırtlarında ödem ile parmak uçlarında deskuamasyon (deri soyulması) saptanmıştır. Bu hastalıktan sorumlu olan vaskülit tipinde, damar duvarında transmural inflamasyon izlenmesine rağmen fibrinoid nekroz genellikle Poliarteritis Nodosa'ya (PANPAN) göre daha hafiftir. Bu klinik tabloya sahip bir hastada gelişebilecek en önemli vasküler komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koroner arterlerde anevrizma oluşumu ve rüptürü

Cevap

Vakada tanımlanan klinik tablo Kawasaki hastalığıdır ve bu hastalıkta en kritik vasküler komplikasyon koroner arter anevrizmalarıdır.
Vakada sunulan çocuk hastadaki yüksek ateş, mukokutanöz değişiklikler (çilek dili, konjonktivit) ve lenfadenopati Kawasaki hastalığına (mukokutanöz lenf bezi sendromu) işaret etmektedir. Kawasaki hastalığı orta çaplı damarları tutan bir vaskülit olup, hastaların yaklaşık %25'inde tedavi edilmediği takdirde koroner arter anevrizmaları gelişebilir. Bu anevrizmalar rüptüre olarak ani ölüme veya tromboz yoluyla miyokard enfarktüsüne yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
44 yaşındaki çocukta dirençli ateş, konjonktivit, çilek dili ve deskuamasyon saptandı.
Bu bulgular klasik Kawasaki hastalığı (mukokutanöz lenf bezi sendromu) tanısı için yeterlidir.
2
Patolojik özellikleri hatırla
Orta çaplı arterlerde transmural inflamasyon, ancak PAN'dan daha hafif fibrinoid nekroz.
Hastalığın morfolojik özellikleri orta çaplı damar vaskülitleri grubunda yer almasını sağlar.
3
En önemli komplikasyonu belirle
Koroner arterlerin tutulumuna bağlı anevrizma ve rüptür riski.
Kawasaki hastalığı çocuklarda edinilmiş kalp hastalıklarının ve koroner patolojilerin en sık nedenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Kawasaki Hastalığı ve Koroner Arter Tutulumu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 417Soru

Miyokard enfarktüsü sonrası doku onarımı süreci belirli aşamalardan geçer. Bir hastada enfarktüs gerçekleştikten yaklaşık 11 hafta (7107-10 gün) sonra mikroskobik incelemede, nekrotik dokunun çevresinde aşağıdakilerden hangisinin izlenmesi en muhtemeldir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülasyon dokusu

Cevap

Granülasyon dokusu
Miyokard enfarktüsü sonrası onarım süreci yaklaşık 11 hafta içinde başlar. 7107-10. günlerde enfarkt alanının kenarlarında bol kapiller damar ve fibroblast içeren granülasyon dokusu izlenir. Bu, hasarlı miyokardın skar dokusuna dönüştürülmesindeki kritik ara basamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman çizelgesini belirle
Enfarkt sonrası 11 haftalık (7107-10 gün) süre.
Miyokardiyal hasar sonrası morfolojik değişiklikler kronolojik bir sıra izler.
2
Hücresel yanıtı analiz et
Bu evrede inflamatuar hücreler (nötrofiller) azalmış, makrofajlar fagositozu büyük ölçüde tamamlamış ve onarım süreci başlamıştır.
Hasarlı dokunun temizlenmesini takiben yeni doku oluşumu (onarım) evresine geçilir.
3
Karakteristik bulguyu seç
Yeni damar oluşumu ve fibroblast göçü ile oluşan granülasyon dokusu.
7107-10. günler granülasyon dokusunun en belirgin olduğu zaman dilimidir.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü sonrası 7107-10. günlerde en karakteristik mikroskobik bulgu granülasyon dokusu oluşumudur.

Daha Fazla Pratik

Enfarkt sonrası makrofajların en yoğun olduğu ve serbest duvar rüptürü riskinin en yüksek olduğu zaman dilimini (3-7 gün) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 418Soru

Miyokardın kompliyansının (esnekliğinin) azalması nedeniyle ventrikül duvarlarının sertleştiği, buna bağlı olarak diyastolik doluşun belirgin şekilde kısıtlandığı ancak ventrikül kavitelerinin genişlemediği kardiyomiyopati tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Restriktif kardiyomiyopati

Cevap

Restriktif kardiyomiyopati; ventrikül duvarlarının sertleşmesi ve kompliyans kaybı nedeniyle diyastolik doluşun bozulduğu kardiyomiyopati tipidir.
Restriktif kardiyomiyopati, miyokardın esnekliğini kaybetmesi nedeniyle ventriküllerin gevşeyemediği ve diyastolik doluşun yapılamadığı durumdur. Diğer tiplerden farklı olarak ventrikül boyutları genellikle normaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik özellikleri analiz et.
Diyastolik doluş kısıtlanmış (restrictionrestriction), ancak ventrikül boyutları normal ve sistolik fonksiyon korunmuş.
Bu bulgular restriktif bir paterne işaret eder.
2
Patolojik süreci değerlendir.
Miyokardda interstisyel fibrozis veya amiloidoz gibi birikim hastalıkları duvar sertleşmesine yol açmış.
Duvar sertliği kompliyansı azaltarak diyastolik doluşu bozar.
3
Tanıyı netleştir.
Tanımlanan tablo restriktif kardiyomiyopatidir.
Dilate tipte genişleme, hipertrofik tipte kalınlaşma ön plandadır.

Anahtar Kavram

Restriktif kardiyomiyopati, ventrikül duvarlarının sertleşmesi sonucu diyastolik doluşun bozulduğu en nadir kardiyomiyopati tipidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 419Soru

6262 yaşında erkek hasta; son altı aydır devam eden paroksismal flushing (yüz kızarması), sulu diyare ve hırıltılı solunum şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyun venöz dolgunluğu ve alt ekstremitelerde gode bırakan ödem saptanıyor. Ekokardiyografide triküspit kapakta kalınlaşma ve ileri derecede yetmezlik ile pulmoner stenoz bulguları izleniyor. Cerrahi kapak replasmanı yapılan hastanın makroskobik incelemesinde, kapak yüzeylerinde ve sağ ventrikül endokardında parlak beyaz, sedefimsi plak benzeri kalınlaşmalar görülüyor. Bu hastadaki endokardiyal lezyonların histopatolojik incelemesiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyonlar; asit mukopolisakkaritten zengin bir matriks içinde yer alan düz kas hücreleri ve kollajen liflerinden oluşur, ancak elastik lif içermez.

Cevap

Karsinoid kalp hastalığı plakları; düz kas hücreleri ve kollajen liflerinden oluşan, asit mukopolisakkaritlerce zengin bir matrikse sahiptir ve elastik lif içermez.
Karsinoid kalp hastalığında görülen endokardiyal lezyonlar; düz kas hücreleri ve seyrek kollajen liflerinin asit mukopolisakkaritlerden zengin bir matriks içine gömülmesiyle oluşan sedefimsi beyaz plaklardır. Bu plakların en önemli ayırıcı özelliği, alttaki normal endokardda bulunan elastik liflerin bu yeni oluşan plak tabakasında bulunmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların (flushing, diyare, sağ kalp yetmezliği) değerlendirilmesi.
Hastada karsinoid sendrom ve buna bağlı karsinoid kalp hastalığı düşünülür.
Gastrointestinal nöroendokrin tümörlerin karaciğer metastazı sonrası salgıladığı vazoaktif maddeler (serotonin, bradikinin) sağ kalpte karakteristik lezyonlara yol açar.
2
Kalp tutulumunun anatomik lokalizasyonunun belirlenmesi.
Lezyonların sağ kalpte (triküspit ve pulmoner kapak) lokalize olduğu saptanır.
Akciğerlerdeki monoamin oksidaz (MAO) enzimi vazoaktif maddeleri inaktive ettiği için sol kalp genellikle korunur.
3
Lezyonların histopatolojik bileşenlerinin incelenmesi.
Plakların düz kas, kollajen ve mukopolisakkarit içerdiği, elastik lif içermediği belirlenir.
Bu spesifik histolojik kompozisyon, yeni oluşan karsinoid plağı alttaki elastik liften zengin normal endokard tabakasından ayırır.

Anahtar Kavram

Karsinoid Kalp Hastalığı (Karsinoid Plaklar)

Daha Fazla Pratik

Libman-Sacks endokarditi ile NBTE arasındaki vejetasyon yerleşim ve kapak hasarı farklarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Karsinoid kalp hastalığında sol tarafın neden korunduğunu (pulmoner metabolizma) hatırlamak, sağ kalbe özgü bu plak yapısını tanımlamada yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 420Soru

Kalp kapaklarında vejetasyon oluşumuyla seyreden patolojik süreçlerin ayırıcı tanısında vejetasyonların yerleşimi, büyüklüğü ve histolojik özellikleri kritik öneme sahiptir. Özellikle ileri evre maligniteler veya kronik tüketici hastalıklara eşlik edebilen Non-Bakteriyel Trombotik Endokardit (NBTE) morfolojisi düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi bu tablo için doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vejetasyonlar kapanma hattı boyunca yerleşen, küçük, steril ve inflamasyon içermeyen fibrin-trombosit kütleleridir.

Cevap

Non-Bakteriyel Trombotik Endokardit vejetasyonları kapanma hattı boyunca yerleşen, küçük, steril ve inflamatuar hücre içermeyen fibrin-trombosit kütleleridir.
Doğru seçenek olan kapanma hattı boyunca yerleşen, küçük, steril ve inflamasyon içermeyen fibrin-trombosit kütleleri ifadesi NBTE'nin (Marantik Endokardit) klasik patolojik tanımıdır. Bu vejetasyonlar kapakta doku kaybına yol açmazlar ancak sistemik emboli riski taşırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Endokardit tiplerinin vejetasyon morfolojilerini karşılaştırın.
Dört ana tip vejetasyon mevcuttur: ARA (küçük, kapanma hattında), IE (büyük, yıkıcı), NBTE (küçük, steril, kapanma hattında), Libman-Sacks (kapağın her iki yüzünde).
Ayırıcı tanıda vejetasyonun yeri ve yıkıcı olup olmaması en temel kriterdir.
2
NBTE'nin klinik bağlamını değerlendirin.
NBTE genellikle hiperkoagülabilite durumları (marantik endokardit, Trousseau sendromu gibi) ile ilişkilidir.
Etiyolojiyi anlamak vejetasyonun neden 'steril' ve 'non-inflamatuar' olduğunu açıklar.

Anahtar Kavram

NBTE'de vejetasyonlar küçük, steril, kapanma hattı boyunca dizilen ve kapakta destrüksiyon yapmayan yapılardır.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 21 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 21 | Examkin