Sinir Sistemi Patolojisi

324 soru

Soru 181Soru

5555 yaşında bir erkek hasta, son 33 haftadır giderek artan baş ağrısı, hafif ateş, gece terlemesi ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ense sertliği saptanıyor ve hastada 6.6. kranial sinir felcine bağlı diplopi gözleniyor. Yapılan beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) analizinde; basınç artmış, protein 350mg/dL350 mg/dL, glukoz 18mg/dL18 mg/dL (eş zamanlı kan şekeri 105mg/dL105 mg/dL) ve hücre sayısı 300/mm3300/mm^3 (%8585 lenfosit) olarak bulunuyor. Bu hastanın beyin dokusu ve meninkslerinin makroskobik veya mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bazal sisternaları dolduran jelatinöz eksüda, kazeifiye granülomlar ve endarteritis obliterans

Cevap

Bazal sisternaları dolduran jelatinöz eksüda, kazeifiye granülomlar ve endarteritis obliterans saptanması en olasıdır.
Verilen BOSBOS değerleri (özellikle 350mg/dL350 mg/dL gibi çok yüksek protein ve belirgin düşük glukoz) ile klinik tablo (bazal kranial sinir tutulumu ve kronik seyir) Tüberküloz menenjiti için tipiktir. Tüberküloz menenjitinin morfolojik özellikleri; bazal meninkslerde kalın jelatinöz eksüda birikimi, mikroskobik olarak kazeifiye granülomların varlığı ve damarlarda lümen daralmasına yol açan endarteritis obliteranstır.

Adım Adım Çözüm

1
BOS bulgularının analizi
Yüksek protein, çok düşük glukoz ve lenfositik pleositoz kronik bir menenjit tablosuna (Tüberküloz veya Fungal) işaret eder.
Akut bakteriyel menenjitte nötrofil, viral menenjitte normal glukoz beklenir.
2
Klinik ipuçlarının değerlendirilmesi
Haftalar süren progresif seyir, ateş, gece terlemesi ve bazal menenjit göstergesi olan 6.6. sinir felci Tüberkülozu destekler.
Tüberküloz menenjiti tipik olarak beyin tabanını (bazal sisternler) tutar ve kranial sinirleri sıkıştırır.
3
Patolojik korelasyonun kurulması
Tüberkülozun patolojik karşılığı kazeifiye granülomlar, bazal eksüda ve damar tutulumudur.
Endarteritis obliterans, tüberküloz menenjitinde damar duvarındaki intimal proliferasyon sonucu oluşan vaskülit tablosudur.

Anahtar Kavram

Tüberküloz menenjiti, bazal yerleşimli yoğun eksüda, kazeifikasyon gösteren granülomlar ve vasküler yapılarda endarteritis obliterans ile karakterize kronik bir enfeksiyondur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 182Soru

Daha önce bilinen bir sağlık sorunu olmayan 1313 yaşındaki bir olguda; yavaş ilerleyen kognitif yıkım, motor becerilerde kayıp ve tekrarlayan miyoklonik nöbetler gözlemlenmektedir. Pediatri kliniğinde yapılan tıbbi öykü sorgulamasında, hastanın bebeklik döneminde (yaklaşık 11 yaşında) ağır ve febril, makülopapüler döküntülü bir enfeksiyon geçirdiği anlaşılıyor. Alınan serebrospinal sıvı (BOSBOS) örneğinin analizinde; glukoz (6060 mg/dL) ve lökosit (22 hücre/mm 3^3) sayımı referans aralığında bulunmuş, ancak total protein düzeyinin hafif arttığı ve oligoklonal IgGIgG bantlarının pozitif olduğu gösterilmiştir. Klinik tablosu hızla kötüleşen ve kaybedilen bu olgunun postmortem nöropatolojik incelemesinde en muhtemel mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem nöronların hem de oligodendrositlerin içerisinde, etrafı berrak bir haloyla çevrili eozinofilik intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyonların izlenmesi

Cevap

Hem nöronların hem de oligodendrositlerin içerisinde, etrafı berrak bir haloyla çevrili eozinofilik intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyonların izlenmesi
Sunulan klinik tablo (bebeklikte geçirilmiş makülopapüler döküntülü enfeksiyon, yıllar sonra başlayan kognitif yıkım ve miyokloni) ile BOS bulguları (normal glukoz ve lökosit, oligoklonal bant pozitifliği) spesifik olarak Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) ile uyumludur. SSPE'nin karakteristik nöropatolojik bulgusu; enfekte nöronlarda ve oligodendrositlerde, etrafı berrak bir halo ile çevrili eozinofilik intranükleer ve intrasitoplazmik Dawson inklüzyon cisimciklerinin varlığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve BOS bulgularının sentezlenmesi.
Erken çocukluk döneminde geçirilen kızamık (döküntülü hastalık) öyküsü sonrası yıllar içinde gelişen ilerleyici kognitif yıkım, miyokloni ve BOS'ta izole oligoklonal bant pozitifliği (normal glukoz ve hücre ile birlikte) saptandı.
Etyolojinin belirlenmesi için anahtar semptomların ve laboratuvar profilinin tanımlanması.
2
Olası tanının belirlenmesi.
Mevcut klinik ve laboratuvar tablosu, kızamık virüsünün defektif formlarına bağlı olarak gelişen Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) tanısı ile tam uyumludur.
Hastalığın spesifik patofizyolojik sürecinin netleştirilmesi.
3
SSPE'nin patognomonik mikroskobik bulgusunun seçeneklerle eşleştirilmesi.
SSPE tablosunda, nöron ve glia hücrelerinde kızamık virüsü nükleokapsidlerini içeren nükleer ve sitoplazmik Dawson inklüzyon cisimciklerinin varlığı patognomoniktir.
Tıbbi patoloji pratiğinde kesin tanının morfolojik karakteristikler üzerinden doğrulanması.

Anahtar Kavram

Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) patolojisi ve santral sinir sistemi viral inklüzyon morfolojileri
Soru 183Soru

Multipl skleroz (MS) seyrinde santral sinir sisteminde oluşan demiyelinizasyon odaklarının (plakların) morfolojik özellikleri hastalığın aktivitesi hakkında bilgi verir. Mikroskobik incelemede; yoğun myelin yıkımıyla ilişkili lipid yüklü makrofajların (köpüksü hücreler) baskın olduğu, aksonların nispeten korunduğu ve belirgin perivenüler lenfositik manşetlenme (cuffing) izlenen lezyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif plak

Cevap

Aktif plak, yoğun lipid yüklü makrofaj infiltrasyonu ve perivenüler lenfositik manşetlenme ile karakterize olan taze demiyelinizasyon odağıdır.
Aktif plaklarda, myelin kılıfının yeni parçalanması sonucunda açığa çıkan lipidleri fagosite eden çok sayıda köpüksü makrofaj bulunur. Ayrıca lezyonun çevresindeki damarların etrafında yoğun lenfosit manşetlenmesi (perivenüler infiltrasyon) izlenir. Bu bulgular sürecin akut/aktif olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Lezyonun hücresel içeriğini analiz et.
Lipid yüklü makrofajlar ve perivenüler lenfosit infiltrasyonu saptandı.
Makrofajlar taze myelin yıkım ürünlerini temizlemek için oradadır, lenfositler ise aktif immün yanıtı gösterir.
2
Aksonların durumunu değerlendir.
Aksonların nispeten korunmuş olması (aksonal prezervasyon).
Primer demiyelinizan hastalıklarda myelin yıkılırken aksonlar (geç evrelere kadar) korunur; bu, infarkt gibi nekrotik süreçlerden temel farktır.
3
Tanıyı plak evreleriyle eşleştir.
Bulgular aktif plak tanısını doğrular.
İnaktif plaklarda hücresellik azalırken gliozis artar; gölge plaklarda ise parsiyel remyelinizasyon görülür.

Anahtar Kavram

MS plaklarının morfolojik evrelemesi: Aktif plak (inflamasyon + makrofaj), İnaktif plak (gliozis + myelin yokluğu), Gölge plak (remyelinizasyon).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 184Soru

Gelişimsel gerileme ve motor kayıplarla başvuran 2 yaşındaki bir hastada yapılan beyin biyopsisinde; beyaz cevherde yaygın miyelin kaybı, gliozis ve kan damarları çevresinde toplanmış, sitoplazmalarında galaktoserebrosid içeren çok çekirdekli büyük 'globoid' hücreler izleniyor. Bu hastalıkta miyelin üreten hücreler için direkt toksik olduğu bilinen ve birikimi patogenezde kilit rol oynayan madde aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psikosine (galaktosilsfingozin)

Cevap

Psikosine (galaktosilsfingozin), Krabbe hastalığında (globoid hücreli lökodistrofi) oligodendrosit kaybından sorumlu olan temel toksik metabolittir.
Krabbe hastalığı, lizozomal bir enzim olan galaktoserebrosid β\beta-galaktosidaz eksikliği sonucu gelişir. Bu enzimin yokluğunda galaktoserebrosid normal yolağından saparak psikosine (galaktosilsfingozin) dönüşür. Psikosine, hem santral hem de periferik sinir sistemindeki miyelin üreten hücreler (oligodendrositler ve Schwann hücreleri) için son derece toksiktir ve yaygın demiyelinizasyonun ana nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Beyaz cevherde miyelin kaybı ve karakteristik 'globoid' hücrelerin (galaktoserebrosid içeren makrofajlar) tespiti.
Bu bulgular bir dismiyelinizan hastalık (lökodistrofi) olan Krabbe hastalığına işaret eder.
2
Enzimatik defektin belirlenmesi
Galaktoserebrosid β\beta-galaktosidaz enzim eksikliği.
Krabbe hastalığında galaktoserebrosidin seramid ve galaktoza yıkımı bozulur.
3
Patogenetik mekanizmanın analizi
Alternatif yolak üzerinden psikosine (galaktosilsfingozin) üretimi ve birikimi.
Asıl biriken madde galaktoserebrosid olsa da, yan ürün olan psikosine oligodendrositler ve Schwann hücreleri için direkt toksiktir ve hücre ölümüne yol açar.

Anahtar Kavram

Krabbe hastalığında (Globoid Hücreli Lökodistrofi) primer patolojik mekanizma, galaktoserebrosidaz eksikliği sonucu oluşan toksik psikosine birikimidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 185Soru

Ani gelişen şiddetli baş ağrısı, bulantı ve sağ taraflı tam felç (hemipleji) şikayetiyle acil servise getirilen 6262 yaşındaki erkek hastanın yapılan beyin tomografisinde, sol putamen ve dış kapsül (kapsüla eksterna) bölgesinde geniş bir akut kanama odağı izlenmiştir. Hastanın özgeçmişinde 1515 yıldır devam eden ve düzensiz tedavi edilen sistemik hipertansiyon öyküsü bulunmaktadır. Bu hastada gelişen intraserebral kanamanın altında yatan en olası vasküler patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Charcot-Bouchard mikroanevrizması

Cevap

Derin yerleşimli hipertansif kanamalarda en olası neden Charcot-Bouchard mikroanevrizmalarıdır.
Kontrolsüz hipertansiyon, beyindeki küçük penetran arterlerde (özellikle lentikülostriat arterler) hiyalin arteriyoloskleroz gelişmesine ve damar duvarının zayıflayarak Charcot-Bouchard mikroanevrizmalarının oluşmasına neden olur. Bu mikroanevrizmaların rüptürü, bazal ganglia (putamen), talamus ve pons gibi derin beyin yapılarında klasik intraserebral kanamalara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve risk faktörleri analiz edilir.
Uzun süreli kontrolsüz hipertansiyon ve derin parankimal (putamen) kanama saptanır.
Hipertansiyon, bazal ganglia kanamaları için en güçlü risk faktörüdür.
2
Vasküler patolojik mekanizma belirlenir.
Küçük çaplı penetran arterlerde hiyalin arteriyoloskleroz ve buna bağlı zayıflayan duvar yapısında mikroanevrizmalar oluşur.
Charcot-Bouchard anevrizmaları hipertansif bireylerde lentikülostriat arterler üzerinde gelişir.
3
Diğer vasküler lezyonlarla ayırıcı tanı yapılır.
Sakküler anevrizmaların subaraknoid mesafeye, amiloid anjiyopatinin ise kortikal bölgelere kanama yaptığı hatırlanır.
Anatomik yerleşim, etyolojik tanıda en önemli ipucudur.

Anahtar Kavram

Hipertansif intraserebral kanamaların en sık nedeni küçük penetran arterlerdeki Charcot-Bouchard mikroanevrizmalarıdır.
Soru 186Soru

Kafa içi yer kaplayan bir kitleye sekonder gelişen transtentoriyal (unkal) herniasyonun patofizyolojisi ve bu süreçte ortaya çıkan ikincil morfolojik değişiklikler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Unkal herniasyonun erken bir bulgusu olan pupilla dilatasyonu, III. kranial sinirin merkezinde (core) yer alan parasempatik liflerin, periferik yerleşimli motor liflere göre basıya daha duyarlı olmasından kaynaklanır.

Cevap

Pupilla dilatasyonunun nedeni olan parasempatik liflerin sinirin merkezinde (core) yer aldığını savunan ifade yanlıştır; çünkü bu lifler sinirin periferinde yer alır.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü III. kranial sinir (nervus oculomotorius) içerisinde pupilla konstriksiyonundan sorumlu olan parasempatik lifler sinirin en dış (periferik) kısmında yerleşmiştir. Unkal herniasyon gibi sinire dışarıdan gelen mekanik basılarda, bu periferik lifler merkezde yer alan motor aksonlardan çok daha önce hasar görür. Bu nedenle hastada ptozis veya tam oftalmopleji gelişmeden önce, erken bir bulgu olarak 'ışık refleksine yanıtsız dilated pupilla' gözlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafa içi basınç artışına bağlı herniasyon tiplerini ve anatomik komşuluklarını değerlendir.
Transtentoriyal herniasyonda temporal lobun unkus kısmının tentoryum kenarından aşağı kaydığı belirlendi.
Vasküler ve sinirsel basıların hangi yapılar üzerinde gerçekleşeceğini anlamak için anatomik lokalizasyon kritiktir.
2
III. kranial sinirin (nervus oculomotorius) iç organizasyonunu hatırla.
Parasempatik liflerin sinirin en dış kısmında (periferik), motor liflerin ise merkezinde (santral/core) yerleştiği tespit edildi.
Dışarıdan gelen basıların (herniasyon, anevrizma) neden önce pupilla bulgusu verdiğini, iskemik hasarların (diyabet) ise neden pupillayı koruduğunu açıklar.
3
Seçeneklerdeki ikincil hasar mekanizmalarını (Duret, ACP enfarktı, Kernohan) doğrula.
Duret hemorajilerinin kaudal kayma, Kernohan çentiğinin karşı taraf pedinkül basısı ve ACP enfarktının tentoryal sıkışma ile ilişkili olduğu teyit edildi.
Herniasyonun tüm sekonder etkilerinin patofizyolojik doğruluğunu kontrol etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Unkal herniasyonda dıştan basıya maruz kalan III. kranial sinirin parasempatik liflerinin periferik yerleşimi nedeniyle pupilla dilatasyonunun motor felçten önce gelişmesi.

Daha Fazla Pratik

III. kranial sinir hasarında pupilla tutulumu üzerinden kompresif (anevrizma/herniasyon) ve vaskülopatik (diyabet) ayırıcı tanısını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 187Soru

Prematüre doğan ve neonatal dönemde şiddetli hipotansiyon ile hipoksi öyküsü olan bir bebeğin nöropatolojik incelemesinde; lateral ventriküllerin komşuluğundaki beyaz cevherde infarkt odakları saptanmıştır. Makroskobik olarak tebeşirimsi beyaz plaklar şeklinde görülen bu lezyonların merkezinde zamanla kistik kavitasyonların geliştiği izlenmiştir.

Periventriküler lökomalazi olarak adlandırılan bu perinatal beyin hasarı tablosunda, hasar bölgesinde izlenen temel nekroz tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Likefaksiyon nekrozu

Cevap

Likefaksiyon nekrozu
Doğru seçenek olan likefaksiyon nekrozu, santral sinir sisteminde iskemik hasar sonrası hidrolitik enzimlerin etkisiyle dokunun sıvılaşması sürecidir. Periventriküler lökomalazi vakalarında, nekrotik alanlar organizasyon sürecinde sıvılaşarak makroskobik kavitasyonlara dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et.
Prematüre bebekte hipotansiyon/hipoksi sonrası gelişen periventriküler beyaz cevher hasarı 'Periventriküler Lökomalazi'dir.
Vakanın perinatal hasar türünü belirlemek, beklenen patolojik süreci anlamayı sağlar.
2
Merkezi sinir sistemi dokusunun hipoksiye yanıtını değerlendir.
Beyin dokusu, hipoksik/iskemik hasara (infarkt) sıvılaşarak (likefaksiyon) yanıt verir.
Beynin yüksek lipid içeriği ve düşük yapısal protein desteği nedeniyle proteoliz ve sıvılaşma baskındır.
3
Lezyonun makroskobik evrimini yorumla.
Nekroz odakları sıvılaştıkça geride 'kistik kavitasyonlar' bırakır.
Likefaksiyon nekrozunun en tipik makroskobik sonucu kistik boşluk oluşumudur.

Anahtar Kavram

Merkezi sinir sisteminde (beyin) hipoksi sonucu gelişen doku ölümü, protein denatürasyonu yerine enzimatik sindirimin baskın olması nedeniyle her zaman likefaksiyon nekrozu ile sonuçlanır.

Daha Fazla Pratik

Periventriküler lökomalazi ile benzer şekilde prematürelerde sık görülen 'Germinal Matriks Kanaması'nın anatomik lokalizasyonunu ve derecelendirme kriterlerini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 188Soru

Bilinen Alzheimer hastalığı tanısı olan 8282 yaşındaki bir kadın hasta, ani gelişen sağ hemiparez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Kraniyal BT incelemesinde sol parietal lobda, kortikal yüzeye yakın yerleşimli geniş bir hematom saptanıyor. Hastanın kan basıncı normal sınırlarda olup, özgeçmişinde hipertansiyon öyküsü bulunmamaktadır. Bu hastadaki intraparenkimal kanamanın altında yatan en olası patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük ve orta çaplı kortikal arter duvarlarında amiloidojenik peptit birikimi

Cevap

Küçük ve orta çaplı kortikal arter duvarlarında amiloidojenik peptit birikimi (Serebral Amiloid Anjiyopati)
Serebral amiloid anjiyopati (CAA), Alzheimer hastalığında da biriken amiloidojenik peptitlerin (AβA\beta) kortikal ve leptomeningeal arter duvarlarında birikmesiyle karakterizedir. Bu durum damar duvarlarını kırılgan hale getirerek spontan lober (kortikal) kanamalara yol açar. Hastanın yaşı, Alzheimer tanısı ve hipertansiyonun olmayışı bu tanıyı destekleyen en güçlü verilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik verilerini ve klinik öyküsünü değerlendirin.
8282 yaşında, Alzheimer hastası ve hipertansiyonu olmayan bir birey söz konusudur.
Yaş ve eşlik eden hastalıklar patogenez hakkında ipucu verir.
2
Kanamanın radyolojik lokalizasyonunu analiz edin.
Kanama 'lober' (parietal lob, kortikal yüzeye yakın) yerleşimlidir.
Hipertansif kanamalar derin yapıları (talamus, bazal gangliyon), amiloid anjiyopati ise kortikal/lober bölgeleri tercih eder.
3
Lober kanama ile Alzheimer hastalığı arasındaki patolojik ilişkiyi kurun.
Hem Alzheimer plaklarında hem de damar duvarlarında AβA\beta (amiloid beta) peptid birikimi görülür.
Bu birikim damar duvarını zayıflatarak spontan rüptüre ve kanamaya yol açar.

Anahtar Kavram

Serebral Amiloid Anjiyopati (CAA)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 189Soru

3939 haftalık (term) doğan bir bebeğin fizik muayenesinde baş çevresinin normal olduğu saptanıyor. Ancak transfontanel ultrasonografi ve kraniyal MRG incelemesinde; her iki serebral hemisfer parankiminin hemen hemen tamamen kaybolduğu ve yerini BOS ile dolu geniş bir kavitenin aldığı izleniyor. Bu kavitasyonel görünüme rağmen falks serebrinin var olduğu, talamusların ve bazal ganglionların anatomik olarak korunduğu ve orta hatta birbirlerinden ayrı izlendiği, serebellum ve beyin sapının ise normal yapıda olduğu dikkati çekiyor. Bu olguda saptanan malformasyonun en olası tanısı ve altında yatan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hidranensefali - Bilateral internal karotis arterlerin intrauterin oklüzyonu

Cevap

Hidranensefali ve bilateral internal karotis arter oklüzyonu
Hidranensefali, intrauterin dönemde (genellikle bilateral internal karotis arter tıkanıklığı sonucu) serebral hemisferlerin yaygın iskemik nekroza uğraması ve yerini BOS dolu bir kist almasıdır. Bu tabloda posterior sirkülasyondan beslenen talamuslar, bazal ganglionlar, beyin sapı ve serebellum korunur. Falks serebrinin varlığı, beynin başlangıçta normal bir bölünme süreci geçirdiğini ancak sonradan yıkıldığını gösteren kritik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Radyolojik bulguları analiz et
Serebral hemisferlerin yerini BOS dolu bir boşluk almış, ancak talamuslar ve bazal ganglionlar korunmuş.
Bu durum, beyin dokusunun gelişimsel bir yokluğunu değil, sonradan gelişen kitlesel bir yıkımı (ensefaloklastik süreç) düşündürür.
2
Vasküler sulama alanlarını değerlendir
Talamuslar, bazal ganglionlar ve posterior fossa yapıları vertebrobaziler sistemden beslenir; hemisferler ise internal karotis sisteminden beslenir.
Sadece hemisferlerin yıkılması, internal karotis arterlerin tıkanıklığına bağlı iskemik nekrozu doğrular.
3
Ayırıcı tanı yap
Holoprozensefali elenir çünkü orada talamuslar birleşiktir; anensefali elenir çünkü kranium sağlamdır.
Hidranensefalide falks serebri mevcuttur, bu da prosensefalonun başlangıçta normal bölündüğünü ancak sonradan yıkıldığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Hidranensefali ile Holoprozensefali ayrımı (Vasküler destrüksiyon vs. Gelişimsel bölünme kusuru)

İpuçları

1
Hangi damarların tıkanması durumunda sadece hemisferler etkilenir, talamus ve beyin sapı korunur?

Daha Fazla Pratik

Posterior fossa malformasyonları (Dandy-Walker vs Chiari) arasındaki anatomik farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 190Soru

Yeni doğan bir bebeğin fizik muayenesinde lumbosakral bölgede açık bir miyolomeningosel kesesi saptanmıştır. Yapılan kraniyal MRI incelemesinde; arka çukurun (posterior fossa) normalden küçük olduğu, serebellar vermisin foramen magnumdan aşağıya doğru hernie olduğu ve mezensefalonda "tektal gagalaşma" (tectal beaking) görünümü izlenmiştir. Bu hastada, santral sinir sisteminin diğer bölgelerinde aşağıdaki anomalilerden hangisinin eşlik etme olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polimikrogiri

Cevap

Chiari Tip II malformasyonuna sahip bir hastada kortikal anomalilerden polimikrogiri eşlik etme olasılığı en yüksektir.
Chiari Tip II malformasyonu, arka çukurun gelişimsel olarak küçük kalması sonucunda serebellumun (özellikle vermis), ponsun ve medulla oblongatanın foramen magnumdan aşağıya doğru yer değiştirmesiyle karakterizedir. Bu tabloya neredeyse her zaman lumbosakral miyolomeningosel eşlik eder. Ayrıca mezensefalonda tektal gagalaşma ve akuedukt stenozuna bağlı hidrosefali sık görülür. Kortikal düzeyde ise en sık eşlik eden bulgular polimikrogiri (çok sayıda küçük girus), heterotopiler ve korpus kallozum anomalileridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki ana malformasyonu tanımlayın.
Lumbosakral miyolomeningosel, küçük posterior fossa, vermis herniasyonu ve tektal gagalaşma birlikteliği Chiari Tip II malformasyonuna işaret eder.
Chiari II, arka çukurun küçük kalması nedeniyle beyin dokularının aşağı doğru itildiği kompleks bir anomalidir.
2
Chiari II ile ilişkili diğer santral sinir sistemi anomalilerini değerlendirin.
Bu tabloya sıklıkla korpus kallozum agenezisi, obstrüktif hidrosefali ve kortikal migrasyon kusurları eşlik eder.
Gelişimsel süreçte arka çukur yetersizliği, kraniyal boşluktaki diğer yapıların da gelişimini ve yerleşimini etkiler.
3
Seçenekler arasından en spesifik eşlik eden anomaliyi seçin.
Polimikrogiri, Chiari II olgularında en sık görülen kortikal malformasyonlardan biridir.
Migrasyon kusurları, nöral tüp kapanma defektleri ile birlikte sıkça görülür.

Anahtar Kavram

Chiari Tip II Malformasyonu ve İlişkili Anomaliler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 191Soru

Üç aylık bir bebekte progresif baş çevresi artışı nedeniyle yapılan radyolojik incelemede; posterior fossanın normalden küçük olduğu, serebellar vermis ve beyin sapının foramen magnumdan aşağıya doğru yer değiştirdiği ve lomber bölgede miyelomeningosel bulunduğu saptanıyor. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Chiari tip II malformasyonu

Cevap

Küçük posterior fossa, serebellar vermis herniasyonu ve lomber miyelomeningosel birlikteliği Chiari tip II malformasyonunu tanımlar.
Chiari tip II malformasyonunda posterior fossanın hacmi azalmıştır. Bu durum serebellar vermisin ve beyin sapının foramen magnumdan spinal kanala doğru yer değiştirmesine (herniasyonuna) neden olur. En karakteristik eşlik eden bulgu ise lomber bölgedeki miyelomeningoseldir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (posterior fossa boyutu, yer değiştirme yönü) analiz et.
Posterior fossanın küçük olması ve yapıların foramen magnumdan aşağı yer değiştirmesi (herniasyon benzeri görünüm) saptandı.
Bu bulgular Chiari grubu malformasyonlara yönlendirir.
2
Eşlik eden anomalileri (miyelomeningosel) kontrol et.
Lomber miyelomeningosel varlığı saptandı.
Tip I ve Tip II ayrımında miyelomeningosel varlığı kritiktir; Tip II'de neredeyse sabittir.
3
Tanıyı netleştir.
Chiari tip II malformasyonu tanısına ulaşıldı.
Küçük posterior fossa + vermis herniasyonu + miyelomeningosel triadı bu tanıya özgüdür.

Anahtar Kavram

Chiari Tip II (Arnold-Chiari) malformasyonu, posterior fossa küçüklüğü ve buna bağlı olarak hindbrain yapılarının (vermis, pons, medulla) aşağı itilmesi ile karakterize bir malformasyondur ve genellikle miyelomeningosel ile birliktedir.

Daha Fazla Pratik

Chiari malformasyonları ile sıklıkla birlikte görülen 'siringomiyeli' kavramını incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 192Soru

Zamanında (termterm) doğan ve perinatal dönemde derin hipoksik-iskemik hasar öyküsü olan 33 yaşındaki bir çocukta gelişimsel gerilik ve belirgin koreoatetotik distoni saptanmıştır. Yapılan nöropatolojik incelemelerde, bazal ganglionlarda ve talamusta nöron kaybı ile belirgin reaktif gliozis izlenmiş; ayrıca bu bölgelerde astrositler tarafından gerçekleştirilen anormal miyelinizasyon nedeniyle 'mermer' görünümü saptanmıştır. Bu olguda tanımlanan nöropatolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marmorat durum (Status marmoratus)

Cevap

Bazal ganglionlarda ve talamusta nöron kaybı, gliozis ve anormal miyelinizasyon ile karakterize olan 'Marmorat durum' (Status marmoratus) doğru cevaptır.
Marmorat durum (Status marmoratus), zamanında doğan bebeklerde derin hipoksi sonrası bazal ganglionlar (özellikle kaudat, putamen) ve talamusta görülen bir hasar paternidir. Nöron kaybı ve gliozisin yanı sıra, bu bölgelerdeki astrositlerin anormal miyelini sentezlemesi sonucu kesit yüzeyinde 'mermer' benzeri beyaz çizgilenmeler görülür. Klinik olarak sıklıkla koreoatetotik serebral palsi ile sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını ve hastanın doğum öyküsünü değerlendir.
Zamanında (term) doğan bebekte perinatal asfiksi ve sonrasında gelişen koreoatetoz tablosu saptanmıştır.
Term bebeklerde derin hipoksi genellikle bazal ganglionları ve talamusu etkilerken, prematürelerde periventriküler beyaz cevher daha duyarlıdır.
2
Morfolojik bulguları analiz et.
Kaudat nukleus, putamen ve talamusta 'mermer' (marmorat) görünümü ve anormal miyelinizasyon bulguları mevcuttur.
Bu spesifik bulgu, bazal ganglionlardaki hasara yanıt olarak astrositlerin anormal miyelini sentezlemesiyle oluşur.
3
Tanımlanan bulguları patolojik isimle eşleştir.
Tablo 'Marmorat durum' (Status marmoratus) olarak adlandırılır.
Marmorat durum, bu anatomik lokalizasyon ve spesifik histopatolojik değişikliğin (anormal miyelinizasyon) klasik adıdır.

Anahtar Kavram

Marmorat durum, zamanında doğan bebeklerde derin hipoksik-iskemik hasar sonucu bazal ganglionlarda oluşan reaktif gliozis ve aberran miyelinizasyon tablosudur.
Soru 193Soru

Multipl skleroz (MSMS) şüphesi olan bir hastada, beyin omurilik sıvısının (BOSBOS) immünolojik incelemesinde saptanan ve tanıyı güçlü bir şekilde destekleyen en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoklonal immünglobulin GG (IgGIgG) bantları

Cevap

BOS'ta saptanan oligoklonal immünglobulin G (IgG) bantları
Multipl skleroz (MS) tanısında beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesi oldukça önemlidir. Hastaların %90'ından fazlasında BOS elektroforezi yapıldığında gama-globulin bölgesinde oligoklonal bantlar (immünglobulin G artışı) saptanır. Bu durum merkezi sinir sistemi içinde plazma hücreleri tarafından gerçekleştirilen sınırlı (klonal) antikor üretimini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalığın patogenezini gözden geçir.
Multipl skleroz (MS), MSS'de myelin kılıfına karşı gelişen otoimmün bir demiyelinizasyon hastalığıdır.
Tanısal testler bu otoimmün yanıtın göstergelerini arar.
2
BOS incelemesindeki tipik değişiklikleri hatırla.
MS hastalarında BOS'ta orta derecede protein artışı, hafif lenfositoz ve özellikle IgG artışı görülür.
MSS içinde B hücreleri tarafından antikor sentezi artmıştır.
3
En spesifik laboratuvar testini belirle.
BOS elektroforezinde gama-globulin bölgesinde 'oligoklonal bantlar' saptanır.
Bu bulgu, MS tanısını destekleyen en karakteristik immünolojik parametredir.

Anahtar Kavram

Multipl Sklerozda BOS Bulguları

İpuçları

1
MS, MSS'de antikor üreten hücrelerin aktivasyonu ile giden bir hastalıktır.
2
Tanı için proteinlerin elektriksel alanda ayrıştırıldığı (elektroforez) testine odaklanın.
3
Gama globulin bölgesinde birden fazla bant oluşumu MS için çok tipiktir.

Daha Fazla Pratik

MS plaklarının aktif ve inaktif evrelerindeki morfolojik farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 194Soru

2424 yaşında erkek hasta, yüksek hızda gerçekleşen bir araç içi trafik kazası sonrası derin koma tablosunda (GKS:3GKS: 3) acil servise getiriliyor. Çekilen kafa bilgisayarlı tomografisinde (BT) geniş bir parankimal hematom veya orta hat shifti saptanmıyor; ancak korpus kallozum ve beyin sapı bölgelerinde birkaç adet milimetrik hemorajik odak izleniyor. Klinik ve radyolojik bulguların uyumsuzluğu nedeniyle hastada "Diffüz Aksonal Hasar" (DAH) düşünülüyor. Bu antite ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasar süreci, travma anında aksonların mekanik olarak tam kat kopması (fiziksel transeksiyon) ile başlar.

Cevap

Hasar sürecinin travma anında aksonların mekanik olarak tam kat kopmasıyla başladığını belirten ifade yanlıştır.
Diffüz Aksonal Hasar'da (DAH) aksonlar travma anında mekanik olarak kopmazlar. Bunun yerine, rotasyonel/açısal ivmelenme kuvvetleri aksonların aşırı gerilmesine neden olur. Bu gerilme, aksolemma geçirgenliğini bozarak kalsiyum akışını tetikler ve sitoskeletonun (mikrotübüller ve nörofilamentler) progresif olarak bozulmasına yol açar. Aksonal transportun kesintiye uğraması sonucunda proteinler belirli bölgelerde birikir ve aksonal şişlikler (sferüller) oluşur. Fiziksel kopma (sekonder aksonal kesilme) genellikle bu biyokimyasal ve yapısal yıkımdan saatler sonra gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz edin.
Yüksek hızlı travma, düşük GKS ve minimal BT bulgusu (milimetrik peteşiler) Diffüz Aksonal Hasar'a (DAH) işaret eder.
DAH, radyolojik bulguların ciddiyeti ile klinik tablonun (derin koma) uyumsuz olduğu durumlar için tipiktir.
2
DAH patogenezini değerlendirin.
Primer hasar aksonların kopması değil, gerilmesidir.
Rotasyonel ivmelenme aksonal membranda geçirgenlik artışına, sitoskeletal bozulmaya ve kalsiyum girişine neden olur; bu da aksonal transportu durdurur.
3
Mikroskobik ve immünohistokimyasal bulguları hatırlayın.
Aksonal sferüller ve Beta-APP birikimi anahtar bulgulardır.
Transportun kesilmesi proteinlerin akson içinde birikmesine (sferül) yol açar. Beta-APP bu durumu gösteren en erken belirteçtir.

Anahtar Kavram

Diffüz Aksonal Hasar (DAH) Patogenezi
Soru 195Soru

4242 yaşında bir erkek hasta, son birkaç aydır ortaya çıkan ani, sıçrayıcı tarzda istemsiz hareketler ve kişilik değişiklikleri nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenesinde koreiform hareketler saptanıyor. Hastanın babasında da benzer bir tablonun 4040'lı yaşlarda başladığı biliniyor. Beyin görüntülemesinde lateral ventriküllerin genişlemiş olduğu ve korpus striatumda belirgin hacim kaybı izleniyor. Bu hastada izlenen patolojik değişikliklerin temelinde yatan moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Korpus striatumda huntingtin proteini agregasyonu ve GABAerjik nöron kaybı

Cevap

Korpus striatumda huntingtin proteini agregasyonu ve GABAerjik nöron kaybı görülmesi.
Doğru seçenek olan striatumda huntingtin proteini agregasyonu, Huntington hastalığının temel moleküler mekanizmasıdır. Klinik senaryodaki koreiform hareketler, erken yaşta başlangıç, aile öyküsü ve radyolojik olarak nükleus kaudatus atrofisi bu tanı ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (kore, demans) ve aile öyküsünün değerlendirilmesi.
Hastada Huntington hastalığı ön tanısı konur.
Genç yaşta başlayan koreiform hareketler ve otozomal dominant geçiş öyküsü bu hastalık için tipiktir.
2
Görüntüleme bulgularının yorumlanması.
Striatum (nükleus kaudatus ve putamen) atrofisine bağlı lateral ventrikül genişlemesi saptanır.
Huntington hastalığında kaudat nükleus atrofisi sonucu ventriküllerin frontal boynuzları dışa doğru genişleyerek 'box-car' görünümü oluşturur.
3
Patolojik ve moleküler mekanizmanın eşleştirilmesi.
Huntingtin protein birikimi ve nöronal kayıp doğrulanır.
Hastalık 44. kromozomdaki HTT geninde CAG tekrar artışı sonucu yanlış katlanan huntingtin proteinlerinin birikmesiyle oluşur.

Anahtar Kavram

Huntington hastalığında striatal (kaudat ve putamen) atrofi ve huntingtin proteinopatisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 196Soru

Kan-beyin bariyerinin yapısal veya fonksiyonel bütünlüğünün bozulması sonucunda, plazma sıvısının damar dışına sızarak özellikle beyaz cevherdeki hücreler arası (ekstrasellüler) boşlukta birikmesiyle karakterize beyin ödemi tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vazojenik ödem

Cevap

Vazojenik ödem
Vazojenik ödem, kan-beyin bariyerinin bozulmasıyla karakterizedir. Bu hasar sonucunda plazma sıvı ve proteinleri damar dışına sızarak hücreler arası (ekstrasellüler) mesafede birikir. Özellikle tümörler, apse ve travma gibi durumlarda sık görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Ödemin tetikleyici mekanizmasını belirle.
Kan-beyin bariyerinin (KBB) bütünlüğünün bozulduğu saptanmıştır.
Vazojenik ödemin patofizyolojik temeli damar geçirgenliğinin artmasıdır.
2
Sıvının biriktiği anatomik bölgeyi analiz et.
Sıvı hücreler arası (ekstrasellüler) aralıkta birikmektedir.
Bariyer bozulduğunda plazma proteinleri ve su damar dışına çıkarak doku aralığına geçer.
3
Tanımlanan özellikleri uygun patolojik terimle eşleştir.
Vazojenik ödem tanısına ulaşılır.
KBB hasarı ve ekstrasellüler birikim vazojenik ödemi tanımlar.

Anahtar Kavram

Vazojenik ödem, kan-beyin bariyeri hasarı sonucu sıvının hücre dışı aralıkta birikmesidir.
Soru 197Soru

Beyin parankiminde hipoksiye bağlı gelişen kalıcı hasar sonrası izlenen karakteristik nekroz tipi ve bu hasarın onarım sürecinde fibroblastların fonksiyonunu üstlenerek doku bütünlüğünü sağlayan temel glia hücresi aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Likefaksiyon nekrozu - Astrosit

Cevap

Santral sinir sistemindeki iskemik hasar sonrası likefaksiyon nekrozu izlenir ve onarım astrositler tarafından gerçekleştirilir.
Doğru seçenekte belirtilen likefaksiyon nekrozu beyin dokusundaki hipoksik hasarın tipik sonucudur. SSS parankiminde kollajen sentezleyen fibroblastlar çok az olduğu için, onarım sürecinde astrositler hipertrofiye uğrayarak (gemistositik astrositler) ve çoğalarak doku bütünlüğünü sağlar; bu sürece gliozis denir.

Adım Adım Çözüm

1
Hasar tipine göre nekroz türünü belirle
Likefaksiyon (sıvılaşma) nekrozu
SSS parankiminde hücre ölümü sonrası hidrolitik enzimlerin aktivasyonu dokunun sıvılaşmasına neden olur.
2
Onarımda görev alan ana hücreyi belirle
Astrosit
Beyinde fibroblastik aktivite sınırlı olduğu için astrositlerin çoğalması ve uzantılarının artması (gliozis) skar dokusunun yerini tutar.

Anahtar Kavram

Santral sinir sisteminde onarım süreci (gliozis) ve karakteristik nekroz tipi.
Soru 198Soru

7272 yaşında erkek hasta, aniden gelişen sağ taraf felci ve konuşma bozukluğu şikayetleri ile hastaneye yatırılıyor. Yapılan tetkikler sonucunda sol arteria cerebri media (ACMACM) sulama alanında infarkt saptanıyor. Bu hastada beyin dokusundaki iskemik hasara bağlı olarak gelişen karakteristik nekroz tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Likefaksiyon nekrozu

Cevap

İskemik beyin hasarı sonrası beyin dokusunda görülen karakteristik nekroz tipi likefaksiyon nekrozudur.
Santral sinir sisteminde vasküler tıkanıklık sonucu gelişen iskemik hücre ölümü, hidrolitik enzimlerin etkisiyle dokunun sindirilmesine ve sıvılaşmasına (likefaksiyon) yol açar. Bu süreç sonunda infarkt alanı yumuşar ve ilerleyen dönemde kistik bir boşluk (kavite) oluşumuyla sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Hastada aniden gelişen nörolojik defisit ve görüntülemede saptanan infarkt, akut iskemik inme tanısını doğrular.
Vasküler tıkanıklığa bağlı gelişen doku ölümü (nekroz) tipini belirlemek için klinik bağlam gereklidir.
2
Santral sinir sisteminin iskemik hasara yanıtını hatırla.
Beyin dokusu, diğer solid organların (kalp, böbrek vb.) aksine iskemik hasara koagülasyon nekrozu ile değil, likefaksiyon (erime) nekrozu ile yanıt verir.
Beyin dokusunun yüksek lipid içeriği ve hidrolitik enzimlerce hızlı sindirilmesi bu farklılığın nedenidir.

Anahtar Kavram

Santral sinir sistemi infarktlarında (beyin ve medulla spinalis) görülen karakteristik nekroz tipi likefaksiyon nekrozudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 199Soru

6868 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan denge bozukluğu, özellikle merdiven inerken zorlanma ve okuma güçlüğü şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde aşağı bakışta kısıtlılık (vertikal supranükleer bakış felci), aksiyal rijite ve maske yüz görünümü saptanmıştır. Bu hastada yapılan nöropatolojik incelemede saptanması beklenen spesifik morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Tufted" (demet tarzı) astrositler

Cevap

Klinik bulguları Progresif Supranükleer Palsi (PSP) ile uyumlu olan bu hastada görülmesi beklenen patognomonik bulgu "tufted" (demet tarzı) astrositlerdir.
Doğru yanıt olan "tufted" (demet tarzı) astrositler, Progresif Supranükleer Palsi (PSP) hastalığının glial hücrelerdeki patognomonik bulgusudur. PSP hastalarında nöronlarda globöz nörofibriller yumaklar görülürken, astrositlerde bu karakteristik demet tarzı Tau birikimleri saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Vertikal supranükleer bakış felci, aksiyal rijite ve sık düşmeler PSP tanısını düşündürür.
PSP, Parkinsonizm artı sendromları içinde en sık görülen ve bakış kısıtlılığı ile karakterize olan hastalıktır.
2
Patolojik protein birikiminin belirlenmesi
PSP bir 4-tekrar (4R) Tauopati'dir.
Hastalığın temelinde hiperfosforile Tau proteinlerinin nöronlarda (globöz yumaklar) ve glia hücrelerinde birikimi yatar.
3
Glial hücre bulgularının ayırt edilmesi
Astrositlerde görülen "tufted" (demet tarzı) görünüm PSP'ye özgüdür.
Aynı gruptaki kortikobazal dejenerasyonda (CBD) ise "astrositik plaklar" görülür; bu iki bulgu TUS'ta sıkça sorgulanan bir ayrımdır.

Anahtar Kavram

Progresif Supranükleer Palsi (PSP), hiperfosforile Tau (4R) birikimi ile karakterize, klinik olarak vertikal bakış felci ve aksiyal rijite ile seyreden, histopatolojik olarak ise "tufted astrositler" ve globöz nörofibriller yumaklar ile tanınan bir nörodejeneratif hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

PSP ile CBD arasındaki glial farkları (Tufted astrosit vs Astrositik plak) tablo halinde çalışarak pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 200Soru

Davranışsal inhibisyon kaybı, sosyal uygunsuzluk ve hijyen ihmali gibi progresif semptomlar sergileyen 5454 yaşındaki bir kadın hastanın nörolojik değerlendirmesinde frontal lob disfonksiyonu saptanmıştır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde çekilen kranial MR görüntülemesinde frontal ve temporal loblarda belirgin, paryetal ve oksipital loblarda ise korunmuş bir atrofi ('bıçak sırtı' görünümü) izlenmiştir. Bu hastanın beyin dokusunda izlenmesi beklenen temel patolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümüş boyası ile pozitif boyanan, küresel intrasitoplazmik Tau birikimleri

Cevap

Gümüş boyası ile pozitif boyanan, küresel intrasitoplazmik Tau birikimleri
Hastada tarif edilen klinik tablo (kişilik değişikliği, sosyal uygunsuzluk) ve radyolojik bulgular (bıçak sırtı atrofisi), Pick hastalığını (Frontotemporal Lobar Dejenerasyon'un bir formu) işaret etmektedir. Bu hastalığın patognomonik mikroskobik bulgusu, gümüşleme (silver staining) ile belirginleşen, nöron sitoplazmasında yerleşen küresel Tau proteini birikimleridir (Pick cisimcikleri).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Davranış değişikliği ve frontal lob bulguları ön planda olduğu için Frontotemporal Lobar Dejenerasyon (FTLD) düşünülür.
Genç-orta yaşta başlayan kişilik değişikliği ve sosyal disinhibisyon FTLD'nin tipik sunumudur.
2
Morfolojik bulgunun değerlendirilmesi
Frontal ve temporal loblardaki 'bıçak sırtı' (knife-edge) atrofisi Pick hastalığına (FTLD-Tau) işaret eder.
Pick hastalığı, frontal ve temporal loblarda aşırı incelmeye bağlı bu spesifik atrofi görünümünü oluşturur.
3
Patolojik protein ve cisimcik eşleşmesi
Pick hastalığında küresel Tau birikimleri (Pick cisimcikleri) görülür.
Pick cisimcikleri, gümüş boyası ile boyanan ve elektron mikroskobunda düz filamentler şeklinde izlenen Tau proteini aggregatlarıdır.

Anahtar Kavram

Pick Hastalığı (FTLD-Tau) klinik ve patolojik özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 10 / 17Sonraki
Sinir Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 10 | Examkin