Sinir Sistemi Patolojisi

324 soru

Soru 161Soru

Kırsal bir bölgede yaşayan 14 yaşındaki erkek çocuk; yutkunma güçlüğü, ajitasyon ve sudan korkma (hidrofobi) şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden yaklaşık 2 ay önce sahipsiz bir hayvan tarafından ısırıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde generalize konvülsiyonlar saptanıyor. Beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) analizinde protein 65mg/dL65 mg/dL, glukoz 70mg/dL70 mg/dL ve 25/mm325/mm^3 lenfosit saptanıyor. Klinik tablosu hızla bozulan ve kaybedilen hastanın beyninden yapılan mikroskobik incelemede, hipokampustaki piramidal nöronların sitoplazmasında eozinofilik, yuvarlak inklüzyon cisimcikleri saptanıyor. Buna göre, bu hastalıkta görülen patognomonik morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negri cisimcikleri

Cevap

Negri cisimcikleri
Negri cisimcikleri, kuduz (rabies) virüs enfeksiyonu için patognomoniktir. Bunlar tipik olarak hipokampustaki piramidal hücrelerde ve serebellumdaki Purkinje hücrelerinde saptanan eozinofilik, yuvarlak sitoplazmik inklüzyonlardır. Klinik senaryodaki hidrofobi ve hayvan ısırığı öyküsü bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hayvan ısırığı öyküsü, hidrofobi ve hızlı seyirli ensefalit tablosu Kuduz (Rabies) hastalığını düşündürür.
Hidrofobi ve ajitasyon kuduzun klasik 'furious' tipindeki bulgulardır.
2
BOS ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Hafif protein artışı ve lenfositik pleositoz viral bir ensefalit sürecini destekler.
Viral enfeksiyonlarda BOS'ta tipik olarak lenfositik yanıt görülür.
3
Histopatolojik bulgunun tanımlanması
Hipokampus ve serebellumdaki nöronların sitoplazmasındaki eozinofilik inklüzyonlar Negri cisimcikleridir.
Negri cisimcikleri kuduz enfeksiyonu için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Kuduz (Rabies) ensefalitinde Negri cisimcikleri patognomonik morfolojik bulgudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 162Soru

Kafa içi basınç artışı (KİBA) sonucu gelişen transtentorial (sentral) herniasyonun ileri evrelerinde, beyin sapının (orta beyin ve pons) aşağı doğru itilmesi ve vasküler yapıların gerilerek yırtılması neticesinde orta hatta görülen lineer kanamalara ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duret kanamaları

Cevap

Transtentorial herniasyona sekonder beyin sapında görülen lineer kanamalara Duret kanamaları denir.
Duret kanamaları, transtentorial herniasyonun bir sonucu olarak beyin sapının aşağı doğru yer değiştirmesi ve paramedian arterlerin gerilip yırtılmasıyla oluşan karakterize lineer hemorajilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
KİBA ve herniasyon mekanizmasını değerlendir.
Transtentorial herniasyonda beyin dokusu tentoryumun altına doğru itilir.
Artan kafa içi basınç, beyin parankimini anatomik açıklıklardan geçmeye zorlar.
2
Beyin sapı üzerindeki vasküler etkileri analiz et.
Mezensefalon ve ponsu besleyen paramedian arterler gerilir ve yırtılır.
Beyin sapının vertikal yöndeki yer değiştirmesi, bu bölgedeki damarların anatomik toleransını aşar.
3
Spesifik morfolojik bulguyu isimlendir.
Duret kanamaları.
Orta hatta görülen bu lineer hemorajiler, ileri evre transtentorial herniasyonun klasik patolojik bulgusudur.

Anahtar Kavram

Duret kanamaları, kafa içi basınç artışına bağlı gelişen transtentorial herniasyonun beyin sapındaki (orta beyin/pons) vasküler komplikasyonudur.

Daha Fazla Pratik

Herniasyon tiplerinin (unkal, subfalsin, tonsiller) anatomik sınırlarını ve etkiledikleri vasküler yapıları (örneğin ACA, PCA) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 163Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır tekrarlayan düşmeler, geriye doğru dengesizlik ve vertikal bakış kısıtlılığı (aşağı ve yukarı bakış felci) şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin aksiyel rijidite ve nuchal distoni saptanmıştır. Yapılan nöropatolojik incelemede bazal ganglionlarda ve beyin sapında nöronal kayıp ile birlikte "tüysü astrositler" (tuftedtufted astrocytesastrocytes) ve nöronlarda globöz nörofibriler yumaklar gözlenmiştir. Bu hastada patogenezden sorumlu olan protein birikimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tau proteini

Cevap

Progresif Supranükleer Palsi (PSP) tablosunda patognomonik olan "tüysü astrositler" ve nöral dejenerasyonun temelinde Tau proteini birikimi yatar.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın klinik tablosu (vertikal bakış felci, aksiyel rijidite) ve histopatolojik bulgusu (tüysü astrositler) ile tam uyumlu olan Tau proteinini içermektedir. PSP, tau proteininin anormal fosforilasyonu sonucu nöron ve glia hücrelerinde birikmesiyle karakterize bir hastalıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Düşmeler, aksiyel rijidite ve özellikle vertikal bakış felci Progresif Supranükleer Palsi'yi (PSP) düşündürür.
PSP'nin klasik klinik triadı supranükleer oftalmopleji, yalancı bulber felç ve parkinsonizm benzeri rijiditedir.
2
Nöropatolojik bulguları değerlendir.
"Tüysü astrositler" (tuftedtufted astrocytesastrocytes) PSP için patognomonik bir histolojik bulgudur.
Ayırıcı tanıda yer alan Kortikobazal Dejenerasyonda astrositik plaklar görülürken, PSP'de tüysü astrositler karakteristiktir.
3
Moleküler patolojiyi belirle.
PSP, 4R4R izoformu baskın olan bir Tauopatidir.
Biriken protein Tau'dur ve bu proteinin hiperfosforilasyonu nörodejenerasyona yol açar.

Anahtar Kavram

Progresif Supranükleer Palsi (PSP) ve Tauopatiler
Soru 164Soru

Dirençli epilepsi ve motor gelişim geriliği nedeniyle tetkik edilen 55 yaşındaki bir çocuğun kraniyal MRI incelemesinde; serebral hemisferleri pial yüzeyden ventriküler yüzeye kadar tüm kalınlığı boyunca kat eden, kenarları heterotopik gri cevher ile döşeli bilateral yarıklar (cleftsclefts) saptanıyor. Bu yarıkların epandimle döşeli olduğu ve lateral ventriküllerle doğrudan bağlantı gösterdiği izleniyor. Bu olguda saptanan malformasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şizensefali

Cevap

Şizensefali
Şizensefali, nöronal göç kusuru sonucunda gelişen, serebral korteksi tam kat kat eden ve kenarları gri cevher (heterotopik nöronlar) ile döşeli yarıklarla karakterize nadir bir malformasyondur. Bu yarıklar epandimle döşelidir ve ventriküler sistemle bağlantılıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Radyolojik bulguları analiz et.
Pial yüzeyden ventriküle kadar uzanan tam kat yarık (cleftcleft) saptandı.
Yarığın derinliği ve uzanımı malformasyonun tipini belirlemede kritiktir.
2
Yarığın kenar özelliklerini değerlendir.
Yarığın kenarlarının gri cevher ile döşeli olduğu görüldü.
Gri cevher döşemesi, bu durumun edinsel bir nekroz değil, bir nöronal göç kusuru (malformasyon) olduğunu kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı yap.
Porensefali elendi, şizensefali tanısı doğrulandı.
Porensefali genellikle iskemik nekroz sonrası oluşur ve gri cevher döşemesi içermez.

Anahtar Kavram

Şizensefali ile porensefali arasındaki en temel fark, şizensefalide yarıkların gri cevher ile döşeli olmasıdır (migration defectmigration\ defect vs destructive lesiondestructive\ lesion).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 165Soru

Kafa içi basınç artışına bağlı olarak serebellar tonsillerin foramen magnumdan aşağı doğru yer değiştirmesi sonucunda beyin sapı basısı ve ani solunum durması ile sonuçlanabilen herniasyon tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tonsiller herniasyon

Cevap

Tonsiller herniasyon
Tonsiller herniasyon, serebellar tonsillerin foramen magnumdan aşağı doğru yer değiştirmesidir. Bu durum medulla oblangatadaki solunum ve kardiyovasküler merkezlerin sıkışmasına neden olarak ani ölüme yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Anatomik yerleşimin belirlenmesi
Serebellar tonsillerin foramen magnumdan aşağı doğru itildiği tespit edilir.
Soruda tanımlanan mekanizma tonsiller herniasyonun temel özelliğidir.
2
Klinik sonucun değerlendirilmesi
Beyin sapındaki (medulla oblangata) solunum ve kardiyak merkezlerin basısı nedeniyle ani ölüm riski belirlenir.
Tonsiller herniasyon, hayati merkezleri doğrudan etkilediği için en tehlikeli herniasyon tipidir.

Anahtar Kavram

Tonsiller herniasyon ve foramen magnum basısı
Soru 166Soru

28 yaşında bir kadın hasta, sağ gözde ani görme kaybı (optik nörit) ve bacaklarında güçsüzlük şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda Multiple Sclerosis (MS) tanısı konulan hastanın kraniyal MR incelemesinde saptanan bir 'aktif plak' lezyonunun histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol miktarda lipid yüklü makrofajlar ve perivasküler lenfositik manşetleşme

Cevap

Aktif bir Multiple Sclerosis plağında en tipik histopatolojik bulgu, parçalanmış myelinleri fagosite eden lipid yüklü makrofajlar ve damar çevresinde biriken lenfositlerdir.
Aktif plaklar, MS lezyonlarının erken evresini temsil eder. Bu alanlarda myelin kılıfı parçalanmaktadır ve bu süreçte ortaya çıkan lipid bazlı yıkım ürünlerini fagosite eden bol miktarda 'lipid yüklü makrofaj' (gitter hücreleri) görülür. Ayrıca lezyon çevresindeki damarların etrafında lenfositlerden oluşan yoğun bir manşetleşme (perivasküler lenfositik infiltrasyon) mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve lezyon evresini analiz et.
Genç kadın hasta, optik nörit ve demiyelinizan plaklar MS'i düşündürür. Soru 'aktif plak' evresine odaklanmaktadır.
MS plaklarının morfolojisi evreye (aktif, inaktif, gölge plak) göre değişkenlik gösterir.
2
Aktif demiyelinizasyon sürecindeki morfolojik değişiklikleri belirle.
Aktif evrede myelin yıkımı sürdüğü için ortamda bu yıkım ürünlerini (lipid) temizleyen makrofajlar ve inflamatuar hücreler bulunur.
Lipid yüklü makrofajlar (gitter hücreleri) aktif myelin yıkımının en önemli göstergesidir.

Anahtar Kavram

Multiple Sclerosis Aktif Plak Morfolojisi

Alternatif Yöntem

PML ve NMO gibi diğer demiyelinizan hastalıkların spesifik anahtar kelimelerini (JC virüs, Aquaporin-4) eleyerek doğru sonuca gidilebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 167Soru

Kafa içi basınç dinamikleri ve beyin ödemi morfolojisi değerlendirildiğinde; obstrüktif hidrosefaliye sekonder olarak gelişen ve beyin omurilik sıvısının (BOS) epandimal yüzeyden periventriküler parankime geçişiyle karakterize olan 'interstisyel ödem' için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periventriküler ak maddede sıvı artışı izlenir ve kan-beyin bariyeri genellikle intaktır

Cevap

İnterstisyel ödemde sıvı birikimi periventriküler ak maddede görülür ve kan-beyin bariyeri genellikle sağlamdır
İnterstisyel ödem (hidrosefaliye sekonder ödem), ventrikül içi basınç artışı nedeniyle BOS'un epandim tabakasını aşarak periventriküler beyaz cevherde (ak madde) birikmesi durumudur. Bu süreçte kan-beyin bariyeri genellikle yapısal olarak bozulmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ödem tipini tanımla
İnterstisyel (hidrosefaliye bağlı) ödem belirlendi.
Soruda verilen mekanizma (epandimal sızıntı ve hidrosefali) bu tipe işaret eder.
2
Morfolojik özellikleri hatırla
Sıvının periventriküler beyaz cevherde toplandığı tespit edildi.
BOS'un epandimden geçişi ilk olarak ventrikül komşuluğundaki ak maddede sıvı artışına neden olur.
3
Bariyer durumunu değerlendir
Kan-beyin bariyerinin hasarlanmadığı onaylandı.
Vazojenik ödemin aksine, bu süreçte primer vasküler hasar yoktur; basınç farkı belirleyicidir.

Anahtar Kavram

İnterstisyel ödem, hidrosefaliye bağlı olarak BOS'un ventriküllerden periventriküler ak maddeye geçişidir ve KBB genellikle sağlamdır.

Daha Fazla Pratik

Vazojenik ve sitotoksik ödem arasındaki morfolojik farkları (ak madde vs gri madde tutulumu) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 168Soru

Multipl skleroz (MSMS) tanısı düşünülen bir hastadan alınan beyin omurilik sıvısının (BOSBOS) immünofiksasyon elektroforezinde, intratekal immünglobulin sentezini gösteren en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoklonal IgG bantlarının varlığı

Cevap

BOS'ta oligoklonal IgG bantlarının saptanması, Multipl skleroz tanısında humoral immünitenin merkezi sinir sistemindeki aktivasyonunu gösteren en önemli laboratuvar bulgusudur.
Multipl skleroz patogenezinde B hücreleri ve plazma hücreleri santral sinir sistemi içinde immünglobulin (IgGIgG) üretirler. Bu durum, serumda saptanmayan ancak BOSBOS elektroforezinde net olarak görülen 'oligoklonal bantlar' şeklinde karşımıza çıkar ve tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun tanımlanması
MSMS şüphesi olan bir hastada merkezi sinir sistemine özgü immün yanıt araştırılmalıdır.
Hastalığın patogenezinde miyeline karşı gelişen immün yanıt temel mekanizmadır.
2
BOSBOS analiz yönteminin seçilmesi
BOSBOS elektroforezi yapılarak immünglobulin dağılımı incelenmelidir.
Serumda olmayıp sadece BOSBOS'ta saptanan IgG bantları, antikorların intratekal (merkezi sinir sistemi içinde) üretildiğini kanıtlar.
3
Ayırıcı tanıdaki belirteçlerin dışlanması
AQP4AQP4, JCJC virüsü ve VLCFAVLCFA gibi diğer spesifik belirteçler elenerek en yaygın ve karakteristik MSMS bulgusu seçilir.
MSMS tanısı için oligoklonal bantlar altın standart laboratuvar desteğidir.

Anahtar Kavram

MS tanısında BOS'ta oligoklonal IgG bantlarının saptanması intratekal hümoral immün aktivasyonun göstergesidir.

Daha Fazla Pratik

MS plaklarının aktif ve inaktif evrelerindeki morfolojik farkları (lipid yüklü makrofajların varlığı gibi) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 169Soru

Miadında (termterm) ve zor bir doğum öyküsü olan 66 yaşındaki bir çocukta, neonatal dönemdeki şiddetli perinatal asfiksi sonrasında gelişen progresif koreoatetoz ve spastisite şikayetleri mevcuttur. Yapılan kraniyal MRI incelemesinde talamus ve striatumstriatum (kaudat ve putamen) bölgelerinde mermerleşmiş bir görünüm (statusstatus marmoratusmarmoratus) saptanmıştır. Bu hastadaki nöropatolojik tabloya yol açan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Derin gri cevherde nöron kaybı ile birlikte gelişen aberran miyelinasyon

Cevap

Derin gri cevherde nöron kaybı ile birlikte gelişen aberran miyelinasyon
Doğru yanıt olan seçenek, 'status marmoratus' tablosunun temel histopatolojik karşılığını vermektedir. Miadında (termterm) bebeklerde şiddetli perinatal hipoksi-iskemi sonrası derin gri cevher (bazal ganglionlar ve talamus) hasar görebilir. Bu bölgedeki nöron kaybı ve reaktif gliozis alanlarında, hayatta kalan aksonlar üzerinde gelişen aberran (düzensiz ve aşırı) miyelinasyon, dokuya makroskobik olarak mermer benzeri bir görünüm kazandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hasta miadında doğmuş, perinatal asfiksi öyküsü var ve koreoatetoz (ekstrapiramidal bulgu) gösteriyor.
Perinatal beyin hasarlarının tipi, bebeğin gestasyonel yaşına ve iskemik olayın şiddetine göre değişir.
2
Lezyonun yerleşim yerini ve ismini belirle
Talamus ve bazal ganglionlardaki mermerleşmiş görünüm 'status marmoratus' olarak adlandırılır.
Miadında bebeklerde asfiksi sonrası en hassas bölgeler serebral korteks ve derin gri cevherdir (talamus, bazal ganglionlar).
3
Patogenezi sorgula
Status marmoratus'un temel özelliği, hasarlı gri cevherde kalan sinir lifleri üzerinde gelişen düzensiz ve aşırı miyelinasyondur.
Normalde gri cevherde miyelin yoğunluğu düşüktür; ancak bu patolojideki aberran miyelinasyon mermer benzeri (status marmoratus) makroskobik görünüme yol açar.

Anahtar Kavram

Perinatal beyin hasarlarında miadında bebeklerde görülen status marmoratus, talamus ve striatumdaki nöron kaybı ve aberran miyelinasyon ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 170Soru

Akut iskemik inme veya şiddetli hipoksi sonrası görülen beyin ödeminde, sıvının esas olarak intraselüler (hücre içi) alanda birikmesine yol açan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranındaki ATP bağımlı sodyum-potasyum pompalarının işlevinin bozulması

Cevap

Doğru cevap, hücre membranındaki ATP bağımlı sodyum-potasyum pompalarının işlevinin bozulmasıdır.
İskemik hasar veya şiddetli hipoksi durumunda, ATP üretimi azaldığı için hücre membranındaki sodyum-potasyum pompaları işlevini kaybeder. Bu durum, sodyumun hücre içinde birikmesine ve ozmotik bir çekim kuvveti yaratarak suyun hücre içine girip hücrenin şişmesine (sitotoksik ödem) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İskemi veya hipoksi durumunda hücresel enerji durumunu analiz et.
Oksijen yetersizliği nedeniyle ATP üretimi durur.
Hücrelerin hayati fonksiyonlarını sürdürmesi için sürekli ATP desteğine ihtiyacı vardır.
2
Enerji bağımlı membran pompalarının durumunu değerlendir.
Na+/K+Na^+/K^+ ATP-az pompası çalışamaz hale gelir.
Bu pompa, hücre içindeki sodyumu dışarı atmak için doğrudan ATP kullanır.
3
İyon değişiminin su dengesi üzerindeki etkisini belirle.
Hücre içinde biriken sodyum, ozmotik gradient oluşturarak suyu hücre içine çeker.
Hücre içi ozmolarite arttığında su, ozmos prensibi gereği düşük yoğunluktan yüksek yoğunluğa (hücre içine) hareket eder.

Anahtar Kavram

Sitotoksik beyin ödemi, hücresel enerji yetersizliği sonucu oluşan hücre içi sıvı artışıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 171Soru

İmmünsüpresif hastalarda JCJC virüsünün (polyomaviru¨spolyomavirüs) reaktivasyonu sonucu gelişen ve multifokal demiyelinizasyon alanları ile karakterize olan "progresif multifokal lökoensefalopati" (PMLPML) tablosunda, virüsün selektif olarak enfekte ettiği ve sitolitik hasara uğrattığı hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligodendrosit

Cevap

Progresif multifokal lökoensefalopatide (PMLPML) virüsün hedef aldığı hücre oligodendrositlerdir.
Oligodendrositler, santral sinir sisteminde aksonların etrafındaki miyelin kılıfını oluşturan hücrelerdir. PMLPML tablosunda JCJC virüsü bu hücreleri selektif olarak enfekte ederek ölümlerine neden olur, bu da yaygın demiyelinizasyonla sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalığın etiyolojik etkenini belirle
PMLPML, immünsüpresif bireylerde JCJC virüsü reaktivasyonu sonucu gelişir.
Hücresel tropizmin hangi virüse bağlı olduğunu anlamak için gereklidir.
2
JCJC virüsünün santral sinir sistemindeki hedef hücresini hatırla
Virüs selektif olarak oligodendrositleri enfekte eder.
Oligodendrositler miyelin sentezinden sorumlu hücrelerdir.
3
Enfeksiyonun hücresel sonucunu değerlendir
Oligodendrositlerin sitolitik ölümü miyelin kaybına (demiyelinizasyon) yol açar.
Miyelin kılıfını yapan hücre öldüğünde, o bölgedeki miyelin korunamaz ve demiyelinizasyon plağı oluşur.

Anahtar Kavram

PML patogenezinde oligodendrositlerin viral enfeksiyonu ve sitolitik kaybı
Tahmini Süre:45s
Soru 172Soru

Multipl skleroz (MSMS) patogenezinde, genetik yatkınlığı olan bireylerde miyelin antijenlerine duyarlı hale gelen CD4+CD4+ TT hücrelerinin santral sinir sistemine (SSSSSS) göçü ve burada sitokin salgılayarak inflamasyonu başlatması kilit rol oynar.

Buna göre, MSMS lezyonlarında sırasıyla makrofaj aktivasyonunu ve nötrofil kemotaksisini uyararak demiyelinizasyon sürecine katkıda bulunan temel TT lenfosit alt tipleri ve salgıladıkları ana sitokinler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TH1TH1 (IFNγIFN-\gamma) ve TH17TH17 (IL17IL-17)

Cevap

MSMS lezyonlarında inflamatuar hasarı başlatan temel hücreler ve sitokinler TH1TH1 (IFNγIFN-\gamma) ve TH17TH17 (IL17IL-17)'dir.
MSMS lezyonlarında inflamatuar yanıtı başlatan iki temel CD4+CD4+ TT hücresi yolağı vardır: TH1TH1 hücreleri salgıladıkları IFNγIFN-\gamma ile makrofajları aktive ederek hücresel hasarı başlatır, TH17TH17 hücreleri ise IL17IL-17 salgılayarak nötrofil infiltrasyonunu ve genel lökosit kemotaksisini sağlar. Bu iki mekanizma birlikte miyelin yıkımına ve plak oluşumuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
MS patogenezinin temel mekanizmasını tanımla.
MS, miyelin antijenlerine karşı gelişen bir TipTip 44 (gecikmiş tip) aşırı duyarlılık reaksiyonudur.
Doku hasarının temelinde antikorlardan ziyade duyarlı hale gelmiş TT lenfositlerin aracılık ettiği hücresel yanıt yatar.
2
TH1TH1 hücrelerinin etkisini analiz et.
TH1TH1 hücreleri interferon-gama (IFNγIFN-\gamma) salgılayarak klasik makrofaj aktivasyonuna yol açar.
Aktif makrofajlar (mikroglia dahil), sitokin ve reaktif oksijen türleri salgılayarak miyelin kılıfına zarar verir.
3
TH17TH17 hücrelerinin etkisini analiz et.
TH17TH17 hücreleri interlökin-1717 (IL17IL-17) salgılayarak nötrofil ve monositlerin bölgeye göçünü (kemotaksikemotaksi) uyarır.
Lökosit infiltrasyonu inflamatuar kaskadı şiddetlendirerek demiyelinizasyonu derinleştirir.

Anahtar Kavram

MS Patogenezinde Efektör T Hücresi Alt Tipleri

Daha Fazla Pratik

MS plaklarının aktif ve inaktif evrelerindeki morfolojik farkları (lipid yüklü makrofajlar vs. gliozis) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 173Soru

Merkezi sinir sisteminde iskemi veya hipoksi gibi durumlarda ATP üretimi azaldığında, hücre membranındaki iyon pompalarının (Na/K-ATPaz) bozulması sonucu sıvının hücre dışından hücre içerisine (intraselüler) yer değiştirmesiyle karakterize beyin ödemi tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitotoksik ödem

Cevap

Sitotoksik ödem
Doğru seçenek olan sitotoksik ödem, iskemi veya hipoksi gibi durumlar nedeniyle hücre içi ATP seviyelerinin düşmesi sonucu gelişir. Na/K-ATPaz pompası çalışmadığında hücre içinde sodyum birikir ve bu da suyun hücre içine ozmotik olarak girmesine (hücresel şişmeye) neden olur. Bu süreçte kan-beyin bariyeri başlangıçta sağlam olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik faktörü belirle
İskemi ve hipoksi sonucu ATP üretiminin azalması
Soruda verilen temel başlangıç noktası hücresel enerji krizidir.
2
Patofizyolojik süreci analiz et
Na/K-ATPaz pompasının durması ve hücre içi Na+ artışı
Enerji yokluğunda iyon dengesi bozulur ve su pasif olarak hücre içine çekilir.
3
Ödem tipini sınıflandır
Sitotoksik (Hücre içi) ödem
Sıvı birikimi hücre dışında değil, doğrudan hücrelerin (nöronlar ve glial hücreler) içindedir.

Anahtar Kavram

Beyin ödemi tiplerinin (vazojenik vs sitotoksik) mekanizması

Alternatif Yöntem

Sıvının yerleşim yerine (hücre içi vs hücre dışı) odaklanarak ayırıcı tanı yapılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 174Soru

6868 yaşında, kontrolsüz hipertansiyon ve atriyal fibrilasyon öyküsü olan bir hasta, sol tarafında tam güç kaybı ve bilinç bulanıklığı ile hastaneye yatırılıyor. Görüntülemede sağ serebral hemisferde geniş bir iskemik alan saptanıyor. Hasta yatışının 1818. gününde pulmoner emboli nedeniyle kaybediliyor. Otopside beyin dokusundaki lezyonun mikroskobik incelemesinde saptanması beklenen hücresel yanıtlar ve onarım süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doku kaybını telafi etmek amacıyla fibroblastlar hasar alanına göç ederek yoğun tip I kollajen liflerinden zengin bir skar (nedbe) dokusu oluşturur.

Cevap

Doku kaybını telafi etmek amacıyla fibroblastların kollajen sentezlemesi ifadesi yanlıştır; SSS parankiminde onarım gliozis ile gerçekleşir.
Santral sinir sistemi parankiminde (meninksler ve büyük damar çevreleri hariç) onarım süreci fibroblastlar tarafından değil, astrositler tarafından yürütülür. Hasar sonrası doku defekti, fibroblastların sentezlediği kollajen lifleriyle değil, reaktif astrositlerin uzantılarının oluşturduğu yoğun bir ağ yapısı (gliozis) ile sınırlandırılır. Bu nedenle doku defektinin kollajen ile dolduğu ifadesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hasar tipini ve organı tanımla.
Beyin dokusunda (SSS) iskemik bir infarkt ve buna bağlı gelişen likefaksiyon nekrozu mevcuttur.
SSS parankimindeki hipoksik/iskemik hasar, diğer organların aksine koagülasyon nekrozu değil likefaksiyon nekrozu yapar.
2
Zaman çizelgesine göre hücresel yanıtları değerlendir.
1818. günde (subakut/kronik geçiş) makrofaj aktivitesi (gitter hücreleri) ve periferik astrosit yanıtı (gliozis) ön plandadır.
Hasarın ilk günlerinde nötrofiller, 373-7. günlerde makrofajlar, 11. haftadan sonra ise gliozis belirginleşir.
3
SSS'ye özgü onarım mekanizmasını vücudun kalanıyla kıyasla.
Vücudun genelinde fibroblastlar kollajen skar oluştururken, SSS parankiminde skar astrosit uzantılarından (gliotik skar) oluşur.
SSS parankiminde fibroblast bulunmaz; fibrozis sadece meninksler veya büyük damar çevrelerinde görülür.

Anahtar Kavram

SSS parankiminde hasar sonrası onarım süreci fibroblastik skar (kollajen) ile değil, astrositik gliozis ile gerçekleşir.
Soru 175Soru

Serebral bir enfarkt sonrası gelişen likefaksiyon nekrozu sahasında, nekrotik debrisin temizlenmesini takiben boşalan alanın organizasyonunda görev alan ve histopatolojik incelemede belirgin eozinofilik sitoplazma ile eksantrik yerleşimli nükleusa sahip olduğu izlenen "gemistositik" hücrelerin köken aldığı temel hücre tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astrositler

Cevap

Santral sinir sisteminde gliosis ve gemistositik transformasyondan sorumlu olan temel hücre tipi astrositlerdir.
Santral sinir sisteminde kalıcı parankimal hasar sonrası gelişen gliosis, vücudun diğer bölgelerindeki fibroblastik skar oluşumuna benzer bir onarım mekanizmasıdır. Bu süreçte astrositler reaktif hale gelerek hipertrofiye uğrar. Sitoplazmalarında GFAP (Glial Fibrillary Acidic Protein) artışı olur, sitoplazmaları genişleyerek eozinofilik bir görünüm kazanır ve nükleus perifere itilir. Bu spesifik morfolojiye sahip hücrelere 'gemistositik astrosit' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hasar tipini ve sürecini tanımla
SSS'de likefaksiyon nekrozu sonrası organizasyon (gliosis) süreci
Hücre hasarına yanıt mekanizmasını anlamak için sürecin evresini belirlemek gerekir.
2
Morfolojik özelliği analiz et
Belirgin eozinofilik sitoplazma ve eksantrik nükleus (Gemistositik görünüm)
Bu spesifik morfoloji, reaktif astrositlerin (gemistosit) karakteristik özelliğidir.
3
Hücre kökenini belirle
Astrositler
SSS'nin temel destek ve onarım hücresi olan astrositler, hasar sonrası GFAP sentezini artırarak bu forma bürünürler.

Anahtar Kavram

Reaktif Astrogliosis ve Gemistositik Astrositler

Daha Fazla Pratik

SSS onarım mekanizması ile vücudun diğer dokularındaki fibroblastik onarım arasındaki farkları (kollajen vs. glial lif) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 176Soru

Beyin parankiminde meydana gelen kalıcı bir hasarı takiben, organizasyon ve iyileşme safhalarında izlenen hücresel dinamikler, vücudun diğer bölgelerindeki klasik yara iyileşmesi mekanizmalarından belirgin bir sapma gösterir. Santral sinir sistemine (SSS) özgü bu onarım paterni ve ilgili hücresel yapılarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif astrositler, gemistositer görünüm kazanırken sitoplazmalarında eozinofili artışı ile birlikte glial fibriler asidik protein (GFAP) ekspresyonunda belirgin artış sergilerler.

Cevap

Reaktif astrositler, gemistositer evrede artmış eozinofilik sitoplazma ve yüksek GFAP ekspresyonu ile SSS onarımının temelini oluşturur.
Santral sinir sisteminde parankimal hasar sonrası gelişen gliozis sürecinde, astrositler 'reaktif' hale gelir. Bu hücreler gemistositer astrosit olarak adlandırılır ve belirgin eozinofilik, genişlemiş sitoplazma ile eksantrik yerleşimli nükleus sergilerler. Bu morfolojik değişikliğin moleküler temeli, hücre içi ara filaman olan glial fibriler asidik protein (GFAP) sentezindeki dramatik artıştır. Bu süreç, mezodermal dokulardaki fibroblastik skarın aksine, SSS'ye özgü yapısal iyileşme mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
SSS'deki parankimal hasar sonrası onarım mekanizmasını tanımla.
Onarım, fibroblastik skarlaşma yerine 'gliozis' adı verilen astrosit temelli bir süreçle yürütülür.
SSS parankiminde konnektif doku desteği azdır ve ana destek glial hücrelerce sağlanır.
2
Gliozis sürecindeki ana hücresel değişikliği analiz et.
Astrositler hipertrofiye uğrayarak 'gemistositer astrosit' formuna dönüşür.
Hasar sonrası hücre içindeki protein sentezi (özellikle GFAP) artar.
3
Diğer SSS hücrelerinin (oligodendrosit, ependim, mikroglia) rollerini değerlendir.
Oligodendrositler ve ependim hücreleri onarımda proliferatif rol oynamaz; fagositozu mikroglia/makrofajlar yapar.
Her hücre tipinin SSS hasarına yanıtı spesifiktir ve çoğu parankimal hücrenin rejenerasyon kapasitesi sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Gliozis ve Gemistositer Astrositler

Daha Fazla Pratik

Gemistositer astrositlerin kronik evrede nasıl 'fibriller astrosit'lere dönüştüğünü ve glial skarın son halini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 177Soru

Kafa içi basınç artışına (KİBA) bağlı olarak gelişen beyin herniasyonları, yer değiştiren dokunun komşu nörovasküler yapılara yaptığı bası sonucunda karakteristik klinik bulgular oluşturur. Bu süreçte en sık gözlenen herniasyon tiplerinden biri olan transtentoryal (unkal) herniasyonun klinik gidişatında ortaya çıkan ipsilateral pupilla dilatasyonu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okülomotor sinirin (CN III) periferinde yer alan parasempatik liflerin tentoryum kenarında basıya uğraması sonucu gelişir.

Cevap

Transtentoryal (unkal) herniasyon sırasında gelişen ipsilateral pupilla dilatasyonu, okülomotor sinirin (CN III) periferinde yer alan parasempatik liflerin tentoryum kenarı ile unkus arasında mekanik olarak sıkışması sonucu ortaya çıkar.
Unkal herniasyonda, temporal lobun unkus kısmı tentoryum kenarından aşağı doğru itilir. Bu sırada unkus ile tentoryum kenarı arasında kalan 3. kranial sinir (okülomotor sinir) sıkışır. Sinirin pupilla konstriksiyonundan sorumlu parasempatik lifleri en dış (periferik) kısımda yer aldığı için, bu mekanik basıdan ilk etkilenen yapılar olur ve sonuç olarak etkilenen tarafta pupilla ışığa yanıtsız bir şekilde genişler (mydriasis).

Adım Adım Çözüm

1
Unkal herniasyonun anatomik yerleşimini değerlendirin.
Temporal lobun medial kısmındaki unkusun, tentoryum açıklığından aşağı doğru yer değiştirdiği belirlenir.
Herniasyonun hangi yapıları sıkıştıracağını anlamak için anatomik komşuluklar kritiktir.
2
Okülomotor sinirin (CN III) fonksiyonel anatomisini hatırlayın.
Sinirin dış (periferik) kısmında pupilla daralmasını sağlayan parasempatik liflerin, iç kısmında ise göz hareketlerini sağlayan motor liflerin yer aldığı hatırlanır.
Dıştan gelen bir bası (tentoryum kenarı gibi) öncelikle en dıştaki lifleri etkileyecektir.
3
Bası sonucunda oluşan klinik bulguyu mekanizmasıyla eşleştirin.
Parasempatik liflerin felci sonucunda sempatik sistemin etkisi baskın hale gelir ve pupilla genişler (dilatasyon).
Bu durum unkal herniasyonun en erken ve en karakteristik klinik işaretlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Unkal Herniasyon ve Okülomotor Sinir Basısı

Daha Fazla Pratik

Unkal herniasyonun bir diğer önemli klinik özelliği olan 'Kernohan çentiği' fenomenini ve neden yalancı lokalizasyon bulgusu verdiğini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 178Soru

7272 yaşında erkek hasta, sol kolunda yaklaşık 22 yıldır giderek artan sertlik, hareketlerde beceriksizlik ve istemsiz kasılmalar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sol üst ekstremitede belirgin rijidite, distoni ve karmaşık hareketleri yapamama (apraksi) saptanıyor. Hasta, sol kolunun bazen kendi kontrolü dışında hareket ettiğini ve sanki kendisine ait değilmiş gibi hissettiğini (yabancı el fenomeni) ifade ediyor. Kraniyal MRMR görüntülemede sağ pariyetal ve frontal kortekste belirgin, asimetrik atrofi izleniyor. Bu hastanın nöropatolojik incelemesinde saptanması en olası, TauTau pozitif glial inklüzyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astrositik plaklar

Cevap

Kortikobazal dejenerasyonun (KBD) karakteristik bulgusu olan astrositik plaklar.
Vakadaki asimetrik motor bulgular, apraksi ve karakteristik 'yabancı el fenomeni', kortikobazal dejenerasyonu (KBD) tanımlamaktadır. KBD'de mikroskobik incelemede Tau proteini içeren ve astrositlerin distal uzantılarında kümelenen 'astrositik plaklar' en özgün bulgudur. Ayrıca bu hastalıkta akromatik balonlaşmış nöronlar ve beyaz maddede 'thread-like' inklüzyonlar da eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Asimetrik rijidite, apraksi ve yabancı el (alien limb) fenomeni saptandı.
Bu kombinasyon, kortikobazal dejenerasyon (KBD) için oldukça tipiktir.
2
Radyolojik bulguları değerlendirme
Sağ pariyetal ve frontal kortekste asimetrik atrofi izlendi.
KBD, klinikteki asimetriye paralel olarak kranial görüntülemede de asimetrik kortikal atrofi ile karakterizedir.
3
Hastalığın proteinopatisini ve spesifik inklüzyonunu belirleme
KBD bir 4R4R tauopatidir ve astrositik plaklar patognomoniktir.
Tau pozitif olan bu plaklar, astrositlerin distal uzantılarında biriken anormal proteinlerdir.
4
Benzer hastalıklardan (PSP) ayırma
PSP'de 'tufted astrositler' görülürken, KBD'de 'astrositik plaklar' görülür.
Her iki hastalık da 4R4R tauopati olsa da, glial birikimlerin morfolojisi tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Kortikobazal dejenerasyonun (KBD) klinik (yabancı el fenomeni, asimetrik apraksi) ve histopatolojik (astrositik plaklar, balonlaşmış nöronlar) özelliklerinin tanınması.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 179Soru

Santral sinir sisteminde (SSS) parankimal hasar sonrası gelişen hücresel yanıtlar ve onarım süreçleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöronofaji; özellikle viral ensefalitlerde izlenen, ölmekte olan nöronların mikroglialar tarafından çevrelenmesi ve fagosite edilmesi sürecidir.

Cevap

Nöronofaji; özellikle viral ensefalitlerde izlenen, ölmekte olan nöronların mikroglialar tarafından çevrelenmesi ve fagosite edilmesi sürecidir.
Nöronofaji süreci doğru tanımlanmıştır. SSS'nin viral hastalıklarında (ensefalitler) veya bazı dejeneratif durumlarda, hasar gören nöron gövdeleri mikroglialar tarafından kuşatılır. Bu kümelenmelere 'mikroglial nodül' denir; debrisin mikroglialar tarafından yutulması ise 'nöronofaji' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
SSS'deki glia hücrelerinin (astrosit, mikroglia, ependim, oligodendrosit) temel hasar yanıtlarını tanımla.
Astrositler gliozis ve gemistositik değişim yapar; mikroglialar fagositoz (gitter hücresi) ve nodül oluşumu yapar.
Hücresel düzeydeki patolojik değişikliklerin hangi hücreye özgü olduğunu belirlemek doğru ayrımı sağlar.
2
Nöronofaji ve mikroglial nodül kavramlarını değerlendir.
Bu süreçler özellikle viral enfeksiyonlarda nöron ölümü ile ilişkili mikroglia aktivasyonunu temsil eder.
Soruda istenen doğru mekanizmayı doğrulamak için spesifik patolojik süreçleri eşleştirmek gerekir.
3
Hücrelerin embriyolojik kökenlerini ve rejenerasyon kapasitelerini kontrol et.
Mikroglialar mezoderm kökenlidir, ependim hücreleri kalıcı (permanent) hücrelere yakın düşük rejenerasyon kapasitesine sahiptir.
Çeldiricilerdeki köken ve kapasite hatalarını eleyerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

SSS'de nöronal hasara karşı gelişen mikroglial yanıt: Nöronofaji ve Mikroglial Nodül
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 180Soru

Geniş bir temporal lob tümörü olan bir hastada, ipsilateral unkusun tentoryum kenarından aşağı doğru yer değiştirdiği (unkal herniasyon) saptanmıştır. Bu hastada, herniye olan dokunun basısı sonucunda aşağıdaki damarlardan hangisinin tıkanması ve buna bağlı olarak primer görsel kortekste (oksipital lob) enfarkt gelişmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Posterior serebral arter

Cevap

Posterior serebral arter
Transtentoryal (unkal) herniasyonda, temporal lobun medial kısmı (unkus) tentoryum serebelli serbest kenarı boyunca aşağı doğru itilir. Bu süreçte ipsilateral posterior serebral arter, tentoryumun sert kenarı ile herniye olan doku arasında sıkışır. Bu vasküler bası, arterin beslediği primer görsel kortekste (oksipital lob) hemorajik enfarkt gelişmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Temporal kitleye bağlı transtentoryal (unkal) herniasyon gelişimi.
Unkusun tentoryum serebelli kenarından aşağı sarkması mekanizmasını anlamak gerekir.
2
Vasküler anatomi ile herniasyon ilişkisini kur
Herniye olan dokunun tentoryum kenarında sıkıştırdığı yapılar belirlenir.
Unkal herniasyonda 3. kranial sinir ve posterior serebral arter bası altındaki başlıca yapılardır.
3
Sonucu değerlendir
Posterior serebral arter (PSA) tıkanıklığı oksipital lob enfarktına yol açar.
PSA, primer görsel korteksin ana besleyici damarıdır.

Anahtar Kavram

Unkal herniasyonda vasküler komplikasyonlar: Posterior Serebral Arter (PSA) basısı ve oksipital lob enfarktüsü.

İpuçları

1
Herniasyon tiplerini ve hangi anatomik 'kenarların' (falks, tentoryum) basıya neden olduğunu düşünün.
2
Oksipital lobu besleyen ve tentoryum serebelli kenarına çok yakın seyreden ana arteri hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kernohan çentiği fenomenini ve kontralateral hemiparezi mekanizmasını tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 9 / 17Sonraki
Sinir Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin