Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 421Soru

22 yaşında tüberoz skleroz tanısıyla izlenen bir kız çocuğunda, rutin kontrol ekokardiyografisinde sol ventrikül duvarında multipl intramural kitleler saptanmıştır. Bu hastadaki kardiyak lezyonların mikroskobik incelemesinde görülmesi en muhtemel histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol glikojen içeren ve sitoplazmik uzantılarıyla "örümcek hücresi" (spider cell) görünümü oluşturan büyük hücreler

Cevap

Bol glikojen içeren ve sitoplazmik uzantılarıyla "örümcek hücresi" (spider cell) görünümü oluşturan büyük hücreler
Tüberoz skleroz hastası çocuklarda saptanan multipl kardiyak kitleler büyük olasılıkla rabdomyomdur. Rabdomyomların karakteristik histolojik özelliği, sitoplazmik glikojen birikimi ve merkeze uzanan ince sitoplazmik bantlar nedeniyle 'örümcek hücresi' (spider cell) görünümü veren büyük, vakuollü hücrelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik verilerini ve ilişkili hastalıkları analiz et.
Hasta 22 yaşında (çocuk) ve tüberoz skleroz tanısına sahip.
Tüberoz skleroz, çocukluk çağı kalp tümörleri ile güçlü bir genetik ilişkiye sahiptir.
2
Klinik tabloya en uygun primer kalp tümörünü belirle.
Çocukluk çağında tüberoz skleroz ile ilişkili multipl intramural kitleler için en olası tanı rabdomyomdur.
Rabdomyom, çocuklarda en sık görülen primer kalp tümörüdür ve tüberoz skleroz hastalarının yaklaşık yarısında görülür.
3
Belirlenen tümörün karakteristik histopatolojik özelliklerini hatırla.
Rabdomyomlar, sitoplazmalarında bol glikojen bulunduran ve çekirdekten çevreye uzanan ince sitoplazmik bantlar nedeniyle "örümcek hücresi" olarak adlandırılan hücrelerden oluşur.
Bu görünüm, rabdomyomun mikroskobik tanısında kullanılan en spesifik bulgudur.

Anahtar Kavram

Rabdomyom ve Tüberoz Skleroz İlişkisi

İpuçları

1
Hastanın yaşını ve tüberoz skleroz tanısını göz önünde bulundurarak çocuklarda en sık görülen kalp tümörünü düşünün.
2
Bu tümörün hücreleri bol miktarda glikojen içerir ve sitoplazmik uzantılarıyla bir böceğe benzetilir.

Daha Fazla Pratik

Rabdomyomların büyük bir kısmının kendiliğinden gerileyebileceğini ve tüberoz sklerozun diğer patolojik bulgularını (SEGA, anjiyomiyolipom gibi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 422Soru

5252 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve solukluk şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 77 g/dL, retikülosit oranı ise %0,1\%0,1 (belirgin düşük) olarak saptanıyor. Kemik iliği biyopsisinde eritroid seri öncüllerinin yokluğu ile karakterize "saf eritrosit aplazisi" tanısı konuluyor. Hastanın toraks BT incelemesinde anterior mediastende 55 cm çapında, düzgün sınırlı ve kapsüllü bir kitle izleniyor. Bu klinik tabloya eşlik eden mediastinal kitlenin en olası tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Timoma

Cevap

Anterior mediastinal kitle ve saf eritrosit aplazisi birlikteliğinde en olası tanı Timoma'dır.
Saf eritrosit aplazisi ve Myasthenia Gravis, anterior mediastende yerleşen Timoma'nın en karakteristik paraneoplastik sendromlarıdır. Hastadaki klinik tablo bu klasik birlikteliğe tam uyum sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Düşük hemoglobin ve çok düşük retikülosit oranı, kemik iliğinde eritroid öncüllerin yokluğu ile 'saf eritrosit aplazisi' tablosunu doğrular.
Aneminin tipini ve mediastinal kitle ile olası ilişkisini kurmak için gereklidir.
2
Anatomik yerleşimi değerlendir
Kitlenin anterior mediastende olduğu saptanmıştır.
Mediastinal kitlelerin ayırıcı tanısında kompartman yerleşimi (ön, orta, arka) en kritik bilgidir.
3
Paraneoplastik sendrom eşleşmesini yap
Saf eritrosit aplazisi, Timoma vakalarının yaklaşık %5\%5-%10\%10'unda görülen spesifik bir paraneoplastik sendromdur.
Timoma; Myasthenia Gravis, saf eritrosit aplazisi ve hipogammaglobulinemi (Good Sendromu) ile karakterize triadın en önemli nedenidir.

Anahtar Kavram

Timoma, anterior mediastenin en sık primer tümörü olup Myasthenia Gravis (%30-50) ve Saf Eritrosit Aplazisi (%5) ile güçlü birliktelik gösterir.

Daha Fazla Pratik

Timomanın histolojik tipleri (Tip A, B, C) ve invaziv timoma ile timik karsinom farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 423Soru

Plevral boşlukta masif sıvı birikimi (plevral efüzyon) saptanan bir hastada, bu tabloya sekonder olarak gelişen atelektazi tipi ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plevral sıvının boşaltılmasıyla akciğer parankimi genellikle tekrar genişleyebilir.

Cevap

Plevral efüzyon gibi plevral boşlukta yer kaplayan oluşumların varlığında akciğer parankimi dıştan baskı altında kalarak söner (kompresyon atelektazisi) ve bu durum neden olan sıvının boşaltılmasıyla genellikle geri dönüşlüdür.
Plevral efüzyon, plevral boşlukta sıvı birikmesiyle karakterizedir ve bu durum 'kompresyon atelektazisi'ne yol açar. Bu atelektazi tipi, akciğer parankiminde yapısal bir fibrozis gelişmediği sürece, neden olan faktörün (bu durumda plevral sıvının) ortadan kaldırılmasıyla akciğerin tekrar genişleyebildiği (re-ekspansiyon) geri dönüşlü bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumu analiz et
Plevral efüzyon (sıvı birikimi) saptanmıştır.
Atelektazi tipini belirlemek için altta yatan nedeni anlamak gerekir.
2
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Sıvı birikimi akciğer parankimine dıştan mekanik bir baskı uygular.
Dıştan bası mekanizması 'kompresyon atelektazisi'ne işaret eder.
3
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Mediasten karşı tarafa itilir ve parankim geri dönüşlü olarak söner.
Kompresyon tipinde itilme, resorpsiyon tipinde ise çekilme görülür.

Anahtar Kavram

Kompresyon atelektazisi ve geri dönüşümlülük özelliği
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 424Soru

3838 yaşında kadın hasta, çocukluktan beri devam eden atopik dermatit öyküsü ve son 55 yıldır giderek artan nöbetler halinde gelen nefes darlığı ve hırıltılı solunum şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya yapılan bronş biyopsisinde; bronş lümeninde mukus tıkaçları, epitel altında belirgin tip II ve IIIIII kollajen birikimi (subepitelyal fibrozis), submukozal ödem, vaskülaritede artış ve düz kas tabakasında belirgin hipertrofi saptanıyor. Bu hastada "havayolu yeniden yapılanması" (remodeling) sürecinin bir parçası olan subepitelyal fibrozisden birincil derecede sorumlu olan sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TGFβTGF-\beta

Cevap

Astımdaki havayolu yeniden yapılanmasında (remodeling) subepitelyal fibrozisden (kollajen birikimi) birincil derecede sorumlu olan sitokin TGFβTGF-\beta'dır.
Doğru yanıt olan TGFβTGF-\beta, astım hastalarında havayolu epitelinden ve inflamatuar hücrelerden salınır. Bu büyüme faktörü, fibroblastların miyofibroblastlara dönüşümünü tetikleyerek subepitelyal bölgede (bazal membran altında) tip II ve IIIIII kollajen birikimine yol açar. Bu süreç, havayolu duvarının kalınlaşmasına ve geri dönüşsüz obstrüksiyon gelişimine katkıda bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Atopik dermatit öyküsü ve nöbetler halindeki dispne, bronşiyal astım ile uyumludur.
Hastanın kronik obstrüktif tablosunun alt tipini belirlemek için.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Biyopside saptanan subepitelyal fibrozis ve düz kas hipertrofisi 'havayolu yeniden yapılanması' (airway remodeling) olarak tanımlanır.
Kalıcı obstrüksiyonun patolojik temelini anlamak için.
3
Patogenetik mekanizmayı belirle
TGFβTGF-\beta, fibroblastların aktivasyonu ve kollajen birikimi üzerinde en etkili sitokindir.
Remodeling sürecindeki spesifik moleküler aracıyı saptamak için.

Anahtar Kavram

Bronşiyal astımda havayolu yeniden yapılanması (remodeling), kronik inflamasyonun tetiklediği ve TGFβTGF-\beta aracılı kollajen birikimi (subepitelyal fibrozis) ile karakterize yapısal bir değişimdir.

Daha Fazla Pratik

Astımdaki düz kas hipertrofisi ve hiperplazisi ile kronik bronşitteki Reid indeksi artışı arasındaki farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 425Soru

6565 yaşında erkek hasta, ani başlayan ve sol kola yayılan şiddetli substernal ağrı ile acil servise getirilmiştir. Elektrokardiyografisinde (EKGEKG) anterior derivasyonlarda (V1V4V_1-V_4) STST segment yükselmesi saptanmış ve akut miyokard enfarktüsü tanısı konulmuştur. Hasta, semptomların başlamasından yaklaşık 2020 saat sonra gelişen bir ventriküler aritmi nedeniyle kaybedilmiştir.

Bu hastada enfarkt bölgesinden alınan miyokard dokusunun mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülasyon nekrozu ve marjinal kontraksiyon bantları

Cevap

Miyokard enfarktüsünün 2020. saatinde (yani 122412-24 saat aralığında) en olası mikroskobik bulgu koagülasyon nekrozu ve kontraksiyon bantlarıdır.
Miyokard enfarktüsünde 122412-24 saatler arasında koagülasyon nekrozu tam olarak yerleşir; nükleer piknoz ve kenar bölgelerindeki canlı doku ile komşulukta reperfüzyon veya kalsiyum girişi nedeniyle kontraksiyon bantları görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Semptomların süresini analiz et
Süre 2020 saattir.
Miyokard enfarktüsü morfolojisi zamana bağımlı olarak değişir; bu nedenle sürenin belirlenmesi tanıda kritiktir.
2
Bu süreyi morfolojik kronoloji ile eşleştir
2020 saat, 122412-24 saatlik zaman dilimine girer.
Bu evre, mikroskobik olarak nekrozun (koagülasyon nekrozu) yerleştiği ilk evredir.
3
İlgili evreye ait spesifik bulguları tanımla
Koagülasyon nekrozu, piknoz ve marjinal kontraksiyon bantları saptanır.
122412-24 saat arasında henüz yoğun lökosit infiltrasyonu gelişmemiş olsa da hücre ölümü morfolojik olarak belirgin hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü sonrası morfolojik değişikliklerin kronolojik sırası.

Daha Fazla Pratik

Miyokard enfarktüsünün farklı zaman dilimlerinde gelişen komplikasyonlarını (ruptür, anevrizma, Dressler sendromu) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 426Soru

4545 yaşında bir hasta, geçirdiği majör abdominal cerrahi sonrası postoperatif 2.2. günde ani gelişen solunum sıkıntısı ve hafif ateş nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede sağ akciğer bazalinde solunum seslerinin ileri derecede azaldığı, perküsyonla matite alındığı ve trakeanın sağa doğru yer değiştirdiği saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezorpsiyon atelektazisi

Cevap

Rezorpsiyon atelektazisi
Rezorpsiyon (obstrüktif) atelektazisi, havayolunun (mukus, tümör veya yabancı cisimle) tam tıkanması sonucu gelişir. Tıkanıklığın distalindeki hava kan dolaşımı tarafından emilir ve ilgili akciğer alanı kollabe olur. Bu durum akciğer hacminde azalmaya yol açtığı için mediasten ve trakea etkilenen tarafa doğru çekilir. Postoperatif dönemdeki ateş ve solunum sıkıntısının en klasik nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamın belirlenmesi
Hastanın majör cerrahi sonrası postoperatif dönemde olması, en sık mukus tıkaçlarına bağlı gelişen obstrüktif (rezorpsiyon) atelektaziyi düşündürür.
Postoperatif dönemdeki hareketsizlik ve anestezi etkileri mukus birikimine ve havayolu tıkanıklığına zemin hazırlar.
2
Trakeal deviasyon yönünün analizi
Trakeanın sağ taraftaki bulgularla aynı yöne (sağa) kaymış olması, o tarafta bir hacim kaybı (kollaps) olduğunu gösterir.
Rezorpsiyon atelektazisinde akciğer dokusu sönerken mediasteni kendisine doğru çeker; oysa kompresyon atelektazisinde dış basınç mediasteni karşıya iter.
3
Tanının netleştirilmesi
Cerrahi öyküsü ve ipsilateral trakeal kayma bulguları birleştirildiğinde tanı rezorpsiyon atelektazisidir.
Mekanizma, tıkanan bronşun distalindeki havanın dolaşıma emilmesi ve alveollerin kollabe olmasıdır.

Anahtar Kavram

Atelektazi tiplerinin (rezorpsiyon vs kompresyon) ayırıcı tanısında mediastinal şiftin (kaymanın) yönü kritiktir.

Daha Fazla Pratik

Plevral efüzyonun eşlik ettiği bir kompresyon atelektazisi vakasında trakeal sapmanın yönünü ve fizik muayene bulgularını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 427Soru

Kronik bronşit vakalarında bronş duvarındaki submukozal serömüköz bez tabakası kalınlığının, solunum epiteli ile kıkırdak arasındaki toplam duvar kalınlığına oranını belirlemek amacıyla kullanılan parametre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reid indeksi

Cevap

Kronik bronşit tanısında bez hiperplazisini değerlendiren histopatolojik ölçüm Reid indeksidir.
Reid indeksi, özellikle kronik bronşit tanısında submukozal serömüköz bezlerin hiperplazisini objektif olarak değerlendirmek için kullanılan spesifik bir histopatolojik ölçümdür. Normal değeri 0.40.4 altındayken, kronik irritasyona bağlı bez artışında bu oran yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalığın morfolojik özelliğini tanımla
Kronik bronşit, bronş ağacında mukus salgılayan bezlerin belirgin hiperplazisi ile karakterizedir.
Soruda istenen parametre bu hiperplaziyi sayısal olarak ifade etmelidir.
2
Sayısal parametreyi eşleştir
Submukozal bez kalınlığının (bez tabakasının en üstü ile en altı arası), solunum epiteli bazal membranı ile kıkırdak perikondriyumu arasındaki mesafeye oranı 'Reid indeksi' olarak adlandırılır.
Patolojide kronik bronşitin şiddetini ve varlığını objektif olarak kanıtlayan temel ölçümdür.
3
Normal değerleri kontrol et
Normalde bu oran yaklaşık 0.40.4 civarındadır; kronik bronşitte ise artış gösterir.
Tanısal doğruluğu teyit etmek için fizyolojik sınırların bilinmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Reid indeksi, kronik bronşitte submukozal gland hiperplazisini gösteren patognomonik bir ölçümdür.

Daha Fazla Pratik

Reid indeksi artışının klinik olarak balgam miktarı ile korelasyonunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 428Soru

6060 yaşında erkek hasta, son haftalarda giderek artan halsizlik, nefes darlığı ve boyun toplardamarlarında belirginleşme şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncının inspiryum sırasında 1515 mmHgmmHg düştüğü (pulsus paradoxus) saptanıyor. Ekokardiyografide sağ atriyum duvarını infiltre eden, düzensiz sınırlı kitle ve masif hemorajik perikardiyal efüzyon izleniyor. Kitleden alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; atipik, hiperkromatik endotel hücreleriyle döşeli, birbiriyle anastomozlaşan vasküler kanallar ve geniş nekroz alanları gözleniyor.

Bu hastadaki klinik ve patolojik bulgulara göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyosarkom

Cevap

Anjiyosarkom
Anjiyosarkom, erişkinlerde kalbin en sık görülen primer malign tümörüdür. Klasik olarak sağ atriyumda yerleşir, çevre dokulara (perikard gibi) invazyon gösterir ve sıklıkla hemorajik perikardiyal efüzyona neden olur. Histolojisinde atipik endotelyal hücrelerin oluşturduğu vasküler kanallar izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Pulsus paradoxus ve venöz dolgunluk, perikardiyal efüzyona bağlı kardiyak tamponadı düşündürür.
Hemorajik efüzyon ve infiltratif kitle varlığı malignite olasılığını artırır.
2
Anatomik yerleşimin analizi
Kitlenin sağ atriyumda yerleşmesi primer malign tümörler için tipiktir.
Primer benign tümörlerin çoğu sol atriyumda yerleşirken, anjiyosarkom klasik olarak sağ tarafta görülür.
3
Histopatolojik özelliklerin yorumlanması
Atipik endotelyal hücreler ve anastomozlaşan vasküler kanallar sarkom tanısını kesinleştirir.
Bu morfoloji anjiyosarkomun patognomonik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Erişkinlerde en sık görülen primer malign kardiyak tümör sağ atriyum yerleşimli anjiyosarkomdur.
Soru 429Soru

Daha önce bilinen koroner arter hastalığı öyküsü olmayan 68 yaşındaki kadın hasta, sabah saatlerinde başlayan ve sol kola yayılan baskı tarzında göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurmuştur. EKG'de inferior derivasyonlarda ST segment elevasyonu saptanmış ve akut miyokard enfarktüsü tanısıyla yatırılmıştır. Tedavisi düzenlenen hasta, yatışının 4. gününde ani gelişen hipotansiyon ve kardiyak arrest sonrası eksitus olmuştur. Yapılan otopside sol ventrikül arka duvarında merkezi sarı-yumuşak kıvamlı, çevresi hiperemik sınırla çevrili bir enfarkt alanı izlenmiştir. Bu lezyondan alınan doku örneğinin mikroskopik incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ölü miyofiberlerin parçalanması ve makrofaj fagositozunun başlaması

Cevap

Ölü miyofiberlerin parçalanması ve makrofaj fagositozunun başlaması
Vakada tanımlanan 4. gün, miyokard enfarktüsünün iyileşme sürecinde kritik bir geçiş evresidir. Bu dönemde (3-7. günler) koagülasyon nekrozu ilerlemiş, çekirdekler kaybolmuştur. İlk günlerde ortama gelen nötrofiller ölmeye ve parçalanmaya başlar. Nekrotik debrisin temizlenmesi için makrofajlar (histiyositler) enfarkt alanının periferinde belirmeye ve fagositoza başlar. Bu dönemde miyokard dokusu oldukça yumuşaktır (sarı-yumuşak makroskopi) ve ventriküler rüptür riski en yüksektir. Doğru cevap bu döneme özgü olan 'ölü miyofiberlerin parçalanması ve makrofaj aktivitesinin başlaması'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka zamanlamasını analiz et
Hasta miyokard enfarktüsü (MI) sonrası 4. günde eksitus olmuştur.
Patolojik bulguların doğru tahmin edilmesi için olayın üzerinden geçen süre en kritik parametredir.
2
4. güne ait makroskopik bulguları değerlendir
Merkezi sarı-yumuşak, çevresi hiperemik sınır.
3-7. günler arasında enfarkt alanı yumuşar (miyomalazi) ve yırtılmaya (rüptür) en meyilli hale gelir. Hiperemik sınır granülasyon dokusunun başlangıcını değil, vasküler konjesyonu ve inflamasyonu yansıtır.
3
4. güne ait mikroskopik bulguları belirle
Nötrofillerin yıkımı ve makrofajların ortaya çıkışı.
İlk 3 gün nötrofiller hakimdir. 3-7. günlerde nötrofiller ölür (karyoreksis) ve ölü dokuyu temizlemek üzere makrofajlar devreye girer. Henüz organize bir granülasyon dokusu yoktur.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsünde iyileşme sürecinin kronolojik histopatolojisi (özellikle rüptür riski taşıyan 3-7. gün aralığı).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 430Soru

5252 yaşında erkek hasta, ani başlayan titreme, yükselen ateş ve plevral karakterde yan ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yatışının 18.18. saatinde gelişen masif pulmoner emboli nedeniyle eksitus olan hastanın otopsisinde, akciğerlerin ağır, ıslak ve kırmızı (boggy) olduğu saptanıyor.

Bu hastanın akciğer dokusunun mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vasküler konjesyon ile birlikte alveol boşluklarında proteinden zengin ödem sıvısı, az sayıda nötrofil ve bol bakteri bulunması

Cevap

Vasküler konjesyon ile birlikte alveol boşluklarında proteinden zengin ödem sıvısı, az sayıda nötrofil ve bol bakteri bulunması
Lobar pnömoninin ilk evresi olan 'konjesyon' (ilk 2424 saat), makroskobik olarak akciğerlerin ağır, kırmızı ve 'yaş' (boggy) görünümüyle karakterizedir. Mikroskobik incelemede alveol duvarlarındaki kapillerlerde belirgin dolgunluk (vasküler konjesyon), alveol boşluklarında ise bol miktarda bakteri içeren proteinden zengin ödem sıvısı ve nadir nötrofiller izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sürenin ve makroskobik bulguların değerlendirilmesi
Belirtilerin başlamasından sonraki 18.18. saatte (ilk 2424 saat içinde) akciğerlerin ağır, ıslak ve kırmızı (boggy) olması, lobar pnömoninin ilk evresine işaret eder.
Lobar pnömoni morfolojik olarak dört evreden geçer; ilk evre olan konjesyon ilk 2424 saatte gerçekleşir.
2
Konjesyon evresinin histopatolojik özelliklerinin belirlenmesi
Vasküler dolgunluk (konjesyon) ve alveol içi bakteri yüklü ödem sıvısı.
Konjesyon evresinde temel patoloji vasküler geçirgenlik artışı ve inflamatuar yanıtın başlangıcıdır.
3
Diğer evrelerin dışlanması
Kırmızı hepatizasyon (22-44. gün), gri hepatizasyon (44-88. gün) ve rezolüsyon (88+ gün) evreleri klinik tabloya göre daha geç aşamalardır.
Eksitus saati (18.18. saat) sadece en erken evre olan konjesyonun görülmesine izin verir.

Anahtar Kavram

Lobar pnömoninin morfolojik evreleri (Konjesyon evresi)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 431Soru

5555 yaşında, kronik alkol kullanımı olan erkek hasta; ani başlayan titreme, 39C39^{\circ}C ateş ve öksürük ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ üst bölgede matite ve raller saptanıyor. Balgamının oldukça yapışkan ve koyu kırmızı ("vişne jölesi" görünümünde) olduğu gözleniyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda konsolidasyon ve horizontal fissürün ağırlığa bağlı olarak aşağı doğru yer değiştirdiği (bombelik belirtisi) izleniyor. Bu hastadaki pnömoni etkeninin patogenezinde ve doku morfolojisinde en karakteristik olan özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol miktarda mukoid kapsüler polisakkarit üretimi

Cevap

Bakterinin ürettiği bol miktarda mukoid kapsüler polisakkarit, bu klinik ve radyolojik tablo için en karakteristik patolojik özelliktir.
Vişne jölesi benzeri balgam ve radyolojik olarak fissürde bombelik (bulging fissure sign), Klebsiella pneumoniae enfeksiyonunun klasik bulgularıdır. Bu mikroorganizmanın en belirgin patolojik özelliği, doku kesitlerinde ve balgamda mukoid bir görünüme yol açan, bol miktarda üretilen kapsüler polisakkarittir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Alkolik hasta + vişne jölesi balgam + fissürde bombelik = Klebsiella pneumoniae pnömonisi.
Klebsiella, özellikle alkolik ve debilitan hastalarda lober pnömoniye yol açan, radyolojik olarak lobu ağırlaştırarak fissürde bombelik yapan tipik etkendir.
2
Etkenin morfolojik özelliğini belirle.
Klebsiella'nın en belirgin özelliği kalın polisakkarit kapsülüdür.
Bu kapsül hem fagositozu engeller hem de dokunun/balgamın yapışkan (mukoid) olmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Klebsiella pneumoniae pnömonisinin klinik ve morfolojik belirleyicileri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 432Soru

Akciğerin havalanma kaybı ve sönmesi olarak tanımlanan atelektazi tipleri, patofizyolojik mekanizmaları ve mediastinal yapıların yer değiştirme (shift) yönleri açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Postoperatif dönemde abdominal cerrahi sonrası gelişen diyafram elevasyonu, resorpsiyon atelektazisi mekanizması ile oluşur ve mediastinal yapıların ipsilateral tarafa çekilmesine yol açar.

Cevap

Postoperatif dönemde abdominal cerrahi sonrası gelişen diyafram elevasyonuna bağlı atelektazi, resorpsiyon değil kompresyon mekanizması ile oluşur ve mediastinumu aynı tarafa çekmez.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü diyaframın yukarı doğru elevasyonu akciğer parankimi üzerinde mekanik bir bası oluşturur ve bu durum 'kompresyon atelektazisi' olarak sınıflandırılır. Resorpsiyon atelektazisi ise proksimal hava yollarının mukus tıkacı gibi nedenlerle tam tıkanması sonucu distaldeki havanın emilmesiyle gerçekleşir. Ayrıca kompresyon atelektazisinde yapılar etkilenen tarafa çekilmez; aksine bası etkisiyle karşı tarafa itilme eğilimindedir veya belirgin bir yer değiştirme olmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Atelektazi tiplerini temel mekanizmalarına göre sınıflandırın.
Dört ana tip belirlenir: Resorpsiyon (tıkanma), Kompresyon (bası), Kontraksiyon (fibrozis) ve Mikro-atelektazi (sürfaktan kaybı).
Mekanizmaların doğru ayrımı, mediastinal yer değiştirmenin yönünü belirlemek için kritiktir.
2
Mediastinal yer değiştirme (shift) prensiplerini her tip için uygulayın.
Resorpsiyon ve kontraksiyonda 'çekilme' (ipsilateral), kompresyonda 'itilme' (kontralateral) görülür.
Hacim kaybı yaratan durumlar yapıları çekerken, basınç artışı yaratan durumlar itmektedir.
3
Postoperatif durumları analiz edin.
Genel anestezi sonrası mukus tıkacı 'resorpsiyon' iken, karın içi basınç artışı veya ağrıya bağlı diyafram yükselmesi 'kompresyon' atelektazisidir.
Klinik senaryolarda birden fazla mekanizma bir arada bulunabilir; ancak diyafram elevasyonu tanımı gereği kompresyondur.

Anahtar Kavram

Atelektazi patogenezi ve mediastinal shift yönleri

Daha Fazla Pratik

Postoperatif atelektazi yönetiminde fizyoterapi ve derin solunum egzersizlerinin hangi atelektazi tipini (resorpsiyon vs. kompresyon) hedeflediğini araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 433Soru

5858 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1010 gün önce istirahatteyken başlayan ve 11 saatten uzun süren şiddetli retrosternal göğüs ağrısı şikayeti olduğunu ancak tıbbi yardım almadığını ifade etmektedir. Son 2424 saattir hızla artan nefes darlığı, ortopne ve öksürük şikayetleriyle acil servise başvurmuştur. Fizik muayenede kan basıncı 90/6090/60 mmHgmmHg, nabız 110/dk110/dk saptanmış; oskültasyonda apekste 3/63/6 şiddetinde yeni gelişen pansistolik üfürüm ve akciğer bazallerinde yaygın raller duyulmuştur. Ekokardiyografide mitral kapak anterior yaprakçığında flail (yelken) hareketi ve sol ventrikül posterolateral duvarında hipokinezi izlenmiştir. Bu hastanın infarkt alanından alınan doku örneğinde mikroskobik olarak aşağıdakilerden hangisinin izlenmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belirgin granülasyon dokusu, yoğun neovaskülarizasyon ve fibroblastik proliferasyon

Cevap

İnfarkt sonrası 10. günde histolojik olarak belirgin granülasyon dokusu, yeni damar oluşumları (neovaskülarizasyon) ve fibroblast proliferasyonu izlenir.
Vakada verilen 1010 günlük süre, miyokard enfarktüsünün organizasyon evresine denk gelir. Bu dönemde nekrotik dokular temizlenmiş ve yerini bol damarlı, fibroblastlardan zengin granülasyon dokusuna bırakmıştır. Papiller adale rüptürü gibi mekanik komplikasyonlar genellikle enfarktüsün en yumuşak olduğu 3-10. günler arasında sık görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Hasta 10 gün önce MI geçirmiş ve şu an akut mitral yetmezliği (papiller adale rüptürü/disfonksiyonu) ile başvurmuştur.
Zamanlama tespiti morfolojik bulguları belirlemek için kritiktir.
2
10. gündeki makroskobik ve mikroskobik değişikliklerin belirlenmesi
10. günde makroskobik olarak sarı-kahverengi, yumuşak ve hiperemik kenarlı alan izlenir; mikroskobik olarak granülasyon dokusu hakimdir.
MI sonrası iyileşme süreci belirli bir kronolojik sıra izler.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü sonrası doku onarımı 7-14. günlerde en aktif granülasyon dokusu aşamasındadır.
Soru 434Soru

5858 yaşında kadın hasta, progresif nefes darlığı ve künt vasıflı yan ağrısı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sol akciğer bazalinde solunum sesleri azalmış ve perküsyonda matite saptanıyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde plevral efüzyon ve plevrada düzensiz, nodüler kalınlaşmalar izleniyor. Plevral biyopsinin mikroskobik incelemesinde pleomorfik çekirdekli, belirgin nükleollü mezotelyal hücrelerin oluşturduğu papiller yapılar görülüyor. Yapılan immünohistokimyasal boyamalarda bu hücrelerin Calretinin, WT1 ve Sitokeratin 5/65/6 ile pozitif boyandığı saptanıyor.

Bu olguda, izlenen hücrelerin "Malign Mezotelyama" tanısı almasında reaktif mezotelyal hiperplaziye göre ayırıcı tanıda en güvenilir olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BAP1 (BRCA1-associated protein 1) nükleer ekspresyon kaybı

Cevap

Malign mezotelyamanın reaktif mezotelyal hiperplaziden ayrımında en güvenilir immünohistokimyasal bulgu BAP1 nükleer ekspresyon kaybının saptanmasıdır.
Doğru cevap olan BAP1 nükleer ekspresyon kaybı, plevral biyopsilerde reaktif mezotelyal hücreler ile epitelyoid mezotelyamanın ayırıcı tanısında kullanılan en spesifik ve güvenilir immünohistokimyasal bulgudur. Reaktif hücrelerde BAP1 ekspresyonu korunurken, mezotelyamaların önemli bir kısmında bu proteinin kaybı izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik ve klinik verilerin analizi
Plevral kalınlaşma ve papiller yapılar oluşturan atipik hücreler mezotelyal bir süreci (reaktif veya malign) düşündürür.
Vakadaki Calretinin, WT1 ve CK 5/65/6 pozitifliği hücrelerin mezotelyal kökenli olduğunu doğrular.
2
Malignite kriterlerinin değerlendirilmesi
Standart mezotelyal belirteçler (Calretinin, WT1) benign-malign ayrımı yapamaz; stromal invazyon veya moleküler markerlar gereklidir.
Malign mezotelyama tanısı için en spesifik IHC markerı BAP1 kaybıdır. Ayrıca p16 (CDKN2A) homozigot delesyonu da maligniteyi kanıtlar.
3
Ayırıcı tanıdaki negatif markerların kontrolü
Desmin pozitifliği reaktif süreci desteklerken, BAP1 kaybı maligniteyi kesinleştirir.
BAP1 kaybı mezotelyamalarda yaklaşık %6060 oranında görülür ve reaktif durumlarda izlenmesi beklenmez.

Anahtar Kavram

Mezotelyal markerlar kökeni gösterir (Calretinin, WT1), ancak maligniteyi BAP1 kaybı veya p16 delesyonu kanıtlar.

Daha Fazla Pratik

Mezotelyamanın adenokarsinomdan ayrımında kullanılan negatif markerları (CEA, TTF-1, MOC-31) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 435Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde inspiratuar "velcro" raller ve çomak parmak saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC değerinde belirgin azalma, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranında ise hafif artış izleniyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT) subplevral ve bazal yerleşimli retiküler gölgelenmeler ile karakterize "bal peteği" (honeycomb) görünümü saptanıyor. Bu hastadan alınan akciğer biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması, tanıyı en çok destekleyen histopatolojik bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yamalı interstisyel fibrozis alanları, korunmuş normal akciğer parankimi ve fibroblast odaklarının bir arada görülmesi

Cevap

Yamalı interstisyel fibrozis alanları, korunmuş normal akciğer parankimi ve fibroblast odaklarının bir arada görülmesi
Doğru yanıt, Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP) paterninin hallmark bulgularını tanımlamaktadır. UIP paterninde, akciğer parankiminde sağlam alanlar ile ileri derece fibrotik ve bal peteği alanları yan yana bulunur (mekansal heterojenite). Ayrıca, aktif fibrozisin göstergesi olan 'fibroblast odakları' ile eski, kollajenden zengin yoğun fibrozis alanlarının bir arada olması zamansal heterojeniteyi yansıtır. Bu iki özellik İPF tanısı için en spesifik histopatolojik kanıtlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
İleri yaş, restriktif patern (FVCFVC ↓, FEV1/FVCFEV_1/FVC ↑), bazal/subplevral retiküler patern ve bal peteği görünümü.
Hastanın klinik tablosu tipik bir İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) vakasını işaret etmektedir.
2
İPF'nin histopatolojik karşılığını belirle
İPF'nin karakteristik histolojik paterni Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP) paternidir.
Tanının kesinleşmesi için biyopsi materyalinde UIP bulgularının aranması gerekir.
3
UIP paterninin ayırt edici özelliklerini hatırla
Mekansal heterojenite (normal ve fibrotik alanların bir arada olması) ve zamansal heterojenite (farklı evrelerdeki fibrozis ve fibroblast odakları).
Diğer interstisyel akciğer hastalıklarından ayrımı sağlayan en spesifik bulgu fibroblast odaklarının ve heterojenitenin varlığıdır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) ve Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP) paterninin histopatolojik özellikleri

Daha Fazla Pratik

İPF patogenezinde telomeraz mutasyonları ve MUC5B gen polimorfizmlerinin rolünü gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 436Soru

7272 yaşında kadın hasta, 44 gün önce başlayan retrosternal yerleşimli şiddetli göğüs ağrısı sonrası yoğun bakımda izlenirken kardiyak rüptür nedeniyle kaybedilmiştir. Otopside sol ventrikül serbest duvarında makroskopik olarak merkezi sarı-yumuşak, kenarları hiperemik olan geniş bir infarkt alanı saptanmıştır. Bu hastanın kalp dokusunun mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nekrotik miyositlerin fagositozu ve miyofibrillerde parçalanma

Cevap

Nekrotik miyositlerin fagositozu ve miyofibrillerde parçalanma
Miyokard enfarktüsü sonrası 373-7. günler arasında makroskopik olarak infarkt alanı sarı-yumuşak (miyomalazi) bir hal alır ve çevresinde granülasyon dokusunun habercisi olan hiperemik bir kenar oluşur. Mikroskopik olarak bu dönemde nötrofillerin yerini makrofajlar almaya başlar; nekrotik miyositler parçalanır ve makrofajlar tarafından fagositoz süreci başlatılır. Bu dönem aynı zamanda miyokardial rüptürün en sık görüldüğü dönemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Zamanın belirlenmesi
Hasta 4. günde kaybedilmiştir.
Miyokard enfarktüsü morfolojisi zamana bağımlı bir süreçtir.
2
Makroskopik bulgunun analizi
Sarı-yumuşak merkez ve hiperemik kenar, 3-7. günler arasındaki doku yıkımını gösterir.
Bu dönemde lökosit enzimlerinin etkisiyle doku yumuşamaya (miyomalazi) başlar.
3
Mikroskobik karşılığın bulunması
3-7. günlerde makrofajlar alana girer ve nekrotik miyositleri temizlemeye (fagositoz) başlar.
Nötrofillerin yerini makrofajların aldığı inflamatuar geçiş evresidir.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsünde kronolojik morfolojik değişiklikler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 437Soru

Yirmi sekiz (2828) yaşında kadın hasta; eklemlerinde ağrı, yüzde güneşle artan döküntü ve halsizlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede yüzde malar raş saptanan hastanın kalp dinlemesinde mitral odakta pansistolik üfürüm duyuluyor. Yapılan ekokardiyografide mitral kapak yaprakçıklarının hem atrial hem de ventriküler yüzeylerinde, ayrıca korda tendinealar üzerinde yerleşmiş, 131-3 mm boyutlarında, küçük ve steril vejetasyonlar saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Libman-Sacks endokarditi

Cevap

Libman-Sacks endokarditi
Doğru cevap olan seçenek, Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanılı hastalarda görülen ve kapakların her iki yüzeyine (hem atrial hem ventriküler) ek olarak korda tendinealara da yerleşebilen steril, küçük vejetasyonları tanımlayan Libman-Sacks endokarditidir. Bu yerleşim özelliği onu diğer endokardit tiplerinden ayıran en önemli morfolojik farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (fotosensitivite, artralji, malar raş) değerlendir.
Bu bulgular tipik bir Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tablosuna işaret eder.
Genç kadın hastada görülen bu multisistemik bulgular SLE için karakteristiktir.
2
Ekokardiyografik vejetasyon özelliklerini analiz et.
Vejetasyonlar küçük (131-3 mm), steril ve en önemlisi kapakların her iki yüzeyinde (atrial/ventriküler) ve kordalarda yerleşmiştir.
Kapakların her iki yüzeyinde ve kordalarda yerleşim gösteren steril vejetasyonlar Libman-Sacks endokarditi için patognomoniktir.
3
Klinik tanı ile patolojik bulguları eşleştir.
SLE zemininde gelişen bu kapak tutulumu Libman-Sacks endokarditi tanısını doğrular.
Libman-Sacks endokarditi, SLE'nin klasik bir kardiyak komplikasyonudur.

Anahtar Kavram

Libman-Sacks endokarditi (SLE ile ilişkili endokardit), kapak yaprakçıklarının her iki yüzeyinde ve korda tendinealar üzerinde yerleşebilen küçük, steril vejetasyonlarla karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Diğer steril endokardit tipi olan NBTE'nin (Marantik endokardit) hangi klinik durumlarla (örn. pankreas kanseri, Trousseau sendromu) ilişkili olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 438Soru

4848 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde soğukla tetiklenen parmak ucu morarmaları (Raynaud fenomeni) ve el sırtında deri sertleşmesi (sklerodaktili) öyküsü bulunmaktadır. Solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC değerinde belirgin azalma, FEV1/FVCFEV1/FVC oranının ise %85\%85 (normal/artmış) olduğu saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide alt loblarda daha belirgin olmak üzere diffüz buzlu cam dansiteleri izleniyor. Yapılan akciğer biyopsisinde; alveolar septumlarda tüm alanlarda benzer evrede görülen, üniform dağılımlı kronik inflamasyon ve interstisyel fibrozis saptanıyor. Biyopside fibroblastik odakların ve bal peteği akciğer görünümünün olmaması dikkat çekicidir. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Non-spesifik İnterstisyel Pnömoni (NSIP)

Cevap

Klinik ve histopatolojik bulgular (üniform fibrozis, zamansal homojenite, bağ dokusu hastalığı birlikteliği) ışığında en olası tanı Non-spesifik İnterstisyel Pnömoni (NSIP)'dir.
Doğru yanıt olan Non-spesifik İnterstisyel Pnömoni (NSIP), histolojik olarak lezyonların akciğer parankimine üniform dağılması ve tüm lezyonların aynı evrede (homojen) olmasıyla tanımlanır. Bu vakada Sistemik Skleroz bulgularının olması NSIP olasılığını artırır, çünkü NSIP bağ dokusu hastalıklarında en sık görülen akciğer tutulum paternidir. UIP'deki gibi fibroblastik odaklar ve bal peteği yapısı beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı analiz et
Raynaud fenomeni ve sklerodaktili, hastada Sistemik Skleroz (Scleroderma) gibi bir bağ dokusu hastalığı olduğunu gösterir.
Bağ dokusu hastalıkları interstisyel akciğer hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür.
2
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) yorumla
FVCFVC azalmış, FEV1/FVCFEV1/FVC normal/artmış. Bu restriktif akciğer hastalığı paternidir.
Restriktif hastalıklarda akciğer kompliyansı azalır, ancak hava yolları açık kaldığı için oran korunur.
3
Histopatolojik patern ayrımı yap
Üniform dağılım ve zamansal homojenite (tüm lezyonların aynı yaşta olması) saptandı. Fibroblastik odaklar ve bal peteği görünümü yok.
Bu bulgular Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP)'nin yamalı ve heterojen yapısının aksine NSIP'yi karakterize eder.
4
Ayırıcı tanıları dışla
Granülom olmaması sarkoidozu, obstrüktif patern olmaması amfizemi eler.
Klinik ve patolojik verilerin tamamı NSIP tanısına odaklanmaktadır.

Anahtar Kavram

İnterstisyel akciğer hastalıklarında 'zamansal heterojenite' (UIP) ve 'zamansal homojenite' (NSIP) ayrımı en kritik patolojik farktır.

Daha Fazla Pratik

İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (UIP) ile NSIP arasındaki BT bulguları ve prognoz farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 439Soru

58 yaşında erkek hasta; retrosternal bölgede yerleşen, öne eğilmekle hafifleyen batıcı karakterde göğüs ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede oskültasyonda perikardiyal frotman saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde kan üre azotu (BUN) 120120 mg/dL ve kreatinin 8.58.5 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu hastada gelişen perikardit tablosu için aşağıdakilerden hangisi en olası makroskobik bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perikard yüzeylerinde ipliksi fibrin birikimi ve 'ekmek-tereyağı' manzarası

Cevap

Perikard yüzeylerinde ipliksi fibrin birikimi ve 'ekmek-tereyağı' manzarası
Laboratuvar bulguları hastada belirgin bir üremi (böbrek yetmezliği) olduğunu kanıtlamaktadır. Üremi durumunda gelişen akut perikardit, patolojik olarak fibrinöz veya serofibrinöz karakterdedir. Makroskobik olarak, perikardın visseral ve paryetal yaprakları arasında ipliksi fibrin birikimleri izlenir; bu pürüzlü görünüm literatürde 'ekmek-tereyağı' manzarası olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Yüksek BUN ve kreatinin değerleri hastada üremi tablosunun olduğunu gösterir.
Üremi, akut perikarditin en sık sistemik nedenlerinden biridir.
2
Fizik muayene bulgusunun yorumlanması
Perikardiyal frotman, perikard yaprakları arasındaki sürtünmeyi ifade eden patognomonik bir bulgudur.
Akut inflamasyon sonucu oluşan fibrinöz eksüda yüzeyleri pürüzlü hale getirir.
3
Morfolojik eşleştirme
Üremik perikardit, morfolojik olarak fibrinöz perikardit sınıfına girer ve 'ekmek-tereyağı' manzarası ile karakterizedir.
Yoğun fibrin iplikçikleri makroskobik olarak bu tipik görünümü oluşturur.

Anahtar Kavram

Üremik perikardit, fibrinöz inflamasyonun prototipidir ve makroskobik olarak 'ekmek-tereyağı' (bread-and-butter) manzarası oluşturur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 440Soru

5454 yaşında, kronik alkol kullanımı öyküsü olan erkek hasta; ani başlayan titreme ile yükselen ateş, plöretik yan ağrısı ve pas renginde balgam çıkarma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ alt lobda matite ve raller saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda lober konsolidasyon izleniyor.

Hastalığın başlangıcından sonraki 22-33. günlerde (Kırmızı hepatizasyon evresi) yapılan histopatolojik incelemede aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveol boşluklarında bol miktarda nötrofil, eritrosit ve fibrin ile birlikte alveolar kapillerlerde belirgin konjesyon

Cevap

Lober pnömoninin kırmızı hepatizasyon evresinde alveol boşlukları bol miktarda nötrofil, eritrosit ve fibrin ile dolarken; alveolar kapillerlerde belirgin konjesyon izlenir.
Lober pnömoninin kırmızı hepatizasyon evresinde (hastalığın 2. gününden itibaren), alveol boşlukları yoğun bir şekilde nötrofiller, taze eritrositler ve fibrin ağları ile dolar. Alveolar duvarlardaki kapillerler aşırı derecede genişlemiş ve kanla doludur (konjesyon). Bu durum akciğere makroskobik olarak kırmızı, sert ve karaciğer benzeri bir kıvam verir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Ani başlangıçlı ateş, pas rengi balgam ve lober konsolidasyon bulguları hastada 'Lober Pnömoni' (büyük olasılıkla S. pneumoniae kaynaklı) olduğunu gösterir.
Tanıyı netleştirmek için klinik ve radyolojik korelasyon gereklidir.
2
Hastalığın evresini belirle.
Soruda belirtilen 22-33. günler, lober pnömoninin klasik evrelemesinde 'Kırmızı Hepatizasyon' fazına denk gelir.
Evreleme, patolojik bulguların kronolojik sırasını anlamak için kritiktir.
3
Kırmızı hepatizasyon evresinin morfolojisini hatırla.
Bu evrede akciğer makroskobik olarak karaciğer kıvamındadır (hepatizasyon); mikroskobik olarak ise alveoller nötrofil, eritrosit ve fibrinle doludur, kapillerler aşırı dolgundur (konjesyon).
Hastalığın isimlendirilmesi bu mikroskobik ve makroskobik görünümden gelir.

Anahtar Kavram

Lober pnömoninin evreleri ve kırmızı hepatizasyon fazının morfolojik özellikleri.
ÖncekiSayfa 22 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 22 | Examkin